Etiket: işçi sınıfı

  • 15-16 Haziran direnişi 52. yılında

    15-16 Haziran direnişi 52. yılında

    PİRHA- Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 52 yıl geçti. 

    Türkiye işçi sınıfı açısından tarihi bir öneme sahip olan “15-16 Haziran İşçi Direnişi” 52’inci yıldönümünde.

    1967 yılında kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve bazı bağımsız sendikalar işçi sınıfı içinde hızla örgütlenmeye ve ilgi odağı olmaya başlamıştı.

    1967 yılında sınıf sendikacılığını savundukları için Türk-İş’ten ihraç edilen sendikalıların Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurulmasıyla direnişinin ilk kıvılcımı yakıldı. DİSK çatısı altında örgütlenen işçilerin eylemi o dönem gittikçe büyüdü.

    1970’te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ortak imzasıyla kabul edilirken, yasa11 Haziran 1970’te onaylandı.

    POLİS KURŞUNUYLA 200 KİŞİ YARALANDI, 3 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan yasanın onaylanması büyük tepkiyle karşılandı. Belki de Türkiye tarihinin en büyük işçi direnişinin fitili ateşlenmiş oldu.

    15 Haziran 1970’de 115 işyeri ve yaklaşık 75 bin işçiyle başlayan işçi direnişi, bir gün sonrasında 168 fabrikayı ve 150 bine yakın işçiye ulaştı.

    İstanbul merkezli direniş kısa bir sürede Kocaeli’nin tamamına yayıldı. Türk-İş’in örgütlü olduğu birçok fabrikadan da direnişe katılım oldu. 15 Haziran’da İstanbul ve Kocaeli’nde fabrikalar durdu. Her tarafta işçiler çeşitli yürüyüşler ve mitingler düzenleyerek, kent merkezlerine doğru yürüyüşler gerçekleştirdi. 16 Haziran’da polis işçilere müdahale etti. Polisin açtığı ateş sonucunda 2 işçi ve bir esnaf yaşamını yitirdi, 200 kişi de yaralandı.

    Eylemler devam ettiği sırada ülkede sıkıyönetim ilan edildi ve DİSK Kurucu Başkanı Kemal Türkler başta olmak üzere birçok sendikacı tutuklandı.

    Meclis’ten geçen yasa Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. Bunun üzerine yasa 9 Şubat 1972 tarihinde iptal edildi.

    DİSK kapatılırken birçok yöneticisi ve birçok işçi önderi tutuklanarak cezaevlerine konuldu. Sendikal örgütlenmeyi daha da zorlaştıracak işyeri barajı, il barajı, bölge ve ülke barajları konuldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD Ankara Şubesi: Direnen tüm emekçilerin gönüllü avukatlığını üstlenmeye hazırız -VİDEO

    ÇHD Ankara Şubesi: Direnen tüm emekçilerin gönüllü avukatlığını üstlenmeye hazırız -VİDEO

    PİRHA- Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi, Türkiye genelini saran işçi direnişlerine dair açıklama yaparak, “2022 yılı başından bu yana coğrafyanın dört bir yanında işçi ve emekçilerin, her gün derinleşen açlık ve sefalet koşullarına karşı isyan bayrağını kaldırdığını görüyoruz. Direnen tüm işçi ve emekçilerin gönüllü avukatlığını üstlenmeye hazırız” dedi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi, Türkiye genelini saran işçi direnişlerine dair açıklama yaptı. Açıklamanın yapıldığı salona ‘İşçi sınıfının fiili meşru mücadelesinin gönüllü avukatlarıyız’ yazılı pankart asıldı. Basın açıklamasını avukatlar adına ÇHD Ankara Şubesi Başkanı Murat Yılmaz okudu.

    Avukatlar yaptıkları açıklamada, işçi sınıfının yanında olduklarını vurgulayarak, tüm emekçilerin gönüllü avukatlığını üstlenmeye hazır olduklarını belirttiler.

     “İŞÇİ SINIFININ KAZANILMIŞ HAKLARI GASP EDİLİYOR”

    Pandemi ile derinleşen ekonomik krizin bugün Türkiye coğrafyasının geniş bir kesimini temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz bir hale getirdiğini ifade eden Yılmaz; “Pandemi sürecinde patronlar ücretsiz izin uygulamaları, kısa çalışma ödenekleri ve türlü diğer teşviklerle korunurken emekçiler can güvenlikleri dahi olmaksızın, üstelik geçmişi dahi aratacak bir güvencesizliğin içine itildiler. İktidar, doğal alanları sermayeye peşkeş çekerek, her türlü kayıtdışılığı göz göre teşvik ederek, iş cinayetlerini cezasızlık politikaları ile ödüllendirerek, işçi sınıfının kazanılmış haklarını sözde yargı içtihatları ve yasal anlamda yok hükmündeki genelgelerle iğdiş ederek her geçen gün sermayeye yeni birikim alanları yaratmaktan geri durmuyor” şeklinde konuştu.

    “DİRENEN TÜM İŞÇİLERE SELAM OLSUN”

    Bu karanlık tablo karşısında insanca bir yaşam ve onurlu bir gelecek için direnmekten başka bir yol olmadığını vurgulayan Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:

    “2022 yılı başından bu yana coğrafyanın dört bir yanında işçi ve emekçilerin, her gün derinleşen açlık ve sefalet koşullarına karşı isyan bayrağını kaldırdığını görüyoruz. Bizler işçi ve emekçilerin hakları için başlattıkları süregelen bu onurlu ve coşku dolu eylemleri selamlıyoruz! Bugün eşitlik isteyen, insanca çalışma koşulları ve yaşam koşulları talep eden herkesi heyecanlandıran direnişlerin yaygınlığı, aslında Türkiye’de derinleşen bu sömürü koşullarının da açık bir göstergesi.

    Trendyol’da kendilerine reva görülen yok hükmündeki zamma karşı isyan eden ve kazanımları ile bütün işçi sınıfına, emekçilere, hepimize umut olan Trendyol emekçilerine selam olsun!

    BBC Türkçe’de grev silahına sarılarak haklarını kazanan basın emekçilerine, Alpin Çorap’da iş bırakarak kazanan çorap işçilerine selam olsun!

    Gebze’de kurulu Farplas’da devletin kolluk kuvvetleri ile kolkola girmiş patrona karşı hem çalışma şartlarının iyileştirilmesi hem de sendikal örgütlenme hakkı için fiili ve meşru mücadeleyi büyüten işçilere selam olsun!

    Mersin’de insanlık dışı barınma koşulları altında, her gün iş cinayeti riski ile çalışırken üstüne üstlük ücretleri gasp edilen ve hakları için iş bırakan Akkuyu Nükleer Santral işçilerine selam olsun!

    Aksa Jeneratör’de örgütlenme haklarını kullandıkları için işten atılan ve direnişe geçen işçilere selam olsun!

    Çimsataş’da, Oppo’da, Kayı İnşaat’da, Şişli Belediyesi’nde, İzmir’de kurulu Polibak Fabrikası’nda, Kızılay Afyon Maden Suyu Fabrikası’nda, Beks Çorap’da, Urfa’da kurulu Lila Kağıt’da, İstanbul Finans Merkezi Şantiyesi’nde, Eskişehir Kıraç Metal’de, Antep’de Sevinçler Sağlık Ürünleri, Melike Tekstil, Zafer Tekstil‘de ve  Kartal Halı’da, Esenyurt Migros Depo’da, Hopa Limanı’nda, Mersin Tarsus Hali’nde üretimden gelen gücünü kullanarak insanca bir yaşam için fiili meşru mücadeleyi yükselten tüm işçi ve emekçilere selam olsun.

    Aras Kargo’da, Sürat Kargo’da, Yurtiçi Kargo’da, Hepsi Jet’de, Scotty’de ve elbette Yemek Sepeti’nde günlerdir meydanları doldurarak mücadeleyi büyüten kargo işçilerine selam olsun.”

    “TÜM İŞÇİ VE EMEKÇİLERİN GÖNÜLLÜ AVUKATLIĞINI ÜSTLENMEYE HAZIRIZ”

    Mücadeleyi büyütmekte ısrar eden tüm emekçilerin taleplerine sahip çıktıklarını söyleyenÇHD Ankara Şubesi Başkanı Murat Yılmaz, “Bizler bu coğrafyada avukatlık yapmaya başladığımız günden bu yana, avukatlık mesleğinin ifa yerinin adliye koridorlarıyla mahkeme salonlarıyla sınırlı olmadığının bilinciyle hareket ettik. Bir kez daha bilinsin isteriz ki direnen tüm işçi ve emekçilerin gönüllü avukatlığını üstlenmeye hazırız. Sermayenin hukuku karşısında sınıfın hukukunu yaratmanın mücadelesini vermek için bu kavgada üstümüze düşeni yapmaya hazırız. Bugün hepimize dayatılan bu sefalet koşullarından kurtulmanın tek yolunun birlikte mücadele etmek olduğunun bilinciyle direnen dostlarımızın taleplerini sahipleniyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • KESK: Binlerce insan sağlık hizmetine erişemediği için evlerinde öldü

    KESK: Binlerce insan sağlık hizmetine erişemediği için evlerinde öldü

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) pandeminin 1. yılını geride bırakması nedeniyle hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. “Salgın yönetiminde ‘algı yönetimi stratejisi’ni esas alan iktidar ‘başarı’ hikayesi yaratmak istemiş ise de bir maske dağıtımını dahi beceremedi” dedi.

    KESK Yürütme Kurulu, geride bıraktığımız bir yıllık pandemi sürecinde emekçi kesimin durumuna dikkat çekerek rapor hazırladı. “Pandemi güvencesiz çalışmanın insanlığı yok edebileceğini gösterdi” denilen açıklamada sınıfsal eşitsizliğin de derinleştiğine vurgu yapıldı.

    Pandeminin en çok işçi, kamu emekçileri ve kadın çalışanları etkilediği söylenen KESK raporunda sermaye sınıfının salgını fırsata çevirdiği de ifade edildi.

    “SALGINDA KAZANILMIŞ HAKLAR BUDANMAYA ÇALIŞILDI”

    KESK raporunda kamu hizmetlerinin parasız, nitelikli, ulaşılabilir, bilimsel ve anadilinde olması gerektiği vurgulanırken “Bu talep artık tüm insanlığın talebi ve mücadele gerekçesidir” denildi.

    Raporun devamında şu ifadelere yer verildi.

    “Neoliberal ekonomi politikaları ve kapitalist sistem doğayı, insan dışındaki canlı varlıkları, eko sistemi tahrip ederek yeni salgınları tetikliyor, salgınları sermayeyi büyütmek için kullanıyor, salgını gerekçe yaparak kazanılmış hakları buduyor, salgın sonrasında ise yeni durumu kendi lehine kalıcı hale getirmek istiyor.”

    “SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞEMEDİĞİ İÇİN BİNLERCE İNSAN EVİNDE ÖLDÜ”

    “Sağlık hizmetlerinin özelleştirmesi salgının başlamasıyla birlikte tam anlamıyla bir kaosa yol açmış, binlerce insan sağlık hizmetine erişemediği için evlerinde yaşamını yitirmiş, cenazelerine günler sonra ulaşılmış, cenazeleri TIR dorselerinde bekletilmiş, mezarlıkların dahi paralı hale getirilmesi nedeniyle gömülmeleri için uğraşlar verilmiştir.”

    “HUZUREVLERİ MEZARLIĞA DÖNDÜ”

    “Birinci basamak sağlık hizmetlerinin neredeyse ortadan kaldırılması, yetersiz hastane ve tıbbi malzeme gibi nedenlerle kurtarılabilecekken on binlerce insan hastane bahçelerinde, yerlerde çırpına çırpına yaşamını yitirmiştir. Neoliberalizmin ‘sosyal güvenliğe yük olarak’ gördüğü yaşlılar salgında gözden ilk çıkarılanlar olmuş, huzurevleri mezarlığa dönmüştür.”

    “EMEKÇİLER META OLARAK GÖRÜLDÜ”

    “Devletlerin salgının pik yaptığı dönemlerde dahi binlerce işçiyi fabrikalarda çalışmaya zorlayarak işçi sağlığı ve güvenliğini değil mal ve sermaye üretimini öncelediğini, emekçileri girdi ve meta olarak gördüğünü en yalın haliyle göstermiştir.

    Pandemiyle birlikte ülkelerin sınırları gibi evlerin kapıları da kapandı, buna paralel olarak ev içi şiddet, taciz ve tecavüz vakaları tüm ülkelerde yaygınlaştı. Evden çalışmaya ek olarak bakım hizmetleri de kadına yüklendi, dünya genelinde en az 30 milyon kişi işten çıkarılırdı, işten çıkarmalarda ilkin kadınlar akla geldi! Bu durum kapitalizmin foyasını açığa çıkardı, boyasını pul pul döktü. Bu nedenle cinsiyet temelli bütçe, toplumsal cinsiyet eşitliği talebinin haklılığı da daha iyi anlaşılmaktadır.”

    “İKTİDAR ALGI YÖNETİMİ STRATEJİSİNİ ESAS ALDI”

    “Ülke yönetiminde olduğu gibi salgın yönetiminde de ‘algı yönetimi stratejisi’ni esas alan iktidar bir ‘başarı’ hikayesi yaratmak istemiş ise de bir maske dağıtımını dahi beceremeyip sonunda paralı hale getirmesiyle salgın politikası çökmüştür.”

    “6 MİLYON 200 BİN İŞÇİ GELİR VE İŞ KAYBINA UĞRADI”

    “Dünyada Meksika’dan sonra işçilere en az mali kaynak aktaran ülkemizde en az 6 milyon 200 bin kayıtlı işçi gelir ve iş kaybına uğradı. Kayıt dışı çalışanlar ise son bir yıldır tümden yoksulluk ve açlık girdabında yaşamaya tutunmaya çalışmaktadır. İktidar başka gündemlerle gözlerden uzak tutmaya çalışsa da pandemide çok sayıda insanımız ekonomik zorluklar nedeniyle intihar etmiş, yaşamını yitirmiştir.”

    “ŞEFFAF SALGIN YÖNETİMİ HAYATA GEÇİRİLMELİ”

    KESK raporunda öncelikli yapılması gerekenler de sıralandı. En kısa sürede güvenilir ve nitelikli aşı temininin yapılması gerektiği ifade edilirken şu önerilerde bulunuldu:

    “Biliminin yol göstericiliğinde şeffaf salgın yönetimi hayata geçirilmeli. Eğitime İlişkin ise; ek bütçe oluşturulmalı, sağlıklı ve güvenli bir eğitim için ihtiyaç duyulan kadro atamaları yapılmalıdır. Maske ve hijyen malzemeleri konusunda sürekli ek takviyelerin yapılacağı bir düzenleme mutlaka planlanmalıdır. Alınan önlemlerin kapsamı genişledikçe okullarımız kademeli olarak açılmalı, yaşamın tüm alanları kademeli bir şekilde normalleşme kapsamına alınmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır’-VİDEO

    ‘Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır’-VİDEO

    PİRHA-DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları, “Asgari Ücret” gündemiyle ülke genelinde eş zamanlı basın açıklaması yaptı. “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır” denilen açıklamada yeni yıldaki oranın net 3800 TL olması gerektiği vurgulandı.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu son toplantısını yaparak 2021 yılı için asgari ücret teklifini net 2825 olarak açıkladı. DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları ise hükümetin öne sürdüğü oranı eleştirerek “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir geçimi sağlamalıdır” dedi.

    Ülke genelinde eş zamanlı basın açıklaması yapan DİSK, Türk-İş ve Hak-İş Konfederasyonları, “insan onuruna yaraşır bir asgari ücret” talebinde bulundu. DİSK Ankara Bölge Temsilciliği önünde yapılan açıklamayı Dev-Maden Sen Başkanı Tayfun görgün okudu.

    Görgün, “İşçiler ve aileleri için insana yakışır yaşam düzeyini sağlayacak bir asgari ücret belirlenmesi milyonlarca işçinin beklentisi ve ortak talebidir” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “İşçilere aileleriyle birlikte yeterli yaşam şartlarını sağlayacak bir ücretin güvence altına alınması günümüz yeni Covid-19 salgını döneminde daha da önem kazanmıştır. Üçlü yapıda çalışmalarını sürdüren Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), asgari ücret düzeyinin belirlenmesinde işçilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarının dikkate alınması gereğini önemle belirtmektedir.

    “TÜM AİLE BİREYLERİNİN HAKKI VARDIR”

    Asgari ücret işçilerin aileleriyle birlikte geçimini sağlayacak ücrettir. Tüm aile bireylerinin hakkı vardır. Pazarlık konusu edilmemelidir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından görev verilen Türkiye İstatistik Kurumu’nca ‘bekar bir işçi için’ hesaplanan’ yaşama maliyeti Kasım 2020 ayı itibariyle net 2.792 TL’dir. Açıklanan bu tutarda aile unsuru yoktur, dikkate alınmamıştır. 2020 Aralık ayında gerçekleşecek fiyat artışı ile asgari ücretin geçerli olacağı 2021 yılı muhtemel fiyat artışları da bulunmamaktadır. Bütün bu unsurları kapsayacak bir asgari ücretin, tüm bir yıl boyunca kesintiler nedeniyle azalma olmadan işçinin eline geçmesi sağlanmalıdır.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda belirleyici olan Hükümetin tutumudur. Geçmiş kimi yıllarda olduğu gibi Hükümet tercihini, iktisaden dar ve sabit gelirli kesimler için kullanmalıdır. İnsan onuruna yaraşır bir geçimi sağlayacak bir asgari ücretin yürürlüğe girmesi için tüm imkanlarını seferber etmelidir. İşçi temsilcileri ‘insan onuruna yakışır’ bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için Komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri belirlemiş ve kamuoyu ile paylaşmıştır. Üç İşçi Konfederasyonu, 4 Aralık 2020 günü ortaklaştırdıkları ‘insan onuruna yaraşır bir asgari ücret’ belirlenmesi talebinin arkasında durmaktadır. Çalışanların kabul edeceği, işçilerin mutlu olacağı bir asgari ücret ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Hükümet ve işveren, asgari ücretle ilgili tekliflerini kamuoyuyla paylaşmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aliağa Belediyesi işçileri kontak kapattı

    Aliağa Belediyesi işçileri kontak kapattı

    MHP’li Aliağa Belediyesi’nde son bir ay içerisinde 179 işçinin işten çıkarılmasına karşı belediye işçileri kontak kapattı. İşten çıkarılan emekçilerin çadırını ziyaret eden HDP Milletvekili Musa Piroğlu, dayanışma çağrısında bulundu.

    31 Mart yerel seçimlerinin ardından işçi kıyımına gidilen İzmir’in MHP’li Aliağa Belediyesi’nde son bir ay içerisinde işten çıkarılan işçilerin sayısı 179’a yükseldi.

    En son 47 kişinin daha işten çıkarılmasıyla belediye işçileri durumu protesto etmek amacıyla kontak kapattı. İşten çıkarmaların devam edeceği baskısıyla çalışan işçiler, sabah saatlerinde çöp kamyonlarını işe çıkarmayarak yaşanan durumu protesto etti. Temizlik İşleri biriminde çalışan işçilerin işe çıkmama eylemlerine park bahçe ve fen işleri birimindeki işçilerden de destek geldi. İşçiler işten çıkarmaların durdurulması ve çıkarılan işçilerin geri alınması talebiyle eylemlerine devam ediyor.

    “ALİAĞA İŞÇİLERİN BU ŞEHRİN CAN DAMARIDIR”

    Öte yandan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, işçilerin Demokrasi Meydanı’nda kurulan çadırda başlattığı nöbeti ziyaret etti. Piroğlu, işçi sınıfı ve demokrasi mücadelesi açısından ya hep beraber omuz omuza direneceklerini ya da kaybedeceklerini belirtti. Piroğlu, “Bu yüzden Aliağa, Sibaş direnişleri, Tüpraş’taki TİS görüşmeleri, Cargill nöbeti, yani işçi sınıfının bütün direnişleri Türkiye işçi sınıfının ortak sorunudur. Bu aynı zamanda emek ve demokrasi güçlerinin ortak kavgasıdır. Saray hepimize düşman ve ancak bir araya gelirsek onu püskürteceğiz. HDP dün olduğu gibi bugün de Türkiye işçi sınıfının yanında emek güçlerinin yanında onlarla mücadele etmeye devam edecek. Kazanan biziz, güçlenen biziz. Aliağa bir işçi kenti. Aliağa’da işçiler olmazsa bu şehir olmaz. Aliağa’daki herkes bu işçilerin ürettiği emeğin karşılığı olarak burada yaşıyor. Okullar işçiler sayesinde açılıyor, bakkallar işçiler sayesinde yaşıyor. İşçileri çıkardığınızda bu şehir kalmaz. Bu şehrin can damarı işçilerdir. Aliağa Belediyesi’nin başındaki başkanın bu saldırısı Aliağa’ya yapılmış bir saldırıdır” diye konuştu.

  • Emekçilerden 1 Mayıs çağrısı: Memleketimize sahip çıkmak için haydi!

    Emekçilerden 1 Mayıs çağrısı: Memleketimize sahip çıkmak için haydi!

    PİRHA- Meslek örgütleri, “Memleketimize ve geleceğimize sahip çıkmak için haydi 1 Mayıs’a” diyerek Ulus meydanında açıklama yaptı.

    DİSK, KESK, TMMMOB, Birleşik Kamu İş, ASMMMO ile Tabip Odası’nın Ankara temsilcilikleri, işçi sınıfının dayanışma ve zafer bayramı olan 1 Mayıs öncesinde bir araya geldi.

    Ulus meydanında açıklama yapan meslek örgütleri, “İşçisi, İşsizi, emekçisi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı, kadını, genci, yaşlısıyla 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz” dedi.

    DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, 1 Mayıs 2019 Çarşamba günü saat 13:00’te Tandoğan Meydanı’nda olacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Ekonomik krizin faturasını, işçiler, emekçiler, dar gelirli milyonlar değil krizin sorumluları ödesin diye haykırmak için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Bizi işsizliğe, yoksulluğa, köleliğe ve düşmanlığa mahkum etmek isteyen düzene karşı, insanca, özgürce, kardeşçe yaşama irademizi göstermek için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. İşsizlik fonunun patronlara ve bankalara peşkeş çekilmesine, kıdem tazminatımıza göz konulmasına, emeklilik hakkımızın gasp edilmesine karşı, haklarımız için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz.

    Sokaklarda, meydanlarda, grevlerde ve hatta seçim sandıklarında bile hakkımızı savunmanın, tepki göstermenin ‘suç’ ilan edildiği bu düzene karşı, demokrasi için, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Çalışırken ölmemek için, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretlere, taşeron köleliğine, güvencesizliğe mahkum olmamak için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Yıllardır sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanlara karşı, ‘hep bana’ diyenlere karşı, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanlara karşı, zam-zulüm-işsizlik son bulsun diye 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Hapishaneleri muhaliflerle, akademisyenlerle, gazetecilerle, siyasetçilerle dolduranlara karşı, kendi kurallarına bile uymayan bir rejime karşı hak-hukuk-adalet için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Tek kişinin konuşup milyonların alkışlamak zorunda olduğu bu düzene karşı, düşünmek, konuşmak, yazmak, çizmek, itiraz etmek özgür olsun diye 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. ABD emperyalizminin ve yerli işbirlikçilerinin Ortadoğu’da sürdürdüğü savaşa karşı barışı savunmak için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Kimsenin cinsiyetin, kimliği, inancı sebebiyle ikinci sınıf yurttaş olmadığı, barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz.

    Emeğimize, ekmeğimize, işimize, geleceğimize ve memleketimize sahip çıkmak için Haydi 1 Mayıs’a!”

    PİRHA/ANKARA

  • Av. Doğan Erkan: OHAL’de işçilerin örgütlenme hakkı ihlal ediliyor-VİDEO

    Av. Doğan Erkan: OHAL’de işçilerin örgütlenme hakkı ihlal ediliyor-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları haftası dolayısıyla verilen konferans sonrası PİRHA’ya konuşan Avukat Doğan Erkan, OHAL döneminde işçilerin örgütlenme ve grev hakkı ihlal ediliyor” dedi. 

    Haberin Videosu

    İnsan hakları haftası dolayısıyla gerçekleştirilen insan hakları konferansı çıkışında PİRHA mikrofonuna konuşan Nakliyat -İş Sendikası Avukatı Doğan Erkan, konferans sırasında Ankara valiliğinin eylem yasaklarına karşı açtıkları davanın kararının geldiğini ifade etti. Erkan, mesajda “Mahkeme kararında, ‘Terör örgütlerinin saldırı istihbaratlarına karşı toplantı, gösteri, basın açıklaması bütün bunların yasaklanması hukuka uygun’ olduğunu söylüyordu” dedi.

    “İdare mahkemesi, mit argümanları ve mit gerekçeleriyle, temel insan hakkını askıya almasını hukuka uygun bulabildi” diyen Erkan, “İşte bizim OHAL dediğimiz devlet bu. OHAL devletin argümanları artık bu hukuksal argümanlar değil, OHAL devletinin argümanları artık güvenlik argümanları, terör hukuku argümanları ve milli istihbarat kurumu argümanları” ifadelerini kullandı.

    “İŞÇİLERİN ÖRGÜTLEME HAKKI İHLAL EDİLİYOR”

    Türkiye’de OHAL’i de aşan OHAL’in olduğunu vurgulayan Erkan, OHAL’de bile askıya alınamayacak olan 4 temel hakkın askıya alındığını gördüklerini ifade etti.

    OHAL’de işçilerin örgütlenme hakkının ihlal edildiğini söyleyen Erkan, şöyle devam etti:

    “Bir çok hak ihlali yapıldığı gibi işçilerin örgütlenme hakkı, işçilerin grev hakkını da ihlal ediliyor. Nitekim geçtiğimiz Perşembe günü Çankaya belediyesi işçileri Nakliyat İş Sendikası’nda örgütlendikleri için ve toplu sözleşmede anlaşamayıp toplu sözleşme hakkını kullandıkları için işten atıldılar.
    Eylem yapmak istedikleri Çankaya Belediyesi içinde ve önünde o bölgenin Ankara Valisi’nin OHAL yasakları kapsamından hareketle biber gazıyla atıldılar. Yani bir OHAL yasağı işçilerin örgütlenme hakkını, gösteri hakkını, toplu sözleşme ve grev hakkını ihlal edebiliyor ve biber gazının kullanış biçimi itibariyle işkence yasağını ihlal edebiliyor.”

    “İŞÇİ SINIFI OHAL YASAKLARINA RAĞMEN EYLEMLERİNİ SÜRDÜRÜYOR”

    Bu yasakların sürdürülebilir olmadığını ve işçi sınıfının bunu yapacağına inandıklarını söyleyen Hukukçu Doğan Erkan, “İşçi sınıfı bugün Ankara OHAL Valiliği’nin OHAL yasaklarını fiilen aşmakta ve bir direniş alanı yaratabilmekte. Bu direniş alanları büyüyecek, işçi sınıfı bu OHAL’i ortadan kaldıracak, buna inanıyorum” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DİSK’ten çağrı: 15-26 Haziran ışığında kıdem tazminatına sahip çıkıyoruz

    DİSK’ten çağrı: 15-26 Haziran ışığında kıdem tazminatına sahip çıkıyoruz

    PİRHA- 15- 16 Haziran işçi direnişinin 47. yılında basın açıklaması yapan DİSK, “haklarında bir soruşturma yapılmadan işlerinden edilen 1500 DİSK’li işçi, şimdi işsizdir ve tüm hakları ellerinden alınmıştır. Bu işçilerin gidecek bir mahkemeleri dahi yoktur!” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Ankara’daki  Madenci Anıtının önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına TMMOB, SEP, DİP, KESK Ankara Şubeler Platformu, Emep, HDP, DİP’de destek verdi.

    “DİRENİŞ DÖNEMİN İKTİDARINA GERİ ADIM ATTIRDI”

    Açıklamayı yapan Disk Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun GÖRGÜN “Türkiye işçi sınıfının şanlı direnişi, 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 47 yıl geçti. DİSK’in kapısına barajlarla kilit vurmak isteyen hükümete ve sermaye sınıfına karşı işçiler bir olarak, dayanışmayla bu girişime hayır dediler. Kanun, büyük işçi direnişinin etkisiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi” ifadesini kullandı.

    “AYNI KARARLILIKLA MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Bu mücadelenin 47 yıldır kendilerine rehberlik ettiğini belirten Görgün, bugün de sendikal mücadele ve güvenli çalışma hakkı için aynı kararlılıkla, mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    “150 BİN İŞÇİ HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE İŞTEN ATILDI”

    15 Temmuz 2016’daki karanlık darbenin ardından ilan edilen OHAL ve OHAL’e dayanılarak çıkarılan KHK’lerle İşçi sınıfının kazanımlarını tümden ellerinden almak istendiğinin altını çizen Görgün, “bu güne kadar 150 bine yakın emekçinin işine son verildi, hak arama yolları kapatıldı ve yılların emeği gasp edildi” dedi.
    “Belediyelerden atılan 1500 DİSK’li işçi şimdi işsiz, gidecek mahkemeleri de yok” diyen Görgün, hukuksuz işten atılmalara son verilmesini, bunu barış adına, demokrasi adına talep ettiklerini ifade etti.

    “OHAL BASIN EMEKÇİLERİNİ İŞSİZ BIRAKTI”
    “Basın emekçileri de OHAL bahanesiyle mağdur edilmişlerdir. Basın ve ifade özgürlüğü Anayasal güvence altına alınmış olmasına rağmen 150’nin üzerinde gazeteci hapistedir. TV’ler, gazeteler, radyolar kapatıldığı için binlerce basın emekçisi işsiz kalmıştır” diyen Görgün, iktidarın Türkiye işçi sınıfının hafızasından sendikal hakları silinmek istediğinin altını çizdi.

    “BİR YILDA 56’SI ÇOCUK 1970 İŞÇİ, İŞ CİNAYETİNDE YAŞAMINI YİTİRDİ”

    “Son bir yıl içinde 56’sı çocuk 1970 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi, işsizlik 7 milyona ulaştı; işsizlik sigortası fonu ise patronlara peşkeş çekiliyor” diyen Görgün, “bu ülkede sadece emek değil, doğa da sermayenin yağmasının hedefi oluyor. Kıyılarımıza, meralarımıza, derelerimize, ormanlarımıza, zeytinlerimize göz dikiliyor” ifadelerini kullandı.

    “İŞÇİ SINIFINI MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”
    Görgün, son olarak “15-16 Haziran’ın 47 yıl öncesinden yaydığı ışıkla Türkiye işçi sınıfını birlik ve dayanışma içinde mücadeleye çağırıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA