Etiket: İsmet Kaplan

  • İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: Devlet, Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamlarıyla yüzleşsin- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Aralık ayında yaşanan Cezaevleri, Maraş ve Roboski Katliamları’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Hakikatleri Araştırma Komisyonu’nun kurularak; Cezaevleri, Maraş ve Roboski’nin yanı sıra bütün katliamların, faili belli cinayetlerin, gözaltı kayıplarının ve tüm insanlık suçlarının ortaya çıkartılıp, suçluların yargılanması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi; Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı açıklamada, katliamlarla yüzleşilmediğine ve bunun yeni katliamlara zemin hazırladığına vurgu yapıldı.

    Açıklama metnini İHD Mersin Şube yöneticileri Bekir Sıtkı Keçeci, İsmet Kaplan ve Şükran Aktaş okudu.

     CEZAEVLERİ KATLİAMI’NDA DEVLETİN SORUMLULUĞU VAR”

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın üzerinden 24 yıl geçtiğini hatırlatan Bekir Sıtkı Keçeci, F Tipi cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce siyasi tutukluya karşı gerçekleştirilen operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldığını belirtti. Keçeci, “Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı. Bu katliamı protesto etmek isteyen yurttaşlardan 2 bin 145 kişi gözaltına alındı ve 58 kişi tutuklandı. Katliamdan sağ kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecrit uygulamalarına maruz bırakıldı ve mahpuslar hakkında birçok dava açıldı. İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur” dedi.

    Keçeci, insan hakları savunucuları olarak sorumlularının peşini bırakmayacaklarını, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, tüm faillerin yargılanmadığına dikkat çeken İsmet Kaplan, “Alevi ailelerin oturduğu evlerin kapılarına ‘kırmızı çarpı’ işareti konularak hedef haline getirilen ve 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamı’nda resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı” diye kaydetti.

    Maraş Katliamı’nın darbeye zemin oluşturmak için yapıldığını ve devlet tarafından müdahale edilmediğine dikkat çeken Kaplan, “Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek suçluların yargılanmadığı her katliam, yeni katliamların da habercisidir” şeklinde konuştu.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NIN SORUMLULARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    13 yıl önce gerçekleştirilen Roboski Katliamı’nda 19’u çocuk 34 yurttaşın TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildiğini söyleyen Şükran Aktaş, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı. Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamalar, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacaktır.

    19 Aralık Cezaevleri, Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Hakikatleri Araştırma Komisyonunun kurularak; sadece Cezaevleri, Maraş ve Roboski’yi değil; bütün katliamları, faili belli cinayetleri, karanlık sabotajları, gözaltı kayıplarını ve tüm insanlık suçlarını ortaya çıkartıp, suçluların adil mahkemelerde yargılanması sağlanmalıdır!

    İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    PİRHA- İHD ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, Nimet Tanrıkulu ve Kemal Göksoy’un haksız yere tutuklandığını dile getirerek, “Asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararları sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve diğer hak savunucuları, sendikacılar, siyasetçiler  bir an önce serbest bırakılmalıdır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, İHD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Nimet Tanrıkulu ve İHD Mersin Şube Üyesi Kemal Göksoy başta olmak üzere 9 kişinin tutuklanmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda ortak bir basın açıklaması yaptı.

    HUKUK DIŞI GEREKÇELER

    Açıklamayı okuyan İHD Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konuların, hukuk dışı olduğunu vurgulayarak, dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamaların temel alındığını dile getirdi.

    Kaplan, “İnsan Hakları Derneği’nin kuruluşundan itibaren yer alan insan hakları savunucusu aynı zamanda 78’liler Hareketi’nin kuruluşunda yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası çapta tanınan Nimet Tanrıkulu, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Tanrıkulu’nun gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi, sivil siyasetçiler, aralarında İHD Mersin Şubesi üyesi olan ve aynı zamanda DİSK Genel İş Mersin Şubesi Başkanı Kemal Göksoy’un da olduğu sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye konuştu.

    “DAVET ÜZERİNE GİTMİŞTİ, SUÇ SAYILDI”

    Nimet Tanrıkulu’nun Erbil ve Süleymaniye’ye gitmesinin, hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kalmasının suç sayıldığını söyleyen Kaplan şu ifadeleri kullandı:

    “Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun daveti üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi. Sulh Ceza Hakimi, Nimet Tanrıkulu’nun kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır.”

    Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararının sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karar olduğunun altını çizen İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve tutukluların derhal serbest bırakılması yönünde çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi yöneticileri, bu ayki Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını ele aldı. Etkinlikte, kadın cinayetleri, İstanbul Sözleşmesi, çocuk hakları ve çocuk intiharları konuları konuşuldu. İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen, çocuk intiharlarına dikkat çekerek, 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi yöneticileri, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü konuştu.

    Barış Nöbeti’nden önce İHD Mersin Şube yönetimi hasta tutuklulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan okudu.

    “HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN”

    İsmet Kaplan, hapishanelerde tutulan mahpusların ağır hak ihlallerine uğradığını belirterek, “İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı hapishanede kalan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a yönelik uzun zamandır devam eden dış dünyadan izole etme, avukat ve aile görüş yasağı, telefon ve mektup ile iletişim hakları engelleniyor. 33 aydır aile ve avukatlarının görüş için yapmış olduğu başvurular kabul edilmiyor. Bu mutlak tecrit, devletin uymakla yükümlü olduğu hem kendi iç hukuk mekanizmasına hem de uymakla yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır” dedi.

    Kaplan, başta İmralı Hapishanesi’nde devam eden tecrit uygulamalarına derhal son verilmesini, aile ve avukatlarının görüş taleplerinin acilen kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.

    KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KONUŞULDU

    Açıklamanın ardından İHD Mersin Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, son 11 ayda 288 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisini vererek kadına yönelik erkek şiddetine değindi. Kandemir, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların hayatları açısından önemine de vurgu yaparak, tekrar yürürlüğe girmesi için mücadelenin süreceğini dile getirdi.

    İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen ise, çocuk intiharlarına dikkat çekerek; 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti. Ergen, “Son iki yılda çocuk intiharlarının yüzde 40 oranında arttığı istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Bu verileri detaylı bir şekilde incelediğimizde bazı bölgelerde kız çocuğu intiharlarının daha fazla olduğu görülmektedir. Tüm çocuk intiharları etkili bir şekilde soruşturulmalı, çocukları intihara sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenler tespit edilerek çocukları güçlendirecek politikalara öncelik verilmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin: Savaşa karşı barış için direnmeli- VİDEO

    İHD Mersin: Savaşa karşı barış için direnmeli- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube üyeleri, dünyanın birçok yerinde süren savaşlara karşı güçlü bir barış ittifakının kurulmasının önemine vurgu yaparak “Savaşa karşı, barış için direnmeliyiz” mesajını verdi.

    Hamas’ın 7 Ekim’de Aksa Tufanı harekatının ardından İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları 30 gündür devam ediyor. Bu saldırılarda binlerce sivil yaşamını yitirdi. Ateşkes ve barış taleplerine kulaklarını tıkayan İsrail hükümeti, saldırıları ara vermeden sürdürüyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi üyelerinden Basri Görücü, Helin Ergen ve İsmet Kaplan hem Filistin’deki hem de Kuzey Doğu Suriye’deki saldırılar karşısında güçlü bir karşı duruş sergilenmesi gerektiğini belirtti.

    “SAVAŞA KARŞI KAMUOYU ÖRGÜTLENMELİ”

    İsrail’in Filistin topraklarında yürüttüğü katliamı ve Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’deki yönelik saldırılarını değerlendiren İHD Mersin üyesi İsmet Kaplan, “Türkiye, Kürt halkının özgürlük mücadelesini bastırmak için sık sık sınır ötesi harekatlar yapıyor. Buradaki amaç sadece Rojava’daki Kürt halkının özgürleşmesini engellemek değil, Türkiye’deki Kürdistan bölgesinde bir hareketlenmenin önünü almak isteniyor. İsrail ise soykırımcı bir devlet haline geldi. Arkasına Amerika, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerini de alarak Filistin halkına soykırımcı bir saldırı yapıyor” diye konuştu.

    İHD olarak Birleşmiş Milletler’e (BM) mektup gönderdiklerini, basın açıklaması yaptıklarını ancak tüm bunların yeterli olmadığını söyleyen Kaplan, kamuoyunun harekete geçerek güçlü bir barış ittifakı için örgütlenmesi gerektiğini ifade etti.

    “HER TÜRLÜ SAVAŞIN KARŞISINDAYIZ”

    Helin Ergen, savaşlarda en çok kadın ve çocukların zarar gördüğüne değinerek, “Biz ne Arap, ne Yahudi, ne Filistinli ne de İsrailliyiz. Biz insanız. Her türlü şiddete, çatışmaya ve savaşa karşıyız. Savaşlarda daha çok yaşlılar, çocuklar ve kadınlar zarar görür. Hangi coğrafyada olursa olsun biz şiddetin ve savaşın karşısındayız” dedi.

    Basri Görücü ise, “Savaşlar hiçbir zaman için insanlar için değil, savaş bir yıkım nerede olursa olsun yeterince ses çıkarılmıyor. Toplumun duyarlılık göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Savaşa karşı barış için direnmeli” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN