Etiket: istismar

  • Alevi kadın kurumlarından Berlin’deki iddialara sert tepki: Çocukların üstün yararı tartışılamaz!

    Alevi kadın kurumlarından Berlin’deki iddialara sert tepki: Çocukların üstün yararı tartışılamaz!

    PİRHA-Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği ve Avrupa Arap Alevi Kadınları, Berlin’de gündeme gelen çocuk istismarı iddialarına ilişkin açıklama yaptı: “Şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanmalı.”

    Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği ve Avrupa Arap Alevi Kadınları, Almanya’da son dönemde kamuoyuna yansıyan çocuk istismarı iddialarına ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, özellikle Berlin’de kamu denetimi altında faaliyet gösterdiği belirtilen bazı gençlik merkezlerinde yaşandığı öne sürülen vakaların ciddi endişe yarattığı vurgulandı.

    “ÇOCUKLARIN KORUNMASI DEVLETİN TEMEL SORUMLULUĞUDUR”

    Almanya Anayasası ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin çocukların korunmasını açık bir yükümlülük olarak tanımladığı hatırlatılan açıklamada, buna rağmen ortaya çıkan istismar vakalarının mevcut mekanizmaların etkinliğini sorgulatır hale getirdiği ifade edildi.

    Alevi kadın kurumları, çocuklara ve kadınlara yönelik her türlü şiddet, istismar ve sömürüye karşı ilkesel duruşlarını yineleyerek, bu meselenin yalnızca hukuki değil aynı zamanda toplumsal ve etik bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti.

    BERLİN’DEKİ İDDİALAR MERCEK ALTINDA

    Açıklamada, Berlin’de kamu denetimi altındaki bazı gençlik merkezlerinde yaşandığı iddia edilen istismar vakalarına özel olarak dikkat çekildi. Bir çocuğun sistematik istismara maruz bırakıldığı ve koruyucu mekanizmaların yetersiz kaldığı yönündeki bilgilerin, kamu otoritelerinin sorumluluğunu daha da artırdığı belirtildi.

    KAMUOYU ADINA SORULAR

    Alevi kadın örgütleri, sürecin aydınlatılması için şu soruların yanıtlanmasını istedi:

    İlgili kurumlar neden zamanında ve etkin müdahalede bulunamadı?

    Soruşturma süreçleri neden gecikti ya da yetersiz yürütüldü?

    Sorumlu kamu görevlileri hakkında hangi işlemler başlatıldı?

    Mağdur çocuk için gerekli destek mekanizmaları devreye alındı mı?

    Süreç neden şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmıyor?

    “SESSİZLİK İSTİSMARI DERİNLEŞTİRİR”

    Açıklamada, çocukların üstün yararının hiçbir koşulda ikinci plana atılamayacağı vurgulanırken, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin hem mağdurların korunması hem de kamuoyunun adalet sistemine güveni açısından kritik olduğu belirtildi.

    “İstismar vakalarında sessizlik, sorunun derinleşmesine neden olur. Bu nedenle güçlü, bağımsız ve etkin bir denetim anlayışı kaçınılmazdır” ifadeleriyle, yetkililere açık çağrı yapıldı.

    SOMUT TALEPLER SIRALANDI

    Alevi kadın kurumları açıklamalarında şu talepleri dile getirdi:

    Derhal yasal süreç işletilmeli, tüm sorumlular hakkında gerekli soruşturma başlamalı

    Süreçlerin şeffaflık ilkesi doğrultusunda kamuoyuyla paylaşılması

    Çocuk koruma mekanizmalarının bağımsız denetimlerle güçlendirilmesi

    Mağdur çocukların psikolojik, sosyal ve hukuki desteklere kesintisiz erişiminin sağlanması

    Açıklamanın sonunda, sürecin yakından takip edileceği vurgulanarak, çocukların yaşam hakkı, onuru ve geleceğinin her türlü önceliğin üzerinde olduğu ifade edildi.

    PİRHA/BERLİN

  • DEM Parti’den, TBMM’de cinsel şiddetin önlenmesine ilişkin araştırma önergesi!

    DEM Parti’den, TBMM’de cinsel şiddetin önlenmesine ilişkin araştırma önergesi!

    PİRHA – DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel şiddet, istismar ve ayrımcılığın önlenmesine ilişkin araştırma önergesi hazırladı. Koçyiğit, Meclis Başkanlığı’na sunulan önergeyle birlikte yaptığı açıklamada, yaşananların münferit olaylar olarak ele alınamayacağını vurguladı.

    Koçyiğit, cinsel şiddetin yalnızca bireysel suçlar üzerinden tartışılamayacağını belirterek, “Sorun, yalnızca ‘suç işleyen kişiler’, ‘sapıklar’ ya da ‘ahlaksız bireyler’ sorunu değildir; kurumun kendisini, kasıtlı ya da kasıtsız biçimde failden yana yeniden üreten yapısal eksiklikleri ve işleyiş biçimleri sorunudur” dedi.

    “MECLİS TOPLUMA ADALET ÜRETME İDDİASINI SÜRDÜREMEZ”

    DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM bünyesinde kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddet, istismar ve ayrımcılığın önlenmesine dair Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Koçyiğit, konuyla ilgili açıklamasında Meclis’in sorumluluğuna dikkat çekerek, “Kadınları ve çocukları cinsel şiddet, istismar ve ayrımcılıktan koruyamayan, şiddetin üstünün örtülebildiği algısının yaygınlaştığı bir Meclis; topluma eşitlik, adalet ve hukuk üretme iddiasını sürdüremez” ifadelerini kullandı.

    Araştırma önergesinin gerekçe bölümünde uluslararası sözleşmelere de değinen Koçyiğit, Türkiye’nin Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) kurucu ve aktif bir üyesi olmasına rağmen, ILO’nun 190 sayılı “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi”ni hâlen imzalamadığını hatırlattı. Bunun bilinçli bir tercihe işaret ettiğini belirten Koçyiğit, şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olmaması, cinsel şiddetin önlenmesi konusunda uluslararası normların gerisinde kalındığını; TBMM dâhil kamusal kurumlarda cezasızlık ve sessizlik zeminini besleyen yapısal boşlukların sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. TBMM bünyesinde kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel şiddet -cinsel istismar, cinsel taciz, cinsel saldırı, tehdit ve ayrımcılık- vakalarının ortaya çıkması, bu ihlallerin münferit ya da istisnai olmadığını; aksine kurumsal yapı içerisinde yeniden üretilen, süreklilik kazanan ve çoğu zaman sistematik biçimde görünmez kılınan bir şiddet rejiminin varlığını açıkça göstermektedir.”

    “SORUN AHLAK DEĞİL GÜÇ VE CEZASIZLIK MESELESİ”

    Koçyiğit, cinsel şiddetin bireysel ahlak meselesi olarak ele alınamayacağını vurgulayarak, yapısal eşitsizliklere dikkat çekti. Gerekçe metninde şu değerlendirmelere yer verildi:

    “Toplumsal alanın her kademesinde ortaya çıkan cinsel şiddet, bireylerle ilgili tekil ya da ahlaki sorunlar olarak değil; güç ilişkileri, hiyerarşik yapı, ataerkil normlar ve cezasızlık politikaları üzerinden ele alınmalıdır. Kadınlar ve stajyer öğrenci çocuklar, özellikle çalışma yaşamında ve kamusal alanda; yaş, cinsiyet, statü ve ekonomik bağımlılık gibi nedenlerle yapısal olarak eşitsiz bir güç konumunda bulunmaktadır. Bu eşitsizlik ortadan kaldırılmadan, yalnızca belli vakaların kamusallaşmasının ardından işletilen disiplin ya da ceza süreçleriyle cinsel şiddetin önlenmesi mümkün değildir.”

    “SESSİZLİĞE ZORLAYAN KURUMSAL DÜZEN”

    Yakın zamanda TBMM’de bir stajyer öğrenciye yönelik ortaya çıkan istismarı hatırlatan Koçyiğit, Meclis bünyesinde “Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddetle Mücadele ve Önleme Politika Belgesi” hazırlanması gerektiğini ifade etti.

    Koçyiğit, önergesinin gerekçesinde şiddete maruz kalanların neden susmak zorunda bırakıldığını şu sözlerle anlattı:

    “Başta stajyer öğrenci çocuklar, genç kadınlar, geçici personel ve hiyerarşik olarak daha aşağı konumda bulunanlar olmak üzere; üst kademelerde görev alan kadınlar dahi, şikâyet ettikleri takdirde işlerini, eğitimlerini, mesleki geleceklerini, itibarlarını ya da fiziksel güvenliklerini kaybetme korkusuyla sessizliğe zorlanmaktadır. Bu sessizlik hali, failin değil, şiddete maruz bırakılanın sorumluluk üstlendiği ve bedel ödemek zorunda bırakıldığı bir düzen yaratmakta; cinsel şiddet bu yolla kurumsal olarak tolere edilen, bastırılan ve yok sayılabilir bir olguya dönüşmektedir.”

    “SORUN KİŞİLER DEĞİL YAPININ KENDİSİ”

    Koçyiğit, cinsel şiddetin kaynağına dair net bir çerçeve çizerek şu ifadeleri kullandı:

    “Bu nedenle sorun, yalnızca ‘suç işleyen kişiler’, ‘sapıklar’ ya da ‘ahlaksız bireyler’ sorunu değildir; kurumun kendisini, kasıtlı ya da kasıtsız biçimde failden yana yeniden üreten yapısal eksiklikleri ve işleyiş biçimleri sorunudur.”

    Mevcut duruma ilişkin yapısal eksiklikleri sıralayan Koçyiğit, gerekçede şu tespitlere yer verdi:

    “Mevcut durumda TBMM bünyesinde; kadınlar ve çocuklar için önleyici risk değerlendirmeleri yapılmamakta, personelin toplumsal cinsiyet eşitliği ve çocuk hakları konusunda zorunlu, sürekli ve bağlayıcı bir eğitimi bulunmamakta, güvenli, bağımsız ve erişilebilir başvuru mekanizmaları işletilmemekte, şikâyet süreçleri çoğunlukla kurum içi hiyerarşi içerisinde, faille doğrudan ya da dolaylı ilişkisi bulunan kişiler eliyle yürütülmekte; süreçler şiddete maruz bırakılanın üstün yararı yerine kurumun itibarını ve idari konforunu merkeze alan bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Bu durum, şiddete maruz bırakılanın korunması ve haklarının güvence altına alınması yerine; şiddetin bastırılması, ötelenmesi ya da sistematik biçimde görünmez kılınmasıyla sonuçlanmaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • AKP’li yıllarda Dünya Çocuk Hakları Günü: 3 bin 532 çocuk cezaevinde!

    AKP’li yıllarda Dünya Çocuk Hakları Günü: 3 bin 532 çocuk cezaevinde!

    Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ancak dünya ve Türkiye’de tablo, çocuklar için daha da kötüye gidiyor. Çocuklar eğitim haklarından mahrum bırakılıp anadilleri ve inançlarına uygun eğitim görmüyor, ucuz iş gücü olarak kullanılıp iş cinayetlerinde yaşamını yitirp, cinsel istismara maruz bırakılıyor, çeşitli patlamalarda yaşamlarını yitiriyor. Çocuk Hakları Gününü cezaevinde geçiren çocukların sayısı 3 bin 532 çocuk bulmuş durumda.

    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklarla ilgili veriler ürkütücü boyutlarda. Dünya üzerinde binlerce çocuk, yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel haklarından mahrum kalırken, Türkiye’de ise çocuklara yönelik cinsel istismardan ‘iş cinayetleri’ne kadar yoğun bir hak ihlali yaşanıyor.

    ÇOCUKLAR EĞİTİM HAKLARINDAN MAHRUM

    Türkiye’de eğitim sistemi özellikle son dönemde yap-boz tahtasına dönüştürüldü. Bir taraftan özel okullar devlet tarafından teşvik edilirken, devlet okullarında ödenek yetersiz denilerek, kısıtlamalara gidiliyor. Eğitim hakkından yararlanamayan, MEB verilerine göre 935 bin 832’si kız, bir milyon 38 bin 42’si erkek, toplam bir milyon 937 bin 874 çocuk bulunmakta.  okullarda verilen eğitimde ise dünya sıralamalarında en altlarda yer alıyor.

    Eğitim de en önemli hak ihlallerinin başında ise anadil ve inanç yönüyle yaşanmakta. Türkiye’ye yaşayan ve anadili Türkçe olmayan bütün çocuklar ayrımsız, zorunlu dil dersine tabi tutuluyor.

    Alevi çocukları ise zorunlu din dersi ile asimilasyona tabi tutulmakta. Yargı kararlarının uygulanmadığı eğitim sisteminde Alevi çocuklara, İslam dini temelli eğitim verilmekte.

    8 AYDA EN AZ 516 ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRDİ

    Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) Çocuk Hakları Merkezi’nin medya izleme yoluyla edindiği verilere göre; 2024’ün ilk 8 ayında 516 çocuk yaşamını yitirdi. En fazla çocuk ölümleri Temmuz ayında kaydedildiği rapora göre; 20 çocuk şüpheli, 40 çocuk intihar, 15 çocuk toplumsal cinsiyet temelli, 40 çocuk ise çocuk işçi ölümü olarak geçti.

    ÇOCUK İŞÇİ ÖLÜMLERİ VE MESEM

    Çocukların yaşam haklarının ihlal edilmesinin başında ise “çocuk işçiliği” geliyor. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi) verilerine göre; son 11 yılda en az 695 çocuk, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Çocuk haklarını korumakla sorumlu iktidarın 2016’da hayata geçirdiği Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) çocuk yaşam hakkının ihlallerindeki oranın yüksekliği dikkat çekiyor. CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, geçtiğimiz günlerde bütçe görüşmelerinde son bir yılda 15-17 yaş arasında en az 44 çocuğun MESEM’lerde yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    3 BİN 532 ÇOCUK CEZAEVİNDE

    CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün cezaevlerindeki çocuk sayısına yönelik önergesinde 14 Ağustos’ta yanıt veren Adalet Bakanlığı’na verilerine göre, 3 bin 532 çocuk ‘suça sürüklenen çocuk’ kapsamında cezaevlerinde. Bunların bin 48’i hükümlü, 2 bin 484’ü ise tutuklu. 0-6 yaş grubunda cezaevlerinde anneleriyle kalan çocukların sayısı ise 759.

    612 BİN 814 ÇOCUK EĞİTİM DIŞINDA

    Eğitim Reformu Girişimi (ERG) 2024 yılı Eğitim İzleme Raporuna göre; zorunlu eğitim çağında olan yaklaşık 612 bin 814 çocuk eğitim dışında. Bu çocukların yüzde 53,6’sı oğlan yüzde 46,4’ü kız olduğu belirtilen raporda,  söz konusu oran önceki yıla göre yüzde 38,4 arttı. Eğitim dışında kalmanın 15 yaşından sonra artış gösterdiği vurgulana raporda, toplam 242 bin 360 mülteci ve göçmen çocuğun eğitim dışında kaldığı belirtiliyor.

    2 MİLYON ÇOCUK DERİN YOKSULLUK İÇİNDE 

    Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV),  tarafından yapılan araştırmada, 0-17 yaş grubu arasındaki 7,03 milyon çocuğun yoksulluk içinde yaşadığı kaydedildi. Araştırmada, bunların 2 milyonunun ise derin yoksulluk içine olduğu vurgulandı. Araştırmalara göre; 2017 yılında bebeklerde yoksulluk oranı yüzde 36,8 iken 2022 yılında ise bu oran 41,4’e çıktığı ifade edilirken aynı dönemde çocukların yoksulluk oranı yüzde 40,8’den yüzde 43,8’e çıktı.

    ÇOCUK İSTİSMARI

    Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2023 yılında kolluk kuvvetlerine giden veya götürülen “mağdur” 242 bin 875 çocuğun yüzde 12’ye yakını cinsel istismar nedeniyle şikayette bulundu. Bu, yaklaşık 29 bin çocuğa denk geliyor. Uluslararası Çocuk Merkezi, verilerine göre ise bu soruşturmaların 3’te 1’inden fazlasına ise dava bile açılmıyor. Bu verilere göre; 2023’te Cumhuriyet başsavcılıklarında soruşturma evresinde karara bağlanan çocuk istismarına ilişkin dosyaların yüzde 34’ünde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. 2013’te bu oran yüzde 21’di.

    60 MİLYON ÇOCUK ÇEŞİTLİ NEDENLERLE YAŞAMINI YİTİRECEK 

    Kuruluşlar Arası Çocuk Ölümleri Tahmin Grubu IGME tarafından hazırlanan rapora göre de, bugünkü yaşam koşullarına göre dünyada 2017 ile 2030 yılları arasında 60 milyon çocuk beş yaşına gelmeden göç, savaş, şiddet ve kıtlık gibi nedenlerden dolayı yaşamını yitirecek ve bu ölümlerin ise çoğunluğunu yeni doğan çocuklar oluşturacak. Yine savaş nedeniyle Ortadoğu’da yaşayan çocuklar da aileleriyle birlikte göç etmek zorunda bırakılırken, binlerce çocuk göç esnasında yaşamını yitirdi veya yaralandı. Bununla birlikte çocuklar başta yaşam hakkı olmak üzere barınma, eğitim, sağlık gibi haklardan mahrum bırakıldı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Türkiye’deki Suriyeli mülteci çocukların yüzde 40’ının okula gitmediğini belirtirken, çocukların ayrımcılığa uğradığına dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İmam hatip lisesinde 16 erkek çocuğa istismar; müdür yardımcısı tutuklandı

    İmam hatip lisesinde 16 erkek çocuğa istismar; müdür yardımcısı tutuklandı

    PİRHA- Ordu’daki Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısı K.Ç., 16 erkek çocuğa cinsel istismarda bulundu. Skandalın ortaya çıkmasının ardından K.Ç. tutuklandı. 

    Türkiye’de tarikatlarda, bazı kuran kurslarında, dinci vakıfların yurtlarında, zaman zaman okullarda taciz, istismar olayları yaşanıyor.

    BirGün’den Onur Durmuş’un haberine göre, Ordu’nun Aybastı İlçesi’nde bulunan Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 16 öğrenci, müdür yardımcısı K.Ç. tarafından sözlü ve fiziksel istismara maruz bırakıldıkları gerekçesiyle okul idaresine giderek şikayetçi oldu.

    Okul idaresinde ilk önce çocukların yazılı savunmaları alındı. Daha sonra savcılığa intikal eden olayla ilgili savcı, pedagog eşliğinde çocukların ifadelerine başvurdu.

    16 ERKEK ÖĞRENCİYE TACİZ

    16 erkek öğrenciden bazıları sadece sözlü, bazıları ise hem sözlü hem de fiziki istismara maruz kaldıklarını beyan ettiler.

    Öğrenciler, K.Ç.’nin, özel bölgelerine dokunduğunu ve kendilerine cinsel imalı söylemlerde bulunduğunu dile getirdi.

    ÖĞRETMEN CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ

    Öğrencilerin ifadelerinin ardından K.Ç. hakkında savcılık talimatıyla soruşturma başlatıldı. Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan K.Ç., Ünye Cezaevi’ne gönderildi.

    Aybastı Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan soruşturma daha sonra Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    Fatsa Ağır Ceza Mahkemesi ise Aybastı Ağır Ceza Mahkemesi ile aralarında oluşan “zımni görev uyuşmazlığının giderilmesi” için dosyayı Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Aybastı Asliye Ceza Mahkemesi’ne tevdi etti.

    Kararda, “Yapılan incelemede, eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğundan ve sanığın üzerine atılı eylemlerin takdirinin üst dereceli mahkemeye ait olduğundan bahisle dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    VELİLERE “ÇOCUKLARINIZIN SİCİLİNE İŞLER” BASKISI

    Öte yandan, istismar ile ilgili hukuki süreç devam ederken Aybastı Belediyesi’nde çalışan bazı idarecilerin, şikâyette bulunan öğrencilerin ailelerine baskı yaparak ifadeleri geri çektirdiği iddia edildi.

    ÖĞRETMENİN CİNSİYETÇİ SÖYLEMLERİ

    K.Ç. isimli öğretmenin çocukların savcılığa verdiği şikâyetlerden yaklaşık 4 ay önce Aybastı Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde müdür yardımcısıyken okul idaresi tarafından “çocuklara cinsiyetçi ifadeler kullanma” gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığı ve geçici olarak Aybastı Anadolu Lisesi’ne gönderildiği de ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    Cemaatçi Hiranur Vakfı’ndaki cinsel istismar davasında cezalar belli oldu

    PİRHA- Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarı davasında yeniden yargılanan sanıkların cezası belli oldu. Baba Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin 6 yaşındayken 29 yaşındaki ‘müridi’ Kadir İstekli ile ‘evlilik’ adı altında cinsel saldırıya maruz bırakılmasına ilişkin yürütülen davanın karar duruşması bugün görüldü.

    Davada daha önce verilen kararlar bozulmuş ve dava yeniden görülmüştü.

    6 yaşında evlendirilen kız çocuğunun babası Yusuf Ziya Gümüşel’e 18 yıl 9 ay hapis, çocuğu yıllarca istismar eden Kadir İstekli’ye 36 yıl hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 9 öğrenciye tacizde bulunan fail tutuklandı

    9 öğrenciye tacizde bulunan fail tutuklandı

    PİRHA- Elazığ’da bir lise müdürü G.C., önce 8 öğrenciye yönelik taciz suçundan gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı. Ancak bir öğrencinin daha şikayeti üzerine tekrar gözaltına alınan G.C., “çocuğun cinsel istismarı” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Elazığ, 8 öğrenciye cinsel taciz suçlamasıyla tutuklanan ve mahkemeye çıkarıldıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan lise müdürü G.C., bir öğrencinin daha şikayeti üzerine tutuklandı. Lise öğrencisi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER), okul müdürü G.C. tarafından taciz edildiğini bildirdi. Bu şikayetin ardından, 7 öğrenci daha okul müdürü G.C.’nin tacizlerine maruz kaldıklarını ifade ettiler.

    Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma sonucunda fail G.C., 28 Mart’ta gözaltına alındı ve ertesi gün nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrolle serbest bırakıldı.

    Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü, fail G.C. hakkında idari bir soruşturma başlattı ve müdürü zorunlu izne ayırdı.

    Daha sonra G.C. hakkında başka bir öğrenci tarafından şikayette bulunuldu. Çocuğun şikayeti üzerine Elazığ Cumhuriyet Savcılığı, G.C. hakkında yakalama kararı çıkardı. Avukatıyla birlikte adliyeye giden G.C., savcılık ifadesi alındıktan sonra tutuklanması talebiyle Elazığ 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi.

    Mahkeme, G.C.’yi “çocuğun cinsel istismarı” suçundan tutuklayarak cezaevine gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tarikat yurdunda 10 öğrenci taciz ve istismar edildi

    Tarikat yurdunda 10 öğrenci taciz ve istismar edildi

    PİRHA – Antalya’nın Alanya ilçesinde Süleymancılar cemaatine ait Sugözü Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan 10 erkek öğrenci taciz ve istismar edildi.

    Sugözü Erkek Öğrenci Yurdu’nda 10 erkek öğrenciye taciz ve istismarda bulunduğu belirtilen eğitmen G.R.U. (21) hakkında toplam 94 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Mağdur öğrencilerin ifadeleri, hazırlanan iddianamede yer aldı.

    Süleymancılar cemaatine ait Sugözü Erkek Öğrenci Yurdu’nda görevli G.R.U’nun, geçen yıl 14 yaş altındaki 5 erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu yönünde suç duyurusunda bulunuldu. Şikâyet sonrası ifadesi alınıp, serbest bırakılan G.R.U. hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, suç duyurusunda bulundu. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile G.R.U., 21 Kasım 2023’te yeniden gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen G.R.U., tutuklandı.

    10 MAĞDUR ÇOCUK OLDUĞU ANLAŞILDI

    Olayla ilgili yürütülen soruşturma ve alınan ifadeler kapsamında taciz ve istismara uğrayan öğrenci sayısının 10 olduğu tespit edildi. G.R.U. hakkında 9 öğrenciye yönelik “sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel istismar”, “çocuğa karşı cinsel taciz”, “çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri vermek ya da bunların içeriğini göstermek”, 1 öğrenciye yönelik ise “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla toplam 94 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianame, Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

    ÖĞRENCİLERİN İFADELERİ İDDİANAMEDE

    İddianamede öğrencilerin ifadeleri de yer aldı. Öğrenciler, G.R.U’nun özel bölgelerine dokunduğunu, müstehcen tekliflerde bulunduğunu, cinsel çağrışım uyandırabilecek oyun oynattığını, kendisine karşı konulduğunda fiziksel şiddet uyguladığını, müstehcen içerikli videolar izletip, o konularda konuştuğunu, bazı çocukları ‘karı-koca’ şeklinde eşleştirdiğini, ‘gel seni karım yapayım’ dediğini beyan etti.

    G.R.U. ise ifadesinde, “Zaman zaman çocuklarla şakalaştığını iddia ederek suçlamaları reddetti.

    Ek olarak alınan bazı ifadelerde de G.R.U.’nun çocuklara zorla hırsızlık yaptırdığı, birbirlerinin çantalarından eşya aldırıp, kendisine getirttiği, kantinden çocukların parasıyla kendisine bir şeyler aldırttığı, telefondan oynadığı oyuna çocukların parasıyla eşya almak için para yüklettiği, oyunda yenildiği zaman da sinirlenip, çocuklara vurduğu iddiaları da yer aldı.

    Diğer yandan G.R.U’nun öğrencilere uyguladığı şiddet, bir öğrencinin cep telefonu kaydı ile ortaya çıktı. Görüntülerde G.R.U’nun öğrencilere bağırdığı ve vurduğu anlar yer aldı.

    “OĞLUMA CİNSEL İLİŞKİ TEKLİF ETMİŞ”

    Adının açıklanmasını istemeyen bir öğrenci velisi olayla ilgili açıklamada bulundu. Veli, “Oğlum, taciz olayını yeğenlerime anlatmış. Biz de o gün öğrendik. Beni binanın arka tarafına çektiler. ‘Teyze bir şey söyleyeceğiz’ dediler ve söylediler. O anda beynimden aşağı kaynar sular döküldü. Çocuklardan isimleri aldım. Gerçekliğini öğrenmeye çalıştım. O anda sinirlenerek G.R.U’yu aradım. Hoca, ‘Öyle bir şey yok’ dedi. 5 dakika sonra yurda gittik. G.R.U. kaçmıştı. Oğlum bize olayların çok defa yaşandığını anlattı. Oğlum, G.R.U’nun kendisine de cinsel ilişki teklif ettiğini ve kabul etmeyince çok kötü davrandığını söyledi. Dayak olayları da çıktı. Bir videoda dayak anı görülüyor. Normalde de geldiği günden beri bütün çocuklara dayak atıyormuş. Herkes dayak yiyormuş” dedi.

    “NE KADAR KÖTÜ ŞEY VARSA ÇOCUKLARA YAPMIŞ, YAPTIRMIŞ”

    Çocukların parasal ihtiyaçlarına yetemez olduklarını anlatan veli, “G.R.U’nun çocukların parasıyla kantinden istediğini aldığını, çocukların eşyalarını çaldığını biliyorum. Her türlü şiddet var. Psikolojik şiddet var. Dayak var, hırsızlık var. G.R.U. ne kadar kötü şey varsa çocuklara yapmış, yaptırmış. Oğlum ilk senesinde yurttan çok memnundu. Ben de memnundum ama ta ki bu G.R.U. gelene kadar. G.R.U. geldikten sonra çocuğumun psikolojisi bozuldu. Çocuğum öyle olunca benim de bozuldu. Gerçekten psikolojim altüst. Şu an yıkık bir enkaz gibiyim” diye konuştu.

    “BİR SÜRÜ ÇOCUĞUN MAĞDUR OLDUĞUNU ÖĞRENDİK”

    Mağdur çocuklardan birinin yakını da şunları anlattı:

    “Bize geldi, yaşananları anlattı. Kaldığı yurtta tecavüz, taciz, hırsızlık, cinsel içerikli videolar izletildiğini, söyledi. Bunu 1 kişi yapıyormuş. Daha sonra yurda gittik, konuştuk ama şahsın orada olmadığını söylediler. Şikâyette bulunduk ve soruşturma süreci başladı. Bu süreçte kendi çocuğumuzun arkasını ararken; bir sürü çocuğun mağdur olduğunu öğrendik.”

    (HABER MERKEZİ)

  • H.K.G. davasının duruşmasına bugün devam ediliyor

    H.K.G. davasının duruşmasına bugün devam ediliyor

    Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşında evlendirmesine ve istismara yol açmasına ilişkin davaya bugün devam edilecek. 

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızı H.K.G.’yi 6 yaşındayken 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli ile evlendirmesine ilişkin davaya bugün Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da devam edilecek. Kadın hakları savunucuları da H.K.G’nin davasına destek çağrısı yaptı.

    NE OLMUŞTU?

    Davanın 6’ncı duruşmasında dosyadan çekilen Kadir İstekli’nin avukatının yerine gelen yeni avukat, savcılık mütalaasına ve dosya esasına dair savunma için ek süre talep etmiş, duruşma iki hafta ertelenmişti. Yayın yasağı olan davada, Kadir İstekli “cinsel istismar ve cinsel saldırı” suçlarından 67 yıl 10 ay 15 güne kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında ise “zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı” suçundan 22 yıl 6 aya kadar ceza isteniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de istismar davası; fail çocukları suçladı

    Dersim’de istismar davası; fail çocukları suçladı

    PİRHA-Dersim’de iki çocuğu istismar ettiği suçlamasıyla yargılanan Serdar Yalçınoğlu, duruşmada çocuğu suçladı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 31 Ekim 2023 tarihine ertelendi.

    Dersim’in Hozat ilçesinde 9 ve 7 yaşlarındaki iki çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan 44 yaşındaki Serdar Yalçınoğlu’nun yargılandığı davanın duruşması, bugün Tunceli Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    İddiaya göre, 9 yaşındaki çocuğun aile yakını olan Yalçınoğlu, 4 yıl önce çocuğu istismar etti. Çocuğun durumu okuldaki rehber öğretmene anlatmasıyla aile, Yalçınoğlu hakkında şikâyetçi oldu. Bunun üzerine Yalçınoğlu gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Soruşturma sürerken, şüphelinin aynı yıl çocuğun kuzenine de istismarda bulunduğu öne sürüldü.

    İDDİALAR ÇOCUK TARAFINDAN UYDURULDU

    Konuyla ilgili bugün görülen davada, Yalçınoğlu’nun avukatı Mehmet Sıddık Aydın, çocuğun yalan söylediğini savundu. Aydın, müvekkili Yalçınoğlu’nun telefonundan cinsel içerikler tespit edildiğini ifade etti. Aydın, çocuğun Yalçınoğlu’nun kendisine telefonundan söz konusu içerikleri gösterdiğini söylediğini ancak bunun da çocuk tarafından uydurulduğunu ifade etti.

    “EN YÜKSEK CEZAYI ALMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Mahkemede sanığın en yüksek halden ceza almasını talep eden çocuğun avukatı Reyhan Helin Bulut, duruşma sonrası şu bilgileri paylaştı: “Bizler avukatı olarak şunu söylüyoruz, mağdurda akranlarına göre bir mental gerilik söz konusu. Mental geriliği olsa dahi, bunun yalan söylemeye eş değer bir durum olarak kabul edilemeyeceği, bu noktada da tekrardan Adli Tıp Kurumu’ndan rapor aldırılması gerektiği noktasında mahkemenin kararı önemli. Aslında mahkeme çocukların beyanını kabul etti ve bu yönde de karşı tarafın iddiasına karşılık rapor aldırılması gerektiğine karar verdi. Ayrıca adamın telefonundan çıkan cinsel içerikli imaj sonuçlarında da soruşturmanın devam ettiği, aslında çocukların doğruyu söylediği, bunun da bir nevi fiili illiyet bağının kurulduğu noktası da önemli.”

    Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken duruşma 31 Ekim 2023 tarihine ertelendi.

    PİRHA/DERSİM

  • Yeşil Sol Parti ve HDP’li vekillerden çağrı: Çocuğa yönelik suçlar artıyor, önlem alın-VİDEO

    Yeşil Sol Parti ve HDP’li vekillerden çağrı: Çocuğa yönelik suçlar artıyor, önlem alın-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti ve HDP kadın milletvekilleri, Meclis’te basın açıklaması yaparak, çocuğa yönelik suçlardaki artışa dikkat çekti. Vekiller, 22 yılda 15 yaşından küçüklerin yaptığı doğum sayısının 21 bin 87’ye ulaştığını belirterek, cinsel suçların önlenebilmesini talep etti. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çocuk Komisyonu, çocuk yaşta evlendirme ve çocuklara yönelik cinsel suçlara  ilişkin Meclis’te ortak basın toplantısı düzenledi. HDP ve Yeşil Sol Parti Çocuk Komisyonu adına Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın konuştu.

    Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, erken yaşta evlilik ve çocuklara yönelik istismara ilişkin açıklamalarda bulundu.

    15 yaş altı doğum oranlarının yüzde 25 arttığını belirten Altın, “Yaşanan artışlar TÜİK’in son verilerine de yansımıştır. Açıklanan verilere göre 15 yaş altı doğum oranları yüzde 25 artarken, 19 yaş altındaki gebe sayısı 2 milyonu aşmış ve 22 yılda 15 yaşından küçüklerin yaptığı doğum sayısı 21 bin 87 ulaşmıştır. 2002-2021 yılları arasında yine TÜİK’in açıkladığı verilere göre 16 ve 17 yaşında olup aile onayı ile evlendirilen kız çocuklarının sayısı 731 bin 16, oğlan çocuklarının sayısı ise 34 bin 795 olarak kayıtlara geçmiştir. 2012-2021 yılları arasında mahkemeler tarafından reşit olmadığı halde 129 bin 547 çocuk için “evlenebilir” kararı verildiği de kamuoyuna yansıyan veriler arasındadır. Bunlar sadece sayı değildir; bunların her birinin çocuk olduğunu unutmamamız lazım. Peki, bu sayılar bize neyi göstermektedir? Bizler biliyoruz ki bu sayılardaki artış, iktidarın kadın düşmanı politikalarının açık sonucudur. İktidar gerek söylemleri gerekse hâlihazırda süren uygulamalarıyla her geçen gün çocuk hakkı ihlallerinin önünü açmaktadır”dedi.

    “ÇOCUK İSTİSMARININ MEŞRULAŞTIRILMASI DEĞİL DE NEDİR?”

    Altın, 18 yaş altı doğum oranlarının artmasında yargı kararlarının rolünün altını çizerek, “18 yaşından küçük olduğu halde gebe kalan çocuklara evlilik izni verilmesi hala hukuken zorlayıcı neden sayılıyor” diye belirtti. Altın, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu ve benzeri hukuki kararlar evlilik adı altında çocuk istismarının meşrulaştırılması değil de nedir? Yine birkaç gün önce kamuoyuna yansıyan bir diğer haber de yargının geldiği noktanın en açık özeti niteliğindedir. Gebze 4. Aile Mahkemesi 15 yaşındaki hamile çocuğun H.B. isimli erkekle evlendirilmesi için mahkemeye başvuran ailenin talebini onayladı. Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma talebinde bulununca, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı kanun yararına ve sonucu etkilememek üzere bozdu. Yargıtay’ın bu kararı mahkeme sonucunu etkilemedi. Bizler henüz 15 yaşında bir kız çocuğunun gebe olmasının evlilik için zorlayıcı neden olarak görülmesini kabul etmiyoruz, Yargıtay’ın kararını da tanımıyoruz.İstismar sonucu oluşan gebeliği evlilik için zorunlu hal sayarak meşru kılan anlayış kabul edilemez!”

    “KÜÇÜĞÜN RIZASI VARDI, GİBİ GEREKÇELER KABUL EDİLEMEZ”

    Altın, istismarın önünü açmak yerine sorulması gereken sorulara işaret ederek, “15 yaşındaki kız çocuğunu kim ve ne zaman istismar etmiştir? Bu istismar neden cezasız kalmıştır? Asıl sorulması gereken bir diğer soru da şudur: 15 yaşındaki kız çocuğunun ruhsal sağlığına ilişkin bir uzmanla görüşmesi sağlandı mı? Bu kız çocuğunun devam etmesi gereken eğitim hayatı için herhangi bir adım atılmış mıdır? Ekonomik bakımdan istismarcı erkeğe bağımlı kılacağınız bu kız çocuğunun evlilik içinde tekrar tekrar ruhsal, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalacağının farkında mısınız? Eğer farkındaysanız ne yapıyorsunuz? “Küçüğün rızası vardı” gibi hakikatten uzak, istismarı meşrulaştıran ve üstünü örten gerekçeler kabul edilemez. Yaşam içerisinde giydiği elbiselerden gideceği okula kadar fikri sorulmayan çocuğun istismar meselelerinde “rızası var” denilmesi de ayrı bir garabettir. Gerçek şu ki bu ülkede çocuklar evde aile bireyleri tarafından, kamusal alanda komşuları ve akranları tarafından istismara uğratılıyor. Yine dini eğitim adı altında iktidarın artık organik bir parçası olan tarikat-cemaat yurtlarında, kuran kurslarında cinsel istismara uğruyorlar. İstismara uğrayan çocuklar ise zorla evlendirilerek bir kez de devlet tarafından istismar ediliyor. Çocuğu istismar eden ile evlenmeye zorlayan, istismar sonucu oluşan gebeliği evlilik için zorunlu hal olarak gören ve meşru kılan bu anlayış ve uygulamalar kabul edilemez!” diye konuştu.

    “YARGIYI DA TOPLUMU DA ETKILEYEN İKTİDARIN POLİTİKALARI”

    Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, yargıyı da toplumu da etkileyenin iktidarın çocuk düşmanı politikalarının olduğunu söyledi. İktidarın politikalarını eleştirerek şunları ekledi:

    ” ‘Küçüğün rızası vardı’ gerekçesi ile kaç tahliye kararı verildi, artık sayamıyoruz. Bunlar yalnızca yargı kararlarının istismar vakalarının artışındaki etkilerdir. Oysa biliyoruz ki yargıyı da toplumu da etkileyen iktidarın çocuk düşmanı söylem ve politikalarının ta kendisidir. İstismar vakalarındaki artış; gelenek görenek ve dini araçsallaştıran yaklaşımlarla ‘evlendirme’ adı altında çocuk istismarını meşrulaştıran söylemlerin iktidar tarafından sıklıkla tekrarlanması, kız çocuklarının ve kadınların kamusal alandan uzaklaştırılmaları ve erkeğe ekonomik olarak bağımlı kılınması, genç kadınları eğitimden ve iş gücünden dışlayan anlayış ve uygulamaların sonucudur.”

    “ÇOCUKLARI KİRLİ SİYASETİNİZE ALET ETMEKTEN BIKMADINIZ”

    Altın, Milli Eğitim Bakanı’nın ‘kız okulları’ ile ilgili   açıklamalarına da tepki gösterdi ve “Neymiş, aileler kız çocuklarının erkeklerin olduğu okullarda okumasını istemiyormuş. Nerede çocuğun rızası? Aileler nereye gitmesini istiyorsa onu yapıyorsunuz. Sebep iktidarın kadın düşmanı politikaları değilmiş, kadın yoksulluğu değilmiş! Peki, çözüm kız çocukları için ayrı okul açmak mı? Kız çocuklarının eğitimi gibi bir konu üzerinden kadın düşmanı politikalarınıza söylem üretmekten, çocukların yaşamlarını kirli siyasetinize alet etmekten bıkmadınız. Biz de sizi teşhir etmekten bıkmayacağız.”diye ekledi.

    “AKP-MHP İKTİDARI TARAFINDAN BÖYLE ÖRÜLDÜ”

    AKP iktidarının 2009’dan bu yana yaptığı uygulama ve düzenlemeler ile istismarın önünün açıldığına işaret eden Altın, şunları kaydetti:

    “2009’da yayınlanan yönetmelikle nişanlılık şartı kaldırıldı ve ortaöğrenim yaşındaki çocukların nişanlanması serbest bırakıldı. Bu düzenleme çocuk yaşta evlilik yoluyla istismarın önünü açan önemli adımlardan biriydi. 2013’te cemaatlere öğrenci yurdu ve pansiyon açmanın yolunu açtılar. Daha önce Türk Ceza Kanunu’nun 263. Maddesi kanuna aykırı eğitim kurumu açanlara, çalıştıranlara, bu kurumlarda öğretmenlik yapanlara 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile bu kaçak yurtların kapatılmasına hükmediyordu. 2013’te bu madde iptal edildi ve o güne kadar suç sayılan kaçak yurt açmak ve işletmek suç olmaktan çıkarıldı. Böylece sıkça istismar ile gündeme gelen vakıf ve cemaatlerin açtığı kaçak kurs, yurt ve okullar serbest bırakılmış oldu. Çocuk istismarının adımları, 2013’te üniversite öğrencilerine evlendiklerinde borçlarını silme yoluna gidildi. Evli öğrenciler için açık öğretim lisesi mecbur kılındı. Hem evli hem de öğrenci olabilmeyi mümkün kılan, en düşük evlendirme yaşını 17 olarak belirten Medeni Kanuna aykırı olan bu düzenleme erken yaşta evliliklerin önündeki bir engeli daha kaldırmış oldu. Yine 2013’te üniversite öğrencilerine evlenirse kredi veren, borçlarını silen bakanlık kararları alındı. Bu karar ile öğrencilerin evliliğini teşvik eden uygulamalar gündeme geldi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni evlenen üniversite öğrencilerine 10 bin TL’ye kadar “evlilik kredisi” verme kararı aldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı da pek çok mezunun ödemekte zorluk çektiği Kredi ve Yurtlar Kurumu öğrenim kredisini ve yurt ücretlerini evlenen üniversitelilerden almayacağını ilan etti. Bu yolla kadın yoksulluğunun tırmandığı AKP-MHP iktidarı döneminde zaten ekonomik olarak eğitim hayatının gereklerini karşılamakta güçlük çeken, barınamayan genç kadınlar adeta evliliğe teşvik edildi. 2015’te Anayasa Mahkemesi resmi nikâhsız dini nikaha cezayı iptal etti. 2016’da Anayasa Mahkemesi çocuk istismarına 15 yaş kriteri getirdi. Yine 2016’da istismara evlilik yoluyla af tasarısı tepkiler üzerine geri çekildi. 2017’de müftülere dini nikâh kıyma yetkisi verildi. Çocuğun nüfusa kaydına sözlü beyan yeterli hale getirildi. 2021’de cinsel suçlarda ‘somut delil’ şartı aranmaya başlandı. Adım adım kadınların, kız çocuklarının kazanımları gasp edildi. Son olarak Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilindi. İşte bugün karşılaştığımız 18 yaş altı doğum oranındaki artışların da artan evlilik yoluyla istismarın da adımları AKP-MHP iktidarı tarafından böyle örüldü.”

    “BURADAYIZ GİTMİYORUZ; OKULDAYIZ, SOKAKTAYIZ, MECLİS’TEYİZ”

    Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, çocukların sesini duyurmak için mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyerek, “Çocuğun evlilik yoluyla cinsel istismarı sosyal, kültürel, inançsal bahanelerle meşrulaştırılamayacak ağır bir suçtur. Çocuğun yüksek yararı ilkesi gereğince; çocuğun insan haklarını tanımak, ihlal etmemek, korumak ve gereğini yerine getirmekle yükümlü olan devlet; yasalarını, uygulamalarını, fiillerini yani her türlü politikasını çocukların tarafında olarak gözden geçirmeli ve yeniden düzenlemelidir. Çocuğun evlilik yoluyla cinsel istismarı, çocuk cinsel istismarının devlet eliyle meşrulaştırılmasıdır. Çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenebilmesi için neler yapılabilir? Kadın düşmanı politikalardan derhal vazgeçilmelidir, İstanbul Sözleşmesi yeniden imzaya açılmalıdır. Kız çocuklarını ve genç kadınları eğitimden uzaklaştırarak eve hapsetmeye çalışan anlayışlardan ve yoksulluğun kadınlaştığı bu dönemde kadını iş gücünden ve kamusal alandan uzaklaştıran uygulamalardan vazgeçilmeli, kadını ekonomik olarak erkeğe bağımlı kılan sebepler bertaraf edilmelidir. Çocuğun evlilik yoluyla istismarını meşrulaştıran Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ilgili maddeler çocukların yüksek yararı gözetilerek yeniden düzenlenmelidir. Cinsel istismar fiili ortaya çıkmadan önce koruyucu önleyici politikalar üretilmeli ve bu politikaların yaygın uygulanabilmesi için gerekli mekanizmalar acilen yaratılmalıdır. Çocukların doğrudan ulaşabilecekleri şikâyet/başvuru mekanizmaları yerel ve yaygın olarak yaratılmalı, bu mekanizmaları nasıl kullanabilecekleri konusunda çocuklar bilgilendirilmelidir. Cinsel istismar eyleminin ortaya çıkması durumunda etkin soruşturma ve cezai yaptırım süreci hızlıca işletilmelidir. İstismara maruz bırakılan çocukların psikososyal destek sürecini de içeren sağlık tedbirleri alınmalıdır. Son olarak bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki; bizler Yeşil Sol Parti ve Halkların Demokratik Partisi Çocuk Komisyonu olarak iktidarın kadın ve çocuk düşmanı politikaları ile evlilik adı altında istismara karşı mücadele etmeye ve çocukların seslerini daha güçlü bir şekilde duyurmaya kararlılıkla devam edeceğiz! Buradayız gitmiyoruz; okuldayız, sokaktayız, Meclis’teyiz ve her yerde olmaya devam edeceğiz” diye vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • EHP’den 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G’ye destek-VİDEO

    EHP’den 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G’ye destek-VİDEO

    PİRHA- Emekçi Hareket Partisi, bugün 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G için Anadolu Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, “Emekçi Hareket Partililer olarak, sana söz veriyoruz. Asla yalnız yürümeyeceksin, biz de senin her zaman yanında olacağız” dedi.

    Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davanın duruşması, Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutukluluğunun devamına karar verilerek 17 Temmuz’a ertelendi.

    Emekçi Hareket Partisi (EHP), bugün 6 yaşından bu yana istismara uğrayan H.K.G için Anadolu Adliyesi’ndeydi. EHP yaptığı açıklamada, “Emekçi Hareket Partililer olarak, sana söz veriyoruz. Asla yalnız yürümeyeceksin, biz de senin her zaman yanında olacağız. Ve başka çocuklar istismara uğramasın, başka kadınlar şiddetle, cinayetle karşılaşmasın diye mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Sevgili kardeşimiz H.K.G.,

    Seni 6 yaşında gelinlik giydirenlerden önce tanımak isterdik.

    Ama ne iyi ki, sana dayatılanın aksine başka bir dünyanın var olduğu bir radyo programıyla sana ulaşmış. Senin mücadelen ve cesaretin de bize ulaştı.

    Kolay atılamayacak bir adım attın. Doktorları, bürokratları hatta iktidarı bile etkileyebilen tarikat düzeninin içinden sıyrılıp sesini duyurdun. Cesaretin öyle bir etki yarattı ki, şarlatanların gerçek yüzü açığa çıktı. İsteseler bile 6 yaşında bir çocuğun evlendirilmesinin arkasında duramadılar. Bu sefer “Bir kereden bir şey olmaz” diyemediler.

    “ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN”

    Senin durumunda daha pek çok çocuğun olduğu gerçeği bize ne kadar acı gelse de, o karanlıktan kurtulmuş olman sarıldığımız bir umut. Senin için adliyenin kapısına dayananlar, eylemlere katılanlar bizim için her zaman bir umut. Sen de umudunu asla kaybetme.

    Emekçi Hareket Partililer olarak, sana söz veriyoruz.
    Asla yalnız yürümeyeceksin, biz de senin her zaman yanında olacağız.
    Ve başka çocuklar istismara uğramasın, başka kadınlar şiddetle, cinayetle karşılaşmasın diye mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar davasında bugün karar bekleniyor

    Tarikatta 6 yaşındaki çocuğa istismar davasında bugün karar bekleniyor

    Tarikatçı Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dini nikâhla evlendirmesi ve H.K.G’nin cinsel istismara maruz kalmasına ilişkin davada, bugün karar çıkması bekleniyor.

    Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli adlı şahısla dini nikâhla evlendirmesi ve H.K.G’nin cinsel istismara maruz kalmasına ilişkin davada bugün karar bekleniyor.

    Davada, Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel yargılanıyor.

    30 Ocak’ta görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti yayın yasağı ve gizlilik kararı getirilmesine karar verdi. 27 Şubat’ta görülen ikinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanıkların cezalandırılmasını istedi.

    Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel, geçen yıl 15 Aralık’ta tutuklanmıştı.

    Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’nin tutuklu, anne Fatıma Gümüşel’in tutuksuz yargılandığı davanın 4. Celsesi bugün saat 9.30’da başlayacak. Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada bugün karar çıkması bekleniyor.

    NE OLMUŞTU?

    Gümüşel’in, kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken Kadir İstekli’yle evlendirdiğine dair haber ilk olarak 3 Aralık’ta BirGün gazetesinde Timur Soykan’un imzasıyla yayımlanmıştı.

    Haberde, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’nin, 6 yaşından itibaren bir cemaat mensubu ve aynı zamanda komşuları olan bir yetişkin erkek tarafından cinsel istismara uğradığı; 13 yaşında bu kişiyle nişanlanıp 14 yaşında evlendirildiği; 17 yaşında anne olduğu; 18 yaşında ise resmi nikahının kıyıldığı anlatılıyordu.

    H.K.G’nin 2021 yılında boşandıktan sonra mahkemeye giderek cinsel istismar davası açması ve hem cinsel istismara göz yummakla suçlanan ailesinin, hem de iddia edilen suçun failinin iddiaları yalanlaması üzerine H.K.G, mahkemeye 6 ve 13 yaşlarında bu kişilerle çekilen nişan fotoğraflarını delil olarak sundu. Soykan’ın konuyla ilgili yaptığı devam niteliğindeki haberde, bu kez bu fotoğraflar yayımlandı.

    Haberin ardından olayla ilgili Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı.

    Soruşturma sonucunda hazırlanan ve Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, sanık Kadir İstekli’nin “nitelikli cinsel saldırı” ve “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 30 yıldan az olmamak üzere, diğer sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel’in de “çocuğun nitelikli cinsel istismara iştirak” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması isteniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • 11 yaşındaki çocuğunu istismardan tutuklanan Murat V.’ye iyi hal indirimi!

    11 yaşındaki çocuğunu istismardan tutuklanan Murat V.’ye iyi hal indirimi!

    Zonguldak’ta 11 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunmaktan yargılanan Murat V. adlı erkek iyi hal indirimi uygulanarak 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

    Zonguldak’ta, 11 yaşındaki kızı E.V.’ye 14 kez cinsel istismarda bulunmaktan yargılanan Murat V. (41), “iyi hal indirimi uygulanarak 28 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

    Geçen yıl E.V., annesi F.V.’ye, babası Murat V.’nin kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Bunun üzerine F.V., karakola giderek şikayetçi oldu. Murat V., çalıştığı maden ocağında yakalanarak gözaltına alındı. Kızına 14 kez cinsel istismarda bulunduğu belirtilen Murat V., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Murat V. hakkında Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Önceki duruşmada mütalaasını veren savcı, sanığın 47 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

    Davanın karar duruşmasına tutuklu sanık Murat V. SEGBİS ile katılırken, taraf avukatları ise salonda hazır bulundu. Mahkeme savcısı, mütalaasını tekrar edip sanık hakkında 47 yıla kadar hapis istedi. Sanık ise mütalaaya karşı, “Ben suçsuzum. Ben yapmadım hepsi iftira. Beni olay günü ocaktan getirdiler. Beni iş yerinden getirirken jandarmalar bana demediklerini bırakmadılar. Bana küfrettiler. Ben suçsuzum, hepsi iftira” şeklinde savunma yaptı.

    Mahkeme başkanı, daha önce jandarmada, savcılıkta ve sorgu hakimliğindeki ifadelerinde suçunu itiraf ettiğini hatırlatarak ‘Niye daha önce kabul ettin’ diye sordu. Sanık ise “Ben ilk defa böyle şeyler yaşadım. Jandarmaları da görünce elim ayağım tutuldu. Savcıya da ifade verirken iddiaları kabul etmiştim. Daha önce suçlamaları kabul etmiş olsam da şimdi etmiyorum. İddialar doğru değil, hepsi iftira” diye cevap verdi.

    Sanık avukatı ise mağdur kız çocuğunun verdiği ifadelerde çelişki olduğunu adli tıp kurumu raporunun da kesin bir delil içermediğini söyledi. Avukat, sanığın eşi F.V.’nin, kendisine cinsel istismar olayını dayanak göstererek boşanma davası açtığını, bu suçlamanın boşanma gerekçesi olarak kullanılmak için uydurulduğunu öne sürerek müvekkilinin beraatini istedi. Karardan önce son sözü sorulan sanık, “Borcum var. Çalışmadan borcumu ödeyemiyorum, biriktikçe birikiyor. Suçsuzum, tutuklu kalmam mağduriyetime sebep olacaktır” diye konuştu.

    Mahkeme heyeti Murat V.’ye kendi kızına cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 27 yıl, suçun zincirleme şekilde işlendiği gerekçesiyle artırım uygulayarak 33 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetti. Heyet, sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları gerekçesiyle “iyi hal” indirimi uygulayarak cezayı 28 yıl 1 ay 15 güne düşürdü. Sanığın cezasını tutuklu olarak çekmesine karar verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 2 çocuğu istismar eden fail tutuklandı

    2 çocuğu istismar eden fail tutuklandı

    Hozat ilçesinde 4 yıl önce çocuğa yönelik cinsel istismardan gözaltına alınan S.Y.’nin soruşturması devam ederken, aynı yıl içerisinde başka bir çocuğa da istismarda bulunduğu ortaya çıktı.

    Dersim’in Hozat ilçesinde 9 yaşındaki kız çocuğu, 4 yıl önce S.Y. adlı erkeğin cinsel istismarına maruz kaldığını annesine anlattı. Çocuğun yaşananlarını okuldaki rehber öğretmenine anlatması ardından İl Emniyet Müdürlüğü’ne bildirildi. İstismara uğrayan çocuk daha sonra Elazığ Çocuk İzlem Merkezi’ne sevk edilerek ifadesi alındı. İfade işlemlerinin ardından gözaltına alınan S.Y., çıkarıldığı mahkemece “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan tutuklandı.

    S.Y.’nin tutuklanması ardından S.Y.’nin yakınları, 9 yaşındaki çocuğun ailesine yönelik baskı uygulayınca, aile Dersim Barosu avukatı Reyhan Helin Bulut’a başvurdu. Aile ile görüşen avukat Bulut, S.Y.’nin aynı yıl, mağdur kızın kuzenine de istismarda bulunduğunu ortaya çıkardı. Şu an 10 yaşında olan ikinci çocuk da önce İl Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki Çocuk Şube Müdürlüğü’ne, ardından da Elazığ Çocuk İzlem Merkezi’ne sevk edilip ifadesi alındı. İki çocuğun ifadesi de tek dosyada birleştirildi.

    BABASI DA İSTİSMARDAN TUTUKLANMIŞTI

    Öte yandan, “Çocuğa cinsel istismar” suçundan tutuklanan S.Y’nin, babasının da geçmiş dönemde Hozat ilçesinde engelli bir çocuğa istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandığı, yakın zamanda da tahliye olduğu kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tarikatta çocuğa tecavüz skandalında Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel adliyeye sevk edildi

    Tarikatta çocuğa tecavüz skandalında Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel adliyeye sevk edildi

    H.K.G.’nin 6 yaşında ‘evlendirilip’ istismara maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan tarikat müridi Kadir İstekli ve baba Yusuf Ziya Gümüşel işlemleri bittikten sonra adliyeye sevk edildi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında ‘evlendirilip’ istismara maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan H.K.G.’nin babası Yusuf Ziya Gümüşel ile ‘evlendirildiği’ Kadir İstekli emniyetteki işlemlerin tamamlanmasından sonra adliyeye sevk edildi

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında ‘evlendirilip’ istismara maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmada, Yusuf Ziya Gümüşel ile evlilik adı altında çocuğa yıllarca tecavüz eden Kadir İstekli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Kadir İstekli Pendik’te gözaltına alındı.

    6 yaşındaki kız çocuğu H.K.G.’nin istismarı ile ilgili iddianame geçtiğimiz günlerde kabul edildi. İddianamede Kadir İstekli hakkında 30 yıldan az olmamak, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında da 18 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası istendi. H.K.G. ve Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı tarafından tutuksuz sanıklar Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel hakkında tutuklama talep edildi.

    TUTUKLAMAYA YÖNELİK YAKALAMA KARARI ÇIKARTILDI

    İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklar Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel hakkında üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun katalog suçlardan olması, bilirkişi raporu, bu suç için yasada ön görülen alt ve üst sınırları, bu nedenle oluşan kaçma şüphesi ve mevcut delil durumu nedeniyle ayrı ayrı tutuklanmalarına yönelik haklarında yakalama emri çıkartılmasına karar verdi.

    H.K.G. İÇİN AKIL SAĞLIGI RAPORU İSTENDİ

    Ayrıca mahkeme H.K.G.’nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair rapor alınmasını istedi.

    Karar sonrası polis, şüphelileri yakalamak için Sancaktepe’de bulunan Hiranur Vakfı’na geldi. Ancak şüpheliler, adreste bulunamayınca polisler ayrıldı. Kadir İstekli Pendik’te gözaltına alındı. Daha sonra ise baba Yusuf Ziya Gümüşel gözaltına alındı.

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan Kadir İstekli ve Yusuf Ziya Gümüşel adliyeye sevk edidi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: Sorumlular derhal hesap vermelidir!

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: Sorumlular derhal hesap vermelidir!

    PİRHA- 7 Alevi kurumu, ortak açıklama yaparak, “Bir çocuğun sistematik tecavüzü sonucunda gelinen süreçte iktidar ve iktidarın destekçileri tarafından tarikat, cemaat ve vakıf resmen korumaya alınmış bu konuda söylenen sözler tamamen dine saldırı olarak lanse edilerek geçiştirilmeye çalışılmıştır. Hiçbir din, hiçbir inanç bu yaşanan ahlaksızlığa çürümeye alet edilmemeli, kendi çıkarları için dinin kullanılmasının önüne geçilmelidir” çağrısında bulundu.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızı H.K.G.’yi henüz 6 yaşındayken imam nikâhıyla ‘evlendirmesi’ ve çocuğun yıllarca cinsel istismara maruz bırakılması, Türkiye gündemindeki yerini koruyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Tarikat ve Cemaatlerin çocukların ve kadınların yaşam hakkını elinden aldığının belirtildiği açıklamada, “Yönetenler bunun önünü açıyor ve sonuç olarak kimse buna dur demiyor. 2020 yılında yargıya intigal eden süreç ile ilgili olarak Aile ve Sosyal Hizmetle Bakanlığı süreci resmen saklıyor, Cumhuriyet Savcısı davaya gerek görmüyor, mağdur kadının yaşı büyük gösteriliyor ve bugün itibariyle hiç kimse tutuklu değil” denildi.

    Bu süreçte sessiz kalan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın derhal istifa etmesi çağrısında bulunan Alevi kurumlarının açıklamasının devamında şunlara yer verildi:

    “Anne, Baba ve Tecavüzcü müridin derhal tutuklanması gerektiğini bir kez daha haykırıyoruz. Gelen tepkiler sonucunda Adalet Bakanlığı sürece müdahil oluyor, HSK olayı örtbas eden Cumhuriyet Savcısı hakkında soruşturma açıyor ancak hala adalet arayışında bir ilerleme olmuyor. Ayrıca Mayıs ayı için verilen duruşmaya istismara ve tecavüze yol açan anne babanın gelmelerine gerek yokmuş. Bir çocuğun sistematik tecavüzü sonucunda gelinen süreçte iktidar ve iktidarın destekçileri tarafından tarikat, cemaat ve vakıf resmen korumaya alınmış bu konuda söylenen sözler tamamen dine saldırı olarak lanse edilerek geçiştirilmeye çalışılmıştır.

    20 yıllık süreç göstermiştir ki AKP eliyle gerici karanlığın karabasan gibi toplumun üzerine çökmesiyle toplumsal bir çürüme yaşanmaktadır. Bizlere düşen ise bu karanlığın yırtılıp atılması ülkemizin aydınlığa kavuşması için çalışmaktır. Yaşanılan bu süreç Laikliğin, İstanbul Sözleşmesinin, Çocuk ve Kadın haklarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Çocuk ve kadınların tarikat ve cemaatler eliyle istismardan ve tecavüzden kurtarılması birinci öncelik olması gerekmektedir.

    Biz Alevilerin verdiği mücadele herkesin eşit ve özgür olacağı bir ülkede çocuklara ve kadınlara yaşam hakkı içindir. Bunun olabilmesin önündeki en önemli engel tarikatlar, cemaatler ile bu süreci olağanlaştıran Diyanet İşleri Başkanlığının kapatılması gerekmektedir. Hiçbir din, hiçbir inanç bu yaşanan ahlaksızlığa çürümeye alet edilmemeli, kendi çıkarları için dinin kullanılmasının önüne geçilmelidir.

    Laiklik bu ülkede inanan veya inanmayan her bir bireyin yaşamsal teminatıdır.

    Bütün siyasileri çocukları ve kadınları korumak için laikliği savunmaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cemaatte 6 yaşındaki çocuğa istismar skandalında duruşma tarihi öne alındı

    Cemaatte 6 yaşındaki çocuğa istismar skandalında duruşma tarihi öne alındı

     İnfial yaratan ‘cemaatte 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismar’ skandalında iddianame kabul edilirken, ilk duruşma tarihi ise 22 Mayıs 2023 olarak belirlenmişti. Kamuoyundaki tepkilerin ardından davanın ilk duruşması, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın talebi üzerine 30 Ocak 2023 tarihine çekildi.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızı H.K.G.’yi henüz 6 yaşındayken imam nikâhıyla ‘evlendirmesi’ ve çocuğun yıllarca cinsel istismara maruz bırakılması, Türkiye gündemindeki yerini koruyor.

    Kadir İstekli’nin, Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 6 yaşındayken istismar ettiği ve H.K.G’nin anne ve babasının da istismara izin verdiği iddialarına ilişkin iddianame kabul edilmişti. İlk duruşma günü 22 Mayıs olarak açıklanmıştı.

    TUTUKLAMA TALEP EDİLMİŞTİ 

    Olayla ilgili H.K.G.’nin avukatı tarafından tutuksuz sanıklar Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel hakkında tutuklama talep edilmişti. H.K.G.’nin avukatı ayrıca dosyaya da gizlilik kararı verilmesini istemişti.

    BAKANLIK TALEP ETTİ, DURUŞMA TARİHİ ÖNE ALINDI

    Kamuoyundaki tepkilerin ardından olaya, bakanlıklar müdahil oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı duruşma gününün daha erkene çekilebilmesi için talepte bulundu. Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi talebi uygun buldu.

    Kadir İstekli, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel’in hâkim karşısına çıkacağı ilk duruşma, 22 Mayıs 2023’ten, 30 Ocak 2023’e alındı.

    MAHKEME TALİMAT YAZISI YAZDI

    Mahkeme, sanıklar Fatıma Gümüşel ve Yusuf Ziya Gümüşel’in savunmalarının Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile alınması için Sapanca Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat yazısı yazdı.

    Sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Fatıma Gümüşel için ek yazı yazılarak yeni duruşma gününün bildirilmesi için tebligat çıkarılmasını istedi. Aynı şekilde diğer sanık Kadir İstekli ve taraf avukatlarına da yeni duruşma gününü öğrenmesi için davetiye çıkarılmasına karar verildi.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da 6 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunulduğu iddiası üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatılmıştı.

    Soruşturma sonucunda hazırlanan ve Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, sanık Kadir İ’nin “nitelikli cinsel saldırı” ve “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından 30 yıldan az olmamak üzere, diğer sanıklar Yusuf Ziya G. ve Fatıma G’nin de “çocuğun nitelikli cinsel istismara iştirak” suçundan 18 yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması istenmişti.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanı sıfatıyla 6 yaşındaki kız çocuğunun cinsel istismarına yönelik iddialarla ilgili 2012’de hukuka aykırı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği iddia edilen cumhuriyet savcısı hakkında HSK’ye inceleme izni vermişti.

    Bunun üzerine savcı hakkında HSK Birinci Dairesi tarafından inceleme başlatılmış ve müfettiş görevlendirilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Meclis’te Hiranur Vakfı’nda istismar tartışması: Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?

    Meclis’te Hiranur Vakfı’nda istismar tartışması: Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?

    H.K.G.’nin 6 yaşındayken sistematik cinsel saldırıya maruz kalmasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın görevini yerine getirmediğini belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “İktidar sorumludur” dedi. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da, “Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?” diye sordu.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’nin müridi Kadir İstekli ile evlendirmesi ve sistematik tecavüze maruz bırakılması bütçe görüşmelerinin sürdüğü Meclis Genel Kurulu’nda gerilime neden oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın olaydan 2020 yılından bu yana haberdar olmasına tepki gösteren muhalefet partileri, iktidarın olaydaki sorumluluğuna dikkat çektiler.

    ENGİN ÖZKOÇ: ACISI HASIRALTI EDİLEN KAÇ ÇOCUK VAR?

    CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, H.K.G’nin zorla evlendirilmesi ve sistematik cinsel saldırıya maruz kalmasıyla ilgili deliller ve ses kayıtları olmasına rağmen iddianamenin 2 yılda hazırlandığını belirterek, ancak olayla ilgili kimsenin tutuklanmadığını söyledi. Aile Bakanlığı’nın iki yıldır görevini yerine getirmediğini dile getiren Özkoç, “Acısı hasıraltı edilen kaç çocuk var?” diye sordu.

    AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, 2020’de olayın kendilerine intikal ettiğini itiraf eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya müdahil olmasını hatırlatarak, mağdurun korunması üzerinden savunmada bulundu.

    BEŞTAŞ: BAKANLIK BİLİYORDU, AKP’NİN BİLMESİ GEREKİYORDU

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, yaşanan olayın Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunu belirterek, “Önceki gün Aile Bakanı buradaydı, olay açığa çıktığından beri Timur Soykan’ın bu olayın bütün ayrıntılarını açıklamasından önce Türkiye toplumu 6 yaşındaki çocuğun sistematik bir şekilde hem de evlilik kisvesi altında nasıl istismar edildiğini bilmiyordu. Bilmiyorduk, Türkiye toplumu, partiler bilmiyordu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı biliyordu, AKP’nin bilmesi gerekiyordu. Şu anda önümüzde somut bir tablo var. Tarikatla ilgili, cemaatle ilgili, o sapık eşle ilgili, baba ile ilgili, aile ile ilgili bir koruma ve aklama var. Bir cezasızlık var. Aile Bakanı ‘2020’den beri bu olayı biliyoruz’ dedi. Biz söylemedik, kendisi itiraf etti. İkinci söz aldığında, ‘böyle bir sorumluluğumuz yok’ dedi. Halbuki konuk evinde tutulan genç bir kadın, ifadesini vermiş, tıpkı doktorlara gidildiğinde anemnez gibi konuk evlerinde de o mağduru oraya getiren vakalar anlatılır. ‘Biz kızı koruma altına aldık, onu gizledik, gizliliğine halel getirmedik’ diyor” diye konuştu.

    MECLİSİN DAHA ÖNMELİ BİR GÖREVİ YOK”

    Beştaş şöyle devam etti:

    “Onu 6 yaşında evlendiren, 13 yaşında resmileştiren dini nikahla, doktorun fark etmesiyle, savcılığa sevk edilmesi gereken bir vakada aile bakanı korumuştur. Milli Eğitim Bakanı cemaatlerle protokol yapmaya devam ediyor. Hala İsmailağa Cemaati Hiranur Vakfı ile ilgili bir işlem var mı açıklama yok. iki yıldır korunan, saklanan, bir meselede ‘biz gereğini yapacağız’ diyor. Biz bunu konuşurken, acaba kaç çocuk bu istismara maruz kalıyor. ‘Siyasetin görevi değil’ diyor aile bakanı, bu Meclis’in daha önemli bir görevi yok. Çocuklarımıza bu saldırıları yapanların peşine düşmeyeceksek, toplumu korumayacaksak, siyaset niye var. Yere batsın böyle siyaset. Biz bu sorumlulukla bu meselenin peşini bırakmayacağız. Komisyon kurmaya karar aldık, ortaklaşa bütün partiler ama bu cezasızlık koruma, aklama, saklama yaklaşımını mahkum ediyoruz.”

    AKP’li Grup Başkanvekili Turan, yeniden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını savunarak, “Aile bakanının görevi mağduru ifşa değil” diyerek, olayın basında yer alan boyutlarıyla bilindiğini söyledi.

    İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, iktidarın olaydaki sorumluluğuna işaret ederek, “Kim iktidarda? Bu ülkeyi 20 yıldır kim yönetiyor? Devlet suçluyu koruyor” dedi.

    BEŞTAŞ: SORUMLUSU İKTİDARDIR

    HDP’li Beştaş, “Bu mesele dindar insanların incinmesi meselesine indirgenemez. Onlarca dindar insan da bundan rahatsız. Aile bakanının ifşa etme görevi yok dedi. Biz basına ilan versin demedik. Aile bakanının görevi savcılığa giden bir dosyada müdahil olmaktır, suçun korunmamasını sağlamaktır, mağduru korumaktır, faillerin yargılanmasını sağlamaktır. Şuanda bunların hiç birini yapmadı. Aile bakanı da iktidar da görevini yapmamıştır. Mağdur iki yıldır koruma altına alındığı halde failler ellerini kollarını sallayarak dolaşmışlardır. Bunun müsebbibi de AKP iktidarıdır” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Timur Soykan’dan iktidara: Tarikatlarda cinsel istismara uğrayan kaç çocuk var?

    Gazeteci Timur Soykan’dan iktidara: Tarikatlarda cinsel istismara uğrayan kaç çocuk var?

    PİRHA- İsmailağa cemaati bağlantılı Hiranur Vakfı’nda senelerce süren çocuk istismarını ortaya çıkaran gazeteci Timur Soykan, kendisini hedef gösterenlere BirGün gazetesinde bugün yayımlanan köşesinde istismara dair yanıtsız kalan soruları yazdı. Soykan, “İddianamedeki bunca delile, detaylı ifadelere, ses kaydına, fotoğraflara karşın Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel neden tutuklanmadı? Tutuklanmamaları için yargıya baskı yapıldı mı?’ diye sordu.

    İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı kurucu Başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının altı yaşından itibaren ‘evlilik’ adı altında cinsel saldırıya uğramasını ortaya çıkaran Timur Soykan, BirGün gazetesinde bugün yayımlanan köşesinde senelerce devam eden istismara dair yanıtsız kalan soruları yazdı. Soykan, “Devletin sorumluluğunu ortaya koymanın zamanı” ifadelerini kullanarak iktidara 11 soru yöneltti.

    “AMAÇLARI TARİKATLARDA ÇOCUK YAŞTA HARCANAN HAYATLARI GİZLEMEKTİ”

    Soykan, Hiranur Vakfı’ndaki çocuk istismarını ortaya çıkarması sonrası kendisini hedef gösterenlere, “Sadece azgın bir azınlıklar. 6 yaşından itibaren cinsel istismara uğradığını anlatan bir kadının karşısına çıkıp tarikatı savunacak kadar alçalanları gördük. İnsani hiçbir değerleri yoktu. Cinsel istismarın şiddetine yalanlarıyla ortak oldular. Haberi yaptığımız için bizi de hedef aldılar, günlerce sosyal medyada kampanyalar düzenlediler. Amaçları tarikatlarda çocuk yaşta harcanan hayatları gizlemekti. Karanlık yüzlerini ‘dine saldırı’, ’28 Şubat’ sloganlarıyla gizlemek istediler. Dini, bol akçeli bataklıkları örtmek için kullandılar. Sadece azgın bir azınlıklar. Bunu bize verilen muhteşem destekle bir kez daha gördük. Evet yalnız değildik. Ama bu mücadelenin kahramanı ve asıl yalnız bırakılmaması gereken H.K.G.” dedi.

    “BU SORUŞTURMAYI ÖRTEN KARANLIK ELLER AYDINLATILACAK MI”

    Soykan’ın iktidara ilişkin yönelttiği sorular ise şöyle:

    -İddianamedeki bunca delile, detaylı ifadelere, ses kaydına, fotoğraflara karşın Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel neden tutuklanmadı? Tutuklanmamaları için yargıya baskı yapıldı mı? İsmailağa Cemaati’nden olmasalar serbest bırakılırlar mıydı?

    -H.K.G. 30 Kasım 2020’de şikayetçi oldu ve bütün delilleri savcılığa sundu. Ancak dava 30 Ekim 2022’de açıldı. Davanın açılması neden 2 yıl sürdü?

    -Kadir İstekli, tarikatta başka çocuklara cinsel istismarda bulundu mu? Ses kaydında H.G.K.’nin istismarı kimseye söylemediğini anlatırken “Bunun gibi değildin yani. Bu hemen zırtlıyo. Sen öyle değildin. Ya sen farklıydın” derken ‘Hemen zırtlıyo’ dediği kim?

    -Kız çocuğu eğitimden mahrum bırakılırken devlet bunu nasıl belirlemedi? Tarikatlar tarafından eğitim hakkı engellenen kaç çocuk var ve bunun için ne yapılıyor?

    -H.K.G.’nin Hiranur Vakfı Külliyesi’nde 13 yaşında nişan, 14 yaşında düğünü yapılırken güvenlik güçleri bunu neden tespit etmedi?

    -H.K.G.’nin 14 yaşında hastaneye götürülmesiyle istismar ortaya çıkmıştı. Savcı neden doğum kağıdı istemedi?

    -Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde kemik yaşı testine 21 yaşında bir kadının sokulmasına kim göz yumdu? Bunun için kimler devreye girdi? Mehmet Emin Marankoz’un kimlerle bağlantısı vardı?

    -14 yaşındaki çocuğun kemik yaşı testinde 21 çıkmasına karşın soruşturmayı savcı neden ve nasıl kapattı? Bunun için devreye girenler oldu mu? Savcının tarikatla bağlantısı var mı? Bu soruşturmayı örten karanlık eller aydınlatılacak mı?

    -H.K.G. 17 yaşında doğum yaptı. Çocuk yaşta anne olması nasıl bir soruşturmaya konu olmadı?

    -H.K.G. şikayetçi olduktan sonra devlet korumasına alındı. Yani Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu korkunç olaydan iki yıl önce haberdardı. Bakanlık bu olay ortaya çıkana kadar neden davaya müdahil olmadı? Kamuoyu bu olayı duymasa müdahil olmayacak mıydı?

    -Tarikatlarda cinsel istismara uğrayan H.K.G. gibi kaç çocuk var?

    (HABER MERKEZİ)

  • 2 yaşındaki çocuk cinsel istismar nedeniyle öldü ancak gerçekler otopside yer almadı!

    2 yaşındaki çocuk cinsel istismar nedeniyle öldü ancak gerçekler otopside yer almadı!

    PİRHA – Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İstanbul’da 2 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismar sonucu ölmesinin ardından aile ve hastane çalışanlarınca otopsi raporunun değiştirildiği iddiasını mi meclis gündemine getirdi. Başaran, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “2. kattan düştüğü iddiasıyla hastaneye getirilen 2 yaşındaki çocuğun otopsisinde cinsel istismar bulgularının olduğundan haberdar mısınız?” diye sordu. 

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, İstanbul’da 2 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunulmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sordu. HDP’li Başaran, 6 Eylül 2022’de Beylikdüzü Hastanesi’nde 2 yaşında bir çocuğun 2’nci kattan düştüğü beyanıyla getirildiği, uzmanlar tarafından yapılmak istenen otopsinin ise engellenmeye çalışıldığını belirtti.

    TECAVÜZ BULGULARINA RAĞMEN FARKLI OTOPSİ HAZIRLANDI!

    Otopsi sonucunda çocuğa yönelik cinsel istismar bulgularının ortaya çıktığı ve bu bulguların otopsi raporuna yazılmasının engellenmesinde bazı siyasi partilerin adının geçtiğine dair iddialar olduğunu aktaran Başaran, şu bilgileri paylaştı:

    “2 yaşındaki çocuğun hastaneye getirildiği sırada nabzının atmadığı ve yaşamını yitirdiği belirlenmiştir. Hayatını kaybeden çocuğun genel adli muayene raporunda ise cinsel istismara uğradığına yönelik ciddi bulguların tespit edildiği ifade edilmiştir. Basının hastane çalışanlarından edindiğini belirttiği bilgilere göre, çocuğun ailesinin suçun üstünü örtmeye çalıştığı, raporda ‘çocuğun düşme sonucu hayatını kaybettiği’ yazması yönünde baskıda bulunduğu ifade edilmiştir.

    İddiaya göre bebeğin birden fazla kere cinsel istismara uğradığına dair kuvvetli emarelerin olduğunun doktorlar tarafından tespit edilmesi üzerine; aile otopsi gerçekleşmeden cenazeyi alıp gitmek için hastanede kargaşa çıkarmıştır. Kargaşayı, hastane polisinin güçlükle kontrol altına aldığına ilişkin tanıklar bulunmaktadır.

    İstismara ilişkin emarelerin tespitini yapan doktorların otopsi için karar almasının ardından aile tarafından ‘bebeğin balkondan fasulye sırıkları içine düştüğü’ iddia edilmiş, ön otopsi raporunda ‘çocuğa tecavüz edildiği yönünde kuvvetli bulgular’ tespit edilmesine karşın; otopsi raporunda ‘çocuğun balkondan düşme sonucu’ öldüğü bilgisine yer verilmiştir.

    Gazeteci Hakan Gülseven Twitter hesabından 8 Eylül 2022 tarihinde konuya dair yaptığı açıklamada ‘siyasi partilerin normal defin ibaresi düşülmesi için aradığı’ iddiasında bulunmuştur.”

    “DOKTORLARA BASKI YAPILDIĞI DOĞRU MUDUR?”

    Milletvekili Ayşe Acar Başaran, konuyu meclis gündemine taşıyarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    “İstanbul Beylikdüzü Hastanesi’ne 2. kattan düştüğü iddiasıyla hastaneye getirilen 2 yaşındaki çocuğun otopsisinde cinsel istismar bulgularının olduğundan haberdar mısınız?

    *Doktorların otopsi yapmasının engellenmek istendiği ve istismar bulgularının rapora geçmemesi adına doktorlara baskı yapıldığı doğru mudur? Bu iddiaların gerçek olup olmadıklarına dair bir soruşturma başlatılacak mıdır?

    *Hastaneyi ve ilgili doktorları arayarak 2 yaşındaki çocuğa “istismar” suçunun üstünü örtmek amaçlı baskı kurduğu iddia edilen “siyasi partiler” ile kastedilen kimlerdir? Siyasi parti ismini tehdit olarak kullanmak suretiyle çocuğa yönelik istismar suçuna dair otopsi raporu manipüle mi edilmektedir?

    *Bebeğin cenazesinin otopsi işlemine girmesini engellemek için kargaşa çıkaran ve TCK m. 265’de düzenlenen “Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu”nu açıkça işleyen şahıslar hakkında herhangi bir adli işlem yapılmış mıdır? Gözaltına alınan kaç kişi vardır?

    *Beylikdüzü Devlet Hastanesi’nde istismara uğradığına ilişkin kesin emarelerin tespit edilmesinin ardından ailesinin otopsinin yapılmasını önlemeye çalıştığı bebek hakkında, yaşanan olaydan ve ölümünden önce herhangi bir şikayette bulunulmuş mudur?

    *Bebeğin 5 yaşında olduğu bilinen kız kardeşinin ve varsa diğer çocukların koruma altına alınması için herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?”

    PİRHA/ANKARA