Etiket: İnfaz

  • Suriye’deki Alevi köylerinin yollarını kapatıldı: Yeni bir katliam hazırlığı mı yapılıyor?

    Suriye’deki Alevi köylerinin yollarını kapatıldı: Yeni bir katliam hazırlığı mı yapılıyor?

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler, IŞİD ve SMO’lu çeteler Alevilerin yaşadığı bölgelerde soykırım saldırılarına devam ediyor. Son gelen görüntülerde Lazkiye ve Ceble’deki Alevi köyleri ve kasabalarına giden yolların kapatıldığı görüldü. Halk yeni bir katliamın yapılacağından endişe ediyor. 

    Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler ile birlikte IŞİD ve Türkiye destekli SMO çetelerinin 6 Mart’tan bu yana Alevilere yönelik başlattığı soykırım saldırıları devam ediyor. Alevilerin yaşadığı bölgelerde kötü muamele, hakaret, darp, kaçırma ve infazlarla birlikte bir soykırım yaşanıyor.

    ALEVİ KÖYLERİNE GİDEN YOLLAR KAPATILDI

    Son çekilen fotoğraflarda HTŞ’nin Alevi köy ve kasabalarına açılan yolları iş makineleriyle yardımıyla kapattığı görülüyor. Yerel kaynakların aktardığı bilgilerde bütün Lazkiye ve Ceble’nin giriş ve çıkışları kapatılarak bölgeye yoğun bir HTŞ gücü sevk edildiği kaydedildi. Barikatların kurulduğu Tartus ve Dreykist’te kent girişlerinde ayrıca gece boyu kurşun ve ses topları duyulduğu ve tüm bu önlemlerin halk içerisinde yeni bir katliamın hazırlığı olabileceği endişesini oluşturduğuna dikkat çekiliyor.

    100’ÜN ÜZERİNDE ALEVİ KADIN KAÇIRILDI

    Lazkiye, Humus ve Tartus’ta Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere düzenlediği soykırım saldırılarında yine çok sayıda kişi gözaltına alınmış durumda. Son bir haftalık saldırılarda ayrıca 100’ün üzerinde kadının çeteler tarafından kaçırıldığı biliniyor.

    Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” denilen bölgede bulunan Tartus ve diğer bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.

    CEBLE’YE ASKERİ YIĞINAK YAPILDI

    Yine Alevilerin yoğun yaşadığı Ceble şehrinde sanal medyaya düşen görüntülerde yüzlerce ağır silahlı HTŞ’linin sokaklarda yürüyerek şehri kontrol altına almaya çalıştığı görülüyor. Yerel kaynaklar Alevilerin soykırım saldırılarına karşı bölgeden çıkmak istemesine engel olmak için şehrin her yerine barikatlar ve askeri kontrol noktaları kurulduğunu aktardı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    Suriye’de yaşayan Aleviler PİRHA’ya konuştu: Evlerimiz basılıyor, gençlerimiz infaz ediliyor!

    PİRHA- Suriye’yi yönetimini ele geçiren HTŞ’ye bağlı çeteler, Alevilerin yaşadığı bölgelerde insanlık dışı uygulamalar ve infazlar gerçekleştiriyor. Ajansımıza konuşan Suriyeli Aleviler, evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    Cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’nin Lazkiye, Humus ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hak ihlali gerçekleştirdikleri haberleri gelmeye devam ediyor. İnsanlık dışı uygulamaların merkezi olan Alevi coğrafyasında görüntü çekip, kamuoyuyla paylaşanların infaz edildiği aktarılıyor.

    PİRHA olarak ulaştığımız yurttaşlar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus gibi Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.

    ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI

    “Şebbia” adlı askeri birlikler bahane edilerek evlere girilip gençler evlerinden alınıyor, katledildikten sonra sokak başlarına atıldığını anlatan yurttaşlar, “Birçok yerde araçlara el konuyor. Evlerdeki değerli eşyalar ve paralar gasp ediliyor. Karşı çıkanlar işkenceye maruz kalıyor. Gençler ya gözaltına alınıp bilinmeyen yerlere götürülüyor ya da infaz ediliyor. Bölgede sadece Alevilerin silahlarına el konuyor. Diğer etnik yapıların silahlarına dokunulmuyor” diyerek uluslararası toplumun Alevilere sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Bir diğer yurttaş ise yaşadıklarının sadece katliamın provası olduğunun altını çizerek, Mart’ta yapılacak seçim sonrası daha büyük katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin olduğunu vurguladı.

    “BARIŞ VE GÜVENLİK İÇİNDE İNSANCA YAŞAMAK HAKKIMIZDIR”

    Suriye’de yaşayan bir yurttaş ise şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler, büyük vatanımıza bağlılığımızı, onun birlik ve toprak bütünlüğüne bağlılığımızı teyit ederken, mevcut ve koşulların ve bölgemizde tanık olunan aşırılık ve nefretin tırmandırılmasının varlığımızı tehdit ettiğini görüyoruz. Barış ve güvenlik içinde insanca yaşamak hakkımızdır.

    Ülkemizi kasıp kavuran çatışmaların sonuçlarından diğer bileşenler gibi biz de acı çektik. Bizim Alevi bölgesi talebimiz vatanımızdan ayrılmak değil, haklarımıza saygı duyulan, kültürümüzü, inançlarımızı ve mirasımızı korku ve zulüm olmadan koruyabileceğimiz güvenli bir alan bulma çabasıdır. Aşırılıkçı söylemin yayılması nedeniyle hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ilgili tüm partilere bu talebi ciddiye almaya ve onur ve barış içinde yaşam hakkımızı desteklemeye hitap ediyoruz. Milletin tüm bileşenleriyle yan yana, herkesin haklarını tanıyan, farklılıklarına saygı duyulan bir ortamda yaşamak istediğimizi beyan ederiz. Ancak mevcut koşullar bizi, kendimizi korumak ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için gerekli bir önlem olarak bu çözümü talep etmeye itiyor.”

    PİRHA/SURİYE

     

  • Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: 4 Ocak’ta Strazburg’da buluşalım!

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği: 4 Ocak’ta Strazburg’da buluşalım!

    PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Suriye’de Aleviler ve diğer halklara yönelik saldırılara karşı 4 Ocak’ta Strazburg’da düzenlenecek açıklamaya katılım çağrısında bulunarak, “Unutmayalım; katliama sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Gelecek nesillere barış ve kardeşlik dolu bir dünya bırakmak için harekete geçmek hepimizin sorumluluğudur” dedi.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (YJAD), Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçlerin Alevilerin ve diğer halkların yaşadığı bölgelerde kötü muamele, hakaret, darp ve infazlara dair açıklama yaparak, sistematik saldırıları görmezden gelmenin Alevi inancına ve insanlık onuruna aykırı olduğunu belirtti.

    Yapılan açıklamada 4 Ocak’ta Fransa’nın Strazburg şehrinde Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri, insan hakkı savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının katılacağı kitlesel basın açıklamasına katılım çağrısında bulunularak, “Birlikte durarak bu insanlık dışı vahşeti aşabiliriz. Adaletin, barışın ve kardeşliğin kazanacağına olan inancımızla tüm halkları ve inançları mücadeleye katılmaya davet ediyoruz” denildi.

    “SALDIRILARI GÖRMEZDEN GELMEK İNSANLIK ONURUNA AYKIRIDIR”

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Reya Hak inancının yol yürüyenleri olarak, tarih boyunca zulme ve adaletsizliğe karşı direnen bir inanç ve kültürün taşıyıcılarıyız. Bu nedenle Suriye’de halklara ve inançlara yönelik sistematik saldırıları görmezden gelmek, hem inancımıza hem de insanlık onuruna aykırıdır.

    Suriye’de Yaşanan Zulüm 12 yıldır Suriye’de halkların ve inançların demokratik değişim taleplerine direnen bir statüko var. Ancak Kuzey ve Doğu Suriye’deki Özerk Yönetim, bu süreçte halkların kendi kendini yönetme iradesini hayata geçirerek tarihi, kültürel ve inanç mekânlarını korumayı başarmıştır. Ne yazık ki son zamanlarda HTS’nin (Heyet Tahrir el-Şam) ve benzeri yapıların bölgedeki saldırıları, bu kazanımları hedef almaktadır.

    “MAZLUMLARIN YAYINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Esad rejiminin devrilmesiyle DAİŞ, El Kaide, El Nusra gibi örgütlerin ülkeye yerleştiği bu süreçte, kadınlar ve çocuklar köle olarak pazarlarda satılmış; Alevi ve Asuri-Süryaniler gibi halklar soykırımla yüz yüze bırakılmıştır. Erkekler işkenceyle katledilirken, kadınlar ve çocuklar insanlık dışı muamelelere maruz kalmıştır. Bu vahşet yalnızca bu halkların değil, insanlığın ortak değerlerinin de açık bir hedefidir.

    Kadın Devrimi ve Ortak Mücadele Demokratik Alevi Kadınlar Birliği olarak Rojava’yı bir Kadın Devrimi olarak sahipleniyoruz. “Jin, Jiyan, Azadi” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) felsefesini Rojava’dan tüm dünyaya yaymak için mücadelemizi sürdürüyoruz. İnancımız, “Hak, insanda tecelli eder” der. Ancak bu vahşi çetelerin insanlıktan ve haktan tamamen uzak olduğu ortadadır.

    Bu zulme karşı sessiz kalmak insanlık onuruna ihanettir. Bizler, Reya Hak inancının taşıyıcıları olarak mazlumların yanında durmaya ve zalimlere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

    “4 OCAK’TA STRAZBURG’DA BULUŞALIM”

    4 Ocak Strazburg Çağrısı Suriye’de yaşanan insanlık dışı katliamlara karşı sesimizi yükseltmek ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek adına, 4 Ocak’ta Strazburg’da düzenlenecek etkinliğe tüm duyarlı çevreleri güçlü bir katılım göstermeye davet ediyoruz.

    Bu bir çağrıdır; kadın örgütlerine, inanç temelli topluluklara, uluslararası insan hakları örgütlerine, halkların özgürlüğü ve barışı için mücadele eden herkese.

    Birlikte durarak bu insanlık dışı vahşeti aşabiliriz. Adaletin, barışın ve kardeşliğin kazanacağına olan inancımızla tüm halkları ve inançları mücadeleye katılmaya davet ediyoruz. Unutmayalım: Katliama sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Ayağa kalkma, örgütlenme ve özsavunma zamanı şimdi! Gelecek nesillere barış ve kardeşlik dolu bir dünya bırakmak için harekete geçmek hepimizin sorumluluğudur. Hak ve adalet için sesimizi yükseltelim. 4 Ocak’ta Strazburg’da buluşalım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HTŞ güçlerinden Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırı!

    HTŞ güçlerinden Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırı!

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler Alevilerin yaşadığı bölgelerde, yaptıkları operasyonlarda kötü muamele, hakaret, darp ve infazlar yaptı.

    HTŞ’nin Humus ve Tartus’ta Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere düzenlediği operasyonlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı. Videolarda Alevilere hakaretler eşliğinde gözaltına alınanların tekmelendiği, üstünde tepinildiği, hatta infaz edildiği görüldü.

    Gruplar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus ve başkent Şam’da operasyonlar düzenledi. Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde HTŞ’ye bağlı gruplara karşı eylemler yapılması ardından operasyon başlatıldığı belirtildi.

    HTŞ güçlerinin son 36 saatte Humus ve Tartus vilayetlerinde düzenlediği operasyonların Belkasa, Telkelh, İksa ve Hirbet Hamam gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere odaklandığı kaydedildi. HTŞ gözaltıların Esad yönetimine ve Lübnan Hizbullahı’na yönelik yapıldığını iddia etti.

    ALEVİLERE HAKARET

    Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” denilen bölgede bulunan Tartus ve diğer operasyon bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.

    DAİŞVARİ UYGULAMALAR

    Londra merkezli Gözlemevi, dün yaptığı açıklamada “Rejimin yıkılmasından bu yana işlenen suçların sayısı 75’e, öldürülen sayısı 112 erkek, 4 kadın, 1 çocuk olmak üzere 117’ye yükseldi. Son olarak, askeri araçlı bir grup Hama’da Ali Diyab isimli sivili öldürdü ve 8 kişiyi bilinmeyen yere götürdü. Humus’ta silah taşımayan ve daha önce de taşımamış olan iki mühendis sivilin başları kesilerek katledildiğini” dedi.

    Dün Şam’da, HTŞ’ye bağlı Halid Bin Velid birliklerinin silahlarıyla geçit yapması dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • CİSST, 179 cezaevinden gelen koronavirüs kaynaklı şikayetleri paylaştı

    CİSST, 179 cezaevinden gelen koronavirüs kaynaklı şikayetleri paylaştı

    PİRHA-Hapishanelerden ekim ayı içerisinde gelen koronavirüs kaynaklı şikayetleri raporlaştıran CİSST, cezaevi koşullarını, mahpusların sağlık sorunları, şikayetleri ve taleplerini kamuoyu ile paylaştı.

    Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ekim ayı içerisinde hapishanelerden gelen koronavirüs kaynaklı şikayetlerin yer aldığı bir rapor yayımladı. 179 farklı hapishaneden, mahpusların bilgileri gizli tutularak alınan şikayet başvurularında risk grubundaki hasta mahpusların sağlık sorunları, şikayetleri ve taleplerine yer verildi.

    “Hapishanelerde Kapasite Sorunu”, “Hapishanelerin Genel Durumu ve Hijyen Önlemleri”, “Mahpusların Hijyeni”, “Beslenme”,  “Sağlık hakkına erişim”, “Karantina Koğuşları” ve “Diğer Şikayetler” başlıkları altında hapishanelerdeki durumun anlatıldığı raporda ayrıca “Vakalar” başlığıyla da farklı hapishanelerden mahpusların genel durumlarına değinildi.

    “CEZAEVLERİNİN DEZENFEKTE EDİLME SIKLIĞI AZALDI”

    CİSST raporunda şu ifadelere yer verdi:

    “Mahpuslar koğuşlarının kalabalık, yatakların birbirlerine yakın mesafede olduğunu, bu yakınlıkta uyumak zorunda kaldıklarını, sosyal mesafe koyamadıklarını, açık hapishanelerde farklı koğuşlarda kalan mahpusların ortak alanlarda ve yemekhanelerde bir araya gelmek zorunda kaldıklarını aktarmışlardır.

    Salgın başlangıcında hapishaneler belli aralıklarla ve düzenli şekilde dezenfekte edilirken son dönemde bu sıklığın azaldığı, bazı hapishanelerde aşı olan infaz koruma memurlarının hijyen önlemlerini azalttığı, maske takmadan koğuşlara girdikleri belirtilmiştir.

    “TUVALET İLE BANYOLAR YETERSİZ VE KİRLİ”

    Birçok hapishanede tuvaletlere temizlik ve hijyen malzemelerinin konulmadığı, banyoların kirli olduğu, kalabalık koğuşlarda banyo kullanımı ve saatlerin kısıtlandığı, tuvalet ve lavabo sayısının az olduğu, bazı açık hapishanelerde koğuşlarda tuvalet ve banyonun olmadığı, ortak tuvalet ve banyonun farklı koğuşlarla beraber kullandırıldığı belirtilmiştir.

    Bazı hapishanelerde verilen yemeklerin kalitesiz olduğu, hijyenik olmadığı ve yemeklerin soğuk verildiği, yemeklerin tüm mahpusların ihtiyacını karşılamada yetersiz olduğu, bazı hapishanelerde hazır işlenmiş veya konserve gıdalar verildiği belirtilmiştir.

    “KANSER HASTASI MAHPUSLARIN BAZI İLAÇLARINDAN ÜCRET İSTENİYOR”

    Hasta, yaşlı ve risk grubuna giren mahpuslar için önlemler alınmadığı, temizlik malzemesinin dağıtılmadığı, mahpusların önlemlerini kendileri aldığı, bazı hapishanelerde doktorun revire gelmediği veya düzenli gelmediği, kanser hastalığı başta olmak üzere düzenli takip edilmesi gereken hastalıkların takibinin yapılmadığı, kanser hastası mahpusların bazı ilaçlarından ücret talep edildiği belirtilmiştir.

    Bazı hapishanelerde havalandırmaların keyfi olarak geç açıldığı ve erken kapatıldığı, havalandırmanın kapatılmasının temiz hava imkanlarını asgariye indirdiği, bazı hapishanelerdeki karantina koğuşlarının hijyenik olmadığı, temizlenmesine yönelik idareye şikayet iletilse de temizlenmediği ve yeterince havalandırılmadığı belirtilmiştir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mumcu’nun çocuklarından çağrı: Dikkatler saldırgana çevrilmeli

    Mumcu’nun çocuklarından çağrı: Dikkatler saldırgana çevrilmeli

    Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ölümüyle ilgili iddialarda bulunduğu Uğur Mumcu’nun çocukları, Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmeli” paylaşımı yaptı. 

    Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Uğur Mumcu ve Kürt iş insanlarının cinayetlerinde Mehmet Ağar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Güvenlik Daire eski Başkan Yardımcısı Korkut Eken’e işaret etti. Peker, Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin ardından olay yerine ilk olarak Mehmet Ağar’ın gittiğini iddia. “Uğur Mumcu şehit ediliyor, yanına ilk gelen kim; katil en önce gelir, Mehmet Ağar. Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi. Adam namuslu adam, bu günleri görmüş, namuslu adam. Rumlara Kıbrıs’ı satacağı yok. Aradan zaman geçti, döndüler üç dört gün sonra. Denk gelinemedi. Korkut abiyle konuştuk. Dedi sonra gideceğiz. Onlara bağlı başka bir ekip öldürmüş. Karşılaştık Korkut abiyle, ‘Halloldu o iş’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “DİKKATLER SALDIRGANA”

    Peker’in iddialarının ardından çocukları Özge Mumcu Aybars ve Özgür Mumcu, sanal medya hesaplarından Uğur Mumcu’nun “Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmeli” sözünü paylaştı.

    Özge Mumcu Aybars ve Özgür Mumcu,  “Bir ülkede devletin güvenliği ile hukukun güvenliği eş anlamlıdır. Devlet güvenliği adına hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması, demokrasi ve hukuk devleti için ileride onarılmaz yaralar açar. Bu gibi dönemlerde daha soğukkanlı olunmasında sayısız yarar bulunmaktadır. Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmelidir” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kandıra’da intihar etti denilen İrfan Kılıç infaz mı edildi?

    Kandıra’da intihar etti denilen İrfan Kılıç infaz mı edildi?

    Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde kendini yaktı denilen İrfan Kılıç’ın boğazında kurşun izi ve vücudunda işkence izleri olduğu görüntü aile tarafından çekildi. Cenaze yıkama esnasında çekilen görüntüde, el, ayak, kafa ve vücudun farklı yerlerinde darp izleri görülmekte. Aile, çocuklarının infaz edildiğini düşünüyor.

    Kocaeli Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde kaldığı koğuşta dün kendisini yakarak yaşamına son verdiği ileri sürülen, 1987 Bingöl Solhan doğumlu İrfan Kılıç’ın cenazesi otopsi için Kocaeli Adli Tıp Kurumu’na götürülen cenaze aileye teslim edilmeyerek bugün uçakla Elazığ’a gönderildi. Kılıç Ailesi’nin Elazığ’dan teslim alabildiği cenaze akşam saatlerinde Solhan’da defnetti. Cenazeyi yıkama işleminden önce telefonla görüntüleyen aile, Kılıç’ın kendini yakarak yaşamına son verdiği iddialarına inanmıyor.

    AĞABEY KILIÇ: KILLARI BİLE YANMAMIŞ

    Cenazenin defin edilmesi ardından Mezopotamya Ajansı’nın (MA) ulaştığı Kılıç’ın ağabeyi Hüsamettin Kılıç, cenazeyi yıkama esnasında yaklaşık 20 kişiyi çağırdıklarını belirterek, “Olayın kendini yakma şeklinde gerçekleştiğine inanmıyorum” dedi.

    Ağebey Kılıç, cenazenin yıkaması sırasında gördüklerini şöyle anlattı: “Biz cenazeyi yıkarken 15 kişiyi çağırdık. Herkes baktı. Başına defalarca sert bir cisimle vurulmuş. Darbe almış. Kafatası komple kırılmıştı. Kafasından büyük darbe almıştı. Ellerinde ve kollarında büyük cisimlerin açtığı yaralar ve kırıklar vardı. Dişleri ve çenesi kırılmıştı. Çenenin sağ tarafından kulak altında bir delik vardı. Bir parmağın girebileceği kadar geniş bir yaraydı. Artık şişle mi yoksa, kurşunla mı delinmiş bilemiyoruz. Cenazeyi telefonla çektiler. İnanamazsınız kılları bile yanmamış, ayakları yanmış biraz.”

    ‘BİRŞEYLER OLMUŞ AÇIKLAYACAKLAR…’

    “Ölüm nedeni kendini yakma değil” diyen Ağabey Kılıç, “Sonradan yakılmış gibi. Cezaevini aradık. Bize sonra açıklama yapacaklarını söylediler. Şuana kadar ne cezaevi ne de savcılıktan hiçbir açıklama yapılmış değil. Bir şeyler olmuş size açıklayacaklar deyip geçiştiriyorlar. Herkes açıklamadan kaçıyor. Cumhuriyet Başsavcılığı’na yönlendiriyorlar, savcılık cevap vermiyor” diye belirtti.

    ‘TARTIŞMADAN SONRA BÖYLE OLMUŞ’

    Olayla ilgili bir akrabalarının Cumhuriyet Savcısı’yla görüştüğünü kaydeden ağabey Kılıç, şunları belirtti: “Akrabamız kameranın karşısında savcıya ölümün nasıl gerçekleştiğini soruyor. Savcı, ‘Akşam saat 5’te avlu kapanıyor. Bunlar koğuşa giriyor. 3 arkadaştan ikisi içeri girerken, İrfan içeri girmiyor. Gardiyanlarla tartışıyor. Tartışmadan sonra böyle olmuş’ diye cevap vermiş. Bundan başka bir bilgisinin de olmadığını eklemiş. Bir yeğenim de cezaevi memuruyla görüşüyor. Oradaki memur ise İrfan’ın bir gardiyanı rehin aldığını, savcı cezaevine gelmesinin ardından büyük bir kargaşanın yaşandığını ve gardiyanın bir şekilde İrfan’ın elinden kurtulduğunu, çıkan kargaşada İrfan’ın yaşamını yitirdiğini 4 kişinin de yaralandığını söylemiş.”

    KÖY POLİS ABLUKASINDA

    Cenazeyi Elazığ’tan Solhan’a götürülürken yaklaşık on kez jandarma kontrolünden geçtiklerini vurgulayan Ağabey Kılıç, cenazeyi defnetmelerine rağmen ancak halen köyün etrafında yüzlerce polis ablukasında olduğunu ifade etti.

    ‘BİZE ULAŞMIŞ BİR NOT YOK’

    Bırakmış olduğu söylenen notla ilgili kendilerine bir bilgi verilmediğini söyleyen Ağabey Kılıç, “Biz de birilerinden duyduk. Olayın kendisi tarafından yapıldığını düşünmüyorum. Olayın kendini yakma şeklinde gerçekleştiğine inanmıyorum” diye konuştu.

    ’10 SAAT SÜREN BİR KAVGADAN BAHSEDİYORLAR’

    Ağabey Kılıç, İrfan’ın koğuş arkadaşlarının ailelerine olayı anlatmış olduğunu, ancak ailelerin çocuklarının can güvenliğinden kaynaklı resmi olarak dile getiremediklerini dile getirdi. Ağabey Kılıç, ailelerin olayı kendisine şu şekilde anlattıklarını ifade etti: “Bize anlatılar. Arkadaşları da yaklaşık dokuz on saat boyunca İrfan’la kavga halindelermiş. Çok fazla gürültü çıkıyormuş. Duydukları sese dayanamayan diğer koğuştaki bazı arkadaşları kafalarını duvara vuruyormuş. On saat süren bir kavgadan bahsediyorlar.”

    ‘GERÇEK ORTAYA ÇIKSIN’

    Olayın kendini yakmayla gerçeklemediğine inandıklarını sözlerine ekleyen ağabey Kılıç, “Cenazenin görüntülerini çektik. Savcılığa bildireceğiz. Her şeyin ortaya çıkmasını istiyoruz” dedi.

    GÖRÜNTÜLER AĞABEY KILIÇI DOĞRULAR NİTELİKTE

    MA’nın ulaştığı kamera kayıtlarında, yaklaşık 20 kişi cenazenin başında incelemelerde bulunuyor. Çok açık bir şekilde çekilen görüntüde, cenazenin el, kol, bacak ve kafatasında derin yaralar ve kırıklar görülüyor. Ayrıca bir kişinin kendi parmağıyla çenenin sağ kısmında boğazda görülen geniş yaraya sokarak yaraya dikkat çektiği görülüyor. Ağızdan çeneye doğru kurşun yarası olduğunu ileri süren kişiler, “Tüyleri bile yanmamış” yanmamış. Bun nasıl yanma hali. Sadece ayak kısmında yanık izleri var. El, kol, kafa ve vücudun diğer yerlerinde darp izine dikkat çeken insanlar, baş kısmındaki delik izini ise kurşun yarasına benzetiyor.

    (Kaynak: Mezopotamya Ajansı)