Etiket: ırkçı saldırılar

  • ‘Basının ve siyasetçilerin nefret söylemleri ırkçı saldırıları artırıyor’-VİDEO

    ‘Basının ve siyasetçilerin nefret söylemleri ırkçı saldırıları artırıyor’-VİDEO

    PİRHA- İHD Ankara Şubesi ve Emek ve Demokrasi Güçleri Altındağ’da mültecilere yönelik yaşanan ırkçı saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Basında ırkçı dilin kullanılması, siyasetçilerin dolaylı ya da doğrudan mültecileri hedef alan söylemleri ırkçı saldırıların artmasına neden oluyor. Nefret suçu işleyen basın, siyasi parti ve kişiler hakkında yasal işlemlerin uygulamasını talep ediyoruz” denildi. 

    İHD Ankara Şubesi ve Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi’de bir araya gelerek, Altındağ’da iki grup arasında çıkan kavgada 18 yaşındaki Emirhan Yalçın’ın yaşamını yitirmesinin ardından mahallede Suriyeli mültecilere yönelik yapılan ırkçı saldırılara ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Sevil Turgut mültecilerle dayanışma içerisinde olduklarını vurgulayarak, mültecilere karşı insan hakları evrensel bildirgesine uygun davranılmasını talep ettiklerini belirtti.

    “BASININ VE SİYASETÇİLERİN NEFRET SÖYLEMLERİ IRKÇI SALDIRILARIN ARTMASINA NEDEN OLUYOR”

    Son dönemlerde ırkçı söylemlerin artması ile yaşanan her olumsuz olayın mültecilik ile bağdaştırıldığını ifade eden Turgut şunları dile getirdi:

    “10 Ağustos 2021 tarihinde Ankara’nın Altındağ ilçesinin Battalgazi Mahallesinde bir parkta çıkan kavgada iki kişi yaralanmış, yaralılardan biri ertesi gün hayatını kaybetmiştir. Taraflardan birinin mülteci olması nedeniyle Altındağ ilçesinde saldırılar gerçekleşmiştir. 16 Temmuz 2016 yılında Önder mahallesinde benzeri saldırılar gerçekleşmişti. Son dönemlerde ırkçı söylemlerin artması ile yaşanan her olumsuz olay mültecilik ile bağdaştırılıyor. Türkiye’de yabancı uyruklu bireylerin içinde bulunduğu her olay nefret söylemlerine ve ırkçı saldırılara gerekçe yapılıyor. Basında ırkçı dilin kullanılması, siyasetçilerin dolaylı ya da doğrudan mültecileri hedef alan söylemleri ırkçı saldırıların artmasına neden oluyor.”

    “İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİNE UYGUN DAVRANMALARINI TALEP EDİYORUZ”

    İktidarın, mülteciler ile ilgili politikalarını siyaset malzemesi haline getirdiğini söyleyen Turgut sözlerine şu şekilde devam etti:

    “İktidar, sorunların çözülmesi yerine, sorunun kaynağı haline gelmiştir. Uluslararası sözleşmeler ve insan hakları hiçe sayılıyor; bölge sorunlarına askeri müdahaleler, çatışma temelli politikalar bölgedeki kaosu derinleştiriyor, milyonlarca insanın yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmasına neden oluyor. Hükumetin yarattığı nefret iklimi Türkiye’deki mültecileri hedef haline getiriyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 14. maddesine göre herkes uğradığı zulüm sebebiyle başka memleketlere iltica etmek ve bu memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkına sahiptir. Oysa Türkiye Hükumeti komşu ülkelerden topraklarına ulaşan insanların ‘mültecilik’ hakkını tanımıyor. Türkiye Hükumetinden İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 14. Maddesini uygulamasını talep ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti 1951 Cenevre Sözleşmesine coğrafi ve tarihsel kısıtlama koymuş 1967’de sadece tarihsel kısıtlamayı kaldırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti hükumetinin coğrafi kısıtlamayı kaldırmasını mülteci haklarını tanımasını ve uluslararası koruma şartını yerine getirmesini talep ediyoruz. Suriye’de yaşanan iç savaşta taraf olan tüm ülkelerin Suriyeli halka karşı görevlerini yerine getirmelerini insan hakları evrensel bildirgesine uygun davranmalarını talep ediyoruz.”

    “DEVLET HERKESİN CAN, MAL GÜVENLİĞİNİ KORUMAK ZORUNDADIR”

    Türkiye Cumhuriyeti hükumetinin nefret suçu işleyen basın, siyasi parti ve kişiler hakkında yasal işlemleri uygulamasını talep ettiklerini söyleyen Turgut, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, topraklarında yaşayan her insanın, canlının, can ve mal güvenliğini korumak zorundadır. Bu görevini yerine getirmesini talep ediyoruz. Coğrafyamızın katliamlar bölgesi haline gelmesine müsaade etmeyeceğiz. Irkçı ve yabancı düşmanı saldırılara karşı, her koşulda mülteci kardeşlerimizle dayanışma içinde olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Yeryüzü hepimizindir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • İşyerleri tahrip edilen Suriyeliler, zararlarını gidermeye çalışıyor

    İşyerleri tahrip edilen Suriyeliler, zararlarını gidermeye çalışıyor

    PİRHA-Ankara’nın Altındağ ilçesindeki Suriyelilerin dükkanlarına yapılan saldırılar ardından oluşan tahribatlar giderilmeye çalışılıyor.

    Altındağ ilçesinde 11 Ağustos akşamı başlayan saldırılarla birlikte Suriyelilere ait çok sayıda işyeri ve ev tahrip edilmişti. Polisin müdahalesinin yetersiz kaldığı ırkçı saldırılar sonucu dükkanlar yağmalanırken evler de taşlandı.

    Dükkanların yağmalandığı olayların ardından mahallelere yönelen kolluk güçleri, Suriyelilerin işyerleri önünde bir süre bekleyip ardından bölgeden ayrıldı.

    Suriyeliler, sabahın ilk saatleriyle birlikte oluşan zararları gidermek için çalışmalara başladı.

    Battalgazi ve Önder Mahallelerindeki işyerlerinin büyük bir kısmının talan edildiği gözlemlendi. Dükkanların içindeki eşyalar, sokaklara savrulup zarar verildi.

    Sığınmacıların yoğun yaşadığı Battalgazi ve Önder Mahallelerindeki kimi cadde ve sokaklara halen giriş-çıkışlar polis kontrolünde yapılıyor.

    IRKÇI EYLEMLERE ALEVİ TOPLUMUNDAN TEPKİ!

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şube Başkanı Onur Şahin de Ankara’daki ırkçı saldırıları kınadı. Konuya ilişkin yazı kaleme alan Şahin, “Şu yeryüzünde beni linç kalabalıkları kadar tiksindiren başka bir güruh yoktur. Kendilerinden görmedikleri herkese saldırmak için fırsat kollarlar” diyerek şunları kaydetti:

    “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere ve diğer topluluklara saldıranlar hep bu zihniyette olanlardı. Ankara’da benzer manzaraları bundan yaklaşık 15 yıl önce Eryaman’da görmüştük. Hiç unutmam. O zaman yine bu linç güruhları trans bireylerin evlerini basıp onları zincirlerle döverek sokaklarda gezdirmişlerdi. Bir kısmını herkesin gözü önünde bıçaklamışlardı. Dehşet verici manzaralardı. Aynı dehşet verici manzaraları dün gece Altındağ Önder Mahallesi’nde gördük. Suriyelilere saldırıldı. Onlara ait evler ve dükkanlar taşlanıp ateşe verildi. Sebebi Türk ve Suriyeli iki grup arasında yaşanan bir kavgada bir Türk gencinin öldürülmesiydi. Elbette çok üzücü… Kaybedilen gencin ailesine başsağlığı ve sabır diliyorum. Katiller de mutlaka yargı önüne çıkarılıp cezalandırılmalıdır. Ama suç bireyseldir. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız. İşlenen suçtan kişinin kendisi sorumludur, ait olduğu topluluk değil.

    Sırf aynı kökenden veya inançtan diye başka birilerinin işlediği suçlardan o kişinin içinde bulunduğu topluluk niye sorumlu tutulur? Bu kendi halinde hiçbir suça ve kötülüğe bulaşmayan insanlara zulüm değil midir? Bizim ülkemizde her gün cinayet işleniyor. Her gün kadınlar öldürülüyor. Her gün çocuklara dönük istismar haberleri çıkıyor. Her gün taciz ve tecavüz olayları yaşanıyor. Peki bunlardan da hepimiz mi sorumluyuz?

    “SORUMLU İKTİDARDIR”

    Suriye’de yaşananların en başta gelen sorumlusu bu siyasal iktidardır. Suriye’nin yıkılması için bu kadar çaba harcanmasaydı bugün bu insanlar kendi ülkelerinde olacaktı. Ama ilginçtir bu saldırgan kitle aynı zamanda çok büyük oranda siyasal iktidarın bileşeni olan AKP ve MHP’ye oy veriyorlar. Yani siyasal iktidara hesap soramıyorlar, güçleri kolay hedef olarak gördükleri göçmenlere yetiyor. Hem sorunun kaynağı olan iktidara bütün gücünle destek vereceksin hem de bu iktidarın politikalarının olumsuz sonuçlarından dolayı göçmenleri hedef alacaksın. Kin, nefret, cehalet, bağnazlık, hoşgörüsüzlük ve saldırganlık insanlığın başındaki en büyük belalardır.”

    PİRHA/ ANKARA
    FOTO: Tumay Berkin

  • ‘Konya’daki katliamdan AKP ve MHP iktidarı sorumludur’

    ‘Konya’daki katliamdan AKP ve MHP iktidarı sorumludur’

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu, 7 kişinin hayatını kaybettiği Konya’daki katliama ilişkin açıklama yaptı. İktidarın, ayrımcı ve nefret söylemi kullandığı belirtilen yazıda “Kutuplaşma siyaseti ve nefret söyleminden beslenen oyununuzu bozacağız” ifadesi kullanıldı.

     Yeşil Sol Parti, Konya’nın Meram ilçesinde Kürt aileye yönelik yapılan ırkçı saldırıyı kınadı. Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada “Eşit, demokratik, ortak yaşamı savunuyoruz” denildi.

    “ŞİDDET ÜRETEN KUTUPLAŞTIRMA SİYASETİNİZ BATSIN”

    Açıklamada, iktidarın, “kutuplaştırıcı söylem ve yaklaşımlarını” arttırdığına vurgu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

    “Kutuplaşma siyaseti ve nefret söyleminden beslenen oyununuzu bozacağız.

    Konya’da 12 Mayıs’ta ırkçı güruhun saldırısına uğrayan Kürt ailenin evine bugün silahlı saldırı düzenlendiğini, aileden 7 kişinin hayatını kaybettiğini derin bir üzüntü ve kaygı ile öğrendik.

    Aile 12 Mayıs’ta 60 kişilik ırkçı güruhun saldırısına uğramış, aile bireyleri bıçak, taş ve sopalarla darp edilmiş, ‘sizi burada yaşatmayacağız’ diye tehdit edilen aileden bir kişi ağır yaralanmıştı. Saldırının ardından aile hakkında koruma kararı verilmesine rağmen ailenin tehditlere ve saldırılara karşı korunmadığı açıktır. Saldırganların kısa sürede tahliye edilmesi de bugünkü saldırıya adeta davetiye çıkartmış, saldırgan faşist güruhu cesaretlendirmiştir.

    Bugün gerçekleştirilen ikinci saldırıda, Dedeoğulları ailesinden 3’ü kadın 7 kişi katledildi ve evleri ateşe verildi. Yeşil Sol Parti olarak saldırıda 7 aile bireyini kaybeden Dedeoğulları ailesinin acısını paylaştığımızı, dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek istiyoruz.

    Deniz Poyraz’ı kaybettiğimiz HDP İzmir İl Örgütü saldırısının ardından Afyon, Ankara ve Konya’da Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar devam etmiştir. Yeşil Sol Parti olarak Kürtleri hedef gösteren, çatışma ve gerilimi körükleyen yaklaşımlar konusunda iktidarı uyarmış, kutuplaştırıcı politika ve söylemlere son verilmesini, saldırıların önlenmesini istemiştik. İktidar, demokrasi ve barış isteyen, gerilimden kaygı duyan bizlerin uyarılarına kulak asmadığı gibi kutuplaştırıcı söylem ve yaklaşımlarını artırarak sürdürmüştür. Yandaş basın ve troll sosyal medya hesaplarından sürekli ayrımcı ve nefret söylemi içeren yayınlarla Kürtler hedef gösterilmiş, ırkçı, faşist saldırganlar en hafif deyimi ile cesaretlendirilmiştir. Bu sistematik saldırı ve katliamları kişisel husumet, kişisel çıkar, münferit öfke ile açıklamak gerçeği örtme ve gizleme çabasıdır. Asla kabul edilemez.

    AKP ve MHP iktidarı sorumludur. Sorumlusunuz. Çatışma ve şiddet üreten kutuplaştırma siyasetiniz batsın, Yeter Artık.

    İktidarı ve yandaşları çatışma ve gerilim üreten politika ve yaklaşımlara son vermeye, ırkçı saldırgan güruhlara karşı önlem almaya çağırıyoruz.

    Yeşil Sol Parti, Türkiye barış ve demokrasi güçleri ile birlikte barış ve demokrasi iradesini daha yüksek sesle haykıracak, kutuplaşma siyaseti ve çatışmadan beslenen oyununuzu bozacaktır. Bu topraklarda barış ve kardeşlik kazanacaktır.

    Yeşil Sol Parti olarak tüm emek, demokrasi ve barış güçlerini, faşist saldırılara karşı ortak mücadeleye, eşit demokratik, ortak yaşamı birlikte savunmaya davet ediyor, ortak mücadeleyi güçlendirmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kürtler ve Aleviler maalesef ırkçı saldırılara uğramaya devam edecek’

    ‘Kürtler ve Aleviler maalesef ırkçı saldırılara uğramaya devam edecek’

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, ülke genelinde artan ırkçı saldırılara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Son dönemde özellikle Devlet Bahçeli’nin kullandığı nefret söylemi etkisini gösteriyor” dedi.

    Konya’da Diyarbakırlı bir aileye 60 kişilik grup tarafından ırkçı saldırı yapılması sonucu 35 yaşındaki Hakim Dal öldürüldü. Saldırıyla ilgili 20 kişi gözaltına alındı.

    Ancak aynı hafta içerisinde yapılan benzer ırkçı saldırılar karşısında yeteri hukuki yaptırımlar uygulanmadı. Kürt kimliği ve Kürtçe dilinin kullanımı sebebiyle artan ırkçılık karşısında birçok baro, yapılan saldırıların münferit ve adli olaylar olarak görülmemesi gerektiğine işaret etti.

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da artan saldırılara sebep olarak sıklıkla kullanılan nefret söylemine işaret etti. Nefret söyleminin, ötekileştirilen halka karşı şiddet olarak yansıdığına dikkat çeken Türkdoğan, “HDP’ye yönelik bir nefret söylemi içinde olursanız HDP seçmenini ötekileştirirsiniz. Onların ağırlığı Kürt olduğu için de, bu sefer Kürt’e yönelik saldırının zeminini oluşturursunuz” dedi.

    “BAHÇELİ’NİN KULLANDIĞI NEFRET SÖYLEMİ ETKİSİNİ GÖSTERİYOR”

    Öztürk Türkdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin politik söylemine de işaret ederek şöyle devam etti:

    “Son dönemde özellikle Devlet Bahçeli’nin kullandığı nefret söylemi etkisini gösteriyor. Çünkü bu saldırıyı yapanların ağırlıklı bir kısmı kendini ülkücü veya MHP’li olarak nitelendiriyor. Demek ki bunlar MHP’nin kullandığı nefret söyleminden etkileniyorlar. Sürekli HDP’yi suçlayan bu parti, aslında kendisinin kullandığı söylemlerle halkın bir kısmını nasıl kışkırttığının farkında olması gerekir. O nedenle Cumhuriyet savcılarının özellikle bu nefret söylemini çok sık başvuran Bahçeli ile ilgili soruşturma açmaları lazım. Ama görüyorsunuz ki tam tersi şeyler oluyor.”

    “SOYLU VARKEN TÜRKİYE’DE HİÇ KİMSE GÜVENDE OLAMAZ”

    Öztürk Türkdoğan, saldırılara sebep olarak iktidarın, Kürt sorunundaki kayıtsızlığına dikkat çekerek “Kürtlerin kültür ve kimlik hakları ile ilgili hiçbir güvence sağlamadıkları için bu saldırılar gerçekleşiyor” dedi. Türkdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

    “Ak Parti, sırf Kürt oldukları için saldırıya uğrayan insanları niye koruyamıyor? İçişleri Bakanı da sık sık nefret söylemi kullanıyor. Son dönemdeki birçok iddianın da odağında olan bir isim Süleyman Soylu. Şimdi bu isim varken Türkiye’de hiç kimse güvende olamaz ki. Emniyet teşkilatının daha duyarlı olması lazım ama değil.

    Saldırılar oluyor, peki saldırganlara karşı yapılan muamele ne? Hiç siyasi saikler devreye girmiyor. ‘İşte kavga olmuş, sözlü sataşma olmuş, tahrik olmuş’ gibi saldırganları hep koruyan ve kollayan ve cezasızlık politikası mevcut. Peki bunu kim yapıyor? Valiler, emniyet müdürleri ve başsavcılar yapıyor. Demek ki bu ülkede temel sorunlar; yani Kürt ve Alevilerin sorunları çözülmediği sürece Kürtler ve Aleviler maalesef bu tip saldırılara uğramaya devam edecekler. O nedenle de Türkiye’de yaşayan bütün Kürt ve Alevilerin bu bilinçte artık olması gerekiyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • İHD: 10 yıl içinde 280 ırkçı saldırı yaşandı, 47 mezar tahrip edildi

    İHD: 10 yıl içinde 280 ırkçı saldırı yaşandı, 47 mezar tahrip edildi

    PİRHA- “Türkiye’de Nefret Suçları ve Son Zamanlarda Yaşanan Irkçı Saldırılar Özel Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı. İHD, son 10 yıl içerisinde 280 ırkçı saldırı yaşandığını ve 47 mezarlığın tahrip edildiğini açıkladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi, “Türkiye’de Nefret Suçları ve Son Zamanlarda Yaşanan Irkçı Saldırılar Özel Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, nefret suçları ile ilgili kapsamlı yasal düzenlemeler bulunmamasından dolayı ciddi yasal boşlukların ortaya çıktığı kaydedildi. Raporda, son dönemde özellikle Suriyeli mülteciler ile Kürt mevsimlik işçiler başta olmak üzere pek çok kesime yönelik ırkçı saldırıların sayısındaki artışın da “cezasızlık” ortamından kaynaklandığı belirtildi.

    BİR YILDA 33 SALDIRI: 6 ÖLÜ

    Raporda, 2019 yılı içerisinde bir kişinin ırkçı saldırılar, 5 kişinin de LGBTİ’lere yönelik saldırılar sonucu yaşamını kaybettiği, 27 kişinin de uğradıkları nefret saldırıları sonucunda yaralandığı kaydedildi.

    2010 yılından bu yana 280 ırkçı saldırı gerçekleştiği bilgisine yer verilen raporda, bu saldırılarda 15 kişinin öldürüldüğü, bin 97 kişinin yaralandığı kaydedildi.

    MEZARLARA SALDIRI

    Raporda, mezarlık saldırılarına da değinilerek, 47 saldırının yaşandığını kaydedildi. Cezasızlığın bir devlet politikası olarak işletildiğine işaret edilen raporda, Batman’da uzman çavuş Musa Orhan’ın İpek Er’i zorla alıkoyarak tecavüz etmesi ve Er’in intihara sürüklenmesi olayında failin salıverilmesi bu duruma örnek gösterildi.

    Raporda yer verilen saldırılar şöyle:

    * Okumak ve para kazanmak umuduyla Türkiye’ye gelen 19 yaşındaki Afgan Hafizullah, 30 Mayıs 2020 tarihinde kâğıt topladığı sırada İstanbul’un Ataşehir ilçesinde bıçaklanarak öldürüldü.

    * 31 Mayıs 2020 tarihinde Ankara’nın Etimesgut ilçesi Alsancak mahallesinde akşam saat 22.30’da Ağrı Patnoslu Barış Çakan (20) Kürtçe müzik dinlediği için kalbinden bıçaklanarak öldürüldü.

    * 7 Haziran 2020 tarihinde Taha B., Hatay’ın Reyhanlı ilçesine bağlı Uzunkavak mahallesinde komşuları olan Suriyeli mülteci Yusuf ailesine silahla saldırdı. Saldırıda yaralanan 2 yaşındaki Halid Yusuf, 9 Haziran 2020 tarihinde öldü, Yusuf’un dedesi Muhammed Yusuf da saldırıda ağır yaralandı.

    * Mehmet Nuri Deniz, 12 Haziran 2020 tarihinde sosyal yardım desteği alabilmek için İstanbul’da gittiği Şişli Kaymakamlığı’nda görevlilerce darp edildiğini, Kürt olduğu için ırkçı ve ayrımcı söylemlerle karşılaştığını iddia etti.

    * Giresun’da geri dönüşüm işinde çalışan Osman İnan’ın, Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını paylaştığı için 14 Haziran 2020 tarihinde 50-60 kişilik bir gurubun saldırısına uğradığı öğrenildi.

    * Bursa’nın Gürsu ilçesinde 15 Temmuz 2020 tarihinde kurulan pazarda çalışan Suriye vatandaşı Hamza Acan (17), Suriyeli bir kadına sözlü saldırıda bulunan ve pazarda çalışan bir grubu uyardığı için çıkan tartışma sırasında başına taşla vurulması sonucu yaralandı. Hastaneye kaldırılan Hamza Acan’ın beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitirdiği öğrenildi.

    * Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Bazlamaç ve Kayalar köylerinde orman işçisi olarak çalışan Kürt işçiler 21 Temmuz 2020 tarihinde saldırıya uğradı.

    * 30 Temmuz 2020 tarihinde basında yer alan haberlere göre, 26 Temmuz 2020 tarihinde Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde Yabancı Öğretim Sınavı’na hazırlık için gittikleri kurstan çıkan Suriye vatandaşı 5 öğrencinin “Ya bu ülkeden gideceksiniz ya da sizi öldüreceğiz” diyen ırkçı bir grubun saldırısına uğradı.

    * 1 Ağustos 2020 tarihinde basında yer alan haberlere göre, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde Muhammed Saeed (19) isimli Suriye vatandaşı bir mültecinin 26 Temmuz 2020 tarihinde ırkçı bir grubun saldırısına uğradığı öğrenildi.

    * İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde Suriye vatandaşı 6 kişiye, kimliği öğrenilemeyen bir kişinin 17 Ağustos 2020 tarihinde ilk önce sözlü saldırıda bulunduğu, daha sonra ateş ettiği öğrenildi. Açılan ateş sonucu Abdulkadir Davud (21) isimli bir Suriye vatandaşının öldüğü öğrenildi.

    * Afyon’un Dinar ilçesinde çalışan inşaat işçilerinin 13 Eylül 2020 tarihinde Ömer A. isimli bir kişinin silahlı saldırısına uğradıkları öğrenildi. Saldırıda Özkan Tokay isimli işçinin öldüğü, 2 işçinin (Fırat T. ve Emrah Ö.) ise yaralandığı bildirildi.

    * 14 Eylül 2020 tarihinde basında yer alan haberlerden, Samsun’da yaşayan Suriye vatandaşı Eymenh Hammami (16) isimli bir çocuğun, ırkçı saldırı sonucunda öldüğü öğrenildi.

    * 14 Eylül 2020 tarihinde basında yer alan haberlere göre, Edirne’de 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’nda zorunlu askerlik yapan Çetin Doğan isimli kişi 15 Ağustos 2020 tarihinde bir grup askerin ırkçı saldırısına maruz kaldı.”

    Raporun devamında ise, şu taleplere yer verildi:

    * Etnik aidiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim, temelli ayrımcılık nefret suçları tanımının içerisine dahil edilmelidir.

    * Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ayrımcılık yasağını düzenleyen 12 No’lu Protokülü’nü 18 Nisan 2001 tarihinde imzalamış fakat parlamentoda henüz onaylamadığı için uygulamaya konulmamıştır. İHD bu protokolün bir an önce parlamento tarafından onaylanıp uygulamaya geçirilmesi gerektiği görüşündedir.

    * İHD, Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu’nun (ECRI) Irkçılık ve Irkçılığa Dayalı Ayrımcılığa dair 7 No’lu Genel Politika Tavsiyesi (GPR) ile TCK’nın uyumlu hale getirilmesi gerektiği inancındadır.

    * T.C. Anayasası’nın ‘Kanun Önünde Eşitlik’ ilkesini düzenleyen 10. maddesine etnik grup aidiyeti, cinsel yönelim ve cinsel kimlik, her türlü inanç veya inançsızlık ve yaş gibi nedenler de dahil edilmelidir.

    * TCK’daki nefret suçları yeniden düzenlenmelidir.

    * Nefret söylemini kullananlara yönelik cezasızlık politikası sona erdirilmeli ve nefret suçu mağdurlarına yönelik olumsuz yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Cezasızlık politikasıyla mücadele edilmeli ve yargıda oluşan olumsuz kültürün sona ermesi gerekmektedir.

    * Nefret söyleminin ortadan kaldırılması için bazı vasıtalar kullanılmalıdır. Bunlar farkındalık arttırmaktan ve öz denetimden hukuk uygulamalarına kadar geniş bir yelpaze içerisinde değerlendirilmelidir.

    * İHD her kademedeki yetkililerin ve siyasi liderlerin nefret söylemlerinden kaçınması gerektiği inancındadır. Ayrımcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı dilin sürmesi durumunda Türkiye’de nefret suçlarının bitmeyeceği kanaatindeyiz. Çünkü bu durum milliyetçi ve ırkçı gruplar üzerinde oldukça olumsuz etkiler bırakmakta ve bu etkiler saldırılara dönüşebilmektedir.

    * Irkçı ve homofobik/transfobik suçların rapor edilmesinde, soruşturulmasında ve cezalandırılmasında kolluk kuvvetleri ve savcılık personelinin mağdurlarla işbirliği yapması ve güven içerisinde bir iletişim kurması gerektiği kanaatindedir. Bu amaçla kolluk kuvvetlerine ve savcılık personeline düzenli eğitimler verilmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD: İktidarı ırkçı, ayrımcı söylem ve tutumdan vazgeçmeye çağırıyoruz

    İHD: İktidarı ırkçı, ayrımcı söylem ve tutumdan vazgeçmeye çağırıyoruz

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, nefret ve ırkçı saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Nefret saldırıları ırkçı, ayrımcı politikaların doğrudan sonucudur” denildi. 

    Sakarya’da önceki gün silahlı saldırıya uğrayan Kadir Sakçı (43) hayatını kaybederken, ağır yaralanan oğlu Burhan Sakçı (16) da hastanede tedavi altında tutuluyor.

    Saldırıya ilişkin konuşan Kadir Sakçı’nın kardeşi Fahrettin Sakçı, kardeşi ile yaralanan yeğeninin gece saatlerine kadar yanında olduklarını, yanından ayrıldıktan sonra mahalledeki kahvenin önüne geldiklerinde saldırıya uğradıklarını ifade etmişti. Sakçı, kendisine “Kürt müsünüz, Suriyeli misiniz?” diye soran saldırganın, “Kürt’üz” yanıtı üzerine ateş açtığını söylemişti.

    İHD İstanbul Şubesi, saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Nefret saldırıları ırkçı, ayrımcı politikaların doğrudan sonucudur. Ve iktidarın,  Kürtler, Aleviler, Lgbti+ ler gibi farklı kimliklere, gruplara ve muhaliflere yönelik ötekileştirici, hedef gösteren ve şiddet öneren yaklaşım ve söylemleri ile yol açtığı nefret saldırılarına her gün bir yenisi eklenmektedir” denildi.

    “NEFRET SALDIRILARININ ARTMASI ENDİŞELERİMİZİ ARTTIRMAKTADIR”

    “Kürtçe konuştukları, hatta Kürt oldukları için nefret saldırılarına maruz kalanlara dair haberler yeni olmamakla birlikte,  nefret saldırılarının giderek artması ve görünür hale gelmesi endişelerimizi artırmaktadır” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Bu minvalde, 2018 Mart tarihinde Başakşehir’de bir inşaatta çalışan Kürt işçilerine diğer çalışanlar rahatsız oluyor diye Kürtçe konuşma yasağı getirildiği ve bu amaçla ana firma tarafından yüklenici firmaya gönderilen yazı da hafızalardaki yerini koruyor.

    Kadir ve Burhan Sakçı şahsında tüm nefret saldırılarını bir kez daha kınıyor,  iktidarı; ırkçı, ayrımcı söylem, tutum ve politikalarından vazgeçmeye,  nefret suçlarının cezasız bırakılmaması ve gerekli düzenlemelerin derhal yapılması için de göreve çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)