PİRHA-14 Mayıs’ta Mersin’de Hakk’a yürüyen Alo Doğan için İngiltere’de taziye kuruldu.
Alxas toplumu bir değerini daha kaybetti. Alxaslı Şair Ali Haki Edna’nın (Ali Doğan) yeğeni ve öğrencisi Alo Doğan 14 Mayıs’ta Mersin’de Hakk’a yürüdü. Hakk’a yürüyen Alo Doğan, 16 Mayıs’ta Elbistan’ın Sevdili Köyü’ne bağlı Ham mezrasında toprağa sıralandı.
Alo Doğan için İngiltere’de faliyet yürüten Alxas Kom tarafından taziye kuruldu. İngiltere’de yaşayan ailesi taziyeleri kabul etti.
Taziyede Yadigar Aslan Ana cırağa uyandırdı ve gülbengleri okudu, ardında lokmalar pay edildi.
PİRHA-Londra’da düzenlenen ve 3 gün süren “Alevilik ve Gelecek” Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Sonuç bildirgesinde “Alevi toplumu kendi meselelerini özgürce tartışabilen, çözüm üretebilen ve geleceğini ortak akıl ile kurabilen güçlü ve dinamik bir toplumsal iradeye sahiptir” denildi.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tarafından 15–16–17 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen “Alevilik ve Gelecek” Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı.
Yoğun katılımının, güçlü tartışmaların olduğu vurgulanan açıklamada, şunları ifade edildi:
“Üç gün boyunca akademisyenler, yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler, inanç önderleri, kurum temsilcileri ve yüzlerce katılımcı aynı zeminde buluşmuş; Alevi toplumunun hafızası, kimliği, inancı, kültürü ve geleceği çok yönlü biçimde ele alınmıştır.
Gerçekleştirilen 4 panel ve 40 seminer başlığı kapsamında;
* Paneller, seminerler ve açık forumlar,
* Alevi Youth X Talks gençlik oturumları,
* Hafıza ve kültür buluşmaları,
* Belgesel ve film gösterimleri,
* Canlı müzik performansları,
* Ocaklar, ritüeller, kadın temsiliyeti, kimlik, göç, demokrasi, medya, toplumsal muhalefet ve gelecek perspektifine ilişkin oturumlar gerçekleştirilmiştir.
Buluşma boyunca; dünyada yükselen otoriter ve aşırı sağ hareketlerin toplumsal etkileri, Ortadoğu’daki gelişmeler, demokrasi mücadelesi, toplumsal muhalefetin sorumluluğu ve Alevi hareketinin geleceği üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapılmıştır.
Katılımcıların ortaklaştığı temel irade ve yaklaşım nettir: Alevilik; geçmişimizden geleceğe taşıdığımız inancımız, hafızamız ve onurlu varoluşumuzdur.
Bu buluşma bir kez daha göstermiştir ki; Alevi toplumu kendi meselelerini özgürce tartışabilen, çözüm üretebilen ve geleceğini ortak akıl ile kurabilen güçlü ve dinamik bir toplumsal iradeye sahiptir.
Bu tür çalışmalar yalnızca fikir alışverişi değil; aynı zamanda:
* ortak hafızanın güçlenmesi,
* toplumsal dayanışmanın büyümesi,
* kurumsal yeniden yapılanmanın gelişmesi,
* genç kuşakların sürece katılımının artması açısından da tarihsel bir önem taşımaktadır.
Farklı düşüncelerin aynı çatı altında bir araya gelebildiği, birbirini dinlediği ve ortak bir gelecek fikrinde buluşabildiği bu atmosfer; hepimiz açısından büyük bir umut, sorumluluk ve mücadele çağrısı olmuştur.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi olarak; bu sürecin yalnızca ev sahibi değil, aynı zamanda aktif bir öznesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşırız.
Çünkü biliyoruz ki: Güçlü bir hafıza, örgütlü bir bilinç ve dayanışma kültürü; geleceğin en sağlam temelidir. Bu büyük buluşmaya katkı sunan tüm konuşmacılarımıza, moderatörlerimize, gönüllülerimize, kurum temsilcilerimize ve salonlarımızı dolduran tüm canlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Bu daha başlangıç…Birlikte düşünmeye, üretmeye ve geleceği kurmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- İngiltere’de düzenlenen ‘Alevilik ve Gelecek’ başlıklı çalıştaya dair konuşan katılımcılar, Alevilerin geleceğine dair önemli tartışmaların yürütüldüğüne dikkat çekerek, bu tür çalışmaların yaygınlaşması gerektiğini belirttiler.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tarafından 3 gün süren ‘Alevilik ve Gelecek’ başlıklı çalıştay tamamlandı. ‘Birlik, Yol, Gelecek’ konularında onlarca isim tarafından sunum yapılırken, Alevilerin geleceğine dair değerlendirmeler yapıldı.
“BU TÜR ÇALIŞMALARIN YAYGINLAŞMASINA İHTİYAÇ VAR”
Yazar Edoğan Aydın, çalıştayın Alevi örgütlülüğünün niteliğini yükseltmek anlamında önemli olduğunu belirterek, “Ortak bir hafıza, ortak bir bilinç, ortak hayalleri inşa etmek açısından bu tür faaliyetler çok önemli. Bu etkinlikleri mutlaka yaygınlaştırmak lazım. Çünkü artık küresel bir dönemde her şeyde olduğu gibi Alevi toplumunun sorunları ve çözümleri de tek bir mekana sığdırılmayacak kadar kapsamlı hale gelmiş vaziyette. Dolayısıyla küresel çapta Aleviliğe yönelik saldırı, engelleme, asimilasyona karşı küresel çapta bir organizasyon, etkinlik, bilinçlendirme yapmak lazım” dedi.
Cemevleri tarafından çalıştayların yapılmasını olumlu gördüğünü vurgulayan Aydın, “Hem kendilerine hem geleceği hem de dünyayı yorumladıkları, tartıştıkları, sorunlara dair de çözüm önerileri aradıkları, oluşturdukları bir alana dönüştürmüşler. Bu anlamda da aslında hani cem olma halini, o geçmişten gelen özelliğini de koruduğunu görüyoruz” diye belirtti.
“KADINLARIN ÇALIŞTAYA NİTELİKSEL KATILIMI ÇOK İYİYDİ”
Alevi kadın aktivist Pakize Gürhan da, Alevilerin geleceğine dair söz kurmalarının anlamlı olduğunu ifade ederek, “Üç gün içerisinde sadece Aleviliği yorumlamadı aynı zamanda da nasıl bir gelecek ve bu geleceğe de Aleviler nasıl rengini verecekler? Aleviler bu meselelerin savaştan tutun liberal politikalara, dünyanın sağcılaşmasından, muhafazakâr politikalara karşı da katılımcılar cümle kurdu” şeklinde konuştu.
Çalıştay’daki kadın ve gençlerin katılımının ve niteliğinin güçlü olduğunun altını çizen Gürhan, şunları dile getirdi:
“Temsil ve politika üretebileceğimiz alanlardaki kadın eksikliklerini de hala vurguluyoruz ve söylüyoruz ama bu üç gün içerisinde Alevi kadınların daha örgütlü söylem üretebilme ihtimallerinin de açığa çıktığını gördük. Daha ciddi, daha kapsamlı sunumlar yaptılar. Öyle zannediyorum ki bu bir defalık bir şey olmayacak. Bunun devamı da gelecek.
Görünürlüğü arttırmak, güvenli alanlar yaratmak, Suriye’deki yaşanan süreci aslında herkese bir son solu olmuş zannedersek atıf yapılan atıflar işte olumlu olumsuz örnek anlamında da buradan hani ders çıkartılan bir yerden herkes cümle kurdu ve öneriler de bu bağlamdaydı. Hani tekrar yas yaşamak adına değil.
Geleceği okurken örgütlü, güçlü, özgür ağırlığı olan bir örgütlenme tarif edildi. Şimdi bunun hep birlikte fikri takibini yapacağız. Buradaki konuşulanların sonuçta bir sonuç raporu yayınlanacaktır. Yani hayat varsa çözüm de vardır. O bağlamda hayat var, çözüm var, kadın var, çözüm var.”
“ALEVİLERİN ORTAKLAŞMASI MÜMKÜN”
Prof. Dr. Mehmet Uğur ise, Suriye’deki soykırımın Türkiye ve Avrupa’daki tüm Alevi kurumlarının sesini yükseltmesiyle duyulduğunu belirterek, “Suriye’deki Aleviler kendi örgütlülüklerini yeteri kadar geliştiremediler. Ortaklaşamamanın nedenlerinden biri de dildir. Dİl bariyeri var. Bunun aşılması için daha yaratıcı çalışmalar yapılması lazım. Hem Suriye’deki, hem de Türkiye’deki Alevilerin birbirinin tarihini bilme konusunda eksiklikleri var. Bunların giderilmesi lazım. Bu sorunları gidermede çalışmalar yürütüyorum. Yakın zamanda da meyvelerini alacağız” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tarafından 3 gün süren ‘Alevilik ve Gelecek’ başlıklı çalıştay tamamlandı. ‘Birlik, Yol, Gelecek’ konularında onlarca isim tarafından sunum yapılırken, Alevilerin geleceğine dair değerlendirmeler yapıldı.
Onlarca akademisyen, yazar, araştırmacının katılımıyla, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi‘nde ‘Alevilik ve Gelecek’ başlıklı çalıştay düzenlendi.
Yoğun katılımın olduğu Çalıştay’ın tamamlanmasının ardından İAKM ve Cemevi Eşit Başkanları Kazım Kılıç ve Hasret Bozdağ birer konuşma yaptı.
“BİRLİKTE DÜŞÜNEBİLMENİN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖRDÜK”
İAKM ve Cemevi Eşit Başkanları Kazım Kılıç, farklı ülkelerden, farklı düşüncelerden, farklı deneyimlerden insanların aynı çatı altında bir araya geldiğini belirterek, “Konuştuk, dinledik, tartıştık ve en önemlisi birbirimizi anlamaya çalıştık. Bugün dünyanın birçok yerinde toplumlar giderek daha fazla kutuplaştırılırken, insanların birbirini dinlemediği bir dönemden geçiyoruz. İşte tam da böyle bir zamanda, burada kurulan bu ortamın çok değerli olduğuna inanıyorum” dedi.
Çalıştay’ın bir arada kalabilmenin, birlikte düşünebilmenin, ortak bir geleceği kurabilmenin mümkün olduğunu gösterdiğini vurgulayan Kılıç, ““Alevilik ve Gelecek” çalıştayı boyunca demokrasi, gençlik, kadın, kimlik, inanç, hafıza ve birlikte yaşam üzerine çok önemli tartışmalar yürüttük. Belki her konuda aynı fikirde olmadık. Ama birbirimizi duymaya çalıştık ve bence bugün en çok ihtiyacımız olan şey de tam olarak budur. Çünkü gelecek yalnızca konuşanların değil; birbirini gerçekten dinleyebilenlerin ellerinde şekillenecek. Bu nedenle burada ortaya çıkan fikirlerin, dayanışmanın ve ortak aklın bundan sonra da büyüyerek devam etmesini diliyorum” diye belirtti.
“GELECEĞE DAİR ORTAK BİR SORUMLULUK DUYGUSU BÜYÜDÜ”
İAKM ve Cemevi Eşit Başkanı Hasret Bozdağ da, üç gün boyunca yalnızca bir program yürütmediklerini; birlikte düşünüp, birlikte emek verip, birlikte bir hafıza oluşturduklarına dikkat çekerek, şunları ifade etti:
“Bu çalıştay kolay hazırlanmadı. Arkasında günlerce süren toplantılar, yazışmalar, hazırlıklar, kararsızlıklar, heyecanlar ve büyük bir emek vardı.
Ama bugün geriye baktığımızda şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz: Değdi. Çünkü bu salonlarda yalnızca konuşmalar yapılmadı. İnsanlar birbirini dinledi. Farklı fikirler yan yana geldi. Sorular soruldu. Yeni bağlar kuruldu. Ve en önemlisi, geleceğe dair ortak bir sorumluluk duygusu büyüdü.
“Alevilik ve Gelecek” başlığı bizim için sadece bir etkinlik adı değildi. Bu üç gün boyunca hep birlikte gördük ki; gelecek, ancak emekle, ortak akılla ve dayanışmayla kurulabilir. Bu nedenle bugün buradan yalnızca kapanış yaparak ayrılmıyoruz. Buradan yeni sorularla, yeni dostluklarla ve daha güçlü bir iradeyle ayrılıyoruz. Bu büyük emeğe katkı sunan tüm konuşmacılarımıza, moderatörlerimize, akademisyenlerimize, sanatçılarımıza, kurum temsilcilerimize ve salonlarımızı dolduran tüm canlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
Ama şimdi özellikle görünmeyen emeği görünür kılmak istiyorum. Bu çalıştayın gerçekleşmesi için günlerdir emek veren yönetim kurulu üyelerimizi, çalışanlarımızı ve gönüllü canlarımızı yürekten teşekkür ediyorum. Hepsinin emekleri hak katına yazılsın.
Bugün burada bir kez daha gördük ki; bu yol tek başına yürünmez. Bu yol emekle yürünür. Bu yol dayanışmayla yürünür.
Bu yol birbirine omuz veren canlarla yürünür. Hepinize varlığınız, katkınız ve emeğiniz için teşekkür ediyorum. Bu çalıştay burada bitiyor olabilir; ama inanıyorum ki buradan çıkan söz, fikir ve dayanışma devam edecek.”
PİRHA- İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde Dersim 37/38’de katledilenler anıldı. Anmada yapılan konuşmalarda devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi gerektiğinin altı çizildi.
4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla tarihin en kanlı katliamlarından biri Dersim’de gerçekleştirildi. 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza, oğlu ve tüm yol arkadaşları Elazığ Buğday Meydanı’nda asıldı. Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü belirtiliyor.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi de, 4 Mayıs’ın 89. yıldönümünde katledilenler anıldı. Anma Yadigar Aslan Ananın gülbangıyla başladı.
YÜZLEŞME VURGUSU!
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eeşit Başkanı Hasret Bozdağ, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi eski başkanı İbrahim Has, birer konuşma yaparak, Dersim Katliamı’nda katledilenleri andı. Anmada yapılan konuşmalarda devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi gerektiğinin altı çizilirken, bir daha benzer acıların yaşanmaması için yüzleşmenin gerekli olduğu vurgulandı.
Anma, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi yönetim kurulu üyesi Doğan Kalay’ın söylediği deyiş ve ağıtlarla son buldu.
PİRHA- İngiltere’de faliyet yürüten Kültür Örüntüleri Kollektif Sanat Vakfı (KÖKSAV) ve Rengahenk Okuma Grubu ortak etkinlik düzenledi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, kadının yaşam, sanat ve edebiyattaki yerine dikkat çekildi.
‘Tanıtım ve Dayanışma Buluşması’ adı altında yapılan etkinliğe Şair yazar Sultan Karataş, Yazar Dursaliye Şahan, Heykeltıraş Fergül Yücel, Müzisyen Olcay Bayır, Gülseven Medar ve Doğu Ekin katıldı.
Arzu Karayünlü ve Berna Karakoç, etkinliğin açılış konuşmasını yaparken, Sultan Karataş KÖKSAV hakkında bilgi paylaştı. Kadınların yazım ve üretim süreçlerinde yer alması çağrısında bulunan Sultan Karataş, sanat ve edebiyatta kadının önemine dikkat çekti.
Heykeltıraş Fergül Yücel, kadınların sanat ve edebiyattaki yerine dair örnekler verirken, kadınların yaratıcılığına vurgu yaptı. Yazar Dursaliye Şahan ise, aile içindeki kadının rollerine dair değerlendirmede bulunarak, kelimelerin toplumsal cinsiyet rollerindeki yerine işaret etti.
Müzisyen Olcay Bayır ve Doğu Ekin şarkılar sesledirirken, etkinlik yazarların kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.
PİRHA- Suriye geçici hükümeti Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüştü. Görüşme sırasında dışarda el Şara’nın İngiltere ziyareti protesto edildi.
Suriye’de geçici hükümetin Cumhurbaşkanı olarak atanan Ahmed el-Şara (Colani) resmi temaslarda bulunmak için İngiltere’nin başkenti Londra’ya gitti.
Londra’da bir araya gelen İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Ahmed el-Şara, ikili ilişkiler, Suriye’deki gelişmeler, Ortadoğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın önemini görüştü.
Suriye’nin ekonomisini konuşan ikili, İngiliz iş dünyasının bu alanda neler yapabileceğini de görüştü.
Ahmed el-Şara ziyareti sırasında Başbakanlık binası önünde Britanya Alevi Federasyonu ve Britanya Demokratik Güç Birliği tarafından protesto eylemi yapıldı.
Protestocular ellerinde pankartlar taşıyarak ve sloganlar atarak, Colani’nin ağırlanmasına tepki gösterdi. Eylemde, “İnsanlık düşmanı bir figürün siyasi bir aktör olarak kabul edilmesi, işlenen suçlara ortak olmaktır” denildi.
PİRHA – Sinemilli Ocağı’na mensup Pir Mehmet Yüksel, tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.
İngiltere’in Sheffield şehrinde yaşayan ve uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düşen Pir Mehmet Yüksel, Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde yürütülecek Hakk’a Uğurlama Erkanı’ndan sonra doğduğu Elbistan Kantarma köyünde annesi Hatice Yüksel’in yanında sırlanacak.
PİRHA- Maraş Katliamı’nın tanıklarından Elif Tabak aradan geçen 47 yıla rağmen katliamın izlerini hala üzerinde taşıyor. 34 yıl boyunca bir daha ayak basmadığı Maraş’a dönen Elif Tabak, katliamın insan hafızasında hala diri olduğunu ifade ediyor. Tabak, “Sadece zaman zaman kabuk bağlayan ve kanamaya devam eden bir yara. 47. yılda da hala Maraş’ta dolaşmamaya, hiçbir sokağa girmeme gibi bir endişem var. Değil 47 yıl 147 yılda geçse bu soykırım izini sürdürmeye devam edecek” diye konuştu.
Türkiye tarihinin sayısız kara lekelerinden bir olan Maraş Katliamı’nın 47’inci yılına girdik. Ülkücü Gençlik Derneği tarafından izlenen “Güneş Ne zaman Doğacak” adlı film 16 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’nda gösterime girer. 19 Aralık Günü 20.00 seansının sonuna doğru tesiri az bir patlayıcının patlamasıyla bir tahrik başlar. Salonda film sırasında sık sık, “Müslüman Türkiye”, “Milliyetçi Türkiye” “Komünistler Moskova’ya”, “Başbuğ Türkeş” gibi sloganlar atılır. Filmi izleyenler arasında bulunan bir grup Ülkü Ocağı mensubu, “Bunu solcular attı” söylemleriyle diğer izleyicileri de tahrik etmek suretiyle PTT binasına sloganlar atarak yönelir ve saldırılar başlar. Böylece tarihin kanlı raflarında yer alacak olan Maraş Katliamı’nın ilk saldırıları başlamış olur. Yedi gün süren ve 100’ün üzerinde Alevi yurttaşın katledilmesiyle sonuçlanan Maraş Katliamı ayrıca, 12 Eylül Darbesi’nin ilk katliamlarından sayılır.
Failleri hala ortaya çıkarılmayan katliamdan sonra binlerce kişi sürgüne gönderilerek bölge insansızlaştırıldı. Doğanın talanıyla sürdürülen bu politikaya karşı göç yollarına düşenlerin; bölgede süren dil ve kültür asimilasyonu, ekolojik kıyım ve göçertme politikalarına karşı direnişi de sürüyor.
Maraş’ın Afşin ilçesinin Örenli köyünde yaşayan ve henüz 13 yaşındayken katliama tanıklık eden ve kendi köyünden 17 kişiyi katliamda kaybeden Elif Tabak, hala ilk günkü gibi hatırladığı katliam günlerini PİRHA’ya anlattı.
“YAZIN MARAŞ’A ÇALIŞMAYA GELİYORDUK VE YERLEŞTİK”
– Sizin Maraş’a göçünüz nasıl gelişti? Alevilerin bu süreçte kent merkezindeki uğraşısı ve yerleşimi nasıldı?
Elif TABAK: Maraş’ın en uç köyü olan Afşin’in Örenli köyünde dünyaya geldim. Ailemin ve köylülerimin Maraş’a gitme hikayesi ilk eğitim ile başladı. Ailelerde öğrencilerle birlikte Maraş’a yerleşir ve geçici işlerle geçimini sağlayarak yazın köye dönerdi. Bizim de babamız Hakk’a yürümüştü ve yaşamımızı idame edebilmek için Maraş’a gitmiştik. İlk taşındığımız sokak Ozan Emekçi’nin ailesinin oturduğu bir sokaktı ve Tekke Mahallesi diye geçiyordu. Yerleşen aileler ilkbaharda pamuk tarlalarına çalışmaya gider ve çadırlarda kalırlardı. Ben 7 yaşındaki iken bütün bu işçiliklere başladım. Erkekler de Maraş’ın çevre köylerinde halka tatlı satar, çerçilik yaparlardı. Alevilerin yaşamı bu idi.
“MARAŞ’IN RENGİ DEĞİŞİYORDU”
-Peki bu bahsettiğiniz Tekke Mahallesi’nde yaşamak nasıldı? Alevilerin gelmesi ile Maraş’ta neler değişiyordu?
Tekke Mahallesi’nde 10 yaşında iken kara çarşaf giydim. Çünkü Maraş’ın içerisindeki bütün kadınlar kara çarşaf giyiyordu. Çok az bir insan modern kıyafetler giyinirdi. Öğretmenlerin saçları açıktı lakin onlar dahi okula gelince kapalı giyinmek zorunda kalırdı. Aleviler Yörükselim ve Karamaraş mahallesinde yoğunlukta yaşıyordu. 1976 yılında bizde Yörükselim Mahallesi’ne taşındık ve annem kara çarşaflarımızı keserek bize önlük dikti. O mahallede kendimizdik, o kıyafetlerle insanlar artık Maraş’ın merkezine inmeye başlamıştı. Bir anlamda Maraş’ın rengi değişmişti. Sosyalist gençler, kadınlar, gençler artık restoranlarda yemek yiyordu.
MARAŞ’TA DEVRİMCİ HAREKETLER BÜYÜYOR
– İnsan hafızasında katliamlar unutulmayan bir yerde. Siz katliamın tanığı ve mağdurusunuz. O dönem nasıl bir atmosfer vardı ve katliam nasıl bir ortamda gelişti? 13 yaşında bir çocuğun gözünden neler görünüyordu?
Katliam olduğunda 13 yaşında bir çocuktum. Benden büyük 3 ağabeyim vardı ve o dönem sosyalist hareketlere tanışmıştık. Bize devrimciler gelirdi. Pek adını anmak istemesem de, İbrahim Kaypakkaya Dersim’de vurulduğunda yanın tek sağ kurtulan Ali Mercan o dönem bize Hüseyin ismi ile gelirdi. Maraş’ta sağ-sol sokak çatışması olarak hatırladığım tek şey 12 Şubat Maraş’ın kurtuluş günüydü. Bu kutlamalardan sonra sosyalist gençlerle Maraş’ın faşist düşünceli gençleri sokak aralarında birbirlerini kovalayıp döverdi. Hatırladığım ilk eylem 1975’de Narlı’da Toprak-iş sendikasının organize ettiği yürüyüştü ve bende katılmıştım. Ondan sonraki en görkemli eylem Antep’te 1977 yılındaki 1 Mayıs’tı. Çok görkemliydi ve inanılmaz derecede etkilemiştim. Bazı kareler gözümde halen çok canlı durur.
“GIJIK DEDE GÖRKEMLİ BİR TÖRENLE TOPRAĞA SIRLANDI”
Maraş’ta toplumsal en büyük eylem ise 4 Nisan 1978’de katledilen Gıjık Dede’nin cenaze töreniydi. Kıbrıs Caddesi denen ve Maraş’ı ikiye bölen caddeden Yörükselim Mahallesi’ne ve Kara Maraş’taki mezarlığa adar çok görkemli, organizeli geldik ve toprağa sırladık. Bu kortej büyük sükunetle, sağduyuyla sloganları atarak valilik binası önünde oturma eylemi geçekleştirdi. Kimsenin burnu kanamadan mahalleye gittik. Aralık ayında aynı noktada diyebileceğimiz yerde Mustafa Yüzbaşıoğlu ile Hacı Çolak katledildiler. Katledilen bu devrimci öğretmenleri sahiplenme duygusu Maraş ile sınırlı kalmadı. Çevre köylerden, şehirlerden gelen insanlarla şehir adeta doldu. Bu öğretmenlerin cenazesi de Gıjık Dede’nin cenazesi gibi çok görkemliydi.
CENAZEYE SALDIRI: SİLAHLAR VE TAŞLAR EVLERE TAŞINMIŞTI
Eski belediye önündeki Ulu Cami’den üzerime ateş edildi. Neredeyse bütün binalardan saldırılar başlamıştı. Silahlar ve ayrıca taşlar kasalarla evler özel olarak taşınmıştı. Taşlar üzerimize yağmur gibi yağıyordu. Cenazeler yerde kalmıştı ve insanlar yaralanmıştı. Birisi de benim ağabeyimdi. Adım atamıyorduk ve üst üste yığılmıştık. Abimi gördüm ve yanıma gidemiyordum. Yüzünü avuçları içerisine almıştı ve kanlar içerisindeydi. Çığlık atıyordum. Polisler duvar kenarına dizilmişti. O hışımla giderek bir polisin yakasından tuttum ve yakasına yapışarak salladım ‘bu silahı kullanamıyorsan ver biz kullanalım’ dedim. Sonradan birisi beni çekti ve ‘ o pol-derli bir polis’ dedi. O poliste benimle birlikte ağlıyordu. Bütün saldırılar içerişinde mahalleye döndük. Ağabeyimi bulabilir miyim diye hastaneye girdim ve içerisi tam bir vahşetti. Odalarda, koridorda, yerlerde insanların çığlıkları dayanılmazdı. Ağabeyimin öldüğünü düşünüyordum. Herkes içeriye giremiyordu ve camdan dışarıya yaralılarla ilgi bilgi veriyordum. Derken ağabeyim içeri girdi ve inanılmaz bir duyguydu benim için. O katliamın, çığlıkların arasında duyabileceğim en güzel duyguydu.
“17 KİŞİ BİR BODRUM KATINA SIĞINDIK; SOKAKTAKİ ÇIĞLIKLAR HALA KULAĞIMDA”
O gece eve geldik. Sabah ‘komünistler Moskova’ya’ sloganları atarak mahalleye girmişlerdi. Evden çıkamamışları ve artık katliam başlamıştı. Bodrum katı gibi bir evde oturuyorduk ve 17 kişi o eve sığınmıştık. Gece saat 3’e kadar sessiz, lambaları ve sobayı yakmadan katliam seslerini duyuyorduk. Mahalle bakkalımız Mahmut amca vardı Alevi olup olmadığını bilmiyorum. Onun evindeki katliam çığlıklarını çok rahat duyuyorduk. Bir helikopter sesi geliyordu ve havaya ateş açılıyordu. İkinci kez geldiğinde ise biz askeriyeye doğru gidiyorduk. Dar bir sokaktaydık ve o helikopterden üzerime ateş edildi. Etrafı tarıyordu. Şans eseri oradan kurtulduk. Sokakta olanlar ise öldürülmüştü. Köylümüz olan Kamil Ünver ailesinden tek bir kişi kalmayınca kadar katledilmişti. Kamil amcanın oğlunu görmüştüm ‘ağlama annen baban yaralı hastanede’ diye yalan söyledim. O ise’ hayır öldürdüler ben gördüm’ dedi.
Askeriye içerisinden çıktıktan sonra yeniden mahalleye dönüşünüz nasıldı? Neyle karşılaştınız?
Askeriyenin yemekhanelerine yerleştirilmiştik. Tıklım tıklım dolu ve insanlar ayaktaydı. Yaralılar, yakınlarını kaybedenler. Lavabo ihtiyacı için sıraya dizilmiştik ve askerler silahlarını üzerimize doğrultmuştu. Namlular üzerimize doğrultulmuş şekilde götürülüp getiriliyorduk. Yaralı abimin diğer yemekhanede olduğunu gördüm. Perişan Güzel’in torunu daha yeni doğmuştu ve kundaktaydı, annesinin (Döne abla) öldürüldüğünü söylediler. Başka yemekhanelerde bebeği emzirebilecek bir anne arıyorduk. Televizyonlar kapalıydı ve bir asker önünde nöbet tutuyordu. Birkaç askerin gözyaşlarının aktığını gördüm.
“YANMIŞ EVLER, ARABALAR VE CAMLARDAN SALLANAN PERDELER..”
Ertesi gün askeriyeden çıktık ve mahalleye geldik. Savaş filmlerinin korkunç manzaraları vardır ya işte mahallemiz tamda öyleydi. Yanmış evler, arabalar, camlardan sallanan perdeler. 1.5 ay sonra Maraş’ı terk ettik ve köye geldik.
“MARAŞ HEP BİR OLAY OLARAK ANILDI VE SENELERCE ÖYLE ANILDI; AMA BİR SOYKIRIMDI”
O zamanlar katliam bizim için hep Maraş olayıydı. Herkesin kendi mahallesinde tanık olduğu bir olay gibiydi ve senelerce olay olarak anıldı. Ne zaman ki Alevi yayını basın yapmaya, Aziz Tunç tanıklarla görüşüp kitabını yazmaya başladığında bunun bir olay değil katliam olduğunu anlamlandırdı insanlar. Puzzleın parçalarının bir araya gelmesi gibi, ortaya çıkan bir katliamdı, soykırımdı.
“147 YILDA GEÇSE BU SOYKIRIM İZİNİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEK”
Yapmış olduğum röportajlarda, çekimlerde şunu çokça gördüm. Katliamın üzerinden 47 yıl geçmiş olmasına rağmen bu yara hale çok derin. Sadece zaman zaman kabuk bağlayan ve kanamaya devam eden bir yara. Hiç kimsenin hafızasından kesinlikle silinmeyen derin izleri var. Katliamı yaşamış, yakınlarını kaybetmiş birçok insanı hala konuşturamıyorum, konuşamıyorlar. Yine katliamda iki oğlunu ve gelinlerini kaybetmiş bir annenin torunlarını yetiştirme yurtlarında büyütmek zorunda kaldığını görünce katliamın boyutlarının ne kadar geniş olduğunu fark ettim. Değil 47 yıl 147 yılda geçse bu izini sürdürmeye devam edecek.
“34 YIL BOYUNCA MARAŞ’A GELEMEDİM, KAFAMI KALDIRIP BAKAMADIM”
– 34 yıl boyunca Maraş’a gelemediniz. İlk gelişinizin Maraş Katliamında yitirilenleri anmak için olduğunu biliyoruz. Ve anma yasaklanmıştı. Yeniden Maraş’a gelmek nasıl bir duygu haliydi?
Katliamdan sonra Maraş’a hiç dönmedim. Sadece bir kere çevresinden geçtim ve kafamı kaldırıp etrafa bakmadan ve bir yeri tanır mıyız korkusuyla içinden geçtim. 25 yıldır Avrupa’da yaşıyorum. Barış Meclisi’nin İngiltere’deki grubuna dahil oldum. 2 Temmuz günü Sivas Katliamı’nda yitirilenler için yapılan anmayı izledim. Her yıl orada anmaların yapılması değerli ve kıymetliydi. Bu neden Maraş’ta yapılamıyor dedim. Bunu da o dönem İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi ile görüştük. Cemevi Başkanı İsrafil Erbil, Maraş Valiliği’ne anma için bir başvuru yapmış ve cevap beklediklerini söyledi. Tabi başvuru reddedildi. Avrupa ve Türkiye’deki Alevi örgütlenmesi örgütler yasağa rağmen giderek katılmıştı. Bende gidecektim lakin, gidecek gücüm yoktu, o şehre dönemiyordum.
“MARAŞTAYDIM VE TOPRAĞA BASAMIYORDUM”
-Bir daha dönmemek üzere terk ettiğiniz topraklara yeniden dönmek ve katliamla yüzleşmeye dair nasıl güç buldunuz?
33. yılında anmaya gittim. İstanbul Havalimanı’na 6 kişi gelmiştik. Maraş’a gidecek uçak iptal edilmişti. Arabalar ile Maraş’a yol aldık. Yoğun bir polis ablukası vardı. Araçlar içeri alınmıyordu. Arabadan çıkıp toprağa dahi basamıyordum. Minibüs, otobüsler ile gelen Alevi insanlar arabadan indiriliyordu. Araban çıkmıştım ve o meydana giderek çığlık çığlığa bütün duygularımı nasıl dile getirdiğimi ben bile tahmin edemedim.
“MARAŞ’A GİRERKEN HALA ENDİŞELİYİM, KATLİAM HAFIZALARDA HALA ÇOK DİRİ”
O yıl geri döndük. 34 yılında tekrardan döndüm ve uçakla Maraş’ın üstünden geçerken ürpermiştim. 47. yılda bile bir şekilde Maraş’ta dolaşmak, bir sokağa girmek gibi bir endişe var. Sokağa girersem o katliamı yeniden göreceğim gibi. İnsanların zihninde katliam hala çok diri. Katliamın tanıklarını yitirdik ve şu an çok az sayıda insan var. O zamanın çocukları bugünün ise yaşlıları olarak hayattayız. Bunlara ulaşılması kayıt altına alınması gerekiyor.”
PİRHA-Meclis’te kurulan çözüm komisyonundan bir heyet, Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (DPI) Dublin’de düzenlediği toplantıda Kuzey İrlanda, Filipinler ve Sudan barış süreçlerinin kilit aktörleriyle bir araya geldi. Eski İrlanda Başbakanı Bertie Ahern, “40 yıl ceza almış birinin serbest bırakılmasını toplum kolay kabul etmez ama barış güçlü liderlik ister” derken, Filipinler’den Raissa Jajurie “25 bin savaşçı silah bıraktı ama süreç bitmedi, sabır şart” dedi.
Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinden DEM Parti’li Celal Fırat ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, CHP’li Sezgin Tanrıkulu ve Oğuz Kaan Salıcı, AKP’li Abdurrahman Babacan, Yeni Yol Parti’li Bülent Kaya, Mehmet Emin Ekmen ve Mustafa Bilici’niın yer aldığı heyet, Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün (Democratic Progress Institute – DPI), Dublin’de düzenlediği toplantıya katıldı. Uluslararası düzeyde önemli barış süreçlerinin karşılaştırmalı olarak tartışıldığı bir çalışma toplantıda Kuzey İrlanda, Filipinler ve Sudan barış süreçlerinde doğrudan yer almış siyasetçiler, bürokratlar ve uzmanlar deneyimlerini paylaştı.
KULLANILAN DİLİN ÖNEMİ!
Kısa Dalga‘da yer alan habere göre; Toplantının ilk konuşmacısı, İrlanda Adalet ve Eşitlik Bakanlığı eski Müsteşarı Tim Dalton oldu. Kuzey İrlanda barış sürecinde silahların devre dışı bırakılması, paramiliter mahkumlara ilişkin düzenlemeler ve güvenlik reformlarının uygulanmasında aktif rol alan Dalton, sürecin dilinin ve iletişim biçiminin önemine dikkat çekti: “Bu süreçlerde kullanılan dilin, sürecin olumsuz etkilenmesine yol açmaması, taraflar arasındaki ilişkiye ve sürecin toplumsallaşmasına zarar vermemesi gerekir.”
Dalton, Kuzey İrlanda’da taraflar arasında güven inşa etmenin zaman aldığını ve sürecin toplumsal desteğini koruyabilmek için devlet dilinin kapsayıcı hale getirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.
“BARIŞIN TOPLUMA ANLATILMASI VE LİDERLİĞİN SÜREKLİLİĞİ ÖNEMLİ”
İkinci konuşmacı, Kuzey İrlanda barış süreci ve Hayırlı Cuma Anlaşması döneminin İrlanda Başbakanı Bertie Ahern idi. Ahern, silahsızlanma, güvenlik geçişi ve siyasi uzlaşmanın en kritik dönemlerinde alınan kararları anlattı. Barışın topluma anlatılmasının ve liderliğin sürekliliğinin önemini vurguladı: “40 yıl ceza almış birinin serbest bırakılması toplumun kolay kabul edebileceği bir şey değildi. Ama iki Başbakan olarak, aldığımız kararların arkasında ısrarla durduk ve bu süreç boyunca toplumu ikna etmeye çalıştık. Zamanı geldiğinde de iki ülkedeki tüm IRA’lı mahkumları serbest bıraktık. Bu süreçlerde güçlü liderlik çok önemli.”
Ahern, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile aralarında birçok konuda görüş ayrılığı olduğunu, ancak barış sürecinin diyalogla yürütüldüğünü belirterek “Tony Blair ile anlaşamadığımız çok şey vardı ama konuşmaktan, tartışmaktan yorulmayan bir liderdi. Konuşa konuşa, tartışa tartışa bir sonuca ulaşıyorduk” dedi.
Üçüncü konuşmacı, Kuzey İrlanda barış sürecinde aktif rol oynamış İrlanda eski Dışişleri Bakanı Dermot Ahern oldu. Ahern, çatışmadan barışa uzanan siyasal sürecin perde arkasını anlattı. Başbakan’ın kendisinden IRA ile gizli görüşmelere katılmasını istediğini, ancak bunun son derece riskli bir görev olduğunu dile getirdi: “Başbakan, görüşmeler sızarsa her şeyi inkâr edeceğini söyledi. Bu görevin siyasi açıdan çok riskli olduğunu biliyordum. Sızması halinde kariyerim biterdi.”
“BARIŞ SÜRECİNDE NE ZAMAN DEHŞET VERİCİ BİR OLAY YAŞANDIYSA, BİZ İNATLA BARIŞ ÇALIŞMALARINA DEVAM ETTİK”
Ahern, görüşmelerin başlamasından hemen önce IRA tarafından düzenlenen bir bombalı saldırıda sekiz İngiliz askerinin öldüğünü hatırlatarak, bu olayların süreci durdurmadığını vurguladı: “Oyun bozucular sorununu çok yaşadık ama barış sürecinde ne zaman dehşet verici bir olay yaşandıysa, biz inatla ve ısrarla barış çalışmalarına ve görüşmelerine devam ettik.”
Toplantının son konuşmacısı, Bangsamoro Sosyal Hizmetler ve Kalkınma Bakanı Raissa H. Jajurie oldu. Filipinler Hükümeti ile yürütülen barış müzakerelerinde Moro İslami Kurtuluş Cephesi (MILF) Teknik Çalışma Grubu’na katılan ilk kadın üye olan Jajurie, ayrıca Bangsamoro Geçiş Komisyonu üyesi olarak Mindanao barış sürecinde aktif rol üstlenmişti.
“ÇOK SABIRLI OLMAK GEREKİYOR”
Jajurie, Filipinler’deki barış sürecinde silahsızlanma ve toplumsal dönüşümün uzun vadeli bir çaba olduğunu anlatarak “Mindanao’da 25-26 bin savaşçı silah bıraktı ama silah bırakmayla ve bırakanlarla ilgili daha yapılması gereken pek çok şey var. Yani çok sabırlı olmak gerekiyor” dedi.
Jajurie, Filipinler barış sürecinde oluşturulan Uluslararası Kriz Grubu’nun (International Contact Group) barış sürecinin önündeki pek çok zorluğun aşılmasında çok aktif çalıştığını ve önemli roller üstlendiğini belirterek “Uluslararası Kriz Grubu, sürecin önündeki engellerin aşılmasında çok kritik bir destek sağladı” dedi.
PİRHA- İngiltere Tilkililer (Rivan) Dayanışma Derneği üyeleri kahvaltıda bir araya geldi.
İngiltere Tilkililer (Rivan) Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, dernek binasında ilk etkinlğini yaptı. Kahvaltıya katılanlar hep beraber lokmalarını paylaşırken, İngiltere Tilkililer (Rivan) Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Eş Başkanı Fatma Avcıl ve Ali Gültutan açılış konuşmasını yaparak, katılım gösteren tüm yurttaşlara teşekkür etti.
Kahvaltının konukları da yaptıkları konuşmalarda, birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaparak, kültürün yaşatılması çağrısında bulundular.
PİRHA- Bu yıl “Aşk ile yürüyoruz” sloganıyla düzenlenen 13. Britanya Alevi Festivali’nde imha, inkar ve asimilasyona karşı Alevi inanç ve kültürünü yaşatmanın önemi vurgulandı.
Bu sene 13’üncüsü düzenlenen Britanya Alevi Festivali, Londra’nın Enfield kasabasında yapıldı. “Aşk ile yürüyoruz” sloganıyla yapılan festivale çok sayıda Alevi kurum temsilcisi ve yurttaş katıldı.
Festival çerağların uyandırılması ve Yadigar Aslan Ana ve Cafer Kaplan, Hasan Ali İşlek, Seyit Sönmez’in gülbeng okunmasıyla başladı. Ardından festivalin anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı.
Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Fatma Yıldırım Polat, festivallerin sesini kısmak isteyenlere festival alanını dolduranların cevap verdiğini vurgulayarak, barışın sesini yükseltmeye devam edeceklerini belirtti. AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu hakkında verilen tutuklama kararına tepki gösteren Fatma Yıldırım Polat, “Nevin başkanın yanındayız. Çünkü bu karar sadece sadece Nevin Kamilağaoğlu için değil, tüm Alevi kadınlar için alınmış bir karardır. Bu karar derhal geri çekilmelidir” dedi.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has da, Alevi inancını yaşamak ve yaşatmak için toplandıklarını dile getirerek, “Bugün sadece bir festival için değil, yüzyıllardır devam eden bir direniş için burdayız. Ana topraklarımızdan binlerce kilometre uzakta olsakta kimliğimizi, inancımızı yaşatıyoruz” diye belirtti.
Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Dilek İncedal, yıllardır yapılan festivalin bir hafıza oluşturduğunun altını çizerek, “Festivalimiz aynı zamanda yok sayan, asimile etmeye çalışanlara karşı bir dayanışmadır” şeklinde ifade etti. Türkiye’de Alevilerin, Kürtlerin, kadınların, doğanın iktidarın hedefinde olduğunu belirterek, birlikte mücadele etme çağrısında bulundu.
Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, konuşmasında Suriye’deki Alevi katliamına dikkat çekerek, “Türkiye ve dünyanın birçok ülkesi seyrediyor. Bütün halkların ve inanç topluluklarının eşit şartlarda ve koşullarda yaşaması gerekiyor. Her türlü dayanışmayı göstererek zulme karşı direnenlerin sesi olmaya çalışıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil, yüzyıllardır asimile edilmek istenen Alevi kültürünü tanıtma, yaşatma ve sürdürmekte bu tarz festivallerin rolüne değinerek, “Birliğimizi, kültürümüzü, inancımızı yaşatmanın en güzel örneğidir bu festival” dedi.
Konuşmaların ardından festivalde semahlar dönüldü. Mikail Aslan, Ayfer Düzdaş, Ali Sizer ile Popcorn the Band isimli grup sahne performansı sergiledi.
PİRHA- Diaspora’da uzun yıllardır kültürlerini ve inançlarını korumak için kurumsallaşan yöre derneklerinden olan ve Britanya’da faaliyet yürüten Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği yoğun katılımla yeni dernek binasının açılışını yaptı.
1950’li yıllarla birlikte başta Avrupa olmak üzere dünyanın bir çok ükesine gitmeye başlayan Alevi toplumu, inanç ve kültürlerini korumak ve yaşamak için kurumlaşmaya başladı. Zorunlu göçün yoğun olduğu 70’li yıllarla birlikte sayıları giderek artan Alevi toplumu bir biri ardına yöre dernekleri ve cemevi kurmaya başladı.
Kuzey Londra’nın Enfield bölgesinde son olarak Malatya Kürecikliler bir araya gelerek kurduğu, Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği yeni binasının açılışını yaptı.
Açılışa Londra’da faliyetlerini yürüten köy ve yöre dernekleri, Alxas Kom Eş Başkanları Ayfer Köker Duman ve İsmail Karagöz, Dersim Der Başkanı Hasan Dolu, Kırkısraklılar Derneği Başkanı Ali Demir, Sosyalist Kadınlar Birliği Sözcüsü Bedriye Avcıl, İAKM ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal, Enfield ve Haringey Belediyesinde İşçi Partisi’nde encümen üyeliği yapan Eylem Yörük, Erdal Doğan ve Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil, Enfield Belediyesi önceki dönem başkanı Sabri Özaydın katıldı. Yurt dışında bir çok kurum mesajlarıyla açılışa destek verirken, İstanbul Ak-El ve Avrupa Kürecikliler İnisiyatifi birer mesaj gönderdi.
Açılış konuşmasını Kürecikliler Dayanışma ve Kültür Derneği Eş Başkanı Timur Şaşmaz yaptı. Şaşmaz, açılışa katılan ve destek veren kurum yöneticileri ve yurttaşlara teşekkür ederken, açılışın önemine dikkat çekti.
Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil, Enfield Belediyesi önceki dönem başkanı Sabri Özaydın, Alxas Kom Eş Başkanı İsmail Karagöz de kısa bir konuşma yaptı.
Haringey Belediye Başkanı Ahmed Mahbub Kürtce Türkçe ve İngilizce selamlama yaptı toplumların bu kurumların catısının altında bir arada olmasının çok önemli olduğuna değindi ve en iyi arkadaşlarının Kürtlerden olduğunu söyleyerken, Encümen üyesi Nicki Adeleke de, dayanışma mesajını iletti.
PİRHA- İngiltere’de Dersim Tertelesi’nde katledilenler için anma yapıldı. Konuşmalarda sadece insanların kitlesel olarak öldürülmediği vurgusu yapılarak, inanç ve dil konusunda da asimilasyonun hedeflendiği belirtildi.
37-38 yılları arasında on binlerce yurttaşın katledildiği ve sürgün edildiği Dersim Tertelesi’nin üzerinden 88 yıl geçti. İngiltere Alevi Kültür Merkezi’nde yapılan anma programı ile katledilenler anıldı.
Anma programı, Yadigar Aslan Ana’nın verdiği gülbeng ile başladı.
“KATLEDİLEN CANLARIMIZIN MEZARLARININ NEREDE OLDUĞUNU BİLMİYORUZ”
İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, Alevi tarihinin ve Anadolu tarihinin “en vahşi katliamlarından” birisi olan Dersim Katliamı’nın üzerinden 88. Yıl geçtiğini hatırlatarak, “Türk Devleti’nin bilinçli bir şekilde bilgi dezenformasyonuyla Dersim halkını terörize ederek, bir ayaklanma yapıldığı için oraya harekât yaptığını söylemesi külliyen bir yalan. Kurulan Cumhuriyet Dersim’le ilgili hareketi 1925 yılında çıkardığı kanunla planlamış, 34 yılındaki meclisten geçirilen kanunla bunu mühürlememiş ve 37’de de bildiğimiz gibi harekete başlamış. Bilinen rakamlarla 13 binden fazla can hunharca katledildi, 12 binden fazla can sürgün edildi. Biz hala o sürgün edilen, kayıp olan pek çok insanın akıbeti hakkında bilgi sahibi değiliz. Hala katledilen canlarımızın pek çoğunun mezarının nerede olduğunu bilmiyoruz” dedi.
“40 BİN CİVARINDA İNSAN KATLEDİLDİ”
DERSİM-DER Başkanı Hasan Dolu ise, “Katledilen 13 bin deniliyor ama bu doğru değil gerçek rakam 40 bin civarında. Bunların yüzde 90’ının mezarı belirsiz. Acımasızca katlettiler, yaktılar. Çocuk, kadın, yaşlı, genç denilmeden zalimce katledildi” diye konuştu.
Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Dilek İncedal, mayıs ayının katliamlar ayı olmasının yanı sıra direniş ayı da olduğunu belirterek, “Gerçekte Dersim’de yaşananlar, Aleviler üzerindeki aslında bütün katliamlar kadınlar üzerinden birazda. İnancı yok etmeye yönelik, kültürü yok etmeye, dili yok etmeye yönelik adımlar atılıyor. Devletin özür dilemesi, katliamlarla gerçekten yüzleşilmesi gerekiyor ki bugün aynı şeyi yapmasın” diye ekledi.
“BUGÜN SURİYE’DE YAŞANANLARI DA O SÜRECİN BİR DEVAMI OLARAK GÖRÜYORUZ”
Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Fatma Yıldırım Polat, AKP iktidarının katliam zihniyetini o dönemden miras aldığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Büyük bir sessiz olmuştu o dönemde, belki hayatta kalmak için sessiz kalmaları gerekmişti o dönemde. O sessizlik bugün o topraklarda kendini gösteriyor. Vahşetin her türlüsünü orada dağların yankısıyla hissedebiliyoruz. Bugün Suriye’de yaşananları da o sürecin bir devamı olarak görüyoruz. Bugün AKP o dönemden aldığı mirası, o topraklarda HES’ler le, termik santrallerle, köy boşaltmaları ile, okulları, inanç yerlerini yıkmalarıyla gösteriyor.”
“BİR İNANÇ, BİR DİL, BİR KİMLİK KATLEDİLDİ”
“Sadece insanlar kitlesel olarak öldürülmedi bir inanç, bir dil, bir kimlik katledildi” diyen Dr. Berfin Emre Çetin, şunları kaydetti:
“Katliamlarda on binlerce insan katledildi özellikle belli aşiretler hedef alındı ama belki Alevilik açısından en önemli sonuçlarından bir tanesi de Seyyid’lerin sistematik olarak katledilmesiydi. Bugün inancımızdan dilimizden koptuysak bunun nedeni aslında 37-38’de yaşanan Dersim Soykırımı’dır. Orada sadece insanlar kitlesel olarak öldürülmedi bir inanç, bir dil, bir kimlik katledildi. Dersim Kemalist zihniyet ile yapıldı diye düşünebiliriz ama o zihniyet hala ayakta. Bu dönem Türkçülük ve İslamcılık olarak hala yaşadığını biliyoruz. Dolayısıyla hem kimliğimize yönelik hem inancımıza yönelik, dilimize yönelik saldırılar aynı zamanda Dersim’in taşına, toprağına, ağacına, ziyaretine yapılan saldırılarla da vücut buluyor. Bu açıdan da Dersim 38 hala yaşıyor. O yüzden taleplerimizi gündem de tutmak çok önemli.”
PİRHA-Londra’da 1 Mayıs gününde işçiler biraraya gelerek yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da yer aldığı yürüyüşte ‘Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun’ pankartı taşındı.
İngiltere’nin başkenti Londra’da binlerce insan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı için biraraya geldi.
Marx Gorki kütüphanesinin önünde bir araya gelen kitle kortej halinde Londra merkezindeki Trafalgar Square’ya yürüdü.
İşçi örgütlerinin yanı sıra İngiltere’de bulunan Tilkililer Toplum Merkezi, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Britanya Alevi Cemevi, Britanya Alevi Kültür Merkezi, Göçmen İşçiler Derneği, İşçi Partisi ve birçok sivil toplum kuruluşu alanda yerini aldı.
Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırımlara dikkat çekmek amacıyla Stop Alevı Genocide in Syrıa’ (Suriye’deki Alevi Soykırımını Durdurun) pankartı taşıdı.
SURİYE ALEVİLERİ VURGUSU
Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda konuştu. Erbil, Suriye’de Alevilere dönük katliamlar hakkında konuşarak şunları söyledi:
“Bugün Londra’da işçi bayramı kutlanıyor. Tüm devrimci, demokrat, duyarlı kesimler varsa hepsi burada. Türkiye ve Kürdistan’ın dışında dünyanın her yerindeki demokrat kurumların destek verdiği bir eylem oldu bugün. Bugünkü eyleme Suriye’deki Alevi katliamı da damgasını vurdu. Burada ve dünyanın neresinde olursa olsun 1 Mayıs coşkusuyla alanlarda olan bütün canlara selam olsun.”
Enfield Alevi Kültür Merkezi başkanı Fatma Yıldırım Polat ise insanlık suçu tüm katliamları protesto ettiğini belirerek şu konuşmayı yaptı:
“2025 Mayıs ayını yine katliamlarla kutluyoruz. Yaşanan tüm insanlık dışı muameleleri protesto ediyoruz. Bugün Suriye’de yaşanan olayların Türkiye’de yaşanmayacağına dair kimse bir şey söyleyemez.”
PİRHA- İngiltere’nin Londra kentinde düzenlenen Tilkiler Toplum Merkezi 11. Dayanışma Gecesi’nde birlik, beraberlik ve dayanışma mesajı verildi.
Tilkiler Toplum Merkezi, 11. Dayanışma Gecesini Londra’da yaptı. Geceye Pazarcık Belediye Başkanı Haydar İkizer, Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil ve çok sayıda kişi katıldı.
“BİRLİKTELİK BİZLERİ DAHA DA GÜÇLÜ KILIYOR”
Tilkiler Toplum Merkezi Yönetim Kurulu adına yapılan konuşmada birlikteliğin kurumları daha da güçlendirdiğine vurgu yapılarak, “Bu anlamlı geceyi organize eden İngiltere Tilkiler toplum merkezi olarak sizlerle bir arada olmanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz. Bu sadece bir dayanışma gecesi değil aynı zamanda yürüttüğümüz ve yürütmeyi planladığımız çalışmaları paylaşma fırsatıdır. Kurumumuzda onlarca öğrencimiz eğitim görmekte. Aynı zamanda bugüne kadar ülkede yüzlerce öğrencimize burs verdik. Kurumumuz her ne kadar küçük olsa da içinde büyük bir emek ve güçlü bir dayanışma ruhu barındırıyor. Birlikte olmak, paylaşmak ve dayanışma içinde hareket etmek bizleri daha güçlü kılıyor. Bu güzel gecede bizlerle birlikte olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederiz. Birliğimiz ve beraberliğimiz daim olsun” denildi.
“BERABERLİĞİMİZİN EN GÜÇLÜ GÖSTERGESİ”
Gecede söz alan Enfield Belediye Başkanı Ergin Erbil ise “Bu gece sadece bir eğlence değil, aynı zamanda birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergesidir. Kültürümüzü yaşattığınız, geleneklerinize sahip çıktığınız ve Enfield’e kattığınız her şey için sizlere teşekkür ederim. İyi ki varsınız, iyi ki buradasınız. Birlikte daha güçlü bir Enfield için, hep beraber çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Pazarcık Belediye Başkanı Haydar İkizer ise Tilkiler için yaptığı hizmetlere dair bilgiler verdi.
Gece; sanatçılar Grup Gençler, Suna Alan ve Kara Hasan’ın seslendirdiği şarkılar eşliğinde halayların çekilmesiyle sona erdi.
PİRHA – Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu, Türkiye ile yapılması planlanan ortak toplantıları iptal etti.
Avrupa Birliği’nin (AB) temel kurumları olan Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile Ankara ve Antalya’da yapmayı planladıkları resmi toplantıları iptal etme kararı aldı. Karar, siyasi uzmanlarca Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmelere yönelik ilk somut tepki olarak değerlendiriliyor.
AB tarihinde ilk kez Konsey, Komisyon ve Parlamento, Türkiye’ye karşı ortak bir uyarı niteliğinde ilişkileri askıya aldı. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, gazeteciler ve muhaliflere yönelik baskılar ile hukuk devleti ilkelerinin aşınması, AB tarafından “AB değerleriyle bağdaşmaz” şeklinde yorumladı.
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 1 Nisan’da yapılan genel kurulunda, Türkiye’deki demokratik gerileme ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını ele aldı.
Oturumda en dikkat çekici açıklama, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos’tan geldi. Kos, “AB adayı bir ülkeden en yüksek demokratik standartları bekliyoruz. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı öncesinde tutuklanması ciddi soru işaretleri yaratıyor” diyerek, Türkiye’deki protesto gösterilerine müdahale edilmemesi çağrısında bulundu. Kos ayrıca Türkiye’nin NATO üyeliği ve jeopolitik önemine vurgu yaparken, “İşbirliği kanallarını kesmek kimseye fayda sağlamaz” dedi.
Hristiyan Demokratlar, 14-15 Nisan’da yapılması planlanan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu toplantısını iptal ettiklerini duyurdu.
AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, “Türkiye yoldan sapıyor” diye tepki gösterdi.
Yeşiller, “Türkiye’ye net bir mesaj gönderilmeli,” çağrısında bulundu.
AVRUPA’DAN TEPKİLER YÜKSELİYOR!
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Ekrem İmamoğlu protestolarıyla ilgili değerlendirme yaptı. Macron’un yazılı açıklamasında “”Muhalefet ve sivil toplum figürlerine yönelik kovuşturmaların sistematik niteliği, bilgi edinme ve toplanma özgürlüğüne yönelik saldırılar, İstanbul Belediye Başkanı’nın tutuklanması ve gözaltına alınması, tarih adına ve belirli bir Türkiye fikri ve Avrupa ile ilişkisi adına, ancak üzüntü duyulabilecek saldırılar ve saldırganlıklar teşkil etmektedir” diye belirtti.
İngiltere’den de Türkiye’ye hukukun üstünlüğünü koruma çağrısı geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Türkiye ile ilişkilerin önemine değindikten sonra, “Ortak uluslararası taahhütlerin, hukukun üstünlüğünün, zamanında ve şeffaf hukuki süreçler dahil olmak üzere, korunmasını bekliyoruz” mesajı verdi.
Hollanda Temsilciler Meclisi ise tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. İmamoğlu’nun tutuklanmasını “son derece endişe verici ve hukuksuz bir gelişme” olarak değerlendiren Meclis, Hollanda hükümetinin bu çağrıyı NATO içinde ve aktif olarak dile getirmesini istedi.
27 Mart’taki kararda, Türkiye’deki görevden alma ve kayyum uygulamalarının, Türkiye’nin 1992’de imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğu vurgulandı.
PİRHA- İngiltere Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği 3. Dayanışma Gecesi’nde üyeleri ve dostlarıyla buluştu.
2005 yılında İngiltere’de kurulan Tavla Köyü Sosyal Dayanışma Derneği çok sayıda kişinin katılımıyla ‘Dayanışma Gecesi’ gerçekleştirdi.
Londra’da düzenlenen geceye Tavlalılar Derneği Başkanı Şehriban Aygün, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Alxas Kom, İngiltere Kaşanlılar Derneği, İngiltere Tilkililer Derneği, Bozca Der, Paz Der yöneticileri ile birlikte iş insanları katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Tavla Köyü Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Şehriban Aygün, gecenin gerçekleşmesinde dayanışma sunanlara teşekkür ederek, etkinliklerin devam edeceğini kaydetti.
Dayanışma gecesinde konuşan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, Suriye’deki Alevi katliamına değinerek dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Has, “Dayanışma yaşatır. Dayanışma en insani olan ve korumamız gereken bir olgudur. Suriye’de emperyalist güçlerin eliyle yönetimin cihatçılara devredilmesi ardından Suriye’de Aleviler katliam altındadır. Başta Aleviler olmak üzere, Ezidiler, Süryaniler, Kürtler ve gayrimüslimler ile dayanışmak, sesleri olmak zorundayız. Kapitalistlerin medyası da iki yüzlü, kafa kesen cihadistleri melek gösteriyotlar. İngiltere’deki eylemlerimiz devam ediyor, desteğiniz gerekiyor. Bugün sesimiz çıkarmazsak başka katliamlarla karşı karşıya kalacağız. Ülkede yaşananlar sadece bir partinin değil, bütün halkların geleceği, demokrasi meseledir. Adaletin tesis edildiği, barış içinde yaşama arzusunun sokağa taşınmış halidir” diye konuştu.
Gecede ayrıca Özcan Türe, Onur Türe, Taylan Özgür Ölmez ve Gülseven Medar eserlerini seslendirdi.
TAVLALILAR DERNEĞİ HAKKINDA
Kayseri’in Sarız ilçesine bağlı olan Tavla Köyü 1900’den sonra bir kısmı Maraş’ın Elbistan ilçesinden bir kısmı da Koçgiri bölgesinde gelenlerde oluşmakta. 1985 yılından sonra yoğun olarak İngiltere’ye göç eden Tavlalılar yoğun bir nüfusu olan bir köy derneğidir. 2018 yılından bu yana vakıflaşan Tavlalılar bir çok etkinlik düzenleyerek toplumunu bir arada tutmaya, gelenek, görenek ve kültürünü yaşatmaya çalışıyorlar. Tavlalılar Derneği’nin başkanlığını Şehriban Aygün yürütüyor.
PİRHA-BAF Eşit Başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının hukuksuz olduğunun belirterek, mücadelenin sokaklara taşınması gerektiğine işaret etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına yönelik protestolar Türkiye’de ve ülke dışında yaşayan çok sayıda kişi tarafından tepkiyle karşılanıyor.
Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Ekrem İmamoğlu ve beraberinde çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, sorunun artık İmamoğlu ile sınırlı olmadığının altını çizerek, halkın sokaklarda mücadelesini büyütmesi gerektiğini söyledi.
İNCEDAL: ARTIK TOPLUMLARIN SES ÇIKARMASI GEREKİYOR
BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal, İmamoğlu’nun alınması artık toplumsal bir sorun haline geldiğini söyleyerek, şunları kaydetti:
“Çok hukuksuzca bir durum yaşanıyor, daha önce de bunları yaptılar. Şimdi daha fazla hukuksuz bir şekilde seçilmiş milletvekillerine, seçilmiş belediye başkanlarına bunu yoğunlaştırıyorlar. Bugün bile bir dekanın diplomasını aldılar. Ülkenin geldiği durumlar içler acısı o anlamda biz de bugün buradayız. Bu sadece tek bir kesimin sorunu değil, bütün halkların sorunu ve inanıyoruz ki bu da mücadeleyle, insanların sokağa çıkmasıyla, mücadelesiyle belki de birçok haklarımızı kazanacak. Artık halkların, toplumların ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum.”
“ARTIK SOKAKLARA ÇIKMAK GEREKİYOR”
Halkın iradesiyle seçilen bütün belediye başkanlarına yapılan bu hukuksuzluğu kınadığının altını çizen BAF Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç ise, şunları belirtti:
“DEM Partili belediye başkanlarına yapılınca da sokağa çıktık. Bugün de İmamoğlu için sokaklara çıktık. İmamoğlu nezdinde 106 kişinin tutuklanmasını ve orada tutuklanan sanatçılar, yazarlar var onları unutmamak lazım. Yaşanan haklı mücadelenizde talepte bulunmak zorundasınız yani sokağa inmezseniz, sesinizi yükseltmezseniz, talebinizde bulunmazsanız kimse size hakkınızı vermez. Görüyoruz Türkiye’de gençler sokağa çıkmış durumda, şimdi bunlar yaşanıyor. CHP’nin halkı sokakları çağırması doğru bir karar. Bu iktidarla oturup konuşarak anlaşacağınız bir noktada değil. Şu anda tek adam rejiminin üzerinden tamamen demokrasiyi kaldırmış bir durumda. Ancak hakkımızı ve mücadelemizi anlayacakları dilde anlayacakları alanda yapmamız gerekiyor.”
PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması Londra’da protesto edildi. Londra Büyükelçilik binası önüne siyah çelenk bırakıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberinde 105 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin Türkiye’de ve yurtdışında eylemler sürüyor.
Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması Londra Büyükelçiliği önüne gelen yüzlerce yurttaş tarafından protesto edildi. Daha sonra da Londra Büyükelçilik binası önüne siyah çelenk bırakıldı.
Büyükelçilik önünde konuşan Britanya Alevi Federasyonu geçmiş dönem başkanı İsrafil Erbil, “Türkiye’de katledilen mazlum insanlar adına bu çelengi buraya koyuyoruz” dedi.