Etiket: ismail tosun

  • Deprem bölgesinde doktor atanan yerde bina, hastane olan yerde ise doktor yok!

    Deprem bölgesinde doktor atanan yerde bina, hastane olan yerde ise doktor yok!

    PİRHA – Depremin yaşandığı illerde görev yapan hekimler, “Zor durumdayız” diyerek sağlık hizmetlerinde gelinen aşamaya dikkat çekti. Sağlık politikalarının plansız olması nedeniyle eleştirilerini sunan hekimler, “Birçok arkadaşımız istifa edip gidiyor. Yeni atanan kişiler dahi iki gün bile kalmadan gitmeye çalışıyor. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz” dedi.

    Maraş’ta 6 Şubat 2023’te dokuz saat arayla yaşanan 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler sebebiyle 11 şehir ağır yıkıma uğradı. Resmi rakamlara göre en az 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti ve toplam 122 binden fazla kişi ise yaralandı.

    İki büyük deprem sebebiyle 14 milyon kişi mağduriyet yaşadı. Tarihi yapılar da dahil 35 binden fazla bina yıkıldı ve 300 bine yakın bina da ağır hasar aldı. Bu ağır yıkımdan en çok etkilenen alanlardan biri de sağlık hizmetleri oldu. Çok sayıda sağlık emekçisi depremde yaşamını yitirirken birçok hastane de yerle bir oldu.

    AKP hükümeti, deprem sonrası doğal afet ve salgın gibi acil durumlarda uluslararası kuruluş ve ülkelerden yardım çağrılarını kapsayan en yüksek acil durum olan 4. seviye alarm ilan edildiğini açıklarken, Dünya Sağlık Örgütü, 3. seviye acil durum ilan etti.

    Depremin üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen bölgedeki sağlık hizmetlerinde çok büyük aksaklıklar yaşanmakta. Birçok ilde halen konteynırlarda sağlık hizmeti verilirken, sağlık personeli konusunda da büyük eksiklikler var.

    YATAK KAPASİTESİ 2400’DEN 1300’LERE DÜŞTÜ!

    Hatay Tabip Odası Başkanı Dr. Sevdar Yılmaz ile deprem sonrası sağlık hizmetlerinin durumunu konuştuk.

    Yılmaz, birinci basamak sağlık hizmetlerinde deprem öncesi 198 aile sağlığı merkezinin (ASM) olduğunu ancak şu an aktif olarak 132 ASM’nin çalıştığını belirtti. Dr. Yılmaz, deprem döneminde Antakya merkezde çalıştığı ASM’nin yıkıldığını, şu an Samandağ’da 4 tane konteynırdan oluşan bir ASM’de görevini yürüttüğünü söyledi.

    Hatay’daki 66 ASM’nin ya yıkıldığını ya da ağır hasarlı durumda olduğunu söyleyen Dr. Sevdar Yılmaz, şu bilgileri paylaştı:

    “Örneğin Antakya’da deprem öncesi 125 aile hekimi ve 125 hemşire varken şu an 80 hekim 57 civarında hemşire bulunuyor. 67 Hekim depremde hayatını kaybetti, bunların beşinin cesedine ulaşılamadı.

    Şu an aile hekimlikleri, birçok yerde konteynırda çalışıyor. ASM’lerin birçoğunun da hemşire ve sağlık personeli gibi sıkıntıları var. Bu durum tabii ki aşılara da yansıyor. Örneğin aşılarla ilgili ulaşılması gereken sayılara bu nedenlerle ulaşamıyoruz.

    1. Basamak sağlık hizmetleriyle ilgili şu ana kadar devletin yapabildiği hiçbir ASM yok. Konteynırlarda çalışan personellerle ilgili şu sıkıntılar oluyor; hastaların örneğin bir bekleme alanı yok. Yazın sıcakta kavruluyorlar, kışın da yağmurda ve çamurda beklemek durumundalar. Özellikle hemşire eksikliği nedeniyle aşılarda ulaşılması gereken sayılara ulaşılamıyor.

    2. Basamak sağlık hizmetlerine gelince, depremle beraber aynı gün içerisinde 6 tane devlet hastanesi 6 tane de özel hastane kullanılamaz duruma geldi. Antakya ve Defne’de deprem öncesinde yoğun bakımlar hariç hasta yatakları bakımından 2400’ün üzerinde kapasite vardı. Deprem sonrası Defne Hastanesi açıldı, 3 gün önce de Hatay eğitim ve Araştırma Hastanesi açılışı yapıldı. Toplam yatak kapasitesi şu anda 1320 civarında. Tabii ki iki hastanenin açılmış olması güzel ama yatak kapasitesi bakımından baktığınızda 2.400’den 1300’e düşmüş durumda.

    Son yapılan hastanelerin depreme dayanıklı, çelik konstrüksiyondan, yüksek olmayan şehir hastaneleri gibi bir yapı şeklinde inşa edilmiş olması da olumlu. Çünkü çok büyük hastanelerin depremde başımıza ne iş açtığını gördük. Hatta eğitim ve araştırma hastanesi şehir merkezinden uzaktı, bazen ambulanslar enkazdan çıkartılan yaralıyı 4 saatte yetiştiremedi. Hastaneleri şehir merkezlerine yakın şekilde insanların erişimine daha yakın yerlere kurulmasını olumlu buluyoruz.”

    YENİ ATANAN DOKTORLAR DA DEPREM BÖLGESİNDE KALMIYOR!

    Adıyaman Tabip Odası Başkanı Dr. İsmail Tosun da deprem sonrası sağlık hizmetlerinin hiçbir şekilde normale dönmediğini ifade etti. Depremler nedeniyle Adıyaman’da 119 sağlık emekçisinin yaşamını yitirdiğini belirten Tosun, göz, dahiliye, KBG ve psikiyatri bölümlerinde ciddi yetersizliklerin olduğunu söyledi. Tosun, Adıyaman’daki sağlık emekçilerinin üzerinde çok fazla iş yükü olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Adıyaman’daki 40 aile hekimliği birimi konteyner da hizmet veriyor. Emekçilerin üzerinde çok fazla iş yükü var. Buna rağmen ücrette bir iyileştirme yok. Şehirde kiralık ev bulma bir sorun. Ek bir ödeme de yok. 20 metrekarelik konteynırda yaşayan çok sayıda sağlık çalışanı var. Aile hekimliği sisteminde tavan ücret ödemesi; yani performans uygulaması bu ay kalkıyor. Sağlık çalışanları bu aydan sonra tekrardan performansa tabiler.
    Hükümet buralara yönelik hiçbir şey yapmadığına göre halen giderlerse gitsinler pozisyonunda. Zaten birçok arkadaşımız da istifa edip gidiyor. Yeni atanan kişiler dahi iki gün bile kalmadan gitmeye çalışıyor.”

    “HASTANE İNŞAATLARI HALEN BAŞLATILAMADI”

    Maraş Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli ise görev yaptığı ilin depremden çok ağır etkilendiğinin altını çizdi. Tiyekli, sağlık alanının ciddi anlamda zarar gördüğünü belirterek bir yılın ardından şehirdeki tabloyu şu sözlerle özetledi:

    “Zaten çok da yeterli olmayan yatak sayımız deprem nedeniyle ciddi anlamda düşüş yaşadı. 600 yataklı ana hizmet binamız deprem nedeniyle hizmet dışı kaldı. Bina yıkılmadı ama sağlık hizmeti verilemeyecek duruma geldi. Bunun dışında iki özel hastane de aynı şekilde devre dışı kaldı. Yine Türkoğlu İlçe Devlet Hastanesi de devre dışı kaldı. Yani Maraş’ta çok ciddi bir yatak ihtiyacı doğdu. Örneğin anjiyo ünitesi, kardiyo cerrahi veya yoğun bakımda sıkıntı yaşandı. Çünkü ortada bir ünite olarak hastane yok. Örneğin Hatay’da depremden sonra bir hastane yapılırken Kahramanmaraş’ta bu inşaatlar halen başlatılamadı. Yani halen bir devlet hastanesi planlaması olduğu söyleniyor ancak ne zaman biteceği belli değil. Depremin ilk günlerinde bin yataklı büyük bir hastanenin planlandığı ifade edilmişti ama şu anda o hastane de ertelendi gibi duruyor.

    DOKTOR ATANIYOR ANCAK ORTADA BİNA YOK!

    Maraş’ta yıkılan ve hala ağır hasar nedeniyle konteynırlarda hizmet veren ASM’lerin olduğuna işaret eden Dr. Lütfi Tiyekli, bu konuda yeterli bir ilerleme kaydedilmediğini de söyledi. Diğer yandan deprem sebebiyle hem ülke içinde hem de ülkeler arası hekim göçü devam ediyor. Hayat pahalılığı nedeniyle hekimlerin Maraş’tan ayrıldığını belirten doktor Lütfi Tiyekli şu izlenimlerini de paylaştı:

    “Özellikle hekim ve diğer sağlık çalışanları, maddi olarak çok iyi durumda değiller. Emeklerinin karşılığını alamamaktalar. Deprem öncesinde Kahramanmaraş, hayat pahalılığı anlamında nispeten Türkiye’ye göre ucuz bir yerdi. Eskiden bir birim olan kiralar şimdi 5 birim olmaya başladı. Ciddi anlamda hayat pahalılığı oluştu. Konut bulmada ciddi sıkıntılar yaşanıyor. O nedenle buraya gelen insanlar maddi olarak yıpranıyor. Deprem nedeniyle oluşan stresten veya insanların deprem korkusu yaşaması nedeniyle dışarı giden birçok arkadaşımız oldu. Bunu iş, hayat ve deprem stresine de bağlayabilirsiniz. Sonuç olarak arkadaşlarımız buradan gittiler. Bununla birlikte yeni doktor arkadaşlar da geliyor ama bu defa da çalışacak yer bulamıyorlar. Çünkü ortada bina yok. Öyle de bir handikabımız var. Bununla birlikte üniversite hastanemiz de var. Ancak oradaki öğretim görevlileri de şehirden ayrılmak istiyor. Şehir hastanemizde yeterince doktor var ama bina yok, KSÜ Tıp Fakültesi Hastanemizde ise bina var ama yeteri kadar iş gücü yok.

    Özellikle Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay ve Malatya’da yaşayan hekimlere ciddi anlamda pozitif ayrımcılık yapılması lazım. İnsanlar burada hem depremzede oldular, şimdi ise depremin artçılarıyla maddi konularda çok ciddi sıkıntılar yaşıyor. Çünkü buradaki hayat beklenenden de çok daha fazla pahalı hale geldi. Bu konuda özel bir kanun çıkartılmalı. Hekimlerim buradan gitmesinin önünün kesilmesi lazım. 1. Basamakta çalışan aile hekimlerinin de çok ciddi sıkıntıları var; nüfus başına para alınıyordu, şu an il içi göç çok fazla. Bu arkadaşlarımızın gelirleri de ciddi anlamda düşecek. Bunun için de cumhurbaşkanı, bizler için 1 yıllığına ücretlere taahhütname getirmişti. Bu sürenin uzatılması gerektiğini düşünüyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Adıyaman Tabip Odası Başkanı Tosun: Hava kirliliği had safhada, bakanlık kayıtsız-VİDEO

    Adıyaman Tabip Odası Başkanı Tosun: Hava kirliliği had safhada, bakanlık kayıtsız-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman Tabip Odası Başkanı İsmail Tosun, depremin üzerinden 7 ay geçtiğini ancak Adıyaman’da su ve barınma sorunun devam ettiğini belirtti. Hava kirliliğinin Adıyaman’da had safhada olduğunu vurgulayan Tosun, yeterli hijyenin sağlanmamasında kaynaklı salgın hastalıklarının artacağına dikkat çekti.

    6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen depremlerinin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Adıyaman’da yaşam yeniden kurulmaya çalışılırken, iktidarın 8 aylık pratiği tepki topluyor.

    Ağır hasarlı binaların kaldırılma işlemleri toz bulutlarına yol açarken, halkın sağlığını da olumsuz etkiliyor. Barınma, eğitim, sağlık alanında sorunlar büyürken, kışın yaklaşması yurttaşlardaki endişeyi arttırıyor.

    “SULARLA İLGİLİ BÜYÜK PROBLEMLERİMİZ VAR

    Adıyaman Tabip Odası Başkanı İsmail Tosun, depremin üzerinden geçen 7 ayı değerlendirdi.

    Depremden sonra birçok sorununun yaşandığına ve devam ettiğine işaret eden Tosun, “Özellikle sağlık, eğitim, suda, çevre sağlığında, birçok sorun vardı. Konaklama yerleri, yerleşim yerleri, insanların barınma sıkıntıları gibi birçok sıkıntılar vardı. Öncelikle geçici konaklama yerleri kuruldukça çadır kentlere geçildi. Şimdi konteyner kentlere geçiliyor. Sayı yeterli mi değil. Hala dışarıda kalan, çadırlarda yaşamaya devam eden vatandaşlarımız var. Sularla ilgili büyük problemlerimiz var. Adıyaman Türkiye’nin en güzel içilebilir sularına sahipti. Musluktan direkt su içebilecek durumdaydık ama 8 aydır hala musluklardan su içilemiyor” dedi.

    “TEMİZ SU BULAMIYORUZ”

    Ağır hasarlı binaların yıkımının devam ettiğini ve yıkım devam ettikçe su hatlarına hasar verdiğinin altını çizen Tosun, “Ondan dolayı şehir şebekesine bulaş olduğu ve mikrop bulaşabileceği için hala suyun içilmesi sakıncalı. Ağır hasarlı yıkılan binalara giden su hatlarının kapatılması ile bu sorun çözülebilir ama 8 aydır maalesef buna bir çözüm bulamadılar” diye konuştu.

    “Adıyaman merkezde çok salgın bir hastalık görmedik ama Besni ve Gölbaşı ilçelerinde ilçelerimizde bir salgın oldu, hatta hastanelik olan çocuklarımız oldu” diyen Tabip Odası Başkanı Tosun, “Merkez ilçede kadın doğum, çocuk ve 400 yataklı Eğitim Araştırma Hastanesi Eğitim Araştırma hastanemiz vardı. Eğitim Araştırma Hastanemizin az hasarlı olduğu söylendi, tadilatları yapılıp çalışmalarına başlandı, hala çalışmalar devam ediyor. Kadın Doğum ve Çocuk Hastanemiz ağır hasarlı. Kesinlikle orada faaliyet gösterilmiyor ama onlar da 400 yataklı hastanenin içine geçtiler orada faaliyet göstermeye çalışıyorlar” bilgisini paylaştı.

    “SAĞLIKÇI YETERSİZ”

    Deprem sonrası sağlık emekçisi konusunda sıkıntı yaşandığını aktaran Tosun, “Personel kesinlikle yetmiyor tayine giden çok arkadaşımız meslektaşımız oldu. Maalesef bakanlık, giden personelin yerine tam olarak dolduramadı. Şu an bulunan hekim sayısı merkez nüfusun ihtiyacına cevap verecek durumda değil” diye konuştu.

    “HAVA KİRLİLİĞİ HAD SAFHADA”

    Hava kirliliğinin had safhada olduğuna dikkat çeken Tosun, şunları ifade etti:

    “Şehirde gezerseniz görürsünüz göz gözü görmeyen yerler var. Şehirde yerinden ayrıştırma yapılıyor, bu kesinlikle yasak. Yerinde ayrıştırma yapılmaması lazım. Ama devletin kestiği cezalar adamın maliyetinden çok az olduğu için cezayı ödeyip yerinden ayrıştırmaya devam ediyor, bu da tozların kalkmasına sebep oluyor. Eski binaların çatı yalıtım sistemlerinde kullanılan asbest tozları lifleri havada asılı halde kalıyor, bu da ileride akciğer kanserine sebebiyet verecektir.

    Adıyaman Tabip Odası olarak bu toz ölçme numunelerini aldık, şu an inceleme aşamasında, onların da sonuçları çıktığında havadaki ve tozdaki asbest miktarını ve silika miktarının var veya yok olduğunu kamuoyuyla paylaşacağız. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının en baştan beri bunu yapıp ona göre önlem alması gereken bir durumdu ama bakanlık bu işlere kulakları tıkanmış durumda. O nedenle inisiyatif almak durumunda kaldık ki bunları da bilirsiniz buralarda maliyetli işler. Onları karşılayabilmek, yapabilmek ancak bizim emeklerimizle oldu.”

    “SALGIN HASTALIKLAR ARTACAK”

    Okulların birleştirilmesinden kaynaklı sınıf mevcutlarının 60’ı bulduğunu dile getiren Tosun, “Çok sıkıştırılmış bir duruma getirildi. Orada solunum yolları enfeksiyonu çok hızlı bir şekilde yayılacak ve özellikle korananın tekrar yeni varyantının çıkmasıyla beraber bu tarz bir tehlike başlıyor. Onunla beraber okul çağı çocuklarının beslenme yetersizlikleri görülmeye başlandı. Okul denetimleri nüfus mevcudu arttıkça öğretmen gözetimleri azalacak, bit uyuz, grip, covit gibi hastalıklar muhakkak artacaktır. Çünkü memlekette çok fazla su olmadığı için hijyene de çok fazla dikkat edemiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Kamil Murat DEMİR-Cebrail ARSLAN/ADIYAMAN