Etiket: işsiz

  • DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi

    DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun işsizlik verilerini açıklamasının ardından DİSK-AR ‘İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunu yayınladı. Buna göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi olarak gerçekleşti.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsiz sayısı nisanda 74 bin kişi artarak üç milyon 585 bin kişi oldu. İşsizlik oranı yüzde 0.1 artarak 10.2 seviyesinde gerçekleşti.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) de ‘İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunu yayınladı. Nisan ayı geniş tanımlı işsiz sayısının açıkladığı rapora göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi olarak gerçekleşti.

    Rapora göre aynı zamanda işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. Nisan 2023’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 585 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Nisan 2023 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 392 binde kaldı.

    3 MİLYONDAN FAZLA İŞSİZ ÖDENEK ALAMADI

    Böylece Nisan 2023’te resmi işsizlerin sadece yüzde 10’unu işsizlik ödeneği alabildi. 3 milyonu aşkın işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yaklaşık yüzde 90’ının işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.

    Kadın işsizliği tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olmaya devam ediyor. Nisan 2023 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 31.3 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi ise geniş tanımlı işsizliği. Nisan 2023’te geniş tanımlı işsizlik yüzde 23.8’dir. Nisan 2023’te dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki makas 13,6 puan oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘2021 bütçesi eğitime, sağlığa ve işsizlere ayrılsın’-VİDEO

    ‘2021 bütçesi eğitime, sağlığa ve işsizlere ayrılsın’-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yaşayan yurttaşlara, “Ülkenin bütçesi sizin yetkinizde olsa ne yaparsınız?” diye sorduk. Yurttaşlar bütçeyi eğitime ve sağlığa ayıracaklarını belirtirken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerektiğini ifade ettiler.

    “Ülkenin bütçesi sizin yetkinizde olsa ne yaparsınız?” sorusunu Mersin’de yaşayan yurttaşlara sorduk.

    Mikrofon uzattığımız yurttaşlar eğitim, sağlık ve işsizlere bütçe ayıracaklarını belirttiler. Yurttaşlar ayrıca Diyanet’in kapatılmasını ve bütçesinin de yurttaşların refahını yükseltecek alanlara ayıracaklarını ifade ettiler.

    “ÜRETİCİ KADINLARA ÇOK BÜYÜK DESTEK VERİRDİM”

    Kadın üretici, “Çocuklarımız çok zor durumdalar. Bütçe diye bir şey var mı bilmiyorum. Yani bütçe diye bir şey de kalmadı. Türkiye giderek fakirleşiyor. İnsanlarımız aç aç susuz. İnsanlara yardım etmesi gerekiyor, çok aç insanımız var. Bütçeye sahip çıkmıyoruz. Bütçeyi kendileri yediler” dedi.

    Kadın üretici, bütçe yetkisinin kendinde olması durumunda ise neler yapacağını şöyle açıkladı:

    “Sağlığı daha iyi bir yere getirirdim. Doktorlarımızın, sağlıkçılarımızın durumunu düzeltirdim. Büyük hastaneleri kapatır, herkesin ulaşacağı hastaneler yapardım. Özürlü insanlarımız var, yaşlılarımız var bakıma muhtaç. Onlara bütçe ayırırdım. Cemevlerine hiçbir bütçe ayrılmıyor. Cemevinin elektriği, suyu, çalışan personelin maaşını kim ödeyecek? Türkiye’nin bütçesinin çoğu Diyanet’e ayrılmış. Biraz da cemevlerine ayırsınlar. Üretici kadınlara çok büyük bir destek verirdim. Onlar için pazar yerleri kurardım.”

    “2021 BÜTÇESİ BANA VERİLMİŞ OLSAYDI ÖNCE İŞÇİLERE BAKARDIM”

    Bir esnaf ise, “2021 bütçesi bana verilmiş olsaydı önce işçilere bakardım. Ben 60 yaşındayım, 30 yıl prim ödedim. Bağ-Kur’dan emekli oldum. 2200 lira maaş alıyorum. Bu bütçeden herkesin payına düşeni almasını isterdim. Çünkü bu pandemi belasından tamamen bütün yük işçilerin boyuna bindi” derken, emekli öğretmen de, bütçenin büyük bir kısmını eğitime, sonra sağlık onda sonra adalete ayıracının altını çizdi.

    “DİYANETE SIFIR BÜTÇE AYIRIRDIM”

    “Bir ülkenin kalkınabilmesinin temel ögesi eğitimden geçer” diyen emekli öğretmen, şunları ifade etti:

    “Eğitimin olmadığı bir yerde ülke ne kadar zengin olursa olsun o paranın nasıl ve nereye harcanacağını organize edemeyeceği için kalkınmadan da söz edilemez. Zaten eğitim seviyesi yükseldiği zaman diğer konularda kendiliğinden çözülür. Bence en başta öğretmen eksikliği var. İkincisi de özel okulların tümünün kapatılması gerekir. Hastaneleri bir tarafa toplamaktansa onları şehrin büyüklüğüne göre yayarak, doktor, hemşire ve yardımcı eleman sayısını bulundukları bölgelere göre düzenlerdim. Diyanet’e sıfır bütçe ayırırdım. Çünkü Diyanet’in ülkenin kültürüne de, eğitimine de, kalkınmasına da hiçbir katkısı yok.”

    “40 YILDIR VERGİ VERİYORUM HELAL ETMİYORUM”

    Böyle bütçeyle iş yürüyemeyeceğini belirten bir emekli yurttaş da, “Sağlık da, eğitim de dökülmüş her tarafta. Benim vergimi topluyorlar, hepsine de haram ediyorum. 40 yıldır vergi veriyorum helal etmiyorum. Ben Diyanet’e de helal etmiyorum. Bana başkanlığı verseler Diyanet’i kaldırır atarım. Önce sağlık. Herkes doğuştan sigortalı olacak. 60 yaşın üstü bayanlar, bayların hepsini emekli yaparım” diye konuştu.

    “NE BİR EMEKLİLİĞİM VAR NE BİR GELECEĞİM VAR”

    53 yaşındaki bir yurttaş da “Ne bir emekliliğim var ne bir geleceğim var, ne bir işim var. Hiçbir şeyim yok” serzenişinde bulundu.

    Yurttaş, “Kendi yandaşlarını zengin etmekten başka bir şey yaptığı yok. Sadece kendi yandaşlarını zengin ediyor. Pandemi dönemi dedi ki ben halka biner lira para yardımı yapacağım. Ben almadım. Benim kızım üniversite bitirmiş, şu anda evde yatıyor. İş yok. Ne yapmam lazım. Bir baba olarak ne yapacağım” diye sorarken, bütçenin işsizlere, sağlığa ve eğitime ayrılması gerektiğini vurgulayarak, “Diyanet tümüyle kalkması lazım” dedi.

    Diren KESER/Erol KAMALAK/MERSİN

  • 1 milyon 22 bin üniversite mezunu işsiz

    1 milyon 22 bin üniversite mezunu işsiz

    İŞKUR’un ekim ayı verilerine göre 1 milyon 22 bin 17 lisans ve önlisans mezunu işsiz. Ayrıca kurumun “İşbaşı Eğitim Programları”na 12 doktora ve 946 yüksek lisans mezunu katıldı.

    İŞKUR verilerine göre kuruma kayıtlı işsiz sayısı, ekim ayında önceki aya göre yüzde 0,3’lük azalış göstererek 4 milyon 39 bin 555 kişi oldu.

    Kayıtlı işsizlerin yüzde 49,4’ü erkek, yüzde 50,6’sı kadın, yüzde 38,7’si ise 15-24 yaş grubunda.

    Ekim ayı itibarıyla 69 bin engelli, 1,5 milyon genç ve 2 milyon 42 bin kadın işsiz.

    Kurumun verilerine göre 1 milyon 22 bin 17 üniversite (lisans ve önlisans) mezunu iş bulamadı. Bunların 389 bin 758’i önlisans, 632 bin 259’u lisans mezunu.

    117 bin lisans mezunu ve 105 bin önlisans mezunu 1 yıldan fazla süredir iş arıyor.

    19 bin 145 yüksek lisans mezunu ve 796 doktora mezunu da iş bulamadı.

    4 milyon işsizin 689 bini 1 yıl ve üzeri zamandır, 1 milyonu 8-12 aydır, 178 bini 7-8 aydır, 167 bini 6-7 aydır iş arıyor.

    Yaş gruplarına göre ise en çok işsizlik 20-24 yaş grubunda. Bu grupta 1 milyon 144 bin genç işsiz.

    İŞBAŞI EĞİTİM PROGRAMLARINA DOKTORALI KATILIM

    Kuruma kayıtlı işsizlerin mesleki deneyim edinmeleri amacıyla düzenlenen “İşbaşı Eğitim Programları”na 12 doktora, 946 yüksek lisans ve 88 bin üniversite mezunu katıldı.

    Bu programlarda katılımcı zaruri gideri (Günlük 77,70 TL, öğrenciler için 58,27, işsizlik ödeneği alanlar için 38,85 TL) İŞKUR tarafından karşılanıyor.

  • Ankara’da bir kişi ‘işsizim’ diyerek kendini yaktı

    Ankara’da bir kişi ‘işsizim’ diyerek kendini yaktı

    PİRHA- Ankara’da Kızılay Güvenpark’ta bir yurttaş “işsizim” diye bağırarak kendini yaktı.

    Ankara Kızılay Güven Parkta’ta 45 yaşlarındaki R.Ç. isimli vatandaş, “İşsizim, açım, adalet istiyorum” diyerek kendini yakacağını söyledi. Bunun üzerine çevredeki vatandaşlar polis ekiplerine haber verdi.

    Olay yerine gelen polis ekipleri kendisini yakmak isteyen vatandaşı ikna etmeye çalışırken üzerine benzin döken R.Ç isimli vatandaş elindeki çakmağı çakarak kendisini yaktı. Alevler içinde kalan vatandaşa ilk müdahale polisler tarafından yapıldı. Yangın söndürme tüpü ile yapılan müdahalede alevlerin sönmesini sağlandı. Daha sonra sağlık ekipleri tarafından yaralı vatandaş Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • İşsizlik son 1 ayda 266 bin arttı

    İşsizlik son 1 ayda 266 bin arttı

    Türkiye’deki kayıtlı işsiz sayısı yalnızca son 1 ayda 266 bin, son 1 yılda ise 1,3 milyon kişi arttı. Buna göre, son bir ayda her gün ortalama 8 bin 500 kişi işsiz kaldı. İşsizlikteki artış oransal olarak son bir yılda yüzde 54, son 1 ayda da yüzde 7,6 oldu. Bu rakamlar sadece kayıtlı işsizleri gösterirken, kayıt dışı veriler ise açıklanan rakamlara yansımadı.

    İŞKUR işsizlik verilerini açıkladı. Buna göre, Ocak 2019 itibariyle Türkiye’deki kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon 775 bin. İşsiz sayısı Ocak 2018’de ise 2 milyon 457 bin idi. Bu da son 12 ayda 1 milyon 318 bin kişinin daha işsiz kaldığını gösteriyor. Son bir yıldaki işsizlik artış oranı ise yüzde 54. Aralık 2018’de işsiz sayısı 3 milyon 509 bin idi. Bu da sadece ocak ayında 266 bin kişinin işsiz kaldığını gösteriyor.

    Ocak 2018’de 1 milyon 241 bin olan kayıtlı erkek işsiz sayısı, Ocak 2019’da 1 milyon 843 bine yükseldi. Öte yandan Ocak 2018’de 1 milyon 215 bin olan kayıtlı kadın işsiz sayısı, Ocak 2019’da 1 milyon 932 bin 157’ye çıktı. Buna göre, son bir yılda erkek işsiz sayısında yüzde 48, kadın işsiz sayısında ise yüzde 60 artış yaşandı.

    Öte yandan, kayıtlı işsiz sayısı 24 Haziran 2018 genel seçimlerinden bugüne kadar 1 milyon 105 kişi daha arttı. Temmuz 2018’de işsiz sayısı 2,67 milyon idi. Ekonomik krizin iyice belirginleştiği ve döviz kurunda büyük dalgalanmaların yaşandığı Ağustos 2018’den sonra ise 1 milyon 105 bin kişi işsiz kaldı.

    HABER MERKEZİ

  • Gezi Gazisi Aydoğan: Kimse iş vermiyor; zor durumdayım, iş istiyorum-VİDEO

    Gezi Gazisi Aydoğan: Kimse iş vermiyor; zor durumdayım, iş istiyorum-VİDEO

    PİRHA- Gezi direnişi sırasında İstanbul Taksim’de sağ ayağından polis tarafından atılan gaz fişeğiyle vurulan Aydın Aydoğan, zor günler geçiriyor. Cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra ise hayatı tamamen değişen Aydoğan’a kimse iş vermiyor. Emes hastalığına da yakalandığını söyleyen Aydoğan, korkudan kendisine iş verilmediğini ve maddi sıkıntı yaşadığını belirtiyor.  

    Son günlerde hayatı hastanelerle ve adliyeler arasında sıkışan Gezi gazisi Aydın Aydoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyusunda bulunduğu için iş bulmakta da zorlanıyor.

    “HAYATIM 360 DERECE DEĞİŞTİ”

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra hayatının tamamen değiştiğini söyleyen Aydoğan, şunları dile getirdi:

    “Özellikle iş konusunda ve hayatım konusunda 360 derece değişim oldu. Sosyal medyadan ve diğer yerlerden de tehdit ediliyorum şu anda. Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduktan sonra beni iki gün gözaltına aldılar. Terörle Mücadele Bürosu’na götürdüler. Orada iki gün işkenceye maruz kaldım. Yapılan işkenceden sonra 15 gün rapor aldım. O polisler hakkında da suç duyurusunda bulundum. Bana söylenen şuydu: Sen kimsin koskoca Cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunuyorsun. Ben de, ‘bu benim sosyal, genel hakkımdır, dedim. Sayın Cumhurbaşkanı sürekli televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada her gün çıkıp bizlere hakaret ediyor. Ben de bu hakkımı kullanarak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundum dedim.”

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMAK BENİM HAKKIMDI”

    Gezi Gazisi Aydın Aydoğan, “Erdoğan hakkında bulunduğum suç duyurusu aslında benim hakkımdı” diyor ve ekliyor:

    “Çünkü televizyonlarda yıllarca, aylarca, ‘Çapulcu, kemirgen, terörist’ bunların hepsi hakarettir. Adalet rafa kaldırıldı. Adalet istiyorum. Çünkü adaletsizliği bu ülkede en çok yaşayanlardan biriyim. Beş yıldır dosyamın yürütülmediği, devletin bizzat müdahil olduğu dosyalarımız adaletin tozlu raflarında bekletiliyor. En son dosyamı failli meçhul suçlar bürosuna attılar. Üstelik görüntüden, vuran polislerin belli olmasına rağmen.

    “KORKUDAN BENİ İŞE ALMIYORLAR”

    “Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduğum için yeni başvurduğum yerlerde sürekli önüme bu çıkıyor” diyen Aydoğan, “İşe almıyorlar beni. İki gün araştıralım diyorlar. Biz alamayız diyorlar. Bazıları ‘seninle organik bağımız olmasın, fakat gel SGK’sız burada çalış’ diyorlar. Çünkü onlar da korkuyorlar” ifadelerini kullandı.

    “MADDİ GEÇİMSİZLİKLE BOĞUŞUYORUM”

    Şu anda günü birlik çalıştığını söyleyen Aydoğan, şiddetle bir maddi geçimsizlikle boğuşmak zorundayım. Hayli zor durumdayım” diyor.

    İstanbul Beşiktaş Belediyesi’nden işten çıkarıldıktan sonra İstanbul 11. İş Mahkemesi’nde işe iade davası açtığını ancak hala davanın sonuçlanmadığını belirten Aydoğan, “Çok uzun bir süreç. İki üç yıl sürüyor. İş verenden yana bu işe iade mahkemeleri. Eskiden İş Mahkemesi’nden sonra Yargıtay’a gidiliyordu. Şimdi araya İstinaf Mahkemelerini koydular. İki yıl da orada bekletiyorlar. Bir işçinin mahkemesi dört yıl sürüyor. Kazanacağımıza eminim ama süreç çok uzun” diye konuştu.

    “İŞ İSTİYORUM”

    Gezi Gazisi Aydın Aydoğan, iş bulması ve sağlık hizmetinden yararlanması için duyarlı işverenlere çağrıda bulunuyor.

    “Duyarlı vatandaşların en azından sağlık hizmetinden yararlanmam için bana yardımlarını talep ediyorum. Çünkü ülkede bedel ödeyenlerden biriyim. Hala bedel ödüyorum. Yarı açık cezaevindeymiş gibi yaşıyorum bu ülkede. Çocuklarım var üniversiteye giden, bunların okul ihtiyaçları var. Bunları sağlamak zorundayım. İş başvurusu yaptığım yerlerde sürekli Erdoğan hakkında bulunduğum suç duyurusunu önüme koyuyorlar ve korktuklarını söylüyorlar.”

    “EMES HASTASIYIM, TEDAVİ OLMAM GEREKİYOR”

    Gezi’de vurulduğu sağ ayağındaki sorunun devam ettiğini ifade eden Aydoğan, “Çocuğum vefat etti. Bu süreçten sonra ben de Emes hastalığı çıktı. Şu anda Emes hastalığıyla boğuşuyorum. Onu da sadece Eğitim ve Araştırma hastanelerindeki bölümler bakabiliyor. Bunun için SGK olması lazım. Bunun iş işime iade ya da iş bulmam gerekiyor. Bu konuda yardım talep ediyorum” diyor.

    CUMHURBAŞKANINA MEKTUP: BİLETİMİ KES GİDEYİM

    Bu arada, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’de, İstanbul’da yaşayamam diyenlerin hayata küsmüş olduğunu” söyledi ve “Bunların bilet paralarını verip göndermek lazım. Çünkü bunlar ülkemize yük” sözlerine de tepki gösteren Aydoğan, Erdoğan’a mektup gönderdiğini söyledi.

    “Sayın Cumhurbaşkanı sadece televizyonlardan hakaret etmiyor, insanlarında ‘biletini’ kesiyor” diyen Aydoğan, şunları kaydetti:

    “Bunu en son duyduğumda, Cumhurbaşkanı Listesi E-Devlet’ten şunu yazdım. ‘Sayın Cumhurbaşkanım sizin bir partinin Cumhurbaşkanı değil yüzde yüzün Cumhurbaşkanı olmanızı istiyorum. Siz böyle yaparsanız sokaktaki insanlar ne yapar. Madem böyle şeyler söylüyorsunuz en azından benim bilet paramı verin yurt dışına gideyim. Yani ben bu ülkede yaşamak istemiyorum. Çünkü yaşama şansım kalmadı. Adalet diyoruz, Adalet sarayına gidiyoruz. Potansiyel suçlu, potansiyel terörist muamelesi görüyoruz. Adaletsiz olan ülkelerin sonu ne olursa olsun batmaya mahkûmdur. Ülkede en büyük sorun adaletsizliktir. Sokağa çıkalım AKP tabanında da bu vardır. Hiç kimse adalete güvenmiyor. %72 güvensizlik var adalete. Bunun sorumlusu biz değil bunun sorumlusu 17 yıldır bu ülkeyi yöneten fikirdir.”

    “GEZİ DAVASI DOSYAMI ANAYASA MAHKEMESİ’NE GÖNDERECEĞİZ”

    Öte yandan, “Gezi parkı dosyamı Anayasa Mahkemesi’ne göndermeye çalışıyorum” diyen Aydoğan, “782 sayfalık bir dosya. Onunla uğraşıyorum. Bu yakınlarda onu Anayasa Mahkemesi’ne göndereceğiz. Çünkü beş yıllık süre doldu. Beş yıllık süre dolduktan sonra etkin soruşturma yapılmadığı için davayı Anayasa Mahkemesi’ne gönderme hakkımız var. Sayın Erdoğan hakkında yapmış olduğum suç duyurusundan sonra o dosya da şu anda Anayasa Mahkemesi’nde. Komisyonlar önünde incelemede” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde 145 gazeteci tutuklu 10 bini işsiz

    10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde 145 gazeteci tutuklu 10 bini işsiz

    PİRHA- 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, işsiz ve tutuklu gazeteciler gününe dönüştü. Türkiye’de 10 binin üzerinde gazeteci işsiz, 145’i tutuklu. TGS, “Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe” diyerek mücadele çağrısı yaptı. Dışarıdaki Gazeteciler de bugün kutlanacak bir şey olmadığını söyleyerek, “Kutlamıyoruz” dedi.

    Türkiye’de gazeteciler, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü 145’in üzerinde meslektaşlarının cezaevinde bulunduğu, baskı ve hak ihlallerinin tavan yaptığı bir ortamda karşılıyor. Gazeteciler düşük ücretler ile karın tokluğuna çalışıyor, binlerce genç gazeteci geleceği belirsiz, kaygılı; iş arıyor. Cezaevlerindeki gazeteciler özgürlüğe kavuşamadığı gibi, sürekli yeni davalar açılıyor. Çok sayıda basın kurumu kapatıldı, kapatılıyor. Otosansür ve sansür yayılıyor. Tüm baskılara rağmen alanlarda mesleklerini icra etmeye çalışan gazeteciler ise gazetecilikte ısrarlı.

    Çalışan Gazeteciler Günü’nde dahi bu gece yarısı TV10 yöneticisi Veli Büyükşahin ile gazeteci Veli Haydar Güleç hiçbir gerekçe gösterilmeden  evleri basılarak gözaltına alındı.

    “GÜZEL GÜNLER BİZE GELMEZ, BİZ YÜRÜMEDİKÇE..”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin açıklama yaptı.

    “Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe” denilen açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “İnsan onuruna yaraşır bir hayatı bize çok gören medya patronları 90’lardan itibaren çalışanlarına ve onların öz örgütü olan Gazeteciler Sendikası’na saldırı kampanyası başlattı. Kurmak istedikleri medya düzeninde Sendika’ya ve hakkını arayan çalışana yer yoktu. Zam, fazla mesai ücreti, ikramiye gibi kelimeler yasaklıydı. Gazeteciler Sendika’dan istifa etmeye zorlandı, işsizlik sopası gösterildi, orman kanunu tesis edildi. Bugün artık Türkiye medyası sorulamayan sorular, ekrana getirilemeyen yayınlar, baskılar, kovulmalar, tutuklamalar, hakaretler ve eziyetlerle anılıyor. 212’siz çalıştırılmamız ve yoksulluk sınırını geçemeyen maaşımız da cabası. İtiraf edelim: Medya mensupları hiç bu kadar kötü durumda olmamıştı. Fakat bu dibe vuruşu yeniden zirveye çıkmak için bir fırsat olarak görüyoruz. Bunun için birer birer ayağa kalkıyor ve mücadeleye katılıyoruz. Patronlar ve hükümetler dayattıkları bu haysiyetsizlik düzeninin sürdürülemez olduğunu bildiğinden, bir araya gelişimizi engellemeye çalışıyor. Ancak korkunun ecele faydası yok: Mevcut medya düzenini mutlaka değiştireceğiz.”

    “KUTLAMIYORUZ”

    Dışarıdaki Gazeteciler de yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de medya okurlarına yönelik, “Bugün onlarca gazeteci dört duvar arasında. Bugün 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü. Bugün Türkiye; dünyanın en büyük gazeteci cezaevi. Bugün kutlanacak bir şey yok” ifadeleri yer aldı. Hazırlanan yazılı açıklamaya ait görsel sosyal medyada “#10OcakÇalışanGazetecilerGünü‘nü #kutlamıyoruz” etiketleriyle paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)