Etiket: jin

  • Londra’da “Jin, Jiyan, Azadî” kadın buluşması yapılacak

    Londra’da “Jin, Jiyan, Azadî” kadın buluşması yapılacak

    PİRHA- Londra’da “Jin, Jiyan, Azadî – Kadın, Hayat, Özgürlük” temalı etkinlikte, kadınların mücadele ve dayanışma deneyimleri uluslararası konuşmacılar ve sanatçılar tarafından paylaşılacak. Etkinlik, kadınların güçlenmesi ve özgürlük mücadelesine odaklanıyor.

    Londra Kürt Toplum Merkezi, 14 Eylül 2025 Pazar günü, “Jin, Jiyan, Azadî – Kadın, Hayat, Özgürlük!” temasıyla özel bir kadın etkinliğine ev sahipliği yapacak. Saat 14:00’te başlayacak olan bu anlamlı buluşma, kadın dayanışması, mücadele hikayeleri ve umut dolu seslerin paylaşılacağı bir öğleden sonra olarak planlandı.

    Farklı topluluklardan alanında öncü konuşmacıların ve sanatçıların yer alacağı etkinlikte, kadınların güçlenmesi ve özgürlük mücadelesi etrafında önemli sohbetler gerçekleşecek. Feminist yazar ve Mülteci Kadınlar İçin Kadınlar’ın kurucusu Natasha Walter, PJAK Parlamento Komitesi üyesi ve 40 yıllık Kürt siyasetçisi Mehri Rezai, herkes için eşit yasa kampanyacısı Maryam Namazie, Irak Kadınlar Ligi temsilcisi Noura Sabri ve Afgan hayırsever Dewa Khan gibi isimler düşüncelerini paylaşacak.
    Ayrıca, Phoenix TNG’den Dr. Shirona Jude-Manorajh kadınların güçlenmesi üzerine konuşacak.

    Etkinlikte sanat da önemli bir yer tutacak; ödüllü perküsyonist Sara Fotros, Royal Albert Hall ve TEDx sahnelerinden tanınan Kürt şarkıcı Suna Alan ve uluslararası platformlarda beğeni toplayan Ukraynalı sanatçı EKA | Bandura performanslarıyla katılımcılara ilham verecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hindistan’da kadınlar şiddete karşı sokaklarda: ‘Jin, jiyan, azadi’ pankartı açıldı

    Hindistan’da kadınlar şiddete karşı sokaklarda: ‘Jin, jiyan, azadi’ pankartı açıldı

    PİRHA- Hindistan’da bir kadının tecavüze uğrayıp katledilmesini ‘Geceyi geri al’ eylemleriyle protesto eden kadınlar “Jin, jiyan, azadî” pankartı açarak, kadına yönelik şiddete tepki gösterdi.

    9 Ağustos Cuma günü Hindistan’ın Kolkata şehrinde RG Kar Tıp Fakültesi’nde stajyer doktorun tecavüze uğrayıp katledildi. Katledilen doktor, 36 saatlik bir vardiyanın ardından çalışanlara ayrılan bir dinlenme odası olmadığı için seminerlerin yapıldığı bir odada uyumuştu. Ertesi sabah meslektaşları, kürsüde onun yarı çıplak ve ağır yaralanmış cenazesini buldu. Tecavüzle ilgili polis hastanede çalışan bir gönüllüyü gözaltına aldı. Ancak örtbas ve ihmal suçlamalarının ardından vaka, yerel polisten Merkez Soruşturma Bürosu’na devredildi.

    ‘JIN JİYAN AZADÎ’ PANKARTI

    Bunun üzerine kadınlar ülkenin dört bir yanında sokağa çıkarak “Geceyi Geri Al” yürüyüşü yaptı. Yapılan eylemlerde kadınlar el ele tutuşarak “adalet istiyoruz” sloganları attı. Bölgede görev yapan gazeteciler, “Şehirde daha önce hiç gece vakti yürüyen bu kadar büyük bir kadın topluluğu görmedik” yorumunda bulundu.

    Protestoların 8’inci günüde sokaklarda “adalet” diye haykıran binlerce kadın, Kürt kadınlarının sloganı olan “jin, jiyan, azadî” pankartı taşıdı.

    Eylemler, Delhi, Haydarabad, Mumbai ve Pune gibi diğer şehirlerde de düzenlendi. Yer yer eylemciler ve polis karşı karşıya gelirken, polisler eylemcileri dağıtmak için göz yaşartıcı gazla saldırdı.

  • İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye Nobel Barış Ödülü verildi

    İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye Nobel Barış Ödülü verildi

    PİRHA-2023 Nobel Barış Ödülü, cezaevindeki İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye verildi. Ödülün, İran’da kadınlara yönelik baskılara karşı verdiği mücadele ve insan hakları mücadelesi nedeniyle verildiği açıklanırken, Nergis Muhammedi’nin ailesi de, ödülün hem Nergis Muhammedi’yi hem de İranlı kadınların başlattığı “Jin, Jiyan, Azadî (Kadın, Yaşam, Özgürlük) hareketini güçlendireceğini söyledi.

     

    Norveç Nobel Komitesinden yapılan açıklamada, ödülün, Muhammedi’nin İran’da “baskı altındaki kadınlar için gösterdiği mücadele dolayısıyla” verildiği vurgulandı.

    Açıklamada, ödülü kazanan Muhammed’in, herkes için insan hakları ve özgürlükleri teşvik etme mücadelesinde bulunduğu vurgulandı.

    Muhammedi’nin cesur insan hakları mücadelesinin muazzam bedeller getirdiğine işaret edilerek, İran’da 13 kez gözaltına alındığı, hakkında 5 mahkumiyet kararının verildiği ve 31 yıla mahkum edildiği kaydedildi.

    Açıklamada, Muhammedi’nin kadın, insan hakları savunucusu ve özgürlük savaşçısı olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: “(Komite) Kendisine bu yılki Nobel Barış Ödülü’nü verirken onun İran’da insan hakları, özgürlük ve demokrasi için verdiği cesur mücadeleyi onurlandırmak istiyor. Bu yılki Barış Ödülü, aynı zamanda önceki yıl teokratik rejimin kadınları hedef alan ayrımcılık ve baskı politikalarına karşı gösteri yapan yüz binlerce kişiye de veriliyor. Muhammedi’ye verilen ödül, sosyal adaleti, insan haklarını ve demokrasiyi ilerletmek için çalışanlara verdiği köklü bir geleneğin devamı niteliğindedir. Bunlar, kalıcı barışın önemli ön koşullarıdır.”

    Açıklamada, Muhammedi’nin, kadınlar için sistematik ayrımcılık ve baskı, onurlu bir yaşam sürme hakkının yanı sıra ifade özgürlüğü ve bağımsızlık hakkı için de mücadele ettiği vurgulandı.

    İran’dan bu yılki Nobel Barış Ödülü’nü başkent Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutuklu olan kadın hakları savunucusu Nergis Muhammedi’ye verilmesine dair Muhammedi’nin ailesi yaptıkları açıklamada ödülün hem Nergis Muhammedi’yi hem de İranlı kadınların başlattığı “Jin, Jiyan, Azadî (Kadın, Yaşam, Özgürlük) hareketini güçlendireceğini söyledi.

    NERGİS MUHAMMEDİ KİMDİR?

    İran’da aktivist kimliğiyle ön plana çıkan İnsan Hakları Savunucuları Merkezi Başkan Yardımcısı Nergis Muhammedi, Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi ile kadın haklarıyla ilgili gerçekleştirdiği çalışmalarıyla tanınıyor.

    Muhammedi, ulusal güvenliğe karşı eylemde bulunmak ve rejime karşı propaganda gibi suçlamalarla ilk olarak Eylül 2011’de 6 yıl hapse mahkum edilmişti.

    Rejime karşı propaganda ve yetkililere karşı iftira ile suçlanan Muhammedi, İran’da toplamda 31 yıl hapis ve 154 kırbaç cezasına çarptırılmıştı. Muhammedi, cezaevinde de ciddi sağlık sorunları geçirmişti.

    Halen cezaevinde bulunan Muhammedi, özellikle son aylarda İran’daki cezaevleri ve gözaltı merkezlerinin durumu ile mahkum ve tutuklulara yönelik şiddete ilişkin cezaevinden çok sayıda mektup göndermiş ve bu mektuplar BBC gibi uluslararası medya kuruluşlarında yayımlanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Uluslararası Kadın Konferansı sona erdi: Kadınlar Geleceğini Örüyor Ağı ilan edildi

    Uluslararası Kadın Konferansı sona erdi: Kadınlar Geleceğini Örüyor Ağı ilan edildi

    PİRHA- 41 ülkeden kadınların katılımıyla gerçekleştirilen 2’nci Uluslararası Kadın Konferansı, sonuç bildirgesi ile sona erdi. Kadınlar, “Jin, Jiyan, Azadî: Kadınlar Geleceğini Örüyor Ağı”nı ilan etti.

    Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı tarafından 2’nci Uluslararası Kadın Konferansı, “Devrimimiz: Yaşamı Özgürleştirmek” şiarıyla 5-6 Kasım tarihlerinde Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirildi.

    İlki Ekim 2018’de düzenlenen konferansın ikincisine 41 ülkeden 800 kadın katıldı. Kadınların birlikte mücadelesinin elzem olduğuna vurgu yapılırken, “kadın devrimi” için bu birlikteliğin gerçekleşmesi gerektiği ifade edildi.

    Konferans bileşeni tarafından yayınlanan sonuç bildirgesi şöyle:

    “Konferansımızı gerçekleştirdiğimiz bugünlerde JIN JIYAN AZADÎ bir isyan ve çözüm sloganı olarak dünyanın her bir köşesinde haykırılıyor.  Kadınlar 21’inci yüzyılı kadın yüzyılı yapmak için dünyanın her yerinde ayakta, isyanda. Çok karanlık bir zamanda yaşıyoruz ama yeni bir iklimin eşiğindeyiz.

    “BU SÜRECİN ÖZNESİYİZ!”

    Kapitalist sistem, çatışmalar, ekolojik yıkımlar, pandemiler, emek sömürüsü ve şiddet ile dünyamızı daha fazla kâr ve güç için 3’üncü dünya savaşına sürüklüyor. Beş kıtadan gelen kadınlar bu savaşı toprakları ve bedenlerinin sömürüsüyle yaşıyorlar.

    Bizler bu gidişata itiraz ediyoruz!  Bu gidişatı durdurmak ve herkes için daha özgür ve adil bir yaşam için sorumluluk aldığımızı, özlemini duyduğumuz düzenin kurulmasında özne olacağımızı tüm dünyaya bir kez daha ilan ediyoruz. Toprak, ateş, su ve hava yanımızda olsun.

    “SÖZSÜZ EYLEM KÖRDÜR”

    Dünyanın her yerinde kadınlar olarak ‘Ni Uno Menos’ dedik, ‘Me too’ dedik, Las Tesis dansımızla itirazımızı dile getirdik. Bizi yok sayan ve nesneleştiren patriarkal zihniyete karşı en temel yaşam haklarımızı savunmak için sokaklara çıktık, öz savunmamızı geliştirdik ve örgütlendik.  Bütün kıtalardaki kadınlar şiiriyle, şarkısıyla, dansıyla, bilgeliğiyle ona dayatılan unutturmaya karşı direniyor. Doğanın iyileştirme gücüyle ayakta duran kadınlar hayal ettikleri gelecek için mücadele ediyorlar. Çünkü sözler eylemsiz boştur. Sözsüz eylem kördür.

    Militarizme, ırkçılığa, sömürüye, ataerkiye, çok uluslu kapitalist şirketlere, devletlere karşı çıkıyoruz. O yüzden bizden korkuyorlar. Onları daha çok korkutacağız. Eylemlerimiz sözlerimizi, öz savunmamızı kriminalize eden ve yaşam enerjimizi talan eden sisteme karşı birleşiyor, büyüyoruz.

    “BİZ ONLARIN DİRENİŞİYİZ”

    İran rejim güçleri, Jîna Emînî’yi, Türk faşist güçleri Nagihan Akarsel yoldaşımızı aramızdan aldı. Latin Amerika’da yerli halktan kadın öncüler katlediliyor. Sudan’da, Yemen’de ve Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kürdistan’da olduğu gibi kadınlar tutuklanıyor, öldürülüyor, tecavüze maruz kalıyor. Bize birden fazla hayat borçlular. Annelerimizin, nenelerimizin, kız kardeşlerimizin hayatlarını borçlular. Biz onların direnişin bir ifadesiyiz.

    “DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEĞİZ”

    Yüzyıllarca devam eden kadın mücadele deneyiminin 21. yüzyılda başka bir boyuta evrildiğine tanıklık ediyoruz. Farklı toplumsal kesimlerin kendi özgürlüğünü, kadın özgürlüğünde gördüğünü ve kadın özgürlüğünün toplumu özgürleştireceğine inandığı bir süreçten geçiyoruz. Öfkeliyiz. Bu kolektif bir öfke. Güçlüyüz, dünyayı değiştireceğiz.

    “ÖZLENEN YAŞAM DEVRİMLE YARATILIR”

    Kadın devriminin öncülük ettiği yeni bir özgürlük mücadelesi çağında yaşıyoruz. Sayın Abdullah Öcalan’ın dediği gibi özlenen yaşam mucizelerle değil, devrimle yaratılır. Kürdistan’da, İran’da, Afganistan’da, Latin Amerika’da ve Avrupa’da özlediğimiz yaşam için ayağa kalkıyor ve mücadele ediyoruz.

    Kadınlar olarak ‘xwebûn’ yani ‘kendimiz’ oluyor kapitalizmin, sömürgeciliğin, atarerkinin bize ve topraklarımıza verdiği isimleri reddediyor, kendimize yeni isimler alıyoruz.

    KADIN ZAMANI

    Artık kadın zamanındayız. Bu zamana verilecek en önemli cevap ise kadınların ortak mücadele, birlik ve dayanışma ağını kalıcılaştırmaktır. Bu konferans vesilesi ile ‘Jin, Jiyan, Azadî: Kadınlar Geleceğini Örüyor Ağı’nı ilan ediyoruz. Bundan sonra yapacağımız ilk çalışma iki gündür yürüttüğümüz tartışmalar ışığında ortak yol haritamızı çıkarmak olacaktır. Mevcut sömürü sisteminin dışında farklı bir yaşam özlemi duyan tüm kadınları ağımıza katılmaya ve ‘KADIN DEVRİMİ’ temelinde ortak mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP Dersim Kadın Meclisi: İran rejimi kadın ve Kürt düşmanlığını tescillemiştir-VİDEO

    HDP Dersim Kadın Meclisi: İran rejimi kadın ve Kürt düşmanlığını tescillemiştir-VİDEO

    PİRHA-Jîna Mahsa Emînî’nin katledilmesine yönelik başlayan kadın isyanının bölgede dalga dalga yükselerek bir halk isyanına dönüştüğünün altını çizen HDP Dersim Kadın Meclisi üyesi Esma Ataş, “İranlı kadınlar başta olmak üzere tüm dünyada kadınlar artık yeter diyor! İran halkları, dünya halkları yeter diyor!” dedi.

    Jîna Mahsa Emînî, İran İslam Cumhuriyeti’nde rejimin sözde ‘ahlak polisi’ tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle başkent Tahran’da 14 Eylül’de işkenceyle gözaltına alındı. Polis karakoluna götürülen Mahsa, aynı gece kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

    İran’daki gösteriler onlarca kentte devam ediyor. İran rejim güçleri tarafından katledilenlerin sayısı 8’e ulaşırken, gösteriler sonrası internet erişimi kesildi. Türkiye’de de kadınlar öncülünde eylemler yapıldı.

    Dersim HDP İl Kadın Meclisi, 22 yaşında katledilen Jîna Mahsa Emînî için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Dersim HDP İl Kadın Meclisi adına açıklamayı Esma Ataş okudu.

    “İRAN REJİMİ KADIN VE KÜRT DÜŞMANLIĞINI TESCİLLEMİŞTİR”

    Esma Ataş, kadınların sokaklarda güçlü gösteri ve yürüyüşlerle erkek egemen İran rejimine ve onun’ ahlak polisi’ gibi kadın düşmanı kurumlarına karşı isyanını yükselttiğini aktararak, “Nitekim Mahsa’nın cenaze töreninde kadınlar toplu halde başörtülerini çıkararak, mücadelelerini, isyanını yeni bir boyuta taşıdığını göstermiştir. Kadınlara, kadınların yaşam tarzlarına, başörtü dayatmasına karşı direnişten asla vazgeçmeyeceklerini bir kez daha göstermişlerdir” dedi.

    Mahsa’nın katledilmesine yönelik başlayan kadın isyanının bölgede dalga dalga yükselerek bir halk isyanına dönüştüğünün altını çizen Esma Ataş, “İran rejimi gelişen bu isyanı sindirmek için tüm güçleriyle halka saldırarak bir kez daha kadın düşmanlığını, Kürt düşmanlığını tescillemiştir” diye konuştu.

    MAHSA’NIN DİRENİŞİ VE MÜCADELESİ BİZLERİN DE MÜCADELESİDİR!

    İranlı kadınlar, haklarına ve yaşamlarına yönelik bu saldırılara karşı mücadele etmekten bir an olsun vazgeçmeyeceğini vurgulayan Esma Ataş, şunları dile getirdi:

    “Mahsa’nın direnişi bunun en büyük kanıtıdır.  İktidarlarının giderek sarsıldığını gören rejim ve onun polisi ise kadınlara ve mücadelelerine saldırarak kadınları yıldırmaya ve sindirmeye çalışmakta. Ancak şu iyi bilinsin ki; kadınlar başta olmak üzere ezilenlerin mücadelesi ve direnişi engellenemeyecek! İranlı kadınlar başta olmak üzere tüm dünyada kadınlar artık yeter diyor! İran halkları, dünya halkları yeter diyor!

    Mahsa şahsında katledilen tüm kadınlara sözümüz, ahlaksızlık sizin görünen saç tellerinizde değil, İran’dan tüm dünyaya erkek egemen iktidarların zihniyetindedir. Buradan bir kez daha belirtiyoruz; Mahsa’nın direnişi ve mücadelesi bizlerin de mücadelesidir! Bu mücadeleyi halkların isyanı ve direnişiyle ile birleştirerek özgür bir dünyayı hep birlikte inşa edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dede Eren Yıldırım: Özgür bir dünya kavgası veren tüm kadınların günü kutlu olsun-VİDEO

    Dede Eren Yıldırım: Özgür bir dünya kavgası veren tüm kadınların günü kutlu olsun-VİDEO

    PİRHA-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir açıklama yapan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, “Sevgi dolu, yaşanabilir özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” dedi.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin yayımladığı videoda tüm kadınların gününü kutladı. Yıldırım, mesajında “Özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “SEVGİ VE BARIŞ TOHUMLARI EKEN KADINLARA AŞK İLE”

    Yıldırım‘ın açıklamaları şöyle:

    “Erkek-dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok, eksiklik-noksanlık senin görüşlerinde. Özellikle Arap-İslam anlayışının kadın-erkek arasındaki o ürkütücü, akıl ve vicdana sığmaz ayrımcılığının doğru olmadığını söyleyen Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin aşkı ile emeğinde, ocağında, kucağında, hanesinde, sokağında, işinde, aşında her daim sevgi ve barış tohumlarını eken kadınlara aşk ile. 8 Mart’ın doğuşu emekçi kadınların tarihteki direniş ve sınıf mücadelesine dayandığını unutmadan, “Erlik; erkeklik-dişilikte değil kişiliktedir. İnsanlıkta muteber olan cinsiyet değil şahsiyettir” sözünü referans alarak, yaşam hakkı, özgürlük, adalet ve eşitlik için sevgi dolu yaşanabilir özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”

    PİRHA / İSTANBUL