Etiket: inceleme

  • Doç. Dr. Yalçın Çakmak: Yaptığım paylaşımımla benim şahsımda Alevi inancı hedef alındı-VİDEO

    Doç. Dr. Yalçın Çakmak: Yaptığım paylaşımımla benim şahsımda Alevi inancı hedef alındı-VİDEO

    PİRHA-Yaptığı paylaşım üzerinden kendisinin değil de Alevi inancının hedef olduğunu belirten Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yalçın Çakmak, “Özellikle de bu süreçte, Alevilere yönelik geçmişten itibaren taşınıp gelen Alevi fobiyi daha inceltilmiş, daha dolaylı şekillerde hedef almak adına ben ve paylaşımım ön plana getirildi ve burada Alevilerin inançları sorgulanır bir hale getirilmiştir. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez” dedi.

    Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın, Alevi inancının mitsel anlatımlarından en önemlisi olan “Kırklar Meclisi”ne dair geçtiğimiz yıl yaptığı paylaşımın hedef gösterilmesi sonrası Rektörlük tarafından inceleme başlatılmıştı.

    Doç. Dr. Yalçın Çakmak, yaşanan gelişmelere dair CAN TV’de Ergin Doğru’nun sunduğu ‘Özel Program’a konuk oldu.

    “BUYRUKLAR, ALEVİLERİN İLM-İ HÂLİDİR”

    Buyruk nüshalarının Anadolu’da 500 yıldır bilinen ve okunan nüshalar olduğunu belirten Doç. Dr. Yalçın Çakmak, “Buyruklar aynı zamanda Alevilerin ilm-i hâlidir. Nasıl ki Sünni Müslümanların Kur’an-ı Kerim’i, Musevilerin Tevrat’ı, Hristiyanların İncil’i referans almaları gibi buyruk nüshaları da aslında Kızılbaş Alevi toplumunun kendi içerisindeki organizasyonunu ve ilişkilerini düzenleyen bir ilm-i hâl niteliğine sahiptir. Benim yapmış olduğum paylaşım üzerinden aslında burada hedef olan kişinin ben olduğumu düşünmüyorum. Burada aslında ve o haber sitesinin altına yapılan yorumlardan da gördüğümüz üzere yani 40’larda kim oluyor ki Hz. Muhammed’i içeriye almıyorlar diyor. Bilmedikleri için aslında Alevilerin batini anlamda tefsir ettikleri eserlerini ya da cemlerini ya da kendi işlerindeki inanç ve kılgılarını bilmedikleri için buradan çok basit bir şekilde bir Hz. Muhammed’e hakareti çıkartıyorlar” dedi.

    “ALEVİLERİN İNANÇLARI SORGULANIR BİR HALE GETİRİLMİŞTİR”

    Yaşananların kendi şahsıyla ilgili bir durum olmadığını vurgulayan Çakmak, “Bu benim şahsımla ilgili bir süreç değil aslında. Yüzyıllardır bunu kendi kutsal metinleri olan buyruklarda, erkânlarında, cemlerinde, dedelerin, pirlerin, babaların defaten ifade ettikleri bir mitolojik anlatıyı, bir inancı sorgulama cüretini gösterebilmektir. Yani nasıl olur da siz böyle bir inanca sahipsiniz denilmek isteniyor aslında. Özellikle de bu süreçte, Alevilere yönelik geçmişten itibaren taşınıp gelen Alevi fobiyi daha inceltilmiş, daha dolaylı şekillerde hedef almak adına ben ve paylaşımım ön plana getirildi ve burada Alevilerin inançları sorgulanır bir hale getirilmiştir. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Benim esas en büyük endişem paylaşımım üzerinden aslında yeniden bir Alevi-Sünni çatışması ya da böyle bir hareketlilik yaratıp hali hazırda Türkiye’nin tartışmaya başladığı bir süreci baltalamaya yönelik bir girişim olarak değerlendirdim” diye konuştu.

    Programın tamamı

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD: Doç. Dr. Yalçın Çakmak hakkında inceleme geri çekilmeli; Alevilik yargılanamaz!

    DAD: Doç. Dr. Yalçın Çakmak hakkında inceleme geri çekilmeli; Alevilik yargılanamaz!

    PİRHA- DAD Genel Merkezi, Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın “Kırklar Meclisi”ne dair yaptığı paylaşımın hedef gösterilmesi sonrası Rektörlük tarafından inceleme başlatılmasına ilişkin, “Kırklar Meclisi anlatısında Peygambere hakaret değil, tam tersine can olarak kabulü vardır. Dolayısıyla bu manayı çarpıtmak ne kadar kabül edilebilir değilse, bu manayı paylaşmakta suç olamaz. Kırklar Meclisi anlatısını alıntılayan paylaşımları yargılamak, inancımızı yargılamaya yeltenmektir” açıklamasında bulundu.

    Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yalçın Çakmak’ın, Alevi inancının mitsel anlatımlarından en önemlisi olan “Kırklar Meclisi”ne dair geçtiğimiz yıl yaptığı paylaşımın hedef gösterilmesi sonrası Rektörlük tarafından inceleme başlatıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Doç. Dr. Yalçın Çakmak hakkında inceleme başlatılmasına tepki gösterdi. DAD açıklamasında başlatılan incelemenin derhal geri çekilmesi ve Aleviliğin temel anlatısı olan Kırklar Meclisi anlatısını inceleme konusu yapan rektör istifa etmesi çağrısında bulundu.

    “ANLATIDA PEYGAMBERE HAKARET DEĞİL, TAM TERSİ CAN OLARAK KABULÜ VARDIR”

    DAD Genel Merkezi’nin açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Akademisyen Doç.Dr.Yalçın Çakmak’ın, Alevi inancının kurucu anlatılarından olan “Kırklar Meclisi” alıntılı paylaşımı gerekçe gösterilerek, Tarih Bölümü öğretim üyeliğini yaptığı Munzur Üniversitesinin rektörü tarafından kendisine inceleme başlatıldığı kamuoyuna yansıdı.

    Yapılan paylaşım içeriğinde, Kırklar Meclisi anlatısında İslam Peygamberinin adının geçtiği bölümler kullanıldığından dolayı böylesi bir inceleme başlatıldığı da kamuoyuna yansıdı.

    Kırklar Meclisi anlatısı inancımızın temel erkânlarından olan Cem kültürünün manasını taşır. Cemlerimize makam, mevki, sınıf veya herhangi bir ayrıcalıklı konumla değil, ancak can olarak girilir. Cem meydanı bizler için aynı zamanda Hakk meydanıdır. Hakk meydanına ikrarla varan herkes candır ve eşittir. Yani Kırklar Meclisi anlatısında Peygambere hakaret değil, tam tersine can olarak kabulü vardır. Can olmak öğretimizin kabul ölçülerinde Hakk’ın Bir’liğinde buluşmaktır.

    “ALEVİLİK YARGILANAMAZ, İNCELEME DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ”

    Dolayısıyla bu manayı çarpıtmak ne kadar kabül edilebilir değilse, bu manayı paylaşmakta suç olamaz. Kırklar Meclisi anlatısını alıntılayan paylaşımları yargılamak, inancımızı yargılamaya yeltenmektir!

    Alevilik yargılanamaz! Başlatılan inceleme derhal geri çekilmeli ve Aleviliğin temel anlatısı olan Kırklar Meclisi anlatısını inceleme konusu yapan rektör istifa etmelidir.

    Doç.Dr.Yalçın Çakmak bilim insanı etiğine sahip bir akademisyendir. Araştırmaları ve ürettikleri ile Alevi tarihine önemli katkıları olan bir canımızdır. Kendisini bu süreçte yanlız bırakmayacak ve dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

    Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    PİRHA/DERSİM

  • Ankara’dan sonra İBB’ye de inceleme

    Ankara’dan sonra İBB’ye de inceleme

    PİRHA – Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ardından etkinlik ve konserler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de inceleme başlatıldı.

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ardından 2020’den itibaren yapılan etkinlik ve konserler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne de inceleme başlatıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ‘konser’ incelemesi

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ‘konser’ incelemesi

    PİRHA – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ABB tarafından düzenlenen konserlerle ilgili ihbarlar üzerine inceleme başlattı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından düzenlenen konserlerle ilgili ihbarlar üzerine inceleme başlattı. Gelen ihbarları dikkate alan Başsavcılık, Memurların Yargılanması Hakkında Kanunun uyarınca İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu’na müzekkere yazdı. Müzekkerede; konunun araştırılması istendi. Suç unsuru ve şüpheli tespiti yapılması halinde durumun Savcılığa bildirilmesi istendi.

    Savcılık ayrıca gelen şikayet dilekçelerini de detaylı inceleme için İçişleri Bakanlığı’na gönderilmesini kararlaştırdı. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu, Savcılığın talebi üzerine ABB konserleri ile ilgili iddiaları müfettiş eliyle inceleyerek, rapor hazırlayacak.

    Savcılığın soruşturması rapor doğrultusunda şekillenecek.

    YAVAŞ’TAN AÇIKLAMA

    Sanal medya hesabından açıklama yapan ABB Başkanı Mansur Yavaş, 11 Kasım’da bakanlıktan gelen 2 müfettişin incelemelere başladığını aktardı.
    Yavaş, “11 Kasım tarihinde konuyla ilgili basına açıklama yaptığım gün İçişleri Bakanlığı tarafından 2 mülkiye müfettişi konuyu incelemek üzere gönderilmiştir. Bu inceleme halen devam etmektedir. Yeni bir durum söz konusu değildir. Hesap verebilirlikte bizim üstümüze kimse yoktur. Sözümüzün arkasındayız suçu olan varsa cezasını çekecektir. Aynı davranışı tüm kamu ve belediyelerden de bekliyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Dağları’nda maden projesi için mahkeme 2 Haziran’da keşif yapacak

    Munzur Dağları’nda maden projesi için mahkeme 2 Haziran’da keşif yapacak

    PİRHA-Munzur Dağları Havzası’nda bulunan Balveren, Çambulak, Çat, Eğimli, Yalmanlar, Eskigedik, Kızılçayır, Işıkvuran ve Gözen köylerini etkileyecek olan 4. Grup Krom Maden Ocağı Projesi ile ilgili Erzincan İdare Mahkemesi tarafından keşif yapılacak.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın temel kaynak değeri olan Munzur Dağları Havzası’nda Dosteli Madencilik Yatırım A.Ş. tarafından 4. Grup Krom Maden Ocağı Projesi için Tunceli Valiliği’ne başvuru yapıldı. Valilik söz konusu projeye yönelik olarak “ÇED gerekli değildir” raporu verdi. Avukat Barış Yıldırım ise söz konusu kararı mahkemeye taşıdı.

    Proje hayata geçirilirse Balveren, Çambulak, Çat, Eğimli, Yalmanlar, Eskigedik, Kızılçayır, Işıkvuran ve Gözen köyleri doğrudan etkilenecek. Avukat Barış Yıldırım’ın başvurusu üzerine Erzincan İdare Mahkemesi tarafından oluşturulan bilirkişi heyeti 2 Haziran günü bölgede incelemelerde bulunacak.

    PİRHA/DERSİM

  • İnşaat Mühendisi Durmaz: Zemin etüdü yapılmamış, zeminlerde sıvılaşma da yıkım sebebi-VİDEO

    İnşaat Mühendisi Durmaz: Zemin etüdü yapılmamış, zeminlerde sıvılaşma da yıkım sebebi-VİDEO

    PİRHA- Maraş merkezli depremin üçüncü gününde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayı ile yıkılan alanların ihaleye açıldığı bilgisini edindiklerini söyleyen İnşaat Mühendisleri Odası üyesi Barış Durmaz, “Edindiğimiz bilgi TOKİ bünyesindeki birçok müteahhitin arsa arayışı olduğuydu. Depremin 3. gününde bir çok alanda bu çalışmayı başlattıklarına dair bilgiler edindik” dedi. Durmaz ayrıca, inceleme yaptıkları deprem bölgesinde zemin etüdü yapılmadığını da kaydetti. 

    Maraş merkezli yaşanan ve on binlerce kişinin yaşamını yitirdiği depremlerde yıkılan binaların denetimsizliği kamuoyunda tepkilere neden oldu. Deprem sonrası resmi rakamlara göre, 11 ilde yaklaşık 198 bin binanın az veya orta hasarlı olarak kaydı tutuldu. Yaşanan bu büyük yıkımdan hemen sonra birçok binanın müteahhitleri tutuklanırken, bu yapılara izin veren, depreme dayanaklılığı incelemeyen başta belediye başkanları ve yapı denetim görevlileri olmak üzere asıl sorumlular göz ardı edildi. Depremlerin yıkımından sonra gözler bu defa büyük tehlike barındıran olası İzmir, İstanbul depremlerine çevrildi.

    TMMOB İzmir adına depremin ikinci gününde Malatya ve Adıyaman’a giden ekipte gözlemler yapan İnşaat Mühendisi Barış Durmaz, kum özelliği daha yüksek ve sıvılaşmaya neden topraklarda zemin etüdü yapılmadan direkt imara açılmasının yıkımın asıl sebebi olduğuna işaret etti. Durmaz, ayrıca inşaatın ustalığından yapı denetimine, belediye ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’na kadar bu yapıların adeta hiçbirinin denetiminden geçmemişçesine durum gözlemlediklerini kaydetti.

    “TARIM TOPRAKLARI, ZEMİN ETÜTÜ YAPILMADAN İMARA AÇILMIŞ”

    İlk ulaştıkları yer olan Malatya Doğanşehir’de kum özelliği yüksek ve sıvılaşmaya neden olan alüvyonlu tarım topraklarının hiçbir zemin etütü yapılmadan imara açıldığını kaydeden Durmaz, “Binaların yüzde 95’i yıkılmış ve ağır hasarlıydı. Alt yapı ve üst yapıyı düşündüğümüzde şehrin tahliye edilmesi durumu söz konusu olmuştu. Yıkım o kadar büyüktü. Yeni yapılan 4 ve üstü katı binaların çoğu yıkılmış durumdaydı. Alüvyon toprak dediğimiz kum özelliği daha yüksek ve sıvılaşmaya neden topraklara zemin etüdü yapılmadan direkt imara açılması büyük bir sıkıntı yaratmış. Binaların çoğu yıkılma sebeplerinden birisi zeminlerde sıvılaşmaydı. Sulu bir kumsal alada yürüdüğümüz zaman ayağımız batar ve etrafına sular doluşur. Bu deprem sırasında da böyle bir durum söz konusu. Toprağın içerisindeki su yukarı çıkarak binanın su üzerinde hareket etmesine neden oluyor. Bu da binanın yıkılmasıyla sonuçlanıyor” dedi.

    “BİNALAR SANKİ HİÇBİR KURUMUN DENETİMİNDEN GEÇMEMİŞTİ”

    Durmaz, inşaatın ustalığından yapı denetimine, belediye ve Çevre Şehircilik Bakanlığı’na kadar bu yapıların adeta hiçbirinin denetiminden geçmemişçesine durum gözlemlediklerini aktararak, şunları kaydetti:

    “Binaların geneline baktığımızda zemin katlarda ticari alan olarak kullanılan alanda duvar yapılması gerekirken cam mekanlarla deprem yüklerinin etkimesine neden olan yapılar söz konusuydu. Kolon kiriş bağlantılarında etriyeler kullanılmamış. İnşaatın ustalığından, yapı denetimine, belediyeden çevre şehirciliğine kadar sanki hiçbirinin denetiminden geçmemiş gibi bir durum gözlemledik. Mühendislik açısından daha sağlıklı, güvenilir binaların imar edilmesi gerekiyor. İmar affı ise sadece mimari projelerle sınırlı tutuluyor. Statik açıdan uygun olamayan yapıların üzerine 3-4 kat çıkarılıyor. Belediye, Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından oturmaya müsaittir belgesi veriliyor. Asıl sıkıntı burada, binaların statik hesaplarına bakılmadan direkt imara açılıyor. Baktığımız binaların yüzde 30’u bu durumdaydı. Kerpiç evlerin üzerine 2-3 kat betonarme evler çıkılmış ve hepsi de imardan geçmiş yapılardı. Türkiye geneline bunu yaydığımızda milyonlarca yapı böyle imara açıldı. Hepsinin tekrar denetime tutulması, gerekir ise de yıkılması gerekiyor.”

    “KENTSEL DÖNÜŞÜM SÖMÜRÜDÜR; MÜTEAHHİTLERE KAR ALANI”

    Kentsel dönüşümle birlikte inşaat alanında taşeronluk sistemi ile büyük bir sömürünün olduğuna işaret eden Durmaz, “Son zamanlarda kentsel dönüşüm tartışmaları oluyor. Bu çalışmalar sadece müteahhitlere kar, sermaye açılan alanlar oluyor. Bunun toplumun konut ihtiyacını karşılar noktada olması gerekiyor. İşçisinden tutalım müteahhitine, belediyeye kadar herkes sorumlu. İnşaat alanında büyük bir sömürü ve bunun etkisi söz konusu. İnşaatın tüm alanlarında taşeronluk sistemi, güvencesiz çalışma, az zamanda çok iş çıkarma söz konusu. Büyük müteahhitlerin bünyesinde çalışan işçilerin hepsi neredeyse üçüncü, beşinci, altıncı elden taşeronluk sistemiyle çok büyük emek sömürüsüne maruz kalıyor. Bu da daha etik kişilik ve emeğin oluşmasını engelliyor” dedi.

    “İMAR BARIŞI ÜLKENİN YIKIMIDIR”

    Gündemde olan imar barışını ‘felaket’ olarak yorumlayan Durmaz, şöyle devam etti:

    “Böylesi bir depremden sonra imar affı herhâlde imkansız durumda. Olması gereken ise daha önceki imar affından geçen yapıların tekrar denetimden geçirilmesi gerekiyor. Bu yapıları denetime koymadan yeniden imar barışını ortaya çıkarmak Türkiye’nin daha çok yıkım almasına neden olacaktır. Bu deprem 10 ili etkiledi ama diğer illerimizde de aynısı olabilirdi. Deprem nerede olursa aynı durum söz konusudur. Ülkenin her yerinde imar barışından geçen binalar var. Bu sorun yerel değil ülkenin bütününü kapsayan bir sorundur.”

    “BAKANLIK, DEPREMİN 3. GÜNÜ TOKİ İHALESİ AÇMIŞ”

    Depremin 3. gününde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayı ile yıkılan alanların TOKİ ihalesine açıldığını, müteahhitlerin arsa arayışına girdiği bilgisini edindiklerini söyleyen Durmaz, “Bölgede edindiğim bilgilere göre TOKİ bünyesindeki birçok müteahhitin arsa arayışı olduğuydu. Depremin 3. gününde bir çok alanda bu çalışmayı başlattıklarına dair bilgiler edindik. 1 milyonun üzerinde binanın yıkıldığı, ağır hasar aldığı bilgisi var. Bunların birkaç ay içerisinde düzene oturtulması söz konusu değildir. Bu on yılları kapsayacak bir çalışma. TOKİ’ler ile oluşturulan müteahhit-kar odakları topluma asla kazanç sağlamayacaktır. Toplumun konut ihtiyacının ancak yüzde 1’ini karşılayabilirler” şeklinde konuştu.

    “DEPREMİN DEĞERİ 1,5 KAT ARTTI, HİÇBİR BİNA GÜVENDE DEĞİL”

    Maraş merkezli depremin Türk Deprem Standartları’nın bir 1,5 katı kadar üstünde olarak hesaplandığının altını çizen Durmaz, bugüne değin projelendirilen yapıların hiçbirinin güvenli olmadığını belirterek, “İzmir depreminden sonra Türk Deprem Standartları değiştirildi. Projelendirme yapılırken her zaman bu standartlar baz alınır. Depremin binalarını etkileyen ivme kat sayısı 0.4 olarak alınır. Maraş merkezli depremde ise bu değer 0.65 olarak ölçüldü. Depremin binaları etkileme değeri bir buçuk katı kadar artmış durumda. Demek oluyor ki; bugüne kadar projelendirdiğimiz bütün binalarda sıkıntı mevcut. Şu anda oturduğumuz binaların hiçbirinin güvenli olduğunu iddia edemeyiz” diyerek olası duruma dikkat çekti.

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

  • HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    HDP’li milletvekilleri: AKP, devletin bütün olanaklarını seferber etmiyor; halk dayanışıyor-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemelerde bulundu. Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı” dedi. Milletvekili Bülbül ise “Yaşananlar için bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor” ifadelerini kullandı. 

    Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken, binlercesi yaralandı, yüz binlerce kişi de evsiz kaldı. Yaşanan depremlerin ardından HDP milletvekillerinden oluşan heyet Adıyaman’da incelemeler yaptı.

    “ADIYAMAN TAM BİR HAYALET ŞEHİR”

    Yaşananların büyük bir facia olduğunu belirten HDP Grup Başkanvekili ve Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Depremin boyutları zaman geçtikçe daha iyi görülecek. Çünkü Adıyaman şimdi tam bir hayalet şehir. Gittiğimiz her sokakta enkazlar, enkazların altında cenazeler, cenazelerin başında bekleyen aileler ve soğukta dışarıda kalmak zorunda olan insanlar var. Ancak şu ana kadar gerekli arama kurtarma çalışması yapılamadı. Herkes ‘Biz neden bu kadar yalnızız, devlet nerede?’ diye soruyor. Devletin bütün olanaklarıyla seferber olması gerekiyor, ancak AKP hükümeti bunu yapmıyor. Bu yaralar hemen kapanacak yaralar değil” dedi.

    “DEVLET ENKAZ ALTINDA KALDI”

    “Depremde yurttaşlar değil de sanki devlet enkaz altında kaldı” diyen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise şu konuşmayı yaptı:

    “Depremde devletin organize olmadığını görüyoruz. Ancak yurttaşlar dayanışma içerisinde. Fakat bu durum yurttaşların dayanışmasıyla çözülecek bir durum değil. Yaşananlar çok büyük bir felaket. Binlerce ölü var. Yüzlerce yıkılan ev var ve sokakta kalmış insanlar var. Yaşananlar için elbette ki bir devlet organizasyonu lazım. Ancak sanki enkazın altında kalan devletmiş gibi davranılıyor. Adıyaman halkı acısına ve açlığına rağmen dayanışma içerisinde.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Yargıtay HDP’ye inceleme başlattı

    Yargıtay HDP’ye inceleme başlattı

     AKP, MHP ve Vatan Partisi’nin defalarca kapatılması çağrıları yaptığı HDP hakkında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inceleme başlattı.

    Yargıtay Başsavcılığı Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobanê iddianamesinin ekleriyle birlikte kendilerine gönderilmesini istedi.

    Kobanê soruşturması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında olduğu HDP’li 9 milletvekili hakkında fezleke düzenlenmişti. Başsavcılık bu fezlekelerin örneğini de istedi. Başsavcılık kaynakları tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin takip edildiğini vurgulayarak, söz konusu belgelerin rutin inceleme kapsamında talep edildiğini bildirdi.

    Siyasi partilerin faaliyetlerini izlemekle görevli Başsavcılıkça yapılacak inceleme sonucu, HDP’nin “Örgüt eylemlerinin odağı” olduğu tespit edilirse, HDP hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İçişleri Bakanlığı’ndan İBB’nin eski dönemine ait usulsüzlük iddialarına inceleme

    İçişleri Bakanlığı’ndan İBB’nin eski dönemine ait usulsüzlük iddialarına inceleme

    İBB’nin eski dönemine ait bazı iş ve işlemlerde usulsüzlük yapıldığı iddialarını araştırmak üzere 3 mülkiye müfettişi görevlendirdi.

    İçişleri Bakanlığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) eski dönemine ait bazı iş ve işlemlerde usulsüzlük yapıldığı iddialarını araştırmak üzere 3 mülkiye müfettişi görevlendirdi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bir televizyon programında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu’nun bazı yolsuzluk ve usulsüzlük dosyaları üzerinde çalışıldığı, 40 civarında ihale dosyasında usulsüzlük ve kamu zararına yönelik bulgulara ulaşıldığına dair açıklamalarını ihbar kabul eden İçişleri Bakanlığı konuyu araştırmak üzere 3 mülkiye müfettişi görevlendirdi.

    Konuyla ilgili Bakanlık onayında, “1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 260/1-ç maddesi gereğince mahalli idarelerin seçilmiş veya tayin edilmiş organları ve bunların üyeleriyle diğer kamu görevlileri hakkında inceleme, araştırma ve soruşturma yapma görev ve yetkisinin Mülkiye Teftiş Kuruluna verildiğine ve mahalli idarelerle ilgili olarak kamuoyuna yansıyan her türlü iddianın titizlikle incelenmesinin Bakanlığın sorumlulukları arasında yer aldığı” belirtildi.

    Görevlendirilen mülkiye müfettişlerinin bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesinde göreve başlayacakları öğrenildi. Müfettişlerin İstanbul Büyükşehir Belediyesinden iddiaya konu dosyaları istemesi bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • RTÜK, TELE 1 hakkında inceleme başlattı

    RTÜK, TELE 1 hakkında inceleme başlattı

    RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, TELE 1 kanalı hakkında inceleme başlatıldığını açıkladı.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, TELE 1 kanalı hakkında inceleme başlatıldığını duyurdu.

    RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Tele 1 ekranlarında kamuoyu vicdanını rahatsız eden açıklamalar dikkatimizden kaçmamıştır. Tele 1 sunucusunun bahse konu yayında muhalefet etme psikolojisiyle kahraman polislerimize iftira atması kabul edilemez. Kendisini esefle kınıyorum. Kamu görevi yürüten yayıncıların gazetecilik ilkelerini unutarak toplumda infial oluşturabilecek açıklamalar yapma özgürlüğü yoktur. RTÜK olarak buna müsaade etmeyeceğiz. Söz konusu yayınla alakalı inceleme başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadelerini kullandı.

    TELE 1 kanalında sabah programını sunan Musa Özuğurlu, “Erdoğan’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun başında olduğu teşkilatın memurları Türkiye’de cemevlerine girip rahatlıkla işeyebiliyor” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İçişleri Bakanlığı, İmamoğlu’nun Beylikdüzü dönemini incelemeye aldı

    İçişleri Bakanlığı, İmamoğlu’nun Beylikdüzü dönemini incelemeye aldı

    Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde belediye başkanlığı yaptığı dönem 23 Haziran seçimi öncesinde İçişleri Bakanlığı tarafından mercek altına alındı.

    31 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen ve Yüksek Seçim Kurulu kararı ile mazbatası elinden alınan Ekrem İmamoğlu‘nun 23 Haziran öncesi her şeyi araştırılıyor. Son olarak İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde belediye başkanlığı döneminin İçişleri Bakanlığı tarafından incelendiği öğrenildi.

    Sözcü Gazetesi Yazarı Saygı Öztürk’ün yazısına göre, İmamoğlu’nun belediye başkanlığı dönemini araştırma görevini 15 kişilik bir ekip yürütüyor. Öztürk bugünkü yazısında şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun her şeyini araştırıyorlar. Hem öyle bir araştırma ki öyle-böyle değil. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri tarafından yapılan inceleme ve soruşturma dosyaları İmamoğlu’nun lehine sonuçlanmış olanlar arşivden çıkarıldı ve bu kez farklı müfettişler tarafından yeniden inceleniyor.”

    “BAŞKANLIĞININ DÜŞÜRÜLMESİ GÜNDEME GETİRİLECEK”

    Mevcut dosyalara göre İmamoğlu’nun başkanlığı döneminde açığı bulunamadığını belirten Öztürk, “Ama adaylık döneminde bulmak ve onu da seçim öncesi patlatmak için yoğun bir çaba gösteriliyor. Seçim dönemine kadar bulunamazsa da, başkan seçilmesi halinde bu kez başkanlığının düşürülmesi için gündeme getirilecek” diye belirtti.

    Öztürk yazısında şu ifadeleri kullandı:

    “Bayram öncesi Beylikdüzü Belediyesinde çalışmaya başlayan bir mülkiye müfettişi, 15 kişilik teknik bir ekiple özel bir çalışma yürütüyor ve Ekrem İmamoğlu’nun son 5 yıllık başkanlık dönemindeki her şeyi araştırıyor. Beylikdüzü’nün CHP’li yeni Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, İmamoğlu döneminde başkan yardımcısıydı. Çalık, Sözcü’nün sorusu üzerine belediyedeki durumu şöyle anlattı:

    ‘Belediyemiz tarafından gerçekleştirilen çalışmaların yaklaşık yüzde 80’lik bölümü incelemeye tabi tutuluyor. Bunlar arasında iç yazışmalar, imar uygulamaları, insan kaynakları iş ve işlemleri kısaca Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığı döneminde yapılan her konu araştırılıyor. Yargıya intikal ettirilip belediyemiz lehine sonuçlanan konuların dosyaları da yeniden didik didik ediliyor. Çalışmalar hemen bitecek gibi değil.’ (HABER MERKEZİ)

  • Suruç’a gitmek isteyen 25 kuruma engelleme

    Suruç’a gitmek isteyen 25 kuruma engelleme

    Diyarbakır Barosu, İHD ve DTSO’nun aralarında bulunduğu çeşitli kurumlardan oluşan heyetin Suruç’a gitmesine izin verilmedi. 

    Urfa Suruç’ta AKP’lilerin esnafa saldırısı ve ölümlere dair kente gidip inceleme yapmak isteyen Diyarbakır’da aralarında Baro, İHD, KESK, Hak İnsiyatifi, TİHV, TMMOB ve TTB’nin olduğu 25 kuruma “can güvenliği” gerekçesiyle izin verilmedi. Öte yandan Urfa Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’nden gece saat 03.00’te kurum temsilcilerinin arandığı ortaya çıktı.

    “ANTİDEMOKRATİK UYGULAMA”

    İlk olarak konuşan Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen, “Gidiş amacımız sağduyuya davet, benzer bir provokasyonun yaşanmaması için çağrıda bulunmaktı. Emniyet tarafından çağrımızda bulunan kurum temsilcileri dün gece 3 dolaylarında tek tek aranarak Urfa’ya gidişimize izin verilmeyeceği iletildi. Biz yine de belirlediğimiz saatte burada toplandık. Emniyetle yaptığımız görüşmede kesinlikle gidişimize izin verilmeyeceği, gidersek  müdahalede bulunulacağı aktarıldı. Diyarbakır’daki tüm kurumlarımızın seyahat özgürlüğü engellendi. Antidemokratik bir uygulama yapılmaktadır. Türkiye demokrasisi için büyük bir kayba neden olan bir uygulama ile karşı karşıyayız” dedi.

    “ENGELLEME KUŞKULARA NEDEN OLDU”

    Özmen’in ardından konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Suruç’ta yaşanan olayın bölgenin ve ülkenin tamamını kapsayacak siyasi manipülasyonlara yol açacağını kaydetti ve şunları ekledi:

    “Manipülasyonlara yol açacak bu olayın araştırılması, orada yaşananların toplum tarafından doğru görülmesi, iki aile arasında yaşanabilecek yeni çatışmaların engellenmesi, siyaset içerisinde olabilecek provokasyonları engelleme anlamında bu ziyareti gerçekleştirmek istedik.  Umarız olmaz ama bu girişimlerin süreç içerisinde provokasyonları engellendiğinin tanıklarıyız. Maalesef bugün bu gücümüzle alıkonduk. Tabi bu ister istemez bizde bazı kuşkuların oluşmasına neden oldu. Bu umarım seçim sonuçlarına, bölgede başka can kayıplarına neden olmaz. Can güvenliği içerisinde insanların kullandıkları oyların yansıdığı bir seçim süreci yaşamak istiyoruz ama bu konuda kaygılarımızın da olduğunu ifade etmek isterim.” (Diyarbakır/EVRENSEL)

  • Dersim heyeti orman yangınlarının tahribatını yerinde gördü: Devlet Dersim’den elini çekmeli-VİDEO

    Dersim heyeti orman yangınlarının tahribatını yerinde gördü: Devlet Dersim’den elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin bir araya gelen Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet orman yangının gerçekleştiği iki bölge olan Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulundu. İncelemenin ardından bir açıklama yapan heyet üyeleri, yangınların söndürülmesi konusunda Valinin tavrına dikkat çekerek, “Devlet elini Dersim’den çekmeli. Yangınların söndürülmesinde Vali vebal sahibidir” ifadesini kullandı.

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın olduğu heyet orman yangının yarattığı tahribatı yerinde gözlemlediler.

    Orman yangını bölgesine giden heyet, incelemenin ardından Demokratik Alevi Derneği Genel Merkezi’nde açıklama yaptı.

    Munzur Çevre Derneği’nden Ali Yıldız, mücadeleyi yükseltme çağrısı yaparak, orman yangınları ile ilgili yaptıkları mücadelenin önemli olduğuna değindi.

    “DEVLET DERSİM’DEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, Dersim’de geçmişte devlet eli ile çok acıların yaşandığına vurgu yaptı. Yıldız, “Devlet Dersim’den elini çekmeli. Batı’daki gibi Dersim’de de orman yangınları söndürülmeliydi. Olayın takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “VALİ VEBAL SAHİBİDİR”

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ise, gittikleri iki bölge dışında 18 yerde yangın çıktığını hatırlatarak, “Dersim yanıyor lafı çok abartılıyor deniliyor. Dersim’in her bölgesindeki 4-5 yerde yangın vardı. Vali abartılıyor dedi. Kamuoyu oluşturulunca örtemeyeceğini farketti ve müdahale etmek zorunda kaldı. Dersim’deki yangınları bir el çıkartıyor. Devlet ve AKP. Ve bu yangın halkın katkısı ile sönmüştür. Yangının tahribatları ise geçmiş değildir. Muaviye zihniyeti olduğu sürece bu yangın sürecektir. Vali bu yangını söndürmede pay değil vebal sahibidir. Hesap vermeliler” diye konuştu.

    “ORMAN YANGINLARI BİLİNÇLİ OLARAK ÇIKARILDI”

    Dersim Dernekler Federasyonu Yöneticisi Ali Rıza Bilir, orman yangınlarının bilinçli olarak çıkarılan politik tutumlar olduğunu söyleyerek, yaptıkları incelemeyi kapsamlı bir şekilde rapor haline getirerek basın ile paylaşacaklarını duyurdu.  Bilir ayrıca, güvenlikli bölgeler denilerek yayla yasaklarının devam ettiğini ve köylerde yaşayan halkın mağdur edildiğine de değindi.

    “DERSİM HALKI HAKİKAT YOLUNDA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMELİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Başkanı Dursun Demirtaş da “Dersim 30 yıldır yanıyor. Dersim halkı ve dostları kendi özüne dönüp hak ve hakikat yolunda mücadelesini sürdürmelidir” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından heyet üyeleri Dersim’den ayrıldı.

    Sevim KAHRAMAN/DERSİM

     

  • Alevi kurum başkanları ve milletvekilleri Dersim’de yangınların çıktığı alanları inceledi

    Alevi kurum başkanları ve milletvekilleri Dersim’de yangınların çıktığı alanları inceledi

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin bir araya gelen Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet ile Vali arasında dün  yapılan görüşme sonucunda, orman yangının gerçekleştiği Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulunmak üzere gitti. 

    Dersim’de kurumlar adına DAD, ABF, DEDEF, Munzur Çevre Derneği, Dersim Ticaret Odası’ndan oluşan heyet, dün Vali Tuncay Sonel ile görüştü.

    Yaklaşık 1 buçuk saat süren görüşmede orman yangınlarına bir an önce müdahale edilmesi gerektiği belirtilirken, görüşme sonrası kurum temsilcilerinden oluşan heyetin orman yangınlarının çıktığı alanlarda inceleme yapması kararlaştırıldı.

    Heyet, Dersim’in katliamla anıldığını belirterek, bu tarihin izlerinin silinmesinin halk ile bütünleşmekle mümkün olacağını söyledi.

    Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet ile Vali arasında dün  yapılan görüşme sonucunda, orman yangının gerçekleştiği Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulunma kararı çıktı. Bugün,  aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın olduğu heyet  incelemelerde bulunmak orman yangınlarının olduğu alana gitti.

    Sevim Kahraman-Diren Keser/DERSİM