Etiket: istanbul il milli eğitim müdürlüğü

  • Kadın Meclisleri: Çocuk istismarı önlenebilir-VİDEO

    Kadın Meclisleri: Çocuk istismarı önlenebilir-VİDEO

    PİRHA- Kadın Meclisleri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önünde eylem düzenledi. “Çocuk istismarı önlenebilir” diyen kadınlar, karma eğitimin önemine vurgu yaptı.

    “Çocuk istismarı önlenebilir” diyen Kadın Meclisleri, okullarda Risk Tarama Formu’nun uygulanmasını isteyerek İstanbul İl Milli Eğitim önünde eylem düzenledi. Açıklamada, ”

    Karma eğitim asla ve asla tercih veya tartışma konusu olamaz. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişebilmesi için, hatta çocuk istismarını engellemesi için birey olarak var olabilmeleri için, çocukların birbirlerinden ayrılmamaları gerekir” ifadeleri kullanıldı.

    İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen kadınlar adına açıklamayı Fidan Ataselim okudu.

    “ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERİ NEDEN UYGULAMIYORSUNUZ?”

    Uluslararası sözleşmelerin neden uygulanmadığı soran Atesilem şöyle konuştu:

    “Bugün okullar açıldı, milyonlarca öğrenci okuluna giderek yeni bir okul dönemine başladı. Biz de bu yeni eğitim-öğretim döneminde, bugün İl Milli Eğitim Bakanlığı önünde, çocuk istismarının önlenebileceğini söylemek için görevlilerin, sorumluluklarını yerine getirmeleri için buluştuk. Defalarca sormamıza rağmen, halen bu ülkede kaç çocuğun istismara uğradığını bilmiyoruz. Okullarda kaç çocuk istismar edildi bilmiyoruz. Görevi istismarın üzerine gitmek, açığa çıkarmak olanlar ise tam tersine istismarcıları aklamaya çalışıyor. Okullarda istismarın önlenebilmesi için ne yapılıyor? Cinsel sömürü ve istismara karşı koruma ve o çocuklara yardım sağlamakla görevli olan devlet ne yapıyor? Kendi hazırladığınız kanunları, strateji belgelerini, taraf olduğunuz uluslararası sözleşmeleri neden uygulamıyorsunuz?”

    “ÇOCUK İSTİSMARI ÖNLENEBİLİR”

    Konuşmasının devamında çocuk istismarının önlenebilir olduğunu söyleyen Ataselim, yapılabilecekleri şöyle sıraladı:

    • Devlet görevini yapmalı, Uluslararası Lanzarote Sözleşmesi, Çocuk Koruma Kanunu ve Yönetmeliği, Çocuk Koruma Hizmetlerinde Koordinasyon Strateji Belgesi uygulanmalıdır.
    • Her kamu kurum ve kuruluşun görevlileri/her birey, risk faktörlerini sosyal hizmetler müdürlüklerine bildirmelidir.Kendisine bildirilen kurum, olaylar hakkında gerekli araştırmayı derhâl yapmak zorundadır.
    • Çocuk koruma odaklı istatistik toplanmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
    • Erken uyarı için “Risk Tarama Formu” uygulanmalıdır.
    • İstismara uğrayan çocuk için çocuk hâkimi tarafından danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık, barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilir.
    • Türkiye’de sadece 28 ilde 31 ÇİM var, her ilde ve ilçede Çocuk İzlem Merkezleri kurulmalıdır.
    • Çocuklar için adalet sağlanmalıdır. Ceza davası çocuğun yaşadığı travmayı ağırlaştırmamalıdır. Etkin, makul ve caydırıcı cezalandırılma sağlanmalıdır. Haksız indirimler evrensel haklar çerçevesinde sınırlandırılmalıdır.

    “KARMA EĞİTİM ŞART”

    “Karma eğitim tercih değildir” diyen Ataselim, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önce karma eğitime bir ‘tercih’ diyeceksiniz sonrasında da karma eğitimli okullar “tercih yok” diye, ayrı hale getireceksiniz. Biz bu cinsiyetçi,  çağdışı dayatmanıza izin vermeyiz.Kadınları, kız çocuklarını toplumun içinden ayıramazsınız; bunu her denediğinizde mücadelemiz de artacak. Kız çocuklarının eşitçe eğitim alması için laiklik ve karma eğitim şart.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eğitimciler alanlardaydı: Bilimsel ve karma eğitim istiyoruz-VİDEO

    Eğitimciler alanlardaydı: Bilimsel ve karma eğitim istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Eğitim- Sen İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne giderek bilimsel, anadilde, laik, demokratik, parasız ve karma eğitim talepleri yeni dönemin başladığı ilk günde yineledi. 

    Eğitim emekçileri 2018-2019 eğitim öğretim yılı açılırken öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çekmek üzere birçok ilde açıklama yaptı.

    İstanbul Sultanahmet Tramvay durağı önünde bir araya gelen eğitim emekçileri, ‘öğrencilerimizin geleceği için laik, bilimsel, anadilinde parasız ve karma eğitim istiyoruz” pankartı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü.

    Açıklamaya Veli-Der, Halkevleri, HDP, HDK, ÖDP ve EMEP katıldı.

    Açıklamayı okuyan Zeliha Baksı, 2018-19 eğitim ve öğretim yılının öğrenciler ve öğretmenler açısından çözüm bekleyen sorunların gölgesinde başladığını belirtti. Baksı, “Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli bilimsel ve anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir” dedi.

    DİYANET’E BÜTÇE MEB’E KESİNTİ

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinde yaşanan kesintilere dikkat çeken Baksı sözlerine şöyle devam etti:

    “MEB bütçesinden ‘kamuda tasarruf tedbirleri’ kapsamında kesintiye gidilirken; diğer taraftan söz konusu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ek bütçe talebi olduğunda isteklerin anında hayata geçirilmesi büyük bir çelişki oluşturmaktadır. 2017 yılı Mali Durum ve Beklentiler Raporu’nda; 2018 yılına 6 milyar 867 milyonluk bütçe ile başlayan, diğer kurumlara aktarmalarla ödenekleri 4,3 milyara düşen ve bunun 4,2 milyarını da yedi ayda harcayan Diyanet İşleri Başkanlığı, yıl sonuna kadar harcama yapabilmek için ek bütçe talep etmiştir. MEB bütçesinden kesinti yapılması bir yana, ilk aşamada en az iki kat arttırılması ve okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılması gerekmektedir.”

    “EĞİTİM KURUMLARI CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ”

    Yeni dönemde de eğitimcilere yönelik saldırıların devam ettiğini söyleyen Baksı, “Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin sürmesi gibi uygulamalar, tıpkı ülke genelinde olduğu gibi, okullarımızın ve üniversitelerin fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesine neden olmuştur” dedi.

    “BİLİMSEL, LAİK, ANADİLDE EĞİTİM”

    Eğitimde artık somut adımların atılması gerektiğinin altını çizen Baksı sözlerine şöyle devam etti:

    “Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel ve anadilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, karma, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi arttırarak sürdüreceğimiz bilinmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL