Etiket: insan hakkı ihlalleri

  • Öztürk Türkdoğan: Gözdağı verilmek isteniyor ancak insan hakkı faaliyetlerime devam edeceğim!

    Öztürk Türkdoğan: Gözdağı verilmek isteniyor ancak insan hakkı faaliyetlerime devam edeceğim!

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında “Ben insan hakları savunucusuyum. Yaptığım yasal ve demokratik faaliyetler iddianamede gerekçe gösterilmiş. İnsan hakları faaliyetlerini sürdürmeye devam edeceğim. Bu hukuksuzluk son bulmalı” sözleriyle savunma yaptı.

     

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri ile sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.

    “GÖZDAĞI VERİLMEK İSTENİYOR”

    Öztürk Türkdoğan, duruşmada yaptığı savunmada “Açılan bu davayla insan hakları savunucularına ve derneğimize gözdağı verilmek isteniyor. Hakkımda açılan davanın İçişleri Bakanlığı tarafından açıldığını düşünüyorum. Ben insan hakları savunucusuyum. Yaptığım yasal ve demokratik faaliyetler iddianamede gerekçe gösterilmiş. Ben insan hakları faaliyetlerini sürdürmeye devam edeceğim. Bu hukuksuzluk son bulmalı” dedi.

    “İDDİANAME USULSUZ”

    Avukat Kerem Altıparmak, iddianamenin iade edilmesi gerektiğini belirterek, “İddianamenin kabul edilmesi müvekkilimizin hakkının ihlal edilmesidir. Hazırlanan iddianame usulsüzdür, müvekkilimizin derhal beraat edilmesi gerekiyor. İddianame hazırlanırken ‘kopyala-yapıştır’ şeklinde hazırlanmış” diye konuştu.

    “KANIT VAR MI?”

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ise “Biz avukatlar olarak hiçbir zaman kendimizi bu kadar savunmasız hissettiğimiz bir süreç hatırlamıyorum” diyerek şu savunmayı yaptı:

    “Biz bu davaya hazırlanarak geldik ve bizi yok sayıyorsunuz. Bugün verdiğiniz bu karar savunma hakkının açık ihlalidir. İçişleri Bakanlığının ‘Biz yapalım yargı arkadan gelir’ sözleri her şeyi net özetliyor. Uluslararası sözleşmelere Türkiye imza atmış ve bütün bu sözleşmeleri ihlal ediyor. Biz bu yargılamada insan hakları savunucusunun silahlı örgüte mensup olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Biz hak savunucularıyız, silahlı örgüte mensup olmasına ilişkin elinizde bir kanıt var mı? Bu durum ifade özgürlüğü ihlali anlamına geliyor, beraat talep ediyoruz.”

    Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Türkdoğan’ın yurt dışına çıkış yasağının devamına karar vererek duruşmayı 19 Nisan’a erteledi.

    İDDİANAMEDE YER ALANLAR…

    İddianamede, Türkdoğan’ın İHD Eş Genel Başkanı olarak Garê’ye, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına, cezaevlerindeki hak ihlallerine ve çeşitli konularda yaptığı açıklamaları, avukat ve gazetecilerle yaptığı telefon görüşmeleri suç sayıldı. Türkdoğan hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

    Kaynak: MA

  • İHD Eş Genel Başkanı Türkdoğan: Zorunlu din dersi sadece Alevilerin sorunu değil-VİDEO

    İHD Eş Genel Başkanı Türkdoğan: Zorunlu din dersi sadece Alevilerin sorunu değil-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, okul öncesi sınıflar için gündeme getirilen din dersi hakkında konuştu. Türkdoğan, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde tanımlanan eğitim hakkı böyle bir şey değil. Din eğitimi ancak ebeveynlerin onayı ile yapılabilecek bir eğitimdir”dedi. Türkdoğan ayrıca, zorunlu din dersine sadece Alevilerin değil, Türkiye’de laiklikten yana olan herkesin karşı çıkması gerektiğini söyledi. 

    Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen 20. Milli Eğitim Şurası Genel Kurulunda AKP’ye yakın bir sendikanın tavsiye ettiği “Okul öncesi sınıflar için din dersi” başlığına tepkiler sürüyor. Eğitimciler, zorunlu din derslerinin okullarda verilmesi konusunda “pedagoji” vurgusu yaparken, hak savunucuları da uluslararası sözleşmelere dikkatleri çekti.

    “EĞİTİM HAKKI BÖYLE BİR ŞEY DEĞİL”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, AKP iktidarının sürekli halde din eğitimini yaygınlaştırmaya çalıştığını ifade etti. Avukat Öztürk Türkdoğan, özellikle Türkiye’nin de imzasının olduğu uluslararası sözleşmelere dikkat çekerek “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde tanımlanan ‘eğitim hakkı’ böyle bir şey değil. Din eğitimi ancak ebeveynlerin onayı ile yapılabilecek bir eğitimdir. Bu, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nde çok açık bir şekilde yer almaktadır. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek protokollerde de bu husus yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

    Öztürk Türkdoğan, zorunlu din derslerinin yürürlükte olmasının kesinlikle eğitim hakkına aykırı bir uygulama olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

    “2 Aralık 2021’de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Alevilerin talepleri olan zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınması ile ilgili Türkiye’ye yeni tavsiyelerde bulundu. Kesinlikle zorunlu din dersinin kaldırılması gerektiğini, bunun sözleşmelere aykırı olduğunu belirtmişti. Yani Türkiye açıkça Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulunan bir konuda daha da ağır sonuçlara yol açacak bir uygulamaya gitmek istiyor.”

    “DİN DERSİ SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, okul öncesi eğitimde din dersi dayatmasının çok yönlü hak ihlallerini de beraberinde getireceğinin altını çizdi. Türkdoğan “Bunu yapamazsınız” uyarısında bulunarak şunları kaydetti:

    “Ebeveynler, okul öncesi eğitimde din dersini sizden talep etse bile sizin yapmamanız gerekir. Çünkü okul öncesi eğitimde çocuklar okuma yazma bilmiyor. Bu halde dini eğitimi nasıl vereceksiniz? Dolayısıyla bu gerçekten hem pedagojik olarak uygun değil hem de eğitim hakkına çok açık bir şekilde aykırı. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorunlu din derslerinin kaldırılması kararlarına da çok açık şekilde aykırı. Dolayısıyla sadece Alevilerin değil, Türkiye’de laiklikten yana olan herkesin buna karşı çıkması lazım. Yani bu sadece Alevilerin sorunu değil. Bütün yurttaşların sorunu. Bir de geldiğimiz çağa bir bakar mısınız? Sözleşmelerdeki hak kapsamında uygulamaların geliştirilmesi gerekirken tam tersi Türkiye giderek sözleşme dışına çıkıyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasında olduğu gibi…

    Bunlar gerçekten çok tehlikeli gelişmeler. Bunların insan hakkı ile bir alakası ve ilgisi yok. Bu tamamen siyasal iktidarın, toplumu belli kendi İslami siyasal düşüncesi doğrultusunda eğitmesi ile ilgilidir. Bunun ‘hak’ başlığı altında tartışılması bile uygun değil. Çünkü bu öneri haklara uygun değil. Eğer gerçekten insan haklarına uygun bir düzenleme yapacaksanız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını uygulayın, zorunlu din derslerini tamamen kaldırın. Ebeveynler, çocuklarına din eğitiminin verilmesini istiyorlarsa seçmeli ders olarak verilebilir.”

    EREN GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Öker’den kampanyaya destek çağrısı: Şeriatın taşlarının döşenmesi hepimizi vuracak-VİDEO
    > Doç. Dr. Karakaya: Zorunlu din dersi kaba bir asimilasyon aracıdır, hak ihlalidir-VİDEO
    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır

  • ‘Kanser hastası Yusuf Yakşi, acilen tahliye edilmeli’

    ‘Kanser hastası Yusuf Yakşi, acilen tahliye edilmeli’

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnsiyatifi 355. hafta basın açıklamasında cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerek “Yusuf Yakşi’nin yaşamı riskli ve tehlikeli olan kanser hastalığı nedeniyle risk altındadır. Hapishanede kendine bakamamakta ve iyileşme sağlanamamaktadır” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnsiyatifi, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine bir kez daha dikkat çekti. Şube binasında yapılan basın açıklamasını İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat okudu. Kanat, cezaevlerinin kişilerin yalnızca özgürlüğünden mahrum edilen mekanlar olmaktan çıktığına dikkat çekerek “Cezaevleri, farklı pek çok eziyet verici uygulamaların da oluştuğu alanlar haline getirmiştir” dedi.

    “KANSER HASTALIĞI NEDENİYLE YAŞAMI RİSK ALTINDA”

    Fatin Kanat, binlerce hasta mahpusun hapishanelerde adeta yaşam savaşı verdiğini söyleyerek Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan kanser hastası 31 yaşındaki Yusuf Yakşi’nin durumuna dikkat çekti. Kanat, Yusuf Yakşi’nin sağlık durumunun daha da kötüleştiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Yusuf Yakşi Erzurum H Tipi Kapalı Hapishanesinde tutuklu olarak kaldığı zaman rahatsızlıkları başlamıştır. Rahatsızlanmasının sonucunda Erzurum Bölge ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, yapılan tahlil ve tetkikler sonucunda 14 Ağustos 2020 tarihinde boğazında bir kitle olduğu tespit edilmiştir. Kitlenin tespit edilmesi sonrasında hastane kendisini Atatürk Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Bölümüne sevk etmiştir. Burada yapılan tetkiklerde kitlenin kanserli olduğu tespit edilmiştir. Erzurum’da hastalığının tespit edilmesinden sonra yapılan bir operasyonla boğazına delik açılmış ve boğazına metal bir hortum takılmıştır. Bu operasyon esnasında da yanında jandarmalar bulunmuş ve elleri kelepçeli olarak tutulmuştur.

    Erzurum’da kanserli kitlenin tespitinin ardından Ankara Hacettepe Üniversitesine acil olarak sevki yapılmış ve Sincan 1 Nolu L Tipi Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Boğazına açılan deliğin pansumanı revirde yapılmaktadır. Ankara’ya geldiği süreç içerisinde de sevk süreçlerinde sıkıntılar yaşanmış, tedavi süreçlerinde gecikmeler meydana gelmiş ve kitle daha da büyümüştür. 2020 Ağustos ayı başlarında tomogrofisi çekilmiş ve 31 Ağustos 2020 tarihinde Hacettepe Hastanesinde ameliyat olmuş ve boğazındaki kitle alınmıştır. Ameliyatın olduğu günün akşamı cezaevine geri götürülmüş ve tek kişilik yere konulmuş ve bu durum sağlığını olumsuz yönde etkilemiştir.

    Yapılan ameliyat ve ardından aldığı radyoterapi başarılı olamamış ve durumu düzelmemiştir. Bu süreçler içerisinde de çeşitli zamanlarda da kurumumuz tarafından resmi kurumlara yazılar yazılmış ve iyileşinceye kadar infazının ertelenmesi talep edilmiştir. Avukatının da yapmış olduğu talepler doğrultusunda Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş ancak oradan verilen raporda hapishanede kalabileceği ifade edilmiş ve böylece tahliye edilmesi engellenmiştir.

    Ailesinin 21 Haziran 2021’de yapmış olduğu ziyaretlerde vücut direncinin ve morali tamamen yok olduğu gözlenmiştir. Aşırı derecede kilo kaybı meydana gelmiştir. Konuşabilmek için boğazındaki aparatı çıkartması gerekmektedir. Katı yiyecek tüketememekte, yiyeceklerin suyunu sıkarak beslenebilmektedir. Ancak bunları tek başına yapmakta zorlanmaktadır. Başkasının desteğine ihtiyaç duymasına rağmen koronadan dolayı tek başına tutulduğu yerden zorlanmakta ve durumu daha da ağırlaşmaktadır.

    Yusuf Yakşi riskli ve tehlikeli olan kanser hastalığı nedeniyle yaşamı risk altındadır. Hapishanede durumunun gittikçe kötüleşmekte, kendine bakamamakta ve iyileşme sağlanamamaktadır. Pandemi süresi de göz önüne alındığında durum daha da vahim duruma gelmektedir. Yusuf Yakşi’nin ailesinin yanında daha iyi şartlarda tedavi edilebilmesi için acil olarak tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA