Etiket:

  • DİSK Emekli Sen: Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok!

    DİSK Emekli Sen: Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok!

    PİRHA-14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin tutumlarını bir basın açıklaması ile duyuran DİSK Emekli Sen üyeleri, “Demokrasi, eşitlik ve adalette dibe doğru yarışanlardan hesap soracağız! Susmuyoruz, helalleşmiyoruz; hem sokakta hem de sandıkta hesap soruyoruz! Mezarda emeklilik uygulamasına son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekliler Sendikası Merkez Yönetim Kurulu, “Yoksullukta değil refahta eşitlik! Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok” diyerek 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin tavrını kamuoyu ile paylaştı.

    Ankara’da gerçekleştirilen basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “3 Nisan 2023 tarihinde, sarayın istatistik uydurma kurumu açıkladı: Yıllık enflasyon yüzde 50,51! Diğer yandan Konfederasyonumuz DİSK’in Araştırma Merkezi hesapladı: Emeklilerin ve dar gelirlilerin gıda enflasyonu yüzde 87-100 aralığında seyrediyor! Açıklanan ve gerçekleşen enflasyon arasındaki uçurumun yanında, 14 milyonu aşkın emekli ve hak sahibi yurttaş açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ediliyor! Dahası açlık sınırı altında kalan emekli aylıklarına yapılan sözde iyileştirmeler de emeklileri açlık ve yoksulluk kıskacından kurtarmıyor: Emekli maaşlarının belirlenmesinde refahta eşitlik değil dibe doğru yarış ilkesi benimseniyor!

    Demokrasi, eşitlik ve adalette dibe doğru yarışanlardan hesap soracağız!

    Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklama ile en düşük emekli maaşının 5.500 liradan 7.500 liraya yükseltileceği duyuruldu. Bir müjde gibi verilen bu haberin ardından meclisten geçen bu düzenleme, milyonlarca emekli için hiçbir anlam ifade etmedi. Zira emekli maaşlarına oransal ya da seyyanen bir zam öngörülmedi; 7.500 liranın altında maaş alan emeklilerin maaşlarının Hazine yardımıyla 7.500 liraya tamamlanacağı karara bağlandı. Dolayısıyla emeklilerin kök maaşı aynı kaldı. Emekli maaşlarına ileride yapılacak zamların 7.500 lira üzerinden değil, bu kök maaşlar üzerinden gerçekleşeceği; diğer yandan 7.500 liradan bir lira fazla maaş alan emeklilere bu düzenlemenin hiçbir katkısı olmayacağı açıkken seçime yatırım umuduyla yapılan bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz! Emekliler açlık sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi vermeye bir kez daha mahkûm edilirken; en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşı haline getirilirken sessiz kalmamak boynumuzun borcudur!

    “SUSMUYORUZ, HELALLEŞMİYORUZ”

    Susmuyoruz, helalleşmiyoruz; hem sokakta hem de sandıkta hesap soruyoruz! Türkiye’de emeklilerin tek problemi açlık sınırın altındaki maaşları da değildir; emekliler özelleştirilen sağlık sisteminin, betonlaştırılan doğanın, yaşanılmaz hale gelen çevrenin bedelini fizyolojik ve psikolojik sağlıklarını kaybederek, toplumdan yalıtılarak, yalnızlaştırılarak, depremlerde ve tüm diğer afetlerde yaşamlarından olarak ödemektedir. Emeklileri enflasyona ezdirenler; emeklilerin sağlık hakkına, barınma hakkına, güvenli çevre hakkına ve en nihayet yaşam hakkına gasp etmekten de geri durmamaktadır. Öyleyse emekliler, devlete sosyal niteliğini yeniden kazandırmak için; insan onuruna yakışır bir yaşamı inşa etmek için, sendikal hak ve özgürlüklerini kazanmak için susmayacak; yaşamına kast edenlerle helalleşmeyecektir! Emekliler, dün olduğu gibi bugün de sokaklarda hesap sormaktadır; soracaktır. Emekliler hesabı mahşere bırakmayacak; utanmadan oylarına talip olan düzenbazlardan sandıkta da hesap sormaktan geri durmayacaktır!

    Bizler, sendikalı emekliler olarak; anti-demokratik, emek ve emekçi karşıtı, temel hak ve özgürlüklere karşı saldırgan tutum ve eylemlerde bulunan hiçbir siyasi partiyi desteklemeyeceğimizi bildiriyoruz. Bizler emeklilere yönelik somut çalışmalarda bulunmayan, varlığımız ve haklı mücadelemiz karşısında taleplerimize parti programları ve seçim çalışmalarında yer vermeyen hiçbir partiye emeklilerden oy çıkmayacağını bir kez daha bildiriyoruz!

    “MEZARDA EMEKLİLİK UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR”

    Hatırlatıyoruz: Emeklilikte insan onuruna yaraşır ücret alınmalıdır. Emekli ücretleri enflasyona değil milli gelire endeksli olmalıdır. Emekli aylığı bağlama oranları eski düzeye çekilmeli ve güncelleme katsayısında milli gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Emekli ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.
    Emekli ücretleri arasındaki farklılıkların giderilmesi için emeklilikte intibak yasası çıkarılmalıdır.

    Aynı koşullarda emekli olanların aylıkları arasındaki uçurum kapatılmalıdır. Mezarda emeklilik uygulamasına son verilmelidir. Emeklilikte yaş şartı adil bir biçimde ve kademeli olarak yeniden düzenlenmelidir. Emekli olmak için 2008 sonrası yükseltilen prim gün sayısı şartı makul bir düzeye çekilmelidir. Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payı koşulsuz şartsız kaldırılmalıdır. Emeklilikte güvenli çevre, yaşanabilir doğa için gerekenler yapılmalıdır.

    Emeklilerle ilgili politika yapılacağında emeklilere danışılmalıdır. Ve tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için emeklilerin sendikal hak ve özgürlükleri ile toplu pazarlık hakları tanınmalıdır. Emeklilerin somut talepleri açıktır, nettir. Taleplerimizin yaşama geçirilmesi mümkündür; zaruridir! Yoksullukta değil refahta birleşmek hakkımızdır!”

    PİRHA/ANKARA

  • TÜİK, Şubat ayı işsizlik oranını yüzde 10 olarak açıkladı

    TÜİK, Şubat ayı işsizlik oranını yüzde 10 olarak açıkladı

    PİRHA- 6 Şubat Maraş ve Hatay merkezli deprem nedeniyle Adıyaman, Antep, Hatay, Maraş, Kilis, Malatya ve Osmaniye illerinden veri alınamayan TÜİK verilerine göre, işsizlik oranı Şubat’ta yüzde 0,2 puanlık artışla, yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsizlik oranı Şubat’ta yüzde 10 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı Ocak ayında yüzde 9,8 seviyesindeydi. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,7 iken kadınlarda yüzde 12,6 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,7 puanlık azalış ile yüzde 19,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 15,4, kadınlarda ise yüzde 26,2 olarak tahmin edildi.
    İşsiz sayısı Şubat ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 514 bin kişi oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Schneider Enerji’deki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ertelendi

    Schneider Enerji’deki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ertelendi

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’ndeki Schneider Enerji işçilerinin başlattığı grevi, “milli güvenliği bozduğu” gerekçesiyle 60 gün erteledi.

    Kocaeli’nde bulunan Schneider Enerji fabrikasında Birleşik Metal-İş Sendikası, toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle dün saat 10.00 itibariyle greve çıktığını duyurmuştu. Sendika, GE Grid Solutions ve Hitachi Energy ile greve saatler kala toplu sözleşme imzalarken Schneider Enerji’ye grev pankartını asmıştı.

    Erdoğan’ın imzasını taşıyan grev erteleme kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayında yayımlandı. Schneider Enerji işçilerinin grevi AKP iktidarında yasaklanan 20. grev oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çiftay maden işçileri aylardır promosyon haklarının ödenmesini bekliyor

    Çiftay maden işçileri aylardır promosyon haklarının ödenmesini bekliyor

    PİRHA-Aylardır banka promosyon haklarının ödenmesini bekleyen Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren Kanada merkezli Anagold şirketine bağlı taşeron Çiftay Altın maden işçileri yaptıkları açıklamada “İşverenimiz Çiftay İliç Şantiyesi Müdürlüğü yönetimi ve üst işverenimiz Anagold’a sorunları daha da büyütmeden hakkaniyet ölçüleri içerisinde görüşerek çözümlemeye davet ediyoruz”  ifadelerini kullandı.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde altın madeni faaliyeti yürüten Kanada merkezli Anagold şirketine bağlı taşeron Çiftay Altın maden işçileri, yazılı bir açıklama yaparak banka promosyon haklarının ödenmesi için başlattıkları mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

    “NE KADAR, NE ZAMAN PROMOSYON ALACAĞIZ BELLİ DEĞİL”

    Bazı işçilerin, işten çıkarılma tehdidine maruz bırakıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Erzincan İliç ilçesindeki Anagold Altın Madeni şirketinin alt işvereni olan Çiftay Madencilikte çalışan 900 işçiyiz. Aylardan bu yana sabırla banka promosyon hakkımızın ödenmesi için işveren yetkililerimizle görüşmeler yaptık. Ancak bugüne kadar net bir gelişme kaydedilmedi. Ne kadar, ne miktar promosyon alacağız ve ne zaman ödenecek hala belli değil. Başka kurum ve işletmelerle kıyaslandığında bize teklif edilen bedellerin çok düşük olduğuna ilişkin itirazlarımız sonucunda birkaç haftadan bu yana en son üç yıllığına toplam 6 bin 250 lira rakamları telaffuz edildi.

    Bu rakamın çok yetersiz olduğu ve kabul etmemekte kararlı oluşumuz üzerine bugünden başlayarak bazı arkadaşlarımız işten atılmaya kalkışıldı. Öncelikle hakkımızı her aradığımızda işten atılma tehdidini kabul etmeyeceğimizi, bu haksız ve orantısız dayatmalar karşısında işyerindeki tüm arkadaşlarımızla birlikte tüm yasal karşı koyma hakkımızı kullanacağımız konusunda kararlı olduğumuzun bilinmesini isteriz.

    Ayrıca hak ve nefaset ölçülerinde başta promosyon hakkımız olmak üzere tüm alacaklarımızın peşini bırakmamakta tüm işçiler, İliç halkı ve tüm emek dostlarıyla mücadele etmekte kararlıyız. İşverenimiz Çiftay İliç Şantiyesi Müdürlüğü yönetimi ve üst işverenimiz Anagold’a sorunları daha da büyütmeden hakkaniyet ölçüleri içerisinde görüşerek çözümlemeye davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Zonguldak’taki maden ocağında patlama: 4 işçi yaralandı

    Zonguldak’taki maden ocağında patlama: 4 işçi yaralandı

    PİRHA-Amasra’da 42 madencinin öldüğü maden katliamının üzerinden bir ay geçmeden, bu kez Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre 4 madenci yaralandı.

    Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde faaliyet gösteren ve özel bir şirkete ait olduğu belirtilen maden ocağında gece saatlerinde patlama meydana geldi. Henüz belirlenemeyen nedenle meydana gelen patlamada Ersoy Mankır, Ramazan Kamilçelebi, İlyas Kabuk ve Ali Gezer yaralandı.

    İşçilerin vücutlarında yanıklar oluştuğu belirtilirken, İlyas Kabuk ve Ali Gezer Ankara Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.  Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait tahlisiye ekipleri maden ocağındaki patlamanın sebebiyle ilgili inceleme başlattı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mağaza Market Sen: A101 marketleri son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satıyor

    Mağaza Market Sen: A101 marketleri son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satıyor

    PİRHA-Mağaza Market-Sen, yayımladığı açıklama ile A101 marketlerinin son kullanma tarihi geçmiş ürünleri sattığını iddia etti. 

    Mağaza Market-Sen, A101 mağazalarında son kullanma tarihi geçen ürünlerin çalışanlara zorla sattırıldığını iddia etti. Mağaza Market-Sen, bozuk sütlerin bölge sorumluları tarafından kasadan geçirildiği ve son kullanma tarihi geçen tavuk paketlerinin üzerindeki etiketlerin silinip ürünlerin şoklanarak satışa çıkarıldığını açıkladı.

    “İŞÇİLER, PATRONLARIN VE SUÇUN ORTAĞI OLMAYACAK”

    Mağaza Market-Sen A101 Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    A101’in bozuk ürün rezilliğini bakanlık seyrediyor, biz seyretmeyiz! A101’in son kullanma tarihi geçen ürünleri zorla sattırma politikası hala devam ediyor. Mağaza Market-Sen üyeleri, bu rezilliğe son vermek için çektiği görüntüleri sendikasına ulaştırdı.

    Gelen görüntülerde bir değil, üç skandal var. Birincisi; bozuk sütler bölge sorumlusu tarafından kasadan geçirtiliyor.
    Bu ürünler ‘çöpe gidiyor’ ama parasını A101 işçileri ödüyor. İkincisi; bozuk, patlamış, satılamayacak ürünler fire olarak yazdırılmadan çöpe attırılıyor. Envanter sayımında çıkan bu açıkları A101 işçileri ödüyor. Üçüncüsü; bozuk tavukların son kullanma tarihi siliniyor. Şoklanarak satışa sunuluyor.

    A101 patronları her zararını işçinin sırtına yüklüyor. Bozuk ürünleri sahtekarlıkla satma suçuna işçileri de ortak etmeye çalışıyor. İşçiler ne patronların, ne de bu suçun ortağı olmayacak. İşte Mağaza Market-Sen üyeleri bu rezilliği bir kez daha ortaya çıkarıyor. Çalışma Bakanlığı da Tarım ve Orman Bakanlığı da tüm bu rezilliği hala seyrediyor. Çalışma Bakanlığı, işçinin cebine göz diken A101 patronlarını seyrediyor. Tarım Bakanlığı, emekçi halkın bozuk ürünlere mahkum edilmesini seyrediyor. Biz seyretmeyiz. A101 işçileri seyretmeyecek.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Demirtaş fotoğrafı paylaşan işçi, Bolu Belediyesi’ndeki işinden atıldı

    Demirtaş fotoğrafı paylaşan işçi, Bolu Belediyesi’ndeki işinden atıldı

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafını sosyal medya hesabında paylaşan M.Y. iki yıldır mevsimlik işçi olarak çalıştığı Bolu Belediyesi’ndeki işinden çıkarıldı. M.Y., Demirtaş fotoğrafı nedeniyle yerel bir gazetede hedef gösterilmişti.

    Bolu Belediyesi’nde iki yıldır mevsimlik işçi olarak çalışan M.Y., sosyal medyada Selahattin Demirtaş fotoğrafı paylaştığı için önce yerel bir gazetede hedef gösterildi daha sonra da işinden atıldı.

    M.Y.’nin paylaşımının ekran görüntüsü alınıp yerel internet gazetelerinden biri olan Bolu’nun Sesi isimli siteye gönderildi. Bolu’nun Sesi, 24 Şubat tarihinde yayınlanan haberde fotoğraf paylaşımını Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın HDP’ye verdiği desteğin kanıtı olarak sunuldu. Haberde ayrıca M.Y’nin sürekli HDP ve PKK propagandası yaptığı iddia edildi.

    “DIŞARI ÇIKAMIYORUM, DIŞLANIYORUM”

    Yaklaşık 25 senedir Bolu’da ailesiyle birlikte yaşayan M.Y., belediye çalışanları tarafından uğradığı baskıyı HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na anlattı. Haberin yayınladığı gün müdürlerinin kendisini çağırdığını söyleyen M.Y, “Haberi ilk gördüğümde belediyedeydim, baygınlık geçirdim ve gözlerimi hastanede açtım. Daha sonra iş arkadaşlarımın arasında terörist diye dışlandım. Bir fotoğraf paylaşımı beni mahvetti” dedi.

    Fotoğrafı yerel internet sitesine bir iş arkadaşının gönderdiğini belirten M.Y., “Cumartesi günü paylaşım yaptım. Daha sonra küçük çocuğum bir paylaşım daha yapmış. Bu durumu izah edemedik. Arkadaşım dediğim B.Ş., benim paylaşımımı gazeteye göndermiş. Gazetede haberi yapmış. Ne desem de inanmadılar” diye konuştu.

    M.Y., “Çevremdeki insanlar “Çıkışını kendin verirsen daha iyi olur” dedi. Ailem, akrabalarım zarar görmesin diye istifa etmek zorunda kaldım. HDP ile herhangi bir alakam yok, üyeliğim yok. Kendimi ifade etmeye çalıştım ama kimse beni dinlemedi. Bütün arkadaşlarım bana karşı tavır aldı. Dışarıya çıkamıyorum. Dışlanıyorum. Her zaman gittiğim bir kafeden helallik almak istedim ama “Bizimle alakanız yok, buraya gelemezsin” diyerek kovuldum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Birleşik İşçi Zemini, ‘İşçi-Emekçi Hükümeti’ programını Eskişehir’de açıkladı

    Birleşik İşçi Zemini, ‘İşçi-Emekçi Hükümeti’ programını Eskişehir’de açıkladı

    PİRHA-Birleşik İşçi Zemini, Eskişehir’de “İşsizlik, yoksulluk, kriz yaratan ekonomik düzene karşı tek çare: İşçi-Emekçi Hükümeti” kampanya programını açıkladı.

    Birleşik İşçi Zemini’nin (BİZ), “İşsizlik, yoksulluk, kriz yaratan ekonomik düzene karşı tek çare: İşçi-Emekçi Hükümeti” başlıklı kampanya programı devam ediyor. İstanbul’un ardından Eskişehir’de de programı açıklayan Birleşik İşçi Zemini, tüm işçi ve emekçilere sınıf mücadelesi çağrısı yaptı.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), Kırmızı Gazete, İşçinin Kendi Partisi (İKEP) ve Emek ve Adalet Platformu’ndan oluşan Birleşik İşçi Zemini, ekonomik krize karşı hazırladığı kampanya programını ilk olarak 12 Ocak’ta İstanbul Şişli’de yapılan basın toplantısında açıklamıştı. Toplantının ardından “İşçi-Emekçi Hükümeti” çalışmaları, pek çok ilde hız kazanmaya başladı. İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir’de afişleme ve bildiri çalışmalarıyla işçi ve emekçilere mücadele çağrısı yapıldı.

    Bugün ise “İşsizlik, yoksulluk, kriz yaratan ekonomik düzene karşı tek çare: İşçi-Emekçi Hükümeti” başlıklı kampanya programı Eskişehir’de yapılan basın toplantısında açıklandı. Yapılan açıklamada; dünyada ve ülkemizde sürekli olarak derinleşen ekonomik krize vurgu yapıldı. “Mevcut ekonomik işleyişi halkın yararı yönünde ancak işçi sınıfı hareketi ve meclislerin denetiminde bir işçi-emekçi hükümeti değiştirebilir. Demokrasi ve emekçi düşmanı tek adam rejimine son verebilir ve farklı biçimler altında da olsa anti-demokratik rejimin devam etmesine engel olabilir” denildi. 

    “İŞSİZLİK, YOKSULLUK, KRİZ YARATAN DÜZENE KARŞI İŞÇİ-EMEKÇİ HÜKÜMETİ”

    12 madde altında açıklanan kampanya programı ise şu şekilde:

    1- Ancak işçi sınıfı hareketi ve meclislerinin denetimindeki bir işçi-emekçi hükümeti, işsizlik, yoksulluk ve krizler yaratan mevcut ekonomik işleyişi halkın yararı yönünde değiştirebilir, demokrasi ve işçi sınıfı düşmanı tek adam rejimine son verebilir ve farklı biçimler altında da olsa anti-demokratik rejimlerin devamına engel olabilir.

    2- İşçi emekçi hükümetinde işten çıkarmalar durdurulacak, geniş kamu yatırımları ve iş süresinin 6 saate indirilmesiyle tam istihdam sağlanacak.

    3- Halkın kullanmadığı dış borçlar ödenmeyecek ve IMF ile görüşülmeyecek.

    4- Büyük ölçekteki kar, rant, döviz mevduatı ve servetten artan oranlı vergi alınacak. Döviz mevduatı edinimi sınırlandırılacak.

    5- Asgari ücret, daha sonrasında arttırılmak üzere belirli bir dönemle sınırlı işe başlama ücreti olacak, yoksulluk sınırının üstünde belirlenecek; güvencesiz, sigortasız, taşeron koşullarında çalışılmayacak.

    6- Halka ısınma, ulaşım, iletişim, enerji, su gibi ihtiyaçların temel asgari düzeyi ücretsiz sağlanacak. Halkın temel ihtiyaçlar için kullandığı kredi ve kredi kartı borçları silinecek.

    7- AKP’nin haksız ve usulsüz olarak verdiği müşteri garantili bütün ihaleler iptal edilecek.

    8- Kritik sektörlerdeki kuruluşlar tazminatsız kamulaştırılacak ve dış ticaret bankasının bulunmasıyla birlikte, tek banka sistemine geçilecek.

    9- Ücretlere halkın gözetiminde belirlenen enflasyon oranında her ay zam yapılacak ve toplu sözleşmelerle elde edilen zam bu seviyeye eklenecek.

    10- Ucuzluğu sağlamak için temel ihtiyaçlara yönelik zamlar durdurulacak, bunlardaki vergiler kaldırılacak ve bunların üretimi demokratik-merkezi olarak planlanacak.

    11- Kıtlık tehlikesine karşı, üretimi arttırmak üzere köylülerimiz desteklenecek ve tarımsal ürünlerin arz edilmesinde aracılar devreden çıkarılacak.

    12- Büyümenin yarattığı kaynak, toplumsal ihtiyaçlara göre ve emek gelirlerini arttıracak yönde dağıtılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin KESK Şubeler Platformu: OHAL komisyonu iktidarın suç ortağı olmuştur-VİDEO

    Mersin KESK Şubeler Platformu: OHAL komisyonu iktidarın suç ortağı olmuştur-VİDEO

    PİRHA-Mersin KESK Şubeler Platformu düzenlediği basın açıklaması ile AYM kararlarını tanımayan OHAL komisyonuna tepki göstererek, “Ret kararları iptal edilmeli, haklarında memuriyetlerini engelleyen kesinleşmiş herhangi bir yargı kararı bulunmayan, ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmelidir” diye konuştu.

    Mersin Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Şubeler Platformu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden ihraç edilen kamu emekçilerinin işlerine dönmeleri talebiyle eylem yaptı. “KHK’lar gidecek biz kalacağız” pankartının açıldığı basın açıklamasında 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra 4 bin 816 KESK üyesinin ihraç edildiği kaydedildi.

    “TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE YÖNELİK BASKILARA SON VERİLMELİDİR”

    KHK’ler ile işlerinden ihraç edilen binlerce kamu emekçisinin ihraçlara ilişkin itiraz yollarının iktidar tarafından engellendiği belirtilen Murat Doğan, “İktidarın, ihraçlara ilişkin tüm itiraz yollarının kapatması, içeride ve dışarıda itirazların yükselmesine neden olunca ve AİHM’e binlerce başvuru yapılınca hızla oyalama mekanizmasına ihtiyaç duyuldu. Başta ifade hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklere yönelik baskı politikalarına son verilmelidir” dedi.

    İşçi sınıfının, emekçilerin yüzyıllardır bedel ödeyerek elde ettiği hak ve özgürlükler hangi gerekçe ile olursa olsun ortadan kaldırılmaya yönelik girişimlere karşı fiili ve meşru mücadele haklarını sonuna kadar kullanacaklarını dile getiren Doğan, “Bu antidemokratik uygulamalara karşı demokratik direniş ve hukuki mücadelemizi her ne pahasına olursa olsun, tüm zorlukları göğüsleyerek sürdüreceğiz. Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasanın üzerinde gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL komisyonu derhal lağvedilmelidir. Ret kararları iptal edilmeli, haklarında memuriyetlerini engelleyen kesinleşmiş herhangi bir yargı kararı bulunmayan, ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmelidir” diye konuştu.

    “AYM KARARLARINI TANIMAYAN OHAL KOMİSYONU, İKTİDARIN SUÇ ORTAĞIDIR”

    Yüzden fazla insanın ihraç sonrası yaşadıkları ağır sorunlar nedeniyle içine girdikleri çıkmazdan kurtulamayarak intihar sürüklendiğini aktaran Doğan, şunları ifade etti:

    “Ret edilen başvurulardan 344’ü Barış Akademisyenlerine ait olup, 50 dosya ise karara bağlanmayı beklemektedir. Bunlar hakkında da ret kararı verileceği anlaşılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına rağmen Barış Akademisyenlerine ilişkin OHAL komisyonunun iktidarın talimatıyla aldığı anlaşılan ret kararları açıkça suçtur. Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımayan komisyon, iktidarın suç ortağı olmuştur. 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana KESK’e bağlı sendika üyelerimizden 4 bin 239’u OHAL KHK’leri ile, 98’i 375 Sayılı KHK’nin ek 35’inci maddesi, 479’u yüksek disiplin kurulu kararı ile olmak üzere toplam 4 bin 816 KESK’li hukuksuzca ihraç edilmişlerdir.”

    PİRHA / MERSİN

  • İSİG: 2021 yılındaki iş cinayetlerinde en az 2170 işçi hayatını kaybetti

    İSİG: 2021 yılındaki iş cinayetlerinde en az 2170 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 2021 yılında gerçekleşen ve tespit ettiği iş cinayetlerinde en az 2170 işçinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. 

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) elde ettiği ve açıkladığı verilere göre 2021 yılındaki iş cinayetlerinde en az 2170 işçi hayatını kaybetti. İSİG, verilerinin yüzde 65’ini ulusal basından; yüzde 35’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından elde edildiğini belirtti.

    Verilere göre 2021 yılındaki iç cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:

    “Ocak ayında en az 205 işçi, Şubat ayında en az 142 işçi, Mart ayında en az 144 işçi, Nisan ayında en az 258 işçi, Mayıs ayında en az 240 işçi, Haziran ayında en az 180 işçi, Temmuz ayında en az 155 işçi, Ağustos ayında en az 178 işçi, Eylül ayında en az 189 işçi, Ekim ayında en az 167 işçi, Kasım ayında en az 177 işçi ve Aralık ayında en az 135 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.”

    “COVİD-19 NEDENİYLE 625 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ”

    2021 yılındaki iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına bakıldığında 1864 ücretli (işçi ve memur) ve 306 kendi nam ve hesabına çalışanın (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybettiği görüldü.

    Covid-19 nedeniyle 625 işçi; trafik, servis kazası nedeniyle 342 işçi; ezilme, göçük nedeniyle 296 işçi; yüksekten düşme nedeniyle 254 işçi; kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 156 işçi; intihar nedeniyle 98 işçi; zehirlenme, boğulma nedeniyle 77 işçi; elektrik çarpması nedeniyle 74 işçi; şiddet nedeniyle 72 işçi; patlama, yanma nedeniyle 56 işçi; nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 23 işçi; kesilme, kopma nedeniyle 22 işçi; diğer nedenlerden dolayı 75 işçinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

    2021 yılında 165 kadın işçi ile 2005 erkek işçinin hayatını kaybettiği ifade edilirken; yaş gruplarına göre dağılım ise şöyle: 14 yaş ve altı 21 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 41 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 222 işçi, 28-50 yaş arası 1091 işçi, 51-64 yaş arası 544 işçi, 65 yaş ve üstü 143 işçi, yaşı bilinmeyen 108 işçi hayatını kaybetti.

    “2021 YILINDA 94 MÜLTECİ/GÖÇMEN İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    2021 yılında 94 mülteci/göçmen işçinin de yaşamını yitirdiği kaydedildi. Bu işçilerin geldikleri ülkeler ise şöyle sıralandı:

    “42 işçi Suriyeli; 17 işçi Afganistanlı; 7’şer işçi Rusyalı ve Türkmenistanlı; 5 işçi Pakistanlı; 3 işçi Somalili; 2’şer işçi Azerbaycanlı, Gürcistanlı ve İranlı; 1’er işçi Bulgaristanlı, Güney Koreli, Macaristanlı, Moldovyalı, Sırbistanlı, Ugandalı ve Ukraynalı.”

    2021 yılındaki iş cinayetlerinde ölenlerin 122’si (yüzde 5,62) sendikalı işçi, 2048’inin ise (yüzde 94,38) sendikasız olduğu vurgulandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK’ten İstanbul Kartal’daki mitinge çağrı: Artık yeter, geçinemiyoruz!

    DİSK’ten İstanbul Kartal’daki mitinge çağrı: Artık yeter, geçinemiyoruz!

    PİRHA-“Artık yeter, geçinemiyoruz” diyerek alanlara çıkan DİSK, 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal meydanında miting düzenleyecek. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 12 Aralık Pazar günü İstanbul Kartal meydanında “Artık yeter, geçinemiyoruz” mitingi gerçekleştirecek. Mitinge yapılan çağrıda DİSK, şu ifadelere yer verdi:

    “İşsizlikten, pahalılıktan, zamlardan, faturalardan bıktık artık. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, bu ülkenin ekonomisini biz büyütüyoruz ama geçinemiyoruz. Borçla yaşamaktan bıktık. İşçiler olarak patronlardan çok vergi vermekten bıktık.

    Ekonomik krizin ve pandeminin ağır yükünü biz taşıyoruz. Her sabah yeni zamlara uyanmaktan, her gün yoksullaşmaktan bıktık. Üstüne üstlük dövizin son günlerde hızlı artışıyla ekmek aslanın ağzından midesine indi.”

    “İŞÇİLERİN MAHKUM EDİLDİĞİ ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ BİLE ALTINDA”

    “Türkiye’de asgari ücret Çin’in bile altında ve Avrupa’nın en düşüğü. Asgari ücret dünyanın her yerinde sembolik bir ücret iken Türkiye’de ortalama bir ücret haline geldi. İşçilerin büyük çoğunluğunun mahkum edildiği asgari ücret, açlık sınırının bile altında.

    ‘Emek ucuzlasın, memleketin taşı toprağı ucuzlasın’ tezgahını bozmak için, kara kışı işçi baharına çevirmek için, asgari ücretin en az net 5 bin 200 TL olması için, asgari ücretin ve tüm ücretlerin asgari ücret tutarında vergi ve kesintilerin kaldırılarak tüm ücretlere 1000 lira iyileştirme yapılması için, en düşük emekli maaşının asgari ücret düzeyine çekilmesi için, EYT mağduriyetinin son bulması için, sendikalaşma, grev ve tüm demokratik hak arama yollarının önündeki engellerin kaldırılması için 12 Aralık Pazar günü Kartal meydanında buluşuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Metin Yeğin imzalı ‘Grev’ filmi 29 Ekim’de vizyona girecek

    Metin Yeğin imzalı ‘Grev’ filmi 29 Ekim’de vizyona girecek

    PİRHA-Belgeselci- Yazar Metin Yeğin’in, Osmanlı İmparatorluğu’nda ipek işçiliği yapan kadınların direnişini anlatan ‘Grev’ isimli filmi 29 Ekim’de vizyona girecek.

    1910 yılının Osmanlı İmparatorluğu’nda, Bursa ilinde ipek işçiliği yapan kadın işçilerin kötü çalışma koşulları ve sömürüye karşı birlikte gösterdikleri direnişi işleyen filmde La Casa de Papel dizisinde Lizbon karakterini canlandıran Itziar Ituño Martínez de yer alıyor.

    Senaristliğini ve yönetmenliğini Metin Yeğin’in üstlendiği filmde ayrıca Pelin Batu, Tansel Öngel, Nihan Aker, Orhan Alkaya, Murat Çidamlı gibi isimler de bulunuyor. Filmin sanat yönetmeni ise ödüllü sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler.

    Çekimleri pandemiden önce Türkiye ve İspanya’da tamamlanan filmin konusu ise şöyle:

    “Yıl 1910 Bursa. Osmanlı imparatorluğu borç içinde kıvranırken, ipek işçileri kadınlar çok güç koşullarda çalışıyorlardı. Avrupa sermayesi sadece bu ipekleri kuşanmakla kalmıyor, aynı zamanda imparatorluktan alacaklarını da bu kadınların sırtından tahsil ediyordu. Bütün bunlara karşı, yaşanmış gerçek bir direnişin, kadınlarının direnişinin öyküsüdür ‘Grev’. Aynı zamanda, ne bu sömürü ne de bu karşı çıkış, sadece Bursa ile de sınırlı değildir, İngiltere’den Türkiye’ye, İspanya’ya kadar uzanır.

    Dünyanın en ünlü oyuncularıyla da bizi buluşturan, zamanın, aşkın ve hayatın gerçek sokaklarında bir seyahattir ‘Grev’.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İşten çıkarılan dört işçi CHP Genel Merkezi önünde açlık grevine başlayacak-VİDEO

    İşten çıkarılan dört işçi CHP Genel Merkezi önünde açlık grevine başlayacak-VİDEO

    PİRHA-Şişli Belediyesi tarafından işten çıkarılan dört işçi, işlerine dönüş talebiyle başlattıkları eylemlerinin 683’üncü gününde. CHP Genel Merkezi önünde 13 Ekim gününden itibaren açlık grevine başlayacaklarını ifade eden işçiler, “Bedeli ne olursa olsun bizler kararlıyız. Davamızda haklıyız. Haklı olan davamızdan asla geri adım atmayacak; taviz vermeyeceğiz” dedi.

    İstanbul Şişli Belediyesi’nin işten çıkardığı işçiler Ramazan Çelik, Kakil Yazar, Salih Bitner ile Turan Aktaş işe dönüş talebiyle 683 gündür eylemlerine devam ediyor. Şişli Belediyesi önünde basın açıklaması yapan işçiler, 13 Ekim Çarşamba günü Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara’daki Genel Merkezi önünde dönüşümlü olarak açlık grevine başlayacaklarını duyurdu.

    “BEDELİ NE OLURSA OLSUN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Hukuksuz şekilde işlerine son verildiğini ifade eden Ramazan Çelik, “Anayasal hakkımız olan direnme hakkımızı kullanıyoruz. Sesimizi kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz. 683 gündür yaz, kış demeden bütün zorluklara rağmen burada direndik. Ama maalesef Şişli Belediyesi yönetimi sorunu ötelemekten başka hiçbir şey yapmadı. Geçen ay Ankara’ya yürüyüş başlattık. Gözaltına da alındık.

    Bedeli ne olursa olsun bizler kararlıyız. Davamızda haklıyız. Haklı olan davamızdan asla geri adım atmayacak; taviz vermeyeceğiz. Eylemimizi Ankara’daki CHP Genel Merkezi önüne taşıyoruz. Dönüşümlü olarak bir hafta sürecek açlık grevine başlayacağız. Bu bir ikazdır. Dört ailenin çocuklarını açlığa mahkum ettiniz. Bir sonuç alamadığımız takdirde süresiz olarak açlık grevine başlayacağız” diye konuştu.

    “ÇÖZÜMÜN MASADA OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİK”

    İşçilerden Kakil Yazar ise 683 günlük eylem süreçlerinde çeşitli saldırılara maruz bırakıldıklarını belirtti. Yazar şunları söyledi:

    “Bu saldırıların en sonu ise Turan arkadaşımızın şu an ev hapsine mahkum edilmesi oldu. Ankara’ya gittiğimizde CHP’li yetkililer konuyla ilgileneceklerini söylemişti. Fakat bugüne kadar hiçbir girişimde bulunulmadı. Bu sorunun çözülmesi için Ankara’daki genel merkezleri önünde açlık grevine başlayacağız. Biz, çözümün her zaman masada olması gerektiğini söyledik. Ama ısrar ederlerse eylemimizin boyutunu daha da büyüterek devam ettireceğimizi ifade ettik.”

    ŞİŞLİ BELEDİYESİ DÖRT İŞÇİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI

    Şişli Belediyesi ise işten çıkarılan dört işçi ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İşçilerin iddia edildiği gibi haksız yere işten çıkarılmadıklarını savunan belediye, açıklamasında “Şişli Belediyesi olarak, mahkeme kararlarının da belirttiği üzere bu işçilerimizin tüm hak ve alacakları kendilerine ödenmiştir. Yapılan eylemin hak ve alacakların tesliminden ziyade hukuksuz bir davranış olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Berfin YILDIZ – Barış KOP / İSTANBUL

  • Xiaomi Salcomp işçilerinin mücadelesi sonuç verdi: İşçiler işlerine geri dönecek-VİDEO

    Xiaomi Salcomp işçilerinin mücadelesi sonuç verdi: İşçiler işlerine geri dönecek-VİDEO

    PİRHA-Sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan Xiaomi Salcomp işçileri günlerdir sürdürdükleri mücadeleden sonuç aldı. İşveren ile sendika arasındaki görüşmelerde sözlü mutabakat sağlanırken; işçiler işe geri alınacak. Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ise 1 Ekim’den itibaren başlayacak. 

    Çin sermayeli Xiaomi ile iş ortağı Salcomp‘un, İstanbul Avcılar’da kurduğu telefon fabrikasında, Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası’na üye olduğu gerekçesiyle en az 170 işçi işten çıkarılırken; günlerdir süren mücadele sonuç verdi. Fabrika yönetimi ile sendika arasındaki görüşmelerde sözlü mutabakat sağlandı. İşten çıkarılan işçilerin işlerine geri dönecekleri, toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin ise 1 Ekim itibarıyla başlayacağı belirtildi.

    Görüşmelere katılan Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak‘ın göndermiş olduğu mesajı okuyan Türk Metal Sendikası İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Ali Akman; “Salcomp Xiaomi işvereni ile 15 Eylül 2021 günü yaptığımız görüşmenin ardından, kendilerine anlaşmak için sunduğumuz koşullar, bugün işveren tarafından kabul edilmiştir. İşveren Türk Metal’e üye olmaları nedeniyle işten çıkarılan tüm arkadaşlarımıza yeniden işbaşı yaptıracaktır” dedi.

    TİS GÖRÜŞMELERİ 1 EKİM GÜNÜ BAŞLAYACAK

    21 Eylül Salı günü yapılacak olan toplantıda işe dönüş koşullarının belirleneceğini kaydeden Akman, “Üyelerimiz, cumartesi ve pazar günlerini evlerinde dinlenerek geçirecek. Pazartesi günü yeniden işyeri önünde toplanılacak. Salı günü anlaşma kesinleşene kadar eyleme devam edilecektir. Salı günü yapılacak görüşmede anlaşma sağlandığı takdirde bütün arkadaşlarımız kesin olarak işyerlerine dönecektir.

    Bir diğer koşulumuz olan sendikal haklara saygı gösterilmesi, sendikal baskı yapılmaması ve yetki itirazının geri çekilmesi de işveren tarafından kabul edilmiştir. İşveren yetki itirazını çekmek üzere salı gününden sonra hemen başvurusunu yapacak ve toplu iş sözleşmesi süreci 1 Ekim gününden itibaren başlayacaktır. Toplu iş sözleşmesinden, bu tarihe kadar üye olanlar yararlanacaktır.

    Ayrıca, salı günü anlaşma sağlandıktan sonra Türk Metal Sendikası üyesi olan arkadaşlarımıza sendikamız tarafından daha önce verileceği söylenen 1000 TL tutarındaki erzak çekinin henüz verilmeyen 750 TL tutarındaki kısmı perşembe gününe kadar Türk Metal’e üye olan herkese bir defada verilecektir. İşten atılan üyelerimize, işsiz kaldıkları her gün için 100 TL olmak üzere ayrıca bir destek ödemesi yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

    “YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ”

    25 gün boyunca süren mücadelenin ardından duygularını paylaşan kadın işçiler, “Hiçbir zaman pes etmedik. Hiçbir zaman başaramayacağız demedik. Birbirimizle omuz omuza mücadele ettik. Sadece hakkımızı istedik ve kazandık. İşimize geri döndüğümüzde de bir arada olacağız. Yalnızca sendikalı olmak yetmiyor. Mücadeleye devam edeceğiz. Yaşasın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi” şeklinde konuştular.

    Berfin YILDIZ – Barış KOP /İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

  • Sancar: Yolumuza bir milim sapmadan devam edeceğimizi herkes duysun-VİDEO

    Sancar: Yolumuza bir milim sapmadan devam edeceğimizi herkes duysun-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Uluslararası camiaya çağrıda bulunarak, Halepçe Katliamı’nı soykırım olarak tanınmasını istedi. “Ortada büyük bir ahlaki sorun, çürümüşlük, bir yozlaşma hali var” diyen Sancar, “Bizim gündemimizde ne kapatma ne de fezlekeler tartışması var, güçlü birikimimizle halkımızın büyük fedakârlığıyla yolumuza bir milim sapmadan devam edeceğimizi herkes duysun” ifadelerine yer verdi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, haftalık meclis grup toplantısında konuştu.

    “HALEPÇE SOYKIRIM OLARAK TANINSIN”

    Sancar, Mart ayının acılar ayı olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, Halepçe katliamının yıl dönümüne dikkat çekerek, şöyle devam etti:

    “İnsanlığa karşı işlenen bir suçtur bu. Bu bir soykırımdır. Uluslararası güçlerin bu tanımlamayı kabul etmeyişini üzüntüyle ve ibretle izliyoruz.  Uluslararası camiaya tekrar çağrı yapıyoruz; Halepçe soykırım olarak tanınsın. Tanınsın ki bu tür katliamlara niyetlenenler buna cesaret edemesinler. Bir daha asla demenin yolu buradan geçiyor. 182 bin Kürdün katledildiği ‘Enfal Operasyonu’ydu. O gün yaşanan acı bugün tazeliğini koruyor, insanlığa karşı işlenen bütün suçlarda olduğu gibi. Yüzleşilmeyen ve tamir edilmeyen bütün acılar yüz yıl geçse de aynı tazelikte olur ve geleceği de ipotek altına alır.  Bugün bu acı kendini Kobane’den Şengal’e, Cizre’den Afrin’e uzanan saldırı dalgalarıyla gösteriyor. Katliamcılara karşı bu nedenle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu katliamlar aynı zamanda Kürt halkının birlik olmasının tarihsel bir sorumluk ve zorunluluk olduğunu bütün yakıcılığıyla bizlere hatırlatmaktadır. Bunu başarmak siyasi olduğu kadar vicdani bir sorumluluktu.”

    16 Mart aynı zamanda Beyazıt Katliamı’nın yıl dönümü olduğunu ifade eden Sancar, “Yüzleşilmeyen bu katliamların ardında yatan bu zihniyet fırsat buldukça hemen devreye giriyor.16 Mart Katliamı’nı da hafızalarda canlı tutmak ve bir daha tekrar etmemesi için hep birlikte mücadele yürütmek zorundayız” diye konuştu.

    Sancar, konuşmasının devamında pandemiyle mücadele eden sağlıkçılara değinerek, “Bu zorlu mücadele en büyük fedakârlığı yapan sağlık emekçilerini saygıyla selamlıyorum.  Halkı salgının insafına terk eden, salgın ortamını rant fırsatına dönüştürmekten hicap duymayan bir iktidar zihniyetini hep birlikte gördük” diye belirtti.

    “ÇÜRÜME VE YOZLAŞMAYLA BU TOPLUMU TOPLUM OLMAKTAN ÇIKARIYORLAR”

    “6 milyon insan daha işsizler kervanına katıldı. Artık TÜİK bile bu gerçekleri gizleyemez hale geldi. İşsizliğin yüzde 30’lara vardığını itiraf etmek zorunda kaldılar” diyerek sözlerini sürdüren Sancar, şunları dile getirdi:

    “Ortada büyük bir ahlaki sorun, çürümüşlük, bir yozlaşma hali var. Sefaletten kendine menfaat çıkarmaya çalışan zihniyet bu ülkede her yere sinmiş durumda. İşte en büyük tehlike budur.  Bu çürüme ve yozlaşmayla bu toplumu toplum olmaktan çıkarmaya, sürüye dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu fırsatçı anlayışa izin verilmemeli. Bütün demokrasi güçlerinin adaletten, eşitlikten yana olanların güç birliği yapması gerekiyor. Bu çağrımız boş bir çağrı değil. Bunları ciddiye almayanların ileride tarihe ve halka karşı nasıl bir sorumluluk ve vebal altında kalacaklarını hatırlatıyoruz. Herkesin vicdanını kurtarması için mücadele veriyoruz. Bu mücadele kendimiz, partimiz için değildir. Bu mücadele vicdanları kurtarma, yeniden toplum haline gelme mücadelesidir.”

    “İNSANLAR ARTIK AŞ VE İŞ BULAMIYOR”

    ‘İş ve Aş’ kampanyası çerçevesinde insanlarla görüştüklerini ve binlerce esnafın kepenk kapattığını, insanların artık aş ve iş bulamadığının altını çizen Sancar, bunun faturasını insanlar mutlaka iktidara çıkaracağını söyledi.

    “GÜNDEMİMİZDE NE KAPATMA NE DE FEZLEKELER TARTIŞMASI VAR”

    Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “10 milyon işsiz konuşulmasın diye milletvekillerimizle ilgili fezlekeler gündeme sokuluyor. Kapanan iş yerleri konuşulmasın diye HDP’nin kapatılmasını tartışıyorlar. Artan zamlar vergiler ve hayat pahalılığı konuşulmasın diye sürekli tehditler ve düşmanlar üretiyorlar. İşsizliği, enflasyonu, doları düşüremediklerinde kendi kontrollerinde yargıyı, polisi devreye sokuyorlar, partililerimize ve toplumsal muhalefete yönelik operasyonlar yürütüyorlar.  Toplumsal desteklerinin her geçen gün eridiğini gördükçe seçim kanunlarıyla oynamaya başlıyorlar. Bir iktidar seçim kanunlarıyla oynama ihtiyacı duymaya başlamışsa, biliyor ki kaybetmiştir. Halkın desteği olmadan da çoğunluğu nasıl elde ederim diye hesaplar, fitnelikler, cinlikler peşinde koşmaya başlarlar.  Ne yaparlarsa yapsınlar halk kararlı davranırsa, muhalefet güçlü bir birliktelik oluşturursa bu hesapları boşa çıkarmak son derece kolaydır.

    SOKAĞIN GÜNDEMİNDE AÇLIK, YOKSULLUK, İŞSİZLİK VAR

    Sokağın gündeminde açlık, yoksulluk, işsizlik var. Değişim arayışı var. İktidarın siyasi mühendislikle alışveriş sepeti dolmuyor.  Bizim de gündemimizde ne kapatma ne de fezlekeler tartışması var, güçlü birikimimizle halkımızın büyük fedakârlığıyla yolumuza bir milim sapmadan devam edeceğimizi herkes duysun. Bizim gündemimiz halktır, adalettir, barıştır, demokrasidir.  Onlar bizi kapatmayı, siyaset dışına itmeyi tartışadursunlar biz en geniş demokrasi ittifakıyla bu iktidar dönemini kapatmanın, yeni bir dönemini başlatmanın mücadelesini yürütmeye devam edeceğiz.”

    “NEWROZ BARIŞA GİDEN YOLU AYDINLATIYOR”

    Sancar, konuşmasının devamında Newroz Bayramı’na da değinip 2013 Newroz’unu hatırlatarak, “barış ve çözüm arayışlarının bu ülkedeki toplumsal hafızasıdır. O meydanda okunan çağrı yeniden sahiplenilmek zorundadır. Biz bu bütün yıkıntının sorumlusu olan iktidardan beklemiyoruz barışı. Eğer Kürt sorununda çözüme doğru yol alacaksak bunun adresi artık toplumun kendisidir, demokrasi güçleri ve muhalefettir. Herkes önüne adil barış programı koymak zorunda. Boş, manipülatif tartışmalarla kaybedecek zamanımız yok. Bu irade barışla birlikte demokrasi, adaleti yeniden inşa edecektir. Newroz’a heyecanla hazırlanıyoruz, bu umut buluşmasıdır.  Bu haksızlığa, zulme direnme yolculuğudur. Bizler Newroz halkının içinden geliyoruz.  Newroz yaşamı yenilemenin, yeni yaşamının günüdür. Baharda hep birlikte güzel yaşamı aramanın günüdür.  Newroz barışa giden yolu aydınlatıyor. Ülkenin tüm halklarının, barıştan yana herkesi omuz omuza olmaya davet ediyorum. Newroz’u en içten dileklerimle kutluyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK Sosyal İş Sendikası: AVM’lerin salgın yuvalarına dönüşmesine izin vermeyelim

    DİSK Sosyal İş Sendikası: AVM’lerin salgın yuvalarına dönüşmesine izin vermeyelim

    PİRHA – DİSK/Sosyal İş Sendikası sürece dair yaptığı açıklamada, “Ülkemizin salgına karşı mücadelesine sahip çıkmak; halkımızın sağlığını korumak ve AVM’lerden işçi cenazelerini kaldırmamak için AVM’ler açılmamalıdır” ifadelerine yer verdi. 

    DİSK Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası, AVM’lerin açılmasına karşı ‘AVM’LERİN  SALGIN YUVALARINA DÖNÜŞMESİNE İZİN VERMEYELİM’ başlıklı bir açıklama yaptı.

    “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 7 Mayıs 2020 tarihinde yaptığı açıklamada; “tedbirlerin gevşetilmesi konusunda son derece dikkatli davranılması gerektiğini” belirtiyor. Kovit -19 Bilim Kurulu üyeleri; “ AVM’lerin açılmaması gerektiğini, bu karar için erken olduğunu, gerekli önlemlerin alınmasını, kısıtlamalar gevşetilse dahi önceliğin AVM’ler  olmaması gerektiğini” belirtiyorlar. Bilim dünyası AVM’lerin açılmasına kaygı ile yaklaşarak;“ bir süre daha beklenmesi gerektiğini” ısrarla ifade etmektedirler” denilen açıklamada öne çıkan başlıklar şöyle:

    “Makine Mühendisleri Odası; 7 Mayıs 2020 tarihli açıklamasında; ” AVM’lerde gerekli tadilatların yapılıp ilgili sistemlerin yüzde 100 taze havayla çalışır hale getirilmeli, tuvaletlerin egzoz fanlarının 24 saat çalıştırılmalı ve kapıları açık bırakılmamalı, varsa yer süzgeçleri susuz kalmamalı,  lavabo, klozet armatürleri sensörlü değilse değiştirilmeli, havalı el kurutma cihazları sökülerek kullan-at kağıt peçete kullanımına geçilmeli ve deterjan ihtiyacı sürekli olarak karşılanmalıdır. Bakım ve kontrollerin teknik standartlara uygun olarak yapılmaması, virüsün yayılmasına neden olacaktır” demektedir.

    “KAYGILARIMIZ ÜST DÜZEYDE”

    İşçi Sendikaları, “AVM’lerin açılmasının “çalışanları açısından tehlikeli” olacağına işaret etmektedir. Sendikamız Genel Başkanı Mustafa Aguş daha salgının ilk günlerinde yaptığı açıklamada; “ ziyaretçi sirkülasyonunun binler ile ifade edildiği AVM’lerde ortaya çıkacak “temasın büyük risk teşkil ettiğini belirterek; çalışanlar için alınması gereken hijyen tedbirleri, kişisel koruyucu malzeme temini ve sosyal mesafenin korunması hususlarında kaygılarımız vardır.” (…) öte yandan AVM’lerin tuvalet vb. mekanlarında hijyenin sürekliliği, hijyen malzemeleri temini, çalışanların dinlenmesi, servis olanakları, ateşlerinin ölçülmesi ve çalışanlar için sağlıklı havanın temini gibi; olmazsa olmaz” hususlarda kaygılarımız üst düzeyde sürmektedir.” Demektedir.

    Gerçekten de, gün boyu ayakta çalışan, sağlıklı yemek ve dinlenme olanaklarından yoksun, yeterince güneş ışığı görmeyen, oksijen alamayan AVM İşçilerinin; çalışırken sağlıklarını tükettikleri bir gerçektir. Bu nedenle Kovit-19 koşullarında AVM’lerde teknik, sıhhı ve eğitsel bir dizi tedbir ile birlikte; işçiler için insanca çalışma ortamı ve insan gibi yaşama olanakları sağlanmadan AVM’ler açılmamalı, çoğunluğu 18-25 yaşlarında olan genç işçileri göz göre göre salgına teslim edilmemelidir.

    “AVM’LERİ AÇMA KARARI, TOPLUMUN EMEĞİNİ SABOTE EDECEKTİR”

    Semt pazarlarında yaşanan gerçekler; AVM’lerde ortaya çıkacak tablo hakkında bize ipuçları vermektedir. Bu deneyimler, AVM’lerin açılması kararının yerinde olmadığını anlamak için yeterlidir. Bu nedenle;

    AVM‘leri açma kararı, toplumun 2 aylık emeği ve özverisini sabote edecektir. Çünkü;

    • Kovit-19 verileri olumlu gibi görünse de, halen her gün yaklaşık 2 bin yeni vaka ortaya çıkmakta, onlarca kişi vefat etmekte olduğu gerçeği göz ardı edilemez!
    • AVM’lerde teknik, sıhhı ve fiziksel önlemler alınmamakta, gerekli yatırımlar yapılmamaktadır.
    • AVM çalışanlarının ve ziyaretçilerin sağlığına dair gerekli tedbirler alınmamaktadır.
    • Bir avuç AVM patronunun menfaati için toplumu salgına teslim etme riski taşıyan bu karar; gözden geçirilmeli ve ertelenmelidir.

    “ÖNCELİĞİMİZ, İNSAN HAYATIDIR”

    DİSK Sosyal-İş Sendikasının önceliği; İNSAN HAYATIDIR!

    Ülkemizin salgına karşı mücadelesine sahip çıkmak; halkımızın sağlığını korumak ve AVM’lerden işçi cenazelerini kaldırmamak için;

    AVM’ler AÇILMAMALIDIR.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • DİSK Genel İş: Alınan önlemler yetersiz, ciddi eksiklikler bulunuyor

    DİSK Genel İş: Alınan önlemler yetersiz, ciddi eksiklikler bulunuyor

    PİRHA – DİSK Genel-İş Sendikası, koronavirüs salgını sürecindeki çalışma koşullarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, gereken tedbirlerin yeterince alınmadığı belirtilirken ciddi eksikliklerin tamamlanması gerektiği çağrısı yapıldı. 

    DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası Genel Merkezi, salgın sürecindeki çalışma koşullarına ilişkin açıklama yayınladı.

    Açıklamada, “Covid-19 küresel salgını sürecinde örgütlü olduğumuz iş yerlerindeki çalışma koşullarını ve önlemleri 44 şubemiz eliyle araştırdık. Rapor, bu araştırmanın ürünüdür.Bu araştırmayla, örgütlü olduğumuz iş yerlerinde salgın sürecinde alınan önlemlerin işçi sağlığı ve güvenliği bakımından yeterli olup, olmadığı, işçilere virüsten korunmak üzere koruyucu ekipman sağlanıp sağlanmadığı, sendikamızın talep ettiği önlemlerin iş yerlerinde uygulanma oranı ve iş yerlerinde müdahale edilmesi gereken olumsuz uygulamalar üzerinde durulmuştur” denildi.

    “ÖNLEMLER YETERLİ DÜZEYDE DEĞİL”

    Hazırlanan raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Covid-19 salgını kapsamında iş yerlerimizde çeşitli işçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmıştır, ancak bu önlemler yeterli düzeyde değildir. Önlemler konusunda hala ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Önlemlerin daha çok metropol şehirlerde alındığı, diğer şehirlerde ise yeterli olmadığı görülmüştür.

    Bu süreçte iş yerlerimizde alınan en yaygın tedbirler; risk grubundaki (60 yaş üstü, hamile ya da kronik hastalığı olan) işçilere ücretli izin uygulaması, mesai saatlerinin düzenlemesine ilişkin düzenlemeler (mesai saatinin kısaltılması, uzaktan çalışma ya da dönüşümlü çalışma gibi), 12 yaş ve altı çocuğu olan işçilere ücretli izin verilmesi, iş yeri ortamı ve iş yerinde kullanılan araç-gereçlerin dezenfeksiyonunun düzenli olarak yapılması şeklinde olmuştur.

    “CİDDİ EKSİKLİKLER BULUNMAKTADIR”

    Bunların yanı sıra, iş yerlerinde salgın kapsamında ortak alanların kullanımında kişi sınırlaması ve nöbetleşe kullanım uygulaması, işçi servislerinde kişi yoğunluğunun azaltılması, iş yerindeki ortak kullanım alanlarının işçileri korumak üzere yeniden düzenlenmesi gibi önlemler de alınmıştır. Ancak bu tedbirler örgütlü olduğumuz iş yerlerinde yaygın bir şekilde uygulanmamakta ve ciddi eksiklikler bulunmaktadır.

    PİRHA/ANKARA

  • Esenler Belediyesi’nden işten atılan Alevi genç basın açıklaması yapacak

    Esenler Belediyesi’nden işten atılan Alevi genç basın açıklaması yapacak

    PİRHA – Esenler Belediyesi’nden işten çıkarılan Alevi Taylan Öztürk, 2 Mart’da basın açıklaması yapacak. 

    Esenler Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü bünyesinde şoför olarak görev yapan Taylan Öztürk, 23 Haziran Seçimleri sonrasında artan mobbing ve ayrımcı uygulamalar sonucu işten çıkarıldı.

    Alevi kimliğini gizlemeyen ve ayrımcılığa maruz kaldığını belirten Öztürk, aylardır işine iade edilmek için mücadele yürütüyor.  Öztürk’ün işe iade edilmesi ve Alevi çalışanlara uygulanan mobbingin sona ermesi için 2 Mart Pazartesi günü saat: 12.00’da Esenler Belediyesi önünde basın açıklaması yapacağını duyurarak destek istedi. (HABER MERKEZİ)

  • Çocuklarım için direniyorum demişti; yaklaşık 3 yıl sonra işine döndü

    Çocuklarım için direniyorum demişti; yaklaşık 3 yıl sonra işine döndü

    PİRHA- 3 yıl önce işten atılan İzmir Büyükşehir Belediyesi işçisi Mahir Kılıç, aylar süren direnişinin ardından işine döndü. 

    İzmir Büyükşehir Belediyesinde kadrosuz 12 yıl çalıştırıldıktan sonra 2017 yılında işten atılan ve direniş başlatan Mahir Kılıç, direnişinin son 8 ayını CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın önünde geçirdi. Kendisiyle hiç bir yetkilinin muhatap olmaması üzerine 158 günlük açlık grevi eylemini ölüm orucuna çeviren Kılıç, başta Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat olmak üzere Alevi kurum temsilcilerinin CHP’li yetkililerle görüşmesi sonucu işine döndü.

    Bunun üzerine ölüm orucu eylemini sonlandıran Mahir Kılıç, kendisiyle dayanışan herkese teşekkür etti.

    Kılıç, PİRHA‘ya yaptığı konuşmada, “35 pazardır çocuklarımla bir kahvaltı özlemiyle yanıp tutuşuyorum. Bir insan sıvı almadan 4 ya da 5 gün yaşar, ben 36. haftamda da çocuklarımla olacağım, temennim sağ olarak çocuklarımla kahvaltı yapmak” demişti.

    “Kimseden lütuf istemiyorum, hakkım olanı istiyorum. Bizler yaşamak istiyoruz, biz devrimci sosyalistler herkesten daha çok yaşama bağlıyız” diyen Mahir Kılıç, işe dönme mücadelesini çocukları için verdiğini söylemişti.

    PİRHA/İSTANBUL 

     

     

     

  • HDP’li Kenanoğlu: Tır ve kamyon şoförlerine uygulanan zulümden vazgeçilmeli – VİDEO

    HDP’li Kenanoğlu: Tır ve kamyon şoförlerine uygulanan zulümden vazgeçilmeli – VİDEO

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Tır ve Kamyon şoförlerinin sorunlarını ve taleplerini  Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma ile gündeme getirdi. Karayolu Taşımacılığı yapan nakliyecilere getirilmek istenen zorunlu takograf uygulaması, veri tabanına bildirim yükümlüğü ve e-fatura kesilmesi gibi yaptırımların, zaten zor durumda olan sektörün işlerini daha da içinden çıkılmaz hale getireceği üzerinde durarak, bu uygulamaya bir an önce son verilmesi çağrısında bulundu.

    Haberin Videosu

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDP Grubu adına mecliste yaptığı konuşmada Tır ve Kamyon şoförlerinin sorunlarına değindi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yayınlanan yönetmelikle dijital takograf zorunluluğu getirdiğini ancak bunun çözüm olmadığını belirtti.

    “KAMYONCULAR BİRÇOK İLDE EYLEMDE”

    Avrupa Birliği standartları ölçü alınarak bu yapıldığı ancak kamyoncuların ise bu konuda verdiği örnekleri paylaşan Kenanoğlu, şöyle devam etti;

    “Bununla ilgili şu an çok yoğun protestolar var, kamyoncular birçok ilde, bölgede eylemler yapıyor. Bir kere, akaryakıt zamları, cezalar ve düşük ücret nedeniyle geçinemez hâlde olduklarını ifade ediyorlar. Örneğin şunu söylüyorlar: Uygulamanın sürücülere günlük dokuz saat verdiğini belirtiliyor. “Avrupa’ya ayak uyduralım diyorsunuz ama Avrupa’daki kamyoncular dokuz saatte 800 kilometre yol gidebiliyorlar, biz, Türkiye’de dokuz saatte 350-400 kilometre ancak yol alabiliyoruz.” diyorlar. Dolayısıyla Avrupa standartlarına uydurma konusundaki kriterle zaten burada ciddi anlamda bir uyuşmazlık söz konusu.

    İkinci bir konu da “Buradan yükü yüklediğimizde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı veri tabanına altı saat içerisinde bildirmemiz gerekiyor. Bunun altyapısı hazır değil, bu fiilen de mümkün değil.” diyorlar. Yine e-fatura uygulaması… Kamyonculara e-fatura kesme zorunluluğu getiriliyor ve kamyoncular diyor ki: “Vallahi biz bu akıllı telefonları, tuşlu telefonları dahi zor kullanıyoruz. Bunu biz nasıl ulaştıracağız, nasıl yapacağız? Yirmi dört saat çalışıyoruz, para kazanamıyoruz, dokuz saatte nasıl para kazanacağız?” diye veryansın ediyorlar ve bu konuyla ilgili olarak da birçok eylem ve etkinlik içerisinde bulunuyorlar.”

    “ÇİFT CEZA UYGULAMASINDAN VAZGEÇİLSİN”

    Kenanoğlu, tır ve kamyoncuların taleplerini ise şöyle sıraladı:

    • Biz kilometre üzerinden gelir elde etmek istiyoruz. K belgesi verirken taban fiyatı uygulanması vardı, hiçbir zaman uygulanmadı, bunun kontrol edilmesini istiyoruz.
    • C2 belgeli araçların yurt içinde çalışmamasını istiyoruz. Vergi, SGK borçlarının düzenlenerek faizsiz olarak taksitlendirilmesini istiyoruz.
    • Akaryakıtta indirim yapılmasını ve çift ceza uygulamasından vazgeçilmesini istiyoruz.
    • Yanlış kantardan dolayı biz ceza yemek istemiyoruz.
    • Nakliye komisyonculuğu yapan firmaların da bizler kadar denetlenmesini istiyoruz.
    • Yemek, yıkama, lastik tamiri, sanayi işçiliği ve benzeri birçok giderlerimiz var ancak gider olarak gözükmüyor, gider olarak gözükmesini istiyoruz.
    • Yollarda tesis yetersizliğinden dolayı süre uzuyor ve dağ başlarında dinlenmek zorunda kalıyoruz, yeterli dinlenme tesisi istiyoruz.
    • Avrupa standartları belgesi isteyenlerden aynı standartlarla ücret istiyoruz.

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, tır ve kamyon şoförlerine uygulanan bu zulümden vazgeçilmesi çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı. (HABER MERKEZİ)