Etiket: istanbul emek ve demokrasi güçleri

  • İstanbul’da HTŞ protestosu: Toplumların ortak iradesi, bu karanlığı yenecek! – VİDEO

    İstanbul’da HTŞ protestosu: Toplumların ortak iradesi, bu karanlığı yenecek! – VİDEO

    PİRHA – Suriye’de Kürt, Süryani, Dürzi ve Alevi toplumlarına yönelik saldırılar İstanbul’da protesto edildi. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin, Suriye politikası eleştirilerek “Suriye’nin geleceğine orada yaşayan halklar karar vermelidir” denildi.

    Suriye geçici hükümeti HTŞ tarafından yapılan saldırılara bir tepki de İstanbul’dan geldi. Kadıköy ruhtımda bir araya gelen İstanbul Emek Barış ve Demokrasi güçleri, katliamlara “dur” dedi.

    “SAVAŞ SUÇU İŞLENMEKTE”

    Ortak basın metnini Fadik Temizyürek okudu. Orta Doğu halkları için karanlık ve kanlı bir sürecin devam ettiği ifade edilen basın metninde şu ifadelere yer verildi:
    “Yanı başımızda, tarihin en kadim coğrafyalarından birinde; Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Çerkezlerin, Ermenilerin, Asurilerin, Süryanilerin, Dürzîlerin ve Yahudilerin; Alevisi, Ezidisi, Sünnisi ve Hristiyanıyla yüzyıllardır oluşturduğu o zengin kültürel mozaik bugün büyük bir tehdit altındadır. Meşruiyetini halklardan değil, küresel ve bölgesel emperyalist odakların desteğinden alan htş ve bağlı cihatçı çeteler, iktidarı ele geçirdikten sonra başta Aleviler, Dürziler, Süryaniler ve Hristiyanlar olmak üzere tüm farklı inanç ve kimliklere yönelik saldırıları sistematik hale getirmiştir. Bu gerici saldırganlığın hedefi bugün ise doğrudan Kürt halkına yönelmiş durumdadır. Süveyda’da onurlu bir direniş gösteren Dürzilere saldıran; İdlib camilerinden cihat çağrıları yaparak Lazkiye, Tartus ve Humus’ta Arap Alevi halkını hedef alan bu çeteler, yüzlerce sivilin kanını dökmüştür. Saldırılar, Halep’in Kürt mahalleleri olan Şeyh Maksut ve Eşrefiye’ye kadar uzanmıştır. Hastanelerin bombalandığı, sağlık emekçilerinin katledildiği ve on binlerce insanın göçe zorlandığı ağır bir savaş suçu işlenmektedir.

    EMPERYALİST GÜÇLERİN, KATLİAMLARDAKİ ROLÜ!

    Yapılan katliamların ABD, NATO ve İsrail’in bölge politikalarından bağımsız olmadığını söyleyen Fadik Temizyürek, Türkiye’deki siyasi iktidarın da katliamcı çetelere açık destek verdiğini vurguladı.
    Açıklamada, İran’da yaşanan gelişmelere de depinilerek şunlar söylendi:
    “İran’da yükselen halk isyanı iki haftayı aşkın bir süredir kararlılıkla devam ediyor. 47 yıldır hüküm süren Molla rejimi süregiden eylemlerde bilinen rakamlarla 3500’e yakın eylemciyi katletmiştir. Ertelenen idamların her an infaz edilme gölgesinde tutulduğu, sayısız tutuklamanın yaşandığı, internet ve GPS sinyal kesintileriyle halkın sesinin dünyadan koparılmaya çalışıldığı bu baskıcı rejim, kendi bekasını korumak için halkına yönelik şiddeti ve zoru büyütmektedir. İran halkının yanındaymış gibi görünen ABD emperyalizmi ise burada da özgürlükçü bir niyet taşımamaktadır. ABD emperyalizmi Suriye’de gerici çeteleri tetikçi olarak kullanırken, İran’da halkın özgürlük arayışını bölgeye yeni bir müdahale zeminine dönüştürmeye çalışmaktadır.
    Venezuela’dan Suriye’ye kadar gördüğümüz gerçek şudur: Sindirerek ele geçirdiği her karış toprakta sayısız insanın ölümüne ve zorunlu göçüne yol açan emperyalist güçlerin derdi demokrasi ya da halkların çıkarı değil, bölgeyi kendi çıkarlarına göre parça parça etmektir.”

    “SEKÜLER VE KAPSAYICI YÖNETİM” VURGUSU!
    Açıklamanın devamında, Türkiye’nin, cihatçı çetelere verdiği desteğini hemen kesmesingerektiği vurgulanarak şöyle devam edildi:
    “Suriye’nin geleceğine orada yaşayan halklar karar vermelidir. Suriye halklarının, etnik ve dinsel toplulukların bir arada yaşamasının; eşit ve özgür bir gelecek kurmasının tek yolu; demokratik, seküler ve kapsayıcı bir yönetimdir. Kürt, Alevi, Süryani, Dürzi başta olmak üzere tüm halkların ve inançların ortak iradesi, bu karanlığı yenecek yegane güçtür.
    Bizler İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak; Suriye’de katledilen Alevilerin, direnen Dürzilerin, bombalanan Kürtlerin ve yok sayılan tüm inançların yanındayız.”

    “MÜCADELE ETMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da Türkiye’nin HTŞ’ye verdiği desteği kınayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Suriye’de önce Aleviler, Dürzilerle başlatılan katliam Kürtlerle devam etti. Halep’te 200 bin kişiyi aşkın sivile tankla topla saldırıldı. Kadınlar binalardan atıldı, insanlar zorunlu göçe tabi tutuldu. Türkiye ise Halep saldırılarını destekleyen bir noktada durdu. Bu destek halkların bir arada yaşamasına fayda sağlamaz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken, bu uygulamalar sabotajdır. Biz barıştan yanayız ama onurlu bir barıştan yanayız. Birileri dün akşam kararname yayınlamış ‘Kürt dilini tanıyoruz’ diye ama arkadan saldırı başlattı. Her yerde Kürtler katliama uğruyor. Ama biz müzakereye de mücadeleye de varız. Kürt düşmanlığını kabul etmiyoruz. Bu baskıcı rejimlere karşı mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Rojava Devrimi dünya açısından insanlığın ortaya çıktığı bir devrimdir. Şimdi Kürt düşmanlığından, Alevilere, Dürzilere yönelik katliamlardan vazgeçin.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için sosyal medyada kampanya başlatıldı

    Tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için sosyal medyada kampanya başlatıldı

    PİRHA- İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan 30 kişinin serbest bırakılması için kampanya başlattı.

    İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri, İstanbul’da HDK faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle 18 Şubat’ta gözaltına alınan ve 21 Şubat günü aralarında gazeteci, sanatçı, sendikacı, avukat ve siyasi parti temsilcisi 30 kişinin serbest bırakılması talebiyle kampanya başlatıldı.

    #SiyasiTutsaklaraÖzgürlük etiketiyle başlatılan kampanyada, 30 kişinin 60 gündür iddianame dahil hazırlanmadan haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu bulunduğu ifade edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Esenyurt’ta kayyıma karşı buluşma: Kayyımlar gidecek biz kalacağız-VİDEO

    Esenyurt’ta kayyıma karşı buluşma: Kayyımlar gidecek biz kalacağız-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Esenyurt Meydanında kayyımlara karşı yaptığı açıklamada, “Demokrasiye, emeğe, barışa darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız” denildi.

    İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri, Esenyurt, Halfeti, Mardin ve Batman Belediyelerine atanan kayyımlara karşı Esenyurt Meydanında halk buluşması yaptı.

    “Kayyım rejimi halk iradesine darbedir” yazılı pankartın açıldığı buluşmaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Kezban Konukçu, MYK Üyesi Musa Piroğlu, HDK Eş Sözcüleri Ali Kenanoğlu ve Meral Danış Beştaş, İl Eş Başkanı Murat Kalmaz ve Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük’ün yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu katıldı.

    “Kayyımlar gidecek biz kalacağız”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Kayyıma geçit vermeyeceğiz”, “Kayyımlar gidecek biz kalacağız” sloganları atıldı.

    Açıklamayı İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri adına Feyza Yılmaz okudu.

    “HALK KAYYIM POLİTİKALARINI ÇÖPE ATIYOR”

    Yılmaz, siyasi iktidarın belediyeler üzerinde sallandırdığı kayyım sopasından vazgeçmediğini belirterek “Önce Hakkari’ye, sonra Esenyurt’a, ardından da Mardin, Batman ve Halfeti’de belediyelere kayyımlar atandı. Ancak halkın iradesini, seçme seçilme hakkını ayaklar altına alan kayyım politikaları yeni değil” dedi. AKP-MHP iktidarının kaç kere kayyım atarsa atasın, bu belediyeleri her seçimde yeniden daha büyük farkla kaybettiklerine de dikkat çekilen açıklamada, halkın iradesine daha güçlü sahip çıktığı, kayyım politikalarını çöpe attığı vurgulandı.

    “KAYYIM REJİMİ DEMOKRASİ VE HUKUKUN ASKIYA ALINMASI DEMEKTİR”

    Yılmaz, devamında şunları kaydetti:

    “Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir.

    Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir. Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir.

    “HAKLARIMIZIN GASP EDİLMESİNE ALIŞMAYACAĞIZ”

    Milletvekilleri türlü hukuksuzluklarla hapse atılırken, belediyelere siyasi operasyonlarla kayyım atanırken seçme seçilme hakkından söz edilemez. Seçme seçilme hakkının tanınmadığı bir durumda da demokrasiden bahsedilemez. Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Kayyım politikaları terk edilmeli, darbe uygulamalarından vazgeçilmeli ve halkın iradesi tanınmalıdır. Bir kez daha ilan ediyoruz. Demokrasiye, emeğe, barışa darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Kazanana kadar direnişimize devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.”

    “KAYYUM EFENDİ, BU HALK SANA BİR ADIM ATTIRMAYACAK”

    Esenyurt Belediyesi CHP Meclis Üyesi Saadettin Yıldırım açıklama sonrası söz alarak şunları dile getirdi:

    “Kayyım darbecileri bizim yasal haklarımızı elimizden almak istediler. Bizler de belediye önünde 17 gün direnişimizi sürdürdük. Bu süre içinde bizlerle birlikte sesimize ses katan yanımızda olan bütün arkadaşlara, dostlara tekrar selam olsun. Belediye başkanımızı gizli tanık bahanesiyle tutukladılar. Bu ülkede adaletin demokrasinin insan haklarının olmadığının en büyük göstergesidir. Gizli tanık dedikleri de 12 yıl önce ölmüş. Esenyurt halkının iradesine çöken kayyum efendi, bu halk sana bir adım attırmayacak. Biz belediye meclis üyeleri hakkımızı sonuna kadar savunacağız. Kayyumlar gidecek biz kalacağız.”

    “KİRLİ BİR POLİTİKAYI UZATMAK İSTİYORLAR”

    Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük söz aldı. Konuşmasını Kürtçe yapan Sönük, iktidarın uyguladığı kayyımlarla kirli bir politikayı uzatmak istediklerine dikkat çekerek Kürt halkının kayyımlara karşı direnişinin sürdüğünü dile getirdi.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İstanbul’da 1 Eylül kutlaması: Çatışma ve savaş değil eşitlik ve barış istiyoruz-VİDEO

    İstanbul’da 1 Eylül kutlaması: Çatışma ve savaş değil eşitlik ve barış istiyoruz-VİDEO

    Halklar, Kadıköy İskele Meydanı’nda barış için seslerini yükseltti. Eylemde savaş ve tecrit politikalarının barışın önündeki en büyük engel olduğuna dikkat çekildi. 

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kadıköy’de bulunan İskele Meydanı’nda, “Toplumsal Barış İçin Eşit ve Özgür Yaşam” şiarıyla kitlesel eylem gerçekleştirdi.

    Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, Emek güçleri, işçiler, siyasetçiler, kadın örgütü temsilcileri, hukukçular, hak savunucuları, kadınlar, gençler ve çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, “1 Eylül Dünya Barış Günü barış ve eşitlik istiyoruz” yazılı pankart açılırken kitle ellerinde “Barış için anadilde eğitim”, “Barış için ekolojik kırıma hayır”, “Barış için kayyuma hayır”, “Barış için tecride hayır”, “Kürtlere özgürlük Ortadoğu’ya barış”, “Barış için hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Barış halkların eliyle gelecek” yazılı dövizler taşındı.

    TECRİT YAZILI PANKARTA GÜVENLİK ENGELİ

    Eylem öncesi Yeşil ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekillerinin ellerinde “Barış için tecride hayır” yazılı dövizleri ile alana girmek istemesine karşı polis, diğer dövizleri almasına rağmen güvenlik gerekçesiyle “tecrit” yazılı dövizleri alana alınamayacağını iddia etti. Milletvekillerinin bunun hukuksuz olduğunu ve bu uygulamayı kabul etmediğini söyleyerek dövizi alana almakta ısrar etmesi üzerine dövizlere alana alındı.

    “ONURLU BARIŞI GETİRECEĞİZ”

    Mitingde bir dakikalık saygı duruşu ardından Barış Annesi Bedia Gökguz, konuşma gerçekleştirdi. İktidarın yürüttüğü politikaların sonucunda Kürt kentlerinde yaşanan ölümleri kınayarak konuşmasına başlayan Gökguz, “Biz Barış Anneleri var olduğumuz sürece yaşamının yitirenlerin mücadelelerini yürüttüğü onurlu barışı getirene kadar mücadeleden etmekten vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz” dedi. Bedia, son olarak tecrit ve savaş  politikalarının son bulması çağrısında bulundu.

    “3’ÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI TEHDİDİ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    Barış Annesi’nin ardından Eğitim-Sen 3 No’lu Başkanı Ayfer Koçak, basın metnini okudu. Halkların barış ve özgürlük istediğini söyleyen Koçak, 1982 yılından bu yana 1 Eylül’ün barış şiarıyla kutlandığına ama yıllardır her alanda savaşın devam ettiğine dikkat çekerek, “Hiç bitmeyen savaş ve çatışma halleri asker, sivil, kadın, erkek, çocuk insanların yanı sıra doğayı da öldürüyor. Genel silahlanma artışının yanı sıra ABD’nin İran’a dönük politikalarının da parçası olan nükleer silah edinme ve kullanıma hazır nükleer silah sayısında da korkunç bir artış yaşanıyor Dolayısıyla zamana yayılmış 3’üncü Dünya Savaşı tehdidi artarak devam ediyor. Savaşların öncesinde eşitsizlikler, sömürü, hak gaspları, milliyetçilik, kamplaşma ve silahlanma artırılıyor. Halklar ve emekçiler arası düşmanlıklar geliştiriliyor” dedi.

    “İKTİDARDA KALMANIN ARGÜMANI ‘ÇATIŞMA’ “

    Halkların demokratik taleplerinin bastırılmaya çalışıldığını dile getiren Koçak, halkları örgütsüz hale getirmeye çalışan iktidarların kendi hegemonyalarını büyütmeyi amaç edindiklerini söyledi. Koçak, “Ülkemizde de AKP-MHP iktidar bloğu, iktidarda kalmanın stratejisini süreklileşen bir kutuplaştırma, gerginlik, çatışma ve ,’düşman iç ve dış güçler’ argümanları üzerine kurmuş durumdadır. Ortadoğu’da girilen kirli ilişkiler de aynı politikaların sonucudur. AKP-MHP iktidar bloğu içeride ve dışarıda milliyetçi, şoven, ayrımcı, tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi siyasetin dozunu her gün biraz daha artırıyor. Kürt halkının en temel hak taleplerine kulak kapatarak, güvenlikçi politikaları öne çıkartıp sınır içi ve sınır ötesi operasyonlarla çözümsüzlükte ısrar ediyor. Ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalarının bedelini ne sermaye gurupları ne de ittifak bloğu ve etrafında kümelenmiş” diye kaydetti.

    “BARIŞ İHTİYACI TÜM YAKICILIĞI İLE KENDİNİ HİSSETTİRİYOR”

    İktidarların yarattığı savaşların sonucunda topraklarını terk etmek zorunda kalan mültecilerin sürekli hedef haline getirildiğine dikkat çeken Koçak, iktidarın savaş politikalarını destekleyen muhalefet partisinin mülteciler konusunda da milliyetçilik üzerinden destek verdiğini ifade ederek, “Yaşadığımız yoksullaşma, açlık, sermaye ve iktidarlarının rant ve savaş politikalarıdır” dedi. AKP-MHP iktidarının insanlık onuruyla bağdaşmayan politikalarının yaşamın bir parçası haline getirmeye çalıştığının altını çizen Ayfer, “Cumartesi Annelerinin/İnsanlarının Anayasa Mahkemesi kararına rağmen her hafta işkenceyle gözaltına alınmaları bu politikanın bir parçasıdır. Gelinen aşamada ülkemizin en temel sorun alanlarının başında emek, barış ve demokrasi karşıtı milliyetçi, şoven, faşizan politika ve uygulamalar gelmektedir. Dolaysıyla ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barışa olan ihtiyaç tüm yakıcılığı ile her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor” sözlerine yer verdi.

    Açıklamanın ardından eylem, alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL