Etiket: infazda eşitlik

  • HDP’li Oluç: İnfaz Yasası, iktidarın cezaevindeki yandaşlarına af hediyesidir-VİDEO

    HDP’li Oluç: İnfaz Yasası, iktidarın cezaevindeki yandaşlarına af hediyesidir-VİDEO

    PİRHA – HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlenen basın toplantısında, “Mücbir sebep nedeniyle, yani koronavirüs salgını nedeniyle ayrımsız tahliye yapılsın, İnfaz Yasası’nda eşitlik ve adalet uygulansın. Bunu istiyoruz” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen İnfaz Yasası teklifine ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Parti grubu adın açıklama yapan Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, şunları söyledi:

    “Değinmek istediğimiz bir tek konu var. Bugün itibariyle Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek olan İnfaz Yasası’ndaki değişikliklerle ilgili açıklama yapacağız. İnfaz Yasası’yla ilgili birçok defa basın açıklamaları ve toplantıları, komisyonda tartışmalar yaptık. Diğer partilerle, AKP, CHP, İYİ Parti ile görüşmeler yaptık, önerilerimizi ilettik. Değişiklikler hangi maddelerde yapılabilir, hangi adımlar atılabilir buna dair detaylı önerilerimizi ilettik, dosyalar sunduk, bir tartışma yürüttük.

    “İKTİDAR, MUHALEFET PARTİLERİNİN ÖNERİLERİNİ CİDDİYE ALMADI”

    Ancak ne yazık ki, tartışmalar sonucunda, İnfaz Yasası’nda iktidarın ilk getirdiği halinden sonra herhangi bir değişiklik ortaya çıkmadı. İktidar sadece bizim değil, komisyon aşamasında gördük, diğer muhalefet partilerinin de önerilerini hiçbir şekilde ciddiye almadı, kendi getirdiği yasa teklifine bağlı kaldı, bir tek virgül bile oynatmadı.

    Bugün Genel Kurul’da iktidarın yasa teklifi tartışılmaya başlanacak. Zihniyetleri aynı; muhalefetin hiçbir önerisini ve sözünü ciddiye almayan, muhalefetin önerilerini kapsamayı hiçbir şekilde düşünmeyen, ‘biz yaptık oldu’ anlayışıyla hareket eden bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Diğer kanun tekliflerinde de bu tutumla karşı karşıya kaldık. İnfaz Yasası’nda da aynı tutumla karşı karşıyayız.

    “İNFAZ YASASI, İKTİDARIN CEZAEVİNDEKİ YANDAŞLARINA AF HEDİYESİDİR”

    Günü kurtarma adımları atıyor iktidar. Çok açık bir şekilde şunu net olarak söylememiz gerekiyor. Bu yasa teklifi bu haliyle çıkması durumunda iktidarın af yasasıdır. İktidarın yandaşlarına, söz verdiklerine af hediyesidir. İktidar yandaşlarını affetmektedir, muhaliflerine ise ölüm vadetmektedir. İktidarın kendi yandaşlarına çıkardığı bir aftır bu, çok net olarak. Bu iktidarın anlayışı budur.

    Biz neden İnfaz Yasası’nı tartışıyoruz, önce buna değinmemiz lazım. İnfaz Yasası ile ilgili bizim geçmişten bu yana çok fazla eleştirimiz var. Çünkü var olan İnfaz Yasası, içinde çok büyük adaletsizlik ve eşitsizlikleri barındıran bir yasadır. Normalde İnfaz Yasası bu tür eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri barındırmaması gereken bir yasadır. TCK ve TMK’ye göre ceza almış olanların bir de İnfaz Yasası yüzünden eşitsizliğe maruz kalmaları hukukta, evrensel demokratik hukuk ilkelerinde kabul edilebilecek bir anlayış değildir. Dolayısıyla İnfaz Yasası’ndaki eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin ortadan kaldırılması, geçmişten beri zaten sürdürdüğümüz bir tartışmadır. Bu konudaki fikirlerimiz nettir.

    “İKTİDAR, SALGINI CEZAEVLERİ İÇİN DE BİR FIRSATA ÇEVİRİYOR”

    Ama şimdi, bugün İnfaz Yasası’yla ilgili yapılan tartışmanın bununla alakası olmamalıdır. Şimdi bunu tartışıyoruz, çünkü koronavirüs salgını var. Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin çok ciddi tehdit altında olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Bu nedenle tartışıyoruz.

    Olması gereken, mücbir nedenlerle şu anda cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin İnfaz Yasası’ndaki değişiklikle salıverilmesini sağlamaktır. Bunun için çeşitli yollar bulunabilir. Ama önemli olan, mücbir sebep olan koronavirüs salgınıdır.

    İktidar ne yaptı etti, koronavirüs salgınını geri plana itti. Fırsat bu fırsat, İnfaz Yasası’nda öyle bir değişiklik yapayım ki, sanki koronavirüs salgınıyla ilgili bir değişiklik yapıyormuş havası yaratayım, ama aslında İnfaz Yasası’nı var olandan daha beter bir hale getireyim dedi. Çünkü bu iktidar fırsatçıdır.

    “İKTİDARIN ATTIĞI ADIMLAR, KENDİ YANDAŞLARI İÇİNDİR”

    Koronavirüs salgını karşısında uçak biletlerinin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 1’e indiren, tatil yerlerindeki konaklama vergisini erteleyen de bu iktidardır, çünkü fırsatçıdır. Attığı adımlar toplum sağlığı ve halk sağlığı ve toplumun çoğunluğunun yararı yönünde değildir. Nasıl olur da, iktidar olarak kendi yandaşlarıma yeni bir avantaj sağlarım? Nasıl olur da iktidar olarak kendi durumumu biraz daha sürdürebilirim, iktidarın bekasını sağlayabilirim? Anlayışları budur. İşte bu tartışma da bunu ortaya koymuştur.

    Şimdi mücbir sebeple İnfaz Yasası’nda değişiklik yapılmıyor; iktidar cezaevlerindeki yandaşlarına verdiği sözleri yerine getirmek için şimdiyi fırsat bilmiştir. Ağırlaştırılan maddeler de vardır.

    “CEZAEVLERİNDE 30-40 KİŞİ AYNI KOĞUŞTA”

    Bugün 2020 verilerine göre, 355 cezaevinde yaklaşık 294 bin mahpus vardır. Türkiye tarihinde bu kadar yüksek bir sayıya ilk defa bu iktidar döneminde ulaşılmıştır. Koşullar da son derece ağırdır. Kimi koğuşlarda 40-50 kişi kalmaktadır. Bazı koğuşlarda 100 kişi kalmaktadır. Yetersiz beslenme, ısıtılmayan ve havalandırılmayan koğuşlar, gün ışığından faydalanamama, yeterli hekim ve sağlık personelinin bulunmaması, muayene ve sevk sürelerindeki uzunluk, hijyen ürünlerinin parayla satılması, temiz ve sıcak suya erişememe, düzenli ve etkin bir sağlık hizmetinden faydalanamama, kötü muamele, işkence. Cezaevlerindeki durum budur.

    Şimdi koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kalındığı zaman, onlarca kişinin bir arada kaldığı koğuşlar için büyük bir tehdit söz konusudur. Siz bir taraftan diyeceksiniz ki, evde kalın sosyal mesafe uygulayın; öte taraftan cezaevlerinde koğuşlarda 30-40 kişi kalsın. Bu gayrı ciddi bir durumdur.

    “DEVLET, HER TUTUKLU VE HÜKÜMLÜNÜN YAŞAM HAKKINDA SORUMLUDUR”

    Biz İnfaz Yasası’nı ve mücbir sebebi tartışırken dedik ki, esas itibariyle tutuklu ve hükümlülerin sağlık ve yaşam hakkı devletin ve iktidarın güvencesi altındadır. Devlet her tutuklu ve hükümlünün sağlık ve yaşam hakkından sorumludur, korumak zorundadır. Cezaevlerinde herhangi bir sorun yaşanırsa,  bunun tek sorumlusu devlet ve iktidardır. Bu çok açık evrensel bir kuraldır.

    Cezaevlerinde bulunan mahpuslar bu iktidarın kölesi değildir. Cezaevlerinde bulunan mahpuslar, eğer hüküm giydilerse, cezalarını çekmekte olan ama her türlü insan hakkına sahip olan kişilerdir. Tutuklular için de aynı şey geçerlidir. Ama bu iktidar bunların hiçbirini ciddiye almamaktadır.

    “İKTİDARIN HUKUK DİYE BİR DERDİ YOKTUR”

    Getirilmiş olan İnfaz Yasası’yla şu çok açık ortaya çıkmıştır. Bu getirilen İnfaz Yasası, Türkiye’de var olan Anayasa’ya, ki bizim eleştirdiğimiz, despotik bulduğumuz, demokratik olmadığını söylediğimiz Anayasa’nın en az 4 maddesine aykırıdır.

    Getirdikleri bu İnfaz Yasası’ndaki değişiklik teklifi Anayasa’ya aykırıdır. Sadece Anayasa’ya değil, evrensel hukuk normlarına aykırıdır, insan hakları ve demokratik kriterlere aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına aykırıdır. AİHM’in kararlarına ve içtihatlarına aykırıdır. Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır. Ama bu iktidarın hukuk diye, anayasa ve yasalar diye, uluslararası sözleşmeler diye bir derdi kalmamıştır. Bu iktidar tamamen kendi bekasını, varlığını sürdürebilmek için her türlü hukuksuz, adaletsiz, eşitsiz adımları atmakta mahir bir iktidar haline gelmiştir. Bu iktidarın tek özelliği budur artık.

    “EĞER MUHALİFSENİZ SİZE CEZA DEVAM EDİYOR”

    Şimdi bakın, bu İnfaz Yasası ile ne yapıyor bu iktidar. Şunu yapıyor; eğer siz düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanarak iktidara muhalif iseniz, sosyal medya paylaşımı yaptıysanız, öğrenciyseniz, akademisyenseniz,  yazarsanız, gazeteciyseniz, siyasi iseniz, yani HDP seçilmişi iseniz, HDP’nin vekili iseniz, HDP’nin belediye başkanı iseniz, HDP’nin yöneticisi iseniz, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanan Kürt yurttaşlar iseniz, size ceza devam ediyor, hem de ağırlaştırılarak devam ediyor.

    İnfaz Yasası’nda bu iktidara muhalif olan hiç kimseye ilişkin en ufak bir adım atılmıyor. Yani iktidar muhaliflerini cezaevinde tutmaya devam edecek, yeni muhalifleri de cezaevine tıkmaya devam edecek, ama yandaşlarını cezaevlerinden dışarı çıkaracak. Anlayış budur.

    “EŞİTSİZLİĞE KARŞI EN SERT BİÇİMDE DURUŞ SERGİLEYECEĞİZ”

    Biz bu eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı tutumumuzu Genel Kurul’daki tartışmalarda ifade edeceğiz. Bu konudaki en sert ifadeleri ve en sert duruşu sergileyeceğiz. Bunu kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Kesinlikle bu toplum görmelidir ki, hırsızlar, rüşvetçiler, mafyacılar, uyuşturucular, kadına yönelik şiddet uygulamış olanlar, çocuk istismarcıları, tecavüzcüler salınırken; düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanmış olan siyasiler, eski milletvekilleri, belediye başkanları, akademisyenler, öğrenciler, gazeteciler, yazarlar, yani bu iktidara muhalif olanlar cezaevinde tutulmaya devam edilecektir.

    “İKTİDARIN ANLAYIŞI, 2 EYLÜL ANLAYIŞINDAN FARKLI DEĞİLDİR”

    Kenan Evren’in 12 Eylül’de bir lafı vardı, “asmayalım da besleyelim mi?” Şimdi bu iktidar diyor ki, benim yandaşım olmayanları cezaevinde ölüme terk edeceğim. Bu iktidarın anlayışı, 12 Eylül Kenan Evren anlayışından zerre miskal farklı değildir. Bunu da çok net olarak bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

    Bu iktidar yargı eliyle muhalifleri tutuklamak, yargı eliyle muhalif olanları yargılamak, haksız bir şekilde cezaevine tıkmak konusunda zaten bir numaradır. Şimdi yine bu yargı eliyle cezaevine haksız, adaletsiz, hukuksuz ve eşitsiz bir şekilde tıktıklarını, cezaevinde tutmak için bu İnfaz Yasası’ndaki teklifi getirmiş ve muhalefet partilerinin hiçbir önerisini ve yaklaşımını kabul etmemiştir.

    “YASA TEKLİFİ BU HALİYLE GEÇERSE MUHALİFLER ÖLÜME TERK EDİLECEK”

    Son kez söyleyelim; bu şekliyle bu yasa teklifi geçecek olursa, bu düzenlemeler yasalaşacak olursa, çok açık söyleyelim, muhalif duruşları ve ifadeleri nedeniyle cezaevinde olanlar ölüme terk edilecektir. Bu asla kabul edilemez.

    Bu nedenle hukuk ve insan hakları örgütlerine ve kurumlarına, muhalif tüm siyasi partilere, toplumsal muhalefetin bütün kesimlerine, sendikalara, derneklere, meslek örgütlerine ve vicdan sahibi bütün yurttaşlara çağrı yapıyoruz: İktidarın bu İnfaz Yasası karşısında suskun kalmayın. Bu infaz yasasını bu şekilde geçirirlerse, buna karşı mücadeleyi asla bir kenara bırakmayın. Bu toplumda nasıl bir musibet yarattıklarını, her gün ve her an toplumun bütün kesimlerine anlatmaya devam edin. Bunun kendi yandaşlarını cezaevlerinden çıkarmak için hazırlanmış bir düzenleme olduğunu söylemeye devam edin. Bunun iktidarın kendi yandaşları için hazırladığı bir af olduğunu konuşmaya devam edin.

    “AYRIMSIZ TAHLİYE YAPILSIN, İNFAZDA EŞİTLİK UYGULANSIN”

    Peki biz ne istiyoruz? Biz istiyoruz ki; mücbir sebep nedeniyle, yani koronavirüs salgını nedeniyle ayrımsız tahliye yapılsın, İnfaz Yasası’nda eşitlik ve adalet uygulansın. Bunu istiyoruz.

    Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi CPT’nin ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin yaptığı açıklamalar ve tavsiyeler doğrultusunda adım atılmasını istiyoruz. Yani son derece ağır koşullarda bulunan tutuklu ve hükümlülerin bir an evvel mücbir sebep nedeniyle cezaevlerinden çıkarılmasını talep ediyoruz.

    Bu konudaki taleplerimizi tartışmalar boyunca Genel Kurul’da da dile getireceğiz. Topluma da öneri ve taleplerimizi, eleştirilerimizi net biçimde anlatmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘İnfazda eşitlik hem vicdani hem de hukuki bir zorunluluktur’-VİDEO

    ‘İnfazda eşitlik hem vicdani hem de hukuki bir zorunluluktur’-VİDEO

    PİRHA- İnfaz düzenlemesi Meclis genel kuruluna sevk edilip siyasiler kapsam dışı bırakılırken, infazda eşitlik sağlanması gerektiğine dikkat çeken yazar, siyasetçi ve sanatçılar, infaz adaletinin uygulanmadığı bir affın kamu vicdanında da karşılık bulmayacağını belirterek, “İnfaz yasa tasarısını sizin gibi düşünmeyenlere kapatmayınız. Hiç olmazsa şu günlerde adaletiniz ölüme dönüşmesin ve yaşama güç versin” dedi.

    Haberin videosu;

    İnfaz kanununda değişiklik öngören 70 maddelik “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçip, meclis genel kuruluna sevk edildi.

    Birçok kurum ve insan hakları savunucusu, koronavirüs kapsamında tartışılan infaz yasasının cezaevindeki herkesi kapsaması gerektiğine dikkat çeken açıklamalar yapıyor.

    Konuya dair, sendikacı ve yazar Mustafa Paçal, insanların toplu olarak bulunduğu yerlerin başında cezaevleri geldiğini belirtip, “Cezaevleri bu anlamada büyük bir risk alanı oluşturuyor. Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği çağrısını dikkate alınmalı. Hükümet infaz sistemiyle ilgili yasa tasarısını Meclis’e getirdi. Bu atılmış olumlu bir adım. Bu adımın gerçekten haklı ve adaletli olabilmesi için infaz eşitliğine ihtiyaç var” dedi.

    “BU COĞRAFYA ACIYA DOYDU”

    Ölümün dünyayı kuşattığı şu günlerde insanların adalet duygusunu ölümden daha ağır bir ayrımcılıkla yaralamayın çağrısında bulunan şair Şükrü Erbaş, “Bu coğrafya acıya doydu. İnsanı yüceltecek olan barıştır, kimseyi küçük düşürmeyecek bir adalettir. Bunun kapılarından birisi ise cezaevleridir. İnfaz yasa tasarısını sizin gibi düşünmeyenlere kapatmayınız. Hiç olmazsa şu günlerde adaletiniz ölüme dönüşmesin ve yaşama güç versin” ifadelerine yer verdi.

    Akademisyen Vahap Çoşkun ise şunları söyledi:

    “Türkiye cezaevlerinde doluluk oranı %121. Cezaevlerinin bu şekilde dolup taşması koronavirüsün yayılmasına davetiye çıkarıyor. Korona suçlar arasında bir fark gözetmiyor.  Hukuki durumları, işledikleri veya itham edildikleri suç ne olursa olsun, cezaevindeki herkes bu virüsün tehdidi altında yaşıyor. Devlet cezaevindeki her bireyin yaşam ve sağlık hakkını korumakla mükelleftir. bu nedenle cezaevlerinde virüsün yayılmasını engelleyen bir düzenleme mutlaka ama mutlaka cezaevlerindeki herkesi kapsamak durumundadır. Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi ayrımcılık yasağının gereği budur.”

    Şair Fadıl Öztürk, “İnsanca yaşamayı bir vebalı gibi görüp uzaklaşmayacak, iyiliğe olan inancımızı asla yitirmeyeceğiz. Bir insanın sağlığı bütün insanlığın sağlığıdır. İnfazda eşitlik istiyoruz” derken, Orkestra Şefi Cem Mansur da, “Siyasi tutuklular kapsam dışında tutulmak isteniyor. Bu durumda kimseden vicdan beklediğim yok ama cennet ve cehenneme inan kişiler olarak altından nasıl kalkarsınız siz düşünün”dedi.

    ( HABER MERKEZİ)

     

  • Siyasi tutuklular için çağrı: İnfazda eşitlik yaşatır-VİDEO

    Siyasi tutuklular için çağrı: İnfazda eşitlik yaşatır-VİDEO

    PİRHA – Meclis’e sunulan infaz yasa tasarısında siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, şair, sanatçı ve siyasetçiler, “İnfazda eşitlik yaşatır” diyerek çağrıda bulundular. 

    AKP tarafından Meclis’e sunulan infaz kanun teklifinde siyasi tutukluların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, şair, sanatçı ve siyasetçiler sosyal medyadan video yayınlayarak çağrıda bulundular.

    “#İnfazdaEşitlikYaşatır” hastagıyla videolu mesajla yapılan paylaşımlarda, siyasi tutukluların infaz yasası kapsamına alınmasına için verilen mesajlar şöyle:

    “VİRÜSLER, İNSANLAR ARASINDA AYRIM YAPMIYOR”

    Şair Hicri İzgören: “Zor günlerden geçiyoruz. Her konuda yardımlaşma ve dayanışma zamanı. Kamu sağlığı ve adalet için topluma karşı işlenmiş suçlar dışında, herkesi kapsayacak bir infaz yasası sağlanmalıdır.”

    Siyasetçi Ufuk Uras: “Normal zamanlarda değil, kriz zamanlarında nasıl davrandığımızla insanlık ölçülür. İnsan yaşamı kutsaldır. Mahpuslar arasında infazda ayrım yapılmaması, insanlığın, vicdanın göstergesidir. Ölümden değil, hayattan yana olalım. Bu bir hayat memat meselesidir.”

    Oyuncu Lale Mansur: “Birleşmiş Milletlerin de sizden talep ettiği gibi yeni infaz yasasına siyasileri de dahil etmenizi istiyorum. Birazcık vicdanınız varsa yaparsınız.”

    Şair ve yazar Ahmet Telli: “Acıda ve sevinçte ortak olmaktan söz eden devletin, kendi sözünü kıymetlendirmek için önünde bir fırsat var: infaz yasası. Bu yasa cezaevlerindeki hastaları, düşünceleri nedeniyle içeride tutulan aydın, yazar ve gazetecileri dışta bırakırsa, söz bir kez daha haysiyet kaybına uğramış olur. Unutmayalım, koronavirüs bir gün elbet alt edilir. Sokakları, caddeleri yine doldururuz. Ama bu infaz yasası hastaları, düşünceleri nedeniyle içeride tutulanları unutursa, yaralı bir vicdanla yaşayacaktır, onları görmezden gelenler. Yaşamak dedim de, ne diyor şair Ataol Behramoğlu, ‘ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır ve hayat sunulmuş bir armağandır insana’.”

    Sosyolog Neşe Özgen: “Virüsler insanlar arasında ayrım yapmıyor. Devletin yeni geliştirmeye çalıştığı infaz indirim yasası, bir tür mahçup gizli idam yasası olmasın istiyoruz. Geleceğimiz için, toplumsal eşitlik için, birlikte yaşayabilmek için cezaevlerinde infazda eşitlik istiyoruz.”

    “CEZAEVLERİNİN KAPISI AÇILSIN, HERKES EVİNDE KALABİLSİN”

    Sanatçı Suavi: “Biz kamu sağlığı, adaletin tesisi, ortak, eşit ve birlikte yaşamın inşası açısından, cezaevlerindeki 300 bin tutsak için infazda ayrımsız eşitlik istiyoruz. Canlıyı, insanı, toplumu ve insanlığı yaşatmak için infazda eşitlik istiyoruz. Mahpuslar arasında bir ayrımı kabul etmiyoruz. Çünkü bu ötekileştiren, diğerlerini kesinlikle ölüme terk eden bir yaklaşım olacaktır ki ne adalete ne vicdana ne hukuka asla sığmayan bir sonuç üretecektir.”

    Siyasetçi Akın Birdal: “Öncelikle siyasi mahpuslar, gazeteciler, hak savunucuları, avukatlar, yazarlar ve öğrenciler serbest bırakılmalıdır. İnfaz yasasında sağlanacak eşitlik hem toplumun beklentilerine karşılık vermiş olacak hem de toplumsal barışın önemli bir adımını oluşturacak. İnfaz yasasında eşitlik sağlansın ve cezaevlerinin kapıları açılsın. Herkes evinde kalabilsin.”

    Şair Hıdır Işık: “Birlikte mücadelenin önemini vurgulayan devlet yetkililerinin, topluma karşı işlenen suçlar haricindeki tüm tutsakların infaz yasasına dahil edilmesini, eşit yurttaşlık ve insan hakları gereği bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.”

    “YASADAKİ AYRIMCILIK, VAR OLAN EŞİTSİZLİKLERİ DAHA DA DERİNLEŞTİRECEK”

    Siyaset Bilimci Nuray Mert: “Ceza infaz yasasında eşitlik istiyoruz. Bu ülkede düşünce suçlarının, siyasi suçlarının, cinayetten daha ağır cezalandırıldığını biliyoruz. Ama bu kez can sağlığı, can güvenliği söz konusu. Hiç olmazsa bu koşullar altında ceza infaz yasasında eşitlik gündeme gelsin.”

    Hekim Onur Hamzaoğlu: “İnfaz yasasındaki ayrımcılık, var olan eşitsizlikleri daha da arttırıp derinleştirecek, hem de korona salgının yaşanmakta olduğu bu günlerde, önleyemeyeceğimiz acılara, ölümlere sebebiyet verecektir. Kimse bu vebalin altından kalkamaz. O nedenle ayrımcılığa bir an önce hep birlikte son verelim.”

    Dansçı Zeynep Tanbay: “Hiçbir suç işlememiş, yasal bir temeli olmadan hapse atılan siyasi tutuklular ve sadece muhalif oldukları için hapse konulan insanların, yargı paketinde olması gerekiyor. Hele ki uyuşturucu çetelerinin, uyuşturucu suçlularının bu kapsam içinde yer alması, indirimden, denetimli serbestlikten yararlanması, infaz indiriminden yararlanması söz konusu iken, hiçbir suç işlememiş 50 bine yakın, öğretmen, öğrenci, ev kadını, iş insanı, akademisyen, aydın, yazar, gazetecinin hapiste tutulması, bu toplumun kabul edemeyeceği bir şey. Bu kararı alanları da asla affetmeyecektir.”
    “CANLIYI, İNSANLIĞI YAŞATMAK İÇİN İNFAZDA EŞİTLİK İSTİYORUZ”
    Oyuncu Deniz Türkali: “Canlıyı, insanı, toplumu, insanlığı yaşatmak için, infazda eşitlik istiyoruz.”
    Hukukçu Sevtap Yokuş: “Salgın hastalıklar nedeniyle devletin vatandaşları için bir takım önlemler alması zorunludur. Bu kapsamda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler için de bir takım önlemlerin alınması gerekir. Ancak bu önlemler alınırken, tutuklu ve hükümlüler arasında yapılacak ayrım, anayasanın eşitlik ilkesini içeren 10. Maddesi’ne ve iç hukukta doğrudan uygulanma kabiliyetine sahip Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına, ayrıca sözleşmenin 14. Maddesi’ndeki ayrımcılık yasağına aykırılık oluşturacaktır.”
    Sendika yöneticisi Mustafa Paçal: “İnsanların topluca bulunduğu yerlerin başında cezaevleri geliyor. Cezaevleri bu anlamda büyük bir risk alanı oluşturuyor. Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de bir açıklama yaptı. Hükümet bu yönde bir infaz tasarısını Meclis’e getirmek istiyor. Bu atılmış olumlu bir adım. Ancak bu adımın gerçekten adaletli ve haklı olabilmesi için infaz eşitliğine ihtiyaç var.”
    “ADALETİNİZ ÖLÜME DÖNÜŞMESİN, YAŞAMA GÜÇ VERSİN”
    Şair Şükrü Erbaş: “Ölümün dünyayı kuşattığı şu günlerde, insanların adalet duygusunu ölümden daha ağır bir ayrımcılıkla yaralamayın. Bu coğrafya acıya doydu, insanı yüceltecek olan barıştır, kimseyi küçük düşürmeyecek bir adalettir. Bunun kapılarından birisi ise cezaevleridir. İnfaz yasa tasarısını sizin gibi düşünmeyenlere kapatmayınız. Hiç olmazsa şu günlerde adaletiniz ölüme dönüşmesin, yaşama güç versin.”
    Söz yazarı Gülten Kaya: “Muhalif olmak da’ düşünceyi ifade etmek de suç değildir. Adaleti sağlarken, adalette eşitliği sağlayamazsanız, toplumsal dokuyu onarılmaz biçimde boşmuş olursunuz. Adalette ayrımcılık olmaz. Çok ağır zamanlardan geçiyoruz insanlık olarak ve iki değerli kavramı yeniden hatırlamak zorundayız. Vebal ve vicdan. Ben bir yurttaş olarak işin vicdani tarafı gereği infaz yasasında eşitlikten yanayım. Vebal ise sorumluların boynuna.”
    Akademisyen Vahap Coşkun: “Türkiye cezaevlerinde doluluk oranı yüzde 121. Cezaevlerinin bu şekilde dolup taşması, koronavirüsün yayılmasına davetiye çıkarıyor. Korona hükümlüleri ve tutukluları ayırt etmiyor. Korona suçlar arasında da bir fark gözetmiyor. Hukuki durumları veya itham edildikleri suç ne olursa olsun, cezaevlerindeki herkes bu virüsün tehdidi altında yaşıyor. Devlet cezaevlerinde her bireyin yaşam ve sağlık hakkını korumakla mükelleftir. Bu nedenle cezaevlerinde bu virüsün yayılmasını engellemek amacı taşıyan yasal düzenleme, mutlaka ama mutlaka cezaevlerindeki herkesi kapsamak durumundadır. Anayasanın 10. Maddesi’ndeki eşitlik ilkesine ve AİHS’in 14. Maddesi’ndeki ayrımcılık yasağının gereği budur.”
    Şair Fadıl Öztürk: “İnsanca yaşamayı bir vebale gibi gömüp, uzaklaşmayacak, iyiliğe olan inancımızı asla yitirmeyeceğiz. Bir insanın sağlığı, bütün insanların sağlığıdır. İnfazda eşitlik istiyoruz.”
    Siyasetçi Gülseren Onanç: “Şu anda hapiste bulunan 300 bin vatandaşımız, koronavirüs tehdidiyle karşı karşıya. Benim 3 tane kırmızı çizgim var: çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve uyuşturucu çeteleri. Bunların dışındaki bütün mahkumlara eşit bir şekilde bu infaz yasasının uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü eşitlik varsa adalet vardır. Bu zor süreci de eşitlik ve dayanışmayla atlatacağımıza inanıyorum.”
    “İNFAZDA EŞİTSİZLİK ANAYASA’YA AYKIRIDIR”
    Oyuncu Jülide Kural: “Koronavirüs salgını nedeniyle insanlık gerçek anlamda bir sınavdan geçiyor. Bir kişinin sağlığı, tüm insanlığın sağlığı anlamına geliyor. Bu yanıyla baktığımızda da cezaevleri koşulları ve salgının boyutları düşünüldüğünde, aslında bir infaz yasasının gündeme getirilmiş olması, son derece olumludur. Ancak bu infazda mutlak suretle bir eşitlik olması gereklidir. Sadece çocuk istismarcıları, kadın katilleri ve uyuşturucu çeteleri dışında, yani topluma karşı işlenmiş suçlar dışında kalan tüm mahpuslar ve tutsaklar için mutlak suretle bir tahliye söz konusu olmalıdır.”
    Orkestra Şefi Cem Mansur: “Siyasi tutukluların yeni infaz yasasının kapsamının dışında bırakılması düşünülüyor. Bu durumda kimseden vicdan beklediğim yok. Ama cennet ve cehenneme inanan kişiler olarak, bunun altından nasıl kalkarsınız siz düşünün.”
    Hukukçu Eren Keskin: “Türkiye Cumhuriyeti devletinin dahiciler tarafından yapılmış Anayasasındaki 10. Maddesi kanun karşısında herkes eşittir der. Bu nedenle infazda eşitsiz uygulama her şeyden önce Anayasa’ya aykırı demektir.”
    (HABER MERKEZİ)
  • ‘İnfazda eşitlik” uygulansın-VİDEO

    ‘İnfazda eşitlik” uygulansın-VİDEO

    PİRHA- Meclise önümüzdeki günlerde getirilmesi planlanan yargı paketine dair sosyal medya üzerinden açıklama yapan insan hakları savunucuları ve siyasetçilerinde bulunduğu çok sayıda kişi, “İnfazda eşitlik” ilkesinin gereğinin yerine getirilmesini istedi.

    Haberin videosu;

    Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünya teyakkuz halinde. Salgın her geçen gün can almaya devam ederken, birçok ülkede cezaevleri af da dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle boşaltılıyor.

    Türkiye’de ise doluluk oranı %200’leri geçen cezaevlerinde her geçen gün salgın tehlikesi artarken ve insan, sağlık ve hukuk örgütleri bir an önce önlem alınması ve cezaevlerinin boşaltılmasını isterken, hükümet uzun zamandır gündemde olan ceza infaz düzenlemesi içeren kanun teklifini meclise getirecek.

    İnsan Hakları savunucusu Avukat Eren Keskin, yargı paketine ilişkin yaptığı açıklamada, Anayasanın 10. maddesinde kanun karşısında herkes eşittir yazdığına dikkat çekerek, bu maddenin dahi uygulanmadığı belirtip, “İnfaz sisteminde her zaman ayrımcı davrandı. Bugün çıkarılmak istenen yasa tasarısında görüyoruz ki yine Kürtlere, muhaliflere, solculara ve farklı düşünen herkese ayrı bir infaz hukuku uygulanıyor. Hele ki böyle salgın günlerinde dahi bu kadar ayrımcı bir yasa hazırlamaya çalışmalarını nasıl anlatılabileceğini düşünemiyorum” dedi.

    Prof. Şebnem Korur Fincancı da, “Korona salgını çok önemli bir noktaya ulaştı ve cezaevleri böylesi salgın hastalıklar için çok riskli alanlardan birisi” diyerek şunları ifade etti:

    “Hem cezaevinde bulunanları hem de çalışanlar için bu riski göze almamamız ve ölüm cezasına mahkum etmememiz gerekiyor. İnfazda eşitlik ilkesi gereği cezaevinde bulunan insanların hızla tahliyesi ve birtakım kapatılma dışı yöntemlerin uygulanması zorunluluktur. Özellikle tutuklama oranlarında bir salgına dönüştüğü Türkiye’de tutuklu yargılanmakta olan insanların kamu vicdanında ve adalet duygusunda çok ciddi bir sarsıntıya yol açacağını unutmamak gerekir. Hep beraber infazda eşitlik demek zorundayız.”

    HDP Parti Sözcüsü avukat Ebru Günay ise, “Koronavirüs salgınının ayrımsız herkesi tehdit ettiği bir ortamda AKP kendi iktidarını korumak için ayrımcılık yapmaya devam ediyor. Salgın karşısında en korumasız alanlar cezaeviyken, infaz eşitliği uygulamayarak mapuslar arasında ayrımcılık uygulamaya devam edip, hayatlarını tehlikeye atıyor. Yarın geç olmadan herkese infaz eşitliği sağlanmalı” dedi.

    Sinemacı, siyasetçi ve yazar Sırrı Süreyya Önder de, infazda eşitliğin bir bahşiş veya lütuf değil, en temel haklardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Ülkemizdeki infaz hukuku baştan ayağa düşman hukukuyla bezenmiş ve muhalifler söz konusu olduğunda zalimane uygulamalar bütününden ibaret bir şey olmuştur. Bugün bunun böyle olması yetmezmiş gibi getirilen yeni infaz düzenlemesinde bu ayrımcılık ve eşitsizlik hali katlanarak artmaktadır. Bunu barış, demokrasi ve hukuk adına kabul etmek mümkün değildir. Henüz vakit varken bu yanlıştan acilen dönülmelidir. Korona gelir geçer ve biz bu yarayı toparlarız ama adalet anlayışındaki bu gedikler ülkemizi olunmaz bir noktaya sürükleyecektir.”

     (HABER MERKEZİ)