Etiket: İş sağlığı

  • ‘Her şantiyeye bir şef şart ancak bakanlık direkt müteahhitlerden yana’-VİDEO

    ‘Her şantiyeye bir şef şart ancak bakanlık direkt müteahhitlerden yana’-VİDEO

    PİRHA – İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Ankara Şube Sekreteri Mahir Kaygusuz, “Her şantiyeye bir şef” kampanyası hakkında konuşarak, “Bakanlık şantiye şefliği meselesine bir maliyet olarak bakıyor. Deprem ülkesiyiz ve bu sebeple depremler ölümle sonuçlanıyor. Bu ölümlerin önüne geçebiliriz” uyarısında bulundu.

    İnşaat Mühendisleri Odası, yaklaşık bir yıl öce başlattığı “Her şantiyeye bir şef” kampanyasını gündemde tutarak, güvenli yapı denetimi konusunda uyarılarını sürdürüyor.

    Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında güvenli yapı üretimi geldiğine vurgu yapan İMO yönetimi, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu ve sık sık gerçekleşen depremlerle çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini hatırlatıyor.

    Doğal afetlere karşı önlem alma konusunda halen ciddi eksikliklerin oluğuna vurgu yapan İMO Ankara Şube Sekreteri Mahir Kaygusuz ile “Her şantiyeye bir şef” kampanyası hakkında konuştuk.

    “BİR MÜHENDİS, 5 ŞANTİYEYE BİRDEN BAKABİLİYORDU”

    PİRHA: İnşaat Mühendisleri Odası olarak yetkilileri uyarmak, toplumu bilgilendirmek ve bu alanda çalışan meslektaşlarınızın haklarını savunmak amacıyla “her şantiyeye bir şef” sloganıyla kampanya yürütüyorsunuz. Kampanyanızın detayları hakkında neler söylersiniz? Nasıl karşılık buldunuz?

    MAHİR KAYGUSUZ: Bundan tam bir yıl önce başlattığımız kampanyanın iki tarafı var aslında. Hem vatandaşlarımızın güvenli konutlarda oturabilmesi için gerekli mühendislik hizmeti almış yapılarda oturmasını sağlamak üzere hem de fiilen sahada gördüğümüz eksiklikler mevcut yönetmeliğin uygulanmasının bıraktığı açıklar sayesinde kağıt üzerinde kalan bu işlerin artık yapılabilir bir duruma gelmesi için başlattığımız bir kampanyaydı. Şantiye şefliği yönetmeliğinin mevcut halinde bir inşaat mühendisi veya mimar veya diğer meslek disiplinlerinden bir mühendis, 5 şantiyeye birden bakabiliyordu. Bu fiziken mümkün bir durum değil. Bizim itirazımız bu yöndeydi ve geçen yıl yaptığımız çalışmanın akabinde 3 aylık bir kampanyanın ardından TMMOB aracılığı ile ilgili bakanlığa bir yönetmelik taslak değişikliği ilettik.

    ŞANTİYE ŞEFLİĞİNİN ÖNEMİ!

    – Şantiye şefliği özel bir eğitim gerektirir mi?

    Bizim mesleğimiz biraz daha sahada öğrenilen bir yapıya sahip. Okulda aldıklarımızla direkt imza yetkilerini kullanmamız çeşitli sakıncalara yol açabilir. Bunu kendimize itiraf etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. O açıdan baktığımızda, ilettiğimiz taslakta bunu kademelere ayırmıştık. 1500 metrekareye kadar olan yapılarda yeni mezunlar çalışabilecekken 7500 metrekareye kadar olan yapılarda minimum 3 yıl deneyimli ve daha büyük yapılarda da minimum 5 yıl deneyimle inşaat mühendislerinin çalışması gerektiğini, ayrıca meslek odaları tarafından düzenlenecek olan şantiye şefliği eğitimlerine katılmaları gerektiğini taslağımızda sunmuştuk. Şu an tartıştığımız şey; bakanlığın bize ilettiği taslak ve maalesef bu gibi kademelendirmeler yok.

    MÜHENDİSLİK HİZMETİNİ ALMAMA BEDELİNİ CANLARIYLA ÖDÜYORLAR”

    -Küçük ölçekli yapım işlerinde dahi şantiye şefliği gerekli midir?

    Bu olmazsa olmaz. Çünkü yaşadığımız afetlerde özellikle depremlerde büyük can kayıpları aslına bakarsanız bu küçük ölçekli yapılarda oluyor. Ve mühendislik hizmetinin almama bedelini insanlar canlarıyla ödüyorlar. Bu sebeple küçük ölçekli yapılarda da bu hassasiyeti göstermemiz gerekiyor.

    “BİR MÜHENDİSİN 5 ŞANTİYEYE GİTMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORLAR”

    -Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, şantiye şefliği konusuna hangi pencereden bakıyor?

    Bakanlık şantiye şefliği meselesine bir maliyet olarak bakıyor. Bakanlık, bu maliyetin yansıyacağı yerler açısından müteahhitleri düşünüyor ve onları korumaya yönelik bir taslağı tekrardan önümüze getirdiler. Evet taslak bir miktar eskisine göre iyileştirilmiş halde fakat yeterli değil. Halen bir inşaat mühendisinin 5 tane şantiyeye gitmesi gerektiğini düşünüyorlar. Kademelendirmelerinde 4.500 metrekareye kadar olan yerlerde bir mühendisin 3 şantiyeye ve 7500 metrekare üzerinde 2 şantiyeye bakabileceklerini düşünüyorlar. Bu pratik olarak çok mümkün bir durum değil. Bunların bizim daha önceki belirttiğimiz taslağa göre maliyetler gözetilmeden ki o işte ayrı bir durum… Çünkü göze görülmeyen maliyetler var. Bir mühendislik hizmeti almayan yapının daha sonradan çıkaracak maliyetleri var. Yapının ince ve kaba işlerinde daha sonradan çıkacak tamiratlar, vesairelerin olmasının yanında asıl maliyet afetlerde yaşadığımız can kayıpları…

    “BİRÇOK ÖLÜMÜN ÖNÜNE GEÇEBİLİRDİK”

     –Bu zamana dek doğru şantiye şefliği uygulanmış olsaydı ülkenin kazanımları ne yönde olurdu?

    Çok rahat söyleyebiliriz ki mühendislik hizmeti almış yapılardan herhangi bir ölüm yaşanmayacaktı. Mühendislik hizmeti alınması şu açıdan önemli. Biliyorsunuz imar barışı vesaire gibi işler yapılırken buralarda dahi mevcut hükümet bakanlık bir mühendislik hizmeti almadan bunların yürütülebilecekleri kanısında işler yaptı. Bunların tamamı dediğim gibi deprem ülkesiyiz ve deprem ülkesi olmanın sebebi ile ölümle sonuçlanıyor. Bunların önüne geçebilirdik, yaşadığımız birçok ölümün önüne geçebilirdik, maalesef bunlar göz ardı ediliyor.

    “YAŞANAN BİRÇOK İŞ KAZASI VAR”

    -İş kazaları konusunda İSİG Meclisi her ay veriler paylaşıyor. En fazla kazaların inşaat sektöründe olduğunu görüyoruz. Bakanlığa, ilgili yetkililere bu başlıklarla gittiğinizde ne cevap alıyorsunuz?

    İş sağlığı işçi güvenliği aslına bakarsınız başka bir boyutta. Şantiye şefinin de bu açıdan sorumlulukları var. Şantiyede olmaması, güvenlik önlemlerini denetlememesi sebebiyle yaşanan birçok iş kazası var ve bunun sonucunda meslektaşlarımızın da büyük kısmı aslında ceza alıyor. Fakat bu 6331 sayılı yasayla başka bir düzen üzerinden oluşturulmuş bir yapı. Orada da aslına bakarsanız bizim temel itirazımız; bir kamu hizmeti olarak yapılması gereken işlerin ticari bir işlevle piyasaya açılmış olması… Aslında iş sağlığı konusu temel itirazlarımız arasında yer alıyor. Fakat bakanlık, bu konudan bir miktar dışarıda diyebiliriz.

    “BAKANLIĞIN BU BAKIŞ AÇISINDAN VAZGEÇMESİNİ İSTİYORUZ”

    -Taleplerinizi 9 ay önce dile getirmiştiniz bir nebze de olsa bakanlığın karşılık verdiğini belirttiniz. Peki isteklerinize tam anlamıyla karşılık almak adına kampanyanızı yürüteceğiniz yöntemler neler olacak?

    İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak genel merkezimizin de çizdiği program dahilinde bütün şubelerimizle ortak hareket ederek meslektaşlarımızla birlikte itirazlarımızı yüksek sesle dile getirmeye çalışıyoruz. İnşaat mühendislerinin aynı anda 5 şantiyeye bakma ihtimali yok. Bu şekilde olduğu sürece burada biz bakanlığın tavrının direkt müteahhitlerden yana ve mühendisleri bir maliyet olarak gördüğü üzerine kurmaya çalışıyoruz. Ve bu bakış açısından vazgeçmesini istiyoruz. Burada temel itirazlarımız var. Biz 1500 metrekareye kadar olan inşaatlarda bir inşaat mühendisi 3 yapıya kadar bakabilir ama bunun üzerinde her şantiyede bir şef olması gerektiğini ve tam zamanlı olarak çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Onun haricinde şantiye şeflerinin meslek odaları tarafından denetlenmesi ve bir şantiye şefliği eğitimi alması gerektiğini düşünüyoruz. Özlük hakları konusunda meslek odalarından minimum TMMOB’un belirlediği asgari ücret ile çalıştırılmasına yönelik denetleme yetkileri istiyoruz. Ve alanın aslında bu şekilde alanda mühendislerin var olabileceğini ve yapıların nitelikli mühendislik hizmeti alacağını düşünüyoruz.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Kenanoğlu, iş kazaları ve meslek hastalıklarından hayatını kaybedenleri Bakan’a sordu

    Kenanoğlu, iş kazaları ve meslek hastalıklarından hayatını kaybedenleri Bakan’a sordu

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, iş kazaları ve meslek hastalıklarından ölenlerin sayısının her yıl artarak devam ettiğini, yeni bir İSİG yasasının çıkarılması gerektiğini belirtti. 

    Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıklarından ölenlerin sayısı her  yıl artarak devam ediyor. HDP İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, iş kazalarının artmasını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a sordu.

    3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’nü hatırlatan Kenanoğlu, 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’na rağmen Türkiye’de iş kazaları ve iş cinayetlerinin önlenemediğine dikkat çekti. İş kazalarından dolayı hayatının kaybedenlerin her yıl arttığını söyleyen Kenanoğlu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2019 verilerine göre en az 1736 çalışan emekçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini söyledi.

    “İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ TAMAMEN TİCARİLEŞTİRİLMİŞTİR”

    6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’nın tek başına iş kazaları ve cinayetlerini önlemek için yeterli olmadığını belirten Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Sermayenin talepleri doğrultusunda ortaya çıkan serbestleştirme-özelleştirme, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, esnek/ güvencesiz istihdam biçimleri, çalışma koşullarının ağırlığı, kadın, genç, çocuk emeği sömürüsü ile kayıt dışı istihdam, iş kazaları ve meslek hastalıkları sürekli artmaktadır.

    Yürürlükteki İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası sorumlulukları işverenden çok uzmanlara ve hekimlere yüklemektedir. İşyeri hekimi, mühendis, teknik eleman, hemşire ve diğer sağlık personeline yönelik eğitim hizmetleri dışarıdan satın alma yoluyla ticarileştirilmiştir. İş güvenliği mühendisliği ile teknisyenlik, iş güvenliği uzmanlığı altında bir tutulmaktadır. Bu alanda özel kurumlara yetki tanınmasıyla mühendislik meslek örgütleri devre dışı bırakılmıştır.

    Tam zamanlı iş güvenliği mühendisliği de dışlanarak, uzmanlar işverene bağımlı kılınmış yüzlerce eğitim kurumu ve binlerce OSGB kurulmasıyla İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği tamamen ticarileştirilmiştir. Bütün bunların sonucunda iş kazaları ve ölümlerde sürekli bir artış söz konusudur. Çocuk işçiliği ve mülteci işçilerin sağlıksız koşullarda düşük ücretlerle çalıştırılması da bu alanın sıkıntılı bir sorunu olarak karşımızda durmaktadır.”

    “2019 YILINDA KAÇ İŞ KAZASI MEYDANA GELDİ?”

    21 Mayıs 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “İşyerlerinde İşveren veya İşveren Vekili Tarafından Yürütülecek İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yasasının işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında meslek hastalıklarına, kazalara ve iş cinayetlerine yol açacak düzenlemelerin bulunduğunu belirten Kenanoğlu, Bakan Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • 2019 yılı içerisinde toplam kaç iş kazası meydana gelmiştir?
    • 2019 verilerine göre meslek hastalığına yakalananların sayısı kaçtır ve bunların kaçı yaşamını yitirmiştir?
    • Asıl sorumluluğun işverende olduğu dikkate alınarak kamusal denetim mekanizmalarının içinde olduğu insan odaklı yeni bir İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yasasının çıkarılmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır?
    • Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi iktidar ve işveren ağırlıklı yapısından çıkarılarak sendikalar, üniversiteler, TMMOB, TTB`nin içerisinde olduğu bir yapı haline getirilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır?
    • Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki 100`den fazla çalışanın bulunduğu sanayi işletmelerinde tam zamanlı iş güvenliği mühendisi çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır?   (HABER MERKEZİ)

    ali-kenanoglu.jpg

  • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi: Şubat ayında 131 işçi yaşamını yitirdi

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi: Şubat ayında 131 işçi yaşamını yitirdi

    PİRHA- İSİG tarafından hazırlanan Şubat ayı iş cinayetleri raporunda 2’si çocuk, 3’ü kadın 2’si mülteci olmak üzere en az 131 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Şubat ayı iş cinayetleri raporunu yayınladı. Rapora göre, Şubat ayında 2’si çocuk, 2’si mülteci olmak üzere en az 131 işçinin hayatını kaybettiği kaydedildi.

    Ulusal ve yerel basın ile işçilerin aileleri, mesai arkadaşları ve sendikalar üzerinden derlenen verilere göre, yılın ikinci ayında en az 131 işçi yaşamını yitirdi. Rapora göre, meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşen iş cinayeti olmadığı, ancak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, yaklaşık 6 meslek hastalığı sonucu ölümün meydana geldiği kaydedildi.

    “İKİ ÇOCUK İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Rapordaki veriler şöyle:

    • 131 emekçinin 118’i ücretli (işçi ve memur), 13’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi, balıkçı ve esnaf) oluşuyor.
    • Ölenlerin 3’ü kadın işçi, 128’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım ve sağlık iş kollarında gerçekleşti.
    • İki çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım ve inşaat iş kollarında gerçekleşti.
    • 51 yaş ve üstünde çalışırken ölen 30 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile balıkçı, tarım, maden, büro, metal, inşaat, taşımacılık ve belediye işçileri.
    • Şubat ayında 2 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirdi, 2’si de İranlı.
    • Ölen işçilerin altısı sendikalı. Sendikalı işçiler tarım, gıda, maden, büro ve belediye iş kollarında çalışıyordu.
    • Ölümler en çok inşaat, taşımacılık, güvenlik, tarım, madencilik, ticaret/büro, metal, belediye/genel işler ve konaklama iş kollarında gerçekleşti.

    İşçi intiharlarına da değinilen raporda, son 7 yılda en az 458 işçinin iş yeri içinde veya işe bağlı olarak intihar ettiği belirtildi. Raporda, intiharların temel nedeni bilinmese de borç, işsizlik ve baskı/mobbing etkenlerine vurgu yapıldı. Raporda intihar eden işçilerin tarım, sağlık, güvenlik, inşaat, metal, belediye ve genel iş kollarında çalıştığı kaydedildi.

    “ÇIĞ FELAKETİNDE 26 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Van Bahçesaray’da çığ sonucu yaşanan ölümlere de değinilen raporda şunlara yer verildi:

    “Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla kurtarma çalışmalarında görevlendirilen 2 iletişim, 1 karayolları, 3 belediye işçisi ile 20 güvenlik görevlisi yaşamını yitirmiştir (Güvenlik görevlilerinin ölümleri ‘adeta bir AFAD çalışanı gibi görevlendirildikleri’ için işkollarında yer alıyor). Yine bir işçi de ilk çığda kar altında kaldı. Diğer ölenler minibüs yolcuları ve çoğunluğu yakınlarını kurtarmaya gelen yurttaşlardır.

    Bu noktada ‘TMMOB Van İKK, Van Barosu ve Van/Hakkari Tabipler Odası’nın hazırladığı rapor’a göre,

    • Birinci çığ oluştuktan sonra böylesi durumlarda ilk elden oluşturulması gereken kriz masasının oluşturulmadan sürecin yönetilmeye çalışıldığı ve dolayısıyla krizin doğru yönetilemediği;
    • Kriz masası oluşturulmadığından, yol güvenlik önlemleri alınmamış olmasından kaynaklı birinci çığın gerçekleştiği alana, yetkili yetkisiz, donanımlı donanımsız herkesin gelişigüzel kurtarma faaliyetlerine katıldığı;
    • Birinci çığdan sonra olay yerine giden kişilerin kimlik bilgilerinin kayıt altına alınmadığı, dolayısıyla çığ altında kalan kişilerin sayısına ve akıbetine sağlıklı ulaşılmasında sıkıntılar yaşandığı;
    • Arama ve kurtarma faaliyetlerini yürüten profesyonel ekiplerin yeterli sayıda olmadığı, yeni bir çığ felaketinin oluşmaması için önlemlerin alınmadığı, ağır iş makinelerinin çığ bölgesinde hareketli olduğu;
    • Henüz ilk çığ felaketinden sonra alınması gereken tedbirlerin üçüncü gün alındığı, öncesinde alınmayan tedbirler, profesyonel kişilerce yapılmayan arama kurtarma çalışmaları ve ikinci çığdan sonra savrulan zırhlı araçların çarpmasıyla can kaybı ve yaralı sayısının arttığı tespit edilmiştir.   PİRHA/ANKARA

     

  • Hekimlerden açıklama: Güvenli çalışma ortamları istiyoruz-VİDEO

    Hekimlerden açıklama: Güvenli çalışma ortamları istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Tabip Odası ve SES Aksaray Şubesi üyesi sağlık emekçileri, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşanan iş kazasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Güvenli çalışma ortamları istediklerini belirten hekimler, hastanelerin özelleşmesinden kaynaklı sağlık hizmetinin niteliğinden ziyade karlılığın ön plana alındığı kaydedildi. 

    Geçtiğimiz günlerde İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşanan iş kazasına ilişkin İstanbul Tabip Odası ve SES Aksaray Şubesi açıklama yaptı. ‘Güvenli çalışma ortamları istiyoruz’ pankartının açıldığı açıklamaya çok sayıda hekim katılarak iş kazalarına dikkat çekti.

    “OLAYIN MAĞDURU SUÇLU GİBİ GÖSTERİLDİ”

    Açıklamada, geçtiğimiz günlerde  Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 3 Tesla MR görüntüleme ünitesinde anestezi asistanı hekiminin yaralanması ile sonuçlanan bir iş kazasının meydana geldiği belirtildi.

    Açıklamada, “Uzmanlık öğrencisi Dr. Gamze Piliç Şaşıoğlu ünite içerisinde solunun sıkıntısı yaşayan bir hastaya müdahale etmekteyken dışarıdan getirilen ve MR ile uyumlu olmayan aspirasyon cihazının MR tarafından çekilmesi sonucu dakikalarca MR ile aspirasyon cihazı arasında sıkışmış ve bunun sonucunda bacağında parçalı kırık meydana gelmiştir”  denildi.

    Hekimin ayağı sıkıştığı halde hastasına müdahale ettiği vurgulanan açıklamada, olay yerine gelen hizmet sorumlusunun doktorun hayati riskini görmezden gelerek cihazın uğradığı maddi hasardan bahsettiği ve olayın mağdurlarını adeta suçlu gibi göstermeye çalıştığı kaydedildi.

    “ÖZELLEŞTİRMELER KARLILIĞI ÖN PLANDA TUTUYOR”

    Yaşanan iş kazası sonrası doktorların riskli ortamlarda çalışmak zorunda bırakıldığı ve buna dair alınan önlemlerin yetersiz olduğunun altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Çalışanlar olarak böylesi bir kazanın nasıl meydana geldiğinin açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz. Uygun olmayan cihaz kullanımından ünite içerisinde uyarıcı güvenlik sınırı önlemlerinin olmamasına ve çalışanların eğitimiyle ilgili gerekenlerin yapılıp yapılmamış olmasına kadar pek çok soru mevcuttur. Kazanın gerçekleştiği yerin hizmet alımla çalışan bir birim olması ise ayrıca gözönünde bulundurulması gereken bir konudur. Sağlık alanındaki özelleştirmelerin geldiği son noktada kamu kurumları içerisine yerleştirilen bu firmaların pek çok örnekte sağlık hizmetinin niteliğinden ziyade karlılığı ön plana aldıkları bilinen bir gerçektir. Yaşadığımız  bu üzücü kazanın bu açıdan da ayrıntılı olarak soruşturulması gerekmektedir. Çalışma ortamlarımızda alınan güvenlik tedbirlerinin herhangi bir basamağındaki bir aksamanın ne kadar ciddi sonuçlara neden olduğunu bir kere daha hatırlatıyoruz” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL