PİRHA- TÜİK verilerine göre 2025’te dar tanımlı işsizlik düşerken, geniş tanımlı işsizlik arttı. İşsiz sayısı ve işsizlik oranı gerilerken istihdam, işgücüne katılım ve istihdam oranında düşüş yaşandı. Atıl işgücü oranı yüzde 29,7’ye yükselirken, genç işsizlik yüzde 15,3 oldu, istihdamın en büyük payını ise hizmet sektörü aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) 2025 yılı işsizlik verilerini açıkladı. TÜİK verilerine göre işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 8,3 ile son 21 yılın en düşük seviyesine gerilerken, istihdam oranı ise yüzde 49,09 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan geniş tanımlı işsizlik oranı ise 2025 yılında bir önceki yıla göre 3 puan artarak yüzde 29,7 oldu.
Verilere göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre 147 bin kişi azalarak 2 milyon 966 bin kişi oldu.
İşsizlik oranı ise 0,4 puan azalarak yüzde 8,3 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 11,3 olarak tahmin edildi.
İSTİHDAM ORANI AZALDI
Verilere göre istihdam edilenlerin sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre 54 bin kişi azalarak 32 milyon 566 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 49,0 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,4 iken kadınlarda yüzde 32,1 olarak gerçekleşti. Yine işgücü 2025 yılında bir önceki yıla göre 200 bin kişi azalarak 35 milyon 533 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,7 puan azalarak yüzde 53,5 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3, kadınlarda ise yüzde 36,2 oldu.
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı ise 2025 yılında bir önceki yıla göre 1 puan azalarak yüzde 15,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,7, kadınlarda ise yüzde 22,1 olarak tahmin edildi.
İSTİHDAMIN YÜZDE 59’U HİZMET SEKTÖRÜNDE
İstihdam edilenlerin yüzde 14,0’ı tarım, yüzde 20,2’si sanayi, yüzde 6,8’i inşaat, yüzde 59,0’ı ise hizmet sektöründe yer aldı. Bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün payı 1,1 puan, inşaat sektörünün payı 0,2 puan artarken, tarım sektörünün payı 0,8 puan, sanayi sektörünün payı ise 0,5 puan azaldı. Verilere göre 2025 yılında 4 milyon 560 bin kişi tarım sektöründe, 6 milyon 578 bin kişi sanayi sektöründe, 2 milyon 224 bin kişi inşaat sektöründe, 19 milyon 204 bin kişi hizmet sektöründe istihdam edildi. Bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 267 bin, sanayi sektöründe 168 bin kişi azalırken, inşaat sektöründe 62 bin, hizmet sektöründe 318 bin kişi arttı.
Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılında bir önceki yıla göre 3 puan artarak yüzde 29,7 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,6 iken, işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 19,9 olarak gerçekleşti.
PİRHA- TÜİK’in yılın ilk çeyreğine ilişkin açıkladığı işgücü verilerine göre; işsizlik erkeklerde yüzde 7,3, kadınlarda ise 11,7 olarak kaydedildi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine ilişkin resmi işgücü verilerini açıkladı. Hane Halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı yılın ikinci çeyreğinde, bir önceki verilere göre 23 bin kişi artarak, 3 milyon 156 bin kişi oldu.
Dar tanımlı işsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 8,8 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,3, kadınlarda ise yüzde 11,7 olarak açıklandı.
İŞSİZLİK SON 3 YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNDE
Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan ve geniş tanımlı işsizlik olarak kullanılan atıl işgücü (gerçek işsizlik) oranı, yılın birinci çeyreğine göre 2,2 puanlık artışla yüzde 27,3 oldu. Bu verilere göre, 2021 yılının ilk çeyreğinden beri geniş tanımlı işsizlik en yüksek seviyeyi görmüş oldu.
İstihdamda sanayinin payı ise pandemiden beri en düşük seviyeye geriledi. Toplam istihdam, ikinci çeyrekte sanayi işkolunda yıllık 127 bin kişi azaldı. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı ikinci çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 56 bin kişi, inşaat sektöründe 43 bin kişi, hizmet sektöründe 157 bin kişi artarken, sanayi sektöründe 50 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 14,7’si tarım, yüzde 20,5’i sanayi, yüzde 6,7’si inşaat, yüzde 58,1’i ise hizmet sektöründe yer alırken, istihdam edilenlerin sayısı birinci çeyreğe göre 205 bin kişi artarak 32 milyon 661 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 49,6 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 67 iken kadınlarda yüzde 32,5 olarak gerçekleşti. İşgücü de bir önceki çeyreğe göre 228 bin kişi artarak, 35 milyon 817 bin kişi, işgücüne katılma oranı 0,3 puanlık artış ile yüzde 54,4 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,3, kadınlarda ise yüzde 36,8 oldu.
GENÇ NÜFUSTA İŞSİZLİK ARTTI
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta ise işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,4 puanlık artış ile yüzde 16,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 13,7, kadınlarda ise yüzde 21,5 olarak tahmin edildi. İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi bir önceki çeyreğe göre 0,4 saat artarak 44 saat olarak gerçekleşti.
PİRHA-Battalgazi ilçesi Dernek Mahallesi’ndeki Kernek eski tütün depolarındaki işletmelerin bulunduğu binanın Emniyet Müdürlüğü’ne verilmesi nedeniyle,istihdam edilen 800 kişinin işsiz kalacağı belirtildi. Açıklamada, buraya yapılacak binanın başka yere yapılması ve 800 kişinin işsiz kalmaması istendi.
2011 Yılında dönemin valisi tarafından birçok işletmeye tahsis edilen Kernek eski tütün depolarındaki işletmelerin bulunduğu alan, Emniyet Müdürlüğü’ne tahsis edilirken, bu alana yapılacak olan bina için işletmelere ‘alanı boşaltın’ uyarısı yapıldı. Buna tepki göstermek amacıyla işletme çalışanları bir açıklama yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi.
Açıklamada, “2011 yılında dönemin valisi tarafından buralar bize tahsis edildi. Yaklaşık 13 yıldır 6 firma vatandaşlara ekmek kapısı olmuştur. Yaklaşık 800 kişi istihdam etmekteyiz. Malatya’nın deprem bölgesi olduğu malumunuz. Yüzyılın felaketinden sonra sağlam bina kalmadığı kalanların da dolu olduğu ortada. Malatya’mızda işsizlik tavan yapmışken, 800 kişinin işsiz kalması dolaylı olarak yaklaşık 3000 kişiyi etkileyeceği ortadayken, bu binayı tahliye etmemizi istiyorlar.
Emniyet müdürlüğüne devri yapılmış. Müdürlük burayı yıkıp yeni bina yapacakmış. Bizim işyerimizi taşıyacak bir yerimiz yok. Bu kadar insanın işsiz kalmasına neden olacak bir aciliyetin olduğunu düşünmüyoruz. Malatya’mızda bir sürü boş arazi varken” denildi.
Açıklamaya şöyle devam edildi:
“Burada Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz. Sayın cumhurbaşkanım, gerek vekillerimiz, il ilçe belediye başkanlarımız, il başkanlarımız ve sayın valimize defalarca durumu iletmemize rağmen bir çözüm bulunamamıştır. Yüzyılın felaketinde bir sürü firma ya kapattı, ya da başka şehirlere taşındı. Biz burada kalıp Malatya’mıza hizmet etmek için aylarca zarar etmemize rağmen mücadeleye devam ettik. Bugün geldiğimiz noktada ise işyerinizi kapatın, nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın deyip bizi sokağa atıyorlar. Sayın cumhurbaşkanım, sizden talebimiz sizin de dediğiniz gibi ‘İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın’, sözüne binaen bu kadar insanın işsiz kalmasına rıza göstermeyeceğiniz. Bizim son kapımız sizsiniz.”
PİRHA- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak 2024’e ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı. TÜİK’e göre işsizlik, bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 9,1 oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işsizlik verilerini açıkladı. TÜİK verilerine göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2024 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 85 bin kişi artarak, 3 milyon 214 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,7 iken kadınlarda yüzde 11,7 olarak tahmin edildi.
Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubunda işsiz sayısı, Ocak 2024’te bir önceki aya göre 85 bin kişi artarak 3 milyon 214 bin kişi oldu.
GENÇ İŞSİZLİK ORANI ARTTI
Verilere göre geniş tanımlı işsizliği tanımlayan âtıl işgücü oranı önceki aya göre 1.7 puan artış gösterdi ve yüzde 26.5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,2 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 18,3 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı ise yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşti.
Verilere göre 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,1 puan artarak yüzde 16,6 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 14,1, kadınlarda ise yüzde 21,1 olarak tahmin edildi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun işsizlik verilerini açıklamasının ardından DİSK-AR ‘İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunu yayınladı. Buna göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsiz sayısı nisanda 74 bin kişi artarak üç milyon 585 bin kişi oldu. İşsizlik oranı yüzde 0.1 artarak 10.2 seviyesinde gerçekleşti.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) de ‘İşsizlik ve İstihdamın Görünümü’ raporunu yayınladı. Nisan ayı geniş tanımlı işsiz sayısının açıkladığı rapora göre, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı 9 milyon 138 bin kişi olarak gerçekleşti.
