Etiket: iş kazaları

  • TMMOB Ankara İKK: İş cinayetlerinin asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    TMMOB Ankara İKK: İş cinayetlerinin asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    PİRHA – TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu(İKK), İş Cinayetleri İle Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hükümetin sorumluluklarına dikkat çekti. İş cinayetleri ve meslek hastalıklarının tamamen önlenebilir olduğunu belirten TMMOB, “İş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının asıl nedeni teknik değil, politiktir!” vurgusunu yaptı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu, İş Cinayetleri İle Mücadele Günü sebebiyle açıklama yaptı. “İş cinayetleri kaza değildir” vurgusunun yapıldığı yazılı açıklamada, işveren kesimin ihmallerine vurgu yapıldı.

    Siyasal hükümetin, iş cinayetleri konusunda kayıtsız kaldığına değinen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, şu açıklamayı paylaştı:

    “3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu’da kömür ocağında meydana gelen ve 263 emekçinin hayatını kaybettiği grizu patlamasının üzerinden 32 yıl geçti.

    Yine madenlerde, inşaatlarda, tarımda, ormanda, kimya sanayiinde, taşımacılıkta, tersanelerde, ticaret ve büro işyerlerinde iş cinayetlerini, işçi ölümlerini, katliamları konuşuyoruz.

    Ne yazık ki, insana, emekçiye, doğaya düşman olan düzen, emekçi ve doğa katliamı sürüyor.

    Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, kuralsızlaştırma, denetimsizleştirme politikaları, çalışma, çalışma saatlerinin uzatılması/mesai saatlerinin uzatılması, çalışma ortamının düzensizliği, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması, etkin bir denetim sisteminin kurulmaması sonucunda meydana gelen ölümler, meslek hastalıkları, sakat kalma her geçen gün artıyor.

    Sermaye sınıfının temsilcisi siyasi iktidar, her iş cinayetinin ardından; ‘kader, fıtrat, kader planı, acı çekmeden güzel öldüler, bu mesleğin kaderinde var’ şeklinde açıklama yapmayı uygun gördü. Çünkü ölenler ne kendi evlatlarıydı ne de yakınıydı. Onların insan ve insan emeğine karşı kayıtsız tutumları iş cinayetlerini her geçen gün artırıyor.

    Analar, babalar kendilerinden önce evlatlarını toprağa koyuyor, binlerce çocuk yetim kalıyor, kadınlar hayat arkadaşlarını kaybediyor…

    İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini maliyet olarak gören işverenler, iş cinayetlerini kader diye dayatanlar, uyguladığı politikalarla ihmalkar davranan iktidar/siyasi irade bu cinayetlerin sorumlusudur.”

    “9 BİN ÖLÜM GİZLENMİŞTİR”

    13 Şubat’ta Erzincan İliç’teki altın madeni işletmesinde yaşanan ölümlere de dikkat çekilerek “ağır metallerin toprağa ve suya karışması ve bir çevre katliamının yaşanması da söz konusu” denildi. Madenler konusunda “Yıllardır, rutin değişmiyor” diyen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, her gün 5 emekçinin, iş cinayetleri nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti. Açıklamanın devamında iş kazalarındaki oranlara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’ya göre, meslek hastalıklarına bağlı ölümler, iş cinayetlerinin 6 katından fazladır. SGK’nin 2022 verilerine göre, ülkemizde 589.000 iş kazası meydana gelmiş, 953 meslek hastalığı tespit edilmiştir. İş kazalarından kayıt altına alınabilen ölüm sayısı bin 517 iken meslek hastalıkları kaynaklı ölüm sayısı ise 8’dir. Bu sayılar gösteriyor ki; Ülkemizde yılda en az 200-300 bin meslek hastalığı ve meslek hastalıklarından kaynaklanan 9 bin ölüm gizlenmiştir.

    İş cinayetlerinde her yaştan emekçi yaşamını kaybetmektedir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında 1 gün okulda, 4 gün işyerinde ‘eğitim’ de olan “öğrenci” lerinde işyerlerinde yaşamını kaybettiği haberlerine rastlamaktayız. Arda Tonbul, Ulaş Dumlu, Zekai Dikici, Ömer Çakar, Ömer Girgin, Murat Can Eryılmaz’ Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) adı altında çalıştırılırken işyerlerinde ölüme gönderilen çocuklardan bazıları… Açıkça ifade ediyoruz; MESEM bir eğitim projesi değildir, tamamen denetim dışı bırakılan ucuz çocuk işçilik projesidir.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, işçi katliamlarını, doğa katliamlarını sadece seyrediyor. Önlemek gibi bir kaygıları çabaları olmadığı gibi yaptıkları uygulamalarla deyim yerindeyse teşvik ediyorlar. Aynı şekilde Milli Eğitim Bakanlığı da çocuk ölümlerini seyretmeye devam ediyor.

     “YENİ CİNAYETLER YAŞANMAMASI İÇİN”

    2012 yılında T.B.M.M ‘de kabul edilen ve büyük iddialarla yürürlüğe konulan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hiçbir sorunu çözmemiş, sadece işçi sağlığı ve güvenliğini piyasalaştırmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) olarak adlandırılan ticari kuruluşlara havale edilmiş, OSGB’ler de ücret karşılığı hizmet verdikleri işyerlerini hoşnut tutmanın çabasındadırlar.

    Son yıllardaki seçimler nedeniyle seçim öncesi sermayeyi rahatsız etmemek için seçimler öncesi denetim yaptırılmamaktadır. Son olarak 31 Mart yerel seçimleri öncesi denetimler tamamen durdurulmuş durumdadır. Denetlenen işyerlerinde yürürlükte olan iş mevzuatı nedeniyle idari işlem uygulanmamakta yalnızca süre verilmektedir. İş cinayetleri sonrası, işverenler caydırıcı ceza ile karşılaşmamakta mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları günah keçisi ilan edilmektedir. Güvenlik ve yargı makamları genellikle işveren/işveren vekili olmayan iş güvenliği uzmanları, ölen ve ölemeyen çalışanlar ölümlerin sorumlusuymuş gibi davranmaktadırlar.

    Ölmek değil, yaşamak istiyoruz!

    İş sağlığı ve iş güvenliği değil, işçi sağlığı ve iş güvenliği öncelikli olmalıdır.

    Bu ölümler kaza değil resmen cinayettir.

    İş cinayetleri ve meslek hastalıkları tamamen önlenebilir.

    İş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinin sağlanması için Devlet ve İşverenler Yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

    Ölümleri önlemeyen, görmeyen bir sistemi yok edip her şeyi sil baştan yeniden kurgulamak düzenlemek ve yeni bir sistem kurmak gerekir.

    Artık yeter diyoruz.

    Son sözümüz de kendimize…

    Bu ölümleri ancak ve ancak işçiler, emekçiler, sendikalar, meslek örgütlerinin birlikteliği ve örgütlü mücadelesi önleyebilir. Yeni cinayetler yaşanmaması için hiçbir iş cinayetini unutmayacağız!

    Sorumluları, affetmeyeceğiz! Ve mutlaka bizlerden çalınan yaşamların ve emek sömürüsünün hesabını soracağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • İSİG Meclisi: 1349 kadın çalışan, son 10 yılda iş kazalarında yaşamını yitirdi

    İSİG Meclisi: 1349 kadın çalışan, son 10 yılda iş kazalarında yaşamını yitirdi

    PİRHA – İSİG Meclisi, kadın iş cinayetleri raporunu açıkladı. Son 10 yılda en az 1349 kadın çalışanın iş kazalarında yaşamını yitirdiğine dikkat çeken İSİG Meclisi, “Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır” diye belirtti.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadın iş cinayetleri raporunu açıkladı. Kadınların ayrımcılığın, şiddetin, sömürünün kıskacında olduğunu belirten İSİG Meclisi, 2013’ten bugüne en az 1349 kadın işçinin yaşamını yitirdiğini belirtti.

    “TACİZ VE ŞİDDET İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SORUNUDUR”

    İSİG Meclisi, kadınların istihdamdan dışlanmasını “ekonomik şiddet” olarak ifade ederek raporda şu bilgileri paylaştı:

    “Kadına yönelik şiddetin bir alanı olarak çalışma yaşamındaki koşullara ve bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak işyerinde kadına yönelik cinsel taciz, şiddet ve ayrımcılığa vurgu yapıyor, 2013’ten bu yana iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 1349 kadın işçiyi anarak, işyerlerinde dayatılan koşulların kadın işçileri ölüme sürüklediğine dikkat çekmek istiyoruz.

    Çalışma yaşamında, kadına yönelik cinsel taciz ve şiddet sistematik bir biçimde “bireysel vakalar” olarak ele alınıyor. Oysa şiddetin mekânları arasında en az tartışılanı olsa da çalışma yaşamı, hem sınıfsal hem de cinsel eşitsizliğin birleşimi olarak çok daha vahim bir şiddet tablosunun ortaya çıkmasına neden oluyor kadınlar için.

    Çalışma yaşamının erilliği, işyeri ortamı ve tasarımından, işyerlerinin yönetim yapısı, işyerindeki işbölümü ve ilişkilere kadar her yerde kadınlar aleyhine işliyor. Cinsiyete dayalı emek sömürüsü, kadınların çalışma yaşamında fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik ve dijital şiddete maruz kalmasına ve ayrımcılığa uğramasına neden oluyor. Kadınları zaman zaman çalışma yaşamının dışına da itebilecek toplumsal cinsiyet kökenli şiddet ve ayrımcılık, çalışma yaşamının kadınlar için sağlıklı ve güvenli olmamasının da en büyük nedenlerinden birisi. Bu nedenle, işyerinde kadına yönelik cinsel tacizi ve şiddeti de bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak tanımlıyoruz.

    EKONOMİK ŞİDDET VE KADIN İŞÇİLER

    İSİG Meclisi, kadınların, eğitim ve çalışmalarına izin verilmeyerek ekonomik şiddete maruz kaldıklarının da altını çizdi. Raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Ücretsiz ev emekçisi kadınların pek çoğu sorumluluklarından kaynaklı ücretli bir işte çalışamıyor. Ekonomik krizlerin en hızlı ve en çok yoksullaştırılan, sosyal güvenlik korumasının dışına çıkartılan, kemer sıkma politikalarının en fazla uygulandığı kesim de kadınlar oluyor. Kadın işsizliği oranı ekonomik kriz etkilerinin en fazla hissedildiği 2009’u aşmış durumda ve işsizlikte kadın ve erkek oranı arasındaki fark giderek açılıyor.

    Türkiye’de, kadınlar istihdamın dışına itilerek ekonomik şiddet gördüğü gibi, istihdam edildiklerinde de bu ekonomik şiddet devam ediyor. Kadın emekçiler, aynı işi yaptıkları erkek işçilerle eşit şartlarda çalışamadığı ve kadın olduğu için ayrımcılığa uğradığı gibi, erkek işçilerle eşit ücret de alamıyor. Kadınlar; aynı düzeyde eğitim aldıkları erkeklerin ortalama ücretinin ancak yüzde 77,8’ini alabiliyor.

    “CİNSİYETÇİ İŞ BÖLÜMÜNE SON VERİLMELİ”

    İSİG Meclisi, 2013-2023 ( ilk on ay) yılları arasında en az 1379 kadın işçinin hayatını kaybettiği bilgisine de vurgu yaptı. Kadınların yaşadıkları iş cinayetleri, meslek hastalıkları ve iş kazalarının görünmediğimi belirten İSİG Meclisi, şu açıklamayı yaptı:

    “Veriler, erkek işçilerin kadın işçilere göre kaza geçirme olasılığının çok daha fazla olduğunu ve iş cinayetlerinde ölenlerin büyük bir kısmını erkek işçilerin oluşturduğunu söylüyor. Ne var ki bu değerlendirmelerde, istihdamda kadınların ağırlığı, kadın işgücünün ücretsiz ev işçiliği ve kayıt dışı istihdam boyutları görmezden geliniyor.

    Toplumsal cinsiyet karşısında tarafsız gibi görünen bakış açısında tehlike ve riskler herkes için aynıymış gibi ele alınıyor ve yansıtılıyor. Kadın işçilerin çalıştığı alanlar tehlikesiz ve basit gibi ele alınıp önlemlerin dışında bırakılıyor.

    Kadın iş cinayetlerinde en çarpıcı gerçek tarım-orman işkolundaki kadın işçi ölümleri. 2013’ten beri gerçekleşen kadın iş cinayetlerinin yüzde 42’si tarım-orman işkolundaki kadınların ölümleriydi. Tarım-orman işkolundaki ölümleri sağlık işkolu izledi. Kadın iş cinayetlerinin yaşandığı işkolları, Türkiye’de kadın istihdamının da kayıt dışı ve güvencesiz kadın işçi gerçeğini göstermesi bakımından da çarpıcı bir tablo. Bu tablonun gösterdiği bir başka gerçek 2013’ten beri yaşamını yitiren kadın işçilerin yalnızca 33’ünün sendikalı olması, başka bir ifadeyle iş cinayetlerinde yitirdiğimiz kadın işçilerin yüzde 97’sinin örgütsüz olmasıdır.

    Türkiye işçi sınıfının bir gerçekliği olarak, ölen kadın işçilerin 79’u göçmen/mülteci işçi olduğunu görüyoruz. Ev içi emeğin ana gövdesini oluşturan göçmen kadın işçilerin çalışma koşulları, kadın istihdamının vahim bir tablosunu yansıtıyor. Pasaportlarına el konulma, kaçak olarak çalıştırılma, “işçi kiralama bürosu” işlevi gören aracı şirketler eliyle çalıştırılma, işyerinde taciz, tecavüz ve şiddet, ücretini alamama göçmen kadın emekçilerin en büyük sorunları.

    Emeğimizin ve bedenimizin sömürülmesine, yaşamlarımızın çalınmasına karşı:

    1- Toplumsal cinsiyetçi işbölümüne son verilmelidir.

    2- Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.

    3- Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve işyerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.

    4- Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve güvenliği politikaları toplumsal cinsiyet açısından tekrar düzenlenmelidir.

    5- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işlerin ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.

    6- Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.

    7- İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı önlem alınmalı, bu konu sendikaların toplu sözleşmelerinin önemli bir gündemi olmalıdır.

    8- İşyeri toplu sözleşmelerinde, işkolu ve ülke bazındaki çerçeve sözleşmelerde kadın meslek hastalıklarına dair maddeler konulmalıdır.

    9- Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.

    10- Kadınlar çifte mesaisinin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.

    11- Başta İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası olmak üzere bütün yasa ve yönetmelikler toplumsal cinsiyeti gözetecek bir biçimde yenilenmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Keziban Konukçu, 5 işçinin öldüğü o kazayı ilgili bakana sordu!

    Milletvekili Keziban Konukçu, 5 işçinin öldüğü o kazayı ilgili bakana sordu!

    PİRHA – Milletvekili Keziban Konukcu Kok, MKE fabrikasındaki patlamaya neden olan ihmallere değindi. Konukcu Kok, Bakan Vedat Işıkhan’a “İş kazaları, iş cinayetleri ve meslek hastalıklarındaki artışın Bakanlığınızın denetim sorumluluğunu yeterince yerine getirmemesi sonucu yaşanan ihmallerden kaynaklandığını düşünüyor musunuz?” diye sordu.

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukcu Kok, 10 Haziran 2023’te Ankara’nın Elmadağ ilçesindeki Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu Roket ve Patlayıcı Madde Fabrikası’ndaki iş kazasını Meclis gündemine taşıdı.

    Patlama nedeniyle 5 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan kazayı “iş cinayeti” olarak yorumlayan Konukcu Kok, konu hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na soru önergesi yöneltti.

    “İŞ KAZALARINA HER GÜN YENİLERİ EKLENİYOR”

    Keziban Konukcu Kok, Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliğini “maliyet unsuru” olarak görüldüğünün altını çizerek, denetimden sorumlu Bakanlığın, kurumların denetim görevini yerine getirmediğini de vurguladı. Ölümlü iş kazalarında Türkiye’nin dünyada üçüncü, Avrupa’da ise birinci sırada olduğunu belirten Milletvekili Konukcu Kok, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Bu vahim tablonun en önemli nedenlerinin başında gelen cezasızlık politikaları ve denetimsizlik, iş cinayetlerine ve iş kazalarına her gün yenilerinin eklenmesine ve ülkenin dört bir yanında emekçilerinin hayatlarına mal olmaya devam etmektedir. Nitekim, geçmiş yıllarda da patlamalardan kaynaklı ölümlerin yaşandığı Makine ve Kimya Endüstrisine ait (MKE) Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nda 10 Haziran 2023 günü Ankara’da dinamit lokumu yapılan atölyede patlama meydana gelmiş ve 5 işçi yaşamını yitirmiştir. Yaşanan iş cinayetinin ardından fabrikada örgütlü sendika tarafından eski teknolojiye sahip olan, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından risk oluşturan üretim yapısının ve kötü çalışma koşullarının yeni facialara yol açabileceği konusunda defalarca girişimde bulunulmasına rağmen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun önlem ve değişikliklerin yapılmadığı, fabrikada çalışan deneyimli işçilerin askeri fabrikalara gönderildiği, fabrikada işçi sayısının azaltıldığı ve atölyedeki bakımın daha önce olduğu gibi her zaman aynı kişiler tarafından yapılmadığı, nerede iş yoğunluğu varsa işçilerin orada çalıştırıldığı iddiaları basında yer almıştır.”

    “İŞÇİLER RİSKLERE KARŞI BİLGİLENDİRİLMİŞ MİDİR?”

    Keziban Konukcu Kok, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Son 20 yıl içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisine ait fabrikalarda yaşanan iş kazası sayısı kaçtır? Bu kazalarda kaç işçi sakatlanmış ve kaç işçi iş cinayetinde yaşamını yitirmiştir?

    Bakanlığınızın yaşanan bu iş cinayetine yönelik olarak işyeri hakkında hukuki ve idari bir başvurusu olmuş mudur?

    Makine ve Kimya Endüstrisine ait (MKE) Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nda yaşanan ve 5 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan iş cinayetine yönelik olarak hakkında adli ve idari işlem başlatılan herhangi bir yetkili bulunmakta mıdır?

    5 işçinin iş cinayetinde yaşamını yitirdiği Makine ve Kimya Endüstrisine ait (MKE) Roket ve Patlayıcı Fabrikası’na denetim ve iş müfettişi görevlendirmesi yapılmış mıdır?

    Makine ve Kimya Endüstrisine ait Roket ve Patlayıcı Fabrikası’nın denetimi en son hangi tarihte gerçekleştirilmiştir?

    Geçmiş yıllarda adı geçen fabrikada patlamalardan kaynaklı ölümler yaşandığı göz önüne alındığında Bakanlığınız müfettişlerince aradan geçen bu zaman zarfında hangi tür önlemlerin alındığına yönelik hazırlanmış bir rapor bulunmakta mıdır?

    Değişik tarihlerde meydana gelen ölümlü iş kazalarının engellenmesi için işyerinde örgütlü sendikanın yaptığı önlemler alınsın çağrıları, girişimleri bir karşılığını bulmuş mudur?

    Eski teknolojiye sahip olan, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından risk oluşturan üretim yapısının ve kötü çalışma koşullarının yeni facialara yol açabileceği konusunda defalarca girişimde bulunulmasına rağmen fabrikada 6631 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun önlem ve değişiklikler yapılıp yapılmadığı incelenmiş midir?

    Adı geçen fabrikada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin yapmış olduğu denetlemelerde ortaya konulan ölümlere yol açacak tehlikeler giderilmiş midir?

    Fabrika çalışanlarına patlayıcı üretimine uygun iş güvenliği eğitimleri verilmiş ve patlayıcı ortamlarda alınması gereken önlemler belirtilerek özel kişisel koruyucu donanım sağlanmış mıdır?

    Fabrikada çalışan işçilerin hangi risklerle karşı karşıya oldukları tespit edilerek işçiler risklere karşı bilgilendirilmiş midir?

    İş kazaları, iş cinayetleri ve meslek hastalıklarındaki artışın Bakanlığınızın denetim sorumluluğunu yeterince yerine getirmemesi sonucu yaşanan ihmallerden kaynaklandığını düşünüyor musunuz?”

    PİRHA/ANKARA

  • 2013-2022 yılları arasında Aliağa’da en az 97 işçi hayatını kaybetti!

    2013-2022 yılları arasında Aliağa’da en az 97 işçi hayatını kaybetti!

    PİRHA – İSİG Meclisi, iş kazalarına dair paylaştığı raporunda İzmir Aliağa’da 2013-2022 yılları arasında en az 97 işçinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Raporda ayrıca Sao Paulo uçak gemisinin söküm işlemi sebebiyle yaşanacak asbest tehlikesine de dikkat çekildi.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) insan sağlığını olumsuz etkileyen güncel gelişmeleri de içeren raporunu paylaştı. Üç bölümden oluşan İSİG raporunun ilk bölümünde Sao Paulo uçak gemisinin Aliağa’ya doğru yola çıkması sonrası başlayan asbest tartışmalarına ışık tutuldu.

    KANSER HASTALIĞINA SEBEP OLAN BİR MADDE!

    Asbest nedir?” sorusuna değinen İSİG Meclisi, içinde toksik madde ve zehirli gaz barındıran, Brezilya donanmasına ait Sao Paulo uçak gemisinin söküm işleminin Aliağa’da yapılması için gerekli onayın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verildiğini belirtti. Söz konusu geminin dünyanın birçok ülkesinde söküm işlemi onayı almadığına dikkat çeken İSİG Meclisi, “Bu geminin sökümüne izin verilmesi, Türkiye’nin nasıl bir çöplük haline getirildiğini göstermektedir. Bu alanda yarıştığımız ülkeler ise Bangladeş, Pakistan ve Hindistan!” ifadelerini kullandı.

    Sao Paulo uçak gemisi ile ilgili mücadele sürecinin 2021 yılında başlatıldığını belirten İSİG Meclisi, “Önümüzdeki günlerde de sendikalar, sağlık örgütleri, ekoloji ve kent hareketleri vd. öreceği bir mücadele sürecek” vurgusunu da yaptı.

    ASBEST NEDİR?

    Paylaşılan raporda “Asbest nedir?” sorusuna da yanıt verildi. Asbest’in (amyant), ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça dayanıklı, yapısal özellikleri açısından esnek, silikat kristallerden oluşan lifli yapıda bir mineral olduğu bilgisi verildi. Asbestin insan sağlığına zararlar veren ve kanser hastalığına sebep olan bir madde olduğunun da vurgusu yapıldı.

    İSİG Meclisi raporunda Türkiye’de asbest kullanımının 2010 yılı itibariyle yasaklandığı bilgisi de verildi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 125 milyon kişinin çalışma ortamlarında asbeste maruz kaldığına da işaret edildi.

    ALİAĞA’DA 97 İŞ CİNAYETİ!

    İSİG Meclisi raporunun ikinci bölümünde ise son on yılda İzmir Aliağa’da en az 97 iş cinayetinin yaşandığına dikkat çekildi. Raporda, 101 bin nüfuslu Aliağa’da meydana gelen işçi ölümlerinin ulusal basına yansımadığı aktarıldı.

    İş cinayetlerinin yüzde 28’i gemi sökümde ve yüzde 27’si de metalde olduğunu belirten İSİG Meclisi, özellikle gemi söküm sektörüne dikkat çekti. Türkiye’de her yıl 2000 civarında işçinin çalışırken öldüğünü belirtilen raporda “Gemi söküm ve metal sektörlerinde ‘çavuş’ denilen patrona yakın işçiler vasıtasıyla bir çeşit taşeron-güvencesiz çalıştırma koşulu hakim kılınmıştır. İşçiler uzun ve yoğun bir biçimde iş güvenliği-güvencesinden yoksun bir biçimde çalıştırılmaktadır. Kimya ve inşaat işkolunda da taşeron çalıştırma yaygındır. Ölen 16 kimya işçisinin 11’i taşeron işçidir. Ölen 11 inşaat işçisinin tamamı taşeron işçidir” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ocak’ta en az 111 işçi hayatını kaybetti!

    Ocak’ta en az 111 işçi hayatını kaybetti!

    PİRHA- Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2022 yılının Ocak ayında en az 111 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

     

    Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2022 yılının Ocak ayında yaşanan iş cinayetlerine dair raporunu açıkladı. Aktarılan bilgilere göre Ocak ayında en az 111 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    Yapılan açıklamada “Hakları için direnen 3Teks, Corazon, Karpen, Özkaralar, Aliağa Gemi Söküm İşçileri, Migros Depo, Yemek Sepeti, Özkaplan Halı, Farplas, Pas South, Atlantik Halı, Boyar Kimya, Aile Hekimleri, İstanbul Finans Merkezi Şantiyesi, Akkuyu Nükleer Şantiyesi, Hicri Ercili ve adını sayamadığımız Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşen işçi direnişlerini selamlıyoruz” denildi.

    İş kazalarına dair hazırlanan raporda 111 emekçinin 100’ünün ücretli (işçi ve memur), 11’inin kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğu bilgisi verildi.

    En fazla ölüm nedenlerinin trafik/servis kazası, Covid-19, ezilme/göçük, yüksekten düşme, intihar, kalp krizi, şiddet, elektrik çarpması ve nesne düşmesi/çarpması olduğu belirtildi.

    “‘BIRAKINIZ ÖLSÜNLER’ POLİTİKASI EGEMEN OLMUŞ DURUMDA”

    Covid-19’un son iki yıldır “işçi sınıfı hastalığı” olarak yorumlandığına dikkat çeken İSİG Meclisi, “Gelinen noktada neredeyse hiçbir kamusal sağlık önlemi almaksızın toplumun özellikle (yaşlılar, kronik hastalar gibi) kırılgan gruplarını ölüme terk eden, bir günde 250-300 insanın ölmesinin adeta normal sayıldığı bir ‘bırakınız ölsünler’ politikası egemen olmuş durumda. İntiharlar ise geçinemeyen işçilerin banka ve tefecilerden aldıkları borçları geri ödeyememeleri ve yapılan baskılar nedeniyle artıyor” ifadelerini kullandı.

    İSİG Meclisi yaş gruplarına göre ölümleri ise şu şekilde sıraladı:

    “15-17 yaş grubunda 1 işçi,

    18-27 yaş grubunda 15 işçi,

    28-50 yaş grubunda 59 işçi,

    51-64 yaş grubunda 20 işçi,

    65 yaş ve üstü yaş grubunda 8 işçi,

    Ve yaşını bilmediğimiz/öğrenemediğimiz 8 işçi hayatını kaybetti.”

    EN ÇOK ÖLÜMÜN YAŞANDIĞI İL YİNE İSTANBUL!

    İSİG Meclisi raporunda en çok ölümün 14 kişiyle İstanbul’da olduğu belirtilirken diğer iller ise şu şekilde sıralandı:

    “12 ölüm Kocaeli’nde; 8 ölüm İzmir’de; 7 ölüm Denizli’de; 6 ölüm Bursa’da; 4’er ölüm Ankara, Kayseri ve Muğla’da; 3’er ölüm Antalya, Aydın, Çorum, Mersin ve Sakarya’da; 2’şer ölüm Adana, Batman, Çanakkale, Erzurum, Eskişehir, Karabük, Konya, Manisa ve Şanlıurfa’da; 1’er ölüm Adıyaman, Aksaray, Ardahan, Bolu, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Kahramanmaraş, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya, Malatya, Mardin, Siirt, Trabzon, Uşak, Yalova, Kuzey Kıbrıs ve Çin’de meydana geldi.”

    PİRHA/ANKARA

  • İş cinayetlerinde yükseliş: Ağustos ayında en az 174 işçi yaşamını yitirdi

    İş cinayetlerinde yükseliş: Ağustos ayında en az 174 işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 2021 Ağustos ayına dair iş cinayetleri raporunu açıkladı. Paylaşılan veriler doğrultusunda ağustosta en az 174, yılın ilk sekiz ayında ise en az 1494 işçinin hayatını kaybettiği bilgisi aktarıldı.

    İSİG Meclisi, 2021 Ağustos ayına ait iş cinayetleri raporunu paylaştı. Yapılan açıklamada Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, ölümlerin yoğun olduğu tarım, inşaat başta olmak üzere kayıt dışı istihdamı görmediği ifade edildi.

    Yıllık iş cinayetleri sayısının 2000 civarında olduğuna işaret eden İSİG Meclisi, son sekiz yılda büyüme hedefli üretim zorlamaları nedeniyle binlerce işçinin ölümüne neden olunduğunu ifade etti.

    AĞUSTOS AYINDA 174 İŞ CİNAYETİ!

    İSİG Meclisi, paylaştığı raporda Ağustos ayında en az 174 işçinin, iş cinayetleri sebebiyle hayatını kaybettiği bilgisini aktardı. İSİG Meclisi iş cinayetlerinin aylara göre dağılımını da şu şekilde sıraladı:

    Ocak ayında en az 203 işçi,

    Şubat ayında en az 142 işçi,

    Mart ayında en az 144 işçi,

    Nisan ayında en az 258 işçi,

    Mayıs ayında en az 239 işçi,

    Haziran ayında en az 179 işçi,

    Temmuz ayında en az 155 işçi,

    Ağustos ayında en az 174 işçi hayatını kaybetti.

    16 YABANCI UYRUKLU İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ!

    İSİG Meclisi, 2021 yılının ilk sekiz ayında iş cinayetlerinde en az 1494 işçinin yaşamını yitirdiğine vurgu yaparak 174 emekçinin 150’sinin ücretli (işçi ve memur), 24’ünün ise kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğuna işaret etti.

    Açıklanan raporda, ölenlerin 7’sinin kadın işçi, 167’sinin de erkek işçi olduğu belirtildi. Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise 16 göçmen/mülteci işçinin de hayatını kaybetmesi oldu. Ölenlerden 6’sının Suriyeli, 4’ünün Rusyalı, 3’ünün Afganistanlı, 1 Gürcistanlı ve 1 de İranlı olduğu açıklandı.

    Ölümlerin en çok tarım, inşaat, taşımacılık, sağlık, metal, güvenlik, ticaret/büro, konaklama, enerji, belediye/genel işler, madencilik, tekstil, gemi/tersane, kimya ve ağaç işkollarında meydana geldiğine dikkat çekildi. Bu doğrultuda; en fazla ölüm nedenlerinin trafik kazası, covid-19, ezilme/göçük, kalp krizi, yüksekten düşme, elektrik çarpması, zehirlenme/boğulma, şiddet ve intihar olduğuna işaret edildi.

    11 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ!

    İSİG Meclisi raporunda dikkat çeken bir diğer veri de çocuk işçilerin dahil olduğu ölümlü kazalar oldu. Verilen bilgilere göre 11 çocuk, ağustos ayında çalışırken hayatını kaybetti. Aktarılanlara göre 14 yaş ve altı yaş grubunda 1 işçi, 15-17 yaş grubunda ise 10 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    Raporda 18 ölüm ile İstanbul’un en çok iş cinayeti yaşanan il olduğuna da işaret edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Haziran’da 173, yılın ilk altı ayında en az 1155 işçi hayatını kaybetti!

    Haziran’da 173, yılın ilk altı ayında en az 1155 işçi hayatını kaybetti!

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) Haziran ayında 173, yılın ilk altı ayında en az 1155 işçinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 

    İş kazaları sebebiyle yaşanan ölümler haziran ayında da can yakıcı boyutlara ulaştı. İSİG Meclisi, Haziran ayı raporunda öncelikle Uyar maden işçilerinin direnişini hatırlattı. Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin ve madenci Ali Faik İnter’in trafik kazası sonucu yaşamını yitirmesine değinen İSİG Meclisi “İşçi sınıfının başı sağolsun. Unutmayacağız ve söz veriyoruz mücadele sürecek” mesajını verdi.

    HAZİRANDA 173 İŞ CİNAYETİ!

    İSİG Meclisi, paylaştığı raporda Haziran ayında en az 173 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği bilgisini verdi. Yılın ilk altı ayında ise iş cinayetlerinde en az 1155 işçinin yaşamının yitirdiği belirtildi.

    Verilen bilgiler doğrultusunda 173 emekçinin 137’si ücretli (işçi ve memur), 36’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştu.

    Haziranda iş cinayetlerinde ölenlerin 9’u kadın, 164’ü erkek işçi oldu. Kadın işçi cinayetleri tarım, ticaret, eğitim, büro ve sağlık i kollarında gerçekleşti.

    Haziranda 7 de göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti. Bunlardan 5’i Suriyeli ve 2’si de Afganistan vatandaşıydı.

    6’SI ÇOCUK 54’Ü 51 YAŞ VE ÜZERİNDE İŞÇİ

    Çocuk işçi ölümleri de hız kesmedi. Haziranda en az altı çocuk işçi can verdi. 14 Yaşındaki Mustafa İletmiş ve 12 yaşındaki Mehmet Ali Kırcılı, Osmaniye’de çobanlık yaparken serinlemek için girdikleri gölette boğulmaları sonucu öldü. 15 Yaşındaki Salih Güneş Eskişehir’de mevsimlik tarım işçisi olarak çalışırken yıldırım düşmesi sonucu yaşamını yitirdi. 17 Yaşındaki Suriyeli çoban Maher Fovaz El Halaf, Şanlıurfa’da elini yıkamak isterken su kanalına düşmesi sonucu; 17 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Gülhan Çizik Denizli’de tarla yolunda motosikletlerine otomobil çarpması sonucu; 17 yaşındaki Berzan Özgün de Mardin’de çalıştığı inşaatın 4. katından düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.

    İSİG Meclisi, haziranda 51 yaş ve üstünde çalışırken ölen 54 emekçinin olduğunu belirtirken, ölümlerin en çok inşaat/yol, tarım/orman, ticaret/büro/eğitim, taşımacılık, metal, belediye/genel işler, sağlık, güvenlik, madencilik, kimya, ağaç ve enerji işkollarında gerçekleştiğini aktardı. Buna göre; tarım işkolunda 28 çiftçi ve 15 işçi hayatını kaybederken inşaatlarda neredeyse her gün bir iş cinayeti meydana geldi.

    EN FAZLA ÖLÜM NEDENİ: YÜKSEKTEN DÜŞME

    Haziran ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 4’ünün (yüzde 2,3) sendikalı işçi olduğuna da işaret edildi. En fazla ölüm nedenleri yüksekten düşme, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, Covid-19, kalp krizi, intihar, şiddet, zehirlenme/boğulma ve elektrik çarpması olarak sıralandı.

    Raporda intihar vakalarına da dikkat çekildi. Haziran ayında en az 11 emekçinin ‘borç ve işsizlik’ nedenleriyle intihar ederek hayatına son verdiğine vurgu yapıldı.

    Ölümle sonuçlanan iş kazalarının illere göre dağılımı ise şöyle:

    14 ölüm İstanbul’da; 11 ölüm Gaziantep’te; 8 ölüm Antalya’da; 6’şar ölüm Ankara ve Samsun’da; 5’er ölüm Adana, Bursa, İzmir, Kocaeli ve Manisa’da; 4’er ölüm Kahramanmaraş, Konya, Muğla ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Balıkesir, Burdur, Çorum, Denizli, Eskişehir, Hatay, Kars, Kayseri, Sivas, Tekirdağ ve Van’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Aydın, Bilecik, Çanakkale, Diyarbakır, Düzce, Erzurum, Gümüşhane, Isparta, Kastamonu, Kütahya, Osmaniye, Şanlıurfa, Trabzon ve Yalova’da; 1’er ölüm Afyon, Amasya, Artvin, Batman, Bolu, Çankırı, Edirne, Elazığ, Erzincan, Karaman, Kırklareli, Mardin, Nevşehir, Ordu, Rize, Sakarya, Siirt, Tokat, Uşak, Almanya, Avustralya, Bahreyn, Kazakistan ve Ukrayna’da meydana geldi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İş cinayetleri durmuyor; Mayıs’ta en az 232 işçi öldü!

    İş cinayetleri durmuyor; Mayıs’ta en az 232 işçi öldü!

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Mayıs’ta en az 232, yılın ilk beş ayında ise en az 972 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

    İSİG, Mayıs ayı İş Cinayetleri raporunu açıkladı. İSİG Meclisi, “tam kapanma” ve “kısıtlamaların esnemesi” kararlarının alındığı Mayıs ayında 3 milyon 21 bin 778 işçinin ‘Çalışma Muafiyet İzni Belgesi’ düzenlendiğine işaret etti. İSİG Meclisi, pandemi koşullarında işçilerin, aşılanmadan çalışmaya zorlandıklarına vurgu yaptı.

    MAYIS AYINDA 232 İŞ CİNAYETİ!

    İSİG Meclisi, Mayıs ayında en az 232 işçinin iş kazaları nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Böylelikle 2021 yılının ilk beş ayında iş cinayetlerinde en az 972 işçi yaşamını yitirmiş oldu.
    Açıklanan raporda, 232 emekçinin 193’ü ücretli (işçi ve memur), 39’u kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğu bilgisi verildi.
    İş cinayetlerinde ölenlerin 20’si kadın işçi olurken 212’si de erkeklerden oluştu. Ayrıca üç göçmen/mülteci işçinin de hayatını kaybettiği bilgisi verildi.

    3 ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ!

    Mayıs ayı iş cinayetleri raporunda üç çocuk işçinin de yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı. Bunlardan biri; mevsimlik tarım işçisi olan 7 yaşındaki bir kız çocuğuydu. Urfa’dan Antalya’ya giden Fadime, ailesine yardım ederken traktör çarpması sonucu öldü. 15 yaşındaki Fevzi de Balıkesir’de tarlalarına çalışmaya giderken traktör devrilmesi sonucu yaşamını yitirdi. 17 yaşındaki Ağrılı Muhammet ise Marmaris’te sigortasız olarak çalıştığı villa inşaatında yüksekten düşme sonucu öldü.
    İSİG Meclisi, yaş gruplarına göre ölümleri şu şekilde sıraladı:
    • 14 yaş ve altı yaş grubunda 1 işçi,
    • 15-17 yaş grubunda 2 işçi,
    • 18-27 yaş grubunda 17 işçi,
    • 28-50 yaş grubunda 122 işçi,
    • 51-64 yaş grubunda 71 işçi,
    • 65 yaş ve üstü yaş grubunda 13 işçi,
    • Ve yaşını bilmediğimiz/öğrenemediğimiz 6 işçi hayatını kaybetti.
    İSİG Meclisi, ölümlerin en çok ticaret/büro/eğitim, tarım/orman, inşaat/yol, belediye/genel işler, sağlık, taşımacılık, güvenlik, konaklama, enerji, kimya, basın ve metal işkollarında gerçekleştiği bilgisini verdi.
    En fazla ölüm nedenleri olarak Covid-19, trafik/servis kazası, ezilme/göçük, yüksekten düşme, intihar, kalp krizi, elektrik çarpması ve boğulma durumu sıralandı.
    Mayıs ayında Covid-19 nedenli ölümler yüzde 52 ile ilk sırada yer alırken en çok meydana gelen işkolları ise Ticaret/büro/eğitim, sağlık, belediye, güvenlik ve basın olarak sıralandı. Buna göre; 43 eğitim, 15 sağlık ve 14 belediye emekçisi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

    İSTANBUL, İZMİR, MUĞLA, BURSA, DENİZLİ, MERSİN, SAMSUN…

    İş kazalarının başını yine 36 ölüm ile İstanbul çekti. 14 ölüm ile İzmir ikinci sırada olurken 10 ölüm ile Muğla, 9 ölüm ile Bursa, 8’er ölüm ile Denizli, Mersin ve Samsun illeri sıralandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şubatta en az 138 işçi yaşamını yitirdi!

    Şubatta en az 138 işçi yaşamını yitirdi!

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) şubatta en az 138 işçinin hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.

    İSİG Meclisi, şubat ayına dair raporunu paylaştı. Şubatta en az 138 işçinin hayatını kaybettiğini aktaran İSİG Meclisi, salgın sürecinde çok sayıda işçinin de iktidar ve işveren politikaları nedeniyle işsiz kaldığına dikkat çekti.

    İSİG Meclisi, kimi işyerlerinde işsizliğin koz olarak kullanıldığını ifade ederek “Salgına karşı göstermelik önlemler alınırken üretim baskısı ve kötü çalışma koşulları yoğunlaştırıldı. Bu süreçte işçiler, açlık tehdidiyle çalıştırılırken, başta sağlık çalışanları, kargo emekçileri, market çalışanları olmak üzere pek çok sektörde aşırı ve esnek çalışma dayatıldı. Çalışma süreleri fiilen uzatıldığı gibi, pek çok işyerinde fazla mesai ücreti ödenmedi, işçiler angaryaya zorlandı. İşsizlikle tehdit edilerek uzaktan çalışmanın olduğu yerler de dahil olmak üzere esnek çalışmanın kalıcılaşması üzerine adımlar atıldı” yorumu yapıldı.

    “COVİD-19 BİR İŞÇİ SINIFI HASTALIĞIDIR”

    İSİG Meclisi, pandemi sürecinde yükü artan sektörlerde istihdamı artırmak yerine patronların mevcut işçilere yoğun ve kuralsız çalışma dayattığını da ifade etti.

    Covid-19 nedenli işçi ölüm sayısının en az 858 olduğunu açıklayan İSİG Meclisi, bu ölümlerin en çok sağlık, belediye, eğitim, büro, fabrika (tekstil-metal), özel güvenlik ve taşımacılık işkollarında meydana geldiğini aktardı. Pandemiden kaynaklı ölümlerin yüzde 95’inin işçi sınıfından olduğuna vurgu yapan İSİG Meclisi, “Yani Covid-19 bir işçi sınıfı hastalığıdır” ifadesini kullandı.

    ŞUBAT AYINDA 138 İŞ CİNAYETİ!

    İSİG Meclisi raporunda şubat ayında en az 138 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği bilgisi verildi. 138 emekçinin 113’ünün ücretli (işçi ve memur), 25’inin ise kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğu aktarıldı.

    Rapora göre ölenlerin 7’si kadın, 131’i ise erkek işçi oldu. Ayrıca iş kazaları nedeniyle dört çocuk işçinin de can verdiği bilgisi paylaşıldı. Çocuk işçi ölümlerinin ise tarım ve inşaat işkollarında gerçekleştiği aktarıldı.

    İSİG Meclisi raporunda 5 göçmen/mülteci işçinin de hayatını kaybettiği bilgisi verildi.

    İş kazalarının en fazla yaşandığı il ise 10 ölüm ile İstanbul olurken bunu 9 ölüm ile Kocaeli, 7 ölüm ile Bursa, 5’er ölüm ile Adana, Manisa ve Şanlıurfa takip etti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Son 10 yılda madencilik sektöründe 1042 işçi hayatını kaybetti!-VİDEO

    Son 10 yılda madencilik sektöründe 1042 işçi hayatını kaybetti!-VİDEO

    PİRHA- TMMOB ve Maden Mühendisleri Odası, 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’nde açıklama yaparak “İş cinayetlerini seyrederek olan biteni kadere, fıtrata bağlayan açıklamalar yapan siyasi iktidar bu sistemi korumak üzere yoğun çaba sarf etmektedir” yorumunu yaptı.  

    Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) ve Maden Mühendisleri Odası, 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaparak görüş ve önerilerini paylaştı.

    TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nda yapılan basın açıklamasında konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, İş cinayetlerinin artarak devam ettiğini vurguladı. Koramaz, 3 Mart’ın madencilik tarihinde yaşanan en büyük facialardan birisi olduğunu, 263 işçinin öldüğü 1992 Kozlu patlamasının yıldönümü olduğunu da belirtti.

    “DENETİMSİZLİK SÜRÜYOR”

    Emin Koramaz, “Ülke tarihimiz, iş cinayeti ve işçi katliamı olarak tanımlanabilecek facialar ile doludur” diyerek SGK’nın açıkladığı yıllık iş cinayeti sayılarının vahametini ortaya koyduğunu söyledi.

    Koramaz, 2015 yılında 1.252, 2016 yılında 1.405, 2017 yılında 1.633, 2018 yılında ise 1.541 işçinin, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini aktararak şu açıklamayı yaptı:

    “Her yıl, evine ekmek götürebilmek için emek harcayan 2 bin civarında emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor olması, 10 bin civarında emekçinin meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybediyor olması büyük bir sorun ile karşı karşıya olduğumuzu anlatmaya yetmektedir.

    İş cinayetlerinin sorumluları korunmakta hatta aklanmaktadır. 301 emekçinin yaşamını kaybetmesine neden olan Soma Faciası sorumlularından tutuklu kimse kalmamıştır.

    İş cinayetleri ile mücadele ertelenebilir, ötelenebilir bir gündem değildir. İş cinayetlerinin yaşanmaması için yürütülen mücadelenin güçlendirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin zaman kaybetmeden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

    İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda gerçekçi adımlar atılabilmesi için işverenleri sorumluktan kaçıran yaklaşıma son verilmesi gerekmektedir. İşverenleri temel sorumluluktan kurtaran, sorumluluğu bir günah keçisi olarak iş güvenliği uzmanlarının üzerine yükleyen mevcut sistemde, önleyici ve engelleyici bir faaliyetin organize edilmesi mümkün olmayacaktır.”

    “EMEĞE VE EMEKÇİYE DÜŞMAN SİSTEM”

    “Taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma, denetimsizlik, esnek istihdam politikaları, kayıt dışı çalışmaya izin veren politikalar ve bunun sonucu oluşturulan mevzuat ile sorunlu bir sistem üretmiştir. Emeğe ve emekçiye düşman olan bu sistem sermayenin sınırsız sömürü düzenin bir tezahürüdür. İş cinayetlerini seyrederek olan biteni kadere, fıtrata bağlayan açıklamalar yapan siyasi iktidar bu sistemi korumak üzere yoğun çaba sarf etmektedir.

    Tablonun giderek ağırlaşmasının bir diğer nedeni de sendikal hakların baskı altına alınmasıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller tüm çalışanlar için kaldırılmadıkça işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yol alınamayacaktır.

    Olumsuz gidişata Covid-19 pandemisinin etkileri de eklenmiştir. Pandemi sürecinin yönetimi ve salgından koruma politikaları çalışma hayatı için geçerli olmamış, emekçiler salgının ölümcül sonuçları ile baş başa bırakılmıştır. Sermaye sınıfının ihtiyaçlarının karşılaması pahasına Covid-19 salgını yok sayılmıştır. Bu süreçte kölelik sitemine benzer uygulamalar ile emekçi düşmanlığının çirkin yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır. İşçilerin fabrikalara hapsedildiği, şantiyelerden çıkarılmadığı, hasta olsalar dahi dur durak bilmeden çalıştırıldıklarına dair haberler sıklıkla kamuoyu gündemine yansımıştır.

    İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması, öncelikle devletin ve işverenin görevidir, sorumluluğu yükleyecek kurban arama anlayışına son verilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • TMMOB: İş kazaları, meslek hastalıkları kader değildir

    TMMOB: İş kazaları, meslek hastalıkları kader değildir

    PİRHA – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” nedeniyle iş kazalara dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “İş kazaları, meslek hastalıkları ‘kader’ değildir. İş kazalarının, meslek hastalıklarının ‘işin doğal bir sonucu’ olarak görülmesi, yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır” denildi.

    “EMEKÇİLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ”

    TMMOB Malatya İl Binasında İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Erdal Yavaş tarafından yapılan açıklamada: “Bundan tam 28 yıl önce, 3 Mart 1992 tarihinde, Zonguldak Kozlu Kömür Ocağında meydana gelen grizu patlamasında 263 emekçi hayatını kaybetti. TMMOB, ülkemizdeki iş cinayetlerine dikkat çekebilmek, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin önemini vurgulamak için 3 Mart tarihini, “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir. Kozlu’dan günümüze iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçileri saygıyla anıyoruz” denildi.

    “ARTIK HABER NİTELİĞİ TAŞIMIYOR”

    Aradan geçen yıllar içerisinde emekçilerin iş cinayetinde hayatını kaybetmeye devam ettiğini söyleyen Yavaş, “İş yerlerinde insanlar ölüyor; işverenler ve devlet ölümleri seyrediyor. Önlem almayan işverenlere yaptırım uygulanmıyor, işyerleri yıllardır, işçi sağlığı, iş güvenliği yönünden denetlenmediği gibi, ölümlü iş kazalarının olduğu işyerlerinde, iş kazalarını incelemek üzere bile iş müfettişi görevlendirmiyor. Her gün en az 5 işçinin işyerlerinde iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi artık haber niteliği bile taşımıyor. Hükümet yetkililerinin iş cinayetleri ile ilgisi başsağlığı dilemenin ötesine geçmiyor” dedi.

    SGK VERİLERİ

    İş kazasında hayatını kaybeden işçilerle ilgili verileri açıklayan Yavaş, şunları kaydetti:

    “Ülkemizde iş kazası ve meslek hastalıklarına ilişkin istatistikler SGK tarafından tutularak kamuoyu ile paylaşılmaktadır. En son 2017 yılına ilişkin veriler açıklanmıştır. 2020 yılı Mart ayına gelinmiş olmasına rağmen 2018 ve 2019 yıllarına ait veriler kamuoyu ile paylaşılmamıştır. SGK tarafından 2017 yılına kadar açıklanan istatistiklere göre; 2012 yılında 74.871 kazada 744 emekçi; 2013 yılında 191.389 kazada 1.360 emekçi; 2014 yılında 221.336 kazada 1.626 emekçi; 2015 yılında 241.547 kazada 1.252 emekçi; 2016 yılında 286.068 kazada 1.405 emekçi; 2017 yılında 359.766 kazada 1.636 emekçi hayatını kaybetmiştir.”

    ÖLÜM ORANLARI ARTTI

    İş kazalarında ölüm oranının arttığını belirten Yavaş, “İş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2017 yılında bir önceki yıla göre iş kazası sayısı %25 oranında, iş kazaları sonucu ölüm % 16 oranında artmıştır. 2017 yılına kadar açıklanan rakamların seyrine baktığımızda henüz açıklanmamış 2018 ve 2019 verileri korku uyandırmaktadır. Bu verilerin SGK tarafından açıklanamamasının sebebi nedir? Ülkemizde emekçilerinin hayatlarının önleyici çalışmalardan daha ucuz olduğu kamuoyundan gizlenmek mi istenmektedir? Bir kez daha Sosyal Güvenlik Kurumu’nu göreve, emekçilerin hayatını ilgilendiren bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyoruz! 2012 yılında, “iş sağlığı güvenliğinde devrim” söylemleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu çıkartıldı. 2012 yılından bu yana iş kazaları ve ölümlerde azalma bir yana, hem kaza sayısı hem de ölümler arttı. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’nda ” işyerlerinde iş sağlığı güvenliğinin sağlanması işveren yükümlülüğündedir” denilmesine rağmen, uygulamada iş sağlığı güvenliği hizmetleri hem piyasalaştırıldı hem de sorumluluk iş güvenliği uzmanlarının omzuna yüklendi. Her kazadan sonra mutlaka iş güvenliği uzmanları gözaltına alındı, hatta tutuklandı. Oysa 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 8. Maddesinde de belirtildiği üzere, iş güvenliği uzmanlığı hizmeti “İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak”; yine Kanunun 6. Maddesi gerekçesinde belirtildiği üzere de işverene “profesyonel yardım” kapsamındadır. Bu hükümlere rağmen ikincil mevzuatta iş güvenliği uzmanının görev kapsamını rehberlik dışında değerlendiren hükümler değiştirilmelidir. İş güvenliği uzmanları işverenin yapmadığı veya yapamadığı çalışmaların takipçisi ve sorumlusu olmamalıdır.” dedi.

    “EKONOMİK YAŞAM İYİLEŞTİRİLMELİDİR”

    Yavaş açıklamalarının devamında; “Bu anlayışla, iş güvenliği uzmanları ve meslektaşlarımızın iş yeri kaynaklı kazalara meslek ve hastalıklarına yakalanmadığını, etkilenmediğini düşünmek, kamuoyuna böyle yansımasına sebep olmak akıl dışıdır. İşverenin ihmali, devletin üzerine düşeni yapmaması nedeniyle, uzmanlar ve meslektaşlarımız da tüm emekçilerle aynı kaderi paylaşmaktadır. Sadece bu yıl basına yansıyan haberlerde meslektaşlarımızın yüksekten düşme, elektrik çarpması, yük altında kalma, iş makinesi altına kalma, mekanik arızalar sebebiyle yaşamlarını kaybettiklerini, sakat kaldıklarını görmekteyiz. Bu nedenle, çalışma yaşamı düzenleyen yasa yalnızca 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndan ibaret sayılmamalıdır. Çalışma yaşamı, başta 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olmak üzere birçok yasa ile biçimlendirilmektedir. 2003 yılında yürürlüğe konulan 4857 sayılı yasa ile çalışma yaşamı tamamen esnekleştirilmiş, işlerin alt işveren/taşerona yaptırılması olağan çalışma biçimi olmuştur. 4857 Sayılı İş Kanunu’nda yer alan “telafi çalışması”, “denkleştirme”, “çağrı üzerine çalışma”, “kısmi süreli çalışma”, “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” başta olmak üzere kuralsız çalışma koşulları olduğu sürece işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki düzenlemeler bir anlam ifade etmeyecektir. “İstihdam büroları” ile de iş ilişkileri tamamen “bırakın yapsınlar” “bırakın geçsinler” anlayışına dönülmüş, tüm bunların sonucunda örgütsüzlük artmıştır. İş cinayetlerinin artmasında 4857 sayılı yasa ile getirilen esnek çalışma biçimlerinin önemli bir payı olmuştur. Dolayısı ile asıl üzerinde durulması gereken mevzuat bu olmalıdır. İş kazaları, meslek hastalıkları ‘kader’ değildir. İş kazalarını, meslek hastalıklarını ‘işin doğal bir sonucu’ olarak görülmesi, yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır. İş güvencesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliğinin birbirini tamamladığı gerçeğinden hareketle, tüm çalışanlar insana yakışır ‘norm ve standartta’ bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalıdır. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmeli, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı, çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamları iyileştirilmelidir.” dedi.

    Mehmet YALMAN/MALATYA 

  • 3 yılda toplam 1461 işçi hayatını kaybetti

    3 yılda toplam 1461 işçi hayatını kaybetti

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) İş Teftiş Kurulu Başkanlığı (İTK), 2014, 2015 ve 2016 yıllarında inşaat sektöründe gerçekleşen iş cinayetlerini inceleyerek, rapor oluşturdu. 3 yılda toplam 1461 işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerden 2’si kadın, 11’i 15-18 yaş arasında çocuktu. 13 işçi bu yıllar arasında intihar etti. Sağlık nedeniyle ölen işçilerin, 2014 yılında yüzde 67,5’i; 2015 yılında 68,42’si; 2016 yılında yüzde 62, 74’nün kalp krizi nedeniyle ölmesi dikkat çekti. 

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) İş Teftiş Kurulu Başkanlığı (İTK), 2014, 2015 ve 2016 yıllarında inşaat sektöründe gerçekleşen iş cinayetlerini inceleyerek, rapor oluşturdu. Raporda 3 yılda artan işçi ölümlere ilişkin itiraf niteliğinde tespitler yer aldı.

    gorunmeyenhaberdir.wordpress.com’danTamer Arda ERŞİN’in haberine göre, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait inşaat sektöründeki ölümlü iş kazalarının analizi ve istatiski bilgilerin değerlendirilmesine ilişkin rapor hazırladı. 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait ölümlü kaza bildirimleri incelenerek analiz edildiği raporda, inşaat sektöründeki ölümlü iş kazalarının iller bazındaki toplam sayıları, illerde yaşanan kazaların 3 yıllık değişimleri, kazanın nasıl gerçekleştiği ve buna bağlı olarak kazaların belirli sınıflandırılmaları altında türlerinin belirlenmesi, bu kaza türlerinin yıllar içinde o yıla oranla değişimi, kazaların inşaat sektörünün hangi alanlarında yaşandığı ve bu alanlardaki oransal değişimleri incelendi.

    2014-2016 ARASINDA 1461 İŞÇİ ÖLDÜ 

    Raporda, 2014’te 466, 2015’te 493 ve 2016’nde 502 işçinin inşaat sektöründe “iş kazası” geçirerek öldüğü belirtilirken, bu 3 yılda ölen işçilerin toplamı 1461 oldu. Bu cinayetlerinin nedenleri,  yüzde 42,3’ü  yüksekten düşme,  yüzde 17,1’i iş ekipmanı kaynaklı,  yüzde 9,31’i taşıt- trafik kazası, ve yüzde 8,83’ü sağlık sorunları olarak sıralandı. Bu yıllarda toplam 13 intihar yaşandı.  Bu 3 yılda gerçekleşen iş cinayetlerinde ölenlerin 1459’u erkek, 2’si kadındı. Ölenler arasında çocuk işçiler de bulunuyordu. 15- 18 yaş arasında 11 çocuk işçi öldü. Ölenlerden 2’si 15 yaşındaydı. “Yapılan çalışma sonucunda 2014, 2015 ve 2016 yıllarında meydana gelen ölümlü kaza sayılarına ve hızına bakıldığında artış olduğu görülmüştür” denilen raporda, ekonominin işçinin kanıyla büyüdüğü şöyle itiraf edildi: “Yıllar içinde çalışan sayısı, işyeri sayısındaki artışın ve ekonomik büyümenin de bu artış üzerinde büyük payı bulunmaktadır.”

    İŞVERENİN KENDİNİ KURTARMAYA ÇALIŞMASI

    İş cinayetlerinde başı çeken yüksekten düşmede ise işverenlerin kendilerini nasıl kurtarmaya çalıştığı raporda şöyle aktarıldı:

    “Bildirimlerdeki beyanlardan; işverenlerce yüksekten düşme sonucu ölümlü kazalarda en önemli sebebinin kişisel koruyucu donanımlar olarak görüldüğü anlaşılmış, toplu korunma yöntemlerinin kullanılmadığı ya da bu koruma yöntemine önem verilmediği ve/veya bilinmediği kanısını uyandırmaktadır.”

    PSİKOLOJİK CİNAYETLER

    İş cinayetlerinde sağlık sorunda başı çeken kalp krizi oldu. Sağlık nedenleri nedeniyle ölümlerde kalp krizi 2014 yılında yüzde 67,5; 2015 yılında 68,42; 2016 yılında yüzde 62, 74 paya sahipti. Raporda intihar ve kalp krizi sonucu gerçekleşen ölümler şöyle değerlendirildi:

    “Yıllara göre değişimlere bakıldığında intihar vakalarının ve sağlık sorunlarından dolayı yaşanan ölümlü kazaların arttığı tespit edilmiştir. Bu kazalarda psikolojik etkenlerin ve bünyesel faktörlerinin rol oynadığı açıktır, ancak söz konusu kazaların meydana gelmesinde işyeri kaynaklı faktörlerin de etken olabileceği mevcut kaza inceleme metodolojisi haricinde ayrıca değerlendirilmelidir.”

    NEDENLERİ NEYDİ?

    2014’taki 466 iş cinayetinden 382’sinin, 2015’teki 493 iş cinayetinden 396’sının ve 2015’teki 502 iş cinayetinden 380’ninin iş yerinden kaynaklandığı aktarılan raporda, 10 çalışan başına düşen ölümlü iş kazasın şöyle oranlandı: “2014, 2015 ve 2016 yıllarında sırasıyla 2.48, 2.49 ve 2.66.” Raporda dikkat çeken unsun ise işyerinden kaynaklı kazaların azaldığının ileri sürülmesi oldu: ” Toplam ölümlü kaza hızlarına bakıldığında artış, işyeri kaynaklı olmadığı değerlendirilen ölümlü kazalar hariç tutulduğunda ise iş kazalarında ise genelde azalma eğilimi olduğu görülmektedir.”

    İKAMET AMAÇLI OLMAYAN YERLERDE

    Bu 3 yıldaki iş cinayetlerinin yüzde 57,43’ü ikamet amaçlı olan veya ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatında, yüzde 28,88’i kara yolları ve otoyolların inşaatında, demir yolları ve metroların inşaatında, su projeleri inşaatında, elektrik ve telekomünikasyon için hizmet projelerinin inşaatında, yüzde 13,69’u yıkım ve şantiyenin hazırlanması işlerinde elektrik, sıhhi ve iklimlendirme tesisat işlerinde, kaplama işlerinde, boya ve cam işlerinde, çatı işlerinde vs. gerçekleşti.

    İLLERE GÖRE İŞ CİNAYETLERİ

    Raporda inşaat sektöründe iş cinayetlerinin yaşandığı iller de sıralandı: “En fazla ölümlü iş kazasının yaşandığı 14 ile bakıldığında 3 yılın toplamında İstanbul’daki ölümlü kazaların 328 ile ilk sırada olduğu görülmüştür. İstanbul’un 3 yıldaki ortalaması ise 109’dur. İstanbul’dan sonra toplamda 148, ortalamada ise 49 ile Ankara ikinci sırada gelmektedir. Ankara’dan sonra toplamda 67 ve ortalama 22 ile Bursa ili bulunmaktadır. Bursa’yı İzmir(61), Antalya(49), Konya(45), Adana(44), Kocaeli(32), Mersin(30) ve Aydın(24) takip etmektedir.” Bu illerde inşaat sektöründe çalışan arttıkça iş cinayetlerinin de arttığı gözlenirken, Bursa ve Kocaeli’nde farklı bir durum var. Bu iki ilde diğer illere göre ortalama çalışan sayısından daha fazla iş cinayeti yaşandı. Raporda Bursa’da yaşanan iş cinayeti verilerinin Türkiye ortalaması verilirken, Kocaeli’ne dair veri paylaşılmıyor. Bursa’da 2014 yılında meydana gelen ölümlü iş kazaları sayısının söz konusu yılda Türkiye genelinde meydana gelen ve ölümle sonuçlanan iş kazalarına göre yüzdesel dağılımı yüzde 4,08, 2015 yılında yüzde 5,27 ve 2016 yılında yüzde 4,38. Bursa’ya ait ölümlü kaza hızları ise sırasıyla 2,91, 3,65 ve 3,12. Bursa’da genel olarak bir artış gözleniyor. İllere göre gerçekleşen iş cinayetlerine karşı müfettişlerin önerisi ” Öne çıkan illere öncelik tanınması, İstanbul iline ise özel önem verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir” oldu.

    KALP KRİZİ SONUCU ÖLÜMLER YÜZDE 62,74

    2014 yılında inşaat sektöründe gerçekleşen iş cinayetlerinin yüzde 42,3’ü yüksekten düşme, yüzde 16,8’i iş ekipmanı kaynaklı, yüzde 9,2’si elektrik çarpması ve yüzde 8,6’sı sağlık sorunları nedeniyle oldu. Sağlık sorunlarıyla gerçekleşen iş cinayetlerinin yüzde 67,5’nin kalp krizi sonucu olması dikkat çekti. Ayrıca bu yılda 2 intihar oldu.

    2015 yılında inşaat sektöründe gerçekleşen iş cinayetlerinin nedenleri,  yüzde 43, 61’i yüksekten düşme, yüzde 17, 85’i iş ekipmanı kaynaklı, yüzde 9,94’ü taşıt kazaları,  yüzde 7,71 sağlık sorunları olarak sıralandı. Bu yıl 3 intihar gerçekleşti. Sağlık sorunlu iş cinayetlerinde ise kalp krizi sonucu ölümler yüzde 68,42 oldu.

    2016 yılında yılında inşaat sektöründe gerçekleşen iş cinayetlerinin nedenleri,  yüzde 41,04’ü yüksekten düşme, yüzde 16,73’ü iş ekipmanı kaynaklı, yüzde 10, 16’sı taşıt- trafik kazaları ve yüzde 10,2’si sağlık sorunları olarak sıralandı. Sağlık sorunları nedeniyle gerçekleşen cinayetlerde kalp krizi sonucu ölümün oranı yüzde 62,74 oldu. Bu yıl 8 intihar oldu.

    CİNAYET NEDENLERİNDEN NOTLAR

    Raporda iş cinayetleri nedenleri şöyle değerlendirildi:

    – Kaza nedenleri kendi içinde değerlendirildiğinde; neredeyse her iki ölümlü iş kazasının birinin yüksekten düşme şeklinde gerçekleştiği, bu kazalar içinde bekçilerin gece saatlerinde inşaatta düşerek hayatını kaybettiği kazalara oldukça sık rastlanıldığı, iskeleden düşme sonucu meydana gelen ölümlü kazalarda ise azalma eğilimi olduğu görülmüştür. İşyeri kaynaklı olmadığı değerlendirilen cinayet, sağlık sorunları, intihar, taşıt/trafik kazaları, terör saldırıları ve doğal afetler analiz dışında tutulduğunda, toplam ölümlü kazalar içerisinde yüksekten düşme sonucu ölümlü kazaların oranı yüzde 50’sinden fazlasını teşkil etmektedir.

    –  Yüksekten düşme kaynaklı ölümlü kazalar incelendiğinde, üç yılın toplamına bakıldığında, sırasıyla kattan düşme, iskeleden düşme, sınıflandırılmayan düşmeler, kalıp imalatı aşamasında düşme, çatıdan düşme, asansör, merdiven ve tabliye boşluğundan düşmelerin ilk sıralarda yer aldığı, bunlar içinde de kattan, iskeleden, kalıp imalatı aşamasında ve çatıdan düşmelerin yüzde 10’unun üzerinde olduğu görülmüştür. Yüksekten düşme sonucu meydana gelen kazalarda daha görünür iyileşmeler sağlanması için işverenlerin bu konuda daha hassas davranarak yüksekten düşme konusuna özel önem vermeleri, toplu koruma tedbirlerine öncelik vererek çalışanlara yeterli düzeyde iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri vermeleri büyük önem arz etmektedir.

    – İş ekipmanından kaynaklı ölümlü kazalarda oransal ve sayısal olarak kayda değer değişim gözlenmemiştir. Bu tür ölümlü kazaların alt sınıflarındaki kaza sayıları 3 yılın toplamı ele alınarak incelendiğinde, çarpma/darbe (işyerinde araç çarpması vb.), sıkışma/ezilme (operasyon noktasına uzuv sıkışması, kabin ve duvar arasında sıkışma vb.) ve devrilme (ekipman devrilmesi) sonucunda meydana gelen kazaların ilk üç sırada yer aldığı görülmüştür. 3 yılın toplamı itibariyle, elektrik çarpması sonucu meydana gelen ölümlü kazalar arasında havai hatta temas sonucu meydana gelen ölümlü kazaların elektrik çarpması kaynaklı ölümlü kazalar arasında yaklaşık yüzde 70 gibi çok büyük bir paya sahip olduğu anlaşılmıştır.

    –  En çok iş kazaları 41 nace kodlu ikamet amaçlı olan veya ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatında meydana gelmektedir. Ancak 42 nace kodlu yapılarda da ölümlü kaza sayısının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu kodda; otoyol, demir yolu, metro, elektrik ve telekomünikasyon için hizmet projeleri, baraj, diğer su yapıları gibi istihdamın ve kaza riskinin yüksek olduğu inşaatlar yer almaktadır. Bu bakımdan 41 ve 42 kodlu işyerlerine özel önem verilmesi gerekmektedir.  Yapılan bildirimlerin içeriğinde teknik bilgilerin olmaması, kazanın meydana gelme nedenlerinin objektif ve detaylı şekilde izah edilmemesi analizin sağlıklı bir şekilde yapılmasını güçleştirmiştir. Örnek vermek gerekirse bazı bildirimlerde kazanın oluş şekli sadece yüksekten düşme olarak belirtilmiş, düşmenin nasıl gerçekleştiğine ilişkin bilgi verilmemiştir. Bu gibi bildirimler sınıflandırılmamıştır. Yine de eldeki bu veriler de gerçeğe yakın bir yol haritası çizilmesi, bilgi ve fikir verme anlamında tatmin edici bulunmuştur.