Etiket: islahiye

  • İslahiyeli yurttaşlar: Adımlar atılsın! – VİDEO

    İslahiyeli yurttaşlar: Adımlar atılsın! – VİDEO

    PİRHA – Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuşan İslahiyeliler, kalıcı bir barış ve ekonomik kalkınma için iktidarın bir an önce somut adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.

    Türkiye’de Kürt sorununun çözümü ve barış ortamının inşasına yönelik tartışmalar sürerken, Antep’in İslahiye ilçesinde yaşayan yurttaşlar ve DEM Parti yöneticileri sürece dair beklenti ve kaygılarını dile getirdi.

    “TEORİDE BARIŞ, PRATİKTE KAYYIM VE TUTUKLULUK VAR”

    Tartışılan sürecin adının henüz net konulamadığını ve pratikte karşılık bulmadığını belirten DEM Parti İslahiye Eş Başkanı Yüksel Yıldırım ve yönetim kurulu üyesi Abdullah Deniz, devletin bir an önce yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi gerektiğini vurguladı. Barış ihtimaline karşı iyi niyetlerini koruduklarını ifade eden parti yöneticileri; cezaevlerinde hukuken beraat etmiş kişilerin dahi bırakılmamasının derin kuşkular yarattığına dikkat çekti. Sürecin en büyük kazancının can kayıplarının durması olduğunu belirten Yıldırım, kafalardaki soru işaretlerinin kalkması için hükümetin somut adımlarla güven vermesi gerektiğini söyledi.

    “KÜRT TARAFI BARIŞTA ISRARCI, İKTİDARDAN SAMİMİ HAMLE YOK”

    İslahiyeli yurttaşlar Mustafa Arslan ve Muzaffer Telek ise 100 yıllık tarihi bir sorunun çözümü için büyük bir fırsat yakalandığını, ancak iktidar kanadından samimi bir yaklaşım göremediklerini belirtti. Bugüne kadar barış, huzur ve istikrar adına adımların hep Kürt tarafınca atıldığını ifade eden yurttaşlar; bu süreçte kayyum politikalarına son verilmesi ve binlerce siyasi tutsağın serbest bırakılması gerektiği çağrısında bulundu. Sadece “Kürt’üm” dediği veya Kürtçe şarkı söylediği için insanların hafif gerekçelerle yıllarca cezaevinde tutulduğunu dile getiren Telek, “Sadece ‘kardeşiz’ deyip izlemekle barış olmaz, adaletsizlikler giderilmelidir” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRASİ YOKSA EKONOMİ DE DİBE VURUR”

    Sürecin uzamasının halkta umutsuzluğa yol açtığını belirten yurttaşlardan Mehmet Aslan, iktidarın sorunu çözmek yerine süreci kendi varlığını sürdürme hesaplarına uydurmaya çalıştığını savundu. Süreçle birlikte iki taraftan da cenazelerin gelmemesinin çok değerli bir kazanç olduğunu hatırlatan Aslan, barış ve demokrasi inşa edilmediği sürece ülkedeki ekonomik çöküşün de durdurulamayacağını, kalkınmanın tek yolunun kardeşlikten geçtiğini ifade etti.

    “ADIM ATILSIN”

    Sürecin gidişatını önemsediklerini fakat atılan adımları kesinlikle yeterli bulmadıklarını belirten Şahin Temtek ise son dönemde Kürtlere yönelik ırkçı söylemlerin yeniden tırmanışa geçtiğine dikkat çekti. Somut adımların atılmamasının yanı sıra nefret dilinin de devreye girmesinin süreci zedelediğini ifade eden Temtek, bu tarz yaklaşımların devam etmesi halinde masada kalmanın bir anlam ifade etmeyeceğini belirterek iktidarı somut hamleler yapmaya davet etti.

    Cevahir FINDIK/İSLAHİYE

     

  • SES’ten deprem raporu: Acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirler alınsın!

    SES’ten deprem raporu: Acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirler alınsın!

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 12-13 Şubat’a ilişkin deprem inceleme heyeti bilgilendirme notlarını paylaştı. Sağlık emekçileri, sağlık alanında ciddi koordinasyonsuzlukların olduğunu ve acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

    SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, Eski MYK üyesi Fikret Çalağan ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zencir’den oluşan heyet, deprem bölgesindeki çalışmalarını sürdürüyor.

    Heyetin bölgede yaptığı incelemeler ve depremin vurduğu illerde çalışma yürüten SES ve TTB gönüllülerinden aldıkları bilgi ve izlenimler rapor haline getirilerek kamuoyu ile paylaşıldı.

    “KENT TAMAMEN BOŞALTILACAK”

    “Nurdağı İnceleme Raporu” başlıklı paylaşımda 40 bin nüfuslu ilçede binaların yüzde 30’unun enkaz altında olduğu belirtildi. Arama kurtarma ekiplerinin ise ilk gün halk ve gönüllü gelenler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekilirken şu bilgiler paylaşıldı:

    “Donanımlı ekipler 3. gün başlamış, halen çok yetersiz. İlk gün enkaz altından çok sayıda canlı çıkarılmış. Elektrik ve su sıkıntısı var. Köylere yeni yeni elektrik ve su veriliyor. Düzensiz çadır kent var. Bir de evlerin önüne kurulmuş çadırlar var. Çadırlara elektrik jeneratörlerle veriliyor. Sobasız çadırlar var.

    Hastane ağır hasarlı. Hizmet yok. Bahçesinde sahra hastanesi, UMKE ve sağlıkçılar için konteynerler var. Sağlıkçıların barınması yetersiz. Ambulans içinde kalıyorlar. Sağlıkçılar idari izin kullanamıyor. Genelge sadece birinci derece kaybı olanları ve SB kapsıyor. Üniversite personelini kapsamıyor. Gönüllü çok fazla. Koşullar, yiyecek dışında kötü. Sevkler Antep’e yapılıyor. Ya da İstanbul’a helikopter kullanılarak yapılıyor.

    Eczane yok, ilaçlar sahra hastanesinin yanına getirilmiş. Mevcut eczanenin ilaçlarına el konulmuş, imza tutanağı ile birlikte. Sağlıkta en büyük sorun organizasyonun olmaması. Ağır hasar nedeniyle kent tamamen boşaltılacak. Resmi bildirilen ölümler 980. Tahmin edilen 5 bin.

    “3. GÜN İLK MÜDAHALE YAPILDI”

    1800’lerde kurulmuş olan İslahiye’ye ilişkin İnceleme Raporu’nda ise çarpıcı bilgiler yer alıyor. İslahiye’nin bataklık okaliptus ağaçları ile kurutulduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu aşamada Osmanlı’nın, farklı etnik ve dini grupları bölgeye yerleştirdiğini belirtiyor.

    Nüfusun 75 bin civarında olduğu belirtilen raporda, deprem sonrası köylere göçün 40-50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

    Hastane kayıtlarına göre mevcut 1100 vefatın olduğu bilgisi paylaşılırken raporda şu verilere de yer alıyor:

    “Kaydedilmeden ya da köyde gömülenleri dahil ettiğimizde ölü sayısı 1500 kişi. Mağduriyet 20 bin. Atatürk Mahallesi en büyük yıkım olan yer. Dağa yakın olan binalar daha sağlam. Ovaya yapılan binalarda yıkım fazla.

    Başhekim yok, baş koordinatör ve acil sorumlusu koordinasyonu yürütüyor. Türkmenistan, İranlı Sağlıkçılar, acil, ortopedist, beyin cerrahı uzmanları ile destek verdiler. 3. Gün travma ünitesi kuruldu, ameliyat yapıldı, ilk müdahale yapıldı. Enkaz çalışmaları çarşamba akşamı başladı, gündüz donanımsız çalışıldı. Bununla birlikte Fransız, Katar ekipleri de çarşamba geldi ve ekipman yeterli idi.

    Yol en büyük sıkıntı oldu. Erişilmesine büyük engeldi. Yollarda çökmeler vardı. Almanların yüzyıl önce yaptığı köprü sağlam, beş yıllık köprüler yıkılmış. Yollarda ciddi çatlaklar vardı. Bu durum ambulansları çok etkiledi.

    Vatandaş açısından adı değiştirilen köylerin yeni isimleri tam bilinmiyor, 3 köy, Kürt köyü. Altınüzüm-Haltanlı, Yeşilyurt-Dolan, Boğaziçi-Kürküt. Yerli nüfus yeni isimleri bilmiyor. Bu nedenle Yardımlar ulaşamadı. İsimler 80 sonrası 2 kez değişmiş.”

    HASTANELER YIKILDI ANCAK OKULLAR AYAKTA!

    Antakya Deprem Bölgesi İnceleme Raporu’nda ise 2 milyonu bulan nüfustan ciddi azalma olduğu söyleniyor. “Ölü sayısı ile ilgili çeşitli öngörüler var, 15 bin ile 120 bin arasında değişiyor” denilen raporda şu bilgiler yer alıyor:

    “Hatay tamamen enkaz altında. Birçok hastane yıkılmış, bunun yanında yıkılmayanlarda ise ciddi hasar olduğu çıplak gözle dahi görülüyor. Dikkat çeken bir başlık da okullar görece daha az zarar görmesine karşı hastanelerin yıkılmış olması, ciddi hasar görmesi. Örnek olarak Hatay Eğitim ve Araştırma hastanesi verilebilir. Bu hastane Kocaeli depreminden sonra 2003 yılında yapılmasına karşın tümüyle yıkılmış olmasının anlaşılır bir yanı bulunmuyor.

    Tüm deprem bölgesinde olduğu gibi Hatay’da da donanımlı arama ve kurtarma faaliyetleri ancak 3. gün başlayabilmiş. Yine artık canlı çıkmaz algısı ile yürütülen enkaz çalışmaları da dikkatleri çekiyor. Bu çok sıkıntılı. Hala yaşayan birçok insanın ölümüne yol açacak görünüyor.

    Gezilen yerlerde en çok dikkati çeken çöp yığınları idi. Plastik şişelerin yanında yemek tabakları, gıda atıkları, etrafa saçılan kullanılamaz hale gelen yardım malzemesi vb. Bulaşıcı hastalık için ciddi tehdit niteliği taşıdığını mutlak not etmeliyiz. Su, hala ciddi sorun olmaya devam ediyor. Şişe suyu açısından sorun olmamasına karşın kullanma suyu ile ilgili ciddi sorun var. Klorlanmış tanker suyu ihtiyacı yakıcı bir şekilde devam ediyor.

    Tuvalet ciddi sorun, şehrin içinde az sayıda sahra tuvaleti var. Özellikle kamu görevlilerinin, askerlerin, belediyelerin kaldığı barınma yerlerinde (çoğu okul) tuvaletler sağlam bir şekilde var. Mühendislerce hasar tespiti yapılarak buraların halkın kullanımına açılması, önemli. Elektrikler hala yok. Bu çadırları olumsuz etkiliyor. Isınma çok ciddi sorun.”

    “MOĞOLİSTAN SAHRA HASTANESİ DAHA DONANIMLI”

    Raporda, deprem bölgesindeki sağlık hizmetlerinin genelde ne aşamada olduğu konusunda da bilgi verildi. Sağlık Bakanlığı’nın kurduğu sahra hastanelerinde olanakların çok sınırlı olduğu bilgisi paylaşılırken şu hususlara dikkat çekildi:

    “Moğolistan Sahra hastanesi daha donanımlı. Monitör, Ekg cihazı, küçük cerrahi işlemlere izin veren küçük bir ameliyathane, sterilizasyon ünitesi, yaralı taşıma için sedyeler yanında, yürüteçler, defibilatör vb. Türkçe de bilen sağlık emekçileri ciddi katkı sağlıyor.

    Türkiye genelinde on binlerce gönüllü hekim, TTB ve SES gibi örgütlerinin gönüllü görevlendirme çağrılarına SB’nın kulaklarının tıkaması kabul edilemiyor.

    En büyük sorun ceset torbasının olmaması. Bunun yanında cenaze yakınlarının kefen, yıkanma vb. işlemlerle ilgili talepleri olmuş. Son günlerde ceset kokuları artmış. Bu birimde çalışmanın çok travmatik olduğu, en fazla 2 gün ile sınırlı olması gerektiği görüşünde.

    Şu ana çalıştığı sahra hastanesinde poliklinik çalışmalarında hayvan ısırığı çok, Kuduz aşısı yok, poliklinik başvurularında ASYE (akut solunum yolu enfeksiyonu) ve AGE’lerin (akut gastroenterit) çoğunlukta, yara yeri enfeksiyonları, uyuz, psikolojik şikâyetler (özellikle ilaç kullananların ilaç bulamamaları nedeniyle yoksunluk yaşanmaları) öne çıkıyor. Uyuz tedavisinde sorun var, yıkanmaları gerekiyor, mümkün değil. Yine kullanılan malzemelerin kaynatılması ya da tamamen değiştirilmesi sorun. Bu sorun büyümeden hijyen koşulları düzeltilmeli.

    Birinci basamak sağlık hizmetlerinin hala başlamamış olması önemli sorun. Çocuklara kızamık, gebelere tetanoz, grip ve covid aşılarının bir an önce yapılması kritik önemde. Yine enkaz çalışmasında olanlara tetanoz proflkasisi acil çalışmalar arasında yer almalı.

    Her gün sahadan gözlem raporlarına göre sağlık alanında da ciddi koordinasyonsuzlukların olduğu, deprem sonrası çok sayıda bulaşıcı hastalık riskinin açığa çıktığı görülmektedir. En acil olanın an itibari ile bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirlerin alınmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Antep’in İslahiye ilçesindeki depremde de enkaz altında kalanlar var

    Antep’in İslahiye ilçesindeki depremde de enkaz altında kalanlar var

    PİRHA-Antep’in İslahiye ilçesinde yaşanan deprem sonucu birçok yerde yıkım oldu.

    Merkezi Maraş’ın Pazarcık ilçesi olan saat 04.17’de gerçekleşen 7.7 büyüklüğündeki deprem 10 ili etkiledi. Saat 13.24’te ise Elbistan merkezli 7.6 şiddetinde ikinci büyük deprem yaşandı. 100’ün üzerinde ise artçı sarsıntı kaydedildi.

    Antep’in İslahiye ilçesi de depremden etkilenen bölgelerden biri. Saat 04.36’da İslahiye’de yerin 9,77 kilometre derinliğinde 6,5 büyüklüğünde deprem oldu. İslahiye’deki yıkım vatandaşların çekimine de yansırken, enkaz altında kalanların olduğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Amanos Dağları zamana güzelliği taşıyor -VİDEO

    Amanos Dağları zamana güzelliği taşıyor -VİDEO

    PİRHA- Amanos Dağları, tüm cömertliği ve rızalığı ile sırtlarındaki köylerde yaşayanlar için kışlıklarını karşılayacakları ve sağlıklarını koruyacakları imkanlar sunup, içinde barındırdığı tüm canlılara da türlerini yaşatacakları alanlar oluştururken, her mevsimde ise farklı bir güzellik sunuyor.

    Hatay, Osmaniye, Maraş ve Antep’e yaslanmış Amanos Dağları, Maraş’ın Sır Baraj Gölü’nden başlayıp Hatay’ın Samandağ kıyılarına doğru yaklaşık 175 kilometre boyunca uzanan dağ silsilesidir.

    Avrupa’nın korumada öncelikli yüz orman alanından bir olan Amanos Dağları, bütünlüğü bozulmamış ormanları, çeşitli yaşam alanları, farklı jeolojik yapıları, sarp kayalıkları ve mağaraları, korunaklı vadileriyle yaban hayatı açısından önemlidir. Bölgenin orta ve güney kesiminde batı yamaçlardan doğarak Akdeniz’e dökülen ve çoğu yazın kuruyan küçük akarsular doğu-batı yönlü pek çok vadiyi, alanda kuzey ve güney bakılı yamaçları ve bu vadi tabanları da kıyıda genişleyerek kıyı ovalarını oluşturur.

    Amanos Dağları, tüm cömertliği ve rızalığı ile sırtlarındaki köylerde yaşayanlar için kışlıklarını karşılayacakları ve sağlıklarını koruyacakları imkanlar sunarken, içinde barındırdığı tüm canlılara da türlerini yaşatacakları alanlar oluşturuyor.

    Amanos Dağları, doğaseverlerin yürüyüş güzergahları ve temiz havanın, dinginliğin ve şehirden uzak kendini doğanın bir parçası haline getirmesini sağlarken, her mevsimde ise farklı bir güzellik sunuyor.

    PİRHA/İSLAHİYE

  • Amanos’un eteklerinde mantar üretiyor-VİDEO

    Amanos’un eteklerinde mantar üretiyor-VİDEO

    PİRHA- Amanos Dağları eteğinde mantar yetiştiriciliği yapan Ceylan Yükselici, “Üretim yapmak çok önemli. Kazancım da gayet iyi. Herkese tavsiye diyorum” dedi.

    Kadınlar bir zamanlar ekonominin merkezindeyken, kapitalist sistemle beraber, bu özelliğinden koparılıp, emeği yok sayılıp kimliksizleştirilmeye çalışıldı. Ancak kadınlar buna karşı mücadelesini her alanda sürdürüyor.

    Bu kadınlardan biri de Amanos Dağları eteğinde 200 metre karelik bir alanda mantar üreterek, yaşamda ben de varım diyen Ceylan Yükselici.

    Gaziantep Üniversitesi işletme bölümü mezunu olan Yükselici, “Kendi alanımda iş bulamayınca 2018 yılında Tarım Bakanlığı’na bir proje sunulmuştu. Ben de mantar alanında başvuru yaptım. %30’nu Tarım Bakanlığı karşıladı, %40’nı da kendim karşılayarak böyle bir tesis kurdum. Pazarlamada hiçbir sıkıntım yok, güzel satışlar yapabiliyoruz. Senede 3 defa yapabilme hakkına sahibim. Öncelikle azim, irade ve cesaret lazım. Bunlar olduktan sonra da her insan yapabilir, diye düşünüyorum. Yapmak isteyenlere önerebileceğim güzel bir meslek dalıdır. Bir evi geçindirebilecek bir gelire de sahip bir meslektir” dedi.

    PİRHA/İSLAHİYE-ANTEP

  • Cemevinin olmadığı Kabaklar köyünde cemler eski okulda yürütülüyor-VİDEO

    Cemevinin olmadığı Kabaklar köyünde cemler eski okulda yürütülüyor-VİDEO

    PİRHA- Tahtacıların dedelerinin bağlı olduğu iki ocaktan biri olan Hacı Emirli Ocağı hakkında bilgi veren Muharrem Gürocak Dede, 70 yıldır tekkenin kapısını açık tuttuklarını söyledi. Gürocak, “Nefesimiz yettiğince inancımızın yolunu sürmeye devam edeceğiz” dedi. 

    Anadolu Aleviliği içerisinde yer alan Tahtacıların dedelerinin bağlı olduğu iki ocaktan biri olan Hacı Emirli Ocağı, Antep İslahiye’nin 3 km. batısında Çerçili Köyü’nde Ziyaret mevkiinde bulunuyor.

    Türbenin bakımı, onarımı, ziyarete açık tutulma işi, Kabaklar köyü halkı tarafından yapılıyor, Adana’dan Denizli’ye kadar talipler belli dönemlerde gelip ziyaretler gerçekleştiriyor. Cemevinin olmadığı köyde cemler eski okulda yürütülüyor.

    Ocağın tarihine ilişkin bilgi veren Muharrem Gürocak, Hacı Emirli Ocağı dedeleri tarafından hizmet yürütüldüğünü belirterek, “İbrahim Baba’ya bağlı iller Adana’dan başlayıp Çanakkale’ye kadar uzanmaktadır. Biz de bu ocağın dedeleriyiz. Şu anda da hizmeti ben yürütüyorum” dedi.

    İslahiye’nin 1917-1918 yıllarında Fransızlar ve İngilizler tarafından işgal edildiğinde İbrahim Baba Türbesi önündeki ağaçları ve sancağı yaktıklarını ifade eden Gürocak, şunları söyledi:

    “Cumhuriyet kurulduktan sonra Tekke ve Zaviyeler Kanunu çıktıktan sonra da kapatıldı. 1948 yılına kadar bu süreç devam etti. Dedelerin girişimleri sonucu ziyarete açıldı ve hizmetler yeniden yürütülmeye başlandı. Bildiğimiz kadarıyla yolumuzu yürütmeye çalışıyoruz. Pandemi sürecinde tedbir amaçlı belli bir süre kapalı tuttuk. Nefesimiz yettiğince inancımızın yolunu sürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSLAHİYE

  • Amanosların zirvesinden seslendiler: Doğa koruyandır, doyurandır; yok etmeyelim-VİDEO

    Amanosların zirvesinden seslendiler: Doğa koruyandır, doyurandır; yok etmeyelim-VİDEO

    PİRHA- Antep Islahiye’ye bağlı Kabaklar köyünde yaşayan yurttaşlar, Amanosların bereketini hanelerine koymak için sabahın erken saatlerinde dağların yolunu tutuyorlar. Sirke yapmak için alıç toplayan yurttaşlar “Doğa koruyandır, doyurandır. Bu yüzden sahip çıkalım, yok etmeyelim” mesajını Amanosların zirvesinden dile getirdiler.

    Kâr hırsının egemen olduğu dünyada, özellikle pandemiyle birlikte “Daha yaşanılır bir dünya nasıl oluşturulur?” sorusu sorulurken, Anadolu ve Mezopotamya’nın birçok köyünde, doğayla iç içe, sömürmeden, talan etmeden, barışık bir yaşam devam ediyor.

    KIŞ HAZIRLIKLARI

    Antep’in Islahiye ilçesine bağlı Kabaklar köyü bunlardan biri. Amanos dağlarının sırtında yer alan Kabaklar köyündeki yurttaşlar, insanın doğayla kurduğu ilişkinin ne olması gerektiğinin bir göstergesi.

    Güz ayında kışlık hazırlıkları hız kazanıyor. Yurttaşlar da Amanosların bereketini hanelerine koymak için sabahın erken saatlerinde dağların yolunu tutuyorlar.

    BİR TARAFTA KUŞLARIN SESİ, DİĞER TARAFTA DEYİŞLER

    Alıç sirkesi yapmak için çıkılan dağda bir taraftan kuşların sesi, diğer taraftan yürüyüşe eşlik eden deyişler.

    Kabaklar köyünden ve aynı zamanda Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İslahiye Şube Başkanı Ethem Yılmaz, kilometrelerce süren yürüyüşün ardından sirke yapmak için alıç topladıklarını belirterek, “Doğa koruyandır, doyurandır. Bu yüzden sahip çıkalım. Yok etmeyelim” dedi.

    PİRHA/ISLAHİYE

  • “Dağlar; doğanın başlangıcı ve bitişidir”

    “Dağlar; doğanın başlangıcı ve bitişidir”

    PİRHA- Günümüz dünyasının betona boğulmuş halinden, salgın hastalıklardan, gürültüden kurtulmanın çaresini doğada arayanlar doğanın eşsiz güzellikleri ile de buluşuyorlar. Sonbahar rengarenk giysiler giyerken çeşit çeşit yemişlerini de sunuyor.

    Sabahattin Ali, dağları “Bir gün kadrim bilinirse, ismim ağza alınırsa, yerim soran bulunursa: benim meskenim dağlardır” diye tanımlarken, Ruskin “Dağlar; doğanın başlangıcı ve bitişidir” der.

    Günümüz dünyasının betona boğulmuş halinden kurtulup dağların kokusunu içine çekmek isteyen var mıdır? Diye sorulsa istisnasız “evet” cevabı verilir.

    Son yıllarda artarak devam eden çevre direnişleri gözlerin bir kez daha dağların o eşsiz zenginliğine çevrilmesine neden oldu. Bir taraftan her gördüğünü sömürmeye çalışan zihniyet, diğer tarafta ise miras olarak aldıkları zenginliği koruyup, kollayıp bir sonraki nesle devretmenin sorumluluğunu taşıyan “büyük insanlık.”

    Kısa bir Amanos gezisinde kadrajımıza takılan onlarca zenginlikten birkaçı; menengiç, sumak ve kurmut (gürkut- dağ yemişi). Doğayla kurulan ilişki rızalık üzerine olduğunda bin bir çeşidini sana sunuyor. Rızalığı esas almayan tüketici aklın geride bıraktığı ise çoraklaşmış dağlar, kirlenmiş su, kuş sesisin duyulmadığı bir coğrafya.

    PİRHA/ISLAHİYE

     

  • İslahiye Kabaklar Köyü Cemevi için dayanışma etkinliği gerçekleştirilecek

    İslahiye Kabaklar Köyü Cemevi için dayanışma etkinliği gerçekleştirilecek

    PİRHA- Mersin İslahiye Kabaklar Köyü Cemevi’nin yapımı için “Bir Tuğlada Sen Koy” şiarı ile yardımlaşma ve dayanışma etkinliği gerçekleştirilecek.

    Mersin İslahiye Kabaklar Köyü Cemevi’nin yapımı için “Bir Tuğlada Sen Koy” şiarı ile gerçekleştirilecek olan  yardımlaşma ve dayanışma etkinliğinde sanatçı Ali Asker sahneye çıkacak.

    Etkinlik Mersin Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi Konferans Salonunda 11 Haziran 2019 Salı günü saat 20:00’de gerçekleşecek.

    PİRHA/MERSİN