Etiket: işkence ve kötü muamele

  • Kışanak’ın avukatlarından kötü muamele için soruşturma talebi

    Kışanak’ın avukatlarından kötü muamele için soruşturma talebi

    PİRHA- Ablası Zeynep Özer’in cenazesine katıldıktan sonra cezaevine götürülürken kötü muameleye maruz kalan Gültan Kışanak’ın avukatları, sorumlular hakkında idari soruşturma başlatılması talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

    2016 yılından bu yana tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, Hakk’a yürüyen ablası Zeynep Özer’in cenazesine katılmak üzere 9 Ağustos’da Elazığ’a getirilmiş ve cenaze erkanından sonra tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi’ne geri götürülüşü sırasında işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştı.

    Kışanak’ın avukatları, cenaze sonrası uygulanan ve işkenceye varan kötü muamele nedeniyle sorumlular hakkında idari soruşturmanın başlatılması talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundular.

    HERKESE UYGULANAN STANDART PROSEDÜR KIŞANAK’A UYGULANMAMIŞTIR”

    Avukatların cenazeye katılım başvurusu ve katılım şartı olarak talep edilen oldukça yüksek miktardaki masrafların ödenmesinden sonra cenaze törenine katılımının savcılık tarafından ancak kabul edildiği belirtilen ve avukat Onur Ardık imzasıyla yapılan başvuruda şunlar dile getirildi;

    “Gültan Kışanak, Ablası henüz yeni defnedilmişken, 4 saatlik cenaze törenine katılma izin hakkı dolduğu gerekçesiyle mezar başından apar topar alınmış, uçak ile geri İstanbul’a, oradan da Kandıra Cezaevine götürülmesi gerekirken, kendisine hiçbir bilgi verilmeden Elazığ Cezaevine kaçırır şekilde götürülmüştür. Cenazeye katılım sağladıktan sonra, geri dönüş prosedüründe standart olarak uygulanan, aynı yolla Kandıra cezaevine direk olarak dönüş Gültan Kışanak için uygulanmamıştır. Standart prosedür uygulanmadığı gibi gerek öncesinde gerekse de Elazığ’a götürülüş sürecinde sayın Gültan Kışanak’ a ve avukatlarına hiçbir bilgi verilmediğinden, ilaçlarını ve gece konaklamak için ihtiyaç duyacağı eşyalarından mahrum bırakılmıştır. Kışanak’ın düzenli kullandığı ilaçlarına ulaşımının engellenmesi sağlık hakkının ihlalidir. “

    “KÖTÜ MUAMELE VE HUKUSUZLUK DEVAM ETTİ”

    Kışanak’a uygulanan eziyetin Elazığ Cezaevinde de sürdürüldüğü, partili arkadaşları ile kalmak için başvuru yapmasına rağmen talebinin kabul edilmediği, aşırı kirli depo gibi izbe bir yerde geceyi geçirmek zorunda bırakıldığı, yetkili bir kişi ile görüşme talebinin saatlerce cevaplanmadığı, saatler sonra gelen nöbetçi müdüre; ailesine bilgi verme, telefon kullanma ve avukatı ile görüşme hakkını kullanmak istediğini belirtmesine rağmen, bu taleplerinin kabul edilmediği, ancak aşırı ısrarları sonucu ailesine telefonla Elazığ Cezaevinde olduğu bilgisinin verildiği ifade edilen başvuru dilekçesinde, devamla şu görüşlere yer verildi;

    “Ailesinin yönlendirmesi ile görüş yapmak için gelen avukatlar, Gültan Kışanak 7 yıldır Tutuklu olmasına rağmen, hükümlülerle öğle arası görüş yasağı olduğu gerekçesi ile 1.5 saat avukatları ile görüşmesi engellenerek kötü muamele uygulamasına ve hukuksuzluğa devam edilmiştir. Öğle arası bittikten sonra avukatları ile görüşmeye başlar başlamaz o saate kadar ortalıkta olmayan jandarmalar, aniden gelip avukatları ile görüş yapmasına izin vermeden Gültan Kışanak’ı alıp götürmüşlerdir. Avukatlara doğrudan İstanbul’a götürüleceği bilgisi verilmiştir. Bu esnada yola çıkarken öğle vakti olmasına rağmen eline tutuşturulan yemek poşeti için, akşam yemeği verilmiştir şeklinde bir belge imzalatılmaya çalışılmıştır.

    “İŞKENCE VE EZİYET KABUL EDİLEMEZ”

    Elâzığ’dan gün içinde Ankara üzeri aktarmalı veya direk İstanbul’a uçak kalkmasına ve uçak biletinin ücreti önceden peşin olarak ödenmesine rağmen, Gültan Kışanak işkenceye varan eziyet ve kötü muameleye maruz bırakılmış, Elâzığ’dan Sivas’a ring aracı 7 saatlik kara yolcuğu ile en ağır şartlarda eziyetli şekilde götürülmüştür. Gültan Kışanak öğle vakti Elazığ cezaevinden çıkarılmasına rağmen ancak gece 03.00 gibi Kandıra Cezaevine varabilmiştir.  Cezaevinde 7 yıldır tutuklu bulunan bu dönemde hem babasını hem abisini son olarak ablasını kaybeden, seçilmiş eski milletvekili ve geçmiş dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olan siyasetçiye Cenazeye katılım sonrası yaşatılan, acısına saygısızlık edilen, sağlığı konusunda riskler yaratılan, taziye ortamında iki gün boyunca haber alamayan ailesini derin endişeye sürüklenmesine neden olan işkence ve eziyet kabul edilemez.

    “SORUMLU KİŞİLER HAKKINDA İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILSIN”

    Bu eziyet ve işkenceden sorumlu tüm görevliler hakkında idari soruşturma başlatılması gerekmektedir.

    Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, ivedilikle soruşturma başlatılmasını, kötü muamele ve işkenceyi uygulayan sorumlu kişilerin ve bu kişilere talimat veren kamu görevlilerinin tespitini ve haklarında idari soruşturma başlatılmasını, ayrıca tespitler sonrasında bakanlığınız tarafından savcılık makamına gerekli suç ihbarlarının yapılmasını talep ederiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hapishanelerde yoğun işkence sürüyor: Son üç ayda 17 kişi yaşamını yitirdi-VİDEO

    Hapishanelerde yoğun işkence sürüyor: Son üç ayda 17 kişi yaşamını yitirdi-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde son 3 ayda yaşanan hak ihlalleri raporunu açıkladı. Tutuklulara yönelik yoğun hak ihlali yapıldığına dikkat çekilirken “Hasta mahpusların acil ve kalıcı tedavileri yapılmalı, hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan/yapılmayan hasta mahpusların da acilen infazları durdurulmalıdır” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, cezaevlerinde devam eden hak ihlallerine bir kez daha dikkat çekti.

    İHD Ankara Şube binasında yapılan basın açıklamasında 2021 Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri sıralandı. Raporu İHD Merkez Yürütme Kurulu üyesi Nuray Çevirmen okudu. Çevirmen, söz konusu raporun cezaevlerine yapılan ziyaretler, tutukların mektupları ve yapılan başvurular sonucunda hazırlandığını belirtti.

    Nuray Çevirmen, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında toplam 42 hak ihlali başvurusu yapıldığına işaret ederek Ceza İnfaz Kurumlarında toplam 287.094 tutuklu ve hükümlünün olduğu bilgisini paylaştı. Çevirmen, 2021 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Türkiye’nin çeşitli hapishanelerinde en az 17 mahpusun yaşamını yitirdiğine de işaret etti.

    HAPİSHANELERDE ŞİDDET, HAKARET VE KÖTÜ MUAMELE! 

    Açıklanan raporda sağlık ve iletişim hakkı ihlali konusunda çok sayıda başvurunun olduğuna işaret edilerek şunlar söylendi:

    “Yetkililer, hapishane müdürleri, kaynağını uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yapmaktadır. Bu durum mahpuslarda, ailelerinde, avukatlarında ve insan hakları örgütlerinde hapishane sistemine ilişkin ciddi güvensizlikler oluşturmaktadır. Bir bütün olarak bu saptamalar, hapis cezalarının infazında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın kendi başına yeterli bir ceza olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği ve gerek hapishanenin fiziksel koşulları ve gerekse uygulanan rejimin, çekilmekte olan cezanın şiddetini daha da arttırdığını göstermektedir.

    Mahpusun avukat görüşü, arkadaş görüşü ve aile görüşlerinden mahrum bırakılması, yine dışarıyla iletişim bağı olan telefon, faks ve mektup hakkının engellenmesi gibi uygulamalar insanlık onuruna aykırı uygulamalardır.

    BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde açık bir şekilde ‘Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir’ denilmektedir.

    Oysa İç Anadolu Bölgesindeki hapishanelerde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir.

    Hapishanelerde son dönemlerde artış gösteren işkence-darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

    Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    AİHS’in 14. maddesinde düzenlenen ‘Ayrımcılık Yasağı’ ilkesine göre ‘Bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.’

    Hakkında yasaklama, toplatma kararı olmayan gazetelerin hapishanelere alınmasının önündeki engeller kaldırılmalı ve temini sağlanarak gazeteler mahpuslara verilmelidir.

    Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle gelemeyen ailelerine yakın hapishanelere nakil talepleri kabul edilmelidir.

    Hapishanelerde meydana gelen intihar vakalarının önüne geçmek için mahpusları ruh ve bedensel bütünlüklerine yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır uygulamalar geliştirilmelidir.

    Yeterli ve sağlıklı beslenmek temel insan hakkıdır. Sağlık sorunları olan mahpuslar, doktorlarca reçete edilmiş yiyecekleri alma hakkına sahiptirler. Hapishane idareleri tarafından hasta tutuklu veya hükümlülere diyete uygun yemek sağlanmalıdır.

    Hapishanelerdeki sağlık personeli sayısı arttırılmalıdır. Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir. Ağır hastaların ring araçları ile değil ambulansla hastanelere sevki sağlanmalıdır. Tek kişilik ring aracı tamamen kaldırılmalıdır.

    Hasta mahpusların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman hekimler tarafından yapılması sağlanmalıdır.

    Kelepçeli muayene ve tedavi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.

    Her hasta mahpusun tıbbi etik gereği, her hastaya uygulanması gerektiği gibi, mahremiyetine saygı gösterilen bir ortamda, insan onuruna yakışır bir şekilde sağlık hizmeti alma hakkı vardır.

    Bunla birlikte, mahpuslar insanlık onuruna saygılı bir biçimde muamele görme ve yaşama hakkına sahiptir. Fakat büyük bir sorun olan ve kamuoyunun vicdanını kanatan hasta mahpusların yaşamış oldukları sorunlar çözüm üretilmeden ortada durmaktadır. Teşhis ve tedavisi yapılmadan adeta işkence çektirilen, hapishanede hayatını kaybeden ya da ölümüne ramak kala bırakılıp kısa sürede hayatını kaybeden insanların olduğu bir toplum, adalete olan inancını da kaybeder. Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların acil ve kalıcı tedavileri yapılmalı, hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan/yapılmayan hasta mahpusların da acilen infazları durdurulmalıdır.

    Heyetlerimiz ve kurumumuz; hapishane rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde, ‘bağımsız’ ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Tüm hapishanelerde yaşananlara, hak ihlallerine, sağlığa erişim engellerine karşı Adalet Bakanlığı’nı, ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA