Etiket: imf

  • ABD’den yaptırım açıklaması: Türkiye bunu kaldıracak durumda değil

    ABD’den yaptırım açıklaması: Türkiye bunu kaldıracak durumda değil

    ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı John Sitilides, Türkiye’nin S-400 alması durumunda yaptırımların geleceğini belirterek, “Trump, Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu. Türkiye bunu kaldıracak durumda değil” dedi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı stratejist John Sitilides, gerginliği tırmanan S -400 krizine ilişkin, ekonomik ambargonun yolda olduğunu dile getirdi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Sitilides, iki ülke arasındaki ilişkilerinin geleceğine ilişkin, “Başkan Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu. Türkiye bu tür yaptırımları kaldırabilecek durumda değil. Resmi olarak resesyona girerse, ekonomiyi kurtarmak için IMF’den kredi almak zorunda kalabilir” dedi.

    “UÇAKLARIN TESLİM EDİLECEĞİNİ SANMIYORUM”

    “Amerika’dan Türkiye’ye bir yaptırım tehdidi görüyor musunuz?” sorusunu yanıtlayan Sitilides, “Gördüğüm daha çok Amerikan savunma endüstrisini de olumsuz etkileyecek bir durum. Şöyle ki, Trump yönetimi Türkiye’yle olan F-35 savaş uçakları anlaşmasını sona erdirme konusunda çok ciddi. Arizona’daki üsse üç adet F-35 gönderildi. Türk pilotlarının da eğitimi sürüyor. Ancak Türkiye’ye teslim edilmedi bu uçaklar. Ve Ankara S-400 anlaşmasını hayata geçirirse teslim edileceklerini de sanmıyorum. F-35’lerin küresel tedarik zincirinde de sorunlar yaşanacak zira uçakların birçok parçasının ortak üretimi söz konusu. F-35 parçalarının Türkiye’de üretimi iptal edilirse bunun sonucunda dünyanın başka yerlerinde başka üretim merkezleri için arayış başlayacak, bu süreçte parça üretimleri de aksayacak ve mali kayıp yaşanacak.”

    “TÜRKİYE SON 20 YILIN EN ZAYIF DÖNEMİNİ YAŞIYOR”

    Ankara’ya karşı başka mali önlemler alınıp alınmadığı yönündeki soruyu da yanıtlayan Sitilides, “Başkan Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu. Türkiye bu tür yaptırımları kaldırabilecek durumda değil. Resmi olarak resesyona girerse, ekonomiyi kurtarmak için IMF’den kredi almak zorunda kalabilir. Kontrolden çıkmış bir enflasyon, denetimsiz bir işsizlik ve çok ciddi bir borç krizi kapınızda. Bence ekonomik olarak Türkiye son 20 yılın en zayıf dönemini yaşıyor.

    Bu nedenle bence Sayın Erdoğan, iç politikada puan toplamak ya da Türk halkında Amerika ve NATO karşıtlığını körüklemek adına Türk ekonomisinde yıkım yaratmamaya çok dikkat etmeli” dedi.

    “S-400 KIRMIZI ÇİZGİDİR”

    Suudi Arabistan’ın S-400 satın almaya yönelik ilgisini de değerlendiren Sitilides, “F-35’lere karşı S-400’ler, hangi ülkede olursa olsun Amerika’nın kırmızı çizgisidir” diye konuştu.

    “TÜRK -RUS İLİŞKİLERİNDE KIRILMA YAŞANIR”

    Türkiye’nin S-400 sistemini alıp NATO’nun isteği doğrultusunda kullanıma açma olasılığının da sorulduğu Sitilides, şu yanıtı verdi: “Bence mümkün değil. Bu, Putin ile Erdoğan arasında gelişen ilişkinin olağandışı biçimde ihlali anlamına gelir. Bu alışverişin temelinde Vladimir Putin’in S-400 teknolojisini tehlikeye atmayacağı ve NATO’nun hizmetine açmayacağı konusunda Erdoğan’a olan güveni var. Ki biz, Rusya’nın S-300’leri ve daha eski teknolojilerini başarıyla inceledik. Rusya uçaksavar ve füzesavar sistemlerin ihracatında sözü geçen bir ülke olmak istiyor. Ve bence S-400’lerle de Amerikan üretimi Patriotlarla ya da olası başka ülke sistemleriyle rekabete girmek istiyor. Bu yüzden hayır, askeri benzerlik anlamında Putin, S-400’lerin liste başı kalmasını istiyor. Ayrıca Rusya, uçaksavar füzesavar sistemlerini geliştirmek isteyen her ülke için S-400lerin Amerikan Patriotlarına tercih edilebilecek derecede iyi bir sistem olduğunu düşünüyor. Yani aslında burada iki silah üreticisinin basit bir rekabeti de mevcut ve eğer Türkiye, Rusya’nın zirve teknolojisi olan S-400lerle ilgili anlaşmasını ihlal ederse, bu Rusya-Türkiye ilişkilerinde ciddi bir kırılmaya neden olur. O nedenle kimsenin S-400’lerle ilgili böyle bir yöne kayacağını sanmıyorum.”

  • EHP: Yok deseler de kriz geliyor-VİDEO

    EHP: Yok deseler de kriz geliyor-VİDEO

    PİRHA – Emekçi Hareket Partisi (EHP) hükümetin işsizliğin azaldığına ve ekonominin büyüdüğüne dair açıklamalarını değerlendirdi. Emekçi Hareket Partisi Siyasi Büro Üyesi Hakan Öztürk, “Ülkemizde para ve varlıklar değersizleşiyor. Ülkedeki yöneticiler en sıkıştıkları anda enflasyon hedeflerini yükseltiyor” dedi.

    Emekçi Hareket Partisi hükümetin işsizliğin azaldığına ve ekonominin büyüdüğüne dair açıklamalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, hükümetten gelen verilerin aksine enflasyon rakamlarındaki artış ve işsizliğin rekor kırmasıyla krizin geldiği belirtildi.

    Basın toplantısında konuşan Emekçi Hareket Partisi Siyasi Büro Üyesi Hakan Öztürk, “Ülkemizde para değersizleşiyor. Varlıklar değersizleşiyor. Ülkedeki yöneticiler en sıkıştıkları anda enflasyon hedeflerini yükseltiyor. Türkiye’nin saplandığı dış borç batağını gündeme getirmek istiyoruz. Antiemperyalizmden bahsedenler bizi İMF’nin kapısına düşürüyor” diye konuştu.

    “DIŞ BORÇ ÇOK BÜYÜK BİR TEHLİKE”

    “Dış borç çok büyük bir tehlike arkasında da hem iktisadi hem de politik meseleler var” diyen Öztürk, “AKP, kendi hükümetini sürdürmek adına çok büyük bir zorluk yaşıyor. Erdoğan’ın ağzından sürekli faiz meselesini duyuyoruz. Bu bir Siyasal İslam faiz karşıtlığı değildir. Dış borç alma sürecimizin bir türlü sonu gelmiyor” diyen Öztürk şöyle devam etti:

    “2008-2009’da ABD’DE patlayan ekonomik krizin nedeni de inşaatlardı. Dünyada bile çözülemeyen sorun Türkiye’de katbekat fazla etkiliyor. Ucuz kredi ile kendi kendilerini bitiriyorlar. Çok yüksek düzeyde işsizlik oranıyla emeğiyle geçinmek zorunda olan tüm insanlara yansıyor. EHP olarak bu konuda uyarma görevimizi yerine getirmek için toplandık. Bu krize hazırlıklı olmalıyız. İşçiler emekçiler buna hazırlıklı olmalı, mücadeleyle, grevle, örgütlenmeyle karşılık vermelidir.”

    “EN BÜYÜK FABRİKALAR TÜRKİYE’DE KAPANIYOR”

    Emekçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanı Yaşar Aslan ise, “Bu gidişata dur demek için EHP Kriz Komitesi’ni kurduğumuzu söylemek için toplandık. En büyük fabrikalar Türkiye’de kapanıyor. Binlerce işçi işsiz kalıyor. Türkiye’de sermayenin sözcüleri ise çok iyi durumda olduğumuzu, yatırım için en uygun kurun olduğun söylüyor. Ne zaman bir kriz sinyali olsa bu rejimi yetkilileri ekonominin çok iyi gittiğine dair açıklama yapıyor” dedi.

    “BÜYÜME ÜRETİME DAYANMIYOR”

    “Sormak istiyorum. Bu ülkenin çoğunu oluşturan emekçiler her gün elleri yüreklerinde temel giderlere gelen zammı, ekmeğin, doğalgazın ne kadar zamlandığını izliyor. Böyle bir durum varken bu rejimin sözcüleri nasıl ülkede ekonominin gidişatının çok iyi gittiğini söylüyor” diyen Aslan son olarak şunları kaydetti:

    “Uzun zamandır bize “Ekonomimiz büyüdü” diye yutturulmak istenen büyüme rakamları alınan dış borçlara, kredilere ve yatırımın ardı arkasının kesilmediği inşaat sektörüne dayanıyor. Büyüme üretime dayanmıyor. Üretimle ilerleyen kapitalizm bile krizlerle burun buruna iken, büyümesi üretime dayanmayan bir kapitalizmin çöküşe geçmesi süpriz bir gelişme değil. “

    PİRHA/İSTANBUL

  • İktisatçı Erol Katırcıoğlu: AKP iktidarı devam ederse halka kemer sıktırılacak

    İktisatçı Erol Katırcıoğlu: AKP iktidarı devam ederse halka kemer sıktırılacak

    PİRHA- HDP, İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı, İktisatçı Erol Katırcıoğlu, ekonomideki gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdi. Katırcıoğlu, AKP iktidarının devam etmesi halinde Türkiye’nin ya IMF’nin kapısına gideceğini ya da vergilerle halkın kemerinin sıkılacağını ifade etti. Katırcıoğlu, döviz kurlarındaki dalgalanmayı iktidar kanadının ‘dış güç’lerle ilişkilendiren açıklamalarını ise “Yaranız varsa kaşırlar” sözleriyle yorumladı. 

    HDP, İstanbul Birinci Bölge milletvekili adayı, ekonomist Erol Katırcıoğlu, ekonomideki gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdi.

    Katırcıoğlu, AKP iktidarının devam etmesi halinde Türkiye’nin ya IMF’nin kapısına gideceğini ya da vergilerle halkın kemerinin sıkılacağını öne sürdü.

    Döviz kurlarındaki dalgalanmayı iktidar kanadının ‘dış güç’lerle ilişkilendiren açıklamalarını ise “Yaranız varsa kaşırlar” sözleriyle yorumlayan Katırcıoğlu’nun öne çıkan değerlendirmeleri şöyle:

    “ERKEN SEÇİM KARARININ ARDINDA KÖTÜ EKONOMİK TABLO YATIYOR”  

    “Kurlarda ortaya çıkan oynama cari açıktaki problemin tahmin ettiğimizden daha kötü olduğunu gösterdi. Cari açık dediğimiz problemi sahip olduğumuz döviz rezervlerinin borçlarımıza yetmediği gerçeği. Bunun sonucunda faizlerin arttırılması gerekirken arttırılmamış olması da kurların böyle fırlamasına sebep oldu ve anladığım kadarıyla başka sebepler de işin içine katılmış olabilir böyle bir ekonomiyi yürütmek son derece zordur anladığım kadarıyla. Hükümetin erken seçim kararının altında bu gerçek yatmaktadır. Bir laf vardır, bir yaranız varsa kaşıyan olur. Önemli olan yaranızın olmaması. Sizin ekonominiz rayında giden bir ekonomi olsaydı başkalarının yapmak isteyeceğinin sınırları dardır. Hükümet bunu böyle kullanmayı tercih etti. Başarısızlığını kendi yandaşları bakımından gölgelemeyi amaçladı diye düşünüyorum. Nitekim bakarsanız neredeyse her şey dış güçler tarafından kontrol ediliyor ve yürütülüyor.

    “SAVAŞ HARCAMALARININ FATURASINI BİZ ÖDEYECEĞİZ”  

    Şu ana kadar yapılan harcamaların etkisi olmuştur. Türkiye görece olarak aşağı yukarı 800 – 900 milyarlık bir ekonomi. Ekonomiden bir kaynağın üretken olmayan alanlara, savaş sanayine yönelik kullanılması benimsenen siyaset ile ilgili. Bizim açımızdan şunu görüyorum. Kürtlerle ilgili kaygıları ve korkuları bana anlaşılmaz geliyor. Türkiye Kürtlerle birlikte Irak’ta ve Suriye’de davranabilir. Davranabildiği zaman hem Türklere hem Kürtlere yarayacak bir dış politika yürütebilir. Nereden çıktıysa bir beka sorunu sanki Kürtlerin orada özerk bir alan elde etmesi ile çökecekmiş gibi bir siyaset kurgulanıyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Bu geri dönmesi zor bir hale geldi son Afrin Operasyonu ile. Bu yanlış hareketin tabi askeri faturası da bütçeye yazıldı. Bugün bütçenin gayri safi milli hâsıla içinde payı eksi iki buçuğa düştü. Bu şuna işaret ediyor, önümüzdeki dönem bu vergiler yolu ile halktan alınacak kaynaktır. Türkiye öyle bir yere gidiyor ki artık insanların şunu görmesi lazım, Türkiye artık bu kadar merkezi bir şekilde yönetilemez, Herkesin hayatı tek bir kişinin kararına bağlanamaz. Türkiye bu noktaya evrilirken bu seçimler bir şans.”

    “AKP YA IMF’YE BAŞVURACAK YA DA HALKA KEMER SIKTIRACAK”

    “AKP iktidara gelirse ekonomik ve siyasi olarak felaket olacak” diyen İktisatçı Erol Katırcıoğlu,”Bugüne kadar toplumu bir anlamda iktidara ele geçirenlere karşı koruyanlar tüm kalkanlar kaldırılabilecek. Ekonomik olarak da çok sıkı bir kemer sıkma politikası olacak. IMF’ye başvurabilirler, vergilerle yükü halka yükleyecekler. Millet İttifakı’nın kazanması halinde başka bir mecraya gidecek, CHP ve diğer partilerin iktidarı demek söz verdikleri gibi yeni bir anayasa yapılması demek. Bizler de yeni anayasa yapılması gereğinden bahsederiz. Şu anki başkanlık anayasasının öncekinden de kötü olduğunu düşünüyoruz. Bunun değişmesine yönelik adımlar atarlarsa olumlu gelişme olur. Ekonomik olarak bakarsak doğrusu şu ana kadar açıklananlar biraz popülizm kokuyor Sayın İnce’nin açıklamaları. Biraz ben on verdim, sen kaç verdin diyen bir yerden ekonomi siyasetini ifade ediyor” diye konuştu.

    “HDP’NİN TÜRKİYE’Yİ RESESYONDAN KURTARACAK POLİTİKALARI HAZIR” 

    Katırcıoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

    “OHAL derhal kaldırılacaktır. İkincisi yargı düzeni yeniden ihdas edilecektir. Daha objektif karar veren bir yargı düzenine hamle yapmak gerekiyor. Yargı ile ekonomi arasında ne ilişki var diyebilirsiniz ama bugün ekonomik sorunlar aslında siyasetin sorunları. Ekonominin kendi yapısal sorunları vardır ama Türkiye o kadar kötü yönetildi ki ekonomiden önce siyaseti öncelemek gerekiyor. Diğeri daha radikal. Eğer AKP iktidar olursa IMF’ye başvurulacak. Neoliberal düzende krizden çıkma yolu budur. Yunanistan’a da bu empoze edilmiştir. Biz bunun tersi bir öneride bulunuyoruz. Kemer sıkma yerine gelir dağılımında en alttakilere, çalışanlara, talep yaratanlara gelir arttırıcı destekler vermemiz lazım ki talep artışı olsun, üretim artışı ve yatırım artışı olsun. Türkiye bu yüksek faizlerle resesyona girmekten ancak öyle kurtulabilir. Çünkü dengeler öylesine bozuldu ki son faiz hamlesinde yüzde 16, 5’a gelindi. Bu her şeyin pahalanması anlamına gelir. Bu maliyet enflasyonudur. Yüzde 10’larda olan enflasyonu daha yukarı iter. Enflasyon halkın ödediği bir vergidir. İkincisi bütçe açığını kapamak için, zaten yeni vergiler çıkartacaklar, bu da Türkiye halklarının gelir düzeyini iyice düşürecek. Biz tersini yapalım, Postkeynesyen politikalar deniyor. Böyle bir perspektifte program ürettik ve topluma sunuyoruz. Emeklilere, çalışanlara, kredi borcu olanlara, mesela kredi borcunun silinmesi gibi. Bizim perspektifimiz o insanların kredi kartı ile borçlanarak yaşamasını önleyecek bir perspektiftir. Borçlanma zorunluluğu altında yaşayan halkımızı rahatlatacak bir perspektiftir. Çalışanların grev hakkı bir hak anayasaya göre ve Cumhurbaşkanı çıkıp işadamlarına rahat olun, bakın grevleri bile yasaklıyoruz. Bu senin haddin mi ben anayasal hakkımı kullanıp grev kararı alabilirim, sen nasıl böyle bir şey söyleyebiliyorsun. OHAL hükümete sunulmuş bir imkândır ve bu imkânı sonuna kadar kullandılar. Tüm bu OHAL ile yapılmış işlemler geri çevrilecek, KHK’lar, işten atılmalar hepsi tersine çevrilecek. İnsanlar kaybettikleri varlıklarını, işlerini, hayatlarını diyemeyeceğim, hayatını kaybedenler var, bunlar düzeltilemez ama hükümetin aldığı tüm kararların geri çevrilebileceğini düşünüyorum.

    Ece GÜNEŞ SAADETYAN
    Rohat EMEKÇİ

  • İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav: Kurallara teslim olursanız IMF’ye gidersiniz

    İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav: Kurallara teslim olursanız IMF’ye gidersiniz

    Türkiye ekonomisinde gelinen noktayı değerlendiren iktisatçı Korkut Boratav, AKP hükümetinin kendinden önce gelenlerin egemen finans kurallarını kabul ettiğini belirterek, “Kurallara uymaya razı olursanız, teslim olursanız IMF’ye gidersiniz. İşte Türkiye bu noktadadır” ifadelerini kullandı.

    İktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav, TL’deki kayıpları ve ekonomideki gidişatı değerlendirdi.

    Cumhuriyet’e konuşan Boratav, dünyaya hakim olan finans kurallarını “Merkez Bankası’nın kesin bağımsızlığı, enflasyon üzerinde faiz oranını belirleyen sıkı para politikası, döviz fiyatlarının dalgalanmaya bırakılması ve hepsinin temeli olan ana kural sermaye hareketlerinin serbest bırakılması” şeklinde sıraladı.

    AKP’nin kendisinden önce gelenlerin yaptığı değişiklikleri kabul ettiğini belirten Boratav, “Şimdi buna ya uyacaksınız ya da cezalandırılacaksınız” diyerek şöyle devam etti:

    “Şimdi bu kurallar finans kapitalin hakimiyetini sağlayan kurallardır. Bununla baştan kavga etmeniz mümkün. Yani “sermaye hareketlerini kontrol edeceğim” diyerek meydan okuyabilirsiniz. Türkiye bundan 1989’da vazgeçti. Serbest bıraktı. İkincisi Döviz kurunu kontrol edebilirsiniz. Türkiye bundan da Kemal Derviş döneminde 2001’de vazgeçti. 2002 sonunda iktidara gelen AKP de aynı kuralları kabul etti. Şimdi buna ya uyacaksınız ya da cezalandırılacaksınız.”

    Boratav, cezalandırmanın IMF’ye dek uzanabileceği uyarısında da bulundu ve Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi için yaptığı ‘itirazlara’ rağmen sermaye hareketlerinin korunması halinde Türkiye’nin ‘cezalandırılacağını’ savundu:

    “Nedir cezalandırma? Fon girişleri durur. Krediler pahalılaşır ya da ana parayı tahsil etmeye başlar bankalar. Bu da Döviz krizine sürükler. Sonuç, kurallara uymaya razı olursanız, teslim olursanız IMF’ye gidersiniz. İşte Türkiye bu noktadadır.

    Cumhurbaşkanı bu kurallara uyma niyetinde olmadığını çeşitli vesilelerle söylüyor. Fakat söylem ortalığı karıştırıyor. Ne söylüyor: ‘Yurtdışına para kaçıranlara vergi uygulanacak. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olarak Merkez Bankası bağımsızlığına tabi olmak zorunda değildir. Son olarak da faiz bütün kötülüklerin anasıdır, düşürmek lazım.’ Bunlar kurallara itiraz anlamına geliyor ama temel kural korundukça yani sermaye hareketlerinin korunması halinde mümkün değil. Cezalandırılırsınız.”

    İktisatçı Boratav, son olarak ekonomideki kötüye gidişin vatandaşa yansıyacağı tarihe ilişkin ise “Enflasyon yukarı çekilir, sonunda sert krize dönüşürse ekonomi daralmaya başlar. İşsizlik yükselir. Ancak bu nokta daha sonra gelir. Yıl sonunda gelir. Özellikle önümüzdeki yıl gelir” ifadelerini kullandı.