Etiket: inançlar

  • Almanya’daki Alevi pirlerinden çağrı: Suriye’deki Alevilere sahip çıkmalıyız!

    Almanya’daki Alevi pirlerinden çağrı: Suriye’deki Alevilere sahip çıkmalıyız!

    PİRHA- Almanya’nın farklı bölgelerinde hizmet yürüten Alevi dedeleri/pirleri, Suriye’de başta Aleviler olmak üzere diğer etnik kimliklere ve inançlara yönelik katliam tehlikesi olduğunu belirterek, dayanışma çağrısında bulundular. 

    Suriye’de cihatçı grupların Şam’ı ele geçirmesi sonrasında farklı inançlar ve etnik kimliklere yönelik yaşam hakkını tehdit eden yaklaşımlar endişe yaratıyor.

    Alevi pirleri/dedeleri, cihatçı grupların olası saldırılarına karşı mücadelede tüm çevrelere sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.

    Dedeler yaptıkları açıklamalarda Suriye’de yaşayan Alevilerin güvenliğiyle ilgili kaygılarını dile getirdiler. Alevi İnanç önderleri Almanya, Avrupa ve Türkiye’de yaşayan Aleviler olmak üzere tüm vicdan sahibi insanları duyarlı olmaya ve Suriye’deki Arap Alevilerle dayanışmaya çağırdılar.

    “İNANÇSAL ETNİK BİR AYRIŞMA VE KATLİAMIN AYAK SESLERİ DUYULUYOR”

    Alevi dedeleri/pirlerinin mesajları şöyle:

    Eski Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan: 13 yıldır Suriye’de Esat rejimine yönelik içten ve dıştan müdahale sonucunda Esat hükümeti düştü. Bu durumun ardından yeni bir sorun açığa çıkmaya başladı. Suriye geniş bir coğrafya ve çok fazla etnik kimliklerin ve inancın bir arada yaşadığı bir ülkedir. Asıl olan şey, bu etnik ya da inançsal yapıları bir arada demokrasi adına hep beraber bir arada tutabilmektir.

    Fakat HTŞ adlı kökten dinci bir grubun Suriye’nin büyük bölümünü ele geçirdiği yerlerde inançsal ve etnik bir ayrışma ve katliamın ayak sesleri duyulmaktadır. Bölgedeki Alevi inanç önderinin iki oğlunun öldürülmesi azınlıkta olan Suriyeli Alevilere yönelik bir katliama dönüşmeye başladı. Bu durum bizleri derinden endişelendiriyor. Beşar Esat’ın babası Hafız Esat’ın mezarının yakılması da insanlık dışı bir duruma işaret etmektedir.

    Suriye’de asırlardır  yaşayan Ermeniler, Süryaniler, Kürtler, Ezidiler, Aleviler daha birçok etnik ve inançsal kimliklerin barış içerisinde yaşaması inançsal ve kültürel değerlerin korunması gerekmektedir. Bu iki önemli olumsuz gelişmeye karşı tüm insanlığın ayrım gözetmeksizin birlikte karşı durması gerekmektedir.

    “SURİYE’DE BARIŞ, BÜTÜN İNSANLIK İÇİN BARIŞTIR”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Üyesi Hasan Doğan: Suriye’de savaştan dolayı uzun yıllardır yaşanan olaylar yüreğimizi derinden sarsıyor. Gündeme düşen haberlerde başta Aleviler olmak üzere, farklı inanç ve etnik kimliklere yönelik şiddet insanlık dışı boyutlara ulaştı. Yüz yıllara dayanan kin ve düşmanlığın, insanların mezarlarına saldırı şeklinde yaşanıyor olması günümüz insanı ve dünyamız için utanç vericidir.

    Bizler bu yaşananları tarihten biliyoruz. Geçmişte Muaviye-Yezid zihniyetiyle gerçekleşen katliam ve şiddetin benzeri bugün selefi-cihadist örgütler eliyle yapılmaktadır. Emevi Camisinde namaz kılarak bunu zafer olarak görenlerin, bu olayların farklı toplumsal kesimlerin hafızasında acı ve korkunç olayların hatırlanmasına vesile olacağını düşünmelerini isteriz. Bu yaklaşımlar toplumları ayrıştırır, barışa katkı sunmaz.

    Gelişen bu süreç sadece Suriye’de kalmayacaktır. Komşu ülkelerdeki inanç ve etnik kimlikleri de etkileyecektir. Bu vesileyle Suriye’deki bu şiddet dalgasının durdurulması için tüm duyarlı kesimlerin uluslararası düzeyde bir baskı oluşturması elzemdir.

    Böylesine insanlık dışı eylemler, inancımıza ve insanlığımızın temel değerlerine tamamen aykırıdır. Bizim inancımız insan sevgisi, barış ve eşitlik üzerine kurulu bir inançtır. Bu bağlamda Suriye’de yaşayan farklı etnik ve inanç kimliğine sahip olanların barış içinde eşit adil bir şekilde yaşamasını temenni ediyoruz. ‘Suriye’de barış bütün insanlık için barıştır’ diyoruz.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLERE SAHİP ÇIKMALIYIZ, SİYASAL BÜTÜN GİRİŞİMLER YAPILMALI”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Bölgesi İnanç Kurulu Başkanı Haydar Akdağ: Suriye’de mezhepçi katliam var. Çok büyük insanlık suçu işleniyor. Siyasal İslamcı örgüt oradaki Alevileri çoluk, çocuk, genç ve yaşlı demeden herkesi katlediyor. Ve tüm dünya seyirci kalıyor. Suriye’de her kesimin bir hamisi var, sahipsiz olanlar Alevilerdir. Biz dünya Alevileri olarak her zaman kinden daha birlik olup oradaki Alevilere sahip çıkmalıyız. Demokratik, siyasal bütün girişimleri yapmalı, duyarlılık yaratmalıyız. Dünyada hiç bir Alevi can yalnız değildir!

    “HALKLAR VE İNANÇLARIN HAKLARI ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMALI”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Hessen Bölgesi İnanç Kurulu Başkanı Ali Ekber Erden: Tarih boyunca mazlumların yanında duran ve 72 millete bir nazarda bakmayı ilke edinmiş olan biz Aleviler, halkların özgürlüğünü ve eşitliğini savunmaya devam edeceğiz. Bölgedeki Aleviler, Sünniler, Şiiler, İsmailililer, Ezidiler, Dürziler, Yahudiler, Hristiyanlar ve tüm inanç grupları için, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Çerkesler, Ermeniler ve tüm etnik kimlikler için eşitlik, özgürlük ve barış istiyoruz.

    Suriye’de savaşın ardından şekillenecek yeni yönetim, halkın barış, istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edilmelidir. Bu çerçevede, etnik ve dini gruplar arasında adaleti sağlamak, laik ve demokratik bir sistemi hayata geçirmek büyük bir önem taşımaktadır.

    Yeni yönetim, her grubu eşit vatandaşlar olarak kabul etmeli ve hiçbir gruba ayrıcalık ya da ayrım uygulamamalıdır. Halkların din, dil, ırk ya da mezhep farkı gözetilmeksizin anayasal güvence altında eşit haklara sahip olması sağlanmalıdır. Devlet, tüm dini inançlar karşısında tarafsız olmalı ve din işlerini kamusal hayattan ayırarak bireysel özgürlük alanında bırakmalıdır. Resmi kararların, yasaların ve yönetim pratiklerinin herhangi bir dini inanca dayandırılmaması garanti altına alınmalıdır. Eğitim sistemi laik bir temelde organize edilmeli ve tüm dini grupları kapsayan tarafsız bir içerik sunmalıdır. Seçimler serbest, adil ve uluslararası gözetime açık bir şekilde yapılmalıdır.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLER YAŞAMSAL TEHLİKE ALTINDA”

    Bielefeld Cemevi’nden Hasan Ali İçlek Dede: 10 yılı aşkın bir zamandır Suriye’de Emevi zihniyetinin doğurduğu, büyütüp beslediği ırkçı gerici, dinci, ve şeriatçı gurupların mazlum Suriye halkı üzerinde yaratmış olduğu katliam ve kirli savaşı hala devam etmektedir. Suriye’de hakimiyeti ele geçirmiş olan HTŞ   günden güne savunmasız Suriye  halkları üzerinde baskı ve katliam politikası ile egemenliğini güçlendirmektedir. Özellikle Suriye’de yaşayan Alevilerin hedefte olduğu ve Alevi inanç toplumu önderlerine karşı amansızca bir şiddetin olduğu ve bu politik yaklaşımın yayılarak devam edeceğinin somut örneği. Daha dün Alevi kanaat önderlerinden Şeh Hadi’nin iki oğlunun HTŞ tarafından katledilmesi durumun vahametini ortaya koymaktadır. Anlaşılan Suriye Alevilerinin ciddi bir şekilde yaşamsal tehlike altında olduklarıdır.

    Şaşırtıcı olan zalimin zulmü karşısında Alevi kurum ve kuruluşlarının yaşananlar karşısında sessiz ve duyarsız kalmasıdır. Kimden kimlere gelirse gelsin, zalimin zulmünü  kınıyor, yüreği sevgi ve barıştan yana olan her kesimi mazlum Suriye halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz.”

    Mehmet TANLI/ALMANYA

     

  • DAD’dan Ezidi Katliamı tepkisi: İnançlar Emevi İslam anlayışı tehdidi altında – VİDEO

    DAD’dan Ezidi Katliamı tepkisi: İnançlar Emevi İslam anlayışı tehdidi altında – VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği İstanbul Şubesi, Taksim’de bulunan Dersim Araştırmalar Merkezi’nde birçok inanç kesimiyle bir araya gelerek, Şengal Katliamı’nı 3. yılında basın açıklaması yaparak lanetledi. Açıklamada, “Bugün Ezidiler ile birlikte birçok inanç grubu tehdit altındadır. Tehdidin kaynağında ise tek tipçi, Sunni, Emevi İslam anlayışı bulunmaktadır” denildi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Aleviler, Êzidîler, Ermeniler, Süryaniler ve Çerkeslerin de içinde bulunduğu birçok inanç kesimi Şengal Katliamı’nın 3’üncü yıl dönümüne ilişkin Beyoğlu’nda bulunan Dersim Araştırmaları Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.  Demokratik Alevi Derneği Şengal Soykırımı’nı 3.yılında kınadı.

    Açıklamaya Alevi Pirleri, Mehmet Karabulut, İbrahim Erdoğan, Aziz Güler, Alevi Anası Selda Güneş, Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı, Demokratik Çerkez Kongresi Girişimi’nden Yaşar Güven, Süryani Derneği’nden Edip Aslan, Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış, Demokratik İslam Kongresi’nden Medine Gök, HDK Yürütme Üyesi Emin Orhan, DAD İstanbul Eyüp Şubesi Eş Başkanları Nergiz Güzel ve İmam Balsever katıldı.

    Basın açıklaması açılış konuşmasını yapan İstanbul DAD Eyüp Şubesi Eş Başkanı İmam Balsever, üç yıl önce yaşanan katliamı kınamak için bir araya geldiklerini ifade ederek bu coğrafyada bir daha Alevi, Kürt, Ermeni ve Ezidi katliamı yaşanmamasını istedi.

    “ŞENGAL’DE BÜYÜK BİR ACI YAŞANDI”

    İmam Balsever’den sonra basın açıklamasına katılan inanç temsilcileri birer konuşma yaptı.

    Pir Karabulut, Şengal’de büyük bir acının yaşandığını belirterek, Alevi inancında insan canının kıymetli olduğuna vurgu yaparak herkesin bu ülkede kendi inancını özgürce yaşayabilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, Şengal Katliamı’nı kınayarak, Alevi inancı gereği Gülbeng okudu.

    Alevi Anası olan Selda Güneş ise üç yıl önce yaşanan Şengal Katliamı benzerini yıllar önce Dersim’de yaşadıklarını belirterek, katliamın bir insan hakikati olmadığını vurguladı. Kadın olarak canının daha çok yandığını ifade eden Güneş, “73 Ezidi fermanıyla Ezidi kadınlar İŞİD’liler tarafından pazarda satıldılar” dedi. Selda Güneş son olarak yan yana durarak bunları aşabileceklerini belirtti.

    Pir İbrahim Erdoğan ve Aziz Güler de katliamı lanetleyerek birlikte mücadele çağrısında bulundular.

    “BU İNSANLARIN ESERİDİR”

    Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış, Şengal Katliamı’nı yapanın insanlar olduğunu belirterek “İnsan yaşadığımız kadar iyi değil gördüğümüz kadar kötüdür ve bu insanlığın eseridir” dedi.

    “Ezidi Fermanı’nda onların kestiği yerde köklerimizi toprağın en derinine dayamış suyun azizliğini alarak yavaş yavaş gün ışığına çıkıyoruz” diyen Barış, “Bizim köklerimiz güçlü kimse söküp atamaz” dedi. Barış Şengal Katliamı’nı şöyle anlattı:

    “O büyük şey  tabiat daha güneşe gebeyken oldu. Şengal’de aydınlığın şölenine hazırlanırken karanlığa çaput bağlayanlar kara kaftanlarıyla onların daha aydınlığa açılmamış olan ellerini kestiler. 100 yıl önce Erneniler’e yapılanların aynısının hazırlığı yapılıyordu. Kendilerini tanrının neferleri olarak ve cihadın askerleri olarak, Ezidileri ise tanrı tanımaz olarak tanımladıkları için tanrının sözde düşmanlarını ortadan kaldırmak için geldiler. Oysa onlar en büyük kötülüğü var ise tabi ‘Tanrı’ya yapıyorlardı” dedi.

    “HER ŞEYİ ÖLDÜREBİLİRSİNİZ AMA GÜNEŞİ ASLA ÖLDÜREMEZSİNİNİZ”

    ‘Herşeyi öldürebilirsiniz ama güneşi asla öldüremezsiniz’ diyen Ezidi Pirinin sözlerini hatırlatan Azad Barış, “Bizler o güneşe inandığımız için bu mücadeleyi veriyoruz” diye konuştu.

    Azad Barış, son olarak, Ezidilerin sabah 72 millete dua etmeden, 73 kez katliama uğradıklarını belirterek birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

    “HALKLAR OLARAK BİRBİRİMİZİN ACILARINI ANLIYORUZ”

    Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı ise “100 yıl önce Ermenilere yapılan katliamla yüzleşilseydi bugün başka halklara ve inançlara soykırım olmayacak” dedi. Mışçı, “Şengal’de kadınlara yapılan soykırımdır” diyerek bir dinin üremesini engellemek için yapılmıştır” ifadesini kullandı. İnsanın katledilmesine karşı birleştiklerini belirten Mışçı, “Bu masada oturuyoruz, çünkü birbirimizin acılarını anlıyoruz” diyerek konuşmasını ana dili olan Ermenice bir dua ile bitirdi.

    Demokratik İslam Kongresi’nden Medine Gök ise din adı altında yapılan katliamları kınadı. Bu katliamların hiçbir dinde ve inançta yerinin olmadığını söyleyen Gök, bu katliamda kadınların büyük acılar yaşadıklarını vurgulayarak tarihin katliamlarla dolu olduğunu hatırlattı.

    Demokratik Çerkez Kongresi Girişimi’nden Yaşar Güven de katliamı kınayarak, “Birbirimizi anlayarak halklar ve inançlar olarak savaşa karşı bir arada yaşamayı savunmalıyız” dedi.

    “ŞENGAL KATLİAMI BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TARAFINDAN TANINSIN”

    Basın açıklamasını DAD İstanbul Eyüp Şubesi Eş Başkanı Nergiz Güzel okudu. Yapılan açıklamada katliamın amacının Ezidi toplumunu ve onların şahsında Mezopotamya’nın kadim inançlarından birini yok etmek olduğu vurgulandı.

    Güzel, “Medeniyete beşiklik etmiş bu toprakların bütün güzel renkleri, kadim inançlarının İslam adına tek tip bir dini hakim kılmak adına yüzyıllardır soykırıma tabi tutuluyor. Bugün Ezidiler ile birlikte birçok inanç grubu tehdit altındadır. Tehdidin kaynağında ise tek tipçi, Sunni, Emevi İslam anlayışı bulunmaktadır” dedi.

    Demokratik Alevi Derneği yaptığı basın açıklamasında Şengal soykırımını kınayarak, şu talepleri dile getirdi:

    “Ezidileri hedefleyen Şengal soykırımını nefretle kınıyoruz. Gerçekleşen soykırımın Birleşmiş Milletler tarafından tanınmasını ve gereklerinin yerine getirilmesini talep ediyoruz. Soykırım sırasında kaybolan Ezidilerin tespit edilmesini köle pazarlarında satılan kadın ve çocukların kurtarılmasını bir daha başlarına yeni fermanlar, fetvalar, soykırımlar gelmemesi için kendi özel yönetimlerini oluşturmalarını savunuyoruz” denildi.

    Semra ACAR – İSTANBUL

     

  • ‘Bir Seyda olarak Madımak katliamını ve Alevilerin acılarını yüreğimde hissediyorum’

    ‘Bir Seyda olarak Madımak katliamını ve Alevilerin acılarını yüreğimde hissediyorum’

    PİRHA- Başta Alevi toplumu olmak üzere farklı inanç ve kültürlerin kendini ifade etmekte ve yaşamakta zorlandığı bir ortamda inanç önderlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Bunlardan birisi de Şırnaklı inanç önderi Seyda Mehmet Emin Toprak. Yaşadıkları zulüm ortamı ve köyünün yakılmasından sonra Antalya’ya göç etmiş. Kısa sürede Aleviler ile tanışmış. Onların acıları ve katliam hikayelerini dinleyince ‘meğer ne acılar çekmişler inançlarından ve kimliklerin dolayı’ demiş.

    İnançların ve kültürlerin hiçbirinin diğerinden üstün olmadığını belirten Mehmet Emin Toprak, Alevi ve Kürt toplumunun ortak acıları doğrultusunda mazlum halklar olduğunu ve bu zulme karşı ses verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

    “ALEVİLERE AZAP ÇEKTİRENLER İNSAN OLAMAZLAR”

    “Alevilerin acılarını gerçekten hissediyorum” diyen Mehmet Emin Toprak şunları söylüyor:

    “Alevi toplumunu Antalya’da tanımaya başladım. Hiçbir sorun sıkıntı yaşamadık. Birbirimizi inkar etmedik, yok saymadık ve saygı duyduk. Çektikleri acıları dinledim, duydum. Ne büyük zulüm! Hele hele benim inancım Müslümanlık adına bu toplumu yakanları lanetledim. Madımak otelinde yanan insanları görünce çok üzüldüm. Bu topluma azap çektirenler insan olamazlar. Ne demek inancından dolayı bir insanı diri diri yakmak. Her kabilenin dili, inancı kendine güzeldir ve kutsalıdır. Hala aklıma gelince o acıları derinden hissederim.”

    HER KUŞ, HAYVAN VE İNSAN KENDİ DİLİNDE KONUŞUR

    Kutsal kitabın inançların yasaklanmasına karşı olduğunu belirten Toprak, “Kutsal kitap derki; biz her kavme kendi dillerinde ve kültüründe bir peygamber yolladık. Yani şunu anlamak gerekiyor ki hiçbir toplumda dinler ve inançlar yasaklanamaz. Her kuş, hayvan ve insanların kendi dilinde konuşması serbesttir. Bunu yasaklayan günahkardır. Bütün kavimler kardeştir. Birbirimizi öldürmek için değil yardımlaşmak için geldik dünyaya. Birbirimizi sevmek saymak ve değer vermek için” dedi.

    KENDİNİ ADALETİN ÜSTÜNDE GÖRENE BİAT EDİLMEZ

    “Zulmün ve inkarın karşısında susan dilsiz şeytandır” diye sözlerine devam eden Toprak şunları dile getirdi:

    “Kutsal kitapta bir yönetici, önder ve kişi eğer hakkın ve adaletin üstünde vicdan sahibi değilse asla ona itaat etmeyin, diyor. Şimdi de ülkemizde bu yaşanıyor. Halklar, inançlar, diller ve kültürler inkar ediliyor. Şimdi bu inanç sahipleri bunlara nasıl itaat etsin? Toplumun ahlakına uymayan kim olursa olsun ona itaat etmeyiz. Bunları bir inanç sahibi olarak söylemek zorundayım çünkü vicdanım asla rahat etmez. Yani bana kutsal olan inancım aslında farklı inançtan biri için de kutsaldır.”

    BASKIDAN EN BÜYÜK PAYI ALAN ALEVİLERDİR

    Bu zulüm ve inkardan en çok etkilenenlerin Alevi ve Kürt toplumu olduğunu belirten Toprak, ortak mücadele çağrısını yineledi.

    “Zulümlere her zaman karşı çıkmalıyız. Sadece kendi inancımız için değil diğer inançlar üzerinde de bir zulüm varsa ona da karşı çıkmalıyız. Bugün ülkede bir zulüm vardır. Baskıdan en büyük payını alan ise Alevi kardeşlerimizdir. İki toplum mazlum bir toplumdur. Az veya çok söylemek değil de öz söylemek gerekiyor. Hz. Muhammed sahabelerle bir gün otururken bir cenaze geçiyormuş ve onun hatırına ayağa kalkmış. Sahabeler cenazenin Müslüman olmadığını ve kafir olduğunu söylüyor. Peygamber buna karşılık ‘O insandır ve ne olursa olsun benim için insan önemli’ diyor. Yani asıl olan kim ve hangi inançtan olduğu değil insan olduğudur. Yani burada yaşayan bütün inançlar zulme karşı çıkmalı ses vermeli. Kendi gücü oranında direnmeli oda olmazsa kalbi gücüyle dua etmeli.”

    Ersin ÖZGÜL / ANTALYA