Etiket: İzm

  • Dersim Tertelesinin 87. yılında İzmir’de kitlesel anma-VİDEO

    Dersim Tertelesinin 87. yılında İzmir’de kitlesel anma-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de, Dersim Soykırımı’nın 87. yılında katledilenler için yapılan eylemde, soykırımın tarihte kalan süreç olmadığı ve çok yönlü şiddet sarmalıyla anı anına sürdürüldüğü belirtilerek, katliamla yüzleşme çağrısı yapıldı.

    Dersim Soykırımı’nın ilk adımı kabul edilen 4 Mayıs 1937 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının 87. yıl dönümünde İzmir’ de katledilenler için anma düzenlendi.

    Açıklamada “Az birnayis u az vurnayis qewul ne keme serba seyidune xo dare de rime xo vira ne keme ji bir nekin” ve Seyit Rıza, Alişer, Zarife, Nuri Dersimi’nin fotoğraflarının basıldığı pankartlar açılarak, “Katil devlet hesap verecek”, “Arşivler açılsın hesap verilsin”, “Dersim’i unutma unutturma” ve “Dersim, Maraş, Koçgiri unutulmaz hiçbiri” sloganları atıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamayı Kürtçe’nin Kırmancki lehçesinde İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, Türkçesini ise DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik okudu.

    KARA GÜN: 4 MAYIS

    Yaşanan katliamların yakın tarihe kadar inkar edildiğini söyleyen Çelik, “Dersim adının telaffuz edilmesi dahi yasaklanmış, köy isimleri değiştirilmiş, çocuklarına Kürtçe konan isimler engellenmiş, coğrafyamızın adı da Tunceli olarak değiştirilmiştir. Bu trajedinin startı olan 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının açığa çıkmasından sonra 2010 yılından başlayarak 4 Mayıs tarihini bu belgeye istinaden (Kara Gün) olarak ilan etmiştir” dedi.

    ‘LANETLİYORUZ’

    Çelik, Dersim’in günümüzde doğa talanı, orman yangınları, baraj, maden ocaklarıyla tahrip edildiğini belirterek, “Asimilasyon politikaları ise daha da derinleştirilerek sürdürülmekte, halkın iradesi hiçe sayılmakta, kayyum zihniyeti ile adalet ve hukuk tamamen yok sayılmaktadır. 4 Mayıs vesilesiyle Seyit Rıza, Alişer ve Ana Zarife şahsında tüm mazlumlarımızın huzurunda bir kez daha dara duruyor, saygıyla anıyor ve halkımıza yaşatılan vahşeti insanlığın huzurunda bir kez daha lanetliyoruz” diye konuştu.

    Çelik, Dersim katliamına dair her yılki taleplerini sıraladı.

    Açıklamanın ardından çerağlar yakılarak, verilen gulbengler eşliğinde lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

     

  • İzmir’de isyan barikatları aştı, kadınları birleştirdi-VİDEO

    İzmir’de isyan barikatları aştı, kadınları birleştirdi-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle İzmir’de bir araya gelen kadın örgütleri, Feminist Gece Yürüyüşü  gerçekleştirdi. Feminist Gece Yürüyüşü’nü coşkuyla düzenleyen kadınlar, kadın cinayetlerine ve savaşa karşı, yaşam ve barışı savunacaklarını söyledi.

    İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle iki ayrı yürüyüş gerçekleştirildi. İlkinde İzmir Kadın Platformu (İKP) öncülüğünde bir araya gelen kadınlar “Sömürüsüz eşit ve özgür bir dünya için isyandayız” şiarıyla Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplandı.

    Yüzlerce kadının bir araya geldiği eylemde, “Öfkemizle sokakta isyanımızla barikat başındayız”, “Haklarımız ve hayatlarımız için isyanı yükseltiyoruz”, “Jin jiyan azadi”, “jinen civan tirsa faşizme peşengen berxwedana ne”, “Kriz varsa isyanda var”, “Kadın devrimine yürüyoruz” yazılı kadın hakları ve kazanımlarını konu alan yüzlerce döviz taşındı.

    POLİS BARİKATINI AŞARAK YÜRÜDÜLER

    Eylemde sık sık “Jin Jiyan azadi”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Deniz Poyraz isyanımızdır”, “Gelsin baba, gelsin koca, inadına isyan, inadına özgürlük” sloganları hep bir ağızdan yükseldi. Yürüyüş boyunca katledilen kadınların isimleri okunarak, isimlerini mücadelede yaşatılacağı belirtildi. Buradan ÖSYM önüne yürüyüş yapmak isteyen kadınların önüne ve etrafına yüzlerce polis barikat kurarak izin vermedi. Yoğun sağanak yağışının da hakim olduğu kentte kadınlar, polis barikatlarını aşarak ÖSYM önüne yürüdü.

    İlk yürüyüşte 3 kadının polislerce gözaltına alındığı belirtildi.

    2. KEZ BARİKAT AŞILDI

    İlk yürüyüşü burada tamamlayan kadınlar bu kez Feminist Gece Yürüyüşü için Leman Kültür Merkezi önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürümek istedi. Kadınların yürüyüşüne burada da izin vermeyen polisler barikat kurdu. Ancak kadınların direnişi sonucu barikat bir kez daha aşılarak Feminist Gece Yürüyüşü’nü de gerçekleştirdi.

    DENİZ POYRAZ UNUTULMADI

    Feminst Gece Yürüyüşüne HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ile HDP İzmir il binasında katledilen Deniz Poyraz’ın annesi de kortejin en önünde yer aldı. Feminist Gece Yürüyüşü’nde de “Partiyarka ve yoksulluğa karşı feminist isyan” pankartı açılarak, Deniz Poyraz’ın fotoğrafları taşındı. Burada da “Dünyada direnen kadınlara bin selam”, “Direne direne kazanacağız” sloganları yükseldi.

    Renga renk kıyafetleriyle yürüyüşe katılan kadınlar, ellerindeki erbane ve zılgıtlarıyla seslerini yükselterek, erkek devlet şiddetine karşı boyun eğmeyeceklerini, seslerini gür bir şekilde yükselteceklerini bir kez daha dilendirdiler.

    Yürüyüş, çekilen halay ve danslar eşliğinde son buldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir Baro Başkanı: İktidar baroların söz söylemesini ortadan kaldırmaya çalışıyor

    İzmir Baro Başkanı: İktidar baroların söz söylemesini ortadan kaldırmaya çalışıyor

    PİRHA – İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel, hükümetin meslek örgütlerinin seçimlerine ilişkin yapacağı değişikliklere tepki gösterdi. Yücel, iktidarın baroların söz söyleme halini ortadan kaldırmaya yönelik adımlar attığını ancak Türkiye’de bulunan bütün avukatlar ve baroların bu çalışmaya karşı çıktığını belirtti. Yücel, bu çalışmanın acilen sona erdirilmesi çağrısı yaptı. 

    AKP iktidarı, meslek örgütlerinin seçim usüllerini değiştirmeye yönelik çalışmaların yapılacağı sinyalini vermeye devam ediyor. Önceki gün AKP Grup Başkanı Naci Bostancı, 2 Haziran’da çalışmalarına başlayacak olan Meclis gündemine ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Meslek kuruluşlarının seçimine ilişkin çalışmamız var” dedi.

    İktidarın baro seçimlerine müdahale planını değerlendiren İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, iktidarın bugüne kadar kontrol edemedikleri kurumlar arasında meslek örgütlerinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek, meslek örgütlerinin bütün antidemokratik ve hukuka aykırı uygulamalara  karşı çıktığını, görülmek istenmeyeni gösteren, duyulmasını istenmeyeni yurttaşa duyuran, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve doğa tahribatı gibi özelleştirmelere yani kar amacıyla gerçekleştirilmiş bütün uygulamalara toplumsal bir bilinçle hareket edip karşı çıktıklarını dile getirdi.

    “MESLEK ÖRGÜTLERİ YAPILAN YANLIŞLARI ORTAYA KOYMAKTAN VAZGEÇMEDİ”

    Yücel, temelde istedikleri şeyin muhalefetin ortadan kaldırılması olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:

    “Çünkü siyasi iktidar bugüne kadar muhalif söz söyleyen bütün kesimler açısından bir biçimde yandaşını oluşturmak, onları ele geçirmek konusunda gerekli girişimleri gerçekleştirebilecek. Tabii sendikalar vasıtasıyla işçi örgütlerine, yandaşlar aracılığıyla sanayicileri, medya kuruluşlarına büyük paralar ödeyerek bağımsız medya kuruluşlarını ele geçirmek suretiyle kendilerine söz söylemeyen medya kuruluşlarını oluşturdu. Bugün artık geldiğimiz nokta itibariyle muhalefet olan, toplumda bir karşılık bulan meslek örgütlerine müdahale isteğinin temelinde yer alıyor. Çünkü biz meslek örgütleri olarak yapılan yanlışları ortaya koymaktan hiç vazgeçmedik. Bütün tehditlere, aba altından sopa göstermelere, yargılanma risklerine karşı doğru bulduğumuz toplumun yararına bulduğumuzu insanlarla paylaştık. Soma maden katliamında da biz vardık. Oradaki yurttaşların hakkını savunmak için bulunduk. Diğer bütün toplumsal dava örneklerinde de barolar, meslek örgütleri vardı. Herkes kendi bulunduğu yerden, kendi meslek ilgisine göre her türlü haksızlığın karşısında söz söylemeyi kendisini bir görev bildi.”

    “BAROLARIN SEÇİMİ EN DEMOKRATİK SEÇİM SİSTEMİDİR”

    Siyasi iktidarın baroların söz söyleme halini ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade eden Yücel, barolardaki seçimlerin demokratik olmadığı gibi türlü gerekçeler ortaya koyduğunun, bugün Türkiye’de barolarda olan seçim sisteminin en demokratik seçim sisteminden biri olduğunun altını çizerek, seçim sistemini dair şunları söyledi; “İsteyen bütün avukatlar aday olabilirler bu diğer meslek örgütleri için de böyledir. Bunun için herhangi bir gruba dahil olmalarına ihtiyaç yoktur. Kimi kentlerde bakarsınız bir başkan adayı listesinde çalışmak istediği insanlar için gösterdiği aday, öteki başkan adayının listesinde de vardır. Yani bir ayrılma bir kamplaşma söz konusu değildir. Ve çok oy alan arkadaşlarımız yönetim kurullarına seçilir ya da başkan olarak seçilirler. Şimdi bunun antidemokratik olduğunu söylemek anlaşılır bir iş değil. Çünkü avukatlar bir listenin adına yazılmış olsalar bile tek tek oylanırlar, o nedenle listede yer alan avukatların meslektaşları desteklemezse üzerileri çizilebilir. Yerine başkası yazılabilir.

    “BAROLAR SİYASİ PARTİLER GİBİ DEĞİLDİR”

    O sebeple demokratik seçim sistemlerinin demokratik olmadığı iddiasını anlamak mümkün değil. Öbür taraftan da nispi temsilcili bir yaklaşım söz konusu. Bunun da barolar açısından uygulanabilir bir yanı yok, çünkü barolar siyasi partiler gibi değildir. Barolarda da seçime giren insanlar siyasi partilerde seçime giren insanlar gibi değildir. Siyasi partilerle baroları karıştırmamaları gerekir. Siyasi partilerde biz biliyoruz ki listeye koyarlar ve bunda etkili olan genel başkanlarıdır ya da partilerin MGK’larıdır. Ve orada bir ve ikinci sırada yer almak bir kavga sebebidir.”

    “İKTİDAR GÜÇSÜZ BARO İSTİYOR”

    Baroların seçim usullerinin değiştirilmesinin baroları çalışamaz hale getireceğine dikkat çeken İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel, “3 parçalı, 4 parçalı yönetim kurulları oluşur. Yönetim kurulları icra organıdır, yönetim kurulları harekete geçme yeridir. Çalışamaz hale getirir” dedi.

    Yücel, iktidarın referandum sürecinde ‘Biz koalisyon istemiyoruz koalisyon üçüz yönetim demektir’ sözlerini hatırlatarak, “Şimdi karar verin hangisi doğru? Yani eğer o söylediğiniz doğruysa onu doğru kabul edeceksek, bugün baroları koalisyon sistemine mahkum etmeye çalışmakla güçsüz baro istediğinizi açık ortaya koymuş oluyorsunuz” diye konuştu.

    “BAROLAR HUKUK SİYASETİ YAPARLAR”

    Öte yandan, baroların siyasi konularda söz söylemesinin önüne geçmek, siyaset yapmalarının önüne geçmek gibi iddiaların da olduğunu belirten Yücel, baroların siyasi parti olmadığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Barolar siyasi partiler mantığı ile siyaset yapmazlar, hukuk siyaseti yaparlar. Doğru olanı, yanlış olanı, toplumsal olanı, demokratik olanı, hukuka uygun olanı ortaya koyarlar ve yanlışlık varsa bunun karşısında dururlar. Şimdi diyorlar ki siyasi iktidarın karşısında duruyorsunuz. Kimin karşısında olalım. Biz onun karşısında olmak ve muhalefet etmek istediğimiz için değil, sonuçta yapılan işlerin yanlışlığını ortaya koyacaksak elbette ki siyasi iktidar da bunu yapıyor, yürütme organı o aldığı kararlar, hayata geçirdiği uygulamalar, bunlara ilişkin eleştirilerimiz elbette siyasi iktidara yönelik olacak. Peki bu AKP ile mi ya da Cumhurbaşkanı ile mı sınırlı? Hayır değil. Bugün iktidarda onlar var, onları eleştiriyoruz. Yarın başkası olur onu eleştiririz. Hukuka aykırı bir uygulama gerçekleştiriyorsunuz ve buna karşı barolar, ‘bu yaptığınız yanlıştır’ diye açıklama yapıyorsa bundan alınmamak gerekir. Bunu siyasi iktidara karşı bir yaklaşım olarak değerlendirmemek gerekiyor, bu demokrasiyi korumak içindir, bu insan haklarını korumak içindir.”

    Zaman zaman meslek örgütlerine yönelik bu tür saldırıların gündeme geldiğini söyleyen Yücel, bu açıklamalara ilk olarak 53 baronun tepki göstererek açıklama yaptığını hatırlattı. Yücel,  Türkiye’nin bütün kentlerinden seslerin yükseldiğini de kaydetti.

    “ACİLEN BU ÇALIŞMA SONA ERDİRİLMELİ”

    Türkiye’deki bütün avukatların ve baroların şu anda avukatlık kanadında yapılacak herhangi bir değişiklik girişimine karşı olduğuna dikkat çeken Özkan Yücel, “Demokrasiden söz edenlerin demokratik taammülleri terk etmemesi gerekir. Bir kanun değişikliği söz konusu olacaksa bunu nasıl muhatabı barolar ve Barolar Birliği’dir. Çünkü avukatların sorunlarını  baroların sorunlarına bilen, bunlara ilişkin çözüm önerilerini getirebilecek olan en temel kuruluşlar meslek örgütleridir. O yüzden acilen bu çalışma sona erdirilmeli. Ve avukatlık kanunu konusunda yapılacak değişik girişimleri barolara ve Barolar Birliği’ne bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR