Etiket: işten çıkarılma

  • İHD Dersim Şubesi’nden Peri Tekstil işçilerinin direnişine destek

    İHD Dersim Şubesi’nden Peri Tekstil işçilerinin direnişine destek

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, direnişteki Peri Tekstil işçilerini ziyaret etti. Yapılan açıklamada işten çıkarılan tüm işçiler derhal işe iade edilmesi ve sendikal haklara yönelik baskılar son bulması çağrısında bulunuldu.

    Dersim’de Peri Tekstil’de işten atmalara karşı ve sendikal hakları için direnen BİRTEK-SEN üyesi 17 işçiye dayanışma ziyareti sürüyor.

    Dersim’de bulunan Peri Tekstil’de, çoğunluğu kadın 17 işçi mobbing ve hakarete itiraz ettikleri için işten çıkarıldı. 21 gündür taleplerinin kabul edilmesi için direnen işçiler, 11 gündür de fabrika önünde kurdukları direniş çadırında mücadelelerini sürdürüyor.

    İşçilere dayanışma ziyaretleri sürerken bugün de İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi direniş çadırını ziyaret etti. Heyet, işçilere desteklerini sundu.

    “İŞTEN ÇIKARMA AÇIK BİR HAK İHLALİDİR”

    Burada yapılan açıklamada işçilerin sendikal örgütlenme haklarını kullandıkları için işten çıkarılmalarının açık bir hak ihlali olduğu vurgulanarak, “İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi olarak bizler, direnen işçileri ziyaret ettik, yaşanan hak ihlallerini yerinde gözlemledik. Sendikal örgütlenme hakkı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir haktır. İşçilerin bu haklarını kullandıkları için işten çıkarılması açık bir hak ihlalidir. İşten çıkarılan tüm işçiler derhal işe iade edilmelidir. Sendikal haklara yönelik baskılar son bulmalıdır. İnsan onuruna yakışır çalışma koşulları sağlanmalıdır. Tüm demokratik kitle örgütlerini ve kamuoyunu bu haklı direnişe destek olmaya çağırıyoruz. Emeğin onuru, dayanışma ile kazanacak!” diye belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Prof. Dr. Çiğdem Boz’un, Fenerbahçe Üniversitesi’ndeki görevine son verildi

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un, Fenerbahçe Üniversitesi’ndeki görevine son verildi

    PİRHA- Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un üniversitedeki görevine son verildi. 

    Fenerbahçe Üniversitesi Ekonomi Finans Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un görevine son verildi.

    Kendisiyle birlikte 6 öğretim üyesinin işine son verildiğini söyleyen Boz, kendilerine resmi olarak herhangi bir gerekçe gösterilmediğini belirtti.

    Son 5 aydır kart basma, 5 gün mesai yaptırma baskılarına maruz kaldıklarını söyleyen Boz, bu dayatmalara karşı görevli olduğu kurullarda itiraz ettiğini, akademisyenlere 9-17 mesai uygulaması yapılamayacağını söyledi.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, vakıf üniversitelerinin hemen hepsinde yaşanan bu baskının en büyük nedeninin akademisyenlerin güvencesiz oluşundan kaynaklandığını belirtti. Gittikçe piyasalaşan yükseköğretim sisteminin akademinin ve akademisyenlerin prestijine, meslek onuruna zarar verdiğini söyleyen Boz, en doğal hakları olan kıdem tazminatını bile alamama riskiyle karşı karşıya olduklarını belirtti.

    İletişim Fakültesi’nden görevine son verilen hocaların ise fakülte dekanları hakkında mobbing duyurusu yaptıkları bildirildi.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu zihniyetle sonuna kadar mücadele edeceğini açıkladı.

    “HOCALARIN GÖZÜ KORKUTULUYOR”

    Boz, “Okullar açılana kadar yani en az üç ay işsiz kalacak öğretim üyelerinin hak ettikleri kıdem tazminatına göz dikmek üniversiteye emek vermiş hocaları cezalandırmak anlamına geliyor. Böylelikle çalışmaya devam eden hocaların da gözü korkutulmuş oluyor”diyerek son birkaç aydır tüm hocaların huzursuz olduğunu, işten atılma korkusu ile alınan kararlara itiraz edilemediğini, öğretim üyelerine karşı bu tutumun ne akademiye ne de Fenerbahçe değerlerine yakışmadığını ekledi.

    Prof. Dr. Boz, “Fenerbahçelilik zarafet, nezaket ve saygı içeren bir kültürdür” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim FEDAŞ’ta eylemde olan işçilerden 15’i daha işten çıkarıldı

    Dersim FEDAŞ’ta eylemde olan işçilerden 15’i daha işten çıkarıldı

    PİRHA- Dersim’de FEDAŞ’ın çalışma koşulları ve ücretlerinin iyileştirilmesi talebiyle 37 gündür eylemde olan işçilerinden 17’si daha önce işten çıkarılmıştı. İşçiler bir uzlaşma zemini beklerken 15 işçi daha işten çıkarıldı.

    Dersim’de çalışma koşulları ve ücretlerinin iyileştirilmesi talebiyle 9 Ağustos’tan beri eylemde olan ve 2 Eylül’de 17’si işten çıkarılan FEDAŞ (Fırat Aksa Elektrik Dağıtım A.Ş.) işçilerinden 15’i daha işten çıkarıldı. Böylece grevde olan yaklaşık 200 FEDAŞ işçisinden işten çıkarılanların sayısı 32’ye yükselmiş oldu.

    HALK İŞÇİLERLE UZLAŞMA BEKLERKEN FEDAŞ İŞÇİ KIYIMINA DEVAM EDİYOR

    Dersim genelinde, özellikle kırsal kesimlerde elektrik arızalarından kaynaklı ciddi elektrik kesintilerine sebep olan grev nedeniyle büyük mağduriyetler yaşanıyor. Halk ile işçileri karşı karşıya getirmeyi amaçlayan FEDAŞ ise çözüm üretmek yerine işçileri işten atmaya devam ediyor. Dersim halkı ise grevden kaynaklı yaşadığı tüm sorunlara rağmen FEDAŞ işçilerinin verdiği hak mücadelesini desteklemeye devam ediyor. Kısa sürede bir çözüm üretilmez ise bunun sonuçlarının ağır olacağı görüşü hakim.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Dersim’de FEDAŞ işçileriyle dayanışma konserine valilik yasağı
    FEDAŞ işçileri, 17 işçinin işten çıkartılmasına tepki gösterdi
    Grevdeki FEDAŞ işçileri: Artık ölmek istemiyoruz
    Dersim FEDAŞ’ta 25 gündür eylemde olan işçilerden 17’si işten çıkarıldı
    Grevdeki FEDAŞ işçileri, halka yaşadıkları sorunları anlattı

  • KESK’li kadınlar İzmir’den seslendi: İktidar kadın bedeninden, emeğinden elini çekmeli-VİDEO

    KESK’li kadınlar İzmir’den seslendi: İktidar kadın bedeninden, emeğinden elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA-KESK İzmir Şubeler Platformu, ‘İşimize, ekmeğimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz, KHK’lar gidecek biz kalacağız’ şiarıyla 163. kez sokağa çıktı. Bu haftaki eylemde KESK İzmir Kadın Platformu üyesi kadınlar ile birlikte işten çıkarılan ve sürgün edilen kadınlar söz aldı.

    Video Gelecek..

    Karşıya İskele karşısında bir araya gelen KESK üyesi kadınlara birçok kadın örgütü destek verdi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu ve KESK İzmir Kadın Platformu, OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) binlerce kamu çalışanın ihraç edilmesini, açığa alınmasını ve sürgün edilmesini Karşıyaka İskele karşısında protesto ettiği oturma eyleminin 163. haftasında basın açıklaması yaptı.

    Eylemde dans performansı sergileyen kadınlardan sonra, Tahtaravelli kadın müzik grubu ‘Ayağa Kalkıyoruz’ adlı şarkıyı seslendirdi.

    “ÇALIŞMA YAŞAMININ DIŞINA İTİLİYORUZ”

    İzmir Tedarik Bölge Başkanlığı’ndan ihraç edilen Sarıgül Dağdeviren, kod 29’un patronlar için bir koz ve tehdit haline geldiğini belirtti. Cinsiyetçi yaklaşımların sonucu sürgün edilen kadın emekçileri hatırlatan Dağdeviren, “Bizlere müjde gibi sunulan esnek çalışma biçimleriyle çalışma yaşamının dışına itiliyor, güvencesizleştiriliyoruz. KHK’larla işimizden ettikleri gibi kod-29 ile ahlakımıza dil uzatıyorlar. Kadınlar olarak son dönemde eril zihniyet yüzünden eril yargının ve medya desteği ile kadına karşı şiddet, taciz, tecavüz ve mobbing gibi uygulamalara maruz kalıyoruz. Bununla ilgili söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var. Sokaklarımızda, evlerimizde ve işyerlerimizde güvende değiliz. Bu hukuksuzluk karşısında mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “ASIL AHLAKSIZ OLANLAR BİZİ FİŞLEYENLERDİR”

    Kod-29 ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki 16 kişi ile birlikte işinden edilen Tijda Kılıç ise, demokrasi ve özgürlük mücadelesi veren kadınların kod-29 ile hedef alındığını kaydetti. Kılıç, “Biz demokrasi mücadelesi, kadın mücadelesi veriyoruz hedef alındık. Ahlaksızlıkla suçlandık. 23 gündür belediye önünde söylüyoruz. Biz ahlaksız değiliz. Asıl ahlaksız olan bizleri fişleyerek işlerimizden edendir. Bize yapılan bu uygulama tüm demokrasi ve kadın mücadelesi verenlere yapılmıştır. Buna mahkum olmadık direniyoruz. Bir tek arkadaşımız geride kalmayana dek direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “24 SAATLİK NÖBETLERDE EKİPMANSIZ ÇALIŞTIRILDIK”

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) üyesi olan ve ihraç edilen Arzu Sert de, politikasızlık sonucu birçok sağlık emekçisinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Sağlık çalışanlarının insanlık dışı çalışma koşullarına değinen Sert, “ İktidar ekonomik ve politik kaygılarla pandemi sürecini iyileştirmeye yönelik politika gerçekleştirmedi. Binlerce insan ve sağlık emekçisi bu politikasızlık sonucunda kaybedildi. Sağlık emekçilerinin uzun mesai koşullarına, insanlık dışı 24 saatlik nöbetlerde ekipmansız çalıştırılmalarına şahit olduk. Bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız ve mücadelemize devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Kadınlar adına açıklamayı okuyan Zeliha Danyeli ve Aylin Aydın, kadın emeğinin görünmez kılınıp değersizleştirmeye devam ettiğine dikkat çekti.

    Kadınların çalışma ve toplumsal yaşamda, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Danyeli, “Yasal dönüşümler ve uygulamaların bir an önce başlatılması, eşitlikçi, demokratik, laik, yönetim biçimlerinin hayata geçmesi, kadın bedeni üzerindeki tüm söz ve karar haklarının kadına ait olduğunun kabul edilmesi ve siyasi iktidarların kadının bedeninden elini çekmesi gerekmektedir” dedi.

    “KADIN BEDENİ VE EMEĞİ ÜZERİNDEKİ SÖMÜRÜ ARTIYOR”

    Herhangi bir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı olarak çalıştırılan kadınların ucuz emek gücü olarak görüldüğünü işaret eden Danyeli, Covid 19 pandemisiyle birlikte patriyarkal kapitalizmin yarattığı sorunlar derinleşmiş, pandemi kadına yönelik ekonomik, psikolojik, fiziksel, cinsel şiddeti, kadın bedeni, emeği üzerindeki sömürü ve baskıyı arttıran bir politikanın fırsatı haline getirildiğine vurguda bulundu.

    Danyeli, “Bakım maliyetlerinden kaçınmanın yolu haline getirilen bu uygulamalar kadının hane içi emeğini görünmez kılmaya, değersizleştirmeye devam ederken, emeğinin görünür ve değerli olması için gerekli ekonomik düzenlemeler yapılmamaktadır. Bunun sonucunda kadınlar kamusal alandan, sosyal yaşamdan, üretimden uzaklaşmak zorunda kalmaktadır” diye konuştu.

    “SİYASİ İKTİDAR KADIN BEDENİNDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    “Kadına yönelik şiddet de yaşamın tüm alanlarında yaygın olarak sürmektedir” diyen Danyeli, her gün en az 4 kadının katledildiğini hatırlattı.

    Danyeli şöyle devam etti:

    “Kadını kontrol altına almayı hedefleyen, kamusal alandan uzaklaştıran sistem; üniversitelerde, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesini toplumsal değerlerimize ve kabullerimize uygun olmadığı gerekçesiyle durduran,  Türkiye’nin imzalamış olduğu CEDAW-Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesine ve Kadına Karşı Şiddetin ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin İstanbul Sözleşmesine karşı olan anlayışla kadına yönelik şiddet kışkırtılmaktadır.

    Biliyoruz ki eşitlikçi yönetim biçimleri işlevsel kılınmadan ne kadın ne de toplum şiddetten kurtulacaktır. Bu nedenle ülkemizde kadını eşit ve özgür birey olarak gören yasal dönüşümler ve uygulamaların bir an önce başlatılması, eşitlikçi, demokratik, laik, yönetim biçimlerinin hayata geçmesi, kadın bedeni üzerindeki tüm söz ve karar haklarının kadına ait olduğunun kabul edilmesi ve siyasi iktidarların kadının bedeninden elini çekmesi gerekmektedir.”

    Kadınlar taleplerini şöyle sıraladı:

    *Kadınlar ve LGBTİ+ lara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler acilen yapılmalı,İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmasına son verilmeli,  6284 sayılı yasa etkin bir şekilde uygulanmalı,

    *Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli,esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilmeli güvenceli, düzenli işler yaratılmalı,

    *Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçmesi sağlanmalı,

    *Bir sağlık ve sosyal hak olarak kürtaj hakkının kullanımını engelleyen fiili uygulamalardan vazgeçilmeli,  güvenli ve parasız kürtaj olanakları sağlanmalı,

    *Kadınlar regl döneminde en az iki gün ücretli izinli olmalı,

    *Kadın istihdamın önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı kamusal hizmet olarak sunulmalı, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikalar uygulanmalı,

    * Kapatılan kamu kreşlerinin yanı sıra tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde hizmet veren kamu ve mahalle kreşleri açılmalı,

    *ILO 190 sayılı sözleşme uygulanmalı,

    *Kadını eğitimden, istihdamdan, yaşamdan koparan, çocuk yaşta evliliklerin hızla artmasına yol açan 4+4+4 eğitim sistemi hemen iptal edilmeli,

    *8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.

    Ersin ÖZGÜL /İZMİR

  • NAK Kargo işçileri direnişi sonlandırdı: Çift vardiyaya geçiş sözü verildi

    NAK Kargo işçileri direnişi sonlandırdı: Çift vardiyaya geçiş sözü verildi

    İzmir’de zorunlu ücretsiz izne çıkartılan NAK Kargo işçileri, direnişin 16’ncı gününde iş yerinde önemli haklar kazandıkları ve bu yüzden direnişi sonlandırdıklarını açıkladı.

    İzmir Işıkkent’te bulunan NAK Kargo’da çalışan işçiler, insanlık dışı mesailer, sağlıksız çalışma koşulları, mobbing, yetersiz yemekler ve düşük ücret gibi birçok soruna itiraz ettikleri için zorla ücretsiz izin tutanağı imzalatılarak işyerinden uzaklaştırılmış ve NAK Kargo önünde “İşimizi geri istiyoruz” diyerek direnişe başlamışlardı. Kargo önünde 16 gündür direnen işçiler, iş yerinde önemli kazanımlar elde ettiklerini ifade ederek direnişi sonlandırdıklarını duyurdu.

    İşe geri dönmedikleri fakat bu direnişin NAK Kargo ve havzadaki işçiler için hak mücadelesinin bir kalesi olduğunu ifade eden işçilerden Abdülkerim Bişkin, “NAK Kargo direnişçi işçileri olarak, iş yerinde hepimizin kendi aramızda kısık sesle dile getirdiğimiz talepleri, kapının önünde yüksek sesle haykırıyoruz. Bunun sonucunda, 2 yıldır zam yüzü görmeyen NAK Kargo’da ücretlere yüzde 25-30 oranında zam yapıldı, en düşük ücret 3 bin 100 TL oldu. Tek vardiya çalışma sistemi ile işçileri gecenin geç yarısına kadar tutan NAK Kargo’da, çift vardiyaya geçişin sözü işçilere verildi. Elinde sopa ile gezen ve görüntüsüyle bile işçiye mobbing uygulayan personel müdürünün sopası düştü. Küfürlü hakaretlerle konuşan NAK Kargo patronları, biz kapının önünde durduğumuzdan beri artık kibar insanlar haline geldiler. İşçi deyimiyle karaborsa düzeniyle işlerin yürüdüğü NAK Kargo’da işlerin işleyişi eskisine nazaran daha iyi hale geldi” diye konuştu.

    “MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİMİZİN SÖZÜNÜ VERİYORUZ”

    Bişkin, ayrıca ücretsiz izin düzenine ve işçi kıyımına karşı mücadelelerinin örgütlü bir şekilde süreceğine vurgu yaparak, şunları kaydetti:

    “Ücretsiz izin silahı hala patronların elinde bizlere karşı bir koz olarak duruyor. Bizim ise işe geri dönmemiz söz konusu olmadı. Fakat NAK Kargonun 7 patronuna hem işçiye zulüm edip hem de bu zulme sessiz kalmayan işçileri kapı önüne koymanın, öyle kolay olmadığı gösterdik. Bu direniş NAK Kargo ve havzadaki işçiler için hak mücadelesinin bir kalesi oldu. İnanıyor ve biliyoruz ki, NAK Kargo’daki arkadaşlarımıza ve ‘işçi yuvası’ diyebileceğimiz bu havzadaki tüm işçilere birlik oldukları sürece patronların asla haklarını yiyemeyeceğinin bilincini aşıladık, bizim nazarımızdaki en önemli kazanımımız budur. Şimdi buradaki direnişimizi fizikken sonlandırırken, NAK Kargo’daki çalışma düzeninin takipçisi olacağımızı kazanımlarımızı korumak ve henüz kazanamadıklarımız için mücadeleyi sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz. Akşam yemeğinde poğaça utancının bitimine kadar, yemekhanede ısıtma sorunu, lavabolarda hijyen sorunu, ilk 15 gün sigortasız çalıştırma sorununa dair taleplerimizin de takipçisi olacağız. Ücretsiz izin düzenine ve işçi kıyımına karşı mücadelemiz örgütlü bir şekilde sürecek. NAK Kargo işçilerinin, ekmeği, onuru ve birliği için, mücadelemiz örgütlü bir şekilde sürecek.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Yargıtay’dan işe geç gelen çalışanlar aleyhine karar

    Yargıtay’dan işe geç gelen çalışanlar aleyhine karar

    Yargıtay, milyonlarca emekçiyi yakından ilgilendiren karara imza attı. Kararda, sabah mesaiye geç gelip, akşam erken çıkan işçinin tazminatsız şekilde işten çıkarılmasının önü açıldı. 

    Yüksek Mahkeme; mesaiyi savsaklayan işçiye kıdem tazminatı ödenmesi yönünde karara imza atan İş Mahkemesi ile İstinaf Mahkemesi’nin hükmünü bozdu.

    İddiaya göre, çalıştığı şirkette sabah 08.00 mesaisine yarım saat geç kalan akşam da mesaisinden 15 dakika erken çıkan işçi tazminatsız şekilde işten çıkarıldı. İş Mahkemesi’ne başvuran işçi, depo işçisi olarak çalıştığını, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin açık ve kesin bir ifade olmadan sona erdirildiğini dile getirdi.

    Mahkeme, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız nedenle feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etti. Davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğini, davacının mazeretsiz olarak işe hiç gelmediğini, yahut geç geldiğini veya görev yerini terk ettiğini, fesih işleminin usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istedi.

    Mahkeme; davalı işverenin yapmış olduğu fesih işleminde feshin son çare olma ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdi. Kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetti. Kararı davacı işçi temyiz etti.

    YARGITAY: FESİH GEÇERLİ NEDENE DAYANIYOR

    Yargıtay kararında, işçinin işe geç gelip erken çıktığına dair tutanak tutulduğuna dikkat çekti. Davacının savunma vermediği ve davacıya bu nedenle 2 günlük ücretten kesme cezası ve ihtar verildiği, davacının belirtilenlerin doğru olmadığına ilişkin savunma verdiği kaydedildi.

    Kararda; “Davacıya ihtar verildiği, iki gün işe geç geldiği belirtilerek (08.00-16.00 vardiyasına 08.35 ve 09.00’da geldiği) tutanak tutulduğu, davacının savunma vermediği, 17.10.2016 tarihli ihtarname ile davacının iş akdinin feshedildiği anlaşılmıştır. Davalı iş yerinin özelliği ve yapılan işin gereği kesintisiz çalışılması gereken işyerinde mazeretsiz devamsızlıklar yaparak olumsuzluklara yol açan davacının iş akdinin feshinin geçerli nedene dayandığı anlaşılmakla davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. İş Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabul yönündeki kararı bozularak ortadan kaldırılmıştır. Feshin geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir” ifadesi yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahir Kılıç’ın eşi Kılıçdaroğlu’na seslendi: Nerede sizin adaletiniz?

    Mahir Kılıç’ın eşi Kılıçdaroğlu’na seslendi: Nerede sizin adaletiniz?

    PİRHA İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden işten çıkarılan ve CHP İstanbul İl Binası önünde 140 gündür süresiz açlık grevinde olan Mahir Kılıç’ın eşi Aylin Kılıç, belediye önünde oturma eylemine başladı.

    Kılıç, oturma eylemi öncesinde yaptığı açıklamada, “Çocuklarım için burada eşim işine dönene kadar oturma eylemi yapacağım. Ya eşim Mahir Kılıç’ın işini geri verirsiniz ya da kapınızın önünde bir işçiyi öldürürsünüz” dedi.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 11 yıl kadrosuz çalıştırıldıktan sonra 2017 yılında işten çıkarılan Mahir Kılıç, CHP Genel Merkezi önünde başlattığı açlık grevi eylemini CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde sürdürüyor. 140 gündür açlık grevindeki Kılıç, eylemini ölüm orucuna dönüştürdüğünü duyurmuştu.

    “CHP-Canan Kaftancıoğlu verdiğin sözü tut, Mahir Kılıç’ı işine iade et” pankartının açıldığı eylemde, yine “Direnen işçiyi ölüme terk eden CHP kimseye umut olamaz”, “Direnen işçileri sahiplenmeyen DİSK” dövizleri taşındı.

    “EŞİM İŞİ, EKMEĞİ İÇİN DİRENİYOR”

    CHP’li belediyelerden haksız bir şekilde işlerinden atılan ve direnişte olan işçiler olduğunu belirten Kılıç,  direnen isçilerden birisinin de eşi Mahir Kılıç olduğunu hatırlattı. Kılıç, eşinin ekmeği için 140 gündür açlık grevinde olduğuna vurgu yaparak, “CHP’ye karşı işi, ekmeği için direnen tüm işçiler işçi düşmanlarından hesap soracak. Eşim Mahir Kılıç işi, ekmeği için direniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendisini haksız bir şekilde kadro davası açtığı için 258 iş arkadaşı ile beraber isten atmasından sonra belediye önünde direnişe başlamıştı. Karşıyaka Belediyesi ile yapılan protokol sonucu direnişi bırakmışlar , aradan geçen aylara rağmen ise işlerine başlatılmadılar. Bunun üzerine esim bu kez Ankara CHP Genel Merkezi önünde direnişe başladı. Burada da İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoglu ile yaptığı görüşme sonrası bir protokol yapıldı. Bu maddelere uyulmayınca eşim tekrardan direniş kararı aldı ve protokolde imzacı olan ve eşime bunun için söz veren Canan Kaftancıoğlu’nun başkanlığını yaptığı İstanbul İl Başkanlığı önünde direnişe başladı” diye konuştu.

    KILIÇDAROĞLU’NA SESLENDİ: NEREDE SİZİN ADALETİNİZ?
    Eşinin işe geri iade edilmesini talep eden Kılıç, “Buradan CHP’ye sesleniyorum; Nerede sizin halkçılığınız, nerede sizin emekten, emekçiden yana oluşunuz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; ‘Ben çalışan işçimin arkasındayım, haksız bir şekilde işinden atılan varsa bizim belediyelere gelsin. o emekçi kardeşim beni bulsun’ diyordu. ‘Taşeron işçilik sömürüdür. Belediyelerimizden taşeron işçiliği kaldıracağız’ diyordunuz meydanlarda. Halka hak, hukuk, adalet sloganları attırmak kolay, nerede sizin adaletiniz. Sizin adaletiniz sadece sözcülüğünü yaptığınız bir avuç asalak Sabancı ve Koç’lar gibi kan emicilere. Unutmayın zulüm ile abat olan adalet ile berbat olur” ifadelerini kullandı.
    Kılıç, eşi yeniden işine geri iade edilene kadar hafta içi her gün Belediye önünde oturma eylemi gerçekleştireceğini de duyurdu.
    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Gülsüm elvan tekrar işine döndü

    Gülsüm elvan tekrar işine döndü

    Taşerona kadro düzenlemesiyle birlikte “güvenlik soruşturması” gerekçesiyle işten işçiler, Pazartesi yeniden işbaşı yapacak. İşe yeniden başlayacaklar arasında çıkarılan Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da bulunuyor.

    Cumhuriyet Halk Partisi  (CHP) yönetiminde olan Ataşehir Belediyesi bünyesinde çalışan 110 taşeron işçisi işten çıkarılmalarını protesto etmek amacıyla belediye önünde bir araya gelerek oturma eylemi başlattı. Taşerona kadro düzenlemesiyle birlikte “güvenlik soruşturması” gerekçesiyle işten çıkarılan işçiler arasında Gezi eylemleri sırasında polis kurşunuyla başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da yer aldı.

    PAZARTESİ TEKRAR İŞBAŞI YAPACAK

    Yapılan oturma eylemi sırasında işçilerin yanına gelen ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden uzaklaştırılan eski Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi ile onun yerine seçilen Ataşehir Belediye Başkan Vekili İlhami Yılmaz işçilerin Pazartesi işlerine geri döneceklerini söyledi. Konu için ulaştığımız Elvan da Pazartesi yeniden işbaşı yapacağını kaydetti.

    “BANA BİR EKMEĞİ ÇOK GÖRDÜLER”

    Elvan, sosyal medya hesabından “Benim oğlumu bir ekmek alırken öldürdüler bana da bir ekmeği çok gördüler. Benim işten çıkarılma gerekçem Berkin Elvan’ın annesi olmamdan başka bir şey değil. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum” paylaşımında bulunmuştu.

  • Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan belediyedeki işinden atıldı

    Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan belediyedeki işinden atıldı

    PİRHA – Gezi eylemleri sırasında İstanbul Okmeydanı’nda polis kurşunuyla başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, çalıştığı Ataşehir Belediyesi’nden işten çıkarıldı. 

    Geçtiğimiz gün taşerona kadro düzenlemesiyle birlikte güvenlik soruşturması sebebiyle 110 taşeron işçi Ataşehir Belediyesi’ndeki işlerinden çıkarılmıştı. Bunlardan birinin de Gezi Parkı eylemi sırasında polis kurşunuyla başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan. Elvan, bugün belediye önünde yapılan oturma eylemine katıldı.

    Berkin’in annesi olduğu için aynı belediyeden işten çıkarıldığını söyleyen Gülsüm Elvan, “Benim oğlumu bir ekmek alırken öldürdüler bana da bir ekmeği çok gördüler. Benim işten çıkarılma gerekçem Berkin Elvan’ın annesi olmamdan başka bir şey değil. Onun annesi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Açlık grevindeki Mahir Kılıç ve işten çıkarılanlar belediye önünde direniyor – VİDEO

    Açlık grevindeki Mahir Kılıç ve işten çıkarılanlar belediye önünde direniyor – VİDEO

    PİRHA- İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne kadro davası açtığı için hukuksuzca işten atılan 200 işçiden biri olan ve 13 Kasım’da açlık grevine başlayan Mahir Kılıç ve arkadaşları PİRHA’ya konuştu. 

    Haberin Videosu

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İZENERJİ’de çalışırken kadro ve geriye dönük ilave tediye davası açtıkları için işten atılan Mahir Kılıç’ın başlattığı açlık grevi devam ediyor. Kılıç ve kendisine destek veren işten atılan işçiler, İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde açlık grevinin 58. gününü geride bıraktılar. Yaşanan duruma dair Büyükşehir Belediyesi’nin hala hukuksuzca tutumundan vazgeçmediğini belirten emekçiler, hakları ve işleri iade edilene kadar direneceklerini belirttiler.

    “KADRO DAVASI AÇTIĞIM İÇİN İŞTEN ATILDIM”

    “Bir alternatifim kalmadığı için bedenimi açlığa yatırdım” diyen ve 58 gündür açlık grevine devam eden Mahir Kılıç şunları söyledi:

    “Bugün açlık grevinin 58. günündeyim. Ben de Büyükşehir Belediyesi’ne kadroluk davası açan ve işten çıkarılan 200 işçiden biriyim. 2010 yılından beri İz-Enerji şirketinde çalışmaktaydım. İlk günkü kadar dirençliyim, ilk günkü kadar kararlıyım. Çünkü haklılığımızdan aldığımız bir güç var. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bize haksızlık yaptı, hukuksuzluk yaptı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü başlattığı gün Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu işçileri çıkartarak işçi kıyımı yapmıştır. Beni farklı bir madde gerekçe göstererek işten attılar. Beni amirine fiili hakaret ile suçladılar. Fakat işyerinde bulunan 150 güvenlik kamerasını beraber inceleme önerisinde bulundum. Eğer dedikleri gibi bir şey varsa, bulunursa bu direnişi bitireceğimi ve noter onaylı bütün haklarımdan feragat edeceğimi söyledim. Bu konuyla ilgili adım atılmadı çünkü böyle bir şey asla olmadı. Ben de diğer arkadaşlarım gibi kadro davası açtığım için işten atıldım” dedi.

    “ALTERNATİF BIRAKILMADIĞI İÇİN BEDENİMİ AÇLIĞA YATIRDIM”

    Kirada yaşayan 9 yaşındaki bir çocuğunun ve hamile eşinin olduğunu belirten Kılıç şunları vurguladı:

    “Atıldığım madde gereği kıdem ve ihbar tazminatı gibi hiçbir sosyal hakkımı alamadım. İşsizlik maaşından yararlanamıyorum. Sigortalı bir yerde çalışamıyorum. 9 yaşında bir kızım var, evim kira ve eşim hamile. Doğal olarak belediye bana bir alternatif bırakmadığı için en son bedenimi açlığa yatırdım. Büyükşehir Belediyesi haklılığımızı kabullenip, elimizden aldığı haklarımız ve işi iade edene kadar açlık grevi direnişi süresiz olarak devam edecek. Sendikamıza da bir çağrıda bulunmak istiyorum. İşçilerin örgütlü olduğu yerler sendikalardır. Bugüne kadar atmadıkları adımı artık atmaları gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki Nuriye ve Semih hocamız sendikalar tarafından yalnız bırakılıp, 250. günden sonra sahip çıkılmış ise, sendikamızın bu eksikliklere düşmeden bize daha erken sahip çıkmasını bekliyoruz. Burada büyük bir mağduriyet söz konusu. Bunun adı işçi kıyımı. Bu sorun çözüme kavuşana kadar direnişimiz devam edecektir ve muhatabımız sendikamızdır.”

    “BOŞ KADROLAR OLMASINA RAĞMEN İŞTEN ÇIKARILDIK”

    25 yıllık belediye çalışanı olduğunu ve hukuksuzca işinden edildiğini belirten Elif Sefer Esen, mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek, “5 yıl belediyede çalıştım ve bir anda işime son verildi. Sebebi ise kadro davası açmam idi. Mahkemenin lehimize karar vermesi ve boş kadro olmasına rağmen çıkışlarımız verildi. Gerekçe olarak da verimsiz çalışmam öne sürüldü.  Bunu da asla kabul etmiyorum. Bir kadro hakkı varsa o da benimdi. Buna dair sıcak, soğuk demeden 2 aydır mücadele veriyoruz. Hakkımızı arıyoruz ve sendikanın da yanımızda yer almasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BELEDİYE GÖZDAĞI VERMEYE ÇALIŞTI”

    Açtıkları kadroluk davalarının lehine sonuçlanmaları sonucu Büyükşehir Belediyesi’nin hiçbir gerekçe göstermeden işlerine son verdiği belirten Barış Kaya şöyle konuştu:

    “İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından işten atılanlardanım. Haziran ayında atıldım. 12 yıl boyunca engelli kadrosunda çalıştım. Çalıştığım süre içerisinde işe geç gelme, işe gelmeme ve disiplin suçu vb. olmamasına rağmen bir gün çağırıp ‘sana verecek iş yok’ dediler. Asıl gerekçenin ne olduğunu biliyoruz.  Yaklaşık 4-5 yıl önce kadro isteme amacıyla dava açmıştım. Bu davalar sürdü ve lehimize sonuçlandı ve belediyeye kadrolu çalışmamız gerektiğini bildirdi. Mahkemeler lehimize sonuçlanmaya başladığı zaman İzmir Büyükşehir Belediyesi grup grup mahkeme açan işçileri çıkarmaya çalıştı. O zaman bine yakın insan bu mahkemeleri açmıştı ve herkese gözdağı vermeye çalıştılar. Bu işçilerin yarısından fazlası davasını geri çekti. Geri çekmeyenlerin birçoğu işten çıkarıldı. Belediye’nin elinde binlerce boş kadro var ve bunu bize vermek yerine işçileri kapının önüne koymayı tercih ettiler. İşte asıl sebep budur.”

    “ONLARIN İNADI VARSA BİZİM DİRENCİMİZ VAR”

    “İşten atılmalar hiçbir kurala, tüzüğe uygun değildi” diyen Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sendika ile yaptığı sözleşmede  işçinin işten atılmasına dair şartlar var. İşçinin işlediği suça göre yevmiye cezası, uyarı cezası, kınama ve duruma göre işten atma var. Ama bu cetvellerin hiçbirine uyulmadı. İşten çıkarmanın 1.5 ay önceden bildirilmesi gerekiyordu  ve buda uygulanmadı. Direk çağırıp seni işten atıyorum dediler. Benimle ilgili hiçbir gerekçeleri yoktu. 6 ay önce iyi çalıştığım için ödüllendirildim ve teknisyen yapıldım. Ama 6 ay sonra dava lehime sonuçlanınca işten çıkarttılar ve kadro yok dediler. Dolayısıyla yaptığının hukuksuz olduğu buradan belli. 15 bin kişinin çalıştığı belediye kendi işçisine verecek kadrosu yokmuş. Bugün KHK ile çıkarılmış bit taşeron işçi yasası var. Bu yasa Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan işçileri kapsamamasına rağmen herkesin hakkını gasp etmek için feragatname imzalattırmak istiyorlar. Feragatnamede bütün haklarımdan vazgeçiyorum diye bir ibare var. Bunu işçilere dayatıyorlar. Sosyal demokrat , emek yanlısı ve taşerona karşı olan bir belediye olduklarını söylüyorlar ama pratikleri, uygulamaları bunun tam karşısında. 2 aydır sokaktayız ve kışı belediyesinin önünde geçirdik.  Mahir Kılıç arkadaşımızı haksız işten attılar ve kendisi açlık grevinin 58. Gününde. Bizde atılan işçiler olarak ona destek oluyoruz. Bu kışı burada geçireceğiz. Onların inadı varsa, bizim direncimiz var. Haklıyız ve haklılıktan aldığımız gücümüz var.”

    “İŞİMİZİ GERİ İSTİYORUZ”

    “Disipline gitmeden ve hiçbir tutanak tutulmadan işten çıkarıldık” diyen 25 yıllık belediye emekçisi Seval Gündüz ise, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 25 sene  büro elamanı olarak çalıştım. Bu işi yıllarca yaptım. Fakat 6 ay önce verimsiz personel olarak işten çıkarıldım. Bunu kabul etmiyorum. İşten çıkarılan hiçbir arkadaşımız verimsiz değildi. Kadro davası açtığımız için işten çıkarıldık. Disipline dahi gitmedik ve hakkımızda herhangi bir tutanak tutulmadı. Kadro davasını açtıktan sonra Yargıtay’a giden evraklarım da olumlu geldi. Yani şu an Büyükşehir Belediyesi’nin kadrolu personeli olmamız gerekiyordu. Sendika ve belediyeden isteğimiz işimizin geri verilmesi. Buna duyarsız kalmasınlar. İşimizi geri istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR