Etiket: işçi cinayetleri

  • İSİG Meclisi: Son 11 yılda 2 bin 500 genç işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    İSİG Meclisi: Son 11 yılda 2 bin 500 genç işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti

    PİRHA- 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla rapor açıklayan İSİG Meclisi, 11 yılda en az 2 bin 500 genç işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini duyurdu.

    İSİG Meclisi 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında Türkiye’de genç işçilerin durumunu özetleyen raporunu yayımladı. Rapora göre 2013-2024 yılları arasında en az 2 bin 500 genç çalışırken öldü.

    İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda açıkladığı 2013-2024 yılları arasında genç işçi cinayetlerini toplayan raporunu kısa zaman önce Balıkesir’de motokuryelik yaparken bıçaklanarak öldürülen Ata Emre Akman şahsında iş cinayetlerine kurban giden tüm gençlere adadı.

    “AKP DÖNEMİNDE GENÇLER SERMAYE İÇİN UCUZ İŞGÜCÜNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Raporda, özellikle AK Parti hükümeti döneminde gençlerin geleceğinin çalındığı ve sermaye için ucuz işgücüne dönüştürüldüğü vurgulanırken, pandemi döneminde genç işçi ölümlerinde gözlemlenen düşüş, ekonomik zorluklar ve yoksullaştırma politikalarının etkisiyle hızla artmaya başladığı belirtildi.

    2013-2024 yılları arasında, en az 656 genç işçinin inşaat sektöründe, 424’ünün tarım sektöründe ve diğerleri konaklama, taşımacılık, metal, madencilik gibi sektörlerde hayatını kaybettiği belirtiliyor. Genç işçi ölümlerinin nedenleri arasında trafik kazaları, yüksekten düşmeler, ezilmeler, elektrik çarpmaları ve şiddet başı çekiyor.

    Raporda; 18 yaşında 205 genç, 19 yaşında 279 genç, 20 yaşında 288 genç, 21 yaşında 231 genç, 22 yaşında 318 genç, 23 yaşında 350 genç, 24 yaşında 342 genç ve 25 yaşında 487 genç işçinin hayatını kaybettiği yer alıyor.

    Sendikalılık oranlarına bakıldığında, genç işçi ölümlerinin yüzde 96,64’ünün sendikasız işçilerden oluştuğu, sendikalı işçilerin ise daha çok maden ve metal sektörlerinde çalıştığı görülüyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ocak’ta en az 111 işçi hayatını kaybetti!

    Ocak’ta en az 111 işçi hayatını kaybetti!

    PİRHA- Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2022 yılının Ocak ayında en az 111 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

     

    Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2022 yılının Ocak ayında yaşanan iş cinayetlerine dair raporunu açıkladı. Aktarılan bilgilere göre Ocak ayında en az 111 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

    Yapılan açıklamada “Hakları için direnen 3Teks, Corazon, Karpen, Özkaralar, Aliağa Gemi Söküm İşçileri, Migros Depo, Yemek Sepeti, Özkaplan Halı, Farplas, Pas South, Atlantik Halı, Boyar Kimya, Aile Hekimleri, İstanbul Finans Merkezi Şantiyesi, Akkuyu Nükleer Şantiyesi, Hicri Ercili ve adını sayamadığımız Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleşen işçi direnişlerini selamlıyoruz” denildi.

    İş kazalarına dair hazırlanan raporda 111 emekçinin 100’ünün ücretli (işçi ve memur), 11’inin kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştuğu bilgisi verildi.

    En fazla ölüm nedenlerinin trafik/servis kazası, Covid-19, ezilme/göçük, yüksekten düşme, intihar, kalp krizi, şiddet, elektrik çarpması ve nesne düşmesi/çarpması olduğu belirtildi.

    “‘BIRAKINIZ ÖLSÜNLER’ POLİTİKASI EGEMEN OLMUŞ DURUMDA”

    Covid-19’un son iki yıldır “işçi sınıfı hastalığı” olarak yorumlandığına dikkat çeken İSİG Meclisi, “Gelinen noktada neredeyse hiçbir kamusal sağlık önlemi almaksızın toplumun özellikle (yaşlılar, kronik hastalar gibi) kırılgan gruplarını ölüme terk eden, bir günde 250-300 insanın ölmesinin adeta normal sayıldığı bir ‘bırakınız ölsünler’ politikası egemen olmuş durumda. İntiharlar ise geçinemeyen işçilerin banka ve tefecilerden aldıkları borçları geri ödeyememeleri ve yapılan baskılar nedeniyle artıyor” ifadelerini kullandı.

    İSİG Meclisi yaş gruplarına göre ölümleri ise şu şekilde sıraladı:

    “15-17 yaş grubunda 1 işçi,

    18-27 yaş grubunda 15 işçi,

    28-50 yaş grubunda 59 işçi,

    51-64 yaş grubunda 20 işçi,

    65 yaş ve üstü yaş grubunda 8 işçi,

    Ve yaşını bilmediğimiz/öğrenemediğimiz 8 işçi hayatını kaybetti.”

    EN ÇOK ÖLÜMÜN YAŞANDIĞI İL YİNE İSTANBUL!

    İSİG Meclisi raporunda en çok ölümün 14 kişiyle İstanbul’da olduğu belirtilirken diğer iller ise şu şekilde sıralandı:

    “12 ölüm Kocaeli’nde; 8 ölüm İzmir’de; 7 ölüm Denizli’de; 6 ölüm Bursa’da; 4’er ölüm Ankara, Kayseri ve Muğla’da; 3’er ölüm Antalya, Aydın, Çorum, Mersin ve Sakarya’da; 2’şer ölüm Adana, Batman, Çanakkale, Erzurum, Eskişehir, Karabük, Konya, Manisa ve Şanlıurfa’da; 1’er ölüm Adıyaman, Aksaray, Ardahan, Bolu, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Kahramanmaraş, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya, Malatya, Mardin, Siirt, Trabzon, Uşak, Yalova, Kuzey Kıbrıs ve Çin’de meydana geldi.”

    PİRHA/ANKARA

  • İSİG: 2021 yılındaki iş cinayetlerinde en az 2170 işçi hayatını kaybetti

    İSİG: 2021 yılındaki iş cinayetlerinde en az 2170 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 2021 yılında gerçekleşen ve tespit ettiği iş cinayetlerinde en az 2170 işçinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. 

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) elde ettiği ve açıkladığı verilere göre 2021 yılındaki iş cinayetlerinde en az 2170 işçi hayatını kaybetti. İSİG, verilerinin yüzde 65’ini ulusal basından; yüzde 35’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından elde edildiğini belirtti.

    Verilere göre 2021 yılındaki iç cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:

    “Ocak ayında en az 205 işçi, Şubat ayında en az 142 işçi, Mart ayında en az 144 işçi, Nisan ayında en az 258 işçi, Mayıs ayında en az 240 işçi, Haziran ayında en az 180 işçi, Temmuz ayında en az 155 işçi, Ağustos ayında en az 178 işçi, Eylül ayında en az 189 işçi, Ekim ayında en az 167 işçi, Kasım ayında en az 177 işçi ve Aralık ayında en az 135 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.”

    “COVİD-19 NEDENİYLE 625 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ”

    2021 yılındaki iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına bakıldığında 1864 ücretli (işçi ve memur) ve 306 kendi nam ve hesabına çalışanın (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybettiği görüldü.

    Covid-19 nedeniyle 625 işçi; trafik, servis kazası nedeniyle 342 işçi; ezilme, göçük nedeniyle 296 işçi; yüksekten düşme nedeniyle 254 işçi; kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 156 işçi; intihar nedeniyle 98 işçi; zehirlenme, boğulma nedeniyle 77 işçi; elektrik çarpması nedeniyle 74 işçi; şiddet nedeniyle 72 işçi; patlama, yanma nedeniyle 56 işçi; nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 23 işçi; kesilme, kopma nedeniyle 22 işçi; diğer nedenlerden dolayı 75 işçinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

    2021 yılında 165 kadın işçi ile 2005 erkek işçinin hayatını kaybettiği ifade edilirken; yaş gruplarına göre dağılım ise şöyle: 14 yaş ve altı 21 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 41 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 222 işçi, 28-50 yaş arası 1091 işçi, 51-64 yaş arası 544 işçi, 65 yaş ve üstü 143 işçi, yaşı bilinmeyen 108 işçi hayatını kaybetti.

    “2021 YILINDA 94 MÜLTECİ/GÖÇMEN İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    2021 yılında 94 mülteci/göçmen işçinin de yaşamını yitirdiği kaydedildi. Bu işçilerin geldikleri ülkeler ise şöyle sıralandı:

    “42 işçi Suriyeli; 17 işçi Afganistanlı; 7’şer işçi Rusyalı ve Türkmenistanlı; 5 işçi Pakistanlı; 3 işçi Somalili; 2’şer işçi Azerbaycanlı, Gürcistanlı ve İranlı; 1’er işçi Bulgaristanlı, Güney Koreli, Macaristanlı, Moldovyalı, Sırbistanlı, Ugandalı ve Ukraynalı.”

    2021 yılındaki iş cinayetlerinde ölenlerin 122’si (yüzde 5,62) sendikalı işçi, 2048’inin ise (yüzde 94,38) sendikasız olduğu vurgulandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, iş kazaları ve meslek hastalıklarından hayatını kaybedenleri Bakan’a sordu

    Kenanoğlu, iş kazaları ve meslek hastalıklarından hayatını kaybedenleri Bakan’a sordu

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, iş kazaları ve meslek hastalıklarından ölenlerin sayısının her yıl artarak devam ettiğini, yeni bir İSİG yasasının çıkarılması gerektiğini belirtti. 

    Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıklarından ölenlerin sayısı her  yıl artarak devam ediyor. HDP İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, iş kazalarının artmasını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a sordu.

    3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’nü hatırlatan Kenanoğlu, 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’na rağmen Türkiye’de iş kazaları ve iş cinayetlerinin önlenemediğine dikkat çekti. İş kazalarından dolayı hayatının kaybedenlerin her yıl arttığını söyleyen Kenanoğlu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi 2019 verilerine göre en az 1736 çalışan emekçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiğini söyledi.

    “İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ TAMAMEN TİCARİLEŞTİRİLMİŞTİR”

    6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’nın tek başına iş kazaları ve cinayetlerini önlemek için yeterli olmadığını belirten Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Sermayenin talepleri doğrultusunda ortaya çıkan serbestleştirme-özelleştirme, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, esnek/ güvencesiz istihdam biçimleri, çalışma koşullarının ağırlığı, kadın, genç, çocuk emeği sömürüsü ile kayıt dışı istihdam, iş kazaları ve meslek hastalıkları sürekli artmaktadır.

    Yürürlükteki İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası sorumlulukları işverenden çok uzmanlara ve hekimlere yüklemektedir. İşyeri hekimi, mühendis, teknik eleman, hemşire ve diğer sağlık personeline yönelik eğitim hizmetleri dışarıdan satın alma yoluyla ticarileştirilmiştir. İş güvenliği mühendisliği ile teknisyenlik, iş güvenliği uzmanlığı altında bir tutulmaktadır. Bu alanda özel kurumlara yetki tanınmasıyla mühendislik meslek örgütleri devre dışı bırakılmıştır.

    Tam zamanlı iş güvenliği mühendisliği de dışlanarak, uzmanlar işverene bağımlı kılınmış yüzlerce eğitim kurumu ve binlerce OSGB kurulmasıyla İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği tamamen ticarileştirilmiştir. Bütün bunların sonucunda iş kazaları ve ölümlerde sürekli bir artış söz konusudur. Çocuk işçiliği ve mülteci işçilerin sağlıksız koşullarda düşük ücretlerle çalıştırılması da bu alanın sıkıntılı bir sorunu olarak karşımızda durmaktadır.”

    “2019 YILINDA KAÇ İŞ KAZASI MEYDANA GELDİ?”

    21 Mayıs 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “İşyerlerinde İşveren veya İşveren Vekili Tarafından Yürütülecek İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yasasının işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında meslek hastalıklarına, kazalara ve iş cinayetlerine yol açacak düzenlemelerin bulunduğunu belirten Kenanoğlu, Bakan Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    • 2019 yılı içerisinde toplam kaç iş kazası meydana gelmiştir?
    • 2019 verilerine göre meslek hastalığına yakalananların sayısı kaçtır ve bunların kaçı yaşamını yitirmiştir?
    • Asıl sorumluluğun işverende olduğu dikkate alınarak kamusal denetim mekanizmalarının içinde olduğu insan odaklı yeni bir İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yasasının çıkarılmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır?
    • Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi iktidar ve işveren ağırlıklı yapısından çıkarılarak sendikalar, üniversiteler, TMMOB, TTB`nin içerisinde olduğu bir yapı haline getirilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır?
    • Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki 100`den fazla çalışanın bulunduğu sanayi işletmelerinde tam zamanlı iş güvenliği mühendisi çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır?   (HABER MERKEZİ)

    ali-kenanoglu.jpg

  • TMMOB: İş kazaları, meslek hastalıkları kader değildir

    TMMOB: İş kazaları, meslek hastalıkları kader değildir

    PİRHA – Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” nedeniyle iş kazalara dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “İş kazaları, meslek hastalıkları ‘kader’ değildir. İş kazalarının, meslek hastalıklarının ‘işin doğal bir sonucu’ olarak görülmesi, yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır” denildi.

    “EMEKÇİLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ”

    TMMOB Malatya İl Binasında İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Erdal Yavaş tarafından yapılan açıklamada: “Bundan tam 28 yıl önce, 3 Mart 1992 tarihinde, Zonguldak Kozlu Kömür Ocağında meydana gelen grizu patlamasında 263 emekçi hayatını kaybetti. TMMOB, ülkemizdeki iş cinayetlerine dikkat çekebilmek, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin önemini vurgulamak için 3 Mart tarihini, “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir. Kozlu’dan günümüze iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçileri saygıyla anıyoruz” denildi.

    “ARTIK HABER NİTELİĞİ TAŞIMIYOR”

    Aradan geçen yıllar içerisinde emekçilerin iş cinayetinde hayatını kaybetmeye devam ettiğini söyleyen Yavaş, “İş yerlerinde insanlar ölüyor; işverenler ve devlet ölümleri seyrediyor. Önlem almayan işverenlere yaptırım uygulanmıyor, işyerleri yıllardır, işçi sağlığı, iş güvenliği yönünden denetlenmediği gibi, ölümlü iş kazalarının olduğu işyerlerinde, iş kazalarını incelemek üzere bile iş müfettişi görevlendirmiyor. Her gün en az 5 işçinin işyerlerinde iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi artık haber niteliği bile taşımıyor. Hükümet yetkililerinin iş cinayetleri ile ilgisi başsağlığı dilemenin ötesine geçmiyor” dedi.

    SGK VERİLERİ

    İş kazasında hayatını kaybeden işçilerle ilgili verileri açıklayan Yavaş, şunları kaydetti:

    “Ülkemizde iş kazası ve meslek hastalıklarına ilişkin istatistikler SGK tarafından tutularak kamuoyu ile paylaşılmaktadır. En son 2017 yılına ilişkin veriler açıklanmıştır. 2020 yılı Mart ayına gelinmiş olmasına rağmen 2018 ve 2019 yıllarına ait veriler kamuoyu ile paylaşılmamıştır. SGK tarafından 2017 yılına kadar açıklanan istatistiklere göre; 2012 yılında 74.871 kazada 744 emekçi; 2013 yılında 191.389 kazada 1.360 emekçi; 2014 yılında 221.336 kazada 1.626 emekçi; 2015 yılında 241.547 kazada 1.252 emekçi; 2016 yılında 286.068 kazada 1.405 emekçi; 2017 yılında 359.766 kazada 1.636 emekçi hayatını kaybetmiştir.”

    ÖLÜM ORANLARI ARTTI

    İş kazalarında ölüm oranının arttığını belirten Yavaş, “İş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2017 yılında bir önceki yıla göre iş kazası sayısı %25 oranında, iş kazaları sonucu ölüm % 16 oranında artmıştır. 2017 yılına kadar açıklanan rakamların seyrine baktığımızda henüz açıklanmamış 2018 ve 2019 verileri korku uyandırmaktadır. Bu verilerin SGK tarafından açıklanamamasının sebebi nedir? Ülkemizde emekçilerinin hayatlarının önleyici çalışmalardan daha ucuz olduğu kamuoyundan gizlenmek mi istenmektedir? Bir kez daha Sosyal Güvenlik Kurumu’nu göreve, emekçilerin hayatını ilgilendiren bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyoruz! 2012 yılında, “iş sağlığı güvenliğinde devrim” söylemleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu çıkartıldı. 2012 yılından bu yana iş kazaları ve ölümlerde azalma bir yana, hem kaza sayısı hem de ölümler arttı. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası’nda ” işyerlerinde iş sağlığı güvenliğinin sağlanması işveren yükümlülüğündedir” denilmesine rağmen, uygulamada iş sağlığı güvenliği hizmetleri hem piyasalaştırıldı hem de sorumluluk iş güvenliği uzmanlarının omzuna yüklendi. Her kazadan sonra mutlaka iş güvenliği uzmanları gözaltına alındı, hatta tutuklandı. Oysa 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 8. Maddesinde de belirtildiği üzere, iş güvenliği uzmanlığı hizmeti “İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak”; yine Kanunun 6. Maddesi gerekçesinde belirtildiği üzere de işverene “profesyonel yardım” kapsamındadır. Bu hükümlere rağmen ikincil mevzuatta iş güvenliği uzmanının görev kapsamını rehberlik dışında değerlendiren hükümler değiştirilmelidir. İş güvenliği uzmanları işverenin yapmadığı veya yapamadığı çalışmaların takipçisi ve sorumlusu olmamalıdır.” dedi.

    “EKONOMİK YAŞAM İYİLEŞTİRİLMELİDİR”

    Yavaş açıklamalarının devamında; “Bu anlayışla, iş güvenliği uzmanları ve meslektaşlarımızın iş yeri kaynaklı kazalara meslek ve hastalıklarına yakalanmadığını, etkilenmediğini düşünmek, kamuoyuna böyle yansımasına sebep olmak akıl dışıdır. İşverenin ihmali, devletin üzerine düşeni yapmaması nedeniyle, uzmanlar ve meslektaşlarımız da tüm emekçilerle aynı kaderi paylaşmaktadır. Sadece bu yıl basına yansıyan haberlerde meslektaşlarımızın yüksekten düşme, elektrik çarpması, yük altında kalma, iş makinesi altına kalma, mekanik arızalar sebebiyle yaşamlarını kaybettiklerini, sakat kaldıklarını görmekteyiz. Bu nedenle, çalışma yaşamı düzenleyen yasa yalnızca 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndan ibaret sayılmamalıdır. Çalışma yaşamı, başta 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olmak üzere birçok yasa ile biçimlendirilmektedir. 2003 yılında yürürlüğe konulan 4857 sayılı yasa ile çalışma yaşamı tamamen esnekleştirilmiş, işlerin alt işveren/taşerona yaptırılması olağan çalışma biçimi olmuştur. 4857 Sayılı İş Kanunu’nda yer alan “telafi çalışması”, “denkleştirme”, “çağrı üzerine çalışma”, “kısmi süreli çalışma”, “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” başta olmak üzere kuralsız çalışma koşulları olduğu sürece işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki düzenlemeler bir anlam ifade etmeyecektir. “İstihdam büroları” ile de iş ilişkileri tamamen “bırakın yapsınlar” “bırakın geçsinler” anlayışına dönülmüş, tüm bunların sonucunda örgütsüzlük artmıştır. İş cinayetlerinin artmasında 4857 sayılı yasa ile getirilen esnek çalışma biçimlerinin önemli bir payı olmuştur. Dolayısı ile asıl üzerinde durulması gereken mevzuat bu olmalıdır. İş kazaları, meslek hastalıkları ‘kader’ değildir. İş kazalarını, meslek hastalıklarını ‘işin doğal bir sonucu’ olarak görülmesi, yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır. İş güvencesi ile işçi sağlığı ve iş güvenliğinin birbirini tamamladığı gerçeğinden hareketle, tüm çalışanlar insana yakışır ‘norm ve standartta’ bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalıdır. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmeli, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır. Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalı, çalışanların sosyal ve ekonomik yaşamları iyileştirilmelidir.” dedi.

    Mehmet YALMAN/MALATYA