Etiket: jeotermal

  • Zeynel Can: Yaşam alanlarımız küresel sermayeye açılıyor -VİDEO

    Zeynel Can: Yaşam alanlarımız küresel sermayeye açılıyor -VİDEO

    PİRHA- Yıllardır jeotermal HES ve maden arama projeleriyle insanların yerleşik yaşam alanları doğa ve hayvancılığın yok edilmek istendiğini vurgulayan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can,Bu böyle gitmeyecek. Türkiye’de bu potansiyelin var olduğuna inanıyorum “dedi.

    Muş’un Varto ilçesinde Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 Kürt-Alevi köyünü etkileyecek jeotermal enerji santraline (JES) Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı onay verdi. Halkın tepkisi ise sürüyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Türkiye’de çevre meselesinin artık yakıcı ve birinci gündem maddelerinden biri haline geldiğini belirterek, yaşananların küresel sermayenin doğa üzerindeki baskısının bir yansıması olduğunu ifade etti.

    Varto’nun Çalıdere köyünde gündeme gelen jeotermal tesis girişiminin, köy muhtarının tebligatı imzalamamasıyla açığa çıktığını belirten Can, bu süreçte köylülerden gizlenerek yürütülen bir kamulaştırma planının ortaya çıkarıldığını söyledi. Can, meralara ve köy arazilerine el konulmak istendiğini vurguladı.

    JEOTERMAL, HES VE MADEN PROJELERİ YAŞAMI HEDEF ALIYOR”

    Bu girişimlerin tekil olmadığını, Türkiye’nin dört bir yanında benzer uygulamaların sistematik biçimde devreye sokulduğunu belirten Can, Muğla Akbelen’deki maden ruhsatlarından Karadeniz’deki HES projelerine, Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasından siyanürlü altın arama faaliyetlerine kadar uzanan geniş bir tabloya dikkat çekti.

    Küresel ölçekte doğal kaynakların paylaşımı üzerinden yürütülen politikaların Türkiye’ye de yansıdığını vurgulayan Can, uluslararası sermayenin doğrudan kaynaklar üzerinden pazarlık yürüttüğünü belirtti.

    YAŞAM ALANLARIMIZ İSTİLA EDİLİYOR”

    Yaşanan süreci yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik ve kültürel bir yıkım olarak tanımlayan Can, “Burada söz konusu olan şey basit bir yatırım değil, doğrudan bir habitatın, yani yaşam alanının istilasıdır. Yüzyıllardır süregelen bir yaşam kültürü, birikim ve doğayla kurulan denge yok sayılıyor. İnsanlar o topraklarda yaşıyor, hayvanlar, bitkiler, su kaynakları bir bütün oluşturuyor. Bu bütün parçalanmak isteniyor” diye konuştu.

    “NEOLİBERAL POLİTİKALAR DOĞAYI HEDEF HALİNE GETİRDİ”

    Türkiye’de uygulanan neoliberal politikaların bu sürecin temelini oluşturduğunu belirten Can, çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreçlerinin işlevsiz hale getirildiğini söyledi. Eskiden uzun ve çok aşamalı incelemelerden geçen projelerin artık hızla onaylandığını ifade eden Can, “Bugün geldiğimiz noktada en gerekli durumlarda bile ‘ÇED gerekli değildir’ kararları verilebiliyor. Hukuksal süreçler devre dışı bırakılıyor, mahkeme kararları dahi zaman zaman yok sayılıyor” dedi.

    Bu durumun yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda hukuk sistemini de zayıflattığını belirten Can, Türkiye’de doğanın sistematik bir şekilde tahrip edildiğini ve bunun siyasal tercihlerle doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi.

    “TOPLUMSAL DİRENİŞ KAÇINILMAZ”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Veysel Can yaşananlara karşı geliştirilen bireysel direnişlerin dahi büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu direnişlerin birleşerek toplumsal bir muhalefete dönüşmesi gerektiğini ifade eden Can, “Bugün bir köyde, bir ormanda verilen mücadele küçük görülebilir ama bunların toplamı büyük bir toplumsal bilinç yaratır. Bu bilinç de demokratik bir değişimin önünü açar” dedi.

    Mevcut iktidarın neoliberal politikaları kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Can, bugün engellenen bir projenin yarın başka bir bölgede yeniden gündeme getirildiğine dikkat çekerek, çevre mücadelesinin süreklilik gerektirdiğini ifade etti.

    “ÇEVRECİLERE YÖNELİK BASKI ARTIYOR”

    Çevre mücadelesi veren yurttaşlara yönelik baskıların giderek arttığını belirten Can, doğasını korumaya çalışan insanların gözdağı verilerek susturulmak istendiğini söyledi. Ancak tüm bu baskılara rağmen toplumda güçlü bir çevre bilincinin oluştuğunu ifade eden Can, örgütlü mücadelenin bu süreci tersine çevirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti.

    Can, “Bu böyle gitmeyecek. Türkiye’nin demokratik birikimi ve toplumsal direnci bu süreci aşacak güce sahiptir” diyerek sözlerini tamamladı.

     Cebrail ARSLAN/ANTALYA 

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Vartolu yurttaşlar: Topraklarımızda jeotermal enerji santrali istemiyoruz- VİDEO

    Vartolu yurttaşlar: Topraklarımızda jeotermal enerji santrali istemiyoruz- VİDEO

    PİRHA- Vartolu yurttaşlar, Varto’da halkın tepkisine rağmen hayata geçirilmek istenen ve bölgede ekolojik yıkımın yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerine de zarar verecek olan jeotermal enerji santrali istemediklerini belirterek, herkesi bu projeye karşı dayanışmaya çağırdı.

    Muş’un Varto ilçesinde Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 Kürt-Alevi köyünü etkileyecek jeotermal enerji santraline (JES) Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı onay verdi. Muş Valiliği’nden gelen onayın ardından Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.

    Proje bölgedeki hayvancılığı ve tarım alanlarının yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerini de olumsuz etkileyecek. Gireboa, Koribava, Nîşaneroj, Kalesipî, Şehidê Merge, Tekaye Kekebava, Ninga Dûndûle, Şehîdê Hopike ziyaretgahları söz konusu projenin hayata geçirilmesi halinde büyük zarar görecek.

    Halkın tepkisi ise sürüyor.

    Tanzik köyünden Şenay Gündüz  “Doğamın, suyumun, toprağımın kirlenmesini istemiyorum. Bundan dolayı jeotermale hayır diyoruz. Varto’da jeotermal istemiyoruz“ diyerek tepkisini dile getirdi.

    Badan köyünden Canan Yılmaz isimli Vartolu yurttaş ise  projenin hayata geçirilmesi halinde insansızlaştırma politikasına dikkat çekerek,  ikinci bir göç dalgeası istemediğini söyledi.

    Geçan köyünden Emine Yorulmaz köylerinin yok olmasını istemediğini kaydetti.Yine aynı köyden Tezgül Yorulmaz isimli yurttaş ise deprem bölgesinde olduklarını hatırlatarak topraklarının, ayrıca ziyaretgahlarının zarar göreceğini ifade etti. Bütün kurumları Varto halkına destek olmaya çağırdı.Yılmaz Yorulmaz  da arazilerinin, tartım alanlarının ve yaşamlarının büyük zarar göreceğini ifade ederek, JES projesine karşı olduklarını kaydetti.

    PİRHA/VARTO

  • Varto Sanat Platformu’ndan jeotermal projesine tepki: Doğama, havama, suyuma dokunmayın!

    Varto Sanat Platformu’ndan jeotermal projesine tepki: Doğama, havama, suyuma dokunmayın!

    PİRHA- Varto Sanat Platformu, Varto’da hayata geçirilmek istenen jeotermal projeye karşı çağrı yaptı. Platform, doğa ve yaşam alanlarının sermayeye açıldığını belirterek sanatçılara ve ekoloji örgütlerine birlikte mücadele çağrısında bulundu.

    Varto Sanat Platformu, yaptığı yazılı açıklamayla Varto’da planlanan jeotermal enerji projesine tepki gösterdi. Açıklamada, doğanın yalnızca insanlara ait olmadığı vurgulanarak, yaşam alanlarının korunması için ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    “TOPRAKLARIMIZ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Platform açıklamasında, Türkiye’nin birçok bölgesinde doğa alanlarının sermaye projelerine açıldığı belirtilerek, bu alanların yalnızca insanlar için değil, çok sayıda canlı türü ve endemik bitki için yaşam alanı olduğuna dikkat çekildi.

    Sanatın doğayla kurduğu bağa vurgu yapılan açıklamada, şarkılardan romanlara kadar kültürel üretimin de bu coğrafyadan beslendiği ifade edildi.

    “SANATÇILAR SESSİZ KALMAYACAK”

    Açıklamada sanatçıların sorumluluğuna dikkat çekilerek, şu mesaj verildi:

    Doğaya yönelik müdahalelere karşı sessiz kalınmayacak

    Sanatın tüm alanlarında doğa ve yaşam savunulacak

    Kültürel üretim, ekolojik mücadeleyle birlikte sürdürülecek

    Platform, sanatın bir direniş aracı olarak kullanılacağını vurguladı.

    Varto’da planlanan jeotermal projeye karşı ekoloji örgütlerine, sanatçılara ve doğa savunucularına çağrı yapılan açıklamada, Akbelen Ormanı, Kazdağları ve Aydın örnek gösterildi.

    Platform, bu bölgelerdeki direnişler gibi Varto’da da ortak bir ses çıkarılması gerektiğini belirtti.

    “BU ÇAĞRI SADECE İNSANLARIN DEĞİL, TÜM CANLILARIN”

    Açıklamada, çağrının yalnızca insanlar adına değil, doğadaki tüm canlılar ve yok olma tehlikesi altındaki ekosistemler adına yapıldığı ifade edildi.

    Ormanların, su kaynaklarının ve endemik bitki türlerinin tehdit altında olduğu belirtilerek, “doğama, havama, suyuma dokunmayın” çağrısı yinelendi.

    Varto Sanat Platformu, jeotermal projeye karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaparken, sanatın bu sürecin önemli bir parçası olacağını vurguladı. Platform, farklı bölgelerdeki ekoloji mücadeleleriyle dayanışma içinde hareket edileceğini belirtti.

    HABER MERKEZİ

  • Sanatçılardan JES projesine tepki: Varto’nun doğasına dokunmayın!

    Sanatçılardan JES projesine tepki: Varto’nun doğasına dokunmayın!

    PİRHA- Varto Sanatçılar Platformu, Muş’un Varto ilçesine bağlı 16 köyünde yapılmak istenen jeotermal sondaj çalışmalarına tepki gösterdi. Sanatçılar, JES projelerinin doğayı, su kaynaklarını, tarımı ve bölgenin kültürel hafızasını tehdit ettiğini belirterek projelerin derhal durdurulması çağrısı yaptı.

    Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı, Varto’da 16 köyü doğrudan etkileyen, toplam yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından, “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmasına onay vermişti. Varto’nun Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak çalışmayla 16 Kürt-Alevi köyünü kapsayan alanda jeotermal enerji santrali (JES) hayata geçirilmek isteniyor.

    Varto Sanatçılar Platformu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Varto’nun doğal ve kültürel varlıklarının jeotermal enerji projeleriyle tehdit altında olduğu belirtildi. Açıklamada, tarih boyunca uygulanan asimilasyon politikalarının ve zorunlu göçlerin ardından şimdi de bölgenin yaşam alanlarının uluslararası kapitalist şirketlere açıldığı ifade edildi.

    “COĞRAFYA İNSANSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Platform, JES projeleri aracılığıyla toprağın, suyun ve havanın kirletilmesiyle coğrafyanın insansızlaştırılmak istendiğini belirterek bunun yalnızca insanlara değil, bölgede yaşayan tüm canlılara yönelik bir müdahale olduğunu vurguladı.

    Sanatçılar açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Bu proje yalnızca bölgeyi insansızlaştırma girişimi değildir. Aynı zamanda Varto coğrafyasında yaşayan tüm canlıların yaşam alanlarına yönelik bir müdahaledir. Endemik bitkilerin yok olması demektir. Tarihsel mirasın tahrip edilmesi demektir. Varto’da rızalık kültürüyle yaşayan insanların yaşam felsefesine müdahale demektir.”

    Muş’un Varto ilçesine bağlı 16 köyde yapılmak istenen jeotermal sondaj çalışmalarının bölgede yaşayan halkın, sivil toplum kuruluşlarının ve metropollerde yaşayan Vartoluların büyük tepkisine yol açtığı belirtildi.

    “DOĞAYI KORUMAK YAŞAMI KORUMAKTIR”

    Vartolu sanatçılar, doğanın geri dönüşü olmayan biçimde tahrip edilmesine karşı seslerini yükselttiklerini belirterek jeotermal sondaj çalışmalarının ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

    Açıklamada, söz konusu faaliyetlerin yeraltı su kaynaklarının kirlenmesine, tarım alanlarının zarar görmesine, toprak yapısının bozulmasına ve doğal ekosistemin yok olmasına neden olabileceği ifade edildi. Ayrıca Varto’nun deprem fay hattı üzerinde bulunduğuna işaret edilerek jeotermal çalışmaların bu açıdan da risk oluşturabileceği vurgulandı.

    Sanatçılar, Varto’nun dağları, ovaları, meraları ve su kaynaklarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirası olduğunu belirterek doğanın rant uğruna feda edilemeyeceğini dile getirdi.

    “Biz türkülerimizi bu dağlardan, rüzgardan, sudan ve çağlayanlardan aldık. Endemik bitkilerden aldık. Uzun kış gecelerinde anlatılan masalların kaynağıdır bu coğrafya. Her bir gözede anılarını, sevdalarını, aşklarını suya yazanların izleri vardır” denilen açıklamada, doğanın yok edilmesi halinde yalnızca bitkilerin değil kültürün, türkülerinin ve toplumsal hafızanın da yok olacağı ifade edildi.

    “HALKIN RIZASI OLMAYAN HİÇBİR PROJE KABUL EDİLEMEZ”

    Varto Sanatçılar Platformu açıklamada yetkililere çağrıda bulunarak Varto’da yapılmak istenen jeotermal sondaj projelerinin derhal durdurulmasını istedi. Açıklamada, “Halkın rızası olmadan doğayı tehdit eden hiçbir proje kabul edilemez” denildi.

    Platform, köylülerin, doğanın ve yaşam alanlarının yanında olduklarını belirterek, “Doğayı korumak yaşamı korumaktır. Varto’nun doğası sahipsiz değildir. Doğa yalnızca üzerinde yaşadığımız bir toprak parçası değildir; kimliğimizdir, hafızamızdır, geleceğimizdir. Varto’nun doğası bizim hafızamızdır. Hafızamızı sildirmeyeceğiz ” dedi.

    HABER MERKEZİ

  • Assos çevresinde tartışmalı Jeotermal projeye Yargıdan onay!

    Assos çevresinde tartışmalı Jeotermal projeye Yargıdan onay!

    PİRHA-Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Assos Antik Kenti’ne yakın bir noktada planlanan jeotermal kaynak arama projesine ilişkin davada mahkeme, bilirkişi raporlarına rağmen “ÇED Olumlu” kararını hukuka uygun buldu. Karara tepki gösteren Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Danıştay’a itiraz edeceklerini açıkladı.

    Bakrom AŞ tarafından Büyükhusun köyü sınırları içerisinde açılmak istenen jeotermal kaynak arama projesine karşı yöre halkı ve çevre örgütleri 2018 yılından bu yana mücadele yürütüyor. Proje için ilk ÇED süreci 2018’de başlatılmış, 2019’da verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı açılan dava sonucunda iptal edilmişti.

    Şirketin 2022 yılında yeniden başlattığı ÇED süreci ise 2024’te “ÇED Olumlu” kararıyla sonuçlandı. Bu karar da aralarında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği’nin bulunduğu 148 kişi tarafından yargıya taşındı.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARI DAVACILARDAN YANA ÇIKTI

    İkinci dava kapsamında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde hazırlanan rapor, projenin bölgeye uygun olmadığı yönünde görüş bildirdi. Raporda, “Bu proje bu yörede uygulanamaz, ÇED raporu uygun değildir” ifadelerine yer verildi. Şirketin itirazı üzerine istenen ek raporda da bilirkişiler ilk görüşlerinde ısrar etti.

    Ancak mahkeme heyeti, bilirkişi raporlarını yeterli bulmayarak davayı reddetti. Karar gerekçesinde, hâkimin bilirkişi görüşünü serbestçe değerlendirebileceğine ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 198 ve 282. maddelerine atıf yapıldı.

    Dernek, dava sonucunda yaklaşık 130 bin TL’yi bulan bilirkişi ücretleri, yol giderleri ve karşı tarafın avukatlık masraflarının davacılara yüklenmesine de tepki gösterdi. Açıklamada, “Mahkeme bilirkişi raporlarına itibar etmeyecekse, neden davacılar bu yüksek bilirkişi masraflarına mahkûm ediliyor?” denildi.

    DANIŞTAY’A BAŞVURU YAPILACAK

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, kararın hukuka ve bilime aykırı olduğunu savunarak Danıştay’a itiraz edeceklerini duyurdu. Dava dilekçesinde yer alan başlıca itirazlar arasında şu başlıklar yer aldı:

    • Proje alanının zeytinliklere 254 metre mesafede olması ve bunun Zeytincilik Kanunu’na aykırılık teşkil etmesi

    • Assos Antik Kenti’ne 3,65 kilometre, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan Büyükhusun Dolmen Bölgesi’ne ise yalnızca 720 metre mesafede bulunması

    • Lamponia Antik Kenti ve diğer arkeolojik alanlara olası zararlar

    • Hidrojeolojik yapının bozulması, dere yataklarının etkilenmesi

    • Flora-fauna raporlarının eksik ve hatalı olması

    • Proje alanının 1. derece deprem bölgesinde yer alması

    • Bölgede faaliyet gösteren mevcut JES’ler ve RES’lerin kümülatif etkisinin değerlendirilmemesİ

    “MÜCADELE SÜRECEK”

    Dernek, Bakrom AŞ’nin enerji üretimi alanında faaliyet gösterdiğini, şirketin halihazırda Ayvacık Tuzla bölgesinde faaliyet yürüten jeotermal santral şirketleriyle organik bağları bulunduğunu belirterek, sondajın verimli bulunması halinde bölgede yeni bir jeotermal santral kurulmasının önünün açılacağına dikkat çekti.

    Ayvacık Tuzla Ovası’nda halihazırda dört jeotermal enerji santralinin faaliyet gösterdiği, kapasite artışları ve yeni projelere ilişkin dava ve ÇED süreçlerinin sürdüğü de hatırlatıldı.

    Açıklamada, “Assos gibi eşsiz bir kültürel mirasa, zeytinliklere, tarım ve turizm gelirlerine zarar verecek bu projeye izin vermeyeceğiz. Havama, suyuma, toprağıma, kültürel varlıklara dokunma” denilerek mücadelenin süreceği vurgulandı.

    PİRHA/BALIKESİR

     

  • Kenanoğlu, JES’e direnen köylülere kesilen para cezasını Meclis gündemine taşıdı

    Kenanoğlu, JES’e direnen köylülere kesilen para cezasını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesinde Beyköy ve Kuyucular köylerinde Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı direnen köylülerden 35’ne “Sosyal mesafe kurallarına uymama” gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesilmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, yanıtlaması istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e soru önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesinde Beyköy ve Kuyucular köylerinde jeotermal enerji santraline (JES) karşı direnen 35 köylüye “Sosyal mesafe kurallarına uymama” gerekçesi ile kesilen 3 bin 150’şer lira para cezasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e sordu. Kenanoğlu, köylülerin bu cezanın virüsle ilgisi olmadığını, JES’e karşı direnişlerini sindirme amacını taşıdığını söylediğini belirtti.

    Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş (KARKEY) tarafından açılmak istenen Jeotermal Santrali’ne (JES) karşı bölge halkının mücadeleye devam ettiğini kaydeden Kenanoğlu, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci tamamlanmadan, yapılan tüm çalışmalar bölge halkı ve Efeler Belediyesi tarafından tepki gösterilerek engellendiğini belirtti.

    “JES’İN TARIM ALANINI ZEHİRLEME TEHLİKESİ VAR”

    17 Nisan tarihinde JES’lere karşı direnen yaklaşık 35 köylüye ‘sosyal mesafe kurallarına uymama’ gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesildiğine belirten Kenanoğlu, cezanın tebliğ tarihinin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yapılmasına dikkat çekti.

    JES kurulması istenilen ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Her taraf tarla ve zeytinlik, incir bahçeleri ile doludur. Buraya kurulmak istenen JES bütün tarımsal alanı zehirleme tehlikesi taşımaktadır. Maske, sosyal mesafe kurallarının hepsine dikkat eden köylüler, kesilen bu cezanın, kurallara uyulmaması nedeniyle değil, direnişlerinin kırılması için kesildiğini ifade etmektedirler. Cezanın kesildiği tarihte orada olmayan köylüler dahi vardır. Haklarını korumaya çalışan köylülere şirket elemanları şiddet uygulamaktan bile geri durmamışlardır” dedi.

    Koronavirüs vakası çıkana kadar köylülerin mücadelesini sürdürdüğünü, salgın nedeniyle evlerinden çıkamadıkları günlerde, bunu fırsat bilen şirket, sondaj kulesini faaliyete geçirmeye çalıştığına dikkat çeken Kenanoğlu, Bakan Dönmez’e şu soruları yöneltti:

    • Bu alanda ÇED süreci tamamlanmadan çalışma yapılmasına kim izin vermektedir?
    • Köylülerin açtıkları dava sürerken şirketin kuyu kazması yasal mıdır?
    • Cezanın kesildiği tarihte orada olmayan köylülere hangi gerekçe ile para cezası uygulanmıştır?
    • Sosyal mesafe kuralı sadece köylüler için mi geçerlidir? Onlara müdahale eden güvenlik güçleri için geçerli değil midir?
    • Bu para cezaları iptal edilecek midir?
  • Burhaniye Çevre Platformu: Yaşadığımız yerlerde JES istemiyoruz-VİDEO

    Burhaniye Çevre Platformu: Yaşadığımız yerlerde JES istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Burhaniye Çevre Platformu, Balıkesir’de jeotermal tesislere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Bölgemizin tarım ve turizm faaliyetlerinin, yediğimiz gıdanın, içtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın olumsuz etkilenmemesi için bölgemize jeotermal enerji santralı amaçlı arama ve işletme ruhsatı verilmemesini, ve 21.01.2020 tarihinde yapılacak ihalenin iptalini istiyoruz” denildi. 

    Burhaniye Çevre Platformu, Balıkesir’in birçok yerinde jeotermal sahalarının ihaleye çıkartılmasına ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Burhaniye, Ayvalık, Manyas, Bandırma, Balya, Sındırgı ve Susurluk ilçelerinde toplam 11 noktada jeotermal sahanın ihaleye çıkartılmasıyla ilgili Balıkesir Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının Resmi Gazete’deki duyurusuyla, Burhaniye ve civarında 1526,2 Hektar ve 3143,62 Hektar olmak üzere toplamda 4669.82 Hektarlık bir alanda arama/sondaj ve sonrasında işletme amaçlı ihaleye açılacağını öğrenmiş bulunuyoruz.
    Bu bölgeler Balıkesir’nin can damarlarıdır. Balıkesir’de jeotermal tesislere “Evet” demek,
    *Burhaniye’de büyük ova vasfında olan, yılda 3 ila 4 ürün alabilen birinci sınıf tarım arazisi olan, Çoruk ovasının yok edilmesi tarımın ve hayvancılığın bitirilmesi demektir.”

    “GERİ DÖNÜŞÜ MÜMKÜN OLMAYAN ZARAR SEBEP OLACAKTIR”

    *Halkın birinci derecede geçim kaynağı olan zeytinlerimizde veriminin ve kalitenin azalması ve kuruması demektir.
    *Yeraltından çıkarılacak sıcak su yeniden yeraltına verilmesi gerekirken, daha düşük maliyeti nedeniyle sıcak suyu yakındaki dere ve arazilere dökmektedir. Bu, derelerimizde ve denizimizde hiç bir canlının yaşamaması demektir.
    *Turizm yukarıda sayılan ilçelerimizin önemli gelir kaynaklarındandır. Jeotermal atıkları ilçemizde turizmin yapılamaz olması demektir.
    *Burhaniye, Adramytteion antik kentine ev sahipliği yapmaktadır. Jeotermal kuyularından çıkarak havaya karışacak tehlikeli ve aşındırıcı gazların ve kimyasalların antik kent buluntuları üzerindeki olası aşındırıcı etkisi, geri dönüşü mümkün olmayan zarara sebep olacaktır.

    “VALİLİĞİN İHALELERİ AÇMASINI HAYRETLE KARŞILIYORUZ”

    Dolayısı ile;
    • Jeotermal enerji ile elde edilebilecek sondaj yatırım planı ve ısı derecesinin belirsiz ve bilimsel dayanaktan uzak olduğu,
    • Sondaj derinliğinin belirsiz ve maliyet hesabının da rasyonel olmadığı,
    • Arama-sondaj çalışmaları esnasında sıyrılacak bitkisel toprak miktarının belirsizliği gibi pek çok konuda tarıma ve çevreye etkileri yönünden, Balıkesir Valiliğince, Balıkesir halkına somut bir taahhütte bulunulmadığı,
    • Bu alanlarda jeotermal sıvının çıkartılması ve enerji üretim amaçlı kullanılması durumunda yöredeki bitki örtüsüne, canlılara ve tarım sektörüne önemli çevresel etkisinin olacağı, gürültü ve kükürt dioksit kaynaklı koku kirliliği oluşacağı, turizmin olumsuz etkileneceği dikkate alınmadığı görülmüştür,
    Başta Aydın, Denizli, Alaşehir, Salihli olmak üzere, pek çok yörede jeotermal işletmeler nedeniyle yaşanan çevre sorunları ortadayken, Balıkesir Valiliğinin bu ihaleleri açmasını hayretle karşılıyoruz. Kendilerini duyarlı olmaya, ihaleleri iptale çağırıyoruz.

    “İHALELERİN İPTALİNİ İSTEMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Aydın Çevre ve Doğa Derneği tarafından açılan davalara ilişkin jeotermal enerji santrali yatırım amaçlı mahkemelerce verilmiş iptal kararlarının dikkate alınmaksızın zeytincilik, tarım ve hayvancılık faaliyeti sürdürülen bu bölgelerde Jeotermal kaynak sahası arama ve işletme amaçlı yatırım planlanmasının Anayasa ve uluslararası mevzuatla korunan yaşam hakkı, mülkiyet hakkı, çevre haklarının ihlali niteliğindeki bu idari tasarrufun hukuk devleti ilkesine ve kamu yararına aykırı olması,
    Bölgemizin tarım ve turizm faaliyetlerinin, yediğimiz gıdanın, içtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın olumsuz etkilenmemesi için bölgemize jeotermal enerji santralı amaçlı arama ve işletme ruhsatı verilmemesini, ve 21.01.2020 tarihinde yapılacak BU İHALENİN İPTALİNİ İSTİYORUZ.
    Balıkesir halkını, çiftçilerimizi, duyarlı STK ve DKÖ’lerimizi, turizmcilerimizi ve tüm duyarlı kesimleri, Balıkesir’in büyük bölümünde telafisi olanaksız zararlar doğuracağı açıkça bilinen jeotermallere karşı çıkmaya ve bu ihalelerin iptalini istemeye çağırıyoruz. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ni ve ilçe Belediyelerini de bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Uzundereliler Adem Petrol’e karşı bir kez daha kazandı

    Uzundereliler Adem Petrol’e karşı bir kez daha kazandı

    İzmir Uzundere’de bakanlığın Adem Petrol isimli şirkete ikinci kez verdiği jeotermal kaynak arama iznini mahkeme yine bozdu.

    İzmir’de yerel mahkeme Uzundere köylülerini sevindiren bir karar daha verdi. Mahkeme, Bakanlığın Adem Petrol isimli şirkete verdiği ikinci jeotermal kaynak arama iznini bozdu.

    Evrensel’in özel haberine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yargı kararlarının arkasından dolanarak İzmir’in Karabağlar ilçesindeki Uzundere Mahallesi sınırları içerisinde kalan parsel için bir kez daha verdiği jeotermal kaynak arama amaçlı sondaj çalışması izni, yine mahkemeden döndü. Mahkeme kararına rağmen verilen ÇED kararı iptal edildi.

    268 Uzundereli ile Uzundere Mahallesi Harmanyeri Kentsel Koruma Derneği ve Karabağlar Belediyesi tarafından açılan davada İzmir 1. İdare Mahkemesi 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunu’nu gerekçe göstererek idari işlemi hukuka uygun bulmadı.

    Kararda “İşleme konu olan projeye ilişkin ruhsat sahasında, açılması planlanan sondaj kuyusundan itibaren 3 kilometrelik alan içerisinde zeytinlik alanlar bulunduğu ve söz konusu faaliyette zeytinliklere zarar vermeden, kimyevi atık bırakmayan, toz ve duman çıkarmayacak şekilde faaliyette bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşıldığından” ifadelerine yer verildi.

    UZUNDERELİLER NÖBET TUTMUŞTU

    Kararı değerlendiren Uzundereliler sevinçli olduklarını belirtti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığını benzer süreçlerin tekrar yaşanmaması için mahkeme kararlarını dikkate almaya çağırdı. Uzundereliler, yaşam alanlarını, tarlalarını, zeytinliklerini tehlikeye atacak benzer durumlara karşı mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirdi. Bakanlığın her iki kararına karşı Uzundereliler sondaj çalışmasının yapıldığı alanda günlerce nöbet tutmuştu. Son olarak geçtiğimiz yılın temmuz ayında çalışmalara başlayan şirket ruhsat süresi dolunca sondajı durdurmuştu.

    PATRON AKP’Lİ

    İzin verilen Adem Petrol’ün Sahibi Ercan Turan bir dönem AKP İzmir il yöneticiliği yaptı ve 2015 seçimlerinde de milletvekilliği için adaylık başvurusunda bulundu ancak kabul edilmedi. AKP döneminde servetini büyüten isimler arasında olan Turan, Azerbaycan’da petrol çıkararak satışını yapıyor.