Etiket: imranlı

  • Cogi Baba Festivali için çağrı: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddediyoruz!

    Cogi Baba Festivali için çağrı: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddediyoruz!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, her yıl yöre dernekleri tarafından yapılan Cogi Baba Festivali’ne ‘destek’ girişimine tepki gösteren Avrupa Koçgiri Kültür Merkezi, Frankfurt Kızılırmak Kültür Derneği, Becekli ve Göktepe Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Habeş Kültür ve Dayanışma Derneği, “Cogi Baba etkinliklerini bu yıl 12 Temmuz’da hep birlikte güçlendirip, gerçekleştirelim. Doğamızın her karışının talan edildiği, maden aramalarıyla köylerimizin yaşanmaz hale getirildiği bir süreçte bu buluşmayı bir doğa direnişine dönüştürelim” dedi.

    Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Yünören ile Avsar köyleri arasında her yıl Cogi Baba Festivali yapılıyor. Derneklerin ve gönüllülerin desteğiyle yapılan festival, bu yıl Alevi toplumunun ‘Alevi Diyaneti’ olarak tanımladığı ve kabul etmediği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı el atıyor.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu girişimine Avrupa Koçgiri Kültür Merkezi, Frankfurt Kızılırmak Kültür Derneği, Becekli ve Göktepe Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Habeş Kültür ve Dayanışma Derneği açıklama yaparak tepki gösterdi.

    “NAMERDE EL AÇILMAMIŞTIR”

    Cogi Baba Festivali’nin şimdiye kadar başta Koçgiri Kültür Derneği ve İmranlı-Der olmak üzere yöre derneklerinin ve toplumun özgücüne dayanarak yapıldığı belirtilen açıklamada, “İmkanların en dar olduğu zamanda dahi namerde el açılmamıştır” denildi.

    “BULUŞMAYI BİR DOĞA DİRENİŞİNE DÖNÜŞTÜRELİM”

    Açıklamada şunlara yer verildi:

    “Haktan, hakikatten ve doğadan yana olanlara çağrımızdır; Koçgiri bölgesi kimliğiyle, inancıyla, kültürel değerleriyle yaşadığımız coğrafyada özgün ve zengin bir yere sahiptir. Bölgenin ziyaretlerinden biri ve inancında derin ve büyük bir yeri olan Cogi Baba, Koçgirililer için kimliğini yaşatma ve varlığını sürdürebilme alanına dönüşmüştür.

    Kimliğini belleğini korumak ve inancını yaşatmak isteyen Koçgirililer yıllardır Cogi Baba etrafinda kenetlenmiş ve burada cem olmuş, muhabbet meydanı kurmuşlardır. Son olarak 18.si düzenlenen Cogi Baba Festivali’nde bugüne dek binlerce Koçgirili bir araya gelmiş ve festival bir kültürel direniş geleneğine dönüşmüştür. Cogi Baba festivali başta Koçgiri Kültür Derneği ve Imranlı Der olmak üzere yöre derneklerinin ve toplumun özgücüne dayanarak yapılmış ve imkanların en dar olduğu zamanda dahi namerde el açılmamıştır.

    Bir asimilasyon merkezi olan T.C. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bölgedeki cemevleri ve kültür birimleriyle iletişim kurdukları ve bu yıl festivali kendilerinin yapmak istedikleri kurumlarımız tarafından duyulmuş ve tepki ile karşılanmıştır. Ekonomik sorunların festivallerimizi neredeyse yapılamayacak noktaya getirdiği bu süreci bir fırsat görerek yaptıkları teklifi son derece net bir dille reddediyor ve teşhir ediyoruz. Kurumun başkanı Esma Ersin’in İmranlılı olması kimseyi yanıltmasın. Her ağacın kurdu özünden olur. İnancımızdan, toprağımızdan, doğamızdan elinizi çekin.

    Avrupa’da ve Türkiyede bulunan Alevi Federasyonlarımıza, başta Zara ve İmranlı olmak üzere bölge federasyonları ve yöre derneklerine, tüm çevreci platformlara, köy muhtarlarımıza ve bir bütünen toplumumuza açık çağrımızdır; Cogi Baba etkinliklerini bu yıl 12.07.2026’da hep birlikte güçlendirip, gerçekleştirelim. Doğamızın her karışının talan edildiği, maden aramalarıyla köylerimizin yaşanmaz hale getirildiği bir süreçte bu buluşmayı bir doğa direnişine dönüştürelim.

    Tüm sanatçı, yazar, şair, çevreci dostlarımızı, musahip kurumlarımızı Alişêr ve Zarîfe’den aldığımız kararlılıkla etkinliğe dayanışma ruhu ile davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas İmranlı’da yangın!-VİDEO

    Sivas İmranlı’da yangın!-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın İmranlı ilçesi, Maden ve Borular köyleri arasında yer alan Gollan mevkinde yangın çıktı.

    Sivas İmranlı ilçesi Maden ve Borular köyleri arasındaki Gollan mevkinde yangın çıktı. Araziden yükselen dumanları gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Bölgeye itfaiye ve Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

    PİRHA/SİVAS

  • 18. Cogi Baba Festivali’nde ‘Alevi inancımıza sahip çıkacağız’ mesajı! – VİDEO

    18. Cogi Baba Festivali’nde ‘Alevi inancımıza sahip çıkacağız’ mesajı! – VİDEO

    PİRHA- 18’inci Geleneksel Cogi Baba Kültür Festivali ‘Doğamıza, İnancımıza, Dilimize Sahip Çıkıyoruz’ şiarıyla yapıldı. Pir İbrahim Kete, konuşmasında AKP-MHP hükümetinin yürüttüğü Alevi politikasını eleştirerek “Devletten maaş almak, kimlikle dede olmayı yolumuz kabul etmez” dedi.

    Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Yünören ile Avsar köyleri arasında 18. Cogi Baba Festivali yapıldı. Festivale DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Ziya Halis ile çok sayıda sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    “DEVLETTEN MAAŞ ALMAYI YOL’UMUZ KABUL ETMEZ”

    Festivale Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete’nin muhabbet cemiyle açılış yapıldı. İbrahim Kete, konuşmasında “Eğer bir insan kendisine, toplumuna yabancılaşmış, hırsın, mal-mülkün esiri olmuş ise bir o insan kültürüne uyum sağlayamaz” dedi.

    Pir Kete, “Devletten maaş almak, kimlikle dede olmayı yolumuz kabul etmez” diyerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesine giren dedeleri de eleştirdi.

    “KERBELA’DAN GEZİ’YE SOYKIRIM SÜRMEYE DEVAM EDİYOR”

    Pir Zeynel Kete, “Kerbela’dan günümüze kadar katliamlar devam ediyor. Bugünün Kerbela’sından biri de Koçgiri Katliamı’dır. Alişer Bey, Haydar Bey ve Zarife Ana bu katliamda katledildi. Şeyh Said, Koçgiri, Dersim, Maraş bu dönemin Kerbela’sıdır. Roboski’den Gazi’ye kadar soykırım hala varlığını devam ettiriyor. Alevi halkı uygulanan bu ırkçılığı, faşizmi kabul etmiyor” diye konuştu.

    “HAKLARINI VE DEĞERLERİNİ SAVUNABİLEN ALEVİLERDİR, KÜRTLERDİR”  

    Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman ise katledilişinin 87. yıldönümünde Koçgiri aşiret önderi Alişer’i de anarak şu konuşmayı yaptı:

    “Eğer bir topluluk, dilini, inancını yaşam alanlarını korumayı başaramazsa sosyal bir varlık olarak varlığını sürdüremez. Bizleri, sizleri 18. kez Cogi Baba ile bir araya getiren şey nefsi müdafaadır. Yıllardır dilimize, inancımıza, kültürümüze sahip çıkmak Cogi Baba’nın en temel şiarı olmuştur.

    Aleviler için önemli olan Muharrem Ayı’nda haklarımızın ve yaşam alanlarımızın eşitlik ve özgürlüğü için mücadelede yitirdiğimiz Alişer Efendi, Zarife Ana, Seyit Rıza ve yoldaşlarını sevgiyle, saygıyla anıyoruz.

    Tarihimiz tekçi ve otoriter türlerin örnekleriyle doludur. Özellikle İslam dairesi içinde olup çok kimlikli, çok inançlı, çok sınıflı siyasi bir sistemi ret eden Afganistan, Pakistan, İran, İsrail, bunun somut örnekleridir. Türkiye’nin giderek Şer-i İslam’a yönelmesinin karşısındaki en önemli güçler ise haklarını ve değerlerini savunabilen Aleviler ve Kürtlerdir. Bu mücadelelerin başarısız olması karşısında varılacak sonuç siyasal totalitarizm, ırkçılık, fanatik dinsel tahakküm rejimleri ve faşizmdir.”

    “BARIŞ İÇİNDE BİR YAŞAM İÇİN BURADAYIZ”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Ziya Halis de festivalin anlam ve önemine değinerek “Çok zulümler yaşandı, çok ötekileştirildik. Sizlerin bu coğrafyada nasıl yaşamaya çalıştığınızı biliyorum. Bu ülke, çok zulümler yaşattı bu topluma. Biz, barış, kardeşlik içinde bir mücadele, bir yaşam tarzı hedefliyoruz ve bunun için buralardayız” şeklinde konuştu.

    “İKTİDAR, İNANÇ ASİMİLASYONU PEŞİNDE”

    İmranlı Derneği Başkanı Zeynel Soysal ise konuşmasında şu başlıklara değindi:

    “Cogi Baba huzurunda Alevi inancımıza sahip çıkacağız. Biz bu meydanda Alevi inançlarına bağlı kalarak cemlerimizi gerçekleştireceğiz. Türkülerimizi, deyişlerimizi söyleyip halaya duracağız. Alevi inanç kurumları ‘diyanet kapatılsın’ derken iktidar, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak inanç asimilasyonunu gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Binlerce yılın ötesinden gelen dinamik yapıdaki Alevi inancı, Sünni inanç içerisinde eritilmeye çalışılmaktadır. Maalesef ki bazı Yol düşkünlerimiz de buna alet olmakta. Bugün ÇEDES projesiyle okullar cemaatçilerin, tarikatların cirit attığı yerlere dönüşmüştür. Buna karşı tüm demokratik kitle örgütlerinin ses vermesi gerekmektedir.”

    Yapılan konuşmaların ardından Gülseven Medar, Cihan Çelik, Ayfer Düzdaş, Aşık Sinem Bacı, Binali İlgün, Taner Arslan, Kemal Atamtürk ve Ekrem Yıldırım, ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/SİVAS

     

  • Koçgiri Katliamı’nda öldürülen Aleviler mezarları başında anıldı-VİDEO

    Koçgiri Katliamı’nda öldürülen Aleviler mezarları başında anıldı-VİDEO

     PİRHA- Koçgiri Kültür Derneği, 1921’de Koçgiri’de katledilenleri anarak lokmalarını pay etti. 3 günlük anma kapsamında Sivas Zara ve İmranlı’daki katledilen canların mezarlarını ziyaret ederek çerağlar uyandıran Koçgiri Kültür Derneği üyeleri ayrıca Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşi yaktı.

    Koçgiri Kültür Derneği, Koçgiri Katliamı’nın 103. yılında katledilen canlar için Sivas’ın Zara ve İmranlı ilçelerinin köylerinde 3 gün süren anma düzenledi.

    Anma kapsamında Zara ilçesine bağlı Bağlama Köyü’nde katledilen Elif Ana ve İmran’lı ilçesine bağlı Becek Köyü’nde bulunan Ana Dakilıko, mezarları başında anıldılar, çerağlar uyandırıldı.

    Ayrıca Koçgiri Katliamı döneminde İmranlı ilçesi Kapıkaya köyünden alınarak katledilen İbrahim Ağa oğlu Ağa, Mille Kasım oğlu Heci, Mahmut Ağa oğlu Qaso, Heso oğlu Misto, Kiso oğlu Allo, Sile oğlu Hesso, Alişer oğlu Begigk, Mexso oğlu Kallo, Girre Ali isimli canlar için Arıx köyünde anma yapıldı.

    Anma programı yine Zara ilçesine bağlı Bağlama Köyü’nde bulunan Pir Köçek ziyaretinde geleneksel Newroz ateşinin yakılması sonrasında söylenen ağıt ve klamlarla son buldu.

    Koçgiri Kültür Derneği anma programına dair paylaştığı mesajda ise “Tekçi bir zihniyet kainatın hakikatine aykırı hastalıklı bir zihniyettir. Eğer bu zihniyet doğru olsaydı, bu kadar millet, bu kadar dil, bu kadar inanç olmazdı. Onun için dilinizi, itikadınızı koruyun. Toprağınıza sahip çıkın” çağrısında bulundu.

    “İNANCI, İTİKATİ, DİLİNDEN VAZGEÇMEDİKLERİ İÇİN KATLEDİLDİLER”

    Koçgiri Kültür Derneği’nin açıklaması şöyle:

    “103 yıl sonra Elif Ana’nın, Ana Dakılıko’nun ve katledilen Kapıkaya’lı canlarımızın mezarı başında toplanıyoruz. Bu mezarlarda yatan analarımız ve canlarımız ne yaptı da bizleri bir asır sonra mezarları başında toplayabiliyor? Bu sorunun cevabı çok basittir. Onlar kimsenin yaşadığı topraklara gitmediler, kimsenin toprağını gasp etmediler, kimsenin köyünü yakmadılar, kimsenin namusuna el uzatmadılar.

    Onlar sadece hapishanelerden boşaltılarak Koçgiri üzerine salınan, köylerimizi yakan, mal davarımızı çalan katil sürülerine karşı canlarını ortaya koyarak nefsi müdafaa yaptılar. Toprağımızı terk etmiyoruz, inancımız, itikadımız ve dilimizden vazgeçmiyoruz dediler. Onun için katledildiler.

    “103 YIL GEÇSE DE TEKÇİ ZİHMİYET HALA KOL GEZİYOR”

    Çetelerin arkasındaki bu katliam zihniyeti nereden kaynaklanıyor? Bu zihniyet, tek millet, tek mezhep zihniyetidir. Bu zihniyet Koçgiri’de tek bir kurşun atılmamışken altı bin Ermeni’yi Deyr-i Zor çöllerine süren yarısını yollarda soyup öldüren, mallarına el koyan zihniyettir.

    Bu zihniyet 1921’de on beş bin Rum’u katledip yüz bin Rum’u göçerten zihniyettir. 1921’de Bağlama köyünde Elif Ana’nın, Becek’te Ana Dakılıko’nun, Kapıkaya’da 9 canımızın, Koçgiri’de binlerce canımızın kapısına, toprağına çökmeye çalışan da bu zihniyettir.

    Katliamcıların komutanı Sakallı Nurettin ne diyordu? ‘Bunların sadece adı İslamdır, bu harekat Ovacık’a kadar gitmezse bunlar temizlenemez.’

    Değerli canlar katliamdan bu yana 103 yıl geçti. Ama bu tekçi ve katliamcı zihniyet aramızda kol geziyor. 103 yılda bizi dilimizden ettiler, kimliğimizden uzaklaştırmaya çalıştılar, itikadımıza da müdahaleleri devam ediyor. Bizi Kültür Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlayarak Sünnileştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

    “ONLARIN DİRENCİNİ DEMOKRATİK BİR ÜLKE MÜCADELESİNDE YAŞATACAĞIZ”

    İşte bu noktada Elif Ana, Ana Dakılıko ve katledilen tüm canlarımız bize yattıkları yerden sesleniyor ve diyorlar ki; ‘Ey kızlarım, oğullarım! Dilini, inancını, toprağını koruyamayan onurunu, namusunu da koruyamaz. Kendi inancıyla, kimliğiyle var olamayan egemen kimliğin ve inancın kötü bir kopyası olur.’

    Tekçi bir zihniyet kainatın hakikatine aykırı hastalıklı bir zihniyettir. Eğer bu zihniyet doğru olsaydı bu kadar millet, bu kadar dil, bu kadar inanç olmazdı. Onun için dilinizi, itikadınızı koruyun. Toprağınıza sahip çıkın!

    Biz bu çağrıyı duyuyoruz, içimizde hissediyoruz ve diyoruz ki; bu tekçi, ırkçı, şeriatçı zihniyete teslim olmayacağız. Elif Ana’nın, Da Kılko’nun Kapıkayalı dokuz canımızın ve katledilen binlerce insanımızın direncini, özgür, demokratik ve çoğulcu bir ülke yaratma mücadelesinde yaşatacağız. Bu mücadeleye destek veren, anmalarımıza katılan tüm canlarımıza aşk olsun diyoruz.”

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas’ta 16. Cogi Baba Festivali gerçekleşti-VİDEO

    Sivas’ta 16. Cogi Baba Festivali gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA-Sivas İmranlı’da 16. Cogi Baba Festivali gerçekleşti. Doğdukları toprakların insansızlaştırılmaması için topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini söyleyen HDP MYK üyesi Turgut Öker, “Bütün baskılara rağmen yaşadığımız topraklar Alevisizleştirilemiyor o yüzden bizim ısrarla bu festivalleri yapmamız gerekiyor” dedi.

    Sivas İmranlı’da 16. Cogi Baba Festivali gerçekleşti. Festivale DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, HDP MYK üyesi Sultan Özcan, HDP MYK üyesi Turgut Öker ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Festivalde sanatçılardan Tolga Sağ ve Gülcihan Koçyiğit türkü söyledi. Festivale katılanlar lokmalarını pay etti.

    “İNANCI KABUL EDİLMEYEN BİR YAŞAM SÜRMEK İSTEMİYORUZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Mecliste Topal Osman’ın itibarını iade edeceklermiş ve Dersim meydanından Seyit Rıza’nın heykelini kaldıracaklarmış biz yaşadığımız sürece mümkün olmayacaktır, Alevi direnişi buna izin vermemelidir. Biz Aleviler tekçi zihniyetin ırkçı uygulamalarıyla geçirdik, varlığımızı yok saydırlar ikinci yüzyılda inancı kabul edilmeyen, dili tanınmayan bir yaşam sürmek istemiyoruz” dedi.

    Doğdukları toprakların insansızlaştırılmaması için topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini söyleyen HDP MYK üyesi Turgut Öker, “3 haftadır Alevi köylerini ziyaret ediyoruz ve görüyoruz ki bütün baskılara rağmen yaşadığımız topraklar Alevisizleştirilemiyor o yüzden bizim ısrarla bu festivalleri yapmamız gerekiyor” diye belirtti.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ise, “Bu topraklar çok acılar gördü ama hiçbir zaman biat etmedi. Kendi kültürüne, inancına ve diline sahip çıktı. Bizde bütün halkların ve inançların temsilcisi olarak AKP-MHP iktidarına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/SİVAS

  • Çit dergisi 25 yıl aradan sonra yeniden hayat buldu!-VİDEO

    Çit dergisi 25 yıl aradan sonra yeniden hayat buldu!-VİDEO

    PİRHA- İlk olarak 1993 yılında İmranlı Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından çıkarılan Çit dergisi, uzun bir aradan sonra yeniden yayın hayatına döndü. Derginin Yazı İşleri Müdürü Namık Kemal Kaya, “Kapitalist sistemin, toplumu asimilasyona uğrattığı süreçleri değerlendirdiğimizde sanat, kültür, tarih ve edebiyatla bir karşı duruş olmasını istedik” dedi.

    Ankara’da kurulan İmranlı Kültür ve Dayanışma Derneği’nin yayın organı Çit, ilk olarak 1993 yılında çıktı. İki yılda altı sayı basılan derginin ömrü pek ileriye götürülemedi. Dernek faaliyetleri de duraksayınca Çit dergisi tam 25 yıl raflarda kaldı. Derginin Yazı İşleri Müdürü Namık Kemal Kaya, ‘Çit’ isminin tarihsel bir isim olduğunun altını çizerek “Çit, Kızılırmak’ın doğduğu Kızıldağ’dan, yani İmranlı sınırından başlayıp Zara’ya kadar olan ırmak boyuna verilen addır. Çit ismi Osmanlı kaynaklarında da yer almaktadır” bilgisini verdi.

    25 YILIN ARDINDAN GELEN 7. SAYI!

    Çit dergisi 25 yıllık sessizliğin ardından yedinci sayısı ile yeniden okuyucusu ile buluştu. Aynı zamanda ülke genelindeki birçok cemevinin tasarımcısı da olan Mimar Namık Kemal Kaya, derginin yeniden yayın hayatına başlama serüveni hakkında şunları söyledi:

    “1993 yılında Ankara’da İmralı Kültür ve Dayanışma Derneği’ni (İMDER) kurduk. Özellikle kapitalist sistemin neo-liberal politikaları doğrultusunda toplumu asimilasyona uğrattığı süreçleri değerlendirdiğimizde sanat, kültür, tarih ve edebiyatla bir karşı duruş olmasını istediğimiz bir süreci örgütlemek istedik. İmranlı önemli bir coğrafyadır. acheter levitraÇit dergisi aslında Ankara’da kurulan İMDER’in yayın organı olarak çıktı. ÇİT’in beş adet normal sayı, 1 tane de özel sayı olmak üzere 1993’ten 1996’ya kadar toplamda 6 sayısı mevcut. Daha sonra hayat koşullarından ötürü biz bu çalışmayı sürdüremedik. Sonrasında nereye gidersek gidelim önümüze hep Çit çıktı. Çünkü o süreçte toplumu oldukça etkileyen bir dergi olmuştu. Bu süreçte de arkadaşlarımızla oturup yine dergiyi çıkartma yönünde bir karar aldık. Şu anda Ankara’daki İMDER örgütsel faaliyetlerini yürütmüyor ama biz Çit dergisini sürdürmeyi planlıyoruz. İkinci yayın hayatına başlarken 7. sayı bir anlamda ilk sayımız oldu. Yılda 2 sayı çıkartmayı planlıyoruz.”

    “AMACIMIZ, KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKMAK YÖNÜNDE”

    Namık Kemal Kaya, dergi içeriği hakkında ise şu bilgileri paylaştı:

    “Bizim tamamen mevcut sistemle sorunumuz var. Yani kapitalist sistem özellikle neo-liberal politikalarla 1970 yılından sonra klasik liberal özgürlüklerden elini çekti. Dolayısıyla toplumu parçalayıp, bölüp yönetmek gibi kendisine bir hedef koymuş. Ve etnik kimlikler, inançlar üzerinden politikalar üretmeye başladı. Çünkü bu politikalarla toplumları daha rahat yönetebiliyor. Ki iktidarın bugün kullandığı ayrıştırıcı dil, tam da bahsettiğimiz dildir. Bizler, kimlik ve inanç üzerinden yapılan politikaların doğru olmadığını, bu topraklarda zengin kültürlerin yaşadığını, kadim bir Anadolu coğrafyasına sahip olduğumuzun özellikle altını çizme istiyoruz. Çit her ne kadar ki İMDER’den çıkmış olsa da sadece o bölgeye sahip çıkan bir dergi değil. Bizim çıkış amacımız, kendi kültürümüze, değerlerimize, inancımıza, kimliğimize sahip çıkmaktır. Onun için de derginin içerisinde farklı diller de mevcut. Dergi içeriğini tarih, kültür, sanat ve edebiyat olarak yazdık ama bunun haricinde doğaya ve sağlığa da yer veriyoruz. İçeriğini biraz daha da genişleteceğiz. İnsanlığa ve doğaya karşı yapılan bütün hukuksuzluklara karşı duruyoruz. Yani bu derginin dili, kimliği, duruşu ve politikası aslında bunun üzerine kurulu olacak.”

    “ÇİT, NE KADAR DEĞER VARSA HEPSİNE SAHİP ÇIKMAYA ADAYDIR”

    Namık Kemal Kaya, Çit dergisinin bölgeye has yaşanmışlıkları belgelerle okuyucuya aktaracağına da vurgu yaptı. Kaya, derginin ömrünün uzatılması konusunda okuyucunun da çaba sarf etmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Her sayımızda önde gelen köylerimizi tanıtmayı amaçlıyoruz. O köye ait bütün değerlerin tarihsel dökümanlarla yazılı hale gelmesini istiyoruz. Bu sadece İmranlı ile sınırlı olmayacak. Zara’ya, Divriği’ye sonrasına Sivas’ın sınırlarının dışına çıkmaya başlayacağız. Ama bunu sağlayabilmemiz için toplumun bize tekrar Çit’i çıkarmamız için bir talepte olması gerekiyor. Çit dergisinin Türkiye’de yaşayan bütün kültürlerin sahip çıkması gereke bir dergi olmasını amaçlıyoruz. Evet, özünü İmranlı’dan almış ve oradaki değerlerle çıkmıştır. Ancak Çit dergisi, Türkiye’de ne kadar değer varsa hepsine sahip çıkmaya adaydır.”

    “SÖZLÜ EDEBİYATTAN ÇOKÇA FAYDALANDIK AMA…”

    Namık Kemal Kaya, dergide Alevi inancına dair de yazıların olacağını aktardı. “Aleviler bu dergide özellikle temeli olmayan iddialar değil de yazılı kaynaklara dayalı inançlarını göreceklerdir” diyerek şunları söyledi:

    “Birtakım araştırmalar yayınlayacağız. Yazılı kaynaklardan yola çıkarak yapılan araştırmaları belgeleri ile birlikte ortaya koyan, yazarları toplumla buluşturarak Aleviliğin kendi özüne sahip çıkılmasını istiyoruz. Tarih boyunca sözlü edebiyattan çokça faydalandık ama geldiğimiz çağda artık bunun yeterli olmadığını görüyoruz. Kente göçle birlikte çocuklarımıza inancımızı aktarmanın söz ile çok yeterli olmayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla bilgileri yazılı kaynak haline getirmek gerekiyor. Bu kaynakların da herkesin evine girmesi gerekiyor. Bu yapılabilir, bilgiyi gençlerimize ulaştırabilirsek kendi özlerine sahip çıkma olanağını yakalamış olacaklardır.”

    Namık Kemal Kaya, son olarak Çit dergisine internet üzerinden ulaşılabileceğini söyleyerek şu bilgiyi paylaştı:

    “Okuyucu, Çit dergisine hem Avrupa’da hem de Türkiye’deki temsilciliklerimizden ulaşabilir. Bilginin çok hızlı tüketildiği bir süreçten geçiyoruz, elbette ki bir web sayfamız da var ve derginin bazı yazılarını da web sayfasına koyduk. Ama bundan sonraki süreçte derginin sayısı çıktıktan sonra makaleleri web sayfasına koyacağız. Çünkü önce derginin insanlara ulaşmasını istiyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Evi işaretlenen Alevi yurttaşa polisten, ‘Neden sosyal medyada paylaştın’ tepkisi

    Evi işaretlenen Alevi yurttaşa polisten, ‘Neden sosyal medyada paylaştın’ tepkisi

    PİRHA-İstanbul’da evinin duvarı işaretlenip “Alevi defol Kürt” diye yazılan Sezer Öztürk’e, karakoldaki polisler tarafınca “Olayı neden sosyal medyada paylaştın? Halkı kin ve nefrete teşvik etmekten hakkında soruşturma açılabilir” denildi.

    Evi işaretlenen Alevi yurttaşa polisten, ‘Neden sosyal medyada paylaştın’ tepkisi

    İstanbul Esenyurt’ta yaşayan Sezer Öztürk’ün evinin duvarına ırkçı yazılamalar yapıldı. Sabah saatlerinde evden çıktığı esnada duvarındaki yazıyı fark eden Öztürk, fotoğrafı çekip sosyal medya hesabından paylaştı. Sezer Öztürk, ardından polisleri haberdar edip suç duyurusunda bulunmak üzere Kıraç Polis Merkezi’ne gittiğini belirtti.

    “FOTOĞRAFLARI NEDEN PAYLAŞTIN?”

    PİRHA’ya konuşan Sezer Öztürk, ırkçı yazılamaları görür görmez polisleri haberdar ettiğini ve evine gelen ekiplerin parmak izi aldıklarını aktardı. Sonraki aşamada ifade için Kıraç Karakolu’na gittiğini belirten Öztürk, şu aktarımda bulundu:

    “İfadem alınırken üye olduğum parti HDP, Alevi olmamızdan dolayı bunlarla alakalı etkinliklere katıldığımı dile getirdim. Polisler de bu kesimlerle bir bağlantım olup olmadığını sordu. Cemlere katıldığımı, Madımak, Çorum anma törenlerinde yer aldığımı söyledim.

    Polisler, ‘nerelisin?’ sorusunu da yöneltti. ‘Sivas İmranlı Kılıç köylüyüm’ dedim. Yüzyıllardır süregelen bu saldırıların bizim kanımıza dokunduğunu belirterek bu sebepten dolayı olayı sosyal medyada paylaşıp tepkime göstermek istedim’ dedim.

    Soruşturmanın sonunda görevli amir, ‘Neden sosyal medyada paylaşım yaptın? Bunlar halkı kin ve nefrete teşvik ediyor. Bundan dolayı hakkında işlem başlatma söz konusu olabilir.’ dedi. Ben de ‘Mağdur olan benim. Bu paylaşımı yaptığıma dair neden, nasıl işlem başlatılabilir?’ diye sordum.”

    Sezer Öztürk, “Elim kolum bağlıydı ve bir şey diyemedim. Polislerin yanında paylaşımları silmek zorunda kaldım” sözleriyle yaşadıklarını özetlediği.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Belgeselci Medet Dilek 100. yılında Koçgiri Katliamı’nı anlattı: Çok büyük travmadır-VİDEO

    Belgeselci Medet Dilek 100. yılında Koçgiri Katliamı’nı anlattı: Çok büyük travmadır-VİDEO

    PİRHA-Belgeselci Medet Dilek, 100. yılında Koçgiri Katliamı’na dair “1921’de yaşananlar Dersim Katliamı’nın ayak sesleriydi. Birçok demokratik kitle örgütü sanki 1921 yokmuş gibi direkt 37-38 Katliamı’na geçiyor. Oysaki her ikisi de çok büyük yara, çok büyük travmadır” dedi.

    Notasyon, Guan-Di’nin Düğünü, Limonlu Kahve, Narkolepsi gibi filmlerin yönetmeni ve aynı zamanda Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) üyesi olan Medet Dilek İle Koçgiri Katliamı üzerine konuştuk.

    Kürt ve Alevi toplumu nezdinde 100. yılında Koçgiri nasıl anılıyor, Sinemacı Medet Dilek’ten dinledik.

    HEM İSYANIN HEM DE KATLİAMIN ADI KOÇGİRİ!

    Koçgiri’nin hem katliam hem de isyan yönü olduğunu ifade eden Dilek, bir tarihçi olmadığına vurgu yaparak şunları dile getirdi:

    “Bu konuyla ilgim iki sebepten dolayı; biri Koçgiri’nin 100. Yılı. Her şeyden önce Taş Düğmeler filminde Koçgiri Katliamını, Koçgiri hadisesini işleyen bir belgesel yaptım. İkincisi de o bölgenin insanıyım, Koçgiriliyim, bu sebepten dolayı kabul ettim.

    Tarihçi olmak iddiasında değilim ama bölgenin insanı olduğumdan dolayı 1920 ve 1921 üzerine söyleyeceklerim var. Taş Düğmeler belgeselini çekmemle birlikte o bölgeyi yakından tanıyorum.

    ‘1920-1921 nedir?’ sorusu bir tartışmadır. 1921 tarihine ilişkin çok çeşitli isimlendirmeler yapılır. ‘Koçgiri Hadisesi’ ya da ‘İmraniye Hadisesi’ derler. Mecliste de bu isimle anılır. O dönemde ‘İmranlı’ Mecliste ‘İmraniye’ ismi ile ifade edilir. ‘Koçgiri Hadisesi, İmraniye Hadisesi, Koçgiri Vurgunu, Koçgiri Kırımı, Koçgiri İsyanı, Koçgiri Halk Hareketi’ gibi isimlendirmeler bunlardır. Bu konuda halen ‘İsyan mıdır? Katliam mıdır?’ tartışması sürer.

    Bu konu her mevzu olduğunda bütün isimlendirmeleri kullanırım. Ama ne isyanı reddedebilirim, ne de katliamı. Hatta iki ismin bir arada kullanılabileceğine yakın duruyorum. Orada hem bir katliam hem de bir yanda isyan olmuştur.

    O yıllarda Ankara Hükümetine gönderilen mektuplarda dönemin merkez hükümetine, Kürt-Alevi halkının bir hak talebi olmuştur. Bu konuda yayınlar da vardır. Kürdistan Teali Cemiyeti ile diyalogları mevcuttur. Koçgiri liderlerinin, İstanbul’daki Kürdistan Teali Cemiyeti’ne de bağları vardır. Bundan dolayı direk isyanı reddetmeyen birisiyim. Katliam da zulüm de orada mevcuttur. Topal Osman üzerinden sürdürülen, merkezi ordunun Giresun’dan başlayan ve Ankara tarafından da harekete geçen, bir abluka altına alınma durumu vardır.”

    BÜYÜK KATLİAMLARIN SORUMLU İSMİ: TOPAL OSMAN

    Medet Dilek, Koçgiri’de yaşananların nedenlerine de değindi. 1920’de ağır bir travmanın yaşandığını ifade eden Dilek, “İsyanın başlangıcı Mart ayında oldu. 3,5 ay kadar süren bir kalkışma var. Ardından ordu ve çeteler tarafından bastırma süreci yaşanıyor. Topal Osman öncülüğündeki 47. ve 48. alaylar tarafından oluşturulan bir çete grubuyla merkez ordunun birlikteliği ile 3,5 ay sonra bu katliamın sonlandırıldığını biliyoruz” dedi.

    Medet Dilek, Topal Osman öncülüğündeki çetenin, 47. ve 48. Giresun alayının niteliği üzerinde durarak şu bilgileri paylaştı:

    “Bu çete yapılanması genellikle adli suçlulardan; ırza geçme, adam öldürme, çalma noktasında olan kişilerin bu isyanı bastırmak için cezaevinden çıkarıldığını biliyoruz. Aynen IŞİD vari bir yapılanma oluşturulmuş. Kesinlikle bu dönemde de o tarz yönelimler tarihsel olarak yaşanmıştır. O sebeple Topal Osman örgütlenmesi çok özel ve büyük katliamları gerçekleştiren bir kadrodur. Çete, Topal Osman öncülüğünde evleri yakıp yıkarak Erzincan’dan İmranlı bölgesine gelmiştir. Hem insan teşkilatıyla hem de toplarıyla… O toplar dağlara, tepelere, mağaralara yönelik kullanılmıştır. Bu mağaralar bir anlamda da kurtuldukları yer olduğu için şu anda ise ziyaret yerleridir. Çünkü kurtulmalarına vesile olmuş olan yerlerdir. Benim de yaşadığım, doğduğum bölgenin mağarası Topal Osman’ın hedef aldığı mağaralardan ve köylerden bir tanesidir. O bölgeler tümüyle topa tutulmuştur.

    3 köyün o mağarada sığındığı ve kuşatıldığı söylenir. Mağaranın ağzının taşlarla kapatıldığı, ateşler yakıldığı, dumandan ölmeleri amaçlanmıştır.

    Savaş esnasında merkezi ordu, çeteler, yıllarca katliam ve zulüm yapmıştır ama şöyle bir şey var; 3 köy kurtulmak için o mağarada iki ay kalmışlar. Ordu o bölgeyi merkez tutmuş ama başaramayınca çekilmiş.”

    ASKERDEN İÇME SUYUNA ZEHİR İTİRAFI!

    “O bölgeden bir su geçiyor. İçilen suyun kaynağına asker ve çete üyeleri zehir karıştırıyor. Askerlerden bir tanesi içeri seslenerek suyun içilmemesi gerektiğini söylüyor. Burada vicdan devreye giriyor. Anlatılması ve ihmal edilmemesi gereken bir noktadır. Askerin tavrının, vicdanının kayda geçmesi gerekir.

    Daha ötesine gitmek gerekir. İsyan 3 ay sonra bastırılıyor. Öncüleri İstanbul ve Erzincan’a sürgüne gönderiliyor. Haydar Bey Erzincan’a, Baytar Nuri Suriye’ye çıkış yapıyor. İdamla aranan Alişer ve Zarife Hatun da arananlar arasında. Onlar da Dersim dağlarına sığınıyor. Seyit Rıza dönemlerinden bahsediyorum…

    Alişer ve Zarife, 16 sene Dersim’de dağlarda kalıyor. Devletin bir organizasyonuyla Alişer ve Zarife katledilerek başlarının kesildiği fotoğraflar dergilerde çıkıyor.”

    “KOÇGİRİ, DERSİM KATLİAMI’NIN AYAK SESLERİYDİ”

    Sinemacı Medet Dilek, Koçgiri’ye dair belgesel çalışması sürecinde bölge halkı üzerindeki travmaya da değindi. “Çok gezdim ve insanlarla diyalog kurdum. Yaşanan travmaları gördüm” diyen Melek, Koçgiri Katliamı’nın aydınlatılması hakkında yeterli özenin gösterilmediğini şu sözlerle anlattı:

    “Şu anda o tanıklar hayatta değil. Canlı tanık bulma noktasında bir eksiklik yaşandı. Oysaki 37- 38 Dersim Katliamı’nın böylesi bir avantajı oldu. Üzerine daha düzenli gittiklerinden dolayı çok canlı tanık yakaladılar.

    Benim konuştuğum iki tanıktan dolayı da mutlu olduğumu düşünüyorum. Onların anlatımları özeldi. Orada yaşanan travmayı, baskıları, zulümleri, insanların öldürülmelerini, uçurumdan atmaları vb. yaşananları anlattılar. Dersim Katliamı’nda yaşananlarla Koçgiri’de yaşananlar arasında benzer yöntemler var. Çünkü Koçgiri’de yaşananlar Dersim 37-38’e giden katliamın ayak sesleriydi.

    Tabi burada bir eleştiri yapmak gerekir. 1921 Koçgiri çok konuşulmuyor, anlatılmıyor, değerlendirilmiyor. Birçok demokratik kitle örgütü sanki 1921 yokmuş gibi direk 37-38 kanallarına geçerek, ondan önce 1921 yokmuş gibi davranıyor. Oysaki her ikisi de çok büyük yara, çok büyük travmadır. 1921 Koçgiri mevzusunun dernekler tarafından da çok tartışılmadığını ve ihmal edildiğini düşünüyorum.

    Koçgiri Katliamı konusunda İmranlı bölgesi çok bölünmüş durumda. İçerisinde bu konunun tartışılmasını istemeyen gruplar var. Özellikle yaşlılar ‘niye tartışıyorsunuz, eskileri niye karıştırıyorsunuz’ diyebiliyor. Bölgede yaşayan ama korku nedeniyle konuşmayan insanlar da var. Travma, kendileriyle birlikte hayatta olan torunlarına da yansımış. Bir korku mevzusu var. Yani bir Stockholm Sendromu dediğimiz bir duygu gizliden gizliye yaşanıyor. Bir güce benzeme, kendini ona benzetmek, ona itaat etme Stockholm sendromu olayı…”

    KOÇGİRİ’NİN TARTIŞILMASINA İZİN VERİLMİYOR

    Medet Dilek, katliam ile yüzleşilmesi gerektiğine vurgu yaparak şu yorum ile sözlerine son verdi:

    “Bir asır geçmiş ama alınan yol çok kısa, hatta neredeyse yok. Çünkü halen insanlar tarihle, katliamla yüzleşmek istemiyor. neden? Çünkü demokratik bir ortamın olduğunu düşünemediğinden dolayı. Bırak bari Koçgiri bölgesinde insanlar bu dönemi tartışsın. Hiç olmazsa travmasını üzerinden atsın. Bu bile gerçekleşmiyor. Çünkü özgürlükçü bir ortamın eksikliğinden kaynaklı tartışacak, yüzleşebilecek durum mevcut değil.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Yenibosna’da bulunan Hebeşler Derneği’nde aşure lokması verilecek

    Yenibosna’da bulunan Hebeşler Derneği’nde aşure lokması verilecek

    PİRHA-Sivas İmranlı Topallar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği yarın İstanbul Yenibosna’da bulunan Hebeşler Derneği’nde aşure lokması pay edecekler. 

    İstanbul Yenibosna’da bulunan Hebeşler Derneği’nde yarın aşure lokması pay edilecek. Sivas İmranlı Topallar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği’nin aşure lokması saat 14.00’da pay edilecek.(HABER MERKEZİ)

  • DAD Ankara Eş Başkanı: Festivallerin yasaklanması kültürel bir soykırım politikasıdır

    DAD Ankara Eş Başkanı: Festivallerin yasaklanması kültürel bir soykırım politikasıdır

    PİRHA – 16’sı düzenlenecek olan Cogi Baba Festivali’nin OHAL gerekçe gösterilerek yasaklanmasına tepkiler devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Işık, “Bu sadece bir festivalin yasaklanması değil, mesele Alevi inancının, Alevi kültürünün bu coğrafyadaki tüm etkinliklerinin yasaklanması anlamına geliyor” dedi. 

    Haberin Videosu

    Her yıl Sivas İmranlı ilçesinde İmranlı Derneği ve Koçgiri Derneği’nin bir araya gelerek gerçekleştirdiği Cogi Baba Festivali bu yıl OHAL nedeniyle iptal edildi.  Alevi bölgelerinde iptal edilen festivallere tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Cogi Baba Festivali bu yıl yeniden güvenlik bürokrasisi etkisiyle yasaklandığını söyleyen Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Eş Başkanı Murat Işık, “Bu sadece bir festival yasaklanması değil, mesele Alevi inancının, Alevi kültürünün bu coğrafyada tüm etkinliklerin yasaklanması anlamına geliyor” dedi.

    Işık, “Cogi Baba Festivali’nin son yıllarda özellikle insanların gelip coğrafyalarını görmelerine, o kutsallığı hissetmelerine neden oluyor. Ama aynı zamanda da o bölgede yaşayan insanların inancını yaşaması konusunda da bir kültürel ve inançsal bir etkinlik haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “YASAKLARLA ALEVİ BÖLGELERİ İNSANSIZLAŞTIRILIYOR”

    Cogi Baba Festivali’nin yasaklanması gerçekten o bölgenin insansızlaştırılması, kültürel ve inançsal soykırım politikasına denk geldiğini belirten Işık, “Bunun biran önce orada güvenlik bürokrasisinin, valinin bu kararı yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Hangi güvenlik sorunu var ki Cogi Baba Festivali yapılmıyor. Bu güne kadar hangi güvenlik sorunu çıktı” dedi.

    Cogi Baba Festivali’nin yasaklanmasını Dersim Festivali’nin yasaklanmasına benzeten Işık, Yaklaşık on yıldır yapılan Dersim Festivali bu yıl valilik ve emniyet tarafından, orada bulunan demokratik kitle örgütleri bir tarafa bırakılarak yapılmaya çalışıldığına dikkat çekti.

    “ALEVİLİĞİN SÜRDÜRÜLEBİLME KOŞULLARI ORTADAN KALDIRILIYOR”

    Bu festival yasaklarının kültürel bir asimilasyon aynı zamanda kültürel bir soykırım politikasına denk geldiğini belirten Işık, Dersim Festivali’nin de Cogi Baba Festivali’nin de sadece o bölgede yaşayanların katıldığı bir festival olmadığının altını çizdi.

    “İnanç yerlerimiz yasaklandı. Birçok ziyaret alanı güvenlik bürokrasisi tarafından OHAL ve diğer düzenlemelerle yasak bölge olarak insansızlaştırılmıştır” diyen Işık, “Bunların hepsine bakıldığında Alevi inancının kendini sürdürebilmesi için koşulların ortadan kaldırıldığını düşünüyoruz” dedi.

    “BU YASAĞI KINIYORUZ”

    Yasakçı mantığı kınadıklarını, bu yasaklamaları doğru bulmadıklarını belirten DAD Ankara Şube Eş Başkanı Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi örgütü olarak ta bu festivallerin yapılması konusunda biz elimizden geleni yapacağız. Özellikle Derim Festivaline ilişkin hazırlıklarımızı giderek artırıyoruz. Kitlesel katılım konusunda da bizler Dersim Festivaline katılacağız. Dolayısıyla bütün bunların alevi inancına yönelik devletin bir tutumu olduğunu, dolayısıyla bunları kınıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Sivas İmranlı’da düzenlenen Cogi Baba Festivali’ne OHAL engeli

    Sivas İmranlı’da düzenlenen Cogi Baba Festivali’ne OHAL engeli

    PİRHA- Sivas İmranlı’da geleneksel olarak düzenlenen 16. Cogi Baba Festivali OHAL engeline takıldı. 

    İmranlı Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü 16’ncısı gerçekleşecek Cogi Baba Festivali’ne ilişkin Koçgiri Kültür Dernek Başkanı Rıza Kahraman’a yazı gönderdi. Gönderilen yazıda OHAL ve bölgede oluşan güvenlik öne sürülerek izin verilmediği belirtildi.

    Etkinliğe ilişkin dilekçeye verilen cevap şöyle:

    “Yönören ve Avşar köylerinde 1 Temmuz 2017 tarihinde saat 10.00-17.00 arasında 16. Cogi Baba Festival etkinliği düzenleyeceğiniz belirtilmiş ise de bölgenizde süregelen güvenlik faaliyetleri ve OHAL nedeniyle etkinlik düzenlemeniz uygun görülmemiştir.”

    İmranlı-Der ve Koçgiri Kültür Derneği’nin geleneksel olarak düzenlediği ve her yıl gerçekleşen Cogi Baba Festivali’ne katılım yoğun olarak gerçekleşiyor.  Festivalde çok sayıda sanatçı sahneye çıkarken, semahlar dönülüp deyişler seslendiriliyor. (HABER MERKEZİ)