Etiket: insan hakalrı derneği

  • İHD ve ÖHD, barış sürecinin ilerlemesi için çözüm önerilerini açıkladı!

    İHD ve ÖHD, barış sürecinin ilerlemesi için çözüm önerilerini açıkladı!

    PİRHA- İHD ve ÖHD, Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun silah bırakma törenine dair hazırladıkları gözlem raporunda, Kürt sorununa çözüm için hukuki dönüşüm ve demokratik adımlar atılmasını talep etti. Raporda, toplumsal katılım ve barışın kalıcı olması için öneriler sıralandı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun 11 Temmuz 2025 tarihinde Federe Kürdistan Bölgesi’nde gerçekleştirdiği silah imha törenine ilişkin gözlem raporlarını kamuoyuyla paylaştı.

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban ve ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter Moray, raporun ardından yaptıkları açıklamalarda, sürecin ilerleyebilmesi için kapsamlı bir hukuk ve demokrasi dönüşümüne ihtiyaç olduğuna dikkat çektiler.

    “SÜRECİN HUKUKİ DÖNÜŞÜMÜ ŞART”

    Hüseyin Küçükbalaban, silahların bırakılmasının yalnızca güvenlik meselesi değil, aynı zamanda siyasal ve hukuki bir dönüşüm gerektirdiğini vurgulayarak, “Silahların bırakılmasına, bireysel ve kolektif hak ve özgürlüklerin güvenceye alındığı, hukukun üstünlüğünün, evrensel insan hakları ve demokratik normların tesis edildiği bir sürecin eşlik etmesi zaruridir” dedi. Ayrıca, barış sürecinin kalıcı olabilmesi için toplumsal güvenin inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

    Kürt sorununda çözümün yalnızca silah bırakmakla kalmayacağını, bunun aynı zamanda hukuki ve toplumsal dönüşümü  gerektirdiğini belirten Küçükbalaban, özellikle Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrı sonrası yaşanan gelişmelerin kritik olduğunu ifade ederek, “Sürecin siyasal ve hukuki bir dönüşümü gerektirdiğini konunun tüm taraflarına ve tüm toplumsal aktörlere hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz. Barışın kalıcı olması için hukukun üstünlüğü ve evrensel insan haklarının sağlanması gerekiyor” diye konuştu.

    Küçükbalaban, törenle ilgili olarak da “Silah bırakma töreninde silahların envanteri ve militanların kimlik bilgileri, İHD ve ÖHD’nin temsilcilerine teslim edildi ve tüm süreç şeffaf bir şekilde paylaşıldı” şeklinde bilgi verdi. Silahların yakılmasıyla birlikte, Kürt sorununa şiddetsiz çözüm arayışının bir adım daha atıldığı vurgulandı.

    ÖHD’DEN ÇÖZÜM İÇİN KAPSAMLI ÖNERİLER

    ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter Moray, barış sürecinin ilerlemesi için hazırladıkları önerileri sıraladı. Bu öneriler arasında, toplumsal katılımın sağlanması, şeffaf karar alma mekanizmalarının oluşturulması ve Abdullah Öcalan’ın iletişim hakkının sağlanması yer aldı. Moray, “Yalnızca çatışmanın taraflarının değil, tüm toplumun sürece dahil olduğu bir yaklaşım benimsenmeli; karar alma süreçlerinde geniş katılım sağlanmasına özen gösterilmeli; çoğulcu, şeffaf ve toplumsal denetime açık mekanizmalar kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Raporda, toplumsal barışın kalıcı olabilmesi için geniş katılımlı bir çözüm sürecine ihtiyaç olduğu belirtildi. “Yeni bir toplumsal sözleşme ve anayasa hazırlanmalı, Kürt halkının anadilinin ve kültürel haklarının anayasal güvence altına alınması sağlanmalıdır” denilen raporda, antidemokratik yasaların kaldırılması ve ceza infaz sisteminin adil hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Mersin Kadın Komisyonu: Kadınlar 8 Mart’ta barış istiyor- VİDEO

    İHD Mersin Kadın Komisyonu: Kadınlar 8 Mart’ta barış istiyor- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken barış vurgusu yaparak, “Bugüne kadar içi doldurulmamış da olsa sürecin önemi dikkate alınmalı. Bu 8 Mart’ta kadınlar olarak barış talebimizi daha yüksek sesle haykıracağız. Kadınlar 8 Mart’ta barış istiyor!” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle dernek binasında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada İstanbul Sözleşmesi, kadın cinayetleri, erkek devlet şiddeti, cezaevindeki kadın hükümlülerin durumu ve barış konularına değinildi.

    Basın açıklamasını komisyon adına Zeynep Kaya okudu.

    “HAK İHLALLERİNİN YAŞANMAMASI İÇİN SAVAŞ SON BULSUN”

    Savaş ve çatışmalı ortamdan en çok kadınların etkilendiğini söyleyen Zeynep Kaya, Kürt meselesinin barışçıl bir çözüm yaratılması gerektiğini ifade etti. Bu konu çözüme kavuşturulmadıkça kadın hak ihlallerinin süreceğini belirten Kaya, “Savaş en çok kadını vurdu. Kadınlar savaş ve çatışmalı ortamlarda kadına yönelik şiddetin en ağırını, cinsel işkenceyi yaşadılar. Yaşadığımız sorunların temelinde yatan mesele Kürt meselesidir. Kürt meselesi barışçıl bir çözüm bulmadıkça, kadınlar hak ihlalleri yaşamaya devam edecekler. Bu nedenle de kadınlar barışa, barış süreçlerine son derece büyük önem veriyorlar. Çünkü erkek egemen, militer ve feodal anlayışın sorgulanabileceği bir süreç olacaktır barış süreci” dedi.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANMALI”

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi açıklamasından sonra başlayan yeni süreçte öncelikli olarak ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini dile getiren Kaya şunları söyledi:

    “Yine kadınlar bu süreçte tüm siyasi mahpusların serbest bırakılmasını, hasta mahpusların öncelikle serbest bırakılmasını ve kadınların yaşamın tüm alanlarındaki kendilerine dayatılan hak ihlallerine karşı ifade özgürlükleri garanti altına alınarak mücadele etmek ve söz söylemek istiyorlar. Kadınlar bu süreçte cezasızlığın son bulmasını, işlenen tüm devlet suçlarının açığa çıkarılmasını ve demokratik bir hesaplaşma ortamının yaratılmasını istiyorlar. Kadınlar cezasızlığa kurban gitmiş her acılı olayın yeniden sorgulanıp bir daha gerçekleşmemesi için üzerine düşen ne varsa tüm tarafların bu gerekleri yerine getirmesini talep ediyorlar.”

    Kadınların barışa ihtiyacı olduğunu vurgulayan Zeynep Kaya 8 Mart’ta barış taleplerini yüksek sesle dile getireceklerini ifade etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hak savunucuları savaşsız bir yıl diledi- VİDEO

    Hak savunucuları savaşsız bir yıl diledi- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube yöneticileri, 2023 yılında yaşanan savaş, afetler, ihmaller ve hak ihlallerinin yeni yılda devam etmemesini dileyerek, savaşsız ve şiddetsiz bir 2024 beklentisi içerisinde olduklarını belirttiler.

    2023 yılı insan haklarına yönelik ağır ihlallerin yaşandığı bir yıl oldu. Yaşanan büyük depremde insanların ihmaller yüzünden yaşamlarını yitirmesi, kadın cinayetlerinin artması, halk üzerindeki baskı dozunun arttırılması; özellikle hapishanelerdeki ağır tecrit koşulları, cezaevlerindeki hak ihlalleri, hasta tutuklular ve açlık grevleri gibi konular 2023 yılında hak savunucularının mücadele ettiği alanların başında geldi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci ve Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, 2023 yılını PİRHA’ya değerlendirerek 2024 yılına dair mesajlarını paylaştılar.

    “2023’TE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ÖNEMİ FARK EDİLDİ”

    İHD Mersin Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, İstanbul Sözleşmesi’nin olmadığı bir yılı değerlendirerek, “Yasalar kadınları koruyacak, İstanbul Sözleşmesi’ne gerek yok denildiği bir ortamda bu sözleşmenin ne kadar önemli olduğu olaylar yaşadık ne yazık ki. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz derken birçok kız kardeşimizi kaybettik. İstanbul Sözleşmesi’nin yokluğu oldukça fark edildi” dedi.

    Yeni yılda birlikteliğin gücüyle daha güzel günler yaşanabileceğini dile getiren Kandemir, “2022’nin sonunda güzel şeyler dilemiştik. Ama ne yazık ki deprem felaketi yaşadık. Fakat tüm bunlardan ders alacağımızı düşünüyorum. Yeni bir yıla umutla, omuz omuza ve birlikte daha güzel bir yıla ulaşacağımızı düşünüyorum” sözlerini kullandı.

    BARIŞ VE ŞİDDETSİZ BİR YIL DİLEĞİ

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci ise 2023 yılında yaşanan savaşlara değinerek, “İnsanların yitimi ve ölen her bir insanın yalnızca sayıdan ibaret olarak görülmesi bir felaketti. Keza depremde on binlerce insanı depremde kaybettik. Birçoğunun diri diri toprağa gömülmesine göz yumdu devlet yetkilileri. Bu hengamede insan haklarının ihlal edildiği, seçilmiş milletvekillerinin cezaevinde tutulduğu ve cezaevlerindeki tutuklulara uygulanan ağır bir tecrit süreci yaşadık. İşçi ve emekçi cephesinde yoksulluk diz boyu. Binlerce göçmenin öldüğüne tanık olduk. Öte yandan doğanın açıkça tahrip edildiğini her gün yaşadık, yaşıyoruz. Burnumuzun dibindeki Atatürk Parkı bunun kısa bir örneği” diye konuştu.

    Yaşanan tüm olumsuz olayların son bulması için toplumsal değişimin önemine dikkat çeken Keçeci, 2024 dileklerine dair şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, çocuk istismarları, kadın cinayetleri yaşanmasın istiyorum. Doğanın tahrip edilmediği, insanların hiçbir baskıya, ayrımcılığa uğramadığı bir yıl diliyorum. LGBTİ+’lara yönelik nefret dilinin ortadan kalkmasını, ırkçılığın son bulmasını istiyorum.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • ‘Wernicke-Korsakoff hastası Aslıhan Gençay serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Wernicke-Korsakoff hastası Aslıhan Gençay serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla yapılan F Oturumu 283. haftasında. 283. haftasında Wernicke-Korsakoff hastası olan Aslıhan Gençay’ın serbest bırakılması talep edildi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Deneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu her hafta Cumartesi günleri hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapıyor. Bu hafta 283’üncüsü yapılan eylemde ölüm orucundan dolayı Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalanan Aslıhan Gençay’ın serbest bırakılması talep edildi.

    “SİYASİ TUTUKLULAR TEK TİP ELBİSEYİ KABUL ETMİYOR”

    Eylemde insan hakları savunucuları adına basın metnini okuyan Meryem Bars, hapishanelerde ‘Hero’ tişörtleri bahane edilerek yazılı tişörtlerin toplatıldığını, kitap yasakları ve keyfi uygulamaların sürdüğünü belirtti. Bazı hapishanelerde tek tip elbise için denemeler biçiminde nabız yoklandığını kaydeden Bars, siyasi tutukluların tepkilerinin tek tip elbiseyi kabul etmeme ve giymeme yönünde olduğunu söyledi. Hasta tutukluların ölüm sınırına geldiklerinde sorumluluktan kurtulma amaçlı tahliye edildiklerine vurgu yapan Bars, 22 Ağustos tarihinde hasta tutuklu Ahmet Bayar’ın 4. aşamada olan kanser hastalığından dolayı tahliye edildiğini belirtti.

    “İŞKENCELERİ ANLATTIĞI İÇİN İŞKENCE GÖRDÜ”

    Aslıhan Gençay’ın 1990’ların başında İzmir’de gözaltına alınarak tutuklandığını belirten Bars, “Mütaalada ve savunma aşamasında, mahkemede hazır bulunduğu zaman; gözaltında DGM savcısının nezaretinde kendisine işkence yapıldığını, kaldığı hapishanedeki işkenceleri anlattığı için susturulur, dayak yer, işkence görür. Mahkeme heyeti adalet ve hukuk ihlali yaparak ve savunma hakkını engelleyerek 20 yıl hüküm verir. ‘Mahkemedeki Kötü Halinden’ dolayı da ‘hükmün yarısı kadar artırılarak’ 1993 yılında 30 yıl ceza alır. Avukatı Fazlı Ahmet Tamer’in çabası sonunda “mahkemede kötü hal” cezasına itiraz edilir ve hüküm 20 yıla düşürülür” şeklinde ifade etti.

    “ÖLÜM ORUCUNUN 240. GÜNÜNDE TAHLİYE EDİLDİ”

    Aslıhan Gençay’ın 2000 yılında 240 gün ölüm orucu yaptığını söyleyen Bars, 2001 yılında Uşak hapishanesinde kalırken ölüm orucunun 240. gününde cezasının 6 ay ertelenmesi sonucu tahliye edildiğini belirtti.

    “YARGITAYDAKİ DAVASI SONUÇLANINCA TEKRAR TUTUKLANDI”

    Aslıhan Gençay’ın 26 Nisan 2016 tarihinde Yargıtaydaki davasının sonuçlanmasında dolayı tekrar tutuklanarak Sincan Kadın Hapishanesine gönderildiğini ifade eden Bars, “29 Haziran 2017 de Tarsus Kampüs Kadın Hapishanesine sevk edildi. Hala burada zor koşullarda kalmaya devam ediyor” dedi.

    “WERNİCKE-KORSAKOFF, ASTIM, BRONŞİT, MİGREN… HASTASI”

    Aslıhan Gençay’ın ölüm orucundan dolayı Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalandığını kaydeden Bars, şunları belirtti: “Göz sinirlerinde ölüm ve solgunluk oluştuğu, psikolojik açıdan sıkıntıları bulunduğu(deprasyon ve uykusuzluk), major ve manik depresif duygu bozukluğu, migren, boyun ve sırtta ağrılar(raporlu), ayrıca kronik bronşit, astım(raporlu), bacaklarda ve dizden aşağıda sinir ölümü ve dolaşım bozukluğu bulunmaktadır. Sürekli yürümesi ve tedavi olması gerektiğini, hapishanede tedavisinin yapılmadığını ya da engellendiğini ısrarla dilekçelerinde, avukatı ve ailesiyle görüşmelerinde söylemektedir. Rahminde tespit edilen kitlenin ağrı yaptığını, kanamaya neden olmaya devam ettiğini belirtiyor. Hapishanede hijyenik sorun ve aşırı sıcaktan nefes alamadığını ifade ediyor. Ayrıca sivri sinek, kara sinek, hamam böceği ve Lavabo-banyodan gelen lağım kokusu hastalığını tetikliyor… 25.07.2017 günü Tarsus Devlet Hastanesine götürüldüğünü, kurula çıkarıldığını ve avukatının Bakanlığa denetimli serbestlik başvurusunda da bulunduğunu henüz bir sonuç çıkmadığını belirtiyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Genel Başkanı Türkdoğan: Adalet yürüyüşü korku iklimini kıracak-VİDEO

    İHD Genel Başkanı Türkdoğan: Adalet yürüyüşü korku iklimini kıracak-VİDEO

    PİRHA – İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan “Adalet Yürüyüşü’ne” ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun herkes için adalet talebini dile getirdiğini vurgulayan Türkdoğan, kendisinin de bir dernek başkanı olarak bu yürüyüşe destek vererek Kılıçdaroğlu ile 10 km yürüdüğünü söyledi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan “Adalet Yürüyüşü’ne” destek verdiğini açıklayarak yürüyüşte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Türkiye’de yaşanan insan haklarını değerlendirdiklerini belirtti.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN İRADELİ TUTUMU ÖNEMLİ”

    Kılıçdaroğlu’nun bu iradeli tutumunun önemli olduğunu vurgulayan Türkdoğan, CHP’nin Emek ve Demokrasi için güç birliğine katılmamasını eleştirdi. “Demokrasi İçin Birlik” hareketinde CHP’den insanlar vardı ama parti tüzel kişiliği bağlamında bir ilgi söz konusu olmadı” diyen Türkdoğan aslında CHP’nin Türkiye’de pekala bir demokrasi cephesinin oluşmasında ciddi liderlik yapabilecek potansiyele sahip olduğunu ancak kendini geçmişinden kurtaramadığı için çağdaş sosyal demokrasi ilkelerini tam anlamıyla hayata geçirme konusunda sıkıntı yaşadığını kaydetti.

    “ADALET YOKSA BARIŞ DA, EŞİTLİK DE YOKTUR”

    Adalet Yürüyüşü’nün Türkiye’de yaratılan korku ikliminin kırılmasında etkili olacağını belirten Türkdoğan, “Bir ülkede adalet yoksa barış da yoktur, eşitlik de yoktur, özgürlük de yoktur. Zaten bunlar insan haklarının temel kavramlarıdır. Biz insan haklarını anlatırken onurlu her insanın başkalarına karşı ileri sürebileceği bu 4 kavramdan bahsederiz. Bu bakımdan da aslında adaletin dile getirilmesi barışın, eşitlik ve özgürlüğün dile getirilmesini zorunlu kılmaktadır” şeklinde konuştu.

    Bütün muhalefetin barış, eşitlik, özgürlük ve adalet talepleriyle bir noktada buluşması gerektiğinin altnı çizen Türkdoğan, iktidarın baskıcı uygulamalarının giderek arttığı buna karşı insanların demokratik, meşru hak arama eylemlerinin olması gerektiğini vurguladı.

    “GENİŞ KESİMLERİN BİR ARADA BULUNABİLECEĞİ BİR ZEMİN OLUŞABİLİR”

    “Parlamento tarihinin en işlevsiz dönemini yaşıyor” diyen İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan tutuklu milletvekillerine ve Türkiye’nin OHAL ve KHK’lar ile yönetildiğine dikkat çekti. Ayrıca Türkdoğan şunları ifade etti:

    “Bu ülkede meclisten bahsedenler meclisi devre dışı bırakmışlar, anayasadan bahsedenler anayasayı devre dışı bırakmışlar, haktan, hukuktan, insan haklarından bahsedenler zaten bunları askıya almışlar. İktidarda olanların ağızlarından çıkan kelimeleri duymadıklarını düşünüyorum. Anayasa diyorlar ortada anayasa yok, meclis diyorlar ortada meclis yok, adalet diyorlar ortada adalet yok. İnsanlar yürümekten başka çıkar yol bulamıyorlar. 16 Nisan referandumunda olduğu gibi daha geniş kesimlerin bir arada bulunabileceği zeminler oluşabilir. İktidar başka türlü durdurulamaz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA