Etiket: kadın cinayeti

  • Eğitim Sen Mersin Şube: Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır-VİDEO

    Eğitim Sen Mersin Şube: Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümü tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Mersin Şubesi, Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümüne ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Nermin Karasu, olayın tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluların ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.

    Eğitim Sen Mersin Şubesi, Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın şüpheli ölümüne ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Eğitim Sen Mersin Şubesi Kadın Sekreteri Nermin Karasu okudu.

    Karasu, Irmak Ayşe Koparan’ın ölümünün yalnızca bir ölüm haberi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, olayın kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkı, can güvenliği, çalışma koşulları ve kamu kurumlarının koruma yükümlülüğü açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını söyledi.

    Kadın eğitim emekçilerinin görev yaptıkları birçok bölgede barınma sorunları, yalnızlaştırma, güvencesizlik, sosyal destek mekanizmalarının yetersizliği, idari baskılar ve ayrımcı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Karasu, kamu otoritelerinin bu sorunlara yönelik kalıcı ve etkili politikalar geliştirmediğini vurguladı.

    “KADINLARIN YAŞAM HAKKI SİSTEMATİK BİÇİMDE İHLAL EDİLİYOR”

    Kadınların yaşam hakkını tehdit eden koşulların münferit olmadığını belirten Karasu, toplumsal cinsiyet eşitliği karşıtı politikaların, kadınları koruyan uluslararası mekanizmalardan uzaklaşılmasının, cezasızlık uygulamalarının ve erkek egemen yönetim anlayışının kadınların yaşam hakkını sistematik biçimde ihlal eden bir ortam yarattığını ifade etti.

    Karasu, “Kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin ve kadınlara yönelik şiddetin hiç olmadığı kadar arttığı böylesi bir ortamda, her ölümün titizlikle soruşturulması ve kamuoyunun tatmin edici biçimde bilgilendirilmesi devletin temel sorumluluğudur” dedi.

    “EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN GÜVENLİĞİ KAMUSAL BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜR”

    Eğitim emekçisi kadınların güvenli çalışma ve yaşam koşullarına sahip olmasının yalnızca bireysel bir hak değil, kamusal bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Karasu, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumların eğitim emekçilerinin güvenliğini sağlamakla sorumlu olduğunu söyledi.

    Karasu, eğitim emekçilerinin maruz kaldığı mobbing, ayrımcılık ve şiddet vakalarının görmezden gelinmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Irmak Ayşe Koparan’ın ölümüyle ilgili tüm süreçlerin takipçisi olacaklarını kaydetti.

    “GERÇEKLER ORTAYA ÇIKINCAYA KADAR SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Açıklamanın sonunda Karasu, Irmak Ayşe Koparan’ın ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirterek, olayla ilgili tüm iddiaların etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını istedi.

    Varsa ihmali, sorumluluğu veya kusuru bulunan kişi ve kurumların ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayan Karasu, kadın eğitim emekçilerinin güvenli çalışma ve yaşam koşullarını sağlayacak önlemlerin acilen alınması çağrısında bulundu.

    Eğitim Sen olarak Irmak Ayşe Koparan’ın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı dileyen Karasu, “Ölümünün üzerinin örtülmesine, gerçeğin karartılmasına, sorumluların korunmasına ve kadın eğitim emekçilerinin yaşam hakkının görmezden gelinmesine asla izin vermeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkıncaya kadar sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Bakan Gürlek: Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik!

    Bakan Gürlek: Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik!

    PİRHA- Katıldığı bir televizyon programında konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında aranan Umut Altaş’ın Amerika’dan iadesi için sürecin sürdüğünü belirterek, “Umut Altaş bence kritik bir isim, kilit bir isim. Bu Türkiye’ye geldiği zaman, beyanda bulunduğu zaman bence olayın çoğu çözülecek” dedi.

     

    Adalet Bakanı Akın Gürlek katıldığı bir televizyon programında Barış ve Demokratik Toplum Süreci, faili meçhul cinayetler ve yeni Anayasa’ya ilişkin konuştu. Gürlek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir an önce yasalaşması gerektiğini, süreç kapsamında yeni Anayasa’ya ihtiyaç olduğunu ve faili meçhul cinayetlere ilişkin 638 dosyanın incelendiğini belirtti.

    “UMUT ALTAŞ KİLİT İSİM”

    Gülistan Doku soruşturmasına dair de konuşan Gürlek, Gülistan Doku soruşturması kapsamında hem Erzurum Başsavcılığı’nda hem de Tunceli Başsavcılığı’nda soruştutmaların yürütüldüğünü söyledi:

    “Vali olması sebebiyle kamu görevlerinin bir usulü var. Soruşturma usulü. Erzurum Başsavcılığı onu yapıyor. Diğer Tunceli Başsavcılığımız da onu yapıyor. Burada tabii kilit isim ben daha önce söyledim, Umut Altaş’dır. Amerika’da firari ve biz bunun hakkında kırmızı bülten çıkarttık. Durumun hassasiyetini Amerika makamlarına da ilettim. Ben kendim de bizzat görüştüm. Özellikle biz Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik. Bizim için önemli olan Umut Altaş’ın beyanları. Çünkü Umut Altaş’la Gülistan Doku son ana kadar arkadaş, çok yakın arkadaş. Aynı zamanda Vali Bey’in oğlu da bunlar yakın arkadaş. Bu şekilde zaten Umut Altaş’ın bir kısım beyanları var. Ailesinin beyanları, babasıyla yaptığı yazışmalar var. Umut Altaş bence kritik bir isim, kilit bir isim. Bu Türkiye’ye geldiği zaman, beyanda bulunduğu zaman bence olayın çoğu çözülecek.”

    “SÜRECE KATKI SUNMAYA HAZIRIZ”

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkacak yasalar için Meclis’e her zaman yardım etmeye hazır olduklarını vurgulayan Gürlek, “Bu konuda bizim kendi çalışmamız da var. Biliyorsunuz Kanunlar Genel Müdürlüğü bize bağlı. Burada arkadaşlarımız bu konuda sürekli olarak olaya vakıf. Yani Meclis gündemine ne zaman alacaksa biz arkadaşlarımızla birlikte bu sürece katkı sunmaya hazırız. Bir an önce şahsi benim düşüncem; sürecin artık yasalaşması gerekiyor. Bu sürecin bir an önce yasalaşması gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz’-VİDEO

    ‘Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Artan kadın cinayetlerine dair Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yapan kadınlar, “Cezasızlık bir “eksiklik” değil, erkek şiddetini büyüten ve süreklileştiren bilinçli bir devlet politikasıdır. Mersin’de yaşanan şiddet ve çatışmalar sonucu katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar; sokakları çetelere, erkek şiddetine ve silahlara teslim etmeyen bir yaşamı kurana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Türkiye’de kadın cinayetleri sürüyor. Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı kentlerdne biri de Mersin. Mersin’de Özgürlük için Hukukçular Derneği ve Mimoza Kadın Derneği, artan kadın cinayetlerine dair Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı okuyan dernek üyesi Esra Güney Akkuzu, ortaya çıkan tablonun tesadüf olmadığının altını çizerek, sistematik olarak üretilen, görmezden gelinen ve hatta kimi zaman teşvik edilen politikaların sonucu olduğunu dile getirdi.

    “ŞİDDETİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR!”

    Esra Güney Akkuzu, Mersin’de son 10 günde 4 kadın katledildiğini belirterek, “Kadınların yaşam hakkını korumak yerine onları “aile” içinde tanımlayan ve itaatkâr rollere sıkıştıran anlayış, şiddetin üzerini örtmektedir. Kadını birey olarak değil, ailenin bir unsuru olarak gören politik yaklaşım; boşanmayı zorlaştıran, nafaka hakkını tartışmaya açan ve şiddet karşısında koruma mekanizmalarını zayıflatan uygulamalarla kendini göstermektedir. Bu yaklaşım, şiddet uygulayanı değil, şiddete maruz bırakılanı kontrol etmeye odaklanmaktadır” dedi.

    “BİLİNÇLİ BİR DEVLET POLİTİKASIDIR!”

    Bireysel silahlanmanın artması, kadın cinayetlerini daha da ölümcül håle getirdiğine dikkat çeken Esra Güney Akkuzu, “Cezasızlık bir “eksiklik” değil, erkek şiddetini büyüten ve süreklileştiren bilinçli bir devlet politikasıdır. İktidarın kadınlara yönelik politikaları da bu tablonun ayrılmaz bir parçasıdır. Kadınları kamusal alandan çekmeye çalışan, eşitliği değil itaati dayatan, “fitrat” söylemleriyle erkek egemenliğini meşrulaştıran bu anlayış; şiddeti önlemek yerine yeniden üretmektedir. Nafaka hakkını hedef alan, boşanmayı zorlaştıran ve koruma mekanizmalarını etkisizleştiren politikalar, kadınları şiddetin içine mahkûm etmektedir” şeklinde konuştu.

    “ADALET SAĞLANSIN”

    Günlerdir Mersin’de yaşanan şiddet ve çatışmalar sonucu katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar; sokakları çetelere, erkek şiddetine ve silahlara teslim etmeyen bir yaşamı kurana kadar mücadele etmeye devam edeceklerini ifade eden Esra Güney Akkuzu, Songül Figan, Shaimas Abdi, Şükran Cengiz ve Nur Almuhammet için adalet istediklerini belirtti.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Erdal Sevim: Gerçek adalet yalnızca bir mahkeme kararı değildir!

    Erdal Sevim: Gerçek adalet yalnızca bir mahkeme kararı değildir!

    PİRHA – Urfa’nın Siverek ilçesinde iki yıl önce yaşamdan koparılan 28 yaşındaki Pınar Sevim davasında karar aşamasına gelindi. 730 gündür süren hukuk mücadelesinde, ailenin ve kadın örgütlerinin gözü 6 Mart’ta görülecek karar duruşmasında. Pınar Sevim’in ailesi adaletin tecelli etmesini bekliyor. 

    Kadın cinayetlerinde sıklıkla karşımıza çıkan “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimlerinin gölgesinde, Pınar Sevim’in ailesi adaletin tecelli etmesini bekliyor. Dosyadaki delillerin karartılma şüphesi, olay yeri incelemelerindeki eksiklikler ve sanık tarafının “kurgulanmış senaryoları” karşısında geri adım atmayan aile, bu davanın sadece Pınar için değil, tüm kadınlar için bir emsal teşkil etmesini istiyor.

    Pınar Sevim’in abisi Erdal Sevim, karar duruşması öncesi PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Sevim, kardeşinin yarım kalan hayallerini, mahkeme sürecinde karşılaştıkları engelleri ve 6 Mart günü adliye koridorlarında yankılanacak olan dayanışmanın önemini anlattı.

    “EMSAL TEŞKİL EDECEK CEZANIN VERİLMESİ”

    PİRHA: Pınar’ın katledilmesinin üzerinden geçen zaman ve verilen hukuk mücadelesinde sona gelindi. 6 Mart’taki karar duruşmasından aileniz adına beklentiniz nedir? “Gerçek adalet” sizin için ne anlama geliyor?

    Erdal Sevim: Öncelikle sesimize, mücadelemize yer verdiğiniz için, destek olduğunuz için teşekkür ederiz. Pınar’ın katledilmesinin üzerinden bugün itibariyle tam iki yıl 730 gün geçti. Geçen her gün bizim için her an hissedilen tarifsiz bir acı, amansız bir özlem ve çok ağır bir süreç oldu. Biz 22 Şubat 2024 tarihinden bugüne kadar sadece bir evladımızı, bir kardeşimizi değil; hayalleri, umutları, geleceği çalınmış bir hayatın adaletini savunduk ve bunun için mücadele ettik. 6 Mart’taki karar duruşmasında beklentimiz nettir; hiçbir indirime, hiçbir gerekçeye sığınılmadan, kadına karşı kasten öldürme suçuyla yargılanan sanığın en ağır ve emsal teşkil edecek cezanın verilmesi. Bizim için “gerçek adalet”, yalnızca bir mahkeme kararı değildir. Gerçek adalet, Pınar’ın yaşam hakkının hiçe sayılmadığının, bir kadının hayatının pazarlık konusu yapılamayacağının, bu ülkede kadınların korunması gerektiğinin açıkça ilan edilmesidir. Gerçek adalet, bir daha hiçbir kadının aynı kaderi yaşamaması için caydırıcı bir kararın çıkmasıdır.

    “VİCDANİ VE HUKUKİ BİR KARAR VERECEĞİNİ UMUT EDİYORUZ”

    -Türkiye’de kadın cinayeti davalarında sıkça karşımıza çıkan “iyi hal” veya “haksız tahrik” gibi haksız indirimlerin bu dosyada da uygulanmasından endişe ediyor musunuz? Sanık tarafının mahkemeyi yanıltmaya yönelik tutumları hakkında neler söylersiniz?

    Ne yazık ki Türkiye’de kadın cinayeti davalarında “iyi hal” ve “haksız tahrik” adı altında uygulanan indirimler toplum vicdanında derin yaralar açmaktadır. Her ne kadar yaşadığımız süreçte benzeri indirim gerektiren davranışlar, söylemler görmemiş olsak da böyle bir ihtimalin olabileceğinden endişe duyuyoruz. Bir kadının yaşam hakkını elinden alan birinin takım elbise giymesi ya da duruşmada susması, “ben yapmadım”, “eşimi seviyordum” gibi söylemleri bir canı, bir hayatı, hayalleri, umutları elinden almışken, hiçbir durum  “iyi hal” olarak değerlendirilmemelidir. Kadına yönelik şiddetin, cinayetin hiçbir bahanesi, hiçbir tahriki olamaz. Sanık tarafının süreci uzatmaya, sorumluluğu azaltmaya ya da farklı bir algı oluşturmaya yönelik tutumlarını yakından izledik. Savunma etiğine yakışmayacak savunma yöntemlerini aklımıza, vicdanımıza sığmayacak şekilde maruz bırakıldık. Ancak biz gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağına inandık, inanıyoruz ve o gerçekler artık net bir şekilde ortada! Mahkemenin de gördüğü gerçekleri dikkate alarak vicdani ve hukuki bir karar vereceğini umut ediyor, buna inanmak istiyoruz.

    “DAVA SADECE BİR AİLEYİ DEĞİL, TOPLUMUN ADALET DUYGUSUNU İLGİLENDİRİYOR”

    -Karar aşamasına gelene kadar dosyada eksik kaldığını düşündüğünüz, yeterince üzerine gidilmeyen bir nokta oldu mu? Mahkeme heyetinin tarafsızlığı ve adaleti tesis etme noktasındaki tavrını nasıl gözlemlediniz?

    Bu süreç bizim için hem hukuki hem de duygusal olarak çok yıpratıcı oldu. Elbette her dosyada olduğu gibi daha titiz incelenmesini arzu ettiğimiz noktalar oldu. Olayın gerçekleştiği akşam yapılan incelemeler içerisinde olayın gerçek konumuyla ilgili bir tahkikat, inceleme yapılmamış olması ilk anda yaşadığımız önemli eksiklerden biriydi. Bu konuda baz istasyonu incelemeleri istediğimiz halde -ilk süreçlerde dikkate alınmayan birçok talebimiz gibi- mahkeme bu talebimizi de dikkate almadı. Olay yeri inceleme tutanaklarındaki kayıtların başka bir ilde değişmesiyle ilgili (mermi sayısındaki değişim) herhangi bi çalışmanın olmaması sürece müdahale edildiğinin önemli bir göstergesi iken bu durum da ciddiyetle irdelenip incelenmedi. Yine olay gecesi yapılan ilk muayene raporlarına müdahale edildiği, tutanak altına alınması gereken özellikle darp ve cebir izlerinin, vücuttaki ekimozların yazılmaması da yine dosyadaki müdahale ve yaşadığımız sıkıntılardan biriydi. Mahkeme heyetinin değişmesiyle birlikte verilen ilk talimat keşfin ayrıntılı ve canlandırmalı bir şekilde yapılmasıyla gizlenmeye çalışılan, ifadelerdeki çelişkiler, tanık beyanlarının çelişkileri de net bir şekilde ortaya konmuş, ve eksikler mümkün olduğunca ikinci heyet tarafından tamamlanmaya çalışılmış, kurgulanan senaryonun gerçeği yansıtmadığı netleşmiştir. Biz başından beri şunu söyledik: Dosyanın tüm yönleriyle, hiçbir şüpheye yer bırakmadan değerlendirilmesini istiyoruz. Mahkeme heyetinden beklentimiz; olaydaki heyet tarafından da görünen gerçekleri dikkate alarak yalnızca hukuka değil, acımasızca işlenen cinayetin, hayattan koparılan 28 yaşındaki kardeşimin yaşamına son verildiğini dikkate alarak vicdana da uygun bir karar vermesidir. Çünkü bu dava sadece bir aileyi değil, toplumun adalet duygusunu ilgilendiriyor.

    “PINAR’IN ADI KADINLARIN YAŞAM HAKKININ KUTSALLIĞINI HATIRLATAN BİR SİMGE OLSUN”

    -Karar ne olursa olsun, Pınar Sevim isminin bu topraklarda nasıl anılmasını istersiniz? Onun mücadelesi diğer kadın cinayeti davaları için nasıl bir emsal oluşturmalı?

    Pınar’ın adı bir “cinayet haberi” olarak değil; hayalleri yarım bırakılmış ama sesi susmamış bir kadın olarak anılsın istiyoruz. Onun ismi, kadınların yaşam hakkının kutsallığını hatırlatan bir simge olsun. Bu dava; “cezasızlık” anlayışının son bulduğu, kadın cinayetlerinde indirimlerin değil adaletin konuşulduğu bir dönüm noktası olsun. Pınar’ın mücadelesi, başka kadınların yaşamasına vesile olursa, işte o zaman gerçek anlamda bir emsal oluşmuş olur.

    “6 MART’TA ADLİYE KORİDORLARINDA BİZİMLE OLUN”

    -Buradan demokratik kitle örgütlerine, kadın kurumlarına ve vicdan sahibi canlara bir çağrınız var mı? 6 Mart günü o adliye koridorlarında yalnız kalmamak neden bu kadar önemli?

    Buradan, başta kadın örgütleri olmak üzere tüm demokratik kitle örgütlerine ve vicdan sahibi herkese çağrımızdır; 6 Mart’ta adliye koridorlarında bizimle olun. Çünkü kadın cinayetleri yalnızca bir ailenin meselesi değildir. Bu, toplumsal bir yaradır. O koridorlarda kalabalık olmak, yalnız olmadığımızı, Pınar’ın unutulmadığını ve adalet talebinin güçlü olduğunu göstermektir. Dayanışma, adalet mücadelesinin en büyük gücüdür. Biz kızımız için, kardeşimiz için, bu ülkedeki tüm kadınlar için adalet istiyoruz. Ve biliyoruz ki yan yana durduğumuzda sesimiz daha gür çıkacak.

    Cevahir FINDIK/ADIYAMAN

  • DAKB: Kadına şiddet uygulayan zihniyet, bizim yolumuzdan değildir!

    DAKB: Kadına şiddet uygulayan zihniyet, bizim yolumuzdan değildir!

    PİRHA- İki çocuk annesi Alev Koç, erkek şiddeti sonucu katledildi. Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), cinayetin münferit değil, erkek egemen sistem ve cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu vurgulayarak adalet çağrısı yaptı.

     Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Alev Koç’un bir erkek tarafından katledilmesine yönelik yayımladığı yazılı açıklamada iki çocuk annesi, emekçi bir Alevi kadın olan Alev Koç’un erkek egemen sistemin ve cezasızlıkla beslenen şiddet düzeninin kurbanı olduğunu vurguladı.

    ERKEK ŞİDDETİNE KARŞI ÖFKE VE YAS

    Cinayetin yalnızca bir kadının yaşam hakkının gaspı olmadığına dikkat çekilen açıklamada, bunun Alevi inancının eşitlikçi hakikatine, cemevlerinin toplumsal değerine ve kadın özgürlükçü yol anlayışına yönelmiş bir saldırı olduğu ifade edildi.

    Açıklamada Alevilik inancındaki “can” kavramı hatırlatılarak, “Alevilikte can esastır. Can’a kıyılmaz. Kadın ve erkek bir bütündür; biri olmadan diğeri eksiktir. Yolumuzda kadın, yalnızca toplumsal yaşamın değil, hakikatin taşıyıcısıdır. Cem meydanında kadın erkek yan yana, eşit durur. İkrar birlikte verilir, rıza birlikte üretilir. Kadını yok sayan, kadına şiddet uygulayan bir zihniyet bizim yolumuzdan değildir” denildi.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARINA TEPKİ

    DAKB, içinde yaşanılan erkek egemen düzenin devletin cezasızlık politikalarıyla beslendiğini belirtti. Kadınları korumayan yasalar ve uygulanmayan kararların erkeklere fiili bir dokunulmazlık alanı açtığına işaret edilen açıklamada, kadın cinayetlerinin münferit olmadığı, sistematik toplumsal şiddetin sonucu olduğu vurgulandı. “Bu düzen erkeklere öldürmeyi hak gibi gösterirken, kadınlara susmayı ve katlanmayı dayatmaktadır. Bunu kabul etmiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Alevi toplumunun tarih boyunca zulme ve rızasızlığa karşı direndiği hatırlatılan açıklamada, bugün erkek şiddetine karşı aynı direncin büyütülmesi gerektiği kaydedildi. Bir Alevi kadının katledilmesinin bütün toplumu yaraladığı belirtilerek, yaşanan acının yalnızca bir ailenin değil, tüm Alevi halkının ve kadın mücadelesinin acısı olduğu dile getirildi.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), “Bu vahşi cinayeti lanetliyoruz” diyerek hukuki sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.

    HABER MERKEZİ

  • ‘Suzan’ın hesabını soracağız!’-VİDEO

    ‘Suzan’ın hesabını soracağız!’-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisi ve TJA aktivistleri Suzan Elik’in saldırıya uğramasına tepki göstererek, “Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; yaşanan bu olayda suçlu sadece tetiği çeken fail değildir. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilenler, kadınların yaşamlarını koruyan yasaları uygulamayanlar suçludur” dedi.

    Suzan Elik adlı kadın, boşanma aşamasındaki erkek tarafından ateşli silahla saldırıya uğradı. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Suzan Elik için DEM Parti Kadın Meclisi ve TJA aktivistleri Suzan Elik’in tedavi gördüğü hastane önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya çok sayıda kadın katılırken, kadınlar “Öfkeliyiz” dedi.

    Kadınlar tarafından yapılan açıklamada, devletin kadına yönelik şiddeti besleyen, failleri cesaretlendiren politikalardan kaynaklı Suzan ve Suzan gibi kadınların erkeklerin hedefi haline geldiğini dile getirdi.

    Suzan Elik’İn sokak ortasında saldırıya uğradığını aktaran kadınlar, “Evet, bir kadın daha yaşadığı şiddet ortamından kurtulmak için boşanmak istedi ve erkek devlet şiddetinin hedefi oldu.  Fail Yunus Elik’in hala yakalanmamış olması bu ülkede kadına karşı suç işleyen faillere nasıl yaklaşıldığının da göstergesidir” dedi.

    “KADINLARIN YAŞADIKLARI ORTAMDA, AİLE İÇERİSİNDE CAN GÜVENLİKLERİ KALMAMIŞTIR”

    “Yunus Elik neden bulunmuyor?” diye soran kadınlar, şunları ifade etti:

    “Kuş uçsa haberimiz olur diyenler Suzan’ın yaşamına kasteden faili neden bulmuyor. Bu kişinin bulunmadığı her dakika Suzan’ın ailesinin de yaşamı tehdit altındadır. Olası tek bir olumsuzluktan fail Yunus Elik’i bulmayanlar sorumludur.

    Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; yaşanan bu olayda suçlu sadece tetiği çeken fail değildir. İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilenler, kadınların yaşamlarını koruyan yasaları uygulamayanlar suçludur. Bugün İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olsaydı failler bu cesareti gösteremeyecekti. Bireysel silahlanmanın önüne geçecek uygulamalar olsaydı ateşli silahla yaşamları hedef alınan yüzlerce kadın belki de yaşıyor olacaktı.

    Sadece 2025 yılının ilk 6 ayında 336 kadın cinayeti işlendi. Katledilen kadınların yüzde 57’si ateşli silahla katledilmiştir. 96 kadın yaşadığı evdeki erkekler tarafından katledilmiştir. Buda bir kez daha göstermiştir ki; kadınların yaşadıkları ortamda, aile içerisinde can güvenlikleri kalmamıştır. Kadına yönelik şiddet ve katliamlar katmerleşerek artarken bunun önüne geçecek politikaları uygulamak bir yana dursun bizzat hayata geçirilen düzenlemelerle kadın cinayetlerin önü açılmaktadır. İşte “Aile Yılı” adı altında hayata geçirilen politikalar bunun göstergesidir. Kadınların nasıl giyineceğinden, kaç çocuk doğuracağına kadar hesaplama hadsizliğini gösteren erkek egemen iktidar kadınların yaşamlarını korumak bir yana, bizzat hedef haline getirmektedir.”

    “SUZAN’IN HESABINI SORACAĞIZ!”

    Önümüzdeki 10 yılı “Aile Yılı” ilan edilmesi aynı zamanda kadınların aile içerisinde katledilmesinin ilanı olduğunun altını çizen kadınlar, “Bir 10 yıl daha kadınların yaşamlarının korunmayacağının, kadınların aile içerisine hapsedilmek istendiğinin ilanıdır. Bu kapsamda hayata geçirilen her politika kadınların yaşamlarından, hayatlarından çalmaktadır. İyi bilinsin ki, bizler haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Faillerin elini kolunu sallayarak yaşamlarını sürdürmelerine izin vermeyeceğiz. Suzan’ın ve katledilen tüm kadınların sesi, isyanı olacağız. Kadınların katledildikleri aile içerisine hapsedilmesine karşı sokaklardan, alanlardan, meydanlardan geri çekilmeyecek, her yerde olacağız. Aile yılı değil kadınların yüzyılı diyerek mücadelemizi büyüteceğiz. Suzan’ın hesabını soracağız!” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Feray Şahin, ölümünün 8. yılında Mersin’de anıldı: Adalet mücadelemiz sürecek-VİDEO

    Feray Şahin, ölümünün 8. yılında Mersin’de anıldı: Adalet mücadelemiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Feray Şahin, ölümünün 8. yılında Mersin’in Mezitli ilçesinde düzenlenen etkinlikle anıldı. Etkinlikte, adalet mücadelesi ve kadın cinayetlerinde cezasızlığa tepkiler vurgulandı.

    Mersin’in Mezitli ilçesinde 2017 yılında polis kurşunuyla yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Feray Şahin, ölümünün 8. yılında isminin verildiği parkta düzenlenen etkinlikle anıldı. Etkinlikte adalet mücadelesinin sürdüğü vurgulandı, kadın cinayetlerinde cezasızlık politikalarına karşı tepkiler dile getirildi.

    “ADALET ARAYIŞIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Etkinlikte konuşan Mezitli Belediye Başkan Vekili Deniz Gürocak, Feray Şahin’in sadece bir birey değil, toplumsal bir vicdanın sembolü haline geldiğini ifade etti. Gürocak, “Feray, hayat dolu gülüşüyle, adalet ve eşitlik için atan kalbiyle hepimizin gönlünde derin izler bıraktı. Onun hikâyesi sadece bir kayıp değil, bizlere sorumluluk yükleyen güçlü bir çağrıdır. Feray’ın ışığı hiçbir zaman sönmeyecek” dedi.

    Anmada konuşan Feray Şahin’in babası Bekir Şahin, 8 yılın ardından hala adaletin sağlanamadığını belirterek, soruşturma sürecindeki eksikliklere ve cezasızlık uygulamalarına dikkat çekti.

    Feray Şahin’in annesi Aysel Şahin ise kızının adını sadece bir parkta değil, adalet mücadelesinde de yaşatacaklarını dile getirdi. Şahin, “Adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz, sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.

    Etkinlik, Feray Şahin’in anısını yaşatmaya yönelik konuşmaların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de bir kız çocuğu ‘şaka’ denilerek katledildi: 3 kişi gözaltında

    Mersin’de bir kız çocuğu ‘şaka’ denilerek katledildi: 3 kişi gözaltında

    PİRHA- Mersin’de 16 yaşındaki Hiranur A., erkek arkadaşı ve arkadaşlarıyla bulunduğu araçta, iddiaya göre “şaka amaçlı” ateşlenen tabancayla vurularak hayatını kaybetti. Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı, araçta ruhsatsız silah ele geçirildi.

    Mersin’in Toroslar ilçesinde, 16 yaşındaki Hiranur A., erkek arkadaşı H.A.Ş. (19) ve arkadaşları N.Ç. ile M.Z. ile birlikte park halindeki araçta bulunduğu sırada, iddiaya göre tabancayla “şaka yapıldığı” sırada vurularak ağır yaralandı. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

    VALİLİK: RUHSATSIZ TABANCA ELE GEÇİRİLDİ

    Mersin Valiliği tarafından yapılan açıklamada, olayla ilgili adli tahkikatın sürdüğü belirtilerek, olayın yaşandığı araçta yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca bulunduğu ifade edildi. Hiranur’un ölümüne neden olan olayla ilgili H.A.Ş., N.Ç. ve M.Z.’nin gözaltına alındığı bildirildi.

    Valilik açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    “31.08.2025 tarihinde saat 23.50 sıralarında Mersin Şehir Hastanesi’ne H.A.Ş. tarafından getirilen 16 yaşındaki H.A.’nın ateşli silahla yaralanması sonucu hayatını kaybettiği tespit edilmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan soruşturma kapsamında, hayatını kaybeden H.A.’nın yanında olan H.A.Ş., N.Ç. ve M.Z. isimli şahıslar gözaltına alınmıştır. Araçta yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca ele geçirilmiştir. Olayla ilgili başlatılan adli tahkikat devam etmektedir.”

    ADALET TALEBİ

    Hiranur’un cenazesi dün toprağa verildi. Cenazenin ardından genç kızın yakınları, olayda baş şüpheli olarak görülen H.A.Ş.’nin evinin önünde toplanarak tepkilerini dile getirdi. Kalabalık, “Hiranur için adalet” sloganları attı. Polis, kalabalığı bölgeden uzaklaştırdı. Hiranur’un ailesi ve yakınları, fail ya da faillerin yargı önünde hesap vermesini ve adaletin sağlanmasını talep etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de bir erkek birlikte olduğu kadını katletti

    Mersin’de bir erkek birlikte olduğu kadını katletti

    PİRHA- Mersin’de Naim Şen (40) isimli erkek, tartıştığı Songül Perçem’i (40) ateşli silahla vurarak öldürdü. Aynı silahla intihar girişiminde bulunan fail, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

    Mersin’in Anamur ilçesinde öğle saatlerinde Naim Şen ile Songül Perçem, iddiaya göre araç içerisinde bilinmeyen nedenle tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Perçem araçtan indi. Aracından aldığı tüfekle Songül Perçem’in peşinden giden Şen, başına ateş etti. Ardından fail, aynı tüfekle intihar girişiminde bulundu.

    Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Songül Perçem olay yerinde hayatını kaybederken, ağır yaralanan Şen, hastaneye kaldırıldı.

    Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti Mersin Kadın Meclisi: Kadına yönelik erkek şiddeti sürece zarar veriyor- VİDEO

    DEM Parti Mersin Kadın Meclisi: Kadına yönelik erkek şiddeti sürece zarar veriyor- VİDEO

    PİRHA- Kadın cinayetlerini protesto eden DEM Parti Mersin Kadın Meclisi, “Barışın konuşulduğu böylesi kıymetli bir dönemde kadınlara, kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, özel savaş politikalarının devrede olması sürece zarar vermektedir” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Kadın Meclisi, son günlerde artan kadın cinayetlerine ilişkin yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. İl binası önünden Yoğurtçu Parkına yürüyen kadınlar sık sık “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Jin, jiyan, azadi”, “Erkek vuruyor devlet koruyor” sloganları attı.

    “TEMMUZ AYINDA 31 KADIN KATLEDİLDİ”

    Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasını DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş okudu.

    Kadına yönelik şiddet ve katliamların önlenmesi için çıkarılan yasaların uygulanmamasının, cezasızlık politikalarının kadınları şiddete daha açık hale getirdiğine vurgu yapan Kuş, “Temmuz ayında 31 kadın cinayetinin işlenmesi, 30 kadının şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesi sadece erkek şiddeti ile açıklanacak bir şey değildir. Her gün bir kadın, boşanmak istediği, hayır dediği, yaşamak istediği için katlediliyor. Bu cinayetler münferit değil; devletin, adalet mekanizmasının, kolluk güçlerinin, medyanın doğrudan sorumluluğunda gerçekleşiyor” diye konuştu.

    Bedriye Kuş, iktidar tarafından kadınlara karşı çok yönlü bir savaş başlatıldığını belirterek, “Siyasi iktidar eliyle kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik saldırılar, kadını aile içerisinde hapsetmek isteyen yasal düzenlemeler, kayyım atamalarıyla kadın iradesinin yok sayılması, kadınların nasıl giyineceklerine dair Diyanetin söylemleri, kadın bedenine yönelik saldırılar kadınlara açılmış bir savaştır. Nafaka ve soyadı hakkına yönelik saldırılar, boşanmayı zorlaştıran yasal düzenlemeleri ısıtıp ısıtıp gündeme getiren, boşanma aşamasında olan kadının miras hakkına dahi göz diken uygulamalar bunun en açık göstergesidir” dedi.

    “ERKEK ŞİDDETİ SÜRECE ZARAR VERİYOR”

    Artan erkek şiddetinin Barış ve Demokratik Toplum sürecine zarar verdiğini söyleyen Kuş, şu ifadeleri kullandı:

    “Barışın konuşulduğu böylesi kıymetli bir dönemde kadınlara, kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, özel savaş politikalarının devrede olması sürece zarar vermektedir. Toplumun yarısı, barışın öznesi kadınlara yönelik susturma, sindirme politikaları karşısında isyanımızı büyütüyor öz savunmamız örgütlenmemizdir diyoruz. Bu savaşlar Gazze’de, Suriye’de kadınları hedef alıyor. Özellikle Suriye’de Alevi kadınlara, Dürzi kadınlara yönelik gerçekleştirilen ve katliam boyutuna varan saldırılar bunun göstergesidir. Kadınlar etnik kimliğinden, inancından dolayı katlediliyorken kimse bizden susmamızı beklemesin”

    Son olarak tüm kadınlara örgütlenme çağrısı yapan Kuş, “Bugün örgütlenen her kadın, bir başka kadının yaşamını savunur. Biz kadınlar, yaşadığımız bu çok yönlü şiddet karşısında yalnız değiliz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Kadın Platformu: Suriye’de Alevi kadınlar özellikle hedef alınıyor- VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Suriye’de Alevi kadınlar özellikle hedef alınıyor- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Suriye’de Alevi kadınların hem cinsiyetleri hem de inançları sebebiyle özellikle hedef alındığını belirterek, “Kadınlara yönelik bu çok katmanlı saldırı, savaşın sadece topraklar üzerinde değil, bedenler ve kimlikler üzerinde de yürütüldüğünün en açık göstergesidir” dedi.

    Şırnak’ın Silopi ilçesinde aynı iş yerinde çalıştığı erkek tarafından katledilen Gülizar Yıldız, Suriye’de Alevi kadınlara dönük katliamlar ve savaşlarda kadınların hedef alınmasına dair Mersin Kadın Platformu basın açıklaması yaptı. Pozcu GMK Bulvarında yapılan eylemde “Erkek devlet şiddetine karşı sokaktayız” yazılı pankart açıldı.

    “GÜLİZAR YILDIZ CİNAYETİ POLİTİKTİR”

    Basın metnini platform adına okuyan Çiğdem Göksoy, Gülizar Yıldız’ın katilinin tıpkı diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi politik olduğuna vurgu yaparak, “Bu sadece bireysel bir trajedi değil, sistematik ve politik bir cinayettir. Kadınların her gün öldürüldüğü bir ülkede, hiçbir kadın güvende değil. Katledilişi, yalnızca bireysel bir öfkenin değil, erkek egemen sistemin sonucudur” diye konuştu.

    “SAVAŞIN İLK HEDEFİ KADINLAR OLUYOR”

    “Erkek-devlet şiddeti yalnızca sınırlarımız içinde değil. Kadınlar yalnızca evde, sokakta, işte değil; savaş alanlarında, göç yollarında, mülteci kamplarında da öldürülüyor” diyen Göksoy, Suriye’de katledilen Alevi kadınları da andı. Suriye’de Alevi kadınların hem cinsiyetleri hem de inançları sebebiyle özellikle hedef alındığını belirten Göksoy, şunları söyledi:

    “Suriye’de savaşın başladığı günden bu yana kadınlar sistematik olarak katlediliyor, tecavüze uğruyor, kaçırılıyor, zorla evlendiriliyor. Kadın bedeni savaşın ganimeti haline getiriliyor. Erkek egemen savaş düzeni, kadınları susturmanın ve yok etmenin aracına dönüşüyor. Mezhebi, kimliği, aidiyeti ne olursa olsun, kadınlar bu savaşın ilk hedefi oluyor. Alevi kadınlar, bu süreçte hem mezhebi kimlikleri hem de cinsiyetleri nedeniyle özel olarak hedef alındı; toplu katliamlar, kaçırmalar, işkence ve zorla alıkoymalarla yok edilmeye çalışıldılar. Kadınlara yönelik bu çok katmanlı saldırı, savaşın sadece topraklar üzerinde değil, bedenler ve kimlikler üzerinde de yürütüldüğünün en açık göstergesidir.

    DAYANIŞMA VURGUSU

    Silopi’de öldürülen kadınla, Rakka’da tecavüze uğrayan kadın, İdlib’de bomba altında can veren kadın, İstanbul’da sokak ortasında katledilen kadın aynı şiddetin hedefindedir. Bu şiddetin failini sadece bireylerde değil; patriyarkal devlette, militarist politikada, sessiz kalan toplumda arıyoruz. Kadınlar olarak sınır tanımıyoruz. Türkiye’de, Suriye’de, Filistin’de, İran’da ve dünyanın dört bir yanında erkek şiddetine karşı ses çıkaran tüm kadınlarla dayanışma içindeyiz.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Kadınlar adliye önünden seslendi: Derya Demir için adalet!-VİDEO

    Kadınlar adliye önünden seslendi: Derya Demir için adalet!-VİDEO

    PİRHA- Geçen yıl sevgilisi tarafından katledilen Derya Demir’in duruşmasının ardından basın açıklaması yapan kadınlar, davanın takipçisi olacaklarını belirterek, Derya Demir için adalet talep ettiler.

    Mersin’de geçen sene ayrılmak istediği sevgilisi Murat Okur tarafından katledilen Derya Demir’in duruşması Mersin Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Mersin Barosu Kadın Hakları Birimi ile çok sayıda kadın kurumu katıldı.

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin davaya müdahil olma talebi kabul edilemezken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya müdahilliği kabul edildi.

    SANIKTAN “VİCDANIM RAHAT” SAVUNMASI

    Hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama, kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlamalarıyla tutuklu yargılanan sanık Murat Okur, savunmasında Derya Demir’i öldürmediğini, tartışma sırasında bıçağın Demir’in boğazına saplandığını ileri sürdü.

    Derya Demir’in babası ise, “Sanık, kızımla parası için birlikteydi. Zaman zaman kızımdan para alırdı. Olaydan sonra kapıyı üzerine kilitleyip kaçmış” diyerek en ağır cezayı almasını talep etti.

    Mahkeme Heyeti, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 24 Haziran 2025 tarihine erteledi.

    “SİSTEM KADINLARI KORUMUYOR”

    Duruşmadan sonra kadın örgütleri ve STK’ler adliye önünde konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklaması metnini okuyan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Gülce Dida Çavdar, kadına yönelik şiddetle yeteri kadar mücadele edilmediğinin altını çizerek şunları dile getirdi:

    “25 Ağustos’ta Mersin’de Matematik Öğretmeni Derya Emir, öğretmen sevgilisi tarafından “ayrılmak istediği için” bıçaklanarak öldürülmüştür. Bu cinayet bize kadına karşı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, ayrımcılığın geldiği son noktayı acı bir şekilde göstermektedir.

    Son yıllarda kadınlara yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin artması sistemde birçok yanlışın olduğunu bize göstermektedir. Yetkililerin şiddetle mücadelede başarı gösteremediği bir sonuç olarak karşımızdadır. Sistemin kadını korumadığı, önleyici ve koruyucu tedbirlerin uygulanmadığı bir gerçektir. Ayrıca bunlar sadece devletin resmi kurumlarının mücadelesiyle halledilebilecek bir vakıa olmayıp tüm toplumun mücadelesini gerektirmektedir. Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak bu sabah itibariyle dosyaya katılma talebimizi bildirdik. Mersin Barosu olarak dün olduğu gibi bugün de kadının, insan haklarının sağlanması için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Davanın avukatlarından Hatice Us ise, sanığa hiçbir indirimin uygulanmaksızın gerekli cezanın verilmesi için sonuna kadar mücadele edeceklerinin vurguladı.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABER:

    Mersin’de kadın cinayeti: Kendisinden ayrılmak isteyen kadını katletti

  • Pınar Bayrak davasında sanık için ağırlaştırılmış müebbet istendi

    Pınar Bayrak davasında sanık için ağırlaştırılmış müebbet istendi

    PİRHA- Pınar Bayrak’ı öldürmekle yargılanan Ziya Ecer’in yargılandığı davada “Kadına karşı kasten öldürme” suçundan mütalaa hazırlanmasına itiraz eden avukatlar, mütalaanın “tasarlayarak öldürme” şeklinde hazırlanmasını talep etti.

    Mersin’de 3 Ağustos 2024’te evli olduğu erkek tarafından katledildiği ileri sürülen Pınar Bayrak davasının dördüncü duruşması, Mersin 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “Kadına karşı kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklu yargılanan Ziya Ecer ve delil karartma suçlamasıyla yargılanan N.B., Ö.B. ve sanık Ziya Ecer duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatları, Mersin Kadın Platformu üyeleri ve Pınar Bayrak’ın ailesi katıldı.

    SANIK ‘KUTSAL ANNELİK’ SÖYLEMİNE SIĞINDI

    Duruşmada söz verilen sanık Ziya Ecer, Pınar Bayrak’a sistematik bir şekilde şiddet uyguladığı kanıtlanmasına rağmen çok sakin biri olduğunu iddia etti. Mahkemedeki agresif tavırlarından dolayı Pınar Bayrak’ın ailesini suçlayan Ecer, “Annelik kutsaldır. Pınar’ın annesi 20 yıldan sonra mı anne olduğunu hatırladı? Pınar’ı öldürmek istesem Mersin’de mi öldürürüm? Şırnak’a götürür orda öldürürdüm. Öldürme gibi bir maksadım olsaydı hastaneye götürmezdim” dedi.

    Ecer’in Pınar Bayrak hakkındaki “Annelik kutsaldır, Pınar uçkurunun peşindeydi” sözlerinin üzerine aile tepki gösterdi. Pınar Bayrak’ın avukatları da “Sanık şu anda kendini savunamayacak bir kadına ağır ithamlarda bulunuyor. Belki de iftiraya atıyor, bunu kabul etmiyoruz” diye itiraz ettiler.

    MÜTAALAYA İTİRAZ

    Pınar Bayrak’ın avukatları, mütalaada çok fazla eksik hususun olduğunu ve bu haliyle kabul etmediklerini söyledi. Failin katliamı tasarlayarak gerçekleştirdiğini ve mütalaanın da bu kapsamda hazırlanması gerektiğine işaret eden avukatlar, “Tanık beyanlarına, HTS kayıtlarındaki konuşmalara göre sanığın cinayeti tasarlayarak işledi belli. Mütalaanın canavarca hisle ve tasarlayarak öldürme olarak düzenlenmeli” dedi.

    Duruşma, sanık avukatlarının ek süre talep etmesi üzerine ertelenirken, sanık Ziya Ecer’in tutukluluğunun devamına karar verildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Birlikte olduğu erkek tarafından katledilen Sinem Çeşim, İstanbul’da toprağa sırlandı

    Birlikte olduğu erkek tarafından katledilen Sinem Çeşim, İstanbul’da toprağa sırlandı

    PİRHA- Sinem Çeşim, İstanbul’da birlikte olduğu erkek tarafından katledildi. Sinem Çeşim, PSAKD Yakacık Cemevi’nde Hakk’a uğurlandıktan sonra Yeni Şeyhli Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    27 yaşındaki Sinem Çeşim, İstanbul’da birlikte olduğu erkek tarafından katledildi. Sinem Çeşim, PSAKD Yakacık Cemevi’nde Hakk’a uğurlandıktan sonra Yeni Şeyhli Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    Toprağa sırlanan Sinem Çeşim’in Elazığ Karakoçan Sarıbaşak Köyü (Zelxider) Sosyal Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde (ZEL-DER) taziyesi olacak.

    KAYY-DER: SUÇLULAR CEZASINI BULANA KADAR SİNEM’İN DAVASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

    Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Ülkenin gündemi her gün değişirken, kadına yönelik şiddet ve katliamlar değişmiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması, 6284 kanunun uygulanmaması cezasızlık, ceza indirimleri erkek şiddetini güçlendiriyor. Kayy-Der olarak; kadına yönelik şiddeti önleyici hiç bir politikanın olmadığı bu ülkede, sorumluları göreve çağırıyor ve suçlular cezasını bulana kadar katledilen tüm kadınların ve Sinem’in davasının takipçisi olacağız” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Zafer Çakmak adlı erkek, evli olduğu kadını ve çocuğunu katletti

    Zafer Çakmak adlı erkek, evli olduğu kadını ve çocuğunu katletti

    PİRHA- Mersin’de Zafer Çakmak adlı erkek, evli olduğu Leyla Çakmak ve oğlu Muhammed Çakmak’ı katletti. 

    Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arpaçsakarlar Mahallesi’nde Leyla Çakmak (50) ile evli olduğu Zafer Çakmak (46) arasında evlerinin bulunduğu binanın önünde tartışma çıktı. Bu sırada, Zafer Çakmak yanında bulundurduğu tabancayla Leyla Çakmak’ı başından vurdu.

    Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri Leyla Çakmak‘ın hayatını kaybettiğini belirledi.
    Zafer Çakmak, olay yerinden kaçarak 8 yaşındaki oğlu Muhammed Çakmak‘ı da silahla vurdu. Çocuk olay yerinde yaşamını yitirdi. Zafer Çakmak’ın aynı tabanca ile kendisine ateş açtığı ve ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

     

    PİRHA/ MERSİN

  • Urfa’da bir kadın katledildi

    Urfa’da bir kadın katledildi

    PİRHA- Urfa’da kendisinden uzun süredir haber alınamayan Leyla Üren adlı kadın yaşadığı evde katledilmiş halde bulundu.

    Urfa’nın Haliliye ilçesinde bulunan Bahçelievler Mahallesi’nde Leyla Üren (43) isimli kadın, yaşadığı evde katledilmiş halde bulundu. Olay Üren’den uzun süredir haber alınamaması üzerine yakınlarının haber vermesiyle ortaya çıktı.

    Üren’in yaşadığı eve giren polis ve sağlık ekipleri, kadını kesici aletle katledilmiş halde buldu. Aslen Diyarbakırlı olan Üren’in Urfa’da yaşadığı kaydedildi.
    Üren’in cenazesi Urfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

    Cinayetle ilgili kimliği henüz öğrenilemeyen 2 erkeğin gözaltına alınarak ilçe emniyet müdürlüğüne götürüldüğü belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de bir erkek birlikte yaşadığı kadını katletti

    Mersin’de bir erkek birlikte yaşadığı kadını katletti

    PİRHA- Mersin’in Toroslar ilçesinde Aybeniz Top isimli kadın, Hasan Fırtına tarafından boğularak katledildi.

    Toroslar ilçesine bağlı Akbelen Mahallesi’nde yaşayan Aybeniz Top (24) birlikte yaşadığı (dini nikahlı) olduğu belirtilen Hasan Fırtına tarafından boğularak katledildi.

    İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

    Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Hasan Fırtına tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    ŞİDDET GÖRDÜĞÜ İÇİN EVDEN KAÇMIŞ

    Hasan Fırtına’nın ağustos ayında katıldığı bir televizyon programında Aybeniz Top’un kaçırılarak zorla tutulduğunu iddia ettiği, birkaç gün sonra programa katılan kadının ise kaçırılmadığını, Hasan Fırtına’dan şiddet gördüğü gerekçesiyle evden ayrıldığını söylediği öğrenildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de bir erkek boşanma aşamasında olduğu kadını katletti

    Mersin’de bir erkek boşanma aşamasında olduğu kadını katletti

    PİRHA- Mersin’in Silifke ilçesinde Veysel Gökten adlı fail, boşanma aşamasında olduğu Ayşe Gökten’i ve kayınbiraderi Resul Gedik’i ateşli silahla katletti.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken bir kadın daha bir erkek tarafından katledildi. Mersin’in Silifke ilçesinde Veysel Gökten adlı erkek, boşanma aşamasında olduğu Ayşe Gökten‘in kaldığı eve giderek Gökten’i ve kayınbiraderini katletti. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

    Ayşe Gökten ve Resul Gedik’in cenazeleri otopsi için morga kaldırıldı. Fail gözaltına alınırken, soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın faili: Pınar hiç susmadığı için şiddet uyguladım- VİDEO

    Darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın faili: Pınar hiç susmadığı için şiddet uyguladım- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de evli olduğu Pınar Bayrak’ı katleden Ziya Ecer hakim karşısına çıktı. Pınar’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevre edindiğini ileri süren Ecer’in uyuşturucudan sabıkası olduğu ortaya çıktı. Olay günü tartışma yaşadıklarını belirten fail, yaşanan tartışmada Pınar’ın hiç susmadığını bu yüzden şiddet uyguladığını öne sürdü!

    Mersin’de 3 Ağustos’ta evli olduğu ve uzun süredir şiddet gördüğü Ziya Ecer tarafından darp edilerek katledilen Pınar Bayrak’ın ilk duruşması öncesinde Mersin Kadın Platformu ve Pınar Bayrak’ın aile fertleri adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da katıldı.

    Platform adına açıklama metnini okuyan Çiğdem Göksoy, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa dikkat çekerek, bunda iktidarın cezasızlık politikalarının etkisi olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddette ihmaller zincirinin olduğunu belirten Göksoy, “Pınar Bayrak ve daha binlerce kadının yaşamını yitirmesine yol açan sistematik cezasızlık politikasının bir sonucudur. İktidarın kadın cinayetlerini önleme konusundaki kayıtsızlığı, kadınların yaşamını değersizleştiren bir sistem inşa etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek gibi adımlar atarak kadına yönelik şiddetle mücadelede geri adım atan iktidar, kadınları şiddetin pençesine daha savunmasız bir şekilde terk etmiştir. Pınar Bayrak ve katledilen tüm kadınlar için devleti derhal etkin yasal düzenlemeler yapmaya ve İstanbul Sözleşmesi’ne dönerek 6284’ü etkin kullanarak bugün bu mahkemeden çıkacak karar ile kadınların yaşam hakkını korumaya çağırıyoruz” dedi.

    “KATİLİN AİLESİ TARAFINDAN TEHDİT EDİLİYORUZ”

    Açıklamada söz alan Pınar Bayrak’ın amcası Yusuf Bayrak, fail Ziya Ecer’in aile fertleri tarafından defalarca kez tehdit edildiğini ancak şikayetçi olmalarına rağmen herhangi bir yaptırım uygulanmadığını ileri sürdü. Pınar’ın katlinde suç ortaklarının olduğunun altını çizen Bayrak, “Yalnızca Ziya Ecer Arafat Ecer, Meryem Ecer, Rozelin Balkan, Bereket Ecer, Ahmet Ercan, Ömer Bayat hepsi dışarıda, bu adalet nerede?” dedi.

    “PINAR BAYRAK SAHİPSİZ DEĞİL”

    Son olarak konuşan Perihan Koca, Pınar Bayrak’ın katledilen diğer kadınlar gibi sahipsiz olmadığını söyleyerek, “Pınar’ın hayattan koparılması yetmezmiş gibi ailesi tehdit ediliyor. Birçok kadın cinayetinde olduğu gibi Pınar’ın katli de erkek yargı dolayısıyla kapatılmaya çalışılıyor. Ancak mücadelemizle buna izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    FAİLDEN ÇELİŞKİLİ İFADELER

    Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya fail Ziya Ecer SEGBİS’le katıldı. Pınar Bayrak’ın uyuşturucu kullandığını, kötü bir çevresi olduğunu ileri süren Ecer’e Mahkeme Başkanı, “Pınar’ın uyuşturucu kullandığını söylüyorsun fakat elimdeki belgelere göre senin uyuşturucudan dolayı sabıkan var” demesi üzerine Ecer, “Diş ağrım geçsin diye kullandım” savunmasını yaptı. Olay gününü anlatan Ecer, “Pınar’ benimle kavga etti. Hiç susmadan tartışınca yüzüne ve kafasına denk gelecek şekilde tokat attım. Ardından banyoya gitti, ses duyunca banyoya gittim Pınar’ın yerde olduğunu üzerinin ıslandığını gördüm. Odaya alıp ıslak kıyafetlerini çıkardım. O sırada bilinci kapalı değildi, sorduğum sorulara cevap veriyordu. Kendine bir türlü gelmeyince arkadaşım Ahmet’i çağırıp hastaneye götürdük” dedi. Öte yandan failin karakolda verdiği ifade ile mahkemede yaptığı savunmanın tamamen çeliştiği dikkatleri çekti.

    Duruşma verilen aradan sonra devam edecek.

    PİRHA/MERSİN

  • KCDP’nin Ekim ayı raporu: 48 kadın katledildi

    KCDP’nin Ekim ayı raporu: 48 kadın katledildi

    PİRHA- KCDP’nin Ekim ayı raporuna göre, 48 kadın katledildi, 23 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Ekim ayı raporunu açıkladı. Rapora göre, Ekim ayında 48 kadın katledildi, 23 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Kadınların 10’u boşanmak istediği, barışmayı, evlenmeyi ve ilişkiyi reddettiği, 3’ü ekonomik, 3’ü intihara sebep olduğu, 1’i hakaret ettiği bahanesiyle katledilirken, 31 kadının hangi gerekçeyle katledildiği tespit edilemedi.

    Raporda, şu ifadelere yer verildi:

    “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor. Türkiye’de kadın cinayetlerini durdurma mücadelemiz 14 yıldır devam ediyor. Platform olarak, ihtiyacı tespit ettiğimiz 2010 yılından itibaren kadın cinayeti verilerini kamuoyuna açıklıyoruz. Bakanlıklar ise kadın cinayeti verilerini maalesef sistematik şekilde tutmayıp paylaşmıyor. Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamakla birlikte, kadın cinayetlerini durdurmak için somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi de devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için de ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)