Etiket: istiklal caddesi

  • İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırı davasında karar çıktı

    İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırı davasında karar çıktı

    PİRHA – İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı saldırı davasında Ahlam Albashir’in 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile bin 794 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.

    İstanbul, Taksim’de bulunan İstiklal Caddesi üzerinde 13 Kasım 2022’de yapılan ve 6 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıya dair açılan davanın duruşması Çağlayan Adliyesi 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aralarında bombayı olay yerine bırakan Ahlam Albashir’in da bulunduğu 36 kişinin duruşmasında karar açıklandı.

    Mahkeme, Albashir’in 7 kez ağırlaştırılmış müebbet ile bin 794 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi.

    Tutuklu yargılanan Hüseyin Güneş, Ahmad Alhaj Mwas, Ahmad Haj Hasan ve Hasan Ali tahliye edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Azınlık toplumlarına yönelik saldırı planlarına dair iddialar doğru mudur?’

    ‘Azınlık toplumlarına yönelik saldırı planlarına dair iddialar doğru mudur?’

    PİRHA – HDP Milletvekili Garo Paylan, azınlık toplumlarının kurumlarına, ibadethanelerine saldırılar yapılabileceğine dair istihbari bilgilerin azınlık temsilcilerini tedirgin ettiğini belirtti. Paylan, Bakan Soylu’ya “Azınlık toplumlarına yönelik saldırı planlarını önlemek için hangi tedbirleri aldınız?” diye sordu. 

    ABD Türkiye Büyükelçiliği, Türkiye’deki vatandaşlarını “olası terörist saldırılara” karşı uyardı. Yapılan açıklamada “İstanbul’daki kiliselere, sinagoglara, diplomatik misyonlara veya özellikle Beyoğlu, Galata, Taksim ve İstiklal Caddesi gibi Batılı turistlerin uğrak yeri olan diğer yerlere teröristlerin olası misilleme saldırılarına karşı” dikkatli olunması istendi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ise söz konusu uyarılar nedeniyle azınlık toplumlarında da endişelerin arttığını belirterek konuya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi iletti.

    “İDDİALAR DOĞRU MUDUR?”

    Milletvekili Garo Paylan, “azınlık toplumlarının kurumlarına, ibadethanelerine, sivil ve ruhani temsilcilerine saldırılar yapılabileceğine dair istihbari bilgilerin azınlık temsilcilerine ulaşması, azınlık toplumlarındaki kaygıyı artırmaktadır” diyerek İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Azınlık toplumlarına yönelik saldırı planlarına dair iddialar doğru mudur?

    Azınlık toplumlarına yönelik saldırı planlarını önlemek için hangi tedbirleri aldınız?

    Azınlık toplumlarının endişelerini gidermek için hangi adımları atacaksınız?”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi başkanlar, Taksim’deki saldırıda hayatını kaybedenler için karanfil bıraktı

    Alevi başkanlar, Taksim’deki saldırıda hayatını kaybedenler için karanfil bıraktı

    PİRHA-Alevi çatı örgütleri başkanları, 13 Kasım günü Taksim’deki bombalı saldırıda yaşamını yitirenleri, İstiklal Caddesi’ne karanfil bırakarak andı. 

    Alevi çatı örgütleri başkanları, 13 Kasım günü İstanbul Taksim’de gerçekleştirilen bombalı saldırıda hayatını kaybedenleri andı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı İsmet Kurt, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ile Baba Mansur Ocağı mensubu ve Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım, İstiklal Caddesi’nde patlamanın gerçekleştiği noktaya karanfil bırakarak, saldırıyı lanetlediler.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demokrasi İçin Birlik: Halka yönelik saldırılara karşı ortak güçle alanlarda olmalıyız!

    Demokrasi İçin Birlik: Halka yönelik saldırılara karşı ortak güçle alanlarda olmalıyız!

    PİRHA – Demokrasi İçin Birlik Platformu, 6 kişinin ölümüne sebep olan İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırıya ilişkin açıklama yaparak “ Lanetlemek yetmez, halka yönelik saldırı aydınlatılmalı” dedi.

    6 Kişinin ölümüne 81 kişinin ise yaralanmasına sebep olan 13 Kasım’daki bombalı saldırıya tepkiler sürüyor. Demokrasi İçin Birlik Platformu‘ndan da konuya ilişkin açıklama geldi.

    Yazılı yapılan açıklamada, “Taksim’de çoluk çocuk demeden halka yapılan bombalı saldırıyı lanetlemek insanlık görevidir. Bu saldırı ülkede yaşayan herkes için acı ve vahimdir. Bütün kalbimizle kınıyoruz” denildi.

    “SALDIRININ NEDENLERİNİN AYDINLATILMASI GEREK”

    Bütün yurttaşlarımızın başı sağ olsun. Ancak en az o kadar acı ve vahim olan bu saldırıyla seçimler arasında kurulabilen dolaysız ilişkidir. Toplumun hafızasında 7 Haziran -1 Kasım 2015 süreci canlılığını korumaktadır. Acı ve vahim olan iktidarın, ülkeye daha nelere mal olacağı bilinemeyen Suriye’deki gayri meşru savaşçı ve saldırgan politikasıdır. Kara parayla beslenen cihatçı çetelerle kurulan karanlık ilişkidir.

    Vahim olan iktidarın yayın yasağı getirerek sosyal medyaya erişimi de engellemesinin saldırının nasıl ve kim/kimler tarafından yapıldığını karartmaya hizmet etmesidir. Bu tutum can kayıplarına rağmen iktidarın bu saldırıyı nasıl kullanmak istediğini de ortaya koymaktadır.

    Artık, her zamankinden daha açıktır ki, seçim güvenliği sandık güvenliğine indirgenemez. Halka kurtuluş olarak sandığı gösterenlerin böyle bir seçim sürecinde o sandıktan halk için hiçbir hayırlı sonuç çıkmayacağını artık anlaması gerekir.

    Bütün muhalefet güçlerinin ülkemizi felakete sürükleyen savaş politikalarına karşı tutum alması aynı zamanda bir seçim güvenliği sorunudur.

    Taksim’deki bombalı saldırıyı lanetlemek yetmez, bu saldırının nedenlerinin aydınlatılması ülkenin geleceği açısından birinci derecede önem taşımaktadır. Cihatçı çetelerle ilgili iddialar açığa çıkarılmalıdır. 10 Ekim Katliamı’ndan sonra konuşmayanlar konuşmalıdır. Yoksa bırakalım seçim güvenliğini hiç kimsenin can güvenliğinden bile söz edilemez.

    Bütün emek ve demokrasi güçlerine çağrımız, savaş ve operasyonlara, halka yönelik saldırılara karşı ortak güçle alanlarda olmaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • İstiklal Caddesi’ndeki saldırıyla ilgili 46 kişi gözaltında

    İstiklal Caddesi’ndeki saldırıyla ilgili 46 kişi gözaltında

    Aralarında bombayı bıraktığı iddia edilen zanlı da olmak üzere 46 kişi gözaltına alındı. 

    İstiklal Caddesi’nde altı kişinin öldüğü, 81 kişinin de yaralandığı bombalı saldırı ile ilgili olarak dün akşamdan itibaren yapılan operasyon kapsamında, aralarında bombalı çantayı bıraktığı iddia edilen zanlı da dahil 46 kişi gözaltına alındı.

    Emniyet’ten yapılan açıklamada, “şahısların sorgulamalarında bombayı koyan şahsın Küçükçekmece ilçesinde bir adrese gittiği tespit edilmiştir” dendi.

    Emniyetteki ilk işlemleri tamamlanan şüpheliler sekizi Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Şüpheliler daha sonra sorgulanmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldü.

    (HABER MERKEZİ) 

  • İstiklal Caddesi’nde yaşanan patlamada 6 kişi yaşamını yitirdi, 81 kişi yaralandı

    İstiklal Caddesi’nde yaşanan patlamada 6 kişi yaşamını yitirdi, 81 kişi yaralandı

    PİRHA-Taksim İstiklal Caddesi’nde yaşanan patlamada 6 kişi yaşamını yitirdi, 53 kişi yaralandı.

    İstanbul Beyoğlu ilçesinin Taksim semtinde bulunan İstiklal Caddesi’nde patlama meydana geldi. İmam Adnan Sokağı yakınlarında meydana gelen patlamada 4 kişi yaşamını yitirdi, 38 kişi yaralandı.

    Patlama sonrası bölgeye çok sayıda ambulans sevk edildi. Polisler, patlama sonrası İstiklal Caddesi’nin tümü tahliye etmeye başladı. Yaralılar, olay yerine gelen ambulansla Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırıldı.

    VALİDEN AÇIKLAMA

    İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, patlamaya dair Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, bugün İstiklal Caddesi’nde meydana gelen patlamada maalesef ölü sayımız 6’ya, yaralı sayımız 53’e yükseldiğini açıkladı.

    YAYIN YASAĞI

    Patlamadan dakikalar sonra yayın yasağı kararı alındı. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Twitter hesabından yayın yasağına dair şunları belirtti: “İstanbul’daki patlamaya ilişkin yayın yasağı getirilmiştir. Tüm medya kuruluşlarımızın dikkatine önemle sunulur.”

    İMAMOĞLU’NDAN AÇIKLAMA

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, patlamaya ilişkin, “Korku ve paniğe yol açabilecek paylaşımlardan uzak durulması” çağrısı yaptı. İmamoğlu, “İstiklal Caddesi’deki patlama ile ilgili Emniyet ve Sağlık ekiplerimize yardımcı olunması, korku ve paniğe yol açabilecek paylaşımlardan uzak durulması zaruridir. İlgili tüm ekipler bölgede, sağlıklı bilgilendirme yapacağız” dedi.

    Ayrıntılar geliyor…

    (HABER MERKEZİ)

  • 900. hafta buluşması için Galatasaray’a yürüyen Cumartesi Anneleri’ne polis engeli-VİDEO

    900. hafta buluşması için Galatasaray’a yürüyen Cumartesi Anneleri’ne polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, gözaltında kayıpları için gerçekleştirdiği eylemlerin 900. hafta buluşması için Galatasaray Meydanı’na yürümek isterken, İstiklal Caddesi’nde önleri polis ekipleri tarafından kesildi. Polis ayrıca alanı bariyerler ile kapatırken, birçok kişiyi gözaltına aldığı kaydedildi.

     

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların ise cezalandırılması talebiyle eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, 900. hafta buluşmasını Galatasaray Meydanı’na gerçekleştirmek isterken, polis meydan ve çevresini barikatlar ile kapattı.

    İstiklal Caddesi’nden Galatasaray Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen Cumartesi Anneleri’nin önü polis tarafından kesildi. Eyleme İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin ve Öztürk Türkdoğan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Züleyha Gülüm, Zeynel Özen, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ile çok sayıda kişi katıldı.

    EREN KESKİN, ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN DA GÖZALTINA ALINDI

    Avukatlar Eren Keskin ile Öztürk Türkdoğan’ın da aralarında olduğu birçok kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Öte yandan Cumartesi Anneleri’nin 900. hafta basın açıklamasını HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm okudu. Açıklama şu şekilde:

    “Biz dünyanın en barışçıl, en haklı mücadelesini yürüten anneleriz, evlatlarız, kardeşleriz, torunlarız, hak savunucularıyız… Galatasaray’da yaşlanan, Galatasaray’da büyüyen, Galatasaray’da doğanlarız. Devletin varlığını inkar ettiği sevdiklerimizi fotoğraflarıyla Galatasaray’ da yaşatanlarız Galatasaray’ı mekansız bırakılan sevdiklerimize mezar yeri yapanlarız. İşte bu yüzden Galatasaray bizimdir.

    “GALATASARAY BİZİMDİR”

    Devletin gözaltında kaybettiği sevdiklerimizi arıyoruz, Galatasaray bizim arayışımızın mekanıdır. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizin başına geleden herkes bilsin ve bir daha asla yaşanmasın istiyoruz; Galatasaray bizim hakikat mekanımızdır Kaybedilen sevdiklerimiz ve onlara yaşatılanlar unutulmasın, tarihe not düşülsün istiyoruz; Galatasaray bizim hafıza mekanımızdır. İşte bu yüzden Galatasaray bizimdir!

    Sevdiklerimizi bizden alan zihniyetin devamcısı kendi yasalarını bile yok sayarak Galatasaray’ı da bizden almak istiyor. ‘Sevdiklerimiz nerede?’ çığlığımıza hukukla, adaletle cevap vermek yerine dört yıldır karşımıza copla, kalkanlar dikiliyor. Ama yanılıyorlar, evladını arayan bir anneyi, serdi arayan bir eşi, anne babasını arayan bir evladı, ablasını-ağabeyini arayan bir kardeşi, delesini-ninesini arayan birini kimse korkutamaz. Çünkü onların maruz kaldıklarından daha korkunç bir uygulama henüz icat edilmedi. 900. haftamız nedeniyle bir kez daha hatırlatıyoruz: Ne yaparsanız yapın, ‘Evlatlarımız nerede’ diye haykırmaktan asla ama asla vazgeçmeyeceğiz. Ne yaparsanız yapın, ‘Evlatlarımızı kaybedenler cezasızlık zırhıyla korunman, bağımsız bir yargı önünde hesap versin!’ Ne yaparsanız yapın Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Ne yaparsanız yapın, insanlığın vicdanında Galatasaray bizimdir.”

    Gözaltına alınan kişiler ise şöyle: Eren Keskin, Öztürk Türkdoğan, Gülseren Yoleri, Hanife Yıldız, Besna Tosun, Jiyan Tosun, Maside Ocak, Ali Ocak, İrfan Bilgin, Hasan Karakoç, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Zeynep Çelik, Arat Dink, Jiyan Kaya, Davut Arslan.

    (HABER MERKEZİ)

  • Zabıtalar, Kürtçe müzik sebebiyle müzisyenlerin enstrümanlarına el koydu!-VİDEO

    Zabıtalar, Kürtçe müzik sebebiyle müzisyenlerin enstrümanlarına el koydu!-VİDEO

    PİRHA-Beyoğlu Belediyesi zabıta ekipleri İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik yapan müzisyenlerin enstrümanlarına el koydu.

    Beyoğlu Belediyesi zabıta ekipleri, Beyoğlu ilçesi İstiklal Caddesi’nde Kürtçe müzik yapan gruba müdahale etti. Müzisyenlerin şarkı söylemesine izin vermeyen zabıta ekipleri, grubun müzik aletlerine de el koydu.

    Müzisyenlere yönelik müdahaleyi görüntüleyen belgeselci Hakan Tosun’da zabıtaların hedefi oldu. Tosun’a “çekim yapamazsın” diyen zabıta ekipleri bir de basın kartı sorgusunda bulundu. Müdahalenin olduğu alana sonradan gelen polisler, GBT bahanesiyle Hakan Tosun’un basın kartına el koydu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar: Yasaklayamazlar, 8 Mart’ta İstiklal’deyiz

    Kadınlar: Yasaklayamazlar, 8 Mart’ta İstiklal’deyiz

    İçişleri Bakanı Soylu’nun yasağını tanımadıklarını söyleyen kadınlar, 8 Mart’ta başta İstiklal Caddesi olmak üzere İstanbul’un her yerinde sokakta olacaklarını duyurdu. Kadınlar, kadın hareketine yönelik tüm saldırı girişimlerine karşı nerede eylem varsa katılmaya ve İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşe davet etti.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yapılacak olan yürüyüş için “İstediğiniz her yerde yürüyebilirsiniz, İstiklal hariç” açıklamasına kadınların tepkisi sürüyor.

    Bazı alanların ve meydanların ruhu ve kimliği olduğunu kaydeden kadınlar, İstiklal Caddesi’nin de böyle bir öneme sahip olduğunun altını çizdi. İktidarın kadın düşmanı politikaları ve yasakçı zihniyetine karşı sokakta olacaklarını vurgulayan kadınlar, ETHA’ya yaptıkları açıklamada 8 Mart akşamı İstiklal Caddesi’ni kadın sloganlarıyla dolduracaklarını kaydetti.

    AKTAŞ: TAKSİM’DE OLMAYA, MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ

    Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Deniz Aktaş, Soylu’nun açıklamasına sadece bir alan yasağı olarak değil, tüm kadın hareketine yönelik bir gözdağı olarak görmek gerektiğini belirtti. Aktaş, “İktidarın kadın hareketine olan tahammülsüzlüğünü gösteriyor bu açıklama” diye konuştu.

    OHAL’den bu yana kadınların tüm yasaklı süreçlerde, saldırılara karşı sokakları doldurduğunu hatırlatan Aktaş, 25 Kasım’da da ilan edilen yasağın kadınların mücadelesi sonucu kaldırıldığını ifade etti. “Sadece İstiklal üzerinden bir yasak olarak görmemek lazım. Aslında Taksim ile birlikte tüm alanları kadınlara yasaklamaya çalışıyorlar. Bu bakımdan bir irade savaşına çevrilmiş durumdu” diyen Aktaş, Taksim yasağı ile kadın hareketinin iradesinin kırılmak istendiğini kaydetti.

    Kadınların bu yasağı asla tanımayacağının altını çizen Aktaş, şöyle devam etti: “Taksim’de olmaya devam edeceğiz. Kadınlar, erkeklerin her türlü zorbalığına meydan okurken Soylu’ya da meydanı bırakmayacak. Geçen yıl da yasaklandı, ezan üzerinden provokasyon yaratılmaya çalışıldı. Kadınlar bunların hepsini boşa düşürdü. Bizler alanlarda olmaya devam edeceğiz. 8 Mart’ta İstiklal’deyiz.”

    ÖZÇELİK: HANGİ YASAK? BİZ BU YASAĞI TANIMIYORUZ

    “Hangi yasak? Biz bu yasağı tanımıyoruz” diyen Halkevleri’nden Tuğçe Özçelik de sokakların ve özellikle Feminist Gece Yürüyüşü’yle simgeleşmiş İstiklal Caddesi’nin herhangi bir kişinin lafıyla kapatılmasını kabul etmeyeceklerinin altını çizdi. Özçelik, “Orası 18 yıldır kadınların buluştukları yer ve önemli bir kazanım noktası. Daha önceki yıllarda da yasaklama girişimleri olmuştu. İktidarın artık şunu görmesi ve öğrenmesi lazım, onların yasakları biz kadınlara işlemiyor. Ve yasak koymaya çalışarak da bizi durduramayacak, bunu da öğrenmesi lazım” diye konuştu.

    Geçen yıl da yasaklayarak yürüyüşün engellenmeye çalışıldığını ancak kadınların yasağı dinlemediğini hatırlatana Özçelik, şöyle devam etti: “Belki önümüze polis barikatı kurdular evet ama kadınların orada olma, orada buluşma iradesine barikat kuramazlar. Bizler onların saldırılarına karşı hayatlarımızı savunmak için daha da çoğalarak geliyoruz. Yasaklasınlar, korkmuyoruz. Hayatımız için sokaklarda olmaya devam edeceğiz. 8 Mart’ta tüm kadınları nerede eylem varsa oraya, nerede bir kadın varsa onunla birlikte sokağa çağırıyoruz ve 8 Mart akşamı da İstiklal’e Feminist Gece Yürüyüşü’ne bekliyoruz.”

    TÜRK: 8 MART’TA İSTİKLAL DAHİL İSTANBUL’UN HER YERİNDE SOKAKTAYIZ

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Sözcüsü Pınar Türk de geçen yıl da İstiklal Caddesi’nin yasaklandığını ancak kadınların bu yasağı deldiğini hatırlattı. Türk, “Bizler şunu çok iyi biliyoruz, alanların ve meydanların bir ruhu var. Kadınlar bakımından da 8 Mart günü Taksim’de olmanın ruhu ve bir karşılığı var. Bizler Kadıköy başta olmak üzere o gün İstanbul’un her yerinde sokakta olacağız, İstiklal’de de” diye konuştu.

    Soylu’nun açıklamasının kadınlarla inatlaşma olduğunu belirten Türk, “Kadınlarla inatlaşma ve restleşme biçimi. Ama bizler inatlaşmıyoruz, mücadele ediyoruz. Yaşam ve var oluş mücadelesi yürütüyoruz. Kadınlar olar yer yerde vardık, varız, var olacağız. Bu yüzden tüm kadınları 8 Mart’ta gündüz Kadıköy buluşmasına ve akşam da İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşe çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • HDP’li ve CHP’li vekiller Taksim’de barış bildirisi dağıttı

    HDP’li ve CHP’li vekiller Taksim’de barış bildirisi dağıttı

    HDP ve CHP milletvekilleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingine katılım çağrısıyla Taksim İstiklal Caddesi’nde bildiri dağıttı.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Kartal’da yapılacak miting öncesi Taksim’de bir araya gelen HDP ve CHP milletvekilleri birlikte bildiri dağıtımı gerçekleştirdi.

    Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganını atan milletvekilleri ve beraberindeki HDP yöneticileri kayyım ile irade gaspına, kadın cinayetlerine ve doğa talanına karşı halkı bilgilendirerek Kartal Meydanı’nda yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.

    POLİSTEN KAYYIM TEPKİSİNE ENGEL

    Kayyım ile irade gaspı hukuksuzluğunu teşhir eden milletvekillerinin polis tarafından uyarılması ise dikkat çekti. Bu keyfi engellemeyi sloganlarla protesto eden vekiller, herkesi 1 Eylül’de barışın sesini yükseltmeye çağırdı.  (HABER MERKEZİ) 

  • Gezi 6. yılında: Karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    Gezi 6. yılında: Karanlık gider Gezi kalır-VİDEO

    PİRHA- Gezi Parkı eylemlerinin altıncı yıldönümü nedeniyle çok sayıda kişi Taksim’de bir araya gelerek anma etkinliği düzenlemek istedi. Ancak polis yürüyüş yolunu geçen yılda olduğu gibi barikatlarla kapattı.

    Gezi direnişinin 6. yılında Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla çok sayıda kişi TMMOB önünde toplandı.

    Yürüyüşe, Gezi eylemlerinde hayatlarını kaybeden Berkin Elvan, Erhem Sarısülük ve Ali İsmail Korkmaz’ın anneleri ile CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Ali Haydar Hakverdi ve HDP milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Oya Ersoy, Ahmet Şık, Sedat Şenoğlu TİP milletvekilleri Barış Atay, Erkan Baş  ve Taksim Dayanışması bileşenleri katıldı.

    “Gezi umuttur umut bitmez, karanlık gider Gezi kalır” pankartı açıldı. “Gezi umuttur yargilanamaz”, “Her yer Gezi her yer direniş”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Direne direne kazanacağız”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganları atan kitle, “Karanlık gider Gezi kalır”, “Gezi şehitleri ölümsüzdür”, “Gezi Silivri’de sığmaz”, “Gezi’yi savunuyoruz” yazılı dövizler ve gezi şehitlerinin fotoğraflarını taşıdı.

    Meşelik Sokak’tan İstiklal Caddesi’ne çıkmak isteyen kitleye polis izin vermedi. Sokak polis tarafından kalkanlarla kapatıldı.

    Taksim meydanına çıkmalarına izin verilmemesine tepki gösteren kitle Meşelik Sokak’ta basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasından önce Gezi şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
    Basın metnini Taksim Dayanışması adına Esin Ceren okudu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Gezi Umuttur, Umut Bitmez… Karanlık Gider Gezi Kalır!

    Taksim Gezi parkında başlayıp 80 ile yayılan, ülkemizin en kitlesel ve en barışçıl hareketinin, Haziran Direnişi’nin;

    Abdocan’ın, Mehmet’in, Ethem’in, Medeni’nin, Hasan Ferit’in, Ali İsmail’in ve Ahmet’in hayatları pahasına öne atıldıkları Gezi’nin üzerinden altı yıl geçmiş.

    Biber gazı ve polis şiddeti ile gözlerini kaybeden, büyük bedensel travmalar yaşayan arkadaşlarımızın yeni yeni iyileşip hayata dönebildikleri koskoca altı yıl.

    Ölümlere ve yaralanmalara yol açan polis şiddetinin açılmayan soruşturma dosyalarında, takipsizlik kararlarında, hafifletilen cezalandırmalarında yaşanan büyük adaletsizliklere rağmen; anıları hep taze, mücadeleye ve hayata dair azimleri hep omuz başımızda.

    Bugün Gezi direnişinin altıncı yıl dönümü. Çok kısa ve çok uzun bir altı yıl. Berkin’in ömrünün neredeyse yarısı kadar uzun! Ülkemizin yüzlerce yıllık özgürlük ve eşitlik mücadelesi için kısacık bir zaman dilimi…

    Geçen bu altı yıl en açık biçimiyle göstermiştir ki, Gezi direnişinde cisimleşen değerlerden ne kadar uzaklaşılıyorsa, ülkemiz o kadar karanlığa gömülüyor.

    Gezi’nin değerlerinden uzaklaşılan her an ve uzaklaştıran her tutum ülkedeki loşluğu zifiri karanlığa doğru evriltiyor.

    Kibir ile özverinin, şatafat ile sefaletin, öfke ile sevginin ülke aynasındaki yansıması büyük bir tezata doğru yol alıyor.

    Ekonomik kriz; sosyal, siyasal ve kültürel bir krize dönüşürken, ortaya çıkan yoksulluk; işçilerin, emekçilerin en çok da yoksul evlerindeki kadınların sırtına biniyor.

    Birkaç oy daha fazla almak için hukuku, adaleti, demokrasiyi, hatta vicdanı ayaklar altına almaktan çekinmeyen bir anlayış, toplumun dokusuna nüfuz etmeye devam ediyor.

    Ülkemiz Gezi direnişinin yaratıcılığından, enerjisinden, duygusundan ne kadar uzaklaşıyorsa o kadar karanlık dipsiz bir kuyuya doğru yol alıyor.

    Ölümcül biber gazı fişeklerinin ülkede yarattığı boğucu sisin dağılması için ne yazık ki sadece zamana değil büyük bir mücadeleye de ihtiyaç var.

    Bencillik, çıkarcılık, güçlüden yana olmak; sömürüye, hukuksuzluğa, adaletsizliğe sessiz kalmak meşru ve olağan hale getirildi. Ülkenin kaynaklarını talan etmek, geleceğine ipotek koymak, üretmemek, paylaşmamak ve talan düzeninden yana olmak doğal bir tutum olarak algılanır oldu.

    Anayasal haklarını, demokratik ve barışçıl gösteri haklarını kullanan binlerce insanı yargılamak, yüzlercesine ceza vermek yetmemiş Olacak ki, daha önce mahkeme kararı ile beraat etmiş olan Taksim Dayanışması’na bir kez daha ve bu defa müebbet hapis istemiyle dava açılmış durumda.

    Öncesindeki onlarca dava da olduğu gibi olmayan suçlar yaratılıp olmayan delillerle cezalandırma hazırlığı yapılıyor. Taksim Dayanışmasını, daha doğrusu bu ülkenin özgürlük umudu Gezi’yi suç kapsamına sokup, bundan sonra hiç kimsenin muhalefet etmeye cüret edememesi murat ediliyor.

    Oysa herkesin, hepimizin çok iyi bildiği gibi, Gezi Umuttur, Umut Bitmez!

    Şehir meydanındaki tek parkı AVM’li kışla yapmak isteyen doğa ve kent talancısı zihniyet gider. Sömürüye dayalı sermaye düzeni Kapitalizm gider…

    Yalancılık, çıkarcılık, riyakârlık gider. Hırsızlık ve uğursuzluk gider…

    Savaş çığırtkanları gider. Gericilik, mezhepçilik, ırkçılık gider. Kadın düşmanları, Göçmen karşıtları, homofobikler gider…

    Fetva veren şeyhler, hacamatçılar ve sülükçüler gider, karanlık sokaklardaki palalı, sopalı saldırganlar gider…

    Ankara’nın meydanında, Gülsuyumun, Uice’nin sokaklarında kurşun Sikan katiller gider. Otobanlarda arabaları öldüresiye kullananlar gider. Antakya’nın Armutlu’sunda biber fişekleri ile gençleri öldüren caniler gider…

    Emirleri uygulayan İçişleri Valiler, Emniyet Müdürleri gider ve herkes bilsin ki emri ben vecdim diyenler de gider, Ama GEZİ kalır!

    Tüm bu kötülüklerin, şiddetin ve hukuksuzluğun hesabım soracak, yargılanmalarını sağlayacak olan GEZİ kalır!

    Çünkü Gezi Umuttur, Umut Kalır!

    Dayanışma kalır. Paylaşma kalır, emek kalır.

    Paranın geçmediği komünler, bir günde oluşturulan kütüphaneler, özveriyle hasta bakan revirler kalın…

    Gençlerin enerjisinin, öfkesinin, coşkusunun yansıdığı konserler, tiyatrolar, şenlikler kalır…

    Doğrudan demokrasinin işletildiği forumlar, cinsiyet eşitsizliğini reddeden toplantılar kalır…

    Yeryüzü sofraları, alternatif medya kanalları kalır.

    Tribünlerden caddelere ” biber sesleri kalır…

    Duvar yatan gençten biz de varit diyen LGBTI bireyler kalır…

    Annelerin zinciri. Kürtlerin halayı, horonu, Trakya’nın karşılaması, Ege’nin zeybeği kalır…

    Duran kadınlar, piyano çalan müzisyenler, sokak çalgıcıları kalır…

    Laikliğin önemine ve ancak demokratik rejimlerde bulabileceğine dair bir miras kalır…

    Kadınlai’i(i, gençlerin, işçilerin, yoksulların, ötekileştirilenlerin taşıdığı meşaleler kalır…

    Gezi’de simgeleşen değerlerle özdeşleşen yitirdiğimiz canlar, ülkenin geleceğini aydınlatan birer deniz feneri olarak kalır…

    Her açıklamamızda ve her tekrarladığımız gibi:

    Bizler, Taksim Dayanışması ve Gezi Direnişi’nde demokratik ve barışçıl tepkisini gösteren milyonlarca yurttaş olarak;

    2012 yılının şubat ilk toplantımın yaptığımı: andaki taleplerimizin de,

    Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesildiği ve çadırlarımızın yakıldığı günlerdeki tepkimizin de,

    Gencecik çocuklarımıza kıyan polis şiddetinden hesap tutumumuzun da, parklarda, meydanlarda, sokaklarda özgürlük, demokrasi ve insanca için direnen milyonların taleplerinin de kararlılıkla arkasında durmaya devam ediyoruz,

    Bu taleplerimizi bir kere daha dillendirmek ve savunmak için herkesi 23-24 Haziran’da Silivri duruşma salonlarında görülecek GEZİ davasına bekliyoruz.

    Çünkü biliyor ve inanıyoruz ki, Gezi Umuttur, Umut Bitmez… Karanlık Gider, Gezi Kalır…”

    Açıklamanın ardından söz alan, Gezi Parkı davasının sanıkları arasında yer alan avukat Can Atalay, “27 Mayıs 2013’ten bu yana Türkiye’nin her yeri Taksim’dir, her yer direniş ­alanıdır. Gezi tüm yurttaşların, müşterek kamusal bir alanı korumak için kendi sebepleriyle sokağa çıkmasıdır. Gezi’nin karalanmasına izin vermedik vermeyeceğin. Adaletsizliğin, sarayı, zulmü çok uzun sürmez. Bu toprakların eşitlik, adalet, özgürlük talebi Gezi’dir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İstiklal Caddesi’nde açlık grevlerindekiler için zincir oluşturuldu

    İstiklal Caddesi’nde açlık grevlerindekiler için zincir oluşturuldu

    Aralarında HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve HDP milletvekillerinin de olduğu çok sayıda kadın, açlık grevlerine dikkat çekmek için İstiklal Caddesi’nde zincir oluşturdu.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 163’üncü gününe girdi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Kadın Meclisi Sözcüsü ve Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, Muş Milletvekili Şevin Coşkun, İstanbul  Milletvekili Züleyha Gülüm ve çok sayıda kadın İstiklal Caddesi’nde tecride karşı zincir oluşturdu.

    Ağızlarına maske takarak “Leyla Güven’e ses ver” diyen kadınlar, açlık grevlerine dikkat çekti. (HABER MERKEZİ)

  • 10 baro başkanından İstanbul’da açıklama: Tehlikedeyiz

    10 baro başkanından İstanbul’da açıklama: Tehlikedeyiz

    10 ilin baro başkanları, ’24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’ nedeniyle İstanbul’da ortak bir basın açıklaması yaptı. İstiklal Caddesi üzerinde buluşarak İstanbul Barosu’na yürüyen avukatlar halen cezaevinde bulunan ve aralarında ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu meslektaşlarının açlık grevine başladığını duyurdu.

    İstanbul Barosu üyesi avukatlar ’24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’ nedeniyle Taksim İstiklal Caddesi’nde bir araya geldi. ‘Avukatların sesi kesilirse yurttaşların nefesi kesilir’ sloganıyla düzenlenen yürüyüşe  CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP milletvekilleri Musa Piroğlu ile Filiz Kerestecioğlu da katıldı.

    Avukatlar katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, gazeteci Uğur Mumcu ve KHK ile kapatılan ÇHD’nin Genel Başkanı tutuklu avukat Selçuk Kozağaçlı ile tutuklu diğer avukatların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşıdı.

    Avukatlar, ‘Avukat susmadı susmayacak’, ‘Tutsak avukatlar yalnız değildir’, ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’, ‘Devrimci avukatlar onurumuzdur’, ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’, ‘Tahir Elçi onurumuzdur’, ‘Avukat susmaz susturulamaz’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ sloganları atarak İstanbul Barosu’ na yürüyüş düzenledi.

    Baro önünde, İstanbul, İzmir, Aydın, Diyarbakır, Adana, Antalya, Bursa, Mersin, Edirne ve Antep baro başkanları birer konuşma yaptılar.

    “SENİN İÇİN DİRENDİK EY HALKIM, UNUTMA BİZİ”

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Tehdit edildik, darp edildik, tutuklandık. Tahir Elçi olup öldürüldük” diyerek şöyle konuştu:

    “Kavili davasında olduğu gibi avukatı savcılığa şikayet eden yargıçlar tanıdık. Bürosuna gelip ellerindeki fotoğraflarla soruşturulan avukatlar gördük. Polisler büro kapılarına dayandı bu ülkede. Bunu da yazdı tarih. Bu sadece İstanbul’da duyulan örnekler. Müvekkiliyle görüştürülmeyen avukatlar, karakolda polis tarafından darp edilen avukatlar gibi birçok örnek yaşadık.”

    Durakoğlu, “Hacizlerde karşılaştığımız tehlikeler cabası. Silahların gölgesinde duruşmalara katıldık. Bizi hiçbir tehdit yıldırmadı. Hep direndik. Senin için direndik biz hep ey halkım. Unutma bizi halkımız. Sadece para kazanmak değil mücadelemiz. Bizimkisi özünde bir demokrasi mücadelesi, hukuk devleti için mücadelemiz. Hukuk güvenliğin olsun diye bu. Unutma bizi. Teslim olursak senin de kalmaz hukuk güvenliğin. Biliyoruz bizim sesimiz kesilirse senin de nefesin kesilir. Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğiz. Avukatların sesi kesilirse yurttaşların da nefesi kesilir. Kesmeyiz. Biz avukatız. Herkese bir gün lazım oluruz” diye konuştu.

    “SAVUNMA SUSMADI, SUSMAYACAK”

    Adana Barosu Başkanı Veli Küçük: Bugün Mersin Barosu başkanımızla havalimanından doğrudan Silivri Cezaevi’ne giderek Selçuk Kozağaçlı meslektaşımızı ziyaret ettik. Tutsak meslektaşlarımızın yaşadıkları haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı ne yazık ki açlık grevine başladıklarını sizlerle paylaşıyorum. Vücut bütünlüklerini hiçe sayarak bugün ülkemizde yaşanan tek adam rejimini, polis devleti uygulamalarını protesto etme ve seslerini duyurma adına yaptıkları açlık grevini saygıyla karşılıyorum. Ben de bugüne kadar iki dosyadan yargılanan ve beraat eden bir meslektaşınız olarak hukuksuzluklara karşı bir kez daha haykırıyorum. Savunma susmadı susmayacak.

    Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt: Bugün barolarda avukat hakları merkezi varsa bunların kurulmasına sebep olan bu sisteme yazıklar olsun. Bugün 24 Ocak 2019 Tehlikedeki Avukatlar Günü’nün Türkiye’ye ithaf edilmesine sebep kim varsa yazıklar olsun. Avukat olarak kendi hakkımızı aramak için azıcık yürüdük diye önümüze çöp koyan kim varsa yazıklar olsun. Mahkeme koridorlarında kutsal savunma hakkı yerine gelsin diye adil yargılanma hakkı kullanılsın diye meslektaşlarıma sataşarak elleri kelepçeli olarak mahkemelere getirildiklerini gördük. Eğer sizi rahatsız ettiysek verdiğimiz rahatsızlık insanların hak arama mücadelesidir. Bizim için onurdur.

    Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan: Bu meydanda bir avukat kalana kadar hedeflerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Yaşasın avukatlar, yaşasın tam bağımsız savunma.

    Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun: Biz avukatlar tarih boyunca bedel ödedik. Asla savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Biz Bursa’da son 30 yılda polis işkencesinde, müvekkil fiilinde yurttaşların karşısında avukatların darp edildiğini gördük. Biz 12 Eylül darbesinin Bursa Barosu’nda Mehmet Cengiz’in fotoğrafı var diye ‘indir’ diyenlere ‘benim gücüm yetmez sıkıysa gel sen indir’ diyen bir baroyuz. Tahir Elçi, Ali Gündağ katledildi. Son avukat cüppesini çıkartana kadar bu mücadele asla son bulmayacak.

    Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın: Üzülerek şunu söylüyorum 3 yılı aşkın süre oldu Tahir Elçi davasında bir arpa boyu yol almadılar. Tüm barolara sesleniyoruz: Sesinizi yanımızda daha güçlü duymak istiyoruz. Selçuk Kozağaçlı ve arkadaşlarının davası asıl konuşulması gereken meselelerden biri. Her gün tehlike altında olan sadece avukatlar değil savaş bir halk sağlığı sorunudur diyen Türk Tabipleri Birliği, hak savunucuları tehlike altında.

    Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez: Bugün eğer buradaysak, eğer avukatlar tehlike altındaysa bu Türkiye’nin hak arayan bir Türkiye  olmadığını gösteriyor. Eğer OHAL kalkmasına rağmen OHAL İnceleme Komisyonu hâlâ faaliyetteyse Türkiye’nin bir özgürlük ülkesi olmadığını gösteriyor. Bizler Türkiye’nin tarihi boyunca vardık, bundan sonra da var olmaya devam edeceğiz. Burada, duruşma salonlarında, her yerde vatandaşlarımızın bize ihtiyaç duyduğu her yerde biz nefes oluyoruz. Bunun için ses olmaya devam edeceğiz.

    İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel: Özlem hukuk devletine, demokrasiye, insan haklarına özlem… Tarihimizin hiçbir döneminde bu kadar karanlık bir dönem yaşamadık. İnsanlar düşündüklerini ifade ettikleri için, hak aradıkları için, sosyal medya paylaşımları için gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, sesleri kısılıyor. İstiyorlar ki susalım, istiyorlar ki iyi çocuklar olalım. Öldürülsek de bitirilmemiz mümkün değil.

    Edirne Barosu Başkanı Alper Pınar: Bizler hukukun üstünlüğünü sonuna kadar yürüteceğiz. Biz avukatlar olarak susmayacağız. Tek başına bir hiçiz. Hep birlikte mücadelemize devam edeceğiz.

    Antep Barosu Başkanı Bektaş Şarklı: Avukatlar olarak biz Tahir Elçi olduk canımızı verdik. Biz hak ve özgürlük adına her zaman ses olmaya devam edeceğiz. Biz savunma makamıyız, biz avukatız, hiçbir zaman susmayacağız. Bunu aşana kadar Tahir Elçi olacağız, Selçuk Kozağaçlı olacağız. (Gazeteduvar)