Etiket: ismail hakkı atal

  • Çal Baba Ziyaretindeki maden ruhsatının iptali için kritik dava görüldü!

    Çal Baba Ziyaretindeki maden ruhsatının iptali için kritik dava görüldü!

    PİRHA- Tokat’ın Günçalı Köyü’nde maden arama izninin iptal edilmesine karşı açılan davanın ilk duruşması görüldü. Avukat İsmail Hakkı Atal, yaptığı savunmada, bölgenin Aleviler için önemine dikkat çekti.

    Tokat’a bağlı Günçalı ve Killik köylerinde açılması planlanan maden sahasına karşı yöre halkının mücadelesi sürüyor. HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım AŞ adlı şirkete verilen maden arama ruhsatının iptal edilmesi için açılan davanın ilk duruşması Tokat İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Yöre halkının yoğun ilgi gösterdiği davanın avukatlığını ise İsmail Hakkı Atal üstlendi. Av. Atal, duruşma sonrası PİRHA’ya konuştu.

    ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZİ!

    Av. İsmail Hakkı Atal, yaptığı savunmada Günçalı Köyü’nün bir inanç merkezi olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Maden sahası olarak belirlenen bölgenin Alevi Bektaşiler için bir tür inanç merkezi olduğunu belirterek bu sebeple ruhsat verilemeyeceğini söyledik. Köyün tarihi özelliklerini, önemini, Alevi kültürünün buralarda yaşatıldığını, bölgede cem ibadetlerinin yapıldığını ve her ağacın bir aileye zimmetli olduğunu anlattık. Ayrıca Günçalı Köyü’nün hemen yanındaki güzelce barajına işaret ettik. Bu baraj 2002 yılında devreye girdi ve yaklaşık 30 köyün su ihtiyacını karşılıyor. On binlerce dönüm arazi, bu baraj sayesinde sulanıyor. Şimdi burada maden sahası açılması demek bütün ovanın siyanürle zehirlenmesi anlamına gelir.

    Çal Babanın üzerinde 4 tane siyanürlü altın madeni ruhsatı var. Bu ruhsatlar nasıl verilmiş? Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün bu konuda suç işlediğini söyledik. ‘Neyin ne olduğuna bakmadan, önüne gelen herkese ruhsat veriliyor’ dedik. Ayrıca Tokat’ın Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olduğunu vurguladık. Türkiye’de siyanürlü altın madenlerinin nasıl sonuçlara yol açtığını belirterek İliç’te olanlara işaret ettik. Dolayısıyla Günçalı’da yapılmak istenenin bir yok edici faaliyet olduğunu belirttik. Küresel kapitalist şirketlerin çoğunluğunun İngiliz ve Kanada şirketleri olduğunu ama son yıllarda halkın tepkisi nedeniyle Türkçe isimler arkasında kendilerini sakladıklarını söyledik. Bu sömürgeci sistemin, Türkiye’yi çökertmek için altın madenlerini kullandıklarına da değindik.

    Söz konusu şirketin ön arama ruhsatı 15 Nisan 2023’te sona erdi. Bu tarihten sonra şirket, köylülerin tepkisi sebebiyle sahaya giremediği için faaliyet raporlarını düzenleyemedi ve maden kanununun 17. maddesi gereği faaliyet raporunu düzenleyip genel arama ruhsatı dönemine geçmeleri gerekiyordu ancak bu olmadı. Neticesinde aslında ruhsatları şu anda hükümsüz, fakat bunun mahkeme kararıyla bir şekilde belgelenmesi gerekiyor.”

    Av. İsmail Hakkı Atal, ilgili mahkemenin, bir ay sonra kararını açıklayacağını da aktardı.

    Eren GÜVEN/TOKAT

  • Alevi ziyaretlerine maden kuşatması: AKP’nin bilinçli eko-kırım politikası!-VİDEO

    Alevi ziyaretlerine maden kuşatması: AKP’nin bilinçli eko-kırım politikası!-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin yaşam alanları ve ziyaretlerinin maden ruhsatları ile ekolojik kırımına uğratılmak istendiğini söyleyen Avukat İsmail Hakkı Atal, “Küresel emperyalist, sömürgeci sistem yozlaştıramadıkları, belli inanç ritüellerini devam ettiren Alevi toplumunu tehlike görüyorlar. Bu nedenle Alevi köyleri ve inanç merkezlerini üzerine AKP bilinçli olarak maden arama ruhsatları veriyor. Alevi ziyaretlerinin birçoğu bu projelerin hedefinde” diye konuştu.

    Tokat’tan Sivas’a, Erzincan’dan Dersim’e, Samsun’dan Malatya ve daha birçok alana Alevi köyleri ve ziyaretleri AKP iktidarı döneminde hız kazanan maden projelerinin kıskacında.

    Uzun yılladır ekoloji mücadelesi ile tanınan ve farklı bölgelerdeki Alevi köylerinde uygulanmak istenen maden projelerine dahil hukuki mücadele yürüten Avukat İsmail Hakkı Atal, binlerce dönüm hektarlık alanların maden projeleri ile yok edilmek istendiğine dikkat çekti.

    Atal, Alevilerin yaşam alanlarının bilinçli maden projeleri ile hedef alındığını ifade ederek, projenin hayata geçmesinin büyük bir eko-kırımı getireceğine vurgu yaptı.

    ALEVİ KÖYLERİNE YÖNELİK MADEN RUHSATLARI 

    AKP hükümetinin Alevi köyleri ve inanç merkezlerine yönelik bilinçli maden ruhsatları verdiğinin altını çizen Atal, “Küresel emperyalist, sömürgeci sistem yozlaştıramadıkları, belli inanç ritüellerini devam ettiren Alevi toplumunu tehlike görüyorlar. Bu nedenle Alevi köyleri ve inanç merkezlerini üzerine AKP bilinçli olarak maden arama ruhsatları veriyor. Samsun’un Ladik ilçesi Akyar Köyü’ne altın madeni ruhsatı verilmiş durumda. Gördüğüm en güzel köylerdendi ve davayı kazanarak altın madeni ruhsatını iptal ettirdik” dedi.

    60 BİN DÖNÜMLÜK MADEN PROJESİNİN HEDEFİNDE KEÇEÇİ BABA TÜRBESİ VAR!

    Tokat’ın Erbaa ilçesinde 16 köyü kapsayan 60 bin dönümlük maden ruhsatının merkezinin Alevi ziyareti olan Keçeci Baba Türbesi olduğu bilgisini veren Atal, “Arkasından ise Tokat Erbaa’ya bağlı Keçeçi Köyü’ne dair bir dava geldi. Keçeci, Sokutaş bunlar Alevi köyleri ve çevresinde Sünni Çerkez köyleri de var. Fakat 60 bin dönümlük maden ruhsatının merkezinde Hacı Bektaş Veli’nin yeğeni olan Keçeci Baba’nın türbesinin olduğu Keçeci Köyü var. Madenin CEO’su ise Cumhurbaşkanı’nın danışmanı Ömer Özbey. Verus Holding Galata Madencilik adlı bir şirket ve açtığımız dava halen devam ediyor. Tokat İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermemek için ısrar ediyor. Hakimler açıkça kanunsuzluk yapıyorlar” diye konuştu.

    700 YILLIK ÇAL BABA ZİYARETİ’NİN OLDUĞU ORMANLIK ALANA RUHSAT

    Yine Tokat merkeze bağlı Alevi olan Günçalı Köyü’nün sırtlarında bulunan 1477 hektarlık orman alan içerisindeki Çal Baba ziyaretinin hedefte olduğunu belirten Atal, “Yine geçen bayramda Tokat’a bağlı Çal Baba ziyaretinin olduğu yerdeydim. Burası bir Alevi inanç merkezi. Etrafında ise Alevi olan Güzelce, Killik ve Günçalı köyleri var. Türkmen Aleviler bu bölgeye yerleştikten beri çam ve ardıç ağaçlarından oluşan ormandan bir kuru dal parçasını dahi dışarı çıkarmamışlar. Bayramlarda o ziyaret alanında toplanıp cemlerini yapıp, semah dönüyorlar. Devam eden bir inanç yapısı var. Dışarıya bir kuru dal çıkarmadıkları gibi, o kuru dalları sadece kamusal ihtiyaçlar yani kazanların kaynaması için kullanıyorlar. Ama ziyaret alanı olan o tepenin dışına  bir kuru dal parçası dahi çıkmıyor. Ve her ardıç ağacı bir aileye ait ve o aile bayramda gelemez ise altında kimse oturmuyor” ifadelerini kullandı.

    HACI BEKTAŞ’IN KONAKLADIĞI HIRKA DAĞI’NA URANYUM MADENİ RUHSATI

    Atal, Hacı Bektaş Veli’nin menkıbelere göre ilk semaya durduğu ve çile çıkardığı (konakladığı) yer olan Hırka Dağı’na da maden ruhsatı verildiği bilgisini paylaşarak şöyle devam etti:

    “Hacı Bektaş Veli’nin Nevşehir’ e giderken üzerinden geçtiği Hırka Dağı’nın karşısındaki konakladığı kutsal sayılan yassı ağaç var. Bu tepelere Akkuyu Nükleer Santraline uranyum sağlamak için maden ruhsatı vermişler. Bu cahillikle, bilgisizlikle açıklanamaz. Yakın zamanlarda Cengiz Holding Tokat’taki Alevi olan Şehitler Köyü’nde sondaj çalışmaları yapmaya başlamış.”

    İLİÇ MADEN ALANI, MUNZUR VADİSİNE KADAR ARTTILMAK İSTENİYOR

    Atal, İliç’teki kapasite arttırma davasında genişletilmek istenen maden alanın Dersim ve Munzur Koruma Bölgesi’ne kadar uzanacağını dile getirerek, “İliç’teki davada da Sedat Cezayirlioğlu ve kendi adıma davacı oldum. Bu facia ilk sinyallerini vermeye başladı. Kapasite arttırılması sonrasında Munzur Çevre Koruma Bölgesi ve Dersim’e kadar bu alan yayılacak. Genişletilecek maden alanı Alevilerin en yoğunluklu yaşadığı Dersim alanı. Burada Alevilerin yerleşim alanlarını yok etme üzere maden alanlarını genişletmek istiyorlar” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL-Zeynel GÜL/MUĞLA

  • AKP Alevi köylerini hedef alıyor; Alevilerin ibadet yerine maden ocağı izni -VİDEO

    AKP Alevi köylerini hedef alıyor; Alevilerin ibadet yerine maden ocağı izni -VİDEO

    PİRHA- Tokat merkeze bağlı Günçalı köyünde Alevilerin kutsalı olan ve ibadetlerini gerçekleştirdikleri Çal Baba alanına maden ocağı yapılması için ruhsat izni verildi. Ruhsatın iptali için dava açacaklarını belirten DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, AKP’nin Alevi köylerini özellikle hedef aldığını söyleyerek, “Maden ruhsatları Alevilerin köylerini ve inanç yerlerini dağıtmak için bir araç olarak kullanıyor” dedi. Alevi dedesi Muharrem Erkan ise “Bu Alevilere, insanlara, doğaya yapılan en büyük zulümdür” dedi. 

    Tokat’a bağlı Alevi köyü olan Günçalı köyünde yapılmak istenen maden ocaklarına karşı köy halkının ve çevrecilerin mücadelesi sürerken, HLC Kıymetli Madenler ve Yatırım A.Ş. ile Zeni Madencilik tarafından Alevilerin kutsal mekanı Çal Baba köyünde altın madeni yapılması için ruhsat izni verildi.

    Yaşam alanları ve ibadet yerlerinin yok edilmesine karşı duran köylüler, dava açmaya hazırlanıyor. Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal ve Alevi dedesi Muharrem Erkan, iktidarın Alevi köylerini özellikle hedef aldığını belirtti.

    “MADEN OCAKLARI, ALEVİLERİN YAŞAM ALANLARINI YOK ETMEK İÇİN KULLANILIYOR”

    Zeni Madencilik Şirketine altın madeni ruhsatı verilen yer 700 yıldır Alevilerin inanç merkezi olan, cemlerini yaptıkları, semah döndükleri bir inanç merkezi. Buradaki ekosisteme köylülerin 700 yıldır müdahale etmediğini söyleyen Avukat İsmail Hakkı Atal, “Belli ki AKP burayı dağıtmak istiyor. Maden ruhsatlarını Alevi köyü ve Alevi inanç yerlerini dağıtmak için bir araç olarak kullanıyor. Aksi halde Çal Baba Ziyaret alanında 4 tane maden ruhsatının olmasının, 2’sinin siyanürlü altın madeni olmasının başka bir açıklaması olamaz” dedi.

    Söz konusu alanın spesifik bir yaşam felsefesine sahip olduğuna dikkat çeken Atal, şunları ifade etti:

    “Yaşam felsefesi olan bir yeri sömürgeci kapitalist maden şirketleri ve onun yerli işbirlikçileri AKP’nin taşeronluğunda dağıtmak istiyorlar. Açtığımız davaların tamamının sağlam dayanakları var ama AKP’li hakimler bu davaları bir türlü lehimize sonuçlandırmamakta kararlılar, süreci uzatıyorlar. Ancak biz açtığımız her davayla mücadelemizi devam ettireceğiz ve buraları kurtaracağız.”

     “ALEVİLERE, DOĞAYA YAPILAN EN BÜYÜK ZULÜMDÜR”

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı/Alevi dedesi Muharrem Erkan ise Alevilerin kutsal alanının yok edilmek istendiğini dile getirerek, “Alevilerin geleneklerini, göreneklerini sürdürdüğü, Yol ulularının ibadet ettiği en önemli merkezlerden biridir ve kutsaldır. Bir avuç altın için, emperyalistlerin, uluslararası tekelci burjuvazinin emrine sokmak için gayret ediyorlar. Bu Alevilere, insanlara, doğaya yapılan en büyük zulümdür” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ PİRHA

  • Akkuyu NGS’nin kapatılma davasına ret: Ülke felakete sürükleniyor- VİDEO

    Akkuyu NGS’nin kapatılma davasına ret: Ülke felakete sürükleniyor- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz’in suyunun ısınmasından kaynaklı Akkuyu Nükleer Santralin kapatılması için açılan dava, Mersin 2’nci İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Avukat İsmail Hakkı Atal, “İklim krizi sürecinde Akdeniz’in nükleeri soğutamayacağı kesin olmasına rağmen, Türkiye Akkuyu’yla koşar adım felakete sürükleniyor” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin (DAÇE) Akdeniz’in suyunun ısınması sebebiyle Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden ve Rusya’ya ait olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) kapatılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na dava açmıştı.

    Mersin 2’nci İdare Mahkemesi duruşma kararını tebliğ etti ve ret kararı verdi. Kararda “ÇED raporunda bazı eksiklikler tespit edilmiş ise de bu eksikliklerin raporu sakatlamayacağı ve projenin uygulanmasına engel teşkil etmediği, Akdeniz’in soğutma suyu yeterliliği açısından söz konusu nükleer tesise ilişkin yeniden ÇED raporu alınmasını gerektirir hukuken geçerli yeni bir sebebin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, davanın reddine karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    “TÜRKİYE AKKUYU İLE FELAKETE SÜRÜKLENİYOR”

    Davayı açan DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, diğer ülkelerde deniz suyu 25 dereceyi geçtiğinde nükleer santral yapımının durdurulduğunu belirterek, Akdeniz’in suyunun 31, buçuk dereceye vardığına dikkat çekti.

    Atal, davanın reddine ilişkin, “AKP’nin yargıyı (Danıştay’ın birkaç dairesi dışında) tamamen emri altına aldığı yeni Türkiye yüzyılında Akkuyu Nükleer Santralinin soğutma suyu davasını AKP’li Mersin 2. İdare Mahkemesi reddetti ve kararı istinaf ettik. İklim krizi sürecinde Akdeniz’in nükleeri soğutamayacağı kesin olmasına rağmen, Türkiye Akkuyu’yla koşar adım felakete sürükleniyor” sözlerini kullandı.

    “HER YÖNÜYLE ZARARLI BİR PROJE”

    Akkuyu Nükleer Santral projesinin her yönüyle ülkeye zararlı olduğunu belirten Atal, şunları söyledi:

    “Akkuyu her an 7 ‘den büyük yıkıcı bir deprem beklenen Kuzey Anadolu Ecemiş fay hattı üzerinde olduğundan bir deprem sonrasında patlamazsa, gelecek yıl 35 dereceyi bulacak Akdeniz su sıcaklığından dolayı patlamazsa, emperyalist Rusya devletinin mülkiyet sahibi ve operatörü olduğu Akkuyu Rusların Türkiye’yi işgali için bir kalkan olarak kullanılmazsa, en iyi ihtimalle Rusya Türkiye’yi 15 yıl boyunca soyacaktır. Zira şu anda yenilenebilir enerjiyi devlet kwh 2,5 centten elektrik satın alırken Akkuyu’dan 15 yıl boyunca kwh 12,5 centten elektrik satın almak zorunda kalacaktır.”

    Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerini ve Türkiye Barolar Birliği’ni eleştiren Atal, Akkuyu’ya karşı mücadelelerinin süreceğini vurguladı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hatay’daki hak ihlalleri AİHM’ye taşındı- VİDEO

    Hatay’daki hak ihlalleri AİHM’ye taşındı- VİDEO

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) 6 Şubat depreminden sonra Hatay’daki insan hakları ihlalleri nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptı. DAÇE avukatı İsmail Hakkı Atal, “AKP ile organik bağı olan hakimler artık dilekçelerimizi dahi okumadan otomatik ret kararı vermektedir. Bu nedenlerle yargı sistemi işlemeyen bir ülkede herhangi bir iç hukuk yolu tüketmeden AİHM’e doğrudan başvurumuzu yapıyoruz” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), AKP hükümetinin depremden sonra Hatay’daki uygulamalarıyla yaşam hakkı, ayrımcılık yasağı, özel ve aile hayatına saygı hakkı, mülkiyet hakkı ve serbest seçim hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yaptı.

    DAÇE üyeleri ve Hataylı yurttaşlar Hatay Adliyesi önünde bir araya gelerek konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “DEPREMDEN SONRA HAK İHLALLERİ DERİNLEŞTİ”

    Açıklamayı DAÇE adına yapan avukat İsmail Hakkı Atal, deprem bölgesindeki asbest faciasıyla son noktaya gelen, doğal ekosistemler üzerindeki kirletme ve yok etme politikalarının bir idari pratik haline geldiğini ifade etti.

    Maraş merkezli depremlerden sonra başta sağlıklı çevrede yaşam hakkı olmak üzere insan hakları ihlallerinin derinleştirildiğini belirten Atal, “Yaşam hakkına mülkiyet hakkına, sağlıklı çevrede yaşama hakkına yönelik yıkıcı politikaların önünü kesecek Zeytin Yasası gibi yasalar deprem bölgesinde yürürlükten kaldırılmıştır. Deprem bölgesindeki asbestli ve diğer kimyasal-zehirli atıklar ise, milyonlarca insanın önümüzdeki 8-10 yıl içinde ölümüne veya kanser olmasına neden olacak şekilde doğal ekosistemlere karıştırılmaktadır” dedi.

    “ALEVİ YURTTAŞLARIN MÜLKÜ GASP EDİLİYOR”

    Alevi köyü olan Dikmece’de acil kamulaştırma sebebiyle yurttaşların mülklerinde konut yapılması projesine de işaret eden İsmail Hakkı Atal, “Alevi yurttaşların zeytinlikleri başta olmak üzere özel mülkleri kamulaştırma kılıfı altında gasp edilmektedir. Kırsaldan sonra sıra kent merkezine gelmiş bu defa da 6306 sayılı yasada yapılan değişiklikle başta Samandağ olmak üzere kent merkezlerindeki yurttaşların mülkiyet hakkı gasp edilmek istenilmektedir. Hatay’lı yurttaşlara karşı ‘ayırımcılık yasağı’ ihlal edilerek, AKP hükümetinin ideolojik politikalarıyla Hatay’ın demografik yapısı değiştirilmek istenilmektedir. Alevi Canlara ait zeytinliklerin yanı başındaki devlete ait hazine arazileri ise bomboş durmaktayken toplu konut için kullanılmamaktadır” sözlerini kullandı.

    “İNSAN HAKLARI İHLALİ İDARİ PRATİK HALİNE GELDİ”

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tutukluluğuna ilişkin de başvuru yaptıklarını duyuran Atal, şu ifadeleri kullandı:

    “Hataylıların uğradığı ayırımcılığın genel seçimlere kadar yansımıştır. Hatay halkının iradesiyle milletvekili olarak seçilen Can Atalay’ın Anayasal hükümler ihlal halen cezaevinde tutulması, ‘serbest seçim’ hakkının ihlaline evrilmiştir. Hatay’lıların seçim iradesinin seçmen olarak Meclis’e yansıması engellenmiştir.

    Biz bu başvurumuzla, Hataylıların başta yaşam hakkı , sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, mülkiyet hakkı ve serbest seçim hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerimizin ihlallerini; uluslararası hukukta uygulanmaya başlanılan ‘ihtiyatlılık’ ve ‘öngörülebilirlik’ ilkeleri gereğince, sadece bir sonuç olarak değil, bir süreç olarak da tespit edilmesini talep ediyor ve AİHM’e doğrudan başvurumuzu yapıyoruz.”

    PİRHA/ HATAY

  • ‘Akdeniz’in ısınan suyuna rağmen nükleer santralde ısrarcı olmak deliliktir’ -VİDEO

    ‘Akdeniz’in ısınan suyuna rağmen nükleer santralde ısrarcı olmak deliliktir’ -VİDEO

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin (DAÇE), inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Santrali’nin kapatılmasına ilişkin açmış olduğu davanın duruşması görüldü. Avukat İsmail Hakkı Atal, Akdeniz’in ısınmasından kaynaklı santralin soğutma sisteminin işlevsiz kalacağını belirterek, “Bu yaz Akkuyu Nükleer Santral sahasında deniz suyu sıcaklığı 31 buçuk dereceye vardı. Bu şartlarda nükleer santral yapımına devam etmek bir çılgınlıktır, deliliktir” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin (DAÇE) Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden ve Rusya’ya ait olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) kapatılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na açtığı davanın duruşması bugün görüldü.

    Duruşma öncesi DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan ve Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi (ÇEKSAM) Başkanı Semra Kabasakal basın açıklaması yaptı.

    “KÜRESEL ISINMA DİKKATE ALINMALI, NGS KAPATILMALI”

    İsmail Hakkı Atal, son yıllarda iklim krizine bağlı olarak deniz ısısının yükselmesi sebebiyle nükleer santrallerin kapandığını söyleyerek Fransa ve İsveç’ten örnekler verdi. Deniz suyu ısısı Fransa’da 28 dereceyi, İsveç’te ise 25 dereceyi geçince nükleer santrallerin kapatıldığını aktaran Atal, “2022 yazında burası 30 buçuk dereceyi gördü. Bu yaz ise Akkuyu Nükleer Santral sahasında deniz suyu sıcaklığı 31 buçuk dereceye vardı. Bu bir akıl tutulması. Bu şartlarda nükleer santral yapımına devam etmek bir çılgınlıktır, deliliktir. Bütün Türkiye’yi, Akdeniz’i cehenneme atmaktır” dedi.

    “BİLİRKİŞİ İDDİALARIMIZI KABUL ETTİ”

    Açıklamanın ardından davalı ve davacı tarafın avukatlarının hazır bulunduğu duruşma başladı. Duruşmada söz alan Atal, bilirkişi raporlarına değinerek şunları söyledi:

    “ÇED raporunda deniz suyu ile ilgili bir değerlendirmenin olmadığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Prof. Dr. Şule Ergün, mütalaasında Akdeniz’in dünya ortalamasının üzerinde ısındığını kabul ederek ‘giriş sıcaklığının artması santralin ekonomik işletilmesi ve kondenserin tasarım limitleri ile ilgili bir sorun olup çevre ile ilgili mevzuatlarda kondensere giren suyun sıcaklığı ve kondenserden çıkan suyun debisi sınırlandığından reaktör gücünün sınırlandırılması veya reaktörün durdurulması ile sonuçlanmaktadır’ ifadesiyle santralin çalıştırılamayacağını üstü kapalı olarak kabul etti. Diğer yandan her iki profesör de santralin ÇED raporunda veya başka bir çalışmada deniz suyu sıcaklığı ile ilgili hiçbir çalışma yapılmadığına değinmedi.”

    Duruşma kararın daha sonra tebliğ edilmesi üzerine sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Avukat Atal: Enerji Bakanı Akkuyu konusunda açıkça yalan söylüyor-VİDEO

    Avukat Atal: Enerji Bakanı Akkuyu konusunda açıkça yalan söylüyor-VİDEO

    PİRHA- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Akkuyu bir Türk şirketidir” sözlerini yalanlayan DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, “Akkuyu Rusya mülkiyetinde olan bir santral. Enerji Bakanı bu konuda açıkça yalan söyleyerek, halkı manipüle etmeye çalışıyor” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) şirketinin CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Anastasia Zoteeva’nın “Bu nükleer santral tamamen Rusya’ya aittir” sözlerini yalanladı.

    Bakan Bayraktar, “Akkuyu Nükleer A.Ş., Türkiye Cumhuriyeti‘nin vergi mevzuatına, hukuk kurallarına göre çalışan bir şirket, bir Türk şirketidir. Hükümetler arası anlaşma kapsamında da bizlere her konuda, hem iktisadi hem de güvenlik konularında fevkalade önemli haklarımızın olduğu ve tamamen Türkiye’nin kontrolünde yürüyen bir proje” dedi.

    Ancak Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal da Enerji Bakanı Bayraktar’ı yalanladı. Atal, nükleere ilişkin yapılan milletlerarası sözleşmenin maddelerine işaret ederek Enerji Bakanı’nın açıkça yalan söylediğini belirtti.

    “ZOTEEVA İTİRAF ETTİ, BAKAN İSE YALAN SÖYLEDİ”

    Anastasia Zoteeva’nın NGS’nin tamamen bir Rus şirketi olduğu yönündeki açıklamalarını daha önce Mersin Nükleer Karşıtı Platform bileşenleri doğrulamıştı.

    Birçok çevre davasının avukatı olan İsmail Hakkı Atal da son olarak Zoteeva’nın sözlerini doğrulayarak, “Zoteeva, Akkuyu Nükleer Santral’in yüzde yüz bir Rus şirketi olduğunu, Rusya mülkiyetinde olduğunu itiraf etti. Buna karşı Enerji Bakanı açıkça yalan söyleyerek halkı manipüle etmeye çalışıyor” dedi.

    Türkiye’nin Rusya devletine bağlı şirketler ile yap-işlet-sahip ol modeline göre yaptığı anlaşmanın maddelerine değinen Atal, şunları aktardı:

    “Rusya ile Türkiye arasında imzalanan ikili uluslararası anlaşmanın 5. maddesine göre; Akkuyu Nükleer yüzde yüz Rusya hissesiyle, Rusya mülkiyetinde kurulacaktır. Yine aynı maddenin 4. fıkrasına göre Rusya’nın hissesi hiçbir zaman yüzde 51’in altına düşmeyecektir, geri kalan yüzde 49 hisseyi de Türkiye’ye veya başka birine verip vermemesi tamamen kendi inisiyatifinde olacaktır. Yine daha sonra çıkarttıkları Nükleer Düzenleme Kurumu kanununun 4. maddesinin 2. fıkrasına göre yabancıların Türkiye’de kurdukları şirketler vasıtasıyla nükleer santral sahibi olmasının önü açılmıştır.

    Anlaşmanın 6. Maddesine göre 3. taraf sorumluluğu tamamen Türkiye’ye aittir. Yani burası patlarsa, kaza olursa Rusya hiçbir sorumluluk üstlenmeyecek. Akdeniz’deki bütün ülkelere karşı maddi tazminat sorumluluğu Türkiye’ye ait olacak. 15. maddenin 1. fıkrasına göre Ruslar hiçbir şekilde Türkiye’ye nükleer enerjisi teknoloji transferi yapmayacak. Kamuoyuna söylenenlerin aksine Türkiye bu konuda hiçbir zaman nükleer sahibi olmayacak.”

    “AKKUYU BÜYÜK BİR ULUSAL GÜVENLİK TEHDİDİDİR”

    Yapılan anlaşmalarda Rusya’ya büyük imtiyazlar verilmesinin ileride tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini dile getiren Atal, Akkuyu’nun büyük bir ulusal güvenlik tehdidi olduğu görüşünde.

    Atal, “Türkiye topraklarında yönetimi, mülkiyeti, sermayesi, santrali, her şeyi Rusya’nın olan bu nükleer santral, Türkiye tarihindeki en büyük ulusal güvenlik tehdididir. Nitekim Ukrayna’daki Zaporijya Nükleer Santrali’ne birden fazla füze atarak bütün dünyayı nükleer bir facianın eşiğine getirdi” diyerek, bir an önce Rusya’nın Türkiye topraklarından çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘Nükleer santral ekosisteme yapılan bir darbe, vazgeçilmeli’
    > Nükleer santrale ilişkin kaygılar artıyor: Akkuyu, nükleer atık alanı haline getirilebilir

     

  • 27 yıldır kanunsuz işletilen termik santraller Cumhurbaşkanlığına taşındı- VİDEO

    27 yıldır kanunsuz işletilen termik santraller Cumhurbaşkanlığına taşındı- VİDEO

    PİRHA- Muğla’da 27 yıldır kanuna aykırı bir şekilde çalışan Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinin kapatılması için çevreciler Cumhurbaşkanlığına başvuruda bulundu.

    Muğla’daki Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri, 1993 yılında Aydın İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda kapatılmasına karar verilmesine rağmen hala faaliyet sürdürüyor.

    Konuya ilişkin Karadam ve Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği, Cumhurbaşkanlığına mahkeme kararının uygulanması için başvuruda bulundu. Dernek adına konuşan Avukat İsmail Hakkı Atal, mahkeme kararları uygulanmayarak 1996 yılından bu yana suç işlendiğine dikkat çekerek, “Anayasanın 138. Maddesi mahkeme kararlarının hemen uygulanması görevini yasamaya, yürütmeye ve idari organlarına yüklediğinden ve Türkiye Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı yürütmenin başı sıfatıyla devletin de başı olduğundan biz üç mahkeme kararının uygulanması için Cumhurbaşkanlığına başvurduk. 27 yıldır kanunsuz bir şekilde çalışan bu termik santrallerinin hemen kapatılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Atal, olayın çözümü için Cumhurbaşkanlığı’na çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MUĞLA

  • ‘Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı hemen durdurulmalıdır’-VİDEO

    ‘Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı hemen durdurulmalıdır’-VİDEO

    PİRHA- DAÇE, Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı’na Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatının durdurulması için dava açtı.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) tarafından Doğu Akdeniz su sıcaklığının Akkuyu Nükleer Santralini soğutamayacak olması ve nükleer felaket riski nedeniyle, Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı’na inşaatın durdurulması ve sadece soğutma suyu açısından çevresel etki değerlendirmesi yapılması için dava açtı.

    “İKLİM KRİZİ NÜKLEER SANTRAL FACIASINA YOL AÇABİLİR”

    Konuya dair konuşan DAÇE gönüllü avukatı avukat İsmail Hakkı Atal, nükleer santrallerin sağlıklı şekilde çalışabilmesi için soğutma suyunun 28 C’nin üzerine çıkmaması gerektiğine dikkat çekerek, “2011 yılındaki Fukushima nükleer faciası santralin soğutma sistemindeki arızadan olmuş, bütün Pasifik okyanusunu radyoaktif hale getirmiş, Japonya’ya 1 trilyon dolara mal olmuş, radyasyonun doğrudan yol açtığı tek kanser türü olan troit kanseri çocuklarda 500 kat artmıştır. Soğutma suyu ve diğer problemler nedeniyle nükleer facia riski barındıran Akkuyu’da olabilecek olası bir kazada ise Türkiye’nin karşılaşabileceği 1 trilyon dolar zarar riskine karşılık, santralin tek sahibi ve tek işletmecisi Rusya sadece 700 milyon Euro ( yani olası facia zararının yüzde biri -1/100 ) sorumluluk üstlenmektedir” dedi.

    “İNŞAAT SÜRESİZ OLARAK DURDURULMALI”

    Fransa iklim krizi nedeniyle oluşan sıcak hava dalgaları sonucunda soğutma suyu olarak kullandıkları nehir su sıcaklıklarının 28 C’nin üzerine çıkması nedeniyle son 3 yıldır kaza tehlikesi yaşadığının altını çizen Atal, şunları ifade etti:

    “28 C’yi geçmemesi gereken Akkuyu deniz suyu sıcaklığı ise Meteroloji Genel müdürlüğünden anlık olarak takip ettiğimiz verilere göre 2022 Ağustos ayında 30,5 C olarak ölçülmüştür. Nitekim yapılan bilimsel çalışmalar da Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da iklim değişikliğine bağlı hava sıcaklığının dünya ortalamasından 2 kat daha fazla olduğunu göstermektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük milli güvenlik ve halk sağlığı tehdidi olan Akkuyu nükleer santral projesine karşı, soğutma suyu gerekliliği üzerinden bir ÇED raporu düzenlenmesi ve ÇED çalışması sonuçlanıncaya dek santral inşaatının süresiz olarak durdurulması için ÇŞB’aleyhine Danıştay Başkanlığında dava açtık.”

    PİRHA/MERSİN

  • İkizköylüler, zeytin yasasına karşı Çarşamba günü Meclis önünde olacak-VİDEO

    İkizköylüler, zeytin yasasına karşı Çarşamba günü Meclis önünde olacak-VİDEO

    PİRHA- Milas’a bağlı İkizköylüler, kamuoyunun tepkisi üzerine geri çekilen ancak AKP’li milletvekilleri tarafından yeniden Meclis’e getirilmek istenen zeytinliklerin madenciliğe açılmasını düzenleyen kanun teklifine ilişkin açıklama yaptı. Köylüler, Ankara’ya gideceklerini duyurarak, Meclis önünde yapacakları açıklamaya destek çağrısında bulundular.

    Daha önce Maden Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle zeytinlikleri madenlere açan AKP, şimdi de Meclis’e sunduğu “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” ile bunu yasa haline getirmeye çalışıyor.

    Muğla’nın Milas ilçesi Akbelen Ormanı’nda yapılmak istenen kömür ocağına karşı direnen İkizköylüler, Meclis’e getirilen kanun teklifine karşı Akbelen Orman’ında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada köylüler, zeytinliklerini koruyacaklarını belirtirken, açıklamayı köylülerin gönüllü avukatı olan İsmail Hakkı Atal yaptı.

    Atal, AKP’nin 20 yılda en az 10 kez “zeytin kanunu”nu delmeye çalıştığına dikkat çekerek, “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi 10 Aralık Cumartesi gece yarısı operasyonuyla Meclis’e sevk edildi. 5’li çeteden LİMAK, Akbelen Ormanı’na, Cengiz, Kaz Dağları’na giremedi. 5’li çeteye hizmet eden şirket vekillerinin yıldırım hızıyla hazırladığı kanun tasarısı, yine yıldırım hızıyla 14 Aralık Çarşamba günü saat 10.00’da Enerji Komisyonu’nda görüşülecek. “14 Aralık Çarşamba günü saat 11.00’de tüm yaşam ve hak savunucularını TBMM Dikmen Kapısı önünde buluşmaya davet ediyoruz. Milletvekili olarak değil 5’li çetenin vekilleri olarak hareket eden, kutsal zeytini koruyan zeytin kanununu yok etmek için hülle kanun tasarısı hazırlayan 29 şirket vekilini kamuoyuna ifşa ediyoruz. Bu milletvekilleri mahkemede hesap verecekler” dedi.

    Köylülerin “şirket vekilleri” olarak nitelendirdikleri isimleri açıklayan Atal, tüm duyarlı kesimleri yanlarında olmaya çağırdı.

    PİRHA/MUĞLA

     

     

  • MAPEG’in 344 maden sahası için açtığı ihaleye karşı iptal davası açıldı

    MAPEG’in 344 maden sahası için açtığı ihaleye karşı iptal davası açıldı

    PİRHA- Ülke genelinde 344 doğal alanın maden sahası olarak ihale edilecek olmasına karşı yürütmeyi durdurma davası açan Doğu Akdeniz ve Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Cumhurbaşkanına seslenerek Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yöneticilerinin görevden alınmasını istedi.

    26 Mart 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ihale duyurusuna göre, ülke genelinde bulunan 344 doğal alan, maden sahası olarak ihale edilecek. 6592 sayılı Kanun’la Değişik 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 30. maddesi kapsamında 344 adet maden sahasının ihaleleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yapılacak.

    MAPEG tarafınca yayımlanan verilere göre, 344 maden sahası için belirlenen taban ihale bedellerinin toplamı yaklaşık 100 milyon lira olacak. Toplamı 8 bin hektarı bulan 11 alan ise ormanlık alanda yer alıyor.

    Ülke genelinde 344 doğal alanın maden sahası olarak ihale edilecek olmasına karşı yürütmeyi durdurma davası açan Doğu Akdeniz ve Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Cumhurbaşkanına seslenerek Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü yöneticilerinin görevden alınmasını istedi.

    “TÜRKİYE TARİHİNDEKİ EN YIKICI VE YOK EDİCİ VAHŞİ MADENCİLİK SALDIRISI GERÇEKLEŞTİRİLİYOR”

    Atal, MAPEG’in bilime aykırı şekilde 344 maden ihalesi açtığını ve açılan ihaleye karşı Ankara 16. İdare Mahkemesi’nde iptal davası açtıklarını belirterek şunları dile getirdi:

    “Son 2 yılda açtığımız 766, 305, 606 maden ihalesi iptal davalarının yanında toplu maden ihalesi iptal davalarının 4’üncüsü açtığımız 344 maden ihale iptal davası oldu. MAPEG’in önünü açtığı özel sektör, Türkiye tarihindeki en yıkıcı ve yok edici vahşi madencilik saldırısını gerçekleştirmektedir. Dünya çapında gıda krizi ve kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz, ekmek fiyatının 3 TL’den 5 TL’ye doğru gittiği bu süreçte tarım topraklarımızı, su kaynaklarımızı zehirleyen özel sektör maden işletmeleri Türkiye’yi bir felakete sürüklemektedir.”

    “TÜRKİYE’NİN SUYUNU, BUĞDAYINI, ETİNİ, SÜTÜNÜ ZEHİRLİYORLAR”

    Maden termik saldırısının başladığı 2002 yılından bu yana kanser hastalığının Türkiye’yi sardığını vurgulayan Atal, “Sağlık Bakanlığı’nın 2002-2016 arası resmi istatistiklerine göre erkeklerde prostat kanseri 3 kat, lenf kanseri 5 kat, troid kanseri 12 kat, akciğer kanseri 1,5 kat artmıştır. Aynı süreçte kadınlarda meme kanseri 1,5 kat, troid kanseri 6,5 kat, akciğer kanseri 2 kat artmıştır. Türkiye’nin suyunu, buğdayını, etini, sütünü zehirleyen özel sektör maden şirketleri Türkiye’yi felakete sürüklemenin karşılığında %1,5 devlet hakkı bırakmaktadırlar. Ayrıca dava dilekçemizde de belirttiğimiz üzere Anayasa’nın 168. Maddesine göre özel sektör için maden çıkarma ölçütlerinin yasayla belirlenmesi gerekmekte olup, Türkiye’de bu yapılmamıştır. MAPEG ruhsat parası toplamak için ‘madene hücum’ politikası uygulamaktaysa da, anayasa mad. 168 doğrultusunda yasa çıkarılmaksızın yapılan özel sektör madencilik faaliyetlerinden elde edilen ticari kazancı devletin madencilerden geri isteme hakkı vardır” şeklinde konuştu.

     “CAHİL MAPEG YÖNETİCİLERİ GÖREVDEN ALINMALIDIR”

    Atal, Cumhurbaşkanına seslenip MAPEG yöneticilerinin görevden alınmasını isteyerek, şunları aktardı:

    “İklim krizi ve salgın hastalıklar çağında cahil MAPEG yöneticilerine uyarak madene hücum eden, iklim krizi sürecinde Türkiye’nin taşını toprağını zehirleyen madencilere ise söyleyeceğimiz şey şudur ki; hakkın yarattığı doğal dengeyi bozarak, kendi ‘ellerinizle kazandıklarınız yüzünden’ çocuklarınızı kansere, salgınlara, açlığa, kıtlığa, iklim afetlerine mahkum ediyor, gelecek nesillerinizin yaşam hakkını yok ediyorsunuz.

    Açlık-kıtlık sürecine girmek üzere olduğumuz, maden ve termikler nedeniyle kanser hastalığının patlama yaptığı iklim krizi, salgın hastalıklar, iklim afetleri çağında; iklim krizin, klimatolojiyi, gezegenin iklim krizi nedeniyle içine girdiği istikrarsızlaşma sürecini bilmeyen algılayamayan cahil MAPEG yöneticilerinin Cumhurbaşkanınca görevden alınmasını talep ediyoruz. Anayasanın 56. maddesine göre devlet yurttaşlarına sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını sağlamak zorunda olup, ayrıca anayasanın 104. maddesine göre cahil MAPEG yöneticilerinin eylemleriyle tehlikeye düşen milli güvenliğimizi koruma yetkisi ve görevi de Cumhurbaşkanındadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Akkuyu Nükleer Santrali inşaatının durdurulması için Danıştay’a gidildi

    Akkuyu Nükleer Santrali inşaatının durdurulması için Danıştay’a gidildi

    PİRHA- Akkuyu Nükleer Santrali’nin ÇED raporu olmadan devam eden inşaatının durdurulmasına verilen ret kararının bozulması için Danıştay’a temyiz başvurusu yapıldı. Davaya ilişkin açıklama yapan Çevre derneklerinin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, santralin bir milli güvenlik sorunu olduğunu ve bir an önce durdurulması gerektiğini ifade etti.

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin hukuken geçerli bir ÇED raporu olmadığı gerekçesiyle santralin devam eden inşaatının durdurulması için Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri tarafından açılan davada verilen ‘ret’ kararının bozulması için Danıştay’a temyize gidildi.

    “ROSATOM SABIKALI BİR ŞİRKET”

    Çevre derneklerinin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal tarafından yapılan açıklamada, Rusya devletine ait bir nükleer santralin Türkiye’nin bekasını tehdit eden bir milli güvenlik sorunu olduğunu belirterek, “Akkuyu’yu inşa eden Rosatom 1986’da Çernobil‘i patlatan, bütün Avrupa‘yı ve Karadeniz bölgemizi kansere boğan sabıkalı bir şirkettir. Halen Çernobil nükleer santralindeki radyoaktif atıklar 10 binlerce ton betonun altında tutularak radyasyon kontrol edilmeye çalışılırken, emperyalist Rusya Çernobil ve Zaporisya nükleer santrallerine füze atmakta, bütün dünyayı ateşe doğru sürüklemektedir” dedi.

    Atal, Akkuyu’da son 17 bin yıldır yıkıcı deprem olmadığı için her an nükleer felaket yaratacak deprem olabileceğini, Fukushima nükleer faciasının Japonya’ya maliyetinin bir trilyon dolar olup, böyle bir maliyetin Türkiye’yi ekonomik ve ekolojik olarak çökerteceğinin altını çizdi.

    “HUKUKEN GEÇERLİ ÇED RAPORU YOK”

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin bütün ulusal, ekolojik, jeolojik, risklerinin yanında hukuken geçerli bir ÇED raporunun da olmadan inşaatına devam edildiğine dikkat çeken Atal, şunları kaydetti:

    “Yeni bir ÇED sürecine başlanılması ve bu süreç sonlandırılana kadar inşaatın durdurulması gerekmekteyken, hukuka aykırı şekilde inşaat devam ediyor. Bu durumda yukarıdaki mevzuat ışığında Akkuyu nükleer santralinin geçerli bir ÇED raporu ve geçerli bir üretim lisansı olmadığından yeni bir ÇED raporu alınmasına dair açtığımız dava Mersin 2. İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiş, bu kararı istinaf talebimiz ise Adana Bölge İdare Mahkemesi tarafından bire karşı iki oyla reddedilmiştir. Ülkemizin ve halkımızın Akkuyu Nükleer Santrali belasından kurtulabilmesi için ‘ret’ kararını temyiz ettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

    PİRHA/MERSİN

  • İkizköylülere hakaret eden hakim hakkında yapılan şikayet reddedildi-VİDEO

    İkizköylülere hakaret eden hakim hakkında yapılan şikayet reddedildi-VİDEO

    PİRHA- Muğla’daki Akbelen ormanına açılmak istenen maden ocağı için yapılan keşif sırasında avukat İsmail Hakkı Atal ve çevrecilere hakaret ettiği iddiasıyla hakim hakkında HSK’ye yapılan başvuru reddedildi. 

    Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’nda genişletilmek istenen Linyit Maden Ocağı’na karşı bölge halkı ve çevre savunucularının nöbet eylemi devam ederken, 7 Ağustos’ta bölgede yapılan bilirkişi keşfini yöneten ve çevre savunucularıyla avukatlara hakaret eden hakim Murat Yüksel’in herhangi bir görevlendirme yazısı olmadan keşfe katılması ve İkizköylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal ve çevrecilere hakaret etmesinin arından Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) yapılan şikayet başvurusunda karar açıklandı.

    İkizköylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal, söz konusu hakime meslekten el çektirilmesi yönündeki taleplerinin HSK tarafından kabul edilmediğini açıkladı.

    Atal, ret kararına karşı Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde HSK aleyhine iptal davası açtıklarını belirterek, HSK’nin şikayet başvurusu olmadan gereğinin yapması çağrısında bulundu.

    Atal, keşfe gelen iki hakimin görevlendirme yazısının olmadığını da aktararak, şunları dile getirdi:

    “Yasaya aykırı şekilde kendileri nasıl bir durumdan vazife çıkarmışlarsa görevlendirme yazısı olmaksızın keşfe katıldılar. Hukuka aykırı uygulamaların altına imza attılar. Anayasa’nın 10’uncu maddesine aykırı davrandılar. Burada bir zümreye, şirkete imtiyaz tanıdılar. Aynı zamanda bize hakaret ettiler. Buradaki yurttaşların haklarını korumaya çalışan davacı vekillerine ve İkizköy Çevre Komitesi’nden arkadaşımıza ‘geri zekalı ve ruh hastası’ diyerek hakaret ettiler. Bu hakimin hemen, ivediyetle HKS tarafından meslekten el çektirilmesi gerekiyor. Bizim şikayetimize gerek kalmadan el çektirilmesi gerekiyordu ama hala bizim şikayetimize rağmen bir şey yapılmadı.

    Adeta patlatmalarla İkizköylülüeri taciz edip buradan bir an önce gitmeye zorlarcasına sürekli bir patlatma yapıyorlar. Anayasa’nın 10’uncu maddesi, ‘Hiçbir aileye, zümreye, sınıfa imtiyaz tanınamaz. Kamu görevlileri kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır’. Burada Limak, İçtaş, kimin yakını olursa olsun Anayasa’nın 10’uncu maddesine uygun davranmak zorundadır.”

    PİRHA/MUĞLA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-İkizköylülülere hakaret eden hakim HSK’ya şikayet edildi.

  • Kıbrıs depremi Akkuyu Nükleer Santrali’ni yeniden gündeme taşıdı

    Kıbrıs depremi Akkuyu Nükleer Santrali’ni yeniden gündeme taşıdı

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, Kıbrıs açıklarında meydana depremin Akkuyu’ya doğru gelen büyük depremin habercisi olduğunu belirterek, “Akkuyu nükleer halk sağlığı ve milli güvenlik sorunudur. Bütün bu olumsuzluklar “mücbir sebep” kabul edilip Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşma feshedilmelidir” dedi.

    Kıbrıs’ın batısında Akdeniz açıklarında sabah 04:07’de 6.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yapımına bütün itirazlara karşın devam edilen Akkuyu Nükleer Santraline 100 km uzaklıkta gerçekleşen deprem endişelere neden oldu.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, depremin Akkuyu’ya doğru gelen büyük depremin habercisi olduğunu belirterek, “Akkuyu nükleer halk sağlığı ve milli güvenlik sorunudur” dedi.

    “AKKUYU NÜKLEER SANTRAL SAHASI FAY HATTI ÜZERİNDE”

    Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliğinden  Prof. Dr. Hasan Çetin’in 2001 TÜBİTAK kongresinde sunduğu  bilimsel çalışmadaki Akkuyu Nükleer Santral sahasının, aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemiş Fay hattı uzantısında olduğuna dikkat çektiğini hatırlatan Atal, şunları ifade etti:

    “6 Mayıs 2019 tarihinde Akkuyu nükleer santralinin zemin betonunun çatladığını öğrendik. Üstelik çatlayan zemin betonunun üzerine henüz  her biri 14.000 ton ağırlığında 4 nükleer reaktör dahi  binmemişti. Etrafında sürekli 5-6 şiddetinde depremler olan Akkuyu’da toplam 56.000 tonluk nükleer reaktör ağırlığı binmeden çatlayan zemin betonu, bilim insanlarının raporlarında belirttiği nükleer sahasının zeminin altında karstik boşluklar barındıran, kireçtaşı niteliğinde bir zemin olduğunu doğrulamaktadır.”

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) olarak 2009 tarihinde bölgede yaptıkları saha çalışmasını aktaran Atal, “Büyükeceli köylüleri ilk lisansı 1976 yılında alınan nükleer santral sahasında 1983 yılında zemin etüdü yapan taşeron firmanın işçileri olarak  çalışırken zemine tonlarca çimento basıldığını ve çimentonun zemine basıldığı yerden 150 metre ötede denizden çıktığını söylemişlerdi” diye belirtti.

    “TÜRKİYE İLE RUSYA ARASINDAKİ ANLAŞMA FESHEDİLMELİDİR”

    Akkuyu Nükleer Santrali’nin gerek inşaat gerekse işletme aşamalarında Türkiye’nin hiçbir idaresi ve kontrolünün olmadığını vurgulayan Atal, “Akkuyu Nükleer Santrali, bir ülke toprakları içinde yabancı bir ülkeye ait dünya tarihindeki ilk ve tek  nükleer santraldir. Nükleerin kontrolü Rusya’ya, tazminat sorumluluğu Türkiye’ye aittir” diye aktardı.

    Akkuyu Nükleer Santrali’ne 100 km. uzaklıkta 6,1 şiddetindeki deprem yaklaşan felaketi haber veren bir uyarı olduğunu dile getiren Atal, “Bütün bu olumsuzluklar “mücbir sebep” kabul edilip Türkiye ile Rusya arasındaki anlaşma feshedilmelidir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • İkizköylülülere hakaret eden hakim HSK’ya şikayet edildi

    İkizköylülülere hakaret eden hakim HSK’ya şikayet edildi

    PİRHA-İkizköylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal, Akbelen Orman’ında yapılan ağaç katliamının bilirkişi keşfini yöneten ve çevre savunucularına hakaret eden hakim Murat Yüksel’in keşfe katılma yetkisinin olmadığını belirterek, hakkında HSK’ya şikayette bulunduklarını açıkladı.

    Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’nda genişletilmek istenen Linyit Maden Ocağı’na karşı bölge halkı ve çevre savunucularının nöbet eylemi devam ediyor.

    İkizköylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal, 7 Ağustos’ta bölgede yapılan bilirkişi keşfini yöneten ve çevre savunucularıyla avukatlara hakaret eden hakim Murat Yüksel’in herhangi bir görevlendirme yazısı olmadan keşfe katıldığını belirterek, hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayette bulunduklarını açıkladı.

    HAKİM, AVUKATLARA VE ÇEVRE SAVUNUCULARINA AÇIK HAKARETTE BULUNDU

    Yaptıkları şikayete dair bilgi veren avukat Atal, şunları dile getirdi:

    “Hakim Yüksel başından beri maden şirketinden yana tutum sergiliyor. Anayasa’nın 10’ncu maddesinde de açıkça yazıyor. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne,  Hakimler ve Savcılar Kanunu’na, idari yargılama usulü kanununa ve hukuk muhakemeleri kanununa aykırı yargılama faaliyeti yürüten ve keşif sırasında davacı vekillerine ‘ruh hastası’, İkizköy çevre komitesi üyesi Deniz Gümüşel’e  ‘gerizekalı’ diyerek hakaret ve görevi kötüye kullanma suçlarını işleyen Muğla 1. İdare Mahkemesi hakimi Murat Yüksel’in hakimlik mesleğinden çektirilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/MUĞLA

  • ‘Tokat’ta tarihi SİT alanına verilen maden ruhsatı iptal edilmeli’- VİDEO

    ‘Tokat’ta tarihi SİT alanına verilen maden ruhsatı iptal edilmeli’- VİDEO

    PİRHA- Tokat Erbaa’da bulunan çevre dernekleri, altın madeni ruhsatı alan Verusa Holding-Galata Madencilik’e karşı Tokat İdare Mahkemesinde ‘arama ruhsatının iptali’ için dava açtı. Davanın avukatı İsmail Hakkı Atal, “Maden ruhsat sahası UNESCO tarafından koruma altına alınan dillerden birisi olan Çerkezcenin konuşulduğu 7 Çerkez köyünün ortasında bulunuyor. Burası aynı zamanda Anadolu’daki Antik Çağlardan kalma bir yer. Mahkeme ruhsatı bir an önce iptal etmelidir” dedi.

    Tokat Erbaa’da bulunan çevre dernekleri, altın madeni ruhsatı alan Verusa Holding – Galata Madencilik’e karşı Tokat İdare Mahkemesi’nde ‘arama ruhsatının iptali’ için dava açtı. Dava açılmasının üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine rağmen mahkeme halen yürütmeyi durdurma kararı vermedi.

    Maden arama ruhsatı verilen saha, UNESCO tarafından koruma altına alınan dillerden birisi olan Çerkezce’nin konuşulduğu 7 Çerkez köyünün ortasında bulunuyor.

    “ZOMBİLEŞMİŞ KAPİTALİST MADENCİLER ÇEKİLMELİDİR”

    Maden arama ruhsatı verilen sahanın tarihi ve doğa açısından çok değerli bir bölge olduğunu vurgulayan davanın Avukatı İsmail Hakkı Atal şunları dile getirdi:

    “Tokat Erbaa’da altın madeni ruhsatı alan Verusa Holding – Galata Madencilik’e karşı Tokat İdare Mahkemesinde ‘arama ruhsatının iptali’ davası açmıştık. Mahkeme halen yürütmeyi durdurma kararı vermedi ve zamana oynuyor. Maden ruhsat sahası UNESCO tarafından koruma altına alınan dillerden birisi olan Çerkezce’nin konuşulduğu 7 Çerkez köyünün ortasında bulunuyor. Ve burası aynı zamanda Anadolu’daki Antik Çağlardan kalma bir yer. 5300 yıl öncesinden ilk maden sahası. Kozlu Köyü Muhtarı Rasim Demir, bu bölgede toprağı kazdığında altından mutlaka bir tarihi eser çıktığını ve geçen yıl arkeolojik sit alanı ilan edildiğini aktardı.

    Bütün bunlara rağmen zombileşmiş kapitalist madenciler yeni atanan Erbaa kaymakamının tahsis ettiği askeri birliklerle şu an alanda sondaj yapıp karot almaya başladılar. Halk çok tepkili. Ortam gergin. Zombileşmiş kapitalist madencilerin çekilmesi için medyanın desteğine ihtiyacımız var.”

    PİRHA/TOKAT

     

     

     

  • Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşfinde hakimin tavrına avukattan tepki: Keşif mundar oldu

    Akbelen Ormanı’nda bilirkişi keşfinde hakimin tavrına avukattan tepki: Keşif mundar oldu

    PİRHA- Akbelen Ormanı’nda Limak Holding ve İÇTAŞ ortaklığındaki YK Enerji tarafından ağaçların kesilmesine karşı açılan davada bilirkişi keşfi yapıldı. Yapılan keşifte avukatlara ‘ruh hastası’ diyen hakim hakkında reddi hakim talebinde bulunan Avukat İsmail Hakkı Atal, “Yasa uygulayıcılık görevini unutan hakimle yapılan keşif mundar oldu” dedi.

    Muğla’nın Milas ilçesinde Yeniköy Termik Santrali tarafından İkizköy sınırları içerisindeki Akbelen Ormanı’nda ağaçların kesilmesine karşı açılan davada bilirkişi keşfi yapıldı. Keşif alanında, heyet üyesi hakimin İkizköy avukatlarına hakaret ettiği belirtildi.

    Konuya dair açıklama yapan KARDOK Derneği’nin Avukatı İsmail Hakkı Atal, Muğla 1.İdare Mahkemesi’nin 2021 /563 E. Sayılı dosyasında “Orman kesim izin iptal” davasına dair yapılan keşfinde meslek hayatında görmediği ve hakimlik mesleğine uymayan, suç oluşturan tavır ve uygulamalarla karşılaştıklarını belirtti.

    300 kadar köylü ve çevre-ekoloji aktivisti ellerinde döviz ve pankartlarla karayolunda bekledikleri sırada keşif araçları sloganlar arasından geçmiş ve jandarmanın tertibat aldığı alanda buluşacakken durmadan uzaklaştığını ifade eden Atal, “Bizler otomobillere binerek keşif heyetinin bulunduğu yeri öğrenip oraya gitmek zorunda kaldık. Keşfi yöneten hakim Murat Yüksel uzun süre davacı avukatları dışında kimseyi keşfe dahil etmedi. İtirazların ardından maden alanı içindeki inceleme noktasına sadece Muğla, İzmir ve Adana Barolarından gözlemci avukatlar dahil olabildi” dedi.

    Davacı KARDOK Derneği’nin yönetim kurulu üyelerinin, Anayasa ihlal edilerek keşfe alınmadığını vurgulayan Atal, şunları dile getirdi:

    “Tarafgir hakim Murat Yüksel’in yönettiği ve maden sahası, Akbelen ormanı ve Karadam köyü olmak üzere 3 ana bölümde yapılan keşif esnasında,  beyanlarımızı sunmamızı -yasal taraf haklarımızı kullanmamızı engelleyen, buna karşılık termik santral avukatının usule aykırı davranışlarına göz yuman hakim Murat Yüksel biz avukatlara “ruh hastası” ve “şov yapmayın”  gibi ifadeler kullanarak “görevi kötüye kullanma ve hakaret “suçlarını işlemiş ve en nihayetinde de yargı görevini kasıtlı olarak yapmadığını fark etmemiz üzerine bizleri reddi hakim talebinde bulunmak zorunda bırakmıştır. Keşif tutanağına da ihtirazi kayıt koyarak keşfi kabul etmediğimizi beyan edip keşfin yenilenmesi talebinde bulunduk. Hakim Murat Yüksel aynı zamanda İkizköylülerin de adalete olan güvenini sarsan tavır ve uygulamalarıyla hakimlik mesleğine de zarar vermiştir.”

    Son yıllarda , kendilerini yurttaşların ve yasaların üzerinde gören hakimlik uygulamalarıyla sıkça karşılaştıklarının altını çizen Atal, “Akbelen keşfinde yaşadığımız üzücü ve halkın adalete olan güvenini sarsıcı olayların bir daha yaşanmaması için adalet bakanlığının ilgili hakim hakkında derhal soruşturma başlatması gerekmektedir” ifadelerine yer verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Akbelen Ormanı’ndaki 740 dönümlük alanda bulunan ağaçlar Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işleten Limak Holding ve İÇTAŞ ortaklığındaki YK Enerji tarafından linyit maden ocağı yapılmak için kesilmek istenmişti. İkizköylüler karara itiraz etmiş ve 22 Nisan’dan itibaren nöbet tutmaya başlamıştı.

    17 Temmuz’da Orman Genel Müdürlüğü’nün ekipleri Akbelen Ormanı’na gelerek ağaç kesmeye girişmişti. Ancak köylüler ekipleri engellemişti.

    28 Temmuz’da başta Manavgat olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde yangınlar çıkmış ve köylüler yangınla mücadele ederken şirket işçileri de bir günde 105 ağaç kesmişti.

    Ağaç kesiminin duyulması üzerine İkizköy halkı, ağaç kıyımına karşı eylem başlatmış, jandarma eyleme sert müdahalede bulunarak 60’a yakın eylemciyi gözaltına almıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Muğla Barosu’ndan Feyzioğlu’na çağrı: Ya görevini yerine getir ya da o koltuğu terk et- VİDEO

    Muğla Barosu’ndan Feyzioğlu’na çağrı: Ya görevini yerine getir ya da o koltuğu terk et- VİDEO

    PİRHA- Muğla Barosu, Akbelen Ormanı’nda yaşanan ağaç kıyımına karşı direnişte olan köylüleri ziyaret etti. Verdikleri hukuk mücadelesine müdahil olacaklarını söyleyen Muğla Barosu avukatları Feyzioğlu’na çağrıda bulunarak; “Çevre ekoloji mücadelesinin yaşama hakkı mücadelesi haline geldiği iklim krizi çağında, TBB çevre komisyonunu dağıtarak avukatlık mesleğinin çatı örgütünü aktive etmemizi engelleyen TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, ya avukatlık kanununun sana yüklediği insan haklarını savunma görevini yerine getir ya da o koltuğu terk et” dedi.

    Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen ormanında ağaç kesimine karşı bölge halkının başlattığı nöbet eylemi 11’inci gününde devam ediyor. Ziyaretler kapsamında Muğla Baro Başkanı Cumhur Uzun ile beraberindeki avukatlar köylüleri ziyaret ederek destek oldular. Avukatlar yaptıkları açıklamada, TTB Başkanı Metin Feyzioğlu’na seslenerek avukatlık mesleğinin gereği olan insan haklarını savunma görevini yerine getirmesini ya da istifa etmesini istediler.

    “DAVAYA MÜDAHİL OLACAĞIZ”

    Ziyaret sırasında konuşan Muğla Baro Başkanı Cumhur Uzun orman katliamına karşı köylülere hukuki desteklerini sunacaklarını belirterek şunları dile getirdi:

    “Tüm dünyada kömürden elektrik üretiminden vazgeçildi. İkizköy’de hala fosil yakıt üzerinden elektrik üretilmesi gibi çağdışı bir yöntemle çifte zarar verilmenin yolları aranıyor. Öncelikle fosil yakıtın elde edilmesi için yıkılan tabiat bir daha yerine gelemeyecek şekilde tahrip edilirken, fosil yakıtların yakılması suretiyle aynı tabiata ikinci kez zarar veriliyor. Oysa bugün enerjiyi çok daha az zarar veren yöntemlerle elde etmek mümkün. Buna rağmen kömürden elektrik üretiminde ısrar etmek kapitalist sisteme fayda sağlamak içindir. Tek bir ağacın kesilmesine tahammülümüz kalmadı.”

    Uzun konuşmasının devamında köylülere destek için ellerinden geleni yapacaklarını belirterek, Muğla Barosu olarak Akbelen Ormanı’nda maden işletme iznin iptali için açılan davaya müdahil olacakları bilgisini verdi.

    “YA İNSAN HAKLARINI SAVUNMA GÖREVİNİ YERİNE GETİR YA DA O KOLTUĞU TERK ET”

    Karaçam Karacahisar Doğayı Koruma Derneği Gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal ise Muğla Barosu’nun ziyaretinden sonra şu açıklamayı yaptı:

    “Bugün Muğla Barosu, İkizköy Akbelen Ormanı  ‘sathı müdafaa’ ya desteğe geldi. Ormanların yok edildiği yerlerde koronavirüsün en az 2,5 kat arttığının, hava kirliliğinin koronavirüs vaka ve ölümlerini 9 kata kadar arttırdığının  tespit edildiği; Çevre ekoloji mücadelesinin yaşama hakkı mücadelesi haline geldiği iklim krizi çağında, TBB çevre komisyonunu dağıtarak yaşama hakkı mücadelesinde avukatlık mesleğinin çatı örgütünü aktive etmemizi engelleyen  TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’na haykırdık; “ya avukatlık kanununun sana yüklediği  insan haklarını savunma görevini yerine getir ya da o koltuğu terk et.”

    PİRHA/MUĞLA

  • DAÇE, ÇED raporu için tarafsız bilirkişi heyeti kurulmasını istedi

    DAÇE, ÇED raporu için tarafsız bilirkişi heyeti kurulmasını istedi

    PİRHA- Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) avukatlarından İsmail Hakkı Atal, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminat altına aldığı adil yargılanma hakkı doğrultusunda Sinop Nükleer santrali ‘ÇED İPTAL’ davasının önümüzde ki günlerde yapılması planlanan keşfinin ertelenmesi ve akademik bilgileri, bilimsel ehliyeti yeterli yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti oluşturulması için mahkemeye başvurdu.

    Akkuyu Nükleer Santralinin yapımı öncesi hazırlanan ÇED raporunun iptali için Danıştay’a başvuru yapılmıştı.

    11.07.2016 tarihindeki keşifte ısrarla Akkuyu sahasının zemininin karstik boşluklar barındırdığını ifade etmelerine rağmen bilirkişi heyeti ve mahkeme talepleri dikkate almayarak zeminden karot almadan keşfi tamamlamış, reddedilen bilirkişilerin hatası sonucu, 2018 Temmuz ayında henüz 56.000 ton nükleer reaktör ağırlığı binmeden Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatında zemin betonu çatlamıştı.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminat altına aldığı adil yargılanma hakkı doğrultusunda Sinop Nükleer santrali ‘ÇED İPTAL’ davasının 7.06.2021 tarihinde yapılması planlanan keşfinin ertelenmesi ve akademik bilgileri, bilimsel ehliyeti yeterli yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti oluşturulması için mahkemeye başvurdu.

    Atal başvurusunda, “Bilirkişiler raporu ya okumadan imzalıyor ya da okumuşlarsa da bilimsel ehliyetlerinin ve akademik bilgilerinin eksik olduğu ortaya çıkıyor” diye değerlendirme yaptı.

    “BİLİRKİŞİLER DEPREMSELLİK İNCELEMESİ YAPMADI”

    Sinop nükleer ÇED raporu iptal davasında görevlendirilen ve daha önce Akkuyu nükleer davasında da görev yapan 7 bilirkişinin reddi talebinde bulunduklarını açıklayan Avukat Atal, tarafsızlığından ve bilimsel ehliyetinden şüphe duyduklarını belirttiği bilirkişilerle keşif yapılamayacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Hasan Çetin’in 2001 yılında Tübitak bildirisinde Akkuyu sahasının aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemiş Fay hattı uzantısında olduğu; ilki 38.000 yıl önce, ikincisi 28.000 yıl önce ve üçüncüsü 17.000 yıl önce olmak üzere her 10.000 yılda bir 7 şiddetinden büyük yıkıcı deprem olduğunu, ancak son 17.000 yıldır deprem olmadığı için tekrarlama periyodu 10.000 yılda bir olan bölgede, enerji birikiminin olduğu ve bölgede her an 7 şiddetinden büyük bir deprem olabileceğine ilişkin bilimsel delilleri de sunmamıza rağmen (Sinop davasında reddettiğimiz 7 bilirkişinin de bulunduğu) bilirkişiler karot almadıkları için depremsellik incelemesini de yapamamışlardır.”

    “500 MİLYON İNSANIN HAYATI İÇİN FELAKET OLUŞTURACAK”

    Yine keşifte deniz seviyesinin yükselmesi riskini ısrarla beyan ettiklerini reddettikleri bilirkişilerin büyük çoğunluğunun raporu okumadan imzaladığını söyleyen Atal, şunları aktardı:

    “Bu bilirkişilerin bilimsel ehliyetlerinin-akademik bilgilerinin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır.    Fukuşima faciasını ve deniz seviyesi kalıcı olarak yükseldiği takdirde Akkuyu nükleer santralinden Akdeniz ekosistemine karışacak radyoaktivitenin 500 milyon insanın hayatı için felaket oluşturacağı üzerine argümanlarımız sonrasında bilirkişi heyet raporunun 203. sayfası 24 no’lu paragrafında ‘(…) tsunami çalışmalarında bölgede en yüksek dalga boyunun 7 metre civarında olabileceği belirtildiği, bu durumun 10 metreyi aşmamasından dolayı tsunami riskinden söz edilemeyeceği, iklim değişikliği sürecinde deniz seviyesi yükselse bile tsunami oluşturacak bir seviyeye hiçbir zaman ulaşılamayacağı’  ifadesi kullanılmıştır.”

    “BİLİRKİŞİLİK GÖREVİNDEN MEN EDİLMELERİ GEREKİR”

    Avukat Atal, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Biz avukatların sosyal bilimci olarak bildiği ‘iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin kalıcı olarak yükselmesi riski tsunami nedeniyle deniz seviyesinin geçici yükselip geri çekilmesi farklılığını, 15 fen bilimci profesör bilirkişinin bilmemesi veya bilememesi söz konusu olamayacağına göre, heyetten birilerinin hazırladığı raporu diğer bilirkişilerin ya okumadan imzaladığı ya da okumuşlarsa da bilimsel ehliyetlerinin ve akademik bilgilerinin eksik olduğu ortaya çıkmaktadır.  Bütün bu hususlar doğrultusunda Akkuyu davasında görev yapan 15 kişilik bilirkişi heyeti (içinde Sinop Nükleer davasında görevlendirilen 7 bilirkişinin de olduğu) tarafımızca yüksek öğretim kurulu başkanlığına şikayet edilmiş, YÖK kanununun, ilgili maddeleri doğrultusunda cezalandırılmaları ve bilirkişilik görevinden men edilmeleri kararı alınması için şikayet ve idari başvuruda bulunulmuştur.”

    “BİLİMSEL EHLİYETİ YETERLİ YENİ VE TARAFSIZ BİR BİLİRKİŞİ HEYETİ TEŞKİL EDİLMELİDİR”

    Avukat Atal son olarak şunları kaydetti:

    “Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin teminat altına aldığı adil yargılama hakkı doğrultusunda  Sinop Nükleer santrali ÇED İPTAL davasının 7.06.2021 tarihinde yapılması planlanan keşfi ertelenmeli ve akademik bilgileri, bilimsel ehliyeti yeterli yeni ve tarafsız bir bilirkişi heyeti teşkil etmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)