PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesinin ardından başlatılan “Adalet Nöbeti” 9. gününde PSAKD Ankara Şubesi’nde devam etti. Yapılan konuşmalarda ülkenin bir katliamlar ülkesine dönüştüğü vurgulanırken, birlikte mücadelenin önemine vurgu yapıldı.
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının faillerinin tahliye edilmesine Alevi kurumları, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve yurttaşlardan tepkiler yükseliyor.
Anayasa Mahkemesi’nin Madımak faili 17 kişiye tahliye kararı vermesi üzerine Pir Sultan Kültür Derneği (PSAKD), 33 gün sürecek adalet nöbeti başlatma kararı aldı. PSAKD Genel Merkezi’nde başlayan adalet nöbeti, dernek bünyesinde bulunan şubelerde devam ediyor.
Adalet nöbetinin 8’inci gününde nöbeti PSAKD Ankara Şubesi devraldı. Ankara Şube’de nöbet 7 gün boyunca devam edecek.
33 gün boyunca sürecek olan Adalet nöbetinin 9’uncu gününde nöbete, Ozan Davut Sulari’nin kızı Sanatçı Edibe Sulari Ağbaba’nın adı verildi.
Nöbete destek vermek amacıyla PSAKD Ankara Şubesi’ne birçok demokratik kitle örgütü, sendika, siyasi parti temsilcileri ve yurttaş ziyarette bulundu.
“ÜLKEDE HİÇBİR ZAMAN KATLİAMLAR BİTMEDİ”
10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, Türkiye’nin bir katliamlar ülkesi olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
“Devletin kimi zaman açıktan bu, kimi zaman perde arkasındaki oyunları ile bu ülkede hiçbir zaman katliamlar bitmedi. Ne yazık ki katliamlardan ders çıkarmakta da eksik kalıyoruz. Madımak Katliamı sonucunda hep birlikte yaşadık yargılama sürecini. Bir adalet tesis etmekten, bir hukuksal işleyişten ne kadar uzak olduğunu hep birlikte gördük. Madımak ailelerinin başına gelen bu bir kez daha katledilmenin bizim de başımıza gelebileceğini, IŞİD’li katillerinin bir müddet sonra çeşitli gerekçelerle salıverileceğini biliyoruz. Bizim mahkemelerimiz de Madımak Davası nasıl işlediyse aynı şekilde işledi. Doğru dürüst yargılanma derinleştirilmedi. Biz Madımak ailelerinin yaşadıklarının bir daha bu ülkede yaşanmaması için, bir daha bu katliamlardan yüzleşerek çıkmak için bu mücadeleyi destekliyoruz. Yanınızdayız demiyoruz, bizim mücadelemiz aynı zamanda bu.”
“SURİYE’DE ALENİ BİR ŞEKİLDE ALEVİ KATLİAMI YAPILIYOR “
Suriye’de aleni bir şekilde Alevi katliamı yapıldığını belirten Kocabıyık, “Aleni bir şekilde eski IŞİD’li Colani kırmızı halılar serilerek buyur ediliyor. Ben inanıyorum ki kırmızı halıların serilmesi, Alevi katliamının sorumluluğudur. Daha düne kadar kırmızı bültenle arama çıkaranlar şimdi kırmızı halı ile devlet başkanı niteliğinde buyur ediliyor. Bize düşen tek görev birlik olmak, mücadeleyi birlikte yürütmek” dedi.
PİRHA-10 Ekim Gar Katliamı’nın 109. ayında yaşamını yitiren 104 kişi için Ankara Tren Garı önünde anma yapıldı. Anmada, “24 Aralık’ta mahkememiz var. Sözümüzün bittiğini sananlar bilsinler ki ilk gün ki gibi o mahkeme salonlarını dolduracağız, barış, adalet, hukuk, gerçek suçluların açığa çıkması için mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi.
İŞİD’in Emek ve Demokrasi güçlerine yönelik bombalı saldırısı sonucu 10 Ekim Gar Katliamı’nın 109. ayında yaşamını yitiren 104 kişi için anma etkinliği düzenlendi. 10 Ekim Barış Derneği (10 Ekim-Der) tarafından katliamın yaşandığı Ankara Gar önünde yapılan anmada katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafının yer aldığı pankart açılırken, “10 Ekim’i unutma, unutturma” sloganı atıldı. Anmada, yaşamını yitiren 104 kişi için saygı duruşunda bulunuldu.
“HİÇBİR KAMU GÖREVLİSİ YARGILANMADI”
Gar Katliamı’nın üzerinden 109 ay geçtiğini belirten DEM Parti Çocuk Komisyonu Sözcüsü İhsan Seylan, katliamda barış talep eden kişilerin katledildiğini söyledi. Seylan “Katliamın birkaç dakika sonrasında gaz sıkan, birçok yaralının hayatını kaybetmesine neden olanların da dahil olduğu hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı. Adalet Saraylarında göstermelik yargılamalarla cezalar verildi ancak gerçek sorumlular gün yüzüne çıkarılmak istenmedi” dedi.
“104 ARKADAŞIMIZIN KANLARI HALA BURADA”
10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, 109 aydır adalet ve barış istediklerini söyledi. Kocabıyık yapılan Barış ve Demokrasi Anıtı’nın eksikliklerinin giderilmesini isteyerek, “Sadece anıtla ilgili eksiklik değil, bu meydanın bir anıt meydanı olarak düzenlenmesini istiyoruz bu anıtın burada yalnızlaştırılmasına izin vermeyeceğiz. 104 arkadaşımızın kanları hala burada. Acısı, öfkesi, mücadeleleri hala bizimle” diye konuştu.
“ONLARIN KAYYUM DEDİĞİ BARIŞ MÜCADELEMİZE YAPILMIŞ BİR DARBEDİR”
Kocabıyık son olarak şunları ekledi:
“109 aydır her gün geçen günden daha kötü bir güne uyanıyoruz. Haksızlıklar, adaletsizlikler, savaş çığlıkları artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Bunlar yetmezmiş gibi kayyumlarla başlayan bir süreçle karşı karşıyayız. Biz biliyoruz ki, onların kayyum dediği halkın iradesine karşı yapılmış bir darbedir, onların kayyum dediği barış mücadelemize yapılmış bir darbedir. Biz barış mücadelemizin kayyumlar eliyle engellenmesine izin vermeyeceğiz. Hiçbir güç bizi barış mücadelemizden geri bıraktıramaz. 24 Aralık’ta mahkememiz var. Sözümüzün bittiğini sananlar bilsinler ki ilk gün ki gibi o mahkeme salonlarını dolduracağız, barış, adalet, hukuk, gerçek suçluların açığa çıkması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bundan hiç kimsenin en başta da siyasi iktidarın hiç şüphesi olmasın. “
“ADALET ARAYIŞININ YANINDAYIZ”
İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK Üyesi Nuray Çevirmen ise, “Defalarca acıları görmezden gelindi. Ne yazık ki bu coğrafya katliamlar coğrafyası gün geçmiyor ki bir acıyı, bir katliamı, bir zulmü işaretlememiş olalım. Ancak 10 Ekim Katliamı da ne yazık ki bu cezasızlık politikasına rağmen bu halkın tarihine kara bir leke olarak yazıldı. Adalet arayışının yanındayız” diye konuştu.
“ONLARA BARIŞ SÖZÜMÜZ VAR”
DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat, “Kaybettiğimiz canları saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz. Onlara bir barış sözümüz var. Siyasi iktidara da söyleyeceğimiz bir sözümüz var; barışa kastetmeyin, barışı katletmeyin” dedi.
PİRHA-10 Ekim Barış Derneği, Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı kapsamında emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hazırlanan anma programını açıkladı. Açıklamada, “Bu yıl yapacağımız anmalar anıt mücadelemizin, adalet mücadelemizin, barış mücadelemizin ne kadar sahici ve güçlü olduğunun da göstergesi olacak. Mücadelemiz büyüyerek, çoğalarak sürecek” denildi.
10 Ekim Barış Derneği’nin Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı kapsamında emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hazırlanan anma programı açıklandı. Açıklamanın ardından, Şair- Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer tarafından hazırlanan, “Hatırladığın Kadar Güçlü, Unuttuğun Kadar Suçlusun. Unutma!” isimli serginin açılışı yapıldı. Etkinlikler, 1 Ekim’de başlayarak 20 Ekim tarihine kadar devam edecek.
“DAVA, SİVAS KATLİAMI’NIN AKİBETİNE UĞRATILMAMASI İÇİN MÜCADELE VERDİK”
Açılış konuşmasını, katliamda eşi Avukat Uygar Coşgun’u yitiren 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Avukat Mehtap Sakinci, mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.
Sakinci, “10 Ekim Katliamı’nın üzerinden 108 ay geçti. Anma programımızı sizlerle paylaşacağız. Hiç şüphesiz 10. yıl 9. yıldan daha önemli olmayacak. Aslında bu sene bir sürü badireler atlatarak 108. aya geldik. Adalet mücadelemizle ilgili, 9 yıldır talep ede ede geldiğimiz 9. yılda Temmuz 2024’de verilen kararla birlikte 10 Ekim mücadelesi başka bir aşamaya evrilmiş durumdadır. Neye evrildiği ile ilgili geçmişten beri gelen birçok hafızamız var. 10 Ekim Katliamı’nı insanlığa karşı suç kabul etmediğiniz sürece adaletten bahsedilemeyeceğine dair defalarca söylemişizdir. Geldiğimiz noktada insanlığa karşı suç olarak başlatılan iddianame mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi. Biz Sivas Katliamı’nın akıbetine uğratılmaması için verdiğimiz 9 yıllık mücadeleyi birkaç ay önce kaybetmiş bulunmaktayız. Bu bizi daha fazla öfkeli yaptığı kadar daha fazla bir arada kalmayı, sesimizi daha çok duyurmaya ihtiyaç duyduğumuzu da gösterir.”
Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan toplantıda 10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, basın açıklamasını okudu.
10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın üstünden 9 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Adaletsiz, barışsız, eşitsiz, haksızlıklarla dolu 9 yıl… Acımızın, yasımızın, öfkemizin azalmadığı 9 yıl…
Bu 9 yılda bütün çabamıza, mücadelemize, inadımıza rağmen siyasi iktidar, yargı bizim taleplerimize, bizim istemlerimize kulak tıkadı, görmezden, duymazdan geldi. 9 yılın sonunda Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil katliamlarından birinin yargılamasını sıradan bir yargılamaya dönüştürmek için ellerinden geleni yaptılar.
2 IŞİD’li katil, canlı bombanın devlet güçleri tarafından kollanarak, gözetlenerek 104 kişiyi katletmesini, 500’den fazla insanın yaralamasını ‘insanlığa karşı işlenmiş suç’ saymadılar. Hukuksuzluğa adaletsizliğe IŞİD seviciliğine devam ettiler” dedi.
“ANIT TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
10 Ekim Katliamı anıtının yapı konusunda zorluk çıkarıldığını belirten Kocabıyık şunları kaydetti:
“Aylarca yıllarca katliamın yapıldığı meydana bir anıt yapılmasını talep ettik. Merkezi Yönetim bu taleplerimizi yok saydı. Bu yöndeki girişimlerimizi engelledi.
Yerel yönetim ise (Ankara Büyükşehir Belediyesi) mevzuat açısından imkan olmasına rağmen 8 yıl hiç adım atmadı. Yaklaşık bir sene önce bu yönde başlayan adımlar ise bürokrasinin çarkları arasında merkezi idarenin zorluklarıyla boğuşuyor. Bizi adaletsizlikle, haksızlıkla, zulümle, eziyetle terbiye etmek isteyenler şimdi de anıtsızlıkla, hafızasızlıkla terbiye etmek istiyorlar. Bu konuda asla geri adım atmayacağız. Anıt talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Bunun bilinmesini istiyoruz. Yani sözümüz daha bitmedi. Mücadelemiz sürüyor. 9. yıl programımız işte bu sözümüzün bitmediğini, mücadelemizin sürdüğünü ispat etsin istedik.”
“MÜCADELEMİZ BÜYÜYEREK ÇOĞALARAK SÜRECEK”
İshak Kocabıyık, emek ve demokrasi güçleri ile hazırladıkları programın, 1 Ekim 2024 itibariyle başlayacak olan programın 20 Ekim 2024 tarihine kadar süreceğini altını çizdi.
Kocabıyık, “Burada yer almamış olsa bile ülkenin her yanında anmalarımız olacak. Bu yıl yapacağımız anmalar anıt mücadelemizin, adalet mücadelemizin, barış mücadelemizin ne kadar sahici ve güçlü olduğunun da göstergesi olacak. Mücadelemiz büyüyerek çoğalarak sürecek. Gerçek adalet sağlanıncaya, barış gelinceye, demokratik kardeşçe bir yaşam kuruluncaya kadar devam edecek” diye ekledi.
“YOLDAŞLARIMIZIN ADLARINI, DÜŞLERİNİ VE YÜZLERİNİ UNUTMUYORUZ”
Basın açıklamasının ardından serginin açılısında konuşan Şair-Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer de “Bizler yoldaşlarımızın adlarını, düşlerini ve yüzlerini unutmuyoruz. Unutmaya karşı açılan bir sergidir bu. Biz, kanatan bir sergidir bu ve yeniden acıyı çağırarak sınıf öfkemizi, sınıf düşmanlarımıza bileyeceğimiz bir sergidir. Onlar için yaşamaya söz veriyoruz” dedi.
Sergi, 1 Ekim ile 10 Ekim tarihleri arasında Mülkiyeliler Birliği’nde yer alacak.
10 EKİM KATLİAMI ANMA PROGRAMI
10 Ekim Programı boyunca farklı tarihlerde ve şehirlerde mezar ziyaretlerinin yanında yapılacak etkinlikler şöyle:
“*2 Ekim, Çarşamba söyleşisi, “Adaletsizlikle dolu 9 yılda nelere tutunduk”, Mülkiyeliler Birliği, 19.00
*3 Ekim, “İsmail Kızılçay şahsında 10 Ekim ölümsüzleşenleri”, Adakale Sokak, 18.30
*4 Ekim, “Bu toprakların sesi sözü” dinletisi, Mülkiyeliler Birliği, 18.00-19.00
*5 Ekim, “Adalet Kürsüsü, Adalet İsteyenler Konuşuyor”, Mülkiye Kültür Merkezi Oral Sander Salonu, 13.30-17.30
*6 Ekim, Mezar ziyareti ve “Adalet mücadelesi ile geçen 9 yıl”, Maski Toplantı Salonu, Manisa, 14.00-17.00
*7 Ekim, “Adalet, Katliamlar ve Mültecilik” söyleşisi, Halkevleri Genel Merkezi, 19.00-21.00
*8 Ekim, Belgesel Gösterimi ve Söyleşi, Yılmaz Güney Sahnesi, 18.30-21.00
*9 Ekim, 10 Ekim Katliam Anıtı açılışı, Ankara Garı Önü, 12.30 – “İnsanlığa Karşı İşlenen Suç” paneli, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, 14.30-17.30
*10 Ekim, 9’uncu yıl anması, 09.00, Ankara, İzmir, Malatya, İstanbul
*20 Ekim, 2’inci Likya 104 Korkmaz İnsan Barış Yürüyüşü, Adrasan/Antalya, 09.30”
PİRHA- IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması görüldü. Tüm taleplerin reddine karar verilen duruşma 24 Nisan’a ertelendi. Duruşma sonrası bir açıklama yapan İshak Kocabıyık,” İnancından dolayı, mezhebinden dolayı, etnik kökeninden dolayı manipüle ederek, katilliklerinden kurtulmaya çalışmasınlar. Katil her yerde katildir” dedi.
IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tüm taleplerin reddine karar verilen duruşma 24 Nisan’a ertelendi.
Duruşma çıkışında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “10 Ekimi unutma, unutturma” sloganı atıldı.
“KATİL HER YERDE KATİLDİR”
10 Ekim Derneği yöneticilerinden İshak Kocabıyık, “ısrarla sürdürdüğümüz adalet arayışımızda bugün 23. duruşmamız vardı. Ne yazık ki taleplerimizin reddedilmesi, mahkeme heyetinin umursamaz baştan savma, adaleti gerçekleştirmekten uzak tavırları bu duruşmada da devam etti. Bu bizim için neredeyse olağan hale geldi. Şaşırtıcı olmayan bir şeyle daha bugün karşılaştık sanık müdafilerinin kışkırtıcı, provake edici bir şekilde, güya savunma yaparken bizlere hakaret etmelerine, kullandıkları dille bize hakaret etmeleri ile karşılaştık. Şunun bilinmesini isteriz ki, altını çizerek söylüyorum 10 Ekim Katliamı davası, iki kişinin birbiriyle kavga ederken birinin diğerini öldürdüğü için katil olduğu bir dava değildir. 10 Ekim katliamı davası bilerek, planlayarak iki IŞİD’linin gelip kendisini patlaması ile 104 arkadaşımızı kaybettiğimiz bir katliamdır. Biz o IŞİD’lilere, bu katliama bulaşmış herkese katil derken bu bilinç ile katil diyoruz. Yoksa inancından dolayı, mezhebinden dolayı, etnik kökeninden dolayı manipüle ederek, katilliklerinden kurtulmaya çalışmasınlar. Katil her yerde katildir” dedi.
“BİZ YAPILAN SAYGISIZLIK YİNE YOK SAYILDI, 24 NİSAN’DA SALONLARI DOLDURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
10 Ekim Derneği BaşkanıMehtap Sakinci Coşgun da şunları söyledi:
“Adalet talebimizi dile getirmeye devam ediyoruz. Bugün yaşadığımız şey tam olarak yargılamanın 8. yılında katliamın 9.yılında katliam yargılamasından çok münferit bir dava, adli bir vaka olarak görülüyor. Küçümseniyor, azımsanıyor olmasından kaynaklı adalet taleplerimizin de neredeyse tamamının reddedilmesiyle artık adalet demek ve adaleti istemekle ilgili gerçek anlamda motivasyonumuzu kaybediyoruz. Bugün çok önemli bir gün, yine bir mahkeme heyeti bir sanık müdafinin provakasyonları karşısında yine salonu terketti, Yine yargılamada yok saydı. Bize yapılan saygısızlık yine yok sayıldı. Olaydan sonra tuttuğumuz tutanakları yok sayarak başka bir hukuksuzluğa da imza atılmış oldu. Biz salonları doldurmaya devam edeceğiz. Sonraki celse 24 Nisan’da da yine biz gelmeye devam edeceğiz. Yine mahkeme heyetinin gözünün içine bakıp gerçek adaletin tesis edin diyeceğiz. Biz adalet arayışı kapsamında hiç yorulmadan, 100. ayında da 200. ayında da bu süreci işletmeye devam edeceğiz.”
“GAZİANTEP EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NÜ KİM KORUYOR”
Ülkede hala bir IŞİD tehlikesi olduğunu belirten Avukat İlke Işık ise İstanbul’da yaşanan kiliseye saldırıyı hatırlattı. Işık, “Ülkenin her yerinde IŞİD’in aktif olduğunu, yeni eylemler, yeni katliamlar yapabileceğini biz değil, bu ülkeyi yönetenler söylüyor. Bizim dosyamız ile bu konunun ilgisi ne? Bu dosyada yakalanmayan, firari olan sanıklar var ve biz diyoruz ki bu sanıkları neden bulmuyorsunuz? Bütün ülkeyi tehlike altına sokabilecek bir şeyden bahsediyoruz.
“BU KATLİAM NASIL GERÇEKLEŞTİ?”
Bir talebimiz ise bu katliamın tüm sorumluların açığa çıkması, nasıl gerçekleşti bu katliam? Gaziantep Emniyeti neden 2 Ekim günü Nizhip Emniyeti’nin bildirmiş olmasına rağmen, bu katliamın en önemli sorumlusu Yakup Şahin’i yakalamadı. Neden yakalayıp, bu katliamı engellemedi. Engellenebilecekken engellenmeyen bir katliamdır bu. Gaziantep Emniyet’i görevini yapmamıştır, Gaziantep Valiliği görevini yapmamıştır, Ankara Valiliği, Emniyet Müdürlüğü, İstihbarat Teşkilatı görevini yapmamıştır. Bugün yine bunu sorduk, hala işleme konmuyor bizim suç duyurularımız. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nü kim koruyor? bu soruya yine cevap vermedi 4. Ağır Ceza Mahkemesi” diye konuştu.
PİRHA – 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, 2015’te yaşanan Gar Katliamı’nı “Bitmiş bir katliam değil” sözleriyle yorumladı. Katliamın yıl dönümünde yapılacak anmaya dair konuşan Kocabıyık, “Katliam halen devam ediyor. Yargılama süreci, güvenlik güçlerinin anmalarımıza gösterdiği tavır, derneğimize karşı açılan kapatma davalarıyla katliam devam ediyor” dedi.
DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMOBB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti.
IŞİD’in iki canlı bomba ile gerçekleştirdiği saldırı, Türkiye tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği katliam olarak kayıtlara geçti. Canlı bombalardan birinin aynı yıl Suruç’ta intihar saldırısını düzenleyen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu ortaya çıktı.
Katliamdan neredeyse 1 yıl sonra başlayan mahkeme sürecinde ise dokuz sanığa “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Mahkeme ayrıca bu sanıklara saldırıdan yaralı kurtulan 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan hapis cezası verdi. Bunun yanında dokuz sanık, örgüt üyeliğinden değişik yıllarda hapis cezasına çarptırıldı.
Davada 19’u tutuklu 17’si firari 36 sanık yargılandı. Aralarında katliamın planlanmasında adı öne çıkan İlhami Bali gibi firari sanıkların bulunduğu kişilerin dosyası ayrıldı. Bu sanıklarla ilgili yargılama ayrıca devam ediyor.
“KATLİAM HALEN DEVAM EDİYOR”
Katliamda en çok üyesini kaybeden kitle örgütlerinden birisi de Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) oldu. O dönem sendikanın genel kekreterliğini yapan İshak Kocabıyık, bugün aynı zamanda 10 Ekim Barış Derneği’nin de eş sözcülüğünü yapmakta. Katliamın yaşandığı tarihten günümüze yaşadıklarını anlatan Kocabıyık, yaşadıkları acının halen devam ettiğini söyleyerek duygularını şu cümlelerle anlattı:
“Dönüp baktığımda çok yakın bir zamanmış gibi geliyor ama rakamlara vurduğumuzda hiç de öyle değil, 8 sene yani 96 ay geçti üzerinden. Şimdi arkamızda koskoca bir adalet arayışı ve barış isteği görüyorum. O günden bugüne ne acımız ne öfkemiz ne de yasımız ne yazık ki bitmedi. Çünkü biz o meydanda sadece barış taleplerimizi bırakmadık, 104 arkadaşımızı ve yüzlerce yaralı insanımızı da bıraktık. Daha sonra mahkeme sürecinde idare ile olan ilişkilerde gördüğümüz şudur ki aslında katliam 10 Ekim 2015’te bitmedi, halen devam ediyor. Yargılama süreci, güvenlik güçlerinin anmalarımızda gösterdiği tavır, derneğimize karşı açılan kapatma davalarıyla devam ediyor. Dolayısıyla 10 Ekim 2015 Gar Katliamı bitmiş bir katliam değil. Sadece bizlere karşı değil, bütün barış isteyenlere karşı devam eden bir katliam olarak görüyoruz.
Benim çağrımla gelen arkadaşlarımızdan 14’ünü kaybettik. Onların kaybının yarattığı boşluk hiçbir zaman dolmadı. 8 senemizi dolduran ama aynı zamanda mücadele azmimizi kamçılayan da bir boşluk oldu.”
MEYDANA DİKİLECEK ANIT ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR!
10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, katliamın yaşandığı yere anıt yapılması girişimlerinin sürdüğünü de belirtti. Yakın zamanda konuyla ilgili gelişme yaşandığını söyleyen Kocabıyık, dikilecek anıt üzerinde çalışmaların sürdüğünü aktardı. Kocabıyık şöyle devam etti:
“Ankara Büyükşehir Belediyesi, katliamdan aşağı yukarı 1 ay sonra belediye meclisi toplantısında oraya bir anıt meydan düzenlemesi yapılması için bir karar alıyor. Bu kararın ilk adımı olarak da o meydanın adını ‘Demokrasi Meydanı’ olarak değiştiriyorlar. Ama ondan sonra Melih Gökçek yönetimi, yapılması gerekenler konusunda da hiçbir adım atmıyor. Ayrıca böyle bir kararın varlığını saklama gereği de duyuyorlar. Yargılama sürecinin tutuklu sanıklar açısından bitmesi ile bizim anıt talebimiz yönündeki mücadelemiz daha da öne çıktı. Bunun ilk adımı olarak Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği, uluslararası yarışma düzenledi. Seçilen projeler belediyeye sunuldu ancak merkezi idarenin çıkardığı zorluklar bizim bu anıt projesini o meydana yerleştirmemize engel oluyor. Merkezi irade, buraya bir anıt dikmemizi maalesef izin vermedi. Dolayısıyla yarışmada dereceye giren ödül, alan eserlerin uygulanma şansı ne yazık ki kalmadı. Ulaştırma Bakanlığı, alt geçidi öne sürerek itiraz etti, İçişleri Bakanlığı ise başka gerekçeler sundu. Anıtlar Yüksek Kurulu başka gerekçelerden… Yani merkezi idare, bu katliamın devam ettiğine dair inancımızı güçlendirecek şekilde bu anıta karşı çıktı.
Belediyenin, ‘madem bu projeler uygulanmıyor, başka bir çalışma yapabilir miyiz?’ şeklinde değerlendirmesi oldu ve bu noktada belli bir aşamaya gelindi. Oraya bir anıt dikilmesi ve buna ilişkin de bir meydan düzenlemesi yapılması ilkesel olarak kabul edildi. Bu kararın ardından çeşitli çalışmalar yapılıyor. Önümüzdeki günlerde bunlar basınla paylaşılacaktır. Geçen ay içerisinde belediye ile görüşmelerimiz oldu ve bu konuda ciddi bir adım da atıldı.”
“YETER Kİ GÜVENLİK GÜÇLERİ KARIŞMASIN”
İshak Kocabıyık, 10 Ekim’de yapılacak anma törenine ilişkin Ankara Valiliği’ne gerekli başvuruların yapıldığını da söyledi. Kocabıyık, her yıldönümü anmalarında polisin, kendilerine şiddet uyguladığını ifade ederek, şu çağrıda bulundu:
“Her sene 10 Ekim’de orada kaybettiğimiz arkadaşlarımızın yası gereği, onlarla hemhal olma isteğimiz üzerine ailelerle beraber meydanda yer almak istiyoruz. Ve her sene engellerle karşılaşıyoruz. Bizi o alana sokmak istemeyip bölmek istiyorlar. Tefrik ediyorlar; ‘sen yaralısın, sen girebilirsin, sen giremezsin, sen ailedensin’ gibi bir ayrım yapıyorlar. Biz bunu en başından beri kabul etmedik, şimdi de etmeyeceğiz. Umarız geçmiş senelerde yaşanan o engellemeler, baskılar, işkenceler bu sene olmaz. Ama şunu belirtmek istiyorum; biz her ayın 10’unda orada anma yapıyoruz. Hiçbir şekilde bir sorun çıkmadan; yani bu sorun çıkmayı polisin bize söylediği çerçevede ele alıyorum, onlar hep aramıza birilerinin karışacağını, karıştığını ve onların sorun çıkartacağını gerekçe olarak gösteriyorlar. Bugüne kadar biz, yanımızda olan hiç kimseden bir sorun yaşamadık. Sorun yaşadığımız kesim güvenlik güçleri… Sorun yaşadığımız kesim hala IŞİD’ten bir şey umup, IŞİD’e sempatiyle bakan çevreler… Bizim başka hiç kimseyle bir sorunumuz yok. Valilik engelleri kaldırsın biz oraya gelen arkadaşlarımızın, tanıdığımız ya da tanımadığımız herkesin kefiliyiz. Sorunsuz, kavga dövüş olmadan, gaz olmadan, cop olmadan biz bu anmamızı yaparız, yeter ki güvenlik güçleri karışmasın. Her ne yapılırsa yapılsın vali, talebimize karşılık vermeyip bizimle görüşmese bile biz 10 Ekim’de arkadaşlarımızı kaybettiğimiz yerde olacağız. Acısını bizlerle paylaşmak isteyen herkesle beraber orada olacağız.”
PİRHA-25 yıllık Tüm Emekliler Sendikası, örgütlenme yasasına aykırı olduğu gerekçesiyle mahkeme kararıyla 2016’da kapatıldı. 2017 yılında yeniden kurulan sendika, “İnsanca yaşamdan git gide uzaklaşan bir kesimiz. Taleplerimize kulak verin” diyerek 13 milyon emeklinin durumuna dikkat çekti.
1995 yılında kurulan Tüm Emekliler Sendikası, faaliyet yürütmesinin yasal olmadığı gerekçesiyle 2016 yılında kapatıldı. Ancak emekliler, 2017 Şubat ayında yeniden Tüm Emekli Sen’i kurarak faaliyetlerine devam etti.
Sendikanın Genel Sekreteri olan İshak Kocabıyık, 3 yıllık çabadan sonra “Devlet ceberrut yüzünü gösterdi ve Ankara Valiliği’nin açmış olduğu kapatma davası sonuçlandı” diyerek sendikal mücadelelerindeki süreci anlattı.
“13 MİLYON EMEKLİNİN ÖRGÜTLENDİĞİNİ BİR DÜŞÜNÜN”
İshak Kocabıyık, emeklilerin sendikal engel nedenini, “Hak temelli bir örgüt olduğumuz için” sözleriyle açıkladı. Türkiye’de emekli maaşı alanların sayısının 13 milyona yakın olduğunu belirten Kocabıyık, şunları söyledi:
“Biz emekçiler, gerçekten bir toplumsal kategori ve sınıf olarak sanırım bütçeden en az pay alan, insanca yaşamdan git gide uzaklaşan, yoksulluk, açlık sınırında dolaşan bir kesimiz. Sanırım bu egemenleri, sermayeyi, devleti korkutuyor, tedirgin ediyor. 13 milyon emeklinin örgütlendiğini, haklarını istediğini düşünün. Tabii ki egemenleri korkutan, tedirgin eden bir durum. Bu nedenle örgütlenmemizi istemiyorlar. Ama onlara inat, önümüze ne türlü engel çıkarırsa çıkarsınlar 25 senelik bu örgütlenme geleneğini sürdürmeye kararlıyız.”
EMEKLİLERİN MAAŞI ASGARİ ÜCRETİN DE ALTINDA
İshak Kocabıyık, 3 yıllık sendikal faaliyetleri ile Türkiye’nin 108 yerinde örgütlendiklerini vurgulayarak, üye sayılarının 13 bine ulaştığını ifade etti.
Bütçe görüşmelerinde emeklilerin taleplerine kulak verilmesi gerektiğine dikkat çeken Kocabıyık, sözlerine şöyle devam etti:
“8 milyon civarında emeklinin maaşı 2000 TL’nin altında. Bunun yaklaşık 1 milyonu 1000 TL’nin altında maaş almakta. Felaketin vahim boyutunu siz düşünün. Ama sendikalaşma hareketimiz daha büyük bir başarıya ulaştığında, sesimizin yankılandığını ve karşılık bulduğu bir dönemi de elbette göreceğiz. Birlik en temel görevlerimizden birisidir. Bütün emekli sendikalarının bir çatı altında birleşmesi, aynı yolda yürüyen sendikaların yan yana gelmesi en temel hedeflerimizden biri. Ama bu salgın nedeniyle bütün toplumsal ilişkiler bir duraksama dönemine girdi.”
“TALEBİMİZ İNSANCA BİR YAŞAM”
İshak Kocabıyık, emekliler olarak taleplerinin “insanca bir yaşam” olduğunu söyleyerek, “Çok ihtiyacımız olan barış ve eşitlik. Bunun için de bu ülkede bütün ürettiklerimizi ortaklaşa tüketebilmek için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini de kullandı.
“BİRLİKTE GÜÇLÜ OLALIM”
Tüm Emekliler Sendikası gibi yargı ile faaliyetleri engellenen bir diğer örgüt ise DİSK’e bağlı Emekliler Sendikası. İshak Kocabıyık, iki örgütlenmenin tek çatı altında birleşebilme ihtimaline de değinerek sözlerine şu cümlelerle son verdi:
“Birleşme bizim en önem verdiğimiz noktalardan birisi. DİSK’e bağlı olan Emekli Sen ile bu tür görüşmelerimiz var. Ancak salgın nedeniyle bu başvurular gerektiği gibi yerine getirilemiyor. Buradan birlik çağrımızı bir kez daha bizim dışımızdaki sendikalara tekrarlayalım; Bir olalım, iri olalım, güçlü olalım.”