Etiket: istanbul büyükşehir belediyesi

  • İstanbul’daki Aleviler, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’nde biraraya geldi-VİDEO

    İstanbul’daki Aleviler, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’nde biraraya geldi-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’nde çok sayıda Alevi kurumu biraraya geldi.

    Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali için çok sayıda Alevi kurumu, Yenikapı Etkinlik Alanında biraraya geldi.

    İki gün sürecek festivalde, 113 sivil toplum kurumu, açtıkları standlar ile katılımcılara faaliyetleri hakkında bilgiler sunuyor. Ayrıca çok sayıda yayınevi de kurulan stantlar ile birçok türde kitap satışı da yapıyor.

    Festival boyunca konserler, âşık ve zakir dinletileri, atölye ve çocuk etkinlikleri de yapılacak.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İBB soruşturmasında 18 kişi hakkında gözaltı kararı

    İBB soruşturmasında 18 kişi hakkında gözaltı kararı

    PİRHA- İBB’ye yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturmada 18 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturma sürüyor. “Rüşvet vermek, rüşvet almak ve ihaleye fesat karıştırmak” iddialarıyla 18 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

    Sabah saatlerinde 14 kişinin gözaltına alındığı, 4 kişiyle ilgili işlemlerin ise devam ettiği belirtildi.

    Gözaltına alınan isimler şöyle: “Erdinç Karataş, Ahmet Kudu, Erdal Günaydın, Muzaffer Hacımustafaoğlu, Can Karataş, Abdullah Karataş, Metin Demirci, Oktay Nuri Çelik, Ali Haydar Özkazanç, Murat Timuçin Altıer, Deniz Erzincan, Ali Cüneyt Özdemir, Gülşen Çokyiğit, Taylan Çokyiğit”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • BAF Eşit Başkanları: Hakkımızı mücadeleyi büyüterek alabiliriz!-VİDEO

    BAF Eşit Başkanları: Hakkımızı mücadeleyi büyüterek alabiliriz!-VİDEO

    PİRHA-BAF Eşit Başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının hukuksuz olduğunun belirterek, mücadelenin sokaklara taşınması gerektiğine işaret etti.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına yönelik protestolar Türkiye’de ve ülke dışında yaşayan çok sayıda kişi tarafından tepkiyle karşılanıyor.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Ekrem İmamoğlu ve beraberinde çok sayıda kişinin gözaltına alınmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu.  Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, sorunun artık İmamoğlu ile sınırlı olmadığının altını çizerek, halkın sokaklarda mücadelesini büyütmesi gerektiğini söyledi.

    İNCEDAL: ARTIK TOPLUMLARIN SES ÇIKARMASI GEREKİYOR

    BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal, İmamoğlu’nun alınması artık toplumsal bir sorun haline geldiğini söyleyerek, şunları kaydetti:

    “Çok hukuksuzca bir durum yaşanıyor, daha önce de bunları yaptılar. Şimdi daha fazla hukuksuz bir şekilde seçilmiş milletvekillerine, seçilmiş belediye başkanlarına bunu yoğunlaştırıyorlar. Bugün bile bir dekanın diplomasını aldılar. Ülkenin geldiği durumlar içler acısı o anlamda biz de bugün buradayız. Bu sadece tek bir kesimin sorunu değil, bütün halkların sorunu ve inanıyoruz ki bu da mücadeleyle, insanların sokağa çıkmasıyla, mücadelesiyle belki de birçok haklarımızı kazanacak. Artık halkların, toplumların ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum.”

    “ARTIK SOKAKLARA ÇIKMAK GEREKİYOR”

    Halkın iradesiyle seçilen bütün belediye başkanlarına yapılan bu hukuksuzluğu kınadığının altını çizen BAF Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç ise, şunları belirtti:

    “DEM Partili belediye başkanlarına yapılınca da sokağa çıktık. Bugün de İmamoğlu için sokaklara çıktık. İmamoğlu nezdinde 106 kişinin tutuklanmasını ve orada tutuklanan sanatçılar, yazarlar var onları unutmamak lazım. Yaşanan haklı mücadelenizde talepte bulunmak zorundasınız yani sokağa inmezseniz, sesinizi yükseltmezseniz, talebinizde bulunmazsanız kimse size hakkınızı vermez. Görüyoruz Türkiye’de gençler sokağa çıkmış durumda, şimdi bunlar yaşanıyor. CHP’nin halkı sokakları çağırması doğru bir karar. Bu iktidarla oturup konuşarak anlaşacağınız bir noktada değil.  Şu anda tek adam rejiminin üzerinden tamamen demokrasiyi kaldırmış bir durumda. Ancak hakkımızı ve mücadelemizi anlayacakları dilde anlayacakları alanda yapmamız gerekiyor.”

    Elif TABAK/İNGİLTERE

  • Özel, Saraçhane’de onbinlere seslendi: Bundan sonra sokaklardayız, meydanlardayız!-VİDEO

    Özel, Saraçhane’de onbinlere seslendi: Bundan sonra sokaklardayız, meydanlardayız!-VİDEO

    PİRHA- Saraçhane Meydanı’nda onbinlere hitap eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kitleye biber gazı sıkılmasına tepki gösterdi. Özel, Vali Davut Gül’e seslenerek, “Burada İmamoğlu’nun yol arkadaşları var, sen kim oluyorsun Türkiye’nin umuduna gaz sıkıyorsun” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da dahil olduğu 106 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin protestolar sürüyor. İstanbul’da bugün  onbinlerce yurttaşın toplandığı Saraçhane’ye çağrı yapıldı. Çağrı saatinden önce bugün gün boyu kampüslerinde eylem düzenleyen üniversite öğrencileri Saraçhane’de buluştu. Saraçhane’den Taksim’e yürüyen kitleye karşı polis biber gazı sıktı. Belediye binası önünde kurulan platform önünde yurttaşlar “Hükümet istifa” sloganları attı.

    Alanda çoğunluğu üniversiteli gençlerden oluşan kalabalık, “Yürü, yürü, Taksim’e yürü”, “Hükümet istifa”, “Diktatör Erdoğan” sloganları attı. Polis ise Taksim’e yürümek isteyen kalabalığın önüne barikat kurdu. Kitlenin emniyet amirleriyle müzakereleri sonrası Bozdoğan Kemeri’ne kadar yürüme kararı aldı. Polis uzun süre geçmek isteyen itfaiye aracına izin vermedi. Polis Bozdoğan Kemeri’ne doğru yürümek için barikata yüklenen kitleye biber gazı sıktı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ta mitingde konuşma yapanlar arasındaydı. Halka seslenen Koçak, “Bize diyorlar kent uzlaşısı suçmuş. Kent uzlaşısı demek kadın demek gençlik demek, halk demek.  Demokrasi yoksa emeğin hakkı da yok. Yapılan saldırı Ekrem İmamoğlu’na değil bu, hepimize yönelik bir saldırı. Halkın iradesini, halkın oyula seçilen belediyeyi kimseye vermeyeceğiz” diye belirtti.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, iktidara seslenerek, “Türkiye şiddet mağduru ülkesi. Geleceği karartılan gençlerin ülkesi. İstiyorlar ki sesimiz çıkarmayalım.  Bugün 16 milyonun iradesini yok sayarak demokrasiyi yok sayıyorlar. Ekrem Başkana sahip çıkacağız, Türkiye’ye sahip çıkacağız. Bu ülkenin tüm güzelliklerini üreten kadınlardan halktan daha büyük bir güç yok. Tarihin çöp sepetine gidecekler. Kurtuluş yok yok ye hep beraber ya hiçbirimiz birimiz” diye konuştu.

    CHP’nin çağrısı üzerine Saraçhane’da bir araya gelen binlerce kişi, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarını attı. Burada konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Biz burada, dimdik ayaktayız! Milyonların oyuna, iradesine sahip çıkmak için buradayız. Bu ülkeyi hep beraber bu karanlıktan çıkaracağız. Hiç merak etmeyin Ekrem Başkan da en kısa zamanda aramıza katılacak ve Türkiye’yi hak ettiği yere taşıyacağız” dedi.

    ÖZEL: SEN KİM OLUYORSUN TÜRKİYE’NİN UMUDUNA GAZ SIKIYORSUN

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘in mikrofonu aldığı sırada arka taraflarda polis biber gazı kullandı. Halkın bunu dile getirmesi üzerine Özel, “Bu meydanı provoke etmeyin. Buradan İstanbul Valisi’ne sesleniyorum, bir daha biber gazı olursa olacaklardan İstanbul Emniyeti sorumludurBurada İmamoğlu’nun yol arkadaşları var. Sen kim oluyorsun Türkiye’nin umuduna gaz sıkıyorsun! ” dedi.

    Valilikle yapılan görüşme sonrası biber gazı krizi aşıldı. Özgür Özel, İl Başkanı Özgür Çelik’in İstanbul Valisi’ne ulaştığını, Vali’nin de bir daha gaz sıkılmaması yönünde talimat verdiğini söylediğini aktardı.

    “SOKAĞA MI ÇAĞIRIYORSUN DİYORLAR. EVET!”

    Özel, “Böyle devam ederse burada barış içinde demokratik bir zeminde tepkimize devam edeceğiz. Bundan sonraki süreçte kimse CHP’den salonlarda binalarda siyaset beklemesin. Bundan sonra sokaklardayız, meydanlardayız” dedi.

    “Yakmadan, yıkmadan, kırmadan dökmeden protestolarımızı sürdüreceğiz” diye konuşan Özel, “Bana diyorlar ki sokak çağrısı mı yapıyorsun? Evet, evet, evet! Sen bizim seçtiğimizi nezarethanelerde tutarken biz evde oturmayacağız” ifadelerini kullandı.

    Özel, “Tayyip Bey, diyorsun ki meydana mı çağırıyorsun. Tayyip Erdoğan, bu meydanı, bu sokakları ben doldurmadım. Sen doldurdun, sen!” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İBB Başkanı vekaleti görevine Nuri Aslan getirildi

    İBB Başkanı vekaleti görevine Nuri Aslan getirildi

    PİRHA- İBB Başkanı vekaleti görevine CHP’li İBB Meclis Üyesi Nuri Aslan getirildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından dün el yazısıyla hazırlanan “vekalet” yazısı, İBB Özel Kalem Müdürlüğüne verildi.

    İmamoğlu’nun yazısında, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi işlemlerinin akamete uğramaması için bu süreçte İBB Başkanı vekaleti görevi İBB Meclis Üyesi Nuri Aslan tarafından yürütülecektir” ifadelerine yer verildi.

    Bu yazı üzerine İBB Yazı İşleri ve Kararlar Dairesi Başkanı Nurten Uğursoy tarafından, İstanbul Valiliği, Nuri Aslan ve A+B Planı ile C+D+E Planı’ndan oluşan dağıtım yerlerine resmi yazı gönderildi.

    Yazıda, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi işlemlerinin akamete uğramaması için bu süre zarfında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı vekaleti görevinin, Meclis Üyesi Sayın Nuri Aslan tarafından yürütüleceğine dair İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu tarafından gönderilen ilgili yazı ekte sunulmaktadır” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Maarif Eğitim Politikaları’ paneli: 85 milyon insanımızı duyarlılığa çağırıyoruz’-VİDEO

    ‘Maarif Eğitim Politikaları’ paneli: 85 milyon insanımızı duyarlılığa çağırıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Eğitim Politikaları’ paneli yapıldı. Panelde, “Seminer verecek insanlar bile bunun ne götürüp getirdiğini bilmiyor. 85 milyon insanımızı bu konuda duyarlılığa ve mücadeleye çağırıyoruz. Sonuç olarak bu çocuklar bizim çocuklarımız ve ceberut bu iktidara karşı bir tutum geliştirmeliyiz” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve bu yıl üçüncüsü yapılan Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Eğitim Politikaları’ paneli yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz ve Matematik Öğretmeni Hülya Güntaş panele konuşmacı olarak katıldı.

    “NE DENİRSE ONU YAPAN BİR NESİL İSTİYORLAR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ilk sözü alarak, şöyle konuştu:

    “Tekçi bir eğitimi, inkarcı, ırkçı bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldık. Ama tüm bunlara baktığımızda da asimilasyoncu tekçi bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldık. Eğer bir değişimden bahsedilecekse eğitim sistemi gittikçe geriye giden bir sisteme, dinci bir eğitim sistemine evriliyor. Birçok okul, medrese eğitimiyle cemaatlerin eline geçti. Eğitim sistemi akıldan ve bilimden yoksun bir hal aldı. Bu sistemden mağdur edilenlerin başında Aleviler geliyor. Çünkü tümüyle toplumun asimile edilmesinden bahsediyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli bir partinin kendi yaratmaya çalıştığı politikasının adıdır. Burada arzuladıkları şey sadece dindar ve kindar nesil yetiştirmek değil aynı zamanda itaat eden, karşı çıkmayan, ne denirse onu yapan bir nesil istiyorlar.”

    “EĞİTİM BİRÇOK SORUNLA KARŞI KARŞIYA”

    Matematik Öğretmeni Hülya Güntaş, 2024 ve 2025 eğitim öğretim yılına devasa sorunlarla başladıklarını, ekonomik krizin de Türkiye’ye darbe vurduğunu belirterek, Eğitim Sen’in hazırladığı verileri şöyle paylaştı:

    “En önemli beş sorun önümüzde duruyor. ÇEDES’in eğitimi dinselleştirmesi, MESEM, Öğretmenlik Meslek Kanunun çıkarılması, çağdaş laik bilimsel metotlardan uzaklaşılması taşıma sisteminin bırakılıp geri adım atılması Türkiye’de okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim birçok sorunla karşı karşıya. Derslerin boş geçip ataması yapılmayan öğretmenlerin yerine sözleşmeli öğretmenlerin gelmesi ayrıca okullardaki temizlik sorunu ve bunun dışında da küçük çocuklara taciz ve cinsel istismarın arttığını görmekteyiz. Bunlar gibi bir çok sorunun çözümü beklemekte ancak ülkemizde hiçbir çözüm yolu atılmamaktadır. Sınav merkezli metot kullanıldığı için hiçbir sorun çözülmüyor. Sorunlar ne kadar görmezden gelinse de halkın gözünde eğitim, çözülmesi gereken ikinci bir sorun olarak görülmektedir. Yapılan müfredatta cinsiyet ayrımının çok fazla olduğunu da görüyoruz.”

    “DEVLETİN OKULLARA GEREKLİ BÜTÇEYİ AYIRMASI GEREKİYOR”

    Güntaş, yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

    “Başından sonuna siyasal dayatma olan müfredat, Türk İslam Sentezine yeniden şekillendirme çabalarının örneği olarak karşımıza çıkıyor. Eğitimin önündeki engeller kalkmalı ve bütün çocuklara eşit eğitim götürülmeli. Çocukların sabah okula aç gidip akşam aç döndüklerini biliyoruz. Okulların çocuklara beslenme sağlaması gerekiyor. MESEM’ler kaldırılmalı, bu çocukların haklarının sömürüldüğünü biliyoruz. Okullara yeterli temizlik personeli getirilmeli. Devletin okullara gerekli bütçeyi ayırması gerekiyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZI SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKEMEZSİNİZ”

    Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz ise eğitim müfredatının içeriğine dair konuşarak şunları kaydetti:

    “Bir toplumun nasıl şekilleneceği o toplumun eğitime verdiği değerle şekillenir. 20 yıllık süreçte aynı siyasal iktidar 7 tane eğitim bakanı değiştirip eğitimi yapboz tahtasına dönüştürüyor. Eğitim sistemini de halkın gözünde niteliksiz hale getirdiler. Düşünün ki 1 Eylülde açılan okullar bugün 13 Ekim ve 18 milyon öğrencinin okuduğu okullar hala temizlenmiyor. Müfredatlar da değişir fakat buradaki yapılan Türkiye’de laik, kamusal eğitime neşter vurmaktır. Laik eğitimi de ortadan kaldırarak tüm okulları imam hatipleştirmektir. Siz, ilkokuldaki soyut düşünme bilincinin olmadığı çocukların beynini yıkayarak tekçi eğitim, din dayatmasında bulunamazsınız. Yetişme çağındaki çocuğun psikolojisi direk hedef alınıyor. Siz böyle bir müfredatı 85 milyon insana dayatamazsınız. Seminer verecek insanlar bile bunun ne götürüp getirdiğini bilmiyor. 85 milyon insanımızı bu konuda duyarlılığa ve mücadeleye çağırıyoruz. Sonuç olarak bu çocuklar bizim çocuklarımız ve ceberut bu iktidara karşı bir tutum geliştirmeliyiz. Son 1 yıl içinde 12 çocuğumuz MESEM’lerde hayatını kaybetti. Siz çocuklarımızı sermayeye peşkeş çekemezsiniz. ÇEDES’e gelince imamın yeri bellidir. Biz imamın görevini yapıyor muyuz?”

    PİRHA/İSTANBUL

  • İBB’den yeni uygulama: Kadınlar saat 22.00’den sonra istedikleri yerde otobüsten inebilecek

    İBB’den yeni uygulama: Kadınlar saat 22.00’den sonra istedikleri yerde otobüsten inebilecek

    PİRHA-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı yeni uygulamaya göre, kadın yolcular İETT otobüslerinden güzergah üzerinde istedikleri noktada inebilecekler.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kadınların güvenli yolculuk yapabilmesine katkı sağlamak amacı ile İETT otobüs hatlarında yeni bir uygulama başlattı. Buna göre; kadın yolcular, akşam 22.00’den sonra güzergah üzerinde istedikleri noktada otobüsten inebilecekler.

    “GÜVENLİ VE KONFORLU BİR ULAŞIM İLE YANINIZDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İBB, hayata geçirdiği yeni uygulamayı şu açıklamayla duyurdu:

    “Kadın yolcularımız, tüm İETT araçlarında, saat 22.00’den sonra güzergâh üzerinde istedikleri yerde inebiliyorlar. İstanbul’un her noktasında araçlarımızla gece saatlerinde güvenli ve konforlu bir ulaşım ile yanınızda olmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti’den İstanbul’da aday çıkarma kararı

    DEM Parti’den İstanbul’da aday çıkarma kararı

    PİRHA- Toplanan DEM Parti MYK’si İstanbul’da aday çıkarma kararı aldı. Aday gösterilecek isimler ise henüz netleşmedi. Bolu’da Veli Saçılık’ın adaylığı kesinleşirken, Antalya’da Kemal Bülbül ismi öne çıktı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı.

    Yerel seçim gündemi ile toplanan MYK, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başta olmak üzere batıdaki pek çok il ve ilçede aday çıkarıp çıkarmamayı masaya yatırdı.

    İSTANBUL’DA ADAY ÇIKARILACAK

    Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, toplantıda uzun süren tartışmalar sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday çıkarma kararı alındı. Bu konuda olası isimler üzerinde durulsa da net bir karar çıkmadı.

    BOLU’DA VELİ SAÇILIK

    Toplantıda yine Bolu’da aday çıkarma kararı alındı, Alınan karara göre Bolu’da Veli Saçılık aday gösterilecek.

    ANTALYA İÇİN KEMAL BÜLBÜL İSMİ MASADA

    DEM Parti MYK’si Antalya’da da aday çıkarma kararı aldı. Ancak buradan gösterilecek adayın ismi netleşmedi. Bu konuda daha kentte milletvekilliği de yapan siyasetçi Kemal Bülbül’ün ismi öne çıktığı öğrenildi.

    Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan yarın yapacağı basın toplantısında bir çok kentin adaylarının isimlerini açıklayacağı öğrenildi.

  • İBB-İsper işçisi Tülay Çal: Alevi olduğum için mobbinge uğradım, işten çıkarıldım- VİDEO

    İBB-İsper işçisi Tülay Çal: Alevi olduğum için mobbinge uğradım, işten çıkarıldım- VİDEO

    PİRHA-Raporluyken hakkında tutulan asılsız tutanak yüzünden dokuz ay önce işine son verildiğini söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi-İsper işçisi Tülay Çal, Alevi olduğu için işten çıkarıldığını kaydetti. Çal, “Hakkımı arıyorum, eylemime her gün farklı bir sosyal tesiste devam edeceğim. Aleviyim, biz hiç kimseye boyun eğememeyi öğrendik” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi-İsper işçisi Tülay Çal, 29 Eylül’de raporluyken hakkında tutulan asılsız tutanak yüzünden işten çıkarıldı. Çal, 40 gündür işini geri alabilmek için direniyor.

    Tülay Çal, yaşadığı mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı.

    “BEN İŞİMİ GERİ İSTİYORUM”

    29 Eylül’de raporluyken hakkında tutulan asılsız tutanak yüzünden işine son verildiğini söyleyen Tülay Çal, “Dokuz ay önce Sultanbeyli sosyal Tesisleri’nde çalışırken bir anda hiçbir gerekçe gösterilmeden yerim değiştirildi ve Sancaktepe Sosyal Tesisleri’ne gönderildim. Dokuz ay mobbinge uğradım, istifa etmem için her şeyi yaptılar. Sol bacağında platin olan bir vatandaşım ve beni yapamayacağım bir işe verdiler. Bana bir hata yapın işten çıkaralım dediler. Ama iş kazası geçirmem benim hatam mıydı? Bugün 40. günüm direniyorum. Ben hakkımı arıyorum, eylemime her gün farklı bir sosyal tesiste devam edeceğim. İşimi geri istiyorum” dedi.

    Alevi olduğu için iş yerinde sürgün edildiğini de belirten Çal, şunları kaydetti:

    “İşten çıkarılmamın sebebi inancım ve boyun eğmememdi. Pir Sultan Abdal yolundan yürüyen Alevi bir ailenin kızıyım. Alevi olmayı doğuştan kendimiz seçemiyoruz. Dünyaya yeniden gelsem Aleviliği seçerdim. Çünkü biz hiç kimseye boyun eğememeyi öğrendik.”

    Cihan BERK – Zafer TAŞKIN/İSTANBUL

  • İstanbul’da Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı-VİDEO

    İstanbul’da Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali Yenikapı Etkinlik Alanı’nda belgesel gösterimi ile başladı.

    Alevi-Bektaşi dernek ve federasyonlarının katıldığı festivalde söyleşiler, atölyeler, çocuk etkinlikleri, paneller ve daha pek çok program yer alacak.

    Yenikapı Etkinlik Alanı, bugün ve yarın Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Bu yıl ikincisi düzenlenecek festivalde, türkülere hayat veren 28 sanatçı sahne alacak. Söyleşi ve paneller yapılacak.

    Film ve belgesel gösterimlerinin yanı sıra özel sergiler düzenlenecek. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da, ikinci gününde festival alanında olacak.

    28 USTA SANATÇI SAHNEDE

    Festivalde; Ahmet Aslan, Mikail Aslan, Cengiz Özkan, Dertli Divani, Erkan Oğur & Hakkı Demircioğlu, Ender Balkır, Güler Duman, Gülten Benli, Hüseyin & Ali Rıza Albayrak, Hüseyin Turan & Belkıs Akkale, Kardeş Türküler, Kutsal Evcimen, Mercan Erzincan, Metin & Kemal Kahraman, Miraz, Muharrem Temiz, Mustafa Özarslan, Özgür Polat & Mahir Kutlutürk, Sevcan Orhan, Taner Akyol, Tolga Sağ, Tuncay Balcı ve Yılmaz Çelik, şarkı ve türküleriyle İstanbullularla buluşacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’daki Alevi örgütleri İBB Başkanı İmamoğlu’nu ziyaret etti

    İstanbul’daki Alevi örgütleri İBB Başkanı İmamoğlu’nu ziyaret etti

    PİRHA-İstanbul’daki Alevi örgütleri, YSK üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile siyasi yasak cezası verilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek ziyaretinde bulundu.

    İstanbul’da bulunan Alevi kurumları Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında açılan davada 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile siyasi yasak cezası alan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek ziyaretinde bulundu.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ziyarete ilişkin, “İstanbul’daki Alevi örgütleri olarak İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’na geçmiş olsun dileklerimizi ileterek, destek ziyaretinde bulunduk. İstanbul halkının iradesine sahip çıkacağını bütün kamuoyuna duyuruyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İmamoğlu’ndan Soylu ve Bozdağ’a tepki: Milyonlarla gök kubbeyi başınıza yıkarız!

    İmamoğlu’ndan Soylu ve Bozdağ’a tepki: Milyonlarla gök kubbeyi başınıza yıkarız!

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı tarafından İBB’ye yönelik açılan ‘terör’ soruşturmasıyla ilgili olarak Saraçhane’de basın açıklaması yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun iddialarına yanıt verdi. İmamoğlu, Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanlığı tarafından İBB’ye yönelik başlatılan ‘terör’ soruşturmasıyla ilgili olarak Saraçhane’de açıklamalarda bulundu. Soylu’nun iddialarına belgelerle yanıt veren İmamoğlu, Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

    Açıklamalarına “Bu toplantıyı İçişleri Bakanı’nı utandırmak için düzenlemedim, bakan beyi ciddiye alma zamanı çoktan geçmiştir” diyerek başlayan İmamoğlu, “Bir de sayın bakanın yarattığı kirlilikte gizlenen ve en az onun kadar karanlık olarak bir süreci yöneten bir bakan daha vardır, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Sözlerimizin adresi ne İçişleri Bakanı ne de Adalet Bakanı’dır. Onlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Asıl kötülüğün bu buzdağının altında saklandığını hepimiz bilelim” dedi.

    İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Haksız, hukuksuz soruşturmaların imar edildiği, hakimlerin, müfettişlerin bir çırpıda değiştirildiği, mahkeme kararının yüzümüze dahi okunmadığı bir merkez vardır ve orası bellidir. Orası kaçak bir merkezdir. Orası merdiven altı soruşturma üretilme merkezidir. İçişleri Bakanı asla adil değildir.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    Sayın Bakan, ‘terörist sayısı’ verdi ancak sekiz ay boyunca bu kişileri, yetkisi olmasına rağmen işten çıkarmadı. ‘İştirak şirketleri özel şirket gibidir, işten çıkarma yetkisi kullanamayız’ da dedi. Bakan Soylu, bu kişileri işten çıkarmayarak net bir şekilde görev suçu işlemiştir dedi.

    Yasaya göre işten çıkartma İçişleri Bakanı onayıyla oluyor. Buradan sormak istiyorum, hani yetkiniz yoktu? Olmayan yetkinizi kullanıp nasıl oldu da 15 kişiyi, şirketinden olur vererek işten çıkarttınız? Bence bir toplantı daha yapmayıp neden sekiz ay boyunca bu yetkiyi kullanmayıp görevini ihmal ettiğini açıklamalı. Burada çok önemli, çok değerli bir ispat yapmış durumdayız. Bunu burada bırakmayacağız, hakkında suç duyurusunda bulunacağız.

    “AKP’Lİ BAŞKANLAR İÇİN DE BANA UYGULADIĞINIZ HUKUKU UYGULADINIZ MI?”

    AKP’li belediyelerde çalışan personeller kamudan men edildiyse, bunun nedeniyle ilgili bilgilendirme açıklamasını derhal milletimize yapar mısınız? Bu AKP’li başkanlar için de bana uyguladığınız hukuku uyguladınız mı? AKP’li belediye başkanı arkadaşlarım, bunları açıkladığım için kusura bakmasınlar.

    Bu belediyelerde çalışan personeller kamudan men edildiyse, bunun nedeniyle ilgili bilgilendirme açıklamasını derhal milletimize yapar mısınız? Bu AKP’li başkanlar için de bana uyguladığınız hukuku uyguladınız mı? AKP’li belediye başkanı arkadaşlarım, bunları açıkladığım için kusura bakmasınlar.

    “ILIK SU DEMOKRATI OLMAYACAĞIM”

    Uysal döneminde işe alınan ve sabıka kayıtlarında ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ ve ‘yöneticiliği’ yazan iki kişi de işe girmiş. Ama bakarsanız ben suçluyum, Sayın Uysal temiz… Ben hiçbir zaman ılık su demokratı olmayacağım. Her anını milletimle paylaşacağım. Türkiye bu duruma net bir şekilde tanık olacak. Ne demiştim önceki toplantıda? Uysal dönemini özellikle araştıracağım dedim, araştırdım. Mevlüt Bey görevdeyken, İçişleri Bakanı yine Soylu iken terör sorunu yok muydu?

    28 Eylül 2017 – 31 Aralık 2018 döneminde 30 bin kişiyi işe almış. 5 bin 608 kişiden adli sicil kaydı alınmamış. 5 bin 870 kişinin adli sicili ‘özel’ olarak alınmış. İşe alınanlar arasında, bombalı saldırı dahil beş terörist var. 10 bin 858 kişi için arşiv araştırması istenmemiş, yasak olmadığı halde. Bunu ben yapsam neler olurdu varın siz düşünün.

    “ADALET BAKANI ÖLÜ TAKLİDİ YAPIYOR”

    Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın siyasi yasak istenen davasında hakim sıra dışı şekilde görevden alınıyor, üstelik eşi hamileyken Samsun’a sürülüyor, üstelik dilekçeler vererek karşı koymaya çalışıyor, yine sizden ses yok. Davama bakan ilk hakim bana ceza vermesi için tehdit edildiğini söylüyor, ruhsatsız binayı işaret ediyor. HSK benim ifademi alsın diye çığlık atıyor, Bekir Bey yine ölü taklidi yapıyor.

    Ekrem İmamoğlu’na ceza vermek için yarışan savcı ve hakim, bana yasada olmayan bir maddeyle ceza veriyor. Süreyi de yanlış hesaplıyor. Sizden çıt yok. Savcı, yasada olmayan bir şey talep ediyor. Sen bu hukuksuzluğa da sessiz kalıyorsun. Yargıtay’da bile ‘ahmak’ ifadesiyle ilgili içtihat kararı yokken, nasıl bir kamu görevlisine 2 yıl 7 ay hapis kararı çıkıyor. Türkiye hukuk tarihinde 2 yıl 7 ay hapis cezası alan bir kamu görevlisi var mıydı? Bana siyasi yasak verileceğini bilip AKP yöneticileriyle toplantıya katıldığın iddiasını hala yalanlayamadı. Adalet Bakanı’nda ‘adalet’ olsaydı bunların kırıntısını yapamazdı.

    “GÖK KUBBEYİ BAŞINIZA YIKARIZ”

    Gök kubbeyi başınıza yıkarız dedim. Yıkarız kardeşim, bundan hiç şüpheniz olmasın. Savcılık aynı ‘suçu’ başkalarının da işlediğini kabul etmezse yıkarız. Yargıyla, siyasi baskılarla, bizi millete hizmet etme yolundan çevirmeye kalkarsanız gök kubbeyi başınıza yıkarız. Değerli arkadaşlar, bu dediklerim hiç istemesek de gerçekleştirilirse söz veriyorum, hiçbir sıfata gerek olmadan, tüm Türkiye’ye başta İstanbul olmak üzere mahalle mahalle, cadde cadde anlatmaya söz veriyorum. Mersin’de, Adana’da, Diyarbakır’da her yerde anlatacağım. Ankara’da Mansur Başkanımın birkaç kez Gökçek’in kepazeliklerine karşı başlattığı soruşturmaların akabinde soruşturma açmayı mı görev sayıyorsunuz? Haydi oradan. Bütün belediye başkanlarımızla omuz omuzayız. Eğer tarihi bir hatayla beni ve yöneticilerimizi suçlayıp İstanbullunun hakkına çökmeye kalkarsanız karşınızda milyonlarca insanın vicdanını göreceksiniz. Gök kubbeyi başınıza yıkmak, adalet arayışına çıkmış milyonlarca insanla meydanlarda buluşunca oluyor. 6 Mayıs’ta seçimi iptal ettiğinizde 13 bin oy farkının 800 bine çıkması, gök kubbeyi başınıza yıkmak oluyor. Kaybettiler, yine kaybedecekler. AKP’de aktif siyaset yapan bazı kişiler de bana destek verdi. HDP’nin desteğine de teşekkür ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İBB, Barış Akademisyeni Veyis Altıntaş’ın işine son verdi

    İBB, Barış Akademisyeni Veyis Altıntaş’ın işine son verdi

    İBB, 2020’den bu yana BİMTAŞ’ın sözleşmeli personeli olarak çalışan Barış Akademisyeni Veysi Altıntaş’ın işine son verdi.  

    “Barış Akademisyenleri” bildirisine imza atmasının ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doktora öğrencisiyken 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname  (KHK) ile 2017’de ihraç edilen Veysi Altıntaş’ın 2020 yılında işe başladığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki işinden çıkarıldı.

    İştirak şirketi BİMTAŞ’ın sözleşmeli personeli olarak çalıştığı birimde işine son verilen Altıntaş, işten çıkarıldığını Twetter hesabından duyurdu. Altıntaş, şu paylaşımda bulundu: “İBB haksız ve hukuksuz bir şekilde iş akdimi feshetti. İşten çıkarılma gerekçesinde barış bildirisini imzalamaktan dolayı KHK ile ihraç edilmiş olmam ve hakkımda devam eden bir ağır ceza davası kanıt olarak gösterilmiş. Ama mevzu bunların çok ötesinde.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHE’den Özgen Nama: Halk Ekmeğe zam kaçınılmaz, faturalara dayanacak gücümüz kalmadı

    İHE’den Özgen Nama: Halk Ekmeğe zam kaçınılmaz, faturalara dayanacak gücümüz kalmadı

    PİRHA-İstanbul Halk Ekmek fabrikalarına gelen güncel elektrik faturalarını paylaşan İHE Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, “Faturalar yalnız fabrikalarımıza değil halkın sofrasına, ekmeğine geliyor. Yüksel maliyetlere katlanacak takatimiz artık kalmadı. Önümüzdeki günlerde mecburen bir fiyat düzenlemesine gitmek zorundayız” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki olan İstanbul Halk Ekmek (İHE) A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, Edirnekapı ile Kartal’daki Halk Ekmek fabrikalarına gelen güncel elektrik faturalarını paylaştı. Nama, “İşte, Eylül-Ocak faturalarının arasındaki o korkunç fark! Tüm maliyetlerimiz 3 katına çıktı, İBB 4 aydır 2 TL olması gereken ekmeğe zam yapmamak için çok direndi. Artık dayanamıyoruz!” ifadelerini kullandı.

    Nama‘nın paylaştığı faturalara göre Edirnekapı’da bulunun Halk Ekmek fabrikasına 2021 yılının Eylül ayında 202 bin 974 TL elektrik faturası gelirken, 2022 yılının ilk faturası 755 bin 127 TL oldu. Eylül ile Ocak ayları arasındaki fark ise tam 552 bin 153 TL. Kartal’da bulunan Halk Ekmek fabrikasında da durum çok farklı değil. 2021 yılının Eylül ayında 211 bin 386 TL gelen elektrik faturası, 2022 yılının Ocak ayında 570 bin 933 TL oldu. Burada da fark 359 bin 547 TL olarak karşımıza çıkıyor.

    “FATURALAR YALNIZ FABRİKALARIMIZA DEĞİL HALKIN SOFRASINA, EKMEĞİNE GELİYOR”

    Özgen Nama, konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Sultangazi’deki Cebeci Halk Ekmek fabrikasına ise henüz elektrik faturasının gelmediğini belirten Nama, güncel faturayı geldiği zaman kamuoyu ile paylaşacağını söyledi. “Faturalar yalnız fabrikalarımıza değil halkın sofrasına, ekmeğine geliyor” diyen Nama, yüksek maliyetlere dayanacak güçlerinin kalmadığını belirtirken; önümüzdeki günlerde halk ekmeğe zam yapılacağını ifade etti.

    Nama şöyle konuştu:

    “Biz AKP’nin yaratmış olduğu yoksullukla mücadele ederken, bu kara kış koşullarında halka sağlıklı ekmeği ucuza vermeye çalışırken, üzerimizdeki girdi maliyetlerinin her gün yüzde 350-400 katlandığı bir yerde artık çalışamaz hale getiriyorlar. Halka hizmetimizin engellenmesine sebep oluyor. Bundan dolayı üzüntülüyüz. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar biz zor imkanlarda halka yine piyasanın yarı fiyatına ekmek vermeye çalışacağız.

    HALK EKMEĞE ZAM GELİYOR

    Gerek doğalgaz gerekse de elektrikte ve un maliyetlerine gelen yüzde 300’e varan zamlara karşı elimizden geleni yapmaya çalıştık, çalışıyoruz. Ama artık yüksel maliyetlere katlanacak takatimiz kalmadı. Bu fabrikaların bir sonraki kara kışta da yoksul halkın yanında ve hizmetinde olabilmesi için mecburen bir fiyat düzenlemesine gitmek zorundayız. Maalesef böyle bir durum ile karşı karşıyayız. Önümüzdeki günlerde de böyle bir düzenleme yapılacak. Ama bu makul bir düzenleme olacak.”

    NAMA: HÜKÜMETTEN İSTEĞİMİZ FAHİŞ ZAMLARI GERİ ALMALARIDIR

    İstanbul Halk Ekmek (İHE) A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Özgen Nama, yönetime geldiklerinden itibaren fabrikalardaki üretimi iki katına çıkardıklarını kaydetti. “Hükümetten istediğim acil olarak elektriğe uyguladıkları bütün fahiş zamları geri almalarıdır” diyen Nama, son olarak şunları söyledi:

    “Biz gelmeden önce mevcut üç fabrikada günde 800 bin normal ekmek üretiliyordu. Bugün 1 milyon 500 bin normal ekmek, 1 milyon 100 bin ambalajlı ekmek üretiliyor. Her gün toplamda 2 milyon 600 bin ekmek üretiyoruz. Biz aynı fabrikalar, insanlar, araç ve gereçlerle ekmek üretiminin iki katına çıkarttık. Verimliliği artırdık. İstanbul’a daha çok ekmek ulaştırıyoruz. Biz geldiğimizde 500 olan büfe bugün 610 büfeye çıktı. 350 tane bakkal, 1000 tane zincir market, 1000 tane toplu tüketim dediğimiz otel, kafe, restoran gibi noktalarımız var. Her gün İstanbul’un üç noktasına ekmek ulaştırıyoruz.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • İBB’nin düzenlediği Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran sempozyumu başladı-VİDEO

    İBB’nin düzenlediği Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran sempozyumu başladı-VİDEO

    PİRHA-İki gün sürecek olan Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Ahi Evran sempozyumu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yer aldığı açılış konuşmalarıyla başladı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Ahi Evran sempozyumu Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı.

    Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Bülent Bilmez, “Günümüzü ve geleceğimizi aydınlatmak için bu şahsiyetler bize rehberlik etmektedir” dedi. Bilmez, kutuplaşmanın yaşandığı bu süreçte böyle bir etkinliğin yapılmasını çok değerli bulduğunu ifade etti.

    İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise “Bu şahsiyetler kardeşliği, dayanışmayı, barışı ören bir yol kurdular. Bu yol önümüzü aydınlatıyor” dedi.

    UNESCO Türkiye Milli Komisyon Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz’un çevrimici katılımın ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, “İnsanlık tarihinde önemli dönemler var. Kendini aşmıştır. Evrenseldir.  Bugün büyük bir önem taşıyan cinsiyet eşitliğine Hacı Bektaş Veli o gün parmak bastı. O günün değerlerini bugüne yansıtabilmeliyiz. Ağustos ayında Hacı Bektaş Veli Festivali gerçekleştirdik. İnsanlar ferahladı. Birbirlerini hissettiler. Bir arada ne kadar güzel olduğumuzu gördüler. Anadolu’nun bu güzelliklerini bir kez daha yaşayalım istiyoruz. Yunus’un dizeleriyle sözlerimi bitiyorum; ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz’.”

    Sempozyum gün boyu sürecek. Birçok başlık altında konuşmalar yapılacak.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi gençler, Hacı Bektaş Veli anmasını yorumladı: Önemsendiğimizi görmek gurur verici-VİDEO

    Alevi gençler, Hacı Bektaş Veli anmasını yorumladı: Önemsendiğimizi görmek gurur verici-VİDEO

    PİRHA-Alevi gençler, İBB ve Alevi kurumları işbirliğinde gerçekleşen Hacı Bektaş Veli Anması’nın önemine işaret ederek, “Kendimizi ilk defa Türkiye’de yaşayan, gerçekten sayılan ve önem verilen bir Alevi vatandaşı olarak hissetmek gurur verici” dediler. Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan ‘külliye’ tabelasından rahatsız olduklarını da ifade eden gençler; “Orası bir külliye değil. Hacı Bektaş Veli dergahıdır ve dergah olarak kalacaktır” ifadelerini kullandı. 

    UNESCO tarafından Hakka yürüyüşünün 750’inci yılı dolayısıyla 2021 yılının Hacı Bektaş Veli yılı olarak ilan edilmesiyle beraber birçok yerde anma etkinlikleri düzenlendi. Son olarak Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine iki günlük ziyaret düzenleyerek, Hacı Bektaş Veli’yi andı.

    Hacıbektaş’taki anmaya katılan Alevi gençler Berk İğdeli ile Gülçin Yıldırım, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundular.

    “TÜRKİYE’DE KENDİMİ İLK DEFA ÖNEM VERİLEN BİR ALEVİ OLARAK HİSSETTİM”

    Türkiye’nin birçok noktasında düzenlenen etkinliklere dair konuşan Berk İğdeli (25), “Kendimi bildim bileli Hacı Bektaş Veli ilk defa bu kadar uzun ve coşkulu anıldı. “73 millete bir bakmayan bizden değildir” diyen felsefesinde değindiği gibi 73 milletin bir araya geldiği çok güzel anlar yaşadık. Bunun için tüm Alevi kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve inanç önderlerimize bir Alevi genci olarak çok teşekkür ediyorum. Bir devlet kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Aleviler için ilk defa bir etkinlik yapıldı. Kendimi ilk defa Türkiye’de yaşayan, gerçekten sayılan ve önem verilen bir Alevi vatandaşı olarak hissettim. Benim için çok önemli ve gurur vericiydi. Bizlerin de bu ülkede vatandaş olduğunu görmesi çok önemliydi” ifadelerini kullandı.

    “GENÇLERİMİZ OLMAZSA BİZ BU YOLU SÜREMEYECEĞİZ”

    İğdeli, yolun sürdürülmesi noktasında gençlerin önemine de değinirken; “Hakkın, hukukun, adaletin var olduğu bir toplumun bireyi olarak büyüdüğüm için çok mutluyum. Bundan sonra yolu sürebilmek onur vericidir. Aşk olsun yolu sürebilenlere diyorum. Çekip bizi bu meydana getirenin demine hü; diyerekten gerek ocak pirlerimize, mürşitlerimize, rehberlerimize bizleri var ettiği; irşat ettikleri için sonsuzca minnettarım. Cedlerine niyazlarımı sunuyorum. Cedleri var olsun ki; Alevi gençleri her zaman yolunun peşinden gidebilsin. Bilmeliyiz ki dedelerimiz olmazsa bu yolu süremeyiz ama gençlerimiz olmazsa da biz bu yolu süremeyeceğiz. Gençlerimizin olması bizim için çok önemli” dedi.

    “DEVLETİN BİR DİNİ VE DİLİ OLMAZ”

    Devlet tarafından hayatın hemen her alanında dayatılan din ile ilgili olarak ise İğdeli şunları söyledi:

    “Alevilere ve diğer tüm farklı inançlara dikte etmelerinden vazgeçmelidir devlet. Farklı sosyal yapılarda vatandaşlar mevcuttur. Bizler Kürtçe ile doğduk ve büyüdük. Ama metropollere geldikten sonra Türkçe yaşamaya mecbur kaldık. Devletin bir dini ve dili olduğunu düşünmüyorum. Bir Alevi genci olarak en büyük temennim; Alevilerin inancından uzak durmalarıdır. Alevilerin inançlarını Aleviler belirler. Bizim yolumuzun pirleri, rehberleri, mürşitleri vardır. Bununla ilgili olarak İbreti Baba’nın çok güzel bir nefesi var. “Arapça duaya değiliz mecbur; ister Müslüman bil, ister gavur; insanı hor görmek en büyük kusur, buna inanmışız münkir değiliz” diyor.”

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHINA ASILAN KÜLLİYE TABELASI ÇOK RAHATSIZ EDİCİ”

    İğdeli son olarak Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan ‘külliye’ tabelasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, “Bu sene Hacı Bektaş Veli Dergahına ziyarette bulunduğumuzda ‘külliye’ yazılı tabelayı görünce bir Alevi genci olarak beni çok  rahatsız etti. Orası bir külliye değil. Hacı Bektaş Veli Dergahıdır ve dergah olarak kalacaktır. Bununla ilgili olarak Alevilerin gerekli mücadeleyi yapacağını düşünüyorum. Dergahlarımız Alevilere teslim edilmelidir. Bir başka mezhep, inanç, görüş tarafından idare edilmemelidir. Oraya bir minare dikilmesiyle külliye olamaz. Oraya o yazıyı koyup peşinden Diyanetin, bizim inancımızda yeri olmayan bir Hacı Bektaş programı hazırlaması hiç hoş değildir” diye konuştu.

    “ALEVİ GENCİ OLARAK TOPLUMDA İLK DEFA BENİMSENDİĞİMİZİ HİSSETMEK GURUR VERİCİ”

    Gülçin Yıldırım ise (23) iki günlük ziyaretlerini değerlendirirken, “UNESCO’nun Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a yürümesinin 750’inci yılıyla beraber pirimizin huzuruna aşkı niyaz etmeye geldik. Alevi Dernekleri Federasyonu ile beraber iki gün boyunca kurban lokmalarımızı paylaştık. Cem hizmeti yürüttük. Bir Alevi genci olarak toplumda ilk defa yerimizin benimsendiğini hissederek gurur duydum. Cümle cem, canlara aşk ile niyaz ederim” dedi.

    Barış KOP / HACIBEKTAŞ

  • ‘Çekmeköy’de dere ıslah çalışması korsan bir şekilde devam ediyor!’-VİDEO

    ‘Çekmeköy’de dere ıslah çalışması korsan bir şekilde devam ediyor!’-VİDEO

    PİRHA-Çekmeköy’de Köy-içi deresi ıslah çalışması projesi kapsamında birçok aile mağdur edildi. Mağduriyet yaşayanlardan Suna Duman, yetkili yerleri aradıklarını fakat buna rağmen projenin korsan bir şekilde çalışmaya devam ettiğini söyledi. Duman, “İki yıl önce evlerimiz yıkıldı. Lütfen sesimizi duyun” çağrısında bulundu.

    İstanbul, Çekmeköy deresi ıslah çalışması projesi kapsamında birçok aile mağdur edilmiş durumda.

    Üç senedir süren proje kapsamında evinin yıkılması üzerine direnmeye çalışanlardan Dersimli Suna Duman, 2 Ağustos 2018’den bu yana 6 metrekarelik barakada adalet nöbeti tutuyor.

    “PROJESİZ, ONAYSIZ ÇALIŞMA YÜRÜTÜLÜYOR, LÜTFEN SESİMİZİ DUYUN”

    Çekmeköy Merkez Mahallesi, Farabi Sokak Serindere’de dere ıslah çalışmasının ‘korsan bir şekilde’ devam ettiğini söyleyen Suna Duman, “Yetkili yerleri aradık. Yetkililerin konuşmasına rağmen projeye korsan bir şekilde devam ediyorlar. Yanlarında yetkililerin bulunduğunu söylüyorlar ama yetkili olduğu söylenen kişiler yanımıza gelip konuşmuyor, bizlere cevap vermiyor. Hiçbir şekilde bizi ciddiye almadan çalışmaya devam ediyorlar. Polis ekipleri sadece buradaki insanlara müdahale etmek için var. İşi oldu bittiye getirerek elimizdeki kanıtları da yok etmeye çalışıyorlar. Bunu yapan İSKİ ve Büyükşehir Belediyesidir. Farabi Sokak mağdurlarıyız biz. İki yıl önce evlerimiz yıkıldı, lütfen sesimizi duyun” diye konuştu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • İstanbul’da suya yüzde 12.62 oranında zam

    İstanbul’da suya yüzde 12.62 oranında zam

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde suya yüzde 12.62 olan TÜFE oranında zam yapıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde suya yapılacak zam oranı belirlendi. Teklife ilişkin AKP grubunun çoğunlukta olduğu komisyonlar tarafından hazırlanan raporda, su satış ve kullanılmış suların uzaklaştırılması tarifesine İSKİ tarafından yüzde 40’a varan zam önerildiği belirtildi.

    Raporda bu teklifin reddi, tarife artışının Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020 yılı Haziran sonu itibariyle gerçekleşen bir yıllık TÜFE oranıyla sınırlı tutulması, 20 Temmuz 2020 tarihinden sonra geçerli olmak kaydıyla uygun görüldü.

    Yüzde 12.62 olan TÜFE oranında zamma ilişkin rapor mecliste oy birliği ile kabul edildi.

    ZAMLI TARİFE SÜRECİ 

    İSKİ’nin 2020 yılı bütçesi ve yeni su tarifesi İBB Meclisi’nin 28 Kasım 2019 tarihli oturumunda gündeme gelmişti. İSKİ’nin İstanbul’da su ücretlerine yüzde 20 zam teklifi, kamuoyundan gelen eleştiri ve öneriler üzerine CHP ve İyi Parti tarafından revize edilmişti.

    İstanbul halkının yüzde 75’inin kullandığı 0-10 metreküpe kadar olan ilk kademe için uygulanan 4 TL’lik metreküp fiyatının değiştirilmeden kalması, zam yapılmaması önerilmişti.

    Zam teklifi, AKP grubunun oyları ile reddedilmişti. Ret kararı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından yeniden görüşülmek üzere belediye meclisine iade edilmişti.

  • Prof. Dr. Poyraz, İBB İnanç Masası’nı yazdı: Bir ileri demokrasi uygulaması

    Prof. Dr. Poyraz, İBB İnanç Masası’nı yazdı: Bir ileri demokrasi uygulaması

    PİRHA – Prof. Dr. Bedriye Poyraz, ‘Bir İleri Demokrasi Uygulaması Olarak İBB İnanç Masası’ başlıklı bir yazı kaleme aldı. Poyraz yazısında, “İBB ve diğer muhalif yerel yönetimler, nefes aldırmayan siyasi otoritenin baskısına rağmen, her zaman örnek verdiğimiz kuzey Avrupa ülkeleri standartlarında hizmet vermeyi sürdürüyorlar” dedi. Poyraz, İBB’deki İnanç Masası’nda Alevi dedelerinin yer almasının Alevi örgütlerinin başarısı olduğunu kaydetti. 

    Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz PİRHA için ‘Bir İleri Demokrasi Uygulaması Olarak İBB İnanç Masası’ başlıklı yazı kaleme aldı.

    Geçen günlerde 90 yaşındaki babasının Hakk’a yürümesinin ardından yaşadıklarını anlatan Poyraz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki İnanç Masası’nın önemine dikkat çekti. Korona salgını nedeniyle uzakta olduklarını belirten Poyraz, babasının camiden kaldırılmasını istemediklerini ilgili mezarlığı arayıp belirttiklerinde kendisine, görevli Alevi dedeleri olduğunun söylendiğini, bunu ömründe hiç duymadığını anlattı.

    İBB’deki tüm inançların görevlendirilmiş temsilcilerinin olmasının çok demokratik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Poyraz, “Alevi gençlerin şehitliğinin bile geçersiz sayıldığı şu günlerde burası İsveç olmalıydı diye düşündüm, rahatladım ve hafifledim. Yani babamın cenazesi İBB tarafından istihdam edilen Alevi inanç önderi tarafından kaldırılacak” dedi.

    “İstanbul’da bütün inançlara eşit hizmet sunulması ruhumuza iyi geldi” diyen Poyraz, “Alevi toplumunun özellikle cenaze işlerini inanca uygun bir şekilde yapılabilmesi için 40 Alevi dedesi/piri istihdam edildi. İstihdam edilecek kişiler de yine farklı yaklaşıma sahip Alevi örgütlerin önerileri doğrultusunda gerçekleştirilmiş. Bu yöntemin özellikle vurgulanması gerekiyor. Yani merkezi siyasi otoritenin uygun gördüğü kişiler değil tersine her bir inancın temsilcileri tarafından uygun görülen kişiler atanmış. Kuşkusuz bunu aynı zamanda Alevi örgütlenmesinin bir kazanımı olarak da görmek mümkün” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nın uygulamalarına değinen Poyraz’ın yazısının tamamı şöyle:

    “HİÇBİR RESMİ KURUMDAN ALEVİ DEDELERİ SÖZÜNÜ DUYMAMIŞTIM”

    “Bütün Dünyayı evlerine kapatan bu koronalı günleri daha da kötüleştiren, insanı kimsesiz çaresiz kılan, böylesi bir zamanda babasını kaybetmesi olsa gerek. Babam doksanını geçmişti, bu kayıp sıralıydı. Ancak, Dersim toprağının havası, suyu, kültürü inancı ve tarihi ile mayalanmış, demlenmiş, yoğrulmuş yetmiş yaşına kadar orada yaşamış birisinin doğduğu topraktan uzak bir yerde defin edilmesi en büyük acımız, ama ondan daha da acı olan camiden kaldırılma ihtimali oldu. Babam gibi bütün ömrünü bu yolculuğa hazırlık olarak yaşamış, her günün her anın inanca uygun olup olmadığının hesabını yaparak, bilmeden boğazından haram bir lokma ya da bir bardak çayın geçme ihtimalinin korkusu ve hassasiyetiyle yaşamış birisi için ve geride kalan bizler için onulmaz yara olurdu. Babam Alevi/Kızılbaş inancını yaşayarak öğrenmiş içselleştirmiş, bugünden bakıldığında kavranması zor olan Batıniliği yaşam biçimi olarak pratik eden son kuşaktan birisiydi. Tam bu korkuyla İstanbul’daki ilgili mezarlığı aradım ve aman babamı camiye sokmayın diye derdimi anlatırken, oradaki görevli korkmayın burada dedeler var onlar ilgilenir demesine rağmen ben dede sözünü anlamadım bile. Öyle ya hiçbir resmi kurumdan burada görevli Alevi dedeleri sözünü ömrümde hiç duymamıştım.

    “MEZARLIKLARDA BÜTÜN İNANÇLARIN GÖREVLENDİRİLMİŞ TEMSİLCİLERİ VAR”

    Sonra işte tam da böyle bir çaresizlik içinde İBB inanç masasında çalışan arkadaşımı arayınca gerçeği öğrendim. Meğer artık mezarlıklarda bütün inançların görevlendirilmiş temsilcileri var, gelen cenazenin aidiyetine göre ilgili kişiler uygun şekilde tören yapıp defnediyor. Alevi gençlerin şehitliğinin bile geçersiz sayıldığı şu günlerde burası İsveç olmalıydı diye düşündüm, rahatladım ve hafifledim. Yani babamın cenazesi İBB tarafından istihdam edilen Alevi inanç önderi tarafından kaldırılacak. Üstelik bu inanç önderi Alevi toplumunun temsilcisi olan Alevi örgütlerinin teminatı ve referansı ile atanmıştı. Bir diğer ifade ile yıllardır Diyanet Başkanlığı tarafından gri pasaportla kaktırmaya çalıştığı dedeliği tartışmalı bir dede değildi.

    “SEÇİM SONUÇLARI BİRÇOK ANLAMDA MUCİZE GİBİ GELDİ”

    Büyük bir sevinçle tanıklık ettiğimiz son yerel seçimlere atıf yapılmadan, değinilmeden Türkiye demokrasi tarihi konuşulamayacak, tartışılamayacak diye düşünüyorum. Aslında yerel seçimlerin sonuçları birçok anlamda mucize gibi geldi. Bizler gibi zorunlu sürgüne hazırlanan birçok insan için, bu topraklar yeniden geleceğe dair umutlanabilir, yaşanabilir bir vatana dönüştü. Birçok kişinin bu toprakların demokrasiye uygun olmadığına ilişkin karamsarlık önermesi yerle bir olmuştu. Bu da paha biçilemez bir konfor.

    “İSTANBUL’DAKİ BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT HİZMET SUNULMASI RUMUZA İYİ GELDİ”

    Siyasi iktidarın uzun yıllardan sonra ilk defa kaybettiği ve adına demokrasi koalisyonu diyebileceğimiz koalisyonun kazandığı belediyeler yaptıkları her şeyle, attıkları her adımla her gün giderek otoritelerse tek adam yönetimine tehdit olma konusunda el yükseltiyorlar. Ankara’da yaşayan birisi olarak, korona tehlikesi başlar başlamaz Mansur Yavaş’ın kâğıt toplayıcılarını hemen tespit edip onlara kâğıt toplamadan hayatlarını sürdürebilecek maddi olanaklar sağlaması ruhuma merhem gibi geldi. Bu onlarca güzel şeyden sadece birisi.

    Ama ruhumuza iyi gelen bir diğer hizmet İBB çatısı altında ve Türkiye tarihinde ilk defa inanç masası adıyla, bir masanın kurulması ve İstanbul’daki bütün inançlara eşit bir şekilde hizmet sunması.  Alevi toplumunun uğruna yıllardır mücadele ettiği, katliamlara uğradığı laik-demokratik kriterlere çok uygun bir yapılanma olduğunu vurgulamak gerekir. Beş kişilik ekipten oluşan bu masa, gelişmiş demokratik ülkelerin kamu hizmeti anlayışı ve aynı zamanda laik-demokratik kriterlere uygun standartlarda hizmet sunuyor. Doğrudan Başkan İmamoğlu’na bağlı olarak çalışan İnanç Masası Sünni, Hristiyan, Yahudi, Ermeni herkesin kolaylıkla ulaşabildiği derdini sorununu anlatabildiği olanaklar ölçüsünde çözümlerin üretildiği bir birim. Hem Alevilik hak talepleri açısından hem de kamu hizmeti kavramı açısından bakıldığında bu sessiz sedasız oluşan yapı nerden baksanız muhteşem bir uygulama ve hatta rüya gibi bir şey.

    “BUNU, ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN KAZANIMI OLARAK GÖRMEK MÜMKÜN”

    Bu masada görevli olan Vedat Kara, Alevi toplumunun ve örgütlerinin çok iyi bildiği, tanıdığı, bütün ömrünü topluma ve Yol’a gönüllü hizmet etmek olan aynı zamanda bütün farklılıkların haklarına ve hassasiyetlerine karşı da duyarlı, ilgili ve bilgili bir kişi. Bununla birlikte, arkadaşım bu masada Alevilerin temsilcisi olarak değil Alevi toplumunun temsilcisi olan Alevi örgütleriyle Büyük Şehir Belediyesi karar mekanizmaları arasında sadece aracılık yapan alanının doğru bir uzman diyebiliriz. Diğer inançlar için de benzer uygulama var. Böylece Alevi toplumuna ya da Alevilikle ilgili herhangi bir ihtiyaç söz konusu olduğunda, farklı yaklaşımlara sahip Alevi örgütlerinin bir tür uzlaşısıyla hizmet gerçekleştiriliyor. Mesela Alevi toplumunun özellikle cenaze işlerini inanca uygun bir şekilde yapılabilmesi için 40 Alevi dedesi/piri istihdam edildi. İstihdam edilecek kişiler de yine farklı yaklaşıma sahip Alevi örgütlerin önerileri doğrultusunda gerçekleştirilmiş.  Bu yöntemin özellikle vurgulanması gerekiyor. Yani merkezi siyasi otoritenin uygun gördüğü kişiler değil tersine her bir inancın temsilcileri tarafından uygun görülen kişiler atanmış. Kuşkusuz bunu aynı zamanda Alevi örgütlenmesinin bir kazanımı olarak da görmek mümkün.

    “DEVLET, ALEVİLERE YÖNELİK OYALAMA TAKTİĞİNİ BENİMSEDİ”

    Alevi Örgütlerinin özverili hak talebi mücadelelerine karşın, Devlet Alevilere yönelik sadece oyalama taktiğini benimsedi. Öyle ki AB adaylık müzakere sürecinde Kürt Meselesi, Ermeni meselesi, Kıbrıs sorunu gibi tabu denebilecek konuların çözümüne ilişkin ciddi adımlar (sonuçlandırılmasa da) atılmasına rağmen Alevilik ile ilgili hemen hiçbir değişiklik yapılmadı. Bu dönemin politikasını Erdoğan’ın “Alevilik Ali’yi sevmekse en büyük Alevi benim” şeklinde dile getirdiği ve aslında Alevilikle hiçbir ilgisi olmayan klişe devletin Alevi politikasının temel düsturuydu. Bu düsturun bir tezahürü olan Alevi Açılımının da baştan sona fiyasko demek yanlış olmaz. Başlarken Maraş Katliamı’nın en önemli sorumlusu ve organizatörlerinden birisi olan Ökkeş Kenger (Şendiller)’in davet edilmesinden tutun da sonuç raporunda da açıkça yer alan Alevileri nasıl asimile edeceğiz, Sünni imamlarla mı yoksa Alevilerden devşirdiğimiz dedeler aracılığı ile mi yapacağız sorusuna yanıt aramaktan başka bir şey olmadığını açıkça görüldü. Tam da bu nedenle Alevi örgütleri masayı terk etti.

    “BROŞÜR, DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE REFERANS OLACAK NİTELİKTE”

    Tekrar İBB’nin hizmetlerine dönecek olursak 23 Nisan vesilesiyle çocuklara gönderilen broşür Türkiye Demokrasi mücadele tarihinde yerini alacağı gibi, çocuklara Cumhuriyet ve Demokrasinin ne demek olduğunu AB standartlarında hatta en gelişmiş demokratik ülkelerin kriterlerine uygun biçimde, insan hakları, eşit yurttaşlık kavramının ne demek olduğunu, kadın erkek eşitliğini üzerine kurulu adeta ortaöğretimde okutulmasını hayal ettiğim bir giriş kitabı niteliğinde. İnanıyorum ki bu broşür çok konuşulacak tartışılacaktır. Demokrasi mücadelesinin ve kavramının nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin referans kaynağı olacak nitelikte. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

    “BASKIYA RAĞMEN ÖRNEK HİZMET VERMEYİ SÜRDÜRÜYORLAR”

    Bu broşürde din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olması gerektiği, inanç ve ifade özgürlüğü, farklı inançların eşit biçimde ibadet etme hakkı ve anlayışı üzerine kurulu tek kelime ile muhteşem bir görsel ve dil kullanılmış. Görselde, bir Sünni, bir Hristiyan, bir Alevi ve bir Yahudi inanç önderi inanılmaz bir sevimlilikle resmedilmiş. Bu görseli gören herhangi bir çocuğun bırakın kendinden farklı olana karşı bir ayrımcılık duygusuna kapılması tersine kendi inanç önderi ile diğerleri arasında bir fark olduğunu bile düşünmeyecektir. Doğrusu AKP’li trollerin varoluşuna ciddi bir tehdit olduğu kesin. Böyle bir anlayışın bizatihi onların varlığına meydan okuyacağı çok açık. Gelişmiş demokratik ülkelerde ilkokuldan başlanarak, çocuklara, farklılıklarla birlikte yaşama anlayışı uygun yöntemlerle anlatıldığı için demokrasi kültürleri gelişiyor, güçleniyor ve herkes en kıymetli mücevher gibi pamuklara sarıp sarmalayarak, koruyup kolluyor. İşte İBB ve diğer muhalif yerel yönetimler nefes aldırmayan siyasi otoritenin baskısına rağmen, her zaman örnek verdiğimiz kuzey Avrupa ülkeleri standartlarında hizmet vermeyi sürdürüyorlar. Zaten broşürü incelediğinizde burası İsveç mi yoksa rüya mı diye bile düşünebilirsiniz. Herkesin, hepimizin sahip çıkması destek vermesi boynumuzun borcu.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • ‘Alevi fobisi mi, Alevi sevgisi mi?’

    ‘Alevi fobisi mi, Alevi sevgisi mi?’

    PİRHA – Yazar Turan Eser, İBB’nin hazırladığı “Cumhuriyet ve Demokrasi” adlı bir broşür üzerine yapılan tartışmalara dair bir yazı kaleme aldı. Eser, “İBB broşüründe yer almış olan imam, papaz, dede ve hahamın yan yana getirilmiş olması, toplumsal barış açısından da bir mesajdı” dedi. 

    Yazar Turan Eser’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin broşürünü, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi “Cumhuriyet ve Demokrasi” adlı bir broşür hazırlamış. Bu broşürde ise farklı inanç gruplarını temsilen, camiiden imamı, kiliseden papazı, cemevinden dedeyi ve sinagogtan hahamı yan yana getirmiş. Hatta inanç özgürlüğünde mezhepçi yaklaşımlar yerine, farklı inanlara eşitlik ve saygıya davet etmiş’ şeklinde yorumladı.

    Eser, Birgün Gazetesi’ne yazdığı yazıda, şu ifadelere yer verdi:

    “ALEVİ FOBİSİ YENİDEN GÖRÜNÜR OLDU”

    “Vay efendim sen misin bunu yapan” diye sosyal baskı mekanizmalarını kurmak için, tekçi ve İslamcı blokun Alevi fobisi yeniden görünür oldu. Bunu da Ekrem İmamoğlu üzerinden dile getirmeye başladılar.

    Yandaş medya “Alevilerden İmamoğlu’na tepki” diye manşet atmaya başladılar.

    Oysa ortalıkta Alevilerden İmamoğlu’na tepki gösteren kimse yok. Tepki gösterenlerin topyekünü İslamcı, tekçi ve mezhepçi. “Alevi” denilenler ise Aleviliği Sünnileştirmek ve Şiileştirmek için seferber olmuş rantçılar! Alevi toplumu bunları yakından tanıyor. O nedenle Alevi dünyasında bunların toplumsal karşılığı da yok. Bu çakma Alevi istismarcıları ve bu yolla nemalanmayı meslek edinmiş ve siyasi rantçılardan oluşuyor. Bunları sadece partilerin protokollerinde ve Alevi fobisine verdikleri destek mesajlarında görürsünüz.

    İBB’nin hazırladığı broşürdeki Alevi dedesi resmine bile tahammülü olmayan, Alevilerin eşit yurttaşlık ve eşit hakları talebini üstünü örtmeye dönük stratejiye hizmet ediyorlar.

    “NEDİR KOPMA?”

    Gericilik ve ırkçılık tarihin hiç bir döneminde farklı olana tahammül göstermemiştir. Alevi gerçeğini kabul etmek, Alevilerin hak ve taleplerinin karşılanmasına dair sağırlar ve dilsizler!

    Söz konusu Aleviliğin kendine özgü bir inanç olarak tanınması olunca, hep birlikte laikliğe, insan hakları ve inanç özgürlüğünün evrensel kabullerine karşı, mezhepçi ve ideolojik çığırtkanlık yaparlar.

    Hakikatleri kabul etmek yerine, komplo teorileri üretirler. “Almanya’nın başını çektiği yeni din yaratıyorlar”, “Alisiz Alevilik istiyorlar” ya da “ayrı bir din yaratıyorlar” gibi temelsiz ve boş laflarla Alevileri içten bölmeye çalışırlar.

    En büyük ezberleri ise “Alevileri İslamdan koparıyorlar”! Fakat “kopma”nın ne olduğunu dile getirmiyorlar.

    Kopma nedir mi?

    Asırlardır camiye girmemiş Alevileri kılıç, asimilasyon, katliam zoruyla camiye sokmak mıdır, kopmak?

    Yoksa asırlardır imamların peşinde namaza değil, dedesi ile kadın erkek eşitliğinden cemal cemale cem ibadetinde akıl, yol ve gönül birliği ile ibadet eden Alevileri, cem ibadetinden koparmaya çalışmak mı?

    Kerbela nedir? Yavuz Sultan Selim ve II. Mahmut dönemlerinin Kızılbaş ve Bektaşi kıyımları nasıl bir kopmadır? Ya Sivas, Maraş, Çorum, Gazi ve daha nice Alevi katliamları kimlerin kopma girişimidir?

    Nedir kopma?

    “Ya Sünnileşirsin ya da katlin vacip” fetvaları karşısındaki teslimiyet mi? Bir taraftan korkunun sesi, diğer taraftan çakma Aleviler var. Koro halinde “İslamın özü ve gerçek İslam biziz” diyor. O zaman bu argüman sahiplerine sormak lazım; yeryüzünde yaşayan 1 milyar 800 milyon Hanefi, Sünni, Şii müslüman ne oluyor?

    Siz “öz” iseniz onlar ne?

    Aleviler asırlardır Bektaşi, Kızılbaş ve Alevi olarak anılmış. Bir Aleviye inancını soracak olursanız, size vereceği kısa ve yalın cevap “Aleviyim” olur.

    “ALEVİ TOPLUMSAL HAFIZASI, ASIRLARDIR CANLI VE DİRİDİR”

    Alevi toplumsal hafızası asırlarıdır canlı ve diridir. İBB broşüründe yer almış olan imam, papaz, dede ve hahamın yan yana getirilmiş olması, toplumsal barış açısından da bir mesajdı. Ama derdi toplumsal barış ve huzur arayanlar ile komplo teorilere sığınan gericilik ve tekçilik ideoloji tarihsel hafızasının halen kötü örneklerinden kopamamış görünüyor.

    Korkmayın; dedeli, imamlı, papazlı ve hamamlı resim toplumsal barış ve laiklik için bir adımdır, kadın ve ana eksikliği de tamamlanırsa daha da eşitlikçi bir resime dönüşür. Yani tehdit değil, eşitlik için kadını eksiktir.”

    (HABER MERKEZİ)