Etiket: İnsanca yaşamak istiyoruz

  • İşçi ve Emekçi Mitingi, Kartal Meydanı’nda gerçekleştirildi -VİDEO

    İşçi ve Emekçi Mitingi, Kartal Meydanı’nda gerçekleştirildi -VİDEO

    PİRHA- İşçi ve Emekçi Mitingi bileşenleri “Artık yeter” diyerek İstanbul Kartal Meydan’nda bir araya geldi. Mitingde açıklama yapan ETF işçilerinden Ayşe Uyan, “Sermaye iktidarı saldırılarına, yağma ve talana son gaz devam ederken birileri de bizlere ‘seçimi bekleyin’ diyor. Ancak bizim kaybedecek vaktimiz, emeğimiz ve haklarımız için mücadele etmekten, birlik olmaktan başka seçeneğimiz yok” dedi.

    İşçi ve Emekçi Mitingi bileşenleri “Artık yeter” diyerek İstanbul Kartal Meydan’nda bir araya geldi.

    Birçok sendika ve siyasi partinin buluştuğu mitingde Bartın Amasra’daki maden patlamasında hayatını kaybedenler de anılırken; “Soma’dan Bartın’a madencilerin hesabını soracağız. Kaza değil katliam” mesajı verildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Dilşat Canbaz Kaya, Züleyha Gülüm ile Musa Piroğlu da mitinge katılanlar arasındaydı.

    “İNSANCA BİR YAŞAMI ELLERİMİZLE KURALIM”

    Mitingdeki ortak açıklamayı ETF işçilerinden Ayşe Uyan okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bartın’da yaşanan madenci katliamına karşı öfkesini kuşanıp gelenler, emeği ve hakları için direnenler, mücadele edenler, baskıya, sömürüye, şiddete boyun eğmeyenler, rant, talan, yolsuzluk düzenine karşı örgütlü mücadeleyi büyütenler olarak bugün buradayız. AKP-MHP iktidarı ve sermaye kendi yarattıkları krizin faturasını biz işçi ve emekçilerin sırtına yüklemeye çalışıyor. Artan işsizlik, hayat pahalılığı, fahiş kiralar, düşük ücretler belinimizi büküyor. İnsanca koşullardan uzak, baskı ve mobbing altında çalışıyoruz. Madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda kar uğruna alınmayan önlemler yüzünden iş cinayetlerine kurban gidiyoruz. Gerçeği yansıtmayan enflasyon ve işsizlik oranları ile bizleri oyalamaya çalışanlar servetlerine servet katıyorlar. Örgütlenme hakkımız sermaye ve iktidar eliyle engelleniyor. Bu gidişata “dur” diyenleri baskı ve zorbalıkla sindirmeye çalışıyorlar.
    Rant, talan, yolsuzluk ve hırsızlıkta sınır tanımayanlar, kardeş halklara, Kürt halkına yönelik savaş ve saldırganlık politikalarını her gün daha da arttırıyorlar. Gençlerin eğitim hakkını, geleceğini çalıyorlar. Buldukları her fırsatta kadın düşmanlığını devreye sokuyor, kadınların kazanılmış haklarına saldırıyorlar, toplumsal yaşamın dışına itmeye çalışıyorlar. Göçmen düşmanlığını kışkırtıyor, biz işçi ve emekçileri bölüp parçalıyorlar.
    Emperyalist-kapitalist düzen yaşlı dünyamızı ve tüm canlı hayatını yıkıma sürüklüyor. Ülkemizde de sermaye sınıfı ve onun iktidardaki temsilcisi AKP-MHP iktidarı emperyalist-kapitalist efendileriyle birlikte büyük yıkımların altına imza atıyor. Sermaye iktidarı saldırılarına, yağma ve talana son gaz devam ederken birileri de bizlere “seçimi bekleyin” diyor. Ancak bizim kaybedecek vaktimiz, emeğimiz ve haklarımız için mücadele etmekten, birlik olmaktan başka seçeneğimiz yok.
    Bu topraklarda eşitlik, özgürlük, sosyalizm mücadelesini büyütenler var. Keyfi işten atmalara, sendika ve örgütlenme hakkının gaspına karşı direnen işçiler var.
    İşçi cinayetlerinin son bulması için, işten atmaların yasaklanması, herkese iş ve gelir güvencesi için, insanca yaşanabilir ücret, taşeron çalışmanın yasaklanması, işyerlerinde taciz, baskı, mobbingin son bulması, KHK’ların iptal edilmesi, güvenlik soruşturmaları ile işten atmaların son bulması, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmak, EYT’lerin taleplerinin kabul edilmesi, göçmen işçilere yönelik ayrımcılığa, saldırılara son verilmesi, eşit ve güvenceli çalışma hakkı sağlanması, ranta dayalı dönüşüm politikaları ile barınma hakkının gaspına, fahiş kira zamlarını ortadan kaldırmak, temel tüketim maddelerine yapılan zamların son bulması, elektrik, su ve doğalgazın insani ihtiyaç oranında ücretsiz sağlanması için mücadele edelim!
    Bugün bu alanı dolduranlar olarak birliğimizi, örgütlü gücümüzü büyütelim! Daha dün Bartın’da madenci kardeşimiz kapitalistlerin kar hırsıyla katledildi. Göz göre göre gelen bu katliamların hesabını sormak için, en ufak hakkımızı dahi kazanmak için fiili-meşru mücadeleyi büyütmekten başka yolumuz yok.
    Kapitalist düzenin yarattığı tüm sorunları ortadan kaldırmanın yolu fabrikalarda, havzalarda, mahallelerde ve hayatın olduğu her yerde sınıf mücadelesini büyütmekten geçiyor. Fabrikalardan mahallelere her yerde komitelerimizi, birliklerimizi, meclislerimizi kurmak mücadeleyi örgütlemek bugünün en acil ihtiyacıdır. Geleceğimizi kazanmak işçi ve emekçilerin taban birliğine, inisiyatifine dayalı mücadelesiyle mümkündür.
    Bugün burada olan ve olmayan tüm sınıf kardeşlerimize geleceğimiz için başta çalışma alanları olmak üzere her yerde komiteler, meclisler, birlikler kurma çağrısını yineliyoruz. Kapitalistlerin bize dayattığı bu karanlık düzene karşı işçi ve emekçilerin iktidarını, sosyalizmi kurma mücadelesini büyütmeye davet ediyoruz.
    Rant, yağma, sömürü düzenini yıkalım!
    Hakkımız olanı hep birlikte kazanalım!
    İnsanca bir yaşamı kendi ellerimizle kuralım!”

    Açıklamada imzacı kurumlar ise şöyle:

    İşçi Emekçi Birliği (4. Vardiya İşçi Dayanışması, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Birleşik İşçi Hareketi, Birleşik İşçi Kurultayı, Devrimci Partili İşçiler, DEV TEKSTİL, Dostluk ve Kültür Derneği, Emek Adalet Platformu, Emekçi Hareket Partisi, İşçi Hareketi Koordinasyonu, İşçinin Kendi Partisi, Kaldıraç Hareketi, Komünist İşçi Hareketi (Söz ve Eylem), KÖZ, Proleter Devrimci Duruş, Sosyalist Dayanışma Platformu, Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası, Yeni Dünya İçin Çağrı)
    Avukat Dayanışması
    Dersim Dernekler Federasyonu
    DİSK Limter İş
    İşçilerin Güç Birliği Derneği
    Özgürlükçü Hukukçular Derneği
    Sosyalist Emekçiler Partisi
    Sosyalist Kadın Hareketi
    Sosyalist Meclisler Federasyonu
    Taşeron Belediye İşçileri Birliği

    PİRHA/İSTANBUL

  • KESK’liler maaş bordrosunu yaktı: İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz -VİDEO

    KESK’liler maaş bordrosunu yaktı: İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz -VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, memur maaşlarına Temmuz ayında yapılan zammın yükselen enflasyon karşısında şimdiden eridiğini belirterek eylem yaptı. Yapılan açıklamada, “Halkın yaşadığı gerçek enflasyon TÜİK rakamlarını katlayarak aşmış durumda. Halkın yaşadığı yoksullaşma gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, yaptığı basın açıklamasında TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının doğru olmadığını belirterek yükselmeye devam eden enflasyon karşısında çalışan ve emekli memurların maaşlarına yapılan zammın yetersiz kaldığını dile getirdi.

    Eğitim Sen 5 Nolu Şubesi önünde yapılan eylemde sık sık “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Emekçiyiz haklıyız kazanacağız”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İhsan Gülhan okudu.

    “ZENGİN TABAKA İLE DAR GELİRLİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON FARKLI”

    TÜİK’e göre enflasyonun altı aylık yüzde 42,35, yıllık yüzde 78,62 arttığını hatırlatarak sözlerine başlayan Gülhan, resmi gıda enflasyonun yüzde 94’e, ulaştırma enflasyonun ise %123’e ulaştığını söyledi.

    Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) verilerine göre ise enflasyonun 6 aylık yüzde 71,43, yıllık ise yüzde 175,55 arttığını ifade eden Gülhan, “TÜİK ve ENAGrup verileri arasındaki uçurum iktidarın yıllardır sürdürdüğü yaşanan gerçek enflasyonu perdeleme amacından kaynaklanmaktadır. Ancak halkın çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığı gerçek enflasyon TÜİK rakamlarını katlayarak, emekçilerin, işçilerin, emeklilerin, halkın yaşadığı yoksullaşma gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. Zengin tabaka ile toplumun neredeyse yüzde %95’ini kapsayan dar gelirli kesimlerin yaşadığı enflasyon farklıdır. Bugün dar gelirli kesimler gelirlerinin en az %85’ini sadece üç kaleme;  gıda, kira ve ulaştırmaya harcamak zorunda kalmaktadır. Üstelik bu kalemlere yaptıkları harcamaları asgari düzeye indirmek zorunda kalan milyonlar ne yeterince beslenebilmekte, ne de barınma, ısınma gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılayabilmektedir” diye konuştu.

    “MAAŞ ARTIŞLARI BİLE EKSİK VE HATALI HESAPLANIYOR”

    Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 6 bin 400 TL’yi, yoksulluk sınırının 20 bin 500 TL’yi aştığını kaydeden Gülhan sözlerine şöyle devam etti:

    “Ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 TL’de, ortalama kamu emekçisi emekli maaşı ise 4 bin 674 TL’de kalmıştır. Tüm bunlara rağmen resmi enflasyon yıllardır TÜİK vasıtası ile düşük gösterilerek milyonlarca kamu emekçisinin, işçinin, emeklinin ekmeğiyle oynanmakta, alın teri çalınmaktadır. Emeği ile geçinen tüm kesimler gibi kamu emekçilerinin ve emeklilerinin de ağır bir yoksulluk girdabına sürüklendiği koşullarda söz konusu artışı ‘memura, emekliye müjde’ diyerek allayıp pullayanları kınıyoruz. Resmi enflasyon farkı hesaplamasında bile hile yapılıyor! Maaşları gerçek enflasyonla buharlaşan kamu emekçilerinin ve emeklilerinin resmi enflasyona göre maaş artışı bile eksik ve hatalı hesaplanmaktadır.”

    TALEPLERİNİ SIRALADILAR

    Gülhan açıklamasında şu talepleri sıraladı:

    “İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret için:

    -Tüm kamu emekçilerine, emeklilere en az vergi, artışı kadar %86 enflasyon farkı ödenmelidir.

    -Mevcut durumdaki gelir vergisi tarifesinde, dilim tavan-tabanlarında veya vergi oranlarında ek bütçeye paralel artış yapılmalıdır. Aksi durumda maaş artışları cebimize girmeden gelir vergisine gidecektir.

    -İktidarın bütçeyi tek başına belirleyip ardından toplu sözleşme masasında ‘bütçe imkanlarımız el vermiyor’ diyerek bizleri hedeflenen çarpık enflasyon rakamlarına mahkum bırakma politikasına artık son verilmelidir.

    -Emekçilerin, sendikaların, halkın bütçeye katılma hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.

    -2023 bütçesi hazırlıklarına başlanacak olan önümüzdeki Ekim ayında toplu sözleşme masası kurulmalıdır.

    -En düşük kamu emekçisinin geliri maaşında ve eş yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı gibi sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.”

    MAAŞ BORDROLARINI YAKTILAR

    Emekçiler, ‘Başta kamu emeklileri ve emeklileri olmak üzere maaşları, ücretleri resmi enflasyon çarkı ile ufalanarak yok edilen, yoksulluğa, sefalete itilen tüm kesimleri emeğimizin çalınmasına artık yeter demeye, insanca yaşamaya yetecek bir ücret ve güvenli bir gelecek için omuz omuza vermeye çağırıyoruz’ diyerek açıklama sonrasında maaş bordrolarını yaktılar.

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK: Savaş politikaları ve ekonomik kriz ağır insan hakları ihlallerine neden oluyor -VİDEO

    KESK: Savaş politikaları ve ekonomik kriz ağır insan hakları ihlallerine neden oluyor -VİDEO

    PİRHA- KESK, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla açıklama yaptı. KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “KESK olarak bir kez daha emeğin asli değer olarak görüldüğü, hukukun üstünlüğünün tesis edildiği, demokrasi ve barışın hakim olduğu bir düzen için mücadelemizi yürütmeye devam edeceğimizin altını çizmek isteriz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası dolayısıyla Genel Merkez binasında basın açıklaması yaptı. KESK adına yapılan açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik okudu.

    Savaş politikalarının ve ekonomik krizin ağır insan haklarına neden olduğunu belirten Bozgeyik, insanca yaşamaya yetecek bir ücret için, hukukun üstünlüğünün, demokrasi ve barışın tesis edildiği bir düzen için mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI AĞIR İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE NEDEN OLUYOR”

    Savaş ve sömürüye dayalı kapitalist sistem ve neo-liberal politikaların Ortadoğu’da ağır insan hakları ihlallerine yol açtığını dile getiren Bozgeyik, kadınların, çocukların, gençlerin, yaşlıların, etnik ve dini azınlık grupların, izlenen savaş ve şiddet politikalarından derinden etkilenmeye devam ettiğini ifade etti.

    Bozgeyik, emperyalistlerin, sermayenin sınırsız ve koşulsuz dolaşımı için kan dökmeye devam ettiğini belirterek, “Irak, Suriye, Afganistan, Ortadoğu coğrafyasındaki savaş politikalarının en belirgin uygulandığı ülkeler arasındadır. Türkiye’de de şiddet ve silahlı çatışmalardan kaynaklı sorunlar ağır insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. 2013-2015 yılındaki barış görüşmelerinin sona erdirilmesinin ardından Kürt meselesinde şiddet politikalarına dönülmesi sonucunda uygulanan sokağa çıkma yasakları, kent merkezlerine varan silahlı çatışmalar yaşam hakkı, sağlık hakkı, çalışma hakkı, eğitim hakkı, konut hakkı vb. alanlarda ağır ihlallere yol açmıştır ve bu ihlallerin etkileri hala devam etmektedir” şeklinde konuştu.

    “İŞ GÜVENCESİ AÇISINDAN DURUM HER GEÇEN GÜN KÖTÜLEŞMEKTEDİR”

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23’ncü maddesine değinen Bozgeyik sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Sendikal mücadelemizin asli boyutlarından birisi olan çalışma hakkı ve iş güvencesi ile ilgilidir. Ayrıca, kamu hizmetlerinin niteliğine de doğrudan etki etmektedir. Ne var ki, ülkemizde özellikle de iş güvencesi açısından durum her geçen gün kötüleşmektedir. Beş yıl önce kamuda istihdam edilen her 100 kamu emekçisinden 5’i sözleşmeli personel iken bugün kamuda istihdam edilen her 100 kamu emekçisinden 15’i sözleşmeli personeldir. İstisnai bir istihdam olması gereken sözleşmeli istihdam eğitim ve sağlık alanı başta olmak üzere neredeyse tüm asli ve sürekli hizmetleri de kapsar biçimde adeta kural haline gelmiştir.”

     “İKTİDAR, KADIN KAZANIMLARINI ZAYIFLATMAYI TEMEL ALMIŞ DURUMDA”

    Kadınların her gün evde, işte, okulda, sokakta erkek ve devlet şiddetine maruz kaldığını hatırlatan Bozgeyik, “Dünyada ve ülkemizde milliyetçi muhafazakâr iktidarlar, pandemiyi de fırsat bilerek kadın kimliğine dönük saldırılarını arttırırken, AKP iktidarı tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde oluşturmayı tasarladığı yeni toplumsal düzenin inşası için kadın kazanımlarını zayıflatmayı temel almış, baskı mekanizmalarını tümüyle seferber ederek kadınları ev içinde ve kamusal alanda iradesizleştirmeye dönük saldırılarına hız vermiştir. İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı feshinden sonra şimdi de 6284 sayılı yasa gibi şiddeti önlemede etkili yasal kazanımlar hedef gösterilmekte ve eril yargının cezasızlık politikası kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmaktadır” dedi.

     “MİLYONLARCA İNSAN AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞAMAYA MAHKUM EDİLDİ”

    Yaşanan ekonomik krize de değinen Bozgeyik, siyasal iktidarın yanlış ekonomi politikaları nedeniyle döviz kurlarındaki artışın son haftalarda kontrolden çıktığını söyledi.
    Bozgeyik, “Ocak ayı başında 7,37 olan dolar kuru bugün 13,65 TL’dir. İzlenen yanlış ekonomi politikaları sonucunda işsizlik artmış, gelir adaletsizliği derinleşmiş ve milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Karşı karşıya olduğumuz ekonomik kriz; kayıt dışı çalışmanın, çocuk işçiliğinin artması, eşit işe eşit ücret ilkesinin ihlal edilmesi vb. sorunları daha da derinleştirecektir. Ekonomik kriz ucuz işgücü olarak görülen mültecilere yönelik sömürüyü de arttıracaktır” ifadelerini kullandı.

     “İNSAN HAKLARI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    İktidar temsilcileri ve zenginler dışında herkesin doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiği ağır insan hakları ihlalleri karşısında daha etkili mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Bozgeyik son olarak şunları aktardı:

    “Bu ihlaller karşısında yargının görevini etkili bir biçimde yerine getirmesi gerekir. Yargılanması gerekenler haklarını ve özgürlüklerini talep edenler değil, bunları ihlal edenlerdir. BM, ILO, Avrupa Konseyi’nin ilgili insan hakları kurullarını görevlerini yerine getirmeye çağırıyoruz.  KESK olarak bu ihlalleri giderme konusunda daha fazla mücadele etme sorumluluğumuz olduğunun farkındayız. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret için, hukukun üstünlüğünün, demokrasi ve barışın tesis edildiği bir düzen için mücadele etmeye devam edeceğiz. 10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle, KESK olarak bir kez daha emeğin asli değer olarak görüldüğü, hukukun üstünlüğünün tesis edildiği, demokrasi ve barışın hakim olduğu bir düzen için mücadelemizi yürütmeye devam edeceğimizin altını çizmek isteriz.”

    Bozgeyik, hafta sonu yapacakları mitinglere katılım çağrısı yaparak açıklamasını sonlandırdı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • DİSK: Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır-VİDEO

    DİSK: Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır-VİDEO

    PİRHA-DİSK, 2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yapılacak olan ilk toplantı öncesi TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarının da destek verdiği basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir” denildi.

    2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere yapılacak olan ilk toplantı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çağrısıyla 1 Aralık 2021 Çarşamba günü (yarın) sosyal tarafların katılımıyla yapılacak.

    Yarın başlayacak olan asgari ücret görüşmeleri öncesinde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği önünde TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ sendikalarının da destek verdiği ‘Asgari ücret insanca yaşamaya yetecek ücret olmalıdır’ başlıklı basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamada, ‘Geçinmek istiyoruz. Gelirde adalet, vergide adalet’ yazılı pankart açılırken sık sık ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘işçiyiz haklıyız, kazanacağız’ sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını okuyan DİSK Bölge temsilcisi Tayfun Görgün, asgari ücretin tüm toplum kesimlerini ilgilendirdiğini ve döviz kurunda yaşanan dalgalanma nedeniyle çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını vurguladı. Görgün, vergi dilimlerindeki artışlar nedeniyle asgari ücret alan işçilerin yılın son dört ayında eksik ücret aldığını hatırlatan konfederasyonlar, bu nedenle, asgari ücretin vergi dışında bırakılmasını talep etti.

    “ASGARİ ÜCRET VERGİDEN MUAF TUTULMALIDIR”

    Asgari ücretin saptanmasında öncelikle Anayasa’da yer alan ‘geçim şartları’ yaklaşımına uyulması gerektiğini belirten Görgün, “Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. Asgari ücretten yapılacak vergi, sosyal güvenlik vb. kesintiler net tutarın üzerine ilave edilmeli ve yıl boyunca asgari ücret açıklanan bu net ücretin altına düşmemelidir. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) işçinin medeni durumuna göre ayrıca ilave edilmelidir. Tüm ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Gelir vergisi tarifesi en az yeniden değerleme oranında artırılmalıdır. Ayrıca ücretliler için damga vergisi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret sonrası ilk vergi basamağı için uygulanacak oran da yüzde 10 olmalıdır” şeklinde konuştu.

    “İŞVERENLERE SAĞLANAN DESTEK İŞÇİLERE DE VERİLMELİDİR”

    Açıklamasında asgari ücrete dair taleplerini sıralamaya devam eden Görgün sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Asgari ücret, herhangi bir ayırım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak ve yıllık belirlenmelidir. İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır. Asgari ücret, ekonomik ölçülerin ötesinde sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve bu özelliği temel alınarak belirlenmelidir. Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır.

    Asgari ücret ile bağlantılı olarak ve günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak; İşverenlere sağlanan sosyal güvenlik prim desteğinin benzeri bir destek işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK prim payı 5 puan düşürülerek bütçeden karşılanmalıdır. ‘Sosyal Devlet’ ilkesi gereği ‘aile yardımı’ çalışmayan eş için uygulamaya konulmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu işyerleri için uygulanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Emekçiler Bakırköy’den seslendi: Onlar bir avuç biz milyonlarız

    Emekçiler Bakırköy’den seslendi: Onlar bir avuç biz milyonlarız

    Bakırköy’de bir araya gelen binler, art arda gelen zamlar, büyüyen vergiler, küçülen maaşlar, işsizliğe karşı tek ses oldu. İnsanca yaşamak istendiğine vurgu yapılan mitingde emekçiler, “Onlar bir avuç, biz milyonlarız. Bizim gücümüz birliğimizdedir” dedi.

    İstanbul Emek ve Barış Demokrasi Güçleri’nin Bakırköy Pazar alanında “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” şiarı ile düzenlediği mitinge binler katıldı. Bakırköy Metro ve Metrobüs İstasyonu’ndan bir araya gelip Bakırköy Dikilitaş’tan Pazar alanına kadar yapılan yürüyüşün ardından miting başladı. Miting alanını dolduran binlerce kişi sık sık, “Savaşa değil emekçiye bütçe”, “İnsanca yaşam istiyoruz”, “Mezarda emekli olmayacağız”, “İnsanca ücret vergide adalet”, “Krizin yükü patronlara”, “Emek Onur Adalet”, “Köle değil işçiyiz”, “İş cinayetleri son bulsun”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur. Tecrit son bulsun” sloganları attı.

    ‘MÜCADELEMİZİ YÜKSELTEREK DEVAM EDECEĞİZ’

    Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını Tertip Komitesi adına Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) MYK üyesi Kamber Saygılı yaptı.

    17 yıldır iktidarın baskısı altında olduklarını ve artık insanca yaşamak istediklerini söyleyen Saygılı, “Bu gidişatı değiştirebiliriz ve bunu değiştirecek gücümüz var. Bugün burada, fabrikalarda, kampüslerde, tarlalarda umutsuzluk yayamaya çalışıyorlar. Umutsuzluğa yer yok. Umutsuzluk ezgileri söylemek yasak. Barış ve demokrasi güçleri olarak bundan sonra düzeninin önümüze koymaya çalıştığı bu yöntem ve amaçlara, ekonomik krize karşı mücadelemizi yükselterek devam edeceğiz” diye belirtti.

    ‘BİZ BU ÜLKENİN GERÇEĞİYİZ’

    Ardından söz alan Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Avcı, sadece insanca yaşamak istediklerini söyledi. “Biz bu ülkenin gerçeğiyiz” diyen Avcı, “Sayın Cumhurbaşkanı ‘Artık insanlar zamanında emekli olsunlar’ dedi. Biz de zamanında emekli olmak istedik. Devletle yaptığımız akit vardı. 1999 yılında insanlarımız göçük altındayken gece yarısı yasa meclisten geçirildi ve insanların emeklilik yaşı ötelendi. ‘45-50 yaş arasında emeklilik mi olur’ dediler.  11 yaşında çalışma hayatına başladığımızda ‘sen okuluna git’ demediler. Artık bu mağduriyetleri giderin. Bizler bu ülkede emeğin mücadelesini verdik. Aynı şartlarda emekli olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    ‘İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ’

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına ortak açıklamayı KESK üyesi Özlem Tolu ve İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Osman Öztürk okudu.  Son iki yılda her şeye aşırı derecede zam geldiği belirtilen açıklamada “Nüfusun yüzde 1’lik kesimi ulusal servetin yüzde 54’ünü elinde tutuyor, gelir vergisinin ise yüzde 92’sini emekçiler ödüyor. Asgari ücret görüşmeleri başladı. Bizi gene açlık ücretine mahkûm etmek istiyorlar. 2020 bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Emekçilerin payına gene yoksulluk ve sefalet düştü.  Kasım 2019 itibarıyla 7 milyon 305 bin insanımız işsiz. 2 milyon kadın işsiz. 3,5 milyon genç ne eğitimde, ne de istihdamda. Eğitimde kalitesizlik, gençliğe geleceksizlik devam ediyor. Hız kesmeden devam eden konkardatolar, iflaslar, küçülme kararları ile binlerce işçi ve ailesi açlığa mahkûm. Art arda gelen zamlar, büyüyen vergiler, küçülen maaşlar ve işsizlikle, borç batağında çırpınan milyonlarca emekçi açlığa mahkûm” denildi.

    ‘SAVAŞ VE BARIŞ SÖZCÜKLERİNİ DAHİL YASAKLIYORLAR’

    Hiçbir yargı kararına dayanmadan çıkartılan haksız, hukuksuz KHK’larla ihraç edilen kamu emekçileri ve ailelerinin açlığa mahkum edildiği kaydedilen açıklamada, “Emeğiyle geçinen geniş halk kesimleri için hayat her geçen gün zorlaşıyor, insanlarımız geçim zorluğu nedeniyle evine ekmek götüremiyor. İktidarda olanlar ise hayali ‘Yeni Ekonomik Program’lar açıklıyor, hiçbir zaman tutmayacak enflasyon, büyüme hedefleri rakamlarına inanmamızı bekliyorlar. Yarattıkları siyasi ve ekonomik krizlere bahaneler uyduruyor; ‘darbe girişimi var’ diyorlar, ‘savaş var’ diyorlar, Kürt sorununa barışçıl çözüm isteyenlerin seslerini susturuyorlar,  savaş ve barış sözcüklerini dahi yasaklıyorlar” diye belirtildi.

    ‘KAYYUMLAR İLE SEÇMEN İRADESİ YOK SAYILDI’

    Seçme seçilme hakkı ve seçmen iradesinin yok sayıldığına da dikkat çekilen açıklamada, “Sandıkta kaybettikleri seçimleri YSK darbesiyle kazanmaya çalışıyorlar. Halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıyor, yerlerine kendi memurlarını kayyum olarak atıyorlar. Bütün bu yaşananların sorumlusu on yedi yıldır iktidarda olan siyasal İslamcı AKP-Saray rejimidir. Ancak ne baskıları, ne yalanları, ne de savaş politikaları halkın gerçek gündemini gizleyemiyor. Emekçilerin gündemi art arda gelen zamlar, büyüyen vergiler, küçülen maaşlar, işsizlik, yoksulluk, enflasyon, hayat pahalılığı. Peki, çaresiz miyiz? Hayır. Onlar bir avuç, biz milyonlarız. Bizim gücümüz birliğimizdedir. Bunun için İstanbul’daki sendikalar, emek, meslek örgütleri, emekten yana siyasi partiler, örgütler İstanbul Emek Barış Demokrasi Güçleri olarak yan yana geldik, omuz omuza verdik, el ele yürüyoruz” denildi.

    ‘BARIŞÇIL POLİTİKALARIN TEMEL ALINDIĞI BİR BÜTÇE’

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi: “İşten çıkarmaların yasaklaması, asgari ücretin insan onuruna yakışır düzeyde belirlenmesi ve vergiden muaf tutulması, işsizlik fonu işçilere devredilmesini, elektrik, su, doğalgazda vergilerin kaldırılmasını, emeklilikte yaşa takılanların taleplerinin kabul edilmesi, barışçıl politikaların temel alındığı, bütçe kaynakları savaşa değil sağlığa ve eğitime harcanmasını istiyoruz. Türkiye’de işten atılan sendikalı-sendikasız işçiler, kölelik koşulları dayatılan taşeron çalışanlar, KHK’yla işlerinden edilen kamu emekçileri, emeklilikte yaşa takılanlar, atanamayan öğretmenler, işsizliğe mahkûm edilen gazeteciler, tazminat haklarını isteyen madenciler isyan ediyor. Emekçi sınıfların protestolardan genel greve kadar her yerde, her türlü mücadele yöntemi ile sermayenin, bir avuç azınlığın, biz emekçilere, halklara dayattığı katlanılmaz hayata karşı direnişi direnişimizdir.”

    Yapılan konuşmaların ardından miting Vardiya Müzik Grubu’nun seslendirdiği ezgilerin ardından son buldu.

    Öte yandan alana girerken gözaltına alınan Sabri Işık ve Önder Kakmaz isimli gençlerin de serbest bırakıldığı öğrenildi.

    (MA)

     

  • “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingi yarın Bakırköy’de

    “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingi yarın Bakırköy’de

    PİRHA- İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından yarın Bakırköy Halk Pazarı’nda “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingi düzenlenecek. Mitingde bir araya gelecek emekçilerin talepleri arasında asgari ücretin arttırılması, işten çıkarmaların yasaklanması, toplumsal barışın sağlanması var.

    İstanbul’daki sendikalar, meslek örgütleri ve siyasi partilerden oluşan “Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri”, 8 Aralık Pazar günü Bakırköy’de “İnsanca Yaşamak İstiyoruz!” sloganıyla miting düzenleyecek.

    Bakırköy Halk Pazarı’nda düzenlenecek miting saat 13.00’te başlayacak. Miting programı şöyle:

    13.00: Toplanma

    13.30: Yürüyüş

    14.30: Konuşmalar

    Miting Tertip Komitesi adına selamlama

    EYT’liler adına konuşma

    İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri adına konuşma

    15.30: Müzik

    Grup Vardiya

    17.00: Bitiş

    Talepler

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin öncelikli talepleri ise şöyle:

    İşten çıkarmalar yasaklansın

    Asgari ücret açlık değil, insan onuruna yakışır düzeyde belirlensin ve vergiden muaf tutulsun

    İşsizlik fonu işçilere verilsin

    Emeklilikte yaşa takılanların talepleri kabul edilsin

    Toplumsal barış sağlansın, bütçe kaynakları savaşa değil sağlığa ve eğitime harcansın

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK YK üyesi Saygılı: Emeğimiz, demokrasi ve barış için 8 Aralık’ta Bakırköy’de buluşalım- VİDEO

    DİSK YK üyesi Saygılı: Emeğimiz, demokrasi ve barış için 8 Aralık’ta Bakırköy’de buluşalım- VİDEO

    PİRHA- İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin 8 Aralık Pazar günü Bakırköy Pazar Alanı’nda “İnsanca yaşamak istiyoruz” sloganıyla düzenleyecekleri mitinge ilişkin DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kamber Saygılı katılım çağrısında bulundu.

    Haberin Videosu

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu üyesi Kamber Saygılı, tüm işçi ve emekçileri 8 Aralık Pazar günü saat 13.00’te Bakırköy Halk Pazarı’nda düzenlenecek “İnsanca Yaşamak İstiyoruz” mitingine çağırdı.

    “EMEĞİMİZ, DEMOKRASİ VE BARIŞ İÇİN MİTİNGDE BULUŞALIM”

    Patronlar ve siyasi iktidarın, krizin yükünü emekçilerin emekçilerin üzerine boca ederek kurtulmaya çalıştığını ifade eden Saygılı, krizin yükünün halkın sırtına yüklenmesine ve antidemokratik uygulamalara karşı mitinge çağrısında bulundu. Saygılı, “Siyasal iktidarın, patronların, milyonlarca emekçinin yaşam koşullarını çekilmez hale getirdikleri, daha doğrusu bıçağın kemiğe dayandığı koşullarda, bıçağın kemiği geçtiği koşullarda 8 Aralık’ta Bakırköy’de bir miting düzenliyoruz. Bu mitingimizin amacı işten çıkarmaların yasaklanması, ücretlerimizin vergiden muaf tutulması, elektrik, su, doğalgaza yapılan zamların geri alınması, aynı zamanda vergi dışı bırakılması, emeklilik yaşına takılanların taleplerinin kabul edilmesi ve aynı zamanda işsizlik fonunda biriken paralarımızın patronlara peşkeş çekilmemesi üzerinden Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak emeğimiz için, barış için ve aynı zamanda demokrasi için bir miting düzenliyoruz. Bu mitinge tüm halkımızı çağırıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL