Etiket: ismailağa cemaati

  • Alevi köyündeki kaçak tarikat yurdu yıkım kararına rağmen faaliyetine devam ediyor-VİDEO

    Alevi köyündeki kaçak tarikat yurdu yıkım kararına rağmen faaliyetine devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- İzmir Karabağlar’daki Alevi köyü Uzundere’de kaçak olarak inşa edilen İsmailağa Cemati’ne ait yurt ve Kur’an kursu binası yıkım kararı olmasına rağmen faaliyetlerine devam ediyor.

    İzmir’in Karabağlar ilçesindeki 300 yıllık Tahtacı Alevi köyleri arasında yer alan Uzundere’de inşa edilen kaçak cemaat yurdu ve Kur’an kursu binası tartışmalara neden olmuştu. İsmailağa Cemati’ne ait yurt ve Kur’an kursu binası yıkım kararı olmasına rağmen faaliyetlerine devam ediyor.

    1/1000 ölçekli uygulama imar planında çocuk oyun alanı, park, yol, dere ve ağaçlandırılacak alanda kalan parsele inşa edilen yapı için Karabağlar Belediyesi birden fazla ceza kesmiş ve yıkım kararı almıştı. İmar mevzuatına aykırı olarak zemin artı iki kat olarak inşa edilen binayla ilgili mülk sahiplerinin yapı ile ilgili Karabağlar Belediyesi’ne ruhsat başvurusunun olmadığı da ortaya çıkmıştı.

    Yıkım kararını uygulamak için harekete geçen Karabağlar Belediyesi 28 Haziran sabahı bölgeye ekiplerini göndermişti ancak yıkım engellenmişti.

    Eski AKP’li Karabağlar Belediyesi Meclisi üyesi ve eski AKP Karabağlar İlçe Başkan Yardımcısı Adem Kemerkaya ise yıkıma karşı nöbet tutma çağrısında bulunmuştu. Ancak yıkım kararının üzerinden 3 aydan fazla bir süre geçmesine rağmen yeni bir adım atılmadı. Bu sürede binanın inşaat işlemleri tamamlandı ve kullanıma hazır hale getirildi. Bahçeye dikilen çocuk parkı da dikkat çekti.

    İsmailağa Cemaati ile ilişkisi olduğu öğrenilen kaçak yurt ise faaliyetlerine başlamış durumda. Sarıklı, cübbeli kişilerin eğitim verdiği binada çok sayıda çocuğun da ders almak için geldiği kaydedildi. Yine söz konusu yurdun toplantılar yapmak için kullanıldığı ve haftanın bazı günlerinde bahçesinin araçlarla dolduğu bilgisi verildi.

    4. KEZ YIKIM ENGELLENDİ

    Uzundere’de inşa edilen İsmailağa cemaatine  ait kaçak tarikat yurdu binası yine polis desteği olmamasından dolayı yıkılamadı. İmar planında çocuk oyun alanı, park, yol, dere ve ağaçlandırılacak alanda kalan parsele inşa edilen yapı için Karabağlar Belediyesi 4. kez yıkım için alana gitmişti.

    Yapının etrafının iş makineleri, araçlar ve kimliği belirsiz cübbeli bir grup tarafından çevrelendiği görülmüş, binaya da Türk bayrakları asıldığı görülürken grup sık sık “Tekbir” getirmişti. Alanda güvenlik güçlerinin bulunmadığı ve emniyet desteği sağlanmadığı için yıkım ekibi iki ayrı tutanak tutmuş, çevik kuvvet desteği talebinin yine yerine getirilmemesi nedeniyle yıkım, belediye çalışanlarının ve yurttaşların güvenliği açısından ertelenmişti.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Tahtacıların yaşadığı Uzundere Köyü’nde kaçak tarikat yurdu yapılıyor-VİDEO
    Yurttaşlar, inşaatı tamamlanan kaçak tarikat yurdunun yıkılmasını bekliyor
    Tahtacı Alevi köyüne tarikat tehdidi: Kaçak Kuran kursu yıkımına sopa ve bıçakla engel oldular

  • Taşkın’dan soru önergesi: Kaçak tarikat yurdunun yıkımını engelleyen bir talimat mı var?

    Taşkın’dan soru önergesi: Kaçak tarikat yurdunun yıkımını engelleyen bir talimat mı var?

    PİRHA- CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın Karabağlar’daki Alevi köyü Uzundere’ye yapılan kaçak tarikat yurdu ile ilgili İçişleri Bakanına soru önergesi verdi. Taşkın, “Kaçak tarikat yurdunun yıkımını engelleyen bir talimat mı var?” diye sordu.

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde bulunan Tahtacı Alevi köyü Uzundere’de İsmailağa cemaatine ait kaçak yurt binasının yıkımının engellenmesi kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor. CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya, bu usulsüzlüğün nedenlerini sordu.

    İsmailağa cemaati tarafından yurt binası yapılan alan, park ve oyun alanı olarak planlanmış, ruhsat alması mümkün olmayan bina, buna rağmen öğrenci yurdu olarak faaliyete geçmiş durumda. Kaçak binanın yıkımını gerçekleştirmek isteyen belediye ekipleri ise dört kez alana gitmelerine karşın güvenlik güçlerinin destek sağlamaması sebebiyle işlem yapamadı.

    Yüksel Taşkın konuya ilişkin olarak verdiği soru önergesinde, “Bir cemaatin bu alana kaçak bina yapmasına göz yumulması başlı başına bir yolsuzluk. Binanın yıkılmasına güvenlik güçlerinin engel olması ise bu yolsuzluğun ne kadar derinlere işlediğinin kanıtı” dedi. Karabağlar’da karşı karşıya olunan durumun, bazı dini ve siyasi gruplara ayrıcalık tanındığını ve korunduğunu açıkça gösterdiğini ifade eden Taşkın, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    -Karabağlar’da İsmailağa cemaatine ait olduğu belirtilen kaçak yurt binasının yıkımı için yetkili kurumlarca yasal işlemler tamamlanmış olmasına rağmen güvenlik güçlerinin yeterli desteği sağlamadığı bilgisi doğru mudur?

    -Yıkım işlemi için gerekli emniyet önlemlerinin alınmamasının gerekçesi nedir? Bölge halkının güvenliği nasıl temin edilmektedir?

    -Bu yapı ile ilgili yasal süreçlerin işleyişi ve güvenlik tedbirlerinin alınmamasının arkasında herhangi bir güvenlik zafiyeti veya idari engel var mıdır? Bu konuda alınacak ek tedbirler nelerdir?

    -Yapının bulunduğu bölgenin çocuk oyun alanı olarak belirlenmiş olması nedeniyle çocukların sağlığı ve güvenliği açısından atılması gereken ek adımlar ne olacaktır?

    -Söz konusu bina için kaymakamlık ve ilgili kolluk kuvvetleri tarafından yıkım kararının uygulanmasını engelleyen herhangi bir yazılı veya sözlü talimat bulunmakta mıdır?

    PİRHA/İZMİR

  • Tahtacı Alevi köyündeki kaçak tarikat yurdu yıkım kararına rağmen faaliyete başladı!

    Tahtacı Alevi köyündeki kaçak tarikat yurdu yıkım kararına rağmen faaliyete başladı!

    PİRHA- İzmir Karabağlar’da Alevi köyünde kaçak olarak inşa edilen İsmailağa Cemati’ne ait yurt ve Kur’an kursu binası yıkım kararı olmasına rağmen faaliyetlerine başladı.

    İzmir’in Karabağlar ilçesindeki 300 yıllık Tahtacı Alevi köyleri arasında yer alan Uzundere’de inşa edilen kaçak cemaat yurdu ve Kur’an kursu binası tartışmalara neden olmuştu. İsmailağa Cemati’ne ait yurt ve Kur’an kursu binası yıkım kararı olmasına rağmen faaliyetlerine başladı.

    1/1000 ölçekli uygulama imar planında çocuk oyun alanı, park, yol, dere ve ağaçlandırılacak alanda kalan parsele inşa edilen yapı için Karabağlar Belediyesi birden fazla ceza kesmiş ve yıkım kararı almıştı. İmar mevzuatına aykırı olarak zemin artı iki kat olarak inşa edilen binayla ilgili mülk sahiplerinin yapı ile ilgili Karabağlar Belediyesi’ne ruhsat başvurusunun olmadığı da ortaya çıkmıştı.

    Yıkım kararını uygulamak için harekete geçen Karabağlar Belediyesi 28 Haziran sabahı bölgeye ekiplerini göndermişti ancak yıkım engellenmişti.

    Eski AKP’li Karabağlar Belediyesi Meclisi üyesi ve eski AKP Karabağlar İlçe Başkan Yardımcısı Adem Kemerkaya ise yıkıma karşı nöbet tutma çağrısında bulunmuştu. Ancak yıkım kararının üzerinden 3 aydan fazla bir süre geçmesine rağmen yeni bir adım atılmadı. Bu sürede binanın inşaat işlemleri tamamlandı ve kullanıma hazır hale getirildi. Bahçeye dikilen çocuk parkı da dikkat çekti.

    İsmailağa Cemaati ile ilişkisi olduğu öğrenilen kaçak yurt ise faaliyetlerine başlamış durumda. Sarıklı, cübbeli kişilerin eğitim verdiği binada çok sayıda çocuğun da ders almak için geldiği kaydedildi. Yine söz konusu yurdun toplantılar yapmak için kullanıldığı ve haftanın bazı günlerinde bahçesinin araçlarla dolduğu da kaydedildi.

    KINAY: BELEDİYEMİZE YAPILMIŞ TEK BAŞVURU DAHİ YOK

    Kaçak yapı ile ilgili açıklamada bulunan Karabağlar Belediye Başkanı Helil İnay Kınay, “Açtığımız davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararını iptal etti ve biz yıkım kararı çıkarttık. Emniyete, kaymakamlığa gerekli yazıları yazdık. Yıkım için alana gittiğimizde bölgenin iş makineleriyle kapatıldığını gördük. Kim olduğunu bilmediğimiz silahlı, sopalı kişiler tarafından karşılandık. Güvenlikle ilgili zafiyetler yaşandı orada. Gittiğimizde emniyet güçleri orada yoktu. Emniyet Müdürlüğü’ne tekrar durumu bildirdik. Emniyet görevlileri olmadığı, güvenlik sağlanmadığı için biz o gün yıkım işini gerçekleştiremedik. Bu gelişmeyi de ilgili makamlara ilettik. Orasının bir Kur’an kursu, bir tarikat yurdu olduğu konuşuluyor. Yurtların, kursların nasıl açılacağı, bu ülkede mevzuatlara tabidir. Burasıyla ilgili belediyemize yapılmış tek başvuru dahi yok. Süreci takip ediyoruz” dedi.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    Tahtacıların yaşadığı Uzundere Köyü’nde kaçak tarikat yurdu yapılıyor-VİDEO
    Yurttaşlar, inşaatı tamamlanan kaçak tarikat yurdunun yıkılmasını bekliyor
    Tahtacı Alevi köyüne tarikat tehdidi: Kaçak Kuran kursu yıkımına sopa ve bıçakla engel oldular

  • Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    PİRHA- Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarı davasında yeniden yargılanan sanıkların cezası belli oldu. Baba Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin 6 yaşındayken 29 yaşındaki ‘müridi’ Kadir İstekli ile ‘evlilik’ adı altında cinsel saldırıya maruz bırakılmasına ilişkin yürütülen davanın karar duruşması bugün görüldü.

    Davada daha önce verilen kararlar bozulmuş ve dava yeniden görülmüştü.

    6 yaşında evlendirilen kız çocuğunun babası Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, çocuğu yıllarca istismar eden Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstinaf, H.K.G davasında cezaları az bularak kararı bozdu: Yeniden yargılanacaklar

    İstinaf, H.K.G davasında cezaları az bularak kararı bozdu: Yeniden yargılanacaklar

    PİRHA-  6 yaşındaki H.K.G’nin zorla evlendirilerek cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin açılan davada İstinaf, sanıklara verilen cezayı az bularak bozdu. Sanık Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel ilerleyen günlerde yeniden yargılanacak.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin henüz 6 yaşındayken 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile dini nikahla evlendirilerek yıllarca cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin yargılandıkları davada İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi 23 Ekim 2023 tarihinde tutuklu sanık Kadir İstekli’yi 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel’i 20 yıl ve anne Fatma Gümüşel’i ise 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Kararın ardından mağdur H.K.G.’nin avukatı, sanıkların avukat, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın avukatı ve Cumhuriyet savcısı dosyayı istinafa taşıdı.

    “İSTİNAF CEZALARI AZ BULDU”

    20’inci Ceza Dairesi, Kadir İstekli’nin iki suçtan cezalandırılması gerekirken tek suçtan cezalandırıldığını, anne Fatıma Gümüşel ve baba Yusuf Ziya Gümüşel’in ise anne ve baba olmalarından dolayı cezanın arttırılması gerektiğini belirterek, kararın usul ve esas yönünden bozulmasına karar verdi.

    Sanık Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel ilerleyen günlerde tekrar yargılanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tarikatçının cinsel saldırısına uğrayan zihinsel engelli kadın intihar etti

    Tarikatçının cinsel saldırısına uğrayan zihinsel engelli kadın intihar etti

    Radikal dinci İsmailağa tarikatına bağlı Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin tecavüzüne maruz kalan zihinsel engelli E.D. intihar etti.

    İstanbul’da yüzde 50 engelli E.D.’nin, radikal dinci İsmailağa Cemaati’ne yakın Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Alperen Sade’nin tecavüzüne uğradığı, İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan bir dava dosyasında ortaya çıktı.

    Halk TV’de yer alan habere göre, olay 7 Mart günü yaşandı. O gün, dedesi E.D.’yi çalıştığı okula bıraktı. Ancak E.D., okul görevlilerine “Canım sıkılıyor” diyerek okuldan ayrıldı. E.D., okula yakın bir yerde bulunan sosyal tesise kadar yürüdü. Burada bir bankta oturdu. O esnada, E.D.’nin yanına bir kişi geldi. Dava dosyasına göre bu kişi İsmailağa camiasına yakınlığı ile bilinen “Uzlet İlim Yayma Derneği Başkanı Ali Rıza Sade Hoca Efendi” olarak tanınan 34 yaşındaki Alperen Sade’deydi.

    Sade, zihinsel engelli E.D.’ye, “Seni biraz Tuzla’da gezdireyim mi?” diye sordu ve E.D.’yi aracına alarak Tuzla’ya götürdü. E.D. araçta dedesini aramak istedi ama Sade buna izin vermedi. İddiaya göre, Sade E.D.’yi “Seni öldürürüm” diyerek dedesini aramaktan vazgeçirdi ve Çekmeköy’deki evine götürdü. Sade, E.D.’yi götürdüğü evde imam nikahı kıyıp ardından tecavüz etti. E.D.’ye yönelik tecavüz birçok kez tekrar etti. Sade, gece saat 01.00 sıralarında genç kızı bir AVM’ye yakın köprü altına bırakıp kaçtı.

    E.D. yaşadıklarını kız kardeşine anlattı. Aile hemen emniyete başvurdu. E.D.’nin ifadesi sonrası polis, plaka takip sistemi ile MOBESE kayıtlarına baktı ve Alperen Sade, olaydan 10 gün sonra gözaltına aldı. Alperen Sade çıkarıldığı Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı. E.D. ise olaydan 15 gün sonra yani 23 Mart günü, Pendik’te, ailesi ile yaşadığı apartmanın dördüncü katından atlayarak intihar etti.

    Alperen Sade hakkında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca geçen günlerde iddianame hazırlandı.

    İddianamede Sade’nin, E.D.’nin zekâ geriliğinden yararlanarak imam nikâhı kıydığına işaret edildi ve E.D.’nin istismarı atlatamayarak intihar ettiği anlatıldı.

    Sade’nin “Cinsel amaçla tehdit kullanma suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” ve “cinsel saldırı” suçlarından cezalandırılması istendi. E.D.’nin intiharına ilişkin soruşturmanın ise ayrıca yürütüldüğü belirtildi. Sevk maddelerine göre Sade’nin 3 yıldan 26,5 yıla kadar hapsi istendi.

    Uzlet İlim Yayma Derneği şimdilerde tutuklu bulunan Alperen Sade (Ali Rıza Sade Hoca Efendi) tarafından 2020 yılında kuruldu. Dernek halen faaliyetlerine devam ediyor. Alperen Sade’nin kurucu başkanı olduğu dernek çok sayıda çocuğa “eğitim” veriyor. İsmailağa Cemaati’ne bağlı olan bu dernek sık sık cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu için Kuran okutma programları düzenliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Emir’in ‘Kimsesiz kalan çocuklar cemaat yurduna verildi mi?’ sorusu yanıtlanmadı

    CHP’li Emir’in ‘Kimsesiz kalan çocuklar cemaat yurduna verildi mi?’ sorusu yanıtlanmadı

    PİRHA – TBMM Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonu’nda konuşan Milletvekili Murat Emir, depremlerin ardından kimsesiz ve kaybolan çocukları gündeme getirdi. Emir, “Çocuklar cemaat yurduna verildi mi?” diye sordu ancak komisyona katılan yetkililer, bu soruyu yanıtlamadı.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızını altı yaşındayken “İmam nikahı” ile evlendirdiğinin ortaya çıkmasının ardından kurulan TBMM Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonu, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarının deprem bölgesindeki çocuklarla ilgili çalışmalarını dinlemek için toplandı. Toplantıda konuşan CHP’li Murat Emir, depremler nedeniyle anne babasını kaybeden ve refakatsiz durumda olan çocuklar ile kaybolan çocuklara dikkati çekti.

    Toplantıya katılan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu, depremin ardından kaybolduğu gerekçesiyle resmi birimlere 55 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldığını açıkladı.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, deprem nedeniyle kaybolan çocuklara yönelik verilerin çelişkiler içerdiğine dikkati çekerek, “Özellikle çocukların sahiplenilmesi konusunda da toplumda kimi tereddütler var. Bu konuda kriterler neler? Çocuklar kimlere emanet ediliyor?” diye sordu.

    ÇOCUKLAR CEMAATE VERİLDİ Mİ?

    Kimsesiz durumdaki çocukların cemaat yurtlarına verildiği iddialarının altını çizen Emir, şunları söyledi:

    “Kamuoyunda bu konu tartışıldı ve Aile Bakanlığı’ndan maalesef bu konuda açık bir yalanlama gelmedi. Basınla paylaşılan, bizim bildiğimiz, bize somut söylenen şu anda cemaat yurdunda kalan çocuk olmadığı şeklinde. Bu çocuklar, cemaat yurduna veya başka kuruma verilmiş midir? Böyle bir olay olmuş mudur? Tabii, bundan sonra da elbette olacak mıdır diye sormayacağım. Elbette ki yapmayacağınızı tahmin ederim.”

    Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu, 55 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldığını belirtse de Emir’in sorularını yanıtlamadı.

    PİRHA/ANKARA

  • Tarikattaki çocuk istismarı davasında bundan böyle duruşmalar kapalı yapılacak

    Tarikattaki çocuk istismarı davasında bundan böyle duruşmalar kapalı yapılacak

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel ile Kadir İstekli’nin yargılandığı davada bakanlığın davaya ilişkin “gizlilik” talebini kabul eden mahkeme, duruşma için yayın yasağı getirdi. 

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.G.K’nin altı yaşından itibaren ‘evlilik’ adı altında cinsel köleleştirilmesiyle ilgili açılan davanın ilk duruşması Kartal Anadolu Adliyesi 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Baba Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli sanık olarak duruşmaya getirilirken Anne Fatma Gümüşel ise mazeret bildirerek sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılmadı.

    Usul tartışmalarıyla başlayan duruşmada, SEGBİS kaydının açılmaması ve iddianame okunmadan avukatların katılım taleplerinin alınmak istenmesi nedeniyle gerilim yaşandı. Avukatların tepkisi üzerine SEGBİS açıldı ve iddianame okunduktan sonra avukat talepleri alındı. Duruşma savcısı, 50’ye yakın baronun ve sivil toplum kuruluşlarının müdahillik taleplerinin reddedilmesini ve duruşmanın da kapalı yapılmasını talep etti. Mahkeme heyeti talep doğrultusunda katılma taleplerini reddetti ve duruşmanın kapalı yapılmasına karar verdi.

    DURUŞMA ÖNCESİ KADINLAR BİRARAYA GELDİ

    Duruşma öncesi adliye çevresi ve önü çok sayıda polis tarafından sarılırken, duruşmanın görüleceği kat da polisler tarafından bariyerlerle kapatıldı. Duruşmayı takip etmek için adliyenin B Kapısı önünde çok sayıda kadın örgütü temsilcisi, hukukçu, insan hakları savunucusu, siyasetçi ve yüzlerce kişi basın açıklaması yapmak üzere bir araya geldi. Burada Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu çatısı altında bir araya gelen birçok kadın örgütü, adliye önünde basın açıklaması yaptı. “Erkek, aile, tarikat, cemaat istismar ediyor; Devlet istismarcıyı koruyor”, “Feminist mücadelemiz ile tarafız”, “Çocuk İstismarını, Göz Yumanları Aklatmayacağız Hesap Soracağız” pankartları açan kadınlar ellerinde “Çocuk istismarını aklatanlardan hesap soracağız”, “İstismara ortak olanlardan hesap soracağız”, “Asla yalnız yürümeyeceksin” dövizleri taşıdı.

    DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

    Kadınlar Birlikte Güçlü üyesi Cemile Baklacı kadınlar adına basın metnini okudu. Dayanışma için adliye önüne toplandıklarını ifade eden Baklacı, “Bugün H.K.G.’nin yalnız olmadığını söylemek için buradayız” dedi. Şiddet ve istismar olaylarında devletin sorumluluğunu hatırlatan Baklacı, H.K.G olayında cemaat ve devlet kurumlarının adeta bir suç şebekesi gibi çalıştığını gördüklerini belirtti. Baklacı, “H.K.G.’nin 14 yaşındayken gittiği hastanede, yaşı reşit birinden aldıkları örnekle çarpıtılmış belge hazırlayanlardan, takipsizlik kararı veren savcılığa hepsi bu suça ortak oldular. TCK 103 düzenlemelerini defalarca önümüze getirenler, cemaatlerdeki istismarı derinlemesine araştırmayan bakanlıklar, denetimsizce kaynak ve yer tahsis eden kamu kurumları da bu suçun ortağı” ifadelerini kullandı. İktidarın istismarcıları koruduğunu aktaran Baklacı, kadınlar olarak dava süreci takip edeceklerini vurguladı.Açıklamanın ardından kadınlar duruşma salonuna gitmek için adliyeye giriş yaptı.

    BAKANLIKTAN YAYIN YASAĞI TALEBİ

    Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, dün mahkemeye dilekçe vererek davada gizlilik kararı alınıp duruşmaların kapalı yapılmasını ve davaya ilişkin yayın yasağı konulmasını talep etmişti. Mahkemenin duruşmada bu talebi ele alması beklenmeden, duruşma salonuna girmek için bekleyen çok sayıda gazeteci, avukat, siyasi parti temsilcisi, sivil toplum kuruluşunun girişi engellendi. İstanbul Baro Başkanı Filiz Saraç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve milletvekilleri dışında kimse duruşma salonuna alınmadı.

    Duruşmanın yapılacağı koridorda uzun süre çıkan tartışmalardan sonra duruşmaya geçildi. Duruşmada ilk olarak avukatlar, büyük salon talebinde bulundu. Ardından mahkeme heyeti avukatların talebini reddetti. Ancak avukatların ısrarı üzerine mahkeme heyeti, duruşmanın C Blok’ta bulunan daha geniş bir salonda görülmesine karar verdi.
    Anadolu Adliyesi’nin C Blok’ta bulunan Hakan Yalçın Konferans Salonu’nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın gizlilik kararı talebine karşı avukatların sunduğu beyanlarla devam etti.

    FAİLLERE POLİS VE JANDARMA KORUMASI

    Saatler sonra başlayan duruşma salonunda failler Yusuf Ziya Gümüşel ile Kadir İstekli hazır bulunurken, H.K.G. ise duruşma salonunda yer almadı. Faillerin çok sayıda polis ve jandarma eşliğinde korunması ise dikkat çekti.

    İSTANBUL BARO BAŞKANI SARAÇ: HEYET BU DAVADAN ÇEKİLMELİDİR

    Duruşmada ilk olarak söz alan İstanbul Baro Başkanı Filiz Saraç, usul eksikliklerinin tamamlanması, iddianamenin okunması ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kaydının başlatılmasını talep etti. Saraç, “Yasalar, çocuğun korunmasına dönük kararlar almıştır. Bugün görülen davaya Türkiye’nin dört bir yanından gelen meslektaşlarımız, bu olayda tüm çocuklarımızın geleceği, insan hakları ve çocukların benzer olaylara bir daha maruz kalmaması için buradadır. Eğer bugün SEGBİS’i açmayarak, gizlilik kararı uygulayarak burada olan meslektaşların artık davayı takip etmemeleri yönünde tavır takınırsanız, heyetiniz bu davadan çekilmelidir. Tüm barolarımızın, sivil toplum kurumlarının burada olması gerekiyor. SEGBİS’in açılması sonrasında yazılı ve sözlü olarak katılma beyanında bulunacağız” dedi.

    Mahkeme başkanı avukatların ısrarı üzerine SEGBİS kaydını açarak “jet hızıyla” iddianameyi okudu. Mahkeme başkanı, “Sanık Fatma Gümüşel’in istirahatte olduğuna dönük rapor sunuldu” sözleriyle H.K.G.’nin yargılanan annesinin duruşmaya katılmadığını bildirdi.

    BAROLARA KAYITLI AVUKATLAR SÖZ ALDI

    Daha sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın gizlilik kararı talebi öncesinde, avukatlara davaya katılım talepleri dinlenmek üzere söz verildi. İlk olarak İstanbul Barosu’ndan bir kadın avukat söz alarak, “Bir çocuğun cehennemi bir kadının isyanı bizi bir araya getirdi. Çünkü devlet bu kadınları, çocukları korumuyor” dedi.

    Ankara Barosu üyesi Avukat Zeynep Tepegöz ise, sanığın ifadesi alındıktan sonra dosyada gizlilik kararı alınsa da dışarıya çıkarılmamaları konusunda mahkeme başkanını uyararak davaya katılım taleplerini yazılı olarak sunacaklarını belirtti.

    Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi üyesi Avukat Hilal Çelik ise, sözlerine cinsel istismar suçlarının kamu barışını tehdit eden suçlar olduğunu hatırlatarak, “Barolar insan haklarının korunması ve sağlanması noktasında temel ödevler yüklenmişlerdir. Katılma taleplerimizin kabulünü talep ediyoruz” dedi.

    Batman Barosu Yönetim Kurulu üyesi Avukat Neşe Erbulat ise, “Cinsel istismar, kadına yönelik şiddet olaylarını artık bu ülkede görmek istemiyoruz, hep birlikte bunun önüne geçmek istiyoruz. Evlilik adı altında cinsel istismara, şiddete zorlananlara karşı duruşma salonunda olmazsak bu mücadeleyi nasıl yürütebiliriz? Barolara ve meslektaşlara katılma talebi vermeyerek bizleri izleyici konumunda olmaya mahkum ediyorsunuz” şeklinde konuştu.

    Van Barosu üyesi Avukat Medine Turan Taylak da, adil yargılanma yürütülmesini talep ederek sözlerine başladı. Turan, “Usulün uygulanmasına, SEGBİS kaydının açılması ve iddianamenin okunmasına ilişkin meslektaşlarımız onlarca kez düzeltmelerde ve itirazlarda bulundu. Yargılamanın acil bir şekilde yürütülmesi için buna ihtiyaç var” diye konuştu.

    MAHKEMEDEN GİZLİLİK KARARI

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya “gizlilik” kararı talebinin ardından ara verilen duruşmada mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme bakanlığın talebini kabul ederek, görülen davaya yayın yasağı kararı aldı. Alınan bu karardan sonra duruşmalar kapalı görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tarikatta çocuğu yıllarca istismar eden mürid Kadir İstekli gözaltına alındı

    Tarikatta çocuğu yıllarca istismar eden mürid Kadir İstekli gözaltına alındı

    Ülkede infial yaratan ‘tarikatta 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismar’ skandalında, hakkında yakalama kararı çıkarılan Kadir İstekli, Pendik’te gözaltına alındı.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızı H.K.G.’yi henüz 6 yaşındayken imam nikâhıyla ‘evlendirmesi’ ve çocuğun yıllarca cinsel istismara maruz bırakılması, Türkiye gündemindeki yerini koruyor.

    Kamuoyundaki tepkilerin ardından olaya bakanlıklar müdahil oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı duruşma gününün daha erkene çekilebilmesi için talepte bulundu. Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi talebi uygun buldu.

    Kadir İstekli, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel’in hâkim karşısına çıkacağı ilk duruşma, 22 Mayıs 2023’ten, 30 Ocak 2023’e alındı.
    Son olarak, 6 yaşındaki çocuğun istismarına ilişkin Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel hakkında tutuklanmaları talebiyle ‘yakalama kararı’ verildi.

    Anne Hatice Kübra Gümüşel hakkında ise ruh sağlığının bozulup bozulmadığı yönünde rapor aldırılmasına hükmedildi.

    H.K.G.’ye yıllarca tecavüz eden Kadir İstekli, polis polis tarafından Pendik’te gözaltına alındı.

    NE OLMUŞTU?
    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G., babasının kendisini 6 yaşında imam nikahıyla evlendirdiğini ve her gün cinsel istismara maruz kaldığı iddiasıyla şikayetçi oldu. 10 yıl önce üzeri örtülen istismar, H.K.G.’nin mücadelesi sonucunda yargıya taşındı.

    Birgün yazarı Timur Soykan, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin maruz kaldığını iddia ettiği cinsel istismar skandalını köşesine taşıdı. H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirildiği ve cinselliğin kendisine bir oyun gibi öğretildiğini aktaran Soykan, cinsel istismar mağduru kadının şikayetçi olduğunu belirtti.
    H.K.G., evlendirildiği dönemdeki fotoğrafları, kendisine cinsel istismar uygulayan kişinin ses kaydını ve kemik yaşının tespitinde yapılan sahteciliğin belgelerini savcılığa sundu. 10 yıl önce üzerine örtülen istismar olayı, H.K.G.’nin mücadelesi sonucunda yargıya taşındı.

    SAVCI, 27’ŞER YIL HAPİS İSTEDİ

    30 Ekim 2022’de İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nın iddianamesi tamamlandı. Savcı iddianamede H.K.G.’nin anne ve babasının tecavüze göz yumduğunu anlattı. İddianamede Kadir İstekli, tarikat lideri baba Yusuf Ziya Gümüşel ile anne Fatma Gümüşel’in zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediklerini belirtildi. Üç sanığın en az 27’şer yıl hapisle cezalandırılmaları istendi. Savcı, Kadir İstekli için cinsel saldırı suçundan da ceza talep etti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kılıçdaroğlu’ndan tarikatta çocuk istismarına sert tepki: Bunu yapan haysiyetsizdir!

    Kılıçdaroğlu’ndan tarikatta çocuk istismarına sert tepki: Bunu yapan haysiyetsizdir!

    PİRHA- İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur vakfında 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismar skandalına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir” dedi. 

    BirGün’ün ortaya çıkardığı tarikatta 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismar skandalına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir! Şerefsiz ve haysiyetsiz muamelesi de görecektir!” tepkisini gösterdi.

    Twitter hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir!” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “Şerefsiz ve haysiyetsiz muamelesi de görecektir! Hak ettiğinizi bulacaksınız!” ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu, açıklamasında 2018 yılındaki bir paylaşımını da hatırlattı. Söz konusu paylaşımda, ““6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” diye fetva veren ve bu fetvayı verenleri destekleyen iktidara oy vermek, evlatlarımızı karanlık bir geleceğe mahkum etmek demektir. Çocuklarımız için, gelin Türkiye’yi birlikte aydınlığa çıkaralım!” ifadeleri yer alıyor.

    NE OLMUŞTU?

    BirGün yazarı Timur Soykan, 3 Aralık’taki “Karanlık dünya bir çocuğu yuttu: Tarikat karanlığında henüz 6 yaşında…” başlıklı yazısında, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 2002’de altı yaşındayken imam nikahıyla ‘evlendirdiğini’, kadının çocukluğu boyunca cinsel istismara uğradığını yazmıştı. Yaşananlar, H.K.G.’nin şikayetiyle ortaya çıkmıştı.

    Soykan, “Utancın fotoğrafları” başlıklı yazısında da H.K.G.’nin çocuk yaşta gelinlik giydirildiği ve ‘nişan’ına ait fotoğrafları yayımladı.

    Sosyal medyada tepki yağan olaya ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıklama yapmış ve davaya müdahil olunduğunu bildirmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Vekil İlhan Kesici’nin cemaat liderinin cenazesine katılması tepkilere sebep oldu

    CHP’li Vekil İlhan Kesici’nin cemaat liderinin cenazesine katılması tepkilere sebep oldu

    PİRHA – Eski ANAP’lı, şimdi ise CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin, İsmailağa Cemaatinin başı Mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenaze törenine katılması tepkilere neden oldu. 

    İsmailağa Cemaatinin başı 93 yaşındaki Mahmut Ustaosmanoğlu, böbrek rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede öldü.

    İstanbul Fatih Camii’nde yapılan cenaze törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çok sayıda bakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da katıldı.

    CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin de cenaze töreninde yer alması gündem oldu. Sosyal medyada eleştiriye tutulan Kesici’nin, dinci gruplarla birlikte olması tepkileri de beraberinde getirdi.

    (HABER MERKEZİ)

    https://twitter.com/YildirimBircan/status/1540315681408913409

     

  • Nesin Vakfı’nın hesaplarına valilik tarafından bloke konuldu

    Nesin Vakfı’nın hesaplarına valilik tarafından bloke konuldu

    PİRHA-Valilik tarafından Nesin Vakfı’nın banka hesaplarının bloke edildiğini duyuran Ali Nesin bir açıklama yaparak, “Bu Vakıf’ta maaşlı çalışan var, okuyan, beslenen çocuk var demeden, acımasızca… Bir yere kaçtığımız, kaçacağımız da yok, devlet istediği zaman istediğini alır zaten. Banka hesaplarımızı bloke etmek en hafif deyimle ancak hoyratça bir tavır olabilir” dedi.

    Ali Nesin, Nesin Vakfı’nın hesaplarının valilik tarafından bloke edildiğini açıkladı. İsmailağa Cemaati’ne bağlı Rabıta Vakfı ile Çatalca’da yaşanan gerilime dikkat çeken Nesin, “Bir yere kaçtığımız, kaçacağımız da yok, devlet istediği zaman istediğini alır zaten. Banka hesaplarımızı bloke etmek en hafif deyimle ancak hoyratça bir tavır olabilir” dedi.

    Ali Nesin’in yaptığı açıklama şu şekilde:

    “Valilik banka hesaplarımızı bloke etti. Bu Vakıf’ta maaşlı çalışan var, okuyan, beslenen çocuk var demeden, acımasızca… Bir yere kaçtığımız, kaçacağımız da yok, devlet istediği zaman istediğini alır zaten. Banka hesaplarımızı bloke etmek en hafif deyimle ancak hoyratça bir tavır olabilir. Konuyu kısaca anlatayım. 2017’de sizlerin de katkısıyla komşu araziyi satın almış, böylece Nesin Vakfı’nı büyütmüştük. Babamın hayaliydi, gerçekleştirdik.

    “ÖZEL HAYATIMIZI İHLAL ETTİLER, TEHDİT ETTİLER”

    Geçen yıl, İsmailağa cemaatinden olduğu anlaşılan Rabıta Vakfı yeni aldığımız bu arazinin hemen yanına yerleşti. Böylece onlarla komşu olduk. Eksantrik ve hatta sevimli bulduğum bu cemaatin yanı başımıza gelmesinden hiç rahatsız olmadım, hatta aksine, gülümsemeyle karşıladım. Türkiye farklı inançların, farklı görüşlerin, farklı yaşam tarzlarının bir arada barış içinde yaşayacakları bir ülke olmalı çünkü, aksi hâlde hiçbirimize huzur yok. 1995 Temmuzunda ülkeye döndüğümde de bu düşüncedeydim, bugün de bu düşüncedeyim. Siyasi tavırlarımı biliyorsunuz… Ama olaylar hiç de umduğum gibi seyretmedi.

    Yanı başımızda kalabalık ve yüksek sesli ayinler düzenlediler. Bakışlarından ve hareketlerinden rahatsız olmamızı istedikleri anlaşılıyordu. Fotoğraflarımızı çekip özel hayatımızı ihlal ettiler. Tehdit ettiler. Çatalca’da aleyhimize dedikodular çıkardılar. Hiç nedensiz düşmanca bir tavır içine girdiler. Kaçak bir cami (ya da mescit) inşaatına başladılar. İçlerinden biri bize fiziken saldırdı. Hiçbir zaman tahriklerine kapılmadık ama gerekeni yaptık; ne yazık ki şikayetlerimizin hepsi resmî mercilerden geri döndü. Arkaları sağlam anlaşılan. Buraya kadar olanlar o kadar önemli değil, biz bu tür mücadelelerle çok haşır neşir olduk, âdeta nasırlaştık. Sonrası daha vahim.

    BANKA HESAPLARI BLOKE EDİLDİ

    Bir ay önce Valilik, izinsiz bağış kampanyası yaptığımız gerekçesiyle banka hesaplarımızı bloke etti. Şu anda paramıza ulaşamıyoruz. Hem araziyi hem de o süreçte toplanan parayı istiyorlar. Bir ay boyunca sorunu diyalogla, güzellikle, bu ülkeye ve insanlarına inanan uygar insanlar gibi çözmeye çalıştık, ama olmadı.

    İzinsiz bağış kampanyası dedikleri de bir Facebook duyurusundan ibaret. Kaldı ki o zamanlar sosyal medya duyurularını kampanyadan sayan bir kanun maddesi de yoktu, üç dört yıl sonra çıktı.
    Son bir söz: Nesin ailesi bu ülkenin düşmanı değildir, aksine, Birinci Dünya Savaşı’na, ardından gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı’na katılan dedemi de sayarsak, üç kuşaktır karşılıksız bu halka hizmet ediyoruz, izin verirlerse daha da edeceğiz. Yetti ama!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Resmi plakalı tarikat aracına tepki-VİDEO

    Resmi plakalı tarikat aracına tepki-VİDEO

    PİRHA- Cübbeli Ahmet’in onursal başkanlığını yaptığı Hayder Aşevi’ne ait bir araçta resmi plaka görülmesi tepkilere neden oldu. DAD Genel Sekreteri Murat Işık, “AKP, kamu kaynaklarını bu selefi gruplar ile tarikatlara dağıtarak iktidarını büyütme çabası yürütüyor.” dedi. Işık, “Yaşananlarda biz Aleviler de dahil hiçbir toplumsal kesimin rızası yoktur.” diye de ekledi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait resmi plakalı bir araçta İsmailağa Cemaati’ne bağlı ‘Hayder Aşevi’ yazısının görülmesi kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu.

    ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün onursal başkanlığını yaptığı derneğe kim, ne tür bir anlaşma sonucu araç tahsis etti henüz bilinmiyor.

    Duruma tepki gösteren kesimlerin başında ise Alevi örgütleri geliyor. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Murat Işık, “Tarikatlar meselesini AKP’nin ideolojik arka planı olarak değerlendirmek gerekir” diyerek kamu kaynaklarının benzer çevrelere nasıl dağıtıldığına da işaret etti.

    “KAMU KAYNAKLARI RIZAMIZ OLMADAN TARİKATLARA DAĞITILIYOR”

    Işık’ın açıklaması şöyle:

    “Tarikatlar meselesi sadece Türkiye’de ilişkilendikleri tarikatlarla sınırlı değil. AKP’nin uluslararası faaliyet gösteren DAİŞ dahi selefi gruplarla ilişkilenmesi aslında tarikatlarla ilişkisinin daha derinlikli değerlendirmesini gerektiren bir meseledir. Kamu kaynaklarının bir şekilde bu selefi gruplar ile tarikatlara dağıtılarak aslında iktidarını büyütme çabası var. AKP’nin 20 yıldır halka yönelik yürüttüğü politika bu biçimde gelişmiştir. Yani sosyal devlet, kamusal hak ve hizmetler bir şekilde heba edilerek sadaka ekonomisi yürütülüyor. Yardımlarla, tarikat ilişkisi ile toplumsal kesimlerin var olan itirazlarını bastırmak için bu kesimlere para aktarma ve bunlarla ilişki yürütme çabaları var. Yapılanlar modern devlet anlayışına uymadığı gibi antidemokratiktir, faşizandır gericidir. Bu yaşananlarda biz Aleviler de dahil hiçbir toplumsal kesimin rızası yoktur. Alevilerin vergileri ile kamusal kaynaklar çeşitli tarikat ve cemaatlere rızamız olmadan dağıtılıyor. Öteden beri itirazlarımızı dile getiriyoruz; devlet dinsel alandan elini çekmelidir.”

    “ALEVİLER OLARAK HAKKIMIZIN YENİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Murat Işık, belediyelerin AKP döneminde ‘talan merkezi’ haline getirildiğinin de altını çizdi. Yolsuzlukların sadece İstanbul Belediyesi ile sınırlı olmadığını söyleyen Işık, sözlerine şöyle sürdürdü:

    “Ankara’da da yolsuzluklar ayyuka çıktı. Artık mızrak çuvala sığmadığı için kendi siyasetçileri, yol arkadaşları bile bu yolsuzlukların kabul edilemez olduğunu söylemiştir. Kayyumlar eliyle Kürt illerindeki yapılanlar da tam bir talancı politikadır. Birçok belediye yolsuzluk batağındadır. ‘AKP bunları neden yapıyor?’ diye sormak lazım. Öncelikle iktidarlarını sürdürmek için bu kesimlerin neye ihtiyacı olduğunu bilerek rantı dağıtmak zorunda. Bir diğer neden ise; yoksulluğun bastırılması için ‘sadaka ekonomisi’ dediğimiz pirinç, bulgur, makarna dağıtarak toplumsal kesimleri açılıkla, ölmeyecek kadar yaşamalarını sağlayacak bir ekonomik destek sunmaktadır. İşçiden, emekliden, yoksul kesimlerden alarak kendi yandaşlarına kamu kaynaklarını peşkeş çekiyor. Bu konuyu sadece belediyeler üzerinden tartışamayız. Devletin birçok kurumu bugün bu tarikatlara peşkeş çekilmiştir.

    İstanbul Belediyesinde Ensar Vakfı gibi gerici, tecavüzcü diyebileceğimiz vakıflar mevcut. Ve bu vakıflara çok ciddi paralar aktarıldı. Kamu kaynakları bunlar aracılığıyla israf edildi. İstanbul halkına verilmesi gereken hizmetler bu çevrelere dağıtıldı. Biz Aleviler buna Rıza göstermiyoruz. Yetimin hakkının bu kesimlere dağıtılması konusunda hesap sorulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sebeple bir genel seçim olsa iktidarı kaybedecekleri de büyük gerçektir. Aleviler olarak hakkımızın yenildiğini, vergilerimizin çarçur edildiğini, yoksullaştırıldığımızı ve bu cihadist, gerici güçlere her türlü kaynakların aktarıldığını görüyor ve bunu reddediyoruz.”

    “DEVLET İLE CEMAAT İÇ İÇE GEÇTİ”

    Devlet kurumlarının tarikat ve cemaatlerin sarmalında olduğunu ifade eden Işık,

    “Devlet ile cemaatler kesinlikle iç içe geçmiştir. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredat oluştururken bu tarikatlar eliyle yaptığı çalışmalar, sözleşmeler olduğu biliniyor. Her türlü kamusal hizmeti tarikatlara teslim etmiş durumdalar. Devletin kamusal hizmet anlayışı kalmamıştır. Bununla birlikte sosyal güvenlik de ortadan kaldırılmıştır. Söz konusu kaynakların hepsi çarçur edilmektedir” yorumunu yaptı.

    Adana Aladağ yurt yangını davasında çıkan kararı da değerlendiren Murat Işık “Orada hizmet verenlerin ne kadar sağlıklı eğitim sunacaklarını varın siz düşünün. Yurtlarda çocuklar tamamen denetimsiz durumdalar. Çocuklar tecavüze uğruyorlar. Nehakk anlayışlar buralarda açığa çıkıyor. Bu Nemrudi zihniyetten bir an önce Türkiye’nin kurtulması gerekiyor” diye konuştu.

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Okullara ‘İsmailağa Kur’an kursunu tanıtın’ talimatı!

    Okullara ‘İsmailağa Kur’an kursunu tanıtın’ talimatı!

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, İstanbul Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini cemaate ve tarikatlara yönlendirdiği iddiası ile ilgili Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, İstanbul Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini cemaate ve tarikatlara yönlendirmesiyle ilgili Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yanıtlanması için TBMM Başkanlığına soru önergesi verdi.

    Kaya, “Çocuklarımızın cemaat ve tarikatlarla ilişkili yapıların eline teslim edilmesi görevi kötüye kullanmak değil midir?” diyerek soru önergesinin devamında şu noktalara dikkat çekti:

    “‘Fatih Kaymakamlığı Fatih İlçe Müftülüğüne bağlı yatılı olarak Hafızlık Eğitimine devam eden İsmailağa Kur’an Kursunun tanıtımını ve öğrenci kayıtları ile ilgili Broşürlerin İlçemizdeki İlkokul, Ortaokul, İmam Hatip Ortaokulu ve İmam Hatip Liselerine duyurulması, ilan tahtalarına asılması ve el broşürlerinin ise dağıtılması ile ilgili, ilgi yazı ekindeki broşürler ekte gönderilmiştir. Okul Müdürlüğünüzce Öğretmenlere, Personellere, Velilere ve Öğrencilere duyurulmasını, ekte gönderilen el broşürlerin çıktıları alınarak ve Müdürlüğümüze teslim edilen broşürlerin Müdürlüğümüz posta evrak odasından teslim alınarak dağıtılmasını, Broşürlerin görünür yerlere asılması hususunda; Bilgileriniz ve gereğini rica ederim’ denilmektedir.

    Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, eğitimle ilgili olmayan bir kurum olan Fatih İlçe Müftülüğü’nün taleplerini, hangi yetkiyi kullanarak okullara göndermiş ve gereğinin yapılması için talimat vermiştir?

    Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün, çocuklarımızı ‘İsmailağa Kur’an Kursu’ adı altında faaliyet yürüten, cemaat ve tarikatlarla ilişkili yapılara yönlendirmesi suç değil midir?

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan Müftülüklerin faaliyetlerini, Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla okullarımızda yürütmesindeki amaç nedir?

    Bu olay istisna mıdır? Türkiye genelinde uygulanmakta mıdır?

    Milli Eğitim Bakanlığımız sorumlular hakkında bugüne kadar bir işlem yapmış mıdır? Yapmamışsa, bir işlem yapacak mıdır?”

    PİRHA / ANKARA