Etiket: işimizi geri istiyoruz

  • KESK İzmir Şubeler Platformu: KHK’lar gidecek biz kalacağız! -VİDEO

    KESK İzmir Şubeler Platformu: KHK’lar gidecek biz kalacağız! -VİDEO

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu, ‘İşimize, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz, KHK’lar gidecek biz kalacağız’ şiarıyla 181. kez sokağa çıkarak oturma eylemi gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “İktidar kendisine karşı ses çıkaran herkesi tasfiye etmek, suçlamak ve yok etmek istemektedir. Fakat bizler bu karanlığa teslim olmamak adına mücadelemize devam edeceğiz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) binlerce kamu çalışanın ihraç edilmesini ve açığa alınmasını Karşıyaka İskele karşısında protesto ettiği oturma eyleminin 181. haftasında basın açıklaması yaptı.

    İzmir Karşıyaka İskele’de yapılan açıklamada sık sık “Karanlığa teslim olmayacağız” , “İşimizi geri istiyoruz”  ve “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganları atılarak yapılan hukuksuzluğun son bulması çağrısında bulunuldu.

    “TİYATRO TADINDA İŞ SÖZLEŞMELERİ GERÇEKLİYOR”

    KESK İzmir Şubeler adına basın açıklamasını okuyan Buse Engin, ülkede emekçilerin yoksulluk sınırı altında kalan ücret politikalarına mahkum edildiğini vurgulayarak, “Ülke ekonomisinin şahlandığını, kıskanıldığımızı dalga geçercesine söylemekten vazgeçmemişlerdir. Emekçilerin en az yoksulluk sınırı kadar maaş alma talebi hayatın salt gerçeği olmakla beraber 6. dönem toplu iş sözleşmesi gerçeklerden uzak adeta bir tiyatro tadında gerçekleşmiştir” dedi.

    “FAİLLERİ GİZLEYENLER BU SUÇUN ORTAĞIDIR”

    7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında ülkeye egemen hale getirilmeye çalışılan şiddet ve korku ikliminin sonucu olarak gerçekleşen Ankara Gar Kartliamı’nı hatırlatan Engin, “Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor.
    10 Ekim katliamı, kendinden önce aydınlatılmamış 5 Haziran 2015 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamları gerçek anlamda araştırılsa ve failleri bulunsaydı hiç yaşanmayacaktı. Bilinmelidir ki, insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır” ifadelerini kullandı.

    “PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Engin, iktidarın kendisine karşı ses çıkaran herkesi tasfiye etmek, suçlamak ve yok etmek istediğine vurgu yaparak, “Fakat bizler bu karanlığa teslim olmamak adına mücadelemize devam edeceğiz. Barış içinde adil ve özgür bir yaşam haykırmaya devam edeceğiz. Hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanlar ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini asla bırakmayacağımız bilinmelidir.
    15 Temmuz’dan bugüne kadar yaşadıklarımız, kimlerin gerçek anlamda darbeye karşı olduğu, kimlerin darbeci zihniyetle aynı çizgide olduğunu bir kez daha göstermiştir” şeklinde konuştu.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • KHK’li Mimar Alev Şahin ve Öğretmen Mehmet Dersulu tahliye edildi

    KHK’li Mimar Alev Şahin ve Öğretmen Mehmet Dersulu tahliye edildi

    PİRHA- OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yıldan fazla bir süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde ‘İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem gerçekleştiren Yüksel Direnişçileri 4. kez hakim karşısına çıktı. Davada tutuklu yargılanan Alev Şahin ve Mehmet Dersulu tahliye edilirken savcı dosyaya ilişkin mütalaasını verdi. Duruşma 8 Kasım’a ertelendi.

    OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yılı aşkın süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde ‘İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem yapan Yüksel Direnişçileri 4. kez hakim karşısına çıktı.

    Ankara Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya 7’si tutuksuz 2’si tutuklu 9 sanık katıldı.

    SAVCI MÜTALAASINDA ‘ÖRGÜT ÜYESİ OLMAKTAN’ CEZALANDIRILMALARINI İSTEDİ

    Görülen duruşma, savcılığın sanıklar hakkında verdiği mütalaa ile başladı. Savcılık dava dosyası kapsamında yargılanan 8 kişi hakkında beraat isterken, 1 kişiye ‘örgüt propagandası yapmak’tan, aralarında Alev Şahin, Mehmet Dersulu, Acun Karadağ ve Nazan Bozkurt’un da olduğu 8 kişinin ise ‘örgüt üyeliği’nden cezalandırılmasını talep etti. Tutuklu sanıklar Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun ise tutukluluk hallerinin devamını istedi.

    Verilen mütalaanın ardından sanıkların ve avukatların savunmalarına geçildi. Tüm sanıklar ve avukatlar mütalaaya karşı savunma yapmak için ek süre talep ederken, tutuklu yargılanan Alev Şahin ve Mehmet Dersulu ise tutukluluk durumlarına ilişkin savunma yaptı.

    “EYLEMLERİMİN HEPSİ BARIŞÇIL EYLEMLERDİ”

    Duruşmada tutuklu yargılanan Mimar Alev Şahin SEGBİS’le bağlanarak yaptığı savunmasında şunları dile getirdi:

    “İddianamede yazanlar asılsızdır. Somut tek bir delil yoktur. Varsayımlarla hareket edilmektedir. Özgür irademle hakkımı aradım. İşimden oldum. Örgüt talimatıyla değil AKP’nin zorbalığı ve baskısı yüzünden sokağa çıktım. Eylem yaptım. Benim mücadelem ekmek kavgasıdır. Direndiğim için örgüt üyeliği yaftasıyla karşı karşıya kaldım. KESK ve TMMOB üyesiyim. Hiçbir örgütle ilişkim olmadı olamaz da. Hiçbir eylemim de cebir, şiddet veya silah yoktu. Hepsi barışçıl eylemlerdi. Neye dayanarak beni silahlı bir örgüte üye olmakla suçluyorsunuz? İddianamede hiçbir dayanak yok. Öyle düşünülüyor, varsayılıyor demiş polis. Savcı da bunun üzerinden bize ceza verilmesini istiyor. Akıl ve mantık dışı.

    “NAMUSUMLA DİRENDİM”

    Ben Düzce gibi küçük ve AKP’nin kalesi olarak nitelendirilen bir şehirde direndim. Ve halkın ilgisini, sevgisini kazandım. Haksızlığa uğrayanların birleştiği nokta oldum. Bunu hazmedemedikleri için de beni tutuklayıp ceza vermeye çalışıyorlar. Ben namusumla direndim. İşim, ekmeğim, onurum için direnmeye de devam edeceğim. Annem ve köpeğimle birlikte yaşayan sade bir vatandaşım. Annem hasta. Bana ihtiyacı var. Adaletsizliğe son verilsin istiyorum. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.”

    “MASUMİYETİMİZİ İSPATLAMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ AYLARCA”

    Alev Şahin’in ardından duruşma salonunda hazır bulunan Mehmet Dersulu ise savunmasında şunları ifade etti:

    “Yaklaşık 10 aydır tutukluyum. Onlarca sayfa iddianame hazırlanmış ama tek bir somut delil yok. Neye savunma yapacağımı bilemiyorum. Çünkü delil yok. Polisin varsayımlar üzerinden hazırladığı bir iddianame bu. Bu mahkemede bize siz suçlusunuz hadi suçsuz olduğunuzu ispatlayın deniyor. Biz masumiyetimizi ispatlamak için uğraşıyoruz aylarca. Gerçek anlamda hukuk olsa böyle olmaz.

    Sırf işimizi geri istiyoruz dedik diye, direndik diye hakkımızda komplo kurularak dava açıldı. İddianamede yazan tüm eylemler yasal, demokratik hak arama eylemleri. Anayasal hakkımızı kullandık biz. İktidarı eleştirdik diye, bizi işimizden haksız yere atmasına karşı çıktık diye bugün tutukluyuz ve hakkımızda cezalar isteniyor. Tüm eylemlerimiz AYM kararlarıyla da belgeli zaten, hepsi yasal. İktidar gayri meşru ve zorbalıkla hakkını arayanları sindirmeye çalışıyor. Biz ise haklı ve meşruyuz. Aynı zaman da yasal tüm eylemlerimiz. Adalet istemek, işimizi geri istemek suç değildir.

    “POLİS MİNAREYİ ÇALMIŞ KILIFINI HAZIRLIYOR”

    Polis minareyi çalmış kılıfını hazırlıyor. Bizi tutukladı ama gerekçe bulamayınca eylemlerimiz yasa dışı gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bu iddianamenin kendisi yasa dışıdır. Somut hiçbir maddi dayanağı yoktur. Ekmeğim, işim, onurum için mücadele ettim. Etmeye de devam edeceğim. Haksızlığa boyun eğmeyeceğim. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.”

    Daha sonra avukatları söz alarak tutuklu yargılanan müvekkillerinin savunmasını yaptı. Diğer sanıkların savunması içinse verilen mütalaaya karşı ek süre talep ettiler.

    “YAPILAN EYLEMLER KHK’LARA KARŞI İFADE ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”

    Şahin ve Dersulu’nun avukatı Fatih Aydın savunmasında şunları söyledi:

    “Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararları var. Müvekkillerim suç işlememiş hak aramıştır. Herhangi bir örgütle bağdaştırılamaz. AYM açıkça verdiği kararda yapılan yüksel eylemlerinin örgütle bağlantılı olmadığını belirtmiş ve buna dair hiçbir somut delilin bulunmadığını söylemiştir. Yapılan eylemler KHK ihraçlarına karşı ifade özgürlüğüdür. Demokratik yasal hak kullanımıdır. Tutuklamalara bir an önce son verilmeli ve müvekkillerim beraat ettirilmelidir.”

    Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun, yurt dışına çıkış yasağı ve bulunduğu ili terk etmeme şartıyla adli kontrol tedbiri uygulayarak tahliyesine karar verirken, mütalaaya karşı tüm sanıkların ve avukatlarının son savunmalarını yapmaları için ek süre verdi. Bir sonra ki duruşma 8 Kasım’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK İzmir direnişi 100. haftasında: Su kadar berrak, güneş kadar aydınlığız – VİDEO

    KESK İzmir direnişi 100. haftasında: Su kadar berrak, güneş kadar aydınlığız – VİDEO

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu, KHK’lerle kamu emekçilerinin ihraç edilmesini protesto ettiği oturma eyleminin 100. haftasında açıklama yaptı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) binlerce kamu çalışanın ihraç edilmesini ve açığa alınmasını protesto ettiği oturma eyleminin 100. haftasında basın açıklaması yaptı.

    Yoğun yağmur altında Karşıyaka iskele karşında eylem yapan kamu emekçileri, “İşimizi ve geleceğimize sahip çıkıyoruz. Bu ağır saldırıyı püskürteceğiz” yazılı pankartlar açarak sık sık, “Karanlığa teslim olmayacağız” , “İşimizi geri istiyoruz”  ve “Zafer direnen emekçinin olacak” sloganları attı. Eğitim-Sen Manisa, Aydın, Balıkesir ve Tarım Orkam-Sen temsilcilerinin kısa konuşmasından sonra kamu emekçileri halay eşliğinde halay çekti.

    Eylemin 100. haftasında basın metnini okuyan Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, “960 gündür pasaport yasağı konan, mesleğini ve emeğini başka bir kurumda sürdürmesi engellenen aileleri, çocukları ve yakınları ile birlikte bir milyon insanımıza bedel ödetilmektedir. Sosyal devlet olma ilkesinden tamamen uzaklaşılmış, vatandaşından adeta öç alınmaktadır” dedi.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise, “Nasıl ki İzmir’de arkadaşlarımız 100 haftadır direniyorsa bundan sonra da tüm ihraç arkadaşlarımız işlerine geri dönene kadar kamu emekçilerinin, demokrasi güçlerinin yürütmüş olduğu mücadele artarak devam edecektir” diye konuştu.

    “SOSYAL DEVLET OLMADAN UZAKLAŞILARAK ÖÇ ALINMAK İSTENİYOR”

    “15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek siyasal iktidar gibi düşünmeyen, 150 binden fazla kamu emekçisi hiç bir soruşturması olmadan, hiç bir hukuksal süreç işletilmeden on yıllarını vererek emekle elde ettikleri işlerinden ihraç edilmelerinin üzerinden 960 gün geçti, hala işlerine geri dönemediler” diyen Kılıç, sosyal devlet olma ilkesinden tamamen uzaklaşılarak adeta öç alırcasına bedel ödetilmeye çalışıldığını vurguladı. İhraç edilen kamu emekçilerinin geri dönme taleplerinin OHAL İnceleme Komisyonu tarafından oyalandığını veya bilinçli bir şekilde uzaltıldığının altını çizen Kılıç şunları ifade etti:

    “Bizler bu hukuksuz uygulamalara karşı itirazlarımızı büyütmek ve iş güvencemize sahip çıkmak için  haftalardır burada yürüttüğümüz oturma eylemlerimizin bugün 100’üncüsünü yapıyoruz. 100 haftadır bize yapılan hukuksuzluk karşısında mücadelemizi yürütüyor çöle dönmüş vicdanlara, adalet duygusunu kaybetmiş bu iktidara, hukuku ve adaleti yok sayan bu uygulamalarınızdan vazgeçin diyoruz. Arkadaşlarımızın her biri işlerinde ve mesleklerinde örnek çalışmalar sürdürmüş, emek  demokrasi ve barış talepleri ile bir arada yaşamı savunmuş, hukukun adaletin ve hakikatlerin tarafı olmuşlardır. Cemaat ve tarikatların iktidarların açtıkları alanlarda, yaratılan olanaklarla, güçlenerek ülke yönetimindeki etkisinden rahatsızlığını sürekli dile getirmiş ve bunun için mücadele etmişlerdir.”

    “YETER ARTIK ! BU HUKUKSUZLUĞA SON VERİN”

    Uluslararası sözleşmelerle korunan haklarını kullanarak sendikacılık yaptıklarını vurgulayan Kılıç, yapılan hukuksuzlara bir an önce son verilip emekçilerin işlerine iade edilmesini çağrısını yineledi. Birçok cemaat karşı mücadele ettikleri halde devletin yetki kademelerinde yer alan bu cemaat üyelerinin barış ve demokrasi isteyenlere saldırdığını hatırlatan Kılıç şöyle devam etti:

    Bugün 15 Temmuz  darbe girişiminin sorumluları aranıyorsa, dün Fetö’yü palazlandırıp ülkenin ve dünyanın dört bir yanında örgütlenmesine katkı sunan olanak sağlayan ve hükümetlerde bakanlık düzeyinde temsil ettirenlerdir. Bu ülkenin en önemli devlet organlarında görev verip demokrasiyi barışı ve laikliği savun kesimlerin üzerine saldırtanlardır.  Bu yaptıklarına karşılık olarak da terfi ettirip yükseltenlerdir. Buralarda sorumluluğu bulunan her kim varsa bunlar ihraç edilmeli ya da hükümetinizdeki yetkililer istifa etmelidir. Arkadaşlarımız ise Fetö ve diğer cemaatler karşısındaki mücadeleleri ile ihraç değil ödüllendirilmelidir. Bir kez daha belirtmek gerekir ki; amaç ve ilkelerimiz doğrultusunda yürüttüğümüz sendikal mücadele kapsamında  uluslararası sözleşmelerle korunan haklarımızı kullanarak sendikacılık yaptık, insan olmanın gereklerini yerine getirdik. Her oturma eyleminde dile getirdik  yine de tekrarlıyoruz, arkadaşlarımız su kadar berrak güneş kadar aydınlıktırlar. Yeter artık! bu hukuksuzluğa son verin ve arkadaşlarımız işlerine mesleklerine arkadaşlarına geri dönsün”

    “HAKİKATİ SAVUNMAYA VE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Her türlü yönelim, baskı ve saldırılara karşı barışı büyütüp mücadele etmeye devam edeceklerini dile getiren Kılıç, “1 Mayısa hazırlıklarımızı sürdürdüğümüz bu günlerde bizler, tüm baskılara, saldırılara, her türlü yönelime rağmen savaşa karşı barışı,  sömürüye karşı emeği, faşizme karşı demokrasiyi, haksızlıklara karşı hak ve hakikatleri savunmaya, haklı ve meşru mücadelemizi yürütmeye kararlıkla devam edeceğiz; hiçbir güç bizi insanlık değerleriyle örtüşen bu haklı mücadelemizden alıkoyamayacaktır. Güneşin aydınlık gerçekliğini kapkara bulutlarla uzun bir süre kapatamazsınız. İşte yerel seçimler. Bu hukuk tanımaz politikalarınız, algı oluşturan yalanlarınız artık kabul görmüyor. Bütün medya, dipçik zoru, siyasallaştırdığınız hukuk, yanınızda olsa da bile. İhraç edilen KESK’ li arkadaşlarımız onurumuzdur” diye sözlerine ekledi.

    Semra ACAR-Ersin ÖZGÜL / İZMİR