Etiket: işçi mitingi

  • İşçi örgütleri, hayat pahalılığı ve savaş politikalarına karşı ‘Topyekûn direniş’ dedi! -VİDEO

    İşçi örgütleri, hayat pahalılığı ve savaş politikalarına karşı ‘Topyekûn direniş’ dedi! -VİDEO

    PİRHA – Sol-sosyalist parti ve işçi örgütleri, ekonomik kriz ve savaş politikalarına karşı İstanbul’da miting yaptı. Okunan açıklamada“gündüzlerinde sömürülmediğimiz ve gecelerinde at yatmadığımız bir ülkeyi kurmak için, gerçek çözüm olan sosyalizm için ileri atılmak gerek” denildi.

    İşçi, öğrenci ve emekliler, “Hayat pahalılığına, savaş politikalarına karşı topyekün direnişi büyütelim” çağrısı ile Kartal Meydanı’nda miting düzenledi.
    Eylemin yapıldığı alana “Topyekün saldırılara karşı topyekün direnişi büyütelim” pankartı asılırken “Birleşe birleşe kazanacağız. Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği. ” sloganları atıldı.

    Yapılan eyleme, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu,Birleşik İşçi Hareketi, Dostluk ve Kültür Derneği, Devrimci Partili İşçiler, İşçi Birlikleri Sendikası, İşçinin Kendi Partisi, Kaldıraç Hareketi, Köz, Partizan, Proleter devrimci Duruş ve Yeni Dünya İçin Çağrı örgütleri destek verdi.

    “PATRONLARIN NASIL ZENGİNLEŞTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ”

    Kutay Soybil‘in okuduğu ortak basın metninde işçi ve emekçilerin yaşadığı ekonomik krize vurgu yapıldı. İşçilerin maaşlarından kesilen vergilerin yüzde 124’ü bulduğunu söyleyen Soybil, şu açıklamayı yaptı:

    “‘bin kez korkuya boğdular zamanı / bin kez ölümlediler / yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.’ diyerek şairin sözleriyle başlayacağım.
    Az sonra bu kürsüyü direnenlere bırakacağız. Burjuva basında yer bulamayan, her sözleri, eylemleri büyük bir karanlıkta bırakılmak istenenler, gün doğmadan yola çıkıp karanlıkta evine dönenler konuşacak, yine onlar dinleyecek. Çünkü biz birbirimizi dinledikçe ve birbirimizden öğrendikçe, birleştikçe güçleneceğiz, kazanacağız.

    Mitingimizin başlığını ‘düşük ücretlere, hayat pahalılığına, vergi soygununa ve savaş politikalarına karşı topyekûn direnişi büyütelim’ koyduk.
    Düşük ücretler ve hayat pahalılığı konusunu bugün bu alana gelen herkes her gün kat be kat yaşayarak biliyor. Artık garsonların bahşişlerinden asgari ücrete, kıdem tazminatımızdan sendikal haklarımıza her şeye göz dikmesiyle bilinen OVP’yle her geçen gün saldırılar da artıyor, bunun sebeplerini biraz açalım. Vergi soygunu diyoruz; Dünyanın en fazla kâr eden 250 inşaat firmasının 43’ü ülkemizden ve bunların 20’si geçtiğimiz yıl tek bir kuruş vergi vermedi. Birçok işkolundan işçiler burada, kendi emeklerini sömürerek patronların nasıl zenginleştiğini görüyor. Mesela bu zenginliğini herkesin bildiği Koç’un Ford Otosan’ının kazandığı gelirden verdiği vergi oranı yüzde 5.5, Otokar’ın yüzde 1.2 oldu. 2 trilyon 210 milyar TL, işte geçtiğimiz yıl devletin patronlardan “affedip” almadığı vergi bu, 176.800 emeklinin maaşı ediyor.

    Peki biz işçiler, emekçiler? Bizim ücret ve maaşlarımızdan kesilen vergiler ise yüzde 124 arttı. Biz işte sermayenin bu soygun saldırısına karşı direnişi büyütelim diyoruz.

    İnsanca bir yaşam diyoruz; hepimiz ay başında kiralarımızı zar zor ödedik. Barınma, eğitim, sağlık, doğalgaz, elektrik, ulaşım en temel insan haklarıdır bunlar. Biz bunların insani ihtiyaç kadarının ücretsiz olması için mücadeleyi büyütelim diyoruz. Bu gerçekleşemez bir hedef mi dediniz? Mesela Cengiz Holding’in 3. Havaalanındaki işletmelerinin kiralarının borçları 2043’e ertelendi, o zaman da alınacak mı meçhul. Yani ‘milletin anasını bellemekle’ ünlenen Cengiz, kira vermese olabiliyor, işte biz bu düzene karşı hakkımız olanı almak için bir araya gelelim diyoruz.”

    “HANGİ VATANIN SAVUNMASI?”

    Yapılan açıklamada, işçi ve kamu sendikalarına da eleştiri yöneltildi. İşçilerin, disiplinli mücadele içerisinde olması gerektiğine dikkat çekilerek şöyle devam edildi:

    “Savaş politikalarından işçi-emekçilere ölüm ve sömürü dışında bir şey çıkmaz diyoruz; daha geçtiğimiz hafta kredi kartı limiti 100 bin üstü olan herkesten 750 lira ‘savunma sanayii’ne haraç kesmeyi tartıştılar. Ne için kullanacaklar bu parayı? Neyi savunacaklar? NATO üyesi, emperyalistlerle işbirliği yapanlar Libya’dan Suriye’ye, Kürdistan’dan Irak’a her yeri kan gölüne çeviren katillerin suç ortağı olan bu ülkenin egemenleri bize hangi vatanın savunmasından bahsediyor? Bu ülkenin yönetenleri, iktidarıyla bütün tezkereleri onaylayan burjuva muhalefetiyle savaşı yaymaya çalışırken, halkların üstüne bombalar yağdırırken biz işçilerin aklında olması gereken şudur ‘onların vatan dedikleri Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topudur, onların vatan dedikleri çiftlikleri, kasaları ve çek defterleridir, onların vatan dedikleri fabrikalarınızda al kanımızı içmektir.’ Bu savaşlardan zenginleşen yine onlardır, tıpkı bizim her gün ürettiğimiz tüm zenginliğe çöküp bize kırıntılarını vermeleri gibi bu savaşlardan bize düşen de yalnızca ölüm ve sömürü olacaktır. Mesela İsrail Merkezi İstatistik Bürosu resmi verilerine göre 2024 Haziran-Temmuz-Ağustos Türkiye’den İsrail’e toplam ticaret: 227,4 milyon $. Güya ticareti yasaklamışlardı değil mi? İşte size soykırımın destekçileri. Sermaye sınıfı ve bu ülkenin yönetenleri biz işçilerin ürettiği çimentoyla, petrolle, soykırımcı İsrail’i besliyor. Biz işçi sınıfı da direnen Filistin halkının yanında olmak için tıpkı Filistinli sendikacıların çağrısına uyarak bu üretimi durdurmalı, sevkiyatları engellemeliyiz. Savaş politikalarını durduracak tek güç işçilerin birliği, halkların kardeşliği şiarıyla örgütlenmemizi büyütmekten geçiyor.
    Bize bugün reva görülen baştan aşağıya çürümüş bir sistemde hayatta kalmaya çalışmaktır. Rant için, kar için, madenler için doğayı talan edenler, madenlere bizleri gömüp üzerimize toprak atanlar bizden bunu kabul etmemizi istemektedir.

    Kadınların sokaklarda kafaları kesilirken, kadınlar her gün ‘aile’ adı altında şiddete, tacize, tecavüze uğrarken bu çürümüşlüğe ses çıkartmamızı istemektedirler.

    Bir çocuk kayboluyor tüm devlet bütün güçleri ile arıyor da günler sonra cansız bedenini buluyor. Bu yalana bu pervasızlığa inanmamızı bekliyorlar. Söyleyelim, bir köyde bir çocuğu bulamayacaksanız bırakın biz yönetelim.
    Bu sistem, yeni doğan bebekleri öldürüp üzerlerinden para kazanmayı insan aklına sokan bir pisliktir.
    Bu çürümenin içerisinde sessiz kalarak, sadece küfrederek, ağlayarak insan kalmak mümkün değildir. Bizim yaşamamız için bu düzenin baştan aşağı yıkılıp, bu sefer biz işçiler, kadınlar, halklar, öğrenciler tarafından yeniden kurulması gereklidir.
    Bunlar sermaye sınıfının yaptıklarıdır. Peki biz ne yapıyoruz?”

    “YOKSULLUĞU TARİHE GÖMECEK OLAN SOSYALİZMDİR, İŞÇİ SINIFIDIR”

    “Hayır! Güya koskoca konfederasyonların bürokratlarının işçi sınıfını uyutmak için hamasî nutuklarını, göstermelik eylemlerini kastetmiyoruz çıkış yolu için.
    Bebelerimizi 8 bin lira için katledenlere karşı, üç otuz paraya bizi açlığa mahkûm edenlere karşı, sendika istediğimiz için kapı önüne koyanlara karşı, kadın cinayetleriyle üçer beşer öldürenlere karşı, geleceksizliği dayatanlara karşı, doğamızı yağmalayanlara karşı… Ne yapıyoruz ve ne yapmalıyız?
    Bugün bu alanı dolduranların her biri direnişin bir ucundan tutuyor. İçinden geçtiğimiz bugünlerde As Plastik’ten Polonez’e, kadınlardan öğrencilere yanan her bir çoban ateşi yarınlarımıza ışık oluyor.
    Bize gerek olan şudur, şimdi bu çoban ateşlerini harlamak için direnişleri birleştirmek. Bir yangına çevirmek sermayeyi küle çevirmek için ‘genel grev genel direnişi’ de kapsayan bir mücadele hattı, topyekûn direnişi büyütmek gerek.
    İşçilerin, emekçilerin, öğrencilerin, kadınların, halkların, savaşlarda katledilmediği, emeğinin sömürülmediği, aşağılanmadığı, açlık ve yoksulluğu tarihe gömecek olan sosyalizmdir, işçi sınıfının iktidarıdır.

    Bize şimdi ‘gündüzlerinde sömürülmediğimiz ve gecelerinde at yatmadığımız’ bir ülkeyi kurmak için, gerçek çözüm olan sosyalizm için ileri atılmak gerek.
    İşçilerin disiplinli direnişi, öğrencilerin bir hışımla patlayan isyanları, kadınların cüreti, halkların boyun eğdirilemeyen iradesi bunu başaracak gücü barındırıyor. Gücümüzü örgütleyelim, direnişi büyütelim kazanalım!
    İşçi sınıfı ya devrimcidir her şeydir ya değildir hiçbir şeydir! Bizleri kurtaracak olan kendi kollarımızdır! Yaşasın devrim ve sosyalizm.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da bir araya gelen işçilerden ‘Sermaye sınıfına karşı mücadele’ çağrısı!-VİDEO

    İstanbul’da bir araya gelen işçilerden ‘Sermaye sınıfına karşı mücadele’ çağrısı!-VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da İşçi Emekçi Mitingi’nde bir araya gelen yurttaşlar, yaşadıkları sorunların ortadan kaldırılması için taleplerini açıkladı. “Sermaye sınıfına karşı mücadeleye” çağrısı yapan işçi örgütleri, taleplerini de sıraladı.

    Hakları için direnen Sinbo, Carrefour, SML Etiket, Bayrampaşa ve Bakırköy belediyeleri, Tur Assist ile Alba Plastik işçilerinin çağrısıyla bir araya gelen 41 siyasi parti, sivil toplum örgütü ve işçi sendikası, Kartal Meydanı’nda “İşçi Emekçi Mitingi” düzenledi.

    Yağışlı havaya rağmen bir araya gelen işçiler, “Emeğimiz ve özgürlüğümüz için birlik olalım mücadele edelim”, “Sermaye düzenini tarihin çöplüğüne süpüreceğiz”, “Biz bu oyunu bozarız” pankartları taşıdı.

    Miting Düzenleme Kurulu’ndan Tamer Doğan ve Nazlı Şen, hazırlanan ortak metni okudu. Pandemi ve krizin faturasının işçi ve emekçilere kesildiğini ifade eden Şen, “Sermaye sahipleri bu dönemde karlarına kar kattılar” dedi. Pandemi döneminde günde ortalama 500 işçinin Kod 29’la işten atıldığını aktaran Şen, “Kod 29’a karşı verilen mücadeleler sonucunda Kod 29’u kaldırmak zorunda kaldılar. Ancak farklı kodlar vererek Madde 25/2’yle işten atmalar devam ediyor” dedi.

    “HERKESE İŞ VE GELİR GÜVENCESİ SAĞLANSIN”

    Nazlı Şen, iş cinayetlerinin arttığını ve gençlerin gelecek kaygısı yaşadığına da vurgu yaptı. “İnsanca yaşamaya yetecek ücretin çok altında olan asgari ücret genel ücret haline getiriliyor” diyen Şen, şu açıklamayı yaptı:

    “Ücretsiz izin gibi uygulamalarla güvencesiz çalışma, genel çalışma biçimi haline getiriliyor. Türkiyeli işçilere kölece çalışma koşullarını kabul ettirmek için patronların elinde silaha dönüşen mülteci işçiler en ağır sömürü koşullarına maruz kalıyor. Bu sömürü düzenini yaratan sermaye sınıfına karşı mücadeleye.

    Madde 25/2 (Kod 29) kaldırılsın. Herkese iş ve gelir güvencesi sağlansın. Taşeron çalışmak yasaklansın. İş yerlerinde taciz, baskı, mobbing son bulsun. KHK’lar iptal edilsin. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın.”

    “BU DÜZENİN ADALETSİZLİĞİNDEN BIKTIK!”

    Yapılan ortak basın açıklamasının ardından kağıt toplayıcıları da söz aldı. “Kirin, pasın, pis kokuların, çöplerin arasından ekmeğini onuruyla kazananlar olarak, aranızdayız” diyen kağıt toplayıcıları, şu açıklamayı yaptı:

    “Artık yapacak başka bir işi olmayanların yaptığı işi meslek edinenler olarak buradayız. Sağlığımızı, yaşamımızı tehlikeye atarak, yeni bir gelecek hayalini aradığımız çöplere göz koydu sermayedarlar ve onun koruyucusu devletimiz.

    İstanbul Valiliği Ağustos ayında Bahçelievler’den başlayarak, Bakırköy, Ümraniye ve Ataşehir’de yüzlerce polis, özel harekat ve zabıtalarla geri dönüşüm depolarımıza baskın düzenledi. Bütün malzemelerimiz, çekçeklerimiz ve mallarımız yağmalanarak götürüldü. Topladığımız malları çok ucuza kendilerine yakın şirketlere peşkeş çektiğinizi de biliyoruz.

    Yandaş şirketlerin yüzlerce milyonluk vergi borcunu silenler, günde 100 lirayı zor kazandığımız çekçeklerimize göz dikti. Biz de bu ülkede yaşıyor, üretiyor, dönüştürüyoruz. Ülkenin zenginliklerinden payımıza düşeni istiyoruz.

    Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bu düzenin adaletsizliğinden bıktık! Her gün çekçeklerimiz alınarak, çalışma hakkı tanınmayarak açlığa, sefalete ve yoksulluğa sürükleniyoruz.

    Yüz binlerce insanın ekmek yediği atık toplayıcısı geri dönüşüm emekçilerinin talepleri var:

    Başta İstanbul Valiliği, geri dönüşüm emekçilerini çalışamaz hale getiren kararını geri çekmeli,

    Tutuklanan arkadaşlarımız serbest bırakılmalı

    Çalışma yaşamımız güvenceli hale getirilmeli,

    Kent ve doğa yaşamını koruyan ekolojik bir geri dönüşüm çalışma koşullarının yaratılmasını istiyoruz.”

    “ERKEKLERLE AYNI İŞİ YAPSAK DA EK GELİR OLARAK GÖRÜLÜYORUZ”

    SML Etiket işçileri de mitingde söz alarak şu açıklamayı yaptı:

    “Bizler SML Etiket önünde 136 gün keyfi işten atmalara, sendika düşmanlığına, kadın işçilere yönelik baskı, taciz, mobbinge karşı direndik, mücadele ettik.

    Biz kadınların emeği, alınteri sömürülüyor. Özellikle pandemi sürecinde bizlerin karşı karşıya kaldığı, kölece çalışma koşulları artış gösterdi. Üzerimizdeki ev işleri, çocuk-yaşlı-hasta bakımı gibi sorumluluklar arttı.

    Sermaye iktidarı kadınların çalışmasını lütuf olarak göstermeye çalışıyor. Kadın istihdamını arttırmakla övünebiliyorlar. Bizler erkeklerle aynı işi yapsak da hala ek gelir olarak görülüyoruz. Patronlar, iktidarın kadın düşmanı politikalarından aldıkları güçle bizleri sindirmeye, daha düşük ücretlere mahkum etmeye çalışıyorlar.

    Biz kadınlar işyerlerinde, fabrikalarda, sokakta mücadelenin her alanında olmayız. Nasıl ki İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı sokaklara çıktıysak çifte sömürüye, işyerlerinde karşı karşıya kaldığımız taciz, baskı, mobbinge karşı da sokaklara çıkmalı, mücadele etmeliyiz. İşyerlerimizde komitelerimizi kurmalı, kadın işçilere yönelik saldırılara karşı taleplerimiz için birlik olmalıyız.

    Önümüzde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü var. 25 Kasım’da kadın cinayetlerine, kadına yönelik şiddete, işyerlerinde karşı karşıya kaldığımız taciz, baskı, mobbinge karşı en güçlü şekilde sokaklarda olacağız.

    Bizler kadın işçiler olarak mücadelenin en ön saflarında yer almayız. Şimdiye kadar kazandığımız bütün hakları mücadele ederek kazandık. Bundan sonra da hem kazanılmış haklarımızı korumak hem de yeni haklar kazanmak için örgütlenmek, mücadele etmek biz işçi kadınların tek seçeneği.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mağaza market işçilerinden, İşçi Emekçi Mitingi’ne çağrı-VİDEO

    Mağaza market işçilerinden, İşçi Emekçi Mitingi’ne çağrı-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’nin dört bir yanından işçiler, 24 Ekim’de İstanbul’da İşçi Emekçi Mitingi’nde buluşacak. PİRHA’ya konuşan Mağaza Market Sendikası’nın Örgütlenme Koordinasyon üyesi Doğancan Aras, “Bu mitingte işçiler, bütün emek verenlere ve topluma hem de yönetenlere seslerini yükseltecekler” dedi. Aras, tüm işçileri mitinge çağırarak, “Bir arkadaşınızı da kolunuza takarak mitinge gelin” dedi. 

    Türkiye’nin dört bir yanından İstanbul’a gelecek işçiler, Kartal Meydanı’nda 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’te İşçi Emekçi Mitingi yapacak.

    Birçok sendika ve direnişçi işçinin katılacağı miting için yoğun hazırlıklar sürüyor. Katılımcı sendikalardan Mağaza Market Sendikası’nın Örgütlenme Koordinasyon üyesi Doğancan Aras, PİRHA‘ya konuştu.

    38 kurum ile birlikte gerçekleştirecekleri mitingin detaylarını paylaşan Aras, “İşçiler, emekçiler üretiyorlar. Ancak bu üretimin karşılığı bir kriz faturası ve geleceksizlik oluyor. Ülkede öğrenciler üniversite kazanıyor ama okumak için barınacak ev dahi bulamıyorlar” dedi.

    Aras, mevcut iktidarın yurt yaptığını söylediğini hatırlatarak, aynı zamanda kadınların da bu sistem içerisinde çalışma koşullarının ağırlaştığını belirtti.

    Aras, “Onların sesini duyurabileceği bir kürsü oluşturacağız. Bu mitingte işçiler, bütün emek verenlere ve topluma hem de yönetenlere seslerini yükseltecekler. Her sektörden örgütlenmeye çalışan, sendikal mücadele veren kurumların, marketlerde, tekstillerde, ofislerde ve her yerdeki işçilerin katılabileceği bir miting olacak” ifadelerini kullandı.

    Aras, güvencesiz koşullarda çalıştığını düşünen tüm işçileri mitinge çağırarak, “Bir arkadaşınızı da kolunuza takarak mitinge gelin” dedi.

    Mağaza Market Sendikası Nedir? Kimler Katılabilir?

    Zincir marketlerde çalışma koşulları asgari ölçülerin altında. Uzun iş saatleri ve molasız çalışma dahil pek çok işçi hakkı yok sayılıyor. Sendika da bu amaçla kurulmuş.

    Aras şöyle aktardı:

    “Bizler market sektöründe yaşanan hak gasplarına ses getirdik. Bu sektörde çalışanlar da sendikamıza yoğun ilgi gösterdi. Bu mitingte de market işçilerinin bulunmasını çok önemsiyoruz. Sendika olarak her türlü sıkıntının üstesinden gelmeye çalıştık. Ancak hak gaspları bütün toplumun önünde yaşanıyor.”

    İlgili makamların da çalışma koşullarından haberdar olduğunu belirten Aras, konuya kulak verilmesini beklediklerini, gaspların yanı sıra market sektöründe yoğun bir rekabetin de olduğunu dile getirdi.

    “İŞÇİLERE FAZLA SORUMLULUK VE MESAİ KALIYOR”

    Her market patronunun ülke çapında genişlemeye çalışırken, daha fazla işçi almadığını böylece işçilere daha fazla sorumluluk ve mesai kaldığını vurguladı.

    Mağaza Market Sendikası’nın Örgütlenme Koordinasyon üyesi Doğancan Aras, “Yapılan kasa açıkları dahil personellere kalıyor. Bunları dile getirmenin en büyük yolu ve yöntemi Market-Sen ile birlikte Kartal’da işçi- emekçi mitingine katılmasıyla olacak.” dedi.

    İşçilerin talepleri şöyle:

    • Madde 25/2 (Kod 29) Kaldırılsın!
    • Herkese İş ve Gelir Güvencesi Sağlansın!
    • Taşeron Çalışmak Yasaklansın!
    • İş Yerlerinde Taciz, Baskı, Mobbing Son Bulsun!
    • KHK’lar İptal Edilsin!
    • Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

    Helin YILMAZ / ISTANBUL

     

     

     

     

     

     

  • ‘Milyonlarca işçi ve emekçi pandemi sürecinde daha da yoksullaştı’-VİDEO

    ‘Milyonlarca işçi ve emekçi pandemi sürecinde daha da yoksullaştı’-VİDEO

    PİRHA-“Emeğimiz ve özgürlüğümüz için işçi mitingi” sloganıyla 24 Ekim Pazar günü, saat 15.00’da, Kartal Meydanı’nda yapılacak miting öncesi Şişli Cevahir AVM önünde açıklama yapıldı. Milyonlarca işçi ve emekçi pandemi sürecinde giderek daha da yoksullaştığı belirtilen açıklamada, “AKP-MHP iktidarı pandemi döneminde sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda bir dizi saldırıyı devreye soktu. İşçi ve emekçiler geleceksizliğe itilirken sermaye sahipleri bu dönemde kârlarına kâr kattı” denildi.

    Pandemi dönemi başladığından beri Madde 25/2’den farklı farklı kodlarla atılan, sendikalaşması engellenen, artan enflasyonla birlikte gittikçe daha düşük ücretlerde çalışmak zorunda bırakılan işçiler miting çağrısı yapıyor.

    “Emeğimiz ve özgürlüğümüz için işçi mitingi” sloganıyla 24 Ekim Pazar günü, saat 15.00’da, Kartal Meydanı’nda yapılacak miting öncesi Şişli Cevahir AVM önünde açıklama yapıldı. Açıklamayı Simbo işçisi Dilbent Türker okudu.

    Milyonlarca işçi ve emekçi pandemi sürecinde giderek daha da yoksullaştı, işsiz kaldı ve güvencesiz çalışmaya itildiğini vurgulayan Türker, “AKP-MHP iktidarı pandemi döneminde sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda bir dizi saldırıyı devreye soktu. İşçi ve emekçiler geleceksizliğe itilirken sermaye sahipleri bu dönemde kârlarına kâr kattı. “İşten atmak yasaklandı” dendi, pandemi sürecinde milyonlarca kişi ya ücretsiz izne çıkarıldı ya da Madde 25/2 ile (Kod 29) işten atıldı. Pandemi sürecinde Kod 29’la işten atılanların oranı %70 arttı. 15 Temmuz sonrasında nasıl ki yüz binlerce kamu emekçisi haksız ve hukuksuz bir şekilde KHK’larla işten atılıp fişlenip tüm hakları elinden alındıysa Kod 29 saldırısıyla da aynısı, pandemi sürecinde binlerce işçi ve emekçiye yapıldı. Kod 29’a karşı yükselen mücadeleyle “Kod 29’u kaldırdık” demek zorunda kaldılar. Ancak farklı kodlar vererek Madde 25/2’yle işten atmalar devam etti. İşten atma yasağının bitmesiyle pek çok iş yerinde toplu işten atmalar başladı. TÜİK işsizlik oranlarının düştüğünü iddia ederken gerçekte işsizlik oranı üç yılda 11 puan arttı” dedi.

     “İŞSİZLİK VE GELECEK KAYGISI SEBEBİYLE İNTİHARLAR ARTTI”

    Yeterli denetim yapılmadığı, önlem alınmadığı için başta inşaat sektöründe olmak üzere iş cinayetleri hız kesmeden devam ettiğini belirten Türker, “İşsizlik ve gelecek kaygısı sebebiyle intiharlar arttı. Gelecek kaygısı yaşayan kesimlerin başında gelen gençler; işsizlik, iş olduğunda da düşük ücretler dayatmasıyla boğuştu. Diğer yandan EYT’lilerin yaşadığı hak gaspları pandemi sürecinde devam etti. İş yerlerinde çalışma koşulları her geçen gün kötüleşirken en basit korona önlemleri dahi alınmadı. Diğer yandan yükselen enflasyon karşısında ücretler eridi. Temel tüketim maddelerine, faturalara, ev kiralarına gelen zamlar karşısında düşük ücretler dayatıldı. Ücretsiz izin gibi uygulamalarla güvencesiz çalışma, genel çalışma biçimi haline getirildi. Belirli süreli iş sözleşmesi ve İŞKUR üzerinden işe alımlar arttı. “Kamuda çalışan taşeron işçilere kadro müjdesi” diyerek sözde kadroya alınan işçilerin hakları gasp edildi, düşük ücretlerle yaşamaya mahkûm edildi” diye belirtti.

    “HAK GASPLARI KARŞISINDA SENDİKALAŞMA ARTIŞ GÖSTERDİ”

    Pandeminin en ağır faturası kadın işçi ve emekçilere kesildiğini söyleyen Türker, “Pandemi sürecinde ev içi yükleri artan kadınlar işyerlerinde de en fazla hak gasbına uğrayan kesim oldu. İlk olarak kapının önüne yine kadın işçiler konuldu. Diğer yandan işyerlerinde kadın işçilere yönelik taciz, mobbing, şiddet gibi olaylar da pandemi sürecinde arttı. Kadınlar bu tarz uygulamalarla yıldırılmaya ve ağır çalışma koşullarını kabul etmeye zorlandı. Pandemi sürecinde artan hak gaspları karşısında sendikalaşma eğilimi artış gösterdi. Ancak anayasal bir hak olan sendikalı olma hakkı pek çok iş yerinde engellendi. Buna rağmen işçiler “sendikalı olma hakkına” dört elle sarılmaya devam ediyor. Sermaye iktidarı pandemi sürecinde saldırılarını artırırken bu saldırılara direnenler de var. Kod 29’a, keyfi işten atmalara, hak gasplarına, sendikal faaliyetin engellenmesine, kölece çalışma koşullarına, kadın işçilere yönelik tacize-mobbinge karşı pek çok yerde işçiler direnişte. Emeğimiz için, ekmeğimiz için, özgürlüğümüz için, geleceğimiz için 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’da Kartal Meydanı’ndayız. İşçilerin kürsüsünü kuracağımız mitingimize tüm işçi ve emekçileri, emekten yana olan tüm kurumları, sendikaları ve işçi örgütlerini davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL