Etiket: Jiyan Tosun

  • İHD’nin 39. yıl açıklamasına homofobik engel: Polis gökkuşağını yasakladı-VİDEO

    İHD’nin 39. yıl açıklamasına homofobik engel: Polis gökkuşağını yasakladı-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği’nin, 39. kuruluş yıldönümü sebebiyle basın açıklaması yapıldı. Eylemde, ’39 Yıldır homofobinin, transfobinin karşısında’ yazılı dövizin açılmasına izin verilmezken gökkuşağı renkleri de polis engeline takıldı.

    İnsan Hakları Derneği, 39. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Sultanahmet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
    Yapılan eylemde “39 Yıldır insan haklarının hafızası ve savunucusuyuz” pankartı açılırken “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır. İnsan haklarıyla insandır. Hasta mahpuslar serbest bırakılsın. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz. 39 Yıldır homofobinin, transfobinin karşısında” dövizleri de hazırlandı. Ancak kolluk güçleri, homofobi, transfobi içerikli dövizlerin yasak olduğunu iddia etti.

    İHD Yöneticileri, polisin yasaklama kararına karşılık tüm dövizleri ters çevirdi.

    39. YILDA YASAK VE ENGELLEME

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, polis engelini kınayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Derneğimiz, darbe koşullarında kuruldu, ‘idam cinayettir’ diye başladık ve halen devam ediyoruz. Darbe anlayışı bu coğrafyada hiç bitmedi. Beyaz Toroslar denilen dönemin en ağır ihlallerini belgeleyen tek örgütüz. Vedat Aydın olmak üzere birçok yönetici ve üyemiz katledildi. Her zaman yargılandık ve bu yargılamalar halen devam ediyor. Ancak biz vazgeçmedik. Bugün yeni bir süreç var. İHD olarak kendi temel ilkelerimize göre yaklaşımlarımızı mücadelemizi devam ettiriyoruz. Biz o nedenle ne kayıpları aramaktan, ne faili meçhul cinayetlerin faillerini sormaktan, ne kadın cinayetlerine karşı, erkek egemen devlete karşı tavrımızdan vazgeçmeyiz. Bugün yeni bir yasaklamayla karşılaştık. Homofobi, transfobiden bahsetmenin yasaklandığı bir günü yaşıyoruz. Bugün bu dövizlerimizi açmamıza yasakladılar. O nedenle elimizdeki dövizleri ters çeviriyoruz.”

    İHD İstanbul Şube yöneticilerinden Cüneyt Yılmaz da polis yasağını kınayarak, “Eylem başlamadan önce bir pankartın açılamayacağını söylediler. Bu pankartta ‘İnsan Hakları Derneği 39 yıldır homafobi ve transforminin karşısında’ yazıyordu. Bu dövizi açamayacağımızı söylediler. Derneğimizin tüzüğünde bununla ilgili maddeler olduğunu kendilerine söyledik. İHD olarak çalışmalarımızı ve bu yönlü sürdürüyoruz. Yaptığımız görüşmede pankartı ters tutacağımızı söyledik ancak ‘Onu da yapamazsınız’ dediler. Biz de bu durumu protesto ettik. Homofobi ve transfobi, bu coğrafyada can alıyor. Hastalık olarak nitelendiriliyor. Dövizlerimizi gösteremedik ama ben buradayım, yüzüm açık, kimliğim açık ve burada mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ, KAYYIM POLİTİKALARINA SON VERİLMELİ”

    Ardından basın metni okundu. Metnin Kürtçesini Hasan Yaviç, Türkçesini ise Jiyan Tosun okudu.

    “İnsan hak ve özgürlüklerini savunmaya devam ediyoruz!” denilen metinde şu ifadelere yer verildi:

    “İnsan Hakları Derneği, 17 Temmuz 1986 tarihinde aralarında mahpus aileleri, aydınlar, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar, hekimler, mimar ve mühendisler, öğretmenlerin olduğu 98 insan hakları savunucusunun imzasıyla ‘İnsan hak ve özgürlükleri konusunda çalışmalar yapmak’ amacıyla kuruldu. Kuruluşundan bu yana 23 İHD üye ve yöneticisi faili meçhul cinayetler sonucu yaşamını yitirirken, yüzlercesi fiili saldırılar sonucu yaralandı. Tüm bu baskılar İHD’yi insan hak ve özgürlüklerini savunma kararlılığından alıkoymadı.

    Coğrafyamızın en önemli demokrasi ve insan hakları sorunlarının başında Kürt meselesinin çözümü gelmektedir. Kürt meselesinin çözümü konusunda devlet ve siyasal iktidar halen güvenlikçi politikalarda, ret ve inkâr siyasetinde ısrar etmektedir. Bu politikalarda ısrar bir yandan demokrasi ve insan hakları ortamının kötüleşmesine ve toplumsal barışın yara almasına neden olurken; öte yandan da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ekonomisinde derin tahribatlara yol açmaktadır. Seçilmiş Kürt belediye eş başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması politikası devam ettirilmektedir. 2024 yılı 31 Mart’ta yapılan yerel seçimler sonrası 10’u Dem Partili, 3’ü CHP li olmak üzere 13 belediyeye kayyım atanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve onlarca CHP’li belediye başkanı siyasi operasyonlarla gözaltına alınmış, tutuklanmış ve görevden alınmışlardır. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ve önceki genel sekreterlerimizden Nazmi Gür’ün de aralarında bulunduğu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davasında verilen ve toplamı 400 yılı geçen hapis cezalarıyla Coğrafyamızda yargının bir kez daha, muhaliflere karşı susturma ve cezalandırma aracı olarak kullandığını göstermektedir. Son aylarda aynı anlayışla CHP’li belediye başkanları ve siyasetçileri siyasallaşmış yargının hedefi olmaktadır.

    “DEVLET BARIŞ İÇİN SOMUT ADIM ATMALI”

    Türkiye’nin, Kürt meselesini kabulü ile yeni bir barış sürecine ihtiyacı bulunmaktadır.

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratikleşebilmesi için demokrasi ve insan hakları sorunlarını gerçek bir çatışma çözüm süreci ile çözmesi ve geçmişi ile yüzleşmesi gerekmektedir. Başta Kürt Halkının Barış talebi ve Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri olmak üzere ötekileştirilen tüm toplum kesimlerinin insan haklarına dayalı taleplerini kabul edecek siyasi iradeye ihtiyaç vardır. 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan Kürt Meselesinin barışçıl yollarla çözümü konusunda önemli gelişmelere tanıklık etmekteyiz. 30 PKK militanı silahlarını yakarak imha etmiş ve barışa hazır olduklarını beyan etmişlerdir. Silah bırakan militanların sivil siyasete ve demokratik yaşama katılmaları için siyasal ve hukuksal adımların ivedilikle atılması gerektiğini bir kez daha devlete hatırlatıyoruz. Silahlarını imha eden grubun kimlik bilgileri ve yakılan silahların envanteri (İnsan Hakları Derneği- İHD), (Özgürlükçü Hukukçular Derneği-ÖHD) ve (Türkiye İnsan Hakları Vakfı-TİHV) temsilcilerine teslim edilmiştir. Sivil Toplum Örgütlerinin barış süreçlerine aktif katılımı konusunda bu envanter teslimini oldukça önemsediğimizi ve süreç içerisinde daha fazla sivil toplum örgütünün yasal dayanaklarla sürece üçüncü göz olarak dahil olmaları gerektiğini belirtiyoruz.
    Tüm bu gelişmelere karşın devlet henüz barış ve süreç konusunda söylem düzeyini aşan somut bir adım atmamıştır.

    “İNSAN HAKLARI MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Ortaya konulacak yeni toplumsal sözleşme; Türkiye’nin temel sorunlarından olan Kürt Meselesi, Alevilerin talepleri, toplumsal cinsiyet eşitliği, yerinden yönetime dayalı yönetim modeli, anadilinde eğitim-öğretim ve anayasal vatandaşlık gibi somut önermeleri içerecek şekilde hazırlanmalıdır. Demokrasiye giden yolun açılabilmesi için ifade özgürlüğünün mutlaka sağlanması gerekmektedir.

    İnsan hakları savunucularının İHD çatısı altındaki 39 yıllık mücadelesi insan onuruna dayanan özgürlük, eşitlik, adalet ve barış talebi ile artarak devam edecek ve Türkiye’nin insan haklarına dayalı demokratik bir rejime kavuşması mücadelesi ısrarla sürdürülecektir. İHD’nin kuruluşunun 39. Yılında ısrarla insan hak ve özgürlüklerini ve barış hakkını savunmaya devam ediyoruz; iyi ki İHD var diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri, Ramazan Tekin ve Mehmet Şirin Bayram’ın akıbetini sordu – VİDEO

    Cumartesi Anneleri, Ramazan Tekin ve Mehmet Şirin Bayram’ın akıbetini sordu – VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, 1024. haftaki eylemlerinde 28 yıl önce gözaltında kaybedilen Ramazan Tekin ve Mehmet Şirin Bayram’ın akıbetlerini açığa çıkartacak ve ceza adaletini sağlayacak etkinlikte bir soruşturma başlatılması için savcıları göreve çağırdı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlattıkları ve Türkiye’nin en uzun soluklu eylemi olan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, 1024. haftada devam etti.

    1024. haftaki eylemde 28 yıl önce gözaltında kaybedilen Ramazan Tekin ve Mehmet Şirin Bayram için adalet istendi. Bu haftaki buluşmanın basın açıklamasını, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun okudu.

    “KÖYLÜLER KORUCU OLMAYI KABUL ETMEYİNCE KÖY YAKILDI, İNSANLAR ZORLA YERİNDEN EDİLDİ”

    Jiyan Tosun, kayyım uygulamalarına son verilmesi ve halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine tekrar iade edilmesi gerektiği çağrısında bulunarak açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “1024. haftamızda antidemokratik yönetimler nedeniyle 28 yıldır akıbetleri karanlıkta bırakılan, failleri cezasızlıkla korunan Mehmet Şirin Bayram ve Ramazan Tekin’i unutmadık diyerek buluştuk. Bayram Ailesi, Kulp Demirli köyüne bağlı Bira Zeyna mezrasında yaşıyordu. Korucu olmaya zorlanan köylüler ağır baskı görüyordu. Tüm baskılara rağmen köylüler korucu olmayı kabul etmeyince 1994 yılında köy yakıldı ve insanlar zorla yerinden edildi. Bayram Ailesi de Diyarbakır’a göç etmek zorunda kaldı. Mustafa Bayram, oğlu Şirin ile birlikte inşaatta çalışmak için Kocaeli’ne gitti. 18 yaşında olan Şirin, ailesine sevdiği bir kız olduğunu söyledi. Aileler görüştü ve söz kesildi. Şirin nişan için Kocaeli’nden eve geldi. 2 Kasım 1996 tarihinde köyde yaşayan amcasını ziyaret etmek için yola çıktı. Hava kararınca, devam eden operasyonlar nedeniyle tehlikeli olur diye yola devam etmedi. Geceyi geçirip sabah yola devam etmek üzere akrabaları olan Ramazan Tekin’in Kulp’un Demirci köyündeki evine gitti.

    AİLELER SAVCILIĞA BAŞVURDU

    2 Kasım 1996 gecesi 65 yaşındaki Ramazan Tekin’in evi askerler ve korucular tarafından basıldı. 65 yaşındaki Ramazan Tekin ile evde misafir olan Mehmet Şirin Bayram gözaltına alındı. Gözaltına alınanların Kulp İlçe Jandarma Karakolu’na götürüldüğü ve beş gün karakolda tutulduğu bilgisi ailelerine ulaşsa da, başvurdukları karakol’dan “Biz almadık, bizde yok” cevabı verildi. Aile, tanıdığı koruculardan bilgi istedi. Ertesi gün M.B isimli korucu Mehmet Şirin Bayram’ı gözleri bağlı biçimde Kulp Jandarma İlçe Karakolunda gördüğünü ve kendisiyle konuştuğunu söyledi. Ancak karakola çağrılan korucu, şiddet görüp tehdit edilince tanıklığını geri çekti.Aileler savcılığa başvurdu. Hazal Tekin, evlerine yapılan baskında eşini ve misafirleri Mehmet Şirin’i gözaltına alanların içinde iki korucuyu tanıdığını, isimlerinin Fettah ve Cumali olduğunu söyledi.

    KAYIPLARINA ULAŞMAK İSTEYEN AİLELER, BASKI VE TEHDİTLE KARŞILAŞTI

    Kayıplarına ulaşmak için resmi makamlara başvuran aileler “Askeriyeyi şikayet ediyorsunuz” diye ağır baskı ve tehditle karşılaştı. Diğer gözaltında kaybetmelerde olduğu gibi etkin soruşturma yürütülmedi. Ramazan Tekin ve Mehmet Şirin Bayram’dan bir daha haber alınamadı; akıbetleri karanlıkta, failleri cezasız bırakıldı. 28 yıldır Bayram ve Tekin Aileleri sevdiklerinin akıbetini öğrenememenin acısıyla yaşıyor. 28 yıldır annesi, babası,kardeşleri Mehmet Şirin’i arıyor. 28 yıldır nişanlısı “Ölü ya da diri bir haber alıncaya kadar Şirin’i bekleyeceğim”diyor.

    SAVCILARI GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ

    Gözaltında kaybetme süresiz biçimde soruşturmaya açık bir suçtur, zaman aşımına tabi değildir. Hemen şimdi bu hukuksuzluğa son verecek, Mehmet Şirin Bayram ve Ramazan Tekin’in akıbetlerini açığa çıkartacak ve ceza adaletini sağlayacak etkinlikte bir soruşturma başlatılması için savcıları göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Ramazan Tekin, Mehmet Şirin Bayram ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    BU COĞRAFYADA DEVLETİN HER EVE BİR CAN BORCU VAR

    Şirin ailesi adına Halime Bayram’ın mektubunu İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu. Yoleri’nin okuduğu mektupta şu ifadeler yer aldı:

    “28. yılında da aynı inanç aynı kararlılık, aynı özlem ve aynı acıyla, Şirin’i aramak. Şirin’i aramak derken; adalet aramak, bir insanın yaşam hakkını aramak ve onu hatırlatmak, yaşam hakkı elinden alınmış Şirin’in ve binlercesinin hesabını sormak. 28 yıldır her cumartesi Şirin’in sapasağlam, evden alınıp, bir daha geri dönmemesinin hesabını sormak, faillerinin bulunup en ağır şekilde yargılanmasını istemek. Sevdiklerimizin kemiklerini aramaya bizi mahkum edenlere hesap sormak. Kaybedilen evlatlarının mezarını arayan annelere bu ağır acıyı yaşatanlara, gerçek yargı önünde bir gün hesap sorabilmek için, on yıllarını meydanlarda geçiren kayıp yakınlarının, hakikat ve adalet arayışı, elbette ki bir gün üstün gelecek. Bu adalet arayışının yerini bulacağına inanarak, Şirin’in şahsında, kaybedilen bütün sevdiklerimizin akıbetini sormaya devam edeceğiz. Bu devlet, bu coğrafyada her anneye bir evlat canı borçlu. Bu coğrafyada devletin her kardeşe bir kardeş can borcu var. Bu coğrafyada devletin her eve bir can borcu var. Devlet bu hakikatle yüzleşmek zorunda. Devleti yönetenler cumartesi annelerinin, kayıp yakınlarının sesini duymalı ve bir an önce, zaman kaybetmeden bütün yargı mekanizmalarını harekete geçirerek faillerin ve sorumluların yargılanarak cezalandırılmasını sağlamalıdır. Bu ülkede bir iç barış sağlanacaksa öncelikle cumartesi annelerinin adalet arayışı görülmelidir. Biz, Şirin’in gözaltında kaybedilişinin 28.yıldönümünde de hakikat ve adalet talebimizi yineliyoruz. Şirin’i ve arkadaşlarını bulun, faillerini yargılayın diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor-VİDEO

    PİRHA-938. hafta açıklamasında Cumhur İttifakı’na katılan Hür Dava Partisi’ne değinen Cumartesi Anneleri, “Geçtiğimiz günlerde topluma faili belli cinayetler ve zorla kaybetmelerle özdeşleşmiş JİTEM üzerinden verilen mesajdan sonra şimdi de adı 90’lı yıllardaki vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor” dedi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması talebiyle adalet mücadelelerini sürdüren Cumartesi Anneleri 938. hafta açıklamasında Hür Dava Partisi’nin (HÜDA PAR) Cumhur İttifakı’na katılmasına değindi.

    Açıklamada HÜDA PAR’ın 1990’lı yıllardaki cinayetleriyle hafızalarda yer edinmiş Hizbullah ile ilişkisine vurgu yapılırken, “Geçtiğimiz günlerde topluma faili belli cinayetler ve zorla kaybetmelerle özdeşleşmiş JİTEM üzerinden verilen mesajdan sonra şimdi de adı 90’lı yıllardaki vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor” denildi.

    “HİZBULLAH ÜZERİNDEN MESAJ VERİLİYOR”

    938. hafta açıklamasını gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun okurken, şu ifadelere yer verildi:

    “Geçmişin karanlığı ile topluma gözdağı vermekten vazgeçin. Geçtiğimiz günlerde topluma faili belli cinayetler ve zorla kaybetmelerle özdeşleşmiş JİTEM üzerinden verilen mesajdan sonra şimdi de adı 90’lı yıllardaki vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah üzerinden mesaj veriliyor.

    Zira adı Hizbullah ile anılan HÜDA PAR yetkilileri, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin daveti ile Cumhur İttifakı’nı desteklemek üzere görüşmelere başladıklarını açıkladı.

    Kamuoyunun da bildiği gibi; Hizbullah’ın terör örgütü kapsamına alınması sonrasında aynı çevre 2003 yılında Mustazaflar Derneği’ni kurdu. Dernek, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından “Hizbullah terör örgütünün amacı doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu” gerekçesiyle kapatılınca Hür Dava Partisi yani HÜDA PAR adı altında partileşti.

    “VAHŞETTE SINIR TANIMAYAN İŞKENCE YÖNTEMLERİ KULLANILDI”

    Hizbullah’ın askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar mahkemede yaptığı savunmasında, işledikleri cinayetleri Allah’ın yardımıyla yaptıklarını, faaliyetleri ile asker ve polisin sevgisini kazandıklarını söylemişti. Peki asker ve polisin sevgisini kazanmalarını sağlayan bu faaliyetler nelerdi?

    Ahlaksız olarak damgaladıkları pantolon veya kısa etek giyinen kadınların yüzüne kezzap atmak. Kürt siyasetçileri, imamları, gazetecileri, emniyet mensuplarını herkesin gözü önünde sokak ortasında öldürmek. Politik ya da inançsal aidiyetleri nedeniyle köylüleri, kendilerine tabi olmayı reddeden İslamî yapıların önderlerini kaçırdıktan sonra en vahşi yöntemlerle öldürüp bedenlerini yok etmek. Domuz bağı gibi vahşette sınır tanımayan işkence yöntemlerini kullanmak.

    Susurluk sonrası artık işlevini tamamlamış olduğu düşünülen Hizbullah’ın tasfiyesi gündeme geldi. 2000 yılında yapılan polis operasyonları ile işledikleri suçlar gözler önüne serildi. Tanık oldukları karşısında dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan “Ne filmlerde ne kitaplarda böyle bir vahşeti gördük, duyduk” dedi.

    “HİZBULLAH ZORLA KAYBETMELER DEMEK”

    Kayıp yakınlarının Galatasaray’da, Diyarbakır Koşuyolu’nda, Batman Gülistan Caddesi’nde fotoğraflarını taşıdığı çok sayıda insan Hizbullah tarafından, güvenlik güçlerinin göz yumması, yol vermesi sonucunda zorla kaçırılarak kaybedildiler.

    Bu yüzden Hizbullah bizim için zorla kaybetmeler demek. Yeraltı sorgu evleri, sorgu köyleri demek. Domuz bağı gibi vahşi yöntemlerle yapılan işkence demek. Kendisi gibi olmayana ölüm demek. Kısacası kan demek, vahşet demek.

    938. haftamızda iktidara sesleniyoruz: Yapmayın, seçim hesaplarınız için 90’ların vahşet simgelerini yeniden dolaşıma sokarak yaralarımızı, travmalarımızı tetiklemeyin… Tüm toplumsal yaralarımızın sarılması için, demokrasiye, insan haklarına, eşitliğe, özgürlüğe, huzur ve refaha ihtiyacımız var. Zerresine hasret kaldığımız adalete ihtiyacımız var. Hukukun üstünlüğüne dayanan bir ülkeye ihtiyacımız var. Özgür ve adil bir seçim sürecine ihtiyacımız var. Artık yeter! Geçmişin karanlığı ile topluma gözdağı vermekten vazgeçin.

    Biz özgür, eşit ve adil bir ülke talebiyle mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Evlatlarımızı kaybedenleri ve kaybedenleri sahiplenenleri unutmayacağız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • İHD: Hak savunucularını hedef gösteren iktidar, saldırıların sorumlusudur-VİDEO

    İHD: Hak savunucularını hedef gösteren iktidar, saldırıların sorumlusudur-VİDEO

    PİRHA – İHD Ankara Şubesi, İstiklal Caddesi’ndeki saldırının ardından Zafer Partili Adem Taşkaya tarafından hedef gösterilen Avukat Jiyan Tosun’a ilişkin basın açıklaması yaptı. Saldırı ile ilgili hakikatin açıklanması gerektiğini belirten İHD yönetimi, “Hak savunucularını her seferinde hedef tahtası haline getiren siyasal iktidar, bütün bu saldırıların sorumlusudur” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, 13 Kasım’da İstiklal Caddesi’nde yapılan bombalı saldırıyla ilgili Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Adem Taşkaya’nın, Avukat Jiyan Tosun’u hedef göstermesine ilişkin basın açıklaması yaptı.

    İHD Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamada, “İnsan Hakları Savunucularından Elinizi Çekin” pankartı açıldı.

    HAKİKATİN ORTAYA ÇIKMASI GEREKİR”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Doğan, “Bir katliamın aydınlatılması ile ilgili olarak yapılması gerekenler bellidir” diyerek şunları söyledi:

    “Sürekli dezenformasyon yaparak, bilgisi olmayan insanları hedef göstererek, kafa karıştırarak doğru sonuca ulaşamayız. Etkili soruşturma ile hakikatin ortaya çıkması gerekir. İnsan Hakları Derneği kurulduğu 1986 yılından beri bu tarz uygulamalarla çok karşılaşmıştır. Ne yapacağımızı biliyoruz. Hem Türkiye içinde hem de uluslararası camiada güçlü bir dayanışma oluşmuş durumdadır. İktidarın bundan sonra bu tarz uygulamalar noktasında daha dikkatli olmasını, herkes için önleme ve koruma görevini yerine getirmesini bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

    “SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR”

    Öztürk Türkdoğan’ın açıklamasının ardından İHD Ankara Şube Eş Başkanı Sevil Turgut, basın açıklamasını okudu. Zafer Partili Taşkaya’nın “asılsız bir paylaşım” yaptığını belirten Turgut şu metni okudu:

    “Paylaşım 3 dakika sonra kaldırılmış olsa da ekran görüntüsü alınıp, çok sayıda hesap tarafından anında yaygınlaştırıldı. Aynı zamanda Jiyan’a, ailesine ve Eş Genel Başkanımız Eren Keskin’e ölüm tehditleri gelmeye başladı. Çünkü telefon numaraları telegram, whatsapp ve hatta oyun gruplarında paylaşılmıştı.

    İnternet erişiminin kesintiye uğratılmasıyla, Jiyan’ın kamusal alanda söz söyleme hakkı da elinden alındı. Bombalı saldırının olduğu saatlerde Jiyan’ın müvekkilleriyde görüşmede olduğu, ardından Küçükçekmece Karakolu’na gittiği biliniyor.

    Jiyan’ın adını Telegram gruplarından alıp paylaştığını söyleyen Adem Taşkaya’ya habercilerin ‘Jiyan Tosun’dan özür dileyecek misiniz?’ sorusu üzerine Taşkaya şu cevabı verdi: ‘Niye özür dileyeyim. Zaten o zihniyette birisi. Art niyetli de değilim. Daha önceden tanımadığım bir kişi. Paylaştım çok kısa sürede de sildim.  Onun suç duyurusunda bulunması gayet doğal hakkı. Gider devlete veririm hesabını.’

    Adem Taşkaya yalnızca attığı tweetle değil, sonradan yaptığı açıklamalarla da Jiyan’ı hedef göstererek suç işlemeye devam ediyor. Bombalı saldırının hemen ardından Jiyan Tosun adının ve telefon numarasının büyük bir hızla gruplarda paylaşılmış olması, aynı zamanda Eş Genel Başkanımız Eren Keskin’in de dâhil edilmesi bunun planlı bir hedef gösterme olduğunu açıkça gösteriyor.

    İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul Başsavcısı şu sorulara cevap vermelidir: Jiyan Tosun’un ve Eren Keskin’in adları, kişisel bilgileri bombalı saldırıdan kısa bir süre sonra neden ve nereden yayıldı? Can güvenliğini tehdit edecek biçimde kişisel veriler kimlerle neden paylaşıldı?”

    “YETKİLİLERİ GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    “Seçimler yaklaşırken yine ülkenin kaosa sürüklenmek istendiğini görmemek mümkün değil. Hak savunucuları hedef haline getirilerek kamuoyunda bir algı yaratılmaya çalışılıyor.

    İçişleri Bakanı’nı, İstanbul Valisi’ni, İstanbul Başsavcısı’nı ve tüm yetkilileri; başta Adem Taşkaya olmak üzere, Jiyan’ı iftirayla hedef haline getiren, Jiyan’ın ve Eren Keskin’in kişisel verilerini paylaşan, yaygınlaştıran, tehdit telefonu eden herkesin ceza alması için etkin bir soruşturma yürütmeye ve üyemiz Avukat Jiyan Tosun’un ve Eş Genel Başkanımız Avukat Eren Keskin’in güvende olması için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Hak savunucularını her seferinde hedef tahtası haline getiren siyasal iktidar, bütün bu saldırıların sorumlusudur. Bu hedef göstermelere sessiz kalan, açık tutum almayan muhalefet de bu iftiraların suç ortağıdır.

    Bir kez daha söylüyoruz: İnsan hakları savunucularından elinizi çekin!”

    PİRHA/ANKARA

  • Hedef gösterilen Avukat Jiyan Tosun için koruma kararı

    Hedef gösterilen Avukat Jiyan Tosun için koruma kararı

    Taksim’deki bombalı saldırının ardından hedef gösterilen Avukat Jiyan Tosun için koruma kararı verildi. 
    İstanbul Taksim’de bulunan İstiklal Caddesi’nde meydana gelen bombalı saldırının ardından Zafer Partili Adem Taşkaya’nın hedef göstermesiyle ölüm tehdidi alan avukat Jiyan Tosun için koruma kararı verildi. Adalet Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm, Tosun’un hedef gösterilmesini Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu. Bozdağ ise, Tosun’a koruma kararı verildiğini açıkladı.
    Bozdağ’ın açıklamalarının ardından Artı Gerçek’e konuşan Tosun, söz konusu koruma kararının kendisine tebliğ edildiği bilgisini paylaştı. Tosun, kendisi hakkında uzaktan koruma kararı verildiğini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)