Etiket: ismail yıldırım

  • İstanbul Ataşehir’de okullara cuma namazı talimatı!

    İstanbul Ataşehir’de okullara cuma namazı talimatı!

    PİRHA- Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okullara gönderdiği talimatla ders saatlerinin cuma namazına göre düzenlenmesini istedi. Ayrıca okullarda cuma namazı kılınacak koşulların oluşturulması talimatı da verildi.

    AKP’nin ‘dindar nesil’ projesiyle eğitimdeki gericileşme devam ediyor. “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi” ile okullara imamların girmesinin önünü açılıp din dersleri arttırılırken, şimdi de ders saatleri cuma namazına göre düzenledi.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, 31 Ekim’de İstanbul’daki Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Yıldırım’ın imzasının yer aldığı ve okullara gönderdiği yazıda şu talimatlar sıralandı:

    *Cuma günleri öğle tatili araları cuma namazı saatine göre ayarlanacak.

    *Ders programı çizelgeleri cuma namazı saati ile çakışma olmayacak şekilde düzenlenecek.

    *Eğitim öğretim faaliyetlerinde herhangi bir aksaklığa meydan vermeden gerekli tedbir alınarak cuma namazı gitmek isteyen yönetici, öğretmen ve diğer personele gerekli kolaylık sağlanacak.

    *Özellikle lise düzeyindeki okulların mescitlerinde cuma namazı kılınmasıyla ilgili ihtiyaçlara cevap verilebilecek şartların oluşturulmalı ve gerekiyorsa İlçe Müftülüğü veya imam hatip liselerimizle işbirliği yapılmalı.

    *Okulda cuma namazı kılınacak şartlar oluşturulamıyorsa cuma namazına gitmek isteyen öğrencilerden veli izin dilekçesi alınarak cuma namazına gidişlerinde izin verilmeli.

    DAVUTOĞLU’NUN GENELGESİ

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube’nin Hukuk Sekreteri Çayan Çalık, okullara gönderilen yazıya tepki gösterdi. Laik eğitimin saldırı altın olduğunun altını çizen Çalık, “Ataşehir Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yazısında bir yönetmelik ve iki genelge dayanak gösteriliyor. Bu iki genelge 2016 tarihinde yani 7 sene önce yayınlanmış. Milli Eğitim Müdürü’nün bu genelgeler ile okullara hatırlatmada bulunması, cuma namazına göre eğitim planlamasının yapılmasını istemesi, aslında son zamanlarda ÇEDES projesiyle de ortaya çıkan, hukuk normlarını yok sayan ve yasal dayanağı olmayan bir adım. Anayasamızda laiklik ilkesi tanımlanmış olmasına rağmen görüyoruz ki laiklik ilkesi yok sayılarak 2016’da dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun genelgesi ile laik eğitimin kırıntıları dahi yok ediliyor. Bunu Eğitim Sen olarak kınıyoruz. Yazıların altında imzası olanlar hakkında soruşturma açılmalı ve yazılar geri çekilmeli” dedi.

    ÖĞRENCİLER AÇ KALIYOR

    Cuma saatine göre ders planlamasının aynı zamanda çocukların beslenme saatlerini etkileyen sonuçlar ürettiğine de dikkat çeken Çalık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öğrencilerin beslenme saati cuma saatine denk geldiği için öğrenciler aç kalmakta, sağlıklı beslenmelerine engel olmakta, çocukların yüksek yararı göz ardı edilmektedir. Ayrıca mevcut genelgeler öğrencileri kapsamamaktadır ve kamu personelleriyle ilgili düzenlemelerle sınırlıdır. Bu genelgeler ile öğrencilere yönelik uygulamalar tamamen keyfidir. Son zamanlarda genelgeler hukuk normlarına uymayan kanuni dayanaklardan yoksun fiilen yönetme çabasının ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dava konusu yapılamaması nedeniyle de AKP hükümetleri ve saray rejimi tarafından sıkça kullanılmaktadır. Eğitim Sen olarak bu dayatmaların karşısındayız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ADFE Başkanı Celal Fırat ile gazeteci İsmail Yıldırım, Mucur’da trafik kazası geçirdi!

    ADFE Başkanı Celal Fırat ile gazeteci İsmail Yıldırım, Mucur’da trafik kazası geçirdi!

    PİRHA – Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat ile ADFE çalışanı gazeteci İsmail Yıldırım, geçirdikleri trafik kazası nedeniyle yaralandılar.

    ADFE Genel Başkanı Celal Fırat ile ADFE çalışanı gazeteci İsmail Yıldırım, Hacıbektaş ilçesine giderken Kırşehir’in Mucur ilçesinde trafik kazası geçirdi.

    Şerit ihlali yapan bir sürücünün, Celal Fırat kontrolündeki aracın önüne kırması sebebiyle yaşanan kazada Celal Fırat’ın kolunda kırık oluşurken, İsmail Yıldırım’ın da kaburgalarında zedelenme oluştu. Fırat ve Yıldırım, hastanede yapılan tedavi işlemleri ardından taburcu edildi.

    Yaşanan kaza sonrası Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok, Celal Fırat ile birlikte fotoğraf çekilerek, “Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanımız Celal Fırat dede Hacıbektaş’a gelirken Mucur ilçesinde trafik kazası geçirmiştir. Kolundaki kırıktan dolayı alçıya aldırdık. Şu an durumu gayet iyi. Bununla geçmiş olsun” mesajını paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eylemlerini sonlandıran TV10 çalışanları: Televizyonu alamadık ama haksızlığı deşifre ettik – VİDEO

    Eylemlerini sonlandıran TV10 çalışanları: Televizyonu alamadık ama haksızlığı deşifre ettik – VİDEO

    PİRHA – Önce televizyonları karartılan ardından da lokmalarla kurdukları kanallarının tüm eşyalarına el koyulan TV10 çalışanları 82 haftadır yağmur çamur, sıcak soğuk demeden, kimi zaman 3 kişi ile bile olsa eylemlerini sürdürdü. TV10 çalışanları eylemlerini lokmalarını dağıtıp mücadele çağrısı yaparak sonlandırdı.

    Her hafta cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda buluşan TV10 çalışanlarının eylemi bugün sonlandı. Yeniden ve son defa lokmaları ile Galatasaray Meydanı’na gelen TV10 çalışanları ve onları destekleyenler  ‘Alevilerin sesi susturulamaz’ dedi.

    Eyleme Munzur Çevre Derneği üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi üyesi Sezgin Kartal, Hubyar Sultan Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, 25. Dönem HDP Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, Alevi Kültür Derneği Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş, insan hakları aktivisti Nimet Tanrıkulu, Hubyar dedelerinden Erdoğan Sezer, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eski yöneticisi Gülizar Taşbilek, Cumartesi insanları, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile çok sayıda insan destek verdi. Tutuklanan TV10 kameramanı Kemal Demir’in eşi de 8 aylık bebeği ile eyleme geldi.

    “TV10 TOPLUMSAL DAYANIŞMANIN EN İYİ ÖRNEĞİ”

    TV10 çalışanları adına basın açıklamasını TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin okudu. Kişin, 82 haftadır bu meydanlarda seslerini yükselttiklerini söyleyerek, “Darbe girişimini ‘Allah’ın lütfu’ olarak değerlendiren mevcut iktidar muhalif olan, eşit yurttaşlık ve demokratik haklar temelinde mücadele yürüten tüm toplumsal kesimleri susturmayı, elde ettiği kazanımları gasp etmeyi esas aldı. Alevi toplumunun, toplumsal dayanışmanın en iyi örneklerinden biri olan lokma kültürüyle kurduğu TV10 da bu saldırı dalgasından nasibini aldı” dedi.

    Tüm başvuru ve girişimlere rağmen şu ana kadar hangi gerekçeyle kapatıldıklarını bilmediklerini aktaran Kişin, hukuki sürecin işletilmemesi ve hiçbir mahkemenin sorumluluğu üstlenmemesine tepki gösterdi.

    TUTUKLU GAZETECİLER

    Televizyonun kapatılmasının yanı sıra TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu üyesi Velihaydar Güleç ile kameraman Kemal Demir’in asılsız iddialarla gözaltına alınarak tutuklandığını da hatırlatan Kişin, “Basın kuruluşlarının tespitlerine göre şu anda cezaevlerinde 170’i aşkın gazeteci bulunmaktadır. Toplumun haber alma hakkı, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından dünyada bunun bir başka örneği yok. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün bir hafta önce yayınladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, Türkiye 2018’de bir önceki yıla göre iki basamak gerileyerek 180 ülke arasında 157’nci sırada yer aldı” ifadelerini kullandı.

    82. HAFTADIR NEDEN BURADAYDIK?

    Kişin, 82 hafta önce çalışanlar olarak bu protesto eylemini neden gerçekleştirdiklerini şöyle sıraladı:

    • Biz Alevi gazeteciler olarak düşünce ve ifade özgürlüğüne, toplumun haber alma hakkına dönük bu haksız uygulamaya sessiz kalmanın doğru olmayacağını düşündük. İsterdik ki kapatılan diğer radyo, televizyon, gazete, internet siteleri ve ajanslar hatta basın sendika ve örgütleri de yanımızda yer alıp bu mücadeleyi yürütebilseydi. Bizler bu meydanda 82 haftadır o meslektaşlarımız adına da söz söylüyoruz.
    • 30’u aşkın çalışanı ve çok sayıda programcısı olan televizyonumuz bir gece ansızın karartılınca hepimiz kendimizi işsizler ordusu içinde bulduk. Sosyal ve Sağlık güvencemiz elimizden alındı. Gasp edilen bu ve benzer haklarımız karşısında sessiz kalamazdık.
    • Bizler de Aleviydik ve TV10 toplumumuz için olduğu gibi bizim için de asimilasyonla yüzyüze olan inancımızı öğrenmek açısından bir okul gibiydi. Okulumuzun kapatılmasına sessiz kalamazdık.
    • OHAL rejimi adı altında her sabah bir KHK ile uyanır olduk. Bu kararnamelerle toplumsal yaşam zehirlenirken bizim gibi on binlerce insan işinden oldu. İnsanların işinin elinden alındığı, hapsedildiği, can güvenliğinin olmadığı ve çareyi yurt dışına gitmekte bulduğu bir Türkiye’den hoşnut olamazdık.

    “ALEVİ GAZETECİLER ÜZERİNE DÜŞENİ YAPACAK”

    Tüm bu ve benzer nedenlerle bu meydanda olduklarını ifade eden Kişin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Belki televizyonumuzu geri alamadık ama kötü olan, yanlış olan, haksız olan birçok şeyi bu meydanda deşifre ettik. Bizi yalnız bırakmayan Alevi toplumu ve örgütleri ülkenin gidişatına dair bu meydanda sözünü söyledi. Sivil Toplum örgütleri, basın örgütleri, çevreciler, cumartesi anneleri, siyasi partiler ve tek tek bireyler de bu meydanda sözünü söyledi.
    Bir haksızlığa dikkat çekmek, Alevi toplumunun sesinin kısılamayacağını haykırmak, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların son bulmasını istemek için bu meydanda olduk. Bu eylemle murad ettiğimizi önemli oranda başardığımıza inanıyoruz.
    Gazete binalarının bombalandığı, gazetecilerin ensesinden vurulduğu bir geçmişi geride bıraktı Özgür Basın. İnanıyoruz ki bu karanlık günleri de geride bırakacaktır. Su akıp yatağını bulacaktır. Biz Alevi gazeteciler de bu yatağın içinde üzerimize düşen rolü oynayacağız.”

    Kişin son olarak eyleme 82. haftadır katılıp destek veren herkese teşekkür ederek, cezaevindeki Veli Büyükşahin, Velihaydar Güleç ile Kemal Demir şahsında cezaevlerindeki tüm gazeteciler ve tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyelerini selamladı.

    “DİRENİŞ GELENEĞİ KALO BELADAN GELİYOR”

    Açıklamanın ardından eski TV10 çalışanı İsmail Yıldırım da söz aldı. Yıldırım, Alevi basın mücadelesinin son bulmayacağını söyleyerek, tutuklanan Veli Haydar Güleç, Kemal Demir ve Veli Büyükşahin’in onurları olduğunu belirtti ve mücadeleye devam edecelerini vurguladı.

    Ardından TV10 pprogramcısı Ali Şeker de bu direnişin kalu beladan geldiğini, hiçbir düzene teslim olmadıklarını söyledi. Son sözünü ise Seyit Rıza’nın, “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu, ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” sözleriyle sonlandırdı.

    “TV10 ALEVİLERİN LOKMALARIYLA KURULDU”

    Şeker’in ardından Alevi Kültür Derneği Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynel Odabaş konuştu.

    82 haftadır hak ve hakikatin sesini susturan bu düzene karşı Alevilerin burada direndiklerini söyleyen Odabaş, “TV10 belki ekranlarda karartabilirsiniz ama hiç bir zaman Alevilerin helal lokmalarıyla kurulan, emekçilerini işsiz bırakarak, çalışanlarını tutuklayan zihniyet bunu bilmelidir ki bizleri tutsak alsanız da bizleri zindana atsanız da yüreğimizdeki sesi susturamazsınız” dedi. Odabaş, KHK ile kapatılan TV10’nun Can Tv ve Yol Tv’de can bulacağını söyledi.

    Konuşmaların ardından Hubyar Ocağı’ndan Erdoğan Sezer’in gülbengiyle lokmalar dağıtıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi çalıştayında ‘Alevi Medya Platformu’ kurulması önerildi-VİDEO

    Alevi çalıştayında ‘Alevi Medya Platformu’ kurulması önerildi-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir Edremit’te bir araya gelen Alevilerin yaptığı program taslağı çalıştayı üçüncü gününde Aleviler ve Basın Yayın (Peyik) program taslağı açıklandı. Taslak raporda, önümüzdeki gelecek 30-40 yıllık süreçte, Alevi-Bektaşi örgütlerinin medya alanındaki çalışması nasıl olması gerektiğine dair öneriler sunuldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir Edremit’te bir araya gelen Alevilerin yaptığı çalıştay üçüncü gününde de devam ediyor.

    Çalıştayın ilk gününde (9 Mart) 12 farklı odada farklı konular tartışıldı. Bu konular üzerinde hazırlanan program taslak rapor halinde sunuluyor.

    Aleviler ve Basın Yayın (Peyik) odasında Aydın Deniz, Ahmet Koçak, Turabi Kişin, Fuat Ateş, Haydar Aygören, Recai Aksu, Nilgün Mete Muslu, Hüseyin Kelleci, İsmail Yıldırım tarafından yapılan toplantının program taslak raporu Aydın Deniz tarafından sunuldu.

    Deniz, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun en zayıf olduğu alanlardan birisinin medya olduğunu söyledi. Deniz, “Mevcut iktidar, kendisi gibi düşünmeyen, kendisinden yana olmayan medya kurumlarını OHAL bahanesiyle kapattı. Bilindiği üzere sistem bir topluma müdahale etmek istediğinde ilk yaptığı işlerden biri onun kendisini ifade edebileceği araçları ortadan kaldırdı” dedi.

    “ALEVİLERİN SESLERİNİ DUYARACAK KANALLAR KALMADI”

    OHAL sürecinde basına saldırıda Alevilerin de nasibini aldığını dile getiren Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İktidar, kendi siyasi görüşüne karşı olan tüm muhalefeti etkisiz hale getirmek için bütün olanaklarını kullanıyor. Televizyon kanalları, radyolar, gazeteler, dergiler ve internet siteleri kapatıldı. Geri kalan ana akım medya kontrol altına alınarak, hep birden hükümetin ağzı ile konuşmaya zorlandı.15 Temmuz darbe girişimin ardından Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) aralarında Yol TV, TV10, İMC TV ve Hayatın Sesi TV’nin de bulunduğu birçok radyo ve TV kanalını kapattı. OHAL rejimi ile kapatılan bu kanalların bazılarında Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun kültürel, inançsal değerlerine yönelik yayınlar yapılıyordu. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumu bugüne kadar ne yazık ki, bu kanalların dışında sesini duyuracak bir mecra bulamamıştı. Şimdi bu kanalların kapanmasıyla sesini duyuracak hiçbir olanağı kalmadı.”

    Mevcut iktidarın ve geleneksel devlet anlayışının asimilasyon politikalarına karşı direnmek için medya araçlarına ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Deniz, bu nedenle gazete, dergi, TV, radyo vb. medya araçlarının acilen örgütlenmesine ihtiyaç var. Bu aynı zamanda Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancının kendi değerlerinin ısrarlı savunucusu olması anlamına da gelecektir. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun medya alanındaki zayıflığı ortadayken maalesef elle tutulur bir basın-yayın politikasının olmadığı da bir gerçek” dedi.

    “İNKAR EDELİN DİLLER, İNANÇLAR VE HALKLAR ALEVİDİR”

    Deniz, Alevi inancının özgünlükleri esas alınarak dikkat edilmesi gereken temel ölçüleri şöyle sıraladı:

    • Bu anlamda Alevi basın yayın çalışmalarında yer alan biz gazetecilerin önceliği Yol’a hizmet ise o zaman Yol’a doğru başlamamız lazım. Bir anlamda kültürel, ideolojik, düşünsel, felsefi, vicdani ve ahlaki olarak Yol’a girmemiz, yolu yaşamamız gerekir. Çünkü başkalarının gösterdiği yoldan yürürseniz, kendi istediğiniz yere değil, onların istediği yere varırsınız.
    • Toplumumuzun tarihsel gerçekliğine baktığımızda çoğulcudur. Her rengin, her inancın, her dilin, her etnik yapının bir arada yaşamasına açık bir toplumdur. Demokratik karakterini buradan alır. Tekçiliği reddeder. İnkarı, asimilasyonu reddeder. Asgari düzeyde de olsa bu karakteri benimsememiş bir gazeteci ya da yayın kuruluşu Alevi toplumunun gazetecisi olarak kabul görmemelidir.
    • Toplumumuz barışçıldır. Tarih boyunca kendi kendisine yeten ve kendi emeğini esas alan bir toplum olarak savaşlara, talanlara, sömürü politikalarına karşı durarak varlığını sürdürmüştür. Alevi gazeteciliği toplumumuzun bu özelliğini görmek ve bunu doğru içselleştirmek durumundadır. Aksi durumda resmi ideolojilerin kalemşoru olmaktan kurtulamaz.
    • Türkiye’nin etnik ve inanç temeli sorunları demokratik yöntemlerle çözülmediği müddetçe Türkiye’deki hiçbir soruna çözüm üretilemiyor ve kangren yaygınlaşıyor. İnancımızın demokratik barışçıl karakteri gereği bu sorunların demokratik yöntemlerle çözümünden yana bir yayıncılık yapmayı gerektirir. Aksi takdirde ırkçı, inkarcı ve asimilasyoncu politikalara hizmet etmekten kendimizi kurtaramayız.
    • İnancımızın karakteri gereği her türlü iktidar özentisi ve hastalığından uzak, saygın ve mütevazı bir yayıncılık esas alınmalıdır.
    • Ana akım medyayı esas alan bir gazetecilik onun kötü bir karikatürü olmaktan kendisini kurtaramaz. Gücü şaşaalı teknikte, popüler kültür ve kişilerde arayan ‘Alevi gazeteciliğinin’ büyük paralara rağmen tutmadığını geride bıraktığımız tarih bize gösterdi. Bize ait olmayanı bize aitmiş gibi göstermenin de sonuç vermediğini gördük. O halde bize ait olana yönelmek, onu görünür kılmak, ondan utanmamak, tam tersine onur duymak gerekir.
    • İnancımızın en değerli özelliklerinden biri de kendi dışındaki varlıklara saygılı olması, onlarla birlikte yaşamayı bilmesidir. Varlığını diğerinin varlığına borçlu bulmasıdır. Önce evrendeki tüm varlıklar için dua ettikten sonra kendisi için dua eden bir felsefenin yayıncılığını yapacaksak; çevre, çocuk, kadın bizim için Alevidir. İnkar edilen diller, inançlar ve halklar bizim için Alevidir. Emek mücadelesi Alevidir. Bu ve benzeri kesimleri ilgilendiren bütün sorunlar yayın politikamızın merkezinde yer almalıdır.

    “ALEVİ MEDYA PLATFORMU”

    Tüm demokratik kurumların kaynaklarını birleştirecek ortak ve tek bir medya çalışmasının esas alınması gerektiğini vurgulayan Deniz, bunun için bir ‘Alevi Medya Platformu’ şeklinde bir çalışma yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

    Deniz, basın yayın, belgesel, sinema vb. alanlarda inancın ihtiyaçlarına hizmet vermeye çalışan tek tek bireylerin ve kurumların teşvik edilip çalışmaları sahiplenmesi gerektiğini vurguladı.

    Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Gençlerin ve kadınların medya çalışmalarına katılmaları teşvik edilmeli, katkıları mutlaka alınmalıdır.

    Demokratik örgütlerimiz için mali kaynak yaratmak ise taliplerin gücünü seferber etmek demektir.

    Demokratik örgütler, devlet, belediye ya da Alevi işadamlarının(!) desteğine, modern deyişle ‘sponsorluğuna’ dayanarak istikrarlı ve sürekli bir medya çalışması yapamaz. Yapılacak tüm bağışlar, alınacak karşılıksız yardımlar her hangi bir siyasi yük ya da kısıtlama taşımaları kaydıyla, ancak taliplerin kuruş kuruş biriktirdiği kaynaklara ek olabilir.

    Örgütler yayınlar ve medya için taliplerin ihtiyaçlarını yanıtlarken onların katkılarını almayı başarmalıdır. Bu, tüm örgütlerin somut, günlük çalışmasının bir parçası haline gelmelidir. Abone kampanyaları, yayın satışına yönelik toplantılar, imza günleri, film gösterileri, vb. örgütlerin düzenli çalışması haline gelmelidir.

    Demokratik örgütlerde, taliplerin kuruş kuruş biriktirdiği fonların çarçur edilmemesi gerekir.

    YAYINLARIN YÖNETİMLERİDE BAĞIMSIZLIK

    Alevi-Bektaşi-Kızılbaş örgütlerinin kendi yönetim kurullarından bağımsız çalışan yayın yönetim ya da editörlük kurulları olmalıdır.

    Yönetim kurulları, yayınların hedeflerini ve çalışmalarının en genel çerçevesini çizmeli, yıllık bütçelerini hazırlamalıdır.

    Alevi-Bektaşi-Kızılbaş örgütlerinin yönetim kurulları, yayın yöneticilerini, editörlük kurullarını demokratik yöntemlerle seçmeli ve atamalıdır.”

    ALEVİ MEDYASINDA ESAS ALINMASI GEREKENLER

    Deniz, Alevi medyasında esas alınması gereken noktaları ise şöyle sıraladı:

    “Tek bir görüşün değil, her konuda en iyi ifade eden, katkı yapanların yayınlara katkı yapması amaçlanmalı, çoğulculuk esas alınmalıdır. Sansürcülük, görüşleri bastırmak ya da müdahale etmek söz konusu olmamalıdır.

    Türkiye’de yayınlar ve yayıncılar üzerinde süregiden baskıların ölçeğini dikkate almak zorunludur. Bu anlamda devletin sansürüne karşı mücadele de Alevi-Bektaşi-Kızılbaş örgütlerinin en önemli çalışma alanlarından biri olmalıdır.

    İntihal – Bilgi hırsızlığına yer yok: Nefeslerde şah beyti okunduğunda niyaz eden toplum, bilgiyi-sanatı-emeği yok sayar hale geldi! Emeğe saygının gereği olarak, medyamızda bilgilerin kaynağını göstermek, çalışma yapan canları ve geçmişte yapılan katkıları saygıyla anmak demektir. Bu modern çalışma tarzı bizim ortak platform yayınlarımızda layıkıyla uygulanmalıdır.

    Kullanılacak dil: Kullanacağımız dilimiz yol dili, Alevi dili olmalıdır.

    Telif Hakkı: Yayınlara katkı yapanlara mutlaka “Telif Hakkı” ödenmelidir. Kimseyle rekabet etmiyoruz, etimiz-budumuz kadar bir ödeme de olsa “Kul Hakkı”nı, rızalığı esası alan Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun medyası bu ölçüyü esas almalıdır.”

    “DÜŞÜNCEDE, MEDYADA DEMOKRASİ”

    Deniz medya üzerine önerilerini de anlattı:

    “Alevi-Bektaşi-Kızılbaş demokratik kurumları bu yayın organlarını yeniden güçlü bir şekilde hayata geçirmelidir. Avrupa ve Türkiye koşulları değerlendirilmelidir.

    Hali hazırda yayın yapan yerel radyolarla iletişime geçilmeli, Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun sorunları üzerine programlar yapılması teşvik edilmelidir.

    ABF ve bileşenleri ve diğer Alevi kurumları bu çalışmalara fon (mali) destek sunmalı, olanaklar yaratmalı.

    ABF, kısa dönemde kendi çalışmalarını anlatan bülten çıkartabilir.

    Alevi haber ajansı, TV, Radyo, Dergi, Gazeteleri vb,, yayın organlarını beslemesi açısından önemlidir. Her Alevi-Bektaşi-Kızılbaş Derneği şubeleri doğal muhabir görevleri yaparak, Alevi haber ajansını beslemeli sesini ajans aracılığı ile kamuoyuna duyurmalıdır.

    Sosyal medya, Facebook, Twitter, Instagram, Periscope, YouTubo, WhatsApp, gibi sosyal medya mecralarını doğru kullanımını teşvik etmek için bir ekip oluşturulmalı, profesyoneller tarafından eğitilmeli. Web siteleri işlevsiz, sitelerin işlevli hale getirilmelidir.”

    ALEVİ GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK

    Deniz son olarak tutuklu Alevi gazeteciler Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir olmak üzere tüm tutuklu basın emekçilerinin bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını istedi. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından PİRHA’ya dayanışma ziyaretinde önemli mesajlar-VİDEO

    Alevi kurumlarından PİRHA’ya dayanışma ziyaretinde önemli mesajlar-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum yöneticileri, temsilcileri ve dedeler, genelde basına, özelde ise Alevi medyasına yönelik baskılara karşı PİRHA’ya destek ziyaretinde bulundular. Ziyaret sırasında, dün gözaltına alınan KHK ile kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in serbest bırakılması istendi. 

    Haberin Videosu

    Alevi kurumlarının yöneticileri, temsilciler ve dedeler, Alevi medyasına ve çalışanlarına yönelik baskı ve gözaltıları kınamak ve dayanışmak amacıyla Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) ziyaret ettiler.

    Ziyaret sırasında dün gece yarısı evlerinden gözaltına alınan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in hukuksuzca gözaltına alınmasına da tepki gösterildi.

    “GÖZALTI VE BASKILAR KABUL EDİLEMEZ, DAYANIŞMALIYIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Alevilerin sesi olan basın kuruluşlarına baskıların yapılan baskı ve yöneticilerin gözaltına alınmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Baskılara karşı birlik olunması gerektiğini söyleyen Yıldız, bir an önce Büyükşahin ve Güleç’in serbest bırakılmasını istedi. Yıldız, tüm Alevi kurumlarına, sivil toplum örgütlerine ve siyasi partilere Cumartesi günü saat 14.00’te Galatasaray Meydanı’nda yapılacak TV10 eylemi için katılım çağrısında bulundu.

    “GÖZALTILAR ALEVİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm ise, “Bu gözaltılar Alevilere yapılmış bir saldırıdır. Bu direnişi cumartesi günü yapılan TV10 eylemi sonrası büyütmek gerek. Bu saldırılar sonrası hiçbir ayrıma gitmeden ortak bir şekilde mücadeleyi büyütmek gerekir. Alevi toplumu bu ülkede demokrasinin bir parçasıdır. Ve kendisi ile birlikte diğer demokrasi güçleri ile birlikte hareket etmek zorundayız” dedi.

    “HER ZAMAN TV10’UN VE TUTUKLANAN ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ”

    İstanbul Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin de, “TV10 Aleviler’in sesi, gözü ve kulağıydı. 66 haftadır TV10’u geri açmak için yapılan eylemleri bitirmek ve Alevilerin sesini tamamen kesmek için yapılan bir operasyondur. Bu operasyonların devamı da olacaktır. Ancak bizler korkmuyoruz. Her zaman TV10 ve tutuklanan arkadaşlarımızın yanındayız.” ifadelerini kullandı.

    “BU MESELE TV10’DAN ÇIKMIŞTIR, TÜM MUHALEFET HEDEFTE”

    ABF Genel Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Can ise “Ortak bir cepheyi örmenin zamanı geldi ve geçiyor. Bu mesele TV10’dan çıkmıştır. Bu mesele Türkiye muhalefetinin bütününü hedef alan saldırının küçük bir parçasıdır. Bu saldırılara topyekün bir karşılık veremezsek önümüzdeki süreçte herkesi bulunduğu yerden alacaklar” şeklinde ifade etti.

    “SOKAKLARA ÇIKMANIN ZAMANI GELMİŞTİR”

    Siyasal iktidarın acelesinin olduğuna vurgu yapan Can, “Toplumsal muhalefeti susturmak için siyasal iktidar acele ediyor ve saldırıyı da genişleterek sürdürüyor. Artık buradan çıkıp sokaklara dökülmenin zamanı gelmiştir. Bu cepheyi bir an önce büyütelim.” dedi.

    “BU ALEVİLERE YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    PSAKD Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek, “Bu yapılan saldırı Alevilere yapılmış bir saldırıdır. Mücadelemizi de bu şekilde vereceğiz zaten. Gerçekten kitlesel anlamda bir güç birliği yapmalıyız. Ve iktidar partisinin bize yaptıklarını görüp ona göre bir tavır almalıyız. OHAL’in derhal kaldırılması lazım. Çünkü iktidar partisinin amacı OHAL ile 2019 seçimlerine gitmektir. Herkes ayrı ayrı cılız sesler çıkarmaktadır. Bu sesleri birleştirip gür bir ses çıkarmalıyız ve artık alanlara çıkmamız gerekiyor. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın her zaman arkasındayız. Onları alana kadar alanlarda olacağız” dedi.

    “2019 SEÇİMLERİ İÇİN YAPIYORLAR”

    Taşbilek’in arkasından söz alan Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım da “Kendinden olmayan tüm farklılıklara ve gruplara karşı bu tür çeşitli spekülasyonlar yaratarak yapmadıkları şeylerle suçluyorlar. Bunu KHK ile işten atmalar ve tutuklamalar ile gördük. Bu sindirme, korku yaratma ve algı operasyonu imparatorluğu yaratmaktır. Bunu daha çok 2019 seçimleri için yapıyorlar. Ama buna biz ses çıkarmak zorundayız. İnanç Kurulu ve dedeler olarak Hz. Hüseyin’in yolunu sürdürmek istiyorsak haksızlıklara boyun eğmeden dik bir şekilde mücadelemizi sürmemiz gerekir” şeklinde konuştu.

    “KENDİ EVLATLARINI SAHİPLENEN CÜMLE HAKLARI DA SAHİPLENİR”

    Araştırmacı-tarihçi-yazar Bülent Felekoğlu, “Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ellerinden geldiği kadar bu topluma hizmet etmeye çalıştılar. Aslında burada bu topluma yapılan hizmet kültürü yok edilmek isteniyor. Bir anlayış tarafından terörize edilerek toplumun birbirinden kopması hedefleniyor. Bu toplum ancak bunu birbirine bağlı olarak aşabilir. İktidarın acelesi var, sıkışmış durumda, daralmış vaziyette ve tekleştikçe kendini yemeye başladı. Ancak bizim de bu konuda bir gayretimiz olmalı ve Türkiye halklarına bir umut olmalıdır. Hanemizde ve cemevlerimizde bu süreçleri güçlü sahiplenmeliyiz. Bu nedenle Aleviler kendi evlatlarını sahiplenmelidir. Kendi evlatlarını sahiplenen cümle halkları da sahiplenir” ifadelerine yer verdi.

    “GİTMEMEK İÇİN YAKABİLDİKLERİ KADAR CAN YAKTILAR”

    25. dönem HDP Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş ise, “AKP siyaseti sıkıştığı anda mutlaka içeride bir operasyon havası gelişiyor. Gene dışarıda çok sıkışmış  durumda. Fransa’da aldığı bir cevap var ve Almanya’da yürüttüğü görüşmeler var. Öyle bir noktaya geldi ki artık diyalog kurulmaz bir cumhurbaşkanı hikayesi var. Bu hikayeyi biz Aleviler şuradan biliyoruz: Ortadoğu coğrafyasında ne zaman İslamı rehber edindim yöneteceğim diyenler varsa birincisi ahlaksızlıkları çocuklara varana kadar aştı. İkincisi; evleri, hücreleri her yerleri para doldu ve en önemlisi de iktidara geldiklerinde de gitmemek için yakabildikleri kadar can yaktılar” dedi.

    “BÜYÜK BİR CENAHI GÖZALTINA ALIYORLAR”

    AKP’nin psikolojik danışmanlığını yapanlar ve akıl verenlerin toplumsal psikolojiyi iyi çözümlemiş kişiler olduğuna dikkat çeken Küçükkeleş, “Öyle yerlerde operasyonlar yapıyorlar ki doğru anlama süremiz bayağı gecikiyor. Ve anladıktan sonra şunu fark ediyoruz bir kişiyi gözaltına alarak aslında büyük bir cenahı gözaltına alıyorlar. Bugün belki Veli Büyükşahin’i aldılar ama Alevi toplumunda büyük bir yansıma oluşuyor” ifadelerini kullandı.

    TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci de TV10’un lokmalarla kurulduğunu belirterek, çok emek verildiğini, Türkiye’nin her yerinde Alevilere ulaşmaya çalıştıklarını vurguladı. Kelleci, gözaltına alınan Veli Büyükşahin ile Veli Haydar Güleç’in ve tutuklu bulunan Kemal Demir’in serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİ BASININA SAHİP ÇIKMAK GEREKİYOR”

    Alevinet Türkiye Temsilcisi İsmail Yıldırım ise, “TV10’un diğer kapatılan kanallardan farklı bir özelliği var. Bir şekilde basın mücadelesini çalışanları ve yöneticileri ile devam ettirdi. Ve bir şekilde Alevilerin sesinin kısılmasına engel olmaya çalıştı. Devleti de en çok korkutan bu. TV10 kameramanı Kemal’in alınmasından sonra Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç’in alınması demek, yarın başkalarının gözaltına alınmayacağı anlamına gelmiyor. Bu nedenle Alevi basınına sahip çıkmak gerekiyor” diye konuştu.

    “TEK KİŞİ KALSAK DAHİ GERÇEKLERİ HAYKIRMALIYIZ”

    Yıldırım’ın arkasından konuşan Zülfikar Dergisi çalışanı Cihangir Alim ise “Alevi yaşam felsefesine her zaman bir savaş açılmış, fermanlar verilmiş ve katliamlar yapılmıştır. Aleviler Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde her zaman bir katliamla karşı karşıya kalmıştır. Çünkü Alevi yaşam felsefesi iktidarcı devletin tek millet yaratma tek ırkı üstün görme anlayışı zuhur ettiği sürece bunun panzehiri Alevi yaşam felsefesinin özgürlükçü modeli, kadın modeli ve özgür doğa modelidir. Bunu TV10 başardığı için kapatma emri gelmiştir. Ve TV10 sahaya indiği için artık susturulması gerekmiştir. Biz bu saatten itibaren tek kişi dahi kalsak gerçekleri haykırmalıyız. Çünkü bu Hasan Sabbah, Nesimi ve Pir Sultan aklıdır” ifadelerini kullandı.

    “BASKILARI TEPEMİZDE HİSSEDİYORUZ”

    Son olarak konuşan TV10 haber spikeri ve Pir Haber Ajansı Editörü Nilgün Mete ise, “Alevilere gün geçtikçe baskılar artıyor. Bu baskıları artık tepemizde hissediyoruz. Basın ayağı Pir Haber Ajansı olarak yaptığımız haberlere dikkat ediyoruz kapatılmamak için. Ancak tüm bu baskılara rağmen bir mücadele içerisindeyiz. Biz aslında Alevi medyası olarak Alevilere hizmet için buradayız. Dayanışmanın gücü var. Tabi ki her zaman dayanışma içinde olmamız çok güzel bir şey” dedi. Mete, Alevi kurum temsilcilerine ziyaretten dolayı teşekkür etti. (HABER MERKEZİ)