Etiket: İslam Yasası’

  • ‘AİHM’nin kararı Aleviliği tanımlama değil, emsal bir karar, büyük bir kazanım’-VİDEO

    ‘AİHM’nin kararı Aleviliği tanımlama değil, emsal bir karar, büyük bir kazanım’-VİDEO

    PİRHA-  Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu. AİHM’ye başvuran AABF, Aleviliğin bağımsız bir inanç olduğunu belirtti, 4 yıl sonra mahkeme Alevileri haklı, Avusturya hükümetini ise haksız buldu. Federasyonun Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya, mahkeme kararının büyük bir kazanım olduğunu söyledi. AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker de AİHM’nin kararının Aleviliği tanımlama olmadığının altını çizdi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avusturya devletinin Aleviliği İslam’dan bağımsız ele almamasını, bir mezhep olarak görmesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyarak uluslararası arenada hukuk mücadelesi başlatmıştı. 30 Ocak’ta AABF’nin başvurusunu görüşen mahkeme, Avusturya hükümetini haksız bularak emsal bir karar aldı. Mahkeme Alevileri haklı bularak “Alevilik kendine özgün bir inançtır” dedi ve Avusturya’nın karara uyması gerektiğini belirtti.

    Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu.

    CAN TV‘de Abidin Çetin‘in sunduğu Nabız programına konuk olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Mehmet Ali Çankaya ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 5 Mart’ta Alevilerin başvursunu haklı bularak Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etmesine dair konuştular.

    “AVUSTURYA HÜKÜMETİ ALEVİLERİ BASKI ALTINA ALMAK İSTİYOR”

    Mehmet Ali Çankaya, ‘İslam Yasası’ ile Avusturya hükümetinin Alevileri baskı altına almak istediğini kaydederek, “Avusturya Alevi Federasyonu, 2009 yılında Avusturya hükümetine Aleviliğin kendi başına bir inanç olduğuna dair bir başvuru yapmıştı. Hükümet İslam Yasası ile Sünni, Şia ve Alevi İslam gibi kavramlarla toplumları yönetmek istediler, baskı altın aldılar. Biz bu yasaya sığmayacağımızı söyledik. Müslümanlığın beşinci mezhebi diye adlandırdıkları bir Alevi İslam topluluğu türedi. Bunun akıl hocaları cami-cemevi projeleri gibi konseptler oluşturan İzzettin Doğan- Fethullah Gülen’di. Aleviliğin başına İslam kelimesini getirdiler ve Avusturya hükümeti de bunu kabul etti. 12 yıllık mahkeme süreçleri boyunca da bu şemsiyenin altına girmeyeceğimizi çok kez vurguladık” dedi.

    “ALEVİLERİ TANIMAK ZORUNDA KALDILAR”

    Çankaya, şöyle devam etti:”

    Davalarımız kabul edilmedi ve 2018 yılında Avusturya’daki mahkeme süreçleri bitti. Sonrasında ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk. AİHM 2022 yılında bir karar verdi ve bu karar hem bize hem de Avusturya hükümetine iletildi. Aleviliğin tanınması konusunda bir masaya oturduk. 5 haftalık bir görüşme oldu ve Avusturya hükümetine kararı kabul etmemesi durumunda AİHM’deki davayı geri çekmeyeceğimizi ilettik. Avusturya hükümeti 22 Nisan 2022’de bizleri tanımak zorunda kaldı. 12 yıllık kaybımızın kurumsal, hukuksal, sosyal karşılığının verilmesini talep ettik. Hükümet 5 sene boyunca beklememizi istedi. AİHM’den çekilmedik ve 30 Ocak tarihinde gelen yazıda bizleri haklı buldu.

    “BU BÜYÜK BİR KAZANIMDIR, EMSALİ GÖRÜLMEYEN BİR KARARDIR”

    ‘Devletin Alevisi olmayacağız’ söyleminin bir tek Türkiye için değil tüm dünya devletleri açısından geçerli olduğuna dikkat çeken Çankaya, “Biz Alevi kurumları olarak Avusturya hükümeti bizleri kabul etmediği için AİHM’e gittik. Özgür olan bir Alevi inancı kazandı. Eğer bizler AİHM’ne başvurmuş olmasaydık nasıl olacaktı? Avusturya’da İslam inancının beşinci mezhebi olacaktık. Bu büyük bir kazanımdır ve emsali görülmeyen bir karardır. Devletin Alevisi olmayacağız diyoruz. Peki yalnız bir tek Türkiye’de mi devletin Alevisi olmayacağız, yoksa bütün dünyada mı? Devletler Alevi inancına müdahale edemez üzerinden bir karar çıkması herkesi sevindirdi. Tüm Alevi kurumlarını bağlayan bir noktada kazanım elde ettik.

    “ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE AVUSTURYA HÜKÜMETİYLE FEDERASYON MASAYA OTURACAK”

    Önümüzdeki 3 aylık zaman içerisinde Avusturya hükümeti ile Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu heyet şeklinde masaya oturacak. 13 yılda kaybettiğimiz bütün haklarımızı alacağız” diye konuştu.

    AVUSTURYA DEVLETİNE VE İSLAM YASASI’NA BOYUN EĞEMEZDİK 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker ise Avusturya hükümetinin, Aleviliği İslam’ın beşinci mezhebi olan gören bir toplulukla, Diyanet mantığı ile hareket ettiğini belirtti. Bu dayatmaya boyun eğmeyeceklerini ifade eden Öker, “Alevilerin ana yurdu olan Türkiye’de sorunları var. Avrupa’daki Alevileri bir araya getirmenin yanında oranın hükümetlerine Alevi inancının kabul ettirilmesi ve Hristiyan, Yahudi, Müslümanların elde ettiği hakları bizlerin de hak etmesi için bir görevimiz vardı. Bu süreç Almanya’da sorunsuz ilerledi ve sonuçlandı. Bu kararın hazırlığını kardeş federasyonumuz olan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na aktarmaya yeltendiğimizde ise bu ihanet şebekesi federasyonumuza ait olan başvuruyu alıp kendi başvurusu gibi gösterdi ve oranın yetkili mercilerine teslim etti. İslam’ın beşinci mezhebiyiz diyen bir topluluk ortaya çıkınca Avusturya devleti de bunun üzerine atladı. Devletler denetim altında olanı, kendi çıkarına hizmet edeni tercih eder. Türkiye’de çok çektiğimiz, karşı çıktığımız Diyanet’e boyun eğmediğimiz gibi Avusturya’da da buna boyun eğemezdik” şeklinde konuştu.

    “AİHM’İN KARARI ALEVİLİĞİ TANIMLAMA KARARI DEĞİL!”

    “Avrupa’daki Alevileri, Diyanet’e bağlı yapılanmalar mı temsil edecek?” diye soran Öker, AİHM’nin kararının Aleviliği tanımlama olmadığının altını çizdi.

    Öker şunları ifade etti:

    “Aleviliği Avusturya devletinin kontrolünde beşinci bir mezhep olarak onaylayamazdık. Kamuoyunun bilmediği şey şu; bu teolojik bir tartışma konusu değil. Konu Alevilik İslam mıdır, değil midir, Ali var mıdır yok mudur konusu değil. Avrupa’daki Alevileri, Diyanet’e bağlı yapılanmalar mı temsil edecek? Hiçbir şekilde İslami grupların kontrolüne girmeden kendi başına bağımsız, kendi federasyon ve konfederasyonlarıyla diğer inançların eşit düzeyde olmasının mücadelesi bu. Devletin kontrolünde tuttuğu basın organları ise AİHM’nin Aleviliğin ne olduğu karar verdiğini ve bizlerin o karar ile Aleviliği öğrenmişiz gibi konuyu çarpıtıyorlar. Aleviliğin ne olduğuna Aleviler karar verir, devletler Aleviliğe don biçemez ve Aleviliğin ne olduğuna karar veremezler. Bizler ne Avusturya hükümeti ne de AİHM’den Aleviliğin ne olduğuna karar verin diye bir beklenti içerisine girmedik, davayı onun için açmadık. Davaya bakan AİHM hakimleri Alevi sözcüğünü belki ilk defa duydular. O hakimlerin Aleviliğin ne olduğuna karar vermeleri söz konusu değil.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu
    Avusturya ABF, bağımsız bir Aleviliğin tanınması için AİHM’ye başvurdu
    Özgür Turak, Avusturya’daki İslam Yasası gerçeğini anlattı: Diyanet’ten farksız

     

  • Avusturya’da nasıl bir Alevilik tanındı? Tüm merak edilenleri Özgür Turak PİRHA’ya anlattı

    Avusturya’da nasıl bir Alevilik tanındı? Tüm merak edilenleri Özgür Turak PİRHA’ya anlattı

    PİRHA- Avusturya’da asimilasyoncu zihniyete karşı mücadele verdiklerini ifade eden AABF Genel Başkanı Özgür Turak, “Alevilik, İnsan-ı Kamil olma yolunu tanımlayan bir inançtır. Bu nedenle inancımızı ‘Yol’ olarak adlandırıyoruz. Alevilik varoluşa inanır, diyoruz. Aynı zamanda, Alevilikteki Hakk anlayışı, Varlığın Birliği/Vahdet-i Vücud’un ayrılmaz olan ‘Hakk-Muhammed-Ali’ birliğidir. Hakk odaklı bir inançtır vurgusunu yapıyoruz” dedi.

    13 Nisan 2022 tarihinde Avusturya’da Alevilik ‘kendine özgü bir inanç’ olarak tanındı. Avusturya devleti Alevi inancının bağımsız, özgür bir inanç olduğunu belirterek noktayı koydu. Aleviliğin bu şekilde tanınmasında Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) 13 yıl verdiği hukuk mücadelesi etkili oldu.
    Aleviliğin Avusturya’da resmi olarak tanınmasının ardından AABF, “Hiçbir başarı tesadüf değildir! Yorulmadan mücadele edip, direnenlere aşk ola” diyerek açıklama yaptı.

    Öte yandan, Avusturya devletinin Aleviliği bağımsız bir inanç olarak tanımasının ardından çeşitli spekülasyonlar yapılarak, tanınan Alevilikte Hakk-Muhammet-Ali, Ehlibeyt olmadığı iddiaları bile ortaya atıldı.

    PİRHA olarak bu konuda tüm merak edilenleri, 13 yıllık mücadeleyi, nasıl bir Aleviliğin tanındığını, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Özgür Turak’a sorduk. Turak, Avusturya’da İslam Yasası’nın Diyanet benzeri bir yapı olduğunu belirterek, buna onay vermediklerini, 13 yıllık bir hukuki mücadele sonucunda kazandıklarını vurguladı.

    İslam Alevi İnanç Toplumu’nun, AABF ve bileşeni kurumları “terör örgütü” diye şikayet bile ettiklerini ifade eden Turak, 2020’de İslam Alevi İnanç Toplumu’nun, AABF ve bileşenlerinin kurumsal kimliğinde kullandıkları Alevi isimlerini patentleterek, Viyana Ticari Mahkemesi’nde tazminat davası açtığını da hatırlattı.

    Asimilasyoncu zihniyete karşı mücadele verdiklerini ifade eden Özgür Turak, “Alevilik, İnsan-ı Kamil olma yolunu tanımlayan bir inançtır. Bu nedenle inancımızı ‘Yol’ olarak adlandırıyoruz. Alevilik varoluşa inanır, diyoruz. Aynı zamanda, Alevilikteki Hakk anlayışını, Varlığın Birliği/Vahdet-i Vücud’un ayrılmaz olan ‘Hakk-Muhammed-Ali’ birliğidir, Hakk odaklı bir inançtır vurgusunu yapıyoruz” dedi.

    İşte Özgür Turak’ın sorularımıza verdiği yanıtlar:

    “AVUSTURYA’DA İSLAM YASASI DEMEK DİYANET DEMEKTİR, BUNA ONAY VERMEDİK”

    PİRHA: Alevi inancı Avusturya devleti tarafından bağımsız bir inanç olarak tanındı. Aleviliğin bağımsız, özgün bir inanç olarak tanınması ne demek? Bunu biraz açar mısınız?

    ÖZGÜR TURAK: 13 Nisan 2022 tarihinde Avusturya’da Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınması, Alevi dünyası adına bir dönüm noktası olmuştur. Anadolunun kadim inançlarından biri olan Alevilik bir Avrupa ülkesinde, kendi ana topraklarından binlerce kilometre uzaklıkta, uluslararası vidan ve inanç hakları ölçeğinde yasal zemine kavuştu! İnancın hayat bulduğu, yeşerdiği Anadolu topraklarında, Hünkar Hace Bektaşı Veli ile Yunus ile Pir Sultanlar ile katmerlenip bugünkü şekli aldığı kendine özgü değerleri ile İnsan-ı Kamil olma mertebesine ulaşılabilecek yolun adı olarak tanındı.
    Avusturya’daki mevcut yeni İslam Kanunu Türkiye’deki mevcut Diyanet İşleri Başkanlığı ile eş değerdedir. Avusturya’da başkanlıktan ziyade, İslam kökenli mezhepleri yeni bir İslam Yasası’nda kontrol altına almaya yöneliktir. Türkiye’de Alevileri Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde barındırarak asimilasyona yol açılması olayının aynısıdır Avusturya’da yapılmak istenenler. Avrupa ve Türkiyedeki Alevi kurumları olarak ‘kırmızı çizgimiz’ şeklinde nitelendirdiğimiz Diyanetin lağvedilmesi konusundaki mücadelemize rağmen Avusturya Federasyon olarak bir İslam Yasası ile devletin sunduğu şatafatlı imkanlardan yararlanmak için onay verseydik, o zaman kırmızı çizgilerimizin bir önemi kalmazdı. Avusturya’da Aleviliğin bağımsız, özgün bir inanç olarak tanınması demek; Alevilerin Diyanet çerçevesi dışında tanımlanması demektir.

    13 YILLIK MÜCADELE

    -13 yıllık bir mücadeleden söz ediyorsunuz. Nasıl bir mücadeleydi? Mahkeme süreçleri konusunda biraz bilgi verir misiniz? Hem psikolojik olarak hem ekonomik olarak hangi sonuçları yaşadınız?

    Tüm devlet ve bürokrasi anlayışlarında olduğu gibi Avusturya da, mevcut yasalar çerçevesinde ülkede yaşayan vatandaşlarına hizmet ölçeğinde hareket eder. Avusturya’da diğer Avrupa ülkelerinde olmayan ve Avusturya’ya özgü 1912 yılından itibaren var olan bir İslam Yasası mevcuttu. Bu İslam Yasası Avusturya’da yaşayan İslam (müslüman) kökenli yurttaşların temel haklarına yüzeysel ölçülerde olanak sağlıyordu. 1912 yılında oluşturulan yasa, Avusturya’da güncelliğini kaybetmiş, özellikle de son dönemlerde siyasal islamı kontrol altında tutmak ve gerekli önlemleri almak için yetersiz bir yasa durumundaydı. Avusturya’da gelişen topluluklar ve ihtiyaçlar artıyordu. Bu gereksinimle İslam Yasası’nın değiştirilmesi gerekiyordu. İslam Yasası’nı değiştirirken, Avusturya yetkilileri bu yasa altında Alevilere de imkan sunarak, Türkiye ve İslam ülkeleri kökenli tüm kuruluşları yeni İslam Yasası çerçevesinde dizayn etmek ve yönetmek istiyordu. Biz Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ailesi olarak bu anlayışa karşı mücadele verdik. Karşımızda yalnız kendi bireysel çıkarlarını önde tutan, Alevilerin asimilasyonuna neden olabilecek bir anlayışın yanı sıra, Türkiye kökenli insanları Türk ve Müslüman olarak değerlendiren, bir de kamu güçlerini kullanan anlayışla da mücadelenin adıydı bu!

    Bugüne kadar neler olmuştu kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

    24.11.2007: AABF genel kurullarında Avusturya’da Aleviliğin resmi olarak tanınması için başvuru kararı alındı.
    2007 – 2009: AABF Tüzük Hazırlık Komisyonu ve tüzük çalışmaları yürütüldü.
    03.07.2008: AABF, 10. Yıldönümü kutlamaları etkinliğinde bakanlar ve milletvekillerin katılımı ile ilk defa federasyonun tanınma süreci için başvuru yapacağını kamuoyu ile paylaştı.
    12.08.2008 – 23.03.2009: AABF ve Avusturya İnanç Dairesi arasındaki müzakere süreci yoğun bir şekilde, bakanlığın yaptığı tüzük değişikliği önerileri doğrultusunda yürütüldü.
    23.03.2009: AABF’ye bağlı olan Viyana Alevi Kültür Birliği üyelerinden üç-beş kişinin, bileşen kuruma ve üyelerine danışmadan gizlice, İslam Alevi İnanç Toplumu, (İAGÖ) adı ile İslami bir mezhep olarak, sadece bir sayfadan oluşan tanınma başvuru dilekçesini bakanlığa elden verdiler.
    09.04.2009: AABF, Avusturya’da inanç olarak tanınmak için olan 300 imzayı, inancı tanımlayan inanç tüzüğü ve destek veren kurumların destek açıklamaları ile beraber tam donanımlı bir başvuru dosya ile inanç başvurusunu gerçekleştirdi.
    09.07.2009: AABF başvurusunda imzası bulunan AABF Genel Başkanı ve AABF İnanç Kurulu Başkanı, Viyana Alevi Kültür Birliği üyeliklerinden sistematik ve usulsuzca ihraç edildi ve İslam Alevi İnanç Toplumu, bu ihraçları gerekçe göstererek, AABF’nın başvurusunun geçersiz sayılması ve ret edilmesi talebinde bulundu. Aynı zamanda AABF’den bir hafta önce yaptıkları tek sayfalık dilekçe başvurusu nedeni ile kendi başvuruları sonuçlanıncaya kadar AABF’nin başvurusunun durdurulması talebinde bulunuldu ve bakanlık göz yumarak bunu kabul etti.
    Avusturya İnanç Dairesi, İAGÖ’nün yalnızca bir sayfadan oluşan ve tanınma başvurusu için gerekli olan evrakların eksikliğini göz önünde tutmayarak, AABF’nin tam donanımlı başvurusunu, İslam Alevilerin bir hafta öncesinden yaptığı başvuruyu gerekçe göstererek, AABF’nin başvurusunu durdurdu. AABF konuyla ilgili itiraz ve hukuku süreci başlattı.

    İslam Alevi İnanç Toplumu (İAGÖ), tanınma süresi icin gerekli olan 300 imzayı üç-dört aylık süre zarfında tamamlayıp, AABF’nin hazırlamış olduğu tüzüğün başlığını “Avusturya Alevi İnanç Toplumu” yerine ‘İslam Alevi İnanç Toplumu‘ olarak ve inanç tanımı bölümüne de “Alevilik İslami bir dindir” cümlesini ekleyerek, AABF bileşenlerinin iki yılı aşkın bir süre ile hazırladığı tüzüğü gasp edip, olduğu gibi içeri verdi.
    Avusturya İnanç Dairesi daha sonra İAGÖ’nün başvurusu ile durdurulmuş olan AABF’nin başvurusunu, İAGÖ tüzüğü ile aynı olduğu gerekçesi ile ret etti.

    “İSLAM ALEVİ İNANÇ TOPLUMU, AABF VE BİLEŞENLERİNİ “TERÖR ÖRGÜTÜDÜR’ DİYE ŞİKAYET ETTİ”

    İslam Alevi İnanç Toplumu (İAGÖ), daha sonra Avusturya Anayasası’nı Koruma Teşkilatı’na (Bundesamt für Verfassungsschutz und Terrorismusbekämpfung), “Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu diğer sol, devrimci, demokrat örgütlerle ilişki içerisindedir, etkinliklerine katılmaktalar, birlikte etkinlikler düzenlemekteler, bu örgütler terör örgütleridir, dolayısıyla AABF ve bileşenleri de terör örgütleridir’’ şeklinde AABF’yi şikayet ettiler.

    “AVUSTURYA’DAKİ İSLAM KANUNU DİYANETİN AVUSTURYA VERSİYONUDUR”

    13.03.2013’te Avusturya yasalarınca tanınan Avusturya İslam Alevi İnanç Toplumu, 100. Yılı kutlanan Avusturya İslam Yasası’nın değişmesi için büyük bir rol oynadı ve 2015’te İslam Yasası’nda Avusturya İslam Teşkilatı (İGGÖ) ve İslam Alevi İnanç Toplumu (İGGÖ) resmi olarak tanındılar.
    2015 İslam Kanunu Türkiye’deki Diyanet İşleri Bakanlığının Avusturya versiyonudur ve İslami tüm mezhep ve kuruluşları kontrol eder, haklarını bu yasa ile belirler.

    2016 İslam Kanunu gereği, İslam Alevi İnanç Toplumu’na bağlı olmayan Alevi kurum ve kuruluşlarının kapatılması veyahut İslam Alevi İnanç Toplumu’na bağlanması talebi ile AABF ve tüm bileşenlerine tebligatlar gönderildi ve üzerinden yaptırımlar uygulanmaya çalışıldı.

    “AABF’YE BAĞLI KURUMLARDA ‘ALEVİ İNANÇ RİTÜELLERİ YAPILIYOR’ DİYE KAPATILMAYA YÖNELİK TEBLİGATLAR GÖNDERİLDİ”

    2018’de AABF’ye bağlı kurumlarda Alevi inanç ritüelleri yapılıyor, diye İslam Kanunu gereği tekrar AABF ve bileşen kurumlarının kapatılmasına yönelik tebligatlar gönderildi.
    2020’de İslam Alevi İnanç Toplumu, Patent Dairesi’nde AABF ve bileşenlerinin kurumsal kimliğinde kullandıkları Alevi isimlerini patentleyerek Viyana Ticari Mahkemesi’nde tazminat davası açtı.

    “HEM AVUSTURYA DEVLETİNE HEM DE ASİMİLASYONCU ZİHNİYETE KARŞI MÜCADELEMİZ OLDU”

    Bunlar tabi ki buzul dağının görünen başlıca konularıydı. Bunun yanı sıra daha birçok konuda hukuk ve mücadeleyle 13 yıllık bir süreci arkamızda bıraktık. Hem Avusturya devletinin Alevileri İslam Yasası altında yürüttüğü yüzeysel yaklaşıma karşı, hem de Aleviliği İslam Yasası çerçevesine sokmaya çalışan asimilasyoncu zihniyetine karşı mücadelemiz oldu.

    -Peki Avusturya’da daha önce Alevilik devlet tarafından tanınmamış mıydı? Eğer tanındıysa daha önce, şimdi ki tanınma biçimiyle farkı nedir?

    Avusturya’da bizimle beraber Alevi ismini taşıyan mevcut üç kurum var! İlk olarak AABF’ye üye derneklerden biri olan Viyana Alevi Kültür Birliği’nin öncülüğünde, yeni İslam Yasası içerisinde ‘İslam Alevi İnanç Toplumu’ olarak kendilerini adlandıran ve halen mevcut İslam Yasası’nda bu isim ile yasal statüsüne, Şii ve Sünni mezhepleri ile birlikte tanınan bir İslam Alevi İnanç Toplumu var. Bu bizim karşı olduğumuz yapılanma şekli.
    Bir de 2013 yılında ‘Alt-Aleviten’, sözcük anlamı Eski-Aleviler veya kendi tanımlarında adlandırmalarında olduğu gibi ‘Kadim-Aleviler’ olarak tanınan bir inanç grubu var! Bu inanç grubu da Anadoluda bildiğimiz, yaşadığımız değerler olan Hünkar Hacı Bektaşı Veliyi, Nesimi, Yemini, Fuzuli, Virani, Hatayi, Kul Himmet gibi değerlerimizden daha ziyade Şamanizme dayanan ve Kürt halkına özgü bir tanımlamayla var olan bir kurum.
    Bunların yanı sıra Avrupa Alevi örgütlerimiz, kuruluş ilkeleri ile hareket eden Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’muzun tanınması var.

    Böylece Avusturya’da;
    1. İslam Alevi İnanç Toplumu-Alevilik İslami bir mezheptir, anlayışını savunan bir inanç.
    2. Kadim-Alevi İnanç Toplumu -İslam öncesi Kürt halkına özgün Şamanizme dayanan bir inanç.
    3. Özgür-Alevi İnanç Toplumu -Anadoludaki Aleviliği kendi öz değerleri ile bütünleştiren bir inanç var.

    “VARLIĞIN BİRLİĞİ’NİN AYRILMAZ OLAN ‘HAKK-MUAHMMET-ALİ’ BİRLİĞİNİ VURGULUYORUZ”

    -Avusturya’daki ve Türkiye’deki kimi çevrelerin pek hoşuna gitmedi Aleviliğin bağımsız olarak tanınması. Hatta “İçi boş bir Alevilik tanındı, içinde Hakk, Muhammet, Ali yok, ehlibeyt yok” gibi iddialar dahi var. Bu konuyu nasıl açıklarsınız?

    Bizler, Aleviliğin Avusturya’da yeni İslam Yasası çerçevesinin dışında “kendine özgü bir inanç” değerlerini savunduk. Bunu yaparken de; Alevilik, İnsan-ı Kamil olma yolunu tanımlayan bir inançtır. Bu nedenle inancımızı ‘Yol’ olarak adlandırıyoruz. Alevilik varoluşa inanır, diyoruz. Aynı zamanda, Alevilikteki Hakk anlayışında, Varlığın Birliği/Vahdet-i Vücud’un ayrılmaz olan ‘Hakk-Muhammed-Ali’ birliğinden bahsedip, Hakk odaklı bir inançtır vurgusunu yapıyoruz.
    Aleviliğin yaradılış anlayışını dillendirirken, çoğu yazılı kaynak yok veya manipüle edilmiştir. Bu nedenlerden dolayı da yedi ulu ozan olan Nesimi, Yemini, Fuzuli, Virani, Hatayi, Pir Sultan Abdal ve Kul Himmet derlemelerini ve divanlarını kaynak olarak gösteriyoruz. Aynı zamanda Edib Harabi’nin şu dizelerini dillendiriyoruz:

    “Daha Allah ile cihan yok iken
    Biz ani var edip ilan eyledik
    Hakk’a hiçbir layık mekân yok iken
    Hanemize aldık mihman eyledik
    Kendisinin ismi henüz yok idi
    İsmi söyle dursun cismi yok idi
    Hiçbir kıyafeti resmi yok idi
    Şekil verip tıpkı insan eyledik.”

    “HEDEFİMİZ ÖĞRETİMİZİ SAĞLAM, BİLİMSEL KAYNAKLARLA BULUŞTURARAK YOL ALMAK”

    “Alevilik değerlerinden Dört Kapı, Kırk Makamı, Alevilikte Yol’a girmenin ilk adımı olan İkrar’ı, Hakk’a uğurlamada Devriye’yi, Alevilerin ütopyası olan Rıza Şehrini anlatıyoruz. Cem erkanlarımızın ayrılmaz bütünlüğü olan İkrar, Oniki Hizmet, Dar-ı Mansur, Düşkün kaldırma, Rızalık vermek Tevhid ve Miraçlama, Bağlama, Saz ve Semahlarımızı, Lokma ve Niyazlarımızı Gülbanglarımızı anlatıyoruz. Talip, Rehber, Pir ve Mürşid öğretisini dillendiriyoruz! Anadoluda yaşadığımız Aleviliği yaşıyoruz ve ecdatlarımızdan aldığımız öğretinin yasal zeminle buluşmasını yapıyoruz. Elbette bundan hoşnut olmayan, Alevileri Şii misyonerleri çerçevesinde görmek isteyen, Alevi çocuklarının başlarını örtmek, Alevileri hac ziyaretleri seferberliğine çıkarmak isteyen zihniyet olacaktır. Ama bizim ana mücadelemiz de bu yönlü. Yasal statüler çerçevesinde Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğu güvencesini almak ve bu alanda alan çalışmaları yürüterek, kendi akademisyen ve araştırmacılarımız ile öğretimizi daha sağlam ve bilimsel kaynaklarla buluşturarak yol almaktır hedefimiz!

    “AVRUPA’DA ASİMİLASYONUN MERKEZİ AVUSTURYA”

    -Aleviliği eritme, başkalaştırma çabalarını Türkiye’de de yoğun olarak görüyoruz. Alevi türbeleri işgal altında ve camiye dönüştürülüyor. Alevi köylerine hala cami yapılıyor işbirlikçiler eliyle. Avusturya’da da bir İslami asimilasyon yoğun yaşanıyor mu?

    Avrupada asimilasyon yoğunluğunun merkezi Avusturya olsa gerek ki, İslam Kanunu ile tanınan zihniyet kendi cemevlerinde Hakka uğurlama erkanlarını camilerden getirdikleri hocalar ile helallik- haramlık olgusu ile yapıyor, kadınlar ayrı erkekler ayrı yerlerde saf tutuyor. Alevice yaşamış ama Allahuekber nidaları ile müslüman şekilde sırlanan olaylara şahit oluyoruz. Allahuekber nidalarını atan kişiler sözüm ona kendisini dede olarak nitelendiriyor. Ve hacı, hocanın helallik-haramlık olarak ayırdığı alanlarda saf tutan kişilerin İslam Alevi kurum yöneticilerinden oluşması büyük bir asimilasyon ürünüdür.

    “AVUSTURYA’DAKİ ZİHNİYET, OKULLARDA ALEVİLİĞİ KURAN AYETLERİYLE ANLATIYOR”

    İslam Yasası ile şatafatlık imkanlarını kendilerine sunan ve bu bağlamda Alevilik derslerini okullarda veren zihniyet, ilkokul ve lise düzeyinde hazırlanan ders müfredatlarında Aleviliği Kuran’ı kerimdeki ayetlerle anlatıyor. Üniversitedeki Alevi kürsüsü, İslam Teolojisi altında alt bir bilim dalı olarak geçiyor. Bunların hepsi asimilasyonun görünen cilalı yönüdür ve daha tehlikeli olanıdır!
    Avusturya’da çocuk cemleri adı altında, cocuklarımızın başları kapatılıyor ve toplu şekillerde Alevi inancına mensup olan kişiler kara çarşaflar giydirilerek, Hac ziyaretleri yapılıyor. Bunların hepsi kurbağa deneyinde olduğu gibi yavaş yavaş gelen tehlikenin ölçüleriydi! Avusturya’da tanınmamız ile beraber bu sürecin önüne geçtiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz!

    “AABF’NİN KIRMIZI ÇİZGİSİ, ALEVİLERİ İSLAM YASASI ALTINDA ERİTMEYE ÇALIŞAN ANLAYIŞTIR”

    -Aleviliğin başka inançlar gibi var olması, devletler tarafından tanınması genel olarak Alevi toplumunda büyük sevinç yarattı. Bu pozitif durum karşısında özellikle de Avusturya’da oluşan ayrışma yeniden toparlanır mı? Bu konuda çabalar olacak mı?

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun kurulma amacı isminde de belirtildiği gibi Alevi inancına mensup olan Alevilerin birliğine yöneliktir ve adını bu birlikten alır. Alevi kurumsal yapılanmamızın belirli kırmızı çizgileri vardır. Bu çizgilerden bir tanesi Alevileri İslam Yasası altında eritmeye çalışan anlayıştır! Eğer bu kuruluşlar İslam Yasası’ndan ziyade Alevi Yasası’nın oluşması için göstereceğimiz çalısmalarda, köstek yerine destek olurlarsa, Alevi İnancı, öğretisi doğrultusunda Alevice hareket edip, özlerini dara çekerlerse, Alevilerin bir araya gelmeleri için bir sakınca yoktur. Aleviler kendilerine özgü inancı ile kendilerine özgü yasaların hak ve hukuk mücadelesi doğrultusunda diğer tüm inançlar ile eşit yurttaşlık hakları ekseninde aynı göz hizasında mücadele etmeye devam edecektir!

    -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açtınız? Orada süreç nasıl ilerleyecek?

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki hukuki süreç devam etmekte. Buradaki davayı da avukatlarımız ile takip etmekteyiz. Önümüzdeki kısa zaman diliminde bu sürecin de, uluslararası din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde bizim lehimize sonuçlanacağını temenni ediyoruz. Gelişmeleri hep beraber takip edeceğiz.

    Nilgün METE/ PİRHA 

    İLGİLİ HABER

    ‘Alevi ritüel dünyası İslam dahil birçok dinle ayrışır; bu karar yanılgıları düzeltmeye vesile olacak’

  • Özgür Turak, Avusturya’daki İslam Yasası gerçeğini anlattı: Diyanet’ten farksız

    Özgür Turak, Avusturya’daki İslam Yasası gerçeğini anlattı: Diyanet’ten farksız

    PİRHA-Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Özgür Turak, Avusturya’da İslam Yasası içinde neden olmak istemediklerinin gerekçelerini PİRHA’ya anlattı. Turak, “İslam Yasası çatısı altında olmakla Diyanet çatısı altında olmak aynı şey” diyor. Avusturya’da ‘din topluluğu’ tanımı olduğunu hatırlatan Turak, “Alevilik bir din değil ama kendine özgü bir inanç, bir Yol. Aleviliğin ritüelleri İslam dinine uymuyor. İnancımızı özerk olarak nitelendiriyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Avusturya’da Alevilik inancının özerkliği için mücadele ediyor.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) tarafından açılan “Avusturya’da İslam Yasası’ndan bağımsız bir Aleviliğin tanınması” davasında Viyana İdari Mahkemesi aleyhte karar vermişti.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, mahkemenin olumsuz karar vermesi üzerine  sonrası yaptığı açıklamada “Bizler Viyana İdari Mahkemesi’nin bu kararını usulsüz bulmakla birlikte, bunun siyasi bir tutum olduğunu ve her şeyden önce insan hakları ihlali olduğu konusunda hemfikiriz. Bizler mahkemenin bu yanlı tavrını kabul etmiyoruz ve hukuksal mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz” demişti.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) iç hukuk yolları tükendiğinden dolayı, Avusturya devletine karşı açtığı davayı 10 Aralık 2019’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Özgür Turak, federasyon tarafından açılan “Avusturya’da İslam Yasası’ndan bağımsız bir Aleviliğin tanınması” dava sürecini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne neden gidildiğini PİRHA’ya anlattı.

    Özgür Turak, Avusturya’daki yapılanma ile Türkiye’deki yapılanmanın birbirine çok benzediğini, Türkiye’de  hükümetin Alevileri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın içerisine alma çabasıyla Avusturya’daki çalışmanın aynı olduğunu dile getirdi.

    Turak, “Avusturya’da Türkiye kökenli, İslam’a yaklaşık olabilecek kurumların hepsini bu İslam Yasası çerçevesinde toparlamaya çalışıyorlardı. Biz buna karşı geldik” diyor.

    Özgür Turak, “Avusturya bürokrasisinin kendilerini hem maddi hem de manevi olarak yıprattığını, bu sürecin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gelmesinin de büyük bir avantaj olduğunu vurguluyor.

    AİHM’de eş değer, emsal birçok kararlar mevcut olduğunu hatırlatan Turak, “Aynı inanca mensup olan kuruluşlar dahi birbiriyle anlaşamadıkları takdirde devletler bu kurumları tanımlamak zorundalar. Bu konuda eşdeğer kararlar mevcut. Bu yüzden de biz birbirine yakın iki tane inançtan da bahsetmiyoruz. Birisi tamamen kendisini İslam’ın bir mezhebi olarak görüyor, İslami bir Alevilikten bahsediyor. Biz ise kendisine özgü, başlı başına ayrı bir inançtan bahsediyoruz. Bu yüzden farklılığımız oldukça büyük” ifadelerini kullanıyor.

    İşte Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Özgür Turak‘ın PİRHA‘nın sorularına verdiği yanıtlar…

    PİRHA- Avusturya’da İslam Yasası’ndan bağımsız bir Aleviliğin tanınması” girişiminiz ve mahkeme süreci nasıl başladı?

    ÖZGÜR TURAK- Bizim Avusturya’daki tanınma sürecimiz aslında 2007 yılına denk geliyor. 2007 yılından itibaren konfederasyon bazında bizler Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu olarak aynı zamanda konfederasyonun kurucu üyesiyiz. Orada çalışmalarımız halen aktif bir şekilde devam etmektedir. 2007 yılından itibaren konfederasyon çerçevesinde Avrupa’nın birçok ülkelerinde Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınması çalışmaları yürütürken Avusturya’da da bu kararı aldık. 2007 yılından itibaren Avusturya’da da bu çalışmaları başlattık.

    İLK AYRIŞMANIN BAŞLAMASI

    Bu çerçevede tabii ki 2 yıllık bir çalışma sürecimiz vardı, altyapı, tüzük hazırlamaları vs. Avusturya kanunları gereğince belli bir çerçevede bir çalışma yürütmemiz gerekiyordu. Bu çalışmaları 2 yıl yürüttük. Bunun akabinde ise beklemediğimiz bir olayla karşı karşıya geldik. Bu da bizim üyemiz olan Viyana Alevi Kültür Birliği -o dönemki ismiyle- bizim üyemiz olan bu dernek kurumlarımızın hiçbirine haber vermeden kendisi özerk bir şekilde gidip Alevi İslam İnanç Toplumu olarak içeriye başvuruyor. Bu başvuru ile beraber bizim Avusturya’daki ayrışmamız başladı.

    “AVUSTURYA’DA İSLAM YASASI VAR; AVRUPA’DA İSE YOK”

    Bunu yapma nedenlerinin birçok boyutu var. Bunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Uzun bir süreç olduğu için birincisi Avusturya’da tanınmamız için iki tane koşul vardır. Bunlardan bir tanesi, Avusturya hükümeti diyordu ki inancınızla normal bir başvuru yapacaksınız. Bu başvuru ile beraber de tanımlamalarınız gerçekleşecek. Avusturya’da mevcut bir İslam Yasası var. Bu, diğer Avrupa ülkelerinde yok. Yalnızca Avusturya’ya mahsus olan bir yasa. Avusturya hükümeti de tabii ki bizleri, yani Türkiye’den gelen bir topluluk olarak bizleri de çok fazla tanımıyor. “Alevi” olarak ya da bizim istediğimiz çerçevede tanımıyorlardı. Bunlar Türkiye’den gelen toplulukların hepsini bir kafese alıp dediler ki, bunlar Türkiye’den gelen bir topluluk. Biz de bunları İslam Yasası’nın içerisine alalım. Bu çerçevede İslam Birliği’nin başvuruları onların işine yaradığı için bu başvuruyu değerlendirdiler. Bu şekilde İslam yasasının içerisinde mevcut bir yapılanmayla bir tanımlanma gerçekleşti. Bu da sorunların ilk adımı oldu.

    “VİYANA ALEVİ KÜLTÜR BİRLİĞİ’NE KARŞI BİZ KENDİNE ÖZGÜ BİR İNANCIN ÇALIŞMALARINI YÜRÜTMEK İSTİYORUZ”

    2009 yılından itibaren başlayan bir tanınma sürecimiz gerçekleşti. Bu tanıma süreci içerisinde Viyana Alevi Kültür Birliği’ne karşı bizler kendine özgü bir inancın çalışmalarını yürütmek istiyoruz. Bu bizler için çok önemli. Çünkü Avusturya’daki yapılanma, Türkiye’deki yapılanma ile birbirine çok benziyor. Türkiye’de mevcut olan Diyanet İşleri ve hükümetin Alevileri Diyanet İşleri’nin içerisine alma yani oradaki bir çatı altında birleştirip İslamlaştırmaya yönelik olan bir yapılanması vardı. Avusturya’daki çalışmada aynısıydı. Mevcut İslam yasası ile beraber Türkiye kökenli olan İslam’a yaklaşık olabilecek kurumların hepsini bu İslam Yasası çerçevesinde toparlamaya çalışıyorlardı.

    “AVUSTURYA’DAKİ İSLAM YASASI’NIN DİYANET’TEN FARKI YOK”

    Biz buna karşı geldik biz dedik ki; biz böyle bir yapılanmanın içerisine girdiğiniz takdirde, bu Alevilerin asimilasyonuna açılmış kapı olacak. Bu da bizim kendi kendimizi ifade etmemize bir tür engel teşkil edecek. Bu yüzden eğer bir yasa çıkacaksa bunun bir Alevi Yasası olması lazım. Bu çerçevede, bu ölçeklerde çalışmalarımızı yürütmek istiyoruz. Tamamen kurumsal bir çerçeveydi buradaki çalışmalar. Tabii ki onlar biraz daha kolay yolu seçtiler. Böylelikle devletin de desteğiyle beraber tabii ki onların tanımlanması daha rahattı. Bizim tanımlanmamız da hem devlet nazarında hem de aramızdaki bu çelişkilerden dolayı biraz daha zorlu bir aşama ile gerçekleşti. O yüzden de biz dedik ki; Alevilerin Diyanet İşleri Başkanlığı içerisinde toplanmasıyla, Avusturya’daki Alevilerin İslam Yasası içerisinde toplanması aynıdır. Biz böyle bir yapılanma istemedik. Bu yüzden de çalışmalarımızı bu çerçevede ilerletiyoruz.

    Peki Avusturya’da nasıl bir hükümet var?

    Şu anda yeni bir hükümet kuruluyor. Hükümet sadece en azından bizim süreçlerimizde sağ hükümetin ağırlıkta olduğu dönemlere rast geldi. İlk başlarda sosyal demokratlar ve Avusturya Halk Partisi olmak üzere bunlar o dönemde iktidardaydılar. Zaman geçtikçe 10 yıllık süre içerisinde hükümetler de değişti. Bizim yüksek mahkeme süreçlerinde genelde sağ hükümetler, daha doğrusu Hristiyan demokratların olduğu bir hükümet vardı.

    AVUSTURYA DEVLETİ ALEVİLERİ ÇIKARI DOĞRULTUSUNDA KULLANDI”

    Belki de Aleviliği çok tanımıyorlar. Bu anlamda eksiklik olduğunu düşünüyor musunuz?

    Muhakkak bunun bir eksikliği de var. Ama bunların da kendi teşkilatları var. İlla bir kurumu tanımak istiyorsa bunların teşkilatları, gerekli bilgileri onlara aktarıyorlar zaten. O yüzden Alevileri gerçek anlamda tanımadıklarını pek düşünmüyorum. Bizler de Avusturya’da 30 yıla yakın bir süredir örgütlenmemiz var. 30 yıllık derneklerimiz mevcut federasyon olarak. 1989 yılından itibaren var olmuş bir kurumdayız. Böyle bir kurumlaşmamız olduktan itibaren de yani 22 yılı geçirmiş bir örgütlenmemiz var federasyon olarak. Bizleri tanıyorlar. Muhakkak birçok çalışmamıza katılıyorlardı. Onların aslında Alevileri tanımamasından değil de daha çok Alevileri kendi çıkarları doğrultusunda nasıl kullanabileceklerini düşünüyorlardı. Özellikle de Avusturya’da mevcut olan bu İslam Yasası’nın değişmesi için Aleviler büyük bir rol oynadı. Bu konuda da aslında Aleviler kullanıldı diyebiliriz. Çünkü Avusturya’daki İslam Yasası’nın değişmesi bir nevi Alevilerin sayesinde gerçekleşti. Çünkü bu İslam Yasası değişirken birçok televizyon programları yapılıyordu. Hükümet yetkilileri televizyon programlarına çıkıyorlardı ve diyorlardı ki bakın İslam Yasası’ndan rahatsız olanlar, İslam Alevi teşkilatı da var. Bu yüzden de İslam Yasası’nı değiştirmek zorundayız. Böylelikle de zaten büyük bir oyun olarak değerlendiriyoruz bunu. Bu yüzden de Avusturya hükümeti Alevileri bu anlamda kullandı. İslam Alevilerinin arkasında durmalarının en büyük nedeni onların İslam Yasası’nın değiştirilmesinde yardımcı olmalarıdır.

    “BİZ BİRBİRİNE YAKIN İKİ İNANÇ DEĞİLİZ; BİZ ‘ALEVİLİK KENDİNE ÖZGÜ BİR İNANÇ’ DİYORUZ”

    Şimdi tabi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci başladı. Avusturya’da iç hukuk tükenince siz de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdunuz federasyon olarak. Nasıl bir savunma gerçekleştirilecek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

    10 yıllık bir süreç. Avusturya’da gerçekleşen uzun bir süreçti. Avusturya bürokrasisi bu konuda sınıfta kaldı diyebiliriz. Bizleri 10 yıllık bir süreç içerisinde hem maddi hem manevi anlamda yıprattılar. Bu sürecin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gelmesi bizler için büyük avantaj. Çünkü burada artık Avrupa İnsan Hakları Konseyi’nin bakacağı, değerlendirebileceği bir sonuç olacak. Kaldı ki AİHM’de eş değerli birçok kararlar mevcut. Yani aynı inanca mensup olan kuruluşlar dahi birbiriyle anlaşamadıkları takdirde devletler bu kurumları tanımlamak zorundalar. Bu konuda eşdeğer kararlar mevcut. Bu yüzden de biz birbirine yakın iki tane inançtan da bahsetmiyoruz. Birisi tamamen kendisini İslam’ın bir mezhebi olarak görüyor, İslami bir Alevilikten bahsediyor. Biz ise kendisine özgü, başlı başına ayrı bir inançtan bahsediyoruz. Bu yüzden farklılığımız oldukça büyük.

    AİHM’DE EMSAL DAVALAR VAR

    Bizim yaptığımız başvuru birbirinden tamamen farklı. Eşdeğerli kararlar var. Bu eşdeğerli kararlar yalnızca Aleviler üzerinden verilmiş kararlar değil. Bosna Hersek üzerinden bir tane karar var. İki Hristiyan yalnızca  yöneticileri birbiriyle anlaşamadıklarından dolayı AİHM’ye gelmişlerdi. Mahkeme, iki inanç birbirinin aynısı olsa dahi birbirileri ile anlaşamadıkları ve bundan dolayı da ayrı inanç olarak tanımak zorunda olduğuna o dönemde karar vermişti. Kaldı ki zaten Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesinde din ve vicdan özgürlüğü devletler tarafından sunulmalıdır, diye açık bir şekilde yazıyor. Özellikle de Avusturya hükümetinin bizim kendimizi ifade etmediğimiz ve de kendimizi görmediğimiz bir dinin içerisine adapte etmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına aykırı bir karar. Bu nedenle de Avrupa İnsan Hakları mahkemesinden olumlu bir sonuç bekliyoruz. En azından bu din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde.

    “AİHM’DEN POZİTİF KARAR BEKLİYORUZ”

    Tamam haklısınız örnekler var önünüzde ama burada Aleviler sanki ikiye bölünmüş gibi. Birileri İslam’ın şemsiyesi altında olmasını istiyor, bir bölümü istemiyor. Burada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararsız kalabilir mi? Hukukçular ne diyor?

    Buradaki hukukçular, insanlar kendilerini nasıl tanımlıyorlarsa, benimsiyorlarsa devlet de onu o şekilde kabul etmek zorundadır, diyor. Kendini nasıl ifade ettiğin burada çok önemli. Buna dikkat ediyorlar ve de buna bakıyorlar. Bu yüzden de düşünce ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde kanun ile beraber geçiyor. Böylelikle de bizlerin tanımlanması olayını daha çok pozitif olarak görüyoruz.

    “AİHM LEMİZE KARAR VERİRSE ÇOK BÜYÜK BİR KAZANIM ELDE ETMİŞ OLACAĞIZ”

    Peki diyelim ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sizin lehinize karar verdi? Nasıl bir etki edecek Avusturya Devleti’ne?

    Bu bizler için çok büyük bir oluşum olacak. Bunu yalnızca Avusturya’ya yönelik değil de hem Avrupa’daki Aleviler hem de Türkiye’deki Aleviler karşısında çok büyük bir kazanım elde etmiş olacağız. Bu nasıl bir kazanım olacak? Mevcut İslam Alevilerinin yanında kendisine özgü bir Aleviliğin tanınmış olması gerçekleşecek. AİHM’de alınan kararlar Türkiye’deki gibi çok fazla kulak ardı edilmiyor burada. O kararlar olduğu gibi hayata da geçiriliyor.

    “AVUSTURYA DEVLETİ AİHM KARARLARINI UYGULMAK ZORUNDA KALACAK”

    Avusturya hükümeti bu kararı kendi yasalarında uygulamak zorunda durumunda kalıyor. Çünkü buradaki işleyiş çok daha farklı. Alınacak olan kararların hepsi de Avusturya’da geçerli olacak, bizim buradaki mahkemelere gelecek. Mahkeme tekrardan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde çıkacak olan kararın sonucunda bir karar verme zorunluluğu var. Böylelikle bizim aslında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde çıkacak olan pozitif bir karar, Avusturya’daki kararda da belirleyici olacak.

    “ALEVİLİĞİN RİTÜELLERİ İSLAM DİNİNE UYMUYOR; İNANCIMIZI ÖZERK OLARAK NİTELENDİRİYORUZ”

    Ben burada tekrar başa döneceğim. Sosyal medyada çok tartışılıyor. “Olur mu öyle bir şey, Alevilik İslam dışı mı?” şeklinde tartışmalar yaşanıyor. Peki İslam şemsiyesi altında olunursa ne olur? Hangi olumsuzluklar gerçekleşir? Bir kez daha ifade edelim daha net bir şekilde.

    Aleviliğin bir defa İslam içi İslam dışı tartışmalarına yönlendirilmesini biz çok sakıncalı buluyoruz. Bunun biz İslam’ın ne kadar Hıristiyanlık içi/Hristiyanlık dışı tartışmaları gibi. Çünkü tüm dinlerin hepsi birbirinden etkilenmişlerdir. Bu bilimsel bir açıklamadır. Her dine baktığımız takdirde birbirine benzer öğeler vardır ama Aleviliği tek başına aldığımız takdirde, Aleviliğin tek kurtuluş yolu kendi ritüelleri ile beraber kendisini tanımlıyor olmasıdır. Biz bugüne kadar kendimizi Alevi olarak nitelendiriyorduk ve bizi diğer din toplulukları ile beraber aynı göz hizasına getirebilmemiz için bu güvenceyi elimize almamız lazım. Bu yüzden de bizim dememiz lazım ki Alevilik diğer inançlar gibi kendisine özgü bir inançtır. Bunun içerisindeki Alevi ritüelleri neyse bizler onu yapacağız, onları dile getiriyoruz, farklı farklı bir şey söylemiyoruz. Biz diyoruz ki İslam dinindeki, şu andaki mevcut dünyada bilinen, tanınan dinle alakamız yok. İslam dininden farklılıklarımız var. Bizim ritüellerimiz, yaşam tarzımız bu dine uymuyor. İnancımızı özerk bir inanç olarak nitelendiriyoruz.

    Ama Alevilik bir din demiyorsunuz.

    Avusturya’da tanıma olaylarında din topluluğu olarak geçiyor. Kanundaki ismi budur. Bir din topluluğu olarak. Şu andaki mevcut İslam Alevileri de bir din olarak geçiyorlar.

    “ALEVİLİĞİ BİR YOL OLARAK TANIMLIYORUZ”

    Evet orada din olarak geçiyor ama Aleviler “Biz bir dinin mensubuyuz” demiyor.

    Bizler bir inancın mensuplarıyız. Biz Yol’un mensuplarıyız. Aleviliği biz Yol olarak zaten kendi tüzüğümüzde de dile getirdik. Alevilik bir Yol’dur, diyoruz. Özellikle de insan-ı kâmil olma yolunu benimseyen Dört Kapı- Kırk Makam’dan geçen Yol’un adıdır diyoruz kendimize.

    “BİZ DİYORUZ Kİ, KENDİMİZİ BAŞKA İNANÇ ÜZERİNDEN TANIMLAMAYALIM”

    Şimdi bunu çarpıtanlar var. “Alevilik din ise hani nerede kitabı, peygamberi kim” diye soruyorlar. Bunu söyleyenler de Aleviler. Bu kişilere ne söylemek istersiniz?

    “Cahille çok fazla muhatap olma” diye bir güzel sözümüz vardır. İnsanların birçoğu yalnızca din denilince aklına semavi dinleri getiriyor. Sırf bu dinlere mensup olabileceğini düşünüyorlar ve de kafalarındaki bilgi bununla kısıtlı olduğundan dolayı olayı çok fazla çarpıtıyorlar. Kendilerinden olmayan öğeleri yaşamınızın içerisine koymaya çalışıyorlar. Bu yüzden de biz de onlara her defasında diyoruz ki, biz kendimizi başkasının üzerinden tanımlamayalım. Biz kendi inancımızı, bizi biz yapan seçimlerimiz ne derse onların üzerinden kendimizi anlatalım. Niye başkaları üzerinden anlatalım. Biz zaten kendi kırklar meclisimizde bizim aramıza peygamber girmez demişiz. Ene’l Hak demişiz bir defa. Bu tanımları bizler kullanarak kendi inancımızın özüne dönecek bir şekilde dile getirmemiz gerekiyor. Aslında onlarla çok fazla muhatap olmak istemiyoruz. Alevilik sırf bu dört mevcut dinden tanımlanacak bir inanç değil. Bu mevcut olan dört tane semavi din, Aleviliğin içerisinde mevcut olabilir ama Aleviliği bunların o dar çerçevelerine sığdırılabilecek küçük kapsamlı bir inanç olarak nitelendirmiyoruz. Bu çok daha geniş bizim ve inancın özdeşleşmiş olduğu yapılanma olarak değerlendiriyoruz.

    Nilgün METE/İSTANBUL

  • Avusturya ABF, bağımsız bir Aleviliğin tanınması için AİHM’ye başvurdu

    Avusturya ABF, bağımsız bir Aleviliğin tanınması için AİHM’ye başvurdu

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) iç hukuk yolları tükendiği için Avusturya devletine karşı açtığı davayı dün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF)  “Avusturya’da İslam Yasası’ndan bağımsız bir Aleviliğin tanınması” için dava açmıştı.  Viyana İdari Mahkemesi’nde görülen duruşmaların sonucunda dava AABF aleyhine sonuçlanmıştı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) iç hukuk yolları tükendiğinden dolayı, Avusturya devletine karşı açtığı davayı dün (10 Aralık 2019) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Avusturya ABF Genel Başkanı Özgür Turak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdıkları davaya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, ”AABF olarak Avusturya devletine karşı yürüttüğümüz “Aleviliğin kendine özgü bir inanç” olduğuna dair davamızı bugün itibari ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne taşıdık”dedi.

    ‘‘MÜCADELEMİZ SONUNA KADAR DEVAM EDECEK”

    Özgür Turak, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü çerçevesinde hukuki mücadelemizi Avrupa‘da devam ettirmekteyiz. Avusturya bürokrasisinin, Alevileri mevcut ‘‘İslam Yasası‘‘ içerisinde dizayn etmelerine izin vermeyeceğiz. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir.
    Dünya İnsan Hakları Günü‘nde, davamızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne taşımamız bizim açımızdan önemlidir. Mücadelemiz Alevi toplumunun eşit yurttaşlık haklarını elde edinceye kadar devam edecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Öker ve Özen’den ortak açıklama: Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan

    Öker ve Özen’den ortak açıklama: Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan

    PİRHA-Aleviliğin Avusturya’da “İslam Yasası” kapsamında görülmesini isteyen Avusturya Alevi İnanç Toplumu, HDP Genel Merkezi’ne bir mektup yazara, Turgut Öker ve Zeynel Özen’i şikayet ettiler. bunun üzerine ortak bir açıklama yapan Öker ve Özen, Avusturya’da Aleviliği İslam yasası kapsamına aldırmaya çalışanlara tepki gösterdi. 

    25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Turgut Öker ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen yaptıkları ortak açıklamada, Avusturya’da devam eden Alevilik davası sürecinde Aleviliği özgün bir inanç olarak tanınması sürecine destek verdikleri için HDP genel merkezine şikayet edildiklerini belirtti.

    “ORTALIĞI BULANDIRMA HEVESİNDELER”

    Yapılan ortak açıklamada, “Alevilik Avrupa’nın bütün ülkelerinde özgün bir inanç olarak tanınmış olmasına rağmen, sadece Avusturya’da “İslam Yasası” kapsamına aldırmaya çalışarak özgün kimliğinden koparıp Türkiye’deki Diyanet’e benzer bir yapı içerisinde yok etmeye çalışan yol düşkünleri, bizleri utanmadan arlanmadan HDP genel merkezine şikâyet etmişler”ifadelerine yer verildi.

    “Bunu yapanların ihbarcılığı bizler için yeni değildir” vurgusu yapılan açıklamada, “Bizleri Avusturya istihbarat kuruluşuna da şikâyet etme onursuzluğuna sahiptirler. Türk-İslamcı egemen sisteme sırtlarını dayayan bu AKP işbirlikçileri şimdi de kendilerince bizi partimizle zor duruma bırakabileceklerini sanarak ortalığı bulandırma hevesindeler” diye belirtildi.

    “ALEVİ MÜCADELESİ BİZİM İÇİN BİR VAROLUŞ MÜCADELESİDİR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Biz bunların kimlerin etrafında dolandığını, neye hizmet ettiklerini Cami-Cemevi projesinden, Diyanet’in gri dedelerinden, FETÖ’nün Alevi iftarlarından biliyoruz. Alevi mücadelesi bizler için bir siyasal meseleden önce bir var oluş mücadelesidir. Geçmişte kılıçla, süngüyle başaramadıkları katliamları bugün inancın kendisine yaparak, Hak’tan ve hakikatten çıkarıp, umman bir inancı bir damla suda boğarak yapmaya çalışıyorlar.
    Bu davaya ömrünü vermiş insanları, böyle ucuz oyunlarla vazgeçirebileceklerini sanıyorlarsa, ne kadar yanıldıklarını en yakın zamanda görecekler! Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan”

    HDP GENEL MERKEZİNE MEKTUP

    Aleviliği Avusturya’da, “İslam Yasası” kapsamında görülmesini isteyen Avusturya Alevi İnanç Toplumu HDP Genel Merkezi’ne bir mektup yazarak, Aleviliğin özgün bir inanç olarak kabul edilmesini isteyen Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ile Özen ve Öker’i şikayet etti.

    Mektupta HDP’ye “HDP bir siyasi parti olarak Aleviliği İslam dışı mı görmektedir? İslam dışı bir Alevilik anlayışını yasallaştırmak amacı mı gütmektedir?” sorularını sordu.

    Mektupta ayrıca, “Bizler, hangi inanç olursa olsun, siyasetin objesi olarak kullanılmasını reddediyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     


     

     

  • Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’den Avusturya ABF’ye destek

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’den Avusturya ABF’ye destek

    PİRHA- Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, yazılı bir açıklama yaparak, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun Aleviliğin resmi olarak “İslam Yasası” çerçevesinde tanınmasına karşı verdiği mücadeleyi desteklediğini açıkladı. 

    Avusturya’da Aleviliğin resmi olarak ‘İslam Yasası’ çerçevesinde tanınması Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun itirazı sonucu mahkemeye taşınmıştı ve duruşma 25 Ocak tarihine ertelenmişti.

    Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu ve bunun ‘İslam Yasası’ çerçevesinde yasallaştırılmış olmasının kabul edilemez olduğunu savunan federasyon bileşenleri aynı zamanda İslam Alevi Toplumu yetkililerinin İçişleri Bakanlığı’na şikayeti nedeniyle 15 bileşen derneğinin kapatılması talebiyle karşı karşıya kalmıştı.

    Konuya ilişkin Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada Avusturya’da yaşanan sürecin sadece Aleviler arasında bir sorunmuş gibi gösterilmek istense de aslında Aleviliğin geçmişi ve geleceği bağlamında bir duruş meselesi olduğu belirtildi.

    “BU BİRLİĞİN İÇİNDE OLMAK ALEVİLİĞİ ASİMİLE ANLAMINA GELİYOR”

    Açıklamada, “Ayrılığın temel sebebi bugüne kadar Aleviliğin İslam tarafından ret edilen hatta fetvalarla Alevilerin katledilmesi emirleri yüzünden binlerce canın bedel ödemesine neden olan bir zihniyetin çatısı altında inancımızın yürütülmesine razı olmak veya olmamak arasında bir tercihtir. Aleviliği tanımayan ve ‘cemevleri kırmızı çizgimiz’ açıklaması yapan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın güdümünde olan bir birliğin içinde yer almak Aleviliğin asimile edilmesine ortak olmak anlamına gelmektedir.” denildi.

    “MÜCADELEYİ DESTEKLİYORUZ”

    Açıklamada ayrıca Alevilere yönelik saldırılara karşı mücadele çağrısı yapıldı:

    “Avrupa Alevi Hareketinin örgütlülüğüne ve Aleviliğe yönelik suni gündemlerle iç tartışmaları çoğaltarak bölünmeye hizmet eden girişimlerin olduğu bugünlerde dirliğimize, birliğimize ve inancımıza sahip çıkma günüdür. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun günü kurtarma değil Aleviliğin gelecekte de özgünlüğünü koruması adına sürdürdüğü mücadeleyi destekliyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Avusturya devletine mesaj: Aleviler olarak asla biat etmeyeceğiz

    Avusturya devletine mesaj: Aleviler olarak asla biat etmeyeceğiz

    PİRHA- Avusturya’da Vorarlberg Alevi Kültür Merkezi VAKM’de, AABK Onursal Başkanı Turgut Öker ve Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Ethem Şahin’in katılımıyla bir panel gerçekleşti. Panelde, “Biz Aleviliğin kendine öz bir inanç olduğunu kabul ettirene kadar mücadelemizi bırakmayacağız ve asla biatcı bir toplumun bir parçası olmayacağız” denildi. 

    Avusturya’da Vorarlberg Alevi Kültür Merkezi VAKM’de, AABK Onursal Başkanı Turgut Öker ve Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Ethem Şahin’in katılımıyla bir panel gerçekleşti. Panelde, Türkiye ve Avusturya da yaşanan son gelişmeler tartışıldı.

    Avusturya Alevi İslam Birliği’nin şikayeti üzerine gönderilen tebligatta, Avusturya Alevi İslam Birliği’ne bağlı olan derneklerin ya İslam yasasına bağlanması gerektiği ya da Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı olan Alevi kültür merkezlerinde, Cem Erkanı, Semah, Saz kursu, nikah ve cenaze erkanlarının yapılamayacağı belirtilmişti.

    Avusturya Alevi İslam Birliği’ne bağlı olan derneklerin şikayeti üzerine almış oldukları İslam Yasası’na bağlanmayı bildiren tebligatı Öker ve Şahin sert bir dilde eleştirdiler.

    Konuşmalarda, “Tarihte bile görülmemiş bir olayla karşı karşıyayız, Yezit’in bile cesaret edemediğini, kendilerini ‘Islamische Alevitische Glaubensgemeinschaft’ olarak tanıtan Aleviler, bizden ritüellerimizden ya vazgeçmemizi ya da İslam yasasına uymamızı istiyorlar. Biz Aleviliğin kendine öz bir inanç olduğunu kabul ettirene kadar mücadelemizi bırakmayacağız ve asla biatcı bir toplumun bir parçası olmayacağız” ifadeleri kullanıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Avusturya’da Alevilerden, İslam Yasası’na bağlanmayı bildiren tebligata protesto-VİDEO

    Avusturya’da Alevilerden, İslam Yasası’na bağlanmayı bildiren tebligata protesto-VİDEO

    PİRHA- Avusturya’da Aleviler, İslam Yasası’na bağlanmayı bildiren tebligatı protesto etti. 

    1989 yılından bu yana Avusturya’da çalışmalarını sürdüren Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na, Avusturya Kültür Bakanlığı’ndan bir tebligat gönderildi.

    Avusturya Alevi İslam Birliği’nin şikayeti üzerine gönderilen tebligatta Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı olan derneklerin ya İslam yasasına bağlanması gerektiği ya da Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı olan Alevi kültür merkezlerinde, Cem Erkanı, Semah, Saz kursu, nikah ve cenaze erkanlarının yapılamayacağı belirtildi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu,  Avusturya Kültür Bakanlığı önünde konuyla ilgili oturma eylemi ve basın açıklaması yaptı. Açıklama Almanca olarak Viyana Alevi Toplumu üyesi Hatice İlter okudu. Açıklamada, “Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı çağdaş Alevi kurumlarının kapatılmasını isteyen İslam Alevi Derneği’nin şikayetiyle harekete geçen Avusturya Kültür Bakanlığı’nı protesto ediyoruz. Aleviyiz Alevi kalacağız. Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan” denildi.

    Açıklamanın ardından kurum temsilcileri de birer konuşma yaptı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İkinci Başkanı Mehmetali Çankaya, “Sokakları bırakırsak, inancımıza olan özgüvenimizi buralara taşımazsak, devlet bize bu hakkı vermeyecek. Alevilerin kendi inançlarını yaşamaması için her yola başvuruyorlar. Burada da yezit anlayışı devam ettiren, yasalar bizden taraftır diyip, devlete ihbar ediyorlar. Onlar görevlerini yapıyorsa biz de görevlerimizi yapmalıyız” dedi.

    Konuşmaların ardından semahlar dönüldü.

    (HABER MERKEZİ)