Rapora göre aynı zamanda işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. Nisan 2023’te TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 585 bin kişi olarak açıkladı. İŞKUR’un Nisan 2023 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 392 binde kaldı.
3 MİLYONDAN FAZLA İŞSİZ ÖDENEK ALAMADI
Böylece Nisan 2023’te resmi işsizlerin sadece yüzde 10’unu işsizlik ödeneği alabildi. 3 milyonu aşkın işsiz işsizlik ödeneğinden yoksun kaldı. Bu da işsizlerin yaklaşık yüzde 90’ının işsizlik ödeneği alamadığı anlamına geliyor.
Kadın işsizliği tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olmaya devam ediyor. Nisan 2023 HİA verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 31.3 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci yüksek işsizlik kategorisi ise geniş tanımlı işsizliği. Nisan 2023’te geniş tanımlı işsizlik yüzde 23.8’dir. Nisan 2023’te dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki makas 13,6 puan oldu.
PİRHA- 6 Şubat Maraş ve Hatay merkezli deprem nedeniyle Adıyaman, Antep, Hatay, Maraş, Kilis, Malatya ve Osmaniye illerinden veri alınamayan TÜİK verilerine göre, işsizlik oranı Şubat’ta yüzde 0,2 puanlık artışla, yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsizlik oranı Şubat’ta yüzde 10 olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı Ocak ayında yüzde 9,8 seviyesindeydi. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,7 iken kadınlarda yüzde 12,6 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,7 puanlık azalış ile yüzde 19,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 15,4, kadınlarda ise yüzde 26,2 olarak tahmin edildi.
İşsiz sayısı Şubat ayında bir önceki aya göre 65 bin kişi artarak 3 milyon 514 bin kişi oldu.
PİRHA – Milletvekili Şevin Coşkun eşitlikçi olmayan politikalar sonucu kadın işsizliğinin arttığına vurgu yapıp Meclis Araştırması istedi. Coşkun, her 100 kadından sadece 18’inin kayıtlı ve tam zamanlı istihdam sağlayabildiğine dikkat çekti.
Muş Milletvekili Şevin Coşkun, kadın işsizliğinin araştırılması ve işgücünde sürdürülen cinsiyetçi politikalara son verilmesi için Meclis Araştırması istedi. HDP’li Coşkun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu önergede Türkiye’de yaşanan işsizliğin, toplumsal bir sorun olduğunu belirterek kadın işsizliğinin, tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olduğunu vurguladı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun Ekim 2022 Hane halkı İşgücü Araştırması verilerine işaret eden Coşkun, “Geniş tanımlı kadın işsizliği ile geniş tanımlı erkek işsizliği arasındaki fark ise 10,3 puan olmuştur. Bu bağlamda; kadın işsizliğinin araştırılması, önlenmesi, kadın istihdamının arttırılması ve iş gücünde sürdürülen cinsiyetçi politikalara son verilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105’inci Maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutları ile araştırılmasını arz ederim.” İfadelerini kullandı.
“GENÇ KADIN İŞSİZLİĞİ YÜZDE 48,4”
Milletvekili Şevin Coşkun, Meclis Araştırmasının “Gerekçe” kısmında çalışma hakkının Anayasa’da temel bir hak olarak ayrım olmaksızın herkese tanındığını belirtti. Coşkun,
Türkiye’deki işsizlik sorununu en çok kadınların yaşadığını ifade ederek şu notu düştü:
“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansıması ve eşitlikçi olmayan iktisadi politikaların sürdürülmesi sonucunda kadın işsizliği, her geçen gün artarak devam etmektedir.
Ayrıca Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından 12 Aralık 2022’de açıklanan verilere göre; mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı, Ekim 2022’de yüzde 20,3 oranla 7 milyon 608 bin kişiye ulaşmıştır. Açıklanan verilerde; Ekim 2022 itibarıyla kadınlarda mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsiz sayısı 1 milyon 546 bin ve geniş tanımlı işsiz sayısı 3 milyon 572 bin olduğu ifade edilmiştir. Öte yandan DİSK-AR’ın 17 Kasım 2022 verilerine göre; genç işsizlik oranı yüzde 36,6 olurken genç kadın işsizliği yüzde 48,4 olmuş ve her 100 kadından sadece 18’si kayıtlı ve tam zamanlı istihdamdadır.
Türkiye’de yaşanan işsizlik verileri incelediğinde; eşitlikçi olmayan politikaların bir sonucu olarak kadın işsizliği, en yüksek kategori olarak gerçekleştiği görülmektedir. Ayrıca Türkiye’de yürütülen cinsiyetçi iktisadi politikalar nedeniyle bir yandan kadın işsizliği en yüksek kategori olarak karşımıza çıkarken bir yandan da kadınlar, iş gücünde mobbing, emek sömürüsü gibi sorunlara maruz kalmaktadır. Bu bağlamda; yaşanan kadın işsizliğinin araştırılması, önlenmesi, kadın istihdamının arttırılması ve iş gücünde sürdürülen cinsiyetçi politikalara son verilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105’inci Maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutları ile araştırılmasını arz ederim.”
DİSK-AR’ın Mayıs ayı raporunda, işsizlik türlerinde en yüksek kategorinin yüzde 30 ile kadın işsizliği olduğu belirtildi.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) Mayıs ayı “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu’nu” açıkladı. Mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı Mart 2022’de 8 milyon 356 bin kişi olarak gerçekleşti. DİSK-AR raporunda İŞKUR ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri arasında 1,3 milyon işsiz fark olduğuna dikkat çekti. TÜİK, işsiz sayısını 3 milyon 894 bin kişi olarak açıklamıştı.
DİSK-AR’ın raporunda, “İŞKUR’un kayıtlı işsiz sayıları son bir yılda yüzde 36,5 artarken, TÜİK’in işsiz sayıları yüzde 8,4 azaldı. İki verinin bu kadar farklı seyretmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. TÜİK’in yıllık işsizlik verilerinde İŞKUR’un bu eğilimi yer almıyor. TÜİK’in yıllık işsizlik verilerinin salgın dönemindeki işten çıkarma yasağı nedeniyle karşılaştırılabilir değildir” denildi.
CİNSİYETE GÖRE İŞSİZLİK ORANI
Raporda cinsiyete göre işsizlik oranlarında kadın işsizliğinin tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olarak görülmeye devam ettiğine dikkat çekilerek şu veriler paylaşıldı:
“TÜİK ve İŞKUR verileri arasında 1,3 milyon işsiz farkı var!
* Geniş tanımlı işsiz sayısı 8 milyon 356 bin !Kadın işsizliği yüzde 30!
* Geniş tanımlı kadın işsizliği işsizlik türleri arasında en yüksek kategori oldu!
* Geniş tanımlı ve dar tanımlı işsizlik arasındaki fark 11,2 puan!
* Covid-19 salgını döneminde istihdam oranı geriledi!”
PİRHA-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gençlere verdiği ‘imkanınız olursa dünyayı gezin, aromalı kahve eşliğinde sosyalleşin’ tavsiyesine ilişkin konuşan gençler, “Her günüm gelir gider hesaplarıyla geçiyor. Bu gelirle temel ihtiyaçlarımı bile karşılayamıyorum. Bize bu hayatı sunanlar gezin, tozun, yiyin, için dedikçe açıkçası öfkeleniyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlere yaptığı ‘Yakın çevrenizden başlayarak ülkemizi, imkanınız olursa dünyayı gezip görmek, farklı kültürleri tanımak için şartlarınızı zorlayın. Aromalı kahve, çay eşliğinde sosyalleşin’ çağrısı, ekonomik sorunlar yaşayan gençler arasında tepkilere neden oldu.
Ankara’da iki farklı üniversitede okuyan Helin Kaya ve Ali Dursun, yaşadıkları ekonomik sorunları anlatarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavsiyelerinin gerçeklikle bağdaşmadığını belirtti.
Temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta çok zorlandıklarını vurgulayan gençler, bu tavsiyelerin tanıdıkları hiçbir genç için bir şey ifade etmediğini dile getirdiler. Bir sallama çayı bile üç kez içtiklerini söyleyen gençler, günümüz şartlarında dünyayı gezme gibi bir durumun gündemlerinde olmasının imkansız olduğunu aktardılar.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi 24 yaşındaki Helin Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gençlere yönelik yaptığı tavsiyeye ilişkin, “Ben emekçi bir aileden geliyorum. Sınırlı bir miktar gelir ile geçinmeye çalışan bir gencim. Bu gelirle temel ihtiyaçlarımı karşılamakta bile sıkıntılar yaşıyorum. Kitaplarımı alamıyorum. Her günüm gelir gider hesaplarıyla geçiyor. Bununla birlikte eğitim sisteminin de getirdiği bir stres var. Bunca sıkıntı ve baskının altında dünyayı gezmek, kahve içmek bizim için lüks. Fırsat eşitsizliğinin olduğu sistemde bu hayatı bize dayatıyorlar. Bu hayat benim tercihim değil. Bize bu hayatı sunanlar gezin, tozun, yiyin, için dedikçe açıkçası öfkeleniyorum. Eşitsizliği yaratanlar, yaşadığım sıkıntılar sanki benim suçummuş gibi konuşunca duyduğum tek duygu öfke oluyor” dedi.
“DEVLETE DAHA ŞİMDİDEN 40 BİN TL CİVARINDA BORÇLUYUM”
Ülkemizde belirli bir kesimin lüks içinde yaşadığını, büyük bir çoğunluğun ise açlık sınırında yaşam mücadelesi verdiğini kaydeden Kaya sözlerine şu şekilde devam etti:
“Ay başında ödeyeceğim kira ve faturayı düşünürken gezmem, eğlenmem nasıl mümkün olabilir? Daha şimdiden 40 bin TL civarında borçluyum devlete. Bunu nasıl ödeyeceğimin derdindeyim ben. Bir kahve içerken hangi ihtiyaçlarımdan kısmam gerektiği düşüncesi beni rahatsız ederken o kahvenin tadını nasıl çıkarabilirim? Bunlar bizim yarattığımız sorunlar değil bize dayatılanlardır, yaşatılanlardır. Bizi bu hayatın içine atanların bize hiçbir şey yokmuş, her şey bizim suçumuzmuş gibi tavsiyelerde bulunmaları bana komik geliyor ve dediğim gibi öfke yaratıyor.”
“GELİRİMİN YÜZDE 70’iyle KİRA VE FATURALARI ÖDÜYORUM, KİTAPLARA PARA KALMIYOR”
Okuldan birkaç arkadaşıyla birlikte evde kaldığını, Ankara’ya okumak için Diyarbakır’dan geldiğini belirten Kaya, “Ailemden belli bir miktar destekle birlikte burs da alıyorum ancak KYK bursu değil, KYK kredisi. Bu gelir tabii ki yetmiyor. En nihayetinde hayat pahalılığı her geçen gün artıyor ve biz öğrenciler bu durumu çok yoğun bir şekilde hissediyoruz. Okul için kitap, kırtasiye, okula gidiş geliş ulaşım masrafı derken temel ihtiyaç masraflarının yanına barınma masrafları da ekleniyor ve bu liste uzadıkça uzuyor. Zaten gelirimin yüzde 70’iyle kira ve faturalarımı ödüyorum. Açıkçası kitaplarıma para yetmiyor. Bu kadar giderim varken değil dünyayı gezmek, dışarda kahve içmek bile düşündürüyor beni. Bu kadar ders yoğunluğu varken kalan zamanımda gelir elde edeyim diye çalışmayı düşünüyorum. Dünyayı gezmeye ne para ne de zaman var” şeklinde konuştu.
“BU GEÇİM SIKINTISI OKUMAMA ENGEL OLDU”
Yaşadığı ekonomik sorunların olumsuzluklarını her alanda hissettiğini dile getiren Kaya, zamanının çoğunu nasıl geçineceğini düşünmekle geçirdiğini ifade etti.
Bu durumun ders çalışırken odaklanmasına engel olduğunu da aktaran Kaya, “Ders kitaplarımın kenarında hesaplamalar var. Gelir gider hesabı yapmak zorunda kalıyorum. Rekabetçi eğitimin bizim üstümüzdeki baskısı yetmezmiş gibi geçim sorunu dertlerimizin üzerine gökdelenler inşa ediyor ve açıkçası kendimi altında eziliyor hissediyorum. Bununla birlikte masraflarımı karşılamak için zaman zaman çalıştığım oldu. O dönemlerde derslerime çalışmak için vakit de bulamıyorum. Part time çalışsam da 6 gün çalıştırıyorlar. Benim yaşımdaki birinin şuanda çalışıyor olması gerekirken ben hala okuyorum. Hala okuyorum çünkü aynı zamanda çalışmak zorundaydım. Bu geçim sıkıntısı okumama engel oldu. Ve ben hala üniversitedeyim. Bu benim suçum değil. Ben yaşamaya çalıştım. Geç kalıyorum hayata ama baskıya inat yaşıyor, mücadele ediyorum” cümlelerini kurdu.
“BİR GENÇ OLARAK GELECEKTEN UMUTLU DEĞİLİM”
Bir genç olarak gelecekten umutlu olmadığını vurgulayan Kaya son olarak, “Çalışma hayatıma başladığımda 40 bin TL civarında borcum gerçeği yüzüme tokat gibi çarpacak. Bu borcu nasıl ödeyeceğim? İş bulabilecek miyim? Bu sorular şu anda bile kafamı meşgul ederken umutlu olmak zor. Ancak tablonun böyle devam etmeyeceğini de biliyorum. İşte benim umudum burada canlanıyor. Değiştirme iradesine sahip olduğumuz müddetçe umutlu olacağız tabii ki. Biz gençler en temel ihtiyaçlarımız için endişelenmediğimiz, sokaklarda rahatça, korkmadan dolaşabileceğimiz, kendimizi kültürel anlamda ilerletebileceğimiz bir hayat istiyoruz ve bunun da ancak bahsettiğim değiştirme iradesiyle olacağının farkındayım” dedi.
“BEN BİR SALLAMA ÇAYI ÜÇ KEZ İÇİYORUM”
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) matematik bölümü okuyan 22 yaşındaki Ali Dursun ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gençlere yönelik tavsiyelerine ilişkin; “Açıkçası çok şaşırdım. Tanıdığım hemen hiçbir genç için bir şey ifade etmiyor bu tavsiyeler. Bırakın dünyayı gezip farklı kültürleri tanımayı, aromalı kahve eşliğinde sosyalleşmeyi, ben bir sallama çayı üç kez içiyorum. Dünyayı gezme ile ilgili hayal kurmam çok mantıksız olurdu. Böyle bir şeyin gündemimde olması bile mümkün değil. Arkadaşlarımla birlikte veya tek başıma ise dışarıda ara sıra yiyebiliyorum. Çoğu arkadaşımın durumu daha kötü ama. Okulun kendi yurdunda kalıyorum, Yozgat’tan geldim. Aylık gelirim temel ihtiyaçlarıma yetiyor. Öte yandan, örneğin bir iki hafta önce resim çizmeye başlayayım kendi halimde dedim, boya ve tuval fiyatlarını görünce vazgeçtim” ifadelerini kullandı.
“UMUDUM YOK DEYİP KENARA ÇEKİLME LÜKSÜM YOK”
Hayat pahalılığını hayatının normali olarak kabul ettiğini ve artık hiçbir alanda olumlu beklentilere girmediğini söyleyen Dursun şunları kaydetti:
“Son zamanlarda duygusal veya psikolojik açıdan bana bir etkisi olmuyor kendi ekonomik durumumun. Öte yandan kötü durumda olan insanları, özellikle çocukları görmeye dayanamıyorum. Örneğin bir süre önce sosyoekonomik anlamda dezavantajlı çocuklara destek olmak için kurulmuş bir toplulukta görev aldım ancak gördüklerime dayanamadığım için çekildim. Kısa süre içinde ciddi bir iyileşme beklemiyorum. Umutsuzluğu uzunca bir süre yaşadım da. Ancak umutlu olmak zorundayım. Artık bunun, benim topluma karşı sorumluluğum olduğuna inanıyorum. Umudum yok deyip kenara çekilme lüksüm yok.
Gençler refah içinde ve özgür bir hayat istiyor, yani bireysel kurtuluşlarını. Bunun için de bir yolunu bulup yurt dışına yerleşmek istiyorlar. Çünkü bu ülkede bir şeylerin değişebileceğine olan inançlarını yitirmiş haldeler. Genç diye sınıflandırılabilecek neredeyse her insanda bunu gördüm.”
PİRHA- TÜİK’e göre Türkiye’de işsiz sayısı 3 milyon 919 bin. TÜİK, 2021 yılında dar tanımlı işsizliği yüzde 12, geniş tanımlı işsizlik oranını ise yüzde 24,4 olarak açıkladı.
Ekonomik kriz derinleşirken, zamlarla birlikte hayat pahalılığı artarken ve esnaf kepenk indirirken, ekonomik krizi bahane eden iş yeri sahipleri işçi kıyımına gidiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise, 2021 yılına ilişkin işgücü istatistiklerini yayımlayarak, işsizliğin azaldığını aktardı.
TÜİK, 2021 yılında istihdam oranı yüzde 45,2 olarak açıklarken, genç nüfusta işsizlik oranını yüzde 22,6 olarak hesapladı.
TÜİK’in açıkladığı resmi verilere göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2021 yılında bir önceki yıla göre 121 bin kişi azalarak 3 milyon 919 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1,1 puanlık azalışla yüzde 12,0 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 10,7 iken kadınlarda ise yüzde 14,7 olduğu aktarıldı.
PİRHA – KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yaşanan ekonomik krize karşı 19 Mart’ta Samsun’da bölge mitingi yapacaklarını belirtti. “AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu baskı, yoksulluk ve aleyhimize olan ekonomik politikalara karşı çıkacağız” diyen Bozgeyik, “Ortak mücadele” vurgusu yaptı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), artan yoksulluğa karşı 19 Mart’ta sokağa çıkıyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, dünyada ve özellikle de ülkemizde yaşanan yoğun ekonomik krize işaret etti.
Bozgeyik, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi ile birlikte ekonomik ve siyasal krizin daha fazla derinleştiğini vurgulayarak, “Uzun süreden beri Türkiye’de AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu neo-liberal, özelleştirici, halktan yana olmayan politikalar nedeniyle derin bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Bu krizin ortaya çıkarmış olduğu yoksullaşma ve güvencesizlik her geçen gün artarak devam ediyor. Özellikle 3. Dünya Savaşı olarak ifade edebileceğimiz bu dönemde en fazla Avrupa ve Türkiye’nin etkileneceği ortada. Türkiye’nin hem enerjiye bağımlılığı hem tarımsal politikalarda izlemiş olduğu özelleştirme politikaları, çiftçilere yeterince destek vermemesi, dışa bağımlılığın da gelişmesi ve Ukrayna’dan buğday ithalatının çok yoğun yaşandığı bir süreçte bu savaşın çıkması önümüzdeki günlerde ülkemizin gıda krizine varan bir krizle de karşılaşacağımızı ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.
KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yaşanan ekonomik krizden ve en fazla etkilenen kesimin başında kamu emekçilerinin olduğuna vurgu yaptı. Bozgeyik, artan yoksulluğa karşı 19 Mart’ta Samsun’da yapacakları mitinge dair şunları söyledi:
“3 milyonun üzerinde kamu emekçisi ve 2 milyonun üzerinde kamudan emekli olan insanların almış oldukları ücretlere baktığımızda yoksulluk sınırının çok çok altında… En son Türkiye’de açıklanan resmi verilere baktığımızda yoksulluk sınırı 16 bin TL’ye ulaşmış. Açlık sınırı ise 5000 TL ulaşmış durumda. Asgari ücrete %54 oranında zam yapılmasına rağmen bugün bir asgari ücretle çalışan işçinin almış oldu aylık tutar açlık sınırının altında kalmış durumda. Doğal olarak 2022 yılı bütçesinde savaştan, militarist politikalardan vazgeçilerek, ülke kaynaklarının, toplanan vergilerimizin de yatırıma, istihdama, emekten yana harcanması noktasında taleplerimiz vardı. Bütçe Mecliste görüşülürken KESK olarak emek ve demokrasi güçleri ile birlikte 4 bölgede ortak mitingler yaptık. Krizin daha fazla derinleştiğini görmemizden 1 Mayıs’a da giderken hem bu krizin bedelini emekçilerin ödememesi; elektriğe, doğalgaza, ulaşıma yapılan zamlara da baktığımızı % 100’ü aşan bir enflasyonla karşı karşıyayız.
“KAYNAKLARIMIZ OTOBANALRA, KÖPRÜLERE HARCANIYOR”
Doğal olarak bu yaşam koşullarının iyileştirilmesi, güvenlikçi politikalardan, özelleştirmelerden vazgeçilmesi; özellikle de kamu özel işbirliği projeleri ile kaynaklarımız şehir hastaneleri, otobanlar, araç garantili köprülere aktarılıyor. Bunların durdurulması ve kamulaştırılması talebimiz var. Bu açıdan Samsun bölgesinde, 19 Mart Cumartesi günü Karadeniz bölge mitingi yapacağız. 12 ilden bu mitinge katılım olacak ve o illerdeki emek meslek örgütleri, demokrasi güçleri ile görüşmelerimiz devam ediyor. Bir bütün olarak AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu baskı, işsizlik, yoksulluk politikalarının geri alınmasına ilişkin toplumsal muhalefeti, hep birlikte Karadeniz’de karşı çıkmaya çağırıyoruz. Önümüzdeki günlerde Nevroz’da benzer taleplerle; yani özgürlük ve bu baskı ortamının kaldırılması, Türkiye’de demokrasinin yeniden inşa edilmesi üzerine talepler ile halklar alanlarda olacak. Nevroz’dan hemen sonra da 1 Mayıs’ta bizler; emekçiler ve yoksullar olarak ‘Yeni bir toplumsal yaşam mümkün. Savaşa karşı halkların birlikte ortak mücadelesi’ çağrısı ile yine alanlarda olacağız.”
“YENİDEN EMEKÇİLERİN BİRLİĞİNİ İNŞA ETMEK İÇİN…”
KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, son olarak Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda saat 12.00’de yapılacak mitingin yeni bir başlangıç olduğunu ifade ederek, “Özellikle Nisan ayında benzer eylemler ile yerel etkinliklerin güçlü bir şekilde hayata geçirilmesi noktasında bir çaba içerisinde olacağız. Buna ilişkin DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Türkiye Barolar Birliği gibi birçok kurumla da görüşmelerimiz devam edecek. Yeniden emekçilerin birliğini, birleşik mücadeleyi, güçlü bir emek platformunun inşa edilmesine yönelik de yoğun bir döneme girdiğimizi ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
PİRHA-Birleşik İşçi Zemini, Eskişehir’de “İşsizlik, yoksulluk, kriz yaratan ekonomik düzene karşı tek çare: İşçi-Emekçi Hükümeti” kampanya programını açıkladı.
Birleşik İşçi Zemini’nin (BİZ), “İşsizlik, yoksulluk, kriz yaratan ekonomik düzene karşı tek çare: İşçi-Emekçi Hükümeti” başlıklı kampanya programı devam ediyor. İstanbul’un ardından Eskişehir’de de programı açıklayan Birleşik İşçi Zemini, tüm işçi ve emekçilere sınıf mücadelesi çağrısı yaptı.
Emekçi Hareket Partisi (EHP), Kırmızı Gazete, İşçinin Kendi Partisi (İKEP) ve Emek ve Adalet Platformu’ndan oluşan Birleşik İşçi Zemini, ekonomik krize karşı hazırladığı kampanya programını ilk olarak 12 Ocak’ta İstanbul Şişli’de yapılan basın toplantısında açıklamıştı. Toplantının ardından “İşçi-Emekçi Hükümeti” çalışmaları, pek çok ilde hız kazanmaya başladı. İstanbul, Ankara, Eskişehir ve İzmir’de afişleme ve bildiri çalışmalarıyla işçi ve emekçilere mücadele çağrısı yapıldı.
Bugün ise “İşsizlik, yoksulluk, kriz yaratan ekonomik düzene karşı tek çare: İşçi-Emekçi Hükümeti” başlıklı kampanya programı Eskişehir’de yapılan basın toplantısında açıklandı. Yapılan açıklamada; dünyada ve ülkemizde sürekli olarak derinleşen ekonomik krize vurgu yapıldı. “Mevcut ekonomik işleyişi halkın yararı yönünde ancak işçi sınıfı hareketi ve meclislerin denetiminde bir işçi-emekçi hükümeti değiştirebilir. Demokrasi ve emekçi düşmanı tek adam rejimine son verebilir ve farklı biçimler altında da olsa anti-demokratik rejimin devam etmesine engel olabilir” denildi.
12 madde altında açıklanan kampanya programı ise şu şekilde:
1- Ancak işçi sınıfı hareketi ve meclislerinin denetimindeki bir işçi-emekçi hükümeti, işsizlik, yoksulluk ve krizler yaratan mevcut ekonomik işleyişi halkın yararı yönünde değiştirebilir, demokrasi ve işçi sınıfı düşmanı tek adam rejimine son verebilir ve farklı biçimler altında da olsa anti-demokratik rejimlerin devamına engel olabilir.
2- İşçi emekçi hükümetinde işten çıkarmalar durdurulacak, geniş kamu yatırımları ve iş süresinin 6 saate indirilmesiyle tam istihdam sağlanacak.
3- Halkın kullanmadığı dış borçlar ödenmeyecek ve IMF ile görüşülmeyecek.
4- Büyük ölçekteki kar, rant, döviz mevduatı ve servetten artan oranlı vergi alınacak. Döviz mevduatı edinimi sınırlandırılacak.
5- Asgari ücret, daha sonrasında arttırılmak üzere belirli bir dönemle sınırlı işe başlama ücreti olacak, yoksulluk sınırının üstünde belirlenecek; güvencesiz, sigortasız, taşeron koşullarında çalışılmayacak.
6- Halka ısınma, ulaşım, iletişim, enerji, su gibi ihtiyaçların temel asgari düzeyi ücretsiz sağlanacak. Halkın temel ihtiyaçlar için kullandığı kredi ve kredi kartı borçları silinecek.
7- AKP’nin haksız ve usulsüz olarak verdiği müşteri garantili bütün ihaleler iptal edilecek.
8- Kritik sektörlerdeki kuruluşlar tazminatsız kamulaştırılacak ve dış ticaret bankasının bulunmasıyla birlikte, tek banka sistemine geçilecek.
9- Ücretlere halkın gözetiminde belirlenen enflasyon oranında her ay zam yapılacak ve toplu sözleşmelerle elde edilen zam bu seviyeye eklenecek.
10- Ucuzluğu sağlamak için temel ihtiyaçlara yönelik zamlar durdurulacak, bunlardaki vergiler kaldırılacak ve bunların üretimi demokratik-merkezi olarak planlanacak.
11- Kıtlık tehlikesine karşı, üretimi arttırmak üzere köylülerimiz desteklenecek ve tarımsal ürünlerin arz edilmesinde aracılar devreden çıkarılacak.
12- Büyümenin yarattığı kaynak, toplumsal ihtiyaçlara göre ve emek gelirlerini arttıracak yönde dağıtılacak.
PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifak tartışmalarına açıklık getirerek, “Bizim ittifakımız, grev çadırındaki işçilerdir, bütün ekonomi bakanlarından daha iyi ekonomi bilen işportacı Zehra teyzedir. Bizim ittifakımız; kardeşleri Enes Kara için Taksim’e çıkan ve polis müdahalesine karşı direnen genç yoldaşlarımızdır. Bizim ittifakımız, havasını toprağını, deresini suyunu savunan Havva Ana’dır. Bizim ittifakımız her gün öldürülen kadınlar için adliye adliye gezen, sokakları, caddeleri dolduran, hiçbir şeyden korkmayan kadınlardır. Bizim ittifakımız; kayyıma karşı halkın sandıktaki iradesidir” dedi.
Erdoğan’ın İmralı açıklamalarına ilişkin konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “İmralı’da yürütülecek diyalog görüşmelerini sonuna kadar destekleriz. Ancak bir taraftan mutlak tecridi uygulamaya devam edenlerin diğer taraftan İmralı’dan söz etmelerini asla samimi bulmuyoruz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Hrant Dink’in katledilmesinin 15’inci ölüm yıldönümünde anan Buldan, “Sevgili Hrant’ın Dink’in katledilişinin 15’inci yıl dönümü. Sevgili Ahparing’i saygıyla, sevgiyle ve büyük özlemle anmak istiyorum. Evet, Hrant’sız 15 yıl geçti. Ama yüzündeki umut dolu o kocaman gülüşü unutmadık. Cesaretini yüreğimize yazdık. Bize emanet ettiği barışı asla unutmadık! Yarım kalan özgür bir ülke düşünü asla unutmadık. Evet; katili de onunla resim çekenleri de onların arkasındaki karanlığı da tabi ki unutmadık ve unutmayacağız. Cinayete giden süreçte rol oynayan üst düzey kamu görevlileri ve rütbeliler hakkında bugüne değin tek bir işlem yapılmadı, tek bir dava açılmadı. Cinayetin arka planı aydınlatılmadı. Sorumlular, cezasızlık zırhıyla korundular. Kollandılar ve korunmaya devam ediyorlar. Merkezinde devlet görevlilerinin planlayıcı ve yönlendirici olarak yer aldığı bir cinayettir, Hrant Dink cinayeti” dedi.
Hrant Dink’i katleden mekanizmayı Roboski’den, Diyarbakır, Suruç, Ankara ve İzmir Katliamlarından tanıdıklarının altını çizen Buldan, “Bu mekanizmanın sahipleri iyi bilmelidir ki; işlenen cinayetler, katliamlar, unutulur, yanlarına kâr kalır sanmasınlar! Bu hakikatler elbette gerçek adalet önünde bir bir açığa çıkacaktır, çıkarılacaktır” diye konuştu.
HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın konuşmasından satırbaşları, şöyle:
“Çarşıda, pazarda, sokakta, işyerlerinde, marketlerde, ‘geçinemiyoruz’ seslerinin yükseldiği, iktidara yönelik öfke ve itirazın giderek büyüdüğü önemli ve sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Tabi; bu seslere iktidarın kulaklarının kapalı olduğunun da biliyoruz, halkın tepkisinden de bunu görüyoruz. ‘64 yaşındayım pazarcılık yapıyorum benim hakkım değil mi evde oturmak’ diyen bir kadının isyanını da ‘Cebimde 4 lira param var, okulda yemek yiyemiyorum’ diyen bir çocuğun çığlığını da, market kasalarında fiyatlara karşı yükselen itirazı da bu iktidar duymuyor, görmüyor ve görmezden geliyor. Ama biz duyuyoruz ve görüyoruz.
HDP, emekçi yoksul halkın sesidir, sözüdür!
Ürettikleri yalan siyasetinin halkta bir karşılığının olmadığını, hikâyelerinin bittiğini görmek istemiyorlar. Ama daha fazla kaçamayacaklar. Saklanamayacaklar. Gittikleri her yerde bu gerçeklerle yüzleşecekler. Her yerde halkın ‘artık düşün yakamızdan’ tavrıyla karşılaşmaya devam edecekler!
AKP-MHP iktidarının hamasetine karşı çarşıda, pazarda, sokakta, meydanlarda, marketlerde, her yerde ‘geçin bu yalanları’ demenin tam da zamanıdır. Hesap sormanın tam da zamanıdır.
Buraya yazıyorum. Gelmiş geçmiş en büyük faizci iktidar, AKP-MHP iktidarıdır. Bunların yalanları dahi yüksek faizlidir. Düşmüyor bir türlü! Maliye Bakanları çıkmış ‘Bekleyin enflasyon 2023 Haziran’ında tek haneye inecek’ diyor. Vallahi bu bakan, olacakları şimdiden çok iyi görüyor. Aslında iyi bir bakan doğruyu söylüyor. Evet, olur da seçimler o tarihe kalırsa 2023 Haziran’ından önce sizin iktidarınız düşecek, arkasından enflasyon düşecek. Sizin gördüğünüz budur. Önce AKP, sandıkta tek haneye inecek! Ardından da enflasyon tek haneye düşecek.
Bugün ekranlardaki dolar 13,50’lerdedir. Akaryakıtta, market fiyatlarında gerçek dolar 18-20 liradır. Bakın! Doların 18 liraya ulaştığı 20 Aralık öncesi; 12 Kg’lık mutfak tüpü; 212 liraydı. Dolar bugünlerde 13,50’lerde. Aynı tüpün fiyatı daha da arttı; 244 lira oldu. Dolar 18,50 iken; bir aracın yakıt deposu 650 TL’ye doluyordu. Şimdi dolar 13,50 iken; aynı depo 900 TL’yi geçiyor. Siz neyi düşürdünüz Allah aşkına ya. Buradan iktidara soruyoruz düşürdüğünüz şey ne. Bu kadar fiyat artışının olduğu perişan olduğu bir dönemde sizin neyi düşürdüğünüzü, neyin köpüğünü aldığınızı merak ediyoruz. Artan konut ve kira fiyatlarıyla bu ülke insanını kendi ülkesinde neredeyse mülteci durumuna getirdiniz. İnsanlar kiralarını ödeyemezken, öğrenciler harçlarını ödeyemezken İsraf Saray’ının harcamaları ise hiç hız kesmeden devam ediyor.
Esnafın çiftçinin, üreticinin iflas etmesinin, hacizle tarlasına traktörüne, el konulmasının nedeni elbette ki bu kara deliktir. Emeklinin 2 bin 500 lira sefalet maaşına mahkûm edilmesinin sebebi elbette ki bu kara deliktir. İşte beka dedikleri aslında tam da budur! Kara deliğin bekasını korumaya çalıştıklarını hepimiz biliyoruz. Bir kez daha söylüyorum: Yutan Saray sebeptir. Ülkedeki yoksulluk, açlık ve sefalet sonuçtur.
Hanelere tarihin en yüksek elektrik faturaları gelmeye başladı. Bakın bu fatura bedelleri nereye gidiyor, tek tek sıralayayım. Faturadaki bedelin bir kısmı ile İdlib’teki ÖSO çetelerinin elektrik masrafları karşılanıyor ve onların maaşları ödeniyor. Faturalardaki o büyük yansımalar, TRT katkı payı olarak kullanılıyor. ÖSO payını eklediler. İdlib’in elektriği çok ucuz bir fiyatla Türkiye’den sağlanıyor bunu da herkesin bilmesi gerekiyor. Tüm bunlardan sonra geriye kalan küçük bir miktar ise yurttaşın kullandığı elektriğin bedelidir. Tarihte böyle bir dolandırıcılık, tarihte böyle bir hırsızlık ne görüldü ne görülecek.
Kul hakkının yendiği, hukuksuzluğun, haksızlığın, dolandırıcılığın iktidar için bu kadar kolay yapılabildiği ekonominin adı, Suç ve Rant Ekonomisidir. Bu suç ekonomisinin her aşamasında en çok sömürülen kesim ise kadınlardır. Salgın hastalık koşullarında işsiz kalıp aç yatanlar, faturasını ödeyemeyenler, bakkala borç ekmek dahi yazdıramadıkları bir dünyanın içinde olanlar, emeklilik hakları hiç olmayanlar…Onlar hep içimizde. Verdikleri emeğin karşılığını alamayıp bir de kötü muamele görenler, kendisine eşya gibi davranılanlar, köleliğin günümüz versiyon ev emekçisi kadınlardan bahsediyorum.
Biz diyoruz ki; AKP ve MHP, Erdoğan ve Bahçeli gitmeden ekonomi çözülmez. Bu ülke huzura ve refaha kavuşmaz. Bunlar gitmeden, kara delik kapanmaz, talan düzeni bitmez. Bu kesindir. İnşallah ilk seçimde bu ikisini de göndereceğiz. O zaman bu ülke huzura da refaha da kavuşacak.
Kendisi çökerken, halkı da çökertmek isteyen bir iktidarın varlığı gerçekten korkunçtur.
Kemal Kurkut. Newroz alanında herkesin gözü önünde katledilen Kemal Kurkut. İstinaf Mahkemesi, katledeni değil, Kemal Kurkut’u suçlu buldu. ‘Saldırgan bir eylemci’ dedi. Yargısız infaza, yargı zırhı getiren bu düzen, faili meçhul cinayetlerin, Susurluk’un devamı bir düzendir. Hukukun, adaletin de katledildiği bir düzendir. Verebileceğimiz birçok örnek var ama bugün bunlarla sınırlı tutuyoruz. Yoksa gerçekten anlatacağımız birçok hikaye ve trajedi var ama halkımız hem bunları hem de yakından takip ediyor.
Evet, yaşamdan koparılan insanlar, katledilen kadınlar, mülteciler, yok edilen gelecek, çalınan umutlar, karartılan hayatlar, yargı zırhıyla kapatılmak istenen katliamlar, cezaevlerinde işkenceler, bütün bunlar son dönemlerde yaşadıklarımız ve tanık olduklarımız. Bu tablo AKP-MHP iktidar düzeninin ülkeyi içerisine sürüklediği çöküşün, uçurumun bir fotoğrafıdır. Adaletsizliğin ve zulmün bir fotoğrafıdır. Hukuksuzluk düzeninin bir fotoğrafıdır. Türkiye gerçeklerinin fotoğrafıdır. Ölüm siyasetinin bir fotoğrafıdır.
Buradan bir kez daha sesleniyorum: Hiç kimse bu iktidara bakarak umudunu ve yaşam sevincini asla kaybetmemelidir. Elbette bugünler geçecektir. Mücadelemizi ve toplumsal dayanışmamızı büyüterek bu devranı mutlaka halkın lehine döndüreceğiz. O yüzden yaşama sımsıkı bağlanalım ki, büyük değişimi başaralım. Zulüm karşısında direnelim ki, zalimlerin kaybettiğini görelim. Güzel günleri birlikte karşılayalım. Yaşamı kuşatan karanlığın karşısında hiç yılgınlığa düşmeyelim. Biz umudumuzu büyütelim, cesaretimizi arttıralım. Göreceksiniz her şey değişecektir, dönüşecektir.
HDP işte bu değişimi ve dönüşümü başarmak için vardır. HDP’yi engelleyebilmek, durdurabilmek için uğraşadursunlar; bizler yolumuza kararlılıkla ve en güçlü şekilde, halklarımızla birlikte devam edeceğiz.
Demokratik çözüm için toplumsal barış için diyalog ve müzakereye dayalı yöntem tek çözüm yoludur. Bu çerçevede İmralı’da yürütülecek diyalog görüşmelerini sonuna kadar destekleriz. Ancak bir taraftan mutlak tecridi uygulamaya devam edenlerin diğer taraftan İmralı’dan söz etmelerini asla samimi bulmuyoruz. Bir tarafta rehin tutulan demokratik siyasetçiler; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, İdris Baluken, Gültan Kışanak ve tüm arkadaşlarımız, diğer tarafta ise İmralı’da ağırlaştırılan tecrit. Sürdürülen bu iki durumu da, bu iki durum üzerinden yürütülen tartışmayı da doğru bulmuyoruz, kabul etmiyoruz. Bunu da herkesin bilmesi gerekiyor. Biz, demokratik çözümün, demokratik müzakerenin ve onurlu bir barışın zeminini yaratma konusunda sonuna kadar kararlıyız.
İşte bize ittifaklarımızı soruyorlar ya. Açıklayalım. Bizim ittifakımız, grev çadırındaki işçilerdir, bütün ekonomi bakanlarından daha iyi ekonomi bilen işportacı Zehra teyzedir. Bizim ittifakımız; kardeşleri Enes Kara için Taksim’e çıkan ve polis müdahalesine karşı direnen genç yoldaşlarımızdır. Bizim ittifakımız, havasını toprağını, deresini suyunu savunan Havva Ana’dır Havva Ana. Bizim ittifakımız her gün öldürülen kadınlar için adliye adliye gezen, sokakları, caddeleri dolduran, hiçbir şeyden korkmayan kadınlardır. Bizim ittifakımız, barış isteyen milyonlardır. Bu kadar açık ve nettir. Bizim ittifakımız; kayyıma karşı halkın sandıktaki iradesidir. Bizim ittifakımız; toplumdaki büyük itirazı, inşaya çevireceğimiz büyük dönüşüm ittifakıdır.
İşte HDP’nin ne yapacağını merak edenlere söyleyelim, biz toplumsal muhalefetin, demokratik muhalefetin, eşit ve birlikte yaşamın, ortak geleceğin, barışın temel taşıyız, taşıyıcı kolonuyuz. Mücadele bayrağını hep en önde taşıdık taşımaya da devam edeceğiz. Ülkenin çözümsüz bırakılan temel sorunlarının, ekonomik çöküşün konuşulmaması için halkın, sokağın gündemini saptırmaya çalışan iktidarın hikâyesinin de, siyasetinin de bittiğini herkes biliyor ve görüyor. İşte asıl büyük hikâyeyi, umudu yeniden inşa eden Türkiye’nin ezilen, emekçi yoksul halkları yazacaktır! Emekçiler yazacaktır, kadınlar yazacaktır, gençler yazacaktır, adaletten, barıştan ve demokrasiden yana olan büyük vicdanlar yazacaktır, HDP yazacaktır kısacası, HDP yazacaktır.
Bu hikâye; herkesin ortak kazancı olan güçlü bir demokrasidir. Güvence altına alınmış özgürlüklerdir. Herkes için adalettir. Sağlam temeller üzerine kurulacak toplumsal barıştır. Ve onurlu bir yaşamdır. Umutlu olalım. HDP’de kalalım, hiç kimse hiçbir kuşkuya kapılmasın HDP gittikçe büyüyen bir partidir.”
PİRHA-Türkiye’de ekonominin giderek kötüleşmesi halkın belini büküyor. Dersimli yurttaşlara hayat pahalılığı ve işsizliği sorduk. Dersimliler, “Gençlerimiz işsiz. Dersim halkı artık yarını nasıl çıkartırım hesabı yapıyor. Ülkenin ekonomisi kötüye gidiyor ve dışarıya bağımlı olduğumuz için düzelme şansı yok” diye belirttiler.
Hükümet, “Her şey yolunda” söylemlerini dillendirse de sokaktaki manzara bu söylemlerin tersi yönünde, Türkiye’de ekonomi giderek kötüye gidiyor, halk yoksullaşıyor.
Dersim’de halka mikrofon uzattık ve hayat pahalılığı ve işsizliği sorduk.
“ÜRETİMİN OLMADIĞI YERDE PAHALI HAYAT YAŞAMAYA MECBURSUN”
Satışların berbat olduğunu belirten sokak satıcısı Songül Yıldırım, “Her şeye para harcanıyor ama sokak satıcılarının evine ekmek götürmesine ne hikmetse bir şeyler engel oluyor. Dersim diğer illere göre pahalı çünkü bizde üretim yok tüketim var, üretimin olmadığı yerde her zaman pahalı bir hayat yaşamaya mecbursun. Adaletsiz bir dünyada hiçbir zaman zengine bir şey olmaz, fakire olur” dedi.”
Eve ekmek götürmenin mücadelesini verdiğini söyleyen Hasan Kahraman ise, “Ülkenin ekonomisinin düzelme şansı yok çünkü %80 dışarıya bağımlı olduğu için düzelme şansı yok. Hep siyasetçilerin sattığı hayaller. AKP gitse de bir şey değişmez önemli olan sistemin değişmesi gerekiyor” diye belirtti.
“DERSİM’DE İŞ İMKANI YOK”
Dersim’de iş imkânının olmadığını dile getiren Ercan Karataş, “Gençlerimiz işsiz, Dersim halkı artık yarını nasıl çıkartırım hesabı yapıyor. Çiftçilik, hayvancılık, sanayi yok insanlar gerçekten mağdur durumda, yapacakları tek şey kahveye gelip zaman öldürüp tekrar eve gitmek” dedi.
Ülkenin ekonomisinin kötüye gittiğini vurgulayan Barış isimli yurttaş, “Her şeyin fiyatı 1 liradan 10 liraya fırladı. Tek çözüm seçimin olmasıyla AKP’nin gitmesi olur” diye konuştu.
PİRHA- Art arda gelen zamlar ve dövizin TL karşısındaki yükselişine karşı basın açıklaması düzenleyen Dersim Emek Demokrasi Platformu, zamlar ve hayat pahalılığının halkın belini büktüğünü vurgulayarak, halkın seçimi bekleyecek gücünün kalmadığını, hükümetin istifa etmesi gerektiğini belirtti.
Dersim Emek Demokrasi Platformu, art arda gelen zamlar ve dövizin TL karşısındaki yükselişine karşı basın açıklaması yaptı.
Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı platform adına EMEP İl yöneticisi Orhan Kurul okudu.
Zam ve hayat pahalılığının tüm toplum için dayanılmaz hale geldiğine dikkat çeken Kurul, “Tek adam yönetimi “ekonomide kurtuluş savaşı yaşıyoruz” dese de bunun halk içinde ciddi bir karşılığı yok. Millet İttifakı “erken seçim” çağrılarının ötesine geçmiyor, hareketi frenlemekte çaba göstermeye devam ediyor” dedi.
Eriyen her kuruş halkın sırtına binen milyarlarca borç yükü demek olduğunu belirten Kurul, “Halk için açlığın, yoksulluğun artması demek. Spekülatör ve finans baronlarının vurgun yapması demek. Hep birlikte bu gidişe; iş ekmek ve özgürlük için dur demeliyiz” diye konuştu.
“GEÇİNEMİYORUZ!”
Dün akşamdan itibaren yurdun farklı yerlerinde “hükümet istifa” sloganları ile yurttaşların sokaklara döküldüğüne işaret eden Kurul, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Semtlerde, mahallelerde gelişen eylemlere kitlesel katılımlar da oldu. Zamlar ve hayat pahalılığı halkın belini büktü. Yağ fiyatlarından, un fiyatlarına, ekmek fiyatlarına, akaryakıt, doğal gaz fiyatlarına kadar iğneden ipliğe her şey zamlanıyor. Geçinemiyoruz!
SEÇİMLERİ BEKLEYECEK GÜCÜMÜZ KALMADI!
Cebimizdeki para her geçen gün erirken, döviz kurları rekor üzerine rekor kırarken; bir avuç sermaye sınıfı, saraydakiler ve yandaşları daha çok semirsin diye biz her geçen gün daha çok yoksullaşıyoruz! Dolar yükseldikçe Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor, Erdoğan konuştukça dolar yükseliyor. Doların yükselmesiyle ardı arkası kesilmeyen zamlar bizi vuruyor.
Hal böyleyken işsizliğin tavan yaptığı Dersim başta olmak üzere bölgede birçok şehirde gelen zamlar ile emekçi halk açlığa sürükleniyor. İş bulabilenlerin ise asgari ücret dahi alamadığı, kayıt dışı ve sigortasız çalıştığı, evine ekmek götürebilmek için günübirlik işlerde çalışmak zorunda bırakıldığını biliyoruz. Emekçi halkımızın artık seçimleri bekleyecek gücü kalmamıştır.”
“ARTIK YETER, HÜKÜMET İSTİFA!”
Halkı bu duruma mahkûm edenlere, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün hükümet yetkililerine derhal istifa etmesi çağrısında bulunan Kurul, “Zamlara, yoksulluğa, bu soygun ve yağma düzenine karşı tüm halkımızı, işçi ve emekçileri artık yeter demek için birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.
PİRHA- TÜİK, geniş tanımlı işsizlik oranını eylül ayında 0,2 puan artışla yüzde 21,9 olduğunu açıkladı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2021 işgücü istatistikleri açıkladı. TÜİK’e göre dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 0,3 puanlık azalışla yüzde 11,5 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki ay yüzde 12,1 olarak açıklanan veri yüzde 11,8 olarak güncellendi.
TÜİK verilerine göre, istihdam edilenlerin sayısı Eylül’de bir önceki aya göre 426 bin kişi artarak 29 milyon 254 bin kişi, istihdam oranı ise 0,6 puanlık artış ile yüzde 45,8 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 21,5, istihdam oranı yüzde 32,7 oldu
15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak yüzde 21,5, istihdam oranı 0,3 puanlık artışla yüzde 32,7 oldu.
Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2021 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 21,9 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,2 iken, potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,5 olarak gerçekleşti.
PİRHA- Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Samsun Şubeler Platformu, “Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor” diyerek basın açıklaması yaptı.
KESK Samsun Şubeler Platformu, “İnsanca yaşamaya yetecek gelir ve güvenceli çalışma için halktan, emekten yana bir bütçe istiyoruz” diyerek sokağa çıktı. Yapılan basın açıklamasında, iktidarın ekonomi politikaları eleştirilerek “Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor. Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor” denildi.
“PEMBE TABLOLAR ÇİZMEYE DEVAM EDİYORLAR”
BES Samsun Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Yılmaz Tuluk’un okuduğu basın açıklamasında, hayatın her geçen gün daha zorlaştığına dikkat çekilerek şu hususlara dikkat çekildi:
“En önemli toplumsal sorunumuz haline gelen işsizlik ve yoksulluk pandemi koşullarında daha da derinleşiyor. Buna rağmen ülkeyi yönetenler pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Oysa ister mavi yakalı olalım ister beyaz yakalı. İster asgari ücretli olalım ister emekli. İster küçük esnaf olalım ister çiftçi… Hiç fark etmiyor. Her gün biraz daha fazla yoksullaşıyoruz. Her gün biraz daha güvencesiz hale geliyoruz. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 10 bin TL’yi aştığı koşullarda geçinemiyoruz.
Ülkeyi yönetenler büyüme rakamları ile övünüyor. Oysa bizim payımıza hep küçülme düşüyor. Kendine ‘yetkili sendika’, ‘yetkili konfederasyon’ diyenlerin her seferinde altına imza attığı ‘satış sözleşmeleri’ ile maaşlarımız-ücretlerimiz eriyor. Her alışverişte cebimizden çıkan para artsa da poşetlerimiz gittikçe küçülüyor. Milli gelirden, yani emeğimizle, alın terimiz ile ürettiğimiz gelirden aldığımız pay küçülüyor.”
“MUTLU AZINLIĞIN SERVETİ BÜYÜYOR”
Tam 12 yıl öncesinin rakamlarının altına inen kişi başına gelirimiz küçülüyor. Soframızdaki ekmek, boğazımızdan geçen lokma her gün biraz daha küçülüyor. Çalıştığımız kamu hizmetleri alanı piyasalaştırma ve tasfiye politikalarıyla, özelleştirme soygunu ile gittikçe daraltıyor, küçültülüyor. Kamuda güvenceli, kadrolu istihdam eriyor, küçülüyor. Yaşadığımız Bu Topraklarda Büyüyen, Artan Şeyler De Var Elbette…
İşsizler ordusu her gün biraz daha büyüyor. Temel tüketim maddeleri başta olmak üzere iğneden ipliğe her şeyde devam eden zam kasırgası hız kesmeden büyüyor. Ali Cengiz oyunları ile takla attırılan TÜİK rakamları ile perdelenmeye çalışılsa da yaşadığımız gerçek enflasyon, hayat pahalılığı büyüyor. Güvencesiz, sözleşmeli, esnek istihdam, angarya çalışma katlanarak büyüyor. Faizden, ranttan, bizim cebimizden verilen hazine garantilerinden beslenen, kazancını vergi cennetlerine transfer eden mutlu azınlığın serveti büyüyor.
Bizim payımıza ise vergi cehennemi düşüyor. Hem çalışıp üretirken hem de tüketirken bizden kesilen vergiler artmaya devam ediyor. Elimize geçen gelirle ayın sonunu getiremediğimiz için borçlarımız artıyor.”
“BÜTÇE HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR”
İşte bu ağır koşullarda hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir süreç, bütçe süreci başlıyor. Bütçeler kaynakların kimlerden toplandığını ve söz konusu kaynakların kimlerin ihtiyaçları için kullanıldığını gösteren belgelerdir. Dolayısıyla bir ülkede mevcut sitemin, iktidarın kimden hangi sosyal sınıf ve tabakadan yana olduğunu anlamanın en kolay yolu bütçe harcamalarına bakmaktır. Ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler ülke kaynaklarının, emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara, güvenlikçi politikalara aktarılmasının bir aracı haline dönüşmüştür.
Sermayeye, patronlara, yandaş müteahhitlere ‘teşvik’, ‘yeniden yapılandırma’ ‘vergi barışı’, ‘vergi affı’, ‘prim desteği’, ‘hazine garantisi’ adları altında muslukları sonuna kadar açanlar sıra alın terinin karşılığını isteyen işçilere, emekçilere gelince ‘bütçe imkanlarımız kısıtlı’, ‘size istediğinizi verirsek gemi batar’ bahanelerinin arkasına saklanmaktadır.
Eylül ayı başında açıklanan Orta Vadeli Program ülkeyi yönetenlerin yine yüzünü sermayeye sırtını emeğe dönen bir bütçe hazırlığında olduğunu gösteriyor. Bu ülkenin emeği ile geçinen ezici çoğunluğu olarak yan yana gelmezsek yeni açı reçeteler yeni ‘kuru ekmek bütçeleri’ kapımıza dayanacak. Orta vade de, uzun vade de tek planları, programları bizlere daha fazla yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik dayatmak olanlara ‘artık yeter’ demenin vakti çoktan gelmiştir.
KESK olarak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullarda dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin salgından korunarak nefes almasını ve insanca bir yaşam sürmesini sağlayacak, emekten, halktan, barıştan ve ekolojiden yana bir bütçe istiyoruz!
Kısacası yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz kaynakların insanca bir yaşam, çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz. Bu talepler sadece bizim değil milyonların talepleridir. Bu nedenle başta kamu emekçileri olmak üzere; yıllardır yok sayılan pandemi koşullarında korumasız bırakılarak işsizliğe, yoksulluğa terk edilen milyonları taleplerine sahip çıkmaya, halktan emekten yana bir bütçe, insanca yaşam mücadelesinde omuz omuza vermeye çağırıyoruz!”
İşsizlik sorunu olmadığını iddia eden Amasya Valisi Mustafa Masatlı, “Hatta bayanlara bile biz iş verebiliriz” diye cinsiyetçi söylemde bulundu.
Muhtarlarla bir araya gelen Amasya Valisi Mustafa Masatlı, insanların iş “beğenmediği” için işsiz kaldığını söyledi. İşsizlik oranlarını görmezden gelen Masatlı, cinsiyetçi söylemlerde bulunarak, “Hatta bayanlara bile biz iş verebiliriz. Küçük ölçekte, ağır olmayan, bayanların yapabileceği işleri verebiliriz dediler. Bilginiz olsun. İş arayan varsa gönderin” dedi.
Masatlı, organize sanayi bölgelerinde başta mermer olmak üzere çeşitli sektörlerde çalıştırılmak üzere işçi ihtiyacı olduğunu iddia etti. Masatlı, “Mermerde çalışacak eleman bulunmuyor. Yaklaşık 4 bin TL de maaş veriyorlar. İnsanlar iş beğenmediğinden dolayı işsiz” dedi.
PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Türkiye’de ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çekerken, TTB Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da yaşanan sorunların çözülmesi için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini belirtti. EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise Ekmeğinde, sandığında, seçiminde güvencesi bu özgürlük güçleridir. Seçimi beklemeden halk hareketini yükseltmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Emek Partisi Mersin İl Örgütü tarafından “Yoksulluk, İşsizlik, Savaş ve Mülteciler” Emekçiler Ne Yapmalı?” paneli düzenledi.
Yenişehir Belediyesi Akademi Merkezi’nde gerçekleştirilen panelde konuşmacı olarak Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen yer alırken, yurttaşların katılımı yüksek oldu.
“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK İSTEYNELER BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”
İlk olarak konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, Türkiye’de ekonomik krizin derinleştiğine dikkat çekerek, “Özellikle gençler umutsuzluğa kapılıp yurtdışına çıkmaya çalışıyor. Sevdiği ülkesinden isteyerek gitmiyorlar. Yaptığımız çalışmalarda bunu ne olarak görebiliyoruz. Ancak mevcut iktidar gençlere umut vermiyor” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’in ardından konuşan TTB Genel Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da, sağlıkta yaşanan sıkıntılara değinerek, özellikle pandemi sürecinde iktidarın süreci doğru yönetemediğini ifade etti.
Aşının salgın dönemindeki yerinin önemine vurgu yapan Şebnem Korur Fincancı, “Evet ilaç endüstrisi var. Ama salgının ortadan kaldırılması için aşıya ihtiyaç var. İktidar kendi tabanındaki aşı karşıtları ve popülizm nedeniyle aşı karşıtlığına göz yumuyor, sessiz kalıyor” ifadelerine yer verdi.
Yaşanan sorunların çözülmesi için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini belirten Fincancı, “Sendikalar, siyasi partiler, demokrasi ve özgürlük isteyenler bir yolunu bulup birlikte hareket etmeli ve halka umut olmalı” diye konuştu.
“SANDIĞIN DA, SEÇİMİN DE GÜVENCESİ ÖZGÜRLÜK GÜÇLERİDİR”
Panelde konuşan EMEP Genel Başkanı Akdeniz ise, Trakya’da yerde sürüklenen işçiyle Ardahan’da açlığa mahkum edilen köylünün aynı kaderi paylaştığının altını çizerek, gezdiği illerdeki durumu paylaştı.
Tüm demokrasi, eşitlik, adalet, ekmek isteyen kesimlerin seçimi beklemeden harekete geçme, ses çıkarma ve birleşme çağrısında bulunan Akdeniz, “Erken yada baskın seçim. Tek adam rejimi faşist bir rejim inşa etmek için çalışıyor. Güç kaybediyor sahada görüyoruz ancak emek, demokrasi, sol, sosyal demokrat, sosyalist, Kürt parti ve çevrelerin her zamankinden çok birbirine ihtiyacı var. Ekmeğin de, sandığın da, seçimin de güvencesi bu özgürlük güçleridir. Seçimi beklemeden halk hareketini yükseltmeliyiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA- İTÜ’nün 248’inci yıl birincisi Hüseyin Umutcan Ay’ın mezuniyet konuşması gündem oldu. Ay, ülkenin içinde bulunduğu sorunlara dikkat çekerek, “Hegemonların elinde yozlaşmış bu sistemi değiştireceğiz” dedi.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) 248. yıl birincisi Umutcan Ay’ın İTÜ Ayazağa Yerleşkesindeki stadyumda düzenlenen törene katılanların dakikalarca ayakta alkışladığı mezuniyet konuşması sosyal medyada gündem oldu.
İTÜ’nün 248’inci yıl birincisi Hüseyin Umutcan Ay, mezuniyet törenindeki konuşmasına şunları dile getirdi:
“Sorguladığınız şeyi öğrenmeye başlarsınız, öğrendiğiniz şey sizi bazen uykularınızdan da edebilir. Ben bu bedeli ağır bir şekilde ödedim. Ve şimdi sizlerle bu yükü paylaşmak istiyorum. Son bir yılım Türkiye’deki kadına şiddetin kökenini araştırmak ve buna bir çözüm üretmekle geçti. Ve sevgili arkadaşlarım ben artık haberleri takip edemiyorum. Çünkü sorunu biliyorum. Çözümü biliyor ve bu çözümü uygulayamıyorken; ben o ölen kadınların kanını elimden çıkaramıyorum. Benim bu yolda ödediğim bedel bu oldu. Fakat bu insanlığın ödediği bir bedelle kıyaslanamaz bile.
Peki sadece sorun bu mu? Ülkenin doğusuna bakın, daha çocuk yaşta kız çocuklarının evlendirildiğini görürsünüz. İstanbul’a bakın, asgari ücretle 4 kişilik ailesini geçindiremediği için intihar eden o güzel insanları görürsünüz. Taksim’e bakın, sırf orada hayat ona daha farklı bir seçenek sunmadığı için ara sokakta katledilmiş yatan o güzel insanları görürsünüz. O kadar da uzağa gitmeyin sıra arkadaşlarınıza bakın. Sırf deneyim elde edebilmek için haftanın 5 günü 5 kuruş para almadan şirketler tarafından sömürüldüklerini görürsünüz.
Bir de son olarak potansiyel geleceğinize bakın. Orada sırf iş bulamadığı için asgari ücrete mühendislik ve mimarlık yapan akranlarınızı görürsünüz.
Karanlıkta olduğumuzu düşünüyoruz, biliyorum. Aynı zamanda korkuyoruz da. Sorunları biliyoruz peki çözüm ne? Kaçmak mı? Belki de birileri bizim için her şeyi çözsün diye arkamıza yaslanıp beklemeliyiz. Ya da başımıza gelmediği sürece sorun yokmuş gibi de davranabiliriz.
Hayır, bunu üzülerek söylüyorum ki; bu yolda birbirimizden başka kimsemiz yok. Çünkü unutmayın ki herkes bir gün ölür. Buna sizler de dahilsiniz saygıdeğer büyüklerim. Ve geriye kalan bizler ve bizim yetiştireceğimiz çocuklar. Hegemonların elinde yozlaşmış bu sistemi değiştireceğiz. Değiştirmeliyiz…
Bunu insanlık için, insan olarak yapacağız. Çünkü bizler insan olmayanların elinden fazlasıyla çektik. Yarattığımız bu yeni dünyada onlar sadece yozlaşmış bir düşüncenin son temsilcileri olarak kalacaklar…”