Etiket: iş bırakma eylemi

  • Sağlık çalışanlarından 6-10 Ocak tarihlerinde iş bırakma kararı -VİDEO

    Sağlık çalışanlarından 6-10 Ocak tarihlerinde iş bırakma kararı -VİDEO

    PİRHA- 30 Ekim’de yayınlanan “Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği” üzerine Adıyaman’da sağlık çalışanları 6 ve 10 Ocak günleri arasında iş bırakma kararı aldı. Adıyaman SES Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, Sağlık Bakanlığı’nın Aile Hekimleri üzerinde yapılan sözleşmeye tepki göstererek, “Bakanlık birinci basamağı güçlendirmek istiyorsa daha ciddi sorunlarla uğraşmalıdır. Öncelikle ASM’leri ticarethane mantığından çıkarmalıdır” dedi.

    Adıyaman’da sağlık örgütleri ve çalışanları, 30 Ekim 2024’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aile sağlığı merkezi çalışanları tarafından ‘Eziyet Yönetmeliği’ olarak nitelendirilen ‘Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’e karşı 6 ile 10 Ocak günleri arasında iş bırakma kararı aldıklarını söyledi. Adıyaman Halk Sağlık Müdürlüğü önünde toplanan sağlık çalışanları, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’e karşı olduklarını belirterek uygulamadan vazgeçilmesi gerektiğini belirti. Birçok sağlık örgütü kararın geri çekilmesini protesto etmek amacıyla 4 gün boyunca iş bırakma eylemi kararı aldıklarını söyledi.

    Sağlık emekçileri adına konuşma yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, Eziyete dönüşen Aile Hekimliği Performans ve Ödeme Yönetmeliği derhal geri çekilmelidir” çağrısında bulundu.

    Yapılan açıklamaya; Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Tabipleri Birliği (TTB), HEKİM SEN sağlık örgütleri katıldı.

    “HAKLIYIZ, KARARLIYIZ, YARATTIĞINIZ SORUNLAR ÇÖZÜLENE KADAR MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    SES Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, açıklamasında üçüncü defadır iş bıraktıklarını söyleyerek kararın geri alınmasını talep etti. Aydın, şöyle konuştu:

    “Bugün sağlık emek meslek örgütleri ile birlikte sahada canla başla çalışan hekim, ebe, hemşire ve sağlık emekçileri olarak binlercemiz yeniden sağlık müdürlüklerinin önündeyiz. Üçüncü defa iş bırakıyoruz. Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz. Halkın sağlığını korumak ve geliştirmek istiyor musunuz? Hekimlerin, ebe, hemşire ve sağlık emekçilerinin sorunlarını çözmek istiyor musunuz?  Bu yönetmelikle hekimlerin yazdığı reçeteler baskı altın alınmakta; antibiyotik, ağrı kesici ve mide ilaçları yazmamız kısıtlanmaktadır. Hastaların tıbbi durumu, ihtiyacı neyi gerektiriyorsa bizler o ilacı yazmakla yükümlüyüz. Hastasını tedavi etti diye hekimlerin, sağlık çalışanlarının gelirinin azaltmak hangi mantığa sığar? Soruyoruz!

    “PARA GETİREN TEDAVİ EDİCİ HİZMETLERİ SÜREKLİ ÖNE ÇIKARTTINIZ”

    Yönetmelikle, Sorumlu olduğumuz nüfus içinden 6 ay Aile Sağlık Merkezi’ne (ASM) başvurmayan kişiler için de gelirimiz kesiliyor. Hastalarımız verdiğimiz tedavi ve önerilerimizle sağlıklı olduysa bize neden başvursun?  Yine soruyoruz: Hastasının sağlığını korudu diye hekimlerin, sağlık çalışanlarının gelirinin azaltmak hangi mantığa sığar? Ey Sağlık Bakanlığı, 2025 bütçesinde de kaynakların %50’den fazlasını hastaneler ayırdığınızı gördük. Her bir kişinin yılda 12 defa doktora başvurmasıyla övündüğünüzü duyuyoruz.  Para getiren tedavi edici hizmetleri sürekli öne çıkarttınız, hastaların gerekmediği durumlarda bile 3. Basamak hastanelere, özel hastanelere gitmelerini teşvik ediyorsunuz. Herkesin her istediği zaman, istediği hastaneye başvurmasının önünde hiçbir engel yokken, yılda 7 defadan fazla hastaneye başvuran hastalarımız için aile hekimliği çalışanlarından para kesmek hangi mantığa sığar? Sevk zincirinin gerektirdiği koşulları sağlamadan, gizli bir sevk sistemine zorluyorsunuz. Aile hekimliğini amacı dışındaki iş yükü ile işlemez hale getirmişken hastaların hastaneye başvurmasını nasıl ve niçin engellememizi bekliyorsunuz?”

    Bu yönetmelik hekimleri ve hekimler üzerinden hemşire, ebe ve sağlık emekçilerinin tamamını yukarıda anlattığımız gibi hastaya faydası olmayan hizmetler ve kriterler üzerinden puanlamaktadır. Yetmiş puanın altında puanımız olursa sözleşmemizi feshedilmektedir.  Bu şekilde hekimler puan toplayan bilgisayar oyun figürlerine dönüştürülmekte, işine son verme tehdidiyle meslek bağımsızlığı ve meslek onuru ayaklar altında alınmaktadır.

    “BİZLER HEKİMİZ, ESNAF DEĞİLİZ”

    Bakanlık birinci basamağı güçlendirmek istiyorsa daha ciddi sorunlarla uğraşmalıdır. Öncelikle ASM’leri ticarethane mantığından çıkarmalıdır. ASM’lerin giderleri Aile Hekimleri tarafından devletin verdiği cari giderden karşılanmaktadır. Aile sağlığı merkezlerine verilen cari gider içindeki elektrik su tıbbi malzeme asgari ücret giderleri enflasyon oranının kat ve kat üzerinde artarken cari gideri verilen memur enflasyonu kadar artış cari gideri birçok aile sağlığı merkezinde yapılan giderleri karşılayamaz hale getirmiştir. Birçok aile sağlığı merkezinde aile hekimleri cebinden para harcar duruma gelmiştir. Dolayısıyla aile sağlığı merkezinin finansmanı aile hekiminin üzerine yıkılmıştır. Bizler hekimiz, esnaf değiliz! Hastalarımızın sağlığından başka bir şey düşünmek zorunda bırakılmak istemiyoruz.

    “SİZİN YARATTIĞINIZ SİSTEM BEBEKLERİ ÖLDÜRÜRKEN SEYİRCİ KALDINIZ”

    Bizler aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekim, hemşire, ebe ve sağlık emekçileri olarak üretimden gelen gücümüzü kullanarak bu hafta iş bırakıyoruz. Sağlık Bakanlığı iş bırakma süresinde ne yapıyor? Bebek ölümlerini engelleyecek denetimleri yapacak eleman zaman bulamayan müdürlükler her gün ASM’leri günde iki defa dolaşarak tutanak tutuyor hukuksuz bir şekilde cezalar vererek eylemimizi engellemeye çalışıyor. Oysa biz Anayasal hakkımızı kullanıyoruz. Çünkü sağlık sistemini bir sorunlar yumağı haline getirdiniz. Hastanelerde, ASM’ler de çalışan hekimleri sağlık emekçilerini tükettiniz. Sağlık kurumlarımızı ticarethaneye, hastalarımızı sadece hastalıklarından para kazanılan kişilere çevirdiniz. Sizin yarattığınız sistem bebekleri öldürürken seyirci kaldınız. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yarattığınız sistem ne hastaları ne de bizi mutlu etmiyor. O nedenle sadece biz değil hastalarımız da yanımızda.”

    Aydın, sağlıklı bir toplum ve iyi çalışan bir sağlık sistemi için 5 maddeden oluşan taleplerini açıklayarak yerine getirilmesini istedi. Aydın maddeleri şu şekilde sıraladı:

    “-Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbı donanımı ve aile sağlığı merkezleri kamu tarafından sağlanmalıdır.

    -Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır.

    -Aile Hekimliğinde güvencesiz ve kadrosuz istihdamı kabul etmiyoruz. Aile sağlığı merkezlerinde nüfus yapısına göre yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmeli, aşılama ve diğer koruyucu hekimlik uygulamaları desteklenmeli, geliştirilmelidir. Ebe ve hemşirelerin maaş ve teşvik ödeme kriterleri; Aile Hekiminin çalışma kriterleri ile değil kendi mesleki sorumluluklarına göre düzenlenmelidir. Aile Sağlığı Çalışanlarının Kanun değişikliği gerektiren teşvik ücreti katsayısı en az iki katı ve tavan ücreti en az üç katı oranında artırılmalıdır.

    -Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan hekim, ebe, hemşire ve   sağlık emekçilerine   emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir.

    -Sağlıkta şiddeti artıracak düzenlemeler değil şiddetin önlenmesini sağlayacak etkin ve caydırıcı tedbirler alınmalı, etkili şiddet yasası çıkarılmalı ve sağlık çalışanlarının can güvenliği sağlanmalıdır.

    Taleplerimiz sadece kendi haklarımız için değil halkımızın eşit, ücretsiz, erişilebilir ve daha nitelikli bir sağlık hizmeti almasını sağlamak için önemlidir. Bu nedenle eylemlerimize halkımızın da desteğini bekliyoruz. Taleplerimiz gerçekleşene kadar çeşitli eylem ve etkinliklerle sağlık otoritesini harekete geçme konusunda zorlamaya devam edeceğimizi, sonuç alıncaya kadar vazgeçmeyeceğimizi tüm kamuoyuna bildiriyoruz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • SES Eş Genel Başkanı Karacabey: 5 günlük iş bırakma eylemimiz meslek onuru kavgasıdır-VİDEO

    SES Eş Genel Başkanı Karacabey: 5 günlük iş bırakma eylemimiz meslek onuru kavgasıdır-VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçilerinin 5 günlük iş bırakma eylemine ilişkin konuşan Nazan Karacabey, “Bakanlığın dile getirdiği gibi dert sağlık emekçilerinin, hekimlerin, ebelerin, hemşirelerin daha az maaş alması değil. Bu kesinlikle bir meslek onuru kavgasıdır ve halkın nitelikli erişebilir sağlık hakkı kavgasıdır” dedi.

    Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Merkezi Çalışanları “Eziyet Yönetmeliği” olarak nitelendirdikleri Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ne karşı 5 günlük iş bırakma eylemi yaptı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, PİRHA‘ya konuştu.

    “BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ UZUN SÜREDİR AĞIR AKSAK İLERLİYOR”

    Nazan Kacabey, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın devamı olarak Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM)gündeme geldiğini söyleyerek, “O dönemde Sağlık Ocakları kapatılarak Aile Sağlığı Merkezlerine bir dönüş yapıldı. 2005 yılında Düzce ilinde bir pilot uygulamayla başlandı bu işe. O dönemde sendikamız, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası çok ciddi eylem ve etkinlikler gerçekleştirdi. Çünkü ASM mantığının sağlık hizmetlerini öteleştirici ve sağlığı ticarileştireceği endişesi çok yüksekti. Maalesef bugün geldiğimiz noktada da bu endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. Çok uzun süredir ağır aksak ilerleyen bir süreç aslında birinci basamak sağlık hizmetleri” dedi.

    “BAKANLIK EZİYET YÖNETMELİĞİNİ ÖNÜMÜZE KOYDU”

    Özellikle deprem illerinde Aile Sağlığı Merkezi binalarının apartman altlarında güvencesiz, koruyucusuz olmasından kaynaklı çok tahribat yaşandığını belirten Karabey, şunları ifade etti:

    “Çok büyük oranda Aile Sağlığı Merkezi kullanılamaz hale geldi. Hayatını kaybeden sağlık emekçileri oldu bu binalarda. Buradaki en büyük sorun da ASM’leri aslında bir nevi ticarethaneler diye nitelendirebiliriz. Çünkü en başta Dünya Bankası fonlarıyla ilerlerken süreç devam eden zaman diliminde hekimler Aile Sağlığı Merkezleri’nin işletmecisi, devletin verdiği cari ödemelerle giderlerini karşılayan, ihtiyaç duyduğu durumlarda yarım gün ya da belli saat aralıklarıyla güvenceli ya da güvencesiz çalışan istihdam eden bir nevi bir işletmenin yürütücüsü haline geldiler. Aile Sağlığı Merkezleri’nde en büyük sıkıntı da hizmetlerin beklendiği gibi yürütülememesi ve sevk zincirlerinin istenildiği gibi yerine getirilememesi ve zamanla da getirilemez hale getirilmesidir. Bu süreçte pek çok sıkıntı birikerek ilerledi ama en son 1 Kasım’da Sağlık Bakanlığı bizlerin ‘eziyet yönetmeliği’ diye dillendirdiği bir yönetmeliği önümüze koydu. Bu yönetmelikte de çok büyük oranda aile sağlığında görevli hekimlerin elini kolunu bağlayan, meslek özerkliğinin önüne geçen, reçete yazma hakkına müdahale eden, Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan ebelerin, hemşirelerin, ATT’lerin ve diğer sağlık emekçilerinin performans ve ödüllendirmeyle karşı karşıya bırakıldığı bir yönetmeliği, sağlık, emek ve meslek örgütlerinin fikri, bilgisi olmadan sağlık çalışanı, sağlık emekçilerinin konuya dair birikimleri dikkate alınmadan tamamen Bakanlığın dayatma usulü bir şekilde ortaya çıktı.”

    “5 GÜNLÜK İŞ BIRAKMA KARARI, SAĞLIK İŞ KOLUNDA ALINAN EN UZUN İŞ BIRAKMA KARARIDIR”

    Nazan Karacabey sağlık emek meslek örgütlerinin bir grubu olduğunu söyledi. Karacabey şunları ekledi:

    “Bu yönetmelik gündeme gelince o grupta kaygılar dillendirilmeye başladı. Bu eylem ve etkinliklerin kararı o gruptaki ortaklaşmayla alındı. 15 sağlık, emek, meslek örgütü var, odalar, sendikalar, dernekler bu oluş içerisinde. Ve her sendika da bizim yaptığımız gibi birinci basamakta sağlık hizmeti yürüten hekimlerin, ebelerin, hemşirelerin tüm sağlık emekçilerinin fikrini, görüşünü alarak bir eylem etkinlik programı ortaya koymanın gerekliliğinde hemfikir oldu. Bir üç günlük iş bırakma, uyarı eylemi yaptık. Onun öncesinde farklı örgütlerin, mitingleri gerçekleşti, onlara destek sunduk. Sağlık emekçileri ve halk açısından temel kaygı sağlığın ticarileşmesi ve meslek onurunun, meslek özerkliğinin, özgürlüğünün elinden alınmasıdır. 5 günlük iş bırakma kararı, sağlık iş kolunda alınan en uzun iş bırakma kararıdır. 15 örgütün bir araya geldiği, ortaklaştığı bir kararla alındı ve uygulamaya konuldu. Bunun öncesinde de çeşitli etkinlikler yaptık. Cimer şikayetleri gibi, halka neden bu eylemleri yaptığımızın gerekçelerini anlatacak broşürler hazırladık, konuşmalar hazırladık, afişler hazırladık ve bunu paylaştık.”

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ HALKLA KARŞI KARŞIYA GETİRİLİYOR”

    Sağlık emekçileri ile halkın çok uzun zamandır karşı karşıya getirildiğini belirten Karacabey, “En büyük etken kışkırtılmış sağlık talebi ve doğru basamaklarla ilerlemeyen, işlemeyen sevk zincir sistemi, temelde arzulanan bir sağlık sisteminin ortaya konmaması. Bu durum da bizi daha çok maalesef şiddet olarak karşı karşıya getirdi halkımızla. Elbette ki tek taraflı değil, biliyorsunuz bunun pek çok gerekçeleri var. Bugün kuyrukları kaldırdık diye söylenen işlerin aslında sanal kuyrukların uzaması anlamına geldiğini, poliklinik muayeneyi tamamlasanız bile sizlerden istenen detaylı tetkikleri karşılamanın ayları bulduğunu hepimiz biliyoruz çünkü bizler de aynı zamanda sağlık hizmeti alanlarız, bu halkın bir parçasıyız. Bakanlığın özellikle bu hafta çeşitli açıklamalarla dile getirdiği gibi dert sağlık emekçilerinin, hekimlerin, ebelerin, hemşirelerin daha az maaş alması, az para kazanması derdi değil. Bu kesinlikle bir meslek onuru kavgasıdır ve halkın nitelikli erişebilir sağlık hakkı kavgasıdır. Bu yüzden halkımıza bu gerçeği anlatmak gibi bir yükümlülüğümüz vardı” dedi.

    “FARKLI 15 ÖRGÜTÜN ORTAKLAŞTIĞI BİR KARAR ÜLKENİN EMEK TARİHİ MÜCADELESİNDE BİR İLKTİR”

    5 gün süren iş bırakma eylemleri boyunca dertlerini iyi anlattıklarını vurgulayan SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey şöyle devam etti:

    “En azından bakanlık bizi duymasa bile hizmet verdiğimiz halkın bu sorunun kendilerinin de sorunu olduğunu anladığını ve sağlık sistemini sorgulayacak düzeye geldiğini görebiliyoruz. Bu yüzden çok kıymetli bu eylem süreci bizler için. Birbirinden farklı 15 örgütün bir araya gelip ortaklaştığı bir karar. Bu aslında belki de ülkenin emek tarihi mücadelesinde bir ilk. Tabii önemli olan bundan sonraki eylem ve etkinliklerin ya da bu yasa tasarısı eğer çekilmezse neler yapılabileceğine kafa yormak. Bu konuda da tabii ilerleyen süreçlerde açıklamalar yapacağız. Bakanlığın dile getirdiği gibi herkes iş yerinde, iş bırakmıyor ya da yandaş medyanın dile getirdiği gibi birkaç para sever, solcu hekimin yattığı bir eylem algısına rağmen pek çok ilde pek çok arkadaşımız, on binlerce sağlık emekçisi diyebiliriz bu iş bırakmanın içinde yer aldı. Çünkü insanca yaşamak, insanca çalışmak ve meslek onurlarının gereği halkın sağlık hakkına sahip çıkmak gibi bir misyon vardı.”

    Buse Nehir DEMİR-Cebrail ARSLAN/PİRHA

     

  • Dersim’de sağlıkçılar iş bıraktı: Aile Hekimliği’nde güvencesiz istihdamı kabul etmiyoruz-VİDEO

    Dersim’de sağlıkçılar iş bıraktı: Aile Hekimliği’nde güvencesiz istihdamı kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Sağlık örgütleri, Aile Hekimleri Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ne karşı bugün iş bırakma eylemi yaptı. Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yapan sağlık emekçileri, “2-6 Aralık 2024 tarihleri arasında Aile Sağlığı Merkezleri çalışanları olarak üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz” dedi.

    Aile hekimliği çalışanları “Eziyet Yönetmeliği” olarak adlandırdıkları yeni “Aile Hekimleri Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin geri çekilmesi talebiyle bugün iş bırakma eylemi yaptı.

    Dersim’de Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), yeni yönetmeliği protesto etmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı SES Dersim Şubesi Hukuk Sekreteri Meral Gülbenat Şimşek okudu. Açıklamada, ‘Performans ve ödeme yönetmeliğine değil, nitelikli çalışan sağlık sistemine ihtiyacımız var’ pankartı açıldı.

    “SONUÇ ALINCAYA KADAR MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Yapılan düzenlemelerin halk ve hizmet sunan emekçiler açısından kalıcı bir çözüm getirmediğini ifade eden Meral Gülbenat Şimşek, “Aile Sağlığı Merkezleri’ndeki sağlık hizmetleri ücretli olma yolunda hızla ilerliyor. Sağlık Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyoruz sorun yumağına dönüşmüş sağlık sistemini performansa dayalı, bilimsel yaklaşımdan uzak yönetmelikler ile düzeltemezsiniz. Alanın öznesi olan bizlerin, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin örgütlerinin yapılan değişikliklere yönelik görüşlerimizi ve önerilerimizi dikkate almayarak, yok sayarak ne halk sağlığını geliştirebilirsiniz ne de sağlık emekçilerinin sorunlarını çözebilirsiniz. Eziyete dönüşen Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin iptalini ve Meclis’te sunulan yasa taslağının geri çekilmesini istiyoruz. 2-6 Aralık 2024 tarihleri arasında Aile Sağlığı Merkezleri çalışanları olarak üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz. Bu haklı taleplerimiz gerçekleşene kadar çeşitli eylem ve etkinliklerle halkımızın sağlığı ve haklarımız için sağlık otoritesini harekete geçme konusunda zorlamaya devam edeceğimizi, sonuç alıncaya kadar vazgeçmeyeceğimizi tüm kamuoyuna bildiriyoruz” dedi.

    “SAĞĞLIK ÇALIŞANLARININ CAN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALIDIR”

    Şimşek, sağlık emekçilerinin taleplerini şöyle sıraladı:

    -Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbı donanımı ve aile sağlığı merkezleri kamu tarafından sağlanmalıdır.

    -Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır.

    -Aile Hekimliği’nde güvencesiz ve kadrosuz istihdamı kabul etmiyoruz. Aile sağlığı merkezlerinde nüfus yapısına göre yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmeli, aşılama ve diğer koruyucu hekimlik uygulamaları desteklenmeli, geliştirilmelidir. Aile Hekimleri işveren olmamalıdır. Ebe ve hemşirelerin maaş ve teşvik ödeme kriterleri mesleki sorumluluklarının dışında kriterlerden oluşmakta iken Aile Sağlığı Merkezleri’nde çalışan ebe hemşirelerine ödenecek ücret Aile Hekiminin çalışma kriterleri ile değil kendi mesleki sorumluluklarına göre düzenlenmelidir. Aile Sağlığı Çalışanlarının Kanun değişikliği gerektiren tavan ücreti katsayısı artırılmalıdır.

    -Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan hekim, ebe, hemşire ve   sağlık emekçilerine   emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir.

    -Sağlıkta şiddeti artıracak düzenlemeler değil şiddetin önlenmesini sağlayacak etkin ve caydırıcı tedbirler alınmalı, etkili şiddet yasası çıkarılmalı ve sağlık çalışanlarının can güvenliği sağlanmalıdır.

    PİRHA/DERSİM

  • Adıyaman’da sağlık emekçileri 3 gün iş bırakma kararı aldı-VİDEO

    Adıyaman’da sağlık emekçileri 3 gün iş bırakma kararı aldı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman sağlık bileşenleri, sağlık emekçilerine yönelik maddi kayıplar ve iş güvencesizliği getiren, halkın sağlığına katkısı olmayan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin geri çekilmesi için 3 gün süreyle uyarı amaçlı Aile Sağlık Merkezlerinde iş bırakma kararı aldıklarını açıkladı. Bugün başlayan iş bırakma eylemi 6 ve 7 Kasım’da da sürecek. 

    Aile Hekimleri Sözleşme ve Yönetmeliği, hekimler ve sağlık çalışanlarının itirazlarına rağmen 1 Kasım’da yürürlüğe girdi. Türk Tabipleri Birliği (TBB), sendikalar ve meslek örgütlerinden oluşan 14 kuruluş, yönetmeliği protesto etmek üzere Aile Sağlık Merkezleri’nde üç günlük iş bırakma kararı aldı.

    Sağlık Bakanlığı’nın 1 Kasım’da yürürlüğe koyduğu ‘Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ Adıyaman sağlık bileşenleri tarafından protesto edildi. Adıyaman 1 No’lu Sağlık Ocağı önünde bir araya gelen sağlık emekçileri yeni yönetmeliği kabul etmediklerini söyleyerek 5-6-7 Kasım günlerinde 3 gün sürecek iş bırakma kararı aldıklarını açıkladılar.

    Adıyaman Tabip Odası Adıyaman Aile Hekimleri Derneği (ADAHED) Birinci Basamak Sağlık Çalışanları, Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) Hekim Birliği, Hekim-Sen, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ortaklaşa yaptıkları açıklamada, Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan yönetmeliğini eleştirerek, kararın geri çekilmesini aksi halde eylemlerinin süreceğini kaydetti.

    “YÖNETMELİK KALKANA MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Adıyaman SES Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, defalarca söylenmesine rağmen 1 Kasım’da yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin kabul edilmediğini, sağlık çalışanlarının istekleri doğrultusunda alınmadıklarını belirtti.

    Aydın, “Eğer koruyucu ve önleyici sağlık önlemleri alınmış olsaydı, sağlık hizmetleri geliştirilmiş olsaydı deprem ve Covid’te bu kadar sorun yaşamayacaktık. Yıllardan beri söylüyoruz Aile Sağlık Merkezlerinin düzeltilmesi gerekiyor, ama bu düzeltme bir performans ödeme yönetmeliğiyle düzelmez” diyerek her alanda çıkarılan yönetmeliğe karşı mücadele vereceklerini söyledi.

    Adıyaman Hekimler Derneği Başkanı İsmail Tosun da Sağlık Bakanlığı’na seslenerek, “Bu karar masa başında iki kişiyle oturup konuşulacak bir konu değildir. 1. basamak düzeltilecek ise aktif çalışanlarla görüşülüp yapılması gereken bir konuyu masa başında iki kişiyle yaparsanız sorun çözülmez” dedi. Tosun, yönetmelik kalkana kadar mücadele edeceklerini belirtti.

    “PERFORMANS BASKISI MESLEK ONURUMUZU AYAKLAR ALTINA ALMAKTADIR”

    Alınan kararın sadece sağlık çalışanlarının mesleki haklarını değil, halka da etki edeceğini söyleyen Hekim-Sen Adıyaman Temsilcisi Mehmet Emin Doğan, “Yönetmelik adı altında sağlık çalışanlarına dayatılan bu haksız düzenleme kabul edilemez ve geri çekilmelidir. Yeni yönetmelikle aile hekimlerine yüklenen görevler ve dayatılan performans baskısı meslek onurumuzu ayaklar altına almaktadır” diye konuştu.

    “TEPKİLERE RAĞMEN BAKANLIK 1 KASIM’DA YÖNETMELİĞİ YÜRÜRÜLÜĞE KOYDU”

    Sağlık emekçileri adına açıklama yapan Adıyaman Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Erdal Yavuz, sağlık sisteminde yaşanan ve yenidoğan skandalı ile beraber sağlık içeresinde yaşanan sorunların artış gösterdiğini kaydetti.

    Yavuz, “Henüz yenidoğan skandalı ortaya çıkmadan önce 14 Ekim’de bakanlığın hazırlamakta olduğu Aile Hekimliği Performans ve Ödeme Yönetmeliği’nin bu sorunlara çözüm olmayacağını, ‘sorunlar yumağına dönüşmüş sağlık sisteminin düzeltilebilmesinin yolunun birinci basamak sağlık hizmetlerinin ve koruyucu hekimlik uygulamalarının güçlendirilmesi’ olduğunu hem her kademeden bakanlık yetkililerine hem kamuoyuna duyurmuştuk” dedi.

    Yavuz, Sağlık Bakanlığı’na gereken sorunları ilettiklerini, eksikliklerinin neler olduğunu söylediklerini belirterek şunları kaydetti:

    “Yönetmeliğin eksik, hatalı yönlerini ve çözüm önerilerimizi bakanlık yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde iletmiş ve 19 Ekim’de Ankara’da düzenlediğimiz mitingle taleplerimiz konusunda kararlılığımızı ifade etmiştik. Ancak bakanlık tüm uyarı, öneri ve eleştirilerimizi duymazdan gelip 1 Kasım itibariyle yönetmeliği yürürlüğe soktu.Sağlık Bakanlığı’nın sağlık alanında yaşanan ciddi sorunları çözmek için birinci basamak sağlık hizmetlerini ve koruyucu hekimlik uygulamalarını güçlendirecek yapısal düzenlemeler yapmak yerine; “Performans ve Ödeme Yönetmeliği” ile ödeme üzerinden değişiklikler yapmaya çalışması sorunların büyüklüğünün kavranamamış olduğunu göstermektedir. Yürürlüğe giren bu yönetmelik halkın sağlığına ve hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına bir katkı sağlamayacaktır.”

    “YAPILAN İŞİN KALİTESİNE DEĞİL SAYISINA ÖNEM VERİLMEKTEDİR”

    Yapılan değişiklikle birlikte sorunların artacağını söyleyen sağlık emekçileri, yasayla birlikte oluşabilecek olumsuzlukları şu şekilde sıraladı:

    “*Koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik gerekli düzenlemeleri içermemektedir.

    *Hastalara ve koruyucu hekimlik uygulamalarına yeterli zaman ayrılabilmesine fırsat vermemektedir.

    *Kendi içinde taşıdığı çelişkili uygulamalar ile hekimlerle hastaları karşı karşıya getirerek şiddete zemin hazırlamaktadır.

    *Belli ilaç gruplarının reçetelenmesi ve sevkleri sınırlayarak hekim bağımsızlığına müdahale etmektedir.

    *Karmaşık hesaplamalar ile ulaşılması mümkün olmayan, ulaşılsa bile halk sağlığı için faydasız performans kriterleri içermektedir.

    *Yapılan işin kalitesine değil sayısına değer vermektedir.

    *Hekimlerin ve aile sağlığı emekçilerinin iş ve gelir güvencesini ortadan kaldırmaktadır.

    *Aile sağlığı merkezinde mevcut ebe ve hemşire eksikliğini gidermek şöyle dursun artacak olan istifalar ile pek çok birimin geçici görevlendirmeler ile hizmete devam etmek zorunda kalmasına yol açacaktır.”

     TALEPLER

    Sağlık örgütleri Sağlık Bakanlığından “Performans ve Ödemenin karmaşık hesapları ile uğraşmak yerine taleplerinin yerine getirilmesini istedi. Sendika bileşenleri ortak yaptıkları açıklamada taleplerini şu şekilde sıraladı:

    -Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbı donanımı ve aile sağlığı merkezleri kamu tarafından sağlanmalıdır.

    -Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır.

    -Kadrolu ve güvenceli istihdam modeli ile yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmeli, aşılama ve diğer koruyucu hekimlik uygulamaları desteklenmeli, geliştirilmelidir. Kadrosuz, güvencesiz bir şekilde çalışan emekçiler (gruplandırma elemanları) kadroya geçirilmelidir.

    -Aile hekimlerine ve tüm sağlık emekçilerine emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir.

    -Gelire katkısı %20’yi geçmeyecek ve yapılan hizmetin niteliğini ödüllendiren bir performans uygulamasına geçilmelidir.”

    5 maddelik taleplerimiz yerine getirilene kadar her türlü hukuksal mücadele ve eylemliliği hep birlikte hayata geçirme konusunda kararlı olduğumuzu bildiriyoruz.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Çukurova Bölgesel Havalimanı’nda işçiler iş bıraktı

    Çukurova Bölgesel Havalimanı’nda işçiler iş bıraktı

    PİRHA – Mersin’de yapımı devam eden Çukurova Bölgesel Havalimanı’nda çalışan işçiler, yemek ve tuvaletlerden şikayet ederek iş bırakma eylemi yaptı.

    Mersin’de yapımı devam eden Çukurova Bölgesel Havalimanı’nda çalışan işçiler, yemek ve tuvaletlerden şikayet ederek iş bırakma eylemi yaptı. İşçiler, yemekhanenin yerinin değiştirilmesi ve yeterli fiziki şartlara sahip olmadığını belirtti.

    İnsanlık dışı ortamda çalıştıklarını savunan işçiler, şantiyede çalışanlar arasında ayrımcılık yapıldığını iddia etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’liler grevde: Dayatılan bu yoksulluğa dur deme vakti gelmedi mi?-VİDEO

    KESK’liler grevde: Dayatılan bu yoksulluğa dur deme vakti gelmedi mi?-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), hükümetin Toplu İş Sözleşmesi’ne (TİS) dair teklifini kabul etmeyerek 1 günlük greve çıktı. KESK Eş Genel Başkanı Yeşil, “Bu ilk uyarı eylemimiz” dedi.

    Yüzbinlerce kamu çalışanı ve kamu emeklisinin talep ettiği zam oranına karşılık hükümetin ilk teklifinin ardından KESK, 1 günlük greve gitti.

    Ülke genelinde birçok ilde sokağa çıkan kamu emekçilerinin Ankara’daki buluşma adresleri Sakarya Caddesi oldu.

    Greve giden kamu çalışanları, “Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız. 45 bin TL ücret. Mülakat değil liyakat. Emekliye 15 bin TL maaş” dövizlerini taşıdı.
    Kamu emekçileri, “Hükümet zammını al başına çal. Zam, zulüm, işkence işte AKP” sloganlarını da atarak hükümetin yüzde 14+ yüzde 9’luk teklifi protesto etti.

    KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, iktidarın, sefalet koşullarını dayattığını belirterek, mevcut TİS teklifini kabul etmediklerini söyledi.

    “DAYATILAN BU YOKSULLUĞA DUR DEME ZAMANI”

    “Emeğimizin çalınmasına izin vermeyeceğiz” diyen Kablan Yeşil, şu açıklamayı yaptı:

    “Güneşin bu kavurucu sıcağında işine, ekmeğine sahip çıkmak için ter dökenler.
    Merhaba! Çocuklarına onurlu bir gelecek bırakmak için gecesini gündüzüne katanlar.
    Merhaba! Kapı kulu değil emekçi olduğunu haykıranlar.
    Merhaba! Grevsiz Toplu Sözleşme, Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz, diyenler.
    Merhaba! Türkiye kamu emekçileri mücadele tarihini “Haklar yasalardan önce gelir” “Hak Verilmez, mücadele ile alınır” diyerek ilmek ilmek yazanlar.
    Sadece kendimiz için değil, göz göre göre sefalete itilen, verdikleri emekler yok sayılan 12 milyon emeklinin hakkını da savunmak için,
    nitelikli ücretsiz kamu hizmeti hakkı yok sayılan tüm bu ülkenin tüm insanları için grevdeyiz.
    Ne yazık ki ülkemizde çok uzun süredir gecenin karanlığı hâkim. Üstelik ülkeyi yönetenler attıkları her adımda üzerimize çöken karanlığı daha da zifiri hale getirmeye çalışıyor. İki gün önce yine böyle bir adım atıldı. Hükümet 6 milyonu aşkın kamu emekçisi ve emekliye, bizlere toplu sözleşme teklifini açıkladı.
    Buna göre hükümet bizlere altışar aylık dilimler halinde 2024 yılı için %14+ %9 maaş artışı, 2025 yılı için ise %6+ %5 maaş artışı teklif etmiştir.
    Şaka gibi ama ne yazık ki gerçek. İktidar Merkez Bankası’nın hedeflediği, ama her zamanki gibi tutmayacağı bugünden belli olan enflasyon oranlarının bile altındaki teklifi ile hepimizle açıkça alay etmiştir.

    Üstelik hükümetin tırnak içinde teklifinde tüm kamu emekçilerinin ortak taleplerine ve 11 hizmet kolunun taleplerine dair tek cümle edilmemiştir. Tüm bunlar “müzakereler devam ediyor” denilip geçiştirilmiştir.

    “DAĞ FARE DOĞURDU”

    Kısacası ilk toplantının yapıldığı 1 Ağustostan iki hafta sonra gelinen yerde dağ fare doğurmuştur. Günlerdir yapılan açıklamaları tüm kamuoyu takip ediyor.

    Çalışma Bakanı haftalardır “müzakerelerimizin tüm tarafları memnun edecek şekilde hayırla sonuçlanacağını ümit ediyorum” açıklaması yapıyor.
    Bizde buradan soruyoruz, bu teklifte 4 milyonu aşkın kamu emekçisini, 2 milyonu aşkın kamu emeklisini memnun edecek ne vardır?
    • İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret artışı var mı? YOK.
    • Taban aylığımıza yansımayan 8.077 TL tutarındaki ilave seyyanen ödeneğe ilişkin bir adım var mı? YOK.
    • Barınma hakkı kapsamında konutu olmayan kamu emekçisine kira yardımı var mı? YOK.
    • Hangi ad altında olursa olsun emekli maaşlarımızı adeta kemiren, tüm ek ödemelerin taban aylığımıza, emekliliğimize yansıtılması var mı? YOK.
    • Büyümeden, refahtan pay var mı? YOK.
    • Yıllardır maaşlarımızı dilim dilim buharlaştıran Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmesi var mı? YOK
    • Ücretsiz servis, yemek, ulaşım taleplerine ilişkin bir adım var mı? YOK.
    • Vekil, ücretli, taşeron, sözleşmeli, İHS’li gibi farklı adlar altında sürdürülen güvencesiz istihdama son verilmesi, güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi var mı? YOK
    • Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi var mı? YOK.
    • Kayırmanın, torpilin kapısını sonuna kadar açtığını kabul ettiğiniz, seçim öncesi sözünü verdiğiniz mülakatın kaldırılması var mı? YOK.
    • Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan, cinsiyetçiliğin, ayrımcılığın, mobbingin son bulması var mı? YOK
    • OHAL KHK’leri ile sorgusuz-sualsiz işinden ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevine iadesi, 7 yıldır yaşadıkları zulme son verilmesi var mı? YOK.
    • Bizim için en önemlisi Grev Hakkı İle Tamamlanmış Gerçek Toplu Sözleşme Sistemi, Demokratik Bir Çalışma Yasasına ilişkin tek bir cümle var mı? Yine YOK.
    YOK, YOK, YOK.
    Çünkü aslında ORTADA BİR TOPLU SÖZLEŞME TEKLİFİ YOK.
    Peki, ne var?
    4 milyonu aşkın kamu emekçisini çalışırken daha fazla yoksullukla,
    2,5 milyon emekliyi ise daha fazla sefaletle TEHDİT VAR.

    “BİZ BİLE BU KADARINI TAHMİN ETMİYORDUK!”

    Biz KESK olarak en başından beri kamu işvereni olan hükümetin, geçtiğimiz 6 dönem boyunca yaptığı gibi bu dönem de masaya, tutmayan enflasyon hedeflerini, TÜİK sahte enflasyon rakamlarını temel alan bir maaş artışı teklifi ile gelmesi durumunda üretimden gelen gücümüzü kullanacağımızı ilan ettik.
    Ne yazık ki hükümet bu kez bizi yanılttı.
    Açıkçası biz bile bu kadarını tahmin etmiyorduk.
    Enflasyon hedeflerinin bile altında artışları teklif diye sundu.
    Biliyorsunuz, daha 18 gün önce Merkez Bankası %8,8 olan 2024 yılı enflasyon hedefini yaklaşık dört kat artırarak %33’e çıkardığını açıkladı.
    Ama AKP manidar bir şekilde 23. yaşına girdiği 14 Ağustos’ta bize 2024 yılı için taban aylığımıza yansıtılmayan ilave seyyanen ödenek dahil toplamda %23 maaş artışı teklif ediyor.
    Merkez Bankası 2025 yılı hedefini şimdiden %15’e çıkardı. Ama iktidar bize 2025 yılı için %11 artış teklif ediyor.
    İktidarın enflasyon hedeflerini her sene revize adı altında artırdığı bir ülkede yaşıyoruz.
    Çünkü orta vadeli planlarla, bütçelerle açıklanan enflasyon hedefleri hiç tutmuyor. İktidar her defasında “bu yıl enflasyon hedefimiz %5” diyor. Ama daha birkaç iyi içinde bu hedef ikiye, üçe katlanıyor.

    Bakın 2018’e yüzde beş enflasyon hedefi ile başladılar. İlk üç ayın sonunda %8’e, sonra %12’ye çıkardılar. Ama 2018 yılında gerçekleşen enflasyon TÜİK’in sanal rakamlarına göre bile %20,3 oldu.
    2021’de yine enflasyon hedefimiz %5 dediler. Yılın daha başlarında hedefi %8’e çıkardılar. Ama 2021 yılını %36 resmi TÜİK enflasyonu ile kapattık.
    2022’de orta vadeli programa göre yine %5 olarak belirlenen enflasyonu %9,8 olarak güncellediler. Ama 2022 yılında enflasyonda %64 ile TÜİK rakamlarına göre son 21 yılın rekorunu yaşadık.
    Üstelik sıraladığımız gerçekleşen enflasyon rakamları toplum nezdinde hiçbir karşılığı kalmayan çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonu en az yarı yarıya yutan, sahte TÜİK rakamlarıdır.
    Biz bu nedenle yıllardır maaşlarımızın bu sahte TÜİK rakamları yerine yoksulluk sınırına göre artırılmasını, en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını istiyoruz.
    Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı Temmuz 2023 itibari ile 38 bin TL’ye ulaştı.
    Biz en düşük maaş en az 45 bin TL olmalı diyoruz.
    Buna rağmen kamu işvereni 2 gün önce açıkladığı teklifi ile mevcutta 22 bin TL olan eşi çalışmayan, iki çocuklu en düşük kamu emekçisi maaşının (15/1 hizmetli) tam iki yıl sonra 30 bin 425 TL olmasını vaat ediyor.
    Yine bugün 20 bin 350 TL olan bekar, en düşük kamu emekçisi maaşının ise iki yıl sonra 28 bin 145 TL olmasını vaat ediyor.
    Üstelik iki yıl sonrasına havale edilen bu rakamların içinde taban aylığımıza yansıtılmayan, dolayısıyla emekli aylıklarımıza yansıtılmayan ilave seyyanen ödenek tutarlarının olduğunu açıklıyor.

    “REVİZE ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Birileri ise çıkmış hala “hükümetin teklifini revize etmesini bekliyoruz” diye dem vuruyor.
    Bizleri bu kadar aşağılayan bir teklifi üç beş puan artırarak revize etmek mümkün değildir.
    İktidarın kendi enflasyon hedeflerinin bile altında kalan, TÜİK’in sanal rakamlarına dayalı bu teklif bizim için yok hükmündedir.

    Kamu işvereni olan iktidarın toplu sözleşmeye ilişkin ilk teklifini hepiniz duydunuz, öğrendiniz.
    Yıllardır önümüze konulan bu tutmayan hedeflerin, suni TÜİK rakamlarına dayalı bir elin parmak sayısını geçmeyen yüzdelik artışların faturasını hepimiz maaşlarımızda her yıl daha fazla erime, daha fazla yoksullaşma, daha fazla güvencesiz hale getirilme ile ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz.
    Seçimden önce “en düşük memur maaşı 22 bin TL olacak, artışlar emekli maaşlarına da yansıtılacak” sözü verdiler.
    Ancak verdikleri sözü arkadan dolanma yöntemleri ile tutmadılar. İlave seyyanen ödenek adı altında hepimizin yıllardır yaşadığı kayıpları daha da artıracak yeni bir maaş-ücrete rejimi getirdiler.
    Bugün için ortalama 13 bin TL’lik bir tutarı emekli aylığı bağlama tutarımızdan düştüler.
    Son bir ayda akaryakıt ve doğalgazda ÖTV artışı, hemen her şeyin KDV oranlarının artırılması, TL’nin döviz karşısında değer yitirmesi ile hızlanan zam kasırgası zincirleme bir şekilde iğneden ipliğe tüm ürünlere yansımaya devam ediyor. Bu durumda 2023 yılı için %58 olarak “güncellenen” enflasyon hedefi daha şimdiden kağıt üzerinde kalmıştır.
    Temmuz’da aldığımız maaş artışları bir ay geçmeden eridi.

    Hepimize dayatılan bu yoksulluğa dur deme vakti gelmedi mi?

    Temmuz maaş artışlarında en büyük darbe sizler vuruldu. 12 milyon emekli gözlerinin içine baka baka aldatıldı.
    Milyonlarca emekli kök aylığı 6 bin TL’nin altında kaldığı için %25’lik artıştan bile yararlanamadı, aylıkları bir kuruş bile artmadı. Üstelik emekliye verilen %25 maaş artışından 12 gün sonra çıkıp dalga geçer gibi “2023 enflasyonunu %58 olarak güncelledik” açıklaması yapıldı.
    Bu sefalete dur deme vakti gelmedi mi?

    Bugün ya bizleri yok sayan bu yoksulluk, sefalet, güvencesizlik teklifine boyun eğeceğiz. Ya da hangi sendikaya üye olursak olalım kamu emekçisi ile emeklisi ile “hak verilmez mücadele ile alınır” diyerek ortak sorunlarımız, taleplerimiz için mücadeleyi yükselteceğiz.
    Bizler sustukça, yetkimizi başkalarına teslim ettikçe başımıza nelerin geldiğini geçtiğimiz 6 toplu sözleşmede gördük.
    Kamu işvereni olan hükümetin sesimize kulaklarını kapatamaması, üzerinde pazarlık yapılabilecek yeni ve gerçek bir teklif sunması bizlere bağlı.
    Bunun için KESK olarak hükümetin hepimize sefalet-yoksulluk ve güvencesizlik dayatan ilk teklifine karşı ilk uyarımızı yapıyoruz.
    Üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam diyoruz.
    Unutmayalım ki, mücadele edenler her zaman kazanamasa da kazananlar hep mücadele edenlerdir.
    Bizleri yıllardır siyasi iktidarın ve yine bu iktidarın Hakem Kurulunun iki dudağı arasından çıkacak kararlara mahkûm eden bu garabet sisteme karşı hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçilerini
    *Yoksulluk Sınırı Üzerinde İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret,
    *Güvenceli İstihdam Demokratik Bir Çalışma Yaşamı,
    Grev Hakkı İle Tamamlanmış Gerçek Toplu Sözleşme Sistemi için her adımda omuz omuza vermeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde zam isyanı: İşçiler iş bıraktı!

    Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde zam isyanı: İşçiler iş bıraktı!

    PİRHA-Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde aralarında İnşaat-sen üyelerinin de bulunduğu inşaat işçileri, düşük ücret zammı teklifine karşı iş bıraktı. İşçiler tüm ücretlere %75 zam yapılmasını istiyor.

    İstanbul Küçükçekmece’de Cengiz-Kolin-Kalyon ortaklığında yapımı devam eden Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde çalışan işçiler düşük zamlara karşı bugün eyleme geçti. Farklı birimlerde çalışan işçiler, %34 bile olmayan mevcut zamma karşı birliğini sağladı. İşçiler tüm ücretlere %75 oranında zam yapılması konusunda kendi aralarında mutabık kaldıklarını açıkladı.

    İşçiler, şantiyenin proje müdürüyle görüşme yaptı. Proje müdürü işçilere “Biz size zaten asgari ücretten fazla para verdik, istediğiniz oranı vermemiz mümkün değil” dedi. İşçiler istedikleri oranı vermedikleri takdirde iş bırakma hakkını kullanacaklarını söylediklerinde ise proje müdürü “Siz bizi tehdit mi ediyorsunuz? Ne yaparsanız yapın, biz bu maaşı size vermeyiz” yanıtını verdi.

    “TÜM ÇALIŞANLAR İÇİN %75 ZAM”

    İşçilerin kaleme aldığı ortak taleplerinin yer aldığı açıklama şu şekilde:

    “Biz HYH Metro İnş. Adi Ortaklığı çalışanları olarak maaş artış oranının adil olmadığı ve insanca yaşamaya yetecek miktarda olmadığı kanaatindeyiz.Talebimiz bu artış oranının tüm birimler ve ayrım yapılmaksızın tüm çalışanlar için %75 olmasıdır. Tüm birimler olarak bu talepte ortaklaşılmıştır.Ayrıca bilinmelidir ki talebimiz gerçekleşinceye kadar ve bu hak talebi süresince bir personelin dahi işten çıkarılması durumunda haklı iş bırakma eylemimiz devam edecektir.”

    (HABER KAYNAĞI)

  • Akdeniz’de öğretmenler iş bıraktı: Mesleğimizin onuru için iş bıraktık-VİDEO

    Akdeniz’de öğretmenler iş bıraktı: Mesleğimizin onuru için iş bıraktık-VİDEO

    PİRHA- Antalya ve Mersin’de iş bırakan öğretmenler, “Mesleğimizin onuru, çocuklarımızın geleceği için iş bırakıyoruz” dedi. 

    14 eğitim sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖKM) başta olmak üzere yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirmek için ülke genelinde iş bıraktı.

    ANTALYA

     

    Antalya Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikası, saat 11.00 Aydın Kanza parkında toplandı. Öğretmenler, “Zafer direnen emekçinin olacak, birleşe birleşe kazanacağız, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” sloganlarıyla Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

    Eğitim-Sen Örgütlenme Sekreteri Çiğdem Altıntaş Peker, iş bırakma eylemiyle ile ilgili PİRHA‘ya yaptığı konuşmada, “Eğitim yıllardır çözülmeyen birikmiş sorunları beraberinde taşımaktadır. Var olan iktidar eğitim sorunlarına çözüm bulmakta çok uzak durmaktadır ve eğitim emekçileri 13 maddeden oluşan Öğretmenler Meslek Kanunu (ÖMK) adı altında bir kanunla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kanun kariyer hiyerarşisini bozan eşit işe eşit ücret ilkesinin yok sayan bir kanundur. Dolayısıyla biz öğretmenler kanunun iptal edilmesin, kariyer basamak sınavlarına son verilsin demek için 2 Kasım’da bugün iş bıraktık, alanlardayız” dedi.

    Kanza parkından yürüyerek Cumhuriyet Meydanı’na gelen eğitim emekçileri burada açıklama yaptı. Açıklamayı, Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez okudu.

    MERSİN

    Mersin’de eğitim emekçileri, Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya geldi. Eğitim emekçilerinin taleplerini içeren dövizler açıldı. Öğretmenlerin yoğun katıldığı eyleme İnsan Hakları Derneği (İHD), HDP, Halkevleri, Emek Partisi (EMEP) ve birçok sivil toplum örgütü de destek verdi. Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, yıllardır eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve ücret talebinin MEB tarafından yok sayıldığını belirterek, taleplerini şöyle sıraladı:

    “19 Kasım tarihinde gerçekleşecek kariyer sınavının derhal iptal edilmesi, eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmeli, tüm eğitim çalışanlarına yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışı sağlanmasına ilişkin düzenleme yapılmalı, kamuda mülakat uygulamasına son verilmeli, tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim, ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılması ve aile çocuk yardımı tutarlarının iyileştirilmeli, vergi dilimi adaletsizliğine son verilmeli, öğrencilerin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme haklarının, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınmalı ve kamusal eğitim sağlanmalıdır.”

    Sık sık ÖMK’nin iptaline ilişkin sloganlar atan eğitim emekçileri, açıklama sonrası grev halayı çekti.

    PİRHA/ANTALYA-MERSİN

  • Öğretmenler, tek ses olarak ülke genelinde derslere girmeyecek!-VİDEO

    Öğretmenler, tek ses olarak ülke genelinde derslere girmeyecek!-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi için 2 Kasım’da yapacakları iş bırakma eylemine ilişkin konuştu. Kurul, “Okul içerisinde çalışma barışını bozan bir meslek kanunu ile karşı karşıyayız. Öğrencilerimize, öğretmenlere, diğer eğitim çalışanları ve velilerimize doğrudan olumsuz etkileri söz konusu” dedi. 

    3 Şubat 2022’de Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) Yasası çıktı. 13 maddeden oluşan bu yasa, eğitim alanındaki emekçilere zarar vereceği gerekçesi ile tepkiyle karşılandı.

    Tüm muhalif partilerin itirazlarına rağmen yasa Meclis’ten geçti. Söz konusu yasanın, ayrımcılığın önünü açacağını ifade eden Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) liyakat dışı atamalara yol açılacağı, öğretmenleri kendi içinde ‘ücretli, sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler’ diye 3 parçaya ayıracağını vurguladı.

    “ÇALIŞMA BARIŞIMIZ İÇİN ÖMK İPTAL EDİLSİN”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Prof. Dr. Nejla Kurul, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) Yasası’nın ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, “Bir yasanın, öğretmenlerin ekonomik, demokratik ve özlük haklarını ilerletmesi lazım. Ancak eğitim tarihine baktığımızda öğretmenlere ilk kez bir yasa bu kadar ayrımcı bir biçimde uygulama alanı açmış oluyor” uyarısında bulundu. Prof. Dr. Nejla Kurul, 19 Kasım’da yapılacak sınava da işaret ederek yasanın detayları hakkında şu bildileri verdi:

    “Öğretmenlerimize kendi içinde kadrolu ve güvenceli olmaksızın aynı zamanda ücretli ve sözleşmeli öğretmenleri düşündüğümüzde kadrolu ve güvenceli olması gereken öğretmenleri de bir sınav yaparak, maaş artışını sınava bağlayan, yıllarca emek vermiş öğretmenlerimizi bir sınavla ‘yeterli olanlar’ ve ‘yeterli olmayanlar’ olarak ayrıştırıp yeterli olanlara ‘Uzmanlık’ ve ‘Başöğretmen’ unvanı vererek maaş artışı getiren bir yasa ile karşı karşıyayız.
    19 Kasım’da sınav yapılacak bu sınavın da aynı zamanda öğretmenleri bölen, parçalayan ve maaş artışını bu sınavın sonucuna göre değerlendiren bir düzenleme olduğu fark edildi. Öğretmenler, tek ses olarak ÖMK’ya karşı itirazlarını açık biçimde ortaya koydu. Eğitim Sen olarak alanlarda 81 ilin hemen hemen her birinde, yazın sıcağında açıklamalar yaptık. Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedik ancak genel merkezimiz abluka altına alındı ve sözümüzü bakanlığın kıyısında söylememiz dahi engellendi.
    Kamu vicdanını yaralayan, eğitim emekçilerinin geçinememe sorununu çözmeyen bu yasa karşısında konuşmak istiyoruz. Ancak izin vermiyorlar. Alanlardan sesleniyoruz bunu dinlemiyorlar.

    15 Ekim’de binlerce öğretmenin katıldığı bir miting gerçekleştirdik ve o gün dedik ki ‘Emeğimiz, onurumuz ve çalışma barışımız için Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal edilsin. Yeni bir yasal düzenleme için katılımcı bir anlayışla hazırlanacak bir süreç başlatalım’ dedik. Fakat buna da ses soluk olunmadı.”

    “ÖĞRETMENLERİMİZ, MÜLAKAT VE KEYFİ UYGULAMALARLA KARŞILAŞACAK”

    Nejla Kurul, ÖMK Yasasının iptal edilmesi için tüm eğitim sendikalarına çağrılar yaptıklarını ve birlikte yol aldıklarını da belirtti. Elliye yakın eğitim sendikası içerisinde 14 sendika olarak 15 Ekim’de Ankara’da yapılan miting öncesi ortak bir karar tutanağına imza atıldığını söyleyen Kurul, şöyle devam etti:

    “O imzamızda ‘ÖMK iptal edilsin’ vardı. Tutanakta aynı zamanda, yüksek bir enflasyon yaşıyoruz, eşit işe eşit ücret anlayışını dikkate alarak tüm emekçilerin yoksulluk sınırı üzerinde ücret almaları için eğitim öğretime hazırlık ödeneğinin yılda bir kez bir maaş tutarında ödenmesi için taleplerimizi ifade ettik. Ayrıca öğretmenlerin ‘Ücretli, Sözleşmeli’ olarak ayrıştırılmaması gerektiğini, kariyer basamaklarının bu yasanın çekilmesi ile birlikte ortadan kaldırılması gerektiğini belirten, öğretmenlerimizin tamamı için kadrolu, güvenceli bir istihdamın kesinlikle gerekli olduğunun altını çizdik.
    Bu yasa ile birlikte illerde İl Değerlendirme Kurulları’nı oluşturdular. Genç öğretmenlerimiz, mülakat ve keyfi uygulamalarla karşılaşacak. O yüzden dedik ki mülakatlar ortadan kalksın.”

    “EĞİTİM TARİHİNDE ÖĞRETMENLERİNE AYRIMCILIK YAPAN TEK YASA”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kurul, Enflasyon artışı nedeniyle eğitim emekçilerinin barınmadan birçok ihtiyaca kadar güçlük çektiğini vurgulayarak, “İstanbul’da kiralar 5.000’den başlıyor 15.000’e kadar çıkıyor. Ama öğretmenlerimizin maaşı artık neredeyse 3’te ikisini karşılayabiliyor. Peki yaklaşan kış var. Öğretmenlerimiz bu yüksek doğalgaz fiyatları karşısında nasıl ısınacaklar? Bu yüzden ÖMK’ya karşı itirazlarımız bu bağlamda gelişti. Şunu açıkça ifade edebilirim ki eğitim tarihinde öğretmenlerine ayrımcılık yapan, eşitsizlik üreten, tahakküm yaratan tek yasa bu yasadır. Öğretmenleri ‘Düz öğretmen, Uzman öğretmen ve Başöğretmen’ olarak hiyerarşiye tabi tutmak, onlar arasında maaşta eşitsizliğe yol açmak öğretmenlik mesleğini değersizleştiren, öğretmenin onurunu inciten bir konu.”

    ÖMK YASASI SADECE ÖĞRETMENLERİ ETKİLEMİYOR! 

    Nejla Kurul, söz konusu yasanın sadece öğretmenleri etkilemeyeceğini de söyleyerek şöyle devam etti:

    “Öğrenci ve veliler arasında da ayrımcılığa yol açacak bir yasadır. Örneğin çocuğunuzu bir sınıfa kaydetmeye gittiniz. 3 öğretmenle karşılaştınız. Diyeceksiniz ki ‘Bakanlık diyor ki başöğretmen daha yeterliymiş’. Müdür ise şunu demek zorunda kalacak ‘Hayır bütün öğretmenlerimiz nitelikli’. Ama veli şunu sormak zorunda kalacak ‘Ama başöğretmenin yeterli olduğunu söylüyor ve yüksek ücret ödüyorsunuz.’

    Bu bağlamda çocuklarını başöğretmende okutmak isteme durumu ortaya çıkacak ve Okul Aile Birliklerini devreye sokma gibi eğitimi ticarileştiren bir sürecin de önünü açacağı için sorunlu bir yasa.
    Okul içerisinde çalışma barışını bozan bir meslek kanunu ile karşı karşıyayız. Öğrencilerimize, öğretmenlere, diğer eğitim çalışanları ve velilerimize doğrudan olumsuz etkileri söz konusu. Bu yüzden ÖMK’nın geri çekilmesini talep ediyoruz.”

    YASA YARGIYA TAŞINDI!

    Prof. Dr. Nejla Kurul, söz konusu yasa sebebiyle hukuk sürecinin de işletildiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Bu süreç ayrıca şu an yargıda. Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ama daha karara bağlanmadı. Ancak Anayasa Mahkemesi ‘esastan görüşme’ kararı aldı. Yanı sıra bizler de Danıştay’a başvurduk ancak Danıştay bunu henüz bir karara bağlamadı. Ama yürütme organı olan Eğitim Bakanlığı çok hızlı biçimde bu yasanın hayata geçirmesini sağlayacak düzenlemeleri başlattı.
    Önümüzde bir gün var. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ciddi bir adım atmasını bekliyoruz. Somut bir adım atılmazsa 2 Kasım’da eğitim hizmetini üretmeyeceğiz. Ve derdimizi bu kez daha güçlü bir biçimde hem velilerimize hem bu sürece katılmayan eğitim emekçilerine hem de tüm kamu emekçilerine daha yüksek sesle anlatacağız. Bu eylemin ardından ne yapacağımız konusunda yeniden buluşup, sonraki süreçte nasıl bir mücadeleyi yürüteceğimize de ortak biçimde karar vereceğiz.”

    “OKUL YÖNETİCİLERİNİ, MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLERİNİ UYARIYORUZ”

    İş bırakma konusunda eğitimcilerin kaygı ve korku içerisinde olmamaları gerektiğine de vurgu yapan Necla Kurul şu cümlelerle sözlerine son verdi:

    “Öğretmenlerimiz öncelikle iş bırakmanın yasal ve meşru bir hak olduğunu bilmeliler. Çünkü çok net biçimde söz, söylem kurduk, alanlardan sesimizi duyurduk ama sesimizi duymuyorlar! O yüzden iş bırakma bizim en temel haklarımızdan birisi. Ayrıca da yasal. Bir yandan İLO sözleşmeleri bu hakkı bize veriyor. Anayasamıza göre İLO sözleşmelerindeki maddelerle Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelerdeki maddeler, iç hukuk çelişkiye düştüğünde uluslararası sözleşme geçerlidir. Buradan okul yöneticilerini, il ve ilçe milli eğitim müdürlerini de uyarıyoruz; bu bizim yasal ve meşru hakkımız. Kaygılanmaya, korkmaya gerek yok. Ağlamayana meme yok. Okullarımızda öğretmenlerimizin çekinmesini gerektirecek bir durum yok.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Öğretmenlerden iktidara uyarı: Taleplerimiz karşılanmazsa iş bırakacağız

    Öğretmenlerden iktidara uyarı: Taleplerimiz karşılanmazsa iş bırakacağız

    PİRHA- Taleplerinin karşılanması için Ankara’da bir araya gelen eğitim emekçileri, taleplerine dair bir düzenleme yapılmaması durumunda 2 Kasım’da iş bırakma eylemi yapacaklarını belirtti. Eğitim Sen Genel Başkanı Necla Kurul yaptığı konuşmada, “Yanlış Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal edilmelidir” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) çağrısıyla Ankara’da bir araya gelen eğitim emekçileri, Meclis’te kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) başta olmak üzere öğretmenlerin yaşadığı temel sorunların çözümü için Anıtpark’ta miting yaptı.

    Türkiye’nin birçok kentinden öğretmenlerin katıldığı mitinge, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Emek Partisi (EMEP), Birleşik Birleşik Devrimci Parti (Devrimci Parti), Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP), Halkevleri ile çok sayıda siyasi parti temsilcisi ve emek meslek örgütü de destek verdi.

    Eğitim emekçileri, ıslıklarla hükümeti protesto ederek, Bartın’daki maden faciasında hayatını kaybeden maden işçilerini andı.

    “SOMA’DAN BUGÜNE HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Necla Kurul, mitingde eğitim emekçilerinin sorunlarını ve taleplerini anlatan bir konuşma yaptı.

    Bartın’da hayatını kaybeden 40 maden işçisini anarak sözlerine başlayan Kurul, “Bartın’daki iş cinayeti mitingimizin bedeninde derin bir acı yarattı. Keskin bir acı bu! Madencilerin tüm sevenlerini, yakınlarının, dostlarının, emekçi sınıfların başı sağ olsun, sabır diliyorum. Yaşadığımız ölüm ve yaşam arasında yaman bir çelişki! Yüreğimiz bir yandan 28 can için yanıyor, bir yandan da maden ocağında mahsur kalan 13 işçi için atıyor. Bartın’da bir kazaya değil, haksız yere kasten işlenen iş örgütlenmesine, hıza, önlemlerin alınmamasına bağlı öngörülen cinayetlere tanıklık ediyoruz. Kapitalizmin çalışma süreçleri acımasızca örülmüş, kurumlar alt üst edilmiş durumda! Soma’dan bugüne hiçbir şey değişmedi, sorumlulara hesap sorulabiliyor, ne de düzgün denetimler yapılıyor, şimdi Bartın’ı yaşıyoruz” diye belirtti.

    “HİÇBİR TALEBİMİZ DİKKATE ALINMADI”

    Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun muhatabı olan öğretmenlerin taleplerinin dikkate alınmadan kanunun yasallaştığını anımsatan Kurul, sözlerine şöyle devam etti:

    “Yasal ve sendikalarının iradesi dışında, haklarını ve taleplerini dikkate almadan hazırlandı ve yasalaştı. Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı bugüne kadar defalarca olduğu gibi, bir kez daha kendi bildiğini okudu. Masa başında hazırlanan meslek kanunu ile eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı olarak düzenleme alışkanlığını sürdürüyorlar. Türkiye’de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan başka bir meslek grubu yok. Siyasi iktidar, öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklemekle birlikte, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısını Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden daha da pekiştirmek istiyor.”

    SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADILAR

    Kurul, öğretmenlerin yaşadığı sorunlarının çözülmesi için şu önerileri sıraladı:

    “-Eğitim-öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ayrım gözetmeksizin tüm eğitim çalışanlarına bir maaş tutarında ödenmesi sağlanmalıdır.

    -Tüm eğitim çalışanlarının yoksulluk sınırının üzerinde bir ücret artışına ilişkin düzenlemeler yapılmalı ve 1. dereceye gelmiş tüm kamu çalışanlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.

    -Eşit işe eşit ücret ilkesine uygun olarak farklı ücret ve istihdam şekillerine son verilmeli, kadrolu güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

    -Kamuda mülakat uygulamasına son verilmelidir.

    -Tüm eğitim çalışanlarına sosyal devlet ilkesi gereği ayrım yapılmaksızın; giyim ulaşım, barınma, beslenme, yakıt, kira yardımı yapılmalı ve aile çocuk yardımı tutarları iyileştirilmeli, vergi dilimi adaletsizliğine son verilmelidir.

    -Öğrencilerimizin en temel hakkı olan eğitim, barınma ve beslenme hakları, sosyal devlet anlayışıyla devlet güvencesine alınmalı ve kamusal eğitim sağlanmalıdır.”

    “TALEPLERİMİZ KARŞILANMAZSA İŞ BIRAKACAĞIZ”

    Kurul konuşmamasının devamında, taleplerine ilişkin düzenlemelerin yapılmaması halinde başvuracakları yolları şöyle ifade etti:

    “-26, 27, 28 Ekim tarihlerinde kokart takılması,

    -26 Ekim tarihinde, ilk teneffüs saatinde, öğretmenler odasında ortak bildiri metninin okunması,

    -Bu talep ve uyarılara rağmen bir düzenleme yapılmaması halinde; 2 Kasım 2022 tarihinde tüm eğitim çalışanlarının katılımı ile bir günlük iş bırakma eylemi yapılması kararları sendika genel başkanlarınca karar altına alınmıştır.

    -Yanlış Öğretmenlik Meslek Kanunu iptal edilmelidir.”

    “AKP İKTİDARI ANAYASAYI ASKIYA ALDI”

    Ardından konuşan KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik, Bartın’da hayatını kaybeden maden işçilerini anarak sözlerine başladı.

    Bozgeyik, konuşmasının devamında, “Kapitalist sistem kendi krizlerinin yarattığı kaotik halden, çoklu krizden bir kez daha baskıyı, sömürüyü daha da yaygınlaştırıp derinleştirerek, yüzyıllarca süren emek mücadelesiyle elde edilen kazanımlarımızı, haklarımızı budayarak, devletleri tümüyle şirketleştirerek bu krizinden de çıkmaya çalışmaktadır. Kapitalist sömürü sistemi bugün yaşadığı krizden çıkmak için dünyanın birçok bölgesinde çatışmaları, savaşları tırmandırarak emekçilerin, halkların yaşadığı açlığı, yoksulluğu ve ekolojik krizi derinleştirmek istemektedir. AKP-MHP iktidar bloğu özellikle 2014-2015 yıllarından sonra anayasayı bir nevi askıya alarak hukuksuzluğu rejimin ana niteliği haline getirdi. Anayasanın askıya alınmasına paralel olarak güçler ayrılığını da fiili olarak devre dışı bırakarak tek adam rejimini kurumsallaştırma yolunda hukuksuzluğu derinleştirdi” dedi.

    “HER GEÇEN GÜN YOKSULLUĞUMUZ DERİNLEŞİYOR”

    Sansür yasasının toplumda yarattığı etkilere değinen Bozgeyik, “Sansür yasasıyla birlikte toplumda artacak kaos daha tehlikeli olacak. Her geçen gün yoksulluğumuz derinleşiyor. Emeğimizi hedef alan saldırıların dalga kıranı bizleriz. Emeğin birliği ve halkların kardeşliği için, bilimden yana, aydınlık bir gelecek için umut biziz” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmaların ardından Grup Abdal’ın verdiği konserle miting sona erdi. Grup Abdal, Bartın’da hayatını kaybeden 41 maden işçisi için şarkılar seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık emekçileri iş bıraktı-VİDEO

    Sağlık emekçileri iş bıraktı-VİDEO

    PİRHA- Antalya ve Mersin’e sağlık emek ve meslek örgütleri, 1 günlük iş bırakarak Meclis’te görüşülmeye başlanacak teklifin reddedilmesini ve taleplerini içeren yasaların çıkmasını istedi.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu Teklifi’nin görüşmeleri tamamlandı ve teklif kabul edildi.

    Sağlıkçılar ise komisyonda kabul edilen teklifin geri çekilmesini istiyor. TTB, SES, TDB, DİSK Genel Sağlık-İş’in de aralarında bulunduğu sağlık meslek örgütleri Türkiye genelinde 1 günlük iş bırakma eylemi yaparak, komisyondan geçen teklifin geri çekilmesini ve sağlık emekçilerinin haklarını koruyan ve geliştiren yasaların çıkarılmasını istedi.

    Sağlık emek ve meslek örgütleri, Antalya’da TBMM Genel Kurulunda görüşülecek olan ve sağlık emekçilerinin özlük haklarının düzenleyecek yasanının taleplerini karşılamadığı, 2021 yılı aralık ayında görüşülen ve geri çekilen yasanın çok gerisinde olduğu gerekçesiyle bugün 1 günlük iş bırakma eylemi yaptı.

    Akdeniz Üniversitesi Hastanesi H Blok önün de bir araya gelen sağlık emekçileri adına ortak açıklamayı B Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Antalya Şubesi Eş Başkanı Şükran İçöz okudu.

    İçöz, yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık emekçilerinin tüm ülkede yükselen hak taleplerine karşı şöyle demişti; “Gidiyorlarsa gitsinler!”, ardından da ekledi, “asistan doktorlarımızla biz bu yola devam ederiz.” Öncelikli görevi uzmanlık eğitimi olması gereken asistan hekimler angaryayla tüketiliyor. Hekimler ya istifa ediyor, tekrar TUS çalışıp nöbeti az olan bölümlere geçmeye çalışıyor ya da hayatını yurtdışında kurmanın peşine düşüyor. Genç hekimleri bu sıkışmışlıkla baş başa bırakan idarecilerin ısrarla bu sorunu görmezden gelmesi demek ülkenin, toplumun, sağlık sisteminin iyiliğini istememek demektir. Yeterli eğitim alamayan, kışkırtılmış sağlık talebiyle korkunç boyutlara ulaşmış iş yükünün altında ezilen, yönetmeliğe göre 3 günde 1’den daha sık nöbet yazılamaz denilmesine rağmen 36 saate varan nöbetler tutturulan ve nöbet ertesi izinleri gasp edilen, şiddete maruz bırakılan asistan hekimlerin çalışma koşulları bir an önce düzeltilmelidir” dedi.

    Mersin’de sağlık emekçileri Toros Devlet Hastanesi’nde bir araya geldi. Onlarca sağlık emekçisinin katıldığı açıklamayı Mersin Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Nasır Nesanır okudu. “Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz” diyen Nasır Nesanır, taleplerini şöyle sıraladı:

    “- Yasa tasarısında sabit ek ödemeleri emekliliğe yansıyacak ve temel ücretimizi yoksulluk sınırı üzerine çıkaracak tek kalemde maaş uygulamasına uygun bir şekilde düzenleyin. Yoksulluk sınırı üzerinde temel maaş belirlenmesinden sonra eğitim durumu, yapılan işin riski, çalışma yılı vb kriterler ile giydirilmiş maaş düzenlenmesi yapılmalıdır.

    – Angarya çalışma, fazla mesai baskısında bizleri bırakacak performans ödeme sistemini bırakın yükseltmeyi kaldırın diyoruz. Performans demek daha fazla işlem yaparak kamuya daha fazla yük demek. Performans demek angarya köle çalışmak demek. Performans demek daha fazla hata yapıp malpraktis ile karşı karşıya kalmak demek.

    – Sağlık iş kolundaki tüm emekçiler nasıl ekip olarak çalışıyorsa düzenlemede ekip anlayışına uygun tümünü kapsamalıdır.

    – Sağlığın da bir bileşeni olan ve aynı işkolu olan sosyal hizmet emekçilerinin tümünü de kapsayacak bir şekilde yasa taslağında düzenleme yapılmalıdır.

    – ASM’lerde ceza yönetmeliğine son verilmelidir. ASM’lerde çalışan personelin tamamı bu yasadan yararlandırılmalıdır. Hekimleri işveren konumuna düşüren cari harcamalar (kira, elektrik, su, doğalgaz vb) ile uğraşmak zorunda bırakan uygulama sonlandırılmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerin öncelendiği birinci basamak sağlık sistemi gerçekleşinceye kadar ASM’lerin tüm masrafları kamu bütçesinden hekimleri işin içine dahil etmeden karşılanmalıdır. Hekim dışı diğer sağlık emekçileri de kadrolu güvenceli istihdam modeli ile çalıştırılmalıdır. ASM’lerde çalışanların temel ücretleri yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.

    PİRHA/ANTALYA-MERSİN

  • Sağlık emekçileri Ankara’da da iş bıraktı -VİDEO

    Sağlık emekçileri Ankara’da da iş bıraktı -VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçileri, hekimlere yönelik maaş artışının ve yıllardır sözü verilen ek göstergenin ayrım gözetilmeksizin tüm sağlık emekçilerine uygulanması talebiyle Ankara’da da iş bırakma eylemi yaptı.

    Sağlık emekçileri arasında ayrımcılık yaratacak şekilde sadece hekimleri kapsayan ek gösterge düzenlemesine karşı sağlık emekçilerinin tepkisi büyüyor. Düzenlemenin Meclis’ten geçmesinin ardından pek çok yerde eylem yapan sağlık emekçilerinin tepkisinden sonra düzenleme geri çekilerek bütçe görüşmeleri sonrasına ertelendi.

    Ülkenin dört bir yanında sağlık emekçileri bugün (6 Aralık) Meclis’ten geçen ayrımcı yasaya karşı ek gösterge düzenlemesinin bütün sağlık emekçilerini kapsaması talebiyle iş bıraktı.

    Ankara’da da çeşitli hastanelerde iş bırakan sağlık emekçileri, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi’nin çağrısıyla Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya geldi. Eyleme Ankara Tabip Odası ve Dev Sağlık-İş üye ve yöneticileri de katılarak destek verdi.

    Yapılan eylemde sık sık, ‘Söz, yetki, karar çalışanlara’, ‘Emek bizim, söz bizim’, ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ sloganları atılırken,  ‘Emeğimizi görünür kılıyor, hizmet üretmiyoruz’ pankartı açıldı.

    Eylemde yapılan açıklamayı SES Ankara Şube Eş Başkanı Nazan Karacabey okudu. Karacabey, bunun bir uyarı grevi olduğunu, sağlık emekçilerinin taleplerinin görmezden gelinmeye devam edilmesi durumunda daha güçlü eylemler yapacaklarını vurguladı.

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ İKİ DUDAK ARASINDAKİ ÖDEMELERE MAHKUM EDİLMİŞTİR”

    Yıllardır yürütülen sağlıkta dönüşüm programının pandemi ile birlikte iflas ettiğini belirtilen Karacabey, “Performansa dayalı ücretlendirme pandemiyle birlikte dağılmış, sağlık emekçileri iki dudak arasındaki ödemelere mahkum edilmiştir. Üstelik bu ödemeler sağlık emekçilerinin 39 branşını görmeyen neye göre ödendiği anlaşılamayan ve sürekliliği olmayan bir şekilde yapılmıştır. Pandemide ayrımcılık olmaz dedik duymadılar, sağlık ekip işidir bizleri ayrıştırmayın dedik duymadılar. Hala kovid servisleri yoğun bakımlar ve filyasyonlarda çalışmaya devam ediyoruz. Bir buçuk senedir aksayan sağlık hizmetlerini yürütmek ve halkın sağlık hakkını gözetmek için durmaksızın sağlık hizmeti veriyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    “EMEKÇİLERİ, EKONOMİK ÖZLÜK HAKLARLA DA BÖLMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Ekonomik krizle birlikte iyice yoksullaşan halkın verdiği vergilerin sağlık hizmeti almasına yetmediğini ve sağlık hizmetlerine erişimin zorlaştığını dile getiren Karacabey açıklamasına şu sözlerle devam etti:

    “14 kalem de halkın cebinden çıkan katkı-katılım payları ve ilave ücretler, SGK ödemesi kapsamından çıkarılan ilaçlar ve yılbaşından sonra zam gelecek diye piyasaya sunulmayan yüzlerce kalem ilaç nedeniyle yaşanan ilaç krizi, pandemi koşullarının tıkattığı sağlık sistemi nedeniyle kronik hastalıkları olanların dahi sıra alamaması, koruyucu sağlık hizmetleri yerine tedavi edici sağlık hizmetlerine ve özel sektöre bütçeden ayrılan payların büyüklüğü, İnsanların yaşam alanlarına yakın hastanelerin kapatılması, erişim olanaklarının zor olduğu şehir hastaneleri bünyesinde sermayeye kaynak aktarılan uygulamalar başta olmak üzere birçok sorun sayabiliriz. Bunca sorunun yaşandığı iş kolumuzda bizler yaşadığımız tüm zorlukların yanında sürekli alanlarda olmak ve mücadele etmek zorunda bırakılıyoruz. Bunlar yetmezmiş gibi işyerlerimizde ekip olarak çalışan emekçileri ekonomik özlük haklarla da bölmeye yönelik uygulamalara sıklıkla şahit oluyoruz.”

    “SAĞLIK EKİP İŞİDİR”

    Sağlık hizmetinin ekip işi olduğunun altını çizen Karacabey, “Ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir. Bizleri ayrıştırmaya çalışan bu politikalara karşı birlikte mücadele ederek birlikte kazanacağız. Her geçen gün fakirleşiyoruz, bu gerçeği biz yaşarken bizi yalan sözlerle kandırmaya çalışmayı bırakın. TÜİK verileriyle, iktidar demeçleriyle geçiştirilemeyecek bu duruma karşı ücretlerimizde iyileştirme yapılmıyor. Sahte enflasyon oranlarının bile altında ücret artışlarının altına sarı sendika imza atıp sonra çıkıp tarihi kazanım diyebiliyor. İktidar bir taraftan, Sağlık Bakanlığı öte taraftan, yetkili sendika diğer taraftan sağlık emekçilerinin aklıyla dalga geçiyor!” şeklinde konuştu.

    SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN TALEPLERİ 

    Son olarak sağlık emekçilerinin taleplerini sayan Karacabey şunları aktardı:

    “-Tüm sabit ücretlere gerçek enflasyon oranında ek zam verilsin,

    -Vergi dilimi soygununa son verilsin,

    -Asgari ücretten vergi alınmasın… Asgari ücretin üstündeki gelirimizde vergi %10 da sabitlensin,

    -3600 ek gösterge seçim vaadi olmaktan çıkarılsın biran önce düzenleme yapılsın,

    -Gıda, elektrik, doğalgaz gibi, temel ihtiyaç maddelerinden alınan dolaylı vergiler kaldırılsın,

    -Sağlık iş kolunda 5 yıla 1 yıl yıpranma düzenlemesi yapılsın erken emeklilik düzenlensin,

    -12 Saat üzeri çalışma yasaklansın mesai sonrası çalışma iki kat ücretlendirilsin,

    -4-B süresiz sözleşmeli, 3+1 sözleşmeli kadroya alınsın istiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • SES’ten 27 Ağustos’taki iş bırakma eylemine çağrı: Bize güvenin ve bizi destekleyin

    SES’ten 27 Ağustos’taki iş bırakma eylemine çağrı: Bize güvenin ve bizi destekleyin

    PİRHA-SES, hükümetle imzalanan TİS’e karşı kamu çalışanlarının ve aile hekimlerinin 27 Ağustos’taki iş bırakma eylemine katılım ve destek çağrısında bulundu. Açıklamada, “TİS’de taleplerimiz yer almadı. Bu sözleşmede emekçinin kazanımından bahsetmek mümkün olmadığı için üretimden gelen gücümüzü kullanmaya başlıyor 27 Ağustos’ta iş bırakıyoruz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), hükümetin açıkladığı memur zamlarının kabul edilemez olduğunu belirterek 27 Ağustos’ta bir günlük iş bırakma kararı aldı.

    Aile hekimleri de aynı gün, mevcut iş yükünü arttıran ve maaşlarından yüzde 10 kesinti yapılmasının önünü açan yönetmeliğe karşı 27 Ağustos’ta iş bırakacak.

    Her iki eyleme de destek vereceklerini belirten KESK’e bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey; ‘Ne yoksulluk sınırı altındaki sefalet ücretini devam ettiren satış sözleşmesini ne de ASM’lerde ki ceza yönetmeliğini kabul etmiyoruz. 27 ağustos 2021 cuma günü hizmet üretmiyoruz. Sağlık ve sosyal hizmet işkolumuzda çalışan tüm emekçileri ve örgütlerini destek vermeye ve hizmet üretmemeye katılmaya davet ediyoruz’ dedi.

    “TİS MASASINDA KENDİ ÇIKARLARINI VE KOLTUKLARINI KORUDULAR”

    Atabey yaptığı yazılı açıklamada şunları ifade etti:

    “Hepinizin bildiği gibi 6. Dönem Toplu sözleşme masasında Memur-Sen ve Kamu sen tarafından yapılan gizli pazarlık ve satış sözleşmesi 22 Ağustos’ta imza altına alındı. Daha önceki satış sözleşmelerinde de sergilenen oyun baş aktörlerinin kimi değişse de ana karakter oyuncuları değişmeden kendini tekrar etti.  5,5 milyon kamu emekçisi ve emeklisi bir ‘oldubitti’ durumuyla yine sefalet haline ve kendi kaderine teslim edildi. İTUC ve ETUC kapısından her yıl geri çevrilen sadece 4688 sayılı kadük Sendika yasasına göre sözde yetkili olan ama bu yetkiyi her TİS masasında kamu emekçisinin çıkarlarını değil kendi çıkarlarını ve koltuklarını korumak olan bir sendikanın metne imza atması, bununla milyonlarca kamu emekçisini/ emeklisini yok sayması asla kabul edilemez.  Memur Sen’in kazandığı, memurun kazanamadığı, bu uzlaşma için tarihi kazanım olarak açıklamalar yapıldı.”

    “TİS’DE TALEPLERİMİZ YER ALMADI”

    ‘Bu cambazlık hünerlerinin sergilendiği mutabakatta taleplerimiz yer almadı’ diyen Atabey sözlerine şu şekilde devam etti:

    “-Kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi Emekli olduğumuzda maaşlarımızın yarı yarıya düşmesine yol açan ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, yoksulluk sınırı üzerinde temel ücret talebimiz,

    -Farklı adlar altında güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi,

    -“4/C’li 4/B’liler” olarak bilinen kamu emekçilerinin ek ödeme, emeklilik gibi temel sorunlarının çözümü

    -Sayıları yüz bini aşan Yardımcı Hizmetler Sınıfının yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi,

    -Torpilin, kayırmanın kapsını sonuna kadar açan mülakat sitemine son verilmesi.

    -OHAL KHK’leri ile sorgusuz-sualsiz işinden ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevine iadesi,

    -Kadın kamu emekçilerine yönelik ayrımcılığın önüne geçilmesi için kadın taleplerinin kadın emekçiler tarafından görüşülmesi ve mutabakat metninde ayrı bir başlık altında yer alması,

    -COVID-19’un meslek hastalığı ve iş kazası sayılması için illiyet bağı aranmasından vazgeçilmesi,

    -Sosyal hizmetlerde meslek çalışmaları, mesleklerin sorumluluk alanları ve sınırları çerçevesinde tanımlanmalı talebimiz,

    -Sağlık hizmetlerinden alınan katkı-katılım payı ve ilave ücretlerin kaldırılması için çalışma yürütülmesi,

    -Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi,

    -Çalışma yaşamının demokratikleşmesine yönelik hiçbir talebimiz yoktu.

    Toplu sözleşmenin uzlaşı ile imza altına alınması için verdiğiniz tekliflerle sunulan teklifler arasında 1-2 puanlık fark olması ama bu farkın sosyal hak ya da çalışma ortamının iyileştirilmesine yönelik başka teklif sunulması gerekir. Aşağı yukarı tüm tekliflerin emekçilerin kabulleneceği teklifler olması gerekir. Ne sağlık ve sosyal hizmet emekçileri ne de diğer kamu emekçilerinin ve emeklilerinin kabul edileceği bir sözleşme ortada yok.”

    “BİZE GÜVENİN VE BİZİ DESTEKLEYİN”

    Gerçek enflasyonun %45’i aştığını belirten Atabey; “Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri keşke ay çiçek yağı olsam demişken, İğneden ipliğe her şeye zammın yağmur gibi devam ettiği, fakat iktidarın şahlanan ekonomi söylemleriyle vatandaşımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz nutuklarıyla canının çıkartıldığı, iş cinayetleri ve intiharların giderek arttığı, Üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki makasın tam 26 puan açıldığı, dolayısıyla hayat pahalılığının önümüzdeki dönemde artacağının açık olduğu koşullara rağmen hiç kimsenin inanmadığı hedeflenen enflasyon rakamlarını temel alan bu mutabakat yetkili konfederasyonun tarihi kazanımı, değil tarihi utancı OLMUŞTUR. Bu nedenle de bu sözleşmeyi kabul etmiyoruz, bu sözleşmede emekçinin kazanımından bahsetmek mümkün olmadığı için üretimden gelen gücümüzü kullanmaya başlıyor 27 AĞUSTOSTA İŞ BIRAKIYORUZ” dedi.

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Komşularımız, arkadaşlarımız, hemşerilerimiz, dostlarımız; her başınız sıkıştığında arayıp danıştıklarınız, biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri tüm ülke gibi artık nefes almakta ve yaşamakta zorlanıyoruz. Tıpkı sizin gibi enflasyonla, vergi yüküyle, hayat pahalılığıyla daha da yoksullaşan bizler, çalışma koşullarımızın ve sizlerin daha nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti almanız için mücadele ederken sizin desteğinize çok fazla ihtiyaç duymaktayız. Sağlık ve sosyal hizmeti sunumunun iki önemli ve birbirlerine bağımlı paydaşıyız. Sistemin konuşan yüzleri olarak sorunların da paydaşıyız. Bu nedenle aile hekiminiz, hemşireniz, ebeniz, veri hazırlayıcınız, sekreteriniz, dahiliyeciniz, göz doktorunuz, fizyoterapistiniz, sosyal hizmet uzmanınız, bakıcı anneniz yani sağlık ve sosyal hizmeti sunan ekibiniz olarak sizden 27 Ağustos’ta sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin iş bırakma kararını anlamınızı, acil ve randevu alınmış durumlar dışında aile hekimliklerine, hastanelere muayene olmak, sosyal hizmet kurumlarına da hizmet almak için gelmemenizi bekliyor ve umuyoruz. Hiç olmadığı kadar birlikte hareket etmek zorundayız. Lütfen bize güvenin ve destekleyin.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK Elazığ: İnsanca bir yaşam, güvenceli iş ve gelecek için grevdeyiz

    KESK Elazığ: İnsanca bir yaşam, güvenceli iş ve gelecek için grevdeyiz

    PİRHA – KESK Elazığ Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi’ne ilişkin bir günlük iş bırakma eylemi yaptı. Elazığ Şehir Hastanesi önünde toplanan emekçiler, temel taleplerini dile getirdiler. 

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Elazığ Şubeler Platformu, bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.

    Şehir Hastanesi önünde toplanan emekçiler, ‘İnsanca bir yaşam, Demokratik Türkiye’ pankartı açarak taleplerini dile getirdiler.

    Basın açıklamasını okuyan KESK Dönem Sözcüsü Kenan Korkmaz, “Biz KESK olarak kendi adımıza 5 milyon kamu emekçisinin ve emeklimizin yaşadığı sorunları, aileleri ile birlikte yaklaşık 20 milyonluk bir kitlenin beklentilerini bu süreçte anlattığımıza inanıyoruz. Toplu sözleşme sürecinin en başından beri, yaşadığımız sorunların sadece insanca yaşamaya yetecek bir maaş sorunundan ibaret olmadığının altını çiziyoruz. Masada da sürekli olarak bu durumu vurgulamaya devam ettik. Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi ve ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi bir yıl önceki seçimlerde verilen 3.600 ek gösterge sözünün gereğinin yerine getirilmesi, maaşların insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi başta olmak üzere kamu emekçilerinin temel taleplerini masaya taşıdık” ifadelerini kullandı.

    “KARANLIKTAN ÇIKIŞ YOLU ORTAK MÜCADELEYİ YÜKSELTMEKTEN GEÇER”

    “En başından beri dikkat çektiğimiz üzere grev hakkı ile tamamlanmayan, kapsamı sadece mali ve sosyal haklarla sınırlanan, demokratik, özlük hakların görmezden gelindiği, kamu emekçilerinin taleplerinin kapsama alınıp alınmayacağına kamu işvereninin karar verdiği, kamu emekçilerinin önemli bir bölümünü teşkil eden öğretmenlerin tatilde olduğu bir zaman dilimine sıkıştırılarak Hakem Kurulu süreci dahil bir ayla sınırlanan, hükümete hem işveren hem hakem rolü verilen, bunlar yetmezmiş gibi 5 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve emeklisinin beşte biri kadar üyesi olmasına rağmen en tepedeki isimden başlayarak mevcut siyasi iktidarın ‘sendikamız’ diye nitelendirmekten geri durmadığı bir yapının tek yetkili hale getirildiği, evrensel gerçek toplu pazarlık sistemi ile hiçbir ilgisi olmayan mevcut antidemokratik toplu sözleşme sistemi sürdükçe kamu emekçileri ve emeklikleri kaybetmeye devam edecektir” diye konuşan Korkmaz, karanlık tablodan çıkış yolunun birlikte mücadele olduğunu belirterek şunları aktardı:

    “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emeklilerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir. En başından beri bu ilke doğrultusunda, kamu emekçilerinin ortak çıkarları için mücadele eden, bunun için bedeller ödeyen konfederasyonumuz KESK her zaman olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırdır.”

    PİRHA/ELAZIĞ

  • KESK Dersim Şubeler Platformu’ndan iş bırakma eylemi-VİDEO

    KESK Dersim Şubeler Platformu’ndan iş bırakma eylemi-VİDEO

    PİRHA – KESK Dersim Şubeler Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen emekçiler, ‘İnsanca Bir Yaşam, Güvenceli İş, Güvenli Gelecek İçin’ şiarıyla iş bırakma eylemi yaptı. 

    Haberin videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Dersim Şubeler Platformu, bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

    Sanat Sokağı’nda bir araya gelen emekçiler, halaylar çekerek sloganlar atarak taleplerini dile getirdi. Yoğun polis ablukasında geçen etkinlikte Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapmak isteyen emekçiler, polis tarafından engellenmeye çalışıldı.

    Bütün engellemelere rağmen sloganlarla ve alkışlarla meydana yürüyen emekçiler, basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı okuyan Büro Emekçileri Sendikası Dersim Şube Başkanı Özcan Gürtaş, “Toplu sözleşmede 21 Ağustos itibari ile Kamu Görevlileri Hakem Kurulu süreci başlamıştır. Adı üzerinde taraflar arasında hakemlik görevi yapmak için görevlendirilen bir kurulun tarafsız olması şarttır. Ancak mevcut yasalara göre toplu sözleşmede taraf olan hükümet tarafsız olması gereken Hakem Kurulu üyelerinin çoğunluğunu belirlemektedir. Böyle bir Hakem Kurulu’ndan kamu emekçilerinin lehine bir karar çıkmasını beklemek çok zordur” ifadelerini kullandı.

    “HAK VERİLMEZ MÜCADELE İLE ALINIR”

    Gürtaş, şöyle devam etti:

    “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu, ‘Hepimiz aynı gemideyiz” diyenlere karşı “Geminin gerçek sahipleri olarak hakkımızı,  emeğimizin,  alın terimizin karşılığını istiyoruz” diyerek tüm farklılıklarımıza rağmen birbirimize kenetlenmekten geçiyor.”

    Eylem, halay, alkışlar ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Kale Kayış İşçileri: Sendikasız çalışmak ölüm demek

    Kale Kayış İşçileri: Sendikasız çalışmak ölüm demek

    İş bırakma eyleminde olan Kale Kayış İşçileri, iş sağlığı ve güvenliği şartları düzelene, sendikanın varlığı kabul edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

    İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması ve sendikalı olarak çalışmak talebiyle 3 Mart günü iş bırakan Petrol İş Sendikası Trakya Şubesi üyesi Kale Kayış işçileri iş bırakma eyleminin 32. gününde Silivri sahilde ailelerinin de katılımıyla kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Basın açıklamasına DİSK’e bağlı Enerji Sen, Dev Yapı İş, Sine Sen, Genel İş, Gıda İş, Emekli Sen, İnşaat İş Sendikaları, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi ve aralarında Mücadele Birliği Platformu’nun olduğu devrimci örgütler, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri katıldı.

    Eylem boyunca “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “Kale Kayış işçisi yalnız değildir”, “yaşasın işçilerin mücadele birliği”, “Kale’ye sendika girecek başka yolu yok”, “işçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “dünya emeğin olacak”, “Kale Kayış işçisi kazanacak” sloganları atıldı.

    Petrol İş Sendikası Trakya Şube Başkanı Ercan Yavuz Silivri’de 400 civarında fabrika olduğunu ve hiçbirinde sendikal örgütlenme olmadığını belirterek, işçilerin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini, iş kazalarında sakatlandıklarını, iş göremez duruma geldiklerini aktardı. Kale Kayış’ta da 3 iş cinayeti yaşandığını, işçilerin İSİG önlemleri alınmadığı için yaralandıklarını, çalışamaz duruma geldiklerini belirten Yavuz, İSİG önlemleri talebiyle iş bırakan Kale Kayış İşçilerinin mücadelesinin çok önemli olduğunu söyledi.

    “ŞARTLAR DÜZELENE VE SENDİKANIN VARLIĞI KABUL EDİLENE KADAR DEVAM EDECEĞİZ”

    Petrol İş Sendikası Genel Mali Sekreteri Turgut Düşova, “Bizlerin tek derdi onurumuzla ve alın terimizle çalışıp, evimize bir parça ekmek götürmektir” dedi. Kale Kayış’ta işçi sağlığı ve iş güvenliği şartları düzelene kadar ve sendikanın varlığı kabul edilene kadar, bu eylemi sürdürmekte kararlı olduklarını söyledi.

    Düşova, Kale Kayış İşçilerinin İSİG Mücadelesi verdiğini ve sendikalı olarak işlerine dönmelerinin Silivri çevresindeki işçiler ve sınıf mücadelesi açısından da önemli olduğunu, sendika olarak mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.

    “SENDİKASIZ ÇALIŞMAK ÖLÜM DEMEK”

    Turgut Düşova’nın ardından İstanbul İSİG Meclisi adına konuşan Murat Çakır, Mart ayında 108 işçinin, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini belirterek “108 işçinin hepsi sendikasızdı. Yani sendikasız çalışmak, ölüm demek. Binlerce yaralanma, binlerce meslek hastalığı demek ve bugün Kale Kayış işçileri çalışırken ölmemek için, yaralanmamak için, meslek hastası olmamak için Petrol İş Sendikası’nda örgütlendiler. Çünkü Kale Kayış fabrikasının çalışma şartları işçileri hasta ediyor, yaralıyor, bugüne kadar 3 arkadaşımız iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Hiçbir yasal mevzuata uyulmuyor” dedi.

    İşçiler ve desteğe gelenler bir süre daha sloganlar atarak eylemi sonlandırdı.

  • Sayacılar hakkını arıyor: Önümüze engeller koydular; ama biz yılmayacağız-VİDEO

    Sayacılar hakkını arıyor: Önümüze engeller koydular; ama biz yılmayacağız-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da Bağcılar Güneşli’de eylem yapan saya işçileri “Hakkımızı alana kadar devam edeceğiz” dedi.İstanbul Sayacı Sanatkarları Odası Başkanı Muharrem Kökoğlu, sayacıların eylemlerinin ilk Adana’da başladığını ve Adana’daki sayacıların istedikleri zamları aldıklarını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Bir haftadır iş bırakma eylemi yapan saya işçileri bugün Bağcılar Güneşli’de basın açıklaması yaparak yürüyüş gerçekleştirdiler. Saya işçileri adına konuşan İstanbul Sayacı Sanatkarları Odası Başkanı Muharrem Kökoğlu, sayacıların eylemlerinin ilk Adana’da başladığını ve Adana’daki sayacıların istedikleri zamları aldıklarını kaydetti.

    Antep, Konya, İzmir, Kayseri, Manisa gibi, birçok ilde iş bırakma eylemlerinin devam ettiğini belirten Kökoğlu, “Atmış olduğumuz bu kıvılcım büyümekte” diyerek bütün saya sanatkarlarının bu eyleme destek vermelerini istediklerini vurguladı.

    “İSTEDİĞİMİZİ ALANA KADAR İŞ BAŞI YAPMAYACAĞIZ”

    Yarın İstanbul’da bir haftalık eylem sürecinin tamamlanacağını söyleyen Kökoğlu, taleplerinin şu anda görüşülmekte olduğunu ve istediklerini alana kadar da iş başı yapmayacaklarını ifade etti. Yarın Aymakop Ticaret Merkezi’nde sayacıların, ayakkabı sanayicilerinin ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası Konfederasyonu’nun katılacağı bir toplantı düzenleneceği bilgisini veren Kökoğlu, bu toplantıda taleplerini dile getireceklerini, haklarını alana kadar da eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.

    “ESNAFIMIZ KAYIT DIŞI ÇALIŞMASIN”

    Bir geçiş döneminde olduklarını ve bu dönem fiyat listesini hazırlamak istediklerini söyleyen Kökoğlu, “Esnafımız kayıt dışı çalışmasın, hakkını alsın istiyoruz. Sigortaları olsun, insanca yaşasınlar. Diyoruz ki sigorta primleri çok yüksek. Küçük esnaflar için bu primler aşağı çekilmeli” dedi.

    “SAYACILAR MAĞDUR”

    Kökoğlu, sendikayla görüştüklerini ve sendikanın sayacıların taleplerini Türk-İş’e götüreceğini kaydetti. Kimsenin mağdur olmasını istemediklerini söyleyen Kökoğlu, “Bizler şu anda mağduruz. Ayakkabı sektörü şuanda mağdur. İstiyoruz ki bu sorunlar çözülsün, kimse mağdur olmasın” şeklinde konuştu.

    “YARATTIĞIMIZ DİRENİŞ ATMOSFERİ TÜM TÜRKİYE’YE ÖRNEK TEŞKİL EDECEK”

    Eylemlerinde sadece sayacılardan değil bütün sektörlerden destek aldıklarını belirten Kökoğlu, istedikleri zammı alamasalar bile yarattıkları direniş atmosferinin Türkiye’ye örnek teşkil edeceğinin altını çizdi. Bugüne kadar yaptıkları hiçbir eylem ve yürüyüşte çevreye bir sıkıntı yaşatmadıklarını ifade eden Kökoğlu, “Önümüze envai çeşit engeller, barikatlar koydular. Ama biz yılmayacağız” dedi.

    Kitle tarafından “Sayacı uyuma mesleğine sahip çık” sloganları atıldı. Kökoğlu, “Sayacı artık uyumuyor, uyumayacak” dedi.

    Açıklamanın ardından Güneşli’de yürüyüşe geçen sayacılar sık sık “Sayacı uyuma mesleğine sahip çık”, “Güneşli uyuma esnafına sahip çık”, “İsteriz isteriz hakkımızı isteriz”, “Sayacı uyuma emeğine sahip çık”, “Sayacı buraya”, “İşte sayacı işte emniyet” sloganları attılar.

    İsmet SEFER-Suay ABAK/İSTANBUL