Etiket: iptal

  • Munzur Gözeleri’nin sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karar iptal edildi

    Munzur Gözeleri’nin sit statüsünün düşürülmesine ilişkin karar iptal edildi

    PİRHA-18 Temmuz 2023 tarihli kararı ile statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilen Munzur Gözeleri, Erzincan İdare Mahkemesi tarafından “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kalması gerektiği kararı verildi. 

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescillenen Dersim’in Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 18 Temmuz 2023 tarihli kararı ile statüsü düşürülerek, ‘Nitelikli Doğal Koruma alanı’ olarak ilan edilmişti. Bu karara karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından dava açılmıştı. 1 Kasım 2024 tarihinde ise Munzur Gözeleri’nde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştı.

    Erzincan İdare Mahkemesi tarafından Munzur Gözeleri’nin “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kalması gerektiği kararı verildi.

    “BU KARAR DERSİM HALKININ KAZANIMIDIR”

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Hazırlanan bilirkişi raporunda Munzur Gözeleri ile ilgili; “Gerek flora ve fauna unsurları ve ekolojik yapısı gerekse de inanç merkezi olması itibariyle Munzur Gözeleri yüksek peyzaj ve sosyokültürel değere sahiptir ve bu değerleri açısından şimdi ve gelecek kuşaklar açısından kesin korunması gerekli bir alan niteliği taşımaktadır. Koruma statüsü değiştirilen alanda insan faaliyetlerinin kontrolsüz biçimde artmasına neden olacak piknik alanı gibi rekreasyonel tesis ve kullanımlara yönelik uygulamalar gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Korunması gereken alanları yapılaşmaya açan, doğal dengesinin ve korunması gerekli niteliklerinin bozulmasına ve tahribata uğramasına neden olan; koruma-kullanma dengesine aykırı olan bu tür uygulamalar alanda yoğun bir peyzaj tahribatına ve kirliliğe neden olarak Munzur Gözeleri’nin genel peyzajına ve ekosisteme önemli şekilde zarar vermektedir. Bu nedenle alanın koruma statüsünü değiştiren kararın iptal edilerek “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” kapsamına alınması yürürlükteki koruma mevzuatı ve kamu yararı açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.” tespitine yer verilmişti.

    Daha sonra alanın bir kısmının Cumhurbaşkanı Kararıyla kesin korunacak hassas alan ilan edilmesi üzerine mahkemece ek bilirkişi raporu hazırlatılmış, ve hazırlanan ek bilirkişi raporunda da “Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tanımlanan yerlerin, taşıdığı peyzaj, jeomorfolojik ve biyolojik özellikleri açısından kesin koruma ölçütlerini karşılayacak nitelikte doğru ve yerinde olduğu; ancak bu alana daha önce 17.07.2003 tarih ve 1409 sayılı karar ile 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen bölümün de dahil edilmesiyle Kesin Korunacak Hassas alan olarak tanımlanmasının uygun olduğu,” değerlendirmesinde bulunulmuş ve daha önce 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilen Munzur Gözelerinin tamamının kesin korunacak hassas alan niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulunulmuştu.

    Bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden hareketle karar veren Erzincan İdare Mahkemesi, daha sonra Cumhurbaşkanı Kararıyla “kesin korunacak hassas alan” ilan edilen kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verirken, “nitelikli doğal koruma alanı” statüsü taşıyan kısımla ilgili; “Uyuşmazlıkta, Munzur Gözelerinin bulunduğu alanın peyzaj, jeomorfolojik, hidrojeolojik ve biyolojik çeşitlilik özellikleri açısından Kesin Korunacak Hassas Alan ölçütlerini karşılayacak nitelikte olduğu, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlar statüsünde olan ve kamu yararı açısından mutlak olarak korunması gereken bu alanın Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünü devam ettirmesi halinde bir takım insan faaliyetlerine açılmasına, dolayısıyla koruma-kullanma dengesinin bozulmasına sebebiyet verileceği, Munzur Gözelerinin “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilen bu kısmının da daha yüksek bir koruma statüsüne geçirilmesi gerektiği yukarıda aktarılan bilirkişi raporları ile açıkça ortaya konulduğundan, “Kesin Korunacak Hassas Alan” dışında bırakılan Munzur Gözelerinin diğer kısmının “Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilmesine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” değerlendirmesinde bulunarak iptal kararı verdi.

    Munzur Gözeleri’nin kesin korunması gereken hassas alan yani 1.Derece Doğal Sit olması gerektiği Erzincan İdari Mahkemesi gereğince de onaylanmıştır. Bu karar TMMOB şahsında Dersim halkının kazanımıdır dayanışma büyütür, geliştirir, yaşatır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    PİRHA- Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Kangaltekkesi Köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, Sivas İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Köylülerin ‘ÇED olumlu’ kararına karşın açtığı davanın duruşması 29 Nisan’da görülmüştü.

    Sivas İdare Mahkemesi, 29 Nisan’da görülen duruşma sonrasında, Kangaltekkesi Köyünde kurulması planlanan mermer ocağına verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    Sivas İdare Mahkemesi, köy sakinlerinin, bölgede açılması planlanan mermer ocağı için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aleyhine açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, mermer ocağına verilen “ÇED Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    MAHKEME SU KAYNAKLARINA İŞARET ETTİ

    Mahkemenin kararında, faaliyete geçirilmesi planlanan mermer ocağına ilişkin davalı idarece verilen “ÇED Olumlu” kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasının maden, çevre, orman ve ziraat mühendislikleri ile antropolojik ve biyolojik açıdan Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olduğu belirtildi.

    Bununla birlikte, maden sahasında Kangaltekkesi köyünün su kaynaklarının bulunduğuna işaret edilen kararda, köye ve Bozarmut Göleti’ne doğru akan derelerin, madencilik çalışmasından etkilenebileceği; bunun yüzey ve yer alt sularını, dolayısıyla içme sularını etkileyebileceği kaydedildi.

    ÇED RAPORUNUN HUKUKA UYARLILIĞI BULUNMADIĞI KANAATİNE VARILDI

    ÇED raporunda, Davulbaz Göleti ve proje etki alanı içinde kalan Kangaltekkesi Mahallesinde boşalım sağlayan karstik kaynaklar ve Davulbaz Regülatörü ile ilgili bir bilgiye ver verilmediğine dikkat çekilen kararda, ÇED raporu ve eklerinde yüzey ve yeraltı karst morfolojisine ilişkin değerlendirmelere ver verilmediği; jeoloji, hidrojeoloji, hidroloji ve deprem haritasının sadece harita olarak verildiği ve yeterli olmadığı, jeolojik kesitlerin proje alanındaki jeolojik yapıyı temsil edecek düzeyde sunulmadığı, uyuşmazlığa konu alanın jeololik yapısına ilişkin takip edilebilir ve izlenebilir herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği aktarıldı.

    Kararda, bu sebeple “eksik değerlendirmeye dayalı proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu ‘ÇED Olumlu’ kararında, belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” bildirildi.

    İdare mahkemesinin kararına Danıştay’da itirazda bulunabilecek.

    PİRHA/SİVAS

    İLGİLİ HABERLER:

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

  • Özel: Darbedir, kabul edilemez! Hatimoğulları: Siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesidir!

    Özel: Darbedir, kabul edilemez! Hatimoğulları: Siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesidir!

    PİRHA İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sabah saatlerinde gözaltına alınmasına tepki gösteren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir” derken, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, “Sayın İmamoğlu ve gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılması, yargısal süreçlerin bir intikam ve gerilim kaynağı olmaktan çıkarılması 85 milyonun hayrınadır” açıklamasında bulundu.

    Dün akşam saatlerinde üniversite diploması iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı.

    Sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olması beklenen İmamoğlu’nun evine yüzlerce polis geldi. İmamoğlu’nun Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne götürüleceği öğrenildi.

    İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına dair ilk tepkiler şöyle:

    “DARBEDİR, REDDEİYORUZ!”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel:

    Milletin yerine karar vermek, halkın iradesinin yerine geçmek ya da ona engel olmak için güç kullanmak darbedir. Şu anda bir sonraki cumhurbaşkanını milletin belirlemesine engel olmak üzere bir güç devrededir. Bir sonraki cumhurbaşkanımıza darbe girişimi ile karşı karşıyayız…

    Milletimiz devletini sever ama birileri tarafından devlet milletin karşısına dikilirse millet buna izin vermez. Esas güç millettir ve en sonunda millet kazanır… Yine öyle olacak. Teslim olmayacağız. En sonunda yine milletin dediği olacak ve  Türkiye kazanacak. istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, ilçe belediye başkanlarının, gazetecilerin içerisinde olduğu onlarca kişinin sabahın erken saatlerinde evine baskın yapılarak gözaltına alınması kabul edilemez! En güçlü şekilde reddediyoruz!

    “SİYASETİN YARGI ELİYLE DİZAYNI”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları:

    Bu operasyon hukuk sınırlarını tanımayan, siyasi bir operasyondur. Sandık, oy, makam uğruna Türkiye’deki toplumsal gerilim ve kutuplaşmayı onarılmaz bir yere doğru götürmektir. Bu ülkenin en büyük kentinin belediye başkanının siyasi sakilerle sabah baskınıyla gözaltına alınması yüzlerce yıl unutulmayacak bir utançtır. Adalete olan inancı tuzla buz eden bu operasyon, siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesidir.

    Türkiye’nin ihtiyacı sabahın köründe polis baskınlarıyla belediye başkanlarını gözaltına almak değil; daha fazla demokrasi ve daha fazla hukuktur.

    Herkesi uyarıyoruz. Adalete olan inanç biterken, birlikte eşit ve adil yaşam umudu büyük zarar görecektir. Gidilen yol, yol değildir. Zararlıdır.

    Sayın İmamoğlu ve gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılması, yargısal süreçlerin bir intikam ve gerilim kaynağı olmaktan çıkarılması 85 milyonun hayrınadır.

    “DERHAL SERBEST BIRAKILMALILAR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan:

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’na ve beraberinde belediye başkanları, gazeteciler ve siyasetçilerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişiye yönelik gerçekleştirilen operasyon, demokrasiye, halk iradesine yönelik açık bir saldırıdır.

    Halkın iradesine karşı yapılan bu hukuksuzluğu reddediyoruz ve en güçlü şekilde kınıyoruz. Bu yanlış yoldan bir an evvel dönülmeli, halkın iradesinde saygı gösterilmeli.

    DEM Parti olarak, demokratik siyasete yönelik her türlü baskıya karşı durmaya devam edeceğiz. İstanbul halkının ve Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren tüm kesimlerin yanında olduğumuzu belirtiyor, Ekrem İmamoğlu ve gözaltına alınan herkesin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

    “YAŞAMA DARBE VURULUYOR”

    CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır:

    Öyle bir korku içindeler ki İstanbul Valiliği, metro seferlerini durdurarak, caddeleri kapatarak insanların yaşamına darbe vuruyor!

    Meydanlara çıkışı sağlayan metro istasyonlarını da kapatsanız, yolları bariyerlerle çevirseniz de nafile!

    Milletin önünde duramayacaksınız!

    “HALKIN İRADESİNE KARŞI DURAMAYACAKLAR”

    DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit:

    İstanbul halkının iradesine darbe yapılıyor! Seçimle kazanamadıkları İstanbul’u, kumpas davalar ve gözaltılarla gasp etmeye çalışıyorlar. Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarına yönelik operasyon, halkın iradesini hedef alan bir darbe girişimidir.

    Bu hukuksuzluk karşısında susmayacağız! İBB’yi kayyımlarla teslim almaya çalışanlar, halkın iradesine karşı duramayacaklar. Bu ülkenin onurlu yurttaşları olarak kayyım rejimine, yargı sopasıyla yapılan darbelere ve siyasi dizayna geçit vermeyeceğiz!

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    PİRHA- CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir “etki ajanlığı” düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nde yer almayacağını söyledi.

    9’uncu Yargı Paketi’nin tamamının geri çekilmesine dönük kadınlardan ve toplumdan yana çağrılar sürerken “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekildiği açıklandı.

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “etki ajanlığı” düzenlemesinin paketten çıkarıldığını açıkladı. Meclis’te bir grup gazeteci ile bir araya elen Murat, “9’uncu Yargı Paketi medyada yer buldu. Dezenformasyon Yasası’ndaki gibi dilediklerini yargılamak gibi kaygımız vardı. Geldiğimiz noktada 9’uncu Yargı Paketi’nde bunun yer almayacağı bize söylendi” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi

    Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi

    PİRHA-Dicle Havzası’nın son özgür kolu olan Sarım Çayı üzerindeki HES projesinin ÇED raporu iptal edildi.

    Bingöl’ün Genç ilçesi ve Diyarbakır’ın Lice ilçesi arasında Sarım Çayı ve Yan Kolları üzerinde yapımı kararlaştırılan Birsu Hidroelektrik Santrali (HES) için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararı mahkemece iptal edildi.

    Mahkeme kararını bölgede yaşayan yurttaşların ana geçim kaynaklarından arıcılığın HES’den zarar göreceği ve çığ tehlikesine karşı ÇED raporunda gerekli önlemlere yer verilmediği gerekçelerine dayandırdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • AYM, TCK’nin ‘örgüt üyesi olmadan örgüt adına suç işleme’ hükmünü iptal etti

    AYM, TCK’nin ‘örgüt üyesi olmadan örgüt adına suç işleme’ hükmünü iptal etti

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi (AYM), önemli bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunu düzenleyen hükmü “Anayasa’ya aykırılık” gerekçesiyle iptal etti.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunu düzenleyen hükmü iptal etti.

    Patnos Ağır Ceza Mahkemesi ile İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemeleri, TCK’nin 220. maddesinin “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunu düzenleyen 6. fıkrasının Anayasa’nın 2., 13. ve 38. maddelerine aykırı olduğunu belirterek, iptali yönünde karar verilmesini yüksek mahkemeden talep etti.

    Talebi değerlendiren Anayasa Mahkemesi, kararında, kuralın kamu otoritesinin Anayasa ile korunan temel haklara yönelik keyif müdahalesine karşı koruyucu önlem içerip içermediğinin de belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

    “SUÇUN KAPSAMINI GENİŞLETİYOR”

    Kuralda yer alan “örgüt adına işlenin suç” kavramından ne anlaşılması gerektiğine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinin ve işlenen suçlar arasında bir ayrım yapılmadığının anlaşıldığı dile getirilen kararda, şu ifadelere yer verildi:

    “Başka bir ifadeyle, niteliğine ya da ağırlığına bakılmaksızın, herhangi bir suçun örgüt üyesi olmayan bir kişi tarafından bir örgüt adına işlendiği değerlendirildiğinde, kişiler ayrıca örgüte üye olma suçundan da cezalandırılmaktadır. Bu durum son derece ağır bir itham ve ceza öngören bir suçun kapsamını ölçütleri belirsiz olacak biçimde genişletmektedir. Yargı makamlarının da örgüt adına işlenen suç kavramını her somut olayın özelliklerine göre farklı yorumladıkları ve belirliliğin yargısal yorumla da sağlanamadığı anlaşılmaktadır.”

    “YETERLİ BİR GEREKÇEYLE GÖSTERİLMELİ”

    Kişinin örgüt adına suç işlediğinin kabul edilmesi durumunda örgüte üye olma suçundan da cezalandırılmasında belirlilik incelemesi bakımından gözetilmesi gereken diğer bir husus olduğu belirtilen kararda, “İlke olarak kişinin silahlı örgüte üyelikten cezalandırılabilmesi için eylemlerinin sürekliliği, eşitliliği ve yoğunluğu veya bu özellikler olmasa dahi suçun niteliği ile örgütün amacına ulaşma bakımından ancak örgüt üyeleri tarafından işlenip işlenemeyeceği gözetilmeli, örgütle organik bir bağının bulunduğu ve örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiği yeterli bir gerekçeyle gösterilmelidir” denildi.

    Kararda, şu ifadelere yer verildi:

    “Buna karşın itiraz konusu kural uygulandığında silahlı örgüte üye olma suçu bakımından aranan belirli şartlar, örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç isleyen bir kimse yönünden aranmamakta ve her iki kategorideki kimseler arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç isleyen bir kimse örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. Bu itibarla bir kimse silahlı örgütle zayıf da olsa bir şekilde bağlantısı bulunduğu iddia edilen bir suç işlediği gerekçesiyle, örgütle bağlantısı açıkça ortaya konulmaksızın, işlediği suçun yanı sıra gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrıca örgüt üyeliğinden de cezalandırılmaktadır. Bu durum, örgüt adına suç işleyen kimsenin örgüt üyelerine göre daha ağır cezalarla karşılaşmasına neden olmaktadır.

    Ayrıca kuralın bir temel hakla bağlantısı olmayan suçlar bakımından da uygulanması mümkün olmakla birlikte işlenen suçun temel hakların kullanımıyla ilgili olması durumunda kuralda yer alan örgüt adına kavramının belirsizliğinden kaynaklı geniş yorumu nedeniyle kuralla ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ya da örgütlenme veya din ve vicdan özgürlüğü gibi temel haklar üzerinde güçlü bir caydırıcı etki yaratılmaktadır.”

    “UYGULAMA KANUNİLİK ŞARTINI TAŞIMIYOR”

    Kararda, itiraza konu kuralın, örgüt üyeliğine dair herhangi bir somut delil bulunmadan ve işlenen suçun niteliği ve ağırlığı itibarıyla örgütün amaçlarına ne surette katkıda bulunduğu da dikkate alınmadan kişilerin örgüte üye olmak gibi bir suçtan cezalandırılmalarına neden olacak şekilde geniş yorumlanmaya da müsait olduğu, dolayısıyla kuralın kamu otoritesinin keyfi uygulamalarını önleyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı, bu yönüyle kanunilik şartını taşımadığı da belirtildi.

    İtiraza konu kuraldaki “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır” ifadesinin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna hükmeden Anayasa Mahkemesi, TCK’nin “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçunu düzenleyen 220. maddesinin 6. fıkrasını oy birliğiyle iptal etti. Anayasa Mahkemesi’nin kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Kararda, birinci cümlenin iptali üzerine uygulanma imkanı kalmayan aynı fıkradaki ikinci ve üçüncü cümlelerin de iptalinin gerektiği belirtildi.

    Yüksek mahkeme, kararın 4 ay sonra yürürlüğe girmesini uygun gördü.

    (HABER MERKEZİ)

  • MLSA’dan AYM’ye çağrı: Sansür yasası iptal edilsin

    MLSA’dan AYM’ye çağrı: Sansür yasası iptal edilsin

    Anayasa Mahkemesi, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçuna hapis öngören Dezenformasyon Yasası’nın iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemini 8 Kasım’da görüşecek. MLSA, yasanın iptali için çağrıda bulundu.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi, hafta içi gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalarla ilgili olarak AYM’ye çağrıda bulundu.

    MLSA, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun düzenlendiği TCK 217/A maddesini 8 Kasım tarihinde Anayasaya uygunluk yönünden görüşecek Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerine çağrı yaparak, yasanın iptalini istedi.

    “DEZENFORMASYON YASASI HERKESİ POTANSİYEL FAİL HALİNE GETİRİYOR”

    Sene başından bu yana en az 13 gazeteci sansür yasası kapsamında gözaltına alındı, soruşturma geçirdi veya tutuklandı. Son olarak 1 Kasım’da T24 yazarı Tolga Şardan, yargıda yolsuzluğa dair hazırlanan bir MİT raporunun haberini yaptığı gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) TCK 217/A maddesi kapsamında tutuklandı.

    MLSA Hukuk Birimi tarafından kaleme alınan ve Anayasa Mahkemesi üyelerine gönderilen çağrı metninde, gazeteciler üzerinde bir baskı aracına dönüşen “Dezenformasyon yasasının” iptali talep edildi.

    Çağrıda, yasanın Anayasa’nın düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın hürriyetini düzenleyen ilkelerine aykırı olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddeleriyle çeliştiği vurgulandı. Ayrıca düzenlemenin “öngörülebilirlik ilkesine” de aykırı olduğu belirtildi.

    “Dezenformasyonla mücadele yasası” adı verilen, gazetecilik meslek örgütlerinin “sansür yasası” olarak adlandırdığı kanunun Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından CHP, bunun 29’uncu maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. 29’uncu maddede şu ifadeler yer alıyor: “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Yeni koronavirüs genelgesi: 1 Aralık’a kadar tüm kurum etkinlikleri iptal

    Yeni koronavirüs genelgesi: 1 Aralık’a kadar tüm kurum etkinlikleri iptal

    İçişleri Bakanlığı’nın yeni genelgesine göre STK, meslek kuruluşları, birlik ve kooperatifler tarafından düzenlenecek etkinlikler 1 Aralık’a kadar ertelenecek.

    Sağlık Bakanlığı’nın önerisi Coronavirus Bilim Kurulu’nun tavsiye kararı doğrultusunda, İçişleri Bakanlığı 81 İl Valiliğine “Coronavirus Tedbirleri” konulu ek genelge gönderdi.

    Genelgeye göre; bugünden itibaren sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek olan etkinlikler, 01 Aralık 2020 tarihine kadar ertelenecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • AYM, şehirler arası yolda gösteri yürüyüşünü yasaklayan kanunu iptal etti

    Anayasa Mahkemesi tarafından 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda yer alan “Şehirler arası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” hükmü Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi.

    Manisa 1. İdare Mahkemesi, baktığı bir davada uygulama konusu olan 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 22’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… ve şehirler arası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruyu dünkü gündem toplantısında esastan görüşen Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi. Kanunun, toplantı ve gösteri yürüyüşü için yasak yerleri belirleyen 22. maddesinde, “…şehirler arası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” ibaresi yer alıyordu. AYM Genel Kurulu nun oy çokluğuyla aldığı iptal kararının gerekçesi daha sonra yazılacak.

    VALİLİK, KARARI GEREKÇE GÖSTERMİŞTİ

    Haziran ayında, AKP ve MHP’nin barolar başta olmak üzere meslek kuruluşlarının yapısı ve seçim sistemini değiştirmeye yönelik yasa tasarısına karşı Ankara’ya yürüyüş başlatan baro başkanları Valilik yasağıyla karşılaşmıştı. Ankara Valiliği, yasak kararında, AYM’nin iptal ettiği 22. maddeyi gerekçe göstermişti.

    Valilik açıklamasında şöyle denilmişti:

    “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 6. maddesi gereği il genelinde toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alan ve güzergahların mülki amirliklerce belirlendiği, yürüyüş yapmak istedikleri güzergahın belirlenen yerlerden olmadığı, aynı kanunun 22. maddesine göre şehirlerarası yollarda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılamayacağı ile mevcut pandemi tedbirleri kendilerine hatırlatılarak grubun yürüyüşüne müsaade edilmemiş, araçlarla şehre girebilecekleri, Anıtkabir ya da bir başka mahale gitmeleri hususunda ve varsa diğer talepleri konusunda kendilerine yardımcı olunacağı ifade edilmiştir.”

  • Munzur Kültür ve Doğa Festivali korona nedeniyle yapılmayacak

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali korona nedeniyle yapılmayacak

    PİRHA- Dersim Belediyesi ve Dersim Dernekler Federasyonu, her yıl düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin koronavirüs nedeniyle bu yıl gerçekleştirilmeyeceğini duyurdu. 
    Dersim Belediyesi ve Dersim Dernekler Federasyonu, her yıl düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) nedeniyle gerçekleştirilemeyeceğini açıkladı.
    Yapılan yazılı açıklamada, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabası olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
    “Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivaliyle sizlerle buluşmayı planlıyorduk. Yakın zamanda Munzur Özgür Aksın Meclisi bileşenleriyle yapılan toplantıda, ortaya çıkan eğilim doğrultusunda bu yıl dünyayı etkisi altına alan pandemi koşullarından kaynaklı, festivalimizi halk sağlığını gözettiğimiz ve yeni risklerin ortaya çıkmasını engellemek adına bir yıl sonra 20’nci yılın coşkusuyla gerçekleştireceğimizi ilan ediyoruz. Bu bağlamda festivalimiz bu sene zorunlu nedenlerden kaynaklı ertelense de Dersim’de planlanan yıkım projelerine karşı alanlarda olacağımızı belirtmek istiyoruz.”                                            (HABER MERKEZİ)
  • Pülümür’deki HES ve Baraj Projesi’ne iptal kararı

    Pülümür’deki HES ve Baraj Projesi’ne iptal kararı

    PİRHA – Tunceli Barosu’na bağlı bir grup avukat ve çevreci yurttaşın 10 yıl önce Pülümür Vadisi’nde yapılması planlanan Pülümür HES ve Baraj Projesi’nin iptali için Ankara 14. İdare Mahkemesi’ne açtıkları davada, mahkeme projenin tümden iptal edilmesine, Pülümür Vadisi’nde baraj ve HES projesi yapılmayacağına karar verdi.

    2010 yılında bir grup çevreci yurttaş ile Tunceli Barosu’na üyesi bazı avukatların Pülümür Vadisi içinde yapılması planlanan Pülümür HES ve Barajı’nın iptali için açtıkları dava 10 yılık hukuk sürecinden sonra çevrecilerin zaferi ile sonuçlandı.

    Ankara 14. İdare Mahkemesi verdiği kararda Pülümür Vadisi üzerinde yapılması planlan Pülümür HES ve Baraj Projesi’nin tümden iptal edilmesine hükmetti.

    “KUTSAL MEKANLARIN YOK OLMASINA İZİN VERMEDİK”

    Projenin iptalinin ardından dava açan yurttaş ve avukatlar adına yapılan açıklamada konuşan Tunceli Barosu avukatlarından Özgür Ulaş Kaplan, 10 yılık hukuk mücadelesini kazandıklarını ve birçok köyün, kutsal mekanın ve tarım arazisinin yok olmaktan kurtulduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Pülümür HES’in bölgeye zarar vereceğini bölgenin ekolojik dengesini bozacağını belirterek buradaki birçok kurum ve kuruluşa resmi başvuru yaptık. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne, DSİ Şube Müdürlüğü’ne, Milli Parklar Müdürlüğü gibi birçok kuruma yazılar yazarak. Bu baraj ve HES iptali gerekçelerimizle birilikte istedik. Pülümür HES yapılırsa, onlarca köy su altında kalacak dedik, şehrin ana mezarlığı olan asri mezarlığın sular altında kalacağını, bazı mahalle ve birçok köy sular altında kalacaktı, kutsal mekanlar yok olacak ve ekolojik denge bozulacak ve bölge iklimi farklı bir şekil alacak diye bu talebimizi ilettik. Ancak bu kurumlar bu talepleri resmi olarak ret edince bizde yargı yoluna başvurarak Pülümür HES  projesinin iptalini istedik.”

    10 YILLIK HUKUK MÜCADELESİNİ  KAZANDIK

    Kaplan açıklamasında ayrıca, Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin daha önce Munzur Vadisi Mili Parkı içinde yapılması planlanan  bazı HES projelerini iptal kararlarını örnek aldığını ve Pülümür HES projesini tümden iptal ettiğini belirtti. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • CHP ve HDP Grup toplantılarını iptal etti

    CHP ve HDP Grup toplantılarını iptal etti

    PİRHA – CHP ve HDP, 17 Mart Salı günü yapacakları haftalık grup toplantılarını Koronavirüs nedeniyle iptal ettiklerini duyurdu.

    Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) ve Halkların Demokratik Partisi(HDP), 17 Mart Salı günü yapacakları grup toplantılarını koronavirüs nedeniyle iptal ettiklerini duyurdu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, resmi Twitter hesabından açıklama yaptı. Özel, “Yaşanan son gelişmeler doğrultusunda 17 Mart Salı günü haftalık olağan TBMM Grup Toplantımızı iptal ettik” dedi. Özel ayrıca CHP’nin yarın parti genel merkez binasında yapacakları MYK ve sonraki gün yapılacak Koronavirüs İzleme Komitesi toplantılarında da gelişmeleri değerlendireceklerini belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) basın bürosu tarafından yapılan paylaşımda ise, “17 Mart Salı günü yapılması planlanan Meclis Grup Toplantımız, koronavirüs tedbirleri kapsamında iptal edilmiştir” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Kitlesel Newroz mitingleri iptal edildi

    Kitlesel Newroz mitingleri iptal edildi

    PİRHA – HDP MYK yaptığı açıklamada, koronavirüs (kovid-19) nedeniyle kitlesel Newroz mitinglerinin iptal edildiği duyurdu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), olağanüstü gündemle parti genel merkezinde toplandı. HDP, koronavirüs nedeniyle Newroz etkinliklerini iptal etme kararı aldı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Azadî Partisi, Devrimci Demokratik Kürt Derneği (DDKD), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Komünist Partisi (KKP) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-Bakur), 21 Mart’ta kutlanacak Newroz’a ilişkin DTK binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya, DTK Eşbaşkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, Demokratik Bölgesi Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan ve Kürdistani İttifak Çalışması’ndaki Kürt partilerinin temsilcileri katıldı.

    Açıklamada, koronavirüs (kovid-19) nedeniyle kitlesel Newroz mitinglerinin iptal edildiği duyuruldu.

    HDP Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlığında toplanan MYK’nin gündeminde koronavirüsü, yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen hapis cezası, MİT üyesinin cenazesini haber yaptıkları için tutuklanan gazeteciler ve gözaltına alınan avukatlar vardı. Yapılan tartışmaların ardından koronavirüs nedeniyle Newroz etkinliklerini erteleme kararı alındı.

  • İDO ve BUDO’nun bazı seferleri iptal edildi

    İDO ve BUDO’nun bazı seferleri iptal edildi

    İDO ve BUDO’nun bazı seferleri olumsuz hava şartları dolayısıyla iptal edildi.

    Bursa’nın Mudanya ilçesi ile İstanbul arasında deniz ulaşımını sağlayan BUDO’nun bugünkü bazı seferleri olumsuz hava koşuları sebebiyle iptal edildi. BUDO’nun sosyal medya sayfasından yapılan açıklamada, 7 Ocak Salı günü 07.00, 09.30, 14.00, 18.00 Mudanya-Eminönü ve 10.00, 13.00, 16.30, 20.30 Eminönü-Mudanya seferlerinin olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildiği belirtildi.

    İstanbul Deniz Otobüsleri’nin (İDO), bugün yapacağı bazı seferler de olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi.

    İDO’nun internet sitesinde yer alan duyuruya göre, bugün yapılması planlanan 07.45 Bandırma-Yenikapı-Bostancı, 08.10 Kadıköy-Yenikapı-Bursa, 08.30 Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı-Kadıköy, 09.50 Kadıköy-Yenikapı-Bursa, 10.30 Bursa-Yenikapı-Kadıköy, 11.50 Kadıköy-Yenikapı-Bursa, 14.30 Bursa-Yenikapı-Kadıköy, 14.50 Kadıköy-Yenikapı-Bursa, 16.00 Bursa-Yenikapı-Kadıköy, 16.50 Kadıköy-Yenikapı-Armutlu Tatil Köyü-Armutlu-Bursa,18.45 Bostancı-Yenikapı-Bandırma, 19.00 Bursa-Yenikapı-Kadıköy, 19.50 Kadıköy-Yenikapı-Bursa, 20.00 Bursa-Yenikapı-Kadıköy seferleri ile çarşamba günü 07.45’teki Bandırma-Yenikapı-Bostancı seferi gerçekleştirilemeyecek.

  • 685 gazetecinin basın kartı iptal edildi

    685 gazetecinin basın kartı iptal edildi

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Milli güvenliğe tehdit oluşturan yapılarla aidiyeti, irtibatı veya iltisakı olduğu” iddiasıyla 685 gazetecinin basın kartının iptal edildiğini açıkladı.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Cumhurbaşkanlığının 2020 yılı bütçesi görüşüldüğü sırada basın kartlarının iptaliyle ilgili soruları yanıtladı.

    Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün kapatılarak İletişim Başkanlığı’nın kurulması ardından sarı basın kartlarının güncellenmesine ihtiyaç doğduğunu ifade eden Oktay, değişimin amacını, “usulsüz ve sahte kart kullanımının önüne geçilmesi, basın kartının prestijini artırarak basın mensuplarının çalışmalarını kolaylaştırmak” olarak açıkladı.

    2019 yılı içerisinde 343 sarı basın kartının verildiğini belirten Oktay, 15 Temmuz askeri kalkışması sonrasında “milli güvenliğe tehdit oluşturan yapılarla aidiyeti, irtibatı veya iltisakı olduğu” gerekçesiyle 685 basın mensubunun basın kartının iptal edildiğini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çanakkale’de 17 farklı alanda yapılması planlanan JES ihaleleri iptal edildi

    Çanakkale’de 17 farklı alanda yapılması planlanan JES ihaleleri iptal edildi

    PİRHA- Çanakkale İl Özel İdaresi tarafından jeotermal amaçlı arama ve işletmeye ihale edilen Çanakkale’nin Ayvacık, Ezine, Lapseki, Biga, Bozcaada ve Gökçeada ilçelerinde toplam 358 bin 668 dönümü kapsayan 17 adet farklı alanın ihaleleri yaşanan deprem sonrası iptal edildi.

    Çanakkale’nin Ayvacık, Ezine, Lapseki, Biga, Bozcaada ve Gökçeada ilçelerinde toplam 358 bin 668 dönümü kapsayan 17 adet farklı alan, Çanakkale İl Özel İdaresi tarafından jeotermal amaçlı arama ve işletmeye ihale edilmişti. JES’e karşı çıkan halk ihalelerin iptal edilmesini istemişti.

    Şimdi ise Çanakkale Valiliği, Çanakkale’nin doğal yapısına ve ekolojik dengeye zarar verecek olan JES ihalelerini iptal etti.

    “ÇANAKKALE ENERJİ ŞİRKETLERİNİN HEDEFİNDE”

    CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, önceki gün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ihalelerin iptal edilmesini talep etmiş ve Aydın’da yaşanan olumsuzlukları örnek göstermişti. Ceylan, harp tarihi açısından dünyanın en büyük açık hava müzesi olma özelliği taşıyan Çanakkale’nin enerji şirketlerinin hedefinde olduğunu kaydetti.

    Ceylan, Çanakkale’de faaliyette olan Çan 18 Mart Termik Santrali’nin baca gazı filtresi olmadan çalıştırılmaya devam ettiğini ve toprağı, suyu, insan sağlığını tehdit ettiğini dile getirdi.

    “TOPRAĞA, HAVAYA, SUYA VE İNSANA İHANETTİR”

    Ayvacık, Ezine, Lapseki, Biga, Bozcaada ve Gökçeada’da toplam 358 bin 668 dönüm alanda 15 adet arama, 2 adet Jeotermal kaynak işletme sahasının ihalesinin yaşanan deprem sonrası Valilik tarafından iptal edildiğini kaydeden Ceylan, “Bu ilan ile ihaleye çıkılması bile ‘biz toprağa, havaya, suya ve insana ihanet etmeye karar verdik’ demektir. Ama iptali memnuniyet verici” dedi.

    “İPTALİ MEMNUNİYET VERİCİ”

    Türkiye’nin JES sicilinin bozuk olduğunu ifade eden Ceylan, Aydın örneğini hatırlatarak, “28 Şubat ihalesiyle parsel parsel verilmek istenen yerler dağ başı mıdır? İhaleye çıkarılan 17 jeotermal sahanın çevresinde köyler ve yaşam alanları, dereler, göletler, antik kentler, turizm, tarım ve hayvancılık alanları bulunmaktadır. İhalenin iptali memnuniyet vericidir” diye konuştu.

    “KONTROL KAMUDA OLMALI”

    Kontrolsüz jeotermal faaliyetlerin sismik hareketleri tetiklediğini belirten Ceylan, yaptığı basın toplantısında “Çanakkale’nin bir deprem kuşağında olduğunu ve önceki gün yaşanan depremlerin de ders verir nitelikte olduğunu düşünüyorum” dedi. Devletin Maden Tetkik Arama eli ile bu işin içinde daha etkin olması gerektiğini ifade eden Ceylan, “Kontrol mutlak suretle kamuda olmalı ve aramadan, işletmeye bütün süreçler iyi kontrol edilmelidir” dedi.

    “ÇEVRE KATLİAMINA YOL AÇACAK”

    Jeotermal enerjinin elde ediliş şeklini yanında getirdiği, içinde akıcı sıvı ile temiz su bulunan bardakla örnek vererek gösteren Ceylan, alttaki suyun istenilen nitelikte olmaması halinde sondajın çıkarıldığını, sondajlanan bölümün doldurulmaması durumunda suların zehirlenmesine neden olacağını, açılacak yüzlerce sondajdan enerji üretimi için uygun bulmadıklarını olduğu gibi bırakıp gidecek şirketlerin bir çevre katliamına yol açacaklarını belirtti.

    Ceylan, arama ve işletme sahalarında ihalenin tekrar gündeme gelmesi halinde, Gülpınar’ın organik zeytini, Bozcaada’nın çavuş üzümü, Kösedere’nin domatesi, Tuzla’nın fasulyesi, Lapseki’nin kirazının, Ezine ve Bayramiç’in peynirinin, Yenice’nin kaypa biberinin aynı güzellikte yaşamasının ve herkesin damak tadında o güzel lezzetlerin korunamayacağını söyledi. (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın ODTÜ programı tüm akademik takvimi değiştirdi

    Erdoğan’ın ODTÜ programı tüm akademik takvimi değiştirdi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ODTÜ TEKNOKENT Bilişim İnovasyon Merkezi” açılış törenine katılacağı program sebebiyle akademik takvim değiştirilip, ara dönem tatili de uzatıldı.

    31 Mart yerel seçimlerine giderken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış töreni yapacağı adresler arasında ODTÜ de yer aldı. 6 Şubat’ta açılışı yapılacak ODTÜ TEKNOKENT Bilişim İnovasyon Merkezi için rektörlük harekete geçerek, yeni takvim için öğrencileri mail yoluyla bilgilendirdi. Rektör yardımcısı Prof. Dr. F. Dilek Sanin’in gönderdiği o mailde, “Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı web sayfasında da yer alan bu önemli değişikliği bilginize sunar, hepinize iyi tatiller dilerim” ifadeleri yer aldı.

    AÇILIŞ TÖRENİ EVRİM KONFERANSINI İPTAL ETTİRDİ 

    Erdoğan’ın yapacağı açılış töreni sebebiyle üniversitenin ara tatili ileri bir tarihe ertelenirken tüm öğrenci etkinlikleri de iptal edildi. 9-10 Şubatta gerçekleşecek 13. Aykut Kence Evrim Konferansı da açılış töreni sebebiyle iptal edilecekler arasında yer aldı.

  • Pülümür Vadisi’nde maden projesi iptal edildi

    Pülümür Vadisi’nde maden projesi iptal edildi

    Dersim’de yer alan Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesi

    Dersim’de yer alan Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesine karşı açılan davada mahkeme kararını verdi.

    Mahkeme, projeyi “çevre mevzuatına aykırı” olduğu gerekçesiyle iptal etti.

    İptal kararını Dersim Barosu Başkanı Barış Yıldırım, Twitter’dan duyurdu.

    Yıldırım, “Pülümür Vadisi Marçik restoran mevkiinde yürütülmek istenen madencilik projesine karşı açtığımız davada iptal kararı verildi. Yöre halkına hayırlı olsun” dedi.

    Baro Başkanı, kararla ilgili açıklamanın daha sonra yapılacağını da ifade etti.

  • Avusturya, çifte vatandaşlıkları iptal etmeye başladı

    Avusturya, çifte vatandaşlıkları iptal etmeye başladı

    Avusturya Eyalet İdari Mahkemesi çifte vatandaş oldukları belirlenen Türkiyelilerin Avusturya vatandaşlığının iptali kararını onayladıği belirtildi.

    Geçen yıl Türkiye’de yapılan referandum için Avusturya’da oy kullanan Türk vatandaşlarının listesi, Avusturya resmi makamlarının eline geçti. Avusturya makamları, bu listede kimin hem Türkiye vatandaşı hem de Avusturya vatandaşı olduğunun peşine düştü.

    Yukarı Avusturya Eyalet Meclisi üyesi aşırı sağcı FPÖ’lü Elmar Podgorschek, incelenen seçmen listesinde 4.000 civarında ‘şüpheli çifte vatandaş’ saptandığını açıkladı.

    “İNCELEMELER SÜRÜYOR”

    Bunlardan 50’si hakkında soruşturma başlatıldı ve 6’sının Avusturya vatandaşlığı iptal edildi.

    Diğerleri hakkında ise inceleme sürüyor.

    Hürriyet’in haberine göre, vatandaşlıkları iptal edilen iki Türk vatandaşı karara Yukarı Avusturya Eyalet İdari Mahkemesi’nde itiraz etti. İtirazı reddeden mahkeme, Avusturya vatandaşlığının iptalini onayladı.

    Mahkeme bu kararla diğer çifte vatandaş Türklerin Avusturya vatandaşlıklarının iptali için de yolu açmış oldu. Avusturya yasaları, Türk vatandaşlarının çifte vatandaş olmasına izin vermiyor. (HABER MERKEZİ)

  • Anayasa Mahkemesi’nden gösteri hakkı kısıtlamasına iptal

    Anayasa Mahkemesi’nden gösteri hakkı kısıtlamasına iptal

    Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP’nin gösteri hakkı kısıtlamasına karşı yaptığı başvuruyu haklı buldu. Yüksek Mahkeme, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda yer alan ‘toplantı ve yürüyüşlerin güneş batmadan bitirilmesi, genel yollarda yapılamaması ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması’ hükümlerini iptal etti.

    Anayasa Mahkemesi bu kez CHP’yi haklı buldu! Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, CHP’li 119 milletvekili, 2911 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin iptali istemiyle AYM’ye başvurdu.

    CHP, başvuru dilekçesinde, ‘il ve ilçelerde, toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergâhının mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirleneceğini düzenleyen 6. maddenin, ‘Toplantı ve yürüyüşlere ve bu amaçla toplanmalara güneş doğmadan başlanamaz. Açık yerlerdeki toplantılar ile yürüyüşler güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki toplantılar ise saat 24.00’e kadar yapılabilir’ ifadelerinin yer aldığı 7. maddenin ve ‘Genel yollar ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde ve TBMM’ye bir kilometre uzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez’ şeklindeki 22. maddenin de aralarında bulunduğu bazı hükümlerin iptalini talep etti.

    “GÖSTERİ DEMOKRASİNİN GEREĞİDİR”

    Anayasa Mahkemesi, başvuruyu esastan görüşerek karara bağladı. Yüksek Mahkeme, söz konusu kanunda yer alan ‘toplantı ve yürüyüşlerin güneş batmadan bitirilmesi, genel yollarda yapılamaması ve vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmaması’ hükümlerini iptal etti. Kararda, anayasanın 34. maddesinde, “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” ifadesinin yer aldığı hatırlatıldı.

    Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, ülke sorunlarının barışçıl yöntemlerle ve uzlaşı yoluyla çözülebilmesine de imkân sağladığı belirtilen kararda, “İfade edilen görüş ve eleştiriler ne derece sert ve rahatsız edici olursa olsun, şiddet içermediği ve barışçıl niteliğini koruduğu müddetçe, yetkili makamların her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşüne tahammül göstermesi ve hoşgörüyle yaklaşması demokrasinin bir gereğidir” ifadesi kullanıldı.

    Kararda, gösteri ve toplantı yürüyüşünün düzenlendiği mekanın, açıklanan düşüncenin muhataplarına ulaşabilmesi ve tesir oluşturabilmesi bakımından önemli olduğuna işaret edildi.

    “SINIRLANDIRMA SEÇME HAKKINA MÜDAHALE”

    Kararda, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilecek alanların, mahallin en büyük mülki amirince belirlenen yer ve güzergahla sınırlandırılmasının, bireylerin toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı mekanı seçme hakkına müdahale teşkil ettiği vurgulandı. Kararda, ancak mülki amirin, kamu yararı ile bireysel yarar arasında dengeyi sağlamak bağlamında, gerekirse toplantının büyüklüğüne ve amacına göre farklı yer ve güzergahlar belirlemesi ve mekanlar arasında kademelendirme yapmasının mümkün olduğu ifade edildi.
    Kolluk güçlerinin ses ve görüntü kaydı almasının engellenmesi talebi ise reddedildi.

    (HABER MERKEZİ)