Etiket: iRAN REJİMİ

  • İranlı Shokoofeh Azar: Gideceklerini anladılar, sadece kaçmak için kendilerine zaman yaratıyorlar

    İranlı Shokoofeh Azar: Gideceklerini anladılar, sadece kaçmak için kendilerine zaman yaratıyorlar

    PİRHA- Gazeteci- Yazar Shokoofeh Azar, Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestoların İran’da gerçek devrimi getireceğini vurgulayarak, “Biz, İran’da çok yakında siyasi din sisteminin boyunduruğundan kurtulacağız ve laik, demokratik bir Ortadoğu’yu Türkiye halklarıyla el ele birlikte inşa edeceğiz” dedi.

    İran kentlerinde 16 Eylül’de Jîna Eminî’nin katledilmesi sonrası başlayan protesto eylemleri devam ederken, Avustralya’da yaşayan Gazeteci- Yazar Shokoofeh Azar, Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestolara ilişkin PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    “BUGÜN YAŞADIKLARIMIZ, BİZLERİ  DEMOKRASİYE ULAŞTIRMASI GEREKLİ OLAN DEVRİMDİR”

    PİRHA: İran’daki mevcut durumu nasıl okuyor veya değerlendiriyorsunuz?

    SHOKOOFEH AZAR: Bugün, İran’da tanık olduğumuz süreç, rejim tarafından sesi hiç bir zaman duyulmamış ve talepleri her zaman baskıya maruz kalmış bir halkın zorla bastırılmış volkana dönüşen talepleridir. Bu talepler, 1905’te ve 1972’de tamamlanmamış, gasp edilmiş veya zamansız anayasal devrimi tamamlanması çalınmış gerçek bir devrimdir. Bugün yaşadıklarımız, bizleri  demokrasiye ulaştırması gerekli olan devrimdir. İran’daki yaklaşık 120 yıldır ertelenen demokrasidir. Her ne kadar tamamlanmamış bir demokrasi olsa da Pehlevi döneminde, Kaçar döneminde kaotik İran sınıflarını örgütlemeyi ve aynı zamanda da eğitimli/entellektüel bir orta sınıf oluşturan o dönemde nispeten modern bir toplum inşa etmeyi başaran bir sosyal ve kültürel demokrasi modeline tanık olduğumuza inanıyorum. Bir başka açıdan değerlendirsem eğer, bugün istediğimiz taleplerin çoğu, Pehlevi döneminde kazanıp 1972 devrimiyle kaybettiğimiz taleplerdir.

    “İRANLI KADINLAR ARTIK HERHANGİ BİR REJİMİN BOYUNDURUĞU ALTINA GİRMEK İSTEMİYOR”

    -Bu süreçte, kadınların direniş liderliğini nasıl değerlendiriyor ve bu direnişin dünyayı etkileyeceğini düşünüyor musunuz? 

    Beğensek de beğenmesek de Ortadoğu’nun ve dinlerin hakim olduğu Doğu’nun bir parçasıyız. Din, kültürümüzde ve toplumumuzda her daim temel bir rol oynamıştır. Yaşadığımız bölgenin dini olan İslam’da kadın bedeni, her zaman dini otoriterlerin kontrol, baskı ve arzularını hayata geçirmek için kullandığı bir araç olmuştur. Bugünün İranlı kadını, Pehlevi dönemindeki 70 yıllık sivil ve modern toplum deneyiminin yanı sıra eski kadim İran kültürünün (İslam öncesi İran) öğretilerinin de yardımıyla ne istediğini bilen, eğitimli, bağımsız ve bir çok yeteneği olan  bir kadın haline geldi. İranlı kadın artık  herhangi bir kontrolün/rejimin boyunduruğu altına girmek istemiyor. Yani ne resmî ideolojinin boyunduruğu altında ne de dinin boyunduruğu altında olmak istiyor . İranlı kadınlar özgürlük, eşitlik ve bağımsızlık istiyor. İşte tüm bu sebeplerden dolayı bugün, kadınları ve kızları protestoların en ön saflarında görüyoruz. Bu kadınlar ve kızlar bizi, yeni inşa edilecek, özgür ve demokratik bir dünyayı selamlamak için İslami Orta Çağ’dan çıkaracaktır.

    “BU BİR DEVRİMDİR

    -Protestoların bir şeyi değiştirdiğini, değiştireceğini düşünüyor musunuz?

    Kesinlikle düşünüyorum. Birincisi, bu sadece basit bir protesto değil. Bu bir devrimdir. Bu protestoları hangi açıdan değerlendirirseniz değerlendirin, temelinde bir devrimin büyüklüğü, derinliği ve talepleri var. İnsanlar artık sadece hak ihlallerini protesto etmiyor veya rejimden özel taleplerde bulunmuyor. Tek bir şey istiyorlar, o da rejim değişikliği. Bu rejimi geri dönülmez noktaya getiren adımları zaten attık: Kadınlar sokaklarda başörtülerini yakıyor, sokaklarda başörtüsü olmadan yürüyor, ahlak polisi arabaları kaldırılıyor, sokaklarda kızlar ve erkekler el ele dans ediyor. Sokaklarda, özgürlük ve rejimin yıkılması için şarkılar söyleyen kızlar ve erkekler mollaların sarıklarını başlarından yere atıyor ya da çiğniyor. Dünyanın her yerinde yaşayan İranlılar hem içeride hem dışarıda birleştiler ve hatta aralarındaki dayanışmayla birlikte bir tür görev dağılımı gibi şeyler oluştu.

    Bu bahsettiklerim, şimdiye kadar elde ettiğimiz özgürlüklerden ve başarılardan sadece birkaç tanesi. Bu rejimin yıkılması çok yakında ve ülkenin önde gelen gerici liderleri ise ülkeden çoktan kaçtı. Onlardan sadece geriye kalan sokaklardaki halkı son gücüne kadar ezmeye çalışan rejimin korkuluklarından başka bir şey değil. Bu vahşi baskılar, Evin hapishanesinin  bombalanması, gençlerin sokaklarda katledilmesi, insanların evlerinde ve yaşadıkları mahallerde toplu olarak tutuklanması da rejimin aşırı korktuğunun  göstergesidir. Gideceklerini anladılar. Sadece kaçmak için kendilerine zaman yaratıyorlar.

    “LAİK, DEMOKRATİK BİR ORTADOĞU’YU TÜRKİYE HALKLARIYLA EL ELE BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ

    -Türk ve Kürt izleyicilere bir şey söylemek ister misiniz? Herhangi iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

    Türkiye’deki haberleri takip ediyorum ve görüyorum ki Erdoğan da Humeyni’nin 1972’de gittiği yanlış yolda bilinçli bir şekilde ilerliyor. Biz İranlılar ve özellikle İranlı kadınlar için Türkiye’nin gerici İslami bir yolda olduğunu görmek çok üzücü. Türkiye halkına mesajım, kurtuluş savaşı vererek ve büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri demokrasilerini canları pahasına dahi olsa sahip çıksınlar. Eğer demokrasiye sahip çıkmazsanız Erdoğan’ın radikal İslamcılığına karşı yenildiğiniz takdirde, bu yenilgi size Humeyni’nin bize getirdiği felaketin tıpatıp aynısını getirecektir. Özgürlüğünüze, demokrasinize ve toplumsal güvenliğinize kalbiniz ve gerekirse canınızla sahip çıkın. Biz, İran’da çok yakında siyasi din sisteminin boyunduruğundan kurtulacağız ve laik, demokratik bir Ortadoğu’yu Türkiye halklarıyla el ele birlikte inşa edeceğiz. O gün gelmesi ümidiyle.

    SHOKOOFEH AZAR KİMDİR?

    1972 yılı doğumlu İranlı-Avustralyalı bir yazar ve aynı zamanda gazetecidir. Yeşil Ağacın Aydınlanması adlı romanı, Stella Ödülü ve Uluslararası Booker Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

    Babası yazar ve şairdi. Shooofeh, yazar ve gazeteci olmadan önce üniversitede edebiyat okudu. Gazeteci olarak yazmaya başlamadan önce, bir gazetede editör olarak çalıştı ve İran’da bir edebiyat ansiklopedisi için yazdı.

    Bir gazeteci olarak insan haklarına ve özellikle de kadın haklarına ilişkin konuları yazdı. İran hükümetini sık sık eleştiren yazılarından dolayı üç kez tutuklandı ve tutuklamalarının birinde üç ay boyunca hücre hapsine maruz kaldı.

    Ailesinin tavsiyesi üzerine İran’dan Türkiye’ye, oradan da Endonezya’ya kaçtı. Endonezya’dan tekneyle seyahat ederek 2011’de Christmas Adası’ndaki bir Avustralya mülteci gözaltı merkezine ulaştı.Avustralya’da siyasi sığınma hakkını 2011’de aldı. Avustralya’ya vardığında İngilizce bilmeyen Shokoofeh, İngilizce dilini bir yetişkin olarak öğrendi. Şu anda Geelong, Victoria’da yaşayan Shokoofeh, Deakin Universitesi’nin Uzaktan Eğitim programı aracılığıyla İletişim bölümünden Onur Derecesiyle mezun oldu.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • İranlı Yazar Aidani PİRHA’ya konuştu: Protestolar genç kadınların devrimi, korkmuyoruz!-VİDEO

    İranlı Yazar Aidani PİRHA’ya konuştu: Protestolar genç kadınların devrimi, korkmuyoruz!-VİDEO

    PİRHA- İranlı sanatçı, oyun yazarı, şair ve insan hakları aktivisti Mammad Aidani, Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestoları devrim olarak niteledi. Aidani, “Bu sürecin de bir parçası olmamız gerekiyor. Artık insanların kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Korkmuyoruz ve İran hükümetinin değişmesi için de yapılması gereken ne varsa buna da hazırız” dedi. 

    İran kentlerinde 16 Eylül’de Jîna Eminî’nin katledilmesi sonrası başlayan protesto eylemleri devam ederken, Avustralya’nın Melbourne şehrinde yaşayan İranlı sanatçı, oyun yazarı, şair ve insan hakları aktivisti Mammad Aidani, Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestolara ilişkin PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    Mammad Aidani, İran’da 43 yıl  içeresinde olan baskı ve zulmün hiçbir şekilde bitmediğine dikkat çekerek, özellikle İranlı kadınların yaşam ve özgürlük alanlarınının daraltılığını ifade etti.

    Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrasında İran geneline yayılan ve kadınların öncülük ettiği protestoların Ortadoğu’nun geleceği açısından önemli olduğunu vurgulayan Mammad Aidani, “Protestoları genç kadınların devrimi olarak görüyorum. Bu devrim uzun vadede hem İran’da hem Türkiye’de hem de dünyanın başka yerlerinde kadın haklarında yaşanan hak ihlallerine karşı insanların bir araya geldiği, toplumsal mücadelenin yükseldiği bir sürece girmesini umut ediyor” dedi.

    1979’un  6 Mart’ında yüz binlerce kadının katıldığı bir protesto eyleminin o zamanki Humeyni rejimine uyarı niteliği taşıdığını hatırlatan Mammad Aidani, “O zamandan bugünlere verilen hiçbir söz tutulmadı. Özellikle kadınların günlük yaşamdan izole edilmesi, entelektüel olarak hayatın herhangi bir alanında olmaması, yazarların, çizerlerin, gazetecilerin İran’da barınamaması, kiminin gözaltında, cezaevinde olması kimisinin başka ülkelere sürgüne gitmesi gerçekten bu süreci çok iyi neticelendiriyor. Şu an İran’da kadınların başlattığı mücadeleyi yükseltmiş olduğu bu süreçten biz erkeklerin de çok iyi anlaması ve okuması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “SÜRECİN DE BİR PARÇASI OLMALIYIZ”

    Kadınların sesinin duyulmasını ve onların gösterdikleri eşit hak ve hukuk mücadelesinin iyi okunması gerektiğinin altını çizen Mammad Aidani, “Bu sürecin de bir parçası olmamız gerekiyor. Şu an yaşanan protestoları ve toplumsal mücadeleyi İran halkı doğru analiz ediyor. Bunun bir şekilde bir şeylere dönüşeceği gibi bir hissiyat taşıyorum” şeklinde dile getirdi.

    “KORKMUYORUZ!

    İran devrimi olduğunda İranlıların beklentisi eşit özgürce bir dünyada yaşamakken, Humeyni’nin gelmesiyle beraber daha çok baskıların, şiddetin ve zulmün arttığı, bütün insan hakları taleplerinin görmezden gelindiği ve en çokta kadınların bundan mağdur olduğu bir sürecin 43 yıldır yaşandığını aktaran Mammad Aidani, “İranlılar olarak hem yoksulluk hem de bu son süreçte yaşanan eylemlerin bize vermiş olduğu güçle mücadele büyüyor. Artık insanların kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Korkmuyoruz ve İran hükümetinin değişmesi için de yapılması gereken ne varsa buna da hazırız” diye belirtti.

    “FARKLILIKLARI BİR KENARA BIRAKARAK MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ

    Mammad Aidani, sadece İran’da değil nerede hak ihlali yaşanıyorsa her anlamda insanların farklılıklarını bir şekilde kenara bırakarak mücadeleyi büyütmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Özellikle entelektüeller bu mücadeleyi asla ama asla bırakmamalı. Sonuçta hiçbir hükümet, hiçbir devlet toplumlara haklarını vermezler, haklar mücadele edilerek alınır. Kürtler, Aleviler, etkin azınlıklar ve LGBTİ+’lar gibi tüm toplumsal yapılar, her alanda toplumsal mücadeleyi genişletmek, yaşanan tarihsel süreci iyi okumak zorundalar. Bu sürecin tekrar yaşanmaması için de dayanışmaya ve mücadelenin bir şekilde parçası olmaya da devam etmek durumundalar.”

    MAMMAD AİDANİ KİMDİR?

    İnsan hakları savunucusu, şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve psikososyal araştırmacıdır. Araştırmalarında, Avustralya ve Batı’ya yerleşen İranlı ve Ortadoğulu göçmenlerin, mültecilerin ve sığınmacıların maruz kaldığı şiddet, işkence, travma ve acıları inceliyor. Mammad’ın yazıları İran’da yasaklanmıştır. Mammad aynı zamanda PEN International Melbourne’ün başkan yardımcısıdır.

    PİRHA/AVUSTURALYA

    Röportajın yapılmasını ve çevirisini toplum görevlisi, ev içi şiddet ve yaşlı istismarı eğitmeni Suzan Saka sağlamıştır.

  • İran’da eylemler katliam tehdidine karşın sürüyor-VİDEO

    İran’da eylemler katliam tehdidine karşın sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İran Rejimi tarafından katledilen Jîna Mahsa Amini’nin ardından başlayan eylemler sürüyor. Kadınların öncülüğünde yapılan protestolara rejim güçleri öldürme ve işkence ile karşılık veriyor. 

     

     

    İran’ın başkenti Tahran’da Jîna Amini’nin katledilmesinin ardından başlayan ve giderek yayılan direniş sürüyor. Rejim güçleri birçok kenti askeri üs haline getirse de protestolar devam ediyor. Eylemciler, her türlü baskı aygıtı kullanılmasına rağmen sokaklardan çekilmezken, kentin dört yanında Hamaney’e karşı sloganlar yükseliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İran rejiminin katlettiği Mahsa Amini protestolarına Alevi kadınlardan destek!

    İran rejiminin katlettiği Mahsa Amini protestolarına Alevi kadınlardan destek!

    PİRHA – İran rejimi tarafından zorunlu başörtüsünü kurallara göre takmadığı iddiasıyla gözaltına alınıp işkence sonucu katledilen Mahsa Amini için kadınların başlattığı eylem bütün dünya ülkelerinde protestolarla destek buldu. Türkiye’deki Alevi kadınlar da İran rejimini protesto ederek, “Artık bir kadın devrimi, kadınların öncülük ettiği bir değişimin olduğu dünya söz konusu. İyi bir hamle” şeklinde yorumladılar. 

    İran’da zorunlu ‘başörtüsü kurallarına uymadığı’ gerekçesiyle “ahlak polisleri” tarafından gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitiren 22 yaşındaki Mahsa Jîna Amini’nin ölümünün ardından protestolar sürüyor. 17 Eylül’de kadınların öncülüğünde başlayan protestolar, dünya genelinde de karşılık buldu.

    Türkiye Alevi hareketi içerisindeki kadınlardan da yapılan protestolara destek geldi. Alevi örgütleri henüz kitlesel bir açıklama yapamasa da Alevi kadınlardan yapılan eylemlere destek geldi.

    “İYİ BİR GELİŞME OLACAKTIR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo, sağlık nedenleri sebebiyle protestolara katılamadığını belirterek, Amini’ye olan sahiplenmenin çok değerli olduğunu belirtti. Elif Keleşo, İran’daki kadınların ilk defa başörtülerini yakmaya başladıklarını vurgulayarak, “Bu itiraz ardından ciddi bir ayaklanma yaşandı. Bunun İran için iyi bir hamle olduğunu düşünüyorum. Kadınlar bir kez daha İran’da kaybettikleri, yok sayılan güçlerini göstermeye başladı. Bu hamle kadın özgürlüğü için iyi bir gelişme olacaktır” dedi.

    Elif Keleşo, Alevi kadınların, İran’daki gelişmelere uzak kalmadığını söyleyerek, “Bizler bu gündemin içerisindeyiz. Alevi erkekleri de ön plandalar ve bu eylemleri sahipleniyorlar. Belki de basın önünde pek görünür olamadık. Bunun da sebebi, kadın örgütleri ile birlikte hareket etmemizden kaynaklanıyor. O nedenle biz Aleviler olarak gündeme gelmedik” şeklinde konuştu.

    “MUHALEFET KADINLAR ÜZERİNDEN OLUŞUYOR”

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Emel Uzman da İran’da yapılan protestoları anlamlı bulduğunu ifade etti. Uzman, kadın devriminin önemine dikkat çektiği açıklamasında şunları söyledi:

    “Baskının yoğun olduğu ülkelerin dışında bizim gibi ülkelerde de yaşamımızı sosyal ve kültürel dünyamızı değiştirmeye çalışan, özellikle Cumhuriyet değerlerinden, laiklikten, medeni yasadan uzaklaşan, neredeyse şerri hükümleri yaşamımıza yavaş yavaş sokmaya çalışan bir yöntem bu. İran’da yapılan protestoları son derece anlamlı buluyorum. Öyle görünüyor ki dünyada eğer bir değişim söz konusuysa bu kadın devrimi ile olacaktır. Dünya nezdinde muhalefet kadınlar üzerinden oluşuyor. Dünyanın her yerinden İran’a destek geldi. Bu anlamlı bir dayanışma oldu. Kolay kolay da bitecek bir eylem değil. Çünkü insanların yaşam biçimlerini değiştirip eril, gerici dünyalarının karanlığını dayatıyorlar.

    İran’daki eğitimli kadınlar dünyaya farklı bakarken böyle bir baskı altına girmeleri sonucu bir protesto olacaktır diye beklerken yaşananlar bu işin önünü açtı. Bence bu protestolar, kavgalar devam edecektir. Dünyanın her yerinde de dayanışmalar sürecektir. Ülkemizde de bu çok yaygın. Her ilde sahip çıkan, destekleyen protestolar var. Artık bir kadın devrimi, kadınların öncülük ettiği bir değişimin olduğu dünya söz konusu.

    “BİR HAZIRLIK ÇALIŞMASI VAR”

    Emel Uzman, İran’daki protestoların Alevi kadınları tarafından daha fazla sahiplenilmesi gerektiğini ifade ederek, “Yapılan bütün eylemlerin içinde Alevi kadınlar var. Kurumsal anlamda eylem noktasında gecikmiş olunabilir ama bütün yapılan eylemlerde mutlaka Alevi kadınların olduğunu görüyoruz. Ancak Alevi kadınların öncülüğünde de bir eylem ihtiyacı doğmuştur. Bu yönlü de bir hazırlık çalışması var” dedi.

    “TAKVİME DÜŞECEK BİR NOT OLACAKTIR”

    Emel Uzman, dayanışmanın daha fazla büyütülmesi gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Dünyaya İran’dan ses gidiyor. Görünen o ki mücadele sadece kadın mücadelesi değil. Yaşamın her alanındaki baskıya karşı bir mücadele bu. Dünyadaki sisteme karşı bir mücadele diye bakmak lazım. Ama oradaki çıkış noktası kadına yapılan, kadının yaşamına direkt müdahale ile ortaya çıkan bir şey. Orada kadınları yalnız bırakmayan erkekleri de anımsamak lazım. Birlikte mücadele yürütüyorlar. Bence bu mücadele daha devam edecektir. O nedenle nereye kadar gider kestiremiyorum ama dünya tarihinde bir takvime düşecek bir not olacaktır bu.”

    “SONUÇLANABİLECEK ÇÖZÜMLERE GİTMEMİZ GEREKİYOR”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Gülbahar Kaplan da İran’daki gelişmelerin önemine dikkat çeken bir diğer isim oldu. Kaplan, konuya ilişkin Alevi örgütlerinin de çeşitli eylemler yaptığını anlatarak şunları söyledi:

    “Hiçbir şey yapmadık değil. Mutlaka duyarlı olmamız gereken bir durum ki bu süreçte de Türkiye’nin de hangi şartlarda yaşadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunun için aslında sesimizi daha gür duyurabilirdik. Bizler de kendi şubelerimizde açıklamalar yaptık. Bütün kadınları ilgilendiren bir konu olduğu için duyarlılığımız var. Ama kalkıp da örneğin İzmir’de bütün bileşenlerle bir eylem yaptık mı? Hayır yapmadık. Keşke bütün erkek canlarımızla birlikte büyük bir eylem yapabilseydik. Bizlerin de eksikliği oldu.

    Her yerde kadının ismi kullanılıyor ama ne yazık ki iş icraatlara geldiği zaman ya da yapması gerekeni bir kadın eyleme döktüğü zaman ya öldürülme ya da idamla karşılaşıyor. Bizler kadınlar olarak her ne kadar hangi ülke olursa olsun kadın baskısı, zihniyetlerin hepsi için geçerli. Kadınlar her yerde her zaman baskı altında. Kadın her zaman ezilen, yok edilmeye çalışılan, baskı altına alınmaya çalışılan varlık oldu.

    Kadına ‘ana, bacı’ deniyor ama kadını her zaman bir adım arkaya atmaya çalışıyorlar. Kadınlarımız bir mücadelenin başlangıcını ateşlemeye kalktığı zaman da tabii ki böyle üzücü olaylara da denk geliyoruz. Aslında eylemler yapmak gelip geçici çözümler. Bizlerin sonuçlanabilecek çözümlere gitmemiz gerekiyor. Bugün bu İran’da yapıldıysa yarın Türkiye’de de yapılacaktır. Çünkü görünürde her ne kadar ‘kadınların hakları vardır’ deseler de o kafanın içerisinde erkeklerin kendilerini önde görme egosu var. Bu tür katliamların olmaması için tüm kadın platformları birlikte örgütlenip çözüm odaklı olabilirsek belki bir nebze de olsa bunların önüne geçebiliriz. Bizler ne kadın katliamları yaşadık, neler gördük duyduk. Ciddi anlamda eylemler de yaptık ama ne oluyor?”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • 7’sinden 70’ine İran ayakta: Kahrolsun diktatör!-VİDEO

    7’sinden 70’ine İran ayakta: Kahrolsun diktatör!-VİDEO

    PİRHA- İran rejimi tarafından katledilen Mahsa Amini için sokağa çıkan kadınların öncülüğündeki eylemler yayılarak devam ediyor. İran’ın Reşt kentinde eyleme katılan 80 yaşında bir kadın başörtüsünü çıkararak, “Kahrolsun diktatör” sloganı atarak, kadınlara destek verdi.

    Jîna Mahsa Amini, İran İslam Cumhuriyeti’nin rejimin sözde ‘ahlak polisi’ tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle başkent Tahran’da 14 Eylül’de işkenceyle gözaltına alındı. Polis karakoluna götürülen Mahsa, aynı gece kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    İran’da katliamı protesto gösterileri onlarca kentte 8 gündür devam ediyor. İran rejim güçleri tarafından katledilenlerin sayısı çoğalırken, polislerin göstericilerin üzerine ateş açması kameralara yansıdı.

    Gösterilerde yaşlı bir kadın başındaki örtüyü çıkarıp, “Kahrolsun diktatör” sloganlarına eşlik etti.

    Öte yandan İran rejimi Jîna Mahsa Amini’nin ailesini arayarak gösterilerin durması için bir mektup kaleme almasını ve kamuoyuyla paylaşmasını istediği iddia edildi. Rejimin bu talebinin aile tarafından reddedildiği gelen bilgiler arasında.

    (HABER MERKEZİ) 

  • İdam mahkumu Kürt aktivist Panahi cezaevinden seslendi

    İdam mahkumu Kürt aktivist Panahi cezaevinden seslendi