Etiket: istanbul adalet sarayı

  • İstanbul’da Adalet Nöbeti: Asıl biz not ediyoruz, bu katliam hesapsız kalmayacak-VİDEO

    İstanbul’da Adalet Nöbeti: Asıl biz not ediyoruz, bu katliam hesapsız kalmayacak-VİDEO

    PİRHA-Avukatlar bugünkü adalet nöbetini deprem gündemiyle yaptı ve tüm uyarılara rağmen iktidarın önlem almamasına tepki gösterdi. Deprem sonrasında yaşananlara da tepki gösteren avukatlar, “Asıl biz not ediyoruz. Söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak” dedi.

    Avukatlar tarafından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde yapılan adalet nöbeti bugün deprem gündemiyle gerçekleştirildi. Nöbette, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen, İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, ÇHD İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut, Demokrasi İçin Hukukçular’dan Av. Devrim Avcı, ÖHD İstanbul Şube Eş Başkanı Esra Bilen, İstanbul Barosu’ndan Av. Eren Can, Avukat Hakları Grubu’ndan Av. Ahmet Çoban ile Avukat Dayanışması’ndan stajyer Av. Fırat Al konuştu.

    Tüm uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını söyleyen Esin Köymen, “Meslek insanlarının uyarılarına rağmen önlem alınmadığını yaşayarak görmüş olduk. Afet sürecinin yönetilememesi can kayıplarının artmasının önemli sebebi. Depremzedelerin çığlıklarını duymazdan gelip parmak sallayan ve doğru haber alma hakkına yasaklar getiren girişimleri gördük. İktidarın tüm olumsuz tavırlarına ve engellemelerine rağmen Gezi günlerinde olduğu halkın dayanışması en öndeydi. Yarattığınız bu karanlığa asla teslim olmayacağız. Siz gideceksiniz ve biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da “Birileri hala bu faciadan ders çıkarmadan barolara, avukatlara parmak sallamaya devam ediyor. Bu siyasi anlayış 20 yıldır hayallerimizi öldürmek için çaba içerisinde. Hayallerimizden hiçbir zaman vazgeçmedik. Biz onların gerçekleriyle yaşamak istemiyoruz. Devletin bölgedeki acziyetini çok acı bir tecrübeyle öğrendik” dedi.

    Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da, meydana gelen depremin uzun zamandır enkaz altında yaşandığını gösterdiğini söyleyerek, “Hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukukunda enkaz altında kaldık. Ya sefaleti ya adaleti tercih edeceksiniz” diye konuştu.

    “ASIL BİZ NOT EDİYORUZ”

    Hatay’da hayatını kaybeden İnsan Hakları Derneği (İHD) Onur Kurulu Üyesi avukat Hatice Can ile eşi İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticisi Mithat Can’ın oğulları İstanbul Barosu Üyesi Avukat Eren Can da konuşmasında şunları söyledi:

    “Kaderimize terk edildik. Telefonlar çekmiyordu. Cumhurbaşkanının Antakya’ya geldiği gün bant daraltması yazıldı biz o gün Twitter’da vinç arıyorduk. Öfkemiz çok büyük. Artık biz korkmuyoruz. Asıl biz not ediyoruz. Bize reva görülen ölümleri not ediyoruz. Söz veriyoruz. Bu katliam hesapsız kalmayacak.”

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut ise “Devlet afet bölgesinde halkın karşısında. İşkence vakalarının arkasında devlet var. Devlet bu suretle deprem bölgesinde. Halk kasıtlı olarak tedirgin edilmek isteniyor. Bunun Hatay’da zorunlu göç politikasının bir parçası olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Eş Başkanı Esra Bilen de afet yönetiminin kötü yapıldığının altını çizerek, “Deprem bölgesinde yer alan bazı hapishanelerde bazı mahpuslar öldürüldü. Birçok kişiye linç girişimi oldu. Ortada firar ya da yağma olsun ya da olmasın işkence suçtur. Hükümet kim iktidarına karşı gelirse afet dinlemeden halka karşı bu denli sert tepki vereceğini ortaya koydu. Hükümet için önemli olan kendi iktidarını sürdürmesidir. Hiçbir şey sizi kurtaramayacak. Sizler yargılanacaksınız, bizler kentlerimizi dayanışmayla tekrar inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Demokrasi için Hukukçular adına Devrim Avcı, “Bizimki depremzedeler adına bir hak mücadelesi” derken; Avukat Dayanışması adına konuşan stajyer avukat Fırat Al da “Devlet deprem bölgesindeki insanları ölüme terk ederken deprem bölgesindeki insanlarla dayanışmak isteyenleri engelledi” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklu yakınlarına polis müdahalesi protesto edildi-VİDEO

    Tutuklu yakınlarına polis müdahalesi protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Adalet Sarayı önünde infazı yakılan ve hasta tutukluların yakınları tarafından devam ettirilen adalet nöbetine polis yasak olduğu gerekçesiyle müdahale etti. HDP Bahçelievler İlçe Eşbaşkanı Fatma Çatar’ın gözaltına alındığı eylemde HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm “Her gün cezaevlerinden çığlık sesleri geliyor. Cezaevlerinde yükselen sesin kamuoyuna yansımaması için buradaki açıklamayı engelliyorsunuz. Herkes işlediği suçlardan yargılanacak” dedi.

    İnfazı yakılan ve hasta tutukluların yakınlarının İstanbul Adalet Sarayı önünde başlattığı ancak Kağıthane Kaymakamlığı’nın yasaklama gerekçesiyle her hafta polis müdahalesine maruz kaldığı adalet nöbetinde HDP Bahçelievler İlçe Eşbaşkanı Fatma Çatar gözaltına alındı. Eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Dilşad Canbaz, Züleyha Gülüm ile Musa Piroğlu da destek verdi.

    “Ya tutuklular intihara sürükleniyor ya da işkence ile katledildiği haberleri geliyor. Bugüne kadar cezaevlerinde iyi bir haber alma şansımız olmadı. Buna karşı anneler uzun bir süredir nöbetlerini sürdürmeye çalışıyor. Ama her hafta engellemeyle karşı karşıya kalıyor ya da valilik kararıyla yasaklanıyor” diyen Gülüm, konuşmasını sürdürürken, polis eylemin yasak olduğunu belirterek engellemeye çalıştı. Gazetecileri de engellemeye çalışan polis, HDP Bahçelievler İlçe Eşbaşkanı Fatma Çatar‘ı gözaltına aldı.

    “CEZAEVLERİNDEN HER GÜN ÇIĞLIK SESLERİ GELİYOR”

    Polisin engellemesine rağmen konuşmasına devam eden Züleyha Gülüm, müdahaleye tepki göstererek, “Görüyorsunuz annelerin seslerini duyurmaması için buradaki eyleme engel olmaya çalışıyorlar. Cezaevlerinde yaşananlar bilinmesin diye müdahale ediliyor. Ülkede hiçbir hukuk, Anayasal uluslararası sözleşme kalmadı. Hukuksuz bir şekilde sesimiz kısılmaya çalışılıyor. Gerçekten cezaevlerinde bir sorun yoksa neyi açıklamamızdan korkuyorsunuz. Madem öyle cezaevi kapılarını açın sivil toplum örgütleri tarafından denetlensin. Gerçekten tutuklulara kötü muamele yoksa bu tutukluları neden kapalı kapılar ardında tutuyorsunuz. Tutukluların aileleriyle yapmış olduğu telefon görüşmelerinde aktardığı işkenceleri burada dile getirmelerinden neden rahatsız oluyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    Gülüm sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her gün cezaevlerinden çığlık sesleri geliyor. Cezaevlerinde yükselen sesin kamuoyuna yansımaması için buradaki açıklamayı engelliyorsunuz. Bu şeklide tutuklu yakınlarının sesini kısmaya çalışacağınızı mı düşünüyorsunuz. Cezaevlerinde yaşananlardan, her yaşanan zulümden Adalet Bakanlığı ve Cezaevleri yetkilileri sorumlularıdır. Bu yargı düzeni bir gün değişecek. Yargılanacağınızı düşünmüyor musunuz? Herkes işlediği suçlardan yargılanacaktır.”

    “AYSEL TUĞLUK MAHKEMEDE SORULAN SORULARA CEVAP VEREMİYOR”

    Hastalığına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk’u da hatırlatan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise şöyle konuştu:

    “Aysel Tuğluk çıkarıldığı mahkemede kendisine sorulan sorulara cevap veremiyor. Çünkü artık hastalığından dolayı kavramıyor. Ağır hastalığına rağmen bugün cezaevinde kalabilir raporu veriyor ATK. Bugün sadece siyasi tutsaklar yatmıyor cezaevlerinde. Binlerce hasta tutuklu yatıyor. Hapishanelerdeki bu cehennem bu ülkenin aynasından başka bir şey değildir. Hapishanelerdeki bu durumu şimdi çevrenizde görüyorsunuz. Bugün HDP’liyseniz ve zulme başkaldırıyorsanız size her şey yasak. Bugün bu yaşananlara sessiz kalınırsa yarın bu yasaklar herkese yasak olur. Bugün bizlere yapılanlar ülkenin geleceğine yapılıyor demektir. Ülkede artık kimsenin can güvenliği değildir. Bizler hasta tutukluların yanında olmaya ve onların sesi olan yakınlarının sesi olmaya devam edeceğiz. Bütün işkenceciler eninde sonunda yargılanacaktır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Adalet nöbetinin 116’ncısı yapıldı: Halkın tamamına yönelik bir tehdit var-VİDEO

    Adalet nöbetinin 116’ncısı yapıldı: Halkın tamamına yönelik bir tehdit var-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Adalet Sarayı önünde bugün 116’ncısı yapılan Adalet Nöbetinde konuşan ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Çiğdem Akbulut, “Gezi kararı da, Diyarbakır’daki gazeteci tutuklanmaları da ve sansür yasasıyla da hedeflenenin yalnızca direnenlerin ya da gazetecilere yönelik değil, halkın tamamına yönelik bir tehdit olduğunu görmek, anlamak ve duyurmak zorundayız” dedi.

    Avukatların, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde sürdürdüğü Adalet Nöbeti’nin bugün 116’ncısı yapıldı. Nöbet bu kez Gezi davasında tutuklananlar ile Diyarbakır’da tutuklanan 16 Kürt gazeteci için gerçekleştirildi. Nöbete Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Demokrasi İçin Hukukçular, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ile DİSK Basın-İş üyeleri de katıldı.

    İLİÇ’TEKİ ÇEVRE FELAKETİ UNUTULMADI

    Açıklamada Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde kullanılan siyanür borularının patlaması sonrası meydana gelen çevre faciasına da değinilirken; “Kâr hırsıyla doğal kaynaklarımızı şirketlere sunan, yandaşlarını kollayan politikalar üreten, denetim mekanizmalarını lağvederek, liyakatsiz atamalar ile kamu yararına değil ranta dayalı projelerin önünü açan zihniyete dur demezsek İliç’te yaşananlar son olmayacaktır” denildi. Nöbette ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Çiğdem Akbulut, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu adına Nezahat Doğan, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği adına Mehmet Aslan ile Demokrasi İçin Hukukçular adına Av. Mustafa Söğütlü söz aldı.

    “HEDEFLENEN, HALKIN TAMAMINA YÖNELİK BİR TEHDİTTİR”

    İlk olarak konuşan ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Çiğdem Akbulut, adalet nöbetinin başlama sürecini hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Cumhuriyet davası tutuklamaları ile başlayan, tutsak edilen ÇHD ve ÖHD’li meslektaşlarımız başta olmak üzere öncelikle savunmaya yönelik saldırılara karşı her daim varlığını sürdüren, yanı sıra temel haklarımıza, insanca yaşam talebimize, doğa talanına karşı coğrafyanın her tarafından ses olan adalet nöbetinin 116. haftasındayız. Bugünlerde ise adalet nöbetimizin şiarı “Hepimiz Gezi’deydik.” 2013 yılında Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve coğrafyanın dört bir yanına yayılan Gezi direnişi, Türkiye halklarının baskı ve zulme karşı her dönem taşıdığı mücadele azmi ve inancının bir dışa vurumuydu. Ülkenin bambaşka noktalarından bambaşka gibi görünse de Gezi kararı da, Diyarbakır’daki gazeteci tutuklanmaları da ve sansür yasasıyla da hedeflenenin yalnızca direnenlerin ya da gazetecilere yönelik değil halkın tamamına yönelik bir tehdit olduğunu görmek, anlamak ve duyurmak zorundayız.”

    “O YAZILAR YAZILACAK, GERÇEKLER KAMUOYUNA ULAŞTIRILACAKTIR”

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu adına Nezahat Doğan ise şöyle konuştu:

    “Aslında biz gazetecilerin görevi burada haberi yansıtmaktır. Ama bugün ne hukukçular adliyelerde ne hak savunuculuğu yapıyor ve adalet arıyor; ne de biz gazeteciler alanda haberleri ve gerçeği takip eder hale geliyoruz. Haberin öznesi olmaya başladık. Bizim talebimiz 16 Kürt gazeteci arkadaşımızın serbest bırakılması, hukuksuzluğun giderilmesi, bütün bunların içerisinde ortak dayanışmayı sağlamamızın önemi büyüktür. Bugün burada yarın başka bir yerde adalet nöbetindeyiz. Eylemlerde ve bir arada olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz gazetecilerin kameraları kapatılmaz, kalemleri susturulmaz. O yazılar yazılacak, gerçekler kamuoyuna hakikat olarak ulaştırılacaktır.”

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği adına Mehmet Aslan da Kürt basını üzerindeki baskının uzun süredir devam ettiğini belirterek,”Doğrusu Kürtler, Kürt gazeteciler baskı, gözaltı ve tutuklamalara sadece bugün maruz kalmıyor. Kürdistan Gazetesinin Mısır’da kurulduğu günden beri Kürt basını aslında baskı, gözaltı ve tutuklamaya maruz kalıyor. Aynı şekilde devam ediyor” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Pir Aziz Güler, hakkında açılan soruşturma nedeniyle ifade verdi

    Pir Aziz Güler, hakkında açılan soruşturma nedeniyle ifade verdi

    PİRHA-Ağuçan Ocağı pirlerinden Aziz Güler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hakkında açılan soruşturma kapsamında bugün ifade verdi. Güler, “Gözümüzü korkutmaya çalışıyorlar. Bizler hiçbir zaman Hak, Muhammet, Ali’nin yolundan taviz vermeyiz. Ceddim İmam Hüseyin’in duruşunu her zaman için sergileyeceğim. O yolun yolcusuyum. İsterse başım gitsin ama bu yoldan taviz vermem. Yol her şeyden uludur” dedi. 

    Ağuçan Ocağı pirlerinden Aziz Güler bugün Çağlayan’daki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na giderek, hakkında açılan soruşturmaya ilişkin ifade verdi.

    Güler hakkında soruşturmanın, 3 Haziran 2016 tarihli dijital veri incelemesinde örgüt üyelerinin bulunduğu fotoğraflar önünde yer aldığı gerekçesiyle açıldığı belirtildi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan ile DAD yöneticisi Bülent Felekoğlu da Güler’e destek için adliyede hazır bulundu.

    “ALEVİLERİN PİRİYİM, SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM”

    Gösterilen fotoğraftaki yeri hatırlayamadığını söyleyen Güler, ifadesinde şunları kaydetti:

    “Ben Alevilerin piriyim. Cenaze ve nikah sahipleri; dedeleri, pirleri ve Alevilikte dini unvanlara sahip olan insanları davet ederler. Dedeler dini vecibeleri yerine getirdikten sonra da cenaze sahibine baş sağlığı diler ve oradan ayrılır. Gittiğimiz yerdeki insanların düşüncelerine karşı müdahalede bulunmayız. Örgütsel herhangi bir faaliyette bulunmadım, konuşmada bulunmadım. Örgütsel hiçbir bağlantım yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”

    “GÖZÜMÜZÜ KORKUTMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Savcılık ifadesinin ardından PİRHA‘ya konuşan Aziz Güler, soruşturmanın gözdağı vermek amacıyla açıldığını belirtirken, “Bizim Alevi önderi olduğumuzu onlar da iyi biliyorlar. Bu yaşta beni buraya çağırarak, terör suçu ile yargılamaları “Aleviler ayağınızı denk alın. Bugün sizin pirlerinizi yargılıyoruz. Yarın sıra size gelecek. İnancınızdan, örgütlenmenizden vazgeçin” demektir. Bizim gözümüzü korkutmaya çalışıyorlar. Ama bizler hiçbir zaman Hak, Muhammet, Ali’nin yolundan taviz vermeyiz. Ceddim İmam Hüseyin’in duruşunu her zaman için sergileyeceğim. O yolun yolcusuyum. İsterse başım gitsin ama bu yoldan taviz vermem. Verenlerin de karşısındayım. Davamız insanlık davasıdır. Dil, din, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmadan insanlara aynı gözle bakan bir toplumuz. Yol her şeyden uludur” dedi.

    “KİMSE NE ALEVİLİĞİ NE DE ALEVİ PİRİNİ YARGILAYABİLİR”

    Alevi aktivist Selda Güneş ise Güler hakkında açılan soruşturmaya tepki göstererek, şöyle konuştu:

    “Tarihler boyunca biz (Ehl-i haklardan söz ediyorum) Hak dışında kimseye secde etmeyen bir ekolden gelenlerin ürünüyüz. Bizdeki rehber, mürşit ve pirler hiyerarşisi bir tahakküm hiyerarşisi değildir. Hiç kimse bizim toplum modelimizi, inancımızı yargılayamaz. Kimse bizi hizaya sokamaz. Pirimizi de buraya çağırıp, ifadesini alamaz. Tarihler boyunca ne Emevi İslam’ına ne Roma’da Pavlus’a, ne de Nemrut’a biat ettik. Bugün de Recep Tayyip Erdoğan tayfasına biat etmeyeceğiz. Bir selefi İslam kendisini yine muktedir olarak tanımladı.

    Cemevlerinde bu durumu zaten her gün yaşıyoruz. “Böyle ibadet mi olur? Burası cümbüşhanedir” diyenden tutun da “Bunlar hakkı bilmiyorlar. Mum söndürüyorlar” diyenlere kadar varan bir ötekileştirme diliyle bu selefi iktidarın döneminde de devam ediyor. Dolayısıyla yabancısı olduğumuz bir durum değil aslında. Geçmişte Nesimi’yi yüzen kimse, İsa’yı çarmıha geren kimse bugün de DİAYDER’li bir imamı yargılayan ile piri yargılayan da aynı zihnin parçasıdır. Hiç kimseden, hiçbir devletten, iktidardan ibadet etmek için rıza almadık, almayacağız. İbadeti nasıl yapacağımıza kendimiz karar veririz. Onların belirlediği bir inanç silsilesi içerisine girmeyeceğiz.

    Biz pirsiz yol yürümeyeceğiz. Pirimiz hangi suçtan yargılanıyorsa bizi de aynı suça tabi edebilirler. Pirimizin arkasında durmaya devam edeceğiz. Musa-i Kazım’a kurşun atan zihin ile bugün Aziz Güler’i yargılayan zihin arasında zerre fark görmüyoruz. Zulümleri arttıkça kaybetmeye devam edecekler. İki cihanda da hesabını verecekler. Kimse ne Aleviliği ne de Alevi pirini yargılayabilir.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Polis, Çağlayan’da tutuklu yakınlarına müdahale etti; çok sayıda gözaltı var

    Polis, Çağlayan’da tutuklu yakınlarına müdahale etti; çok sayıda gözaltı var

    PİRHA-Hasta ve infazı yakılan tutuklular için Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yapmak isteyenlere müdahale eden polis, bir kişiyi darp ederek gözaltına aldı. 

    Hasta ve infazı yakılan tutuklu yakınlarının her perşembe günü Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde yaptıkları basın açıklaması Kağıthane Kaymakamlığı tarafından yasaklanmıştı. Yasaklama kararını gerekçe gösteren polis Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun da katıldığı bugünkü eyleme müdahale etti.

    Açıklama yapmak isteyen tutuklu yakınları darp edilerek, gözaltına alındı. Müdahale anını görüntülemek isteyen gazeteciler de darp edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adalet Nöbeti: Mücadeleyi yükseltmekten başka yol yok-VİDEO

    Adalet Nöbeti: Mücadeleyi yükseltmekten başka yol yok-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Adalet Sarayı önünde düzenlenen Adalet Nöbeti’ne katılan Demokrasi İçin Birlik platformu açıklamasında, “Biliyoruz ki, meşruiyetini büyük ölçüde yitiren, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe çözüm üretemeyen iktidarın yargıyı silah olarak kullanmaktan başka çaresi yok. Biliyoruz ki, demokrasi isteyenlerin hak, hukuk, adalet isteyenlerin ortaklaşa mücadeleyi yükseltmekten başka yolu yok” ifadelerini kullandı.

    Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi C Kapısı’nda bir araya gelen hukukçular, sürdürdükleri Adalet Nöbeti’nde, Gezi davasının kararına tepki gösterdi. Adalet Nöbeti’nde, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özden Kaya, Demokratik İçin Birlik Koordinasyon Üyesi Aylin Hacaloğlu, Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın ile Gezi Davası Avukatı Tora Pekin konuşma yaptı.

    “TÜM HAK ARAYIŞLARI ŞİDDETLE BASTIRILIYOR”

    Demokrasi İçin Birlik adına yapılan açıklamada öne çıkan satır başları şöyle:

    “Gezi davasında verilen adaletsiz, ağır cezalar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun göz göre göre hukuksuzluğa uğraması, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılmak istenmesi, kadınlardan emekçilere, suyunu ormanını koruyanlara tüm hak arayışlarının şiddetle bastırılması, bir tweet atanın hapsi boylaması…

    “MÜCADELEYİ YÜKSELTMEKTEN BAŞKA YOL YOK”

    Bütün bu adaletsizlikler, yargının iktidar tarafından toplumu sindirmek için kullanılması, toplumun mahkum edildiği, açlık, işsizlik, yoksulluk sarmalından kendi iradesiyle ve gücüyle çıkmasını engellemek amacını taşıyor. Biliyoruz ki, meşruiyetini büyük ölçüde yitiren, açlığa, yoksulluğa, işsizliğe çözüm üretemeyen iktidarın yargıyı silah olarak kullanmaktan başka çaresi yok. Biliyoruz ki, demokrasi isteyenlerin hak, hukuk, adalet isteyenlerin ortaklaşa mücadeleyi yükseltmekten başka yolu yok.

    “İKTİDARDA KALMAK İÇİN HER TÜRLÜ GAYRİ MEŞRU YÖNTEMİ KULLANMAYA HAZIRLAR”

    İktidarda kalmak için her türlü gayri meşru yöntemi kullanmaya hazır olduğunu açık açık ilan eden, her gün en yüksek kamu otoritesinin ağzından muhalefete tehditler yağdıran, doğa, emek, kadın, LGBTİ+ düşmanı iktidar, suçluların korkusuyla ülkeyi ateşe atmaya hazır. Gezi davasında Osman Kavala, Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e yağdırılan hukuksuz ağır cezalar; CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun hedefe konulması; yoksulluk içindeki ülkenin kaynaklarının aktarıldığı Irak’taki sınır ötesi operasyon; binlerce HDP’linin hukuksuzca tutuklanması ve Meclis’in üçüncü büyük partisi HDP’nin kapatılarak milyonlarca Kürt yurttaşın, kadınların, gençlerin, emekçilerinin iradelerinin çiğnenmesiyle beraber ülkedeki ülkedeki demokratik dönüşüm ve değişimin önünün kesilmek istenmesi birbirinden ayrı ve bağımsız değil.”

    PİRHA / İSTANBUL