Etiket: insan hakları derneği mersin şubesi

  • İHD Mersin: İhlallere karşı insan hakları mücadelesi sürdürülecek- VİDEO

    İHD Mersin: İhlallere karşı insan hakları mücadelesi sürdürülecek- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Günü sebebiyle yaptığı basın açıklamasında, “İnsan hakları evrensel bir değer ve bu değerlerin savunulması tüm insanlığın ortak sorumluluğudur” diyerek, temel hak ve özgürlüklerin korunması için kararlı bir mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Günü nedeniyle Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı Mersin İHD Eş Başkanı Zeynep Kaya yaptı.

    Zeynep Kaya, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin boyutlarının arttığını vurgulayarak, ülkedeki siyasal baskılar, temel hak ve özgürlükler üzerindeki kısıtlamaları eleştirdi. Kaya, “İnsan hakları evrensel bir değerdir ve bu değerlerin savunulması sadece bir ülkenin değil, tüm insanlığın ortak sorumluluğudur” dedi.

    Kaya, özellikle basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü gibi temel hakların ihlali noktasında hükümeti eleştirerek, “Bugün Türkiye’de basın, düşünce özgürlüğü ve barışçıl toplantılar özgürlük değil, suç sayılıyor. Hükümetin, halkın taleplerine kulak vermek yerine şiddeti ve baskıyı tercih ettiğini görüyoruz. Bu durumu kabul etmiyoruz ve asla boyun eğmeyeceğiz” diye konuştu.

    Türkiye’de hapishanelerdeki ağır insan hakları ihlallerine dikkat çeken Kaya, yüksek güvenlikli hapishaneler ve tecrit uygulamalarının adeta bir işkence mekanına dönüştüğünü belirterek, “İmralı başta olmak üzere, ülke çapındaki hapishanelerde uygulanan tecrit ve izolasyon koşulları, insan onuruna aykırı ve kabul edilemez. Bunu derhal durdurmalıyız” dedi.

    Kadınlar ve LGBTİ+’ların yaşadığı ayrımcılığa da değinen Kaya, “Kadın cinayetleri ve LGBTİ+’lara yönelik şiddet artarak devam ediyor. Bu yıl yine yüzlerce kadın, erkekler tarafından öldürüldü ve LGBTİ+’lar nefret saldırılarına uğradı. Tüm bu uygulamalara karşı daha güçlü bir dayanışma ve mücadele sergilemeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Zeynep Kaya, son olarak, “Bizler insan hakları savunucuları, her türlü zorluğa rağmen bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Haklarımızı savunmak, özgürlüklerimizi geri almak için hep birlikte sesimizi yükselteceğiz” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

    Açıklamanın ardından, şube yöneticileri İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi broşürleri dağıttı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Suriye’deki Aleviler için acil çağrı: Katliamları durdurun- VİDEO

    Suriye’deki Aleviler için acil çağrı: Katliamları durdurun- VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevi bölgelerine yönelik saldırıların yeniden tırmanması üzerine Mersin’deki hak örgütleri ve inanç temsilcileri tepkilerini yükseltti. HTŞ’nin kontrol ettiği bölgelerde Alevi, Ermeni ve Dürzi halklara yönelik yeni katliam hazırlıklarına dikkat çeken kurumlar, uluslararası topluma “Bu insanlık suçunu durdurun” çağrısı yaptı.

    Suriye’de Alevi bölgelerine yönelik saldırılar ve son günlerde artan katliam haberleri, Türkiye’deki hak örgütleri ve inanç temsilcilerinin tepkisine yol açtı. Özellikle HTŞ’nin kontrolündeki bölgelerde Alevilere, Ermenilere ve Dürzilere yönelik yeni saldırılar yaşandığına dair haberler üzerine PİRHA‘ya konuşan kurum temsilcileri, “Bu bir insanlık suçudur ve derhal durdurulmalıdır” çağrısında bulundu.

    “ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAM TEHLİKESİ BÜYÜYOR”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube yöneticisi Bedia Çaka, Suriye’de farklı inanç ve kimlik gruplarına yönelik saldırıların uzun süredir devam ettiğini hatırlatarak, “Herkesin bildiği üzere Suriye’de HTŞ terör örgütü başta Aleviler olmak üzere Ermenilere ve Dürzülere yönelik çok ciddi katliamlar yaptı. Son günlerde Alevilere yönelik yeni katliam hazırlıklarına dair duyumlar alıyoruz. Bütün halkların hak ve özgürlüklerine kavuşması hayati önemdedir. Ulusal ve uluslararası bütün güçlerin Suriye’deki Alevi katliamlarını durdurmak için harekete geçmesini bekliyoruz. Çok büyük bir katliam tehlikesi var” diye konuştu.

    “DEVLETLER DESTEKLEMEZSE BU KATLİAMLAR GERÇEKLEŞEMEZ”

    Suriye’de yaşananlarda devletlerin sorumluluğu olduğuna işaret eden Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyesi Aysel Kılavuz, “Bir katilin, kırmızı bültenle aranan bir kişinin oraya getirilip sorumlu yapılması Türkiye’nin ayıbıdır. Devletler destek vermezse bu katliamlar olmaz. Orada sadece Aleviler değil, Hristiyanlar, çocuklar, kadınlar öldürülüyor. Bütün inanç kurumlarının, demokratik kitle örgütlerinin buna büyük bir ses çıkarması lazım. Emperyalist ülkelerin hepsinin bu işte eli var. Büyük devletler destek vermezse bu katliamı yapan kişi de bunu gerçekleştiremez. Suriye halkının yanındayız ve bu katliamı kimden gelirse gelsin kınıyoruz” dedi.

    “SURİYE’DE YAŞANANLAR IRKÇI BİR SOYKIRIMDIR”

    Mersin Barosu eski başkanı Bilgin Yeşilboğaz, Suriye’de etnik ve inanç gruplarına yönelik baskının derinleştiğini belirtti ve şöyle konuştu:

    “Suriye’deki savaşın başlamasından sonra ülkeyi oluşturan etnik yapılara büyük bir baskı olduğunu gördük. El Şara’nın oraya getirilmesi farklı bir rejim inşa etme çabasıdır. Arap Alevilere, Ezidilere, Dürzülere, hiçbir demokratik unsura yaşam hakkı tanımıyorlar. Bu nedenle uluslararası toplumun IŞİD artığı gruplara karşı net bir tavır alması gerekiyor. Türkiye’nin tarihsel bağları nedeniyle çok daha güçlü bir duruş sergilemesi şarttır. Oradaki barış buradaki barışın devamıdır. Suriye’de yaşanan Alevi katliamı ırkçı bir soykırımdır.”

    “BU İNSANLIK SUÇU DERHAL DURDURULMALI”

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık ise Suriye’de yaşanan saldırıların tüm dünya tarafından durdurulması gerektiğini ifade ederek, “Alevilere yönelik saldırılar ya da diğer halklara yönelik katliamlar fark etmeksizin bu bir soykırımdır. Bunu şiddetle kınıyoruz. Dünya ülkelerinin buna karşı faaliyete geçmesi, tepki göstermesi gerekiyor. Suriye’de barışın bir an önce sağlanması şarttır. Bu katliam ve soykırım hemen durdurulmalıdır. İnsan hakları kuruluşlarının da acil harekete geçmesini istiyoruz” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Tahir Elçi katledilişinin 10. yılında Mersin’de anıldı-VİDEO

    Tahir Elçi katledilişinin 10. yılında Mersin’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Mersin’de dört kurum, Elçi cinayetindeki cezasızlığa dikkat çekerek, “Barışın ve adaletin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi’nin, 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’daki Dört Ayaklı Minare önünde katledilmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Mersin’de, Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri, adliye bahçesinde bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Kurumlar, Elçi cinayetindeki cezasızlık politikasının sürdüğünü vurgulayarak, “Barışın, adaletin ve hakikat arayışının takipçisi olmaya devam edeceğiz” mesajı verdi.

    “DELİLLER KARARTILDI”

    Basın metnini okuyan ÖHD Mersin Şube Eş Başkanı Melek Şaraldı, Elçi’nin katledilmesinin ardından yürütülen soruşturma sürecindeki eksikliklere dikkat çekerek, “Tahir Elçi’nin katledilmesinin ardından, başlatılan soruşturma süreci, tamamen bir cezasızlıkla sonuçlanmıştır. Olayın yaşandığı andan itibaren kameraların çoğu çalışmamış, şüpheliler hakkında dahi yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Bunun en net örneği, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun suikasttan bahsetmesine rağmen, soruşturma makamlarının hiçbir adım atmamış olmasıdır. Birçok önemli delil karartılmış, olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra bile soruşturma tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde yürütülmemiştir. Elçi’nin katledilmesinin ardından, birçok itiraz ve soruşturma talebi reddedilmiş, polislerin şüpheli olarak dahi soruşturulması ancak bazı uzman raporlarıyla mümkün olabilmiştir. Bu durum, devletin cezasızlık politikasını ne kadar güçlendirdiğini ve gerçek faillerin korunmasını açıkça göstermektedir” diye konuştu.

    “BARIŞI İNŞA ETME MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Melek Şaraldı, Elçi’nin ‘onurlu barış’ dileğini gerçekleştirmek adına mücadeleyi büyüteceklerini vurgulayarak, şunları söyledi:

    “Bundan 10 yıl önce kaybettiğimiz Tahir Elçi’nin mücadelesi bizler için asla son bulmayacak. Onun ‘çatışma istemiyoruz’ diyerek verdiği mücadeleyi ve cesaretini, her zaman hatırlayacağız. Hakikat ve barış adına verdiği bu büyük mücadele, bizlere ışık tutmaya devam edecek. Bizler, Tahir Elçi’nin ve onun gibi mücadele yolunda yaşamını yitiren tüm hak savunucularının izinden gitmeye devam edeceğiz. Elçi’nin en büyük arzusu olan onurlu bir barışı inşa etme mücadelesini, her zaman sürdürmeye kararlıyız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Eş Başkanı Kaya: Barış için şeffaflık, katılım ve yüzleşme şart!-VİDEO

    İHD Mersin Eş Başkanı Kaya: Barış için şeffaflık, katılım ve yüzleşme şart!-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin şeffaf, kapsayıcı ve toplumsal talepleri gözeterek yürütülmesi gerektiğini belirtti. Kaya, “Geçmişle yüzleşmeden, kadınların ve halkların katılımı sağlanmadan kalıcı barış mümkün değil” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, Türkiye’de son 6 aydır yeniden gündeme gelen barış süreciyle ilgili PİRHA’ya konuştu.

    Zeynep Kaya, barışın artık sadece Kürt halkının değil, Türkiye’de yaşayan tüm halkların ortak ve meşru bir talebi haline geldiğini belirterek, sürecin şeffaf ve kapsayıcı yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

    Kaya, geçmişte 2013-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinde yapılan hatalara dikkat çekerek, o dönemde sürecin kamuoyundan gizlenmesinin barış umutlarını zedelediğini hatırlattı. “Bu kez aynı yanlışlara düşülmemeli” diyen Kaya, oluşturulan barış komisyonlarının yapısının ve işleyişinin açıklığa kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.

    Kürt halkının tarihsel taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Kaya; eşit yurttaşlık, ana dil hakkı, kültürel kimliğin korunması, kayyum uygulamalarına son verilmesi ve geçmişte işlenen insan hakları ihlallerinin açıklığa kavuşturulmasının sürecin inandırıcılığı açısından hayati önemde olduğunu belirterek, “Gerçek bir barış istiyorsak, önce geçmişle yüzleşmeliyiz” dedi.

    “BARIŞ SÜRECİ BİR ZORUNLULUK HALİNE GELDİ”

    İHD olarak yıllardır barışı savunduklarını belirten Kaya, “Son 6 aydır Türkiye’de barış süreci yeniden konuşulmaya başlandı. Bu, halkların uzun süredir verdiği mücadelenin bir sonucudur. Barış artık dayatılmış bir gündemdir ve bundan kaçış yoktur” ifadelerini kullandı.

    Kaya, 2013-2015 yıllarında yürütülen çözüm sürecinin şeffaflık eksikliği ve siyasi samimiyetsizlik nedeniyle başarısız olduğunu hatırlatarak, “O dönem devlet süreci halktan gizli yürüttü. Bu defa aynı hatalara düşülmemeli. Sürecin tüm detayları kamuoyuyla açıkça paylaşılmalı” dedi.

    “KÜRT HALKININ TALEPLERİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ”

    Zeynep Kaya, barış sürecinin Kürt halkının temel talepleri dikkate alınmadan sürdürülemeyeceğini vurguladı. Eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim, kültürel hakların korunması, seçilmiş temsilcilerin görevden alınmasına son verilmesi ve cezasızlıkla mücadele gibi konuların sürecin temel taşlarını oluşturduğunu söyleyen Kaya, “Sadece ‘barış istiyoruz’ demek yetmez. Geçmişle yüzleşmeden, faili meçhulleri açığa çıkarmadan, cezasızlık politikalarına son vermeden gerçek bir barış sağlanamaz” diye konuştu.

    Son dönemde kayyum atamalarının artmasının, sürecin samimiyetine gölge düşürdüğünü de belirterek, “Bir yandan barışı konuşuyoruz, diğer yandan halkın iradesi gasp ediliyor. Bu, çelişkinin ötesinde, halkta ciddi bir güvensizlik yaratıyor” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞIN TEMEL UNSURU KADINLARDIR”

    Barış sürecinde kadınların rolüne vurgu yapan Kaya, çatışma ortamlarında en ağır bedeli kadınların ve çocukların ödediğine dikkat çekti. Toplumsal barışın inşasında kadınların sadece destekleyici değil, karar alıcı ve söz sahibi konumda olması gerektiğini kaydeden Kaya şunları söyledi:

    “Demokrasi, eşitlik ve özgürlükten bahsediyorsak, bunu kadınların aktif katılımı olmadan gerçekleştiremeyiz. Barış masasında kadınların yer almadığı bir süreç eksiktir ve kalıcı olmayacaktır. Savaşın yükünü çeken kadınlar, barışın da mimarı olmalıdır. Eğer mücadeleyi yalnızca erkekler örüyorsa, bu şiddetle karşılık bulan bir barışsızlık süreci olur. Bunu görmek ve değiştirmek zorundayız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi 39. yılını kutladı: Barış hemen şimdi!- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi 39. yılını kutladı: Barış hemen şimdi!- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin 39. yıldönümü etkinliğinde konuşan Eşbaşkan Gazi İnci, barışın sonu gelmez bir ihtiyaç olduğunu belirterek, “savaş bir halk sağlığı sorunudur. Ve tam da bu yüzden barış hemen şimdi” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 39. Yıldönümü sebebiyle MBB Kongre ve Sergi Sarayında kokteyl etkinliği düzenledi. Etkinliğe çok sayıda demokratik kitle örgütü, meslek odası, hak savunucuları ve dernek üyeleri katıldı.

    “HAKİKATİN HAFIZASI İHD’YE DİRENÇ VERDİ”

    Etkinlikte konuşan İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Gazi İnci, İHD’nin tarihsel yolculuğunu anlatarak 98 aktivistin derneği 39 yıl önce kurduğunu hatırlattı.

    İnci, “İHD, 39 yıl önce içlerinde mahpus ailelerinin, yazarların, aktivistlerin, sanatçıların, hekimlerin, avukatların, öğretmenlerin olduğu aslında bir avuç insanla kuruldu. Bugün İHD o 98 kişinin mücadelesinden aldığı güçle hala varlığını sürdürüyor. İHD olarak tüm hukuksuz süreçlerden nasibini bir şekilde aldık ama bizi her zaman dik tutan, dirençli tutan bir şey hafızamız oldu. Hakikatin hafızasına sığınarak bugün bu mücadeleyi diri bir şekilde bugünlere getirebildik. Çünkü hakikatin karşısında ne zulüm ne işkence ne de yargı adı altında safsatalarla örülmüş iddianameler ve kararlar aktivizmimizi, İHD’nin mücadelesini engelleyebildi” ifadelerini kullandı.

    BARIŞ VURGUSU

    Gazi İnci, kayyım politikalarına da değinerek, bunu bir ‘adalet krizi’ olarak tanımladı ve “Adalet herhangi bir kimseye gelmediği zaman bütün toplum bu adalet krizinin işkencesine maruz kalmış oluyor” dedi

    Barışın her zaman bitmek bilmeyen bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken İnci, “Barış olmadığı zaman ne yediğimiz yemekten ne içtiğimiz sudan ne de kaldığımız konakladığımız yerden huzur bulamadığımızı görüyoruz. Hekimlerin bunu tarif ettiği üzere savaş bir halk sağlığı sorunudur. Ve tam da bu yüzden barış hemen şimdi diyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu hasta mahpusların tahliyesini talep etti- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu hasta mahpusların tahliyesini talep etti- VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpuslara ilişkin basın açıklaması yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Türkiye’de barışın önünü açmak başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform süreci kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” diyerek, hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara son verilmesi için yetkili mercilere çağrıda bulundu.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, hasta mahpusların güncel durumuna ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Hapishanelerde yaşam hakkı tehlikede. Hasta mahpuslara özgürlük. İnfaz yakmalara son” yazılı pankartın açıldığı eyleme çok sayıda STK temsilcisi ile hasta mahpusların aileleri katıldı.

    Basın açıklamasını platform adına İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Sekreteri Fatoş Sarıkaya okudu.
    Sarıkaya, Türkiye’deki hapishanelerde uygulanan ağır tecrit, keyfi infaz uygulamaları, hasta mahpusların yaşam hakkının ihlali ve özellikle ağırlaştırılmış müebbet rejimiyle hapishanelerin bir ihlal merkezine döndüğünü dile getirdi.

    “EN AZ BİN 412 HASTA MAHPUS VAR”

    Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün istatistiklerinden referans veren Sarıkaya, Mayıs 2025 itibari ile hapishanelerde 409 bin 617 mahpus bulunduğunu, bu sayının Türkiye’deki tüm hapishanelerin kapasitesi olan 299 bin 924’ten yüzde 36 daha fazla olduğunu belirtti.

    İHD’nin hasta mahpuslara ilişkin verilerine de değinen Sarıkaya, şunları aktardı:

    “Tespit edilebildiği kadarıyla 161 kadın ve bin 251 erkek olmak üzere en az bin 412 hasta mahpus bulunuyor. Ağır hasta olarak tarif edebileceğimiz 335 mahpus bulunuyor. Bunlardan 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunuyor. 188 mahpusun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. 515 mahpusun hastalıkları belirtilmesine rağmen değerlendirme için gereken detaylar olmadığından ve 2 mahpusunda ne gibi hastalıkları olduğuna dair bilgi edinilemediğinden 517 mahpusun durumlarının ağır olup olmadığına dair değerlendirme yapılamıyor.”

    10. YARGI PAKETİ ELEŞTİRİSİ

    İnfazı dolmuş, tahliye edilmesi gereken birçok mahpusun, hapishane idarelerinin veya İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi kararlarıyla tahliye edilmeyerek özgürlüklerinden alıkonulduğunu söyleyen Sarıkaya, “Özellikle hapishanelerdeki hak ihlallerinin giderilmesi adına gündeme gelen 10. Yargı paketi ile hasta mahpuslar tahliye edileceği ve infaz yakmaların son bulacağını beklerken Kanun teklifinde olumlu hiçbir değişikliğin olmadığını, özellikle birçok anayasal hakkı ihlal eden İdari Gözlem Kurulunun kaldırılmasına ilişkin bir düzenlemenin olmadığını, infaz hukukunu bürokrasiye boğan hükümler olduğunu görüyoruz. Hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, hapishanede kalması yaşamı için ağır tehlike barındıran mahpuslar koşulsuz, derhal tahliye edilmeli. Ağır hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı ve infaz erteleme kararları bağımsız sağlık kurulları tarafından verilmeli. Adli Tıp Kurumu’nun tek otorite olması uygulamasına son verilmeli, bilimsel ve tarafsız kurulların görüşleri esas alınmalı” dedi.

    “AYRIMCI VE KEYFİ UYGULAMALARA SON VERİLSİN”

    Son olarak Türkiye’de barışın önünün açılması için başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform sürecinin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Fatoş Sarıkaya, “Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir. Tüm kamuoyunu ve yetkilileri hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Yurttan uzaklaştırma cezaları var olan eşitsizlikleri derinleştiriyor’- VİDEO

    ‘Yurttan uzaklaştırma cezaları var olan eşitsizlikleri derinleştiriyor’- VİDEO

    PİRHA- Mersin KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda protestolara katıldıkları için belirsiz bir süreliğine yurttan uzaklaştırılan kadın öğrencilerle ilgili konuşan İHD Mersin Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, “Bu öğrenciler yalnızca barınma imkanlarını değil, geleceklerini ve güvenliklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerden yoğun şekilde etkilendiği bir ülkede, bu tür cezalandırıcı uygulamalar mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştiriyor” dedi.

    Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye genelinde başlayan protestolara Mersin’den destek vermek isteyen üniversite öğrencilerine, yurt yönetimi tarafından nisan ayında disiplin soruşturması başlatıldı. Mersin Üniversitesi’ne bağlı KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda bahçede oturma eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle açılan soruşturma sonucu öğrenciler 2 ay süreyle yurttan uzaklaştırıldılar.

    Kendilerine gelen başvurular sonucunda sürecin takipçisi olan İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi hem öğrencilerle hem de yurt müdiresi ile yaptıkları görüşmeler ve edinilen bilgiler ışığında konuya dair bir rapor hazırladı.

    Raporun ilgili mercilere gönderildiğini belirten İHD Mersin Şube Sekreteri ve Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya, yaşanan hak ihlallerinin son bulması için gerekli adımları atacaklarını dile getirdi.

    FİŞLENME İDDİASI

    Fatoş Sarıkaya, öğrencilerin beyanlarının eyleme katılmadıkları yönünde olduğunu söyleyerek, “Öğrencilerin derneğimize yaptığı başvurularda eyleme katılmamalarına rağmen haklarında başlatılan soruşturmanın sebebinin eylem alanında kayıt yapan ve daha önceki başka eylemlerden kendilerini tanıyan polislerin yönlendirmesi ile ilgili olabileceği kaygısını taşımaktalar” dedi.
    Sarıkaya, protestolara katılan tüm öğrencilere değil de yalnızca belirli öğrencilere soruşturma açılmasının bu iddiaları güçlendirdiğini belirtti.

    Ayrıca öğrencilerin olay anına dair kamera kayıtlarının kendilerine izletilmesini talep etmelerine rağmen Yurt Müdürlüğü’nün bunu reddettiğini aktaran Sarıkaya; herhangi bir somut delil sunulmamasıyla soruşturmanın şeffaflığı hakkında herhangi bir netlik bulunmadığını, bu durumun disiplin soruşturmasının tarafsızlığını zedelediğini ifade etti.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Yurt yönetiminin geçen sene tacizi protesto eden öğrencilere de soruşturma başlattığını hatırlatan Sarıkaya, şunları söyledi:

    “Burada barınma hakkının bir sopa olarak kullanıldığını görebiliyoruz. Bu öğrenciler yalnızca barınma imkanlarını değil, geleceklerini ve güvenliklerini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Eyleme katılmak demokratik bir haktır; bu nedenle böyle bir gerekçeyle yurttan atılmak, anayasal hakların ihlali anlamına gelir. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerden zaten yoğun şekilde etkilendiği bir ülkede, bu tür cezalandırıcı uygulamalar mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirir.

    Barışçıl bir protestoya katıldıkları için öğrencilerin cezalandırılması, yalnızca bireyleri değil, tüm toplumun demokratik kazanımlarını tehdit eder. İnsan Hakları Derneği olarak, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması adına sürecin takipçisi olup gerekli tüm hukuki ve toplumsal dayanışmayı sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’den cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderildi- VİDEO

    Mersin’den cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderildi- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Burada yapılan konuşmalarda kadın dayanışmasının ve mücadelenin önemine vurgu yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ve Mersin Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı yazdı. Dernek binasında bir araya gelen kadınlar, tutuklanan ve yerine kayyım atanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, Meclis Üyesi Neslihan Oruç ve tutuklu olan birçok kadına dayanışma mesajı içeren kartları yazdıktan sonra basın açıklaması yaptı.

    Açıklamadan önce konuşan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zümeyra Oğuz Temur, cezaevinde tutuklu bulunan kadınlarla dayanışmayı önemsediklerini ve her 8 Mart haftasında kart yazma etkinliği ile kadınların mücadelesinin sınırları aştığını ifade etti.
    2024 YILINDA 24 KADIN BAŞVURUSU

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu Üyesi Şükran Aktaş; 2024 yılı içerisinde İHD Mersin Şubesine ev baskınları, mülteci ve sınır dışı işlemleri, cezaevindeki baskılar, tahliyesi ertelenen mahkumlar, cezaevinde eğitim hakkının engellenmesi, mahkum yakınlarının yaşadığı engeller, cezaevinde işkence, boşanma davası, kadın cinayeti, cezaevinde intihar ve gözaltılara dair 24 başvuru geldiği aktardı.

    MERSİN’DE 1 YIL İÇİNDE 18 KADIN KATLEDİLDİ

    Mersin’de 18 kadının erkekler tarafından katledildiğini kaydeden Şükran Aktaş, bu cinayetlerde iktidarın cezasızlık politikalarının sorumluluğunun olduğunu belirtti. Aktaş, “Devletin kadını korumaktaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, AKP iktidarının kadın düşmanı söylem ve politikalarını erkek egemen sistemin içerisinde yoğurup yargıyı da tamamen erkleştirmesi, faillere uygulanan iyi hal indirimleri ve ödül gibi cezalar tüm bu erkek şiddetinin ve kadın katliamlarının artmasında büyük rol oynamakta” dedi. Aktaş, kadın cinayetlerini durdurmada iktidarın yasaları uygulamasının, eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaptı.

    Son olarak 8 Mart günü saat 19.30’da Kushimoto Sokağında yapılacak olan Feminist Gece Yürüyüşüne çağrı yapan Aktaş, “Sesimizi kısmak, yaşamlarımızı elimizden almak isteyenlere karşı isyanımızı bir kez daha haykırmak ve görünür kılmak için bu 8 Mart’ta da alanlarda olacağız. 8 Mart Cumartesi akşamı saat 19.30’da Kushimoto Sokağında tüm renklerimizle bir arada olacağız” diye konuştu.

    Kadınlar, açıklamadan sonra postaneye giderek yazdıkları kartları gönderdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Aralık ayında yaşanan Cezaevleri, Maraş ve Roboski Katliamları’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurularak; Cezaevleri, Maraş ve Roboski’nin yanı sıra bütün katliamların, faili belli cinayetlerin, gözaltı kayıplarının ve tüm insanlık suçlarının ortaya çıkartılıp, suçluların yargılanması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi; Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada, katliamlarla yüzleşilmediğine ve bunun yeni katliamlara zemin hazırladığına vurgu yapıldı.

    Açıklama metnini İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci, İsmet Kaplan ve Şükran Aktaş okudu.

     CEZAEVLERİ KATLİAMI’NDA DEVLETİN SORUMLULUĞU VAR”

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçtiğini hatırlatan Bekir Sıtkı Keçeci, F Tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce siyasi tutukluya karşı gerçekleştirilen operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldığını belirtti. Keçeci, “Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı. Bu katliamı protesto etmek isteyen yurttaşlardan 2 bin 145 kişi gözaltına alındı ve 58 kişi tutuklandı. Katliamdan sağ kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecrit uygulamalarına maruz bırakıldı ve mahpuslar hakkında birçok dava açıldı. İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur” dedi.

    Keçeci, insan hakları savunucuları olarak sorumlularının peşini bırakmayacaklarını, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, tüm faillerin yargılanmadığına dikkat çeken İsmet Kaplan, “Alevi ailelerin oturduğu evlerin kapılarına ‘kırmızı çarpı’ işareti konularak hedef haline getirilen ve 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamı’nda resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı” diye kaydetti.

    Maraş Katliamı’nın darbeye zemin oluşturmak için yapıldığını ve devlet tarafından müdahale edilmediğine dikkat çeken Kaplan, “Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek suçluların yargılanmadığı her katliam, yeni katliamların da habercisidir” şeklinde konuştu.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NIN SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    13 yıl önce gerçekleştirilen Roboski Katliamı’nda 19’u çocuk 34 yurttaşın TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini söyleyen Şükran Aktaş, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı. Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamalar, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacaktır.

    19 Aralık Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Hakikatleri Araştırma Komisyonunun kurularak; sadece Cezaevleri, Maraş ve Roboski’yi değil; bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır!

    İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de İHD’den açıklama: Gözaltı operasyonları haksız ve hukuksuz – VİDEO

    Mersin’de İHD’den açıklama: Gözaltı operasyonları haksız ve hukuksuz – VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, üç gün önce gözaltına alınan insan hakları savunucuları ve siyasetçilerle ilgili basın açıklaması yaptı. İnsanların gözaltına alınmasının haksız ve hukuksuz olduğunun altı çizilen açıklamada, “Tüm sivil toplumu, meşru siyaseti susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İstanbul merkezli başlatılan soruşturma kapsamında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eş Başkanı Reşat Aşan, HDP’nin eski Mersin İl Eş Başkanları Fatmagül Demirtağ, Selman Günbat Aladdin Erdoğan, İHD Mersin eski Şube Başkanı Ali Tanrıverdi ve Faik Kaplan’ın gözaltına alınmasına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

    ‘Haksız ve hukuksuz gözaltılara hayır’ yazılı pankart açılırken, basın metnini İHD Mersin Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    GÖZALTINDA KÖTÜ MUAMELE VE İŞKENCE

    Gözaltına alınanların insan hakları savunucusu ve siyasetçi kimliği ile ön plana çıkan kişiler olduğunu belirten Gazi İnci, “Eski Şube Eş Başkanımız Ali Tanrıverdi, üyelerimiz DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, Yenişehir Belediyesi Meclis Üyesi Fatma Gül Demirtağ, Salman Günbat’ın da olduğu 17 kişi Ahmet Özer hakkındaki soruşturma kapsamında şafak operasyonu ile gözaltına alındı. Ailesinden aldığımız bilgilere göre Reşat Aşan’ın gözaltına alınması sırasında kötü muamele uygulandı ve ters kelepçe takıldı” dedi.

    İnci, iktidarın Ahmet Özer hakkındaki ‘örgüt üyeliği’ iddiasını güçlendirmek adına birçok insan hakları savunucusu ve siyasetçiyi de örgüt üyesi iddiası ile zan altında bıraktığını söyleyerek, “Bu haksız gözaltı tüm sivil toplumu, meşru siyaseti susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız” diye konuştu.

    “ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay da gözaltı operasyınlarının hukuksuz olduğuna vurgu yaparak, “Bu uygulamaları kınıyoruz, arkadaşlarımızın yanındayız. Bundan sonraki süreçlerde de benzer olayların yaşanmaması için mücadelemize devam edeceğiz. Olayın takipçisi olacağız” sözlerini kullandı.

    Halkevleri’nden Yılmaz Bozkurt ise DEM Parti’nin yasal bir parti olduğunu, örgüt üyeliği suçlamasının kabul edilemez olduğunu dile getirip, “Selam olsun direnenlere” diyerek mücadele vurgusu yaptı.

    PİRHA/MERSİN

  • İHD Mersin’den İnsan Hakları Haftası’nda çağrı: Çatışmalar derhal durmalı- VİDEO

    İHD Mersin’den İnsan Hakları Haftası’nda çağrı: Çatışmalar derhal durmalı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında mahpuslara kart göndererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada dünyanın dört bir yanındaki çatışmalı ortamın büyük bir insan hakları ihlaline yol açtığına vurgu yapılarak, “Ortadoğu’da ki son gelişmeleri ve dalga dalga yayılan savaş tehdidini düşünürsek barış ve çözüm ısrarımız daha da güçlenmektedir. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz” denildi.

    10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 75’inci yılı nedeniyle 17 Aralık’a kadar insan hakları temalı etkinlikler düzenliyor. Mersin’de de İnsan Hakları Derneği, şube binasında bir araya gelerek mahpuslara kart yazdı.

    Kartlar gönderildikten sonra Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada savaşlarda yaşanan hak ihlallerine, kayyım politikalarına, yoksulluğa, hapishanelerdeki tecrit koşullarına, kadına yönelik şiddete ve Kürt sorununa değinildi.

    “SAVAŞLAR BÜYÜK BİR İNSANLIK KRİZİ YARATTI”

    Basın metnini okuyan İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, dünyanın birçok yerindeki savaşların, büyük bir insani krize yol açtığını vurguladı.

    Devletlerin şiddetin her türünü sistematikleştirip yaygınlaştırdığını kaydeden Keçeci, bu kriz halinin Türkiye’de de tüm yoğunluğu ile yaşandığına dikkat çekti. Keçeci, “Ülke 2016 yılından bu yana bir OHAL rejimi ile yönetilmektedir. Bu süreç, siyasal iktidarın gücünü sınırlandıran anayasacılık ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin terkedilmesine yol açmıştır. Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına ülkenin her meselesini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları sonucunda 2024 yılında da yoğun yaşam hakkı ihlalleri yaşanmıştır” dedi.

    KÜRT SORUNU VURGUSU

    İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engellerden birinin Kürt sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Sorunun barışçıl, demokratik ve adil çözümüne yönelik esas olarak iktidar tarafından içtenlikli, bütünlüklü adımların atılmaması, başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Hak savunucuları olarak bizler, Kürt sorununun her zaman demokratik, barışçıl ve adil çözümünü savunduk. Bugün Ortadoğu’da ki son gelişmeleri ve dalga dalga yayılan savaş tehdidini düşünürsek barış ve çözüm ısrarımız daha da güçlenmektedir. O nedenle, çatışmaların hemen şimdi durmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN SONRA ŞİDDET ARTTI”

    İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Aktaş, “2024 yılında yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürülmesi; LGBTİ+’ların ayrımcı, fobik ve nefret içerikli saldırılara maruz kalması, yüzlerce kadın ve LGBTİ+’nın işkence ve diğer kötü muamele ile gözaltına alınması; yetkililerin bizzat desteği ile LGBTİ+ karşıtı nefret mitinglerinin yapılması ve her bakımdan derinleşen ayrımcılık ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ne denli olumsuz etkiler yarattığını görmüş olduk” sözlerini kullandı.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    Basın açıklamasının ardından insan hakları savunucuları PTT’ye giderek kartları tutuklu ve hükümlülere yolladı. Burada kısa bir konuşma yapan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, hapishanelerde çok ciddi hak ihlallerinin yaşandığını söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “İşkenceler, tecrit ve izolasyon, sağlık ve yaşam haklarına dönük dolaylı veya doğrudan saldırılar yaşanıyor. Tüm bunlar mevcut iktidarın insan hakları endeksini bize bir şekilde gösteriyor. Bizler iktidarı, başta Kürt sorununda kronik hale gelen tecrit politikasından ve diğer hak ihlallerinden vazgeçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Gazi İnci: Kürtlere karşı bütünlüklü bir saldırı söz konusu- VİDEO

    Gazi İnci: Kürtlere karşı bütünlüklü bir saldırı söz konusu- VİDEO

    PİRHA- Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çekenlerin tutuklanmasını, Kürtçe yazıların silinmesini ve Kürtlerin irade gaspını değerlendiren İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, “İktidar Kürt dilini, kültürünü tehlike olarak görüp siyaset aracı haline getirdi. Kürtlere karşı bütünlüklü ve sistematik bir saldırı politikası yürütülüyor” dedi.

    21 Temmuz’da Mersin’de bir grup gencin Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çektiği görüntülerin sosyal medya hesaplarında paylaşılarak hedef gösterilmesi üzerine 10 kişi tutuklandı. Ardından adeta bir cadı avı başlatıldı ve İstanbul, Siirt, Ağrı, Urfa, Hakkari, Batman gibi kentlerde çok sayıda ‘halay tutuklamaları’ yapıldı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, AKP iktidarının Kürtler üzerindeki saldırıları arttırarak toplumda kutuplaştırma ve çatışma ortamı yarattığını dile getirdi.

    “İKTİDAR HAMASET SİYASETİ YÜRÜTÜYOR”

    Mersin’deki halay görüntülerinin haziran ayında çekildiğini hatırlatan Gazi İnci, sosyal medyada yaratılan algı sonucunda gözaltı ve tutuklamaların başladığını kaydetti.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın konuya ilişkin açıklamalarının yaratılan algıyı körüklediğini söyleyen İnci, “İktidar bunu çok ciddi bir operasyonmuş gibi gösterdi. Ortada sanki bir örgüt varmış gibi sansasyonel bir durum yaratıldı. Bu olaylarla birlikte insanlar nerede, nasıl, hangi amaçla olursa olsun halay çektikleri için şikayet edildiklerinde devlet nazarında bu şikayetlerin karşılık bulacağını görmüş oldular. Yargı ve İçişleri Bakanlığı görevini layığı ile yerine getirseydi, bunu bir hamaset siyasetine dönüştürmek istemeseydi tüm bunlar yaşanmayacaktı” diye konuştu.

    Öte yandan İnci, Mersin’deki gençlere gözaltı aracında ‘Ölürüm Türkiyem’ şarkısının dinletilmesinin ardından Urfa’da zafer işareti yaptığı için gözaltına alınan Müslüm Güneş’e zorla aynı şarkının söyletilmesini psikolojik işkence olarak değerlendirdi.

    “KUTUPLAŞTIRMA VE ÇATIŞMA ORTAMI YARATILIYOR”

    Gazi İnci, iktidarın Kürt kültürüne ve kazanımlarına karşı bütünlüklü bir saldırı politikası yürüttüğüne dikkat çekerek, “İktidar bunu bir tehlike olarak görüp siyaset aracı haline getirdi. Buradaki saldırı Kürt kültürü ve diline karşı yapılmış saldırının farklı bir tezahürüdür. Kimi yerde kültüre karşı, kimi yerde dile, kimi yerde ise seçme ve seçilme hakkına karşı bir saldırı var” dedi.

    İktidarın toplumu kutuplaştırdığını ve çatışma ortamı yarattığını belirten İnci, şu ifadeleri kullandı:

    Tüm bunlara baktığımızda endişe verici bir durum çünkü daha da artan hak ihlallerine ve toplumsal sorunlara yol açacak. Bu konuda kesinlikle hukuki, toplumsal ve siyasal mücadeleyi vermemiz gerekiyor. Burada muhalefete ve aktivistlere değil iktidara da çok büyük bir görev düşüyor. Bu savaş dilinden, spekülasyon yargılamalarından bir an önce vazgeçmesi gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • İHD Mersin Şubesi 38. yıldönümünü kutladı: Mücadeleyi devam ettireceğiz- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi 38. yıldönümünü kutladı: Mücadeleyi devam ettireceğiz- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, kuruluşunun 38’inci yıldönümünü üyeleriyle birlikte piknik yaparak kutladı. Burada konuşan İHD Mersin Şube Eş Başkanları Zümeyra Oğuz Temur ve Gazi İnci, 38 yıl önce başlatılan insan hakları mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini ifade ederek, barışın tesisi için hep birlikte omuz omuza verilmesinin önemine vurgu yaptılar.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 38. kuruluş yıldönümünü Toroslar ilçesine bağlı Darısekisi köyünde yapılan piknikte kutladı. İHD üyelerinin katıldığı piknikte konuşmalar yapıldı, şarkılar söylenerek halaylar çekildi.

    “38 YIL ÖNCEKİ SORUNLAR HALA DEVAM EDİYOR”

    İHD Mersin Şubesi Eş Başkanı Zümeyra Oğuz Temur, İHD’de mücadele yürütenleri, bu uğurda yaşamını yitirenleri selamladı. Eş Başkan Gazi İnci ise 38 yıl önce başlatılan insan hakları mücadelesini bugünkü İHD’liler olarak büyütmeleri gerektiğini dile getirdi.

    38 yıl önce derneğin kuruluşunda var olan sorunların günümüzde de devam ettiğine dikkat çeken İnci, “Bu sorunların en önemlisi Kürt sorunu. Kürt sorunu bu coğrafyada artık kronikleşmiş ve hastalık haline gelmiş. Bunun düzeltilmesi ve barışla sonlandırılması gerekiyor. Bir diğer sorun da kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddetin devam etmesi. Özellikle iktidarın ataerkil söylemlerini arttırması şiddet olarak dönüyor” dedi.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM ETMELİ”

    Hapishanelerdeki sorunlara da değinen Gazi İnci, özellikle siyasi mahpuslara karşı yapılan hak ihlallerine değindi. Hapishanelerin tecrit alanlarına dönüştürüldüğünü belirten İnci, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kanundan doğan haklarının kendilerine tanınmaması ve hapishanelerin bir tecrit alanına dönüştürülmesi onların yaşamlarını çekilmez kılıyor ve bu coğrafyanın en baştan sorularından biri haline getiriyor. Mücadele alanlarındaki ifade özgürlüğü ve bunlara karşı yapılan baskılar da bir şekilde sorun haline gelmeye başlıyor. Son zamanlarda Türkiye’deki ifade özgürlüğü, toplantı gösteri yürüyüşü yapma hakkına yönelik baskılara baktığımız zaman neredeyse Afrika kabilelerinden bile çok daha geride bir endeksimiz var. Bu sorunların da çok hızlı bir şekilde çözülmesi ve toplumda barışın, eşitliğin tesis edilmesi gerekiyor.”

    Konuşmaların ardından üyeler, İHD ile tanışma hikayelerini anlattı.

    Etkinlik, şarkılar eşliğinde halayların çekilmesiyle son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de şarkılar barış için söylendi- VİDEO

    Mersin’de şarkılar barış için söylendi- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesinin düzenlediği Barış Konserinde Ezginin Günlüğü sahne aldı. Konserde barış vurgusu yapıldı.

    İHD Mersin Şubesinin geleneksel hale getirdiği Barış Konseri, Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Konsere İHD yöneticileri ile üyeler, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, HDP İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Savaş ve barış ile ilgili sinevizyon gösteriminin ardından konuşma yapan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, “Barış tek başına anlam ifade etmeyen diğer bütün temel hakların tesisi ile mümkün. Özgür, adil ve güvenli bir ülke inşa etmemiz gerekir. İHD olarak bunun için hep mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz. Bijî aşîtî” dedi.

    Konuşmanın ardından Ezginin Günlüğü sahneye çıkarak sevilen şarkıları barış için seslendirdi.

    MERSİN/ PİRHA

  • Mersin’de Cumartesi Anneleri’ne destek: Bakana istifa çağrısı- VİDEO

    Mersin’de Cumartesi Anneleri’ne destek: Bakana istifa çağrısı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne dönük yapılan saldırı ve gözaltılara karşı İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Anayasa’ya bağlı kalacağınıza dair topluma güvence verdiniz. Sizden bu yeminin gereklerini yerine getirmenizi ya da istifa etmenizi bekliyoruz” çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi (İHD) Cumartesi Anneleri’ne destek vermek amacıyla Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÇHD), Mersin Demokrat Avukatlar Grubu (DAG) da destek verdi.

    Destek eyleminde “Cumartesi Anneleri yalnız değildir” yazılı pankart açıldı. Basın açıklamasını ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı Avukat İbrahim Kaya okudu.

    “ANAYASA KARARLARI UYGULANSIN”

    Cumartesi Anneleri’ne yapılan işkence koşullarında gözaltılar hakkında yapılan suç duyurularının İstanbul Valisi izin vermediği için soruşturulamadığını hatırlatan İbrahim Kaya, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya seslenerek, “Anayasa Mahkemesi’nin ‘basın açıklaması yapmaları engellenemez’ kararlarına rağmen Beyoğlu Kaymakamlığı, Galatasaray’da basın açıklaması yapmamızı nasıl engelliyor? 961. haftamızda polisin 10 gün önce hükmü bitmiş bir yasaklama kararını devreye sokarak gözaltı işlemi yapması, yani bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde kullanması suç değil midir” dedi.

    Anayasa kararlarının uygulanması gerektiğini, aksi halde bakanın istifa etmesini beklediklerini belirten Kaya, meşru taleplerinde ısrarcı olacaklarını da ifade etti.

    MERSİN/ PİRHA

  • İHD Mersin Şube Başkanı İnci: Barışın sağlanması için toplumsal duyarlılık şart- VİDEO

    İHD Mersin Şube Başkanı İnci: Barışın sağlanması için toplumsal duyarlılık şart- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, sadece barışı savunmanın yeterli olmayacağını belirterek, savaşların olmaması için belli bir toplumsal duyarlılığın yaratılması gerektiğine vurgu yaptı. İnci, 2 Eylül Cumartesi günü yapılacak olan Barış Konserine de katılım çağrısında bulundu.

    İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, 1 Eylül Dünya Barış Gününe ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    İnci, Türkiye’de toplumun tamamına yayılmış bir çatışma ortamının hakim olduğunu belirtti.

    “AKP İKTİDARI TOPLUMLA SAVAŞ HALİNDE”

    Türkiye’de barış hakkının tesis edilmesi için temel insan haklarının tanınması gerektiğine işaret eden Gazi İnci, birçok kesimin ağır hak ihlallerine maruz kaldığını kaydetti.

    Aynı zamanda Türkiye’de toplumun tamamına yayılmış bir çatışma ortamının olduğunu belirterek, bu durumu AKP hükümetinin tırmandırdığını ifade eden İnci, “Savaş aynı zamanda kitlesel anlamda çatışmaların olduğu ortamların ifadesidir. Şu anda Türkiye’de iktidarın diğer bütün kişi, kurum, inanç sahibi, cinsel yönelim sahibi kişilerle düşük çaplı bir savaş halinde. Öte yandan Kürt sorunu bu ülkenin en büyük sorunu ve bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Kürt sorunu üzerinde barışın tesis edilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “MÜLTECİLER AĞIR HAK İHLALLERİNE MARUZ KALIYOR”

    Mültecilere karşı yürütülen linç kampanyasını da barış eksenli değerlendiren İnci, şunları söyledi:

    “Mültecilerin buraya gelme aşaması, buradan gönderilme aşaması ve buradaki yaşamlarıyla ilgili başlı başına hak ihlalleri silsilesi söz konusu. Mültecilere karşı ciddi bir ırkçılık kampanyası başlatılmış durumda, bununla ilgili herhangi bir süreç yürütülmüyor. Başlatılan linç kampanyasının dışında kendi yaşamlarını idame etmeleri konusunda hiçbir sosyolojik ve çalışma güvenceleri de bulunmuyor. Çok ciddi bir problem haline dönüşüyor.

    Bizim barış hakkından kastımız yalnızca savaşsız bir ortamın olması değil, aynı zamanda tüm hakların karşılandığı bir toplumun yaratılmasıdır. Sadece barışı savunmak değil, savaşın oluşmaması için belli bir toplumsal duyarlılık yaratmak gerekiyor.”

    BARIŞ KONSERİNE ÇAĞRI

    İHD Mersin Şubesi’nin geleneksel haline gelmiş olan Barış Konseri, 2 Eylül Cumartesi günü saat 19.30’da Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak.

    Gazi İnci, Ezginin Günlüğü’nün sahneye çıkacağı konser için çağrıda bulundu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi: İdare ve Gözlem Kurulları, mahpusların özgürlüğünü engelliyor-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: İdare ve Gözlem Kurulları, mahpusların özgürlüğünü engelliyor-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini ve tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik kapsamında oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya İHD yöneticileri ile üyeler, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, HDP İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ve parti yöneticileri katıldı.

    “ANAYASAYA AYKIRI”

    İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Avukat Berfin Korkmaz, 2021 yılında uygulanmaya başlanan yönetmelikle oluşturulan bu kurulların hem Anayasaya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirtti.

    Söz konusu kurulların hak ihlallerine yol açtığını vurgulayan Korkmaz, “İHD olarak tespit edebildiğimiz kadarıyla ilgili yönetmeliğin uygulanmaya başlandığı 2021 yılının başından bu yana en az 312 mahpusun tahliyesi birden fazla kez 6’şar ay ve 3’er aylık periyotlarla engellenmiş hatta bu mahpus grubunu içerisinde bulunan bazı mahpusların tahliyeleri engellenmeye devam edilmektedir. Bu mahpuslardan 48’i bir veya birkaç kez infaz uzatma kararı akabinde tahliye edilmiştir. Yine tahliyesi engellenen mahpusların 88’inin hasta mahpus listemizde olduğunu 42’sinin ise hapishanede kalamayacak derece ağır hasta statüsündedir. Yönetmeliğin uygulanmaya başladığı yıl ilk tahliyesi engellenen ağır hasta mahpuslardan olan Hayrettin Yılmaz ne yazık ki hastalıkları sebebiyle hapishanede yaşamını yitirmiştir” dedi.

    “HUKUKİ OLMAYAN GEREKÇELERLE TAHLİYELER ENGELLENİYOR”

    Berfin Korkmaz, İdare ve Gözlem kurulları mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğuna dikkatleri çekti.

    Elektrik ve suyu tasarruflu kullanıp kullanmamak, kütüphaneden kitap almamak, psikoloğa çıkmamak gibi hukuken geçersiz ve soyut gerekçelerin öne sürülerek mahpusların tahliyelerine engel olunduğunu söyleyen Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce politik mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır. Örneğin bir mahpusa kurul görevlileri tarafından yöneltilen politik bir soruya cevap vermediği için iyi halli olmadığı yönünde karar verilmiştir. Yine bir mahpus için “hükümlünün genel ve kısmi aramalarda sayımlarda idare ve kurum personelinin çalışmalarına zorluk çıkarmamış olsa da kolaylaştırmaya yönelik gayreti de olmamıştır” denilerek tahliyesi engellenmiştir. Belirtilen bu gerekçelerin hukuk devleti iddiasında bulunan herhangi bir ülkede bir kişiye dışarıda ceza verilmesi imkansızken Türkiye’de mahpuslar açısından cezalandırma gerekçesi yapılabiliyor. Asıl olarak siyasi mahpuslar açısından bu kurullar mahpuslara pişmanlık dayatmaktadır ve mahpuslar kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından özgürlükleri ellerinden alınmaktadır”

    Korkmaz, mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ederek, sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Devlet, Cumartesi Annelerine karşı vahşi bir tavır sergiliyor’ -VİDEO

    ‘Devlet, Cumartesi Annelerine karşı vahşi bir tavır sergiliyor’ -VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Başkanı Gazi İnci, Cumartesi Annelerine dönük yapılan saldırılara tepki göstererek, “Cumartesi Annelerine karşı devletin vahşi tavrı tüm temel haklarımıza yapılacak temel saldırıların habercisidir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi (İHD) Cumartesi İnsanları’nın her hafta maruz kaldığı polis şiddetine, baskı ve gözaltılara ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği Mersin Şubesi (ÇHD), Mersin Demokrat Avukatlar Grubu (DAG) da destek verdi.

    Destek eyleminde “Kayıp yakınları yalnız değildir” yazılı pankart açıldı.

    “BU TAVIR BAŞKA SALDIRILARIN HABERCİSİ”

    Yapılan eylemde konuşan İHD Başkanı Gazi İnci, Temel haklara yapılmış her bir saldırı özünde topluma yapılmıştır. Cumartesi Anneleri buluşması gibi meşru bir buluşmaya karşı devletin vahşi tavrı tüm temel haklarımıza yapılacak temel saldırıların habercisidir” sözlerini kullandı.

    Ardından basın açıklamasını okuyan ÇHD Mersin Şube Sekreteri İsmail Bozkurt, eş zamanlı olarak Adana’da yapılan eyleme polisin saldırdığına dikkat çekerek, şunları söyledi:
    “958. haftada yine Galatasaray Meydanı’nda aralarında Cumartesi Anneleri, kayıp yakınları ve insan hakları savunucularının bulunduğu 27 kişi darp edilerek gözaltına alındı. Adana’da aralarında İHD Adana Şube Başkanı Yakup Ateş, İHD MYK Üyesi İlhan Öngör, önceki dönem Adana Baro Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık’ın bulunduğu 16 hak savunucusu darp edilerek, savcılık kararı olmaksızın gözaltına alındı. ÇHD Genel Sekreteri Ümit Büyükdağ yerlerde sürüklendi. Bu bir utanç tablosudur.”

    Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Cumartesi buluşmalarının engellenmesinin suç olduğunu hatırlatan Bozkurt, Cumartesi Anneleri’nin toplanma hakkına yapılan müdahalenin son bulmasını talep etti.

    MERSİN/ PİRHA