Etiket: infaz düzenlemesi

  • Hasta tutukluydu tahliye oldu: Siyasi tutukluların tedavisi engelleniyor, yasalar uygulanmıyor

    Hasta tutukluydu tahliye oldu: Siyasi tutukluların tedavisi engelleniyor, yasalar uygulanmıyor

    PİRHA- Tutuklandıktan 5 ay sonra doktora çıkabilen ve iyi huylu olan hastalığının kötü huyluya döndüğünü öğrenen Hasan Karapınar, yaşadığı süreci anlattı. Karapınar, “Hapishanelerin koşulları çok kötü ve özellikle siyasi tutukluların tedavisi çeşitli bahanelerle engelleniyor. Bakanlığın bu konuda düzenleme yapacağını söylemesi seçimlere yönelik bir hamle. İnfaz kanunun 16. maddesi uygulansa sorun çözülür” dedi.

    Son dönemde Türkiye hapishanelerinde bulunan birçok hasta mahpustan ölüm haberleri gelirken, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, konuya ilişkin Ceza İnfaz Yasası’nda değişiklik öngören bir çalışma başlattıklarını açıkladı.

    İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı son verilere göre, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunuyor. Dernek, ağır hasta mahpusların, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ‘cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen hapishanelerde tutulmaya devam ettiğine işaret ediyor.

    43 yaşındaki Hasan Karapınar da, bundan birkaç ay öncesine kadar hasta tutuklulardan biriydi.

    Karapınar, lenfome kanseri tedavisi görürken tutuklandı. Tutuklanmadan önce düzenli şekilde tedavisine devam edebilen Karapınar, tutuklandıktan sonra tedavisine devam edemedi. Hapishanede uzun uğraşları sonucu 5 ay sonra doktora çıkabilen Karapınar, tutuklanmadan önce ‘iyi huylu’ olan hastalığının ‘kötü huylu’ya döndüğünü öğrendi.

    8 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan ve kemoterapi tedavisine devam eden Karapınar, yaşadığı süreci anlattı.

    “KANSER OLDUĞUMU GÖZALTINA ALINDIĞIMDA TESADÜFEN ÖĞRENDİM”

    Kanser hastası olduğunu tesadüfen öğrendiğini ifade eden Karapınar, girdiği ölüm orucu sonucu hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesine katıldığı için gözaltına alındığını ve orada kaburgalarının kırıldığını aktardı.

    Karapınar sözlerine şöyle devam etti:

    “Orada film çektiklerinde dalağımın büyük olduğu ortaya çıkmıştı. Sonrasında dalağın neden büyüdüğünü araştırdılar ve lenfoma (kan kanseri) teşhisi konuldu. Ancak kanser iyi huyluydu. 3 ayda bir gözleme tabii tutuluyordum. Doktorlar kan değerlerime bakıyorlar ve pet çekimi yapıyorlardı. Normal seyrinde ilerliyordu bu süreç. Sonrasında bir yalancı itirafçının ifadeleri üzerine tutuklandım ve hapishanedeyken tedavi sürecim engellendi. Tutuklandıktan 5 ay sonra hastaneye gidebildim. Bu 5 aylık süreçte, önce senin sağlık sorunun yok dediler, e-nabız sisteminde bir şey görünmüyor dediler. Sonrasında doktor yok, onun görmesi gerekiyor vs. dediler. Bu süreç böyle oyalamalarla geçti. 5 ayın sonunda hastaneye gidebildim ve doktorlar pet çekimi yaptılar. 18 Mayıs 2022’de de biyopsi yapmışlardı, onun sonucu belli oldu. Bu testlerin sonucunda kanser hastalığımın artık kötü huyluya dönüştüğünü öğrendim. Doktorlar hemen kemoterapi almamı söylediler. Hayati riskimin çok fazla olduğunu söylediler. Son yapılan tetkiklerde ise hastalığımın kemiklere kadar ilerlediği ve 3. evre ile 4. evre arasına kadar ilerlediği söylendi.”

    “BİRÇOK HASTA TUTUKLUNUN TEDAVİSİ ENGELLENİYOR”

    Hasta tutuklular olarak yaşadıkları sorunların ortak olduğunu kaydeden Karapınar, “Derdimizi anlatıp doktora gidene kadar çok uzun zaman geçiyor. Bu zaman zarfında birçok tutuklunun hastalığı geri dönülemez noktaya geliyor. Hastaneye gideceğimiz zaman ağız araması, ayakkabı araması, tabut gibi olan bir insanın zor sığdığı tekli ringlere binmeyi, çift kelepçe takmayı, doktor muayenesi sırasında kelepçeli muayene gibi dayatmalarda bulunuyorlar ya da tedavi sırasında üzerimizi çıkartmak durumunda kaldığımızda jandarmanın ve gardiyanların muayene odasından dışarısı çıkmasını istediğimizde bunu kabul etmiyorlar. Özellikle siyasi tutuklulara bu tür dayatmalarda bulunarak tedavilerini engelliyorlar. Örneğin, Ali Osman Köse isimli arkadaşımız böbrek kanseri ve ameliyat oldu. Pet çekiminin yapılıp kanser hastalığının ne evrede olduğunun öğrenilmesi gerekiyor ama bu tür dayatmalar nedeniyle tedavisinin ameliyattan sonraki kısmı yapılamıyor. Bunun gibi birçok hasta tutuklunun tedavisi çeşitli bahanelerle, dayatmalarla engelleniyor” diye konuştu.

    “HAPİSHANELERDE BESLENME VE TEMİZLİK BAŞLI BAŞINA BİR SORUN”

    Çeşitli dayatmalar ve bahanelerle tedavisi engellenen tutukluların bu süre zarfında hastalıklarının ilerlediğine ve bazılarının ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Karapınar, konuşmasının devamında şunları aktardı:

    “Ayrıca hapishanelerde beslenme başlı başına bir sorun. Aynı şekilde temizlik de başlı başına bir sorun. Yemekler hiç sağlıklı değil. Kantinlerden alabileceğimiz ürünler çok sınırlı ve çok fahiş fiyatlara satılıyor. Gerekli hijyen ortamı da sağlanamıyor. Ben kemoterapi aldıktan sonra bağışıklık direncim çok düştüğü için hijyenik bir ortamda bulunmam, yaşamam gerekiyordu. Kaldığım hücredeki lavabonun altı delinmişti ve oradan pis su akıyordu. Defalarca burayı tamir etmelerini söyledik. Buradaki pisliğin her yere dağıldığını ve bizi olumsuz etkilediği de belirttik ancak hapishane yönetimi ödenek olmadığı gerekçesiyle bu tamiratı yapamayacaklarını söyledi. Bu yaşadığım küçük bir örnek sadece. Bunun gibi yüzlerce basit gibi görünen ama insan hayatını olumsuz etkileyen durum söz konusu. Adli tutuklular, 10 kişinin kalacağı yerlerde 20-30 kişi kalıyorlar. Bazıları açık yarayla gezmek durumunda kalıyorlar ve bu kadar kalabalık ortamlarda hastalık bulaşmaması imkansız.”

    “BAKANLIĞIN BU KONUDA DÜZENLEME YAPACAĞINI SÖYLEMESİ SEÇİMLERE YÖNELİK BİR HAMLE”

    Adalet Bakanlığı’nın hasta tutuklara ilişkin yapacağı düzenlemeye değinen Karapınar, “Böyle bir düzenleme yapacaklarını söylemesi tamamen seçimlere yönelik bir hamle. 3600 ek göstergeyi çıkardılar, EYT ile ilgili çalışma yapacaklarını söylüyorlar, öğrencilerin kredi faizlerini sildiler. Bir seçim sürecine girildiği için iktidar bu tür düzenlemelerle göz boyamaya çalışıyor. Hapishaneler şu an çok kötü durumda ve çok fazla hasta tutuklu var. Tedavileri ciddi anlamda engelleniyor. Bundan dolayı da ölümlere varan durumlar yaşanıyor. Bu da çok gündem oldu son süreçte” dedi.

    “YENİ BİR DÜZENLEMEYE GEREK YOK, MEVCUT YASALAR UYGULANSA SORUN ÇÖZÜLÜR”

    “Mevcut yasalar zaten uygulanmıyor. Uygulamada çok fazla sorunlar yaşanıyor” diyen Hasan Karapınar şöyle devam etti:

    “Tutuklulara insani açıdan yaklaşılmıyor. İnfaz kanunun 16. maddesi diyor ki; ‘Bir kişi hayatını tek başına idare ettiremiyorsa, temel gereksinimlerini karşılayamıyorsa bu kişinin cezası ertelenir.’ Bu yasa gerçek anlamda uygulanıyor olsa zaten sorun kalmaz. Onlarca kanser hastası, hafıza kaybı yaşayan, felçli, engelli, kalp hastası olan tutuklu var. Bunların hiçbirisi tek başına yaşamlarını idame ettiremiyor. Bu yasa gerçek anlamda uygulansa bu tür hastalığı olan bütün tutuklular tahliye edilir ve dışarıda gerekli tedavilerini olabilirler. Devlet bu konuda bilinçli olarak zaten içeride olan bir kişiyi ikinci kez cezalandırıyor.”

    “DEVLET HİÇBİR HAKKI KENDİLİĞİNDEN VERMEZ, DAHA FAZLA DAYANIŞMA GÖSTERMELİYİZ”

    200 günü aşkın süredir ölüm orucunda olan Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın taleplerinden birinin de hasta tutukluların tedavilerinin sağlanması için serbest bırakılmaları olduğunu hatırlatan Karapınar, “Özellikle siyasi nedenlerle tutuklu olan hastaların tedavisi engelleniyor. Devlet bilinçli olarak tutukluları ölüme terk ediyor. Yeni yapılacak olan düzenlemenin de bu anlamda bir şey değiştireceğini, durumu iyileştireceğini düşünmüyorum. Devlet hiçbir hakkı kendiliğinden vermez. Şimdiye kadar alınan haklar da tutukluların direnişleriyle, sorunlarını gündeme getirmesiyle alınmıştır. Biz devletten merhamet beklemiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz. Bu anlamda hasta tutukluların sesini dışarıda daha fazla duyurmalıyız, daha fazla dayanışma göstermeliyiz. Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım ölüm orucundalar ve talepleri arasında hasta tutukluların serbest bırakılması da var. Bugün Gökhan’ın abisi görüşüne gitmiş ve Gökhan tekerlekli sandalyedeymiş. Yani artık yürüyemiyor demek bu. Sibel ve Gökhan’ı kaybetmek istemiyoruz. Onların direnişlerine, taleplerine herkes kulak vermeli. Onların sesine ses olmalı. Adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı duyarlı olan herkes bu tür direnişleri desteklemeli. Ancak birlik olursak, dayanışma sağlarsak haklarımızı alabiliriz ve adaleti sağlayabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • İnfaz düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle tahliyeler başladı

    İnfaz düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle tahliyeler başladı

    TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen infaz düzenlemesine ilişkin kanunun yürürlüğe girmesiyle, cezaevlerinden tahliyeler başladı.

    TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen infaz düzenlemesine ilişkin kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘7242 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u kabul etti.

    İnfaz yasasının yürürlüğe girmesiyle Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde tahliyeler başladı. Hükümlüler, otobüslere bindirilerek cezaevinden ayrıldı. Cezaevi çevresinde ise polis ekiplerince yoğun güvenlik önlemleri aldı.

    İSTANBUL CEZAEVLERİNDEN TAHLİYELER BAŞLADI

    İnfaz düzenlemesine ilişkin kanun yürürlüğe girmesinin ardından İstanbul’da cezaevlerinden tahliyeler başladı.

    Maltepe Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nden tahliye edilenler ise otobüslerle dışarı çıkarıldılar.

    Cezaevi çevresinde ise yoğun güvenlik önlemleri alındı. İETT Otobüsleri, cezaevi minibüsleri ve HAVATAŞ’a ait otobüsler ile tahliye edilenlerin sosyal mesafe kuralına uyarak maske taktıkları görüldü.

    ADIYAMANDA 715 MAHKUM SERBEST 

    Adıyaman Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan 715 mahkum tahliye edildi. Tahliye haberini duyan mahkum yakınları, cezaevleri önlerine gelerek yakınlarını bekledi. Adıyaman’da halk otobüsleri ile açık cezaevinden alınan 715 mahkum, şehir merkezinde yakınları tarafından karşılandı. (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li vekiller Meclis bahçesinde siyasi tutukluların fotoğraflarıyla yürüyüş yaptı-VİDEO

    HDP’li vekiller Meclis bahçesinde siyasi tutukluların fotoğraflarıyla yürüyüş yaptı-VİDEO

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi Milletvekilleri TBMM bahçesinde ‘İnfazda eşitlik istiyoruz’ sloganlarıyla yürüyüş yaptı. Vekiller, yürüyüşte siyasi tutukluların fotoğraflarını taşıdılar. 

    İnfaz düzenlemesinin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri devam ederken, Halkların Demokratik Partisi(HDP) Milletvekilleri TBMM bahçesinde hapishanedeki gazeteci, yazar ve siyasetçilerin fotoğraflarıyla yürüyüş yaptı.

    İnfaz düzenlemesinde siyasi mapusların kapsam dışında bırakılmasına dikkat çekmek için yapılan yürüyüşte HDP’li vekiller, “İnfazda eşitlik istiyoruz”, “Ölüme değil yaşama yasa”, “Eşit infaz haktır, engellenemez”, “Kadına gerçek koruma” şeklinde sloganlar attı. Kadın vekiller, eylem sırasında zılgıt çekti.

    PİRHA/ANKARA

  • Kadın ve çocuklara karşı işlenen suçlara “iyi hal” affı

    PİRHA- AKP-MHP işbirliğiyle hazırlanan ve Meclis’e sevk edilen yargı paketinde yapılan değişiklikle, kadına ve çocuğa yönelik olmak üzere cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, kasten öldürme, hırsızlık, yağma, uyuşturucu, gasp gibi suçlardan hüküm giyenler “iyi halli” sayılıp cezaevinden çıkabilecek. 

    Bugün Meclis Genel Kurul’unda 70 maddelik infaz düzenlemesine dair kanun teklifinin görüşülmesine başlanacak.

    AKP -MHP ortaklığıyla hazırlanan infaz teklifinde koronavirüs salgını nedeniyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile açık cezaevine ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 31 Mayıs 2020 tarihine kadar izinli sayılacak. Salgının sürmesi halinde bu süre, Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere iki kez uzatılabilecek.

    Cumhuriyette yer alan habere göre, teklif, 3 Nisan’da TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülerek kabul edildi. Ancak görüşmeler sırasında AKP milletvekilleri Sabri Öztürk, Orhan Kırcalı, Yusuf Başer, Mustafa Arslan ve Emine Yavuz Özgeç tarafından bir önerge verildi. Muhalefetin dahi söz almadığı önerge, oylanarak kabul edildi. Kabul edilen önerge ile Adalet Bakanlığı’nın izin süresini uzatma yetkisi iki yerine “üç kez” şeklinde değiştirildi. Böylece ek izin hakkı 6 aya yükseltildi.

    Önergeye göre başta kadına ve çocuğa yönelik olmak üzere cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, kasten öldürme, hırsızlık, yağma, uyuşturucu, gasp gibi suçlardan hüküm giyen ve “iyi halli” olanlar, eğer açık cezaevine ayrılmalarına bir yıl veya daha az süre kalmışsa açık ceza infaz kurumuna gönderilecekler. Bu hükümlüler de diğerleri gibi 31 Mayıs’a kadar izne çıkarılacak. Adalet Bakanlığı, bu izni toplamda 6 ay uzatabilecek. Bu kişiler, izni bittiğinde, “üç ayda bir, yol hariç 7 güne kadar” verilen “özel izin” hakkından da yararlanacak. Hastalık veya doğal afet gibi zorunlu hallerde bu izinler birleştirilerek kullandırılabilecek.

    TMK’den cezaevinde olanlar ile devletin güvenliğine, anayasal düzene, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ve casusluktan yargılananlar izin hakkından yararlanamayacak.

    “ASİT ATAN DA YARARLANACAK”

    Avukat Hülya Gülbahar, değişikliği eleştirerek, “Bu durum, hiçbir koruyucu tedbir alınmaksızın kadınlar ve çocuklar açısından hatta belli noktalarda toplum açısından risk oluşturan tüm adli suçluların tekrar toplumun içine salınması anlamına geliyor. Bu suçlular salıverilmeden önce mağdurların ailelerine haber verilmesi gerekiyor. Bu düzenlemeyle Berfin Özek’in yüzüne asitli saldırıda bulunan kişi aftan yararlanacak. Fiziksel ve manevi yaraları kapanmayan bir kadın, şimdi saldırganı karşısında bulacak” dedi.

    Gülbahar, gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları gibi muhalif kimlikleri nedeniyle cezaevinde tutulanların paketten yararlanmadığına dikkat çekerek, “Paketin sadece adli suçluları kapsaması ayrımcılıktır. Bu paket bir an önce geri çekilmeli ve bütün sivil toplum örgütlerinin görüşü alınarak yeniden hazırlanmalıdır” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yüzlerce isimden infaz düzenlemesine karşı ortak metin

    Yüzlerce isimden infaz düzenlemesine karşı ortak metin

    PİRHA- Siyasetçi, gazeteci, yazar, sanatçı, akademisyen ve insan hakları savunucularının aralarında bulunduğu yüzlerce isim infaz düzenlemesine karşı yayınladığı ortak metinde  “Artık ayrışmaları ve gerilimleri bir an önce sonlandırmak zorundayız. Birlik ve beraberlik işte tam böyle zamanlar içindir” denildi. 

     

    AKP-MHP ortaklığıyla Meclis’e sunulan ve siyasi tutukluların kapsam dışı bırakıldığı infaz düzenleme kanununa karşı, aralarında gazeteci, yazar, akademisyen, sanatçı, siyasetçi, hukukçu ve insan hakları savunucularının da bulunduğu çok sayıda isim,  “Birlik ve beraberlik işte tam böyle zamanlar içindir!” başlıklı bir metin yayınladı.

     

    Zor zamanlardan geçildiğinin vurgulandığı metinde, “Şayet toplumsal duygu ve ihtiyaçları göz ardı edersek, çok daha kabuslu zamanlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olacak. Artık bu ayrışmaları ve gerilimleri bir an önce sonlandırmak zorundayız” ifadeleri yer aldı.

     

    Açıklamanın tam metni şöyle:

    “Çok zor zamanlardan geçiyoruz. Bizlerin hayat süresi içinde dünya hiç bu kadar zor duruma düşmemişti. Bir süredir parçalayıcı toplumsal ayrıştırmalar ve sosyal-politik-ekonomik krizler içinde sendeleyen ülkemiz, şimdi de bu küresel virüs salgınına uğradı. Halkımız yorgun ve şimdiden çaresiz durumda. Şayet toplumsal duygu ve ihtiyaçları göz ardı edersek, çok daha kabuslu zamanlarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz olacak. Artık bu ayrışmaları ve gerilimleri bir an önce sonlandırmak zorundayız.

    Peki biz ne istiyoruz?

    Tüm halkımızla barışık yaşamak, rahatlamak, özetle; toplumsal normalleşme istiyoruz. Bugüne kadar hep konuşmalarda kalan ‘Birlik ve Beraberlik’i yaşama geçirmenin zamanıdır artık. Yarın çok geç olabilir. Hızla adım atmalıyız. Koronavirüs gibi bir şer’den, hayır çıkarmak zorundayız.

     

    “CAN DEDİN Mİ İNANÇ-İDEOLOJİ FARKI OLMAZ”

     

    ‘Can dedin mi, inanç-ideoloji farkı olamaz’, bilelim ki ağzına kadar dolmuş taşmış cezaevlerinde 1 yatakta 2 kişi yatmak yüzünden, korona felaketinin kapısında uyuyan sayısız tutuklu ve mahkûm var. ‘Adli suçlu’lar var, bazıları daha savcıya ifade bile veremeden, yıllardır yatan ve ‘siyasi suçlular’ diye etiketlenen tutuklu ve hükümlüler var. Bunlar arasında ayrım yapmak isteyen bir İnfaz Yasası sunuldu Meclis’e.

     

    “İNFAZ YASASI KAYGI VERİCİ”

     

    Devlet, yurttaşlara karşı ‘suç’ işleyenleri salıvermek, kendi otoriterliğine karşı gelenleri içeride tutmak istiyor. Başka bir deyişle; birincileri ölümden kurtarmak, ikincileri içeride ölümün kucağına bırakmak söz konusu. İnsanlığın gerçek bir varlık yokluk sorununu yaşadığı bu zorlu günlerde, toplumsal ayrıştırmayı güncelleştirerek büyütmek anlamına gelecek böyle bir infaz yasası çok kaygı verici.

     

    “ ZAMAN KAYBETMEDEN CEZAEVLERİNİ BOŞALTMA İRADESİ GÖSTERİLMELİ”

    Toplumsal vicdan artık biraz fazla zorlanıyor. Koronavirüs salgınına karşı mücadeleyi kazanmak için bir yandan toplumu nihayet normalleştirmek diğer yandan zaman kaybetmeden cezaevlerini boşaltma iradesini göstermesine bağlı. Cezaevinde yatanlar arasında ayrım yapmayı artık bırakmasına bağlı. Aksi halde, muhalif veya muvafık yarın hiçbirimiz birbirimizin yüzüne bakamayacağız.”

     

    Metnin imzacıları şöyle:

    “Abdo Yılmaz, Abdulaziz Akyol, Abdulbaki Erdoğmuş, Abdulbasit Bildirici, Abdulcebbar Barış, Abdulhakim Daş, Abdullah Demirbaş, Abdurrahman Ayhan, Adalet Çavdar, Adnan Dinçtoygar, Adnan Tüzün, Ahmet Aykaç, Ahmet Çakmak, Ahmet Daş, Ahmet Dindar, Ahmet Gezgin, Ahmet Şefik, Ahmet Öztürk, Ahmet Tonak, Ahmet Ümit, Akın Atalay, Akın Atauz, Akın Birdal, Alev Er, Ali Bilge, Ali Gökkaya, Ali İhsan Ben, Ali İhsan Dinçer, Ali Nesin, Ali Özkan, Alper Taş, Arif Kaptan, Arya Paperin Karahan, Atilla Durak, Atiye Keskin, Attila Tuygan, Ayhan Ergenç, Aydın Engin, Ayşe Erzan,  Ayşe Gözen, Ayşe Hür, Ayşe Sevin Kırıkoğlu, Ayşe Uzun, Ayşe Yıldırım Başlangıç, Ayşegül Devecioğlu, Aziz Gökdemir, Babür Pınar, Baskın Oran, Bayram Erzurumoğlu, Bayram Kızartıcı, Bedrettin Gündeş, Binnaz Toprak, Bülent Bilmez, Bülent Atamer,  Buket Türkmen, Burhan Sönmez, Büşra Ersanlı, Cabbar Barış, Canan Türeli, Ceren Özselçuk, Celal Başlangıç, Celalettin Can, Cemil Gündoğan, Cemal Karabil, Cemile Şaylan, Cengiz Aktar, Cengiz Arın, Cevdet Konak, Cihan Çelikkol, Cumali Uyan, Çetin Yılmaz, Daron Acemoğlu, Deniz Koloğlu, Doğan Özgüden, Doğan Gökşen, Ekrem Baran, Mehmet Emin Aktar, Emin Parlar, Enes Atila Pay, Enver Karabey, Ercan İpekçi, Ercan Özel, Erdal Doğan, Erdoğan Bayram, Erdoğan Kahyaoğlu, Ergin Cinmen, Erol Önderoğlu, Erol Özkoray, Eşber Yağmurdereli, Ethem Dinçer, Esin İleri, Esra Çiftçi, Esra Koç, Esra Mungan, Evren Altınel, Faik Bulut, Faik Burakgazi, Fatin Kanat, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Gök, Fehim Işık, Fener Günana, Ferhat Kentel, Feyha Karslı, Feyyaz Yaman, Feyzullah Mızrak, Fikret Başkaya, Fikri Sağlar, Füsun Çeliker, Gani Alkan, Gaye Boralıoğlu, Gençay Gürsoy, Gewro Hasan, Güngör Şenkal, Günseli Baki, Gürhan Ertür, Hacer Ansal, Hakim Tokmak, Halil Ergün, Halim Bulutoğlu, Halime Demir, Hanna Beth Sawoce, Harun Kaya, Hasan Cemal, Hasan Gülbahar, Hasan Öztoprak, Halil İbrahim Yenigün, Halil Savda, Hatice Kavran, Haydar Ergülen, Hayri Bökü, Hicri İzgören, Hikmet Yıldız, Hovsep Hayrani, Hüda Kaya, Hülya Kirmanoğlu, Hüseyin Doğan, Hüseyin Acıpınar, Hüseyin Gevher, Hüseyin Habib Taşkın, Halit Erdem, Hüseyin Tecin, Hüseyin Tunç, Hüsnü Öndül, Işık Hanım Gençay, İbrahim Bilen, İbrahim Ünal, İlkay Alptekin Demir, İmdat Karatoprak, İnci Tuğsavul, İbrahim Seyidani, İslam Özkan, İsmail Beşikçi, İsmail Cem Özkan, Jean-Pierre Dopagne, Jülide Kural, Kadir İnanır, Kampussuzlar, Kemal Ulaş, Kemal Yüksel, Kenan Yenice, Kuvvet Lordoğlu, Latif Yıldız, M. İhsan Çevik, Mahmut Karabulut, Mahmut Konuk, Mehmet Bozgeyik, Mehmet Deniz, Mehmet İnan, Mehmet Parlak, Mehmet Sanrı, Mehmet Latif Yıldız, Mehmet Uluışık, Mesut Baştürk, Melek Taylan Ulagay, Metin Gülbay, Metin Uzunöz, Mihail Vasiliadis, Mine Özerden, Muhammed Cihad Ebrari, Murat Daş, Mustafa Faik Dereli, Mustafa Güler, Mustafa Pekdogru, Mustafa Peköz, Mustafa Sütlaş, Mustafa Kaplan, Mirza Turgut, Nadire Mater, Nazım Karakurt, Nebi Ebci, Necmi Demir, Necmi Aydın, Necmiye Alpay, Nergiz Savran Ovacık, Nesrin Nas, Nesrin Sungur, Neşe Yaşın, Nihal Saban, Nihat Bozkuş, Nil Mutluer, Nil Mutluoğlu, Nilgün Doğançay, Nilgün Saban, Nilgün Saraçoğlu, Nimet Tanrıkulu, Nurcihan Saatçioğlu, Nuray Mert, Nurcan Baysal, Nurten Ertuğrul, Onur Hamzaoğlu, Onur Gökşen, Orhan Alkaya, Orhan Silier, Osman Dinçer, Osman Aytar, Oya Baydar, Özgür Emre, Pınar Aydınlar, Ragıp Duran, Ragıp Zarakolu, Ramazan Gezgin, Recep Maraşlı, Remzi Kozakçı, Reşit Canbeyli, Reşo Son, Reyan Tuvi, Rıza Karaman, Rıdvan Ayhan, Rıza Türmen, Sadık Topal, Sait Çetinoğlu, Salih Zeki Tombak, Samim Akgönül, Servet Ali Çınar, Serdar Ulaş Bayraktar, Selahattin Koçak, Semra Karadağ, Semra Somersan, Serdar Koçman, Selçuk Polat, Sicarettin Şimşek, Suat Turan, Suzan Samancı, Süleyman Eryılmaz, Şadi Özdemir, Şanar Yurdatapan, Şebnem Korur Fincancı, Şeref Yıldız , Şükriye Ercan, Şükrü Aslan, Serdar Ulaş Bayraktar, Tahsin Yeşildere, Tarık Ziya Ekinci, Tarık Günersel, Tayfun Mater, Temur Taşdemir,  Tuğrul Eryılmaz, Tuncay Gökçe, Tunç Abanç, Türkan, T. Ruvi, Ömer Akat, Yılmaz, Ufuk Uras, Ümit Aktaş, Ümit Biçer, Ümit Kardaş, Ünal Ünsal, Veysi Dündar, Viki Ciprut, Yalçın Ergündoğan, Yasemin Bektaş, Yaşar Othan, Yakup Aslan, Yeşim Dağgeçen, Yunus Bircan, Yücel Demirer, Yücel Sayman Yücel, Tunca, Zarife Çamalam, Zehra K. Arat, Zeki Sarıhan, Zeynep Tanbay, Ziya Halis.”

    (HABER MERKEZİ)