Etiket: insan kaçakçılığı

  • ‘Cemevleri inanç merkezi kabul edilmezken, Diyanet Avrupa’ya dede gönderiyor!’

    ‘Cemevleri inanç merkezi kabul edilmezken, Diyanet Avrupa’ya dede gönderiyor!’

    PİRHA-Milletvekili Zeynel Özen, AB Komisyonu Bilgilendirme Toplantısında Diyanet’in misyonerlik faaliyetleri için Avrupa’ya gönderdiği ‘Gri Pasaportlu Dedeleri’ ve insan kaçakçılığı iddialarını gündeme getirdi. Özen, “Devletin tüm organları bu kaçakçılığın içinde” dedi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, TBMM AB Komisyonu Bilgilendirme Toplantısında Diyanetin, misyonerlik faaliyetleri için Avrupa’ya gri pasaportla gönderdiği ‘Dedeleri ve Alevi uzmanları’ ile insan kaçakçılığı iddialarını gündeme getirdi.

    Milletvekili Zeynel Özen, Türkiye’nin Rusya’dan sonra İnsan Hakları Mahkemesi’ne en fazla başvuran 2’nci ülke olduğunu belirterek “Avrupa topluluğunun, bize karşı ön yargıları var fakat biz kendi görevimizi ne kadar yaptık? Yani Kopenhag Kriterleri’ne, Venedik Kriterleri’ne baktığınız zaman, biz bunların hangisini yerine getirdik?” eleştirisiyle konuşmasına başladı.

    “DEVLETİN TÜM ORGANLARI BU İŞİN İÇİNDE”

    HDP’li Zeynel Özen, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Faruk Kaymakçı’nın “Düzensiz göçü önlemeye çalıştık, başarılı olduk” sözleri üzerine “Bir skandal patladı bu ülkede: İnsan kaçakçılığı. İnsan kaçakçılığını normalde mafya yapar, devletler bunu önlemeye çalışır gücü oranında, bazen engelleyebilir, bazen de engelleyemez. Ama biliyorsunuz, belediyeler aracılığıyla binlerce insan devletin hizmet pasaportuyla yurt dışına götürüldü” dedi. Milletvekili Zeynel Özen, “Bu, resmen insan kaçakçılığı, uluslararası bir suçtur” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Daha acısı nedir, biliyor musunuz? Diyanetin de buna ortak olması. 20 tane dede yani daha önce, ben tarihlerini bilmiyorum, 2016’da 95 dede, 2007’de gönderdikleri var; sürekli gönderiliyor. Yani ülkemizde Alevilerin inanç merkezi cemevleri kabul edilmiyor ama ne hikmetse Diyanet, Avrupa’daki cemevlerine dede gönderiyor ve gönderdiklerinin de dedelikle falan ilgisi, alakası yok. Bir örnek vereyim: Birisi 15 yaşında, din âlimi olarak gönderiliyor. En acısı da, bakın, ‘15 Temmuz’ diyorsunuz, bu gidenlerin hepsi de FETÖ’den iltica ediyor. Biz bunu devlet olarak yapıyoruz. Şimdi, elbette ki bu, İçişleri Bakanlığını, daha sonra da Dışişleri Bakanlığını ilgilendirir. Çünkü büyükelçiliklerimiz aracılığıyla bu temin ediliyor. Yani mesela, birisi Berlin’den Büyükelçiliğe başvuruyor; o, Dışişleri Bakanlığına, Dışişleri Bakanlığı İçişlerine, İçişleri Diyanete bildiriyor ve öyle gönderiliyor. Yani bir zincir, devletin tüm organları bu işin içinde. Şimdi, bunu nasıl açıklayacağız? Biz bunu ne güvenlikle açıklayabiliriz ne terörle açıklayabiliriz, hiçbir şeyle açıklayamayız. Buna cevabınız ne olacak?”

    PİRHA/ANKARA

  • Gri pasaportla insan kaçakçılığının araştırılması teklifi AKP tarafından ikinci kez reddedildi

    Gri pasaportla insan kaçakçılığının araştırılması teklifi AKP tarafından ikinci kez reddedildi

    Belediyeler aracılığıyla, hizmet pasaportları kullanılarak yurt dışına insan kaçakçılığı yapılmasını araştırmak için TBMM’de yapılan ikinci başvuru da AKP tarafından reddedildi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Bu pasaportun insan kaçakçılığında kullanılmasının Meclis’te tartışılması soruşturulması gerekir. Ama AKP Komisyonda görüşülmesine bile yanaşmıyor” dedi.

    CHP’nin “Belediyeler aracılığıyla insan kaçakçılığını Meclis araştırsın” önergesinin AKP tarafından reddedilmesinin ardından, CHP’nin, Dışişleri Komisyonu’nun bu gündemle toplanması için yaptığı başvuru da TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, AKP’li Akif Çağatay Kılıç tarafından reddedildi.

    Kılıç’ın tutumuna tepki gösteren komisyonun CHP’li üyesi Utku Çakırözer, “TC Pasaportu Türkiye’nin dünyadaki itibarı demektir. Bu pasaportun insan kaçakçılığında kullanılmasının Meclis’te tartışılması, araştırılıp soruşturulması gerekir. Ama AKP Komisyonda görüşülmesine bile yanaşmıyor. Ama biz bu meselinin sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi.

    Çakırözer, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle Meclis’te verdiği soru önergesinde, 15 Temmuz darbe davalarında yargılanan FETÖ sanıklarından kaçının yurtdışına ‘gri pasaport’ kullanarak kaçtıklarını sordu. Çakırözer Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na da “gri pasaport skandalı ortaya çıkmadan Dışişleri Bakanlığını uyaran Hannover Başkonsolosluğu’nda görevli iki diplomatın neden görevden alındığını” sordu.

    AKP’DEN 2. RET

    CHP’nin “belediyeler aracılığıyla insan kaçakçılığını Meclis araştırsın” araştırma önergesinin geçen hafta AKP oylarıyla reddedilmesinin ardından, muhalefet milletvekilleri “hizmet damgalı pasaportların uluslararası krize dönüşmesi” gündemiyle TBMM Dışişleri Komisyonu’nun toplanmasını istedi. CHP’nin TBMM Dışişleri Komisyonu Sözcüsü olan Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz tarafından kaleme alınan toplantı çağrı dilekçesi Çarşamba günü Dışişleri Komisyonu Başkanlığı’na iletildi. Ancak Komisyon Başkanı Akif Çağatay Kılıç talepte bulunan komisyon üyesi CHP milletvekillerine gönderdiği yanıtta, “İçtüzüğün komisyonların yetkisi, toplantı yeri ve zamanı başlıklı 35. maddesi uyarınca talebiniz yerine getirilmemektedir” diyerek talebi reddetti.

    “PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    AKP’li Kılıç’ın tutumuna TBMM Dışişleri komisyonu üyesi CHP’li Utku Çakırözer tepki göstererek şunları söyledi:

    “Önce Meclis’te araştırma komisyon kurulması talebimiz reddedildi, şimdi de meselenin Dışişleri Komisyonu’nda görüşülmesi talebimiz reddediliyor. TC pasaportu Türkiye’nin itibarıdır, hepimizin itibarıdır, Meclis’imizin de itibarıdır. Bu pasaportun yurtdışına insan kaçakçılığında kullanılmasının, ülkemizin itibarına verdiği zararı Meclis konuşmayacak da kim konuşacak? Sanırım yarası olan gocunuyor ki konuşmaktan kaçıyorlar. Biz CHP olarak bu rezaletin perde arkasını aydınlatana kadar peşini bırakmayacağız” dedi.

    “FETÖ’CÜLER DE Mİ GİRİ PASAPORTLA KAÇIRILDI”

    Gri pasaportlara ilişkin TBMM Başkanlığı’na bir soru önergesi de veren Çakırözer, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    “-Yıllar itibariyle gri pasaport verilen yurttaş sayısı kaçtır? Pasaport verilen kaç kişi yurtdışına çıkmıştır?

    -Yurtdışına çıkanlardan kaç kişi geri dönmedi? Dönmeyenlerden kaç kişi kamu personelidir, kamu personeli olmayan kişi sayısı kaçtır?

    -15 Temmuz darbe davalarında yargılanan firari FETÖ sanıklarından gri pasaport kullanarak yurtdışına kaçanlar var mıdır? Varsa bu isimlere gri pasaport hangi gerekçe ile kimler tarafından verilmiştir?

    -Darbe girişimi öncesinde bu pasaportların dağıtımında görev alan İçişleri Bakanlığı yetkililerinden FETÖ davalarında yargılananlar var mı? Bu isimlerin gri pasaport dağıtımıyla ilgileri ve kimlere bu pasaportları verdikleri Bakanlık tarafından araştırılmakta mıdır?

    -Kamu personeli olmayıp mahalli idarelerce yurtdışına görevlendirilen kaç kişiye gri pasaport verilmiştir? Bunlardan kaçı geri dönmemiştir?

    -Gri pasaport ile yurtdışına gidip geri dönmeyen kişilerin akıbeti hakkında gittikleri ülkelerin makamları ile iletişime geçtiniz mi?

    -Gri pasaportların bazı kesimler tarafından parayla verildiği ve bu işin bir rant kapısı haline getirildiği iddiaları ile ilgili ne gibi çalışmanız olacak?”

    “İHBAR EDEN DİPLOMATLAR GÖREVDEN ALINDI MI?” 

    CHP’li Çakırözer, Türkiye’nin Hannover Başkonsolosluğu’nda görevli diplomatların Malatya Yeşilyurt Belediyesi tarafından gri pasaport verilenlerle ilgili şüphelerini Bakanlığa bildirmelerinin ardından görevden alındıkları iddialarını da Meclis’e taşıdı. Çakırözer, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’na da şu soruları yöneltti:

    “-Hannover Başkonsolosluğu’nda görevli G.F. ve M.F. isimli iki diplomat Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin Hannover’e kaçırdığı gri pasaport taşıyan isimlerin listesinden şüphelenerek Bakanlığı uyardığı doğru mudur?

    -Bu ihbarlar doğrultusunda Dışişleri Bakanlığı hangi işlemleri yürütmüştür?

    -Bu iki diplomatın uyarı ve ihbarları sonrasında görevlerinden alınarak Türkiye’ye geri çağrıldıkları doğru mudur? Görevden alınma gerekçeleri nedir?”

    NE OLMUŞTU?

    CHP’li Meclis Grup Başkanvekili Günnur Tabel, 15-27 Eylül 2020 arasında Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği üyelerinin ‘Çevreye Duyarlı Bireyler Yetiştirmek’ projesi kapsamında Almanya’ya gönderildiğini, ancak gönderilen 45 kişiden 43’ünün geri dönmediği açıklamıştı. İçişleri Bakanlığı ise sözkonusu iddialarla ilgili müfettişlerin görevlendirildiğini duyurmuştu

     

  • ‘O gün Madımak’ı kuşatanlar, şimdi ise misyonerlik ile Aleviliği kuşatmaya çalışıyor’

    ‘O gün Madımak’ı kuşatanlar, şimdi ise misyonerlik ile Aleviliği kuşatmaya çalışıyor’

    PİRHA- PSAKD Örgütlenme Sekreteri Özgür Kaplan ve ABF Genel Sekreteri Ali Aktaş, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ‘Alevilik’ adı altında onlarca kişinin ‘Alevi Dedesi’ gibi gösterilerek hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilmesine tepki göstererek, yapılanın asimilasyon projesi olduğunu söylediler.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında görevlendirme adı altında aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişinin Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından ‘Dede’ oldukları onaylanarak yurt dışına gitmelerinin önünün açıldığı ve gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilen bu kişilerden bir kısmının ülkeye dönmediği ortaya çıkmıştı.

    Aralarında çocukların da bulunduğu kişilerin ‘Alevi Dedesi’, ‘Alevi uzmanı’ vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilmelerine Alevi örgütlerinden tepkiler devam ediyor.

    PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Özgür Kaplan ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Ali Aktaş, Diyanet’in güdümündeki Alevi kurumların veya kişilerin bu asimilasyona hizmet ettiğini ifade ettiler.

    “ORAYA GİDEN ALEVİLERİ ALEVİ OLARAK GÖRMÜYORUZ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bakışlarının belli olduğunu ve kapatılmasını istediklerini söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Örgütlenme Sekreteri Özgür Kaplan, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığından rahatsızız. Diyanet İşleri Başkanlığı açık ve aleni bir şekilde sünniliğin misyonerlik kurumudur. Kapatılması bizim yıllardır talep ettiğimiz bir şey. Madımak’ın müze yapılması, Alevi köylerine Cami yapılmaması gibi. Biz Alevilerin yıllardır talepleridir bunlar. Diyanet İşleri Başkanlığı son zamanlarda gündeme gelen gri pasaport ile ilgili sözde Alevilerle işbirliği yapıp, Avrupa’ya insan göndererek misyonerlik faaliyeti yürütüyor. Biz bu şekilde oraya giden Alevileri Alevi olarak görmüyoruz. Onlar bizce sadece biyolojik alevilerdir. Gerçek Alevi değillerdir” şeklinde konuştu.

    “BİZİM GÖZÜMÜZDE ONLAR ALEVİ DEĞİL”

    Diyanet İşleri Başkanlığı ile Alevilik konusunda iş tutanların Alevi örgütlerinin muhatabı olamayacağını söyleyen Kaplan, “Bu yolda yürüyen, bedel ödeyen biri olması lazım. Çünkü Alevilik bedel ödenerek yürünen bir yoldur aynı zamanda. 15 yaşında bir çocuğu ‘Alevi uzmanı’ olarak gönderiyorlar. ‘Keramet taçta değil baştadır’ diye bir söz var. Ancak burada niyet önemlidir. Diyanet İşleri Başkanlığı anlaşıldığı üzere kendine yeni bir kuşak yetiştiriyor. O yüzden de 15 yaşında daha posta oturmamış, içerisinde pişmemiş insanları ‘Dede’ diye gönderiyor. Bizim gözümüzde onlar Dede de değildir, Alevi de değildir. Biz onları kurum olarak da muhatap almayız. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Alevilik konusunda iş tutanlar bizim muhatabımız olamazlar. Bizim Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu müsahiplik örgütümüz de bu durumun farkında olan arkadaşlarımızdır. Başından beri bunun farkındayız. Başından bu yana da bu misyonerlik faaliyetlerini karşı dik durdular, dik duracaklardır da buna inanıyoruz” dedi.

    “MADIMAK’I KUŞATANLAR ŞİMDİ İSE ALEVİLİĞİ KUŞATMAK İSTİYORLAR”

    “Gri pasaportluların sağa sola gitmesi, gezmesi kayadan bir toz parçası alır ancak” diyen Kaplan, Diyanet ile iş tutmanın Aleviliğe ihanet etmek işe eş değer olduğuna vurgu yaparak, “Alevi halkı, gençleri kimin kendilerine hangi amaçla yaklaştığını biliyor, farkındalar. Çünkü bizim artık güçlü örgütlerimiz var, yayınlarımız var. Bu anlamda da birbirimizden haberdarız. Bizim açımızdan herhangi bir etkisi olmayacaktır ama yapılanlar çok çirkin, ihanettir bu. Bu Seyit Rıza’yı gammazlayanlarla aynı ihanettir. Pir Sultan’ı idama götüren ihanet neyse bu yapılanlar da aynı davranıştır. Bunlar kesinlikle bizim muhatabımız olamaz dikkate de almıyoruz.  2000’li yılların başından bu yana Cem Vakfı eliyle Avrupa’ya insan gönderiyorlar. Tamamen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Avrupa ayağı üzerinden ve Diyanet’in gölge kurumları olan sözde Aleviler üzerinden yapılıyor bu iş. O gün Madımak Oteli’ni kuşatan alçaklar bugün misyonerlik faaliyeti ile kuşatmayı devam ettiriyorlar. Bizi zayıflatmak istiyorlar. Şialaştırmaya, başka bir şeye dönüştürmeye çalışıyorlar. Bizi Aleviliğin özünden koparmaya çalışıyorlar. Biz kurum olarak ve Alevi halkı olarak tüm bu yapılanların farkındayız. Kimin ne olduğu ortaya çıkıyor. Nafile uğraşıyorlar” diye belirtti.

    “YAPILAN BİR NEVİ AJANLIK FAALİYETİDİR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Ali Aktaş ise devlet imkanları ile insan kaçakçılığına Diyanet İşleri Başkanlığının da dahil olduğuna işaret ederek, “Gri pasaport meselesi AKP’li belediyeler tarafından yapılan bir olaydır. Bunun diğer bir adı da insan kaçakçılığı. İnsanları, belediyeleri kullanarak yurtdışına gönderiyorlar. İlgili belediyeler yanlarındaki derneklerle yurtdışına ajanlarını gönderip, bir takım bilgileri öğrenip tekrar geri gelmelerini, bilgileri buraya aktarmalarını istiyorlar. Eğitim çalışması adı altında gidiliyor ama bir nevi ajanlık faaliyetidir. Buradaki sözde Alevi bir dernek AKP’li belediyelerle bağlantı kuruyor para karşılığı 20 bin euroya kadar para istiyorlar ve karşılığında gri pasaport veriyorlar. Gidenlerin çoğu dönmüyor” ifadelerini kullandı.

    “BU İŞLERİN HEPSİ DEVLET ELİYLE YAPILIYOR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı ve onun güdümündeki Alevi kurumlarının eli ile dönem dönem bir takım kişilerin Avrupa’ya gönderildiğini belirten Aktaş, bu yöntem ile Diyanet’in kendi Alevisini yaratmaya çalıştığına işaret etti. Aktaş, “Her dönem Alevilik ile ilgisi olmayan bir takım kişiler gönderiliyor. Diyanetle işbirliği halinde bu işlemler gerçekleştiriliyor. Diyanet kendi Alevi toplumunu yaratmaya çalışıyor. Alevileri asimile etmek istiyor. Bizim toplumumuzda ‘Dede’ deyince akan sular durur. Ama günümüzde Dedelik makamı da bir noktada eski geleneğinden uzaklaştı. Tabii ki herkesi aynı kefeye koyamayız. Bu gitme işlemlerini Cem Vakfı gibi devlete yakın kurumlar yapıyor. Bu kurumlar tamamen devletin Alevisi olmuş olan kurumlardır. 4 tane sözde Alevi olan kurum bu işi yapmış. 3 tane kurumun adı söyleniyor 4’üncüsü söylenmiyor. 4’üncüyü hatırlamadıklarını söylüyorlar. 15 yaşında bir çocuk ‘Alevi uzmanı’ diye götürülüyor. 15 yaşında bir çocuk annesinin babasının iradesi altındadır. Reşit bile değil bu çocuk, nasıl Alevi uzmanı olabilir? Bu çocuğa gri pasaportu nasıl vermişler? Belli ki devlet yetkilileri de bu işin içinde, devlet eliyle yapılmış işler bunlar” diye vurguladı.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Önlü’den gri pasaport tepkisi: Diyanet, hangi Alevi kurum ve vakıflarıyla bu projeyi yürütmüştür?

    Önlü’den gri pasaport tepkisi: Diyanet, hangi Alevi kurum ve vakıflarıyla bu projeyi yürütmüştür?

    Dersim’de 2018 yılında “Alevi Dedesi” adı altında gri pasaport verildikten sonra yurt dışına gönderilen 529 kişiden 20’sinin dönmediğini belirten HDP Milletvekili Alican Önlü, buna dair açılan soruşturmanın da takipsizlikle sonuçlandığını söyledi. 

    Malatya’da AKP yönetimindeki Yeşilyurt Belediyesi’nin geçen yıl Eylül ayında Mega Kilit GMBH isimli şirket üzerinden “Çevreye Duyarlı Bireyler Yetiştirmek Projesi” kapsamında Almanya’ya gönderdiği 53 kişiyle patlak veren insan kaçakçılığı, birçok AKP’li belediye tarafından organize edildiği ortaya çıktı. İnsan kaçakçılığının sadece Elazığ Arıcak, Baskil, Akçakiraz, Tokat Erbaa, Bursa Yıldırım, Balıkesir Gömeç, Adıyaman Gölbaşı, Burdur Yeşilova, Yozgat Yerköy, Urfa Suruç (kayyım) ve Ordu Korgan Belediyesi ile sınırlı olmadığı kaydedildi.

    DERSİM’DE ORGANİZE YAPI

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, konuya ilişkin yazılı açıklama yayınladı. AKP’li belediye başkanlarının, valilerin, savcıların, müftülerin, kurum yöneticilerinin, üst düzey devlet memurlarının da içerisinde yer aldığı organize bir kaçakçılık şebekesiyle karşı karşıya olduklarını belirten Önlü, Dersim’de 2018 yılında resmi hizmet pasaportuyla (Gri Pasaport) Alevi Dedesi adı altında yurt dışına 529 kişinin gönderildiğini, bu kişilerden 20’sinin geri dönmediğini kaydetti. Bu konuda Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un suç duyurusu sonrasında açılan soruşturmanın, 3 yılın sonunda takipsizlik kararıyla kapatıldığını söyledi.

    Önlü, “Dersim’e kayyum olarak atanan ve kendini ‘Hızır’ ilan ettiren Vali Tuncay Sonel döneminde gerçekleşen bu insan kaçakçılığının içerisinde vali yardımcıları, müftü, cemevi başkanı, devlet kurumları yöneticileri ve savcıların olduğuna dair ciddi iddialar gündeme gelmektedir. Atandığı günden itibaren valilik sıfatını bir kenara bırakarak, AKP il başkanı gibi hareket eden Tuncay Sonel döneminde, başka ciddi iddialarda gündeme gelmiş ancak soruşturma dahi açılmamıştır. Üniversitede kadın öğrencilerin üst düzey devlet memurlarıyla ilişkiye zorlandığı iddiaları, kentte esnaf kılığındaki uyuşturucu ve fuhuş çeteleri, emniyet ve askeri personelin karıştıkları suçlar, korucuların karıştıkları taciz ve tecavüzlere ilişkin soruşturmalar ya hiç açılmadı ya da gizlilik kararı verilerek üstü örtüldü. Bu son yaşanan olayda göstermiştir ki, Dersim’deki bu organize yapı en üst makamlar tarafından korunmaktadır” dedi.

    “İNANÇ YOZLAŞTIRILDI”

    Diğer bir hususun Alevilik inancının bu kirli ilişkiler ağıyla yozlaştırılması olduğuna dikkat çeken Önlü, şunları söyledi:

    “Ali Ekber Yurt’un suç duyurusu aynı zamanda bir itirafın da teşhir olması durumudur. Kayyum valiyi, cemevinde posta oturtan, Alevi inancı ve öğretisini sistem içinde eritme, erozyona uğratma politikalarının merkezi konumundaki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın muharrem sofralarına oturanlar, bir suç duyurusuyla kendi düşkünlüklerini de aklayamazlar. Dersim halkı, kurumları, ocakları bu şahsı iyi tanımakta ve kimlere hizmet ettiğini çok iyi bilmektedir.”

    Önlü, yaptığı açıklamasında, Dersim halkı adına şu soruları sordu:

    * Diyanet İşleri Başkanlığı ortaklığıyla Dersim’den kaç sözde Alevi Dedesi gri pasaportla yurt dışına gönderilmiştir? Bu dedeler hangi kriterlere göre kimlerin referansıyla seçilmiştir? Ocakların bu konudaki görüşü alınmış mıdır?

    *Yurt dışına gönderilecek dedelerin seçiminde kurulan komisyon kimin öncülüğünde kurulmuştur? Ali Ekber Yurt hangi vasıf ve donanımla bu komisyonda yer almıştır?

    *15 yaşında bir kişinin Alevi Dedesi olarak yurt dışına gönderilmesi kararının altında imzası olan, bu bilgiye sahip olan ve gerekeni yapmayan kamu görevlileri kimlerdir?

    *Hırsızlık, uyuşturucu kullanımı, tehdit ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlar işleyen kişiler nasıl olurda Alevi Dedesi sıfatıyla yurt dışına gönderilir? Açılan soruşturma nasıl takipsizlikle sonuçlanır?

    *Vali Tuncay Sonel ve yardımcıları, müftü ve dönemin savcıları hakkında insan kaçakçılığına karıştıkları için soruşturma neden başlatılmıyor?

    “MAHKUM ETMELİYİZ”

    Soruların yanıtsız bırakılacağını çok iyi bildiklerini ifade eden Önlü, “Dersim’de hak arama mücadelelerini, eylem ve etkinlikleri yasaklayan; soruşturmalarla, fişlemelerle, ajanlaştırma politikalarıyla toplumu sindirmeye çalışanların, yaşanan tüm kirli ilişkilerin açığa çıkarılmaması adına ellerinden geleni yapacağını biliyoruz. Bizler de Dersim halkı, kurumları, aydınları, yazarları ve siyasiler olarak yaşanan bu yozlaştırma politikalarını teşhir etmeli ve halk nezdinde mahkûm etmeliyiz” dedi.

    MECLİSE TAŞIDI 

    Önlü, aynı konuya ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlanması istemiyle Meclis Başkanlığı’na soru önergesi sundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül’den Soylu’ya gri pasaport tepkisi: Şimdi oh oh mu diyeceksin, vah vah mı?-VİDEO

    Bülbül’den Soylu’ya gri pasaport tepkisi: Şimdi oh oh mu diyeceksin, vah vah mı?-VİDEO

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ‘Alevilik’ adı altında Dersim’deki onlarca kişinin ‘Alevi Dedesi’ gibi gösterilerek hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilmesinin asimilasyon projesi olduğunu söyledi. Bülbül, “Süleyman Soylu bu suçun ortağıdır” dedi. 

    Son günlerde ülke gündemine art arda yansıyan AKP’li belediyeler aracılığıyla yurt dışına insan gönderildiği ve bunlardan birçoğunun iltica ettiği haberlerine Dersim de eklenmişti.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında görevlendirme adı altında aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişinin Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından ‘Dede’ oldukları onaylanarak yurt dışına gitmelerinin önünün açıldığı ve gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilen bu kişilerden bir kısmının ülkeye dönmediği ortaya çıkmıştı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın seçip gönderdiği fakat geri dönmeyen sözde “Alevi uzmanı” olarak tanımlanan bazı kişilerin de bu yolla yurt dışına iltica ettiğinin ortaya çıkmasına ilişkin HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, TBMM’de konuştu.

    Bülbül, AKP’li belediyeler ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu suçun ortağı olduğuna vurgu yaparak, “Süleyman Soylu’ya soruyorum; bizim belediyelere darbe yaptığını oh oh diyerek zil takarak oynadın ya, şimdi senin belediyelerinin yaptığı bu yolsuzluk ve rezalet karşısında oh oh mu diyeceksin, ah ah mı diyeceksin, vah vah mı diyeceksin?” dedi.

    “DİYANET, ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN KİŞİLERİ AVRUPA’YA YOLLUYOR”

    Devlet imkanları ile insan kaçakçılığına başka kurumların da aracı olduğu, bunların arasında Diyanet İşleri Başkanlığının da olduğunu ifade eden Bülbül,  “Malatya Yeşilyurt , Ankara Kızılcahamam, Elazığ Arıcak, Baskil, Ordu Korgan, Tokat Erbaa, Bursa Yıldırım ve son olarak Hatay Dörtyol belediyelerinde hukukla, adaletle ifade edilemeyecek yolsuzluklar ve hukuksuzluklar söz konusu. Bunun adına da ‘çevreye duyarlı birey yetiştirmek’ olarak koymuşlar. Aynı zamanda Diyanet’te gri pasaportla yurtdışındaki Alevileri asimile etmek için kendinden menkul görevlendirmeler yapıp bu kişileri oraya gönderiyor” diye konuştu.

    “SOYLU’YA SORUYORUM; OH OH MU DİYECEKSİN, VAH VAH MI DİYECEKSİN”

    Bülbül, TBMM’de yapılan bütçe görüşmelerinde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun HDP’li belediyeleri kayyım atanmasına ilişkin, “Ohhh! paralar PKK’ya gitmiyor, millete gidiyor. Oh, oh! Not alın not, not” ifadelerini hatırlatarak şöyle konuştu:

    “Süleyman Soylu’ya soruyorum; bütçe görüşmelerinde bizim belediyelere darbe yaptığını oh oh diyerek zil takarak oynadın ya şimdi senin belediyelerinin yaptığı bu yolsuzluk ve rezalet karşısında oh oh mu diyeceksin, ah ah mı diyeceksin, vah vah mı diyeceksin? 128 milyar dolar nerede, çalınan atlar nerede, yurt dışına gönderilen insanlar nerede? Bu hukuksuzluk karşısında niye susuyorsunuz? Söyleyin de insanlar artık rahat uyusun. Yurttaş politikanıza, yolsuzluğunuza ve bununla örtmek istediğiniz patatesinize, soğanınıza tepkili. Süleyman Soylu bu suçun ortağıdır”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Alevi kurumları ve kanaat önderleri yol düşkünlerini teşhir etmelidir’-VİDEO

    ‘Alevi kurumları ve kanaat önderleri yol düşkünlerini teşhir etmelidir’-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının yurtdışına devlet eliyle, gri pasaport ile insan kaçakçılığı yapılmasında kullanılmasını kınadığını ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Musa Kazım Engin, Alevi kurumlarına ve kanaat önderlerine yan yana gelmeleri ve ortak bir bildiri hazırlanarak yol düşkünlerinin teşhir etmesi çağrısında bulundu. Engin, Dersim Belediyesi’ne de cemevi yapması için çağrıda bulundu. 

    PİRHA, geçen hafta AKP’li Malatya-Yeşilyurt Belediyesi’nin Avrupa’ya insan kaçakçılığı yaptığını ortaya çıkarmasının ardından önceki gün de Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un dört Alevi kurumunun, Diyanetle protokol kapsamında önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla gönderildiğini ve karşılığında para alındığını PİRHA’ya anlatmasıyla kirli ilişkiler yumağı daha net görüldü.

    Alevi örgütleri, inanç önderleri ve milletvekillerinden konuya ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Kureyşan Ocağı evladı Musa Kazım Engin Dede, devlet eliyle yapılan insan kaçakçılığı girişimlerinin çok daha öncesinde bilindiğini belirterek, “Yurt dışına insan kaçırma” olayına Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un da karıştığının ortaya çıktığına dikkat çekti.

    “KURUMLARIMIZ BU KONUDA NET AÇIK BİR ÇİZGİ BELİRLEYEMEDİ”

    Devlet ve Diyanet politikası olarak yurt dışında yaşayan Alevi yurttaşlarımız için her yıl özellikle Muharrem ayında Gri Hizmet pasaportu verilmiş sözde dedelerin yurt dışına gönderildiğine işaret eden Engin, “Biz bunları yıllar öncesinde ortaya çıkarıp teşhir ettik. Üzerinden yıllar geçse de kurumlarımız bu konuda net açık bir çizgi belirleyemediler ve bir tavır gösteremediler” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI ORTAK BİR BİLDİRİ HAZIRLAYARAK YOL DÜŞKÜNLERİNİ TEŞHİR ETMELİDİR”

    Alevi kurumlarının yurtdışına devlet eliyle, gri pasaport ile insan kaçakçılığı yapılmasında kullanılmasını kınadığını ifade eden Engin, Alevi kurumlarına ve kanaat önderlerine yan yana gelmeleri ve ortak bir bildiri hazırlanarak yol düşkünlerini teşhir etmeleri gerektiğini söyledi. Engin ayrıca Dersim Belediyesi’nin de alternatif bir oluşuma yer tahsisi yapması ve Dersim’e cemevi yapması çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • ‘Diyanet, hangi Alevi Dernekleri ile işbirliği yapmıştır?’

    ‘Diyanet, hangi Alevi Dernekleri ile işbirliği yapmıştır?’

    PİRHA-CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ‘Alevilik’ adı altında Dersim’deki onlarca kişinin ‘Alevi Dedesi’ gibi gösterilerek hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderildiğini Meclis gündemine taşıyarak, “Diyanet İşleri Başkanlığı, hangi Alevi Dernekleri ile işbirliği yapmıştır ve bu derneklere ne kadar para aktarılmıştır?” diye sordu.

    Son günlerde ülke gündemine art arda yansıyan AKP’li belediyeler aracılığıyla yurt dışına insan gönderildiği ve bunlardan birçoğunun iltica ettiği haberlerine Dersim’de eklendi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında Dersim’de Newroz ve Hıdırellez görevlendirmesi adı altında aralarında çocuklarında bulunduğu yüzlerce kişinin Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından ‘Dede’ oldukları onaylanarak yurt dışına gitmelerinin önünün açıldığı ve gri hizmet pasaportuyla yurt dışına Alevi Dedesi olarak gönderilen bu kişilerden bir kısmının ülkeye dönmediği ortaya çıktı.

    “İLİMİZİN BÖYLE HASSAS BİR KONUDA YASA DIŞI ORGANİZASYONA ALET EDİLMESİ SİZCE DOĞRU MUDUR?”

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yazılı olarak yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi sunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, “AKP hükümetleri dönemince Alevi yurttaşlara dönük eşit yurttaşlık anlayışından uzak ayrımcı yönetim uygulamaları gün gibi ortada iken, büyük çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu Tunceli ilimizde, böylesi hassas bir konunun istismar edilerek yasa dışı bir organizasyona alet edilmesi sizce doğru mudur” diye sordu.

    CHP Milletvekili Şaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    “1-Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında organize edilen bir etkinlik kapsamında, bir grubun Alevi Dedesi gibi gösterilerek yurt dışına çıkarıldığı ve bunlardan bir kısmının ülkeye geri dönmediği iddiaları doğru mudur?

    2-Bu iddialar doğru ise bu gibi organizasyonlar ile yurt dışına toplamda kaç kişi gönderilmiş ve bunların kaçı ülkeye geri dönüş yapmamıştır? Bu kişiler arasında reşit olmayan kişiler var mıdır?

    3-Söz konusu yurt dışı gezisi kapsamında gerçekleştirilen mülakatta Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen bu şekilde gösterilmesine olanak sağlayan kamu yöneticileri hakkında idari bir soruşturma başlatılmış mıdır? Bu kişiler arasında FETÖ’den ihraç edilenler olduğu iddiaları doğru mudur?

    4-Yurt dışına gönderilenler arasında yer alanlardan 5 kişinin uyuşturucu, hırsızlık ve ihaleye fesat karıştırmaktan adli dosyaları olduğu 2 kişinin de örgüt üyeliği suçundan yargılandığı iddiaları gerçeği yansıtmakta mıdır? Eğer böyle ise haklarında bu gibi suçlamalar bulunan kişilerin yurt dışına çıkarılmasına neden göz yumulmuştur?

    5-Diyanet İşleri Başkanlığı, bu organizasyonu gerçekleştirebilmek için hangi Alevi Dernekleri ile işbirliği yapmıştır ve bu derneklere ne kadar para aktarılmıştır?

    6-AKP hükümetleri dönemince Alevi yurttaşlara dönük eşit yurttaşlık anlayışından uzak ayrımcı yönetim uygulamaları gün gibi ortada iken, büyük çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu Tunceli ilimizde, böylesi hassas bir konunun istismar edilerek yasa dışı bir organizasyona alet edilmesi sizce doğru mudur?”

    PİRHA/ANKARA

  • Özen, Cumhurbaşkanlığı’na sordu: Diyanet ‘Alevi’ uzmanlarını ne amaçla gönderdi?

    Özen, Cumhurbaşkanlığı’na sordu: Diyanet ‘Alevi’ uzmanlarını ne amaçla gönderdi?

    PİRHA-HDP Milletvekili Zeynel Özen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Tunceli’den seçip gönderdiği fakat geri dönmeyen sözde “Alevi uzmanı” olarak tanımlanan bazı kişilerin akıbetini sordu. Özen, “Diyanet Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Alevilerle ilgili bu görevlendirmeyi neye göre ve hangi kıstasları baz alarak yapmıştır?” dedi. 

    Son zamanlarda gündeme gelen belediyeler ve çeşitli kamu kurumları aracılığıyla alınan gri renkteki hizmet pasaportları aracılığıyla yurt dışına iltica edilmesini ve bu yöntemin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da kullanılmasını HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU AMA ÜZERİ KAPATILDI”

    Diyanet İşleri Başkanlığının Dersim’den seçip gönderdiği fakat geri dönmeyen sözde “Alevi uzmanı” olarak tanımlanan bazı kişilerin de bu yolla yurt dışına iltica ettiğinin ortaya çıkmasıyla ilgili konuşan Özen şunları dile getirdi:

    “İçlerinde 15 yaşında çocukların da dahil olduğu, Alevilikle ilgi ve bilgisine dair ciddi soru işaretleri olan bazı kişilerin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla, yurt dışındaki Alevi canlara inanç faaliyeti gerçekleştirmek için gönderildiği bildirilmiştir.

    Öte yandan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un kamuoyuna yansıyan bazı açıklamaları bu gezinin inanç boyutundan öte bir amaca hizmet ettiğini göstermiştir. Ali Ekber Yurt, 2018 yılında, yurt dışına gitmek isteyenlerin kendisine para vermeyi teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini sonrasında ise; aralarında madde bağımlıları dahil Alevilikle alakasız bazı kişilerin Diyanet İşleri Başkanlığı il temsilciliğine para vererek yurt dışına çıktıklarını öğrenince de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Yurt, ancak savcılığın olayı kapattığını, kovuşturmaya gerek görmediğini ifade etti.”

    Milletvekili Özen, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    -Cemevlerini bir ibadethane olarak tanımayan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin din dersleri ve cemevleri ile ilgili tamamı müspet yöndeki kararlarının uygulanmasına karşı çıkan Diyanet İşleri Başkanlığı, neden Avrupa’daki Alevilere sözde uzman gönderip Aleviliği öğretme ihtiyacı duymuştur?

    -Bu sözde uzmanların gönderildiği Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde, cemevlerinin zaten hâlihazırda ibadethane olarak tanındığını ve Aleviliğin okullarda ders olarak okutulduğunu bilmiyor mudur?

    -Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Alevilerle ilgili bu görevlendirmeyi neye göre ve hangi kıstasları baz alarak yapmıştır?

    -Diyanetin gönderdiği bu kişilerin akıbetine dair herhangi bir bilgi mevcut mudur? Kaç tanesi geri dönmeyip iltica etmiştir?

    -Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un iddiaları doğrultusunda ücret karşılığında gönderildiği söylenen kişilerin Diyanet İşleri Başkanlığındaki bağlantıları kimlerdir?

    -Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı bazı yetkililerin bu yurtdışına yapılan insan kaçakçılığında ücretli aracılık yapıldığına dair iddialar araştırılmış mıdır? Araştırılmadıysa bugüne kadar yapılan birçok suç duyurusuna rağmen neden araştırma ihtiyacı duyulmamış ve bunda sorumluluğu olan yetkililerin yargılanmasının önü açılmamıştır?

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Cumhurbaşkanlığı’na sordu: Hangi Alevi vakıf ve derneklerle protokol yapılmıştır?

    Cumhurbaşkanlığı’na sordu: Hangi Alevi vakıf ve derneklerle protokol yapılmıştır?

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu kısa bir süre önce kamuoyuna yansıyan gri pasaport aracılığıyla yapılan ve Diyanet’e uzanan insan kaçakçılığının Alevi boyutuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı’na soru önergesi verdi. Kenanoğlu soru önergesinde “Diyanet İşleri Başkanlığınca hangi Alevi vakıf veya dernekleri ile sözde Aleviliği yurtdışında doğru anlatma projeleri üzerinden protokol yapılmıştır?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu kısa bir süre önce kamuoyuna yansıyan gri pasaport aracılığıyla yapılan ve Diyanet’e uzanan insan kaçakçılığının Alevi boyutuyla ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu soru önergesinin gerekçesinde şunları aktardı:

    “Malatya Yeşilyurt Belediyesi aracılığı ile gri pasaportla yurtdışına giden 43 kişinin Türkiye’ye geri dönmediği haberlerinden sonra öğrenildiği kadarıyla Elazığ Akçakiraz ve Urfa Ceylanpınar belediyelerinde de devlet imkanları ile yurtdışına çıkanların bir daha geri dönmediği bir nevi devlet kurumlarının insan kaçakçılığına alet olduğuna ilişkin bilgiler çorap söküğü gibi ortalığa saçılmıştır.

    Diğer yandan devlet imkanları ile insan kaçakçılığına başka kurumlarında aracı olduğu bunların arasında Diyanet İşleri Başkanlığının da olduğu kamuoyuna yansımıştır.

    Diyanet İşleri Başkanlığının yurtdışında yaşayan Alevi vatandaşlarımıza sözde doğu Aleviliği anlatmak için bazı Alevi vakıfları veya derneklerle protokol imzalayarak aralarında 15 yaşında çocuklarında bulunduğu kişilere “Alevi uzmanı/dedesi” adı altında gri pasaport sağlayarak yurtdışına gönderilmelerine aracılık ettiği anlaşılmaktadır.

    İşin görünmeyen tarafı ise Diyanet, Belediye veya başka devlet kuruluşlarının uydurma projelerle Avrupa’ya geçmek isteyen insanlara hizmete özel gri pasaport hazırlayarak ve binlerce Euro karşılığında insan kaçakçılığına aracılık ettiği iddialarıdır.

    Bu hususta 23 Mart 2018 tarihinde Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürü Yayma ve Yardımlaşma Derneği tarafından savcılığa yapılan suç duyurusundan ise bir sonuç çıkmadığı, kovuşturmaya gerek görülmediği ve takipsizlik kararı verilerek olayın üstünün kapatıldığı belertilmektedir.”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması için şu soruları yöneltti:

    1- Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile yurtdışına gönderilen sözde “Alevi uzmanı” kişi sayısı kaçtır ve bunların kaçı geri dönmemiştir?

    2- Diyanet İşleri Başkanlığında insan kaçakçılığına aracılık ettiği iddia edilen sorumlular hakkında bir işlem yapılmış mıdır?

    3- Diyanet İşleri Başkanlığında insan kaçakçılığını para karşılığı yapanlar kurumunuzca da tespit edilmiş midir? Tespit edilmişse haklarında ne gibi işlem yürütülmüştür?

    4- Diyanet İşleri Başkanlığınca hangi Alevi vakıf veya dernekleri ile sözde Aleviliği yurtdışında doğru anlatma projeleri üzerinden protokol yapılmıştır?

    5- Diyanet İşleri Başkanlığınca hangi illerden bu projeler kapsamında yurt dışına insan gönderilmiştir?

    PİRHA/ ANKARA

  •  ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

     ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

    PİRHA- Diyanet’in dört Alevi kurumu ile imzaladığı protokol kapsamında aralarında 15 yaşındaki çocukların da bulunduğu şahısları “Alevi uzmanı” diye Avrupa’ya gönderdiği ortaya çıktı. Diyanet’e yakın isimlerden Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, bu dört Alevi kurumunun ismini PİRHA’ya açıkladı. Yurt, Diyanet’in bu kurumların önerdiği isimleri yurt dışına gönderdiğini ve karşılığında para alındığını söyledi. 

    Geçen hafta, Malatya Yeşilyurt’ta, belediye aracılığıyla, “hizmete özel” pasaportla yurtdışına gidenlerin bir daha Türkiye’ye dönmediği anlaşıldı. Elazığ Akçakiraz, Urfa Ceylanpınar’da da devletin kurumlarının insan kaçakçılığı için kullanıldığı gözler önüne serildi.

    Cemevlerini kırmızı çizgisi olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine yakın duran İslamcı Alevi kurumlarının önerdiği “dedeleri” gri pasaportla Avrupa’ya gönderdiği biliniyor.

    Diyanet aracılığıyla kaçak olarak yurt dışına gidenler arasında çocuklar da var. Peki bu çocuklar kimler, hangi kurumlar aracılığıyla Diyanet’e ulaştılar?

    15 yaşında bir çocuğun bile ‘Alevi uzmanı’ sıfatıyla yurt dışına kaçırılmasının arkasında kimler var?

    Bugün (19 Nisan 2021) Cumhuriyet’te sürmanşetten Barış Terkoğlu imzasıyla çıkan “Diyanet pasaportlu 15 yaşındaki dede” başlıklı yazıda yer alan bilgiler doğrultusunda Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’u aradık.

    Kendi adı da gri pasaportlu dede olarak anılan ancak bunu reddeden Tunceli Cemevi Başkanı Yurt, Diyanet aracılığıyla giden Alevilerin kim oldukları ve nasıl gittikleri, hangi kurumlara bağlı oldukaları konularında PİRHA’ya bilgiler verdi.

    15 yaşında bir çocuğa nasıl dede sıfatı verildiğini sorduğumuz Yurt, çocuğun dede olarak değil ‘Alevi uzmanı’ olarak gönderildiğini söyledi.

    Ali Ekber Yurt, 2018 yılında, yurt dışına gitmek isteyenlerin kendisine para vermeyi teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini sonrasında ise Diyanet’e para vererek yurt dışına çıktıklarını öğrenince de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Yurt, ancak savcılığın olayı kapattığını, kovuşturmaya gerek görmediğini kaydetti.

    Diyanet aracılığıyla yurt dışına kaçırılan bu kişilerin hangi Alevi kurumlarına mensup olduklarını sorduğumuz Yurt, dört tane Alevi kurumu olduğunu ifade etti.

    İşte Ali Ekber Yurt’un sorularımıza verdiği yanıtlar:

    HANGİ ALEVİ KURUMLARI DİYANET İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE?

    PİRHA: Aralarında çocukların da olduğu insanları Diyanet aracılığıyla yasa dışı Avrupa’ya gönderen dört Alevi derneği hangileri?

    ALİ EKBER YURT:  Biri yurt dışı kaynaklı. Üçü de yurt içinde. Yurt dışında olan Avrasya Alevi İslam Birliği. Yurt içinde ise Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Ben 2018’de yargıya taşıdım. Burada amacın dışında işler yapıldığını, amacın istismar edildiğine dair ihbarda bulunmuştum.

    Kimin hakkında suç duyurusunda bulunmuştunuz?

    Bana karşı tehditler oldu. Hem de bu insanları gönderenler hakkında. Bu insanlara bu belgeleri düzenleyenler, bunları görevlendirenler hakkında suç duyurusunda bulundum.

    Peki dava sürüyor mu?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair 3 yıl sonra bir karar geldi. Eski Başsavcı dosyayı tamamen kapatmış galiba. Yeni gelen Başsavcı da mecburen cevap vermek zorunda kalmış.

    Ama Diyanet her zaman gri dedeler gönderiyor yurt dışına zaten. Hatta sizin adınız da geçiyor gri dede olarak. 

    Evet. Avrasya Alevi İslam Birliği beni Avrupa’ya davet etti. Ben gri değil yeşil pasaportluyum. Ama gitmedim.

    Aynı Diyanet sizleri gönderiyor fakat bu tarz insan kaçakçılığı da yapmış demek ki!

    Ben o yüzden gitmedim. ‘Bu hoş bir şey değil, ben buna alet olamam’ dedim ve gitmedim.

    Aleviler Diyanet’e bulaşırsa böyle şeyler yaşanıyor ne dersiniz? Hala Diyanet ile ilişki içinde misiniz?

    Her zaman her kurumda yasa dışı, ahlak dışı şeyler yaşanabilir. Bu geneli bağlamaz. Burada sorumlu olan kamu görevlisi kimse hukuk önünde hesap vermesi gerekir. Bir iki olayla bütün bir kurumu imha etmek doğru değil.

    Ancak suç duyurunuzda kovuşturmaya gerek görülmemiş. Diyanet’e ve bu yapılan insan kaçakçığılığına sahip çıkılmış. 

    Ben Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderdim. Başkanlık bu olayı bitirdi. Beni dikkate aldılar. Üç beş tane bürokratın bu işi istismar etme olayıdır. Bütün bir Diyanet’i kötülemeye yetmez.

    “HAKSIZ KAZANÇ VAR İHBAR ETTİM”

    Diyanet bu yasa dışı işi yapanlara ses çıkarmamış, hem de hukuk bir şey yapmamış. Burada bir çelişki yok mu?

    Şu anda soruşturmalar yürüyecek. Belki zaman içinde bahsedilmiştir. Belki gelip geçicidir.

    Bu çok önemli değil mi? Bir suç değil mi? 

    Önemli olduğu için gidip ihbar ettim. Çünkü çok haksız kazançlar var bu işte.

    Hala devam ediyor mu bu yasa dışılık?

    Avrupa’ya dede gönderme olayı Diyanet’ten alındı, şu anda Avrupa Türk Toplulukları Birliği yürütüyor.

    Hala insan kaçakçılığı var mı, biliyor musunuz?

    Benim burada taraf olmamın sebebi şu: İnsanlar gelip bana paralar teklif ettiler. Bizi de gönderin, dediler.

    Yurt dışına gitmek isteyenler neden size geldiler?

    Benim alakam yok dedim. Ben yurt dışına kimseyi göndermiyorum, dedim. Ben de bu merak uyandırdı. Konuyu araştırdım. Dede olmayanların da dede olarak gönderildiğini, bunun karşılığında ciddi paralar alındığını öğrendim. Sonra da suç duyurusunda bulundum. Çünkü bildim ki gün gelir bu iş benim başıma patlar. Tunceli’de herkes “cemevinden yurt dışına dede gönderiliyor” diyordu.

    Siz kendinizi aklamak için mi suç duyurusunda bulundunuz?

    Kendimi aklamak değil. Benim bu işle alakam olmadığını söyledim. Ne söylesen farklı algılanıyor. Benim devlete sadakatım noktasında zerre çekincem yok. Devletin, Diyanet’in içinden bir kaç bürokratın bulaştığı bir iştir.

     Üç beş bürokrat dediklerinize dokunulmamış, görevlerine devam ediyorlar. 

    Nereden biliyorsunuz. Suçlular belki cezasını alır.

    Siz takip ediyorsunuz. O bürokratlara ne zaman, nasıl dokunulacak?

    Ayrıntılara girmek istemiyorum.

    15 YAŞINDA ÇOCUK NASIL GÖNDERİLDİ?

    15 yaşında gönderilen çocuk dede olarak mı gönderildi?

    Çocuk dede olarak değil uzman olarak gönderilmiş. Dede kelimesi yasak Tekke ve Zaviyeler Kanunu sebebiyle. Bunlar Aleviliği Avrupa’da anlatmaları için uzman olarak gönderiliyorlar.

    Peki bu çocuklar da dahil gönderilen şahıslar kim? Hangi kuruma üyeler ya da mensuplar?

    Diyanet, dört Alevi kurumuyla protokol yapmış. Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Bu kişilerin isimlerini bu dernekler veriyor. Diyanet de bunların pasaportlarını hazırlıyor, resmi işlemlerini hallediyor. Diyanet’in de bunları soruşturması lazım. 15 yaşında reşit olmayan bir çocuğu nasıl gönderirsiniz. Ama ben o zaman anlatamadım.

    Görüyorum ki Diyanet’e yakın bir isim olarak siz de isyan etmişsiniz. Demek ki o kadar vahim durum. 

    Ben her konunun diyalogla çözülmesinden yanayım. Diyanet’e bir bütün olarak karşı değilim. Bazı kurumlara bakış açım farklı.

    Bu sözünü ettiğiniz 4 kurum da İslamın özü olduklarını iddia eden kurumlar öyle değil mi? 

    Zaten İslam dışıyız diyen derneğin Diyanet ile ne işi var.

    Yani Diyanet ile ilişkileri sıkı bunların. Acaba sizin bu dört dernekle yakınlığınız, ilişkiniz nasıl?

    Cem Vakfı ile özellikle Malatya temsilcileriyle görüşürüm. İzzettin Doğan dede ile görüşürüm ara ara. Severim de kendisini.

    Cumhuriyet’e verdiğiniz bilgilerde diyorsunuz ki “İnceledik, giden birçok kişinin dedelikle, Alevilik uzmanlığıyla alakası yok. Devletin pasaportuyla gitmişler ve orada kalmışlar, dönmemişler. Mesela birinin PKK davasında 24 yılla yargılandığını gördük ve mahkemesi sonuçlanmak üzereydi.” Elinizde belgeniz yok ama kesin bilgi gibi konuşmuşsunuz? Peki bu kişi bu saydığınız derneklerden hangisine mensup?

    Bu kişi hiç bir derneğe mensup değil. Tunceli’nin bir köyünde yaşıyor. Bizim yönetimde olan birinin amcasının oğlu. ‘Örgüt üyeliğinden yargılanıyor’ dedi.

    Hiç bir kanıt olmadan, birinin söylemi üzerinden söylüyorsunuz. 

    Ceza almış. Mahkemesi temyizdeymiş.

    Ancak hala suçlu değil, tutuklu da değil. Temyizde. 

    Bu adam dedelik vasfı da taşımıyor.

    Aynı diğerleri gibi, 15 yaşındaki çocuk gibi dedelik vasfı taşımıyor demek ki. Dışarıda bu kişi. 

    Madde bağımlıları var gönderilenler arasında. Bunlar Alevi dedesi, uzman diye gönderiliyor.

    Diyanet’in bu yaptığı korkunç, suç. Diyanet’e tepki vermeniz gerekmez mi?

    Mahkemeye verdim.

    Hani sonuç nedir? Kovuşturmaya bile gerek görülmemiş. Bu karara neden itiraz etmediniz? 

    Toplumun vicdanına bıraktık.

    Nilgün METE/ PİRHA 

     

  • Ağbaba: İnsan kaçakçılığı AKP’li belediyeler eliyle tüm Türkiye’ye yayılmış durumda

    Ağbaba: İnsan kaçakçılığı AKP’li belediyeler eliyle tüm Türkiye’ye yayılmış durumda

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, “AKP’li belediyeler eliyle yurt dışına götürülen kişiler” hakkında araştırma önergesi verdi. Ağbaba, “İnsan kaçakçılığı AKP’li belediyeler eliyle tüm Türkiye’ye yayılmış durumda” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “AKP’li belediyeler eliyle yurt dışına götürülen kişiler” hakkında araştırma önergesi verdi. Yeşilyurt Belediyesi’nden yurt dışına gidenlerin listesini açıklayan CHP’li Ağbaba, Elazığ Arıcak, Akçakiraz, Baskil; Ordu Korgan, Tokat Erbaa, Bursa Yıldırım gibi belediyelerde de toplu ilticaların yapıldığını ve bu konunun Meclis tarafından araştırılması gerektiğini söyledi.

    Toplu ilticaların araştırılması için Meclis Başkanlığı’na önerge veren ve konunun tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini ifade eden CHP’li Ağbaba, “Geçtiğimiz hafta Malatya Yeşilyurt Belediyesinde ortaya çıkardığımız insan kaçakçılığı skandalı bugün itibariyle tüm Türkiye’nin sorunu haline geldi. Malatya’da vali yardımcısıyla dört kamu çalışanının görevden alınması, Elazığ’da Akçakiraz Belediye Başkanı’nın itirafları, her gün ortaya çıkan yeni bilgi, belge ve haberler, durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi. Her gün onlarca şikâyet ve ihbar maili alıyoruz. İşin içinde ciddi meblağlarda para olduğunu, her şeyin belediye imkânları kullanılarak organize edildiğini, derneklerin ve şirketlerin paravan olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu yasadışı uygulama AKP’li belediyeler eliyle tüm Türkiye’ye yayılmış durumda” dedi.

    Ağbaba’nın hazırladığı araştırma önergesinde şu ifadeler yer aldı:

    “DEVLET İMKANLARI KULLANILARAK İNSAN KAÇAKÇILIĞI YAPILDI”

    “Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile “kamuya yararlı dernek” statüsünde bulunan mahalli idare dernekleri kişi, dernek, şirket, vakıf vb. kuruluşlar tarafından kurs, seminer, inceleme gezisi vb. amaçlarla yurtdışında düzenlenen programlar için personel görevlendirebilmektedir. Son iki yılda belediyelerin bu kapsamda belediye meclisinden karar alarak yapmış olduğu görevlendirmelerin amacı dışında olağandışışekilde farklıçıkarlar doğrultusunda gerçekleştirildiği görülmüş ve bu konu gerek basında gerek kamuoyunda “devlet imkânları kullanılarak insan kaçakçılığı yapıldığına” yönelik ciddi tartışmalara neden olmuştur.

    “ORDU KORGAN BELEDİYESİ DE AYNI ARACI ŞİRKETLE 53 KİŞİ GÖNDERMİŞTİR”

    Belediye ve devlet imkanları kullanılarak yurtdışına insan kaçırıldığına dair en önemli iddiayı Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin Belediye Meclisi kararıyla 15-27 Eylül 2020 arasında “Çevreye Duyarlı Bireyler Yetiştirmek” projesi kapsamında Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği üyelerini Almanya’nın Hannover şehrine göndermesi oluşturmaktadır. Bu teknik gezi kapsamında Almanya’ya gönderilen 45 kişilik heyetten belediye başkan yardımcıları dışında 43’ünün yurda dönmediği anlaşılmıştır. Bu konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı müfettiş görevlendirmesine ve Malatya Valiliği ve ilgili belediye tarafından açıklama yapılmasına rağmen kamuoyunu tatmin edici bir yanıt alınamamıştır. Benzer şekilde, Ordu Korgan Belediyesi de 25 Temmuz-15 Ağustos 2020 tarihleri arasında yine aynı aracışirket, isim ve amaç doğrultusunda yine Almanya’nın Hannover şehrine Korgan Muhtarlar Derneği aracılığıyla 53 kişiden oluşan heyet göndermiştir. Adı geçen dernek yöneticileri, belediye tarafından “dernek üyesi” sıfatıyla yurtdışına gönderilen bu kişileri tanımadığı da yine basında yer alan haberlerde görülmüştür.

    “GRİ HİZMET PASAPORTU ALINIYOR”

    Aynışekilde Elazığ Arıcak ve Baskil belediyelerinin de derneklerle yapmış olduğu proje kapsamında farklı tarihlerde onlarca dernek üyesini Almanya’ya gönderdiği ortaya çıkmıştır. Elazığ Üçocak ve Bursa Yıldırım belediyelerinde Malatya Yeşilyurt Belediyesi ile aynı yöntemle Almanya’nın değişik şehirlerine vize gerektirmeyen hizmet pasaportu/gri pasaportla yüzlerce insanın Avrupa’ya kaçırıldığı yine basında yer almıştır. Belediye aracılığıyla yurtdışına gönderilen isimler için ilgili devlet kurumlarına gri-hizmet pasaportu alındığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu durum devlet imkanlarıkullanılarak yurtdışına insan kaçırıldığı iddiasını güçlendirmektedir.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yeşilyurt’ta Vali yardımcısı, Nüfus müdürü ve 2 kamu görevlisi görevden alındı

    Yeşilyurt’ta Vali yardımcısı, Nüfus müdürü ve 2 kamu görevlisi görevden alındı

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı, Malatya’da AKP’li Yeşilyurt Belediyesi ile bir dernek arasındaki protokol kapsamında hizmet pasaportu verilerek yurt dışına giden bazı kişilerin geri dönmemesi ile ilgili soruşturma başlattığını açıklayarak ilgili vali yardımcısını, Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürü’nü ve 2 kamu görevlisini olayda sorumlulukları bulundukları tespit edilerek görevden alındıklarını belirtti.

    İçişleri Bakanlığı, Malatya’da Yeşilyurt Belediyesi tarafından Almanya’ya gönderilen 43 kişinin geri dönmemesi üzerine soruşturma başlatıldığını bildirdi.

    Bakanlık yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında ilgili Malatya Vali Yardımcısı ve 3 kişinin görevinden uzaklaştırıldığını, bugün itibarıyla benzeri biçimde belediye aracılığıyla yurt dışı çıkışları önlemek için bu kişilere hizmet pasaportu verilmesinin durdurulduğunu ifade etti.

    “SORUMLULUKLARI BULUNDUĞU DEĞERLENDİRİLDİ”

    Yeşilyurt Belediyesi ile bir dernek arasında düzenlenen protokol uyarınca ‘çevre duyarlılığını geliştirme’ konulu proje kapsamında, hizmet damgalı pasaport alarak yurt dışına giden bazı kişilerin yurda dönmediğine dair iddiaların, Malatya Valiliğince Bakanlığa intikal ettirildiği belirtilerek;

    “Bakanlığımızın 12 Mart 2021 tarihli onayı ile mülkiye müfettişi görevlendirilerek, soruşturma başlatılmıştır. Elde edilen bilgi ve bulgularda; Yeşilyurt Belediyesi görevlilerinin, işbirliği projeleriyle ilgili meclis kararı alınması, pasaport alacak kişilerin belirlenmesi, pasaport başvurularının alınması ve ilgili makamlara iletilmesi; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün, söz konusu belediyenin talebinin alınıp incelemesi ve Nüfus Müdürlüğüne iletilmesi; Nüfus Müdürlüğünün hizmet pasaportlarının hazırlanmasında; vali yardımcısının ise vali uhdesinde olan onay işlemini kendisinin gerçekleştirmesi sebebiyle sorumluluklarının bulunduğu değerlendirilmiştir.

    Bu sorumluluklar çerçevesinde başlatılan soruşturma tüm yönleriyle devam etmektedir. Soruşturmada bu aşamada sorumlulukları bulunduğu değerlendirilen ilgili Vali Yardımcısı ile Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürü, Bakanlığımızca; 2 kamu görevlisi de valiliklerince olmak üzere 4 personel görevden uzaklaştırılmıştır.” denildi.

    İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Soruşturma sonucunda; İçişleri Bakanı tarafından Belediye Başkanı ve diğer belediye görevlileri hakkında, İl Valisi tarafından da Vali Yardımcısı ve diğer kamu görevlileri hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca karar verilecektir. Ayrıca devlet memuru olan görevliler hakkında disiplin yönünden de işlem tesis edilmektedir.” bilgilendirmesi yapıldı.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • Ağbaba: AKP’li belediyeler insan kaçakçılığı acentasına dönüştü!

    Ağbaba: AKP’li belediyeler insan kaçakçılığı acentasına dönüştü!

    PİRHA-CHP’li Veli Ağbaba, Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin 43 kişiyi yurtdışına götürdükten sonra akıbetleri hakkında açıklama yapmamasını bir kez daha gündeme getirdi.AKP’li belediyeler insan kaçakçılığı acentasına dönüştü” diyen Ağbaba, benzer vakaların 3 AKP’li belediyede daha yaşandığını aktardı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin 43 kişiyi yurtdışına kaçırması skandalının ardından AKP’li üç belediyenin daha yurtdışına insan gönderdiğini iddialarını gündeme getirdi.

    Veli Ağbaba, “insan kaçakçılığı” skandalını ortaya çıkmasının ardından konuyu tüm yönleriyle araştırdıklarını ve AKP’li Arıcak, Baskil ve Korgan belediyelerinin de aynı taktikle yurtdışına insan yolladığını iddia etti.

    “İNSAN KAÇAKÇILIĞI OLDUKÇA KAZANÇLI BİR SEKTÖR”

    Malatya Milletvekili Veli Ağbaba konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “AKP’li belediyeler insan kaçakçılığı acentasına dönüşmüş durumda. Malatya’da belediye meclis üyelerimizin ortaya çıkardığı insan kaçakçılığı skandalının ardından AKP Elazığ Arıcak ve Baskil belediyeleri ile Ordu Korgan Belediyesi’nin yurtdışına onlarca kişiyi gönderdiğine ilişkin güçlü iddialar var. Hatta Ordu Korgan Belediyesi’nin tıpkı Yeşilyurt’taki gibi Ersin Kilit isminin davetiyle ve Mega Kilit şirketinin aracılığıyla Almanya’ya insan gönderdiğini öğrendik. Üstelik projenin amacı da Yeşilyurt’takiyle aynı: ‘Çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek’. Anlaşılan o ki, AKP’li belediyelerde insan kaçakçılığı oldukça kazançlı bir sektöre dönüşmüş durumda. Kim bu işten ne kadar para kazanıyor, bilmiyoruz. Gönderilen kişiler kim, onu da bilmiyoruz. İçişleri Bakanlığı, ilgili Valilikler ve belediyelerden henüz kamuoyunu tatmin edecek bir yanıt alamadık. ‘Müfettiş görevlendirdik’ diyerek konunun üzerini kapatmaya çalışıyorlar.

    “YURT DIŞINA KAÇAN HERKESİN HİZMET PASAPORTU VAR!”

    Belediyeler valiliklere başvuru yapıyor, herkese gri hizmet pasaportu veriliyor. Gazetecilere, öğrencilere, muhaliflere yurtdışına çıkış yasağı koyanlar, en ufak bir şeyde ev hapsine yollayanlar, devlet imkânlarını kullanarak istediğini yurtdışına gönderebiliyor. Elimizde dört belediye ve üç farklı dernek ismi var. Almanya’daki aracı firmaları, aracı kişileri henüz tanımıyoruz. Ersin Kilit’in Habertürk’ten Sevilay Yılman’a bir röportajı var, ‘hiçbir şeyden haberim yok’ diyor. Eski Servi Belediye Başkanı Ali Ayrancı adlı şahısla irtibat kurulamıyor. Kim bu kişiler, bu işten ne kadar para kazanıyorlar, gönderdikleri kişilerin terörle iltisağı var mı, tüm bunlar yanıtlanmadan ve devlet imkânlarını kullanan sorumlular cezalandırılmadan bu konunun peşini bırakmayacağız.

    ALMANYA’DA ACİL SORUŞTURMA AÇILMIŞ!

    Almanya, insan kaçakçılığı iddialarına hemen soruşturma başlatmış. Bunu gazetecilerden ve Ersin Kilit’ten öğreniyoruz. Almanya’nın gösterdiği bu hassasiyeti, kendi devletimizden de bekliyoruz. İsmi geçenlerin yeri yurdu belli, giden kişilerin isimleri devlet kayıtlarında var. Üzerine vazife olmayan her konuda açıklama yapan Süleyman Soylu nerede? Her fırsatta CHP’li belediyelere ve partimize hakaretler savuran Soylu’nun bu sessizliği de bizim için anlamlı. Konuya ilişkin soru önergemiz var, bugün Meclis’e araştırma önergemizi de vereceğiz. Onlar konuyu kamuoyundan gizlemeye çalışsınlar, biz, CHP olarak bu iddiaları sonuna kadar araştıracağız. Kim varsa işin içinde, hele işin içinde suçluların yurtdışına çıkarılması gibi bir durum varsa bunu da tüm ayrıntılarıyla kamuoyuyla paylaşacağız. Buradan cumhuriyet savcılarına da suç duyurusunda bulunuyoruz. Belediyeler AKP’nin çiftliği değil, her isteyen devlet imkânlarını kullanarak elini kolunu sallayarak yurtdışına kaçamaz. Muhalif belediyelerin yetkilerini tırpanlamak için Ali Cengiz oyunlarıyla yasayı dolananlar, bu iddialar karşısında sessiz kalamazlar. Gazeteciler, öğrenciler, muhalifler için ülkeyi yarı açık cezaevine çevirenler, maddi çıkarlarla yurtdışına insan taşıyamaz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Veli Ağbaba: 43 kişi nerede? Malatya Valiliği, İçişleri Bakanlığı nerede?-VİDEO

    Veli Ağbaba: 43 kişi nerede? Malatya Valiliği, İçişleri Bakanlığı nerede?-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, AKP’li belediyenin Almanya’ya gönderdiği 43 kişinin geri dönmemesi olayını gündeme getirdi. Veli Ağbaba Yeşilyurt Belediyesi, belediye imkânlarını kullanarak 43 kişiyi yurtdışına kaçırdı” dedi. Ağbaba, hazinede kaybolan 128 milyar dolar hakkında da “Recep ayrı Tayyip ayrı Erdoğan ayrı açıklama yapıyor” ifadelerini kullandı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP Malatya İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Yeşilyurt Belediye Meclis üyeleriyle ortak basın toplantısı düzenleyen Ağbaba, Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin belediye imkânlarını kullanarak 43 kişiyi Almanya’ya iltica ettirdiğini söyleyerek “43 kişi nerede, Vali nerede, İçişleri Bakanı nerede?” diye sordu.

    “43 KİŞİYİ KAÇIRDINIZ MI?”

    Basın toplantısında söz alan CHP Yeşilyurt Belediye Meclis Grup Başkanvekili Günnur Tabel “Yeşilyurt Belediyesi geçtiğimiz yıl Şubat ayında iki belediye başkan yardımcısının Almanya’ya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği’yle beraber gideceğini ve orada bir proje kapsamında teknik bir gezi yapılacağı kararını aldı. Belediye Başkanımız daha sonra dernekle bir protokol imzalıyor, hizmet pasaportu çıkarılıyor. Yurtdışına 45 kişiyle gidiliyor; ancak yalnızca iki belediye başkan yardımcısı geri dönüyor, diğer 43 kişi dönmüyor. Biz bunu Başkana sorduğumuzda hiçbir açıklama yapılmadı. Eğer bir belge varsa önümüzdeki ay size yazılı yanıt veririz denildi. Biz soruyoruz, bu protokolün içeriği nedir, bu kişiler kimlerdir, bunları kaçırdınız mı?” dedi.

    “BELEDİYE, İMKÂNLARINI KULLANARAK 43 KİŞİYİ YURTDIŞINA KAÇIRDI!

    CHP’li Ağbaba da, Yeşilyurt Belediyesinin suç işleyerek insanları yurtdışına kaçmasına aracılık ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “CHP Yeşilyurt Belediye Meclis üyelerimiz bir soru önergesi vererek 43 kişi nerede diye sordular. Belediye Başkanı Mehmet Çınar, sanki babasının çiftliği gibi belediye yönetiyor, bu sorulara cevap vermiyor. Tam 7 ay geçti bu konunun üzerinden. 7 aydır kamuoyundan gizlenen bir olay. Ortada bir suç var. Eğer belediye meclisi olmasaydı bu olay ortaya çıkmazdı. 43 kişiyi neden Almanya’ya gönderdi? Bunun içinde para var mı? Bu araştırılsın. İşin içerisinde mutlaka para var, örgüt bağlantısı var. Bu kişiler FETÖ’cü mü? Bunun da aydınlatılması lazım.

    YEDİ YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN SOSYAL MEDYASINI TAKİP EDEN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI NEREDE?

    Yeşilyurt Belediyesi AK Parti’nin çiftliği gibi yönetiliyor. 43 insanın yurtdışına iltica etmesine aracılık yapıyor. Belediyeye temizlik görevlisi alırken yakınlarına bakıyorsun, akrabalarına bakıyorsun, AK Parti’ye üye mi diye bakıyorsun. Ortada ciddi bir suç var. Dernek başkanı bu insanları tanımıyorsa niye üye yaptı. Belediye Meclisi üyelerimiz bu konuyu gündeme getirmeseydi üç maymunu oynamaya devam edeceklerdi. 43 kişi nerede? Malatya Valiliği nerede? Yedi yaşındaki çocuğun sosyal medyasını takip eden İçişleri Bakanlığı nerede? Önümüzdeki günlerde TBMM’de de bu konuyu gündeme getireceğiz.

    AYIBI ORTAYA ÇIKARAN CHP’Lİ ÜYELERİN SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ!

    “Belediye Başkanı hem suçlu hem güçlü. Ama CHP Belediye Meclis üyelerinin sayılarını düşürüyorlar. CHP’li belediye meclis üyeleri senin ayıbını ortaya çıkarmış ama bunlar bizim üyelerimizin komisyondaki sayımızı düşürüyor. Daha önce beş olan komisyon üye sayısı dörde düşürülüyor. Yazıklar olsun sana ey Başkan. Sizin ipliğinizi pazara çıkaracağız. Savcıları da göreve davet ediyoruz. Yarın belediye meclis üyelerimiz de suç duyurusunda bulunacak. Biz de bu işin peşini bırakmayacağız.”

    “RECEP AYRI TAYYİP AYRI ERDOĞAN AYRI AÇIKLAMA YAPIYOR!”

    Milletvekili Veli Ağbaba, 128 milyar dolar tartışmasına da değindi. Konu ile ilgili “üç farklı açıklama var” diyen Ağbaba şunları söyledi:

    “Bu açıklamalarından birini Recep yapmış, diğerini Tayyip yapmış, bir diğerini de Erdoğan yapmış. Recep’in yaptığı birinci açıklamada ‘Döviz rezervi 132 milyar dolara kadar çıktı. Ondan sonra bir düşüşle 95’e indik. Biz yeniden 132’ye de çıkarız 200’e de çıkarız’ deniyor. Tayyip ise ikinci açıklamasında ‘Salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu’nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır’ diyor. Erdoğan en son ne diyor ‘Tutturmuşlar şu kadar para nerede? Bu para Merkez Bankası’nda. Kaybolan bir şey yok. Kayıp varsa bunlar sizdedir. 135 milyar dolara kadar döviz rezervimiz çıktı. Şu anda da yine döviz rezervimiz kendini toparlamaya başladı’. Yani 128 milyar dolar ile ilgili üç farklı açıklama var. Birini Recep, diğerini Tayyip, diğerini de Erdoğan söylemiş.”

    PİRHA/MALATYA

  • AKP’li belediyenin Almanya’ya gönderdiği 43 kişi sırra kadem bastı!

    AKP’li belediyenin Almanya’ya gönderdiği 43 kişi sırra kadem bastı!

    PİRHA-Yeşilyurt Belediyesi’nin “çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek” üzere bir haftalığına Almanya’ya gönderdiği 45 kişiden sadece 2’si Türkiye’ye geri döndü. CHP’li Meclis üyeleri konu hakkında Belediye Başkanı Mehmet Çınar’a “43 kişi nerede?” diye sorsa da cevap alamadı. Yaşananlar ardından mülkiye müfettişleri soruşturma başlattı.

    Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi’nde yaşanan olayı CHP’li Belediye Meclis üyeleri gündeme getirdi. İddiaya göre; Almanya’nın Saksonya Eyaleti Hannover şehrinde faaliyet gösteren Mega Kilit GMBH şirketi tarafından “Çevreye Duyarlı Bireyler Yetiştirmek” adlı proje kapsamında Malatya’dan 45 isim davet edildi. 7 Eylül 2020’de yapıldığı söylenen projenin bir hafta sürdüğü, yol, konaklama bedelleri gibi tüm masrafların ise ilgili firma tarafından karşılandığı iddia edildi.

    GERİYE SADECE 2 BELEDİYE ÇALIŞANI DÖNDÜ!

    Proje dahilinde Yeşilyurt Belediyesi’ni temsilen Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Özer, Belediye Başkan Yardımcısı Bekir Karakuş da Almanya’ya gitti. Fakat iki belediye yetkilisinin de 43 kişinin akıbeti hakkında bir bilgisi olmadığı ifade edildi. Fakat 43 kişinin yurtdışı seyahati için Yeşilyurt Belediyesi’nin, Malatya Valiliği’ne yazı yazarak, Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği ile belediye arasında bir protokol imzalandığı, buna göre toplam 45 kişinin 07.09.2020 ile 16.09.2020 tarihlerinde geziye katılacağı, bu nedenle de söz konusu kişilere hizmet pasaportu düzenlenebilmesi için gerekli valilik onayının alınarak gönderilmesi istendi.

    GERİ DÖNMEYEN 43 KİŞİNİN KİMLİK BİLGİLERİ PAYLAŞILMADI!

    Yeşilyurt Belediyesi Meclisi’nde yer alan 6 CHP’li üye konunun üzerine giderek belediye başkanına “Bahse konu dernekle imzalanan protokolün içeriği nedir? Belediyemizin gerek bu şirket ve gerekse de bu dernekle bağı nedir?” sorularını yöneltti. Ancak Başkan Mehmet Çınar, sorulara sessiz kalarak yanıt vermedi.

    43 kişinin akıbeti hakkında konuşan Yeşilyurt Belediye Meclis Üyesi İsmail Aydın ise konuya dair Malatya’da soruşturmanın yürütüldüğünü belirterek “Belediye Başkanı Mehmet Çınar ‘bu konu bizim işimiz değil’ dediğini aktardı. Aydın, konu ile ilgili bir müfettişin atandığını ve soruşturmanın devam ettiğine işaret ederek “45 ismi de belediye kendisi belirlemiş. Geriye dönen 2 kişi de belediye başkan yardımcıları. Diğer 43 ismin kim olduklarını kamuoyu bilmiyor” ifadelerini kullandı.

    GAYRİMEŞRU YOLLA İNSAN KAÇAKÇILIĞI!

    İsmail Aydın, protokolde imzası bulunan dernek başkanı Mehmet Sait Aytekin’in, “AK Partili belediye oldukları için bunlar yanlış yapmaz. Bunların alnı secdeye değer, yanlış yapmazlar. Ben de o sebeple kendilerine yardımcı olmak istedim” ifadelerini kullandığını belirterek şunları söyledi:

    “Dernek başkanı, bizzat belediye çalışanlarının, 43 ismi listeye kaydettiklerini söylüyor. Bizler, belediye başkanına ‘Giden 43 kişi kim? Ne gerekçeyle gittiler?’ diye sorduk fakat halen cevap almış değiliz. Kimsenin hakkını kimseye yedirmek istemiyoruz. Burada bir haksız kazanç, gayrimeşru yolla adam kaçırmak var ise bunu açığa çıkarmak istiyoruz. Biz, burada milletin temsilcisi olarak kimsenin hakkını yedirmemek için sorularımızı soracağız. Belediye olarak tanımadığınız insanlara nasıl pasaport verirsiniz? Böyle dolaplar sebebiyle insanın aklına her şey gelebilir. Eğer bu giden isimler doğru insanlar ise neden gidip açıktan pasaport için kendileri müracaat etmediler? Ya da bu isimleri neden açıklamıyorlar? Madem biz belediye meclis üyesi isek her şeyi bizlerle paylaşmaları gerekir. Pazartesi günü (12 Nisan) Milletvekili Veli Ağbaba’nın katılımı ile Malatya’da basın toplantısı da yapacağız”

    DERNEK BAŞKANI KONUŞTU!

    Olayın odağındaki isim Mehmet Sait Aytekin ise konu ile ilgili yaklaşık 2 aydır süren bir soruşturmanın olduğunu söyleyerek yaşananlar hakkında detay paylaşamayacağını belirtti.

    Aytekin, Almanya’ya giden 45 kişinin dernek üyesi olmadığını belirterek “Belediye encümen kararıyla, ‘çevre bilinci oluşturmak’ amacıyla oluşturulan bir projeydi. Biz de bir sivil toplum kuruluşu olarak destek olduk. Almanya’dan hayırsever bir iş adamının, çevre bilinci ile ilgili sivil toplum kuruluşları üzerinde bir çalışmasıydı” ifadelerini kullandı.

    Mehmet Sait Aytekin, Almanya’ya giden 45 kişinin hangi kriterler doğrultusunda seçildiği konusunda ise bir fikrinin olmadığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Kişilerin kimler olduğunu bilmiyorum. Bu tümüyle belediyenin çalışmasıydı. Yeşilyurt Belediyesi encümen kararı ile yapıldı. Mülkiye başmüfettişleri konuyla ilgili soruşturma yürütüyor. Yine belediyenin de kendi açmış olduğu bir soruşturma mevcut. Ben de bu sebeple ifade verdim.”

    ÖĞRENCİLERE EĞİTİM VEREN DERNEK!

    Mehmet Sait Aytekin, Malatya Kişisel Gelişim Dünyası Derneği olarak faaliyetlerinin sürdüğünü de sözlerine ekledi. 43 kayıp kişinin sorumluluğunun tamamen belediye encümenlerinde olduğunu söyleyen Aytekin “Bizimle ilgili herhangi bir sıkıntı yok. Bizler dernek olarak dezavantajlı öğrenciler için sınav-motivasyon, hızlı okuma teknikleri konularında eğitimler veriyoruz. Okullarda gönüllü olarak çalışmaktayız” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Afrikalı mülteciler dahi Van sınırını kullanıyor-VİDEO

    Afrikalı mülteciler dahi Van sınırını kullanıyor-VİDEO

    PİRHA-Mülteci Dayanışma Ağı, Van’daki mülteci ölümlerine dair hazırladığı raporu açıkladı. Türkiye-İran sınırından kaçak geçişlerin kolluk kuvvetlerinin denetimine takılmadan gerçekleşemeyeceği vurgulandı.

    Mülteci Dayanışma Ağı, Van’da artan mülteci ölümlerine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. Tümbel-Sen Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısında salona “Van’da Mülteci ölümlerine son” pankartı asıldı.

    Mülteci Dayanışma Ağı olarak 13-15 Kasım’da Van sınırındaki köyleri ziyaret ettiklerini belirten grup üyeleri, trafik kazası sonucu hastanede tedavi gören mültecilerle de diyalog kurduklarını aktardı.

    Van Mülteci Dayanışma Ağı adına hazırlanan raporu Fatma Kılıçarslan okudu.

    Mülteci sorununun tüm ülke halklarının sorunu olduğuna dikkat çeken Kılıçarslan, “Yapılan görüşmelerde sorunun sadece Van halkının sorunu olmadığı, Türkiye’nin batısının yüzünü Van’a dönmesi gerektiği özellikle vurgulandı. Van’da görüşme yaptığımız yurttaşlar, mülteci krizine dair kendilerinin yalnız bırakıldığını ve yaşanan mülteci trajedisinden ülkenin batısında yaşayanların bihaber olduklarını ifade ettiler” dedi.

    İNSAN KAÇAKÇILIĞINDA CAYDIRICI CEZALAR YOK

    Kılıçarslan, insan kaçakçılığı konusunda caydırıcı cezaların olmaması nedeniyle suçluların cesaretlendirildiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Tutuklanan kaçakçılar en fazla 2 ay içerisinde serbest kalıyor. Yakalandıkları taktirde kaybedebilecekleri somut sermaye olmaması ve cezaların caydırıcılığının bulunmaması insan kaçakçılığını daha da cazip bir hale getiriyor.

    26 Aralık 2019’da Bitlis’in Adilcevaz ilçesi yakınlarında mültecileri taşıyan teknenin batması sonucu 7 Afgan hayatını kaybetmiş ve 64 kişi ise yaralanmıştı. Ölümlerin faili olan şahıs 2 ay içerisinde tekrar serbest bırakılarak adeta ödüllendirilmişti. Bu ve benzeri durumların cezasızlıkla sonuçlanması insan kaçakçılarını cesaretlendiriyor.

    Yaptığımız görüşmelerde sık sık ‘bir torba pirinç dahi sınırdan geçemiyor’ vurgulaması yapılırken bu durumla tam bir tezatlık oluşturan mültecilerin kafileler halinde, sınırdan geçtikleri belirtiliyor.

    Türkiye-İran sınırına yaptığımız ziyarette özellikle Türkiye tarafında alana hakim olan bütün tepelerde karakollar olduğunu gözlemledik. Gözlemlerimiz Türkiye-İran sınırından kaçak geçişlerin kolluk kuvvetlerinin karakolların denetimine takılmadan gerçekleşemeyeceği yönündedir. Yaptığımız sohbetlerde de köylülerin verdiği ifadeler gözlemlerimizi doğrulamaktadır.”

    İSTİSMAR HAD SAFHADA

    Raporda dikkat çeken bir diğer konu ise kadın ve çocuk mültecilere yönelik istismar oldu. Van Kurubaş Geri Gönderme Merkezi’nde görevli 3 kişinin, mülteci bir kadına tecavüz ettiğini aktaran Fatma Kılıçarslan, şöyle devam etti:

    “İstismar olayları basına yansımıyor çünkü geri gönderilmekle tehdit edilen kadınlar sessiz kalmaya mecbur bırakılıyor. Mülteci kadınların yaşadıkları şiddet türlerinden bir diğeri ise para karşılığı veya toplumsal baskıdan dolayı evliliğe zorlanmalarıdır. Özellikle kız çocukları bu duruma daha fazla maruz kalmakta ve cinselleştirilmiş sömürüye daha da açık hale gelmektedir.

    ‘Yardım edeceğiz’ vaadiyle mülteci kadınlara yaklaşan erkekler kadınları istismar edip çok eşliliği ‘yardım’ adı altında dayattıkları aktarılmıştır. Kadınların kimliksiz oldukları için başvuracakları herhangi bir kurum olmaması ve varsa pasaportlarına evdeki erkekler tarafından el konması, onları istismara daha açık hale getirmektedir.

    Çocukların ise en temel hakkı olan eğitim haklarına erişemedikleri; sokaklarda dilendirildikleri; emek sömürüsüne, ayrımcılığa ve şiddete açık halde oldukları görülmüştür.

    GÜVENCESİZ İŞÇİ OLARAK ÇALIŞTIRILIYORLAR

    Raporda mültecilerin güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırıldıkları da not düşüldü. Fatma Kılıçarslan, ucuz işgücü olarak görülen mültecilerin merdiven altı işletmelerde insani olmayan koşullarda çok ucuza çalıştırıldıklarına vurgu yaptı.

    ULUSLARARASI İNSAN KAÇAKÇILIĞI ŞEBEKESİ

    Kılıçarslan, insan kaçakçılığı konusunda uluslararası bir şebekenin varlığından bahsederek “Van sınırından giriş yapan mültecilerin çoğunluğu Afgan, İranlı, Pakistanlı, Bangladeşli. Ancak Afrika ülkelerinden dahi iltica edenlerin giriş için Van sınırını kullanmaları uluslararası insan kaçakçılığı ağı olduğunu gösteriyor” dedi.

    Raporda mülteci sorunuyla ilgili bir dizi öneri de sıralandı:

    *Mültecilerin ülkeye güvenli erişimi sağlanmalı, etkin, şeffaf ve erişilebilir sığınma prosedürleri uygulanmalıdır.

    *Mültecilerin statüsüzlük durumu uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde anayasal bir güvenceyle çözüme kavuşturulmalı ve uygulanmalıdır.

    *İnsan kaçakçılığı suçu ile mücadele kapsamında yürütülen soruşturmalar hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmelidir.

    *İnsan kaçakçılığı suçu kapsamında yargılanan insanlara caydırıcı cezalar verilmelidir.

    *Göçmen alanında çalışan kamu çalışanları seçiminde özel bir prosedür uygulanmalı ve kamu çalışanları haklar ve özgürlükler konusunda eğitime tabi tutulmalıdır.

    *Van Gölü sahil güvenlik tarafından denetlenmelidir.

    *Hastanelerde mutlaka mültecilerin konuştuğu dillerde tercümanlar bulundurulmalıdır.

    *Mülteci kadın ve LGBTİ+’ların toplumsal cinsiyete dayalı şiddetten korunması için politikalar üretilmeli, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakılanlar İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Yasası uyarınca bütüncül bir yaklaşımla desteklenmelidir.”

    PİRHA/ANKARA