Etiket: insan hakları derneği mersin

  • İnfaz kurullarına karşı ortak ses: Kozağaçlı’ya özgürlük- VİDEO

    İnfaz kurullarına karşı ortak ses: Kozağaçlı’ya özgürlük- VİDEO

    PİRHA- ÇHD, ÖHD, İHD ve Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubeleri, Av. Selçuk Kozağaçlı’nın 30 Aralık’ta yeniden İdare ve Gözlem Kurulu’na çıkarılacak olmasına dikkat çekerek, infaz kurullarının keyfi uygulamalarına tepki gösterdi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubeleri, ÇHD Onursal Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyesinin İdare ve Gözlem Kurulları eliyle engellenmesine karşı basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı ÇHD Mersin Şube Başkanı Av. İsmail Bozkurt okudu.

    “İNFAZ KURULLARI YARGI KARARLARININ ÜZERİNE ÇIKIYOR”

    Bozkurt, Kozağaçlı’nın 8 yılı aşkın süredir özgürlüğünden yoksun bırakıldığını hatırlatarak, yargılama ve infaz sürecinin “hukuksuzluk silsilesi” olarak Türkiye yargı tarihine geçtiğini vurguladı. 2018 yılında verilen tahliye kararının saatler içinde, yeni bir delil olmaksızın geri alındığını; 2025 yılının Nisan ayında ise denetimli serbestlikten yararlandırılmasına rağmen savcılığın itirazıyla bir günden kısa sürede yeniden cezaevine gönderildiğini anımsattı.

    Bozkurt, 30 Aralık’ta yapılacak İdare ve Gözlem Kurulu değerlendirmesine dikkat çekerek, infaz rejiminin geldiği noktayı eleştirdi:

    “İdare ve Gözlem Kurulları, yargı kararlarının üzerine çıkan bir konuma itilmiş durumda. Mahkemelerin verdiği kararlar, ‘puan’ ve ‘iyi hal’ adı altında idari yorumlarla fiilen hükümsüzleştiriliyor. Bu mekanizma, özellikle siyasi tutsaklar açısından bir pişmanlık dayatması ve süresiz infaz aracına dönüştürülmüştür. Selçuk Kozağaçlı’nın hukuken çoktan alması gereken tahliyesinin, keyfi gerekçelerle engellenmesi ihtimali son derece yüksektir.”

    “AVUKATLIK VE SAVUNMA HAKKI HEDEF ALINIYOR”

    Savunma hakkının ve avukatlık mesleğinin kriminalize edildiğini söyleyen Bozkurt, “Burada mesele bir kişinin özgürlüğü değildir. Savunma makamına yönelmiş sistemli bir saldırı ile karşı karşıyayız. Mesleki kimlik, savunma faaliyeti ve politik duruş, infaz aşamasında açıkça cezalandırılmaktadır. Açıkça ifade ediyoruz; puanlama sistemiyle adalet ölçülemez. Onurlu bir duruş, cezaevi kurullarının keyfi puanlarına sığmaz. İnfaz yakma uygulamalarına son verilmeli, kanuni şartları oluşmuş tahliyeler idari kararlarla engellenmemelidir. Avukatlık mesleğinin rehin alınmasını kabul etmiyoruz” dedi.

    Bozkurt, 30 Aralık’ta verilecek kararın yalnızca Selçuk Kozağaçlı’yı değil, hukuk devletinin geleceğini de ilgilendirdiğini vurgulayarak, “Bu karar, hukukun bir ‘helvadan put’ olup olmadığına dair bir turnusol olacaktır. Bizler hukuk dernekleri, hukukçular, insan hakları savunucuları ve adaletten yana olan tüm kesimler olarak Selçuk Kozağaçlı ve tüm tutsak meslektaşlarımız özgürlüklerine kavuşana dek meydanlarda ve adliyelerde olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersin’de mart ayı katliamları anıldı- VİDEO

    Mersin’de mart ayı katliamları anıldı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, mart ayındaki katliamlarda yaşamını yitirenleri anarak, benzer katliamların yaşanmaması için adaletin sağlanması gerektiğini vurguladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi ile Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, mart ayında yaşanan katliamlarla ilgili Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Katliamları unutmadık, unutturmayacağız, hesap soracağız” yazılı pankartın açıldığı açıklamada Halepçe, Gazi Mahallesi, Beyazıt katliamları ile newroz ve Gezi olaylarında yaşamını yitirenler anıldı.

    Ortak basın açıklamasını İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    “HALEPÇE’DE KÜRTLERE KARŞI SOYKIRIM YAPILDI”

    Irak’ta Saddam Hüseyin rejimi tarafından 26 Mart 1987 yılından 7 Haziran 1989 yılının sonuna kadar Kürtlere karşı Enfal Harekâtı yürütüldüğünü hatırlatan Gazi İnci, Kürtlere karşı asimilasyon ve imha politikalarının uygulandığını kaydetti. Katliamda iki yüz binden fazla Kürdün katledildiğini belirten İnci, “Enfal Harekâtı kapsamında Kürtlere yönelik kimyasal silah kullanma, toplu infaz, havadan bombalama ve yerinden göçertme gibi acımasız yöntemlere başvurulmuş ve bunun sonucunda 4 bin 500 köy yakılıp yıkılmış, 1 milyondan fazla kişi mülteci durumuna düşmüştür. Tarihe ‘Halepçe Katliamı’ olarak geçen bu saldırı sonucunda 5 binden fazla kişi katledildi ve 10 binden fazla kişi de yaralandı. Bunun yanında Halepçe ve çevresine kimyasal silahlarla saldırılmasından dolayı bugüne kadar 43 bin 753 kişinin öldüğü, 61 binden fazla kişinin de sakat kaldığı tahmin ediliyor” dedi.

    İnci, Türkiye’nin Halepçe Katliamı’nın anma günü olarak bilinen 16 Mart gününü “Halepçe Soykırımı Günü” olarak tanımasını talep etti.

    “BEYAZIT KATLİAMI İÇİN ÖNLEM ALINMADI”

    Türkiye’de de mart ayında birçok katliamın yapıldığına dikkat çeken İnci, bunlardan biri olan Beyazıt Katliamına ilişkin, “İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde bombalı ve silahlı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi, 41 öğrenci yaralandı. Bombalı ve silahlı saldırıda olayla ilgili daha öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bilgi verilmesine rağmen herhangi bir önlem alınmadı. Yargılamalar sırasındaki itiraflarda bombayı Abdullah Çatlı’nın temin ettiği yer aldı. Hem Abdullah Çatlı hem de ihmal sebebi ile yargılana polisler, cezasızlık politikasının sonucu olarak beraat etti” sözlerini kullandı.

    “FAİLLER KORUNDU”

    12-15 Mart 1995 tarihinde ise gerçekleşen, toplam 23 kişinin yaşamını yitirdiği, Gazi Katliamının ardından çıkan olaylarda 17 kişinin daha öldürüldüğünü, yüzlerce kişinin yaralandığını söyleyen Gazi İnci, “Katliamın Ergenekon davası sanıkları ile bağlantıları ortaya çıktı, davadaki bir gizli tanık tarafından ‘katliam talimatının JİTEM kurucusu Veli Küçük tarafından verildiği, 10 kişilik bir kontrgerilla timi tarafından gerçekleştirildiği’ açıklandı ama failler korundu, göstermelik cezalarla katliamın üstü örtüldü, gerçek sorumlular yargılanmadı, cezalandırılmadı” diye konuştu.

    GEZİ’DE VE NEWROZDA KATLEDİLENLER ANILDI

    11 Mart 2014’te Gezi Parkında Berkin Elvin’in katline ve 21 Mart 2017’da Diyarbakır newrozunda Kemal Kurkut’un  polis tarafından öldürülmesine de değinen İnci, şu ifadeleri kullandı:

    “Gezi protestoları sırasında kafasına gaz kapsülü gelmesi sebebi ile uzun süre yoğun bakımda kalan 13 yaşındaki Berkin Elvan yaşamını yitirdi. Bu dosyada yargılanan polis ise her türlü ceza indirimden faydalanarak cezasızlık zırhı ile korundu. Maalesef bu coğrafyada çocuklar devlet koruması altında değil, devlet tehlikesi altında.

    21 Mart 2017’da Diyarbakır Newroz kutlamalarında polis tarafından üzerine ateş açılan Kemal Kurkut yaşamını yitirdi. Emniyetin Kemal hakkındaki ilk açıklamasında canlı bomba olduğu ile ilgili yalan bir algı yaratılmıştı. Daha sonra Dicle Haber Ajansı muhabiri Abdurrahman Gök’ün çektiği fotoğrafları paylaşmasıyla olayın gerçek yüzü ortaya çıktı, Kemal hiçbir neden yokken katledilmişti. Fail polis memuru cezasızlıkla korundu. Bu görüntüleri paylaşan muhabir Abdurrahman Gök hakkında ise örgüt üyeliği ve propaganda suçlarından kovuşturma başlatıldı, propaganda suçundan ceza verildi.”

    Bir daha benzer olayların yaşanmaması için adaletin tesis edilmesi gerektiğinin altını çizen İnci, mücadelenin büyütülmesi gerektiğine de vurgu yaptı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • İHD Mersin: Suriye’de Alevi soykırımı yapılıyor, katliamlar durdurulmalı- VİDEO

    İHD Mersin: Suriye’de Alevi soykırımı yapılıyor, katliamlar durdurulmalı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, HTŞ’nin Suriye’de Alevilere dönük yaptığı katliamda soykırım suçu işlendiğine vurgu yaparak, tüm ulusal ve uluslararası güçlere katliamı durdurmaları yönünde çağrıda bulundu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Suriye’de HTŞ’li grupların Alevilere dönük yaptığı katliama ilişkin dernek binasında basın açıklaması yaptı. Basın metnini okuyan İHD Mersin Yönetim Kurulu Üyesi Bedia Çaka, HTŞ yönetiminin Alevilere yönelik soykırım ve katliamları tüm dünyanın gözü önünde yaptığını belirtti.

    HTŞ’nin ktidarı ele geçirdiği ilk günlerden bu yana Alevi inanç merkezlerini, Alevi inancına mensup halkları hedef aldığını dile getiren Çaka, son günlerde artan işkence ve şiddet olaylarının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    KATLİAMLARIN DURDURULMASI İÇİN ÇAĞRI

    Alevilere ve diğer etnik kimliklere yönelik artan katliamla soykırım suçunun işlendiğini söyleyen Bedia Çaka, şu ifadeleri kullandı:

    “Sivillerin yaşam hakkı ciddi şekilde tehdit edilmekte, masum insanlar öldürülmekte, zorla yerinden edilmekte ve büyük bir insani kriz yaşanmaktadır. Alevi inancına mensup sivil insanlara her türlü aşağılayıcı muamelenin pervasızca uygulandığını ortaya koyan görüntüler ve haberler insan onurunun korunması konusunda herkesi sorumlu davranmaya çağırmaktadır. Yaşananlara sessiz kalınması barbarlığı daha fazla cesaretlendirmekte ve tüm insanlığın vicdanını yaralayan olayların yaşanmasını kolaylaştırmaktadır.

    İnsan Hakları Derneği olarak, uluslararası barışı ve insan haklarını korumakla görevli olan mekanizmaları ve uluslararası insan hakları örgütleri ile demokratik kamuoyunu HTŞ yönetiminin Alevi inancı mensuplarına yönelik bu insanlık dışı saldırılarını durdurmak için harekete geçmeye çağırıyoruz. HTŞ yönetiminin insanlığa karşı işlediği suçların yerinde araştırılması ve katliamların yaşandığı bölgelerde incelemeler yapmak üzere bağımsız heyetlerin oluşturularak acilen bölgeye gönderilmesini öneriyoruz.

    Alevi İnancına mensup Suriyelilerin korunması ve insani yardımların bölgeye ulaşması için uluslararası insan hakları mekanizmalarının kontrolünde insani koridor açılması gerektiğini belirtiyor; insan onurunu korumak için herkesi harekete geçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN