Etiket: kadın buluşması

  • Mersin’de barış için kadın buluşması: Savaşın faturasını kadınlar çok ağır ödedi-VİDEO

    Mersin’de barış için kadın buluşması: Savaşın faturasını kadınlar çok ağır ödedi-VİDEO

    PİRHA- TJA aktivisti Sebahat Tuncel,  savaş kararında kadınların olmadığını ancak savaşın faturasını çok ağır ödediğini vurgulayarak, “Kadınlar barış konusunda bir yolunu bulup yan yana gelebiliyor. Barışı mümkün kılalım, kapanan kapıları açalım” dedi.

    Mersin’de Barışa İhtiyacım var Kadın İnsiyatifi, “Barış için Kadın Buluşması” düzenledi. Yenişehir ilçesinde bulunan Özgecan Aslan Meydanı’nda yapılan buluşmaya Tevgera Jinên Azad (TJA) Aktivistİ Sebahat Tuncel, Mersin Barış Anneleri Meclisi ve kadın kurumları katıldı.

    “Toplumsal Barışı Kadınlar İnşa Edecek”, “Kadınlar özgürlük için barış istiyor”, “Jin, Jiyan, Azadi” dövizlerin asıldığı etkinlikte, Barışa İhtiyacım var Kadın İnsiyatifi’nden Zeliha Burcu Acar yaptığı konuşmada, kadınların barış sürecinde sözünü büyütmesinin, dayanışmayı güçlendirmesinin ve birlikte yaşam umudunu çoğaltmasının önemli olduğunu söyledi.

    Barış’ın yalnızca çatışmaların sona ermesi olmadığını vurgulayan Acar, “Aynı zamanda eşit, özgür, onurlu bir yaşamın kurulabilmesidir ve kadınlar, bu yaşamın en güçlü kurucu öznelerinden biridir” dedi.

    “KADINLAR HER ZAMAN BARIŞI SAVUNDU”

    TJA aktivisti Sebahat Tuncel, “Kadınların barış mücadelesi yeni değil. Dünyanın her yerinde büyük kazanımlar sonucu elde edildi. Kadınlar barışın inşası konusunda çok önemli rol üstlendi. 90’lı yıllardan bugüne savaş siyasetine karşı barışın sesini yükseltmiştir. Barış talebini her alanda ifade etmiştir. Kadın bedeninin savaş alanına dönüştürüldüğünü, yoksullaştırıldığını, göçe zorlandığını gördük. Savaş kararında kadınlar yok ama faturasını çok ağır ödedi” diye konuştu.

    “KADINLAR BARIŞIN SESİNİ BÜYÜTTÜ”

    Kadınların tarihsel olarak barış süreçlerindeki yerine de dikkat çeken Tuncel, “Kadınlar Türkiye’de Kürt, Türk, Laz, Çerkez gibi tüm kadınların içinde olduğu mücadele hattı oluşturdu. Savaşın derinleşmesiyle kadınlar hedef haline getirildi. Savaş ve çatışma sürecinde de barışın konuşulduğu dönemlerde de barış sesini büyüttü” dedi.

    “İNKAR SÜRECİNDE EN ÇOK KADINLAR KAYBETTİ”

    Kadınların müzakere masasında olması için çalışmalar yürüttüğünü vurgulayan Tuncel, “Türkiye’nin artık inkar sürecini yürütme ortamı yok. İnkar sürecinde en çok kadınlar kaybetti. İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edildiği, kayyımların atandığı, kadın kurumlarının kapatıldığı savaş sürecinde yürütüldü” diye belirtti.

    “BARIŞI MÜMKÜN KILALIM, KAPANAN KAPILARI AÇALIM”

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci başlamadan kadınlar olarak, savaş ve çatışmanın durdurulması için tartışmalar yürüttüklerini ifade eden Tuncel, şunları dile getirdi:

    “İnsiyatif olarak kadınların barış talebini Meclis’te komisyona aktardık. Şimdi biz raporun gereğini yapmak için mücadele ediyoruz. Devletin ve siyasi partilerin adım atması konusunda zorlayıcı olmalıyız. Bir tıkanma durumu var. Biz kadınlar bunu aşabiliriz. Rolümüzü tam da bu zamanlarda oynayabiliriz. Esas itibariyle savaş karşıtı mücadelemizi büyütmeliyiz. Barış olmadan demokrasi, demokrasi olmadan özgürlük olmaz.  Operasyonlar Türkiye’yi ileri götürmüyor. Hepimizin barışa ihtiyacı var kadınların ise daha fazla ihtiyacı var. Kadınlar barış konusunda bir yolunu bulup yan yana gelebiliyor. Barış meselesi evrensel bir mücadele. Barışı mümkün kılalım, kapanan kapıları açalım.”

    Sebahat Tuncel’in konuşmasının ardından kadınlar barış sürecine dair konuştu.

    Sanatçı Yeliz Güzel’in seslendirdiği şarkılarla etkinlik sona erdi.

    PİRHA-MERSİN

  • Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri 8 Mart kahvaltı etkinlikleri düzenledi!- VİDEO

    Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri 8 Mart kahvaltı etkinlikleri düzenledi!- VİDEO

    PİRHA- Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri, ayrı ayrı düzenledikleri kahvaltı buluşmalarında sendikalı kadınlarla bir araya geldi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılan buluşmalarda kadınlar, halaylar çekti, bilgi yarışmaları düzenledi resimler yaptı ve geleceğe mektuplar yazdı. 

    KESK bileşenlerinden Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası(SES) ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim-Sen), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla sendikalı kadınlarla birlikte kahvaltı etkinliğinde buluştu.

    “İSYANDA BİZ, DAYANIŞMADA BİZ”

    SES Kadın Meclisi buluşması, şubenin Kadın Sekreteri Sevgi Erol’un konuşmasıyla başladı. Erol, kadınların tarihsel mücadelesine dikkat çekerek, eşitlik ve özgürlük taleplerini yineledi:

    “Sevgili kadınlar, hoş geldiniz. Sizleri Dersim Ses Kadın Meclisi olarak selamlıyoruz. 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, 1857’de ABD’de bir tekstil fabrikasında çalışan yaklaşık 40 bin emekçi kadının eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle greve gitmesi, polisin müdahalesi sonucu çıkan yangında 129 kadın işçinin hayatını kaybetmesiyle başladı”

    Erol, konuşmasına şöyle devam etti: “Kadınların katledildiği ve kadın kimliğinin yok sayıldığı bu süreçte, kadın mücadelesinin ruhunu yaşatmak ve büyütmek için bir arada olmalıyız. İsyanda biz, dayanışmada biz, gelecekte biz, alanlarda biz” diyerek, açıklamanın sonunda 8 Mart çalışmaları için emek veren tüm kadınlara teşekkür etti.

    Açıklamanın ardından kahvaltıya geçen kadınlar, daha sonra halaylar çekti, bilgi yarışması düzenledi ve en son geleceğe notlar bıraktılar.

    “YAŞASIN ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİ”

    Eğitim-Sen’in kadın buluşması da Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’nin açılış konuşmasıyla başladı. Kadınların bir çok yönden baskı ve saldırılara maruz kaldığını hatırlatan Çiftçi, “Dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin, otoriter politikaların ve savaşların bedelini en çok kadınlar çekiyor” dedi ve Neoliberal politikaların kadın emeğini ucuz ve güvencesiz hale getirdiğine dikkat çekerek, esnek çalışma modellerinin ve kamusal hizmetlerin tasfiyesinin kadınların yükünü artırdığı ifade etti.

    Kadınların hem ekonomik hem de şiddet kıskacında olduğunu söyleyen Çiftçi, “Türkiye’de kadınların yalnızca ekonomik eşitsizliklerle değil artan erkek şiddeti ve cezasızlık politikalarıyla da karşı karşıyadır. Her gün ortalama üç kadının öldürüldüğü, aynı gün içinde altı kadının hayatını kaybettiği günlerden geçiyoruz. Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kurumların sorumluluklarını yerine getirmemesi, şiddeti önleyici politikaların uygulanmaması ve cezasızlık kültürü kadın cinayetlerini besliyor”  ifadelerini kullandı.

    Konuşmanın ardından kahvaltıya geçen kadınlar, kahvaltıdan sonra halaylar tuttu ve hep beraber resim atölyesi çalışması yaptılar.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de 8 Mart’a doğru kadın buluşması: Direniş ve özgürlük öne çıktı!-VİDEO

    Dersim’de 8 Mart’a doğru kadın buluşması: Direniş ve özgürlük öne çıktı!-VİDEO

    PİRHA- Gültan Kışanak ve Yüksel Mutlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen Dersim kadın buluşmasında, kadın mücadelesi, özgürlük ve eşit yurttaşlık vurgusu öne çıktı. Etkinlikte, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giden süreçte kadın dayanışması ön plana çıkarıldı.

    Dersim’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giden süreçte, Gültan Kışanak ve Yüksel Mutlu’nun katılımıyla “Kadın Buluşması” gerçekleştirildi. Etkinlik, “Direnişle özgürleşiyor, demokratik toplumu örüyoruz” şiarıyla birçok kadının yoğun katılımıyla gerçekleşti.

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin’in moderatörlüğünde yapılan buluşmaya, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da katıldı.

    Hümeyra Tusun Yeğin açılış konuşmasında, “Dersim’de 8 Mart’a doğru gidilirken 8 Mart’ın başlangıcını bu kadın buluşmasıyla veriyoruz. 8 Mart günü yapacağımız kadın mitingine kadar etkinlik ve programlarla kadın dayanışmasını ve emeğini ön plana çıkaracağız” dedi.

    “TOPLUMSAL HAFIZA KADINLAR SAYESİNDE BUGÜNE TAŞINDI”

    Yüksel Mutlu, güçlü toplumsal hafızanın kadınlar sayesinde bugüne taşındığını vurgulayarak, “Bugün inancımız, itikatımız, dilimiz ve kültürümüz yaşıyorsa kadınlar sayesinde. 8 Mart’a gittiğimiz bu süreci varlık-yokluk meselesi olarak görüyoruz. Kadın varlığı ve toplumsallığı açısından çok önemli bir süreçtir. Eğer gençler kendi kültüründen uzaksa, uyuşturucu kullanımı ve çeteleşme artmışsa bu bizim sorunumuzdur” diye konuştu.

    Kadınların kadın-erkek eşitliğini sağlamak için uzun yıllardır mücadele ettiklerini ifade eden Yüksel Mutlu, Kürt özgürlük hareketinin öncülük ettiği Eş Başkanlık sisteminin bugün bir gerçeklik haline gelmesinin verilen mücadelenin ve bedellerin sonucu olduğunu söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu Demokratik Toplum sürecine değinen Yüksel Mutlu, “Eğer bu ülkede tarihsel bir yüzleşme olacaksa Kürtlerle, Alevilerle ve diğerleriyle olmalı. Ermeni meselesiyle, kadınlarla da yüzleşme olmalı. Her gün 6 kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyorken bir anda İstanbul Sözleşmesi vazgeçmek, 6284’ten vazgeçmek, erkek egemen iktidarının göz koyduğu küçücük nafakaları bile vazgeçmek aslında iktidarın bu topluma, kadına yönelik politikasının net bir ifadesidir. Dolayısıyla 37-38’den bugüne bu coğrafya bir asimilasyon politikasıyla yok edilme politikasıyla kimi zaman savaş kimi zaman da asimilasyon son huzuruyla devam ederken en azından şunu yapabilmeliyiz. Biz inancımıza, itikatımıza ve kimliğimize ne kadar sahibiz, sahip olabilir miyiz? Bunun için ne yapmalıyız? Ve bunun mücadelesini nasıl yürütmeliyiz? Bu özgürlük arayışımızın en temel argümanı olmalı” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK SORUMLULUKLA ANLAM KAZANIR”

    Gültan Kışanak ise buluşmada şunları söyledi: “Burası Beselerin, Zarifelerin mekanı, hepimizin ser çeşmesi. Özgürlük sorumlulukla anlam kazanır. Kadınlar, sorunlarını başkalarından talep eden değil, kendi çözen pozisyonda olmalıdır. Alevilikte canlar eşittir; kadın ve erkek ilişkisi eşitlik üzerinedir. Lakin geleneksel anlayış ve erkek egemen devlet sistemi nedeniyle tahribatlar var. Kadınlar baskı ve şiddetle karşı karşıya.”

    “Bu toprakların mayasında eşitlik, özgürlük ve demokratik bir yaşam var” diyen Gülten Kışanak “ Bu inanç, bu kültür bize bunu öğretiyor. Yeter ki biz bu değerlere sahip çıkalım. Yeniden kendi ayaklarımızın üzerinde duracak bir iradeyi yaratabiliriz. Dersim sadece bir şehir değil, bir kimliktir. Kadın olmak bir kimliktir, Kürt olmak bir kimliktir; ama Dersimli olmak da özgürlüğüyle, direnişiyle bir kimliktir. Dersimli kimliğini korumak, bu kimliği gelecek kuşaklara taşımak istiyorsak Dersimli olarak yaşamak zorundayız. Dilimiz ve inancımız bu kimliğin iki temel taşıdır. Bu coğrafya yüzyıllardır haksızlığa karşı direniyor. Dersim halkı her zaman mazlumun, haklının yanında oldu. Bu toprakların direnişi; işgale, asimilasyona, inkâra karşı bir direniştir. Bugün de aynı iradeyle, aynı bilinçle mücadele etmeliyiz” diye söyledi.

    Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle kendimizden başlayarak ikrar vereceğiz, daha sonra bu ikrarı yaşadığımız toplumsallığa yayacağız. Dersim kimliğine gücünü katan şey direniş kültürüdür; haklının yanında durmak ve haksızlığın karşısında olmakla ilgilidir.”

    Etkinlik, Kışanak ve Mutlu’nun konuşmalarının ardından soru-cevap bölümüyle devam ederek katılımcılara deneyimlerini paylaşma imkânı sağladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Alevi kadınlardan 25 Kasım buluşması: Kayyım, kadın iradesine atanmıştır!-VİDEO

    Alevi kadınlardan 25 Kasım buluşması: Kayyım, kadın iradesine atanmıştır!-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi’nin düzenlediği kadın buluşmasında ayrımcılığa, şiddete karşı dayanışma ve eşitlik talebini yükseltme çağrısı yapıldı. Buluşmada ayrıca kayyımların kadın iradesine atandığına vurgu yapıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Kadın Meclisi’nin çağrısıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında bir araya gelenler kadınlar güncel şiddet politikalarını, eş başkanlık sistemine yönelik kayyım atamalarını, Alevi örgütlenmesindeki kadınların yerini ve çözüm önerilerini konuştu.

    Çiğli ilçesinde bulunan dernek binasında gerçekleşen buluşmada hakikat yolunda yaşamını yitiren ve katledilen kadınlar için saygı duruşunda bulunuldu, çerağlar uyandırıldı.

    “KAYYIMLAR KADIN İRADESİNE ATANMIŞTIR”

    Buluşmada ilk sözü alan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, kayyım atamalarını eleştirdi. Eş başkanlık sisteminin olduğu yerlere kayyım atamalarının kadın iradesine atandığına söyleyen Çelik, “Kadın hakikatin kapısıdır. 25 Kasım kadına yönelik şiddetin mücadele günü. Dün Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım attı. Dersim Alevi inancının serçeşmesidir. Bizler için özel bir şehirdir. Alevilerin iradesine kayyım atanmıştır ve kabul etmiyoruz. Gülistan Sönük şahsında Batman’daki kadın iradesine de kayyım atanmıştır. Özellikle eş başkanlık sisteminin olduğu belediyelere kayyım atanması, kadınların iradesine de atanmasıdır. Biz Seyit Rıza’nın dediği gibi onlara boyun eğmeyeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLAR İNANÇLARINDAN DOLAYI DIŞLANIYOR”

    Hazırlanan kurumsal metni okuyan DAD İzmir Şubesi Yöneticisi Fadime Dapaklı ise, dünya kadınlarının mücadelesine dikkat çekerek, “Kadınlar, dünyada her gün eşitsizlik, şiddet ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadır. Mülteci kadınlar, savaşın ve göçün travmalarını taşırken, Alevi kadınlar inançları yüzünden dışlanmakta; Kürt kadınları hem kültürel hem de toplumsal baskılara maruz kalmaktadır. Filistinli kadınlar, işgal altındaki topraklarında özgürlük mücadelesi verirken, İranlı kadınlar özgürlük ve hakları için büyük bir direniş sergilemektedirler. Bu kadınlar, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik şiddet, ekonomik zorluklar ve eğitimdeki engellerle de mücadele etmektedirler” dedi.

    “BİLİNCİ, DOĞRU ÖFKEYE TAŞIMALIYIZ”

    Dapaklı, devamında şunlar ifade etti:

    “25 Kasım, sadece kadına yönelik şiddetle mücadele günü değil, tüm bu kadınların hakları, özgürlükleri ve eşitlik için verdiği direnişin hatırlatıldığı bir gündür. Kadınlar, her türlü ayrımcılık ve şiddete karşı dayanışma ve eşitlik talebini yükseltmeye devam etmektedir. Bugün, şiddete uğrayan, dışlanan, ekonomik ve toplumsal zorluklarla boğuşan her kadının yanında durma, onların haklarını savunma ve özgürlüklerini kutlama zamanıdır. 25 Kasım, eşitlik ve adalet için ortak bir ses olma zamanıdır. Her gün kadın düşmanlığının her türlü görünümü ile yüz yüze geliyor ve yaşıyoruz. Var olduğumuz her alanda sistematik olarak erkek devletin mobbing, taciz, şiddetine maruz kalıyoruz. Şüpheli kadın ölümlerinin tesadüf olmadığını çok iyi biliyoruz. Kadınlarının erkekler tarafından katledildiğinin bilincindeyiz ve bu bilinci doğru öfkeye taşımak gerektiğinin farkındayız. Çünkü kadın cinayetleri politiktir.”

    Buluşma, serbest kürsü ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • PSAKD Ataşehir kadın buluşması: 25 Kasım’da Taksim Tünel’deyiz – VİDEO

    PSAKD Ataşehir kadın buluşması: 25 Kasım’da Taksim Tünel’deyiz – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında biraraya gelen kadınlar, artan kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere 25 Kasım’a giderken neler yapabileceklerini konuştu. Kadınlar, 23 Kasım akşamı cemevinde bir etkinlikle 25 Kasım’da ise Taksim Tünel’de buluşma kararı aldı.

    Kadınlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında bir araya geldi. Etkinlikte, artan kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere 25 Kasım’a giderken neler yapılabileceği konuşuldu.

    İlk sözü alan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, “25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşıyor. Biz kadınlar şiddet görmediğimiz, ağlamadığımız bir dünyada yaşamak istiyoruz. Yaşamın her yerinde biz kadınlar varız yeter ki var olalım” dedi.

    Cemevi Kadın Meclisi’nden söz alan kadınlar ise kadınların göğün yarısı değil tamamı olduğunu ifade ederek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında neler yapılabileceğine dair konuştu.

    “SES OLALIM, SUSMAYALIM”

    Ataşehir Mustafa Kemal Mahallesi sakinlerinden Lafiye Kaban da söz alarak şunları söyledi:
    “Bu memlekette olmaz denilen her şey oluyor. Önce evin içinde öldürdüler olmaz dedik oldu. Sonra sokaklarda kadınlarımızı, çocuklarımızı öldürmeye başladılar. Biz müdahale etmedik ama bunu yenebiliriz. Bunu ancak sokakta çoğalarak durdurabiliriz. 25 Kasım’a gidelim bin kişi varsa biz gidelim 2 bin kişi, 5 bin kişi olalım. Bakın Narin’in katili belli ama yukarıdan susturuyorlar. Çocuklarımız böyle gittiği sürece bu dünyada huzur bulmayacaklar. Lütfen ses olalım. Susmayalım. Bu şiddet başka türlü durmaz.”

    Kadınlar, 23 Kasım akşamı cemevinde bir etkinlikle 25 Kasım’da ise Taksim Tünel’de buluşma kararı aldı. Etkinlik, lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Kadın Meclisi, yarın Okmeydanı’nda Kadın Buluşması gerçekleştirecek

    DEM Parti Kadın Meclisi, yarın Okmeydanı’nda Kadın Buluşması gerçekleştirecek

    PİRHA – DEM Parti Kadın Meclisi, ‘Kobane’den Gezi’ye Adelet ve Özgürlük için Kadın Buluşması’ şiarıyla yarın (4 Haziran) saat 13.00’te La Bella Organizasyon Salonu’nda buluşma gerçekleştirecek.

    DEM Parti Kadın Meclisi, Kobane Davası’nda verilen hapis cezalarını protesto etmek için 4 Haziran saat 13.00’te Okmeydanı’nda bulunan La Bella Organizasyon Salonu’nda kadın buluşması gerçekleştirecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nde 25 Kasım öncesi kadın buluşması yapıldı – VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nde 25 Kasım öncesi kadın buluşması yapıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nün anlam ve önemine ilişkin kadın buluşması düzenledi. Kadınların örgütlenmesinin 25 Kasım, 8 Mart’a indirgenmemesi gerektiği üzerinde durulduğu toplantıda örgütsüzlüğün erkek egemenliğini derinleştirdiği bunun da kadına dönük şiddet, taciz ve tecavüz olarak yansıdığı belirtildi.

    Bir araya gelen kadınlar 25 Kasım’ı nasıl ele almak ve neler yapmak gerektiği üzerinden tartışmalar yürüttü. Ardından buluşmaya gelen kadınlara söz bırakıldı. Söz alan kadınlar, 25 Kasım’a dair görüşlerini dile getirdi.

    ÇEDES’E KARŞI MÜCADELE VURGUSU

    Kadınların sadece şiddetle mücadelede değil toplumsal birçok konuda özne ve sorumluluk bilincinde olması gerektiği belirtilirken ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum) projesine karşı mücadelede de kadınların öncü bir ro BULUŞMADA SÖZ ALAN KADIN SAYISININ AZLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ l üstlenmesinin önemine değinildi.

    BULUŞMADA SÖZ ALAN KADIN SAYISININ AZLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Katılımın yoğun olduğu etkinlikte söz alan kadınların sayısının az olduğu bu anlamıyla da kadınların daha fazla söz alması gerektiği vurgulandı. Şiddete maruz kalan kadınların en başta birbirine süreçlerini aktararak ve buna karşı mücadelelerini ortaklaştırarak yol kat edilebileceği dile getirildi. Toplumsal yapıdaki eşitsizliğin erkek egemenliğini ortaya çıkardığı bunun da bir biçimde şiddetin temelini oluşturduğunu belirtilerek mücadelenin toplumsal zeminde yürütülmesi gerektiğinin üzerinde durdu. Bu bağlamda da en başta örgütlenerek bu sürece başlamak gerektiği belirtildi.

    “KADINLARIN ÖRGÜTLENMESİ 25 KASIM, 8 MART’A İNDİRGENMEMELİ”

    Kadınların örgütlenmesinin 25 Kasım, 8 Mart’a indirgenmemesi gerektiği üzerinde durulduğu toplantıda örgütsüzlüğün erkek egemenliğini derinleştirdiği bunun da kadına dönük şiddet, taciz ve tecavüz olarak yansıdığı belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    (daha&helliip;)

  • PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nden 25 Kasım öncesi kadın buluşmasına çağrı

    PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi’nden 25 Kasım öncesi kadın buluşmasına çağrı

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nün anlam ve önemine ilişkin 11 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’de kadın buluşması düzenledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Ataşehir Şube/Cemevi, 11 Kasım Cumartesi saat 17.00’de “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”ne ilişkin gerçekleştirilecek olan kadın buluşmasına çağrı yaptı.

    Çağrıda şunlara yer verildi:

    “Bu davet inancı, kimliği, dili yasaklı göğün yarısı bütün kadınlara. Bu davet şiddetsiz özgür günlerde soluk almak isteyen tüm kadınlara. Bu davet yakınmak dışında yapabileceklerimizi konuşmak isteyen bütün kadınlara. Gelin canlar bu davetle kadınların şiddete karşı mücadelesini konuşalım, gücümüzü birleştirelim!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yeşil Sol Parti, Dersim’de kadın buluşması gerçekleştirdi-VİDEO

    Yeşil Sol Parti, Dersim’de kadın buluşması gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Gazik (Cumhuriyet) Mahallesi’nde Aysel Doğan Kadın Seçim bürosunda kadınlarla bir araya geldi. Yeşil Sol Parti olarak kadınlarla ilgili önemli taleplerinin olduğunu belirten Ayten Kordu, “Bu rejime hep birlikte son vereceğiz. Biz kadınlar bu sürecin öncüsü olacağız” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, Gazik (Cumhuriyet) Mahallesi’nde Aysel Doğan Kadın Seçim bürosunda kadınlarla bir araya geldi.

    “TEK ADAM REJİMİ YIKILACAK”

    Dersim’in cesaretli yiğit kadınlarını saygıyla selamlayarak sözlerine başlayan Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili adayı Ayten Kordu, “Bugün seçim büromuzun ismi Aysel Doğan’ın ismi daim olsun. Onlara layık olmak için elimizden geleni yapacağız. Yarın tertele, tertelede yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Mücadelede kattıkları değerlere layık olmaya çalışacağız. Direniş tarihimiz büyük, direnişimizi oradan alıyoruz. Yeşil Sol Parti olarak kadınlarla ilgili önemli taleplerimiz var. İstanbul Sözleşmesinden 6284’e önemli mücadelemiz olacak. Ev içi emeği, Kadın Bakanlığı konusunda önemli mücadelemiz olacak. Dersim’de çok sorun var, göç var, inanç asimilasyonuna ilişkin sorunlar var, bütün sorunlara karşı halkımızla ortaklaşarak yol alacağız. Tek adam rejimi yıkılacak. İnançlara, kimliklere saldıran rejim diyoruz. Bu rejime hep birlikte son vereceğiz. Biz kadınlar bu sürecin öncüsü olacağız. Sizin emeklerinizle beraber bunu yapacağız” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadınlar Kartal’da buluştu: Dayanışma ile ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz

    Kadınlar Kartal’da buluştu: Dayanışma ile ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbullu kadınlar Ekmek ve Gül’ün çağrısı ile ‘Kız Kardeşlik Köprüsü’nü büyütmek için Kartal Meydanı’nda buluştu. Yüzlerce kadının katıldığı eylemde kadınlar enkaz altında-üstünde çaresiz bırakan kâr ve rant düzenine karşı yan yana gelerek hayatı yeniden kurma çağrısı yaptı.

    Eylem öncesi iki noktada buluşularak “Yaşasın kadın dayanışması”, “Jin jiyan azadi”, “Eşit işe eşit ücret” sloganları ile Kartal Meydanı’na yürüyüş yapıldı. “Dayanışma ile ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz”, “Sömürü, şiddet, eşitsizlik; biz bu zinciri birlikte kıracağız”, “Haklarımıza ve hayatlarımıza kastedenlere karşı birlikte mücadele edelim” pankartları açan işçi, göçmen, üniversiteli ve liseli çok sayıda kadın ve LGBTİ’ler, deprem sonrası simgeleşen düdüklerle seslerini yükseltti. Kadınlar eylemde rant, talan, yolsuzluk, taciz, homofobi, sansür, şiddet, istismar ifadelerini not ettikleri siyah dövizleri de yırttı; “Bu dövizleri yırttığımız gibi karanlığı da yırtıp atacağız” dedi.

    “BİRLİKTE KURACAĞIZ”

    Eylemde ilk sözü alan Ekmek ve Gül Editörü Sevda Karaca deprem sonrası yaşananlara dikkat çekerek, “Hiç ihtiyacımız olmayan çılgın projeler, otobanlar için var olan iş makineleri, hayat kurtarmak için yoktu. Her fırsatta ‘3 çocuk’ isteyenler afet bölgesinde, kadınları bebekleriyle yalnız bıraktı” dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın kayıp çocuklarla ilgili açıklamalarına da değinen Karaca, “Afette çocukları koruyamayanları, varsayımlarla cevap verenleri yok sayıyoruz” dedi.

    Alandaki kadınların “Birlikte kuracağız” diyerek eşlik ettiği Karaca sözlerini şöyle sürdürdü; “İnsanca barınabildiğimiz evlerin, çocuklarımızın başına yıkılmayan okulların, bir gece ansızın kapının önüne konulmadığımız yurtların, ilk sarsıntıda yerle bir olmayacak hastanelerin, bizim ürettiğimiz malların bizden kıymetli sayılmadığı iş yerlerinin olduğu kentleri birlikte kuracağız.”

    Kadınların ve çocukların şiddetsiz bir hayat sürdürmesi için gerekli tüm önlemlerin alınmasını istediklerini söyleyen Karaca “Çocuklarımızın üstüne kapıyı kilitleyip uzun mesailerde ömür çürütmek zorunda kalmadığımız bir çalışma düzenini birlikte kuracağız” dedi.

    Tarikatlarda yaşanan istismarları da hatırlatan Karaca, “Çocuklarının evlilik adı altında istismar edilmediği, depremzede çocuklarla evlenilebileceği fetvalarının verilmediği bir toplumsal düzeni birlikte kuracağız” vurgusu yaptı.

    “SERMAYEYE DEĞİL, KADINLARA BÜTÇE”

    Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan, “Son bir yıla baktığımızda ölümler, kadın cinayetleri artarak devam etti. Ama biz ne yaptık, bir yıl boyunca mücadeleden vazgeçmedik” dedi. Kadın işçilerin taleplerine ilişkin de konuşan Doğan, “Fabrikalarda ek zam talebi yükseliyor. Yoksullaşan kadınlar çocuklarına meyve alamadığını anlatıyor” diyerek fabrikalarda mücadele eden kadınların sesi olacaklarını söyledi. Doğan’ın sözleri sonrası “Sermayeye değil, kadınlara bütçe” sloganı atıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Alevi kadınlar buluşması gerçekleşti; ‘Dayanışmayı büyütme zamanı’-VİDEO

    HDP Alevi kadınlar buluşması gerçekleşti; ‘Dayanışmayı büyütme zamanı’-VİDEO

    PİRHA- HDP Kadın Meclisi’nin öncülüğünde, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan bir otelde “Alevi Kadın Buluşması” gerçekleştirildi. Buluşmaya HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Muş Milletvekilli Gülistan Kılıç Koçyiğit ve çok sayıda kadın katıldı. İktidarın baskılarına karşı kadın dayanışmasının büyütülmesinin önemi vurgulandı. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, yeni dönem programı çerçevesinde Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan bir otelde “Alevi Kadın Buluşması” gerçekleştirdi.

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Muş Milletvekilli Gülistan Kılıç Koçyiğit ve çok sayıda kadının katıldığı buluşmada açılış konuşmasını HDP Sözcüsü Ebru Günay yaptı.

    Kadın dayanışmasının kadınların yaşamla olan bağı olduğunu ifade eden Günay, “Bugün sizleri kadın mücadelemizin verdiği güç, beraberliğimizin yarattığı inançla selamlıyorum. Tarihi boyunca direnmiş halkların benimsediği inanç gerçekliğinin temsilcisi olan siz kadınları saygı ve sevgiyle selamlıyorum. İnancından, değerlerinden, dilinden ve kültüründen asla vazgeçmeyen; Seyid Rıza’yı, onunla birlikte cümle canın davası uğruna canı pahasına direnen Bese’yi ve nice canları saygıyla minnetle anıyorum” dedi.

    “İKTİDAR BİZLERİ EVLERE HAPSEDİP ERKEK EGEMEN BİR TOPLUM İNŞA EDİYOR”

    Toplumun kadınlardan beklentileri olduğunu dile getiren Günay, şunları kaydetti:

    “Çünkü toplum işsizlikle, açlıkla, sömürü, talan, tahakküm ve ayrımcılıkla boğuşurken, ne yazık ki bunun en yakıcı halini de yine kadınlar olarak bizler yaşıyoruz. Dilimiz, kimliğimiz, kültürümüz, neye inandığımız ya da inanmadığımız fark etmeksizin baskıların hedefindeyiz. Cinsiyetimiz, cinsel yönelimimiz, hayat tarzımız, giyim kuşamımız, tercihlerimiz üzerinde tahakküm kurmaya çalışan bu iktidar bizleri evlere hapsedip erkek egemen bir toplum inşa etmeye çalışmakta. Bu iktidar kadınların şiddete, baskıya, ölümlere, katliamlara maruz kalmasına sebep olan; bu suçları işleyen erkekleri cezasız bırakan ve koruyan bir anlayışa sahip.”

    “KADIN İSYANININ BİR PARÇASIYIZ”

    Türkiye’de binlerce kadının erkek egemen zihniyet ve anlayış tarafından katledildiğine dikkati çeken Günay, “Bu suçları işleyenler; bu ülkenin iktidarı tarafından, bu ülkeyi yönetenler tarafından korunmuş, kollanmış ve cezasız bırakılmıştır. Ama biz kadınlar dünyanın her yerinde süren kadın isyanının bir parçasıyız. Bugün Polonya’da kürtaj hakkı için direnen kadın mücadelesinin bir parçasıyız. Tüm kadınlar özgür ve eşit bir dünyaya ulaşana dek mücadelemiz devam edecek. Bugün buradaki birlikteliğimiz de bu mücadelenin teminatıdır” dedi.

    “İKTİDAR KIŞKIRTICI DİL KULLANIYOR”

    İktidarın kadına karşı her alanda “kışkırtıcı” siyasal bir dil kullandığını vurgulayan Günay, “İktidar tüm pratiklerini bu düşmanca yaklaşım üzerinden hayata geçirdi. Ama şu an açığa çıkan şey, kadınların direnişi; tam da bu politikaların hayat bulmadığını gösteriyor. Kadınlar her türlü saldırı ve engellemeye rağmen bir araya gelmeyi başardı, itirazını dile getirdi, boyun eğmedi ve sokaklarda direnen öncüler oldu. Gerçekten de 21. yüzyılın durmaksızın direnen öncü gücü kadınlar oldu” diye belirtti.

    “18 YILDA 7 BİN 500 KADIN KATLEDİLDİ”

    Günay, resmi rakamlara göre AKP’nin 18 yıllık iktidarlık dönemi boyunca 7 bin 500 kadının katledildiği hatırlattı ve şunları söyledi:

    “100 binin üzerinde kadın tacize maruz kalmış, 200 binin üzerinde kadın ise yine cinsel saldırıya maruz kalmıştır. Bunların resmi rakamlar olduğunu, şüpheli ölümlerin bu sayılar içinde yer almadığını, tablonun görünenden çok daha vahim olduğunu ne yazık ki biliyoruz. Hala akıbetinden bihaber olduğumuz Gülistan Doku’dan biliyoruz. 5 yıl önce evlerine gelen polislere ‘galoş giyin’ dediği için katledilen Dilek Doğan’dan biliyoruz. Kendisine yaşatılan adaletsizliğin hesabını bedeniyle soran İpek Er’den biliyoruz. Canice katledilen Merve Arslan’dan biliyoruz. AKP iktidarının ölüm politikası sonucu yaşamını yitiren Ebru Timtik’in yaşam ve adalet hakkının insafsızca elinden alınmasından biliyoruz.”

    “KADINLARIN ARTIK SABRI TAŞTI”

    Dünyanın her yerinde kadınların, erkek ve otoriter rejimlere geçit vermediğini kaydeden Günay, “Kadınların artık sabrı taştı. Arjantin’de, Polonya’da kadınlar meydanları doldurarak ‘ellerinizi bedenimizden çekin’ diye haykırıyor. Pakistan’da, Sudan’da kadınlar erkek iktidarların kendi yaşamları hakkında karar vermelerine izin vermiyor. DAİŞ karanlığını yıkan Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlar, şimdi de yeni yaşam için tüm dünyaya umut oluyor. Kürt, Türk, Laz, Çerkes, Ermeni, Arap, Alevi, Êzidî ve Süryani kadınlar bugün Türkiye’de baskılara karşı en büyük mücadeleyi yürüten güçtür. İşte bu yüzden diyoruz, bu yüzyıl kadınların yüzyılı olacak, bu yüzyıl bin yıllardır bedenimizi, emeğimizi sömüren erkek egemenliğinin yıkılacağı ve kadınların kazanacağı yüzyıl olacaktır” diye konuştu.

    “İKTİDAR ANNELERİ TUTUKLUYOR”

    Kadın siyasetçilere yönelik gözaltı operasyonlarına da değinen Günay’ın konuşmasının devamında şunlar yer aldı: “Çözüm masasının devrildiği 2015’ten bu yana partimize, faşizme karşı mücadele edenlere, kadınlara yönelik her gün gözaltı saldırıları yapılıyor. Özellikle kadınların hedefte olduğu bu gözaltı dalgalarıyla İktidar kadın mücadelesini kırmaya ve kadınları teslim almaya niyet ediyor. 70-75 yaşlarındaki annelerimizi tutukluyor. 10 günlük bebekleri anneleri ile beraber gözaltına alıyor. Eşbaşkanlık sistemimizi kriminalize ederek biz kadınları siyaset dışına itmeye niyetleniyorlar. Halbuki eşbaşkanlık sistemi kadınların politika yapım sürecinin her aşamasına aktif rol olmasını sağlayan kadın özgürlükçü bir sistemdir.

    “HAKLARIMIZA EL KONULMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmeyi planlayarak, kadınları katliamlara ve şiddete karşı koruyan hukuki güvenceden yoksun bırakmak istiyorlar. İstanbul Sözleşmesi bu topraklarda yaşayan bütün kadınların uzun soluklu mücadelesi sonucu kazanılmış bir haktır. Asla geri alınmasına müsaade etmeyeceğiz. Kadınları taciz eden, çocukları istismar eden güvenlik güçlerini aklamaya cüret ediyor. Çocuk istismarını dahi yasallaştırmak istiyorlar. Yüzlerce yıllık mücadelenin sonucu elde edilen nafaka hakkını geri almak istiyorlar bizlerden. Ne İstanbul Sözleşmesi ne eşbaşkanlık sistemi ne de nafaka hakkı gibi kazanılmış haklarımıza el konulmasına müsaade etmeyeceğiz.

    “YENİ BİR YAŞAMI İNŞA EDECEĞİZ”

    Bu saldırı ve operasyonlarla bizi mücadeleden alıkoymaya niyetlenenler, belli ki kadın direniş tarihini unutmak gibi bir gaflete düşmektedirler. Değil geri adım atmak, bu operasyonlar daha fazla direnmek, daha fazla örgütlenmek ve daha fazla bir araya gelmek için biz kadınlara daha fazla güç veriyor. Biz sadece direnmeyeceğiz aynı zamanda yeni bir yaşamı inşa etmek için bir araya gelmeye ve birlikte çalışmaya devam edeceğiz.

    “SALDIRILARA ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Hiçbir din, diğer hiçbir dinden üstün değildir. Hiçbir inanç, diğer inançtan daha kutsal değildir. Her inanç kutsaldır. Bugün Alevi yurttaşlarımızın evleri işaretleniyor. İktidar bu tehditlere karşı sessiz kalarak adeta saldırıları teşvik ediyor. Kutuplaştırıcı iklimin oluşmasına zemin oluyor. Biz iktidarın bu yaklaşımını kabul etmiyoruz. Bu saldırılara asla müsaade etmeyeceğiz. Şunu da ifade etmek gerek, cemevlerine yapılan saldırı ile mezarlıklara yapılan saldırı arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de aynı zihniyete hizmet etmekte ve aynı amaçlarla yapılmaktadır. İkisi de halkın inançlarına, değerlerine yöneliktir.

    “ALEVİLİĞİN ÖZGÜRCE YAŞAMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Ne iktidarın Dersim’in doğasını yok etmesine ne de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarına müsaade etmeyeceğiz. Bizi inancımızdan dolayı ayrıştırmaya çalışan iktidarın oyunlarını en başta biz kadınlar boşa çıkaracağız. Bugün hala Türkiye’de farklı inanç ve kültürlerin kendilerini yaşatmasını istemeyen bir egemen anlayış var. Her şeyde olduğu gibi inanç alanında da tek tip olmak dayatılıyor bizlere. Oysa Alevi inancı esas gücü ve dirayetini, her şeye rağmen var olmaktan, her şeye rağmen tekleşmemekten ve çoklu bir yaşamdan alıyor. Bu değer sadece Alevileri Alevi yapan değer değil, insanı insan yapan değerdir. Alevilik bu toprakların en kadim inancıdır. Bu inancın özgürce yaşaması için mücadele etmeye devam edeceğiz.

    “MÜCADELE AZMİMİZİ SAKİNELERDEN ALIYORUZ”

    HDP ‘Gökkube altında yaşayan bütün insanlar kardeştir’ diyen Alevi canların sesidir. HDP ‘Dönen dönsün, biz dönmeyiz yolumuzdan’ diyen iradedir. Bizler soykırıma karşı direnen Zarîfe’nin mirasını devraldık. Bizler bir kavga şeklinde süren yaşamını kadın mücadelesine adayan, kadın özgürlük çizgisinden bir an olsun ayrılmayan Sakîne’nin mirasçılarıyız. Biz mücadele azmimizi diz çökmeyen, baş eğmeyen Zarifelerden, Besêlerden, Sakinelerden alıyoruz. Onların mücadelesidir bizim yolumuzu aydınlatan, yolumuza ışık tutan…Bizi yolumuzdan alamazsınız. Dayanışmamıza zeval getiremezsiniz.

    “İKTİDAR TOPLUMU KARANLIĞA MAHKUM ETMEK İSTİYOR”

    Berat Albayrak istifa ediyor. İnanılmaz bir karartma uyguluyorlar, toplumu karanlığa mahkûm etmek istiyorlar. Adına basın dedikleri yandaş mecraları ise 28 saat boyunca bir istifayı duyuramıyor. Cumhurbaşkanı saatler sonra lütfedip ‘kendisini affettiğini’ üstelik gayri ciddi bir üslupla, İletişim Başkanlığı üzerinden açıklıyor. Affı saraydan değil halktan dileyin! Bu halk sizi affediyor mu diye bir sorun! Askıda bir ekmeğe muhtaç ettiğiniz bu halk sizi affetmeyecek! İstifa etmek yetmez, bu halka yasalar önünde hesap vereceksiniz. Bu son iki günde olanlar, ülkeyi içine sürükledikleri derin krizin ve çöküşün itirafıdır. Bu iktidar, toplumu 18 yıldır ülkeyi uçurduklarına inandırmaya çalışıyor. Gerçekten uçurdular, doları uçurdular, işsizliği uçurdular, enflasyonu, saldırıları, hayat pahalılığını uçurdular.

    “GÜCÜMÜZ ONLARI TEDİRGİN EDİYOR”

    Dikkat ederseniz, bütün krizlerin, savaşların, ülkeye dayatılan çürümüşlüğün merkezinde tekçi, militarist, rantçı erkek aklı var. Bu zihniyet çoktan miladını doldurdu. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, artık sabrımız kalmadı, artık hiçbirimizin durup yaşananları izleme şansı yok. Taşan sabrımız, mücadele kararlılığımız ve haklılığımızdan aldığımız gücümüz onları tedirgin ediyor. Bizi bölmeye, parçalamaya, aramızda suni çelişkiler yaratmaya çalışırken her gün kendileri parçalanıyor. Ne kadar çabalarsa çabalasınlar, gerçeği ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışınlar; halkımız yoksulluğa, işsizliğe, ekmeğe muhtaç hale getirilmişken, yaşamımız şiddet altındayken, her gün kadın cinayetleriyle, halkların, inançların inkarıyla bu sistem varlığını sürdürmeye çalışıyorken, Saray ve saltanat hayatı sürdürenler de asla rahat yüzü göremeyecek. Bu ülkeye dayattıkları düşmanlık karşısında bu ülke onlar için asla dikensiz gül bahçesi olmayacak.

    “ESAS GÜÇ KADIN MÜCADELESİDİR”

    Çünkü bizim emeğimiz, gücümüz, hayallerimiz, değiştirme irademiz onların Saraylarından çok daha büyük. Çünkü meşruiyetlerini kaybettiler, toplumsal destekleri yok. Oysa biz halkımızın gücüne ve kendi mücadele inancımıza güveniyoruz. Bu iktidarı gönderecek esas gücün kadın mücadelesi ve kadın dayanışması olduğunu da iyi biliyoruz. Zulme karşı direnmenin ve yeni bir yaşam inşa etmenin tek yolu bir araya gelmektir. Ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe ve baskıya karşı eşit, özgür ve adil bir dünya kurabilmek için birbirimizi duyma ve dinleme zamanıdır. Birlikte hareket etme ihtiyacımızı bir an olsun unutmayacağız! Biz kadınlar umutla, kararlılıkla birlikte yürümeyi sürdüreceğiz.

    “BASKILARA KARŞI KADIN DAYANIŞMASINI BÜYÜTME ZAMANIDIR”

    Bu karanlıkta, iktidarın baskılarına karşı kadın dayanışmasını büyütme zamanıdır. İnancımız ne olursa olsun, kadınlar arası daha güçlü bağlar kurma, dayanışma ağları örme, kadın mücadelenin parçası olma zamanıdır. Krize ve açlığa karşı emekçi işçi kadınların bir araya gelme zamanıdır. Biz kadınlar mücadele deneyimlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Şiddet yüklü toplumsal algıları kırıp, barış içerisinde bir arada yaşamı tesis edecek bir demokratik cumhuriyeti yaratma zamanıdır. Sevgili canlar, Türkiye’nin geleceğini birlikte kuracağız. 21. yüzyılın kadın yüzyılı olacağına olan inancımla hepinizi selamlıyorum. Yolunuz açık; Hızır yar ve yardımcımız olsun.”

    (Mezopotamya ajansı)

  • Dersim’de HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın katılımıyla Alevi kadın buluşması-VİDEO

    Dersim’de HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın katılımıyla Alevi kadın buluşması-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim Kadın Meclisi, “Renklerimizle mücadeledeyiz” şiarıyla Alevi Kadın Buluşması gerçekleştirdi. Dersimli kadınlara yönelik sistematik bir konsept uygulandığını belirten HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Bize uygulanan her türlü haksızlık ve hukuksuzluğa karşı büyük bir mücadele vermediğimiz sürece, bu iktidarın bizi yaşatmaya hiç niyeti yok” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Kadın Meclisi, Dikili Taş’ta Alevi Kadın Buluşması gerçekleştirdi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da katılımıyla gerçekleşen buluşmaya, çevre illerden de kadınlar katıldı.

    “TÜRKİYE’DE KADIN CİNAYETLERİ ARTMAYA DEVAM EDİYOR”

    HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “25 Kasıma doğru gidiyoruz. Türkiye’de ve şehrimizde de kadına yönelik cinsel istismar, çocuğa yönelik cinsel istismar ve kadın cinayetleri artmaya devam ediyor. Tabi bizler de istedik ki, kadınlarla bir araya gelelim karşılıklı görüş alışverişinde bulunalım. Kadına yönelik şiddete karşı Dersim’den ortak bir şekilde sesimizi yükseltelim dedik. Dünyanın her yerinde kadınların yaşadıkları sorunları bizler Dersim’de de yaşıyoruz. Dün Fıstıkçıoğlu künefede bir taciz olayı yaşandı ve oradaki genç kadın arkadaşımız çok cesur davranarak şikayette bulundu ve bu kişiyi teşhir etti. Bu aslında olması gereken bir şey. O iş yerinde daha önce 4 vaka yaşanmasına rağmen maalesef kadınlar korkuları yüzünden bunu dile getirmiyorlar” dedi.

    “DERSİM DİRENGENLİĞİN VE HER TÜRLÜ MÜCADELENİN YAPILDIĞI BİR KENT”

    HDP Eş Başkanı Pervin Buldan da, “Dersim direngenliğin her türlü mücadelenin yapıldığı bir kent olarak aklımızda kalmıştır. Bugün ikinci kez geliyorum Dersim’e. Ben insanların yüzünde aynı direngenliği ve aynı mücadele aşkını gördüm” diyerek şunları kaydetti.

    “Belki koşullar, şartlar o zaman göre çok daha farklı ancak yine de Dersimli canlar kendilerine yapılan her türlü haksızlık karşısında itiraz ve mücadele eden bir yerde duruyorlar. Bugün dersim üzerinde büyük oyunların oynandığını da biliyoruz. Sadece Dersim’in insanlarına dönük değil Dersim’in doğasına, coğrafyasına, ağaçlarına ve suyuna kadar her şeyine devlet ve sistem tarafından müdahale var. Munzur gözelerinin peyzaj projesiyle değiştirilmeye çalışılması alevi halkına yapılan en büyük haksızlıktır. Çünkü Alevi kültüründe sadece insanlar can değildir insanların yaşadığı yerlerde canlıdır. Munzur gözelerinin olduğu yerler Alevilerin ikrarlarını tekrarladığı yerlerdir. Devletin Alevi canların ibadetini yaptığı yerlere saldırısı hiçte tesadüfi değildir. Bugün her bölgeye farklı bir uygulama var ama Kürtlere ve Kürdistan’a çok daha farklı bir uygulama var.”

    “KADINLARA DÖNÜK SİSTEMATİK BİR KONSEPTLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Bugün Gülistan Doku başta olmak üzere Dersimli kadınlara dönük sistematik bir konseptle karşı karşıya olduklarını söyleyen Pervin Buldan, “Biliyorsunuz 305 gündür Gülistan Doku’dan bir haber yok ve kaybolmasında parmağı olan insanlar bir şekilde korunuyor. Gülistan’ın ailesi büyük bir ızdırap yaşıyor. Ortada bir isim varken bu suçun üstünün örtülmesi ve 305 gündür bir kadının bedeninin hala bulunamaması bu devletin en büyük ayıbıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Gazeteci Esra Çiftçi: Kadın hareketi büyüdükçe korkuyorlar-VİDEO

    Gazeteci Esra Çiftçi: Kadın hareketi büyüdükçe korkuyorlar-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Esra Çiftçi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken, PİRHA’ya değerlendirmede bulundu. Çiftçi, “İktidarın kadını eşit görmeyen mantığı ile meydanlara dolan kadınların özgürlük ve hak talebi çarpışıyor ve kadınlar kazanıyor” dedi.

    Türkiye’de kadın cinayetleri, kadın hak gaspları hız kesmeden devam ediyor. Gazeteci Esra Çiftçi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde gerçekleşecek “Büyük Kadın Buluşmasına” tüm kadınları davet ederken, iktidarın kadın politikası üzerine eleştirilerde bulundu.

    “ERDOĞAN KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE İNANMIYOR”

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından düzenlenen I. Uluslararası Kadın ve Adalet zirvesinde söylediği, “Ben şahsen kadın ve erkek eşitliğine inanmıyorum” sözlerini hatırlatan Gazeteci Esra Çiftçi “Diyanet eli ile yapılan açıklamalarla kadının sosyal konumunu düşürmeye devam ediyorlar. Ensest ilişkiyi neredeyse meşru görecekler. Kadın cinayetlerinin bitmemesinin nedeni de maalesef katillerin ve kadın düşmanlarının iktidar tarafından korunmasıdır. Kendi kızından tahrik olan baba Diyanet tarafından haklı gösteriliyor” dedi.

    “KADIN VE ÇOCUKLARI TECAVÜZCÜLERLE EVLENDİRMEK İSTİYORLAR”

    Gündemde savaşın olmasından dolayı TBMM’ye kadın ve çocukların tecavüzcülerle evlendirilmesi ile ilgili kanun değişikliğini getirmediklerini belirten Esra Çiftçi, “Gündem şu anda savaş olduğu için TBMM’de bu konuyu görüşmekten çekiniyorlar. Ama savaş gündeminden sonra TBMM’de görüşülecek ya da TBMM’den geçirmek isteyecekleri gündem bu olacak. Bu iktidar kadın ve çocukların tecavüzcüler ile evlenmesini istiyor. Bunu Diyanet eli ile yapıyor, Diyanet eli ile meşrulaştırmaya çalışıyor” diye konuştu.

    “KADINLARA HAKLARINA SAHİP ÇIKMALARINA DAVET EDİYORUM”

    8 Mart 2020’de gerçekleşecek olan “Büyük Kadın Buluşmasına” tüm kadınları davet eden Esra Çiftçi “8 Mart 2020 tüm kadınlar için daha başka bir önem arz ediyor. Savaşın ve savaşın tüm acısıyla yaşandığı bir ortamda, yüzlerce kadın cinayetlerinin işlendiği bu süreçte ve ekonomik krizin dibe vurduğu bu zamanda tüm kadınları alanlara bekliyorum” dedi.

    Düzgün BULUT /İSTANBUL

  • Kadınlar Maltepe Cemevi’nde Alevilerin sorunlarını tartıştı

    Kadınlar Maltepe Cemevi’nde Alevilerin sorunlarını tartıştı

    PİRHA- İstanbul’da bulunan cemevlerinin kadın kolları başkanları ve üyeleri Maltepe Cemevi’nde bir araya gelerek Alevi toplumunun yaşadığı sorunlar ve Alevi kadın örgütlenmesine dair tartışma yürüttü. Buluşmaya misafirlik eden Maltepe Cemevi’nin Kadın Kolları Başkanı Gülsüm Şenol, “Nasıl ki, 13’ncü yüzyılda Bacıyan-ı Rum teşkilatı var ise, Kadıncık Anamız, Havva Anamız, Fatma Anamız, Zübeyde Anamız, Sakine Bacımız varsa bizlerde hizmetlerimizle tarihte yerimizi almamız gerekir” diye konuştu.

    İstanbul’da bulunan cemevlerinin kadın kolları başkanları ve üyeleri geniş katılımlı bir toplantı ile Alevi toplumunun yaşadığı sorunlar, hak talepleri ve Alevi kadın örgütlenmesine dair bir araya gelerek tartışmalar yürüttü.

    Maltepe Cemevinde gerçekleşen buluşmaya Şahkulu Dergahı, Garip Dede Dergahı, Sarıgazi Cemevi, Ihlamur Kuyu Cemevi, Kazım Karabekir Cemevi, Haramidere Cemevi, Esenyurt Cemevi, Sultanbeyli Pir Sultan Abdal Cemevi, Yeşilköy Cemevi, Erenler Cemevi ve Taşdelen Cemevi kadın kolları başkanları ve üyeleri katıldı.

    “KADINLARA ÇOK BÜYÜK İŞLER DÜŞÜYOR”

    Buluşmaya ev sahipliği eden Maltepe Cemevi Kadın Kolları Başkanı Gülsüm Şenol, Alevi kurumlarındaki inanç örgütlenmesinde kadınlara büyük işler düştüğünü vurguladı. Toplumun ve gençlerin ana şefkati ile kucaklanması gerektiğine dikkat çeken Şenol, “Mevcut cemevi binamıza henüz yeni geçtik. Eksiklerimiz var. Zamanla tam teşekküllü bir kültür merkezi, ilim yuvası haline getirmektir çabamız. Değerli bacılar biz Aleviler büyük şehirlere geldiğimiz için artık sosyal, kültürel, eğitim ve araştırma hizmetlerimizi cemevlerimizde yürütmekteyiz. Burada biz kadınlara çok büyük işler düşmektedir. Nasıl ki evimizi çekip çeviriyor toparlıyor isek, çocuklarımızı eğitip büyütüyor isek bu cemevlerinde de ana şefkati ile toplumu kucaklamamız, birliğimizi beraberliğimizi sağlamamız, gençlerimize kültürümüzü inancımızı öğretmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    “HİZMETLERİMİZLE TARİHTEKİ YERİMİZİ ALMALIYIZ”

    Cemevlerinde hizmet yürüten kadınlarla bir araya gelip tartışmanın, örgütlenmenin değerli olduğuna değinen Şenol, “Bu anlamda cemevleri arası kadın kolları birlikteliği ile bir araya gelmemiz, örgütlenmemiz, fikir alışverişi yapmamız çok önemli, çok değerlidir. Nasıl ki, 13’üncü yüzyılda Bacıyan-ı Rum teşkilatı var ise Kadıncık Anamız, Havva Anamız, Fatma Anamız, Zübeyde Anamız, Sakine Bacımız varsa bizlerde hizmetlerimizle tarihte yerimizi almamız gerekir. Değerli bacılar, birlikteliğimizi projeler oluşturarak geleneksel kılıp taçlandırmamız gerekir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL