Etiket: iskenderun

  • İskenderun’da emeklilerden AYM’ye çağrı: Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz! – VİDEO

    İskenderun’da emeklilerden AYM’ye çağrı: Sadaka değil, hakkımızı istiyoruz! – VİDEO

    PİRHA- 2021 Tüm Emekli-Sen İskenderun Şubesi, emeklilerin derinleşen ekonomik kriz karşısında yaşadığı yoksulluğa ve hak gasplarına karşı Güvercinli Park’ta yan yana geldi. “İnsanca yaşayacak ücret” talebinin öne çıktığı açıklamayı şube başkanı Mustafa Çankaya okudu.

    “GERÇEK ENFLASYON MUTFAKTADIR”

    İktidarın ekonomi politikaları nedeniyle emeklilerin pazar alışverişinde dahi tane hesabına mahkum edildiğini belirten Çankaya, TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Bayram ikramiyelerinin eridiğine dikkat çeken Çankaya, şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Emekliler olarak artık yaşamıyor, hayatta kalma mücadelesi veriyoruz! Bayram yaklaşırken emeklilere reva görülen ikramiye ise bu utancı daha da büyütmektedir. Yıllarca ‘bayram ikramiyesi’ diye propaganda yapılan ödemeler bugün bırakın bir kurban hissesini, 5 kilo ete bile yetmemektedir! Bir ülkede emekliler kurban kesmeyi değil, mutfağına kıyma koyabilmeyi hesaplıyorsa orada büyük bir sosyal çöküş vardır.”

    “SADAKA DEĞİL, ALIN TERİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”

    Mevcut tablonun emeklilere “ölmeden yaşayın” demek olduğunu ifade eden Çankaya, sadaka değil yıllarca ödenen primlerin karşılığını istediklerini dile getirdi. Çankaya, acil talepleri şu şekilde sıraladı:

    “Bizler sadaka istemiyoruz! Bizler lütuf istemiyoruz! Bizler yıllarca ödediğimiz primlerin, verdiğimiz emeğin, alın terinin karşılığını istiyoruz! İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz! Emekli maaşlarına derhal insanca yaşayacağımız bir ara zam yapılmalıdır! En düşük emekli maaşı yoksulluk sınırına uygun hale getirilmelidir!”

    ANAYASA MAHKEMESİNE ‘SEYYANEN ZAM’ ÇAĞRISI

    Çalışan memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerinden gasp edildiğini ve konunun yargıya taşındığını hatırlatan Çankaya, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) seslendi:

    “Memur emeklilerine verilmesi gereken seyyanen zam hakkı gasp edilmiştir. Bu hukuksuzluğa karşı açılan dava halen Anayasa Mahkemesi’nde bekletilmektedir. Buradan Anayasa Mahkemesi’ne çağrıda bulunuyoruz: Memur emeklilerinin seyyanen zam davası daha fazla geciktirilmeden bir an önce görüşülmeli ve adil bir karar verilmelidir!”

    Açıklama, Türkiye genelinde başlatılan “1 milyon dilekçe kampanyası”na katılım ve ortak mücadele çağrısıyla son buldu.

    PİRHA/İSKENDERUN

  • İskenderun’da Alevi kurumlarından tepki: Kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılar provokasyondur-VİDEO

    İskenderun’da Alevi kurumlarından tepki: Kutsal mekanlarımıza yapılan saldırılar provokasyondur-VİDEO

    PİRHA- İskenderun’daki Alevi kurumları ve yöre dernekleri, Alevi inanç merkezlerine yönelik artan saldırıları kınadı. Saldırıların toplumsal barışı hedef alan bilinçli bir provokasyon olduğuna dikkat çeken kurum temsilcileri, inançlarına ve mekanlarına sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.

    Son günlerde Alevi inanç merkezlerine ve kutsal mekanlara yönelik artan provokatif eylemler, İskenderun’daki Alevi kurum ve yöre dernekleri tarafından tepkiyle karşılandı.

    İskenderun Cemevi, Vartolular Derneği ve Tuncelililer Derneği yaptıkları açıklamalarda, Düzgün Baba Ziyaretgahı’na ve Elif Ana Türbesi’ne yapılan saldırıların toplumsal barışı ve birlikte yaşama iradesini hedef alan bilinçli birer provokasyon olduğuna dikkat çekti.

    “BİZLERİ ASİMİLE ETMEK, ‘DEVLETİN ALEVİSİ’ YAPMAK İSTİYORLAR”

    Saldırıların arkasında toplumsal barışı bozmak isteyen odakların olduğunu belirten İskenderun Cemevi Yöneticisi Makbule Güden, Alevi toplumunun inancından asla geri adım atmayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Biz Alevi topluluğunun sabrını sınamaya çalışıyorlar. Bu tür olaylar bizleri asla inancımızdan vazgeçiremez. Kerbela’dan beri buradayız. Alevileri asimile etmek istediklerini düşünüyoruz. Bizi devletin Alevileri olarak görmek istiyorlar. Ama biz inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “YÜZLERCE YILLIK DEĞERLERİMİZE DOKUNULMASI BİZİ DEHŞETE DÜŞÜRÜYOR”

    Saldırıya uğrayan mekanların yüzlerce yıllık inançsal ve kültürel kökleri olduğunu hatırlatan İskenderun Vartolular Derneği Başkanı Alişan Turan, sadece Alevilerin değil tüm kamuoyunun ses çıkarması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “600 yıl önceki değerlerimize dokunulması bizleri dehşete düşürüyor. Sadece Alevilerin değil; kendine ‘demokratım’ diyen, ‘insanım’ diyen herkesin tepki koyması, bu durumu şiddetle kınaması lazım. Başka kesimlerin de kutsalları, değerleri var ve biz onlara çok saygılıyız. Bu tip insanlara müsaade edilmemeli, olaylar titizlikle soruşturulmalıdır.”

    “BU SALDIRILARIN ÜST ÜSTE YAŞANMASI TESADÜF DEĞİL”

    Alevi inanç merkezlerinin toplumsal barışın simgesi olduğunu belirten ve yetkilileri kararlı adımlar atmaya çağıran İskenderun Tuncelililer Derneği Başkanı Cafer Koç ise açıklamasında şu sözlere yer verdi:

    “Bu kutsallara yönelen her saldırı aynı zamanda toplumun ortak huzuruna ve birlikte yaşam iradesine yapılmış bir saldırıdır. Yaşanan olayların art arda gerçekleşmesi kamuoyunda ciddi soru işareti yaratmaktadır. Bu saldırıların üst üste yaşanmasının tesadüf olmadığını düşünüyor, toplum içerisinde korku ve gerilim yaratması amaçlanan her türlü girişime karşı yetkilileri daha duyarlı ve kararlı davranmaya çağırıyoruz.”

    Kurum temsilcileri, yapılan tüm karanlık girişimlere karşı sağduyuyla inançlarına ve mekanlarına sahip çıkmaya devam edeceklerini belirterek, nefret diline karşı ortak mücadele çağrısını yineledi.

    Cevahir FINDIK / İSKENDERUN

  • İskenderun’da ortak açıklama: Bugün yaşananlar karşısında sessiz kalmak; hukuksuzluğun olağanlaşmasına razı olmak demektir! – VİDEO

    İskenderun’da ortak açıklama: Bugün yaşananlar karşısında sessiz kalmak; hukuksuzluğun olağanlaşmasına razı olmak demektir! – VİDEO

    PİRHA – İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu, CHP Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” kararına karşı Güvercinli Park’ta basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı okuyan Mustafa Çankaya, “Mesele yalnızca bir partinin iç meselesi değildir. Mesele; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunup korunmayacağı meselesidir” dedi.

    “YARGININ GÖREVİ SİYASETİ DİZAYN ETMEK DEĞİL, ADALETİ SAĞLAMAKTIR”

    Güvercinli Park’ta bir araya gelen İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu, “Adalet ve Demokrasi İçin Omuz Omuza! Halkın İradesine, Hukuka ve Demokratik Değerlere Sahip Çıkacağız!”diyerek tepkilerini dile getirdi.

    Eylemde konuşan Mustafa Çankaya, Türkiye’nin yargı üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye, demokrasiye, hukuk devletine ve halkın iradesine yönelik ağır bir müdahale sürecinden geçmektedir. İktidarın son dönemde yargı üzerinden siyaset alanını şekillendirmeye dönük girişimleri, yalnızca hukuk sistemini değil; toplumsal vicdanı ve demokratik yaşamı da derinden sarsmaktadır. CHP Kurultayı’na ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararı; hukuki dayanağı, yetki sınırları ve demokratik meşruiyeti açısından kamuoyunda ciddi kaygılar yaratmıştır. Çünkü mesele yalnızca bir partinin iç meselesi değildir. Mesele; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunup korunmayacağı meselesidir.”

    Çankaya, yargının araçsallaştırılmasına tepki göstererek şöyle devam etti:

    “Yargının görevi siyaseti dizayn etmek değil; adaleti sağlamaktır. Yargı süreçlerinin siyasal rekabetin aracı haline getirilmesi, toplumsal muhalefeti baskılamanın bir yöntemi olarak kullanılması; hukuka olan güveni zedeler, toplumsal barışı yaralar ve demokratik kurumların meşruiyetini aşındırır. Bugün yaşananlar karşısında sessiz kalmak; hukuksuzluğun, keyfiliğin ve antidemokratik uygulamaların olağanlaşmasına razı olmak demektir.”

    “HALKIN İRADESİNİ SAVUNANLARLA YOL ARKADAŞLIĞI YAPACAĞIZ”

    Demokratik hakların ve halk iradesinin her koşulda savunulacağını vurgulayan Çankaya, dayanışma çağrısında bulundu:

    “Bizler İskenderun Emek ve Demokrasi Platformu olarak; seçme ve seçilme hakkının, halk iradesinin, temel hak ve özgürlüklerin, demokratik temsilin ve hukuk devletinin kararlılıkla savunulacağını bir kez daha ilan ediyoruz. Bizler; halkın iradesini tartışmalı hale getiren anlayışlarla değil, demokrasiye inanan, yönünü özgürlüğe, eşitliğe ve halk egemenliğine çevirmiş olanlarla yan yana duracağız.”

    “BİRLEŞİK MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklamanın son bölümünde baskılara karşı geri adım atılmayacağı ve ortak mücadelenin büyütüleceği vurgulandı:

    “Hiç kimse bu ülkenin gençlerini umutsuzluğa, emekçilerini çaresizliğe, halkını ise suskunluğa mahkûm edemez. Bu ülkenin insanları; eşit, özgür, adil ve onurlu bir yaşamı fazlasıyla hak etmektedir. Bu nedenle; adalet için, demokrasi için, özgürlük için, eşit yurttaşlık için, barış ve kardeşlik için; birleşik mücadeleyi büyütmeye, dayanışmayı güçlendirmeye ve halkın iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gün; demokrasiye sahip çıkma günüdür. Yaşasın halkın iradesi! Yaşasın demokrasi ve adalet mücadelemiz!”

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • İskenderun’da devrimci dayanışma: Denizlerin mücadelesi karanlığa ışık tutuyor-VİDEO

    İskenderun’da devrimci dayanışma: Denizlerin mücadelesi karanlığa ışık tutuyor-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti, EMEP, SYKP, Sol Parti, TİP ve Yeşil Sol Parti, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin yıl dönümünde İskenderun Cemevi’nde ortak bir anma etkinliği düzenledi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, 68 kuşağının antiemperyalist mücadelesinin bugünün karanlığına ışık tuttuğu vurgulandı.

    İskenderun Cemevi’nde gerçekleştirilen anma etkinliği, devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesini, 68 gençlik hareketinin tarihsel sürecini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Sinevizyonun ardından kurum temsilcileri söz alarak günün anlam ve önemine dair değerlendirmelerde bulundu.

    “ONLAR BİR ÇIĞIR AÇTI”

    DEM Parti Üyesi Mahmut Aydıncı, konuşmasında 68 kuşağının yarattığı uyanışa dikkat çekti. Aydıncı, “Onlar bir çığır açtılar. Başarmanın ve yol almanın ilk adımı uyanmaktır. Bugün emperyalizm sadece örgütlere değil, doğrudan devletlere ve halkların zenginliklerine saldırıyor. Bu saldırganlığa karşı tüm ezilenlerin ortak bir cephe oluşturması kaçınılmazdır” dedi.

    “68 BİTMİŞ BİR GEÇMİŞ DEĞİLDİR”

    Evrensel Gazetesi Yazarı Yusuf Ertaş, 68 hareketinin, Türkiye Devrimci Hareketinin köklerini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “68 bitip gitmiş bir geçmiş değildir; aksine yaşanan anı ve geleceği simgeleyen bir tarihsel dönemeçtir. Avrupa’da hareket sönümlenirken Türkiye’de işçi ve halk hareketiyle zirveye ulaşmıştır. Bugün onların mirası, işçi sınıfı ve gençlik saflarında büyümeye devam ediyor.”

    “EN BÜYÜK MİRAS: BAĞIMSIZ DEVRİMCİ SİYASET”

    Sol Parti PM Üyesi Eyüp Civelek, Denizlerin ve Mahirlerin toplumsal bir uyanış dalgası yarattığını vurguladı. Civelek, “Bu hareketlerin bugüne bıraktığı en önemli miras, her türlü vesayeti reddeden ‘bağımsız devrimci siyaset zekâsıdır’. Onların o dönemde sergilediği dayanışma ruhu, bugün bizim için en büyük kurtuluş gücüdür” ifadelerini kullandı.

    “DENİZLERİ ANLAMAK SİYONİZME KARŞI DURMAKTIR”

    TİP Hatay İl Başkanı Hasan Yılmaz ise konuşmasında antiemperyalist mücadelenin güncel bağlarına değindi. Yılmaz, “Denizleri anlamak, bugün onların Filistin halkıyla dayanışan siyonizm karşıtı mücadeleyi kavramaktır. Onlar 6. Filo’yu denize dökerken, bugünkü iktidarın temsilcileri o filoya karşı namaz kılıyordu. Bizim için 6 Mayıs sadece bir anma değil, onların mücadelesini sürdürme iradesidir” dedi.

    “DAM SEHPELARINDA HAYKIRDIKLARI SÖZLER, BİZLERE BIRAKTIKLARI MİRASTIR”

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclisi (PM) İzzet Koldan da, emperyalizmin tarihsel gelişimi ve yarattığı yıkımların Denizlerin antiemperyalist mücadeledeki amaçlarını ve oynadıkları rolleri anlamak açısından önemli olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “68 Kuşağı ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, ABD emperyalizminin somut tehdit olduğunu net bir biçimde görüp kavradıkları için verdikleri anti emperyalist mücadele somut talepler etrafında ihtilalci bir muhteva ile yürütülmüştür. Deniz GEZMİŞ’in hala değerini yitirmemiş olan bir öngörüsü o zamanın devrimcilerinin kulaklarındadır, “Biz bir geleneği başlatacağız. Sosyalist hareketin tarihinde devlete silah çeken olmamıştır. Biz şeytanın bacağını kıracağız.”

    İdam sehpelarında haykırdıkları sözler, bizlere bıraktıkları mirasın bu günün güncel ve yakıcı görevleri olan anti emperyalist, antikapitalist, antişoven, antisömürgeci mücadele çizgisidir. Buna ek olarak Mahir Çayan ve 9 arkadaşının Denizlerin idam edilmesine karşı Kızıldere’de can vermeleri bu mirasın temel ilkelerinden birinin de yoldaşları için gerekirse canlarını feda edebilecekleri devrimci dayanışmanın sorumluluğudur.

    İşçi sınıfı ve ezilen halk kesimleri. Kürt siyasal ve toplumsal dinamikler, Kadın hareketleri, çevre ve doğa mücadele dinamikleri LGBT +bireyler, gençlik hareketleri vb. hareketler, Denizlerin İdam sehpalarında söyledikleri Anti Emperyalist, Anti Kapitalist, Anti Şovenist, Anti Sömürgeci ve ihtilalci mücadelenin kurucu dinamikleri olduğu gerçeği önümüzde duruyor. Bizlere düşen onların çizdiği bu yolda onların devrimci mirasına uygun mücadeleler yürütmek, Türkiye ve Kürdistan dağlarında Oligarşinin burçlarına Sosyalizmin zafer sancaklarını dikmektir.”

    Konuşmaların ardından etkinlik devrim türkülerinin seslendirildiği bir müzik dinletisiyle sona erdi.

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

     

  • İHD Hatay ve İskenderun Şubelerinde “Kifayet Ana” belgesel gösterimi yapıldı-VİDEO

    İHD Hatay ve İskenderun Şubelerinde “Kifayet Ana” belgesel gösterimi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- İHD Hatay ve İskenderun şubeleri, 12 Eylül askeri darbe döneminden günümüze uzanan kadın mücadelesinin simge ismi Kifayet Keçeci’nin hayatını konu alan “Kifayet Ana” belgeselinin gösterimine ev sahipliği yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay ve İskenderun şubeleri, toplumsal hafızayı diri tutmak ve hak arama mücadelesine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı. Yönetmenliğini Diren Keser’in üstlendiği “Kifayet Ana” belgeseli, Hatay ve İskenderun’da gerçekleştirilen gösterimlerle bölge halkı ve hak savunucularıyla buluştu.

    KADIN DİRENİŞİNE VURGU

    Gösterimler öncesinde yapılan açılış konuşmalarında, insan hakları mücadelesinin Türkiye demokrasisi için taşıdığı kritik öneme değinildi. Özellikle 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı baskı ortamında, cezaevi kapılarında evlatlarının akıbetini soran kadınların başlattığı direnişin bugünkü hak arama kültürünün temel taşı olduğu ifade edildi. Konuşmacılar, Kifayet Ana şahsında simgeleşen bu mücadelenin kadınların toplumsal muhalefetteki öncü rolünü bir kez daha kanıtladığını vurguladı.

    Yönetmen Diren Keser’in uzun süren araştırmalar ve tanıklıklar sonucu hazırladığı belgesel, Kifayet Keçeci’nin (Kifayet Ana) 1980 darbesi sonrası başlayan, işkencelere ve kayıplara karşı dimdik duran yaşam öyküsünü odağına alıyor. Film, sadece bir biyografi olmanın ötesinde, Türkiye’nin insan hakları panoramasını izleyiciye sunuyor.

    “HAFIZAYI KAYIT ALTINA ALDIK”

    Belgeselin yönetmeni Diren Keser, gösterimlerin ardından yaptığı değerlendirmede, toplumsal yüzleşmenin ancak hafızayı koruyarak mümkün olabileceğini belirtti. Keser, Kifayet Ana’nın mücadelesinin bugün hala sürmekte olan adalet arayışlarına ışık tuttuğunu ve bu belgeselle o tarihi direnişi gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladıklarını dile getirdi.

    Sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda yurttaşın katıldığı gösterimler belgesel ekibiyle yapılan soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

    PİRHA/HATAY

  • İskenderun’da Newroz coşkuyla kutlandı: Barışı Ankara’da, Meclis’te arıyoruz! – VİDEO

    İskenderun’da Newroz coşkuyla kutlandı: Barışı Ankara’da, Meclis’te arıyoruz! – VİDEO

    PİRHA – İskenderun’da Newroz, halkın yoğun katılımıyla kutlandı. Gerçekleştirilen Newroz kutlamasında demokratik çözüm ve barış vurgusu öne çıktı.

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde bulunan Yıldırımtepe Mahallesinde bulunan Newroz Alanında “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” ve “Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” şiarıyla Newroz kutlandı.

    Salih Müslim şahsında tüm demokrasi ve özgürlük şehitleri için yapılan saygı duruşuyla başlayan kutlamada, kurum temsilcileri siyasal sürece dair mesajlar verdi.

    “NEWROZ KADINDIR, YAŞAMDIR, ÖZGÜRLÜKTÜR”

    DEM Parti İskenderun Eş Başkanı Fidan Durmuş, Newroz’un direniş köklerine dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “Newroz, zorlu şartlara rağmen kendi köklerine dayanarak direnen, tüm doğanın kışa meydan okuyarak yeniden canlanması, yeniden yeşermesinin adıdır. Zalim Dehak’ın zulmüne karşı Demirci Kawa’nın vermiş olduğu mücadelenin ve kazandığı zaferin adıdır Newroz. Çağımızın Kawa’sı olan Mazlum Doğan üç kibrit çöpünü yakarak karanlığı aydınlatmıştır. Onurlu bir yaşamın, özgür bir yaşamın, direnişin, mücadelenin mirasını bırakmıştır bize. Newroz jindir, jiyandır, azadîdir. Newroz kadındır, yaşamdır, özgürlüktür!”

    “BARIŞIN ADRESİ ANKARA’DIR”

    DBP PM Üyesi Kerem Nalbant, 27 Şubat deklarasyonu ve sonrasındaki sürece dair şu ifadeleri kullandı:

    “27 Şubat 2025 tarihinde Sayın Öcalan’ın deklarasyonundan hemen sonra yeni bir süreç başlatıldı. Hemen akabinde Sayın Bahçeli’nin de bu süreci sahiplenmesi önümüzdeki günlerin ne kadar elzem olduğunun sorumluluğunu kat be kat daha bize yükledi. Sayın Öcalan’ın çağrısından hemen sonra örgüt kendini feshederek Türkiye’ye yakın yerlerden çekilerek, silahları yakarak hükümete ve devlete imkan sundu. Artık önümüzdeki günlerde parlamentoda, Kürt meselesinin çözümüne dair demokratikleşmenin somut adımlarının hayat bulması için adımların atılması önemli olacak. Kürt halkı barışı Washington’da aramıyor. Brüksel’de aramıyor. Moskova’da aramıyor. Barışı Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde arıyor.”

    “İMRALI KAPILARINI AÇIN”

    DEM Parti Van Milletvekili Kamuran Tanhan, barışın yolunun tecridin son bulmasından geçtiğini belirterek şunları söyledi:

    “Newroz şehitlerini anıyoruz. Öte yandan barış ve halkların kardeşliği için mücadele eden ölümsüz şehidimiz Salih Müslim’i saygıyla anıyorum. Bu yıl Newroz’da temel talep Sayın Öcalan’ın özgürlüğü oldu. Sayın Öcalan, barış ve demokrasi vurgusu yapıyor. Bizler de 27 Şubat çağrısına sahip çıkacağız. Barışın, demokrasinin ve özgürlüğün sesini yükselteceğiz. Şu an Orta Doğu’da bir savaş durumu var. Ancak Sayın Öcalan barış ve çözüm için çabalıyor. Eğer barış ve demokrasiden bahsediliyorsa o zaman İmralı kapılarını açın. Zaman kaybetmeden hepimiz kararlılıkla barış, özgürlük ve demokrasi için çabalayalım.”

    “BARIŞ, İŞ VE KADIN SORUNUNU ÇÖZÜN”

    EMEP MYK Üyesi Halil İmrek ise demokratik çözüm ve işçi sınıfının taleplerine değindi:

    “Newroz ateşleri cezaevindeki siyasetçileri, belediye başkanlarının, sendikacıların, gazetecilerin hücrelerini ısıttı. Newroz ateşi, cezaevinde İmralı’da bulunan Öcalan’ın umut hakkını güçlendirdi. Newroz ateşi iş, ekmek, özgürlük, barış mücadelesini güçlendirdi. Newroz’da ülkenin her tarafında alanlara çıkan Kürt halkı Kürt sorununun demokratik, halkçı çözümünden yana bir buçuk yıldır… Evet, ülkede savaş olmuyor, çatışma olmuyor. PKK silah bıraktı. Ama devlet 1,5 yıl boyunca hangi adımları attı? Halen Selahattin Demirtaş’lar, Figen Yüksekdağ’lar, binlerce Kürt siyasetçi tutuklu. Esas güvenliği sağlamak istiyorsanız işsizlik sorununu çözün, barış sorununu çözün, kadınların katledilmesi sorununu çözün! Asıl Güvenlik meselesi budur.”

    Kutlama, konuşmaların ardından çekilen coşkulu halaylarla sona erdi.

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • İskenderun Cemevi Başkanı Bilal Özkan: Alevilikte Ramazan Cemi yoktur, bu bir asimilasyon oyunudur! – VİDEO

    İskenderun Cemevi Başkanı Bilal Özkan: Alevilikte Ramazan Cemi yoktur, bu bir asimilasyon oyunudur! – VİDEO

    PİRHA – İskenderun Cemevi Başkanı Bilal Özkan, son günlerde tartışmaya açılan ‘Ramazan cemi’ iddialarına tepki gösterdi. Özkan, “Alevilikte böyle bir uygulama yoktur. Bu, kurumlarımızı birbirine düşürmek için çıkarılan bir dedikodudur” diyerek Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı işaret etti.

    Alevi kurumlarının ve inanç önderlerinin itirazlarına rağmen iktidar eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetleri tartışılmaya devam ederken HBVAKV İskenderun Şubesi/Cemevi Başkanı Bilal Özkan, inanç ritüellerine yönelik müdahale girişimlerine dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “RAMAZAN CEMİ YOK, HIZIR VE NEWROZ CEMİ VARDIR”

    Alevilikte ibadet takviminin ve cem erkanlarının belli olduğunu vurgulayan Özkan, Ramazan ayında cem yapılacağına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    “Alevilikte ‘Ramazan Cemi’ diye bir cem yoktur” diyen Özkan, “Bizim inancımızda Hızır ayında Hızır Cemimiz, baharın gelişinde Newroz Cemimiz ve her perşembe yürüttüğümüz perşembe cemlerimiz vardır. Ancak Ramazan’da cem yapmak gibi bir pratiğimiz kesinlikle mevcut değildir. Bu iddia tamamen Alevi kurumlarını karşı karşıya getirmek ve kafaları karıştırmak için üretilmiştir” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN OYUNLARINA GELMEYELİM”

    İddiaların kaynağında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kurulan başkanlığın olabileceğine dikkat çeken Özkan, Aleviliğin bir “kültür” değil inanç olduğunun altını çizdi: “Bu, Alevi kurumlarını birbirine düşürmek için yapılan bir oyundur. Biz en başından beri söyledik; Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki bu başkanlığı tanımıyoruz. Alevilik bir inançtır, cemevleri de bizim ibadethanemizdir. Birileri Aleviliği kültürel bir öğeye indirgemeye çalışsa da biz özümüzden ödün vermeyeceğiz. Bu tür dedikodularla kurumlarımızı ayrıştırmak isteyenlerin oyununa gelinmemelidir.”

    “MUHARREM AYINDA CEMEVİNDE OLACAĞIZ”

    Alevilerin asıl yas sürecinin Muharrem ayı olduğunu hatırlatan Özkan, tüm canları 12 İmam orucu ve sonrasında yapılacak cemlere davet ederek, “Biz hangi tarihte ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Önümüz Muharrem; orucumuzu tutacak, aşuremizi pay edecek ve cemimizde buluşacağız” dedi.

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • İskenderun konteyner kentlerinde yaşam: Kendi kaderimize terk edildik – VİDEO

    İskenderun konteyner kentlerinde yaşam: Kendi kaderimize terk edildik – VİDEO

    PİRHA-İskenderun’da konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veren yurttaşlar, konteynerlerden tahliye baskısı yaşadıklarını belirterek, “Sadece gelsinler ve buradaki yaşamı kendi gözleriyle görsünler” diyerek, yetkililere çağrıda bulundular.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen üç yıla rağmen İskenderun’daki konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veren yurttaşlar belirsizlik ve zorlu yaşam koşullarıyla karşı karşıya. Barınma hakkı konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan depremzedeler konteynerlerdeki altyapı yetersizliklerine dikkat çekiyor. PİRHA olarak İskenderun’daki konteyner kentleri ziyaret ettik ve depremzedelerin güncel sorunlarını dinledik.

    “GİDECEK YERİMİZ YOK, KİRALAR ÇOK YÜKSEK”

    Depremde ailesini kaybeden Elmas Çekirge, konteynerlerden tahliye baskısı yaşadıklarını belirterek şunları söyledi:

    “Bize ev sözü verildi ama şimdi konteynerlerden çıkarmaya çalışıyorlar. Gidecek yerimiz yok, kiralar ateş pahası. İki yetim torunuma bakıyorum, ufak tefek eşyalar satarak geçiniyoruz. Suyumuz, elektriğimiz sorunlu. Kaderimize terk edilmek istemiyoruz; hazır biten evlere yerleştirilmemiz lazım.”

    “KİRACILARIN ALİM GÜCÜ BİTTİ”

    Hatay’da ev kiralarının 25 bin liraya kadar çıktığını vurgulayan Sertan Mimişker, kiracılara öncelik verilmesini talep etti:

    “Ev sahipleri bir şekilde evlerini alıp gidiyor ama kiracılar çıkmazda. Esen Kart gibi yardımlar da kesildi. İnsanların çocuk mu okutacağı, geçineceği mi belli değil. Konteynerde yaşam zaten zor; çatılar akıyor, kışın geçmek bilmiyor. Bizlere ek kontenjan tanınmalı ve bu belirsizlik son bulmalı.”

    “ALTYAPI VE HİJYEN SORUNU YAŞIYORUZ”

    Depremzede yurttaşlardan Derya Katırcıoğlu ise konteyner kentteki fiziksel yetersizliklerin sağlığı tehdit ettiğini dile getirdi:

    “Musluklarımızdan kum akıyor, sebze meyveyi bu suyla yıkıyoruz. Sokaklarda lağım taşmaları yaşanıyor, altyapı yok. Annem engelli, çöken yollarda düşmesinden korkuyorum. Kimse burada keyfinden oturmuyor, TOKİ anahtarlarımızı alana kadar bize esneklik sağlanmalı.”

    “EŞYA YARDIMI ALMADIK, TEHDİT EDİLİYORUZ”

    Depremden hiçbir eşyasını kurtaramayan Tülay Kuzu, eşya yardımı sözünün tutulmadığını ancak mevcut bağış eşyaları için baskı gördüklerini belirtti:

    “Eşya parası vereceğiz dediler, hiçbir şey görmedik. Şimdi ise konteynerdeki emanet eşyaları götürürsek hırsızlıkla suçlanacağımız söyleniyor. Birine muhtaç kalmak çok zor. Sadece gelsinler ve buradaki yaşamı kendi gözleriyle görsünler.”

    İskenderun’daki konteyner kentlerde yaşayan yurttaşlar, özellikle kiracıların konut sahibi yapılması veya TOKİ konutları bitene kadar barınma garantisi verilmesi noktasında devletten somut adımlar bekliyor.

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

  • İskenderun’da meşaleli yürüyüş: Şehrimizi yeniden kuracağız-VİDEO

    İskenderun’da meşaleli yürüyüş: Şehrimizi yeniden kuracağız-VİDEO

    PİRHA- Depremin 2. yıldönümünde İskenderun’da gerçekleşen meşalesi yürüyüşte, “Sorumlulardan hesap soracak, şehrimizi yeniden kuracağız” vurgusu yapıldı. 

    6 Şubat depremlerinin ikinci yılında yıkımın en büyük olduğu kentlerin başında gelen Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde yaşamını yitirenler için anma gerçekleştirildi. İskenderun 6 Şubat İnisiyatifi’nin düzenlediği anma programı, Deniz Alayı önündeki meşaleli yürüyüşle başladı.

    Yürüyüşte yaşamını yitirenlerin ve hala kayıp olan yurttaşların fotoğrafları taşındı. Kitle sık sık “Deprem değil, ihmal öldürdü”, “Depremi unutma unutturma”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    Yürüyüşe Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saliha Aydeniz, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Hacı Bektaş-ı Veli Cemevinde toplanan yurttaşlar, enkaz kalıntılarından yapılan anıta hayatını kaybedenler için mum yaktı. Yaşamını yitirenler için iki dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması okundu.

    “KAYIPLARIMIZ NEREDE?”

    Açıklamayı okuyan depremzede Birgül Güden, iki yıldır eğitimden sağlığa, hukuki haklardan temel ihtiyaçlara, barınmadan ulaşıma, altyapı ve üst yapı sorunlarına kadar her alanda büyük sorunlarla mücadele ettiklerini belirtti. Depremde kayıpların hala izine rastlanmadığına da vurgu yapan Güden, “Bizler tam iki yıldır sevdiklerimizi arıyoruz. Kayıplarımız bulunsun, diye haykırıyoruz. Depremin üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen 142 vatandaşımıza dair hiçbir bilgimiz yok. Hayattalar mı hayattalarsa neredeler, hayatta değillerse mezarları var mı varsa nerede?” diye sordu.

    Depremde toplu ölümlerin yaşandığı apartmanların ve sitelerin davalarının sürdüğüne de değinen Güder, “Bu kadar yıkımın ve can kaybının yaşandığı bir memlekette hiçbir sorumlu istifa etmemiş, yargılanmamıştır. Kaybettiğimiz canlara ve kentimize sözümüz baki. Sorumlular yargılanana, yetkililer hesap verene kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Güder, depremin ardından temel haklara erişimde ciddi ihlaller yaşandığına işaret ederek, şunları söyledi:

    “Bu durum bizleri büyük bir insani krizle karşı karşıya bırakmıştır. Kaybettiklerimize verdiğimiz sözü unutmuyoruz, unutmayacağız! Bizi enkaz altında bırakanları da bugün konteynerlere mahkum edenleri de tanıyoruz. Sorumlulardan hesap soracak, şehrimizi yeniden kuracağız. Bedelsiz kalıcı konutlarımıza nitelikli eğitim ve sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, kayıplarımıza, adil yargılanmalara ve insanca yaşam koşullarına erişene dek mücadele etmeye devam edeceğiz.”,

    Anma sonunda yaşamını yitirenler için lokmalar pay edilerek, deyişler seslendirildi.

    PİRHA/ İSKENDERUN

     

  • İskenderun’da işçiler taleplerini haykırdı: Kadro istiyoruz!-VİDEO

    İskenderun’da işçiler taleplerini haykırdı: Kadro istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun almış olduğu karar doğrultusunda işçiler, hayat pahalılığı, satın alma gücündeki gerileme, adaletsiz vergi sistemi, kamu işyerlerinde ücret dengesizliği, işsizlik, güvencesiz çalıştırma ve kayıtdışı mülteci istihdamı gibi sorunlarla ilgili sokağa çıktı. İşçiler taleplerinin yerine getirilmesini istediler. 

    Türk-İş, bu sabah örgütlü olduğu iş yerlerinde eylemler yaptı. Yol-iş Sendikası İskenderun Otoyol Bakım İşletme Şefliği’nde çalışan işçiler de işyeri önünde oturma eylemi ve basın açıklaması yaptı. Yıllardır çalışmalarına karşın kadro alamadıklarını belirten işçiler, kadro isteklerini bir kez daha dile getirdiler.

    Yol-iş Sendikası İskenderun Otoyol Bakım İşletme Şefliği İşyeri Baş Temsilcisi Kemal Soysüren de, yaptığı açıklamada, vergideki adaletsizliğine, geçim koşullarının zorluğuna dikkat çekti.

    Soysüren, işçilerin acil olarak çözülmesi gereken başlıca sorunlarının, hayat pahalılığı, satın alma gücüdeki gerileme, adaletsiz vergi sistemi, kamu işyerlerinde ücret dengesizliği, işsizlik ve güvencesiz çalıştırma olduğunu vurgulayarak, taleplerini şöyle sıraladı:

    “-2024 yılı içerisinde emekli aylığı talebinde bulunanların emekli aylıkları, 2025 yılında başvuracaklara göre daha fazla olacaktır. Bu durum birçok işçinin emeklilik başvurusu yapmasına sebep olmaktadır. Bu mağduriyetin yaşanmaması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. İşçinin hak kaybına uğramasının önüne geçilmelidir.

    -Kıdem tazminatı da zaman içinde eridi. Kıdem tazminatı tavanı uygulaması işçilerin mağduriyetini her geçen gün arttırdı. Bu mağduriyetin ortadan kaldırılması için kıdem tazminatı tavan miktarının brüt asgari ücretin 7,5 katı olması gerekmektedir.

    -KİT’lerde ve kamuda taşeron işçilik sona erene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz, 696 sayılı KHK ile kadroya giren işçilerin kanundan doğan haklarını aramaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSKENDERUN

     

  • Şanlı, İskenderun Devlet Hastanesi’nde yakınlarını kaybetmişti: Öfkemiz acımızı bastırıyor!-VİDEO

    Şanlı, İskenderun Devlet Hastanesi’nde yakınlarını kaybetmişti: Öfkemiz acımızı bastırıyor!-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde İskenderun Devlet Hastanesi’nin yıkılması sonucu iki yakınını kaybeden Bircan Şanlı, hastanenin “depreme dayanıklı değil” raporuna rağmen hasta kabulünün yapıldığını belirterek, “O hastaneye hasta kabul eden kim ise, o hastanenin yıkımında, altında kalanların ölümüne sebep olan kim ise hesap vermesini istiyorum” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılırken, sorumluların cezalandırılması talebi yükseliyor.

    Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Hatay oldu. İskenderun Devlet Hastanesi’nin ‘A Blok’ binasının yıkılması sonucu 100’e yakın sağlık emekçisi ve yurttaş yaşamını yitirmişti.

    İskenderun Devlet Hastanesi’ne dair 2012 yılında “depreme dayanıklı değil” raporu verildiği ortaya çıkarken, yetkililer “ödenek eksikliği” savunması yaptı.

    İskenderun Devlet Hastanesi’nin yıkılması sonucu iki yakınını kaybeden Bircan Şanlı, hastanenin “depreme dayanıklı değil” raporuna rağmen hasta kabulünün yapıldığını belirterek, “O hastaneye hasta kabul eden kimse o hastanenin yıkımında, altında kalanların ölümüne sebep olan kimse hesap vermesini istiyorum” dedi.

    “ÖFKEMİZ ACIMIZI BASTIRIYOR

    Çok öfkeli olduğunu vurgulayan Şanlı, “Öfkemiz acımızı bastırıyor. Bunun sebeplerinden biri de hastanenin ‘depreme dayanıklı değil’ raporuna rağmen çalıştırılmasıdır. Hastane hasta kabul edip yakınlarımızın enkaz altında kalmasına sebep oldular. Acımız ilk günkü gibi, geçmiyor. Ve hiçbir şey soramıyoruz, dava açamıyoruz” dedi.

    Depremden hemen sonra sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Şanlı, şunları dile getirdi:

    “Katliama sebep olanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Fakat bir yıl geçmesine rağmen henüz hiçbir gelişme kat edemedik. Onun da resmi prosedürlerle kaynaklandığını düşünüyorum. Cumhurbaşkanımız da bunu itiraf etti iki gün önce. ‘Hatay mahsun, garip kaldı’ dedi. Ve yine maalesef bunu alkışlayan bir kesim oldu. Ben buna kader demiyorum. Buna tesadüf de demiyorum. Her şey göz göre göre geldi. Henüz bir dava açılmadı, süreç tıkandı.”

    “SORUMLULAR HESAP VERSİN”

    Sorumluların hesap vermesini beklediklerinin altını çizen Şanlı, “Hastane çürük raporu almış olmasına rağmen o hastaneye hasta kabul eden kim ise, o hastanenin altında kalanların ölümüne sebep olan kim ise hesap vermesini istiyoruz. O kadar. Başka bir beklentimiz yok” diye konuştu.

    Platform oluşturmaya çalıştıklarını aktaran Şanlı, adalet yerini bulana kadar mücadele edeceklerini ifade etti.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/İSKENDERUN

  • İHD İskenderun Şube Eş Başkanı Kılınç: Bizi ayakta tutan dayanışma- VİDEO

    İHD İskenderun Şube Eş Başkanı Kılınç: Bizi ayakta tutan dayanışma- VİDEO

    PİRHA-İHD İskenderun Şube Eş Başkanı Ayten Kılınç, 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçmesine karşın yaşam, sağlık ve eğitim hakkı başta olmak üzere bir çok hakkın ihlal edildiğine dikkat çekerek, dayanışmayla ayakta kaldıklarının altını çizdi.

    Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin birinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılırken, sorumluların cezalandırılması talebi yükseliyor. “Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, hesabını soracağız” diyerek deprem felaketinin yaşandığı kentlerde meydanları dolduran yurttaşlar, barınmadan, sağlığa, eğitimden beslenmeye kadar bir çok sorunla baş başa.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İskenderun Şube Eş Başkanı Ayten Kılınç, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen bir yılı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ARTTI”

    6 Şubat depremlerinin ardından İskenderun’da insan hakları ihlallerinin arttığına dikkat çeken Ayten Kılınç, “Özellikle insanların barınma hakkı konusunda çok ciddi sıkıntılar var. 5-6 metrekarelik ev dedikleri konteynerlerin içerisine dört, beş çocuklu aileler yerleştiriliyor. Orada yaşatmaya çalışıyorlar. Bu da birçok sorun yarattı” dedi.

    “DEPREMİN YÜKÜNÜ KADINLAR ÇEKİYOR”

    Kadınların sorunlarının deprem sonrası daha da arttığının altını çizen Ayten Kılınç, kadınların bütün yükü taşımak zorunda kaldığını söyledi.

    “İNSANLARIN İÇLER ACISI BİR DURUMU VAR”

    İskenderun’da depremde zemin çökmesinden kaynaklı konteynerleri devamlı su bastığını ifade eden Ayten Kılınç, şunları dile getirdi:

    “Sabah kalkıyorlar ki suyun içindeler. Elektrik çarpmalarını görebiliyoruz. Bu şekilde ölen çocuklar da oldu. Bir düzelme var mı? Hayır yok. Yani bir yıldır da böyle bir düzelme yok. Bunun yanında evi yıkılan, evi ağır hasarlı olan, ne yapılacağına dair en ufak kimsenin bir fikri yok. Benim evim ağır hasarlı ve bana şu ana kadar senin şöyle bir hakkın var ve senin evin şöyle olacak, sana şunu yapacağız diyen de, sorabileceğiniz bir merci de, gidebileceğiniz bir yer de yok. İnsanlar gerçekten burada yarınını göremiyor. Yarın kim ne yapabilir? Çocuğu için yarın ne yapabilir? Ailesi için ne yapabilir? Daha iyi nasıl yaşatabilir? Bunların derdine girdiler ama bu insanlar gerçekten içler acısı bir durumda yaşıyor.
    Şimdi havalar soğuk, onun eziyetini, yağmurun eziyetini çekiyorlar. Yarın havaları ısınacak. Onun eziyetini çekecekler. Yani bir an önce barınma sorununun mutlaka ortadan kaldırılması gerekiyor.”

    “BİZİ AYAKTA TUTAN TEK ŞEY DAYANIŞMA”

    Depremin ilk gününden itibaren deprem bölgesini ayakta tutanın dayanışma olduğunu vurgulayan Ayten Kılınç, “Depremin ilk gününden beri burada gelen yardımlarla, dışarıdan gelen dostların dayanışmasıyla ayakta durmaya çalışıyoruz. O acıyı bizimle paylaşan dostlarımız olmasaydı biz yıkılırdık. Çünkü çok ağır acılar var. Çok ağır travmalar var burada. O travmalarla biz bir yıldır yaşamaya çalışıyoruz. Ama dışarıdan gelen dostlarımızla gerçekten bu dayanışmayı büyütüyoruz. İyi ki varlar, iyi ki dayanışmayı büyüttüler, iyi ki yanımızdalar.”

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/İSKENDERUN

  • Hataylı yurttaşlar: Başımıza bu felaketi getiren kesimin sermaye sınıfı olduğunu biliyoruz-VİDEO

    Hataylı yurttaşlar: Başımıza bu felaketi getiren kesimin sermaye sınıfı olduğunu biliyoruz-VİDEO

    PİRHA – Hataylı yurttaşlar, 6-7 Şubat depremlerinin birinci yıldönümünde gece boyunca sokaktaydı. Yakınlarını anan yurttaşlar, hükümeti eleştirerek “Bizim başımıza bu felaketi getiren şeyin sermaye sınıfı olduğunu biliyoruz. Bu sınıftan hesap soracağız” ifadelerini kullandı. Yurttaşlar, “Buradaki halkın çaresi devrimci, solcu, sosyalistler oldu. Biz dayanışma ile AKP’nin o kötü örgütlülüğüne biat etmeyeceğiz. Hep birlikte Hatay’ı yeniden inşa edeceğiz” dedi.

    Maraş merkezli depremlerin üzerinden 1 yıl geçti. Yaşamını yitiren on binlerce insan ülkenin dört bir yanında anılıyor.

    Depremin yaşandığı Hatay’da da halk, gece boyunca sokaklarda yaşamını yitirenleri andı. Depremin yaşandığı saat olan 04:17’de saygı duruşunda bulunuldu. Hayatını kaybedenlerin fotoğrafları üzerine karanfiller bırakıldı.

    “AKP’NİN O KÖTÜ ÖRGÜTLÜLÜĞÜNE BİAT ETMEYECEĞİZ, DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    PİRHA‘ya konuşan Hataylı yurttaşlar, deprem günü yaşadıklarını anlattı. Yıkımın yaşandığı gün ve sonrasında hükümetten hiç kimseyi görmediklerini söyleyen bir yurttaş, duygularını şu cümlelerle anlattı:

    “Çorbamızı dahi dayanışma gönülleri olarak günlerce kaynattık. Hiçbir yerel yönetici, devlet yetkilisi gelip de ‘arkadaş siz ne yapıyorsunuz?’ diye sormadı. Biz kendi olanaklarımızla burada bir alternatif hayat kurmaya çalıştık. Buradaki halkın çaresi devrimci, solcu, sosyalistler oldu. İyi ki bu ülkenin onurlu sosyalistleri, komünistleri ve devrimcileri var. Biz dayanışma ile AKP’nin o kötü örgütlülüğüne biat etmeyeceğiz. Diz çökmeyeceğiz, hep birlikte Hatay’ı yeniden inşa edeceğiz.”

    “HESAP SORACAĞIZ”

    Hataylı bir başka yurttaş ise depremden bugüne halkın kurduğu dayanışmaya dikkat çekti. AKP Hükümetinin ihmallerine değinen yurttaş, şunları söyledi:

    “Halkımızla beraber dayanışma içinde olduk ama maalesef yaralarımızı gücümüz yettiği kadar sarabildik. Unutturmamak çok kritik bir mesele. Evet biz bugün burada bunun için toplandık. Bugünden sonra da biz depremi ve depremde yaşadığımız acıları unutturmamaya devam edeceğiz. Ama sadece unutturmamak da yetmiyor, burada kritik bir mesele daha var; hesap sormak. Biz bu düzenden hesap soracağız. Çünkü biz biliyoruz ki bize bugün bu acıları yaşatan Türkiye’deki sermaye sınıfıdır. Eğer siz konutu sadece barınma hakkı değil de rant kapısı olarak görürseniz bu insanlar yıkım altında kalır. Bugün Türkiye’de konut fazlası var ama İskenderun’da sorun bakalım kiralar kaç lira. Dolayısıyla meselemiz rant meselesi. Meselemiz sermaye meselesi. Bizim başımıza bu felaketi getiren şeyin sermaye sınıfı olduğunu biliyoruz. Bu sınıftan hesap soracağız. Gerçekten enkaz altında kalmayacağımız binaları yapacağız. Laikliğe, bilimselliğe inanan eşit yurttaşlar olarak bu ülkede özgürce, kardeşçe, kol kola yaşayacağımız bir düzeni kuracağız.”

    “BU ADAM AFFEDİLİR Mİ?”

    Depremde çok sayıda yakınını yitiren Hataylı bir başka yurttaş da hükümetin deprem politikalarını eleştirdi.
    Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen acıların dinmediğini ifade eden Hataylı kadın yurttaş “Her gün ağlıyorum ama geçmiyor. Arkadaşlarım, dostlarım hepsi öldü. Ben Antakya’ya gidemiyorum, Antakya’da yaşayamıyorum, orayı görmek istemiyorum. Adamın olmayan belediye başkanı olmasa hiçbir yardım gelmiyor! Bize 4 gün yardım gelmedi. Deprem günü Rusya, Norveç, Almanya’dan uçaklar gelip havaalanında duruyordu. Damadım onlara soruyor ‘niye buradasınız, neden yardıma koşmuyorsunuz?’ Karşı taraf, ‘cumhurbaşkanı emir verene kadar Hatay’a gidemiyoruz’ demişler. Bu adam affedilir mi? Allah’a havale ediyorum” diye konuştu.

    PİRHA/HATAY

  • Depremin 1. yılında İskenderun’da yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    Depremin 1. yılında İskenderun’da yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    PİRHA- Depremin birinci yıldönümü sebebiyle İskenderun’da meşaleli yürüyüş yapılarak yaşamını yitirenler anıldı. Anmada yapılan basın açıklamasında iktidarın Hatay’ı bilinçli bir şekilde ihmal ettiğine değinildi.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçti. Yıkımın en büyük olduğu kentlerin başında gelen Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremin meydana geldiği saatte anma gerçekleştirildi. İskenderun 6 Şubat İnisiyatifi’nin düzenlediği anma programı, Hacı Bektaş-ı Veli Cemevi önündeki meşaleli yürüyüşle başladı. Buradan Mustafa Kemal Mahallesi’ne kadar yürüyüş sessiz bir şekilde yapıldı.

    Depremde yıkılan Sarıgül Sitesinde toplanan yurttaşlar, enkaz kalıntılarından yapılan anıta hayatını kaybedenler için mum yaktı. Yaşamını yitirenler için iki dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması okundu.

    “SİYASİ İKTİDAR HATAYLILARDAN İNTİKAM ALDI”

    İskenderun 6 Şubat İnisiyatifi adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen Şube Başkanı Mustafa Önsal, 1 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Merkezi yönetim le yerel el ele vermezse o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi?” sözlerine tepki gösteren Önsal, “Bir yıldır adeta yüreğimize saplanan onlarca kara saplı bıçakla yaşıyoruz. Aradan bir yıl geçse de ne yasımız bitti ne de öfkemiz dindi. Cumartesi günü yapılan açıklama ile Hatay’a neden çivi çakılmadığını, büyükşehir merkezi yönetim uyuşmazlığına bağlayan tüylerimizi diken diken eden söylem, bizzat siyasi iktidarın ağzından Hatay halkından intikam alındığını göstermektedir” dedi.

    “YARALARIMIZI BİRLİKTE SARACAĞIZ”

    Mustafa Önsal, depremin ilk günlerinde Hatay’a yardım getirmediği için iktidarı eleştirerek, “Yakınlarımızdan haber almak için çırpınırken devreye konulan bant daraltmalarını, internet kesintilerini, depremin yaşandığı illerde 24 saat geçmeden OHAL ilan edenleri, depremzedeleri tehdit edenleri unutmadık” diye konuştu.

    Her şeye rağmen dayanışmayla ayağa kalkacaklarını vurgulayan Önsal, şu sözleri kullandı:

    “Depremlerin, sellerin, doğa olaylarının binlercemizi yaşamdan koparan birer felakete dönüştürüldüğü, payımıza her seferinde acıların ve yıkımların düştüğü, ekmeğimizin her gün küçüldüğü bu bozuk sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Dayanışmamızı büyütmeye, yaralarımızı hep birlikte sarmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ HATAY

  • Nermin Yıldırım: Su pompaları neden çalıştırılmıyor?-VİDEO

    Nermin Yıldırım: Su pompaları neden çalıştırılmıyor?-VİDEO

    PİRHA- Hatay’ın İskenderun ilçesinde gün boyu yağan yağmur, ihmal nedeniyle İskenderun sahilini denizle buluşturdu. CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Ekim ve Kasım aylarında hizmete alınacağı söylenen su pompalarının halen çalıştırılmadığına dikkat çekerek, yetkili kurum ve kuruluşlara, su pompalarının hizmete alınması çağrısında bulundu.

    Hatay’da 12 Ocak’ta başlayan ve gece şiddetini arttıran sağanak yağış, 6 Şubat depreminde çöken İskenderun sahilini yine göle döndürdü.

    Sağanak yağış sonrası 15 Temmuz ve Atatürk Caddesi sular altında kaldı.

    “İKTİDAR, SU TAŞKINLARIYLA BAŞ ETMEKTE YETERSİZ KALMAKTA”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, İskenderun sahilinde 6 Şubat günü büyük bir çökme meydana geldiğini hatırlatarak, “Her yağmur sonrasında ciddi maddi hasara yol açan bu taşkınlar, yurttaşlarımız için mağduriyet yaratmaktadır. Çalışır halde bulunan tek su pompası, saatte 400 metreküp suyun tahliyesini gerçekleştirmektedir. Bu kapasite, su taşkınlarıyla baş etmekte yetersiz kalmaktadır” dedi.

    “YAĞMUR SUYU VE ATIK SU POMPALARININ BİR AN EVVEL ÇALIŞTIRILMALI”

    İller Bankası tarafından ödeneğin ayrıldığına ve daha güçlü su pompaları alındığına işaret eden Nermin Yıldırım Kara, “Ekim ve Kasım aylarında hizmete alınacağı söylenen bu pompalar halen çalıştırılamamaktadır. Balıkçı Barınağı ve Doğum Hastanesi civarındaki yağmur suyu ve atık su pompalarının bir an evvel çalışması gerekiyor. Yetkili kurum ve kuruluşlara, bu pompalarının hizmete alınması çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSKENDERUN

     

  • Çocukların önünde kontrolsüz yıkım büyük korku yarattı!-VİDEO

    Çocukların önünde kontrolsüz yıkım büyük korku yarattı!-VİDEO

    PİRHA- Depremin yaralarını sarmak yerine travmayı artırıyorlar! Hatay’ın İskenderun ilçesinde kontrolsüzce yıkımı yapılan binanın yanında bulunan okuldaki öğrenciler büyük korku yaşadı. CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, 10 aydır yıkım ve enkaz kaldırma işlemlerinde yönetmeliklere uyulması gerektiğini vurgulamaya çalıştıklarını belirtti. 

    6 Şubat’ta meydana gelen ve onbinlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüzbinlerin yaralanmasına ve evsiz kalmasına yol açan deprem felaketinin üzerinden aylar geçmiş olmasına karşın sorunlar hala giderilmedi.

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde Atatürk İlkokulu karşısındaki depremde hasar görmüş bina öğrencilerin gözü önünde yıkıldı. Kontrolsüzce yıkımı yapılan binanın yanında bulunan okuldaki öğrenciler büyük korku yaşadı. Görüntünün sosyal medyada paylaşılması sonrası tepkiler yükseldi.

    “YIKIM O KADAR DENETİMSİZ Kİ ÖĞRENCİLERE ZARAR VEREBİLİR”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara da, 10 aydır yıkım ve enkaz kaldırma işlemlerinde yönetmeliklere uyulması gerektiğini vurgulamaya çalıştıklarını belirterek, şunları ifade etti:

    “Bütün kontrolü firmalara verdiğinizde ve denetim mekanizmasını devreden çıkardığınızda maalesef ortaya bu sonuç çıkıyor. Bu tabii ki meselenin yalnızca sosyal medyaya yansıyan bir yüzü.

    Yıkım o kadar denetimsiz ve tedbirsiz şekilde yapılıyor ki; videodan da görüleceği üzere herhangi bir parça okul içerisine de düşebilir ve öğrencilere zarar verebilir. Ayrıca öğrencilerin okulda faal olduğu bir saatte bu işlemi gerçekleştirmekteki amacı anlayabilmiş değiliz. Diğer taraftan iş güvenliği de riske ediliyor. Daha önce benzer yıkımlarda maalesef vefat eden ya da yaralanan işçiler olmuştu. Sağlık yönünden gerçekten ciddiye alınması gereken zararlı toz bulutunun okul bahçesini sardığını görüyoruz.”

    “DENETİMLER YAPILSIN”

    Yalnızca İskenderun’da değil, özellikle depremin en çok zarar verdiği Antakya’da, Defne’de ve Samandağ’da sıklıkla firmaların denetimsiz ve mevzuata aykırı yıkımına şahit olduklarını ifade eden Nermin Yıldırım Kara, şunları kaydetti:

    “Maalesef, Hataylı depremzedeler muhtelif yaşam alanlarında, her gün benzer ihlaller ile karşılaşmak zorunda kalıyor. 10 ayda sağlıklı bir yıkım işlemini bile oturtamamak ya da gereken önemi göstermemek iktidarın depreme ve depremzedeye dair sergilediği ciddiyeti gözler önüne seriyor. Tüm bu firmaların ve kamu görevlilerinin cezalandırılması için sosyal medyaya görüntülerin düşmesini beklemeyelim. Orada bir can kaybı yaşasaydık, bunu kurumlar nasıl telafi edecekti? Yeniden söylüyoruz, lütfen mevzuatların gereği neyse o şekilde denetimleri yapalım.”

    PİRHA/HATAY

  • AKD İskenderun Şubesi konteyner kentte depremzedelerle aşure paylaştı-VİDEO

    AKD İskenderun Şubesi konteyner kentte depremzedelerle aşure paylaştı-VİDEO

    PİRHA -AKD İskenderun Şubesi ve bileşenleri Hatay İskenderun’da konteyner kentte aşurelerini pay etti.

    6 Şubat depreminde en çok hasar alan illerden Hatay’da aşureler pay edildi.

    Aşurelerin pay edilmesi öncesinde konuşan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İskenderun Şubesi Cemevi Başkanı Kemal Soysüren, “Sevgili depremzede kardeşlerimiz afişimizde de gördüğünüz gibi gelin canlar bir olalım aşuremizi pay edelim. Biz Avrupa Aşevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak depremin olduğu ilk günden bugüne kadar Hatay’da hizmet veriyoruz. 11 ilimizde Alevi kurumlarımız depremzedelerin yanında oldu. Bizler Muharrem ayını bitirdik. İstedik ki aşuremizi depremzede kardeşlerimizle pay edelim. Türkiye’de en büyük yarayı Hatay aldı. Burada dillerimizi değil, gönüllerimizi tatlandırmak istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İskenderun’da çadırları su bastı!-VİDEO

    İskenderun’da çadırları su bastı!-VİDEO

    PİRHA- Deprem bölgesinde 3 gündür devam eden yağmurun olumsuz etkilediği İskenderun’da, çadırları su bastı. Yaşlılar ve hastalar zor koşullarda yaşarken, yurttaşlar barınma sorununun çözülmesini istiyor.

    Deprem felaketinin yaşandığı kentleri bu sefer de sel vurdu. Urfa ve Adıyaman’da 5 yurttaş sel sularına kapılırken, Hatay’ın İskenderun ilçesinde çadırlarda yaşam mücadelesi veren yurttaşların çadırlarını su bastı. Yaşlı ve hastaların olduğu çadırlarda elektrik kesintisi yaşandı.

    İskenderun Millet Parkı’nda kalan depremzedeler, depremden sonra kaldıkları çadırları su basması sonrası çaresizce çadırlardaki suyu boşaltmaya çalışırken, kendilerine konteyner verilmesini istedi.

    Deprem bölgesinde 3 gündür devam eden yağmurun olumsuz etkilediği İskenderun’da ajansımıza konuşan İskenderun Çevre Derneği Başkanı Nermin Kara, çadırların tamamını su bastığını, aydınlatma için kullanılan elektrik kablolarının dışarıda olduğu için tehlike saçtığını belirtti.

    Nermin Kara, yetkililere çağrıda bulunarak, yurttaşların bir an önce sağlıklı koşullarda barınmasının sağlanmasını istedi.

    Diren KESER/İSKENDERUN

  • HDP Eş Genel Başkanı Buldan’dan iktidara: Gideceksiniz, bu halk sizden hesap soracak-VİDEO

    HDP Eş Genel Başkanı Buldan’dan iktidara: Gideceksiniz, bu halk sizden hesap soracak-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Hatay’da yaptığı konuşmada, deprem felaketinde sorumluluğu olanların hesap vereceğini belirterek, “20 yıldır topladığınız yaklaşık 40 milyar dolarlık deprem vergisini, depremin dışında her yerde çarçur etmenizden dolayı insanlar sizden hesap soracak. ‘Bana bir yıl verin’ diyen Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz, Bu halk, sizden hesap soracak, hesap vere vere gideceksiniz” dedi.

    HDP ve bileşen partilerin oluşan heyet deprem felaketinin yaşandığı Hatay’da. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü Kezban Konukçu, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Kürt siyasetçiler Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve bileşen partilerin temsilcilerinin de aralarında bulunduğu heyet, depremin etkilediği Hatay’da depremzedeleri ziyaret etti. İskenderun’da bulunan Koordinasyon Merkezi’nde depremzedeleri ziyareti eden heyet, burada açıklama yaptı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yaptığı açıklamada, “Bugün burada bir kez daha acının ne kadar büyük olduğunu, yıkım ve felaketin ne kadar büyük olduğunu gözlerimizle gördük. Evet, acı büyük, yıkım büyük ancak bütün bunlar karşısında büyük bir dayanışmanın olduğunu da gördük. Belki bizleri ayakta tutan tek şey, bu tür olaylarda, bu tür afetlerde dayanışmadır, birlikte omuz omuza yürümektir. Dayanışmanın acıyı hafifletmesinin bizlere verdiği güçtür” dedi.

    Deprem felaketinin yaşandığı bütün kentlerde sorunların devam ettiğini vurgulayan Pervin Buldan, “İnsanlar enkaz başında yakınlarının cenazesinin çıkmasını beklerken, bir yandan da gecenin eksi derecelerinde üşümenin ve buna benzer mağduriyetlerin yaşandığını hala görüyoruz. Çadır eksikliğinin çok fazla olduğu, ısınma ve barınma sorununun çok fazla yaşandığı bu kentte, bir kez daha feryatları duyuyoruz. Çadıra, barınmaya, enkazın altından insanların yakınlarının çıkarılmasına ihtiyaç var” diye konuştu.

    “HESAP VERECEKSİNİZ”

    İlk günlerde hiçbir şekilde müdahale edilmeyen, iş makinelerinin olmadığı kentlerde, iş makinelerinin enkazları kaldırmak için sıraya girdiğine dikkat çeken HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, şunları dile getirdi:

    “O gün ortada olmayanlar, bugün bir seferberlik içerisinde iş makinelerini depremzedelerin ve enkazların olduğu yerde kullanmaya başlamışlar. Buradan uyarıyoruz, vücut bütünlüğü bozulmadan o cenazelerin enkaz altından çıkarılması, dini, vicdani, ahlaki olarak bir gerekliliktir. Yine bunun yanında hukuki anlamda da enkazların kaldırılmasının, daha sonra bizlere delil olarak sunulacak olan malzemelerin ortadan kaldırılmasının da büyük bir suç olduğunun altını çizmek istiyorum. Bütün bunlar gerçekleşmeden, enkaz kaldırmanın büyük bir suç olduğunu ifade etmek istiyorum.

    AFETLERDEN KURTULMANIN İLK ADIMI, AKP-MHP İKTİDARINI GÖNDERMEKTİR

    Bugün sorumluluğu olanlar, sanki yaşanan bu depremde hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davrananlar bilsin ki; hesap vereceksiniz. Enkaz altında kalan insanları çıkarmadan, enkaz kaldırma işlemlerine başladığınız için sizlerden hesap soracak. 20 yıldır topladığınız yaklaşık 40 milyar dolarlık deprem vergisini, depremin dışında her yerde çarçur etmenizden dolayı insanlar sizden hesap soracak. Dolayısıyla bütün bunlar yaşanırken, ‘Bana bir yıl verin’ diyen Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz, bu ülkenin, bu halkların, bu toprakların, bu coğrafyanın, bırakın size bir yıl, bir gün dahi tahammül edecek gücü kalmadı. Bir yılı size ödül olarak size hiç kimse vermeyecek. Çünkü gideceksiniz. Bu halk, sizden hesap soracak, hesap vere vere gideceksiniz.

    Bu depremlerden, bu afetlerden kurtulmanın ilk adımı, AKP-MHP iktidarını göndermektir. Bu halklara yaşattığınız acının, verdiğiniz zulmün, bundan ötesi olmadığını bilerek, herkesin Türkiye halklarının bu bilinçle, AKP’nin artık siyasi arenadan, siyasi tarihten silinmesi için birlikte hareket etme zamanı gelmiştir. Mücadele, örgütlülük, dayanışma önemlidir. Bütün bunların farkındayız, bunların farkında olarak ayakta olduğumuzu biliyoruz. Ancak atacağımız ilk adım, AKP ve MHP iktidarını göndermek olacak. Ben bir kez daha burada yaşamını yitiren bütün insanlarımıza, yakınlarını kaybeden bütün insanlarımıza geçmiş olsun ve sabır dileklerimi iletiyorum. Hepimizin başı bir kez daha sağ olsun, Allah hepimize sabır versin.”

    PİRHA/HATAY

     

  • Okmeydanı Cemevi, İskenderun’daki depremzedelere 50 çadır daha götürüyor-VİDEO

    Okmeydanı Cemevi, İskenderun’daki depremzedelere 50 çadır daha götürüyor-VİDEO

    PİRHA-Okmeydanı Cemevi 50 tane çadırı Hatay’ın İskenderun ilçesindeki depremzedelere ulaştırmak üzere bu akşam yola çıkıyor. Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Ayrım yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz” şeklinde konuştu.

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Şubesi/Cemevi geçtiğimiz günlerde Hatay’ın Defne ilçesindeki depremzedelerin ihtiyaçları doğrultusunda bölgede çadırlar kurarken, yardım malzemelerini de deprem mağdurlarına ulaştırdı. Okmeydanı Cemevi bugün 50 çadırı daha deprem bölgesine götürmek üzere yola çıkacak. Hatay’ın İskenderun ilçesine götürülecek olan çadırlar, ihtiyaç sahipleri için kurulacak.

    Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin ve cemevi üyesi Hacı Dağ ile yapılan çalışmaları konuştuk.

    “BÜTÜN ALEVİ KURUMLARI SEFERBER OLMUŞ DURUMDA”

    Maraş merkezli depremler için “Ülkemiz tarifi mümkün olmayan çok zor bir dönemde” yorumunda bulundan Zeynel Şahin, cemevi olarak yaptıklarına değinerek, şöyle konuştu:

    “Alevi kurumlarının çalışması ön plana çıkmış durumda. Okmeydanı Cemevi olarak depremin ardından “Ne yapabiliriz?” diye düşündük. İkinci gün kampanya başlattık. Bölgeye gönderilecek yardımları cemevinde topladık. Gerçekten de ülkemizdeki insanların duyarlılığına söyleyecek hiçbir şey yok. Bir günde cemevi doldu, taştı. İkinci gün üç tane tır yükledik. Maraş Elbistan’a gittik. Malzemelerin bir kısmını oraya bıraktıktan sonra Hatay Defne’ye geçtik. Gittiğimizde gördük ki orada AFAD, kurtarma ekipleri, makinalar yok. Saatler süren bir yolculuğun ardından vardık. Elektrik yoktu. Yollar tıkalıydı. Yardım malzemelerini dağıttıktan sonra İstanbul’a döndük. Halkımızın desteğiyle tekrar bölgenin ihtiyaçlarını topladık. Üç tır daha götürdük bölgeye. Öncelikli ihtiyaç çadır ve sobaydı. İhtiyaç sahiplerine dağıttık.

    Şehir zaten dağılmış vaziyetteydi. İnsanlar terk etmiş orayı. Çünkü barınacak bir yerleri yok. Tuvalet, su yok. En büyük sorun tuvalet ve çadır. Bunlar olmayınca insanlar nasıl barınacak? Çocuklar perişan. Geçen gittiğimizde 74 tane çadır götürdük. Bugün 50 tane çadır götüreceğiz. İskenderun’daki cemevi hasar görmüştü. Dünkü depremde de etkilendi. İnsanlar cemevinin bahçesinde kalıyor. Yeni çadırlar götürüp bir yaşam alanı oluşturacağız. Bütün Alevi kurumları seferber olmuş vaziyette. Irk, din, mezhep ayrımı yapmadan, kimin ne ihtiyacı varsa eşit bir şekilde malzemeleri götürüp, dağıtıyoruz. Bizim yapmamız gereken, insanlığa yakışan da budur zaten.”

    “CEMEVLERİ AYRIM YAPMADAN HERKESE KOŞUYOR”

    Cemevi üyesi Hacı Dağ ise şunları söyledi:

    “İnanılmaz bir çalışma vardı burada. Yardımseverlik, candaşlık vardı. Ayrımcılık yapmadan kapımız herkese açık. İnsanlar gece, gündüz demeden burada çalıştı. Ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Kuru gıdasından, çocuk bezine kadar neye ihtiyaç varsa toplanıp, gönderildi. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Ayrımcılık olmadığında neler yapabileceğimizi fazlasıyla gösterdik. Cemevleri herkese koşuyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > Okmeydanı Cemevi, Hatay Defne’ye çadır, battaniye, ısıtıcı, kuru gıda götürdü- VİDEO